Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (18 Haziran 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. Bugün de Hocamız’la beraber sohbetimize başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sefalar getirdik. Evet dinliyorum buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hocamız sizin son dönemde yaptığınız konuşmaların tamamen aynısı olan bir açıklama yaptı. Ve sekiz ilde yayınlanan açıklamasında şunları söyledi: “Hiçbir yapı İslam kardeşliğini ve vahdeti bozmaya yönelik çalışmalara izin vermemelidir. Hiç kimse bir başkasının inancına, değerine ve düşüncesine savaş açamaz. Bunun aksi her davranış fitnedir. Bazı çevrelerin diğerlerine karşı cihat ilan etmesi de kabul edilemez. Zira Kuran ve sünnet Müslüman’ın Müslüman’a canını ve kanını helal gören bir cihatı asla emretmemiştir. Bugün Müslümanlar’ın topyekün başvuracağı en büyük cihat taassuba, cehalete, fitneye ve tefrikaya karşı yapacakları cihattır” dedi.

ADNAN OKTAR: Hoca sahabe Müslüman’ı, Mehmet Görmez Hoca. Ama Diyanet’te de tabii bağnazlar var. Yobaz takımı böyle modern aklı başında Müslüman tipine alışık olmadığı için, hep sahtekar hocalara alışıklar. Yobazlar bazı sahtekar hocalara alışıklar. Böyle üçkağıtçı, hani tavana bakarak, buharlar vererek kaval sesiyle falan. Baktılar öyle bir üslup yok, “bu bizden değil” diyorlar. Müzik var, resim var, estetik var, hanımlar istediği gibi giyiniyor, beyler istediği gibi hareket diyor, hürriyet var. Adam diyor; “İslam cehennem gibi olması lazım, bunlar cennet gibi yaşıyor.” Zaten “dünya Müslüman’ın cehennemi” diyor. Kendilerinin uydurduğu hadis var “dünya Müslüman’ın cehennemi.” Niye cehennem olsun? İmanın nuruyla cennet gibi olur dünya inşaAllah.

YUSUF ASLAN: Bir de Hocam Yüce Rabbimiz, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Dünyayı size verdim, ahreti ise yalnızca size verdim” (Araf Suresi, 32)  buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, onlar inanmıyorlar.

Nimetullah Hocamız fakirin ziyaretine inşaAllah gelecek, onu bekliyoruz. Şeref verecek. Nur Hocam nur. Şeyhimiz’i de çok sever, Şeyh Nazım Hocamız’ı. Şeyh Nazım Hocamız’ı seveni biz de severiz, dünya tatlısı Hocamız’ı. Nimetullah Hoca daha önce de, epey oluyor ama bir on yıl olmuştur, on yıl önce de bir gelmişti, inşaAllah. Mübarek, muhterem, müberra bir insan. Allah ömrünü uzun etsin. Eskilerden böyle hakiki Osmanlı hocalardan çok az kaldı, inşaAllah. Bir Mahmut Hocamız var. Onu da Çeçenistan’a götürmeye kalkmışlardı. “Aman” dedik “yapmayın etmeyin” falan. Şeyhimiz’i kıskanıyoruz bırakmayız. O bizim inşaAllah. MaşaAllah Allah ömrünü uzun etsin Mahmut Hocamız’ın. O konuşması onun ne kadar mübarek olduğunu gösteriyor; “ben Mehdi (a.s)’yi sağken göreceğim” diyor. Bunu Mahmut Hocamız söylüyor. Mehmet Talu Hocam da diyor; “Allah’ın izniyle göreceğim” diyor. Mehmet Talu Hocam hakiki Osmanlı alimdir. Yalnız kucaklaması çok tehlikeli Mehmet Talu Hocam’ın. Bir kucaklıyor ayağımız yerden kesiliyor, uzayda olduğumu zannediyorum böyle. “Cebrail sıkması” diyor böyle, artık yani maşaAllah. Pehlivanlık var Hocamız’da herhalde geçmişte? Bayağı yapılı bir insan. Tüy gibi geliyor ona. Allahualem 200 kilo falan rahatça kaldıracak gibi. Ferah kaldırır 200 kilo. Osmanlı yani, maşaAllah.

Bağnazlar böyle modern Müslüman tipine tilt oluyorlar, kafayı çizecekler. Önümüzdeki günlerde onların istediği modelde ayarlayacağım sizi, badem bıyık takacaksınız hepiniz. Böyle gevrek gevrek konuşacaksınız. Gömlekleri ümüğünüze kadar da bağlayacaksınız.

Hay maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Selamun Aleyküm.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah, dünyalar tatlısı.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah nura bak nura bak. Estağfirullah estağfirullah estağfirullah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Çok selamlar getirdim.

ADNAN OKTAR: Buyurun Şeyhim buyurun. Şeref verdiniz, nur verdiniz.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Allah razı olsun. Kardeşlerimiz teşekkür ediyor çok Japonya’da, yine gelsinler diyorlar hep doğrusu yani.

