Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (1 Haziran 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Hoş geldiniz.

Ahmet Öncü Kıyaseddin Tellioğlu, “Adnan Oktar, ne olur önce sizin mahalleye yapılsın sevgi kalekolları.” Sevgi olmazsa kalekol tabii ki dehşet saçan bir sisteme dönüşür. Yani sevgi varsa olur. Sevgi yoksa kalekol; bakanın kanı iliği çekilir. Yani eski sistem gibi olmuş olsa Allah esirgesin işkencenin, ölümün adı. Mesela dağda yürürken bir kalekolla karşılaşıyorsun, aklına ölüm, dehşet, şiddet geliyorsa bu çok korkunç bir şey. Bu olmaz. Ama bahçesi açık, çocuklar oynuyor, güvenlik yeriyse, askerler orada rahatça güneşleniyorsa, geziniyorlarsa bu çok güzel.

Heval 47, Kazimas 47. “Adnan Oktar, Adnancığım, Adnan Hocam, Rojava’dan bahsetmişsin ama unuttuğun bir şey var. Destek verdiğin AKP IŞİD’in en büyük destekçisi.” AxAx. Ne demek o?

Şimdi sizlere bir cevaplar verelim de rahatlayın. Bir kere Kürdistan diye bir yer hiçbir şekilde olmaz. Bunu unutun. Böyle bir şeyde kıyamet kopar, dünya kalmaz. Dünya kalmaz ki Kürdistan olsun. Amerika, Rusya hiçbir yer kalmaz onu söyleyeyim. Bunu unutacaksınız. Bak, yeminle söylüyorum böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Allah adına yemin ediyorum. Dünyada taş taş üstünde kalmaz, kıyamet kopar onu söyleyeyim.

“Siz hepiniz tek..” Kardeşim, bir kere Kürt milleti, Kürt kavmi bizim zaten benim kardeşlerim. Bak, burada birçok kardeşim var benim, şu an burada. Nerede siz biz bilmem ne falan? Irkçı kafayı bırakın, ırkçı ağzı. Irkçılık bitti. 2014 yılında oturmuş ırkçılık yapıyorsunuz. Avrupa’da, dünyada her yerden kazınmış bir sistem. İnsanların nefret ettiği bir sistemdir ırkçılık. Kürt ırkçılığını bırakacaksınız. Kürt, Türk, Laz, Çerkez hepimiz Hz. Adem (a.s)’ın evlatlarıyız.

“Ağrı’yı komünistlere teslim ettiniz, yazıklar olsun.” Bir kere Ağrı’nın yüzde 99’u nur gibi Müslüman’dır. Havalara uç istersen sen ne yaparsan yap imandan vazgeçmezler. Nereye seviniyorsun? Hepsi helale harama dikkat eder. Hepsi namazında niyazında, git Cuma namazında bak bütün camiler çaka çaka dolu. Nasıl komünist oluyormuş onlar öyle? Ağrı da, Güneydoğu da, bütün Türkiye’de, bütün dünya da bizim, inananların, bunu bileceksiniz. Boş yere seviniyorsunuz.

“Adnan Hoca Efendi, bu toprakların gerçek sahipleri kazandı.” Bu toprakların gerçek sahibi Allah’tır. Gerçek sahibini beş, on yıl sonra göreceksiniz. Allah olduğunu göreceksiniz. Ve Allah’ın seçtiği kullar olduğunu göreceksiniz, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Seçimden önceki hafta da PKK sokaklarda geceleri özellikle olay çıkarmışlardı, arabaları yakmışlardı.

