Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (26 Mayıs 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Bülent konuşalım.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bir resim vardı inşaAllah. Papa ağlama duvarı yolculuğundayken kendisine arkadaşlık eden Yahudi ve Müslüman iki arkadaşına sarılırken bir resmi vardı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, ilgili haberin devamını okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

KARTAL GÖKTAN: Ürdün’den Filistin’e geçen Papa Francis’u Devlet Başkanı Mahmut Abbas resmi törenle karşıladı. Papa İsrail’in inşa ettiği güvenlik duvarında üzerinde özgür Filistin yazısı bulunan bir kısmına elini koyarak dua etti. “İsrail Filistin arasındaki anlaşmazlıkların sona ermesinin ve Ortadoğu’da barış ve güven içinde yaşamanın vaktidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Yeni Papa şahane, bayağı güzel huylu. Ahlakı da iyi, şevki de güzel. Ama Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s) olmadan imkansız. Dünya barışı da, dünya kardeşliği de imkansız. İllaki tek bir beyin, Allah’a bağlı olan tek bir beyin. Bunun dışında olmaz. Üç beyin, beş beyin oldu mu birbirinden ayrı güçler oluşur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, PKK’nın dağa kaçırdığı çocuklarını bırakması için Diyarbakır’da eylem yapan ailelerin sayısı on oldu, inşaAllah. BDP milletvekili Altan Tan da ailelere destek verdi. Yaşı küçük olanların geri gönderilmesi gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Yaşı küçük olanların gönderilmesi. Pek takmaz PKK öyle şeyi. Eğer çocuk orada kalmak istiyorum derse, konu bitti. Ancak çocuk orada diretirse, sorun çıkarırsa olur. Yoksa onun dışında bırakmazlar. En az yüz bin kişi vardır dağda. Tabii.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, dağa kaçırılan çocuklarla ilgili Yasin Aktay da bir yazı yazmış. PKK tarafından dağa kaçırılan çocukların ailelerinin yaptığı protestolara ve HDP, BDP gibi partilerin demokratik özerklik taleplerine değiniyor. “30 yıl içinde ilk defa ailelerin bu şekilde isyan etmeleri çok manidar. 14 yaşındaki çocuklarla beslenen bir hareket sadece terör sorununu işaret eder. Böyle bir ortamdaki demokratik özerklik, hiç kimsenin güvende olmadığı, terör örgütü dışındakilerin ifade ve varlık haklarının kısıtlandığı bir ortamı getirir.”

ADNAN OKTAR: PKK istese böyle bir eylem olmasını da engeller. Yani şu an adamların keyfi yerinde onun için edemiyorlar. Yani üç beş kişiye sıksalar orada konu kapanır. Hiç kimse öyle bir eylem yapamaz. Daha önce öyle yapıyorlardı. Bir köyü olduğu gibi kurşunluyorlardı, dehşet saçıyorlardı insanlar tir tir titriyordu. Şu an biraz yavaştan gidiyorlar kendi kafalarına göre. İsteseler dümdüz ederler. Ona karşı devletin esaslı bir tedbir politikası gerekir. Özellikle eğitim. Darwinist, materyalist eğitimle PKK’yla mücadele olmaz, inşaAllah. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği anlatılması lazım. 

Size dom dom kurşununu çalayım. Mahsun-i Şerif’in çok güzel bir parçası, maşaAllah. Solcu bir genci alnından vurmuşlardı, uzaktan dürbünlü karabinayla. Ağacın üstünden vurdular hatırladığım kadarıyla. O olayın üzerine bu parçayı meydana getirmişti Mahsun-i Şerif. Bir ara yasaklandı hatırladığım kadarıyla. Yasaklanacak bir şey yok bu parçada da. Hiç alakasız yerlerden bağlantı kurup bazen öyle yasaklıyorlardı.

Papa’ya helal olsun. Tam Hz. Mehdi (a.s) ruhunu anlamış bir insan görünümünde. Barışı isteyen, dünyanın huzur içinde olmasını isteyen, kavgaların, savaşın durmasını isteyen bir insan. Ama Hz. Mehdi (a.s) ile de görüşmesine az kaldı gibi görünüyor.