ADNAN OKTAR: Allah ömrünü uzun etsin, Allah ömrünü uzun etsin, Allah başımızdan eksik etmesin.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Sizin hizmetlerinize biz yetişemeyiz. Dua ediyoruz. Siz herkesi davet edebiliyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah himmetinizle, himmetinizle, duanızla maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Estağfirullah. Bir de şöyle bir şeyler de yazdılar. Şurada arkasında.

ADNAN OKTAR: Maşallah Şeyhimiz’in. Şeyhimiz’i görünce maşaAllah bizde cezbe oluştu.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: İzin verirseniz bunlara da birer tane verelim.

ADNAN OKTAR: Gençlere birer tane dağıtalım Hocam.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Efendimiz (s.a.v.)’in lisanıyla cennet anahtarı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Dokuz dilde. Bak, Şeyhimiz’in güzel bir şey var, her önüne gelene “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah” dedirtiyor. Mesela Alman’a dedirtiyor, Japon’a dedirtiyor, Bulgar’a, herkese dedirtiyor. Öyle bir güzel yönü var. Onların da çok hoşuna gidiyor. Ezberletiyor, söyletiyor sürekli. “Bir daha söyle” diyor “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah.” Japonlar, İngilizler, Fransızlar.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Arapça, İngilizce diyorum anlıyorlar öyle.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah başımızdan eksik etmesin, Allah nurunu artırsın, Allah her türlü iyiliği, güzelliği üzerinize nasip etsin, inşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Allah razı olsun amin amin. Hizmetiniz çok büyük. Ben hemen acele istiyorum Japonya’ya kardeşlerimizi. Bazı isimler yazdırdım değil mi size? Bizimle gelenlere. Orada Uska Camii Şerifi, bizim İslamic Center, Tokyo Cami’miz. 20 sene evvele kadar iki camiydi efendim. Şimdi 400’den fazla. Yani bu kadar yerde cami yaptığımız var. İşçilerin odalarına. “Yatsı vakti oldu. Ne yapalım? Sizin odanızı cami yapalım burada namaz kılalım” diyoruz. Kılıyoruz orada bir namaz. Ondan sonra bir daha başka bir yere gidiyoruz.

ADNAN OKTAR: Orada da cami oluyor.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Orada da bir daha. Bir gecede beş cami, altı cami yaptık. Deli olursa bu kadar olur ancak.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah estağfirullah. “Allah yolunda bir mümine deli denmedikten sonra zaten onun imanı kamil olmaz” diyor. Mana aleminde gerçek müminin hali o, inşaAllah, maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Emredin biz yapalım.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Biz geziyoruz. Ben talebe olarak geziyorum, talebeyim.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Her yere gidiyorum, talebeyim.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun tevazusunu, güzelliğini, maşaAllah. Hepimiz emrinizdeyiz, hepimiz. Allah emrinizi yerine getirmeyi bizlere nasip etsin, inşaAllah.

Ne güzel konular maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Gece gündüz böyle Hz. Ömer Efendimiz (r.a)’ın buyurduğu gibi; “gündüz uyursam insanlar helak olur, gece uyursam ben helak olurum.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Japonya’ya ilk gittiğimizde böyle bir Arap, üç Pakistanlı bir de fakir yatsıdan sonra konuşuyoruz. Edepli insanlar “Efendi Hazretleri, şey söylüyorlar, “ey Müslüman neden İslam’ın nurunu bize getirmeye neden geciktirdiniz?” Ağladım ben.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah.

 NİMETULLAH HOCA EFENDİ: “Neden geciktirdiniz, neredeydiniz? Komşularımıza bizden çok evvel geldiniz.” Çin’e sahabeler zamanında malum gittiler.

ADNAN OKTAR: Sahabe döneminde maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Filipinliler, Taylandlılar, Singapurlular. Daha da ziyade yaparak bazıları da, Arapça da öğrenmişler. “Nahnu lesna beşer?” (Biz insan değil miyiz?)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah canım benim, maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: “Endonezya, Malezya, Brunei’yi İslam devleti yaptınız da bize getirmediniz.”

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım, hay benim aslanım hay, maşaAllah. 

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Sizi dinleyelim. Emredin biz yapalım.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah biz ayağınızın tozuyuz sizin. Biz neyiz biz? MaşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Estağfirullah estağfirullah. Çok seviyorum. Allah razısı için.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun, biz sizin köleniziz.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Kardeşlerimiz öyle söyleyince, “aman” dedim, “ben davet ettim orada bulunamadım.” Ona üzülüyorum bir taraftan. “Geldiler çok istifade ettik, kitaplarını okuyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocamız’daki şu ahlak güzelliğini görüyor musunuz? Tevazuyu, insancıllığı, çalışkanlığı. Bak bu yaşında bütün dünyayı inletiyor. Japonya’ya gidiyor oraya gidiyor, buraya gidiyor beş dakika oturmuyor.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Estağfirullah.

ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocamız’ı da çok sever. Geçenlerde ziyaretine gitti Şeyh Nazım Hocamız’ı, maşaAllah. Kabrine ziyarete gitti, maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Şeyhimiz’in elini de öpmek nasip olmuştu efendim, Şam-ı Şerif’te.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Hem de Şeyhi’nin, Dağıstani Hazretleri’nin, maşaAllah. Hocamız eski Osmanlı alimlerden, Osmanlı şeyhi. Öyle kalmadı yani.

Bak herkesi seviyor görüyor musun? Kitabında, şu kitabında; “Allah’ın Rızası Nasıl Kazanılır?”  gösteriyor musun?

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: İsterseniz, affedersiniz. Şunu birisi okursa eğer. Kendim de dinlemeyi seviyorum.

ADNAN OKTAR: Severim ben seni. Estağfirullah estağfirullah. Şöyle yüksek sesle oku bakayım şöyle güzel güzel, Hocamız’ın bu kısımdaki yazısını.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Fotokopi yapsınlar herkese versinler.

ADNAN OKTAR: Tamam.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Şurada da telefon numarası var oradan isteyebilirler arzu edenler. Ben hiçbir şey yazamadım efendim. Allah-u Teala Hazretleri bana üç şey ikram etti; dinlemek. Uzak uzak yerlere de dinlemek için giderim küçüklükten, çocukluktan beri.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Dinlemek bir, gezmek iki, söylemek üç.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah maşaAllah. Canım benim maşaAllah. Yüksek sesle oku, evet.

KARTAL GÖKTAN: Nimetullah Hoca Efendi mütevazi ve samimi kişiliğiyle etrafına pozitif enerji yaymaya devam etmektedir. Nice insanlar vardır ki; günah ortamlarındayken samimi bir el uzatılmayı bekler. Nimetullah Hoca Efendi bir yandan kötü alışkanlıkları bırakarak hidayete ulaşan ve mescitlere koşan insanlara kucak açarken bir yandan da ateist, Hıristiyan, Yahudi, Budist ve putperestlere “La iİahe ilAllah Muhammeden Resulullah diyerek mutluluğa ulaşın” sözleriyle kutsal davetine devam etmektedir. Şu anda Japonya’da İslam’ı anlatmaktadır. Binlerce kişiyi İslam ile tanıştırmış hizmet insanının ibretlik hayat hikayesini ve sohbetlerini ilgiyle bu kitapta okuyabilirsiniz.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Japonya’ya hakikaten hiç kimse gitmiyordu. Oradaki insanlar, işte Şinto dini şu bu falan bomboştular. Nimetullah Hocamız oraya gidince oraya bir nur, ışık geldi. Gayet güzel oraya bir cami yapıldı Tokyo’da, maşaAllah Şeyhimiz’in himmetiyle.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Evvelki yapılmış camiyi yeniledik.

ADNAN OKTAR: Yenilediniz.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Yoksa Tatar kardeşlerimiz oraya gidince Kazan’dan, hükümete demişler, “biz Müslüman’ız bize bir yer verin, cami yapalım. Bir de çocuklarımız için okul yeri.” Hükümet verdi yani, Japonya hükümeti verdi. Oradaki Tatar kardeşlerimiz yaptılar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Diyanet’imizle beraber yeniledik. Biz de para topladık. Beni de gezdiriyorlar, sakalımı gösteriyorlar. Ben para istemesini bilmem.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah nur nur, maşaAllah nur, maşaAllah. Allah sizlerle dünyayı güzelleştiriyor. Cennette Allah kardeş etsin, cennet sofralarında.

MaşaAllah bakın bu yaşta -ki genç Hocamız daha- maşaAllah geceli gündüzlü bak gece vakit bu vakit. Oradan oraya gidiyor, sabah başka yerde, akşam başka yerde, bir başka ülkeye gidiyor, bir başka ülkeye gidiyor, maşaAllah sürekli tebliğ halinde, elhamdülillah. Kısa ve özlü. Adam mesela, ben gördüm Hocamız’ın filmleri de var öyle, kısa mesela bir Japon’la karşılaşıyor, “bir şey söyleyeceğim” diyor; “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah diyeceksiniz” diyor. Hakikaten hoşuna gidiyor, sonra araştırıyor, sonra hakikaten de Müslüman oluyor. Merak ettiği için, ilk defa duyuyor çünkü hiç duymamış davet. Mesela Hocamız diyor ya; “hiç davet gelmiyor” diyor. Adamlar sitem ediyorlar “bize niye önceden söylemediniz?” diye.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Edepli insanlar.

ADNAN OKTAR: Değil mi, maşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Tarikat edebi gibi. Bir de şey, evet kelimesi hay. Hay, Hay. İlk gittiğimde böyle profesör rektörle konuşuyor, üniversiteye gireceğiz; adam telefonda “Hay, Hay.” Ben de gittim yanına “Hay, Hay” dedim. Evet kelimeleri Hay. Birbirlerine selamları da tamamen böyle rüku gibi. Ben diyorum “siz bizim namazımızın yarısını kılıyorsunuz, Allah’ımızı da zikrediyorsunuz. Bir kelime-i tevhid kaldı.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Hay ismini zikrediyorlarmış Cenab-ı Allah’ın, maşaAllah. MaşaAllah, Allah güzellik versin, iyilik versin, bereket versin, yolunuzu açsın, Rabbimiz sizleri hastalıklardan korusun, uzun ömür versin. Cennet nuru versin. Allah cihadınızda sizlere de bizlere de yardımcı olsun Cenab-ı Allah. İnşaAllah Cenab-ı Allah İttihad-ı İslam’ı, Müslümanlar’ın birleşmesini göstersin Rabbimiz. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’a kavuşturur, Hz. İsa Mesih (a.s)’a kavuşturur. Cenab-ı Allah bizleri enaniyetten, kibirden, azametten korusun. Sizler gibi böyle mütevazi güzel huylu insanlar olmamızı Allah nasip etsin.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Amin amin, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şeyhimizi bugün yormayalım. Bugünlük bu kadar kafi, inşaAllah. Ama yine de bir diyeceği vardır. Estağfirullah buyurun.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Bu dinler toplantısı oluyor. Ezan okuyoruz, iki rekat namaz kılıyoruz. Herkes kendi dinini gösteriyor. Sonra da ben diyorum ki; “bir kelime var, beş kere söylerseniz her sıkıntıdan kurtulacaksınız.” Böyle dehl-i zikir gibi. Böyle, “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah” beş kere, on kere söylüyoruz. Bizim de Müslümanlar var beraber, onlar da hepsi söylüyor. Ondan sonra özür diliyorum, “Programınızdan ziyade yaptığımız için özür dilerim.” “Yok, en iyisi bu tevhid oldu” diyorlar hepsi birden. Hepsi birden söylüyorlar. Söyleyince “Ol man Muhammed, ol woman Fatıma” diyorum, hepsi el çırparak kabul ediyor. Ondan sonra buyurduğunuz gibi geliyorlar, okuyorlar. Kitap da veriyoruz. Başka, bir defa da son, 600-700 kişi dinler toplantısında aralarında konuşuyorlar. Benim sözüm onlara “dozo, domo” iki üç kelime. “Buyurun efendim, teşekkür ederim.” En son olarak bir söz buldum, bir kelime orada öğrettiler oradakiler, “Oma mori.” “Bu sizi kurtaracak” demek onların sözleriyle. Oma mori. Bu son toplantıda aralarında konuşuyorlar. Dedim “Efendi ne konuşuyor bu mübarek insanlar, ne söylüyorlar? Malum insanız Âdem evlatları mükerrem, iyi insanlar. Allahu Ekber. Aralarında diyorlar ki “Yahu bizim hiç mi aklımız yok? Bizim dinimiz de iki bin ilah var. Başka bir din daha var orada beş bin ilah var, on bin ilah var. Bir İslam varmış İslam’da ilah bir taneymiş. Bir tane Allah. Bir Allah’ı razı etmek, iki bin Allah’ı razı etmekten daha kolay. İki bin ilahı razı etmektense hepsi birden, öyleyse buyurun La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah hepsi Müslüman oluyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah canım benim.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Ben dinleyeyim sizi. Konuşmayacağım.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah estağfirullah. Hakikaten şimdi, “La İlahe illalAllah Muhammeden Resulullah” dediklerinde kalplerinde ferahlık oluyordur o anda, o onları şaşırtıyordur. Nimetullah Hocamız diyor ki bak; “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah dersen işin rast gider” diyor. Hakikaten bir bereket oluyor hayatında. Onu gördüğünde yani orada bir harika olduğunu anladığı için İslam’a yaklaşıyor da olabilirler. Çünkü hemen o anda bir ferahlık oluyordur. Çünkü Hocam diyor ki bak; “Sen bunu dediğinde ferahlayacaksın” diyor. Adam bunu görüyor.  “Ve işlerin de rast gidecek” diyor. Onu da görüyor. Bir de Japonlar hakikaten Hocamız’ın dediği gibi “tarikat terbiyesi var” diyor, çok güzel vurguladı onunla. Yani bu nefis bir ifade tarzı. Tarikat adabı ve edebi var hakikaten çok saygılılar. Her şeyde mesela temizlikte, nezakette, teşekkür etmekte, oturma, kalkma değil mi Hocam? Yeme, içme her şeyde bir tarikat terbiyesi almış gibiler. Şeyhimiz de böyle konuşunca olağanüstü etkili oluyor maşaAllah. Ama nuru çok etkiliyor bence. Tabii mesela bir olağanüstülük var, insanlar alışık değil. Hep zulümatlı insanlar görüyorlar, karanlık insanlar görüyorlar. Bir de çok candan ya, çok samimi, sevecen, mütevazı ona da alışık değiller. Çünkü âlim oluyor ama enaniyetli, ekabir yani mesela büyük. Bak Şeyhimiz toprak gibi. Son derece mütevazi. En cahile bile tabii olan, en cahili bile dinleyen ondan ilim almak isteyen, feyz almak isteyen bir insan. O yönüyle Cenab-ı Allah ona yardım ediyor. Bakın hem bereket veriyor, hem sağlık veriyor, hem uzun ömür veriyor, hem yolunu işlerini kolaylaştırıyor. İslam’ın özünde olanı yapıyor Hocamız. Bak detaya girmiyor. Bazı hoca efendiler var ukalalık yapıyor. İlmini göstermek, ilim gösterisi. Halk bilir öyle şeyleri; ilim gösterisi. Hocam’da hiç öyle bir şey yok. Onun da tevazusunu gösteriyor.  Nazarıyla, mesela nazarı çok güzel maşaAllah, nuruyla, samimiyetiyle, tevazusuyla İslam’ın özünü gösteriyor. Temizliğiyle. Baktı mı adam konuyu anlıyor. Öbür türlü İslam’ı anlatmaya kakıyor adam, adam abandone oluyor. Hocam hiç uzatmıyor, kolaylaştırıyor. Mesela “git elini, yüzünü yıka” diyor, “kolunu yıka gel hemen burada beş dakika bir namazını kıl” diyor.  Yani adamı zora sokmuyor. Hep kolaylaştırıcı, hep sevgi yönüyle yaklaşıyor. Mesela onure ediyor, gönüllerini alıyor. “Sen Budist’sin, sen Şinto’sun, sen müşriksin” öyle demiyor. Sevecen böyle Allah’ın yarattığı kul olarak onu görüyor. O yüzden Cenab-ı Allah Şeyhimiz’e güzel bir bereket veriyor. Şeyh Nazım Hocam’da da vardır o. O güzellik evet. O dünya tatlısı o da öyle mütevazi, şekerdir. O da görünümüyle etkilerdi. Fakat Nimetullah Hocamız bir de en hayati noktalara gidiyor. Mesela en putperestlerin en yaygın olduğu, puta tapıcılığın en yaygın olduğu yerlerde gidip İslam’ı anlatıyor. Mesela diyor bak doğru yani öyle; “iki bin, beş bin, on bin ilahları var, yirmi bin ilahları var. Adam oradaki mantıksızlığı bir anda göremiyor. Ama mesela metafizik bir görünümü olduğu için Hocamız’ın olağanüstü bir görünümü olduğu için. “Ya bunda bir şey var” diyor adam o zaman kalbinde. Ne kadar kolay bak “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyecek “kurtulacaksın” diyor bak,  “Kurtulacaksın” diyor yani başka bir şey yapmayacaksın. Şimdi öbürü diyor ki; “Kurtulman için şunu yapacaksın, bunu yapacaksın, anlatıyor anlatıyor aylarca anlatıyor. Adam diyor ki ; “Ben bunu yapamam” diyor. “ Benim böyle bir şeye nefsim, gücüm yetmez” diyor. Ama bak Şeyhimiz’in dediği doğru. “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyen kurtulur hakikaten. Samimi olursa “samimi ol” diyor Şeyhimiz. “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah” de kurtul.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Öğrenmeye başlıyor.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah tabii. Ondan sonra zaten öğrenir samimi olursa. Onun için Allah bir güzellik veriyor.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Yüz otuz milyon Japonya, Efendi Hazretleri, her sene yirmi milyon dışarı çıkıyor. Her sene hükümetin şeyiyle böyle az yiyorlar, çok çalışıyorlar, çok geziyorlar. Biz oradayız on beş sene evvel, Türkiye’ye bir cemaat zelzeleye yardım için gitmişler. Ben buradayım diye gitmişler diyorum. Müslüman olmuşlar, bize geldiler “bize İslam’ı öğretin” diye. Türkiye ye gittik ezanlar dinledi Müslüman olduk. “Bize İslam’ı öğretin”  Amerika’ya gitmişler, Amerika’da parklarda namaz kılanları görmüşler Müslüman olmuşlar bize geldiler. Filistin’e bile giden Müslüman olmuş oradaki Müslümanlar’ın sabrını görmüş. Bize “geldiler İslam’ı öğretin” diye. Hiç yalan söylemiyorum affedersiniz.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah estağfirullah. Şimdi adam Müslüman oluyor ama sonunda onu terörist yapıyorlar. Müslüman oluyor ama mesela onu çok müthiş zor hayatın içine sokuyorlar. Hocam ‘da böyle değil. Onda sadece sevgi, muhabbet, dostluk, kardeşlik, kolaylık. “Ben senden öğreneyim” diyor mesela. Adama İslam’ı öğretiyor, “ben senden öğreneyim” diyor. Öyle bir kişilik gösteriyor. Onun için Japonya’da Hocamız bir,  çok seviliyor. Dünyada da, Müslümanlar arasında da çok seviliyor. Kendi halinde maşaAllah, on yıl falan önce de ben Şeyhim’i görmüştüm.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Ben sizi ziyarete gelmiştim hiç unutmuyorum.

ADNAN OKTAR: Şeref verdiniz. Şeref verdiniz. Daha da gençleşmiş. İman bereketi var. Allah ömrüne bereket veriyor, sağlığına bereket veriyor, nur veriyor, başarı veriyor çünkü halis.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Müjde vereyim mi efendim? Geliyorlar diyeyim mi? Ziyaret ettim geliyorlar diyeyim mi?

ADNAN OKTAR: Hayy maşaAllah. İnşaAllah emrinizdeyiz biz. Siz emredersiniz biz yaparız inşaAllah.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ:  Rica ederim. Kardeşlerimiz orada çok, bir tanesi camide isimlerini verdim kardeşlerimize Tokyo camilerinin başkanı. Bizim de ben onlara “Siz benim Hocam’sınız” diyorum” onlar da bize diyor; “Siz Hocamız’sınız” diyor. Böyle muhabbet ediyoruz. Pakistan orduevinin dört çocuğu da hafızlığa çalışıyor, çok evlendiler çocuklar şimdi. O dört yüz camilerin hepsi şimdi Kuran Kursu hepsine gidiyorum ben âcizane. Çağırıyorlar gidiyoruz.

ADNAN OKTAR: Az veya çok âlimlerde bir enaniyet oluyor, Hocam da enaniyet yok. Hayrettir o maşaAllah. Az veya çok oluyor yani.  Ben genellikle öyle gördüm. MaşaAllah Cenab-ı Allah o güzel yönünü insanlara gösteriyor, oradan ona bereket veriyor. Tam mücahit, cihat ediyor mesela bu gençlere çok ibret olacak bir özellik. Gençler yan gelip yatıyorlar birçoğu. Bakın bu yaşında gece gündüz demiyor bak gecenin bu saati çakı gibi.

NİMETULLAH HOCA EFENDİ: Sizin zat-ı alinizin böyle ayakta olmanız bize kuvvet veriyor efendim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Allah nurunuzu artırsın. Şeyhimiz yine gelir inşaAllah. Biz ona yine gideriz. Yine gelir yine görüşürüz inşaAllah. Bugünlük bu kadar olsun yine devam edeceğiz inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocamızla programımıza devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Nimetullah Hoca çok şeker, mütevazı işte aslında örnek Müslüman bütün dünya böyle olsa, Irak’ta Müslümanlar bu tarzda olsa Nimetullah Hoca, orada anarşi, terör bilmem ne olur mu? Nasıl bereket, bolluk olacağını bir düşünün. Oradaki ticaretin, hayatın nasıl güzel olacağını bir düşünün. Sokağın nimetini düşünün, sokakta herkes birbirine selam veriyor Nimetullah Hoca gibi insanlar var. Camiye gidiyorsun orada öyle insanlar var. Allah’ın istediği bu. Aslında çok mübarek bir insan, kıymetini bilmiyorlar o kadar. Kendini böyle serişletmediği için enaniyet, kibir yapmadığı için, tevazu gösterdiği için onu böyle.

Allah, Allah küçük bir minik tavşan diyelim. Bunların uçması benim aklım duruyor, hayret ediyorum ben. Bayağı da kuvvetliler. Taşıdığı şey, kol kuvvetleri.  Şu karıncanın ağzı, ya kafa ufacık bir şey. Garç diye geçiriyor.  Bu ne kuvvettir böyle. Dozer gibi dozer kuvveti var.

Hz. İsa (a.s) ilk başlarda yanında ayna ve tarak taşıyormuş. Sonra suya bakınca aynaya gerek yok demiş suda “Burada görünüyorum zaten” demiş. Eliyle de saçlarını düzeltince “ona da gerek yok” demiş zaten dünya güzeli o çok temizdi maşaAllah.

OKTAR BABUNA Hadiste de “saçlarından su damlıyor gibi” diye anlatılıyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Annesinden doğduğunda nur gibi böyle çok güzel bir kokuyla doğmuş. Bu onun mucizesidir, harikasıdır. maşaAllah.   

KARTAL GÖKTAN: Hocam hanım arkadaşlarımızın başlattığı bir proje var. Onunla ilgili bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Proje, hanım arkadaşlarımızın?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Yani?

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin.

ADNAN OKTAR: Evet, kardeşlerimiz derken talebelerim, eski talebelerim. Evet, buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Evet, inşaAllah. Hanım arkadaşlarımız iki gün önce Entelektüel Bakış Derneği ve birçok sivil toplum kuruluşu ile birlikte Türkiye Kadın Araştırmaları isimli bir proje başlattılar. İlgili resimleri de gösterebiliriz. İstanbul’da başlayıp, tüm Türkiye genelinde seminerler, konferanslar ve eğitim çalışmalarıyla devam edecek bu projeye çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve Kibariye, Umut Akyürek, Deniz Akkaya, Cemil Sağyaşar, Bora Gencer, Huri Sapan gibi sanatçılar da destek verdiler Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, iyi Allah şevklerini arttırsın. Bu kadar mı haber? Tamam. Şimdi Risale-i Nur’dan dinleyelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza yakışıklı Hocamızla devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı olduğum demek ki tescilli biliniyor. O kardeşlerimiz kimlerdi ben bir daha görebiliyor muyum o şeyi? O programı bana bir daha anlat. Ne gün oldu, nasıl oldu? Bir daha anlat.

KARTAL GÖKTAN: Hocam hanım arkadaşlarımız iki gün önce Entelektüel Bakış Derneği ve birçok sivil toplum kuruluşu ile birlikte Türkiye Kadın Araştırmaları isimli bir proje başlattılar. İstanbul’da başlayıp tüm Türkiye genelinde seminerler, konferanslar ve eğitim çalışmalarıyla devam edecek bu projeye, çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve Kibariye, Umut Akyürek, Deniz Akkaya, Cemil Sağyaşar, Bora Gencer, Huri Sapan gibi sanatçılar da destek verdiler. 

ADNAN OKTAR: Ama hangi hanım kardeşlerim katıldı ona bakayım. Bir göreyim sıradan bakayım kimler onlar? Evet, zum yaparak göster.

BÜLENT SEZGİN: Tek tek isimleri var.

ADNAN OKTAR: Evet isimlerini söyle bana. Göster Mine Hocam’ı. Mine Hocam benim çok eski talebemdir. Bora Gencer aslandır o. O da çok eski talebemdir Aslı. Sema Gül o da eski talebemdir. Deniz bana eskiden çok gidip gelirdi. Çok şekerdi. Daha tanınmadan önce yani hafta sekiz, gün dokuz gelirdi bana.

KARTAL GÖKTAN: Bir resim daha var Hocam, toplu şekilde gösteren.

ADNAN OKTAR: Kimler ne yapmış, nerelere katılmış? Bir öğreneyim. Sema Gül evet o eski talebem. Özlem evet o eski talebemdir. Esma hocam o eski talebemdir. Vuslat o da eski talebemdir. Nur değil mi o? Nur Hanım evet. O kimin annesi? Erdem’in annesi, maşaAllah. Rabia Hanım evet o da, Pınar hanım. Hep eski talebelerim. Meltem Hanım, Meltem sıkı talebemdir. Filiz Hanım da öyle. Hüma teyzen.

ERDEM ERTÜZÜN: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Meral Hanım ve Eda Hanım. Eda çok yamandır. Burcu Hanım o da eski talebem. Sinem o da eski talebemdir. Aydan, o da eski talebemdir.

BEYZA BAYRAKTAR: Ayça hanım.

ADNAN OKTAR: O da eski talebemdir. Aylin Hanım o da eski talebemdir maşaAllah. Çok akıllı çok hanım kızlar. Ama onlar dekolteye karşı. Daha mutaassıptır onlar böyle biraz inşaAllah. Var çarşaflılar ayrı, maşaAllah. Çarşaflılar çok koyu mutaassıplar yani. Musiki falan yani mümkün değil.

“Hocam Kuran’da birçok ayetin elif, lam, mim ya da diğer harflerden başlamasının sırrı neye işaret ediyor?” diyor. “Cevap verebilirseniz çok sevinirim. Allah uzun ömür versin, sizin yanınızda namaz kılmayı nasip etsin” diyor. İrfan kardeş. Elif, lam, mim sırrı İsa Mesih devrinde, Mehdiyet’in dünya hakimiyeti zamanında. Kutsal sandığın belki açılışında inşaAllah. Öyle ulu orta açılacak gibi değil.

Rıdvan Yılmaz; “Şu İsrail’i öldürmek yerine sevmeyi bir öğretebilir misiniz? Hadi başarın bunu” diyor. İsrail adam doğruyordu, adam. Hava bombardımanıyla mahvediyordu her yeri. Bizle görüştükten sonra vazgeçtiler. Bütün İsrail dış siyaseti değişti. Adam öldürmeyi de hemen hemen tamamen durdurdular. Yoksa zırt pırt her şeyde hava operasyonuyla yerle bir ediyorlardı. Bir üst düzeyle görüşe görüşe, görüşe görüşe çok şefkatli, çok titiz hale geldiler. Yani illa anlatayım mı? Kimlerle görüştüğümüzü mü anlatayım? Ne yapayım yani? İsrail zannettikleri gibi değil şu an.

E. Akyıldız, “Deminden beri izliyorum, anlamaya çalışıyorum, bir yandan Roman havası, bir yandan pop tam çıkaramadım.” Ben biraz çılgın adamım, bende öyle sınır yoktur. Kafama göre takılırım. Kuralcılık çok sıkıcı, toplum kuralları, bilmem ne kuralları, şu kural, Allah’ın kuralları vardır. Devletin kanunu vardır, Allah’ın kanunu, kuralları vardır. Başka bir şey tanımam ben. Kafama göre, ne aklıma gelirse yaparım inşaAllah. Ona çok bozuluyor bağnazlar. Bir de işin garip tarafı bağnazlar mesela Ankara’nın bağlarını çalıyorum, döne döne evde oynuyorlar. Sonra diyorlar ki; “Niye çalıyorsun? Niye dans ediyorsun?” Peki siz niye yana döne evde entariyle karının karşısında oynuyorsun? Yapmıyorum de, yapmadım de, elini öpeceğim. Hepsi yana döne oynuyor. Öyle bir konu yok.

Evet izlenme oranı bana gelsin.

“Hocam, Ümit kardeşimizi de pistlerde görmek istiyoruz” diyor. Tamamdır.

“Hocam, sizi bir gün bile görmemek tüm duygu, sinir ve ruh yapımızı alt üst ediyor. Her yeri buram buram hasretler sarıyor” diyor. “Her gün sizi izlememiz şart” diyor maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetlerinden bahsedebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: 18 Haziran’da Hocam, Ankara’da kardeşlerimiz Bağlum’da 25 adet kitabınızı ve 15 adet belgesel CD’sini dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ankara Bağlum çok dindar yerdir maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: 15 Haziran’da Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz sizin 50 adet kitabınızı ve…

ADNAN OKTAR: Yiyeceğim ben şunu. Peş peşe olaylar. Sen önce şu ufaklığı getir bakayım. Kıyafeti görüyor musun sen? Tatlılığa bak sen sen. Bir de elbisesini göreyim. Aynısı zaten o da maşaAllah. Evet kediler, şeker bal kaymak. Bu cin Allahualem huzurları çok güzel oluyor. Evet.

KARTAL GÖKTAN: 15 Haziran’da Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz sizin 50 adet kitabınızı, 100 adet broşür dağıtmışlar. Sonrasında evde sohbet edip sizin kitaplarınızdan ve Kuran’dan okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah elhamdulillah.

KARTAL GÖKTAN: Çorum’da kardeşlerimiz geçtiğimiz günlerde 1500 A9 tanıtım broşürü dağıtmış. Gebze’de kardeşlerimiz 16 - 17 Haziran’da Gebze’de Huzur Kent bloklarında 450 adet A9 TV broşürü dağıtmış. Konya’dan ve Ankara’dan kardeşlerimiz de bir araya gelip A9 broşürü dağıtmış ve sohbet etmiş maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel. Ufaklıkları bana bir göster bakayım. Hanım kızlar da bayağı güzeller maşaAllah. Bunların arasına girip, beraber sarılıp bunlara yatmak lazım. Canım benim maşaAllah aferin benim güzelime, aferin benim tatlıma. Bayağı güzel olacak büyüyünce maşaAllah. Bu da kuzu, bu da süper yakışıklı olacak belli. Allah ömürlerini uzun etsin.

Evet ben dinliyorum seni.

BÜLENT SEZGİN: Hocam AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin gençlerimizi teröre karşı bilinçlendirmek için okullarda mutlaka müfredata terör konusunda eğitici ders konulması gerektiğini söyledi inşaAllah. “Terörün hedefindeki kitle genelde 17-16 yaş üstü insanlar. Terör nedir? Terör insanları nasıl devşirir? Hangi argümanları kullanarak nasıl beyin yıkar? Sorularını bir ders altında okullarımıza okutmak gerekiyor. Karşı tarafta kendisini bir şeye teslim etmiş, ona inanmış, beyni yıkanmış ve savaş makinesine dönüştürülmüş kitle var. Silahlı mücadeleden çok bilinçlendirme önemli” dedi.

ADNAN OKTAR: Ali Şahin. Resmini görebiliyor muyuz? Bu insan çok mübarek bir insan. Bak aylardan beri bu konu üstüne duruyoruz. O şuurlu bir Müslüman. Hayatiyetinin farkına varmış. Halbuki birçok milletvekili, yüzlerce milletvekili bu konu üstüne gitmesi gerekirken, bir tek o üstüne gidiyor bu konunun. Bu güzel olmakla beraber, diğer milletvekillerinin o değerli kardeşimizi yalnız bırakması da vahimdir. Buldun mu resmini, göreyim. Evet, bu kardeşimiz çok değerli bir insan. Akıllı bir insan. Bu kadar açık bir gerçeği yüzlerce milletvekilinin bütün gücüyle dile getirmesi gerekir. Terör varsa bunun sebebine inilmez mi? Tak tak kapına biri vuruyor. İnsan merak ediyor. “Kim o?” diyor değil mi? Merak edip araştırıyorsun.  “Terör, bu nereden çıkıyor? Sebebi ne? Bunu nasıl durdurabiliriz?” diye insan düşünmez mi? Buna gerek duymamak çok vahimdir. Ali Şahin’i tebrik ediyoruz. Allah ömrünü uzun etsin. Onun bu girişimini destekleyecek dilekçeler verelim Büyük Millet Meclisine. Diğer milletvekillerini de uyaralım. Mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı’nda Milli Şuur dersi bütün gençlere verilmesi lazım. Komünizm nedir? Nasıl korunmak gerekir? Darwinizm, materyalizm nasıl komünizmin temelini oluşturuyor? Materyalizm nasıl insanları çökertir? Bu ders olmadı mı bu olur. 

Masaüstü Görünümü