ADNAN OKTAR: Proje o kadar net işledi ki. Bak haftalardan beri kan gövdeyi götürüyor. Şimdi sakinleşirler. Çünkü gövde gösterisi yaptılar. ”Öyle olursa böyle olur, ona göre” falan gibisinden. Bu zor bir şey değil ki. Mesela köylerde korucular, sırf köylerde koruculuk sistemi tahkim edilmiş olsa Ağrı’yı ezer geçer alırdı AK Parti. Bütün korucular nur gibi delikanlılar, nur gibi insanlar. Ne güzel onlara bir kazanç kapısı, değil mi? Bir de Güneydoğu halkı sever öyle hayatı, delikanlılığı falan. Dağlarda olsun falan böyle, yiğitlik olsun mayasında ruhunda vardır yiğitlik, delikanlılık, efelik. Efe olsunlar işte, devletin parasıyla efe olsunlar. Hakkı hakikati savunsunlar. Koruculuk sistemini dağıtmanın ne anlamı var? Ne mantığı var? Zaten bir yardım yapmak için bahane arıyoruz, al sana bahane işte hazır. Bin kişilik köy, yüz kişiyi korucu yap. Para gidiyorsa bereketi gelir. Helal olsun benim canlarıma. Çocukların ayağında çorap yok. Araba lastiğinden yapılmış simsiyah ayakkabılar giyiyor çocuklar. Korucular arabayla getirtirler o zaman ayakkabı getiriler, komşularına dağıtırlar. Bereket gelir, güzellik gelir. Bütün korucular nur gibi delikanlılar, nur gibi insanlar. Ne güzel onlara bir kazanç kapısı. Bir de Güneydoğu halkı sever öyle bir hayatı, delikanlılığı. Dağlarda olsun böyle, yiğitlik olsun. Mayasında, ruhunda vardır yiğitlik, delikanlılık, efelik. Efe olsunlar işte. Devletin parasıyla efe olsunlar. Hakkı hakikati savunsunlar. Koruculuk sistemini dağıtmanın ne alemi var? Ne mantığı var yani? Zaten biz yardım yapmak için bahane arıyoruz. Al sana bahane, işte hazır. Bin kişilik köy, yüz kişiyi korucu yap. Para gidiyorsa bereketi gelir. Helal olsun benim canlarıma. Çocukların ayağında çorap yok. Lastik simsiyah, araba lastiğinden yapılmış simsiyah ayakkabılar giyiyor çocuklar. Korucular arabayla getirttirirler o zaman çocuklarına, ayakkabılar getirttirirler, komşularına dağıtırlar. Bereket gelir, güzellik gelir. Fakire fukaraya para dağıtmak berekettir, güzelliktir. Kuran buna hep işaret eder. Onlardan kısmanın da uğursuzluk getireceğini söylüyor Allah ayette. Ver, dağıt. Yok işte bilmem ne tesisi yapacağız. Tesis isteyen yok. Önce Güneydoğu bir ferahlasın, kardeşlerimiz bir rahatlasınlar.

“Kürdistan.” Bir kere Kürdistan diye bir üslup kullanıyorsa bir insan, diğer insanları nasıl seviyor? Diğer kavimleri nasıl seviyor? Her yerin Kürt olmasını istiyor. Bu nasıl bir insanlık anlayışı? Bu nasıl katı bir ırkçılık? Laz da olsun, Çerkez de olsun. Gürül gürül her yer sıcak, sevgi dolu, insanca yaşanan bir yer olsun. Kürt müsün, değil misin? Eskiden sorarlardı; “Sağcı mısın, solcu musun?” Böyle laf olur mu?

KARTAL GÖKTAN: Hocam Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Tapantepe mevkiinde bir grup eylemci yola barikat kurarak trafiği kapattı. Göstericilere müdahale etmek isteyen Jandarma Özel Harekat Timleri’ne çevredeki tepelerden PKK’lı teröristler tarafından uzun menzilli silahlarla ateş açıldı. Dört askerimiz yaralanarak gazi oldu.

ADNAN OKTAR: Bu şartlarda bunlar yapılırsa halk da güçlüden yana oluyor. Devlet gücünü göstermiş olsa bunlar olmaz. Abdullah Öcalan da “Sakın süreci bozmayın, tıkır tıkır gidiyor işler” diyor. Çünkü o Güneydoğu’nun savaşsız elde edileceğini düşünüyor. “Yavaş yavaş rayına oturttururuz, olay çıkmadan komünist Kürdistan oluşur” diye düşünüyor. Dindar halkla adeta alay eder gibi bir söz bu.

İbrahim Halil Baran; “Kesinlikle haklısın” diyor “bölündüğümüzde oranın adı Türkiye olmayacak, Türkiye; Ankara ve çevresinden müteşekkil olacak.” Bütün dünyadaki devletlerin hedefi bu. Niyeyse kafayı Türkiye’ye bir taktılar. Ama Türkiye büyük bir güç olacak, bunun farkında değiller. Kaderin sevkiyle Türk Milleti’ni acayip biliyorlar, müthiş güçlendiriyorlar. Millet bunun heyecanıyla, bunun bilenmesiyle müthiş bir güç kazanıyor bilinçaltında. Kolay kolay Türkiye’yi paramparça edeceklerine inanmışlar. Bak “Ankara ve çevresi” diyor. Aslında onu da düşünmüyor, orayı da parçalamayı düşünüyorlar. Gençliği Darwinist, materyalist yetiştirecekler kendi kafalarınca. Komünistleri güçlendirecekler, bastırıp geçecekler. Yok öyle bir şey.

Engin Temizer; “Nedir sizin bu Kürdistan düşmanlığı? Bir de bize din dersi veriyorsunuz. Biz Kürdistanlı olarak size nasıl inanalım?” Bir kere Kürdistan düşmanlığı diye bir konu yok. Kürdistan diye bir şey yok zaten. Yani olmayan bir şeyin ne düşmanlığı olacak? Ayrıca ben düşmanlıkla halletmem. İlimle, irfanla, akılla hallederim. “Bize din dersi veriyorsunuz, bir Kürdistanlı olarak.” Ben sana bir Müslüman olarak din dersi veriyorum. Hz. Adem (a.s)’ın evladı olarak din dersi veriyorum. Sen de Hz. Adem (a.s)’ın evladı olarak dinliyorsun. “Kürdistanlı olarak” niye ırkçı olarak dinlemen gerekiyor? Niye Müslüman olarak dinlemen yeterli olmuyor? Kürdistanlı olmazsan dinleyemiyor musun? O zaman oradan birisi de çıkacak;  “Biz Lazistanlı’yız nasıl dinleyelim?” “Biz Çerkezistanlı’yız nasıl dinleyelim? Bu mantık, mantık mı böyle? Irkla ne alakası var dinin? “Arap’ın Acem’e, Acem’in Arap’a üstünlüğü yok “diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Üstünlük ancak takva iledir” diyor. O cahiliye kafasını Peygamberimiz (s.a.v) ayağının altında ezdi. Daha hala aynı kafadasınız.

 OKTAR BABUNA: Allah Hocam Kuran’da “Cahiliyenin öfkeli soy koruyuculuğu” (Fetih Suresi, 26) diyor inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir duyuru yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Yeni programımız “Artı Eksi Dünya” bu akşam ve her pazartesi saat 21:30’da, Türkiye ve dünya gündemindeki tüm olaylar, güncel olayların tarihsel gelişimi, günümüzdeki gelişmeler, Aylin Kocaman ve Didem Ürer arkadaşlarımızın yorumlarıyla A9 TV’de olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam inşaAllah.

Muhabbat İshak; “Evet Hocam biz de öyle diyoruz. Kürdistan zati Türkiye’nin içinde değil işgal ettiği yerde. Hem fikiriz, teşekkürler.” Türkiye bir yeri işgal etmiş değil. O kafayla o zaman Lazistan’ı da dersin sen, Çerkezistan’ı da dersin, Arabistan’ı da dersin. Türkiye’de en az yetmiş çeşit kavim vardır. Hepsi bu Türkiye’nin sahibidir. Hepsi de mümindir, kardeştir. İç içe huzur içinde biz yaşıyoruz. Bu komünist fitnenin ortaya attığı ırkçı bir kafadır. Böyle bir oyuna gelmeyin. Bir de Kürdistan diye ayırıp, zaten oradan asıl nemalanmak istedikleri yola çıkacaklar. Ayırıp sonra perişan edip, sonra orada Kürt diye bir şey bırakmayıp, orayı işgal etmeyi düşünüyorlar. Çünkü tek başına gücü yetmez. Çok acayip bir sistem olacak o. Sen ayıracaksın Kürt kardeşlerimizi, ayrı bir devlet olarak göstereceksin. Oraya adam saldırdığında Türkiye’nin söyleyecek bir sözü kalmayacak. Orası ayrı bir devlet diyecek. Orayı işgal ettiğinde de Türkiye’nin bir sözü kalmayacak. Kitle katliamı da yapıldığında da sözü kalmayacak. Böylece Kürt diye bir şey bırakmamayı da düşünüyorlar. Yani kendi kafalarınca, böyle bir oyuna doğru dünyayı sürüklemek istiyorlar. Ama bunu yapanlar da bayağı hırslı ve kinli sevgisiz insanlar. Bu arkadaşlar bunun farkına varmadıkları için sanki böyle maç muhabbeti gibi görüyorlar bunu. Yani tehlikenin farkında değiller. Başlarına gelecek riskin, tehlikenin, belanın farkında değiller.

Ertur “Türkiye’nin içinde Kürdistan diye bağımsız bir yer hiçbir zaman olmayacak. Allah adına yemin ediyorum olmayacak bunu unutsunlar” sözüne karşılık Ertur Yılmaz Beştepe “Oldu bile. Bağımlı, ileride başını bırakacağız bağımsız olacak.” Şimdi bir şey diyecektim ama demeyeyim. Cinayetle yükümlü bir insan müebbet hapis aldıysa onu yatar. Böyle bir şey olmaz. Olsa şu ana kadar olurdu. Yani boşa beklemiş olursun.

“AKP’ye oy istemekle en büyük ırkçılığı yapmadın mı?” AKP’nin ırk iddiası yok. Yani AKP mühim yönlerinden birisi bu. Irkçı değil AKP. Irkçı bir söylemi varsa söyleyin. Ben eleştireyim. Ben duymadım. Neye göre yani? Yetmiş kavim vardır Türkiye’de en az; “hepsini bir arada yaşatalım” diyor AK Parti.

Zümrüdü Anka; “Allah’ım sen sabır ver. Başladı yine Tayyip Hocam demeye” diyor. “Başladı yine.” Çok komikler bunlar.

Özetle Irak’ta da olsun, Türkiye’de de olsun, İran’da da olsun, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin hepsi dindardır. Dindar adamı sen zorla komünist yapamazsın. Boşa uğraşıyorsunuz. Allah’tan korkan, Allah’ı seven adamı nasıl komünist yapacaksınız? Abdullah Öcalan bunu gördüğü için “Ey mümin kardeşlerim” diye hitap ediyor. “La ilahe illAllah Muhammed Resulullah” diyor. “Abdullah Öcalan Mehdi” diyorlar. Demek ki Mehdilik damgasını vurmuş. Demek ki Mehdilik damgasını vurmuş. 

İdris Şengil; “Türkiye’nin içinde bağımsız Kürdistan olmasından biz de yana değiliz. Kürdistan’ın içinde bağımsız bir Türkiye’den yanayız” diyor.

Azerbaycan; Türkiye’den farkı yok ki. Yani bir kavim olarak aynı. Aynı insan. Onlara karşı sevgimizi göstermek için, yoksa ben ırkçılık açısından değil. Azerbaycan’ın devlet başkanı Kürt’tür. Yönetim Kürtler!in elinde Azerbaycan’da. İftihar ediyoruz. Bakın devlet başkanı Kürt. Yöneticilerin hemen hemen tamamına yakını Kürt. İftihar ediyorum. Azerbaycan’da çok fazla Kürt kardeşimiz var. İranlı var çok fazla. Ermeni de var. Ben saf kan Türkler diye destekliyor değilim. Mazlum oldukları için, küçük bir ülke oldukları için, ezilmelerini istemediğim için kardeş olduğumuzu, sevgimizi vurgulamak için söylüyorum. Yoksa ırk ateşiyle yanıp tutuşan bir yönüm yok benim.

Metin Daş; “Kürt kardeşlerimiz bizim canımızın bir parçası. Siz biz diye bir ayrım yok. Irkçılık devri bitti. 2014’te Kürt ırkçılığı yapıyor. Sabah Kürtler’e karşı ittifaktınız, şimdi kardeş mi olduk?” diyor. Sabah komünistlere karşı, PKK’ya karşı ittifaktık. Ve yine de ittifakız. Her zaman mümin Kürtler’le mümin Türkler, mümin Lazlar, mümin Çerkezler, Allah’tan korkanlar her zaman ittifak olacaktır.