Evet duyalım, konuşalım, muhabbet halinde olalım.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, kardeşlerimizin çok sayıda faaliyeti var maşaAllah. Ankara’dan kardeşlerimiz evde toplanıp sohbet etmişler. Sizin kitaplarınızdan okumuşlar. Kayseri’den kardeşlerimiz Altınçınar Film Festivali’ne gelen Türkan Şoray’a iki adet gül ve Yaratılış Atlası hediye etmişler. Belçika Beringen’deki Ülkü Şenliği’nde kardeşlerimiz sizin kitaplarınızı dağıtmışlar. Şenliğe katılan Ülkücü Yazar Ahmet Aytaç ve Ozan Arif’e de atlas ve diğer kitaplarınızdan hediye etmişler. 23 Mayıs Cuma günü Almanya Clausthal Üniversitesi’nde İslam Barış Dinidir ve Dinsizliğe, materyalizme, radikalizme karşı dinler arası ittifak konulu konferans yapıldı. Katılan diğer din mensupları konferansı çok beğendiklerini ifade ettiler. Konferans sonrası sizin kitaplarınızı dağıtmış kardeşlerimiz. Dün Ankara Sincan’da A9 TV ve Yaşayan Fosiller broşürleri dağıtmışlar kardeşlerimiz. 25 Mayıs Pazar günü üç kardeşimiz Balıkesir’in Gönen ilçesinde 65 adet kitabınızı sergileyip halka hediye etmiş. Bursa’dan kardeşlerimiz ev sohbetinde bulunarak Kuran’dan ayetler ve sizin kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. Gebze’den kardeşlerimiz 23 Mayıs Cuma günü evde bir araya gelip Kuran’da Tebliğ ve Tartışma kitabından bölümler ve Kuran’dan ayetler okumuşlar. Ayrıca iman hakikatleri üzerinde konuşup çalışmaları hakkında istişare yapıp topluca dua etmişler. Ankara’dan bazı kardeşlerimiz Gençlik Parkı’nda çoğunlukla askerlere sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Çok memnun olmuş kitap verdikleri kişiler maşaAllah. 18 Mayıs tarihinde kardeşlerimiz Bursa’nın Gemlik ilçesinde 80 adet kitap ve 20 adet CD dağıtımının ardından, bir kardeşimizin annesinin evinde yemek yemişler, Kuran okuyup, sohbet etmişler. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz Cumartesi günü 420 adet Yaşayan Fosiller ve A9 TV broşürü dağıtmışlar. Pazar günü de evde toplanıp sizin kitaplarınızdan ve Kuran okuyarak sohbet yapmışlar. 24 Mayıs Cumartesi günü Darıca’da piknik yapanlara sizin kitaplarınızdan yaklaşık 200 adet hediye edilmiş. 25 Mayıs günü Rize’den bir kardeşimizin katılımıyla Trabzonlu kardeşlerimiz Bayburt ilinde çoğunluğu üniversite öğrencileri olmak üzere, esnafa, camilere ve vatandaşlara 1100 adet kitabınızı dağıtmışlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: 1100 adet, Allah Allah. Allah Allah manevi fetih. MaşaAllah. Cenab-ı Allah onları cennet kuzusu yapsın, hepsini. Cennet sohbetlerinde, cennet bahçelerinde, cennet sofralarında, cennet insanı olarak sonsuza kadar Allah yaşatsın. Kalplerine Kendi sevgisini çok güçlü, sarsılmaz olarak koysun. Her türlü vesveseden, şeytanın her türlü müdahalesinden Allah onları korusun. Tabii ki imtihandır, vesveselere şeytan insana musallat olduğu yerde zaten imtihan ortaya çıkıyor. İman vesveseye ve şeytana karşı mücadelenin adıdır. Yani şeytanla, vesveseyle mücadele etmenin adı imandır. Zaten imtihanın sırrı da odur. Allah güç kuvvet versin. Şevklerini arttırsın. Nurlarını arttırsın. Ufaklıklar şeker, bal, kaymak. Onları bir yakından göreyim ben. Allah bir de süslüyor da bunları maşaAllah. “Giyimlikler var ettik” (Nahl Suresi, 81) diyor Cenab-ı Allah. Giyimliği var eden de Allah. Çocukları çocuk gibi süslüyor. Kadınları kadın gibi süslüyor. Delikanlıları delikanlıya yaraşır şekilde Allah süslüyor. Makyajı yaratan da Allah’tır. Elbiseyi yaratan da Allah’tır. Sevdiren de Allah’tır. Mesela makyaj yapardı, adamın ödü kopardı makyajı görünce. Makyajı Allah beğendiriyor.

