Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (8 Haziran 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Fikret bir şey anlat.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Filistin Lideri Abbas, İsrail Cumhurbaşkanı Perez ve Fener Rum Patriği bugün Vatikan’da Papa’yla bir araya gelip Ortadoğu barışı için dua ettiler. Ve tarihte ilk kez Vatikan’da Kuran okundu Hocam.

ADNAN OKTAR: Vatikan’da. Yeni Papa yaman maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın ayak sesleri bunlar. Daha önce bak olmuyordu böyle bir şey. İsa Mesih (a.s)’ın ve Hz. Mehdi (a.s)’ın ayak sesleri.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Şimon Perez Tevrat’tan ve Maimonides’ten Kral Mesih’in dönemine işaret eden kısımlardan da okudu, inşaAllah. “Savaşlar olmayacak ve bir millet diğer bir millete kılıç kaldırmayacak. Savaş arabalarını uzaklaştıracağım, savaş yayları kırılacak” inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu, Hz. Mehdi (a.s) dönemi özellikli olarak Tevrat’ta anlatılıyor. Biz bunu Museviler’in birçok toplantısında, yurt dışındaki toplantılarda sürekli bu Tevrat hükümlerini okuduk. Şimdi o dünyaca meşhur oldu. Herkes bunu okuyor, bu hükmü okuyor. Bu, Hz. Mehdi (a.s)’ın en mühim vasfı olarak, mühim vasıflarından birisi olarak, adalet vasfı olarak Tevrat’ta geçiyor. Hz. Mehdi (a.s) vaktinin geldiğini gösteriyor. Adamlar da Güneydoğu’ya “Kürdistan diyelim,” yok “şu istan, bu istan diyelim” diye ortaya çıkıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, sembolik olarak da, iyi niyet gösterisi olarak Vatikan’da hep birlikte bahçeye bir zeytin ağacı diktiler, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Zeytin ağacı, güzel. Zeytin ağacı yine o da Mehdiyet’in alametlerindendir. Kuran’da geçer. “İncire ve zeytine” Allah yemin eder. Ve Turi Sina. “Ve Sina Dağı’na, o emin beldeye.” (Tin Suresi, 3) Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Vakit saat geldi demek ki.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, aynı zamanda Mehmet Ali Şahin de gönlünden geçenin Çankaya için Recep Tayyip Erdoğan, inşaAllah. Başbakanlık için de Abdullah Gül’ün olduğunu belirtti.

ADNAN OKTAR: Sayın Abdullah Gül çok şeker bir insan. Başbakanlığa da müsait, cumhurbaşkanlığına da müsait, hepsini yapar.

Tamam dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Irak’ın Ammar, Ramadi ve Felluce kentlerinde orduyla IŞİD terör örgütü arasındaki çatışmalar Musul’a da sıçradı. Çatışmalarda 60’ı asker ve polis 165 kişi öldü. Hayatını kaybedenler arasında IŞİD militanları dışında çok sayıda kadın ve çocuk da bulunuyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yer gök “Mehdi (a.s)” diyor. Toplantılar hep Mehdiyet’le ilgili oluyor. Okunan Tevrat hükümleri Mehdiyet’le ilgili oluyor. Bir güruhat da, bir gariban grubu da oturmuş Kürdistan’dan bahsediyor. Dünya yer yerinden oynuyor, Mesih’ten Mehdi (a.s)’dan bahsediyor, dünya kardeşliğinden, dünyanın birleşeceğinden bahsediyor, sınırların kalkacağından bahsediyor; onlar da nasıl böleriz, parçalarız, federasyonlara ayırırız, işte şuna ayırırız, buna ayırırız, parçalamacı bir kafayla konuşma yapıyorlar. Kürdistan ne gerek? Atatürk devrinde kullanılmış mesela Lazistan, Kürdistan ama şu an anlamı olacak gibi değil. Direkt ayırmaya yönelik bir üslup şeklinde.

“Biz İstanbul Kartal’dan ikiz kardeşler İlker ve Türker. On yıldan bu yana külliyatınızı takip ediyoruz. Sergiler, konferanslar olmak etmek üzere her türlü faaliyette hizmet etme şerefinde bulunmaktayız. Sizi çok seviyoruz. Sizinle tanışmak istiyoruz.” Ben bu canlarımla tanışayım. Olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, bildiğiniz gibi Mahmut Ustaosmanoğlu Hocamız’ın Çeçenistan Lideri Kadirov’la görüşmesi için Çeçenistan’a götürülmesi gündeme gelmişti. Siz, bu ziyarete dikkat edilmesi gerektiğini söylemiştiniz. Cemaatin önde gelenleri ve Sayın Ustaosmanoğlu’nun Anadolu’daki sevenleri bu ziyareti önlemek için İstanbul’a akın ettiler. Bu arada ziyareti düzenleyen kişiler de ortadan kayboldular. Ziyaret Mahmut Ustaosmanoğlu Hocamız’ın sağlık nedenleriyle iptal edildi.

ADNAN OKTAR: Zaten olmaz. Ben mesela köye giderdim. Köy çok yüksek rakımlı, biz bir inerdik uzayda gibi olurduk. Bir acayip oluyor insanın kulağı falan. Basınç hissediliyor, vücut sonradan alışıyor. Ne gerek var?

“Hocam, karizmatik ve yakışıklı olmanın sırrı ne?” diyor. MaşaAllah, imanımız.

“Bayrağın indirilmesinden sonra sizce Türk halkı sokağa dökülür mü?” M. Alp. Mehmet Alp Pelis. Nerede bayrak indirildi? Var mı öyle bir şey?

KARTAL GÖKTAN: İkinci Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Lice’de. Bu vefat edenlerin cenazesinin ardından olaylar çıkmıştı. Sempatizan bir grup gösterici İkinci Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki Türk bayrağını indirdi.

ADNAN OKTAR: Sonra?

KARTAL GÖKTAN: Sonra, o şekilde kaldı Hocam.

ADNAN OKTAR: Bayrağı indirdilerse bayrağı geri çeksinler.

“Vatikan’da barış için yapılan dua Mehdi (a.s)’ın ve İsa Mesih’in ayak sesleridir.” Bir arkadaş, “Vatikan, Papa; onların duası geçersiz” diye konuşuyor. Olur mu? Tek Allah’a inananların duası duadır. Böyle bir nefret ruhu olmaz. Böyle bir öfke ruhu olmaz. Veyahut muhalefet ruhu yakışıksız oluyor. Onlar da insan, onlar da Allah’ın kulları. Sen de Musevi olabilirdin, sen de Hristiyan olabilirdin. Sen Müslüman olarak yaratılmışsın. Samimiyetsiz bir ifade. İttihad-ı İslam Museviler’le beraber olacak, Hristiyanlar’la olacak, Müslümanlar’la olacak, hep birlikte olacak.

Bayrak indirilmesi çok vahim bir şey.

KARTAL GÖKTAN: Tekrar çekilmiş.

ADNAN OKTAR: Anlık indirebiliyorlar. Böyle bir şey yapabilirler ama olmaz. Yalnız indirilmesine müsaade etmemeleri lazım. Yani o anda müdahale edilmesi lazım. Çok ağır bir suçtur o. Hükümranlık sembolüdür o. Onu oradan indirmeye kalkmak bayağı suçtur. Şımarmanın, azıtmanın had safhasına çıktılar. Allah ıslah etsin. Yine her yerde bakıyoruz; illaki Mehdiyet. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş olaylar oluyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, aynı yol üzerinde Hüdeparlı olduğu ileri sürülen bakkala saldırmış. İşyerinin camları indirip birçok araca da zarar vermiş.

ADNAN OKTAR: Oradaki kolluk güçleri niçin karşılık vermiyor? Ben anlamadım. Olay çıkar kafasıyla. O zaman her yer gider. Öyle bir şey olur mu? Onu bütün partiler bir araya gelip toplansınlar, mecliste karar alsınlar; nasıl karşılık verileceğine dair. Misliyle karşılık verilmesi lazım. Olmaz öyle şey. Misilleme hakkı vardır. Misliyle karşılık verilir. Seyretme diye bir konu olmaz. Hükümet tek başına sorumluluk almak istemiyorsa, diğer partileri bir araya getirsin; mecliste kapalı oturum yapsınlar. Karar alsınlar. Böyle bir kepazeliğe müsaade edilemez.

KARTAL GÖKTAN: KCK’nın yaptığı bir açıklama var Hocam. Savaş hazırlıklarına karşı asla geri adım atılmayacağını ifade etmişler bu açıklamada. Halka her yerde direniş mücadelelerini yükseltme çağrısı yapılmış. Açıklamada ayrıca gençlerin dağa çıkması istenmiş.

ADNAN OKTAR: Dağa çıkması. Bak Türk gençlerini politize etmiyorlar. Siyasi bilinç vermiyorlar. Ama Güneydoğu’da PKK sürekli siyasi bilinç veriyor. Sürekli gençleri politize ediyor. Gece gündüz eğitim var. Türkiye’de eğitim de, köşe dönme tarzında eğitim oluyor. İşte; “Hayatını kurtar. Bir an önce evlen. İşine bak, iyi bir işin olsun. Evin, araban olsun. Yazlığın, kışlığın olsun.” Böyle bir mantık. Onlar da dağı istiyor, bak dağ. Mağara istiyor. Ev olarak mağara istiyor adam. Ve hayatını ortaya koyuyor. Bizim gençliğimizin de o şekilde vatanını, milletini, bayrağını sevecek şekilde yetiştirilmesi lazım. Onlar PKK’nın bayrağına bayağı düşkünler. Türkiye’de de bayrak sanki suç haline getirildi. Bazı şahıslar. Yani Türk bayrağını suç haline getirdiler. PKK bayrağını kutsal hale getiriyorlar. Bu sabredilecek, beklenecek bir şey değil.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Tokat’ta Lice’de vefat edenleri anmak için gösteri yapmak isteyen otuz kişilik öğrenci grubuna esnaf müdahale etti. Halk protestocuların üzerine yürüyünce, polis devreye girdi. Göstericiler yakındaki bir binaya sığınmak zorunda kaldı.

ADNAN OKTAR: Tokat, Turhal buralarda pek tutunamazlar da, orada bir kere zemin, alan oluşturmuşlar. Kurtarılmış bölgeler oluşturmuşlar. O yüzden çok pervasızlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, göstericiler Diyarbakır Yenimahalle’de bir askeri kışlaya saldırdılar. Eylemciler, askeri kışlanın isminin yazılı olduğu tabelayı Molotof kokteyli atarak yaktı. Askeri kışlada Molotof ve taş yağmuruna tutulan askerler olayı kışla içinden takip etti. Eylemcileri dağıtmak için havya ateş açtı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam, bu konuları böyle tek başına değerlendiriyor ama bence meclisi toplayıp, -ben abartmıyorum- milli seferberlik ilan edilmesi lazım. Bu adamların şakası yok. Bunlar korkunç, arsız, hayasız, şımarmış, kudurma derecesinde şımarmış adamlar. Hadlerinin bildirilmesi lazım. Öbür türlü bayağı azarlar. Topluca, milletçe karar almamız lazım. Bu seyredilecek bir şey değil.

Efe Aydın; “Tayyip’in PKK’yla savaştığı falan yok. Daha fazla milliyetçi oyalamak için savaşıyormuş gibi yapıyor” diyor. O da birçok dengeyi düşünüyor herhalde. Yalnız kalmış olabilir. Siz de böyle konuştukça o tabii daha da zor durumda kalır. Öyle olmaz. Muhalefet partileri de destek verip ittifakla milli seferberlik ilan edilip, gençliğin milli seferberlik içinde eğitilmesi, PKK’ya karşı bütün halkın bilinçlendirilmesi, geniş çaplı bir eğitim, PKK azgınlığına karşı komünizmin çirkinliği, iğrençliği yani şiddet yönüyle tabii, terör yönüyle ele alınması lazım. Anlatılması lazım. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, çözüm sürecini bozan ilk taraf olmak istemiyor AK Parti Allahualem inşaAllah. O zaman gelişen olaylardan tek başına sorumlu tutulacağı için. HDP de, BDP de bu yönde propaganda yapıyorlar. İlk kanı AK Parti dökecek gibi yani dökülürse eğer. İlk onlar başlattı gibi. Yani yeniden kan dökecek diyorlar Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ama meclis gizli oturum yapsın, toplansınlar. MHP desteği önemlidir. CHP’nin desteği çok önemlidir. Tayyip Hocam bütün durumu ortaya koysun. “Ne yapalım? Nasıl edelim?” diye bir ortak karar alsınlar. Cumhurbaşkanı da bulunsun toplantıda, ordu komutanları da bulunsun. Bütün Türkiye olarak karar alalım. Bu it kopuk takımına karşı. Ama eğitim en hayati konu. PKK’nın ideolojisini halkımızın büyük bir bölümü bilmiyor. Komünizmin ne olduğunu bilmiyor. Stalinizm’in ne olduğunu bilmiyor. Darwinist, materyalist teorinin komünizmin temeli olduğunu bilmiyor. Adamların amacının bölmek olduğunu, böldükten sonra komünist devlet kurup, Türkiye’nin geri kalan kısımlarını da almak istediklerini de bilmiyor. Tehlikenin farkında değil insanların büyük bölümü. Çok hayati bir durum var.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Yalçın Akdoğan da bugün bir televizyon programına katıldı. Orada ideolojik kısmına dikkat çekti. “Biz barıştan yana olurlar diye umutlanmıştık ama şiddetten vazgeçmiyorlar” dedi. “Bu örgüt Marksist, Leninist bir örgüt. Ama daha sonra Kürt milliyetçiliğini daha çok öne çıkardı. Şimdi Öcalan HDP projesiyle sol ideolojiye daha ağırlık vermeye başladı ve bu plan HDP’nin daha marjinalleşmesine sebep oldu” diye açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Stalinistler onlar daha marjinal falan yok, daha azı da yok, daha çoğu da yok. Stalinist, Marksist, Leninist komünistler bu kadar açık yani. Bunun fazlası, eksiği olmaz. Yıllardan beri söylüyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam KCK yürütme komitesi üyesi Duran Kalkan “Diyarbakır ve Bingöl’deki eylemlerin, tüm Güneydoğu ve Türkiye’deki kentlere taşınması gerektiğini” söyledi. Kalkan “bu direnişler sayesiyledir ki AKP hükümeti İmralı’ya gitmek, Amed’e gelmek, önder Apo’ya  ve halkımıza yalvarmak zorunda kaldı”.

ADNAN OKTAR: “Yaptı bunu” diyor yani.

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam.  Bu ifadeyi kullanıyor.

ADNAN OKTAR: Bakın kolay yolu gösterdim. Hastalığın kökenini gösterdim. Dedim ki bak Darwinist, materyalist eğitim komünizmi geliştirir. Onun için haklı olduklarını zannediyorlar. Darwinizm’in, materyalizmin yanlış olduğunun anlatılması lazım gençliğe. Devlet bizzat eliyle Darwinizm’i anlatıyor, inanılır gibi değil, mucize bu. Sen kendi sistemini yıkacak bir yapıyı oluşturuyorsun farkına varmadan. Başını belaya sokacak bir sistemi oluşturuyorsun farkına varmadan. Darwinizm’i anlatma demiyorum, Darwinizm’i anlat, geçersizliğini anlatalım bilimsel delillerle. Şaşırıyorlar, “Nereden çıktı?” diyor. Gece gündüz eğitim yapılıyor. Türk gençliği eğitilmiyor. Bizim öyle bilinçli eğitilmiş karşı gençliğimiz olsa Bingöl’de, Mardin’de şurada burada her yerde olurdu. Anında onlarla tartışıp çökertirlerdi, tartışamıyor çocuklar. Yani PKK’yla tartışmaya giremiyorlar. Kafa göz kırarak, sopayla, tüfekle, tankla olacak iş değil bu. Olur mu? Ne demek? “Ben seninle fikren baş edemedim, sopayla baş edeceğim” diyorsun. “Gel tartışalım” diyor adam, tartışamıyorsun. Gayet kolay, gayet kolay.

GÖKALP BARLAN: Almanya’da Hocam Darwinizm hakkında konuşulunca; “Devlet eliyle öğretilen bir şey nasıl yanlış olabilir?” diye çıkışıyorlar. Türkiye’de de söylediğiniz gibi aynı durum söz konusu.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

GÖKALP BARLAN: Almanya’da Hocam Darwinizm hakkında konuşulunca; “Devlet eliyle öğretilen bir şey nasıl yanlış olur” diye çıkışıyorlar. Devletin söylediği her şeyin doğru olduğunu kabul ediyorlar. Türkiye’de de devlet eliyle öğretiliyor sizin söylediğiniz gibi. Onun için tam tersi bir şey düşünemiyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii ya. “Devlet yalan mı söylüyor bize, devlet bizi aldatıyor mu? Üniversiteler bizi aldatıyor mu?” diyor. Üniversitelere sen bu görevi verirsen, akademilere bu görevi verirsen, devletin binlerce tesisinde Darwinizm anlatılırsa, devletin milyonlarca kitabında Darwinizm anlatılırsa ne olur bu millet? Sonra “Bela nereden geldi?” diyor.  Allah o zaman bela gönderiyor işte.  Allah onları musallat ediyor, yaptığına karşılık.  Sen kitapta ne diyorsun, darwinist eserlerde? “Allah yok” diyorsun, “Tesadüfen kainat meydana geldi” diyorsun. Adamı sen Darwinist eğitiyorsan, Darwinist tavır gösteriyor. Şaşıracak ne var? Darwinist olan bir insanın Marksist olmaması düşünülecek bir şey değil. Yani sen ne diyorsun? “Kainatın ilk başlangıcı evrimle oldu” diyorsun. Yani madde evrimleşti. Sonra ne diyorsun? “Canlılar evrimleşti” diyorsun. Sonra ne diyorsun? “Tarih evrimleşti” diyorsun. “Dinler evrimleşti” diyorsun. Tarih evrimleşiyorsa yani senin dediğin gibiyse Marks’ın dediği doğru. Komünizm doğru o zaman. Niye çırpınıyorsun o zaman? Niye bağırıyorsun? “İlk komünal toplum vardı. Her şey ortaktı” diyor. “Kadınlar ortaktı, yemek ortaktı, evler ortaktı. Her şey ortaktı” diyor. “Sonra bu pagan yapılanmalar ortaya çıktı” diyor. “İlk ilkel toplumdan sonra feodal toplum oluştu” diyor. “Sonra kapitalist toplum oluştu. Şimdi tarih bir daire çiziyor” diyor. “Yeniden komünist topluma geçiyoruz. Bunda şaşıracak bir şey yok” diyor. “Kapitalistler de tabii ki direnecek” diyor. “Çünkü balığını elinden alıyorsun. Aldığın için direnir” diyor. “Direnirse de kafasını ezersin. Elinden alırsın. Bu kadar basit” diyor. “Yeniden komünal toplum olacak” diyor. Adamların anlattığı bu. Sen onu kabul ediyorsan, hepsini kabul etmek durumundasın. Başlangıçta evrim varsa, madde evrimleşiyorsa, canlılar evrimleşiyorsa, tarih evrimleşiyorsa adamların dediği doğru. Ne çırpınıyorsun? O zaman din yok onların dediğine göre. Dinler uydurma haşa. Sen zaten diyorsun; “Evrim.” Allah yarattı diyoruz biz Kuran’da. Sen ne diyorsun? “Öyle bir şey yok. Kuran doğru söylemiyor” diyorsun. Devletin kitapları “Kuran doğru söylemiyor” diyor. Din yoksa zaten komünizm doğru. O zaman çırpınmaya gerek yok yani. Eğer dini kabul ediyorsan, o zaman Darwinizm’i bilimsel olarak eleştirdiğimizde o eleştiriyi, bilimsel eleştiriyi halka anlatmak durumundasın. Onu da “Anlatmayacağım” diyorsun. O zaman komünizm hakim olur. Ve sen çok zavallı bir konuma düşersin. Yalvaran konuma düşersin. Gücün yetmez. İmanla karşılık verebilirsin. Kuran hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle karşılık verebilirsin. Allah’ın varlığı apaçık ortada, adam sana hipnoz yapıyor. “Allah yok” diyor. “Ha öyle mi? Hakikaten -haşa- Allah yok” diyor. “Dinler de evrimle oluştu.” “Öyle mi? Tamam kabul ettim” diyor. O zaman komünizm gelir işte. Niye şaşırıyorsun? Her yer birbirine girecek söyleyeyim. Irak falan hepsi. Mehdi (a.s)’ın zuhuru an meselesi. 2015, 2016'da bile zuhur edebilir, söyleyeyim. Hz. İsa (a.s) Mesih'in zuhuruna daha var, görünmesine. O 2021'leri bulabilir. Yahut biraz daha ileri vakitleri  bulabilir, ama Hz. Mehdi (a.s)'dan başka bir çözüm yok. Anlamazdan gelirler. Darwinizm’i böyle basit sıradan bir şey olarak gördüler. Vatanı götürüyor görüyorsunuz. Türkiye'yi götürüyor. Daha hala direniyorlar. CHP özellikle Darwinizm’i savunan bir ruhla yaklaşmasın. CHP Darwinizm’i savunursa, PKK'nın Darwinizm’i savunmasını eleştiremez o zaman. Devlet gece, gündüz Darwinizm’i anlatıyorsa, PKK da gece gündüz Darwinizm’i anlatıyorsa, biz ne ile mücadele edeceğiz o zaman? PKK ile mücadele ettik. Peki devlete ne yapalım? Ne diyelim? Devlet, cayır cayır devam ediyor. Devlet bunu durdurması lazım. Büyük bir tehlike bu.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, Mücadele Suresi 21. ayetinde, şeytandan Allah'a sığınırım; ''Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.'' diye bildiriyor Allah, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Şimdi PKK'nın bir silahı da diyor ki, 'Güneydoğu halkına, genç kızlara, kadınlara; “Bana söyleyin.'' diyor. ''Siz tam bir insan mısınız? Yarım bir insan mısınız?'' diyor. Dindar olanlara soruyor, dini bilenlere. Onlar diyor ki; ''Bizim bildiğimiz, herhalde tam insanız.'' diyor. ''Hangi dine göre?'' diyor. ''Müslümanlığa.'' ''Yok canım olur mu, Müslümanlığa göre? Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi mezhebini inceleyelim, kadın yarım'' diyor. ''Sen, dininden haberin yok herhalde'' diyor. Mezhep kitaplarını, fıkıh kitaplarını gösteriyor. ''Bak kadın yarım'' diyor. Her yerde gösteriyor, hadisler gösteriyor, uydurma hadisler. ''Yarımsın sen'' diyor. ''Sokağa çıkabilir misin?'' ''Çıkarım'' diyor. ''Yok çıkamazsın'' diyor. ''Bak dinin hükümleri var'' diyor. ''Perde arkasından konuşabilirsin sen'' diyor. Başka? ''Seçilebilir misin?'' diyor, yani bir yönetici olarak. ''Seçilirim tabii'' diyor. ''Seçilemezsin'' diyor. Hakikaten seçilemez. Yani ehli sünnete göre seçilemez. Seçme hakkı da yok, yarım çünkü, sözüne itibar edilmiyor. Makyaj yapabilir mi? Yapamaz. Bakımlı gezebilir mi? Gezemez, kaşını bile alamaz. Mesela kadın kaşını almış oluyor. ''Sen harama girdin'' diyor. ''Niye ki?'' diyor. ''Al sana hadis. Yapamazsın'' diyor. Mesela yüzündeki fazla tüyleri alıyor kadın, ''Onu da alamazsın'' diyor. Parfüm sürüyor, ''Parfüm de süremezsin'' diyor. ''Harama girersin'' diyor. Yüzlerce ehli sünnet kaynağı gösteririm. ''Ama bak PKK hakim olduğunda'' diyor. ''Sen makyaj da yapacaksın, güzel de giyineceksin, istediğin gibi başını da açacaksın, sokaklarda istediğin gibi gezeceksin, tam insan olacaksın, istersen cumhurbaşkanı bile olursun” diyor. “Başbakan da olursun, seçilme hakkında olacak, kaşını da alırsın, istediğin gibi bakım da yaptırırsın, hangimizi savunuyorsun?'' diyor. ''Ben PKK'yı savunuyorum'' diyor. ''Çünkü hayat bizde'' diyor. ''Doğrusu bizde'' diyor. ''Ya bağnazların yolunu seçeceksin, ya bizi seçeceksin'' diyor. Bu yönden de ayrıca bir belanın içine de girmiş durumdayız. Bağnazlığın, bütün çirkin yönlerini PKK, halka karşı kullanıyor. Bir şey de diyemezsin, cahil hocalar var Güneydoğu'da, onları da konuşturuyorlar. Vallahülazim diyerek, yemin ederek söylüyor. ''Evet. Kadın yarımdır'' diyor. ''Makyaj yapamaz, şunu yapamaz, bunu yapamaz.'' Önce mele diyor mesela onlara dinlettiriyor. ''Duydunuz mu?'' diyor. Duydunuz. PKK bunun  tam tersini yapacak. ''O zaman ben dağa çıkayım'' diyor kız. Konu bu. ''Darwinizm, materyalizm yanlış mı? Doğru mu?'' diyor. ''Yanlış'' diyor kız. ''Aç'' diyor. “Tarih kitabını, felsefe kitabını,” liseli kıza soruyor. ''Sosyoloji kitabını aç, biyoloji kitabını aç, açıyor şakır şakır, sayfalarca bak devlet, Darwinizm'in doğru olduğunu anlatıyor, materyalizmin doğru olduğunu anlatıyor, kainatın evrim ile meydana geldiğini anlatıyor. Sen Allah yarattı diyorsun'' diyor. ''Devlet mi doğru söylüyor, sen mi doğru söylüyorsun?'' diyor. Adam diyor ki; ''Ben cahil adamım, ben bir şey bilmem tabii ki devlet doğru söylüyordur'' diyor. ''E bende aynısını söylüyorum'' diyor. ''Allah yok'' diyor haşa. ''Gel komünist ol'' diyor. ''Oldum bile'' diyor, Allah esirgesin. ''Kendi gönlüyle dağa çıktı'' diyor. Doğru, kendi gönlüyle çıkıyor tabii ki, böyle eğitirse, kendi gönlüyle çıkar tabii ki. İsterlerse çağırsın sorsunlar, gönlüyle çıkmıştır tabii. Komünizmi hafife aldılar, Darwinizm'i hafife aldılar, materyalizmi hafife aldılar, deccaliyeti hafife aldılar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Orhan Miroğlu TV24 programında, dağdan geri gelen kız; “''Bize siz devrimden sonra polis olacaksınız, kolluk kuvveti olacaksınız deniyordu'' dedi” diye anlattı.

ADNAN OKTAR: Polis de olur, bakan da olur, milletvekili de olur, her şey olur diye söylerler. Tabii ki öyle konuşacaklar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam birde 16 yaşındaki bir çocuğun açıklamaları var, PKK tarafından kaçırıldıktan sonra kurtarılan bir çocuk diyor ki; “Dağdakilerin çoğu pişman.” Özellikle iyi niyetli çocukların kandırıldıklarını söylüyor. Bu kardeşimiz sizin sürekli uyardığınız şekilde terör örgütü mensuplarının yaptığı propagandadan etkilendiğini ve çocukların çeşitli vaatlerle kandırıldığın şöyle ifade etti Hocam. ''Barışın olumlu gideceği KCK sistemin kurulduktan sonra, polis gibi görev vereceği söylendi. Lise bire gidiyordum, dağda tanıdığım biri daha vardı. Benden dokuz gün önce gitmişti, zorla götürüldüğümüzü söyleyemem ama tam olarak kendi isteğimiz ile de değildi, öyle şeyler anlatmışlardı ki istem dışı gittik'' dedi.

ADNAN OKTAR: Şu ifadeler bile şüpheli aslında. Yani o PKK'lıların içinde olsa böyle konuşmaz. Polisin karşısında böyle konuşuyordur. Her yerde duruma göre şekil alıyorlar.

Bağnazlara göre kadın yarım.

''Programınızı izliyorum ve memnunuz bizi neşelendiriyorsunuz, bilgilendiriyorsunuz, ufkumuzu açıyorsunuz. Sorunum sizin oradaki gençler nasıl her gün sizin için zaman ayırabiliyorlar?'' İşte Allah rızası için yaşamayı bilmedikleri için şaşırıyorlardır hakikaten. Yani nasıl oluyor bu?

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam biz sizden bir dakika ayrılmak istemiyoruz. Yarışıyoruz birbirimizle inşaAllah.    

ADNAN OKTAR: “Kehf Suresi'nde geçen Zülkarneyn ve Yecüc ve Mecüc ve yapılan setle ilgili bir sohbet olursa sevinirim. Merak ettiğim bu konuda fikir vermek istedim.” Bu seddi Hz. Mehdi (a.s) oluşturacak. Seddi Zülkarneyn. Yani ne PKK kalacak, ne komünist örgütler kalacak ne terör kalacak. Öyle muhkem bir set yapacak ki yaklaşık doksan sene falan aşamıyorlar, inşaAllah. Seddi Zülkarneyn. Sungur Ağabey dedi ki bana, konuşuyorduk, “Sen seddi Zülkarneyn oldun, küfür seni aşıp bize gelemiyor” dedi. MaşaAllah. Kalabalığın içinde söyledi.

 

“Hocam Amerika gibi federe devletler isteyenler Türkiye'nin yüzölçümünün Teksas'tan daha küçük olduğunu bilmiyorlar mı? 350 milyonluk Amerika 80 milyonluk Türkiye'nin 12 katı büyüklüğünde. Federe devletler olması için önce büyümemiz, Türk-İslam ülkeleri ile birleşmemiz gerektiğini anlatıyorsunuz. Bazı siyasiler niçin bu kadar bunu anlamakta zorlanıyorlar Hocam?” diyor.

“Sevgi öğretmenimiz Seyyid Muhammed Ahmet Adnan Hocam, camilerde cemaat hocanın sesini hoparlörden duyup kılıyor. Biz de kılabilir miyiz?” diyor. Kılarsın. Niye kılmayasın? Hoparlöre Hüseyin Hilmi Işık Hoca çok karşıydı, rahmetli. Ezanın da okunmasını istemiyordu hoparlörle. Çok güzel bir üslubu vardı onun.

Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var, onları okumak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Bu hafta sonu ve geçtiğimiz hafta sonu Osmaniye'de kardeşlerimiz broşür dağıtımı yapmışlar. Konya'da kardeşlerimiz Sancak Mahallesi ve Japon Parkı'nda apartmanlara, arabalara, esnaflara ve kuaförlere 500 kadar broşür dağıtmışlar. Ve Japon Parkı'ndaki yeni evlenecek çiftlere, AK Parti İl Başkanlığı’na, camiye ve taksi durağına sizin kitaplarınızı hediye etmişler. Daha sonra beraber Kuran okuyup, iman hakikatleri anlatmışlar. Bugün İstanbul'dan bazı kardeşlerimiz bir araya gelmiş. Sizin eserlerinizden faydalanarak sohbet etmişler. Faaliyetleri hakkında konuşmuşlar.

ADNAN OKTAR: Şu evin güzelliğine, huzuruna bak, maşaAllah. Şu insanların tevazusu ne güzel. Yemekleri çok güzel. Çok imreniyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam iki faaliyet daha var okumak istediğim.

ADNAN OKTAR: Evet oku.

KARTAL GÖKTAN: Ankara Elvankent'te 25 adet kitabınızı halka hediye etmiş kardeşlerimiz. Ve Balıkesir'in ilçesi Manyas'ta 400 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Bir şeyler söyleyin.

BÜLENT SEZGİN: Eski Aile Bakanı Fatma Şahin şu anda Gaziantep Belediye Başkanı Facebook’un da bir resim paylaşmış gençlerle basket oynarken. Uygun görürseniz onu göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Bakayım göreyim. O çok şeker bir hanım. Acayip tatlı. Şive, konuşma, ses tonu acayip tatlı. Huyu da çok güzel kuzu gibi o.

Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Ramazan ayında iki kere on beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak” diyor. Ay ve güneş tutulmaları on beş gün arayla. Oldu mu olmadı mı? Oldu. “Fırat nehrinin suyu kesilecek” diyor kesildi. “İki kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. İki kuyruklu yıldız çıktı mı? Çıktı. “Biri çok parlak olacak” diyor, “diğer kuyruklu yıldızların aksi istikamette ve çift uçlu olacak” diyor. Aynısıyla dediği çıktı mı? Çıktı. O zaman Mehdi (a.s) de çıktı. Bin tanesi doğruysa bin birinci de doğrudur. Peş peşe bin tanesi doğruysa bin birinci de doğrudur. Önümüzdeki yıllarda Mehdi (a.s)’yi bütün ihtişamıyla göreceğiz. Seyyidina İsa Mesih, İsa İbn-i Meryem. Onu da güzel güzüyle göreceğiz. Ona şu an zemin hazırlıyoruz. İsa Mesih’e önce evi hazırlamak lazım. Evi hazırlayacaksın ki, ağırlama güzel olsun. O ağırlanmaya geliyor zaten. Ağırlanmaya geliyor. Cenab-ı Allah’ın nazlı Peygamberi’dir. Allah onu hiç böyle çatışmanın, olayların içine hiç sokmadı. Roma ordusu onu yakalamaya kalktı. Hemen Cenab-ı Allah onu nur haline getirdi. Nur beden haline getirdi. Nur olunca göremediler. Katına aldı Cenab-ı Allah. Nazlı Peygamber’dir. Allah onu rahat ettirmeye gönderiyor dünyaya. Niye seviyor Cenab-ı Allah biliyor musunuz İsa (a.s)’ı? İmanından dolayı seviyor. Yani Allah onda çileye gerek duymuyor, çok imanlı olduğu için. Mesela bu da çok acayiptir. Mesela bak, Hz. Musa (a.s) yılan şekline gelince asası telaş ediyor. İsa (a.s)’da bu yok. Mesela Cenab-ı Allah diyor ki; “suyun üstünde yürü geçeceksin” diyor. Yüzde yüz iman ediyor. Bak, doksan dokuz değil. Basıyor geçiyor hakikaten. Mesela bak, talebesi diyor ki, “iman et geçeceksin” diyor. Bir anda kuşku duyuyor suyun ortasında batıyor. Diyor bak, “ey zayıf imanlı” diyor. “İmanından kuşku duydun hemen battın” diyor. Tam iman ettiğinde metafizik bir varlık oluyor. Tam tam. Mesela ölüyü diriltecek hale geliyor. Yani olağanüstü bir yetenekle doluyor. İsa Mesih (a.s)’ın imanı müthiş bir iman. O İncil’de de geçer. Müthiş bir iman. Mesela Roma askerleri geliyor. Başkası olsa telaş eder değil mi? Bağıra çağıra geliyorlar. Gayet rahat. “Rabbim benimle” (Şuara Suresi, 62) diyor. “Allah’a tevekkül ediyorum” diyor. Ama telaş yok. Hiç askerler kapıya gelince işte Yuda İzaryot içeriye gelince bir anda nur kesiliyor, o anda. Yuda İzaryot içeride sap gibi kalıyor. Diyorlar “yakaladık.” Var gücüyle bağırıyor. “Ben İsa değilim” diye. Ciyak ciyak böyle. Saçlarından sürükleyerek dışarıya çıkarıyorlar. Sürekli bağırıyor, “Ben İsa değilim” diye. Sonra götürüp çarmıha gerdiler. Karnından çivilediler. Ellerinden çivilediler. Ayaklarından çivilediler. Son ana kadar bağıra bağıra o şekilde can verdi. Şimdi Cenab-ı Allah İsa Mesih (a.s)’ı yeniden gönderiyor. Geldiğinde evlendireceğiz. Çok imanlı, müthiş zekidir İsa Mesih (a.s). Özelliği odur, çok akıllıdır. Muhakemesi mükemmel. Mesela maddenin varlığına bakıyor. Bakıyor görüntü beyinde oluşuyor. “Bu evrimle devrimle olacak bir şey değil” diyor adamlara. Net iman ediyor. Mesela proteinlerin yapısına bakıyor. “Kesin” diyor. Yani aklını tam kullanıyor. Muhakemesini, yargısını tam kullanıyor. Ama insanlar öyle değiller. Dikkatini pek veremez. Yoruluyor dikkati. Dağılır hemen. Hemen “Darwinistler acaba doğru söylüyor mu?” der. İman derecesine göre. Akıl derecesine göre. İsa Mesih (a.s)’ın hafızası da çok güçlü. Mesela bir şey okuduğunda aklında bütünüyle blok kalıyor. Mesela şimdi bu iman hakikatleri, Kuran mucizeleri öğrendiğinde su gibi bilir. Ona bir tanesi yeter. Mesela kainata şöyle baksa hemen iman eder anında. Ama avam imanı gibi değil imanı. Çok çok güçlü. Onun için Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı önden gönderiyor. İslam’ı hakim ettiriyor. Çok rahat edeceği bir ortam meydana getiriyor. Hristiyan aleminin başına Müslüman Peygamber olarak geçecek. Hz. Mehdi (a.s) kendisinden sonra onun halife olmasını istiyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın vefatından sonra o halifeliğe geçecek. Ama kısa, onun hayatı da kısa. Yani çok uzun değil. İşte Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra az yaşayacak. Sonra ortalık birbirine girecek. “Artık gizli ve mağlûbiyet içerisinde vazife-i tenviriyelerini yapmaya devam ederler” diyor. “1506’ya kadar açık, zahiri ve galibane” diyor Bediüzzaman. “1506’dan sonra gizli ve mağlûbiyet içerisinde vazife-i tenviriyesini yapmaya devam eder” diyor. “Ta 1543 yılına kadar.” Hicri 1543. 1543 yılından sonra Kuran göğe refediliyor. İki yıl müthiş bir kepazelik, artık dayanılmayacak dereceye geliyor. Allah hiç anılmıyor. Kuran’ın sayfaları hepsi yakılıyor. Kuran göğe alınmış oluyor artık. “Artık dünyanın aklı hükmünde olan Kuran’ın göğe çekilmesiyle dünya aklını kaybeder” diyor. “Divane olur” diyor. “Divane olduğu için de başını izni ilahi ile başka bir seyyareye vurur” diyor. Zaten bilim adamları da, 2120 gibi bir gök taşının dünyaya çarpacağını söylüyor. Yani olay o kadar da gizli değil. Biliyor bilim adamları yayınlandı o. Çok büyük bir gök taşı. Onlar da diyor ki; “Vurdu mu deler geçer dünyayı ama çekim gücünden dolayı dünyaya bir daha vuracak” diyorlar. İkinci vurmada da dağılır dünya. Zaten Bediüzzaman’ın söylediği de aynısı. Bilim daha yeni buldu onu. Bediüzzaman 80 sene önce söylüyor. Bilim adamları onu bulalı 5-6 yıl oluyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam Allah örneklerini gösteriyor. Bugün bir gök taşı geçti. Yine çok yakın bir mesafeden. Çok büyük yıkıcı etkisi olabilecek şiddetli bir gök taşı.

ADNAN OKTAR: Bugün değil mi?

BEYZA BAYRAKTAR: Evet. Ayın uzaklığı, 3 kat uzaklığında. Ay ile aramızdaki mesafenin 3 katı uzaklığında.

KARTAL GÖKTAN: Hatta yaklaşık 50.000 km hızla dünyanın yakınından geçti Hocam. Bir mermiden 17 kat daha fazla inşaAllah.

OKTAR BABUNA: 1999’dan itibaren de bulut şeklinde dünyanın etrafında kümelendiler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kıyamete hazırlanıyor taşlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Pakistan’ın Karaçi Havalimanı’na Taliban saldırı düzenlemiş. 12 kişinin öldüğü çatışmaların devam ettiği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Taliban saldırı düzenliyor. Taliban’ın saldırı düzenlemesi bitmez. Zaten orada Taliban’ın sözü geçiyor. Yani öbürleri misafireten orada duruyorlar. Bu konular böyle hiçbir şekilde hallolmaz. Eğitimin dışında, mesela Taliban kendine göre eğitim yapıyor. Cahil kitleyi kendi cahil yöntemleriyle eğitiyor ve adamlar öyle oluyor. PKK da öyle mesela cahil olan bilgisi olmayan insanları alıyor götürüyor. Doğrudan komünizm propagandası yapıyor. Adam hayatın gerçeği o zannediyor. İkinci açıklamayı, bilimsel açıklamayı dinlemiyor, bilmiyor. Bilmesine de imkan tanımıyorlar. Konu bu. Halbuki cevap akılcı olarak o gençlere öğretilmesi lazım. Ne diyeceksin? “Şimdi Darwin diye bir adam ortaya çıkarttılar ama yüz yıl önce bu, o devrin bilimsel zaafı, zayıflığı, güçsüzlüğü ortamında ortaya atılmış ilkel bir teoridir. Gösterdikleri deliller de geçerli değildir. Size örnek verelim” diyeceksin. Mesela 600 milyon fosil var. Hepsi yaratılışı ispat ediyor. Biliyor mu gençler? Bilmiyor. Devletin müzelerinde bu fosiller sergileniyor mu? Sergilenmiyor. Depolarında duruyor. Devletin müzelerinde ne görüyoruz? Diyor ki kapısında; “Bu müzeye girdiğinizde canlıların nasıl evrimle yaratıldığını göreceksiniz. Meydana geldiğini göreceksiniz” diyor. “Ve bütün delilleri burada göreceksiniz” diyor. “Müzede.” Devlet doğru söylemiyor orada. Hiçbir delil yok. Diyor ki; “En küçük” yani “mikro seviyeden makro seviyeye kadar bütün delilleri göreceksiniz” diyor. Bir tane delil göster. Yok. “Hepsi var” diyor. Hiç biri yok. İnanıyor adam içeriye girdi mi. Oraya dinozor resimleri bilmem ne koymuş, çizimler koymuşlar filan. Dinozor o da mükemmel bir varlık. Evrimle ne alakası var onun? Her şeyi mükemmel hayvanın.

DAMLA PAMİR: Allah bir ayette şöyle bildiriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder.” (Enbiya Suresi, 18) diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Şu an hak batılın üstüne atıldı. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatan kitaplarımız her yerde batılın beynini dağıtıyor ilimle irfanla.

“Lice’de bu kez en büyük esrar operasyonu gerçekleşti.” Hakikaten Güneydoğu’da esrar çok kullanılıyor. İstanbul’da da gerçi çok kullanılıyor. Ankara’da da her yerde kullanılıyor ama doğuda da bir gelenek gibi. “550 dönüm arazide ekili altı milyon kök Hint keneviri imha edildi” diyor. Bu miktar Hint kenevirinden 300 ton esrar edilecekmiş. 300 ton. Ama 300 ton Amerika’nın bir günlük ihtiyacı.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, geçen sene de Lice’de olaylar çıktığında Hint kenevirinin hasat zamanıymış. Şimdi de hasat zamanı. Geçen sene olaylar bir ay sürmüş.

ADNAN OKTAR: Şimdi olayı eroinle kapatmaya çalışmak çok mantıksız. Komünist hareket var. Olayı eroine bağlıyorlar. Kokaine bağlıyorlar. Çok basit böyle kafalama izahlarıyla bitirmeye çalışıyorlar. Komünist ideoloji var. Marksist, Leninist ideoloji var. Komünist adam eroin de belki kullanıyor olabilir, bir kısmı. Ama adamın derdi eroin değil yani. Belki o eroini satıp silah alacaktır. Çünkü her türlü yolu mubah görüyor adam, komünizmin gelmesi için. Ama konuyu evirip çevirip böyle eroin işte, dağda fuhuş yapıyorlar falan. Abuk izahlarla mantık oturmaz. Bana göre abuk bu izahlar yani samimiyetsiz. Abuk ne demek acaba? Bir bak bakayım. Ne çıktı?

BÜLENT SEZGİN: Saçma. Sersem, kötü adam anlamlarına da geliyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Sersem ve kötü adam anlamlarına da geliyor. Fikir olarak saçma anlamına geliyor.

BÜLENT SEZGİN: Saçma söz, saçma kişi, saçma davranış mantığında inşaAllah.

Hocam Kuveyt; Brezilya’da düzenlenecek Dünya Kupası’nda İspanyolca, Portekizce, İngilizce ve Fransızca dillerinde basılmış 250.000 adet Kuran-ı Kerim meali dağıtacak inşaAllah. Brezilya’da 12 Haziran tarihinde başlayacak turnuva 13 Temmuz’a kadar devam edecek. Bir ay.

ADNAN OKTAR: Nihayet onlar da açılmaya başlamışlar. Gidip spor kulüpleri satın alıyorlar İngiltere’de. Senin ne işin var İngiltere spor kulübüyle? Hatta 250 milyon Kuran da dağıtabilir. Çok çok da rahat olur. Ama yeni yeni vicdanlarında bir kıpırdama başlamış. Bu da iyi.

DAMLA PAMİR: Hocam, Allah bir ayette şöyle bildiriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nasr Suresi; “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman. Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile” (Nasr Suresi, 1-3) diye bildiriyor. Ayetin ebcedi 2016’yı veriyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Demek ki 2015, 2016’da bir şeyler var. MaşaAllah, elhamdülillah.

Biz yayını bitirelim ümmet-i Muhammed uyusun inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü