Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (2 Temmuz 2014; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’la sohbetimize başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk. Sizler de hoş geldiniz, sefa geldiniz.

Buyurun Fikret Bey sizi dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, bugün Sivas Madımak katliamının 21. Yılı. Bildiğiniz gibi Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nde Madımak oteli yakılmıştı ve Alevi 22 vatandaşımız ve 2 otel çalışanı şehit edilmişti. Birçok kişi bu olayla ilgili yargılandı Hocam, tutuklandı hatta. Ancak olayın ardındaki asıl güçler bugüne kadar tam olarak tespit edilemedi.

ADNAN OKTAR: Orayı yakanlar şu an elini kolunu sallayarak geziyordur. O kadar çok faili meçhul sokaktaki. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Fatih Altaylı, “Türkiye’nin yeni rotası ülkenin bölünmesi üzerine planlanmış” diyerek şunları yazdı: “Türkiye önümüzdeki süreçte federatif bir yapıya doğru gidecek. Önümüzdeki on yıl içinde göreceğimiz şudur; Türkiye en az iki, belki de daha fazla parçaya bölünecek. Yargıtay’ın onay verdiği Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi adı bile nereye gittiğimizin çok açık bir göstergesi. Kürdistan Irak’tan kopacak, Türkiye’de Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı bölgeleri içine alarak federatif bir yapıda Türkiye’nin geri kalanıyla birlikte olacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne anlama geliyor bu, ne demek istiyor? Türkiye büyüyecek mi, küçülecek mi diyor?

BÜLENT SEZGİN: “Bölünecek” diyor. Yani “planlanmış şekilde devam ediyor” diyor, “bölünme operasyonu.”

ADNAN OKTAR: Ama biz müsaade edersek olur. Biz müsaade etmezsek ne olacak? Olmaz. Biz müsaade etmiyoruz. O zaman unutsun, inşaAllah. Bizim müsaade etmediğimiz bir şeyi yapacak adam daha anasından doğmadı, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ertuğrul Özkök Başbakan Erdoğan’a, kendisini Allah’ın yeryüzündeki gölgesi gibi görmemesi ve kibirli olmaması tavsiyesinde bulundu.

ADNAN OKTAR: Ama Tayyip Hocam zaten o konuda dua etti ya açılışta. Mazlum bir delikanlı o, yani öyle bir zoru yok. Türkiye’nin Başbakanı Tayyip Hocam. Şimdi de inşaAllah cumhurbaşkanı olursa olacak. Ki öyle görünüyor herhalde değil mi? Allahualem en güçlü aday o görünüyor. Bu kadar. Yani o çok büyük bir olay söylediğiniz olay, kişilerin söylediği olaylar. O, Allah’ın kaderde yaratmasıyla olacak bir olay. O, ahir zamanın malum şahsına nasip olacak bir olaydır. Ama Tayyip Hocam daima Mehdiyet yolunda hareket edeceği, ahir zamanın o şahsına hizmet edeceği, bizler gibi onun yolunda olacağı anlaşılıyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Fatih Altaylı, Başbakan’ın konuşmasında ayetler kullanmasını şöyle eleştirdi, kendince: “Başbakan tüm konuşması boyunca yoğun dini referanslar kullandı. Duayla başladı duayla bitirdi konuşmasını. Ekmeleddin Bey hatim mi indirecek merak ediyorum. Ayrıca bir dahaki seçimler ne olacak onu daha da çok merak ediyorum. Çünkü Türkiye gittikçe daha muhafazakar olmaya başladı” dedi.

ADNAN OKTAR: Ahir zamanda olduğumuza inanmış mı? Ahir zamanın şahsının çıktığına inanmış mı? Dediklerim doğru muymuş? Türkiye bambaşka bir Türkiye oldu. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş olaylar oluyor. Demek ki dediklerim doğruymuş. Ve diğer bütün dediklerimin de doğru olduğunu da görecekler. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor.

Evet. Şimdi biraz Bediüzzaman Hazretleri bizlere bir şeyler anlatsın, sonra devam edelim. Madem bu konular var. Bir de o ahir zaman zatının çıkış alametlerine bir bakalım, yeniden aklımıza bir gelsin sonra devam edeceğiz, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza Hocamız’ın güzel sohbetiyle devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Gönüllü kardeşlerimizin faaliyetleri var Hocam.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: 23-28 Haziran tarihleri arasında kardeşlerimiz Bursa Büyükşehir Belediyesi’yle ortaklaşa olarak Tayyare Kültür Merkezi’nde fosil sergisi açmışlar. Açılışı Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe yapmış. Ayrıca çok sayıda bürokrat ve üst düzey yönetici de sergiyi ziyaret etmiş. Halkımızın ilgisi de yoğunmuş. Gebze’deki kardeşlerimiz ev sohbetinde buluşarak, sizin Sinsi Bir Tehlike Gaflet kitabınızı okuyarak sohbet etmişler. Gümüşhane’den bir kardeşimiz gittiği spor salonuna bi çok kitap hediye etmiş, ayrıca bazı esnaflara da sizin kitaplarınızdan vermiş. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 30 Haziran tarihinde 350 A9 broşürü, 10 tane kitabınızı dağıtmışlar, ardından iftar sohbetinde buluşmuşlar.

ADNAN OKTAR: Mahallenin balları şekerleri bunlar maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz 28 Haziran Cumartesi günü Bursa’nın Gülsu ilçesinde 70 adet kitabınızı, 30 belgesel CD’si dağıtmışlar, ayrıca evde buluşup sohbet etmişler. Pazartesi günü Balıkesir’in ilçesi Bandırma’da kardeşlerimiz iftar sonrası halka 81 kitabınızı hediye etmiş. İzmir’den bir kardeşimiz Bornova Çamdibi mahallesinde çok sayıda dergi dağıtmış. Uşak’ta kardeşlerimiz sizin 100 kitabınızı, 100 belgesel CD’si ve A9 broşürlerinden halka çok sayıda hediye etmişler. Dün Kayseri merkezde kardeşlerimiz 50 kitabınızı ve 100 A9 broşürünü dağıtmışlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ramazan bereketi, Ramazan bereketi, maşaAllah. Görüntüleri bir daha kısa kısa bir göreyim ben baştan. MaşaAllah maşaAllah. Bu olayı bir daha anlat bu önemli.

KARTAL GÖKTAN: 23-28 Haziran tarihleri arasında kardeşlerimiz Bursa Büyükşehir Belediyesi’yle ortaklaşa olarak Tayyare Kültür Merkezinde fosil sergisi açmışlar. Açılışı Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe yapmış. Ayrıca çok sayıda bürokrat ve üst düzey yönetici de sergiyi ziyaret etmiş. Halkımız da çok fazla ilgi göstermiş.

ADNAN OKTAR: Mesela bak, benim canlarım yaz, şortla Bursa’da geziyorlar gayet güzel. Bağnaz takımı bir görse şamatadan geçilmez. Sen geçmiş dönemi bir düşün, Peygamberimiz (s.a.v) zamanını düşün sıcak hava, insanların bir kısmı böyle kısa giyiyor, bir kısmı işte kolu açık giyiyor, kimi başı açık geziyor. Ama tehlikedeyse, kendini riskte görüyorsa, hatta filmlerde falan bakın; erkeler bile gizlenmek istediklerinde tehlikedeyse tamamen örtünüyorlar. Değil mi? Mesela bir yerden bir yere gelirken hiç kendini göstermeyecek şekilde gidiyorlar. Kadınların da bu tarz korunmasını söylüyor Cenab-ı Allah. Risk altındaysa. Yoksa onun dışında öyle bir hayat yok. Yani kat kat kat kat örtünün içinde yaşanan bir hayat yok. İyi MaşaAllah çocuklar acayip sevimliler hepsi. Evet.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Beşir Atalay başkanlık sistemiyle ilgili sorular üzerine, partinin görüşü olarak başkanlık sistemi teklifini getirdiklerini, ancak anayasa değişikliği yapılamadığını anımsatarak, “2015 seçimini anayasayı değiştirebilecek biçimde alabilirsek daha rahat olur. Başkanlık sistemi olur ve cumhurbaşkanı da zorlanmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Amerikan türü başkanlık sistemi çok sakat, bayağı tehlikeli. Federasyon için tam uygun bir zemin olmuş oluyor. O yönden kabul etmemiz mümkün değil. Ama başka bir formül falan düşünüyorlarsa bilmiyorum. Ama bizim bildiğimiz anlamda, klasik anlamda o olmaz. Federasyona dayalı olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, dünya üzerinde başkanlık sistemiyle yönetilen tüm ülkelerde mutlaka federasyon var.

ADNAN OKTAR: O zaman olmaz, o zaman olmaz. Türkiye’nin şu an onu kaldıracak bir durumu yok. Ama İttihad-ı İlam olursa ilerde o zaman tamam eyvAllah, inşaAllah.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: CHP, MHP, DSP, BTP ve DP genel başkanları Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ortak cumhurbaşkanı adayları olduğu konusunda bir deklarasyon yayınlayarak, basın karşısında desteklerini belirleyici bir imza attılar.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Gülay Göktürk Başbakan Erdoğan’ın sık sık davamız kelimesini kullanmasından rahatsızlık duymuş ve şunları yazmış: “Nedir bu dava? İslam Birliği kurup liderlik etmek mi? Milli Görüş davası mı? Nedir? Siyasi partilerin şartlara göre değişen programları olur, davaları değil. Halk böyle mistik ne olduğu bilinmeyen sözlerden hoşlanmaz. Ve içini dışını bilmedikleri böyle bir partiye de oy vermez” diye yorumda bulunmuş.

ADNAN OKTAR: Peki niye vermişler? Olmuş ve yıllardan beri de iktidarda. Yani niye böyle düşündü acaba? Dava dediği; Kuran’a uyan Müslüman’ın yapması gereken her şey. Anlaşılan bu, başka bir anlamı yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam İngiltere’nin yeni prensinin resimlerini gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: William’la Kate’in oğlu.

ADNAN OKTAR: Ne şekermiş bu. Ama yanaklar yani ısırmak için bu kadar müsait olması çok acayip. Süper şeker. Ama bu tam çete bu, bu bambaşka bir şey olacak bu Allahualem. Bayağı güzel maşaAllah. Kollar da ısırmak için çok müsait görünüyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam siz bölünme konusunda “Türkiye zaten kendisi bir tek federasyon gibi” diyorsunuz inşaAllah. Amerika da aslında bölünerek değil 13 ayrı koloninin yani bağımsız ülkenin aslında bir araya gelmesiyle oluşmuş bildiğiniz üzere inşaAllah. Siz de sürekli söylüyorsunuz. Türkiye mesela bir eyalet, Tunus bir eyalet, Suriye, Irak, Suudi Arabistan birer eyalet olarak birleşirse İslam Birliği, İslam ülkesi federasyonu olur.

ADNAN OKTAR: O zaman tamam. O zaman tamam. Her zaman açıklıyoruz. Ama zaten ufacık bir ülkeye sen federasyon getirmeye kalkarsan, bu zulümdür, büyük bir tehlikedir ve Türkiye’yi yok etme eylemidir. Sen Türkiye’yi yok etmeye kalkarsan, Türkiye de seni yok eder. Kıyamet kopar o zaman. Onun için Tayyip Hocam bu konudaki titizliğini her zaman vurguluyor. “Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan.” Şehit annelerine dedi “ben sizi utandıracak, başınızı yere eğecek bir şey yapmam” dedi. Otuz kere söyledi. Görünürde de hiçbir şey yok. O zaman rahat olsunlar. Ama teyakkuz elden bırakılmaması lazım. Uyarıların elden bırakılmaması lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Reha Muhtar, Sayın Erdoğan’ın dün yaptığı konuşmada sadece ülkeye değil tüm İslam dünyasına mesaj verdiğini ve sanki ülkeye cumhurbaşkanı değil İslam dünyasına bir başkan seçiliyor edasında olduğunu söyledi. “İslam coğrafyası sizi lider görmek istemedikçe sizin verdiğiniz mesajların o günkü şartlarda bir anlamı olmuyor. Fakat anlaşılıyor ki Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı bir başkanlık modelinden çok bir Neo-Osmanlı modelinin egzersiz çalışmasıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki Neo-Osmanlı olacak. Her Türk genci Neo-Osmanlı’dır. Bunda şaşılacak ne var? Kızılelma ruhunu taşımayan hangi Türk genci vardır? Sağcı olsun, solcu olsun. O ruhu taşımayan bana birisini gösterin. Bizim askerimizin tamamı Kızılelma ruhunu taşır. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın mensuplarının tamamı Kızılelma ruhunu taşır. Polisin tamamı Kızılelma ruhunu taşır. Bunda şaşılacak ne var, hayret edilecek ne var? Tabii ki büyük Türkiye’yi hedefleyecek. Hayır, nasip olur, olmaz ayrı mesele. Ama ruhunda öyle bir hedef, amaç, ideal, ülkü olacak her Türk gencinin. Tayyip Hocam da bu memleketin bir evladı olduğuna göre tabii ki onun da ruhunda öyle bir ideal olacak. Öyle bir ideali olmasa zaten biz onu ne başbakan seçerdik, ne de muhatap olurduk bu anlamda. Ana neden odur. Büyük Türkiye’yi hedeflemesidir. İttihad-ı İslam’ı hedeflemesidir. “Ben illa başkan olayım” da demiyor “kim olursa olsun” diyor Tayyip Hocam. Öyle bir insan değil ki o. Altmış küsur yaşına gelmiş. Bin bir türlü zorluğun içerisinde mücadele eden bir insan. Ne fark eder? Ha Ahmet Efendi, Ha Mehmet Efendi, bir isim İslam aleminin başına geçecek ama benim kanaatim Hz. Mehdi (a.s). İslam aleminin başına geçecek olan Hz. Mehdi (a.s)’dır. Tayyip Hocam da onun yolunu hazırlıyorsa, kapısını açıyorsa ne mutlu ona. Bediüzzaman’a ne mutlu. Süleyman Hilmi Tunahan’a ne mutlu. Tayyip Hocam’a ne mutlu. Sayın Abdullah Gül’e ne mutlu, hükümet üyelerine de ne mutlu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Saadet Partisi Rize İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu üyesi Hasan Uzun, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Erdoğan’ın desteklenmesi gerektiğine dair bir açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Ama onun ifadesi değil de başkanın ifadesi önemli olur. Yani öyle kenardan köşeden açıklamalar olmaz. Parti açıklama yapsın. Saadet Partisi açıklama yapsın. O zaman doyurucu olur. Ama Tayyip Hocam’a fark etmez. Cumhurbaşkanı seçilmese bile yine başbakan olur. Yani onun yolu kapalı değil.

KARTAL GÖKTAN: Hasan Cemal yazısında Başbakan’ın adalet bakanını devreye sokarak bir iş adamının beraatını engellediğini iddia ediyor. Kesinleşmiş bir devlet ihalesini bir iş adamından bir başka iş adamına verdirdiğini, ailesine doğru giden bir soruşturma nedeniyle HSYK’yı hallaç pamuğu gibi attığını iddia ediyor.

ADNAN OKTAR: Belgesi var mı?

KARTAL GÖKTAN: Yok Hocam.

ADNAN OKTAR: Belgesi varsa savcılığa bu evrakları sunsun, bir ihbar dilekçesiyle. Savcılık gereğini yapar. Ama “ben böyle bir hayal gördüm. Ne diyorsunuz?” derse bu olmaz. Olmamış. Hasan Cemal’e yakışmamış. Bu yazısı, yazılacak bir konu değil ki bu. Suç varsa savcılığa bildirirsin. Mahkeme gereken araştırmayı yapar. İfadeleri alır. Doğruysa beyanları ilgili kişileri ilgili kanun maddelerine göre teczi eder. Öbür türlü bu nasıl olacak? Başbakan da ona der o zaman. Aynı iddiaları o da ona söyleyebilir. Olmaz. Elinde somut delillerle ortaya çıkması lazım.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Kılıçdaroğlu da benzer şekilde Başbakan’ı suçlamış Hocam. Estağfirullah, haram yiyen bir insan olduğunu belirterek, bunun hesabının sorulacağını söylemiş. Sarkozy’yi örnek vermiş” Fransa’da gözaltına alındı ve hesap veriyor o” demiş. “Sözüm söz, ahdim ahittir, kul hakkı yiyen mutlaka çıkacaktır ve onun hesabını verecektir”.

ADNAN OKTAR: Tamam gereğini yapsın ama delille, açık belgeyle gereğini yapsın, kimse yapan. Ama Başbakan’la ilgili sürekli söylüyorlar, delil yok. Varsa ilgili savcılığa bildirip sonunu da araştırsınlar. Hangi aşamadadır? Ne konumdadır? Araştırsınlar. Ama savcılık takipsizlik veriyorsa, delil yok diyorsa, biz illa “delil var” dersek nasıl olacak bu? Ama suç varsa sonuna kadar gitmeleri lazım. Aksi çok çirkin olur. Kim yaptıysa. Bakan olsun, Başbakan olsun, aklına kim gelirse. Ama somut delille ortaya çıkılması lazım. Ben şu ana kadar bir somut delil olduğuna dair bir ifade duymadım. Varsa savcılık zaten gereğini yapar. Savcılığın elini tutan bir güç olamaz. Bağımsız savcılıklar. Nasıl durdurulsun bu, nasıl engellensin? Hayır, engelleniyorsa yine suç olur, o da araştırılır. Böyle bir şey olmaz. Yani Menderes olayına benzemesin olay. Mesela Menderes’i önce bir karar verdiler yok etmeye. Sonra işte bebek davası, şu bu, köpek davası, sonunda astılar. Böyle olursa olmaz. Somut delil varsa ne bekliyorsun kardeşim? Ver savcılığa, gereğini yap, takip et. Açıklarsın da. Ama yine söylesin konuşsun. Tahkir etmeden kuşkularını dile getirebilir. Delilleri varsa bu delillerini sunduğunu savcılığa söyleyebilir. Ama doyurucu bir delil olmadan açık açık insanları hırsızlıkla suçlamak, dolandırıcılıkla suçlamak doğru olmaz. Vicdanlara bu ters gelir. Sayın Kılıçdaroğlu aklı başında efendi bir insan, nezaketli bir insan. Belki kulağına gelen haberler olmuştur, tedirginlikleri olmuştur. Bence iyice tahkik etsin, devletin imkanlarını kullansın, aslı yoksa vazgeçsin. Aslı varsa savcılığa bildirsin, savcılık da gereğini yapsın. Ama bilmiyorum yani ne olur ne biter tabii onlar adaletin vereceği karar inşaAllah. Fakat tekrar söylüyorum somut delil şarttır. Yani mışmışla, duydumla bu olmaz.

Şimdi biraz Ahmet Yasin Hocamız’ı dinleyelim. Sonra da bir şeyler daha dinleriz, güzel bir şeyler inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocamız’ın güzel sohbetiyle yayınımız devam ediyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Zehra Acartürk; “Etrafım zombi dolu. Allah akıllarını örtmüş hiç kimse beni anlamıyor ya” diyor. “Ya ben yanlışım ya onlar bilmiyor” diyor. “Ya da imtihanım böyle”. Hz. Musa (a.s) tek başına kalmıştı. “Ya Rabbi” dedi “ben kardeşimden başka kimseye söz dinletemiyorum” dedi. Ama ulu-l azim peygamber oldu. Hz. İsa (a.s) 12 kişiye söz dinletebildi. Dolayısıyla senin bir mecburiyetin yok ki. Yani herkesi hidayete erdirecek bir gücü sahip değilsin. Allah hidayete erdirir. Bir de bak bakalım anlatım tekniğin, kültürün, samimiyetin yeterli mi? Çok samimi olursan etkili olursun.

Allah’ın en sevdiği Peygamber’ine (s.a.v.) en şiddetli saldırılar oldu, yıllarca evinden çıkamadı Peygamber (s.a.v.). Her kes düşmandı adeta. Yani bir avuç müminin dışında herkes düşmandı. Yıllarca öyle yaşadı. Bak ahir zaman şahsı Hz. Mehdi (a.s) geliyor bütün dünya Müslümanlar’ı onun farkında değiller. Bulunduğu bölgedeki Müslümanlar’ın da hemen hemen ben hadislerden anladığım kadarıyla yüzde 99’u karşı Hz. Mehdi (a.s)’e. Hadislere göre öyle bak. Yüzde 99’u karşı. Hep müşriklikle, kafir olmak, zındık olmakla suçlanacak Hz. Mehdi (a.s), yüzde 99 karşı olacak. “300 küsur kişi ona bağlanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).  “Ve devrin alimleri, büyükleri ekariyetle çoğunluğu, hemen hemen tamamına yakını Hz. Mehdi (a.s)’ı kafir olmakla, zındık olmakla suçlayıp cephe alacaklar” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’in Mehdi (a.s) olmasının nedeni o adamlar. Eğer onlar olmasa Mehdi (a.s) olamaz. Onun makamını yükseltenler onlar, kaşı çıkanla Mehdi (a.s), Mehdilik makamına ulaşıyor. Hz. Musa (a.s) karşıtlarından dolayı o makamlara geldi. Karşıt olacak. Herkes iman etmek durumda olmaz.

Canan Cavidan “Allah’ın nuru tecellisi delikanlının hası muhteşem, yakışıklı, ilim ehli, göz bebeğim canım Hocam” diyor.

Sadiye Önder “her zaman ki gibi buradayım” diyor. “kız kardeşimin kayın pederi ve kayın validesi kardeşime eziyet ediyorlar. Ana baba hakkı diye sineye çekiyor.” Ayetle Kuran’la açıklasın. Sineye çekmek olmaz. Arbede çıkartmadan nezaketiyle açıklayacak. Dua etsin onlar için, düzelmeleri için.

“Değerli Hocam nursunuz elhamdülillah kalbimiz sizinle ferahlıyor. Konuşmanız varlığınız içimizi açıyor. Uğurlu nurlu bir insansınız elhamdülillah” Sevda Beyazlı.

“Hocam koyu renk çok yakışmış ne kadarda yakışıklı güzelsiniz. Her renk çok cazibeli, albenili, alımlı, güzel duruyor sizde” Selen Mavili.

“Hocam orada genç hanımlar ve beyler de çekici ve güzel insanlar ancak sizin kalpte oluşturduğunuz etkiyi ve hissi hiç birisi ve hiç kimse oluşturamıyor”. Duyuyorsunuz değil mi?

Sinop’tan Halime Ağagil “Hocam canım, aşkla sevdiğim canım Hocam” diyor.  “siyah gömlek çok yakışmış süper karizmatik ve cazibelisiniz.” Demin siyah giymiştim.

Muhammed Murat Madras “Hocam ben lise birdeyim aynı zamanda arkadaşımın kendisi Darwinist bende evrimin yanlışlığı için delil istiyor, yardım eder misiniz?” Bizim internet siteleri boşa mı duruyor? Al bir Yaratılış Atlası koy başının üstüne gitsin evine. Kökünden hallolur. Yedi sülalesini de halleder varsa bir eksiği.

“Hocam A9 netten yine izlenemiyor.” Netten, doğru mu bu izlenememesi?

BÜLENT SEZGİN: İnternette yayın varmış.

ADNAN OKTAR: “Sonunda adım negatif Serdara çıkacak. Bu yüzden ama netten kesinlikle izlenemiyor” diyor.

Currayı Hüban “Artık 24 saat  olsun Hocam canlı yayın.” İnşaAllah arada su içmeye gideriz.

Mehmet Emin Yılmaz “Hocam Tayyip Bey sizi dinlemedi adaylığını açıkladı kırgın mısınız?” Tayyip Hocam’ın cumhurbaşkanı olacağını çocuk olsa biliyor. Herkes biliyordu başından beri biliniyor. Yani ikinci bir aday olamayacağı açık çünkü sayın Abdullah Gül “ben cumhurbaşkanı olmayacağım” diyor. Aday olmayacağım.” Bu nedir o zaman? Tek bir aday kalıyor zaten anlaşılır bir şey de fakat ben vicdanı sorumluluk yerine gelsin diye söyledim. Çünkü mesela bir de cumhurbaşkanlığını kazanamama ihtimali de var. Yani o da bir ihtimal dahilinde yüzde yüzdür diyemeyiz. Ama başbakanlık sağlam iş ve icra açısından da sağlam iş. Böyle bir riske girmesin diye düşündüm ama Tayyip Hocam da risklerin adamı. Hep risklerle kazandı. “Olsun ben böyle bir riske gireceğim” diyor. Muhtemelen kazanır. Ama bin de bir ihtimal olsa kazanmama riski var. Biz ona göre de tabii böyle söyledik ama asıl icrada olacağı için başbakanlığı ben tercih ettim. Başbakan olmasını söyledim. İcranın en açık makamı olduğu için ama kader neyse o oluyor tabii. Dolayısıyla niye kırgın olayım yani? Suç mu işledi kırgın olacağız? Hayır bundan dolayı da kırılacaksak, kırgın olacaksak Tayyip Hocam’ın vay haline inşaAllah. Kırılan, küsen, bağıran, çağıran olmaz.

Sevgi Sönmez “Bir tanem, güzeller güzeli sevgili öğretmenim nasıl bir heyecan yaşıyoruz sizi beklerken anlatamam. Sizi görünce kalpler rahatlıyor.” Yaren Sevgi.

İnternetten rahat erişemediğini söylüyor Arda Sayin. O konuyu bir izleyelim, inceleyelim, bakalım.

“Canım Hocam Ermenistan’la Azerbaycan, İsrail’le İran arasını nasıl bulabiliriz? Saygılarımla muhabbetler”. Allah bulacak. Şu an buldurtmuyor Allah bak çok uğraşıyor, hükümet de uğraşıyor bizim hükümet. Dış İşleri Bakanımız çok acar, yaman bir insan ama Allah müsaade etmiyor. Ters etki yaptı. Kader öyle. Allah öyle yaratıyor. Zamanı gelecek çok az bir gayretle netice alınacak.

Gökhan “Vallahi Adnan Hoca’yı özledim. Adam ne katıyorsa içkimize anlayamadım” diyor. “Bağımlılık yaptı bende” diyor. “İki gün izleyemedim bana dert oldu” diyor. Gökhan.

BÜLENT SEZGİN: Hocam 28 Şubat sürecinde müebbet hapse mahkum edilen Sayın Salih Mirzabeyoğlu’nun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından affedilmesi bekleniyor. Sayın Gül dosyayı inceliyormuş. Ancak henüz af yetkisini kullanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ADNAN OKTAR: Ne yönden af edecek? Hastalık nedeniyle mi?

BÜLENT SEZGİN: Sebebini bilmiyorum Hocam öğrenirim inşaAllah.

MURAT BEY: Haberlerde suçsuz olduğu için.

ADNAN OKTAR: Suçsuz olduğuna cumhurbaşkanı nasıl karar versin? Öyle şey olmaz. Ama bir rahatsızlığı varsa olur. Onu affedebilir Cumhurbaşkanımız.

KARTAL GÖKTAN: Hocam makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da aylık yayınlanan Müslüman aile dergisi Ayla’da “Mübarek Ramazan ayı tüm Müslümanlar’a bir nimettir” başlıklı yazınız yayınlandı. Müslümanlar’ın Ramazan ayında oruç ibadetiyle birlikte nefislerini eğittiklerini ve Kuran ahlakı üzerine bir kez daha düşünüp karar aldıklarını, her günün İslam birliği için gayret etmeye imkan olduğunu belirtiyorsunuz. İkinci olarak Hindistan’ın Muslim Mirror isimli sitesinde “Ramazanı karşılamak” isimli makaleniz yayınlandı. Malezya’da  New Straits Times Onlıne “Ramazan kalplerin şifası” başlıklı makalenizde Ramazan ayında iman edenlerin yemeyerek ve içmeyerek birlik ve bağlılıklarını artırdıklarını, yalan, gıybet, kötü söz ve öfkeden uzak durduklarını ahlaklarını güzelleştirdiklerini söylüyorsunuz. Amerika da News Rescue sitesinde“Futbol, alışveriş merkezleri ve ırkçılık” başlıklı makaleniz yayınlandı. Almanya, Norveç, İsveç ve Brezilya gibi ülkelerde artan yabancı düşmanlığı ve nefret suçlarının önlemesi için özellikle basının ve politikacıların manevi değerleri ön plana çıkartan eğitimi teşrik etmenin gerektiğini söylüyorsunuz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İftardan sonra sohbete devam edeceğiz. Hiç kimse yerini değiştirmesin. Efendim yani buradayız. Efendim şimdi Bedüzzaman’ı dinleyelim. Efendim, ezberlenmesi açısından çok faydalıdır Risale-i Nur’u. Diyor ki mesela on kere dinledim otuzuncu dinlemede kavrarsın. Risale-i Nur’un öyle bir özelliği vardır ve çok dikkatli dinlemek lazım. Ondan sonra şeyhimiz Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri’ni dinleyelim. Dünya tatlısı Şeyhimiz. O da çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında. O oruç tutmuyor biz tutuyoruz. MaşaAllah inşaAllah tamam başlayalım inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü