Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Haziran 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Yayınımıza Hocamız’ın güzel sohbetiyle başlıyoruz, inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Mehmet Kırkıncı Hoca Efendi Başbakan Erdoğan’a bir mektup gönderdi. İttihad-ı İslam’a çağırıyor mektubunda. Mektupta, İslam aleminde yaşanan zulmün tefrikadan ve ihtilaftan kaynaklandığını belirtiyor. Ve bu acıların son bulması için tek çözümün Bediüzzaman’ın söylediği gibi İttihad-ı İslam olduğunu anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam zaten İttihad-ı İslam için bu kadar eziyetin içine girdi ve bu kadar karşısına insanın çıkmasının nedeni de o. Başına gelen dertler, çilelerin nedeni de İttihad-ı İslam’ı savunuyor olması. Ayrı, yani Allah nasip etmiyor çünkü Allah Hz. Mehdi (a.s)’a nasip edecek. Ama o yolda gayret ettiği için o sevabı alıyor. Mühim olan sevap almaktır, Allah’ın rızasını kazanmaktır o sevabı alıyor.

Tayyip Hocam’a bir daha söylüyorum; sakın olaki cumhurbaşkanlığı olayına girmesin. Başbakan olsun çok rahat vazife yapar. Cumhurbaşkanlığında bir şeyler var gibi görünüyor, ben onu söyleyeyim. Yani o yol biraz bulanık gibi görünüyor, ona girmesin. Başbakan olarak görevine devam etsin. Sayın Abdullah Gül de cumhurbaşkanı olsun.

ALTUĞ BERKER: Sayın Başbakan bugün grup toplantısında; “ben başkanlık sistemini istiyorum, ona inanıyorum” dedi

ADNAN OKTAR: Yok o olmaz, Türkiye’ye o gitmez. Yani o federasyonlara ayrılması, Amerikan modeli o. Onu Abdullah Öcalan istiyor. Böyle bir modeli kabul etmeyiz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, onunla ilgili haberler vardı. Olamayacağını Allahualem kendileri de biliyorlar, inşaAllah. Uygun görürseniz okuyacağım, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Oku.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan partisinin cumhurbaşkanı adayını 1 Temmuz’da açıklayacağını beyan etti. Fehmi Koru, Fatih Altaylı gibi yazarlar Sayın Emine Erdoğan annemizin, Başbakan’ın görevine devam etmesini istediği, bu nedenle cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağının hala belli olmadığını söylediler. Habertürk’te Fehmi Koru şöyle bir açıklama yaptı: “Emine Hanım Sayın Erdoğan’ın Başbakan olarak devam etmesinin daha etkili olacağını düşünüyor. Başbakan ise cumhurbaşkanı olduğunda bu mevkii sistemin merkezi haline getirmeyi düşünüyor. Ancak bu anayasayla böyle bir şeyi yapması mümkün değil. Ailesi de herhalde bu yasal sistemle böyle bir şeyin mümkün olmadığını gördüğü için cumhurbaşkanı adayı olmasına karşı çıkıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Emine anne benimle beraber bu konuda. O benden yana tavır aldı, inşaAllah. Çünkü müthiş ittifak oluşturduk şu an, inşaAllah. Net bu. Bakın, orada bir bereketsizlik olduğu görülüyor, öbür yollarda. Bak, ne diyor; “oylar yetmezse PKK oylarıyla başkan olur” diyor. Bu, uğursuzluk ve bereketsizlik getirir. Böyle şey olmaz. Helal oyla başbakan olsun, konu biter, inşaAllah. Ustalığı da hakikaten usta. Hırsız soysuz varsa onları da hapse attırsın, bu kadar. Yoluna devam etsin. Sayın Abdullah Gül’den de herkes çok memnun. Hiç tereddüt etmez kimse. Bayağı güzel huylu, kimseye bir şey demez, kendi halinde bir insan. Hiçbir zaman için de hükümetin önüne set olmadı. İtiraz etse bile makul itirazlar, hükümetinde tasdik edeceği, kabul edeceği itirazlar oluyor. Onun için bu konu tamamdır, tartışılacak bir yönü yok. Tayyip Hocam başbakan, tabii. Bir dönem daha yapsın sonra Allah Kerim. O zaman düşünürüz cumhurbaşkanlığını. Ama dinlenmek istediği vakit cumhurbaşkanı yapalım. Desin ki; “ben yoruldum arkadaş” o zaman tamam. O zaman şeref olarak onur olsun diye cumhurbaşkanı yaparız, köşesine çekilir. Ama şu an aktif siyasette, aktif görevde gayet başarılı olurken “ben cumhurbaşkanı olacağım” derse bu olmaz.

Başkanlık sistemi federasyon demektir. Türkiye mahvolur öyle bir şeyde Allah esirgesin. Amerika’nın bazı akılsızlarının Türkiye’ye uygulamak istedikleri bir oyun bu. Amerikan halkının yüzde doksan dokuzu böyle bir oyuna karşı olur. Eskiden alkolik falan tipler böyle bir şeye karar almışlar uygulamak istiyorlar. Abdullah Öcalan’ın da baskı altında bunu savunduğunu düşünüyorum. O da onun fikri değil, Abdullah Öcalan’ın fikri değil. Ona da dışarıdan geldi bu. Başkanlık sistemi olsun, federasyon olsun; yok kardeşim. Yer yerinden oynar böyle bir şeyde. Federasyon sistemi ne demek Türkiye’de? Hükümet de yıkılır, hepsi yıkılır. Çok tehlikeli bir şey olur. Halk ayaklanır böyle bir şeyde. Çok büyük bir olay olur bu. Bayağı tehlikeli bir şey. Türkiye’yi paramparça etmek demektir bu. Federasyon ne demek? Adı üstünde? Biz zaten federasyon kadar bir yeriz. Ufacık bir ülkeyiz biz. Ufacık ülkeyi nereye federasyona ayırıyorsun? El kadar bir toprağımız var bizim zaten. Ala ala, ala ala, böle böle elimizde bir avuç toprak kaldı zaten. Onu da federasyonla parçalayalım buhar olduk demektir. Öyle bir şey olmaz. Emine anne basiretli bir anne, akıllı bir anne, olayı görüyor. O benden yana tavır aldı. Kesin, başbakan olacak, inşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam, dediğiniz gibi Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin bir eyaleti büyüklüğünde, daha büyük bir ülke değil.

ADNAN OKTAR: Tabii. Haritaya bakın ufacık bir ülke, nereye federasyona ayırıyorsun? Hayır, uçsuz bucaksız Osmanlı İmparatorluğu gibi geniş bir saha olur da o zaman aklım alır. O zaman tabii ki federasyonlarla idare edilmesi makul. Ama ne alaka burada, Türkiye’de? Türkiye’yi yok etme planının bir ön uygulaması federasyon. Bütün Türkiye’yi, Kürtler’i de yok etmeyi amaçlıyor bu mantık, sırf Türkler’i değil. Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e kırdırma politikası bu. Hatta uzun vadede Laz’ı Kürt’e, Kürt’ü Laz’a da kırdırmayı düşünüyorlar. Buna müsaade etmeyiz. Bunu unutacaklar. Tayyip Hocam da böyle bir oyuna hiçbir şekilde gelmesin. Başkanlık sistemi bize hiç uymaz, hiç bir şekilde olmaz.

Leman. “Çok gelmek istiyoruz Hocam. Sevdiğimiz, ilmine aşık olduğumuz.”

Yalnız Adam. “Türk İslam aleminin nurusunuz Hocam. Allah sizi başımızdan eksik etmesin.”

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, AK Parti’den 60 kişilik bir milletvekili grubunun Abdullah Gül ile birlikte ayrılmayı düşündükleri konuşuluyor. Böyle bir ayrılma olursa Bülent Arınç’ın da artık “siyaset yapmayacağım” sözünde durmayacağı, hatta bu ayrılmayı organize edenlerden biri olduğu iddia ediliyordu.

ADNAN OKTAR: Yok yok, Tayyip Hocam’ın moralini bozmak için yapıyorlar. Sayın Abdullah Gül çok vefalı terbiyeli bir insan. Öyle acımasız bir tavrı yapmaz. O çok vahim bir şey. Çünkü Tayyip Hocam’ın adıyla onlar milletvekili olabildiler, işin doğrusu bu. Onun ismi önde olmasaydı, böyle bir milletvekili olma olayı olmazdı. O arkadaşlar kimse 60 kişi, onun vesilesiyle milletvekili oldular. Böyle bir vefasızlık çok çok çok ayıp. Düşünülmesi bile çok ayıp. Ayrıca seçime girsin, milletvekili olsun tamam ayrılsın, ne yapıyorsa yapsın. Ayrı, gitsin bağımsız milletvekili olarak seçilsin gelsin. O zaman tamam. Ama Tayyip Hocam’ın adı altında milletvekili olduktan sonra böyle bir şeyi yaparsa, bu delikanlılığa yakışmaz, ayıp bu. Duyuyoruz eskiden beri duyuyoruz; “yalnız kaldı Tayyip Hoca” değil, yalnız değil. Böyle bir olay yok. Sessiz sedasız milyonlarca taraftarı var, şamata yapmıyorlar. Çok bağıran bayağı adam var karşıtı, çok bağıran ama hiç bağırmayan hatta hiç konuşmayan milyonlarca adamı var, taraftarı var. Sessiz çoğunluk önemlidir, bağıranlar önemli değildir. Bas bas bağırsınlar.

Yalnız güneş çok tahrip edici, yaşlandıran, zararlı olan bir yönü vardır güneşin. İnsanlar diyor ki; “bol bol güneşe çıkın faydalı olur.” Öyle bir şey olmaz, cilt kanserine de sebep olabilir. Güneş yakıcı ve tahrip edicidir. Güneş ışınları öldürücüdür, çok tehlikeli olur. Hatta Kuran’da “Güneşten onları koruyacak bir sistem kurmamıştık” diyor, Kehf Suresi’nde Zülkarneyn bölümünde. Güneşe çok kısa belki çıkılabilir, beş dakika, on dakika, on beş dakika falan, o da korumalı olarak. Ama onun dışında güneş tahrip eder. “D vitamini alıyoruz” falan, güneşe çıksa da zaten o kadar D vitamini alamazlar. Meydana getireceği tahribatı da düşünmek lazım. Mesela bir saat falan kalsa güneşte her yeri su toplar, bayağı tehlikeli olur. Evet.

Evet ben dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Bahçeli’nin Başbakan’a hitaben: “Geçmiş hapishane günlerini arayacağı bir dönem geleceğini” söyledi. Öyle bir konuşması oldu.

ADNAN OKTAR: Başbakan’ı güya korkutacaklarını zannediyorlar. “Seni asacağız, hapse gireceksin.” Hapisten korksa odada oturmaz Tayyip Hocam. Hapse daha önce de koydular. Hapiste ne oldu? Aslan gibi yattı çıktı. Bir kere bu muhabbeti bıraksınlar. Bu çok ayıp bir insanı sürekli hapisle tehdit etmek, idamla tehdit etmek. Bu çok ilkel bir yöntem. Güney Amerika ülkelerinde, Ortadoğu’nun gelişmemiş ülkelerinde uygulanan bir üslup. Avrupa’da hiçbir başbakana böyle bir üslup kullanılmaz. “Seni hapse atacağız, asacağız, keseceğiz” falan denmez, çok ayıp. Bir de Tayyip Hocam delikanlıdır öyle şeyleri takmaz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan da cevaben: “Orada yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir” dedi. “O günler senin düşündüğün veya düşlediğin günler değil zaten. Eğer bizim için o tür günler yine gelecekse biz öper başımıza koyarız. Bunda herhangi bir sıkıntımız yok” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte ben diyorum ya, “Delikanlılık gereği olarak yatar-çıkarım” diyor, değil mi?

Sürekli konuşmak, sohbet insanları sıkar. Siyaset de insanları sıkar da fakat hayati olduğu için. Şimdi Tayyip Hocam’ı boğmaya çalışıyorlar oturup onu seyredemeyiz. Yoksa ben bu konunun üzerinde bu kadar durmam. Her seferinde ağızlarının payını veriyorum. Seyretmek benim delikanlılığıma yakışmaz. Müslümanlığa yakışmaz, inşaAllah. Mazlum belli açıkça boğmak istiyorlar. Ben oturup seyredemem. Bu gün onu boğmaya kalkarlarsa yarın başkasını gelip boğarlar. Müsaade etmeyiz, konu bu.

Cengiz, cngzhn Hascan; “Türkiye büyük bir ülke” diyor. Eğer Cengizhan’ın torunuysan sen, senin bakış açın yanlış. Cengiz devrindeki Türkiye’yi bir düşün, bir de şimdiki Türkiye’yi düşün. Osmanlı dönemindeki Türkiye’yi düşün, şu anki Türkiye’yi düşün. Türkiye’ye büyük olmak yakışır. Küçük ülke olduğu görülüyor. Amerika’nın herhangi bir eyaleti kadar. Ülke dediğin en az Amerika gibi olacak. En az Rusya kadar olacak. En az Çin kadar olacak, en az. Türkiye’ye o yakışır. Türk milletine, Müslüman âlemine o yakışır.

“Hocam, saygılar. İran’daki Yankaran Cami’deki kuyudan Mehdi (a.s)’ın çıkacağına inanıyorlar. Sizin fikriniz nedir?” İşte dalga geçiyorlar, alay ediyorlar Mehdilikle adeta. Kuyunun içinde Mehdi (a.s)’ın ne işi var? Hiçbir zaman için öyle bir şey olmayacağını biliyorlar. O inancı boğmak için şeytanın bir oyunu bu. Mehdi (a.s)’ın çıkışını engellemek için şeytanın yaptığı bir oyun. “Kuyunun başında bekleyin Mehdi (a.s) oradan çıkacak” Müslüman’la bu kadar alay etme olur. Şeytan bu kadar alay eder. Şeytan katılarak gülüyordur onlara. Ne alakası var? Anadan, babadan doğma normal bir insandır Mehdi (a.s).

Bahar Özyılmaz; “Mutsuzlara önerim Adnan Hocamız’ın arkadaşı olun” diyor. “Mutluluk getirir” diyor.