Hozan Baber; “Böleceğimizi kim söyledi? Kovacağız sizi kovacağız. Ta Orta Asya’ya, geldiğiniz yere” diyor. Hakikaten asıl plan budur. Bu belki şaka yolla hani veyahut münasebetsizlik olsun diye söylenmiş olabilir ama hakikaten plan bu. Aslında Orta Asya’ya kovma da yok. Direkt yok etmeyi düşünüyorlar. Orta Asya’da da istemezler. Akıl almaz bir nefret var. Sevgisizlik var. Bu deccalin bir oyunu. Deccal insanları birbirine düşman etti. Sevgisiz kıldı. Merhametsiz kıldı. Bu arkadaşlar da bilmeden onların oyununa geliyorlar.

Selin Amed, Sur Kentli; “Türkiye’nin içinde olursa zaten olmayacak. Komşu olacağız ama, size ne petrol, ne elektrik vereceğiz.” Birazda tabii futbol takımı kafasıyla hareket ediyorlar. Biraz da çocuk gibi bunlar biraz kızgınlıktan. Bir de hani böyle sinir uçlarına dokunursak daha böyle ilginç cevaplar verirler.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Fransız Liberasyon Gazetesi’nde Türkiyeli ve Ermeni birçok aydın tarafından imzalanan bir bildiri yayınlandı. Bildiride onların tabiriyle Ermeni soy kırımının kabul edilmesi talep ediliyor ve aynı zamanda bu metni imzalayan bizlerin ortak rüyası “Ermeniler ve Türkiyeliler arasında her iki halka ve tarihlerine saygı çerçevesinde bir barış döneminin başlamasıdır” ifadesi yer alıyor.

ADNAN OKTAR: Onlar da ayrı bir kafa. Bu milletten acayip nefret eden bir kafa geliştirmişler. Bir de bizi saf buluyorlar biraz. Merhametliyiz ya, şefkatliyiz, anlayışlıyız, böyle efendiyiz, alttan alırız. Kılı kırk yararız, Türk Ordusu da öyledir. Ama tabii eskiden öyle değildi. İddia edilen Ergenekon Terör örgütünün etkisi altındayken öyle değildi, bazı yönleriyle bazı kişiler. Onun için gelen vuruyor giden vuruyor, benim gördüğüm. Nasılsa ses çıkartmıyorlar diye. Çok ayıp yapıyorlar. Savaş oldu Ermeni kardeşlerimizle, ırkçılar savaş çıkarttılar. Çok fazla Türkiye’den aslanlar şehit oldu, Türk şehitler oldu. Ermeni kardeşlerimizden de çok fazla vefat eden oldu. Konu bu. Çanakkale’de de oldu bu. Aslanlarımız, yüz binlerce aslanımızı şehit ettiler. Biz bir şey demiyoruz kimseye. Antep’te, her yerde, Çanakkale’de her yerde sel gibi kan akıttılar. Biz kimseden şikayetçi olmuyoruz. Gelen yakamıza yapışıyor, giden yakamıza yapışıyor. Allahualem biraz saf görüyorlar herhalde. Bu kafayı bıraksınlar çok ayıp yani. Evet.

BÜLEN SEZGİN: Hocam dün çıkan Gezi olaylarında Eyüp Güzeltepe’de bir polis eylemciler tarafından molotofla yakıldı. Aynı yerde bir polis de göstericilere müdahale ederken, silahla kolundan vurularak yaralandı, bir polisin kolu kırıldı, üç polis hastaneye kaldırıldı olaylar sırasında.

ADNAN OKTAR: Polis asker habire döven söven, küfreden, kolunu kıran, bacağını kıran, yakan haddi hesabı yok. Sürekli alttan almamızı istiyorlar. Gelen vuruyor giden vuruyor. Buna Mehdiyet son verecek. Bu belanın duracağını düşünmek yanlış olur. Bu belanın son noktası Mehdiyet’tir. Mehdiyet’le bu bela son bulacak. İnşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Halep’te çarşının ortasına atılan bombada 40 Esad askeri öldü. Birçok çocuk ve sivil de yaralandı. İslami Cephe isimli muhalif gruplar koalisyon üstlendi.

ADNAN OKTAR: İşe bak. Müslüman Müslüman’ı kırıyor, seviniyorlar. “40 tane Esad askeri” onlar da Müslüman. O onu kırıyor, o onu kırıyor seviniyorlar, iftihar ediyor. “Elhamdülillah, bomba attık. Bütün bina indi aşağı. İçinde de iki yüz kişi vardı. Hamdolsun Allah’a” diyor. Hepsi Müslüman ne yapıyorsun? Mezhebi ayrı diye adeta böyle deliye dönüyorlar. Kendi mezhebinden de olsa acımıyorlar. Bir kere sevgisizlik hakim olunca, deccal hakim olunca bu onlara son derece normal, hatta gerekli geliyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var. Bornova metroda 200 adet A9 TV broşür dağıtımı yapmış kardeşlerimiz. Resimlerde var inşaAllah. Ankara Dutluk Keçiören’de kardeşlerimiz broşür ve kitap dağıtmışlar çok sayıda. İncirli’de 40 adet kitap, 80 adet CD, 600 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ankara’daki Hüseyin Gazi Cem Evi’ni ziyaret etmiş kardeşlerimiz bugün. Başkan Güla Öz’e Yaratılış Atlası hediye etmişler. Alevi kardeşlerimiz onları her zamanki gibi çok sıcak karşılamışlar.

ADNAN OKTAR: Aleviler candır, Alevi’ler nurdur. Alevi’ler insan sevgisiyle doludur, Allah sevgisiyle doludur, Muhammed (s.a.v) sevgisiyle doludur. Her Cem Evi Allah aşkının güzelliğinin tecelli ettiği bir tecelligahtır maşaAllah.

Tufan Avşar; “Adnan Oktar’ın Hz. Mehdi (a.s) olduğuna inanmayan var mı? Bence kesin öyle ya” diyor. “Başka açıklaması yok artık bunun.” Mehdilik’ten kasıt; sevginin dünyaya hakim olmasıdır. Hz. Mehdi (a.s) olup da, “Ali Kıran baş kesen” anlamında değil. Kim bize sevgiyi öğretirse, sevgiyi yaşatırsa o Hz. Mehdi (a.s)’dir. Dünyadan da alıp veremediği birşey yoktur Hz. Mehdi (a.s)’ın.  Zülkarneyn gibidir. “Bana malla yardım etmeye kalkmayın. Benim ona ihtiyacım yok. Bana insani güçle destek olun” diyor. “Rabbimin verdiği daha hayırlıdır. Sizden gelecek mala mülke benim ihtiyacım yok” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Beşir Atalay; “Partimizin çoğunluğu Başkanın Cumhurbaşkanı olmasını istiyor. Ama bu durum parti için bir kavşak noktası. Bu nedenle 2015 seçimlerinde zorluk yaşamamız için, Sayın Abdullah Gül’ün ikna edilmesi ve partinin başına geçmesi gerekiyor” demiş.

ADNAN OKTAR: O mütevazi. Sayın Abdullah Gül cumhurbaşkanlığında iyi, Tayyip Hocam da başbakanlıkta kalsın.

Evet, dinliyorum.

EBRU ALTAN: Hocam İstanbul Gaziosmanpaşa Meydanı’nda PKK lideri Abdullah Öcalan için kurulan imza standına silahlı saldırı düzenlendi. Ülkücü bir grup tarafından düzenlendiği iddia edilen saldırıda en az iki kişi kurşunla yaralandı. Yaralılardan birinin durumu ağır.

ADNAN OKTAR: Bu da provokasyon. Ne alaka, ülkücüler gidecek de oraya kurşun sıkacak? Ne faydası olacak bunun? Ne anlamı var bunun? Vahşihane bir hareket bu. Ülkücülük ile alakası yok. Ülkücülerin adını bu işin içine karıştırmak istiyorlar. Nerede anormal bir şey varsa ülkücüleri işin içine çekmeye kalkıyorlar. Ülkücüler Türkiye’nin çimentosudur. Bayağı aklı başında delikanlılardır. Böyle çılgınlığın içine girmezler. Ama adam kendini “ülkücüyüm” der, her türlü işi yapar. Vardı eskiden de öyle mafya mensupları falan çıkıyordu. “Ben ülkücüyüm” diye ortaya çıkıyor. Ülkücülerin başını belanın içine sokmaya çalışıyor. Olay çıkarıyor, gasp yapıyor, sonra “ben ülkücüyüm.” Ne alaka? Ülkücünün yapacağı iş değil o. Net, açık provokasyon. Hemen incelesinler çıkar.

Evet, dinliyorum.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Polis kardeşlerimiz Facebook’taki ‘Türk Polisi’ sayfasında elinde yanan bir molotof taşıyan ve polislerin üzerine atmaya hazırlanan bir çocuğun resmini koyarak; “Siz polis olsaydınız ne yapardınız?” başlığıyla bir paylaşımda bulundular. Resmin altında pek çok kişi de gerçek mermi kullanılması gerektiğine dair yorum yaptı.

ADNAN OKTAR: Eğitim. Eğitim kökten halledecek bir şey. Darwinist, materyalist eğitimin yanlışlığını anlatan devlet politikası gerekiyor. Mermiyle olmaz bu işler. Hep Darwinist, materyalist eğitimin sonucunda bu oluyor. Darwinist, materyalist eğit, ondan sonra da karşına molotofla çıksın, sonra sen git ona kurşun sık. İlim kurşunu olur. Bilim kurşunu olur. Darwinizm’i, materyalizmi sen yerle bir edersen, eli molotoflu adam da göremezsin. Konu hallolur kökünden.

Evet Fikret Bey. Bu yabancı basında yayınlanan makaleleri oku, onları bir dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Malezya’da yayınlanan Harakah Daily Gazetesi’nde; “Müslüman’ın zengin, güçlü ve gösterişli olması İslam’a uygun mu?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Kuran’da Hz. Davut (a.s.) ve Hz. Süleyman (a.s.)’ın hayatlarında iman edenlere büyük bir mülk ve zenginlik verildiğini ayetlerle açıklıyorsunuz. İkinci olarak Suudi Arabistan’da yayınlanan Arab News Gazetesi’nde; “Barış için politikaya dini değerlerin dahil edilmesi bir gerekliliktir” başlıklı makaleniz yayınlandı. Makalenizde Papa’nın kutsal topraklara ziyaretinden bahsederek, din ve politikanın birlikte yürütülmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. Ayrıca yine Arab News Gazetesi İslam bölümünde; “Kainatı tesadüfler değil, Allah yaratmıştır” başlıklı yazınız yayınlandı. Evreni Allah’ın yarattığını bilimsel deliller ve ayetler ile açıklıyorsunuz. Pakistan merkezli Opinion Maker Haber Sitesi’nde yayınlanan “Bölücü hareketlerin ilacı sevgi” başlıklı yazınızda; Irak, Yemen ve Sudan’ın örneklerinde olduğu gibi tüm dünyada toplumların sevgisizlik nedeniyle parçalandığını belirtiyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Konu bu. Sadece sevgisizlik, başka hiçbir şey yok. Sevgiyle zaten çok anlayışlı olur, halim olur, alttan alır, affeder. Sevgi olmadığında enaniyet, büyüklük, terslik, sinirlilik, intikam, kin, her şey devreye giriyor. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak The Bosnia Times’da; “Ukrayna’da şimdi ne olacak?” başlıklı makaleniz hem İngilizce, hem Boşnakça olarak yayınlandı. Ukrayna’daki karışıklıkların Rusya’nın yardımıyla son bulabileceğini ve Rusya’ya dostça bir üslupla yaklaşmak gerektiğini anlatıyorsunuz. Bu şekilde Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel.

Peki, komünizmle ilgili film seyredelim. Sonra yine devam edeceğiz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü