Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (11 Haziran 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Evet buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam IŞİD 900’den fazla kişiyle Musul konsolosluğuna baskın düzenledi.

ADNAN OKTAR: IŞİD

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne zaman?

KARTAL GÖKTAN: Öğlen saatlerinde inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Öğlen saatlerinde. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Başkonsolosumuz dahil 48 kişiyi rehin aldı. Rehin alınanlardan 3’ü çocuk, 15’i konsolosluk çalışanı ve 30’u özel harekatçı olduğu bildirildi. Bir çatışma yaşanmadı ve örgüt rehinelerin sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı. Rehinelerin örgüt tarafından tutuklandıklarını ve Musul Valiliği’nde tutulduklarını belirttiler.

ADNAN OKTAR: Musul Valiliği.

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Ne istiyorlar?

KARTAL GÖKTAN: Hocam diğer daha önce rehin alınan tır şoförleri için para istiyorlar. Beş milyon dolar para istiyorlar. Konsolosluktan rehin alınanlara karşılık, tutuklu bulunan IŞİD elemanlarının serbest bırakılmalarını istedikleri söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Peki ne düşünüyor Türkiye? Hükümet ne düşünüyor var mı bir bilgi?

KARTAL GÖKTAN: Hocam akşam saatlerinde bir toplantı olmuştu.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir haber vardı okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD’in Musul Türk Büyükelçiliği’ni basıp kaçırdığı 48 Türk için Genelkurmay Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Mit Başkanı dört saat süren bir toplantı yaptılar. Toplantı sonucunda diplomat ve özel harekat mensuplarımız için gerekli girişimlerin yapılacağı açıklaması yapıldı. Konuyla ilgili NATO olağanüstü toplantı yaptı. Amerika Birleşik Devleti, “Irak ve Türkiye ne destek isterlerse sonuna kadar destekleriz” diye açıklama yaptı. Başbakan’ın yaklaşık bir buçuk saat Amerika Başkan yardımcısı Joe Biden ile telefonla görüştüğü bildirildi. Amerika “destek veririz” diyorlar Hocam “ne isterseniz.”

ADNAN OKTAR: Ne isterseniz ama “karışmayız” diyorlar. NATO ama NATO; Irak, Suriye onlara karışmaz NATO. Ancak Türkiye’ye sınırdan geçip saldırmaya kalkarlarsa o zaman müdahale eder yoksa o kendi iç işi olarak görür. Oraya müdahale etmez NATO zannetmiyorum.

 TARKAN YAVAŞ: Konsolosluğu Türkiye toprağı olarak biliyorlar, geçiyor Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O anlamda olabilir evet.  O zaman.

BÜLENT SEZGİN: NATO üyesine saldırmış oluyor Hocam bu durumda.

ADNAN OKTAR: Evet. NATO niye bekliyor peki o zaman?

BÜLENT SEZGİN: Toplantı yapmışlar olağanüstü.

ADNAN OKTAR: Durum değerlendirmesi yapıyorlar. IŞİD kendince öyle bir maceraya girmek istiyor anladığım kadarıyla.  Hepsi Mehdiyet’in ayak sesleri. Hz. Mehdi (a.s)’dan başka çözüm olmadığını Allah gösteriyor. NATO da gelse başkası da gelse, Mehdiyet’in dışında çözüm olmaz. Amerika baş edemedi. NATO nasıl baş etsin? Amerika alenen tırsıyor. “Bizi bu işe sokmayın” diyorlar. İnşaAllah.  Mehdiyet konusunda direnmek yersiz. İttihad-ı İslam’ı oluşturursan, başına da Hz. Mehdi (a.s)’ı getirirsen, konunun nasıl çözüleceğini söylememe gerek var mı? O gün, o saat, o saniyede çözülür. Onun dışında çözüm olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Türkiye “şiddet olmadan rehineleri almak için Suudi Arabistan ve aşiretlerle bağlantı kuruyoruz” demiş. O şekilde halletmeye çalışıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Aşiret mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Onları da kaldırır adamlar. Onlardan da haraç alırlar. Allahualem onlar yakında Suudi Arabistan’a da girer. Para var diye. Acayip zenginmiş IŞİD.

BÜLENT SEZGİN: Bütün bankaları boşaltmışlar Hocam Irak’taki, hepsini.

ADNAN OKTAR: Evet yağma etmişler hepsini.

KARTAL GÖKTAN: Hocam en önemli gelirlerinden biri de rehineler karşılığında aldıkları para oluyor. Geçtiğimiz haftalarda serbest bırakılan 4 Fransız gazeteci için 18 milyon dolar almışlar.

ADNAN OKTAR: Para sorunu yok. Silah sorunu da yok. İt kopuk sorunu da yok.  Mehdiyet’ten başka çözüm yok.

BÜLENT SEZGİN: Irak’taki aşiretler IŞİD’i destekliyormuş Hocam o yüzden Allahualem onlarla görüşmeleri.

ADNAN OKTAR: Sıkıysa desteklemesin. Sanki böyle gönlüyle. Öyle bir şey olmuyor. IŞİD çağırıyor aşiret mensuplarını diziyor “sıraya geçin” diyor. Adamlar teker teker biat ettiklerini söylüyorlar. Bağıra bağıra yüksek sesle” ben” diyor “IŞİD’e biat ettim, devleti de tanıyorum” diyor. “Devlet’e tabiiyim” diyor “aksini de yaparsam, ne gerekirse yapılsın” diyor. Öyle bir sorun yok adamlarda. Yani kıyıda köşede bir kişi bırakmıyorlar. Tabii oluyorlar, tabii oldu mu da zaten her şey onların emrine giriyor. Aşiret mensuplarını çağırıyorlar ondan sonra, onları da asker altına aldık diyorlar. Onları da silahlandırıyorlar. Yine söylüyorum Mehdiyet’in dışında çözüm yok. Anlamazdan gelenler sonunda bağıra bağıra Hz. Mehdi (a.s)’ı çağıracaklar. Bağır bağıra İttihad-ı İslam’ı isteyecekler. Başka çözüm yok. Amerika’da, Fransa’da, İngiltere hepsi mecburlar. Mehdiyet’ten başka hiçbir çözüm yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam IŞİD orada devlet gibiymiş Allahualem bölgelere elektrik dağıtıyor, okullar açıyor inşaAllah. Bölge halkının da buna ikna olduğu anlatılıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii halka da para dağıtıyorlar, yiyecek dağıtıyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam IŞİD, El Kaide’ye bağlıydı ama son bir yıldır aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle ayrı eylem yapıyor.

ADNAN OKTAR: El Kaide’nin de onlara bağlanmasını ister onlar yakında. Yahut iki koldan hareket etmeyi düşünüyor olabilirler. Özellikle işsiz güçsüz adamlara iş çıkmış oldu. Mehdiyet’in dışında çözüm aradılar. Toplantılar yapıyorlar, bir daha toplantılar yapıyorlar. Çözüm çıkmaz. Hiçbir çözüm çıkmaz Mehdiyet’in dışında.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Irak’ta Güney’e doğru ilerliyorlar Tikrit şehrinin de kontrolünü ele geçirdiler. Ve Kerkük’e doğru yürümeye başladığı belirtiliyor. Maliki de “IŞİD’e karşı savaşmak isteyen gönüllülerden ordu kuracağız” dedi.

ADNAN OKTAR: O gönüllüler de o tarafa geçer. Mesela halka silah dağıtıyorlar, halk alıyor silahı IŞİD’in tarafına geçiyor. Maliki iman olmadan, Kuran olmadan meselenin hallolacağına inanıyor. Verirsin silahı ondan yana mücadele eder. Öyle bir şey olmaz.

EROL ŞİMŞEK:  Dediğiniz gibi Irak ordusunun askerleri de hepsi oraya doğru geçiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii canım eline silah alan oraya geçiyor.

KARTAL İŞ: Komutanları da eski Baasçı komünist komutanlar, IŞİD’in.

BÜLENT SEZGİN: Saddam’ın dört eski komutanı görev alıyormuş IŞİD’de.

ADNAN OKTAR: Komüniste de “imana gel” diyorlar, imana geliyor adam. Sorguya çekiyorlar. Namaz kılmayı bilmeyen, İslam’ın şartlarını bilmeyenleri hemen orada infaz ediyorlar anında. PKK’lıları benzinle yakıyorlarmış, doğrudan hiç sorgu sual etmeden. Yani İslam-i Kuran-i bir metot yok. Mehdiyet tek çözüm olduğunu Allah hepsine gösteriyor. Görmeyen hiç kimse kalmıyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Irak’ta ki askeri güçlerin 6-7 bin kişi civarında olduğu tahmin ediliyor. Savaşçıların çoğunluğu yabancılar, Suriye’de de 10 bine yakın silahlı üyesinin olduğu tahmin ediliyor.

ADNAN OKTAR: Ne 10 bin, ne 20 bini bütün aşiretler hepsi katılır. Kuvvet ne taraftaysa oraya geçer insan. Bir de para veriyorlar üstüne. Onlara eğlenceli geliyordur.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Irak’taki sayısı 17-18 bini buluyormuş ama tabandan 100 bin destekçisi var deniliyor.

ADNAN OKTAR: 100 bin de olur, 200 bin de olur, 300 bin de olur.

OKTAR BABUNA: Bugün konuşan bir HDP’li hocam “taş üstünde taş bırakmazsınız, baş üstünde baş bırakmazsınız, bunları yine durduramazsınız” diye açıklama yapmış bir televizyon kanalında bu gece inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O zaman işte Mehdiyet. Açık açık bunu söylesinler. İttihad-ı İslam’ın dışında çözüm olmadığını söylesinler. Ben söyledim “Allah Cabbar ismiyle Mehdiyet’i hakim edecek” dedim. Şaka söylüyorum zannettiler yani boş konuşuyorum zannettiler. Başka bir çözüm yok. Yıllar önce söyledim Allah icbar edecek dedim.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam söylediniz inşaAllah

ADNAN OKTAR: Söyledim değil mi?

OKTAR BABUNA: Defalarca söylediniz.

ADNAN OKTAR: Cabbar ismiyle dedim.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Maliki son dönemde Sünniler’e tavır almıştı. “Sünni İsyanı” diniyor şu anki IŞİD hareketine.

ADNAN OKTAR: Onun içinde Sünni de var herkes vardır yani. Bir de bölgede Sünni çok fazla. Suriye’de ezici çoğunluk Sünni. Irak’ta da çok çok fazla Sünni var. Ama mesele Sünni, Şii meselesi değil. Orada o insanlar hem bir meslek kazanmış oluyor. Hem ganimet elde etmiş oluyor kendi düşüncesine göre. Hem içindeki vahşi duyguları ifade edebiliyor. Çünkü Darwinist, materyalist yetiştirilmiş vahşi insanlar var içinde. Bir kısmı da din adına, Allah adına bunun yapılması gerektiğini söylüyor. İttihad-ı İslam’ın olduğu gün bir anda konu kapanır. Onun dışında konu tırmanır da tırmanır. Tankla topla hallolacak bir konu değil. İsterse denesinler. Olmaz yani. İllaki İttihad-ı İslam. İlla ki Hz. Mehdi (a.s). “Ben anlamazdan gelirim.” Allah da anlayacağın hale getirinceye kadar seni zorlar. Öyle diyen olursa Allah zorlar yani.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu’nun şöyle bir açıklaması oldu Hocam; “Şu dakika itibariyle konsolosluk çalışanlarımızın sağlıkları ve güvenliklerinden belli ölçülerde haberdarız. Bütün taraflar bilsinler ki vatandaşlarımıza herhangi bir şekilde halel gelirse bu karşılıksız kalmaz. En şiddetli şekilde mukabele görür.

ADNAN OKTAR: Onlar onu kâle almaz öyle bir şeyi. Yani tank ateşi olur, top ateşi olur. Zaten o bölgelerin yerle bir olmasını istiyor onlar. Binaları eğer Türkiye topçusu çökertirse zaten onların istediği mevzi oluşmuş oluyor. Zaten şehirleri kullanılmayacak hele getirdiklerinde onlar rahat hareket ediyor o şehirlerde. Kullanılır halde olan şehir bırakmamak istiyorlar. Dolaysıyla Türk bombardımanı olsa bile başka bölgeye çekilirler. Kuvveti başka yere çekerler. Türkiye o bölgeyi bombalar. Başka yere çekilecek, oraya da girecek, orayı da bombalatacaklar. Yani bir yorma hareketi yapabilirler. Pratik çözüm İttihad-ı İslam’dır.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli de bir açıklama yaptı. “Türkmen ili dardadır gerekirse silah da dahil her türlü tedbir kullanılması gerekir.”

ADNAN OKTAR: Türkmen ili de Arap ili de, Kürt ili de her yer de darda. Silahla da çözüm olmaz. Türkiye küçük bir ülke. Suriye bölgenin en güçlü ordusuydu, darmadağın oldu. Irak dünyanın üçüncü büyük ordusuydu darmadağın oldu. İmanla, tabii ki Sayın Bahçeli böyle şeyleri çok iyi bilir ama çözüm İttihad-ı İslam’dır. Türk İslam Birliği’dir. Ülkelerin birleşmesi ve başına bir baş geçmesidir. Yani Hz. Mehdi (a.s).  Türkiye küçük bir ülke, askeri gücü PKK’ya bile ancak dengeleyecek derecede oluyor. Türkiye’nin ekonomisi felç olur. Savaşa girecek hali yok . Türkiye ancak geçiniyor, ancak ayakta duruyor. Savaşla tank top ateşiyle olacak konular değil. İmanla, Kuran’la, iman hakikatleriyle Mehdiyet’le, İttihad-ı İslam’la bütün bölgenin birleşmesiyle olur. Türkiye’nin tek başına gücüyle olmaz. İran, Türkiye, İsrail, hepsi birleşmesi lazım. Yoksa belli olay yani.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bundan bir süre önce Maliki, Sünni aşiretlerden seçilen bir milletvekilini hukuksuz şekilde yargılamış ve ailesini öldürtmüş, 2012 gibi. O zamandan beri aşiretler bu bölgede Maliki’den bağımsız hareket ediyorlarmış. Irak IŞİD’i de bu aşiretlerin bir tür savunma gücü gibi hareket ediyormuş.

ADNAN OKTAR: Maliki’nin işi zor. Allahualem orada pek tutunamaz artık. Çok çok zor. Halbuki sevgi esas olması lazım. Asarak, keserek, biçerek öyle şey olur mu? Daima sevgiyle. Mesela aşiretleri toplarsın, onlara sevgi gösterirsin. Beraber yemek yersin. Azarlayarak, üst perdeden falan kinlenirler bilinçaltında. Sonra da böyle patlak verir olaylar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, sorunu Maliki kendi eliyle inşa ettiği şeklinde yorumlar yapılıp.

ADNAN OKTAR: Sertlikten nereye varılır? Tipik Ortadoğu uygulamaları yapıyorlar. Tipik Ortadoğulu karakteri gösteriyorlar. Bağırtmaca, “çök aşağı, geri git” falan, “bas git” falan, insanların izzeti nefsi vardır. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün IŞİD, Irak- Suriye sınırını kaldırdı. Ve Sykes Piko bugün sona erdi diye ilan ettiler. IŞİD’in Suriye-Irak sınırını kaldırıldığının resimleri de vardı. Uygun görürseniz göstereyim.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Açmış geçiyorlar mı? Şimdi doğrusu bu tabii ki. Yani sınır olmaz. Suni bölündü Suriye ile Irak. İngilizler aldılar cetveli eline. Bakın zaten haritada jilet gibidir. Kendi kafalarına göre bir viskiden çekiyor, bir çizgi çekiyor; bir viskiden çekiyor bir çizgi çekiyor. “Sizin vatanınız böyle” dedi. Orası tamamen suni. Osmanlı döneminde öyle bir şey yoktu. Dolayısıyla o doğru. Ama asma kesme biçme bunlar yanlış. Bağırtı, çağırtı da yanlış.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Tikrit ve Samara’yı yöneten Nakşibendi ordusu adlı militer birlik IŞİD’e katıldı.

ADNAN OKTAR: Nakşibendi ordusu? Nakşibendi’si de katılır. Bilmem başkası da katılır. Tabii ki oradaki Nakşibendi anlayışı, Nakşibendi bakış açısı daha değişik. Türkiye’de daha değişik. Olay doğrudan Mehdiyet’le bağlantılı.

Yasin Yener. O da İsrail’e kafayı takmış. Bu İsrail’den ne kadar çok nefret ediyorlar. Ben anlamıyorum. İsrail’e kin sadece bir moda. “Niye kardeşim?” diye sorsan, diyor ki “adam öldürdüler.” Irak’ta İsrail’in öldürdüğü adamın yüz mislini, bin mislini öldürdüler. Suriye’de on bin mislini öldürdüler neredeyse. Afganistan’da bilmem kaç mislini öldürdüler. Niye onlara kafayı takmıyorsunuz? İsrail’de yine Müslümanlar iç içe yaşıyorlar Filistinliler. Çok fazla Filistinli var. Bu ne dehşettir böyle? Onları da gariban zavallı görüyorlar. Hem kabadayılık yapıyorlar hem korkuyorlar da. Madem kabadayılık yapıyorsan çık ortaya. İran da öyle. Hem kabadayılık yapıp hem tırsıyor. Diyor ki; “haritadan silelim. Dümdüz yapalım. Asalım, keselim” diyor. “İttihad-ı İslam’ı oluşturalım” dedim burada mollolara, İranlı alimlere. “İsrail müsaade etmez” diyor. Hani kabadayılık yapıyordun sen? Hani dümdüz harita yapıyordun. Atıyorlar yani.

CHP, Artvin Borçka ilçesinden Bülent Kaya, “Neden İslam coğrafyasında hep savaşlar var? Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi Kuran mı? Yoksa Müslümanlar’ın idraksizliği midir? Müslümanlar neden bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaçları yokmuş gibi davranıyor?” “Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaçları yokmuş gibi davranıyor.” Müslüman bir kere, “bir kısım Müslümanlar” demen lazım mübarek, konuşmayı da bilmiyorsun. Müslümanlar, Müslümanlar’ın hepsini içine alır. “Bir kısım Müslümanlar” diyeceksin. Kardeşim, zaman Hz. Mehdi (a.s) devri. Aynı Peygamber (s.a.v.)’in dedikleri oluyor. Bak, “siyah bayraklılar Irak’tan, Suriye’den çıkacaklar” diyor. Bayrağın rengini tarif ediyor. “Siyah bayraklı olacaklar” diyor. “Ve üstünde Allah, Muhammed, Resul yazacak” diyor. “La ilahe illAllah yazacak” diyor. Açayım bakın. Kıyamet alametleri yazın.

Biraz düşünelim de hakikaten. Şu kadınlara yapılan zulüm ne kadar şiddetli ya. Bir de annelik yapıyor bu canlarım benim. Annelik ne kadar zor. Evi temizlettiriyor adam, bilmem neyini yıkattırıyor, yemek yaptırıyor, dövüyor, sövüyor, “dışarı çıkamazsın” diyor. Kardeşim bu nasıl bir eziyettir. Hanımlar istediği gibi dans edecek, eğlenecek, gülecek. Bir de potansiyel, ahlaka mugayir hareket edecek adam olarak görülüyor. Suç makinesi gibi. Kendileri değil ama kadınları suç makinesi gibi görüyorlar. Bu da ayrı bir hakaret, bu nasıl iştir?  “Sakın evin penceresi sokağa bakmasın. Ya dost ayarlar, ya bilmem ne yapar. Yazı da öğretmeyin” diyor “dostuna yazar” diyor. Allah Allah. Sen kendin, sekreterine ayrı sarkar, sokakta bilmem herkesten azar işitir. Bir de işin acı yanı, çok yakışıklı olduğunu zannedip, gidip orda, burada bütün millete sulanıyor. Sürekli de azar işitiyor. Sokak köpeği gibi. Sürekli “hoşt” denmekten bıkmıyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam “güzel kıyafet vermeyin” diyor “kadına”, hatta “güzel yemek de vermeyin” diyorlar.

ADNAN OKTAR: “Yemek verseniz azar” diyor “bitkin kalacağı bir yemek verin” diyor. “Ki dışarı çıkamayacak takatta olsun” diyor. Bu nasıl bir zulüm? Bunu nasıl insanlar görmüyor? Bu çok anormal bir olay. “Elbisesi utanacağı gibi olsun ki, dışarı çıkamasın” diyor.

GÖKALP BARLAN: “Sopayı gözünün önüne asın” diyor.

ADNAN OKTAR: O sopayı alacaksın. Neyse şimdi burası müsait değil. Ne diyeyim ben bu adamlara?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, kadın yan yana yürümemeli hatta geriden yürümeli, geride kalmalı her zaman.”

ADNAN OKTAR: Bu çocuklara bu neşeyi çok görüyorlar. Bu olmayacakmış. Eve hapis edecekmiş. Onun pis çamaşırlarını yıkayacakmış. Yemeğini yapacakmış, ütüleyecekmiş. Ona kafa tutacak, aşağılayacak, potansiyel günahkar olarak görecek. Gerektiğinde sopa atacak.

BÜLENT SEZGİN: Uğursuz diyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Uğursuz görecek, dediğinin tersini yapacak, yarım görecek, adam yerin koymayacak, seçme seçilme hakkı vermeyecek, efendim.

BÜLENT SEZGİN: “Rahat edecekleri bir yerde oturmasın” hatta diyorlar.

ADNAN OKTAR: Bıraksan öldürecek. Son ona kalmış Allah esirgesin.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Kuran’dan uzak tutuyor hayatın büyük kısmında.

ADNAN OKTAR: Zaten “Kuran’a dokunamaz” diyor. “Ne zaman?” “Çok nadir dokunabilir. Dokunamaz Kuran’a.

Tuğrul Bey selam söylüyormuş. Aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü.

Zaten çalgı çalan adam, çalgı dinleyen adam bitti. Hele kadın dans edecek bitti. Ne şarkı söyleyebilir, ne dans edebilir. Hele gülüyorsa dışarı çıkıyorsa bitti.

KARTAL GÖKTAN:  Yan yana yürümek bile olmuyor Hocam arkadan gelmesi gerek.

ADNAN OKTAR: Arkadan yürütüyor. Bak diyor ki; “Allah onları arkada bıraktı.” Kadınlara, “Allah kadınları arkada bıraktı. Siz de onları arkada bırakın” diyor. Diziyle arkada diziyor. O önde gidiyor, göbek önde tespih yanda sallanıyor. Sakalını sıvazlayarak o gidiyor önde, arkadan da kadınlar geliyor. Bu çok büyük felaket, bu çok büyük bir felaket. Mahvetmişler kadınları. Canların benim onlarında çıtı çıkmıyor. “Niye bize bu zulmü yapıyorsunuz?” demiyorlar. Kuzu gibi oturuyorlar. O dindar hanımlar da. “Sen bütün normal bir insansın” diyorsun, “yok” diyor “ben yarımım.”

BÜLENT SEZGİN: Kabul etmişler.

ADNAN OKTAR: Kabul etmiş o da. Efendim, anlat dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ülkü Ocakları Kırıkkale Şubesi kentin en işlek caddesi olan Zafer Caddesi’ne üzerinde “sıkıyorsa gel indir” yazılı Türk bayrağı astı.

ADNAN OKTAR: Tahayyül dahi edemezler. Tahayyül.

KARTAL GÖKTAN: Bir de açıklama var Hocam, ocakların Şube Başkanı’ndan şöyle diyor Serkan Tunçbilek, “Bayrağımız bağımsızlığımızın simgesi olmasının yanı sıra bizim şerefimiz ve namusumuzdur. Sıkıyorsa gelsinler bayrağı buradan indirsinler. Bayrağa uzanan eller kırılır.”

ADNAN OKTAR: Ülkücüler çok sevimliler aynı zamanda. O bayağı içerlediler, aslan onlar. Vurdumduymaz değil.

BÜLENT SEZGİN: Trabzon’da da yazmışlar inşaAllah. Orada da “mermiden hızlı koşabiliyorsan gel indir.”

ADNAN OKTAR: Allah esirgesin aman. Öyle değil de tabii, yakasından tutar indirirsin. Mermiye gerek yok. Mermi kan getirir. Tutarsın, paçasından tutarsın, yakasından. Yaka paça derler zaten. Yaka paça alır götürürsün.

“Hocam sizi çok seviyorum Allah için inşaAllah. Yayın sağlam” diyor. “karımla izliyorum” diyor.

“Yahudilik ve Masonluk kitabında Yahudiler’in katil olduğunu yazan siz, şimdi İsrail’e laf söylemiyorsunuz maşaAllah” diyor. Metin Girgin. “Yahudiler katil,” şimdi şu sözde mantık var mı? “Yahudiler katil.” Kitapta eğer onun yerini göstermezsen yazdığım kitapta, ne diyeyim sana? Yani şöylesin diyeyim, eğer göstermezsen. Doğru söylemiyorsun, iftira ediyorsun. Nerede  ben Yahudiler’in hepsi katil dedim? Musevi’nin katili de olur, hırsızı da olur. Dürüstü de olur, dinsizi de olur. Bir kere Yahudi; bırakın bir kere Yahudi’yi. Yahudi diye bir laf yok. Ben-i Yahud diye bir diye Museviler’in bir kolu var. Yahudlar. Musevilik vardır. Musevi vatandaş vardır. Museviler büyük bir çoğunluğu İbrani’dir. Yani Hz. Yakup (a.s) soyundandır. İsrail soyudur. Katili de var, hırsızı da var iyisi var, dürüstü var. Türk milletinde yok mu? Türkiye’de de var katil, hırsız. İyisi, kötüsü, dindarı onlarda da var. Bu zulme artık son verin. Şu kadın düşmanlığı, Yahudi düşmanlığı, zenci karşıtlığı yahut düşmanlık demeyim de hoşnut olmama diyelim. Zıtlık diyelim. Bir kısmı da zencilere kafa takıyor. Mesela Romen kardeşlerimize kafa takar. Bir ara Kürtler’e kafa takmışlardı. Bunu bırakın.

Ethem Erdoğan “Adnan Bey IŞİD’in anlamı Irak-Şam İslam devrimi değil midir? Siz de İslam’la çözülecek diyorsunuz. Bu ne çelişki?” İslam’ı, deccal ayrı yorumlar, yobaz ayrı yorumlar, Marks ayrı yorumlar, Mehdi (a.s) ayrı yorumlar. Mehdi (a.s)’nin anlattığı İslam dünyayı kurtaracak. Mehdi (a.s)’nin tefsir ettiği Kuran’la İslam dünyaya hakim olacak. Yobaza verirsen sen Kuran’ı seni doğrar, sülaleni de doğrar. Kuran’la uydurur. Dilini eğip büker, doğrar seni.

Komünist tehlikeye dikkat çeken bir film izleyelim. Mehdiyet’i izleyelim. 

Masaüstü Görünümü