“Hayırlı günler Hocam, nasıl oldu da Darwinizm’i eleştiren kitaplar yazmaya karar verdiniz?” O da muhabbet istiyor herhalde anladığım kadarıyla. Çayları da demleyelim şöyle karşılıklı. “Hocam, ne zaman başladınız bu konulara” falan.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Amerika Dışişleri Bakanı Kerry Irak’ta geniş katılımlı ve kapsayıcı bir hükümetin kurulmasına her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirterek; “Irak’ta değişimin olması gerektiği muhakkak. Yeni dönem için çok önemli kararlar alınmalıdır” dedi. Bu açıklamanın Irak’ın bölünmesine Amerika’nın olumlu baktığı şeklinde yorumlandığı söyleniyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Amerika’nın planı o, eskiden beri Irak’ın üçe bölünmesi. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinde olan bir olay bu, ona eyvallah. Çünkü kader önceden Cenab-ı Allah tarafından bildirilmiş. Fakat Türkiye’nin bölünmesini Amerika kendi kendine ortaya çıkarttı. O olmaz, inşaAllah. Amerika sadece bölünmesini istiyordu ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği gibi bölünme onların hedefinde yoktu. Halbuki bölünme olacak fakat Mehdi (a.s)’ın kontrolüne geçecek İslam âlemi. Dolayısıyla bölünme değil, çelik bir birleşme olmuş olacak. Ama kavimlerin yeri belli olmuş olacak. İnançların yeri belli olmuş olacak. Yoksa birleşme balistik çelik gibi Mehdiyet’le, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Irak’ta 17 günde 1075 kişinin öldüğünü açıkladı Birleşmiş Milletler. Ama sadece bilinen rakamlar bunlar.

ADNAN OKTAR: İşte Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma, yeni yöntem bu. Eskiden kendileri gelip kırıyorlardı. Dediler “buna gerek yok. Kendi silahlarıyla, kendi adamlarıyla bunları birbirine kırdıralım” dediler. Yeni sistem çalışmaya başladı. Mehdi (a.s)’ın zuhur etmemesinden istifade ederek bunu yapıyorlar. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde böyle oyunlar olmaz.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün Habertürk’te Fatih Altaylı’nın programında İslam Birliği’ni kastederek. Davutoğlu’nun idealleri uğruna Türkiye’yi felakete sürüklediği yönünde yorumlar yapıldı.

ADNAN OKTAR: Hayır hayır, gayet güzel yaptı. Eline koluna sağlık. Zaten hükümetin kuruluş amacı o, hükümetin anlamı o. Yoksa biz niye destekleyelim hükümeti? Köprü yapacak diye mi destekleyeceğiz, yol yapacak diye mi? Hükümeti destekleme nedeni o. Bizim milletimizin ruhundaki o kızıl elma idealini hükümet ortaya koyduğu için Hükümeti en zor anlarda bile millet destekliyor. Bizim milletimizin ruhunda, her Türk delikanlısının kalbinde o kızıl elma durur. Genetiktir, doğuşundan itibaren vardır ruhunda o kızıl elma ideali. Hükümetin de kızıl elma ideali olması onun güzelliğidir. Dışişleri Bakanı da tam halis Müslüman evladı, Anadolu’nun has delikanlısı, vicdanlı, merhametli, dürüst, yiğit bir delikanlı. Doğru, Libya’daki politikası çöktü. Mısır’daki politikası çöktü, doğru. Ama Türk tarihi hep böyle. Bazen çökmeler, bazen başarılar, böyle. Ama Cenab-ı Allah Mehdi (a.s)’a nasip edeceği için kısa bir durma, kısa bir aralık verdiriyor Cenab-ı Allah. Ama o sevabını alıyor, mühim olan sevabıdır. Tayyip Hocam da, o da sevabını alıyor. Ama kaderde Allah şu an müsaade etmiyor. Çünkü Mehdi (a.s)’a nasip edeceği bir güzelliği, başka bir kuluna nasip etmek istemiyor Allah. Konu bu. İstediğin kadar emek ver, ne yapıyorsan yap Allah’ın istediği olur, inşaAllah. İmam Mehdi (a.s) çıktığında Libya’da, Fas, Tunus, Cezayir hepsi bağlanacak. Amerika’nın da desteği olacak. Rusya’nın da desteği olacak. Çin’in de desteği olacak. Bütün dünyanın desteklediği bir lider olacak İmam Mehdi (a.s). Muhalif yok Mehdi (a.s)’a, inşaAllah. Kim kabul ettiriyor? Allah kabul ettiriyor. Kalplerine vahyedecek Allah. Garip bir şekilde, anlayamadıkları bir şekilde Mehdi (a.s)’a tabii olduklarına kani olacaklar. Garip bir şekilde onu sevdiklerini anlayacaklar. Garip bir şekilde ona güvenecekler. Ve onun onları kurtaracağına inanacaklar. Vesile olacağına inanacaklar, inşaAllah. Bu da Allah’ın bir mucizesidir. Bütün insanların kalbine vahyediyor Allah. Mesela İsa Mesih çıkıyor bütün Hristiyan ve Museviler’in kalbine vahyediyor, hepsi ona iman ediyor. Daha önce gelmiş, Hz. İsa (a.s) geldiğinde on iki havarisi var. Onların da imanları sallantıda. Allah nasip etmiyor bak, o devirde nasip etmiyor. Ama ikinci gelişinde bütün dünyaya iman ettiriyor. Vahyederek iman ettiriyor. İnsanların gönlüne bırakmıyor Allah. “İman edeceksiniz” diyor. İman ediyor. Allah diyor ayette “Allah istese hepinizi iman ettirir” demiyor mu ayette? İşte o sözünün tecellisi o, Allah’ın. Gücünü gösteriyor Allah. Diyor ki “herkes, bütün insanlar iman eder mi?” Allah isteyince iman ediyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Allah ayette şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkarı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi.” (Hucurat Suresi, 7) diyor inşaAllah. İmanı sevdiren de Allah.

ADNAN OKTAR: İmanı sevdiren tabii Allah vahyediyor. Bak “isteseydim” diyor “bütün dünyayı tek bir ümmet kılardım.” Bu ahir zamanda tahakkuk ediyor işte bu. Bütün dünya tek bir ümmet oluyor. “Tek bir ümmet yapardım” diyor Allah, ben yaparım. Ahir zamanda bütün insanlar bunu görecek işte bu ayeti, inşaAllah. Laf olsun diye hiçbir hüküm olmaz Kuran’da. Hikâye olarak bir şey anlatılmaz. İllaki olacak bir konudur, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam yine Fatih Altaylı Başbakan’ın cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk işinin baskın bir erken seçimle anayasayı değiştirmek ve ülkeye başkanlık sistemini getirmek olduğunu iddia etti. “Eğer bunu yapabileceğine inanırsa hemen cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklayacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Baskın sistem şunu bunu öyle bir şey olmaz. Başkanlık sistemi son derece tehlikeli. MHP karşı, CHP karşı, DSP karşı, BBP karşı sadece PKK destekliyor bu sistemi. PKK’nın istediği bir sistemi biz kabul edemeyiz millet olarak. Yani şuurlu olarak sadece PKK istiyor bunu. AK Parti seçmenin haberi bile yok, büyük bir bölümünün. Bu sistemin getireceği tahribat vereceği zarardan haberleri yok. Dolayısıyla böyle bir şey olmaz. Tayyip Hocam iyi niyetle bunu söylüyor ama zannettiği gibi olmaz. Yani müthiş tahribat müthiş bir yıkım getirir. Allah esirgesin çok tehlikeli yani. Amerika “hadi yapın” diyor yani “bizim dediğimizi yapın.” Olmaz, aklını kendine saklasın. Şu an müsait değil ama Mehdiyet devrinde federasyon da yap, aklına ne geliyorsa yap. Mehdi (a.s.) devrinin olayıdır bu. Mehdi (a.s) çıkmadan federasyon, şu bu olmaz. Bir de Türkiye’nin kendisi federasyon kadar bir yer yani. Türkiye için buna gerek yok. Ama Türkiye’ye bağlanan mesela Libya olabilir, Mısır mesela onlar federasyon olabilir. Mesela Irak federasyon olabilir. Suriye federasyon olabilir. Ürdün federasyon olabilir. Filistin federasyon olabilir. Türkiye’ye bağlı federasyonlar olabilir. Ama Türkiye’nin kendisi zaten küçük bir ülke, kendi federasyon kadar bir yer. Olmaz yani özetle.

Lakap şahane oluyor. Yalnız tabii insanların istemediği lakap haramdır. Kuran’da yasaklanmış. Ama böyle hoşuna giden lakap varsa güzel. Osmanlı devrinde hep lakapla. “Eğer varsa lakabı” diyor.

MURAT BEY: Yiğit lakabıyla anılırmış.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan yeni makaleleriniz var.

ADNAN OKTAR: Yani rica edeyim. Dinleyelim eğer müsaade buyurursanız.

KARTAL GÖKTAN: Estağfirullah. Resimleri de gösterebiliriz. Almanya’da Burma Times’da “Burmalılara Açık Mektup” başlıklı yazınız yayınlandı. Arakan’da yaşayan Müslüman kardeşlerimizin barışçıl insanlar olup, tek istediklerinin güven ve huzur içinde dinlerine uygun yaşamak olduğunu, Burma yönetiminin medeni milletler seviyesine çıkabilmek için Arakanlı kardeşlerimize karşı yapılan haksız uygulamalara bir an önce son vermesi gerektiğini anlatıyorsunuz. İkinci olarak Endonezya’da Jakarta Post’ta yayınlanan “Irak’ta Yaşananlar Cihat Değil Zenginlik Kavgası” isimli yazınızda IŞİD’ın Irak’taki ilerleyişine bazı dini liderlerin barış çağrısı yerine cihat çağrısıyla karşılık verdiğini, bunun çok tehlikeli olduğunu ve Müslümanlar’ın düşmanlığı bırakıp birbirlerini sevgiyle kucaklamamaları halinde bu ateşin tüm Ortadoğu’ya yayılabileceğini anlatıyorsunuz. Amerika’da News Rescue’da “Malezya Hatasını Düzeltmeli” başlıklı yazınızda Hristiyanlar’ın Allah ismini kullanmalarının yasaklanmasının büyük bir hata olduğunu, Kuran’da bu şekilde kısıtlama olmadığını ve bu hatalı düşünce yapısından bir an önce vaz geçilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. Pakistan’da Daily Mail internet gazetesinde yazınız yayınlandı. Yazınızda deprem protesto gibi olağandışı durumlardan faydalanarak yağmalama yapan kişilerin dünya genelinde birçok ülkede görüldüğünü ve ancak Allah korkusu ve şefkate dayanan bir eğitimle insanların bu tavırdan vaz geçeceklerini anlatıyorsunuz. Son olarak Filistin’in El Hadat gazetesinde yayınlanan Arapça yazınızda PKK’ya karşı teslimiyetçi bir ruhun çok tehlikeli olacağını ve PKK’nın ideolojik alt yapısına karşı yapılacak bir fikri mücadelenin kesin çözüm olacağını anlatıyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bütün dünya çapında ilimle irfanla İslam’ı anlatıyoruz elhamdülillah.

Sevgi Sönmez, “Bir tanem Hocam yazmayayım dedim ama yine dayanamıyorum beyazlar size çok yakışmış bir tanemsiniz” diyor maşaAllah. “Gerçi her giydiğiniz yakışıyor” diyor.

Herdem Zaso, ““Hadiste Irak üçe bölünecek, şimdi Amerika da üçe bölüyor” diyorsun “bu tutarlı mı?”” diyor. Amerika’ya Allah emrediyor, onlar Allah’ın kaderine boyun eğmiş oluyorlar. Masonluk kaderin içerisinde Allah’ın emrine boyun eğmiş oluyor. IŞİD kaderin ölçüsü içerisinde, kaderin yönlendirmesiyle Allah’a boyun eğmiş oluyor. Hepsi Allah’ın emrinde olan zavallı kullardır. Amerika’yı sen gözünde çok büyütüyorsun. Amerika Allah için bir hayal gibi, Allah için çok basit varlık yani. Bir anda yok edip, bir anda var ettiği varlık. Hayal insanların anlaması için diyorum tabii ben, Allah için hayalin maddenin hepsini Kendi yaratıyor Kendisi’ne ait şeyler. Dolayısıyla Amerika da üçe bölünmesini istiyorsa Allah’ın kaderine boyun eğmiş o.

CİHAT GÜNDOĞDU: Ayette şeytandan Allah’a sığınırım; “Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır.” (Fetih Suresi, 7) buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii Çin ordusu, Rus ordusu hepsi Allah’ın emrindedir. IŞİD’in ordusu hepsi Allah’ın emrindedir. Canı alan Allah’tır. Canı veren de Allah’tır. Bütün güç Allah’a aittir bunu bilmiyor insanlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam “Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim.” (Araf Suresi, 188) diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela bak Türkiye’de federasyon istiyor Amerika ama kader böyle değil. Türkiye büyük olacak. Mesela ona gücü yetmez Amerika’nın. Ama Irak’ın üçe bölünmesi hadiste olan bir şey. Amerika’da buna uygun hareket ediyorsa Allah’ın emrine boyun eğmiş demektir. Bak diğerleri de Türkiye’yi bölmek istiyor, kaderi durduramaz. Türkiye bölünmeyecek çünkü kaderde böyle bir şey yok. Orada kadere uymuş öbür tarafta kadere direniyor. Direndiğinde kaybeder kadere uyduğunda zaten Allah onun yolunu açmış oluyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım; “Gökten yere her işi O evirip düzene koyar.” (Secde Suresi, 5) diye ayette bildiriyor.

GÖKALP BARLAN: Başka bir ayette Hocam kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapandır.” (Bakara Suresi, 253) diyor inşaAllah.

ENDER DABAN: Bir ayette de Hocam; “O (Allah), bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez.”  (En'am Suresi, 59) diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

CİHAT GÜNDOĞDU: Şeytandan Allah’a sığınırım; “O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiç bir canlı yoktur.” (Hud Suresi, 56) diye bildiriyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela derin dünya devleti her yüzyılda bir toplanır. Kaderin ne yönde akabileceğini hem Kuran’dan, hem Tevrat’tan inceliyorlar. Hem İncil’den. Ve ona göre şekil alıyorlar. Her yüzyılda, Kuran, Tevrat ve İncil, hadislerden bakarak tarihin nasıl akacağını görüyorlar. Ve ona göre de tarihe direnmiyorlar. Kadere direnmiyorlar ona göre şekil alıyorlar. Mesela bu bir sır. Masonluğun da bir sırrıdır. O pergel, iletki bunlar hepsi dünyanın tarihini dizayn etmeyle ilgili semboller. Ama o bakan göz, üçgen içindeki bakan göz “Allah bizi şu an gözetliyor” diyor. “Biz kadere tabiiyiz” diyor. “Allah ne derse o olur” diyor. Mesela Osmanlı’nın yıkılışı, o kaderde yıkılması gerektiğini görüyor, o topluluk. Masonlukta da görüyor. Ve Osmanlı’nın yıkılması için gerekli tedbirleri alıyorlar. Çünkü Osmanlı yıkılmadan Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacağı biliniyor. Hadiste bakıyor yıkılmış görülüyor. Kuran’ın işaretine göre yıkılması gerekiyor. Yıkılmasında onlar görev almış oluyorlar. “Bir ülkenin yıkılmasına karar verdiğimiz vakit toplantı olur” diyor Allah ayette Kehf Suresi’nde. (İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik.) (Kehf Suresi, 59) Hızır (a.s)’ın başkanlığında toplantı olur. Ona göre tarih yönlenir. Şimdi mesele İslam alemini birleştirmek için bir karar alınmış durumda. Kader böyle çünkü. Bunun içinde masonluk da var Tapınak Şövalyeleri de var. “Lider bize malum olur” diyor masonluk. “Biz biliriz” diyor. “Dünyanın hangi ülkesinde kim olduğunu Allah bize gösterir” diyor. “Gizli kalmaz bizden, hiçbir önemli şahsiyet bizden gizli kalmaz” diyor. Ve ona göre tarihe şekil veriliyor. Şimdi IŞİD falan bununla alakası yok. Yani bunlar yönlendirilmeden öyle bir güç gösteremezler. IŞİD’in işi en fazla 48 saat sürer isteseler en fazla. Bir tane bırakmazlar isteseler. Ama tarih o yönde geliştiği için karışmıyorlar. Çünkü “Ürdün’e kadar dayanacaklar” diyor hadisler, daha geçen gün Ürdün’e dayandılar. Şimdi İsrail sınırına dayanacaklar. Kader öyle, kadere kimse karşı koyamaz.

MURAT BEY: Hocam üstadımız da diyor ki; “kaderi tenkid eden başına örse vurur kırar” diyor. 

ADNAN OKTAR: Baş edemez tabii çok güzel söylemiş Bediüzzaman. “Başına örse vurur kırar” tabii.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Aşkım Allah ayette şeytandan Allah’a sığınırım; her şeyin bir kader ile olduğunu söylüyor başka bir ayette de;  “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” (İnsan Suresi, 30) buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Mesela Türkiye İttihad-ı İslam için bayağı çırpınıyor gayret ediyor. Ama dünya masonluğu, zamanı olmadığını bildiği için buna müsaade etmiyor. Çünkü nasip Hz. Mehdi (a.s)’a. Onun için hiçbir ülkenin bu yönde bir gelişme göstermesine müsaade etmiyorlar. Şimdi İran’daki mason locaları dünyanın en eski mason localarındandır. En köklü masonluğun kurumlaştığı yerlerden birisi İran’dır. Birisi Hindistan’dır. Türkiye’de de hiç ummadıkları şahıslar mason. Kötü niyetle mason olmuyorlar. O kadere hizmet etmek için mason oluyor. Ama öyle gibi görünür, mesela adam diyor ki “Niye Osmanlı’yı yıktı?” Hz. Mehdi (a.s) çıkacakta onun için yıkıyorlar. Abdülhamit anladı onu, onun için direnemedi. İllaki yıkılması gerekiyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın vakti gelmiş. Halifeliğin kalkması gerekiyor. Hadiste diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde halife yok, halife olmayacak” diyor. Onun için toplantı üstüne toplantı yapılıyor önce halifelik kaldırılıyor. İmparatorluk yıkılıyor. Hz. Mehdi (a.s) çıkmaz yoksa. İslam aleminin karmakarışık olması, engel olmuyorlar. Bize tabii bu çok anormal gelebilir ama Hz. Hızır (a.s) mantığıyla düşünüyorlar. Hatta bakın çok çok çok anormaldir, özellikle kargaşa çıkartıyor. Yani bu çok çok çok anormal. Normalde bir Müslüman yapamaz bunu ama “kargaşanın mutlaka olması gerekiyor” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Hz. Hızır (a.s.) kıssasında da gemiyi hasarlı, gemiyi bozuyor hasar vererek.

ADNAN OKTAR: Çocuğu öldürüyor. “Niye öldürdün?” diyor “bu” diyor “ileride zararlı olacak İslam alemine, ailesine zararlı olacaktı. Ben kader içinde onu biliyorum, onun için öldürdüm” diyor. Kader içinde yolculuk yapan birisi Hz. Hızır (a.s.). Hz. Hızır (a.s.)’ın kemiği yok vücudunda “oradan da anlayabilirsiniz” diyorlar. Eliyle tutuştuğunda, elinin yapısından anlaşılıyor, kemiği yok yani. Öyle bir varlık İnşaAllah. Ama insan. Mesela Kuran’a bağlı değil. Kuran’la hükmetmiyor ama mümin, Müslüman yani. Tevrat, Kuran hiçbirine bağlı değil. İncil’e de bağlı değil. Özel bir şeriata bağlı, ayrı bir şeriata bağlı. Onunla hareket ediyor Hz. Hızır (a.s.). Yani anlaşılacak gibi değil. Mesela bir sistemi yıkıyor, tamamen yıkıyor. Dünya, insanların gördüğü gibi değil. Düz kısmı insanlara gösterilir. Siyasetçiler de düz kısmını gösterirler, derin kısmını göstermezler. Yani daima derin kısmı vardır. Hiçbir zaman için, halka gerçek kısmı genelde pek yansıtılmaz. Yani nereye gideceğini de halk o yüzden bilemez olayların. Halbuki bir çok siyasetçi bilir.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Allah ayette şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım; “Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar.” (İsra Suresi, 16)

ADNAN OKTAR: Yani o masonik, hiyerarşik yapıyı kastediyor Kuran. Bir daha ayeti söyle.

KARTAL GÖKTAN: “Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar.”

ADNAN OKTAR: Zaten varlık ve güç sahibi olmayan bir kişi mason olamaz.

SERKAN AK: Hz. Mehdi (a.s.)’ın görüşmesi var mı Hocam, Hz. Hızır (a.s.)’ın hadislerde?

ADNAN OKTAR: Hiç haberi olmaz Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Tabii ki görüşüyordur, hiç haberi olmaz. Bir arkadaşı, dostu şeklinde de görüşür, yani onun suretinde. Anlamaz o. Sıradan bir insan gibi görüşür, bir şey söyler, bir şey anlatır. O, onu zanneder. Gidip araştırmaz tabii o, “Sen orda mıydın, o orda mıydı?” falan. Yani kaderinde olmuyor öyle bir şey.

BÜLENT SEZGİN: Şekil değiştirebilir mi Hocam? Başkasının kılığına girebilir mi yani şekline?

ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (a.s) eşya şekline de girebiliyor. Sehpa, bardak falan, o şekillere bile girebilir. Kuş şekline gelir. İstediği her şekle giriyor. Ve zaman içinde hareket ediyor. Zamanın ilerisine, gerisine gidiyor. Mesela bir anda Hz. Musa (a.s)’ın devrine giriyor, oradan buraya geri geliyor. Zaten o kıssada o görülüyor, anlatılan kıssada, beraber çıktıkları yolculukta. Çünkü çocuğun ilerdeki hayatını söylüyor, diyor ki “bu çocuk ileride bunu yapacak, ben bunu şimdiden öldürüyorum” diyor. Hz. Musa (a.s) hayretler içinde kalıyor. Çünkü çocuk öldürmek ne demek? “Masum bir cana kıydın” diyor. Bak “ısrarla sana söylüyorum, dayanamazsın” diyor. “Yok, olamaz öyle bir şey, ben iradeli, güçlü bir insanım, dayanırım, öyle bir şey olmaz” diyor. Yine yapıyor bak yine “Dayanamazsın, demedim mi ben sana?” diyor, “bak eğer bir daha yaparsam bu son olsun” diyor. Yine dayanamıyor. Çünkü hep şeriata muhalif hareketler ama doğru. Hep şeriata muhalif ve doğru. Bu Hz. Mehdi (a.s)’ın ruhunu anlamak için insanlara özel olarak verilmiş bir bilgidir Hz. Hızır (a.s) kıssası. Yoksa Hz. Hızır (a.s)’la halk zaten pek karşılaşamaz. Hurufu mukattada da Hz. Hızır (a.s)’ın sırları var. Yani Kuran’ın anahtarlarıdır onlar ama belirli bir erbab için o, belirli bir grup içindir. Yoksa “Elif, Lam, Mim” adam hiçbir şey anlamaz ondan. Ama Kuran’ın içindeki birçok bilgiye o anahtarla ulaşabiliyor, gizli bilgiye. Ama halk açısından şu ana kadar hiçbir bilgi oluşmamıştır. Kuran’ın zahirinden herkes istifade ediyor ama ledüni kısmı hurufu mukattanın anahtar çözümlerini hiç kimse bilmiyor. Ama bilen erbabı var dünyada şu an inşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hz. Musa (a.s.) ve arkadaşının taşıdıkları ölü balık da şaşırtıcı bir şekilde canlanıp suda kendine yol buluyor.

ADNAN OKTAR: Onun da özel bir anlamı var. Özellikle söylenmiş bir söz. Mesela “bize bir yorgunluk dokundu, getir balığımızı” diyor, o da özel söylenmiş bir söz. Hepsi özeldir ama bir kısmı sadece erbabının bileceği şekildedir. Yani ilgili kişiye hitap eder sadece, hurufu mukatta gibi. İnşaAllah.

DOĞUŞ BEY: Hocam Üstad’ımız hurufu mukatta için “has abdine bir şifredir” diyor.

Bak çok nefis. Has abdine yani has kuluna bir şifredir. Özel bazı kişilere şifre. Onlar bir bilgiye ulaşmak istediğinde de o şifreyi alıp Kuran’ın içindeki her türlü özel bilgiye ulaşıyorlar. Yani bir şey öğrenmek istediklerinde ama işte o has kullar da Hz. Hızır (a.s), Hz. Hızır (a.s.)’ın talebeleri, bazı özel kişiler inşaAllah. Ve böylece dünya yönlendiriliyor. İnşaAllah.

Şimdi biraz Risale-i Nur’dan dinleyelim, kısa bir ara verelim devam edeceğiz inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü