Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (5 Haziran 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi sefa geldi.

Fikret bir şeyler söyle sen.

KARTAL GÖKTAN: Tabii Hocam. Hocam, bakanlık yaptığı dönemde kabinenin en başarılı bakanı olarak bilinen Binali Yıldırım, Başbakan Erdoğan’ın kararıyla AK Parti Genel Başkan Danışmanı görevine getirildi.

ADNAN OKTAR: Genel Başkan Danışmanı. Olur, güzel olmuş, hayırlı olmuş. Binali Hoca yamandır, kafalıdır. Devam et.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Abdullah Gül’ün Bodrum’dan Muğla’ya karayoluyla gideceğini öğrenen Yatağan Termik Santrali işçileri protesto için konvoyun önünü kesti. Ve yolu trafiğe kapayıp uzun süre açmadı. “Soma’nın hesabı görülecek ve direne direne kazanacağız” sloganları attılar. Sayın Gül bu protesto nedeniyle köy yoluna sapmak zorunda kaldı. Ancak konvoydaki bazı araçlar köy yoluna sapamayınca kalabalığın arasında kaldılar. Jandarma olay çıkmasını engellemek için müdahale etti.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Ne zaman oldu bu olay?

KARTAL GÖKTAN: Bugün Hocam.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün PKK’nın kaçırdığı iki çocuktan birisi emniyete teslim oldu. Şırnak’ta ise iki ay önce PKK’ya katılan 13 yaşındaki çocuk örgütten kaçarak ilçe merkezindeki bir eve sığındı. Ayrıca Hakkari’de de polis bir eve operasyon düzenledi. Operasyonda kaçırılan çocuklardan üçü bulundu. Bu üç kız çocuğunun kırsalda bir süre eğitim gördüğü ve dağa yollanmak üzereyken ele geçirildiği açıklandı.

ADNAN OKTAR: Bu felaketler belalar bir kalemde kökten çözülebilecek olaylar, bir kalemde. İttihad-ı İslam denilen Müslümanlar’ın birliği sağlansa, başında da bir şahıs yani Hz. Mehdi (a.s) olsa konu biter.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, HDP’li Altan Tan; kaçırılan çocuklar hakkında şunları söyledi: “PKK’nın gerillaya ihtiyacı yok. On bin insan dağda var. Dağda yer yok. Yüzlerce binlerce reşit insan var dağa gitmek isteyen. Dolayısıyla zorla götürülme ve kaçırılma yok. Sadece ikna var. Ya da çevresinden etkilenerek dağa kendi isteğiyle çıkan çocuklar var” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyordur. Şu konuşma doğru. On binlerce PKK’lı var dağda zaten. Yetişkin olup dağa çıkmak isteyen çok fazla PKK’lı var. Bunların hepsi doğru. Ve çocuklardan, gençlerden de heveslenip dağa çıkmak isteyen çok fazla genç var. Onların hiç biri zorla çıkarılmamıştır. Çok zor, zorla muhafaza etmeleri. Böyle bir şey yoktur. Ama tabii devletin yapacağı karşı eğitimdir. Karşı eğitim yapmayıp susarsa devlet, karşı taraf sürekli anlatır. Yollar tek yanlı açık PKK için, tek yanlı açık. Karşı bir yol, karşı bir açıklama yok. Devlet; -zor mu bu?- iman hakikatlerini anlatsın, Kuran mucizelerini anlatsın, İttihad-ı İslam’ı anlatsın. Kendi yapmıyorsa devletin görev verebileceği kurumlar var, vakıflar var, dernekler var. Rahatça yapabilirler. Hatta yollarını açsa yeter.  Aç, mesela Nakşibendiler’in yolunu aç, Kadiriler’in yolunu aç, Nurcular’ın yolunu aç, eğitsinler. Mesela Güneydoğu’da çok aktif olarak görev yapan Kadiri cemaatler var. Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin, mübareğin talebeleri var. Ki, bu PKK hareketine karşı çelik set oldu onlar. PKK orayı tamamen kaplardı. Durduranlar, Nurcular ve Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin talebeleridir. Güneydoğu’daki çelik set onlardır. Tabii bizim fikri, ilmi çalışmalarımız, kitap çalışmalarımız geniş zeminde, arka zeminde majino hattı gibi. Sedd-i Zülkarneyn gibi. Sırtlarını oraya dayıyorlar tabii, ondan sonra rahat rahat bastırıyorlar.

Fikrimizin Zikri. “Ya Hocam siz Müslüman mısınız, Musevi misiniz, Hristiyan mısınız? Anlamadım gitti.” Her üçüyüm. Hem Hristiyan’ım, hem Musevi’yim, hem Müslüman’ım. Muhammedi Müslüman’ım, Muhammedi Hıristiyan’ım, Muhammedi Musevi’yim. Evet, Tevrat’ın aslını kabul ediyorum, İncil’in aslını kabul ediyorum. Aslına tabii oluyorum İncil’in, Tevrat’ın aslına tabii oluyorum, Kuran’ın da zaten aslı ortada, zaten tabii oluyoruz. Hz. Musa (a.s) senin Peygamber’in değil mi? Peygamber’in. O devirde olsaydın sen nen olacaktın? Musevi olacaktın. La İlahe illAllah Musa Resulullah diyecektin. Hz. İsa (a.s) devrinde olsaydın ne diyecektin? La İlahe illAllah İsa Resulullah diyecektin. Şimdi ne diyorsun? La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah diyorsun. Hepsi senin peygamberin. Hepsi İslam dini. Hristiyanlık’ın İslam dini olduğunu bilmiyor. Musevilik’in İslam dini olduğunu bilmiyor. Hepsi İslam dinidir.

ERDEM TÜZÜN: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Allah katında din İslam’dır” (Ali İmran Suresi, 19) diye buyuruyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

“Kuran’da Müslümanlar “bize bir önder gönder” diye dua ediyorlar. Bu Mehdiyet duasıdır. Kuran Allah kelamıysa, Müslümanlar nasıl Kuran’da dua ediyorlar?” Orada Müslümanlar’dan bir örnek veriyor Allah, iman edenlerden. Onları Müslüman saymıyor. Yani hepsinin İslam dini olduğuna kani olmadıkları için, geçmiş dinleri onlar küfür gibi görüyor Allahualem benim anladığım. Anlamıyorlar yani. Geçmişte müminler, mümin, Müslümanlar, İslam dinine mensup insanlar, “Ya Rabbi bize bir baş gönder, bize bir lider gönder. Çocuklar eziliyor, kadınlar eziliyor onları korumak için bizim başımıza bir imam gönder” diye dua ediyor Müslümanlar. Geçmişteki Müslümanlar’ı kabul etmiyor. Şu an var zannediyor. Bu hacı emmiler falan var ya böyle değişik bazı tipler bağnaz, onları Müslüman zannediyor. Başka Müslüman yok diye düşünüyor.

GÖKALP BARLAN: Hocam, Yüce Rabbimiz Kuran’da bunu örnek olarak veriyordu Hz. İbrahim (a.s) için. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hristiyan’dı: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslüman’dı” (Ali İmran Suresi, 67) diyor Hz. İbrahim (a.s) için.

ADNAN OKTAR: “O Müslüman’dı” diyor Allah.

Bugün dünyalar güzeli Şeyhimiz, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin güzel güllerinden Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’nin doğum günü. Bugün 52 yaşına basmış Şeyhimiz, maşaAllah. Allah ona sağlık, afiyet, nur, bolluk, bereket dolu uzun ömürler versin. Rabbim ondan razı olsun. Cennette kardeş etsin, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bir ayet söyleyeyim inşaAllah, şeytandan Allah’a sığınırım: “Yoksa siz gerçekten İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve torunlarının Yahudi veya Hristiyan olduğunu mu söylüyorsunuz? Deki: Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı? Allah’tan kendisinde olan bir şahadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara Suresi, 140)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hep böyle, Hristiyanlar, hepsini Hristiyan yapıyor. Hz. Adem (a.s)’dan itibaren hepsi Hristiyan’dı diyor. Museviler de hepsi Musevi’ydi diyor. Bir karmakarışık bir anlatım var. Halbuki hepsi Müslüman, hepsi İslam dinine mensup Müslümanlar, konu bu. Onu Türkiye’deki kardeşlerimizin de büyük bölümü yanlış anlıyorlar. Hz. Musa (a.s)’ın Müslüman olduğunu bilmiyorlar. Hz. İsa (a.s)’ın Müslüman olduğunu bilmiyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Erdoğan Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: “Bizim medeniyetimizde gereksiz yere tek bir dalın kırılmasına, tek bir çiçeğin koparılmasına rıza göstermeme anlayışı vardır. Bir istiyoruz ki bu şehirlerde çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve tüm halk huzur içinde yaşasın. Sadece betondan, asfalttan ibaret bir şehir, ruhu olmayan mekanik bir şehirdir. Amacımız şairlere, ressamlara ilham verecek şehirler inşa etmektir.”

ADNAN OKTAR: Şahane şahane şahane, çok güzel konuşmuş. Bu konuşmasını tekrar tekrar teyit edecek konuşmalarla teyit ederse çok güzel olur Başbakanımız, helal olsun. Çok nezih kaliteli bir konuşma olmuş. Günlerden beri bunu açıklamasını istiyorduk . Sanata, estetiğe önem vermesini, güzelliğe önem vermesini onunla ilgili güzel bir konuşma. Başlangıç kabul ediyoruz, geliştirsin, daha da güzelleştirsin sürekli bu konunun üzerinde dursun. Tayyip Hocamız’a yakışır. Doğru olanı yapmış olur o zaman.

“Hocam, Amasya’da Devlet Demiryolları arkası ormanlık alanı kesip akaryakıt istasyonu yapılmak istendi. Dün de Rize’de HES yapımını protesto eden teyzelere dedelere anons dahi yapmadan polis, jandarma müdahale etti. Kıyasıya dövdüler. Hocam, Vandallık yapanlara polis şiddetini anladık da bu ne oluyor Hocam? Hocam, ülkemizdeki bu gelişmeler makul mü?” Doğru mu bu böyle bir şey oldu mu? Bir bakın bakalım. Akaryakıt bilemem ne falan yeşillik alan; sakın ha. Çölleşmiş yerlerde ne yapıyorlarsa yapsınlar. Yeşil alana dokunmayı kanunen yasaklasınlar. Olmaz. Ağaç varsa yeşillik varsa orası dokunulmazdır. Ağaç kutsaldır. Nimettir güzelliktir. İnsan gibidir ağaç. Hatta atasözümüz vardır ‘yaş kesen baş keser’ diye, değil mi? Olmaz. Allah vermesin çok zaruri olursa üstten köprü yapılabilir, buna benzer şeyler yapılabilir ama yeşilliğe dokunulmaz. Çok şeker şeyler ağaçlar, çok tatlıdır onlar. Onlara sevgi önemli. Onlar herkesi sever ağaçlar. Biz de ağaçları seveceğiz. Herkesi gölgesinde barındırıyor, kimseye bağırıp çağırmaz, bir şey demez, bir şey istemez mütevazidirler. Güzeldir, süslüdür, baharda süslenir, yazın yine ayrı bir havası güzelliği vardır. Sonbaharda ayrı bir güzellik sunar. Kışın da bekleyişe geçer, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Sadece betondan asfalttan ibaret bir şehir ruhu olmayan mekanik bir şehirdir. Amacımız şairlere ressamlara ilham verecek şehirler inşa etmektir.

ADNAN OKTAR: Şahane, şahane, şahane. Çok güzel konuşmuş. Bu konuşmasını tekrar tekrar teyit edecek konuşmalarla teyit ederse çok güzel olur Başbakanımız. Helal olsun. Çok nezih kaliteli bir konuşma olmuş. Günlerden beri bunu açıklamasını istiyorduk. Sanata, estiğe önem vermesini, güzelliğe önem vermesini. Onunla ilgili güzel bir konuşma. Başlangıç kabul ediyoruz. Geliştirsin, daha da güzelleştirsin, sürekli bu konuların üzerinde dursun. Tayyip Hocamız’a yakışır. Doğru olanı yapmış olur o zaman.

“Hocam Amasya’da, Devlet Demir Yolları arkası ormanlık alan kesip akaryakıt istasyonu yapılmak istendi. Dün de Rize’de HES yapımını protesto eden teyzelere dedelere anons dahi yapılmadan polis jandarma müdahale etti. Kıyasıya dövdüler. Hocam Vandallık yapanlara polis şiddetini anladıkta, bu ne oluyor Hocam? Ülkemizdeki bu gelişmeler makul mü?” Rize de HES yapımını protesto eden teyzelere dedelere anons dahi yapmadan polis jandarma müdahale etti. Doğru mu bu, böyle bir şey oldu mu?

BÜLENT SEZGİN: Emin değilim Hocam.

ADNAN OKTAR: Bir bakın bakalım. Akaryakıt falan, yeşillik alan sakın ha. Çölleşmiş yerlerde ne yapıyorlarsa yapsınlar. Yeşil alana dokunmayı kanunen yasaklasınlar. Olmaz. Ağaç varsa, yeşillik varsa orası dokunulmazdır. Ağaç kutsaldır, nimettir, güzelliktir. İnsan gibidir ağaç. Hatta atasözümüz vardır. “Yaş kesen baş keser” diye. Olmaz. Allah vermesin çok zaruri olursa üsten köprü yapılabilir. Buna benzer şeyler yapılabilir ama yeşilliğe dokunulmaz. Çok şeker şeyler ağaçlar, çok tatlıdır onlar. Onlara sevgi önemli. Onlar herkesi sever ağaçla biz de ağaçları seveceğiz. Herkesi gölgesinde barındırıyor, kimseye bağırıp çağırmaz, bir şey demez. Bir şey istemez. Mütevazidir, güzeldir, süslüdür, baharda süslenir. Yazın yine ayrı bir havası, süsü, güzelliği vardır. Sonbaharda ayrı bir güzellik sunar. Kışın da bekleyişe geçer inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Rize’deki olaylar Allahualem doğru. Rize’deki olaylar, yaralananlar vesaire olmuş dedelerden.

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyum ben?

BÜLENT SEZGİN: Şu an resmi yoktu Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Resimleri gelsin.

BÜLENT SEZGİN: Beni öldü diye bıraktılar demiş bir amca Hocam inşaAllah. Gözaltları tamamen şişmiş bir şekilde.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Nasıl oluyor böyle bir şey? Resimleri belgeleri bana biran önce gelsin.

BÜLENT SEZGİN: Tamam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok şeker onlar. İnsan gider konuşur onlarla. Şiddet çok yakışıksız. Çok yanlış olmuş. Hem özür dilesinler, hem telafi edecek bir şey yapsınlar. Çok acı bir olay.

Okan Şenlik; “Kimse halinden şikayetçi değil.” Okan şimdi bunun bir mantığı var mı? Herkes halinden şikayetçi. Sen de diyorsun “kimse halinden şikayetçi değil.” Bir çok insan halinden şikayetçi. Bu mantıksız. Bunu bir düzelt. Mantıklı bir konuşma yap cevap vereyim.

“Bir karış tarla için birbirlerini öldüren kardeşler sadece İslam coğrafyasında var.” Simone, doğru söylüyor tabi. Ortadoğu’ya mahsus bir özellik. Türkiye’de özellikle, mesela yarım metre tarla karşı tarafa geçti diye meydan muharebesi çıkarıyorlar. İki taraf birbirini kırıp geçiriyor. 3 ölü 20 yaralı yani kan davası olmadık olaylar oluyor. Bu Mehdiyet’in yaşanmamasından, İttihadı İslam’ın olmamasından olur. Müslümanların başında bir baş olmamasından oluyor.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri var. Resimleri ile beraber gösterebiliriz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Dün iki kardeşimiz beraber yemek yiyip faaliyetleri ile ilgili konuşmuşlar, namaz kılıp, Kuran okumuşlar. Cadde’de kardeşlerimiz sizin kitaplarınızdan halka hediye etmişler. Dün Ankara Atatürk Bulvarı’nda 30 adet kitabınızı dağıtmış kardeşlerimiz. 2 Haziran Pazartesi günü Gebze’den kardeşlerimiz bir araya gelip sizin kitaplarınızdan ve Kuran’dan ayetler okumuşlar. İstanbul Çeliktepe’de kardeşlerimiz 10 adet kitap ve 500 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Salı ve Çarşamba günü kardeşlerimiz Antalya’nın semt pazarlarında sizin toplam 250 adet kitabınızı halka dağıtmışlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel hizmetler, ne güzel nimet, ne güzel kalbe ferahlık, insanın içi açılır. Bir kitap hediye ettikten sonra insanın alacağı hazzı bir düşünün. Bir kitapta bile kalbine gelecek ferahlığı bir düşünün. Ne güzel zincirleme birçok insanın imanına vesile olacak bir çalışma yapıyor. Ve en kolay tebliğ metotlarından birisi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Rize’nin İkizdere ilçesinde HES projesine karşı eylem yapan köylüler biraz önce okumuştunuz inşaAllah. Jandarmanın sert müdahalesiyle karşılaştı. Yetmiş yaşındaki kadınlar copların hedefi oldu. Jandarmanın sert müdahalesi sonucu 15 kişi yaralandı. Yurttaşlar yaşananlar karşısında şaşkın. Bazı resimler vardı, görüntüler.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Projenin yapıldığı bölgeler Hocam inşaAllah. Eylem karşısında da halk bu şekilde; 5’i kadın 15 kişi yaralandı Hocam.

ADNAN OKTAR: Bu kadar sert karşılık vermeye ne gerek var çok acayip bir şey olmuş. Bir de mazlum insanlar bunlar bizim halkımız, bizim insanımız. Bir jandarma komutanı gelse konuşsa dağılırlar. Laftan, sözden anlayacak insanlar. Çok çok yanlış olmuş.

“Bismillahirrahmanirrahim Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi sizlerin ve tüm insanların üzerine olsun.” Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetüllahü ve berakatühü. “Bu gece canlı yayında Mürşidimiz Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’nin doğum gününü hatırlayıp, canlı yayında tebrik eden muhterem Adnan Hoca ve arkadaşlarına, anonsundan sonra ihvanlarımız ve sevenlerimiz telefon üstüne telefon açıyorlar. Mürşidimiz Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri; “Adnan Oktar Hoca gibi muhterem bir zatın doğum günümüzü arkadaşlarıyla birlikte hatırlaması bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. İttihad-ı İnsan ve İttihad-ı İslam davasında Cenab-ı Allah’tan güçlenerek devamını niyaz ederiz. Selam ve dua ile.” Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın yardımcısı Ahmet yazmış. Tabii ki Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin bizlere armağanı inşaAllah. Allah ömrüne bereket katsın, sağlık, sıhhat, afiyet versin. Öyle değerli mürşit dünyada kaç tane; hakiki mürşit, dürüst mürşit, yalan söylemeyen mürşit, Mehdiyet’i anlatmaktan korkmayan mürşit, Peygamber (s.a.v.)’in mucizesini gizlemeyen mürşit. Hakkı söylemekten hiçbir şekilde imtina etmeyen mürşit, Allah korkusu kalbini sarmış mürşit, ona buna yaranmaya çalışmayan mürşit kaç tane var dünyada? Çok az. O mürşitlerden, mübarek bir mürşittir Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri. Mehdiyet’i aşkla anlatan,  İsa Mesih’i aşla anlatan, Peygamberimiz (s.a.v.)’in çıkan mucizelerini aşkla anlatan, bir tek Allah’tan korkan bir koç yiğittir. Hakiki mürşittir; hem seyit, hem şeriftir. Hem Menzil Cemaati’nden icazetlidir. Hem Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nden icazetlidir. Silsile nameli icazet, yazılı icazetlidir. Muhterem, mübarek, müberra bir insan. Allah nurunu, kutsiyetini artırsın, başımızdan eksik etmesin. Şeyhimiz’in ellerinden öpüyorum; hem elinden, hem ayağından. Böyle mübarek insan dünyada kaç tane var? Değerini çok iyi bilmek lazım. Şeyhimiz’in evladı; Şeyh Mehmet Efendi kuzu gibidir o. Çok mazlum, çok efendi, sessiz, sedasız. Şeyh Bahattin Efendi ;o cevval, şevkli ve pek yamandır inşaAllah. Şeyhimiz’den bize armağan onlar. Bir ara bizim çocuklar yine muğtad üzere bizim daha önce yaptığımız ziyaretler gibi; hem Şeyhimiz’i ziyaret etsinler, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ni. Hem de orada bulunan değerli şeyh efendilere saygılarımızı, selamlarımızı iletsinler. O geleneğimiz devam edecek inşaAllah.

Üçkâğıtçılar falan böyle kendilerince taklit etmeye çalışıyorlar. Taklitli sevgi olmaz. Egoistsin, bencilsin, öküz gibisin, akılsızsın, pisliksin, kafan çalışmıyor, Allah’tan korkmuyorsun, dangalaksın, sabaha kadar sayarım. Leş gibisin onu koruyup kollamanın önemini kavramış değilsin. Vefalı değilsin, şefkatli değilsin. Hastalansa ilgilenmez.  Yaşlansa yüzüne bakmaz. Ancak gençliğinde ona bir saygı gösterir. Olmaz öyle.

Benim canlarım hiçbir şekilde kıskançlık bilmez. Hasetlik bilmez. “Hasidin iza hased” diyor Cenab-ı Allah. Haset edenin şerrinden Allah’a sığınıyoruz. Haset Müslüman’a yakışmaz.

Fikret Beyefendi buyurunuz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ahmet Hakan’ın televizyon programında bu akşam PKK konusu konuşulmuştu. Bazı konuşmalardan okuyabilirim inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam “Halk kalekollara neden karşı?” sorusuna Altan Tan şöyle cevap verdi; “Zaten devletin bölgede askeri tesisleri var. Ama eğer bunlardan çok daha büyük ve teşkilatlı yeni yerler yapılıyorsa, o zaman halk bunun bir saldırı hazırlığı olduğunu düşünüyor. Barışa giden bir atmosferde neden muhkem bir yerleşmeye ihtiyaç duyuluyor diye soruyor?” dedi.

ADNAN OKTAR: Altan Tan aklı başında bir delikanlı, dindar bir delikanlı. Devlet saldırmaya kalkarsa Allah vermesin, hafezanAllah, hafezanAllah, hafezanAllah. Tankla topla girer yerle bir eder. Yani onun için karakola ihtiyaç yok. Öyle bir şey için karakol mu gerekiyor? Beş bin tankla girer, siler süpürür indirir aşağıya. Bıraksınlar bunu. Karakol barış içindir, güzellik içindir. Ama benim dediğim tarzda karakol olması lazım. Çocuklar bahçesinde oynayacak, karakolun içine girecekler. Karakol kumandanının odasına girecek çocuklar, oynayacak. Kovalamaca oynayacaklar karakolun içinde. Ben öyle karakol diyorum. Böyle kantini olacak bisküviler, gazozlar. Çocuklar gelip orada içecek. Gazoz, bisküvi yiyecek. Pır dışarı, eğlenmeye gidecek. Müzik dinleyecekler. İçinde lokal gibi yeri olacak, gençler gelecek. Kürt kardeşlerim, canlarım müzik dinleyecekler, eğlenecekler. Öyle karakol. Ama biri de çakallık yapmaya kalktı mı, asker kendini koruyacak. Nereye sığınsın dağın başında? Daha önce benim koçyiğitlerimi, canlarımı çok biçimsiz arazi koşullarında kıstırdılar ve şehit ettiler. Çocukların, aslanlarımın, kuzularımızın şehit olduğu yerlere baktım. Düz arazi, yüksekten ateş ediyorlar. Çocuklar da ovanın alçak yerindeler. Orada nasıl kendini korusun? Hepsini şehit ettiler. Açık arazide asker nasıl olsun? Kalekollara ihtiyaç var. Altan Tan aklı başında bir delikanlı. Bunu nasıl söylüyor? Devlet kendini korumaya kalkarsa Allah esirgesin. Tahayyül dahi etmek istemiyorum. Havadan karadan cehenneme çevirir ortalığı. Hallaç pamuğu gibi atar havadan. Karadan da öyle, yerle bir eder. HafezanAllah, Allah esirgesin. Ne karakola ihtiyaç olur öyle bir şeyde, ne de başka tesise.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kalekollara karşı çıkılmasıyla ilgili Ahmet Hakan da sizin söylediğiniz gibi; “Sen orada silahlı bir grup olarak bekliyorsun. Belli ki bir çatışma ortamı bekliyorsun. O zaman devlet de kendini korumak için oraya kalekol inşa eder. Bu gayet doğaldır” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Adam dağda tam otomatik silahlarla, bazukayla, tanksavarlarla bekliyor. Karakolu dağa kurmuş. Seyyar karakol. Mehmetçik onlarla uğraşamaz ki. Bunlar sırtlan gibi oradan oraya gidiyor. Oradan oraya gidiyor. Onlarla mı uğraşacaklar? Mecburen onların sağlam, kurşungeçirmez bir karakola ihtiyacı var. Bunun tartışılacak bir yönü yok. Ama bazı karakollar oluyor, Allah vermesin. Mesela vatandaş içeri giriyordu eskiden, dışarıya adam gece yarısı, gece iki gibi poşet içerisinde çıkarılıyor. Naylon torbada çıkarıyorlar. Böyle kepazelikleri gördük biz daha önce. Bunun engellenmesi lazım. İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün alçaklıkları diz boyuydu. Karakol gördü mü vatandaşın eli ayağı boşalıyordu. Karakol gördü mü güvence görecek millet. Orası okul gibi olacak. Kütüphanesi olacak karakolun, lokali olacak. Kale gibi olacak. Bir saldırı oldu mu da, gerekirse halk da oraya sığınır. PKK’nın şakası yok ki. Halkı kitle halinde katlediyorlardı zamanında. O devrin haberlerine bakın. PKK’nın zulmü ve zalimliği dehşet vericiydi. Hamile kadınlar, çocuklar delik deşik ediyorlardı Kürt kardeşlerimizi. Dehşet saçıyorlardı.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Hocam Ahmet Hakan’ın programında Hüseyin Yayman da vardı, Vatan Gazetesi yazarı. Kaçırılan çocuklar için; “PKK onları kaçırmadı kendi isteğiyle gitti” diye iddia etti.

ADNAN OKTAR: Olabilir o, ben ona hayır demiyorum. Ben akılcı yaklaşıyorum. Mesela PKK’ya diyorlar ki; “Dağda fuhuş yapıyorlar. Esrar içip bilmem ne yapıyorlar.” Mesela bu çok terbiyesizce bir ifade. Eskiden Müslümanlar’a yaparlardı bu taktikleri. Çok adice bir yöntem. Çok alçakça bir yöntem. Çok pis, kalleşçe bir yöntem. Dürüst ol, adam fuhuş yapmak için üç bin metre dağın üstüne çıkar mı? Üç bin metre soğukta eksi yirmi derecede adam, tam otomatik silah eline yapışıyor, buz gibi soğuk ortam, “orada fuhuş yapmaya çıkıyor” diyor. Bu adilik, bu. Adamlar belli ki dava adamı ama yanlış bir davanın adamı. Dürüst ol, sen doğru dava adamı yetiştir. Doğru dava adamı yetiştir, yanlış dava adamına karşı. Dava adamı yetiştirmiyorsun. Adam da, yanlış dava adamı yetiştiriyor işte.

Yurt dışında Risale-i Nur satılabiliyormuş. Basılıp satılabiliyormuş. Ama orada basıp burada satışı olmuyormuş. Bu Risale-i Nur eğer basılmazsa felaket gelir memlekete. Ben söyleyeyim. Bayağı uğursuzluk getirir çok tehlikeli bir şey. Risale-i Nur hemen serbest bırakılsın. Başbakanımız bu olaya el koysun. “Risale-i Nur herkesindir” diyor Bediüzzaman. “Belirli bir kişinin mülkiyetinde değildir” diyor Bediüzzaman. Her yayın evi bassın. Değiştirilmesi yasak olsun. Değiştirilmesinde piyasada toplatılsın. Toplatıp yaksınlar. Ama doğru basıyorlarsa, isteyen bassın. Bastığında da yakınlarına telif ücreti versinler. Sembolik bir ücret verebilirler yakınlarına. O kadar.

“MHP (Milliyetçi Hareket Partisi), hars milliyetçisidir. Bu Atatürk’ün milliyetçilik anlayışıdır. Bu asla ırkçılık değildir.” Kubimeyer. “İlk ırkçı şeytandı.” Doğru. “Hz. Adem (a.s) insan diye kabul etmeyen.” Çok güzel. “Bence MHP’nin Allah yolu ile alakası yok.” Bizim çocukluğumuzda da öyle söylerlerdi. Gençken, üniversitedeyken “dinle alakaları yok” diye. Peki, bu binlerce genç niçin şehit oldu peki? Hepsi Allah diye şehit oldu. Hepsi Allah için şehit oldu. Allah’a laf söylüyorlar diye şehit oldular. Dine laf söyleniyor diye şehit oldular. Mukaddesatı korumak için şehit oldular. Binlerce, genç yaşında, 19 yaşında, 20 yaşında fidanken şehit oldular. Neyi koruyorlardı? Mukaddesatı koruyorlardı. Türkiye komünist olmasın istediler. Ve engellediler. Ama binlerce aslanımın şehadetiyle bu netice elde edildi. Şimdi bunu inkar etmek çok büyük bir vicdan eksikliği olur. Eski devri bilmiyor birçoğu. Oradan buradan okuduğuyla hareket ediyor. Türkiye gitmişti 12 Eylül öncesinde, komünist oluyordu Türkiye. Ankara’da MHP’nin büyük bir mitingi oldu. Bir milyon kişi toplandı. O gün dediler ki “Komünizm Türkiye’de bitti” dediler. Hep genç bak, bir milyon kişi. Ankara’da dağ, sokak, cadde kalmadı. Böyle doldu yani.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Hocam siz hatırlatmıştınız rahmetli Başbuğ’un bir sözünü “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki çok efendi bir insandı, Başbuğ. Bayağı nezih. Ermeniler’e sevgi dolu, Museviler’e karşı sevgi dolu. Museviler’e laf edenlere bayağı öfkeleniyordu. Bayağı yani. Ermenilere laf söyletmezdi hiç. Bütün kavimlere karşı, herkese karşı müthiş bir sevgisi vardı. “Hepsi Allah’ın mübarek, müberra kullarıdır” derdi.

Cemil Demirbaş “Hocam cumhurbaşkanı adayı kim olmalı sence?” Mevcut cumhurbaşkanımız çok iyi, Sayın Abdullah Gül. Kuzu gibi, güzel ahlaklı.

“Bugün ülkücü gençlerden Halil Esendağ, Selçuk Duracık 12 Eylül’de asılarak şehit olmalarının sene-i devriyesi.” Allah rahmet etsin. “Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.” Şehitlerimiz kefenlerine gelinlik adını vermişler o zamanlar, maşaAllah. “Tekbir getirerek darağacına gitmişlerdi” diyor. Tekbir getirerek, hepsi Allah için şehit oldu. Yani insanlar evlerinde yatıp uyuyorlardı, birçok kişi. Aslan gibi delikanlılar Allah’a, Kitap’a laf söylenmesin diye canlarını verdiler. Ve zaferle çıktılar bu mücadeledende. 12 Eylül tamam müdahale etti ama. Ülkücüler zaten freni tam anlamıyla uyguladılar, frenlediler. Yoksa Türkiye’de sol darbe olacaktı. Ülkücüler havayı değiştirdi. Komünist darbe olacaktı, Allah esirgesin.

Ehl-i Beyt; Peygamberimiz (s.a.v.)’ in evlatları, Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a), Hz. Ali (r.a) , İmam-ı Bakır, Cafer-i Sadık, hepsi.

Ne güzel yağmur yağıyor maşaAllah.

“Hocam bu fotoğraf sosyal medyada dönüp duruyor. Sizce fotoğrafı ne yapacaklar?” Doğru tabii hoşluk olsun diye yapmışlar ama oradaki o hanımlar eğer kendilerini riskte görüyorlarsa tabii ki kıyafetleri bu şekilde olması lazım. Doğru yapmışlar. Ama hatıra fotoğrafı çektirmeleri çok sevimli tabii. Çarşaf budur. Kuran’a uygun olan da budur. Eğer dışarı çıkacaksa ve tehlike varsa canına, malına, ırzına, haysiyetine zarar gelecekse risk varsa bu kıyafetle çıkması lazım.

Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a) benim canlarım çok dışa dönüktüler. Neşeliydiler. Hz. Ali (r..) çok dışa dönüktü. Ultra moderndiler. Yobazların onları şehit etmesinin nedeni kendileri gibi bağnaz olmamalarıydı, bağnazlığı kabul etmemeleri. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de güç yetiremediler Dırar Mescidi’ni kurdular, o sahtekarlar. Ehl-i Beyt’in şehadetinin nedeni, tek nedeni modern olmaları. Kadınları sevmeleri, kadın hürriyetini savunmaları, kadını üstün bir varlık olarak görmeleri, baş tacı etmeleri. Şık ve temiz giyinmeleri, mis gibi kokmaları. Şakacı, hoş sohbet olmaları, bütün insanları sevmeleri. Bütün dinlerdeki insanlara şefkat göstermeleri. Kibar ve klas olmaları. Yobazlara dokunan nokta bu oldu. O yüzden hepsini şehit ettiler alçaklar. Aynı iğrenç mahluklar -hayrettir, şeytan nasıl türüyor sürekli- bunlar da böyle şeytan gibi türeyip 1400 sene sonra yine yobaz var. Aynı onların soyu işte, türü yani yobaz. Şu anki yobazlar Hz. Hasan (a.s)’ı, Hz. Hüseyin (a.s)’ı görseler yine şehit ederler söyleyeyim. Yine görse yine şehit ederler. Hz. Ali (a.s)’ ı yine şehit ederler bu asrın yobazları. Peygamberimiz (s.a.v.)’ i seviyor gibi görünürler ama kalben nefret ederler Allah esirgesin. Huzurunda diyorlar “sen Allah’ın Resulü’sün” diyorlar “Elbette Allah biliyor senin Allah’ın Resulü olduğunu ama onlar yalancı” diyor Allah. “Sahtekar onlar” diyor. Yobaz sahtekardır. Hayatı en pis hale getirmeye çalışır. Kadını en pis hale getirir. Görüntüsünü en iğrenç hale getirir. Kendini en iğrenç şekle sokar. Ağzı ayrı pistir, kulağı ayrı pistir, saçı ayrı pistir. Konuşması, yemesi mesela yobazın çok iğrençtir, yemek yemesi. Oturması kalkması her şeyi pistir yobazın. Resulullah (s.a.v.) çok nezihti. Her şeyi kaliteliydi klastı.

SERKAN AK: Siz o yönlerinizle çok benziyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Torun benzer dedeye inşaAllah. Kadınları müthiş seviyordu Peygamberimiz (s.a.v.), acayip seviyordu. Sürekli hadislerde bunu belirtmiştir. Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a) geliyor; sahabelerin bir kısmı diyorlar “Ya Resulullah bütün genç kızlar Hz. Hasan (r.a)’ a, Hz. Hüseyin (r.a)’a aşık” diyorlar. “Hepsi gidip onlarla evleniyorlar. Ne yapacağız?” diyorlar. Kkız kalmayacak” diyorlar. “Dedesine çekmiş” diyor Peygamberimiz (s.av.) de “Dedesine çekmiş” diyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam şimdi de bütün kadınlar size aşık.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah. Ne güzel ifade “Ya Resulullah sürekli kızlar onlarla evlenmek istiyor” diyor. Bir dışarı çıkıyorlar Mekke, Medine yıkılıyor böyle. Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a) acayip şıklar. Mis gibiler. Görünüşleri, gözler, simsiyah gözleri. Kiminin gözleri renkli Hz. Ali (r.a)’ın gözleri renkliydi. Yeşile çalıyor, yeşil inşaAllah. Ama yobazların kafası bir türlü değişmedi tarih içinde. Hz. Ali (r.a)’ ye de güzellik Hz. Yusuf (a.s)’ dan geliyor, onun soyundan. Hz. Davut (a.s) soyundan inşaAllah. O göz güzelliği sürekli silsile olarak gelmiştir. Resulullah (s.a.v.)’a da o göz güzelliği Hz. İbrahim (a.s)’dan geliyor. Hz. İbrahim (a.s) ile aynı diyorlar, aynı görünüş, tıpa tıp neredeyse. Siyah göz, burunda hafif bombe,  iri yarılık, geniş omuz, kollarının kalınlığı, kalın kemikli.

Aleviler çok moderndir. Hz. Ali (r.a)’ı hiç unutmadılar. Kadınları çok sever Aleviler. Baş tacı yaparlar çok değerlidir Aleviler’de kadın. Yarım değildir. Sünniler’de yarımdır bir kısmınd,a bazı bağnaz Sünniler’de yarımdır kadın. Ne insan, ne insan değil, yarım. Alevilik’te kadın tamdır ve üstündür ayrıca. Kadınlar dans da eder kalkar. Saz çalar. Semah yapar. Allah aşkıyla gözyaşı döker. Hz. Ali (r.a) sevgisiyle gözyaşı döker. Yüzlerce yıldan beri çile çekmiş Hz. Ali (r.a)’ ın evlatları hamdolsun şu an daha rahatlar tabii.

Helal olsun Ali Direk Hocamız’a. Ali Direk dindar değerli bir sanatçımız. Sesi de çok güzel ama değeri o kadar bilinmiyor. Halbuki çok has Anadolu’nun koç yiğitlerinden maşaAllah.

Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ahmet Hakan’ın programında Prof. Dr. Mithat Sancar; “AK Parti’nin tavrı rahatsızlık yaratıyor. Çünkü barış sürecinde bir örgüt otuz yıl savaşmışsa hükümetin verdiklerine minnet duyun diyemezsiniz” dedi. PKK, “ben burada on binlerce gencimi bu mücadele haklarım için feda ettim. Yüz binlerce insan köyünden yurdundan edildi, hapishanelerde” diyor. “Bütün bunların karşılığı özel okullarda Kürtçe eğitime ya da iki harfin değişimine izin vermek olamaz” dedi. “PKK’ya sağlam yasal güvenceler verilmeli ve ortak anayasa yapılmalı” dedi.

ADNAN OKTAR: Gençleri komünist eğittiler. Komünizm uğruna 12 Eylül öncesinde de  birçok genç vefat etti. Bu iç acısı meydana getiren, ıstırap meydana getiren bir durum. Yani sonuçta da hiçbir şey kazanmadılar. Felaketler, gözyaşı kaldı geriye. PKK da bir hata yaptı. Kolay zannetti Darwinist, materyalist eğitim zaten kolayca Türkiye’de mümkün olduğu için, Darwinist, materyalist felsefeye sırtını dayayıp komünizmi rahatça yayacağını düşündü. Özellikle de fakir bir bölge olduğu için Güneydoğu, okuma imkanları da dar olduğu için çabuk netice alırız diye düşündüler. Ama Adnan Hoca’larını tahmin etmediler. Bizi tahmin etmediler. Allah’ın bizi onların üzerine salacağını tahmin etmediler. Bizim onları yerle bir edeceğimizi tahmin etmediler. İlimle irfanla yerle bir ettik. Ne diyor PKK? “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyor. Biz dedirttik biz. Abdullah Öcalan “Mehdi” diyor, Mehdi’nin M’si bilinmiyordu biz öğrettik bunu. “Bazı kanallar komünizme karşı hep PKK’yı sürekli yayın yapıyor, siz de ona karşı yayın yapın” diyor. Hangi kanallar? Biz de seyredelim o kanalları. Bir tane kanal var. Nerede hangi kanal var?

EBRU ALTAN: Hocam biliyorsunuz Suriye’de başkanlık seçimi yapıldı. Beşar Esad da % 70.4 katılımla seçimde % 88.7 oy çokluğuyla aldı.

ADNAN OKTAR: Evcilik oynuyor. Bir mahallede asker polis koruyor. Bir odaya girmişler, orada seçim yapılıyor. “Kazandım” diyor, hadi hayırlı olsun. Sokağa çık dayı, sokağa. Sokağa çıkabiliyor musun? Sıkıyor.  Sokağa çıkamıyorsun, Şam’da gezemiyorsun. Başkent’te gezemiyorsun. Sen nasıl devlet başkanısın?  Sürekli sığınakta yaşıyor, “seçildim hadi gözümüz aydın” diyor. Şehir kalmamış zaten, her yer yerle bir olmuş. Yer altında köstebek gibi yaşıyor. “Cumhurbaşkanı oldum hayırlı olsun”. Köstebeklerin cumhurbaşkanı oluyorsun sen. Yer altında yaşayanların cumhurbaşkanı oluyorsun. Nerenin cumhurbaşkanı?

Türkiye’yi parçalamak isteyeni Allah helak etsin. Türkiye’yi parçalamak isteyeni Allah helak etsin. Türkiye’yi parçalamak isteyenleri Allah helak etsin. Allah akıllarını, basiretlerini bağlasın. Ferasetlerini bağlasın. Allah dumura uğratsın. Ayaklarını birbirine dolasın. Türkiye, İslam aleminin güneşidir. Son ümididir. Burayı yıkmaya kalkanların, Allah başına yıksın bütün sistemlerini. Türkiye’yi yıkmak isteyenlerin Allah başına yıksın sistemlerini.

Orhan Kökden; “Kalekollar sevgi merkezi olacak. Aynı zamanda canımız Mehmetçikler’i de en güzel şekilde koruyacak.” Bu bizim temennimiz tabii. Bunu hükümet sağlasın.

“Bir çocuğu kalekol değil park mutlu eder Adnan Bey” diyor Şevbaş. İşte kalekolun yanına park yapılsın dedim, ben onu daha önce söyledim. Dikkatli dinlemiyorlar ki. İçi kütüphane olsun. Çünkü askerin de morali yükselir, çocuk çok neşeli bir varlık. Oralarda koşuşturursa, oralarda bir çocuk parkı, kütüphane, orada bir lokal, çocuklar için güzel bir lokanta da olabilir ayrıca devlet böyle bir güzellik yapabilir. Kantin olabilir, gidip orada çay içsinler çocuklar, bayılırlar bedava çay. Çıngır, çıngır, çıngır, çıngır. Oranın kumandanı köyün en sevdiği insan olsun. Mesela gençleri evlendirmede yardımcı olsunlar, her konuda yardımcı olsunlar. Bizim kastettiğimiz bu. Yoksa buz gibi bir karakol giden giriyor, çıkmıyor bir daha falan, bu çok dehşet verici tabii ki. Bu değil. Mehmetçiğin güzel ahlakı orada kendini gösterir. Ama hükümet burada gereken tedbiri alması gerekiyor.

“Dünyada böyle bir karakol yok” diyor Ahmet Bozkurt. Doğrudur. Yani buna yakın karakollar vardır ama olmaması olmayacak anlamına gelmez. Yoksa ilk başlatan biz oluruz.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Hocam bir haber vardı.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:  Yeni Şafak yazarı Markar Esayan sizin AK Parti’ye verdiğiniz tavsiyeleri tekrarlayan bir yazı yazdı; “AK Parti’nin ana kademesinde 2002 heyecanına geri dönülmeli, kadınlar ve gençler daha kilit noktalarda olmalı, erkekler egemenliğini kırmalı” dedi. “Taşra siyasetçileri değil, hizmet aşkıyla dolu mücadelenin ciddiyetinin farkında, cesur, heyecanını yitirmemiş gençlere ihtiyaç var” dedi. “Hatta bu kadrolar daha da genişletilerek milli görüş dışına da kendisini açmalı” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel. Hakikaten bizim anlattıklarımızın bir özeti olmuş, gayet güzel. Modern genç kızlar, modern delikanlılar, modern bir anlayış AK Parti’ye hakim olursa AK Parti alır başını gider. Herkes sever.

“Hz. Mehdi (a.s) ve Mesihiyet adına bir kurtarıcı beklemek İslam’ın değil İslam’a giren İslam dışı kaynakların eseridir. Kuran’da Hz. Mehdi (a.s) ve Mesihiyetle ilgili bir tek ayet yoktur. Allah’ın konuşmadığı bir konuda Allah adına konuşmak zulümdür.” Reculun Yesa, Eskitoğlu Erkan. Üç Kuran ayeti var İsa Mesih’in  geleceğine dair. “O İsa Mesih kıyamet için alamettir” (Zuhruf Suresi, 61) diyor Allah. Bunlar okumayı mı bilmiyor? Gözleri mi görmüyor? Anlamazdan mı geliyor? Ben anlamadım. Allah diyor ki İsa Mesih’e “Ya İsa” diyor. Yani İsa İbn-i Meryem “sana uyanları” diyor “seni sevenleri kıyamete kadar dünya hakimi yapacağım” diyor. Bu nasıl olur? Ancak İsa Mesih’in gelişiyle olur. Ne zaman dünya hakimi oldu insanlar? Ayet yalan olmayacağına göre demek ki bir dünya hakimiyeti olacak. Kıyamete yakın günlere kadar dünya hakimiyeti olacak, işte o devirdeyiz. Bak “seni sevenleri ve sana uyanları kıyamete yakın zamana kadar dünyaya hakim edeceğim” (Ali İmran Suresi, 55) diyor Allah. Dünya hakimi, dünyayı idare edeceksiniz diyor. Bu ne demektir bu? İsa Mesih’in gelişi demektir. “Ölümünden önce” diyor İsa İbn-i Meryem diyor Cenab-ı Allah “ölümünden önce” yani “sen ölmeden önce sana iman etmeyecek Ehli Kitaptan hiçbir insan bırakmayacağım” (Nisa Suresi, 159) diyor Allah ayet. Hepsini iman ettireceğim, hepsi sana iman edecek diyor ölümünden önce İsa Mesih’e. Yani bütün Ehli Kitap ölmeden önce İsa Mesih’e iman ediyor. İsa Mesih devrinde, İsa Mesih olmadan nasıl İsa Mesih’e iman olur? “Var olan bir kişiye iman edecekler” diyor Allah. Ayette var olan bir kişiye iman edecekler. Ve “bütün Ehli Kitap sana iman edecek” diyor. Onlar da diyor ki “tam can çekişirlerken” diyor “Hristiyanlar iman edecekler” diyor. Kuran’da çok fazla ayette sekerat halinde yani can boğaza dayandığında iman etmek geçerli değil. Neden ayet öyle bir şey söylesin? Geçerli olmayan iman neye yarar? Çünkü iman ettiyse zaten cennete gidecek. Can çekişirken iman geçerli olmadığına göre, demek ki adam hayattayken yaşarken Hz. İsa (a.s)’a iman edecek. Ölmeden önce ve ayette diyor ki; “bütün Ehli Kitaba iman ettireceğim” burada bir mucize var. Yani “bütün Hristiyanlar ve bütün Museviler kitle halinde sana iman edecekle”r diyor. Ayet yalan olmadığına göre değil mi? Bir de bunu anlamazdan gelip böyle tevil etmenin alemi ne? Adam komaya girmiş ölmek üzere; “iman etti.” Geçerli mi? Geçersiz. Geçersiz imana niye iman etti diyorsun? İman etmemişken iman etti denir mi? Ayet geçersiz diyor, “yok iman edecekler “diyor. “Geçersiz” diyor Allah. Son andaki iman geçersiz. Bizzat hayatta yaşarken, şuurları açıkken İsa Mesih’e bütün Ehli Kitap iman edecek Kuran ayeti. “Hz. Mehdi (a.s) ve Mesihiyet adına kurtarıcı beklemek İslam’ın değil İslam dışı kaynakların eseridir.” Tevrat’ta var, İncil’de var, Zebur’da var. Allah diyor ki o kitaplarda bu bilgiyi bulursunuz zaten.” O kitaplarda, geçmiş kitaplarda bu bilgiyi bulursunuz” diyor. Bunlar da diyor ki “o geçmiş kitaplarda var bu bilgi” diyor. Allah tamam da diyor “kitaplarda var zaten” diyor. Hak olduğunu gösteriyor onun zaten. “Bir kurtarıcı beklemek.” Ayet var. Müslüman ne diyor? “Ya Rabbi bizi kurtaracak bir insan gönder, bir lider gönder başımıza derler” diyor. “Zayıf kadınlar, zayıf çocuklar uğrunda mücadele ederler” (Nisa Suresi, 75) diyor. “Ve Allah’tan yalvarırlar” diyor başlarına bir lider vermesi için. Bir baş vermesi için. “Müslüman yalvarır” diyor. “Yok” diyor “Kuran’da yok” diyor. Allah diyor diyorum işte. Kuran’da var. Neyine inkar ediyorsunuz, neyine çırpınıyorsunuz? Hiç incelememişler Kuran’ı Nur Suresinin 55. Ayetinde Allah “dünyaya hakim edeceğim sizi” diyor. “Samimi olacaksınız sadece tek şartım bu” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın samimiyeti için Hz. İsa Mesih’in samimiyeti için Allah onların yüzü suyu hürmetine İslam’ı dünyaya hakim ediyor. Konu bu, anlaşılmayacak gibi değil.

AYŞE KOÇ: Başka bir ayette Hocam şeytandan Allah’a sığınırım; “O hak din olan İslam’ı bütün dinlere üstün kılacaktır. Müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)

ADNAN OKTAR: Tabii. Tevrat’ta da var. Sayıyı gittikçe indiriyor indiriyor on kişiye geliyor. Cenab-ı Allah diyor ki “on kişi olsa” diyor iman eden “İslam’ı dünyaya hakim ederim” diyor. “On kişi olsun hakim edeceğim” diyor.

Güneydoğu’daki Kürt çocuklar canlarım acayip şekerler onlar. Ayakkabılar lastik, çorap diye bir olay yok zaten. Ayaklar simsiyah oluyor birçoğunda. Onlara bir bisküvi, fetih olur o yani. Hele bir gazoz olacak, gofret çıldırır sevincinden. Ona bir top hediye etmek veyahut herhangi bir oyuncak. O kuzuları sevindirmek çok büyük sevap olur. Kalekollara devlet tırla yiyecek götürsün.  Çocuklara fabrikalar da; ücretsiz bisküvi, gofret, çikolata onlar sevinsin orada o canlar. Çok fakir benim canlarım Güneydoğu’da. Bu koruculuk sistemi onun için diyorum. Onlara bir meslek olur. Para vermeye bir vesile olur. Bolca korucu olsun köylerde. Maksat onların rahat etmesi.  

Masaüstü Görünümü