Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (19 Haziran 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz. Hocamız’la yayınımıza başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Her şeyi yaratan Allah. Bütün güzellikler Allah’a aittir. Her konuşma, güldüren de Allah’tır. “Güldüren, ağlatan Allah’tır” (Necm Suresi, 43) diyor Cenab-ı Allah.

Ama bizim modelde hakikaten Müslüman anlayışı yok. İlla bir poz yapıyorlar bazı tipler. İlla bir artistlik oluyor, illa bir samimiyetsizlik. İkiyüzlü oluyorlar, gizli dünyalarında her haltı işliyorlar. Açık dünyalarında da yapmacık, pis, müşrik bir sistem gösteriyorlar ve kadınları da ezim ezim eziyorlar. Hepsi için demiyorum belirli bir kesim için söylüyorum.

GÖKALP BARLAN: Allah dikkat çekiyor Hocam Kuran’da. Bir ayette şöyle diyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “İşte (şu) namaz kılanların vay haline Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,  Onlar gösteriş yapmaktadırlar,  Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.” (Ma'un Suresi, 4-7) diyor Allah ayette, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. “Onların namazları el çırpma ve ıslıktan ibarettir” diyor. Halbuki ayette öyle bir şey yok. Ne el çırpma, ıslığı? Normal namazdan bahsediyor. “Namazlarında sahtekarlık yapıyorlar” diyor Allah yani “samimiyetsizler, gösteriş yapıyorlar” diyor.

Gençler bak, nasıl sahip çıkmaya başladılar Tayyip Hocam’a. Üstüne ağırlık vermesinler. O başbakanlık yapsın. Değil mi ne uğraştırıyorsunuz? Her zorluğu üstünüze alın. Hayır on tane almıyorsan, beş tanesini al, beş tane almıyorsan bir tanesini al ama üstüne yükleme. Gelirken yolda da düşündüm, hakikaten öyle delikanlı bulamazlar, acayip yetenekli. Pratik. Öyle bürokrasinin çarklarına falan işi sokmuyor, takır takır hallediyor. Sonra bir düşündüm araştırdık falan, muazzam güzel hizmetleri olmuş. Tabii. Gençlerde iş, gençlerde. Gençler bak aferin. Daha cesur, daha kararlı olsunlar. Aferin. O özellikle yardımcılarından çok akıllı delikanlılar var. Dindar, efendi, güzel huylu. Kimler var öyle söyleyin bakalım? Yalçın Akdoğan, o süper delikanlı, Yiğit Bulut da o da candan bir dostluğu var. Emrullah İşler, mesela o çok dindar, çok efendi. Hakikatli çıktılar. Öyle en az 300 delikanlı gerekir en az, inşaAllah. Bundan sonra Tayyip Hocam’ın yolu açık. Ama annenin, benim sözümü dinlesin başbakanlık yapsın. Cumhurbaşkanlığını tamamen unutsun. Hiç tereddüt etmesin. Diyor ki; “istişare ettim” diyor. Diyor; “Başkanım, çok iyi olur hemen cumhurbaşkanlığına geçseniz” diyor. “Hak ettiniz, çok iyi olur” diyor. Riske sokacak bir hareket, maceraya doğru çekiyorlar. Bırak başbakanlık yapsın, bir dönem, bir dönem daha yapabilir, çok rahat yapabilir. Ama sıkmazsan, bunaltmazsan, destek olursan çok güzel yapar. En sonunda cumhurbaşkanı yap. İyice yorulur mesela, o zaman anlarız, o zaman deriz “hakikaten yoruldu şimdi cumhurbaşkanı olsun” deriz. Şimdi genç dinamik devrinde, en hareketli, en tecrübeli çağında, ‘hadi sen geç cumhurbaşkanı ol’ olmaz. Bir kısmı da diyor ki; “PKK oylarıyla çok iyi cumhurbaşkanı olur” diyor. Oradan hayır bereket çıkar mı? PKK’nın oyundan hayır bereket çıkar mı? Ağzına niye alıyorsun öyle lafları? PKK oyuna ne ihtiyacı var? PKK oyuyla mı iktidara geldi?

Var mı anlatacakların?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Irak’ta Selahaddin Vilayeti’nde bir Türkmen köyünü basan IŞİD militanları 3’ü kadın 23 Türkmen’i şehit etti.

ADNAN OKTAR: Çakallık yapıyorlar. Kadına el kalkar mı? Ahlaksızlık yapmasınlar. Elleri kırılır o zaman, ahlaksızlık yapmasınlar. Kadına el kalkar mı? Ama adam “seninle savaşacağım” diyorsa yine onda bir mantık oluyor. Yine çirkin olmakla beraber yaptıkları, çünkü zaten adamların üstüne gidiyor. Ama seni barışla karşılayan adamlara nasıl böyle bir şey yaparsın? Nasıl olmuş bu olay, nasıl yapıyorlar?

BÜLENT SEZGİN: Tam detay yoktu Hocam, öğrenirim inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Eğer öyle bir şey varsa çok büyük ahlaksızlık yapmışlar. Kadına savaşta, hiçbir yerde el kalkmaz. Direkt ahlaksızlık olarak bilinir. Bir adam bunu yapıyorsa karaktersiz, ahlaksız, şerefsiz, namussuzdur. “Ben mücahidim” bilmem ne. Kadına nezaketsizlik bile yapamazlar savaşta. Hürmet ediyor mesela, ‘siz şöyle buyurun’ falan diyorlar. Esir olsa bile öyle yapılmaz.

GÖKALP BARLAN: Hocam, Allah bir ayette şöyle buyuruyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür." (İnsan Suresi, 8-9) “Sadece bunu Allah rızası için yapıyoruz” diyorlar Hocam inşaAllah. Esirlere bu şekilde davranıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Aman ha o zaman elleri kırılır, akılsızlık yapmasınlar.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadiste Hocam: “Kadınlara, çocuklara, evlere,ve ağaçlara dokunmayın savaşta” diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Kadınlara, çocuklara, evlere ve ağaçlara” tabii.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Mısır’da da İhvan Liderleri Muhammed Bedi, Muhammed Biltaci ve Hicazi’ye idam cezası verildi.

ADNAN OKTAR: Onlar işte milleti yavaş yavaş alıştırıp asacaklar anladığım kadarıyla. Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan bu acıların sonu gelmez. Ama o siyah bayraklılar sakın ha. Hadiste var, onlar öyle çıkar, onların kaderleri öyle. Ama ahlaksızlık yapmak olmaz. Kadına el kalkmaz. Adam diyor ki; “Ben seninle savaşmayacağım, evimde oturuyorum” diyor. Ne yapıyorsan yap. Niye gidip hanımları şehit edersin? O olayın aslı var mı bir bakın bakayım? Normalde Allah vermesin mesela müdahale edilse bir kişi kalmaz orada. Akılsızlık, aptallık yapmasınlar. Ama işte jeopolitik nedenlerden dolayı falan kimse ses çıkartmıyor. Durumun vahameti, birçok nedenler var. Mesela Sünni bölge, adamlar “ben de Sünnileri koruyacağım” diyor. Halk da ”tamam madem bizi koruyacaksan” diyor. Çünkü Maliki bayağı ezmiş bunları. “Bizi koruyacaksan tamam kabul ediyoruz” diyorlar, onlardan yana oluyorlar. Yine bunu bir derece akıl alır ama kepazelik çıkartmaya gerek yok, olay çıkartmaya gerek yok. Adam sana bir şey dediği yok.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, biraz detay vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Selahaddin Vilayeti’nde Tuzhurmatu ilçesine bağlı Biravcılı köyünü basıyor IŞİD militanları. Köye girmek isteyen militanlar ile Türkmenler’in yaklaşık üç saat çatıştığı, köye girmeyi başaran IŞİD militanları…

ADNAN OKTAR: Türkmenler’in yaptığı  hataya bak. Ne çatışırsın, ne gerek var? Belli ki yenileceksin. Çünkü Kuran’a göre bu uygun değil. Bir kere karşındaki Müslüman senin. Zaten böyle bir şeye girmezsin. Müslümanlar arasında fitne çıktığında evinizde oturun” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Oklarınızı yayalarınızı kırın” diyor. Bak “oklarınızı yaylarınızı kırın” yani silah bırakmayın, “evlerinizde oturun” diyor. Gir evinde otur. Adam ne yapıyorsa yapsın. Ne oturup çatışırsın? Bak, Peygamberimiz (s.a.v.) “Fitne çıktığında evlerinizde oturun” diyor. “Soruyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’e “ne yapalım?” diye; “Evlerinizde oturun” diyor. “Oklarınızı yaylarınızı da kırın” diyor. Ne gerek var? Onları uyaracak birisi de olmuyor herhalde. Çok gereksiz. Bir kahramanlık değil ki o. Peygamberimiz (s.a.v.) mesela Mekke müşrikleriyle anlaşma yapıyor. Bakıyor güçlü müşrikler sayıca, anlaşma yapıyor. “Siz bize dokunmayın biz de size dokunmayalım” diyor bu kadar. Usulü budur bunun. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, köye girmeyi başaran IŞİD militanları 23 Şii Türkmen’i kurşuna diziyor. Daha sonra da saldırı sonrasında bazı evleri yakıyorlar IŞİD militanları. Köyde yaşayanlar cenazelerini alarak diğer ilçelere kaçıyor. Saldırı sonrasında iki Türkmen’in de kaçırıldığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: Bir kere burada çok büyük bir hata var, çatışmaya girmişler. Evler de, muhtemelen o çatışmaya girenlerin evlerini yakmışlardır. Ne gerek var? Nasıl yapsak acaba onlara? Dışişleri Bakanlığı yapabilir. Uyarsın Dışişleri Bakanı evlerinde otursunlar, muhatap olmasınlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, cihat ilan ettiği için acaba Şiiler çatışıyorlar mıdır?

ADNAN OKTAR: Sistani’nin cihadını, o cihat talimatını ortadan kaldıracak bir açıklama gönderilebilir. O da İran’la konuşarak yapılabilir. Olur mu öyle şey? Müslüman Müslüman’la çatışır mı?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Şiilerden üç milyon kişi gönüllü olmuş cihat için.

ADNAN OKTAR: Gönüllü olmuş. Tamam işte o onunla çatışacak o onunla. İki taraf da Müslüman, o onu kıracak, o onu kıracak. Mehdiyet’e ne kadar acil ihtiyaç olduğunu Allah gösteriyor.

Bak, inanılır gibi değil, ikisi gidip abdest alıyor, iki grup öğlen ezanı okunuyor abdest alıyorlar, kıbleye dönüyorlar. Her ikisi de beraber namaz kılıyorlar, namaz kıldıktan sonra herkes silahını alıyor, ‘hadi bakalım birbirimize saldıralım’ diyorlar. İkisi de ‘Allah Allah’ diye saldırıyor. İki taraf da ‘La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah’ diyor. Haram. “Fitne katilden beter” diyor Cenab-ı Allah. Müthiş bir rezalet, inanılır gibi değil.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Davutoğlu da ulemaları fetva vermeye çağırdı: “Sünni ve Şii ulemalar etnik ve mezhepsel bölünmeye karşı fetva vermelidir.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah o güzel, inşaAllah. Onu çok çok evvel söylemiştik, aylar önce söyledik ama dinlemediler. Şiilere etki edebilir Sayın Davutoğlu. Birkaç Şii ulemaya barış yolunu açabilir, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan da Avusturya’da Müslümanlar’ın kardeşliği üzerine şunları söyledi: “Ne demek Sünni, ne demek Şii? Sizler Müslüman değil misiniz? Bir insan Şii diye öldürülmez. Sünni diye öldürülmez.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam yaman. Her zaman bu akılda zaten. Gayet akılcı yaklaşıyor.

Hanımların üstünde ne kadar baskı var, insan düşündükçe. Halbuki hanımlar istedikleri gibi eğlensinler, gülsünler, gezsinler. Yazık, dünya tatlısı onlar. Bu kadar baskı, bunu nasıl dünya kabul etti şu ana kadar ben hayret ediyorum. Mesela meclise bakıyoruz hep erkek. En az yarı yarıya kadın olması lazım. Böyle şık, güzel, bakımlı, dekolte hanımlar da olacak. Değil mi? Genç kızlar, her yerde öyle olması lazım. Mesela genel müdür, gayet kaliteli kadınlar olacak, bakanlar, başbakan. Mesela çok şık güzel böyle aslan gibi, dalyan gibi bir başbakan olabilir, harikulade güzel. Mesela harikulade bir cumhurbaşkanı olabilir. Bu taassup kafası nasıl dünyanın üstüne böyle oturdu? Bir yiğit de çıkıp “ne oluyor?” dememiş. Yani “nereden çıktı bu?” falan dememiş. Rahat rahat yaşasınlar. Sağa baktın suç, sola baktın suç. Kendilerinin gözleri böyle fıldır fıldır dönüyor. Hiçbir yere bakamayacak hanımlar. Yemek yemeleri suç, oturmaları suç. Giyinmeleri suç. Gülmeleri suç. Yürüme suç, yürümesi. Bu nasıl iştir böyle?  Çocuklar mesela delikanlı adam çıkıyor evden istediği yere gidiyor; kadın çıkamıyor. Olur mu? Aynı özgürlük ona da verilmesi lazım. Hatta daha fazlası.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) “Hz. Mehdi (a.s) döneminde iki kadın yanlarında erkek bulunmaksızın Şam’a gidebilecekler” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: EvelAllah.

SERKAN AK: “Hacca da gidecekler” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, maşaAllah. Ne kadar samimiyetsiz Müslümanlık anlayışı geliştirmişler. Ne sıkıcı. Mesela o onun sahtekarlık yaptığını biliyor, o da onun sahtekarlık yaptığını biliyor. Karşılıklı oyun oynuyorlar. “Mübarek seni hacda görmüşler” diyor. “Hay” diyor. Belli ki yalan söylüyorsun. O da sahtekar, sen de sahtekarsın. Acayip gıcık hareketler. Sahtekarlığa ne gerek var? Dümdüz samimi Müslüman ol. “Akşam rüyamda gördüm” diyor. “Gökten kanat açmış iniyorum” diyor. “Tam sizin evin o tarafa geldim. Bir de mübarek seninle karşılaşmayayım mı?” diyor. O anda yazıyor. Sahtekar. İnanılır gibi değil.

Ramazana kaç gün kaldı?

ERDEM ERTÜZÜN: Dokuz gün kaldı Hocam.

ADNAN OKTAR: Dokuz gün. Şahane. O zaman sahurda buradayız. Bahçede yapalım sahuru. Sahurda neler yapsak acaba? Ekmek balığı yapalım. Yumurtayla böyle ekmek. Anneannem yapardı. O çok yaygın, ekmek balığı. Yani halk bir şey öğrendi mi o gelenek haline geliyor. Akşam kalktılar yumurtayı böyle çırpıyorlar. Ekmeği dilim dilim kesiyorlar, beyaz ekmeği. Onun içini buluyorlar. Yağda kızartıyorlar. Çay, peynir, o. Ki bayağı ağır bir şey oluyor o. Yumurta zaten kolesterollü. Fakat yağ çok bozuluyor. Yani o kızartırlarken. Ama işte iyi tok tutuyor falan diye. Halbuki yumurta yiyorsa ayrıca yesin. Ama yumurtanın sarısında kolesterol çok yüksek. İnanılmayacak derecede yüksek. Ufacık bir şey ama muazzam kolesterol var.

OKTAR BABUNA: Kolesterol günlük ihtiyacını bir yumurta sarısı karşılıyor, 300 mg.

ADNAN OKTAR: 300 mg, çok yüksek.

Mehmet Şevket Eygi Hocam’dan şu limonata tarifini ben bir daha alayım. İstanbul limonatası. O çok zevkli, güzel tarif ediyor öyle şeyleri. Mehmet Şevket Eygi Hoca ne yapıyor? Bakıyor musunuz? Çocuklar ara ara kontrol etsinler. Bir şeye ihtiyacı var mı, nedir durumu filan? O kibar nezaketli insandır söylemez ama biz ilgilenelim. Kıbrıs’a gitti değil mi kardeşler?

OKTAR BABUNA: Gittiler Hocam.

ADNAN OKTAR: Nerede onlar şu an? Kıbrıs’a ziyarete gidenler buraya gelsinler. Ne yaptılar, ne ettiler? Kim var, giden kimdi?

OKTAR BABUNA: Erim’le, Berker Hocam.

ADNAN OKTAR: Şu an göremiyoruz. Kıbrıs’ta mı onlar şu an?

OKTAR BABUNA: Yok, döndüler Hocam inşaAllah. Görüşmüşler. Şeyh Bahattin Efendi ile görüşmüşler.

ADNAN OKTAR: Bana bilgi versinler diye ben gönderiyorum onları. Nerede o kardeşlerimiz?

BÜLENT SEZGİN: Kabrini ziyaret edip video çekmişler.

ADNAN OKTAR: Şeyhimiz’in. Tamam gelsir göreyim onları da göreyim. Kıbrıs’tan illaki hediyelerle dönmüşlerdir. Bahçenin meyveleri falan gelmiştir. O bahçelere, meyvelere filan Allahualem onlar şu an çöktüler. Olmaz. Buraya getirsinler. Şeyhimiz orada duruyor. Evi çok seviyor dünya tatlısı. Onun en zevk aldığı, oturmaktan zevk aldığı yer. “Beni buraya gömünüz” demiş. Apar topar betonu filan kırdılar orada. Çok şeker evden çıkmayı hiç istemiyor. “Hastaneye kesinlikle gitmem” demiş. Ama bir bildiği de oluyor. Hakikatten hastane zor iş. Allah vermesin yani. Allah eksik de etmesin ama yani gitmek çok zor bir şey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan yeni makaleleriniz var.

ADNAN OKTAR: Yabancı basında yayınlanan yeni makalelerim. Dinleyeyim inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Pakistan’da Daily Mail sitesinde yayınlanan, “Keşmir’deki Çözümsüzlüğü Çözmek” başlıklı yazınızda, çatışan iki tarafın da aşırı eğilimlerden kaçıp dinin özünde olan barış ve sevgiye yönelmeleri halinde sorunun çözülebileceğini anlatıyorsunuz. Amerika’da News Rescue’da yayınlanan “Doğu Türkistan’da Değişim Zamanı Geldi” başlıklı yazınızda, Uygurlu kardeşlerimizin uzun zamandır çok büyük sıkıntılar çektiğini, ama artık barış zamanının geldiğini ve Türk İslam Birliği ile buradaki kardeşlerimizin de kurtulacağını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Nerede yazım çıktı demiştin? Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’daki News Rescue isimli sitesinde.

ADNAN OKTAR: Amerika’da çıkıyor. Bir daha anlat. Ne demişim? Ne anlatmışım?

KARTAL GÖKTAN: “Doğu Türkistan’da Değişim Zamanı Geldi” başlıklı yazınız.

ADNAN OKTAR: Doğru tabii, artık 2000’li yıllardayız. 2014’teyiz, daha halen orada adam asılıyor. Kardeşlerimiz şehit ediliyor. Profesörler kayboluyor. Böyle Ortaçağ rezaletleri artık bitsin. Evet. Bıktık usandık yani artık.

KARTAL GÖKTAN: Uygurlu kardeşlerimizin çok uzun zamandır çok büyük sıkıntılar çektiğini ama artık barış zamanının geldiğini ve Türk İslam Birliği ile buradaki kardeşlerimizin de kurtulacağını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İspanyol MBC Times sitesinde yayınlanan “Enerji Koridorlarının Ortasındaki bir Ülke Türkiye” başlıklı yazınızda Türkiye’nin dünyanın en önemli enerji projelerindeki rolünden bahsediyor. Ve bu durumun Türkiye’nin Ortadoğu’daki barış ortamına katkı sağlamasına yardımcı olacağını yazıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Nerede çıkmış yazım? Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: İspanyol MBC Times sitesinde.

ADNAN OKTAR: Ne demişim? Bir daha söyle.

KARTAL GÖKTAN: “Enerji Koridorlarının Ortasındaki bir Ülke Türkiye” yazınızın başlığı. Türkiye’nin dünyanın en önemli enerji projelerindeki rolünden bahsediyorsunuz. Ve bu durumun Türkiye’nin Ortadoğu’daki barış ortamına katkı sağlamasına yardımcı olacağını belirtiyorsunuz, inşaAllah. Hocam 2 tane daha makale var.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere’den yayın yapan Urdu Times Gazetesi’nde ve sitesinde “İngiltere Neden Avrupa Birliği’nden Ayrılmak İstiyor” başlıklı yazınızda İngiltere’nin ekonomik nedenler yanında kültürünü korumak için de Avrupa Birliği’nden ayrılmak istediğini, ancak Avrupa Birliği’nin bütünlüğünü korurken sürekli kalitesini artırması durumunda bu tarz endişelere gerek olmayacağını anlatıyorsunuz. Son olarak Tunus’un Damir isimli günlük gazetesinde bugün Arapça olarak “Tunus Demokratikleşme Devrimini Başarıyla Tamamlamak İçin Ne Yapabilir?” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Şahane, bu iki yeri bir daha söyle.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere’den yayın yapan Urdu Times Gazetesi’nde ve sitesinde “İngiltere Neden Avrupa Birliği’nden Ayrılmak İstiyor” başlıklı yazınızda İngiltere’nin ekonomik nedenler yanında kültürünü korumak için de Avrupa Birliği’nden ayrılmak istediğini. Tunus’un Damir isimli günlük gazetesinde Arapça olarak yayınlandı makaleniz. Başlığı şu şekilde “Tunus Demokratikleşme Devrimini Başarıyla Tamamlamak İçin Ne Yapabilir?”

ADNAN OKTAR: “Demokratikleşme Devrimini Başarıyla Tamamlamak İçin Ne Yapabilir?” onu anlatıyoruz. Güzel.

Tayyip Hocam gibi delikanlı bulamazlar. Hakikatten bulamazlar. Coşkuyla, samimiyetle sahip çıksın gençlik.

Zülkif Kazdal, AK Parti Ankara Milletvekili. Aferin. Bak, ne diyor delikanlımız? “Kendisine ayrıcalıklı yerler görüp partinin gençlerine, bırak partinin geleceğine söz hakkı bile tanımayan siyaset anlayışı geride kaldı” diyor. Aferin bak, Zülkif delikanlı bir genç. Sahip çıkmış, güzel olmuş.

Bak, gençler coşmuş. Mustafa Akış, o da aynı şekilde. Çok güzel Fatih Şahin.

Şeyh Bahattin Efendi, Şeyhimiz’in güzel gülü ne demiş? “Adnan Hocamız’ın ellerinden öperim.” Estağfirullah. Biz onun ellerinden öperiz.” Çok selam ederim. Aleyküm Selam ve Rahmetullahü ve Berekatühü.“Kendisine sevgimiz, saygımız çok fazladır. Yakın bir zamanda gelmek istiyorum. Ailesi ve bağlıları da çok sevgilerini ilettiler. Bahçelerden portakal ve limon gönderdi.” Bak görüyor musun? Portakallar yok ortada. “Şeyh Nazım Hazretleri’nin kabrinin tam üst ortasından örtü çekilmiş. Hanımların ve beylerin kabre geldikleri yer ayrıymış. İnce tahtadan bir set çekilmiş. Çok yaklaşıp kabre ve çiçeklere zarar gelmesin diye.” Olur tabii inşaAllah. Dünya tatlısı bizim Şeyhimiz. Can o, can. Cennette çok sevdiği Mehdi (a.s) ile beraber şu an. Çok sevdiği Resulullah (s.a.v.)’la beraber. Peygamberlerle beraber inşaAllah. İlla “göreceğim” dedi. Cenab-ı Allah ahirette gösterdi.

Resulullah (s.a.v.) en sevdiği renk beyaz, sonra siyah, sonra yeşil. Ama özellikle beyazı tercih ediyordu. Süt beyaz kıyafet boydan boya sarığıyla süt beyaz maşaAllah. Mis gibi gül kokuyor. Böyle “yüz metreden gelirken daha kokusundan anlardık” diyor “Resulullah (s.a.v.)’in geldiğini. Sokağın başını gül kokusu alırdı” diyor. “Bakardık ki Resulullah (s.a.v.) geliyor,” maşaAllah. Pehlivandı biliyorsunuz Peygamberimiz (s.a.v.) aynı zamanda.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, cumhurbaşkanlığı konusunda Doğan Medyası’nda ve bazı cemaat yazarlarının yorumların da “Ekmeleddin İhsanoğlu aday olunca Tayyip Bey’in korkup aday olmaktan vazgeçeceği” söyleniyor. Tayyip Bey’in korktu kaçtı dedirtmemek için, aday olmasını sağlamak için böyle bir yol denedikleri de konuşuluyor Hocam inşaAllah. Yorum yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Ne korkacak? Onar onar gelsinler, acayip delikanlıdır Tayyip Hocam inşaAllah. Öyle bir olmaz. Delikanlı olduğunu otuz kere gösterdi. Ama ben kardeşi olarak söylüyorum.  Başbakanlıkta kalsın, o kadar açık. Anne de benden yana, bitmiş. Aynı görüşteyiz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Kıbrıs’tan bazı resimler vardı. Uygun görürseniz gösterelim.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Şeyh Bahattin Efendi ve Şeyh Berker Efendi maşaAllah. Şeyhimiz’in şeker kabri, şeker Şeyhimiz’in maşaAllah.

Emrah; “Ben bir şey merak ediyorum. Sizler neye dayanarak bu bilgileri veriyorsunuz?” Kuran, Kuran’a dayanarak. Ayetle, ayet söylüyoruz zaten konuşurken. O ayetlerin ayet numaralarına bakın Kuran’dan, doğru olduğunu göreceksiniz.

Knnkml, ne diyor? “Başbakan’ın yaptığı hizmetlerin bir kaçını paylaşır mısınız? Not: Ülke adına yapılan hizmetler Başbakan adına değil” diyor. Ülke adına yapılana hizmetler. Sen bundan haberin yoksa zaten Türkiye’de yaşamıyorsun demektir. Sokağa çıkmıyorsun demektir.

Cevdet Aykan Demir. İşte Allah böyle yanlış olanı düzeltir. O da daralmış.

“Nurlum Hocam, gözümün nuru, kalbimin süruru daha önce yazmıştım yine yazıyorum. Sanki sizi görüyorum o anlarda. Bir anda tüm perdeler kalkıyor gibi oluyor. Çok tuhaf bir his sarıyor içimi” diyor. “Siz diyorsunuz misafirimizi yormayalım. Ben istiyorum misafirinizle sohbet anınız uzasın canım Hocam” diyor. Evet, inşaAllah. “Seyidimize hürmet. Dünyayı imtihan yeri kılmış ve insanı imtihan için dünyada hem cennette, hem cehennemde gösteriyor.”

Kenan Derviş; “Canım Hocam, savaş sırasında Efendimiz (s.a.v.) de esir tutulan kadınları “istediğiniz gibi davranabilirsiniz” buyurmuş. Sizce doğru mu bu hadis?” Olur mu Müslüman Allah’tan korkar, zulmetmez. “Esirlere yediğinizden yedirin” diyor “giydiğinizden giydirin.” Öyle zulüm yok.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün İstanbul’un Tuzla ve Pendik bölgelerinde hortum oldu. Pek fazla rastlanmayan İstanbul’da hortum birçok iş yerine hasar vermiş durumda Hocam. Resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Bir fevkaladelik var. Mehdiyet’e bir saldırı var benim tahminim. Cenab-ı Allah buna karşı harikulade olaylar meydana getiriyor. Mehdiyet’e karşı bir karanlık odak, bir komplo, bir oyun peşinde. Karanlık bazı insanlar karanlık çevrelerle iş birliği yaparak, güçlerinin yetmeyeceği bir maceraya giriştiler benim anladığım. Allah o yaptıkları fitneye karşı onları uyarıyor, konu bu. Olağanüstü gök olayları başladı. Olağanüstü yer olayları başladı. Hiç alışılmamış, senelerden beri görülmemiş harikulade olaylar peş peşe devam ediyor. Allah dikkat çekiyor. Daha önce de söylemiştim bak Allah’ın velisine tavır alındığında bu Allah’ın gücüne gider. Allah’ın velisine oyun oynanmaya kalktığında bu Allah’ın gücüne gider. Allah’ın sevdiğine oyun oynamak olabilecek en tehlikeli işlerden birisidir. Bu kişilerin aklını başına alması için Allah onları uyarıyor benim anladığım bu, inşaAllah.

Ebu Davut’tan bir hadis. Sen gür sesinle bir oku bu hadisi.

SERKAN AK: Fitne çıktığında Müslümanlar’ın oklarını kırmaları ve evlerinde oturma hadisi. “Kıyamet yaklaştıkça, gece başlarken karanlığın artması gibi fitneler çoğalır. Sabah evinden mümin çıkan akşam evine kâfir olarak döner.”

ADNAN OKTAR: Bak sabah evinden mümin çıkıyor. Darwinist, materyalist eğitimin etkisiyle küfre düşüyor.

SERKAN AK: “Akşam evine kâfir olarak döner. Akşam mümin iken geceleri iman gider, kâfir olarak sabaha çıkarlar.”

ADNAN OKTAR:  Bak bazen de tersi oluyor. Akşam mesela mümin, sabaha kâfir oluyor. Yahut sabah kâfir iken yeniden düzeliyor, yeniden mümin oluyor. İman sürekli gelip gidiyor ahir zamanda insanların birçoğunda. Çünkü imana saldırı var, ahir zamanda en önemli konu bu. İmana saldırı olduğu için iman hakikatleri ve Kuran mucizeleriyle mukabele edilmesi gerekiyor. İman hakikatleri ve Kuran mucizeleriyle mukabele edilmediği için Darwinist ve materyalist cereyanının da etkisiyle iman insanlarda sürekli geliş ve gidişler izliyor. Asıl saldırı imana oluyor. O yüzden insanlar (haşa)  Allah’ın varlığı hakkında, ahiret hakkında, kader hakkında şüphelere düşürüyorlar. Ve sürekli iman gelip gidiyor. Ahir zamanın en hayati yönü budur. Deccalın da saldıracağı noktanın iman olduğunu anlıyoruz. İmana saldırma da Darwinist, materyalist sistemle oluyor zaten.

SERKAN AK: “İman etmek ateşten kor tutmak gibidir.”

ADNAN OKTAR:  “İman etmek ateşten kor tutmak gibidir” diyor. Mesela imanlı olduğunda saldırıyor adam. Namaz kılıyor adam “biz böyle adamı işe alamayız” diyor. Adam namaz kıldığını gizliyor. Oruç tutuyor “sen niye yemek yemiyorsun hemşerim?”  diyor “oruç tutuyorum” “hee öyle mi tamam” diyor. Üç gün sonra gönderiyorlar. İmana müthiş bir saldırı var ahir zamanda.

SERKAN AK: Böyle zamanlarda kenarda kalan ileri atılandan, oturan ayakta olandan, ayakta olan yürüyenden, yürüyen de koşandan hayırlı olduğu için evinizde oturun. Fitneye karışmayın.

ADNAN OKTAR:  Demin ne dedim? Aynısı. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinden aldım ben onu zaten. Evinizde oturun fitneye yaklaşmayın, fitne çıkmış işte. Evinde oturdun mu güzel olan bu olur.

SERKAN AK: “O gün oklarınızı kırın, silahlarınızı, kılıçlarınızı bırakın. Herkesi tatlı dille, güler yüzle karşılayın evinizden çıkmayın.” Ebu Davut’tan.

ADNAN OKTAR:  Fitne geldiğinde sizde Müslüman’sınız, bizde Müslüman’ız, silahım da yok, bitti. Kavga olmaz. Ama sen tabancayla, tüfekle, sert bir üslupla karşılarsan, adam kendini haklı görüyor o zaman.

SERKAN AK: Hocam, Allah ayette kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. “(Fussilet Suresi, 34) diyor.

ADNAN OKTAR:  Tabii ki “Allah’tan korkun” dersin. “Ben de Müslüman’ım, sen de Müslüman’sın. Bu ayrılığa gayrılığa gerek yok. Şii Sünni fark etmez. Benim silahım da yok, size karşı bir tavrım da olmaz. Ben sizi Müslüman olarak görüyorum. Şii’yim ama sizi Müslüman olarak görüyorum.”  Sünniler’e. Veya Sünni’yse “Ben Sünni’yim ama sizi Müslüman olarak görüyorum. Şii benim kardeşimdir. Aynı, hiç farkımız yok” demesi lazım.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan Erdoğan Avusturya’da yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Dertliyiz dertli, bizim bu millete aşkımız var, sevdamız var. Sen yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan. Hiç kimse Türkiye’den korkmasın. Yeni Türkiye Avrupa için bir fırsattır. Yeni Türkiye Avrupa için bir çıkış yoludur. Müslümanlar’a açılan yegâne sağlam kapısıdır.”

ADNAN OKTAR: Tabii. Niye? Çünkü mezhep taassubu yok. Nefret yok. Taassup yok. Bağnazlık yok.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Sayın Erdoğan dünyadaki Müslümanlar’ı, Filistin, Irak, Suriye’de yaşanan zulme dikkat çekerek “Bir baba merhametiyle ateşin üzerine gidiyor, “durun siz kardeşsiniz” diye uyarılar yapıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak ne güzel. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir açıklama yapan lider yok. Bu Mehdiyet ağzı. Tayyip Hocam da Hz. Mehdi (a.s) talebesi olduğunu gösteriyor. Bana başka bir devlet adamı gösterin İranlı, Suudi Arabistanlı bir devlet reisi gösterin yahut cumhurbaşkanı, başbakanı gösterin ki böyle konuşsun. Bir tek Türkiye’ye mahsus bu, Tayyip Hocam da halis bir Hz. Mehdi (a.s) talebesi.

Birisi bir şeyler söylesin dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Anayasa Mahkemesi’nin kararlarından sonra aralarında Engin Alan, Çetin Doğan, İbrahim Fırtına ve Hurşit Tolun gibi isimlerin de bulunduğu komutanlar bir bir tahliye edilmeye başlandı.

ADNAN OKTAR: Tahliye eden Allah, hapse sokan da Allah, çıkaran da Allah. Allah bir vesile eder, çıkarır. Bir vesile olur hapse koyar. Ama iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü gerekli dersini aldı bence. Bundan sonra azgınlık yapacağını, millete tepeden bakacağını, faili meçhullerle milleti dehşete düşürmekten vazgeçeceğini açıkça görüyoruz. Tahliye de olduysalar, Allah tahliye ettiği için hayır vardır.

Ortadoğu’nun özelliğidir müzik, dans.

Aklın, imanın tezahürü olan harikulade bir ifade var yüzünüzde, birçok hanımda ben bunu göremiyorum. Müthiş bir güzellik var.

“Hocam Allah’ın varlığını hiçbir kuluna ihtiyacı olmadığı halde neden hep Kendisi’ne kulluk edilmesini istiyor.” Çünkü Allah’ın şanına uygun olan, başka varlıkların da onun büyüklüğünü görmesidir. O, güzelliğine güzellik, Allah sonsuz güzeldir, sonsuz güzelliğine yakışan bir durum bu. İnşaAllah.

Birisi bana birşeyler anlatsın.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Radikal Yazarı Fehim Taştekin, IŞİD´in Hristiyanlar’ın yaşadığı kasabaya giderek, şeriata göre yaşamayı kabul edip evlerinize dönün, yoksa gittiğiniz yerler de sizin için güvenli olmayacak dediğini yazdı.

ADNAN OKTAR: Tabii doğru. Orada bir savaş ortamı var. Evlerinde güvende olacaklarını söylüyorlarsa güzel bu işte tamam. IŞİD orayı işgal edecek. Hadisler onu gösteriyor, hadislere de uygun olarak gelişiyor olay. Hatta İsrail sınırına kadar da dayanacaklar, Ürdün’e dayanacaklar. Böyle bir olay olacak.

Ama sonunda Mehdi (a.s) zuhur ediyor, silahlar ortadan kalkacak konu da bitecek. İmam Mehdi (a.s)’nin zuhuruna çok az bir zaman kaldı. Tarihi hiç kimse durduramaz. Sentetik Mehdiler’le bu iş olmaz, suni Mehdiler’le olmaz. “Ben yaptım oldu” öyle bir Mehdilik anlayışı olmaz. Allah’ın kastettiği ezelde Mehdi (a.s) olarak yaratığı kişi Mehdi (a.s) olacaktır. Allah seviyor Mehdi (a.s)’ı. Yani “Niye bu insan oldu?” O müşrik ağzıdır. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de öyle diyorlardı. Hz. Musa (a.s)’ya  da öyle dediler. Allah seçti mi seçti biter.

GÖKALP BARLAN: Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği olaylar, zaman mekan harfi harfine doğru çıkıyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Sen yine birşeyler anlat.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Erdoğan´a yakın olan isimlerden Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın Ahmet Davutoğlu´nun hem Genel Başkanlığı hem de Başbakanlığı için kulis yaptığı ve yakın çevresine de eğer Başkanlık sistemi getirilecekse bu iş Abdullah Gül´le gitmez dediği belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Bak yanlış yapıyorlar. Sayın Davutoğlu tamam başbakanlığı tamam ama o, Dışişleri Bakanlığı´nda bayağı iyi, ellemesinler bu sistem iyi. Karıştırmasınlar. Cumhurbaşkanı da gayet mükemmel Cumhurbaşkanı. Başbakan da gayet iyi. Gayet yetenekli. Bir dönem, iki dönem Türkiye´yi götürür Tayyip Hocam. Sonra da onurunun açısından, güzellik açısından cumhurbaşkanı olur, yaparız.

Bu kadar Türkiye´ye emek vermiş bir insanı cumhurbaşkanı seçmeyeceğiz de kimi seçeceğiz? Ama şuan gerek yok, şu an ustalık dönemi iyi, baş usta döneminde devam etsin. Açıklasın “ben Başbakan olarak devam edeceğim” desin bu kadar açık. Cumhurbaşkanı da Sayın Abdullah Gül´dür. Millet acayip seviyor Abdullah Gül´lü. Bayağı seviliyor, herkes seviyor. Ne gerek her yeri,  ortalığı karıştırmaya?  Dengeler altüst olacak şimdi. Hareketli bir dönemdeyiz şimdi, riskli olur böyle şeyler.

“Hocam IŞİD militanlarının elindeki Türkleri kurtarmak için devreye girebilir misiniz?” Elindeki diye bir konu yok. Adam orayı işgal ediyor. İşgal kuvveti gibi düşünün. Adam evinde oturuyor sana karışmıyorsa ne yapıyorsa yapar. Ama sen evinde oturduğun halde evin kapısını kırıp, içeri girip katliama girişirsen o zaman tepesine çökersin. O zaman onları men etmek farzı ayın olur. Olmaz Türk, Kürt, Çerkez fark etmez hepsi bizim evladımız, kardeşimiz.

“Müslümanlar’ın Şii de, Sunni de benim kardeşim hiç farkımız yok. Benim sana bir saldırım olmaz diyerek IŞİD fitnesini yatıştırması gerekir.” Erman Ayyaş Çapulcu.

“Alevileri adamdan saymıyor musun?” Şimdi biz Vahabiler, Aleviler, Bektaşiler uzun bir liste vermemize gerek var mı? Biz ne diyoruz biz burada? “Müslümanlar, Şii de,  Sunni de benim kardeşim hiç farkımız yok.” Şunu da söyle, bunu da söyle. Yetmiş tane mezhep var. Hangi birini sayayım ben?

İzafi zaman “Hocam ben bir Süryani’yim Müslümanlığı benimsemek istiyorum yardımcı olur musunuz?” İşte bizim sitelerimiz var. İnternet sitesi var gir oraya bak incele inşaAllah, o zaman hakiki Hristiyan olursun. Muhammedi gerçek Hristiyan olursun.

Edalım 74 OCB “Hanım arkadaşlarınızda estetik var mı?” diyor. Bu çok ıstırap veriyor onlara. Dün de söyledim. Kız arkadaşlarımızın çocukluk resimlerini yayınladık. Daha hala estetik muhabbeti yapıyorlar. Hokka gibi ağızları burunları aynı. Ne alaka?

Aylince. Aylin sen şirki İslam zannediyorsun, İslam’ı şirk zannediyorsun. Karışmış kafan, sen Kuran’ı yetersiz gördüğünde zaten küfre düşmüş olursun. Allah esirgesin. Ama bunun farkında değil. Kuran’a sen ilaveler yapıyorsun, ayetler çıkarıyorsun “neshedildi” diyorsun. “Ayeti keçi yedi” diyorsun. “Unutturuldu” diyorsun, “geldi Allah’tan vahiy geldi ama unutturuldu” diyorsun. Bunlar Müslüman’ın söyleyeceği sözler değil.

Burak Duygulu. Burak bütün Türkiye’yle tek tek uğraşacak mı Başbakan? Herkesle. Başbakan Başbakanlıkla ilgilenir.

Şahin Altıntaş; “O halde oraya çıkan bacıların hepsinin örtünmesi gerekmez mi Hocam?” diyor. Niye örtünsün? Burada güvenlik içindeler herkes saygı hürmet gösteriyor, nezaket gösteriyor. Fevkalade hürmet görüyorlar, fevkalade saygı görüyorlar. Niçin öyle bir şeye ihtiyaçları olsun?

Engin Kurt, “Hz. Ayşe (r.a)’den Allah Resulü ferman buyurdu kadını boyasız, süssüz görmekten hoşlanmam” diyor. “Kadına benzemez” diyor. “Ahir zamanda” diyor “kadınları erkekleştirecekler.” Bakımsız, erkek görünümlü hale getirecekler. Şu anki bunların yapmak istediği bu.

“Hocam hayırlı geceler sizleri şu an ailece izliyoruz. Küçük kızım sizleri görünce sevinçle ellerini sallıyor. Başka kanal açınca ağlıyor” diyor.

“Adnan Bey sizin amacınız ve IŞİD’in amacını anlayamıyorum cevaplayın.” IŞİD kim? Ben ne alaka yani? Dikkatlice dinlersen anlarsın. Ama kafan dağınıksa nasıl anlamıyorsun? IŞİD de tabii klasik, gelenekçi, Ortodoks kafadan ortaya çıkan bir yanlış hareket.

“Bayanların bacak bacak üstüne atmaları adaba uygun mudur?” diyor. Hem de nasıl uygun. İstediği gibi oturur dinler. Ayette diyor ki “yan yatarken Allah’ı anın, yan yatarken” bunlar diz üstü çöküp Allah’ı anabiliyorlar ancak. Allah, “yan yatarken anın” diyor Allah. “Ayakta iken, otururken, yan yatarken, her şekilde Allah’ı anın” . (Nisa Suresi, 103) diyor. Özel şekle gerek yok Allah’ı anarken, bunu gösteriyor Kuran. Kuran’ın özgürlüğünü bir türlü kavrayamıyorsunuz.

“Hocam nasıl bir heyecan duygusu ile sizi izliyorum anlatamam. Karşınızda heyecandan ölebilirim.” Allah esirgesin. “Tüm Lüleburgaz sizi seyrediyoruz” diyor. İrem.

Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu 57 İslam ülkesini idare ederken, Sayın Başbakan milyarları sıfırlamakla meşguldü.” Başbakan’a işte uygunsuz laflar etmiş. Cumhurbaşkanına uygunsuz laflar etmiş. “Size ne fayda, bu insanlar?” diyor. “Kıyamet günü bunun hesabını nasıl vereceksiniz?” Saner Çiçek. Mahkemeler var, savcılıklar var, gereğini yapar. Ne derdine düşüyorsun? Bu konular mahkemeye verilmedi mi zaten? Savcılığa verilmedi mi? E tamam. Yanlış bir karar bile olsa Yargıtay’da bozuluyor. Orada bir yanlışlık varsa anayasa mahkemesinde bozuluyor. Orada bir yanlışlık varsa AİHM’de bozuluyor. O zaman ne derdine düşüyorsunuz? Ve mahkeme sonucu olmadan Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na nasıl böyle bir üslup kullanıyorsun? O zaman ben de sana söylerim. Olur mu öyle şey? Elde delil yok, bir şey yok ortaya çıkıyorsun. “Bende delil var” diyor. Herkes de o zaman sana delil çıkarır. Delil mahkeme kararıdır. Yargıtay da onaylar, o zaman ben dinlerim seni. Bana Yargıtay onaylı mahkeme kararı getireceksin. Yoksa bana hiç konuşma. “Milyarları sıfırlamak” Bir daha söylüyorum bana Yargıtay onaylı mahkeme kararı getirmedikten sonra ben bu lafları dinlemem. Varsa mahkeme kararı tamam dinlerim.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Musul’da yaşayan bir kardeşimiz bildirmiş; Irak-Şam İslam Devleti demeyenlerin sırtına 25 değnek vurulacağını söylemişler. Günde bir saat jeneratör vasıtasıyla ancak elektrik veriliyormuş. Ciddi bir benzin sıkıntısı varmış. Maaşlarını almak isteyenlerin cezalandırılacağını bildirmişler.

ADNAN OKTAR: Maaş almayacaklar, nasıl geçinecek millet? O kadar mantıksız, münasebetsiz değillerdir herhalde. Ama benzin olmaması normal, savaş ortamı çünkü. Yani paraya el koydular da onu mu kastediyorlar acaba?

MURAT BEY: O bölgede halk devletten maaş alıyordu, belirli bir miktar alıyorlardı, belki onu kesmiş olabilirler.

ADNAN OKTAR: Devletin verdiği parayı kesmişler.

MURAT BEY: Kendi ticaretleri değil, devlet düzenli olarak maaş veriyordu, petrolden gelir olarak. Şu anda o kesilmiş olabilir.

ADNAN OKTAR: O zaman yiyecek, içecek yardımı yapsınlar. Aç kalacak halleri yok. Yani meşru ihtiyaçlarını karşılamaları lazım. Madem oraya gitmiş işgal etmişler, ondan mükellefler, Kuran’a göre de mükellefler. Eğer inanıyorlarsa Kuran’a. Çünkü sen sorumlusun. Yiyeceği, içeceği, namuslarını korumak, canlarını korumakla mükellefsin. Müşrik dahi olsa korumakla mükellefsin, onlar Müslüman. Bir rezalettir gidiyor, ben anlamadım bu işi yani. Sistani diyor “Cihat fetvası” veriyor “istediğiniz gibi karşılık verin” bilmem ne Ondan sonra binlerce çocuk, aslan gibi delikanlı, Şii delikanlı şehit edildi. Ona karşı fetva veren yok. Çekiniyorlar. Bir acayip durum. İlla ki Hz. Mehdi (a.s)’a ihtiyaç var.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Irak ordusundan ayrılıp camiye gidip pişman olduğunu söyleyenlere kart veriyorlarmış. Ancak bu kartı alanlara dokunmuyorlarmış. Cami önlerinde bayağı uzun kuyruklar oluşmuş şu an.

ADNAN OKTAR: Kart almak için.

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Pişman oldum kartı. Tövbe ediyorsa karta ne ihtiyaç var? Canlarını kurtarmak için diyorlardır. Kim bunu yapan peki? Irak ordusu mensupları.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD Hocam.

ADNAN OKTAR: Yani Irak ordusu mensuplarına IŞİD böyle davranıyor.

BÜLENT SEZGİN: Ordudan ayrılanlara.

ADNAN OKTAR: Tabii savaşır mı savaşmaz mı diye çekiniyordur. Ama silahsız değil mi bunlar zaten? Silahsızsa ne alaka? Ne yapacak yani? Konuşabilir, mülakatla anlatır ne yapacağını. “Benim arkadaş sizinle kavgaya niyetim yok” diyorsa silahını da bıraktıysa tamamdır yani.

BÜLENT SEZGİN: Tövbe etmeden inanmıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Şimdi tövbe Allah Allah. Canına kastederse “tövbe ettim” de diyebilir de. Kendi inancında sabit de kalabilir buna rağmen. Öyle değil de silahı olmaması yeterli. Yani herhangi bir saldırıda bulunmayacağını söylemesi yeterlidir. “Tövbe ettim” herhalde psikolojik rahatlamak istiyorlar anladığım kadarıyla.

BÜLENT SEZGİN: En fazla petrol çıkaran rafineriye el koymuşlar, bundan sonra sadece kendileri satacaklarmış.

ADNAN OKTAR: İşte Peygamberimiz (s.a.v.) ne söylediyse hepsi oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi demek ki çok yakın. İyice yakınlaşmış. Çünkü bunlar son alametler. Çok acayip ne dediyse olması Peygamberimiz (s.a.v)’in. Bak “Irak üçe bölünecek” dedi, bölündü. “Siyah bayraklılar çıkacak” dedi, çıktı. “İlya’ya, Kudüs’e kadar gelecekler” diyor, o da oluyor.

OKTAR BABUNA: Beşer Esad’le savaşacaklarını söylüyor.

 ADNAN OKTAR: Aynısı aynısı, isim isim. “Süfyan” diye geçiyor. Süfyan’ı tarif ediyor fiziki olarak “Sonra onun yerine oğlu geçer” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “ciğer yiyenin oğlu” diyor. Süfyan için “ciğer yiyen” diyor. Hamile kadınları öldürecekleri, çocukları öldürecekleri, insanları topluca şehit edecekleri hadislerde geçiyor.

OKTAR BABUNA: Mısır’daki olayları da tarif ediyor.

ADNAN OKTAR: Aynısıyla, tabii. Ama gelenekçi hocalar hiç bunlardan bahsetmek istemiyorlar. Kaval çalıp havaya bakarak duygusal konuşmalar yapıyorlar. Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini söylemeleri lazım. 

Masaüstü Görünümü