Yalnız pozlar da mükemmel. Saç modelleri, kıyafetler, duruşlar, bütün detaylar mükemmel.

Ne büyük eğlence, nimet, zevk. Mesela bir kişiye kitap veriyorsun, bu eğlencedir aynı zamanda. Hep ibadet ama kalbi ferahlatan bir eğlence. Çünkü deccali köşeye sıkıştırıp perişan ediyorsun. Binlerce insanın imanına vesile oluyorsun. Bir kitap zincirleme etki yapar. Ondan ona, ondan ona. Yarım hocalar çok güzel tebliğ yaparlar. Tam hocalar pek tebliğ yapmaz, yarım hoca. Onlar çok şevkli olurlar biraz bir şey okudu mu, hemen birine anlatmak ister. En iyi tebliğ yapan onlar oluyor.

Şeker fazla yememek lazım. Bütün bilim adamları ittifakla, “Aman aman şekerden kaçının” diyor. Ben mesela böyle bir şey bilmiyordum. Biz sofraya oturduğumuzda reçeller olurdu, kurabiyeler olurdu, çay zaten muntazam. Kurabiyeyi onun içine batırırız. Kekeler falan. Tereyağı zaten vazgeçilmez bir olaydı. Sonra baktık hepsi yanlışmış. Pekmezler falan zararlıymış. Hayret.

ECE KOÇ: Allah sevenlerle birlikte yarattı demiştiniz geçen gün.

ADNAN OKTAR: Tabii. Kuran’la, sevdiklerimizle, namazımızla birlikte yaratılıyoruz. Adam rastgele buldum sanıyor. Öyle bir şey yok.

BEYZA BAYRAKTAR: Sen gençleşirken, onlar yaşlanıyorlar, münafıklar elhamdülillah maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. MaşaAllah.

Kenan kardeşimiz yazmış. Kenan diyor ki; “Biraz kafa dağıtalım. Açalım A9’u” diyor.

“Hocam şu tesettür ayetini bir de siz tefsir eder misiniz?” Çok fazla anlattık ama herhalde sonradan dahil olan kardeşlerimiz.

“Bende bir duygu var ki; sanki dünyada herkesten çok, ben sizi seviyorum. Bu nasıl bir şey? İyi mi, kötü mü Hocam? Cevaplarsanız ben de cevabımı bulmuş olurum Sultanım” diyor. Şimdi bunu kız arkadaşlarımın burada söylesem, onların hiçbiri bunu kabul etmez. Bir rekabet var sevgide.

Şu internet konusunu Tayyip Hocam bir düzeltse yani heykeli dikilir. Şahane olur.

“İmanımın vesilesi bir tanem, Allah beni senden ayırmasın. Oradaki erkek talebeleriniz gitsin. Sadece biz hanımlar kalalım” diyor maşaAllah. 

“Kadını, Allah’ın Cemal isminin tecellisi, dünyanın süsü görüp şükredenler in, kadınlara karşı kullanılmış paçavra muamelesi yapanlar da kaybettiler” diyor inşaAllah. “Şükredenler in” demiş. “Onlar da kaybettiler” diyor, inşaAllah.

“En bir tanem, senin o güzel yüzünü her gün görmek büyük nimet. Seni yaratan Rabbime hamdolsun. Seni bize gönderen Rabbime hamdolsun. Esra ve Gamze seni çok ama çok seviyor” diyor. MaşaAllah ben de onları seviyorum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan yeni makaleniz şu şekilde. Burma Times isimli gazetede “Farklılıklar zenginlik haline getirilebilir” başlıklı yazınız yayınlandı. Tüm dünya üzerindeki Müslümanlar’ın farklılıkları güzellik kabul ederek sevgi ahlakıyla birlik ve dost olmalarını söylüyorsunuz. Yemen’in başkenti Sana’da yayınlanan İngilizce National Yemen Gazetesi’nde ve internet sitesinde; Ortadoğu’da aşiretleşmiş eyaletler yerine eyalet etkisinde aşiretler olabileceğini, Yemen’deki Müslümanlar’ın tüm kardeşleri için hayırlarda yarışmalarını, ülkede demokrasinin böyle sağlanabileceğini açıklıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, yurt içinde, yurt dışında nefes almadan mükemmel bir tebliğ faaliyeti var. Bu başarıyı veren Cenab-ı Allah. Bu kadar çok gazetede, bu kadar çok televizyonda bu kadar kapsamlı yayın olması harika maşaAllah.

Fatih Bayhan, “Cumhuriyet tarihinde bir başbakanın bir grup toplantısında elini açıp dua ettiğini neredeyse hiç görmemiştik.” Evet Fatih Bayhan. Ben görmedim. Olabilir de yani dua eden gördüm de el açıp dua eden, mecliste yahut bir resmi açılışta hatırlamıyorum. Ama vardır tabii ki, olabilir, mümkün. Atatürk vardır, mecliste elini açıp dua eden, maşaAllah. Hatırladığım Erbakan Hocam da olabilir. Erbakan Hocam öyle şeyden çekinen birisi değildi. Ama Erbakan Hocam da Tayyip Hocam’ı yetiştiren kişi yani. Yolu yordamı öğreten o zaten.

“Evet evet polise vatandaşını vurdurtan BBD hiç görmemiştik.” Ümit Toksöz. Polise “git vatandaşı vur” demiyor ki Başbakan. Şu mantık mı yani? Polis kendini savunuyor. Cayır cayır yakıyorlar polisleri. Kiminin gözünü kör ettiler. Kiminin kafasını dağıttılar. Kimini şehit ettiler. Can havliyle kendilerini koruyorlar. Bazen hakikatten kurşun sekiyor, bu tip olaylar oluyor. Ama buna da tedbir alınıyor. Polis hiçbir zaman için bir insanın ölmesinden mutlu olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam dünyaca tanınmış 201 İslam alimi, Mısır halkına Sisi’nin aday olduğu seçimleri boykot etmeleri için çağrı yaptı. Seçime katılmanın dine aykırı ve haram olduğunu belirttiler.

ADNAN OKTAR: Ne de dinlerler ya onları. Halk dinlemez onları, seçime katılırlar. Böyle de bir şey olmaz. Adam cumhurbaşkanı da olur. Müslümanlar’ı asarlar da yani.

AYLİN KOCAMAN: Mısır’da tıpkı Mübarek dönemi gibi Sisi’nin bayağı yüzde 90 üzerinde alacağı tahmin ediliyor.

ADNAN OKTAR: Ezer geçer tabii ki. O partililer, destekleyenler falan, yani Müslüman kardeşlerin epey bir bölümü adama oy verirler söyleyeyim. Kuvvet neredeyse yelpaze oraya gidiyor.

DAMLA PAMİR: Hocam, bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Tabii, rica edeyim.

DAMLA PAMİR: Kartal Belediyesi sokak kedileri ve sokak köpeklerinin beslenip su içebilecekleri paslanmayan çelikten bölmeleri olan özel kutular yaptırmışlar.

ADNAN OKTAR: Hay Allah razı olsun çok güzel. Bir daha oku bu haberi.

DAMLA PAMİR: Kartal Belediyesi sokak kedileri ve sokak köpeklerinin beslenip su içebilecekleri paslanmayan çelikten bölmeleri olan özel kutular yaptırtmış. Vatandaşların elindeki pet şişelerde kalan suların boşaltılmasıyla dolan haznelerden hayvanlar istedikleri gibi su içebileceklermiş. Ayrıca geri dönüşüm kutularının içine her pet şişe atıldığında aşağıya mama verme mekanizması harekete geçip mama tabağını dolduruyor.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Hay Allah razı olsun. Kim oranın belediye Başkanı? O kimse çok mübarek bir insanmış. Allah razı olsun ondan.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Kartal Belediye Başkanı Op.  Dr. Altunok Öz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hangi partiden?

BÜLENT SEZGİN: CHP Hocam.

ADNAN OKTAR: Mükemmel helal olsun. Helal olsun. Ben oyumu gider ona veririm ben size söyleyeyim. Bu kedi köpek olayı çok önemlidir. Kediler rahatça su içiyorsa bir yerde, rahatça da mama buluyorlarsa konu bitmiştir.

ECE KOÇ: Hocam İsrail’den misafirimiz gelmişti bir hanım Likud Partisi’nden, Nişantaşı’na gitmiştik birlikte, orada kedi evlerini gördü çok hoşuna gitti. Bayağı uzun uzun durdu, baktı, resimlerini çekti. “İsrail’de de bunu mutlaka yapalım” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Çok önemli. Bir ülkenin kedisi ve köpeğinin huzuru, rahatlığı, konforu bütün milletin mutluluğuna vesile olur. Çünkü ağzı yok, dili yok. Ne yapsın yani, ne desin? Ancak miyavlıyor. Susuyor su bulamıyor, yiyecek arıyor yiyecek bulamıyor. Mutlu olduklarında biz mutlu oluyoruz, onlar mutlu olduğunda. El kadar hayvan, rahat etsinler. Bir avuç bir şeyle doyuyor zaten.

Allah için yaşıyorum. Gece gündüz Allah hep aklımda. Mesela bak evlenmedim Allah için. Okulda sabahtan akşama kadar tebliğ yapıyordum Allah için. Hayatımı tehlikeye attım Allah için. Hapishaneye girdim Allah için. Tımarhaneye girdik Allah için. Bu kadar çok it kopuğun, ahlaksız karaktersizin çirkin sözlerine muhatap olduk Allah için. Birçok kanı bozuğun, birçok karaktersizin çirkin yakışıksız sözlerine muhatap olduk Allah rızası için, inşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam şerefli hayatınız maşaAllah. Biz sizin hayatınızı bildiğimiz için, Allah rızası için yaşadıklarınızı bildiğimiz için çok seviyoruz sizi, o yüzden yarış halinde sevgimiz size karşı elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

ERDEM ERTÜZÜN: Hocam bir ayette Yüce Allah şöyle buyuruyor; “Benim namazım, ibadetim, dirimim ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En'am Suresi, 162)

ADNAN OKTAR: Ali Haydar ismi nerede geçse o türkü şahane oluyor. İlla ki o Haydar’ı duyacağız yani Ali Haydar. Tam delikanlı ismi. Alevi kardeşlerimiz hep çocuklarına Ali Haydar ismini koyarlar. Ama çok heybetli isim hakikaten Ali Haydar, çok güzel.

Evet dinliyorum.

DAMLA PAMİR: Hocam Mavi Marmara Gemisi’ne saldırı davasında, dönemin İsrail Genel Kurmay Başkanı da aralarında bulunduğu dört sanık hakkında yakalama kararı verilmiş. Öte yandan mahkeme heyeti dört sanık hakkında kırmızı bülten çıkarılması için ilgili kurumlara yazı yazılmasına karar vermiş.

ADNAN OKTAR: Nasıl olacak? Anlaştık falan diyorlardı. Kırmızı bülten olursa, yurt dışına çıkarsalar alır getirirler Allahualem. Yurt dışına çıkamazlar o zaman. Türkiye böyle bir şeyden vazgeçemez kanunen. Yani kendi isteğine bağlı öyle bir şey yapamaz.

Dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam İstanbul’da bir kot taşlama atölyesinde çalışan üç çocuk babası Murat Sevgial akciğer solunum rahatsızlığı silikozisten ötürü dün vefat etti. Kendisi de bir silikoliz hastası olan Sevgial’ın bir çalışma arkadaşı “bu işten önce çok sağlıklı olduklarını” ve “devletten çözüm beklediklerini” ifade etti.

ADNAN OKTAR: Vardır çözümü. Bunu daha çok gündemde tutalım. Ben bunu zaman zaman duyuyorum. Çok acı bir şey bu. Maden kömürleri de aynı, bunlar da aynı. Çok korkunç, Allah vermesin. Düşünmek dahi istemiyor insan. Acı bir olay olduğu için.

BÜLENT SEZGİN: Hocam PKK’nın bombalı eyleminde 6 yıl önce oğlu şehit olan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat; “Dağa çıkanlarla gurur duymalısınız” diyen HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’a  çağrıda bulunarak; “Eğer çok gurur duyuyorsan dağa gidenlerle, bir tane kızın var onunla birlikte dağa çık diyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Anti komünist, anti Darwinist ilmi faaliyet yaparsın, en güzel cevap budur. Dağda adamlar akademi kurmuşlar, eğitiyorlar binlerce genci. Sen de eğit, sen de evinde eğit, mahallende eğit, kahvede eğit. Sadece seyretmekle olmaz. 

Dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan Almanya dönüşü, “Okmeydanı,  DHKP-C terör örgütü başta olmak üzere bazı örgütlerin bir kuluçka yuvası haline geldi” demişti. Okmeydanı’ndaki bazı evlere operasyon düzenlendi, 43 kişi gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Evet. Gözaltına almakla olmaz. Eğitim ile olur. Devlet Darwinist, materyalist eğitimi bırakacak. Hükümet Darwinist, materyalist eğitimi durdursun. Anti komünist, anti Darwinist eğitim gençlere verilmesi lazım. İman hakikatlerinin, Kuran mucizelerinin anlatılması lazım. Tabii onu hükümet yapamaz da, onu bizler yaparız ama diğer kısmı durdurabilir istese devlet. Yani Darwinist, materyalist eğitimi verir ama cevabını da verir, bilimsel cevabını. Bilimsel cevabı yok. Tek yanlı eğitim var. Ondan sonra nereden çıktı komünistler? Tarladan çıkmıyor. Bu eğitimin sonucu oluşur o.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Hocam Twitter’da Omeydanı’ndaki terör örgütleri operasyonundan bir kareymiş gibi paylaşılan bir resim var. Bu da sanki Alevi kardeşlerimize yönelikmiş gibi paylaşılıyor. Halbuki Irak’taki bir operasyondan 2010’dan kalma bir resim. Böyle bir provokasyon var.

ADNAN OKTAR: Bakayım. İnsaf. Hakikaten hiç alakasız. Aleviler candır ve çok uyanıktır Alevi kardeşlerimiz. Öyle çocuksu oyunlar, çocuksu kandırmalar onlara etki etmez.

Ferhat Yurdan; “Yüz binlerce hayvanın dini referanslarla kesildiği bir ülkeden mi bahsediyorsunuz? Kim inanır?” diyor. “Bu ülkede hayvanlar mutlu ve güzel yaşıyorsa, kediler, köpekler güzel yaşıyorsa o ülke güzel bir ülkedir” sözüme karşılık “yüz binlerce hayvanın dini referansla kesildiği bir ülkeden mi bahsediyor sun? Kim inanır?” diyor. Herhalde bu etyemez takımından. Ama hasta olursun sonra. Tabii. Yani bisküviyle şununla bununla idare ediyorlar. Çok tehlikeli. Mutlaka güzel kuzu eti, koyun eti yiyeceksin. Dana eti yiyeceksin. Allah onları onun için yaratıyor aynı zamanda. Ama “kediyi kes de ye” demiyor Cenab-ı Allah. Onun için mesela koyun, kuzu, keçi, sığır yaratmış Cenab-ı Allah. Ve onları da insanlara bir nimet kılmış, Kuran ayetiyle açık. Dinsiz kesmiyor mu? Dinsiz de kesiyor. Çin’de hayvan kesiliyor. Rusya’da da mesela birçok dinsiz var, onlar da kesiyorlar. Yani din ile dindar olmamakla alakalı değil. Hayvani protein insanın yaşaması için çok önemli bir madde. Öbür türlü insanlık yok olur. Allah öyle yaratmış. Bunda şaşılacak bir şey yok. Balık da yemez bu. Balık da mı yemiyorlar? Bunlar ne şeker. Getirsinler ben yerim balık. Izgara böyle güzel. Tavuk da yemiyor, hiç bir şey yemiyorlar. Olmaz. Hasta olurlar. Zihni de, beyni de sağlıklı çalışmayabilir, bedeni de sağlıklı çalışmaz. Çok tehlikeli. Et, hayvansal protein çok hayati bir ihtiyaçtır. Hiç kimse öyle bir maceraya girmesin. Hayvanları seviyor olman güzel. Hayvan kesildiğini bilmez. O insan gibi değildir, onların şuuru kapalıdır. Ben acıdığını düşünüyorum, şefkatle yaklaştığını düşünüyorum ama Allah onlara öyle bir kolaylık yaratmış. İnsan gibi değiller onlar, varlığının farkında değil onlar. Şuuru kapalıdır hayvanların dolayısıyla kesilme acısı yahut kesilme korkusu onları bilmezler. Allah nimet olarak da yarattığına göre gönlün rahat olsun. Izgarayı yap ekmeğin arasına koy, ye.

 Rabno Runi Bey, Pampurani. Ne biçim isimler veriyorlar kendilerine. “Allah için yaşıyorum. Hapishaneye girdim Allah için. Akıl hastanesine girdim Allah için, birçok iftiraya maruz kaldım Allah iğin” diyor, sözümüze karşılık “Hapishaneye, akıl hastanesine niye girdin?” diye soruyor. Hz. Yusuf (a.s) niye girdi hapishaneye? İftira ile girdi değil mi? Mümin imtihan oluyorsa, hapishaneye iftira sonucu giriyorsa, sevap alması içindir. Allah tarafından özel yaratılır. Hz. Yusuf (a.s)’ın sevabını alsın onun sünnetini yaşasın diye. Hatta “Hz. Mehdi (a.s), Hz. Yusuf (a.s)’a benzer” diyor peygamberimiz (s.a.v). Hapis cihetiyle. “Diğer peygamberlerin adeta özetidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bütün peygamberlere akıl hastası demiştir. Hz. Mehdi (a.s)’a da denecektir.  Ben de talebesi olduğuma göre, ben de o şereften şerefyab olacağım.

GÖKALP BARLAN: Yüce Rabbimiz Ayette şöyle buyuruyor. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Daha öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız.” (Bakara Suresi, 214)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

YASEMİN  AYŞE KİRİŞ: Başka bir ayette de şeytandan Allah’a sığınırım “Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın” (Ahzab Suresi, 62) diyor Allah.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah.

“Aşkım bir tanem, hayatım iki döneme ayrıldı. Seni tanımadan önce ve seni tanıdıktan sonra. Allah hiç ayırmasın bizi birbirimizden” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Aslında hepimiz için öyle.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Sizi büyük bir beğeniyle izliyoruz. Yalnız size Ferdi Tayfur Fun olarak çok kırgınız. Sohbetlerinizde Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses’e değiniyorsunuz ama Ferdi Tayfur Babamız’ı anmıyorsunuz. Ferdi Baba’dan söz etmeniz bizi çok sevindirecek. Sohbetlerinizin devamı dileğiyle” Ferdi Baba Fun’dan Mehmet.

AYLİN KOCAMAN: Daha birkaç gün önce andınız.

ADNAN OKTAR: Evet.  Yeni söyledim. İyi ki de söylemişim. Yoksa Ferdi baba Fun, yani.

TUBA BABUNA: Ferdi Tayfur da biraz yalnız bırakılmış galiba Hocam. Şu an hasta, evinden çıkmıyormuş dışarı pek. Tekmiş, tek yaşıyormuş galiba.

ADNAN OKTAR: Kardeşler ilgilensinler onunla. Doktor Cihat, Oktar arasın. Yazık günah. Çok dindar efendi bir insan o. Yani onu üzmek, rencide etmek, yalnız bırakmak çok çirkin olur. Öyle sanatçı çok nadir şu an.

Bence bu gün bu kadar yeter. Yarın devam ederiz inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü