Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Haziran 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Sayın Bahçeli bugünkü grup toplantısında Bülent Arınç’ın PKK ile ilgili sözlerini şöyle eleştirdi; “Hükümet sözcüsünün gerçekleştirdiği Amerika ziyaretinde katıldığı Türkiye’nin demokratikleşme süreci konferansında söylediği sözler ibretliktir. Sayın Öcalan demek suç olmaktan çıktı. PKK’nın kendine ait bayrağını taşımak, Öcalan posterini taşımak suç olmaktan çıktı. Evet gözü yaşaran fakat yüzü kızarmayan Başbakan yardımcısının hakkı var. Şehide kelle, katile sayın demek, PKK paçavralarına bayrak demek alkışlandı, aklandı. Hatta çirkin ve rüküş bir moda oldu” dedi.

ADNAN OKTAR: Sayın Bahçeli aylardır her gün anlattığımız bu vahim duruma dikkat çekmiş. Doğru yapmış, güzel yapmış. Her zaman deriz bu “Ülkücüler, Ülkücü gençlik, MHP Türkiye’nin çimentosudur” diye. Başbakan’ın elini güçlendirmiş oluyorlar. Başbakan’ın etrafı ablukada ben anlatamıyorum konuyu, ablukada yani. Muazzam bir destek lazım.  Yalnız bırakmayalım, yazık günah. Tek başına bırakmak olmaz. Bahçeli kükremiş özetle. Onu bekliyorduk zaten. Uzun süreden beri kükremesini bekliyorduk. Bahçeli gazaplanmakta haklı, gazaplanmakta haklı. Kükrediğinde millet ferahlıyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam PKK eylemleri hakkında Başbakan bir kez daha sizin belirttiğiniz gibi şımarıklık yorumu yaptı. “Doğu ve Güneydoğu’da ve bazı illerde sergilenen şımarıklığın artık sınırları zorlar bir noktaya geldiğini görüyoruz” diye konuştu.  

ADNAN OKTAR: Yalnız, yalnız, yalnız, o insanı yalnız bıraktılar.

Sayın Bahçeli delikanlının hasıdır. Ülkücüler’e de helal olsun, bayrakları kaptılar, sokağa çıktılar. Aferin delikanlılara, maşaAllah aslanlara. Ahir zamandayız. Bak Halep IŞİD’in eline geçmiş. Irak’ı şimdi kısa sürede ele geçirirler. Hani Mehdiyet yoktu? Hani Mehdi (a.s) yoktu? IŞİD’in iddiası da Mehdiyet, Suriye’dekilerin iddiası da Mehdiyet, her yer Mehdiyet. İsterseniz sorun. Bayrakları da Mehdiyet iddiası bayrağı. Bakın bayraklarına “siyah bayraklar çıkacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). En az otuz tane hadis vardır “siyah bayraklar”. “Allah, Muhammed, Resul yazar” diyor “bayraklarda”, aynısı var. Mehdiyet’e uymak için yapıyorlar. “La ilahe illAllah yazar” diyor “bayraklarda” aynısı var. “Kelime-i tevhid olur” diyor “bayraklarda” aynısı var. Ortadoğu, Mehdiyet üzerine yaşayan bir sistemdir. Amerika da bunun farkında, Rusya da farkında bütün dünya farkında, bizim bir kısım bağnazlarımız farkında olmamaya çalışıyor ama kapıya dayandı artık olay. “Mehdiyet’in emrine girecekler” diyor IŞİD falan. Yani bu kafalarını terk edecekler. Kan ortadan kalkacak, şiddet ortadan kalkacak.

Evet Fikret Bey dinliyorum .

KARTAL GÖKTAN: Hocam Musul’la ilgili birkaç gelişme, bilgi vermek istiyorum. Halk şehri boşaltıyor Hocam Musul’da. Irak ordusu ve Vali bölgeden kaçtı. Maliki başta olmak Avrupa Birliği olmak üzere dünya ülkelerine acil yardım çağrısında bulundu. Bu durumda Türkiye’nin Musul ve Kerkük’e girebileceği yönünde de yorumlar yapılıyor Hocam. Bu arada da 28 Türk şoför de örgüt tarafından rehin alındı.

ADNAN OKTAR: Mesela Türk bayrağına saldırılar, Ülkücüler’in sokağa çıkması, sokağa çıkma derken tabii kanuna hukuka uygun sokağa çıkmayı kastediyoruz. Yoksa kanunu hukuku dinlemeden sokağa çıkmadan bahsetmiyoruz, izinli, hukuka uygun olan. O şekilde bir güzellik oluşturur, o milletin gönlüne bir ferahlık oluyor. Musul’u bak IŞİD tamamen almış.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Irak ordusu kıyafetlerini bırakıp kaçmış, inşaAllah, fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Amerikan işgalinde de onlar kaçmışlardı, alışıklar. Yani horoz ötse pır kaçıyorlar onlar. Irak ordusunun bu vasfı hadislerde çok kapsamlı anlatılmış.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Amerikan ordusunun sağladığı silahlar, helikopterler hepsi İŞİD’in eline geçti. Bankalarda da yaklaşık 425 milyon dolar İŞİD’in eline geçti Hocam.

ADNAN OKTAR: Yani daha öbür kısımları da alırlar. Ganimet diye acayip seviniyorlardır.

KARTAL GÖKTAN: Kerkük’e de girmeye başlamışlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Kerkük’e?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Hocam Irak ordusunun çete olarak nitelenen IŞİD karşısında sergilediği tutumda kuşku yarattı. Irak Parlamento Başkanı da bu kuşkuyu dile getirdi.

ADNAN OKTAR: Ne kuşkusu bu? Yani ne anlamda?

KARTAL GÖKTAN: Hocam kentten kaçmış olmaları Irak ordusunun.

ADNAN OKTAR: Tamam da neden kuşkulanıyor bunlar, yani ne özellikle?

KARTAL GÖKTAN: Özellikle onlara bırakmışlar gibi.

ADNAN OKTAR: Ama bu kuşku değil ki yani. Adam korkaksa korkak demesi lazım. Şimdi Irak ordusu zaten IŞİD modunda eğitilmiş insanlar. Gelenekçi, Ortodoks İslam anlayışına sahip, meselelerin böyle kan dökerek halledileceğine inanmış adamlar ve Müslüman karşısındaki IŞİD, yani Müslüman olduğunu iddia ediyor. Irak ordusu zaten onlarla savaşmaz, haram olarak görür. Yani öyle bir cesarette bulunamaz. Bir de iddialarını da makul görürler. Çünkü Irak’la Suriye birleşsin. “İslam hakimiyeti olsun” diyor. Aynısını onlar da savunuyor zaten. Dolayısıyla direnmezler. Bir de onlar keyfine düşkün tipler zaten. Irak ordusu daha öncede öyleydi. Yani Saddam zamanında Darwinist, materyalist eğitilmiş, sevgisiz eğitilmiş insanlar, çoğu öyle. Ancak Mehdiyet’le sükunet bulacaktır. Olayın ciddiyetini önümüzdeki aylarda yıllarda hem Türkiye görecek, hem diğer ülkeler görecek, hem Avrupa, hem Rusya, herkes görecek. Vahametini anlayacaklar, Mehdiyet’e sığınacaklar. Mehdiyet’in dışında çözüm olmadığını görecekler. Musul işgal ediliyorsa, onu Allah işgal ediyor. O başarıyı Allah veriyor. O askerler kaçıyorsa, o korkaklığı da Allah onların kalbine veriyor. “Kalplerine korku salacağım” (Enfal Suresi, 12) diyor Allah. Bir de adam ne adına savaşsın, Irak ordusu? Adamın bir inancı yok ki. Yani nasıl bir ideali olsun? Eğer İslam’sa amacı, adamlar diyor ki “biz İslam’ı getireceğiz zaten” diyorlar. İslam amacı yoksa zaten kaçar. Yapacağı bir şey yok.

KARTAL GÖKTAN: Hocam rehin aldıkları Türk şoförler için de; “Şeriatın gereği yapılacaktır” açıklaması yapmışlar ve “Maliki’yle bağlantıları yoksa zarar vermeyiz” demişler.

ADNAN OKTAR: Maliki’yle bağlantısı olan yandı.

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam. Maliki’nin bölgeye müdahale etmesine zemin olacak şeklinde yorumlanıyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Nasıl müdahale edecek bölgeye Maliki?

KARTAL GÖKTAN: Oradan şu anda IŞİD’e karşı orada bir operasyon Maliki tarafından düzenlenecek diye.

ADNAN OKTAR: Ama operasyonda askerler kaçar benim kanaatim.

KARTAL GÖKTAN: Maliki halka bir milyon silah dağıtmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Halk o silahla ona karşı müdahale eder. Yani halk ondan yana olmaz. O silahla, ona karşı müdahale eder. Eğitim önemli diyoruz adamlar dinlemiyor. Silah vereceksin, arkasından da para vereceksin, hadi benim adıma savaş. Adam seni dinler mi? Düşünür, onları haklı görür. Maliki’nin bir ideali, ülküsü yok. Bir amacı yok. Ne adına yani? Diyecek ki; “Irak devletini korumak için savaşın.” Adamlar diyecek ki; “Biz Müslüman’ız, Irak Suriye hepsi birleşsin diyoruz. Ben de Müslüman’ım, ben de aynı düşüncedeyim” der. Konu bitti. Irak’ta onlara karşı savaşacak adam bulamazlar. Öyle bir şey olmaz. Ancak PKK’lıları bulabilirler. Komünistler çıkabilir, PKK’lılar çıkabilir. Onları da Allahualem ezerler. Feci şekilde ezerler hem de. Mehdiyet’in dışında bu cereyanı durduracak bir faaliyet çıkmaz. Yani karşı bir inanç olmadıktan sonra, hak inanç olmadıktan sonra, Kuran’a uygun bir inanç olmadıktan sonra mağlup olurlar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Irak’ta da halen biyoloji kitaplarında evrim teorisi öğretiliyor.

ADNAN OKTAR: Irak hep komünist idare altındaydı. Baasçılar, Suriye’de de, orada da sürekli komünist eğitim yaptılar. Halkta buna reaksiyon gösteriyor. Maliki, din İslam adına ortaya çıkarsa güçlü olabilir. Maliki’nin bir iddiası yok ki. “Klasik devlet adamıyım ben” diyor. “Irak’ı idare ediyorum.” İnancın ne? “Hiçbir inancım yok” diyor. Yani bir inanç koyması lazım ortaya. İnanç yok.

KARTAL GÖKTAN: Müdahale için de Amerika’dan ve Avrupa Birliği’nden yardım istedi Hocam.

ADNAN OKTAR: Avrupa İsrail’den dolayı geldi daha önce de geldi. Amerika da geldi ne oldu? Gittiler hepsi. Askerler akıl hastası oldu. Ruh hastası oldular. Onlar onu ister zaten çünkü ganimet açısından önemli görürler. Ne kadar oraya asker gelirse onlar için o kadar önemli. Çünkü her öldürdükleri askerin silahını alıyorlar, mühimmatını alıyorlar, parası falan varsa üstünde onu alıyorlar. Onların geçim kaynağı yani oraya gelenleri onlar geçim kaynağı olarak görüyor. Gelmezse rahatsız olur onlar. Onlar oraya asker gelmesi, yabancı insanlar gelmesini çok isterler. Yabancı silahlar onlar için çok önemli. Mesela askeri jeepler, tanklar, tank mermileri, tank savarlar basıyorlar cephaneleri ele geçiriyorlar. Para vermiyorlar yani o tip askeri malzemeye. Genellikle böyle ganimet tarzında alıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD’in bugünkü operasyonunda Irak Baaslı generaller de bulunmuş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: IŞİD’ın operasyonlarını mı katılıyorlarmış?

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam IŞİD’ın taraftarı.

ADNAN OKTAR: Oraya mı geçmişler?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Korku belasına geçmişlerdir. Çünkü İŞİD taraftarları adamların kafasıyla futbol topu gibi oynuyor. O dehşeti görünce o tarafa geçmişler. Çünkü Irak ordusu meşru faaliyet yapıyor. Mesela bir olay olduğunda savcı olay yerine geliyor. Olay karakola intikal ediyor. Oradan mahkemeye intikal ediyor. Burada öyle değil. Adam üç dakika içerisinde mahkeme ediyor. Hemen infaz kararını veriyor konu bitiyor. Bazen üç dakika bile sürmüyor. Kısa bir sorgulama yapıyor. Yani inancı nedir? Düşüncesi nedir? Aklına yatmazsa hemen orada infaz ediyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam IŞİD ordusu genel olarak bu komutanlardan meydana geliyor. Generallerden meydana geliyor inşaAllah, o şekilde kurulmuş. Eski Saddam döneminde yetişmiş Baascı generallerden oluşmuş IŞİD.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi iddia İslam devleti kurmak. Onlar onun içeresin de yani komünizmi savunamaz. O sistem içerisinde sürüklenir onlar. Adam öyle bir şeyi ağzına alsa, onun da kafasına bir kursun sıkarlar Allahualem.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Kuzey Irak’ta bir süredir Kürtler Maliki’den bağımsız hareket etmeye başlamışlardı. Maliki de bunu vesile ederek kuzey Irak’a operasyon yapacak şeklinde söylüyorlar.

ADNAN OKTAR:  Kürtler ne garametli insanlarmış. Önüne gelen onlara ters hareket yapıyor. Kimi katliam yapıyor, kimi tehdit ediyor. Çok eski bu. Yazık günah.

KARTAL GÖKTAN: İran’dan da destek alacağını söylüyorlar Hocam Maliki’nin. “Sünni olduğu için IŞİD Şiiler’i kullanacak. O şekilde mücadele edecek” diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Şeytanın oyununa bak. Sünni, Şii. Sünni beş vakit namazını kılıyor, Şii de kılıyor. İkisi de kıbleye yöneliyor ikisi de Allah’a inanıyor. İkisi de Peygamber (s.a.v)’e aşık. İkisinin de helalleri haramları aynı. Çılgınlığa bak. Birbirlerini öldürüyorlar. Yani Mehdiyet’in lüzumu gün gibi görünüyor. Mehdi (a.s) olmadan bu felaketin durdurulamayacağı anlaşılıyor.

KARTAL GÖKTAN: Özellikle petrol konusunda Hocam Kuzey Irak ile aralarında sürekli bir sorun vardı Bağdat yönetimin.

ADNAN OKTAR: Petrol şu bu falan onlar asıl amaç olmaz. Şu an amaç olmaz.

Mehdi (a.s)’nin zuhuru yaklaştı. Dediklerimin doğru olduğunu entel dantel yazarlar da artık yeri öperek görmeye başladılar. Şaka değilmiş değil mi anlattıklarım? “Ne Mehdi’si ya” diyorlardı. Cenab-ı Allah dünyayı dizayn ediyor şu an Orta doğuyu. Bütün olaylar Mehdiyet çevresinde dönüyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Amerika’dan da resmi olmayan açıklamalara göre; “Bizi boş yere çağırmayın kendi sorununuzu kendiniz çözün şeklinde.”

ADNAN OKTAR: Bak.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Milli Gazete, Vatikan’da Kuran okunup dua edilmesini sert bir dille eleştirdi. “Bu mesajla Kuran-ı Kerim, muhalif kitaplarla aynı keseye konulmaya çalışıldı” -Kuran’ı tenzih ederim inşaAllah- denildi. “Bir Müslüman’ın ehli kitapla birlikte dua etmesini eleştirdi. Bu tablonun Filistin lideri Abbas’ın çaresizliğini gösterdiğini” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Bu nasıl bir mantık? Adamlara sen tebliğ yapmış oluyorsun. Orada Kuran’ın güzelliğini, Müslüman’ın güzelliğini gösteriyorsun. Kuran nerede okunur, kime okuyacaksın? Ehli kitaba Allah Kuran’la tebliğ yapmamızı, Kuran’ın hakikatlerini anlatmamızı söylüyor Allah. Adamlar da gitmişler en başı olan insanlara Kuran’ı tebliğ ediyorlar. Abbas’ı da tebrik ediyorum. Orada Abbas “Kuran’la hepsi aynı” mı diyor adam? Diğer dinlere saygı gösteriyor. Ne yapsın hakaret mi edecek diğer dinlere haşa? Allah diyor “siz onların dinlerine küfretmeyin,” inançlarına, putlarına. “Onlarda sizin dininize küfrederler” (En’am suresi, 108) diyor Allah. Müslüman şefkatle yaklaşacak. Hristiyan ile de konuşursun Musevi ile  de konuşursun. Orada Kuran’dan bahsediyorsa ne güzel. O demiyor ki; “İncil, Tevrat, Kuran hepsi aynıdır” böyle bir ifadesi yok. Ama Tevrat’a inanıyorsa sen ona göster. Çünkü Tevrat’ın hükmünü Kuran geçerli görüyor, Kuran gönderme yapıyor. Geçersiz kısımlarını Kuran’dan anlıyoruz. Ama geçerli kısımlarına uymakla mükellefsin sen. “Allah bir” diyor Tevrat’ta. Ne yapacaksın? Kabul etmiyorum mu diyeceksin? Öyle şey olur mu? Hz. İbrahim (a.s) kıssasını anlatıyor, Kuran ile mutabık. Diğer konuları anlatıyor, birçok konuda Kuran ile mutabık. Kuran’a uymayan yerlerini zaten Kuran’dan tespit edebiliyoruz. Ama Kuran sürekli gönderme yapıyor Tevrat’a. “Açsın, baksınlar” diyor Allah. “Tevrat’ı açsın dediğim hükmün doğru olduğunu görecekler” diyor Allah. Sen diyorsun ki “hiç okunamaz.”

BÜLENT SEZGİN: Allah ayette şöyle buyuruyor, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar…” (Araf Suresi, 157)

ADNAN OKTAR : “Tevrat ve İncil’de yazılı bulacaklardır.” Peki sen ne diyorsun? “Ben bu kitapları kabul etmiyorum.” Peki yazılı bulacağı yazıyı nereden bulacak adam? Allah “var” diyor. Sen “yok” diyorsun. “Tevrat’ta ve İncil’de yazılı bulacaksın” diyor. Adam açıyor Tevrat’ı yazılı olduğunu görüyor, İncil’i açıyor yazılı olduğunu görüyor, sen kabul etmiyorsun.

OKTAR BABUNA: Bir ayette de Hocam, Şeytan’dan Allah’a sığınırım; “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105) diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR : Açıyoruz, Tevrat’ta var, Zebur’da da var dünyaya hakim olacağı samimi kulların. Allah’ın hükmünün Tevrat’ta ve Zebur’da olduğunu görüyoruz. Sen ne diyorsun? “Bu kitaplar geçerli değildir.” Allah “geçerli” diyor, sen “geçerli değil” diyorsun. Geçersiz olan kısımları var, onu Kuran düzeltiyor. Ama sen kitabı külliyen reddedersen bu olmaz.

BÜLENT SEZGİN : Hocam, IŞİD, Süryani kiliselerini yakmaya başlamış, inşaAllah bir fotoğraf vardı, Musul’un tarihi Süryani kilisesini yakarlarken inşaAllah.

ADNAN OKTAR : Bakayım. Bu çok manyakça bir hareket. Allah, “Mescitlerin, sinagogların, kiliselerin Müslümanlar’ca korunmasını” söylüyor. Müslümanlar’ın koruması farz. Sen gidip yakıyorsun. Bir de Allah adına yaptığını söylüyorsun. Bağnazlık ancak Mehdiyet ile ortadan kalkar. Öbür türlü bu felaket ilerleyecek gibi görünüyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN : Hocam, Allah bir ayette şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’ a sığınırım. “Andolsun Biz Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğulları'na kitabı miras bıraktık. (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.” (Mümin Suresi, 53-54) inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah, “kitabı miras bıraktık, hidayet rehberi ve zikirdir” diyor, Tevrat için. O diyor ki “öyle bir kitap yok.” Allah “var” diyor, “hidayet rehberidir ve zikirdir” diyor. “Yok öyle bir şey, yok” diyor. Dinin, imanın kalmaz o zaman. Olur mu? Allah’ın hükmüne uy. Yine burada Mehdiyet’in eksikliğini görüyoruz. Mehdiyet devreye girmeden bunların düzelmeyeceği anlaşılıyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Allah’ın hakimiyet vaat ettiği bir ayeti okumak istiyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.” (Saffat Suresi, 171-172-173)

ADNAN OKTAR : “Bizim ordu” dediği Cenab-ı Allah’ın Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri, İsa Mesih ve talebeleri. “HazbAllah”, Allah hizbi, inşaAllah. “Hizb-ul galibun” diyor Allah. “Allah hizbi galip olandır” diyor. Evet.

Ürdün Büyükelçiliği’nde toplantı mı oldu, nasıl? Haberi vardı onun.

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam, hemen vereyim bilgisini inşaAllah. Arkadaşlarımız Hüma Babuna, Altuğ Berker ve İbrahim Tuncer, Ürdün Büyükelçiliği’nin verdiği resepsiyona davetli olarak katıldılar. Büyükelçi katılmalarından son derece büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek arkadaşlarımızla sohbet etmiş. Bu resimde Hüma Babuna, Sayın Ürdün Büyükelçisi, Altuğ Berker ve AK Parti kurucusu Sayın Mehmet Ali Bulut. Bir sonraki resme geçebiliriz. Resepsiyonda açılış konuşmasını Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yaptığı toplantıda arkadaşlarımız bir süre AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ile sohbet ettiler. Sayın Hüseyin Çelik, Hocam size selamlarını iletmiş.

ADNAN OKTAR:  Aleyküm Selam ve Rahmetullahü ve Berekatühü. Bilmukabele, ben de selamlarımı iletiyorum Hüseyin Çelik’e. Ellerinden öpüyorum, değerli bir insan.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimde Tunus Büyükelçisi Sayın Muhammed Salah Tekaya, Altuğ Berker, Hüma Babuna ve AK Parti Eski Milletvekili Sayın Mehmet Ali Bulut görülüyor. Bir sonraki resimde; Moldova Büyükelçisi Sayın İgor Bolboceanu ve eşi, Sayın Mehmet Ali Bulut. Bir sonraki resim. Altuğ Berker, Hüma Babuna ve Mısır Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Sayın Hüseyin El Sahatri. Sayın Maslahatgüzar; “Türklerin bizim için önemi çok büyük bizler kardeşiz” demiş.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah, çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Bir sonraki resim. Bu resimde Sayın Mehmet Ali Bulut, Hüma Babuna, Makedonya Ankara Büyükelçisi Goran Taskovski, Altuğ Berker. Makedonya Büyükelçisi Sayın Büyükelçi; “Birkaç ay sonra Makedonya Başbakanı’nın Türkiye’ye ziyarete geleceğini bizimle görüşmekten çok büyük mutluluk duyacağını” söyledi. Bir sonraki resme geçebiliriz. Hüma Babuna, Lübnan Büyükelçisi Sayın Mansur Abdullah, Kanada Büyükelçisi Sayın John Holmes ve Altuğ Berker. Afganistan Büyükelçisi Doktor Amanullah Jayhoon, Sayın Mehmet Ali Bulut ve arkadaşlarımız. Son resimde de Sudan Büyükelçisi Sayın Osman Eldirdıeri ve Sayın Mehmet Ali Bulut görülüyor.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah, elhamdülillah. Allah, sonunda böyle aklı başında, nezih insanları dünyaya hakim edecek. Kavgacı olmayan, makul konuşan, makul düşünen, Allah’ı seven, Allah’tan korkan, dine ilave yapmayan, dinden çıkartma yapmayan, Kuran ne diyorsa titizlikle onu uygulayan. Kuran’ a bakıp (haşa) böyle din mi olur? Biraz ilave yapalım dedin mi müşrik olursun. Ben birisiyle konuştum dedim ki; “Kuran’ın yeterliliğini niye düşünmüyorsun?” dedim “Olur mu o zaman? Namaz son derece kolay oluyor, din artık acayip bir şey oluyor, son derece her şey kolay” dedi. “Din kalmıyor ki namazlar son derece kolay, abdest çok kolay, her şey çok kolay” diyor. “Helaller haramların ucu bucağı olmaz” diyor. “Her şey helal olur” diyor “müzik helal olur, resim helal olur, eğlence helal olur” diyor. “Yani alabildiğine rahat olur insanlar, öyle din olur mu?” diyor. Kafa şirke gitmiş ya, illa kendine zulüm edecek. “Allah insanlara zulmetmez” diyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım “insanlar kendilerine zulmediyor” (Yunus Suresi, 44) diyor. “Biz onlara ruhbanlığı söylemedik” diyor Cenab-ı Allah “onlar kendileri çıkardılar ruhbanlığı” yani yobazlığı, bağnazlığı “ona da uymadılar” diyor Allah. Yani “uydurdular ama bağnazlığa ona da gereği gibi uymadılar” (Hadid Suresi, 27) diyor. Canı istediği kadar yapıyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah “Biz sizi kolay olanda başarılı kılacağız” (A'la Suresi, 8) diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette de, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Biz bu Kuran’ı sana güçlük çekmen için indirmedik” (Taha Suresi, 2) diyor.

ADNAN OKTAR: “Hz. İbrahim’in dini gibi kolaydır” diyor Allah. “Allah sizin için zorluk dilemez, kolaylık diler” diyor. “Böyle din mi olur?” diyor. “Din kalmıyor ki geriye” diyor. Şaşırıyor. Dinin kolay olmasını hazmedemiyor. “Benim öğrendiğim dini” diyor “Kuran’da bulamıyorum ben” diyor. Böyle şey olur mu? Sen önce bir şirk sistemi kuruyorsun, sonra onu Kuran’da arıyorsun. Kuran’da yoksa yoktur. “Nereye gitti o?” diyor. Uydurmuşsun, uydurduğun da gitmiş. Kuran’da yoksa yoktur bu kadar açık. Arıyor harıl harıl Kuran’da. Yok. Hurafe arıyor Kuran’da. Kuran’da hurafe bulamazsın sen.

OKTAR BABUNA: Allah “Kuran’da hiçbirini noksan bırakmadık” (En'am Suresi, 38), “her bir örnekten verdik.” (Zümer Suresi, 27)  Siz sadece Kuran’dan sorulacaksınız” (Zuhruf Suresi, 44) diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak, “sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor “hadisten, fıkıh kitaplarından sorulacaksınız” demiyor, adam inanmıyor. Allah’ın sözüne inanmıyor.

GÖKALP BARLAN: Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle buyuruyor Hocam inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar Allah’ın kendilerine izin vermediği şeyi dinden kendilerine teşri kıldılar” (Şura Suresi, 21) diyor Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet yani o hükmü yokken var hale getiriyor. Yok öyle bir şey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Fair Observer isimli Amerika merkezli internet gazetesinde yayınlanan “Müslümanlar Irak’taki ateistleri tanımalı mı?” başlıklı yazınızda, İslam dininin gerçek inanç ve düşünce özgürlüğünün kaynağı olduğunu ve bu nedenle ateistlere de şefkat duyulması gerektiğini anlatıyorsunuz. News Rescue isimli haber sitesinde yayınlanan “Okullardaki Alaycılık ve Şiddet” isimli yazınızda Amerikan okullarında giderek artan şiddet olaylarından bahsediyor. Sevgisiz yetiştirilen çocukların birbirine eziyet etmesi sonucunda ezilenlerin intikam için silaha sarılıp dehşet saldıklarını ve çözümün sevgi ve şefkate dayalı bir eğitim politikasında olduğuna vurgu yapıyorsunuz. Daily Mail haber sitesinde yayınlanan “PKK-Baas ve İddia Edilen Ergenekon Üçgeni “başlıklı yazınızda PKK’nın iddia edilen Ergenekon’un bir yapısı olarak yıllarca Kürt vatandaşlarımıza eziyet ettiğini, PKK ile aynı ideolojik yapıya sahip olan Baas’ın da benzer şekilde Kürtler’i hedef aldığını anlatıyorsunuz. Pakistan’da yayınlanıyor bu haber sitesi Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet Ergenekon Terör Örgütü’nden de bahsediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Emrullah İşler “Medeniyetler ittifakı dünyaya hakim olmalıdır. Bütün mezhepleri kuşatan anlayışımızı bölgede egemen kılmamız gerekmektedir. İnsanlara merhamet diliyle konuşmamız gerekir. Bu dilin egemen olması için çalışmalıyız, bu dinimizin gereği. Allah bizlere ve bu konuda gayret eden herkese yardım etsin. Emrullah İşler “kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz, birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin. Düstur ile hareket etmeyi asla ihmal etmeyiniz” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Kim bu Emrullah İşler?

KARTAL GÖKTAN: Başbakanımız’ın yardımcısı Hocam.

ADNAN OKTAR: Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler” diyeceksin. Birçok kişi tanımaz Emrullah İşler’i. İsim olarak söyleyeceksiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları var Hocam. 25 Aralık için hazırlanıp sonra panik halinde imha edilen bir iddianameden bahsetti. Bu iddianamede kendisinin ve çalışma arkadaşlarının örgüt üyesi olarak gösterildiğini, eğer darbe gerçekleşseydi tüm ekibini ve kendisini Yassıada benzeri mahkemelerde yargılayacaklarını söyledi. “Türkiye uçurumun kenarından döndü” dedi.

 ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Doğru söylüyor. Yani milletin en damarına dokunan nokta bu oldu. Reaksiyon olarak da AK Parti’ye yağmur gibi oy verdi millet. Adaletsiz bir hareket bu. AK Parti’yi devireceksin, devir tamam. Sandıkta devir. Katakulliyle devirmeye kalkarsan, millet sana karşılığını verir. Menderes döneminden millette zaten bir travma var. Onun öfkesi millette geçmedi. En fazla hapsedersin kardeşim. 5 yıl, 10 yıl hapis verirsin. Sonra o kendini açıklar, anlatır. Bir şeyler olur. O utancı Türkiye daha hala yaşıyor. Bir de bayram yapıyorlardı eskiden 27 Mayıs, bayramdı eskiden. O utançla kaldık.  Bayramlık nesi var? Adam asmışsın sen. Bunun eğlenecek yönü var mı? Bayram mı yapılır adam asıldı diye? Kendi memleketinin Başbakan’ını asıyorsun, ona da bayram yapıyor. Dünya, insanlık titredi bu olayın karşısında. Bayram yapılacak bir yön yok. Ama Amerika’da çok ayıp yaptı tabii o dönemde. İsteseler, uyarsa hiçbir şey yapamazlardı. Amerika da ışık yaktı. Yani ses çıkarmayarak. Yani rahatsızlığını dile getirse Amerika bayağı sıkardı yani işin doğrusu.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan merhum Menderes için de şunları söyledi; “O nazik bir insandı, millete yaptığı o kadar hizmetin karşısında birilerinin kendisini tutuklayacağına, sonradan idam edileceğine hiç inanmamıştı. Canını verdi ama bize ibretlik bir ders verdi.”

ADNAN OKTAR: Çok doğru söylüyor tabii. Mesela o efendimli konuşuyor çok nezaketli, savcı azarlayarak konuşuyor.  Ne yapmış? Yok göbek davası, yok bebek davası. Adam asıyorsun sen kardeşim adam. “Göbek möbek davası” ne biçim konuşuyorsun sen? Evde, işte, yazıhanesinde çeşitli materyaller bulduklarını iddia ediyorlar. Provokasyon olduğu açık. İşte kasasına kadın külotu koymuşlar. Köpek davası bilmem ne. Sen bir Başbakan’ı, bütün milletin sevdiği bir Başbakan’ı asıyorsun. Bu nasıl bir zulüm? Nasıl bir dehşet? Ve asmadan önce de yaptıkları eziyetin haddi hesabı yok. Yani muayene adı altında akıl almaz eziyet etmişler. Sabah asmaya götürecekler, muayene ediyorlar tepeden tırnağa, ama akıl almaz eziyet ederek. Canını yakarak, sürekli aşağılayarak, tokatlayarak, döverek, küfür ederek, yüzüne tükürerek. Ne yaptı? Türkiye’yi zenginleştirdi. Kime ne zulüm yaptı? Tamam Bediüzzaman’a hakikaten zulüm yaptı. Ama size bir zararı olmadı yani.

Evet Fikret sen güzel şeyler anlatıyorsun, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Kaim Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde kendilerini onun takipçileri sananlar”, yani Hz. Mehdi (a.s)’ı savunanlar “bundan dönecekler, dinin dışında olanlar da” yani Darwinistler, materyalistler de “Ona (Mehdi (a.s)’ye) inanacaklar” şeklinde geçiyor Hocam hadislerde inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’a itiraz olması için bir sebep yok. Hz. Mehdi (a.s) dünyayı cennete çeviriyor. Sevgiyi, merhameti, şefkati öğretiyor. Adam niye karşı çıksın?  Zenginlik getiriyor. Estetik, güzellik getiriyor. Yani kimsenin aleyhine olacak bir şey yok Hz. Mehdi (a.s)’da. Kimsenin menfaatiyle çatışan bir yönü yok Hz. Mehdi (a.s)’ın. Hz. Mehdi (a.s)’ın en bariz vasıflarından birisi hiçbir insanın menfaatiyle çatışmaz. Ne komünistin menfaatiyle çatışır, ne dinsizin, ne Hristiyan’ın, ne Musevi’nin herkes rahat eder.

Bülent Bey buyurun.

BÜLENT SEZGİN: Bir hadiste Kaim Mehdi (a.s) mücadelesinde Peygamber (s.a.v.)’in karşılaştığı güçlüklerin çok daha fazlasıyla karşılaşacak. Peygamber (s.a.v.) insanlar taşa ve tahtaya taparlarken geldi. Oysa Kaim Mehdi’ye karşı çıkan insanlar Hz. Mehdi (a.s)’a Allah’ın Kitap’ını kullanarak karşı çıkacaklar. Ve ona Hz. Mehdi (a.s)’a Allah’ın Kitap’ı yoluyla savaş açacaklar.

ADNAN OKTAR: Ama Hz. Mehdi (a.s) sonunda galip. O savaş açılmasının nedeni ne biliyor musunuz? Hz. Mehdi (a.s)’ın makamını yükseltmek. Hz. Mehdi (a.s)’ın vasfı çok sabırlı olması. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’de mesela o savaşlar var, Hz. Mehdi (a.s)’da savaş yok. İsa Mesih’te de yok. Onları Cenab-ı Allah muaf tutmuş. Hz. Mehdi (a.s)’ın da bütün dünyaca sevilmesi için ona zor bir hayat yaşatıyor Cenab-ı Allah. Hem güzel, hem zor. Çünkü ahirette sorabilir insanlar. Yani “o ne yaptı da üstün oldu?” Mesela Cenab-ı Allah diyecek ki; “Sen şöyle bir şeye sabredebilir miydin?” “Edemezdim” diyecek Allah esirgesin. “Şuna sabredebilir miydin?” “Edemezdim.” “O ömrü boyunca sabretti” diyecek Cenab-ı Allah. Tevrat’ta da öyle geçiyor Hz. Mehdi (a.s) karşılaştığı zorluklara karşı tahammül ve sabır gücünü kendinde görüp, kendine hayret edip, oradan anlayacak kendisinin Hz. Mehdi (a.s) olduğunu diyor. Yani bir fevkaladelik olduğunu oradan anlayacak diyor. “Sabır, azmi ve kararlılığından anlayacak” diyor. Tevrat’taki açıklama böyle.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam başka bir hadiste “Hz. Musa (a.s)’ın kemali ve Hz. İsa (a.s)’ın değeri ve Hz. Eyyüp (a.s)’ın sabrı ondadır” diye geçiyor hadiste inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak “Hz. Eyyüp (a.s)’ın sabrı bütün peygamberlerin özetidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Hz Mehdi (a.s). En sona bırakıyor “Hz. İsa (a.s)’a da benzer, Hz. Musa (a.s)’a da benzer. Hz. Muhammed (s.a.v.)’e de benzer, hepsine benzer” diyor. “Hepsinin bir özetidir” diyor. Kuran’daki o kıssalardan kasıt da zaten Mehdiyet’e işaret. Çünkü o tarz bir çile çeken bir insan olmuyor. Peygamber çilesini ya büyük veliler çeker, yahut Hz. Mehdi (a.s).

OKTAR BABUNA: Tevrat’ta da Hocam inşaAllah. Kalu belada Allah “bu zor görevi aldın mı?” diye birden fazla defa sorarak “şerefle aldım” diye inşaAllah Hz. Mehdi (a.s) karşılık veriyor.

ADNAN OKTAR: Evet Cenab-ı Allah “çok zorlukla karşılaşacaksın” diyor “kabul ediyorum Ya Rabbi” diyor. “Çok çile çekeceksin” diyor Cenab-ı Allah “kabul ediyorum Ya Rabbi” diyor. Kalu belada, ruhlar aleminde. Üç kere Cenab-ı Allah soruyor, üçünde de “kabul ediyorum Ya Rabbi iftiharla” diyor. “Sevinçle iftiharla kabul ediyorum” diyor. Şu an o sözünü yerine getiriyor. “Hz. Nuh (a.s) gibidir” diyor “uzun ömürlü olmasında. Hz. İbrahim (a.s)’a benzer” diyor “doğumu gizli olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v), yani evde. “Halktan uzak durması ve korku haliyle Hz. Musa (a.s)’a benzer” diyor. Çünkü sürekli ölüm tehdidi altında yaşayacak. Hz. Musa (a.s) hep ölüm tehdidi altında yaşadı biliyorsunuz. Ve sürekli gizlendi. “Halkın onun hakkında ihtilafa düşmesi” yani  bir kısmı gelecek bir kısmı gelmeyecek demesi “Hz. İsa (a.s)’a benzer” diyor. Hz. İsa (a.s)’a da bir kısmı insanların gelecek, bir kısmı gelmeyecek diyor ya Hz. Mehdi (a.s) için de insanların bir kısmı gelecek bir kısmı gelmeyecek diyecek diyor Peygamberimiz (s.a.v). Simaen çok benzer diyor Hz. İsa (a.s)’a, Hz. Mehdi (a.s). “Kardeş gibiler” diyor yan yana geldiklerinde aşağı yukarı aynı gibi yüzleri. Çok benziyor. Evet Hz. Yusuf (a.s)’a benziyor. Hapiste yatması ve çile yönüyle. Evet maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam İsrail’de cumhurbaşkanlığı seçimleri vardı. Likud Partisi milletvekili Reuven Rivlin İsrail’in onuncu Cumhurbaşkanı seçildi. Arkadaşlarımız Mavi Marmara olayından sonra İsrail-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi için sizi temsilen iyi niyet elçisi olarak İsrail meclisine gidip görüşmelerde bulunmuşlardı. Bu ziyaret Jerussalem Post’ta haber olmuş Hocam. Bu ziyaretten resimde yer alan kişiler şöyle Hocam. Solda sırasıyla ŞAS milletvekili Nişim Ziyev, Cihat Gündoğdu Likud Partisinden şu anda Cumhurbaşkanı olan Reuven Rivlin, sizin İngilizce “Gelin Birlik Olalım” kitabınız ile solda Oktar Babuna.

ADNAN OKTAR: O kitaba yaklaştır zum yap. Sen ne dedin?

OKTAR BABUNA: Kitaba çok teşekkür etmişti size selam ve saygılarını söylemişti Hocam inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu.

OKTAR BABUNA: O zaman da meclis başkanıydı Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Her halükarda bu insanlar Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatları, Hz. Musa (a.s)’ın evlatları, Tevrat’ı doğru biliyorlar. Ne yapsın, inkar mı etsin? Yeni yeni İslam’ı öğreniyor. İslam’ı canavarlık gibi gösterdiler. Gerçek İslam’ı öğrenince de kabul ediyorlar öyle bir şey yok. Buraya Haham Efendi geldi, bayağı ünlü, bayağı kültürlü, Kuran’ı epeyden beri inceliyor. “Tabi ki Hz. Muhammed (s.a.v.) bir Peygamber olduğu açık görülüyor” dedi. “Kuran’ın da gerçek bir kitap olduğu belli” dedi. Zaten konuşurken Kuran’dan örnekler vererek konuşuyor. Ayetle konuşuyor. Bak Musevi Haham Kuran’dan ayetler vererek konuşuyor bir konuyu açılarken. “Ama ben Musevi’yim” diyor. “Hz. Muhammed (s.a.v.)’i de kabul ediyorum” diyor. Kabul et de sen hakiki Musevi ol işte. Peygamber (s.a.v.)’i sen kabul et de hakiki Musevi ol. Çünkü Hz. İbrahim (a.s)’i kabul etmeyince Musevi olunuyor mu? Olunmuyor. Peki Resullulah (s.a.v.)’ı kabul etmezsen, Hazreti Muhammed (s.a.v.)’i kabul etmezsen nasıl Musevi olacaksın? Hak Peygamber (s.a.v.). Açık açık görüyorsun. “Allah bir” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Ruhani Türkiye ziyaretinde Fas Körfezi’nden Umman Denizi’ni, Karadeniz’e ve Akdeniz’e bağlayalım diye talepte bulundu.

ADNAN OKTAR: Şahane olur. Şahane olur inşaAllah. Ruhani aklı başında bir adam. Ama bağnazlar müsaade ederlerse tabii. Dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ertuğrul Özkök Yunanistan’da bir manastırı ziyaret etti. Ve burada görüştüğü papazla yaptığı konuşmadan sonra ezanda duyduğu Allah-u Ekber’in manasını ilk kez daha iyi anladığını yazdı. “Allah-u Ekber’in; Allah tekdir, uludur ve O’ndan büyüğü yoktur anlamına geldiğini ve oradan çıkarken Allah’ın kini, nefreti, şiddeti, kibri, yalanı, öfkeyi ülkemizin üstünden al. Merhameti hakim kıl” diye dua ettiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Bak aylardan beri, yıllardan beri söylüyorum. Kardeşim, arkadaşlarım, köşe yazarlarına, gazetecilere. Biraz sevgiden, şefkatten, merhametten bahsedin. Sürekli kavga sürekli gerilim olmasın diyorum. İlk defa sözümü dinledi. Sevgiden bahsetmiş ilk defa. Bütün yazarların bunu dillendirmesi lazım. Nefret acayip yayılmış. Öfke acayip yayılmış. Gece gündüz sevgiden, merhametten, şefkatten, dostluktan, arkadaşlıktan, kardeşlikten bahsetmeleri lazım. Allah adına, Allah adına inşaAllah.

Orhan Baba da çok çok çok önemli bir insan. Sanatçı olarak çok değerli bir insan. Ama şu reenkarnasyona nasıl inandı? Ben onu anlamadım.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var okuyalım mı onları?

ADNAN OKTAR: Anlat, evet.

KARTAL GÖKTAN: Pazar günü Hollanda, Belçika ve Almanya’dan kardeşlerimiz bir araya gelip Prezentasyonlu olarak hücre konusunu anlatmışlar. Daha sonra beraber yemek yiyip, yürüyüş yapmışlar. İstanbul’da kardeşlerimiz sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz geçen Perşembe günü birlikte Kuran Bilgisi kitabınızdan okuyup sohbet etmişler. Hollanda ve Fransa’dan kardeşlerimiz İsviçre’den kardeşlerimizi ziyaret edip sohbet etmişler. Ayrıca sokaktaki seyyar kütüphaneye sizin kitaplarınızdan bırakmışlar. Ve Yaratılış Atlası dağıtmışlar. Bugün kardeşlerimiz Ankara 19 Mayıs Mahallesi’nde 500 adet A9 ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar. Mersin’de de kardeşlerimiz bugün Hastane, İstiklal ve Zeytinlibahçe Caddeleri’nde 500 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şu kediye iyice zum yapsana ufaklıkla beraber. Şu zavallılığına, şu tatlığına bak şunun. Ben bunu direkt ısırırım, hart diye. Bayağı şekermiş maşaAllah. Yakışıklı delikanlı maşaAllah. Evet oradaki güzel insanları bana bir daha tek tek göster bakayım.

BÜLENT SEZGİN: İnşaAllah Hocam. Serginiz Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Şöyle biraz yaklaştırarak da göster.

BÜLENT SEZGİN: Tabii Hocam.

ADNAN OKTAR: Ne güzel hanımlar bunlar, ne güzel kızlar maşaAllah. Ne nurlu hanımlar maşaAllah. Şu yemek sofrasını bana bir göster bakayım. Yani hepsini göstert teker teker.

BÜLENT SEZGİN: inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah-u Alem bir olay çıkarmış bu. Ama en önde bu, herhalde lider o anladığım kadarıyla maşaAllah. Yani yaklaştır bu güzelleri ben bir göreyim bakayım. MaşaAllah maşaAllah maşaAllah devam et. Ama Allah’ım herkes birbirinden güzel maşaAllah. Nur gibiler nur, çok güzel.

“Hayırlı yayınlar, Bahçeli esiyor gürlüyor ama komünistler diyemiyor ne hikmetse Hocam.” Hamza Çakır 55. Bahçeli öyle şeyden çekinmez. Delikanlıdır o. Komüniste der, Allah’sız, kitapsızsa onu da söyler. Bahçeli bir tek Allah’tan korkar. Kimden çekinecek yani?

“Hocam çok kalabalık izliyoruz bir selam iletin, 23 kişiyiz her gün çoğalıyoruz” diyor. MaşaAllah maşaAllah aferin canlarıma.

“Oktar Hocamın figürleri çok iyi öğrenmiş. Ne yapsa yakışıyor” diyor.

OKTAR BABUNA: Vesilenizle Hocam maşaAllah. Bayağı uğraştınız bize öğretebilmek için.

ADNAN OKTAR: Yani naçizane tavsiyede bulunuyoruz.

“Hocam aşığınız inşaAllah. Programı biraz erkene alamaz mısınız? İyi yayınlar.” İki-üç ay böyle. Üç ay sonra bayağı yakına gelmiş olacak. Gittikçe de yaklaşacak inşaAllah. Gece Resulullah (s.a.v.) namaza kalkıyordu. Sahabeler, ashabı da onunla beraber namaza kalkıyordu; gece iki-üç gibi; üç-dört, iki-üç-dört bazen daha kısa, bazen daha uzun. Kuran’da ayet var. Allah’ı anıyorlardı. Resulullah (s.a.v.)’ın gece namazı vardı özel ona mahsus. Ona niyetle gece izlesinler. O ibadete niyetle.

“Hocamız yayında geçen sene bir deyişinde “yurt dışındakiler seneye Ramazan’da bir uçak dolsunlar, iftara gelsinler” demişti inşaAllah. Şimdi her geçen gün kardeşler soruyor “biz ne yapıyoruz?” diye. Ona göre yerlerimizi ayırtalım, biletlerimizi alalım diye soruyorlar”. Ooo oh oh maşaAllah. Allahualem herhalde kurtuluş yok gibi görünüyor. Tamam planlayın, bir şeyler yapın. Büyükçe bir yer ayarlasınlar. Geçen sene sevenler iftara çağırdılar, toplanmışlar. Aman Allah’ım mahşer yeri gibi. Şimdi önden haber gönderdim “Kimse ayağa kalkmasın, kimse sarılmasın, el öpmesinler.” Yoksa linç olurum orada ben Allah esirgesin. Yani parçalarlar. Acayip seviyorlar maşaAllah. Şimdi sevgileri de çok coşkulu, zor kendilerine hakim oldular maşaAllah bayağı kalabalıktı.

“Hocam” Emrah Başdemir “her programınızı izliyoruz. Biz Emrah, Ertuğrul, Ahmet.”

“Canım Hocam ilmine, bilgisine aşık olduğum seyyidime sevgiler” diyor. “Zamanımızın en büyük yalanı evrim teorisini tam susturan, geçersizliğini tam anlatan Harun Yahya külliyatının okullara ders olarak verilmesi, Türkiye’nin bölünmesine karşı en etkili çözüm olacaktır” Kenan Derviş. İşin doğrusu bu. Mesela bak yurt dışında okullarda resmi kitap olarak okutuluyor benim kitaplarım. İnşaAllah Türkiye’de de olur.

Vera Cengiz “Mehdi (a.s) bence kedilerle boy gösteren biri değildir.” Tam isabet işte güzel rahatla. Ama niye rahatlayamıyorsun? Bütün gece bak, bu yarısı vaktin “Mehdi (a.s) değilsin” diyorsun. Ben de “Mehdi (a.s) değilim” diyorum. Sen de “Mehdi (a.s) değilsin” diyorsun. Hep beraber bağırıyoruz topluca. Bana deliler sunuyorsunuz. Mason adam Mehdi (a.s) olamaz. İşte mini etekli kızlarla oturan Mehdi (a.s) olmaz. Dekolte hanımlarla oturan Mehdi (a.s) olamaz. Müzik dinleyen, dans eden Mehdi (a.s) olamaz. Ben de size kolaylık sağlıyorum. Daha ne yapayım yani?

“Kadınlara hayatı adeta cehennem etmek için bir sistem kurulmuş. Kadınları bu derece aşağı görmeleri inanılır gibi değil.” Kubey Hatun.

“Bunu Tayyip Hoca’nın tayfası yapıyor biliyorsun.” Bunlar yolda ayakları takılsa, onu da Tayyip  Hoca’dan biliyorlar. Her şey Tayyip Hoca. Bu nasıl insanlık, bu nasıl sevgi anlayışı? “Ayrıca hanım kızlar da dekolte giyiniyorlar” diyor “bu da İslam’a uygun değil” diyor. Bak sen de aynı kafadasın hanımlara nasıl giyineceğini öğretiyorsun. Kendin plajlarda atom forvet ortalarda geziniyorsun, kafaya limon sürüp. Bazıları öyle ya çırpı bacak falan dandini gibi geziniyorlar ortada. Onlara serbest, hanımlara yasak. Gülmek de yasak, onlara serbest. Oynamak onlara serbest. Döne döne oynuyor kendileri, hanımlara yasak. Her şey hanımlara yasak. Benim eleştirdiğim adamların kafasını sen taşıyorsun şu an. Yani bu üslubunla kadın haklarını, kadın hürriyetini engellemen zaten o kafada olduğunu gösteriyor. Bir de Tayyip Hocam’ı suçluyorsun. Burada sen asıl elaman konumundasın sen şu an. Tayyip Hoca ne yapıyor sana? Neyine karıştı senin? Neyine karıştı senin?

Şimdi kısa bir ara verelim. Bediüzzaman’dan dinleyelim, komünist tehlikeye dikkat çekelim. Gene devam ederiz, inşallah.

Masaüstü Görünümü