Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (6 Temmuz 2014; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’ın güzel sohbetiyle yayınımıza başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet Fikret Bey şimdi sizi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Anayasa Mahkemesi’nin yazdığı kitaba basım aşamasındayken el konulması ve yakılması nedeniyle Öcalan’ın hakkının ihlal edildiği yönündeki kararının gerekçesi Resmi Gazete’de yayınlandı. Kararda “hoşunuza gitmese bile şiddet içermiyorsa sınırlama getirilemez” denildi.

ADNAN OKTAR: O ne demek?

KARTAL GÖKTAN: Bir mahsur görülmemiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Açıkla. Nasıl, neye mahsur görülmemiş?

KARTAL GÖKTAN: Anayasa Mahkemesi hakkın ihlal edildiği yönünde karar vermişti. O kararın gerekçesinde de şiddet içermediği için “bu kitabın basılmasında bir sorun yoktur. Toplatılması yanlıştır. Düşünce özgürlüğüne girer şeklinde” yorum yapılmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Ben her zaman fikir özgürlüğünden yanayım. Yasaklanan kitap olmaz. İnternette de, ben çok acayip karşılıyorum. Sen okuyorsun, diyorsun “bu millete zararlı olur, ben bunu dinletmeyeyim” diyorsun. Ne biliyorsun millet senden daha akıllıysa? Yani değil mi? Sen onu ayırt edebilecek güçteysen oradaki insanda ayırt edecek güçtedir. Nereden biliyorsun? O ne demek? Ben sizden daha iyi bilirim kafası. İsteyen istediğini okusun. Kitap yasaklama olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Star yazarı Sedat Laçiner, “Bir Türkiye Kürdistanı’na doğru gidiliyor” diyerek özet olarak şöyle yazdı; “Bir yandan Türkiye Kürdistanı fikri inşa ediliyor. Çözüm süreci denilen süreç şu anda PKK’nın meşrulaştırılması, yasallaştırılması süreci olarak işliyor.”

ADNAN OKTAR: Bu çakallara toprak verecek, bilmem ne yapacak; bayağı sağlam delikanlıdır Tayyip Hocam. Son derece uyanıktır. Böyle bir şey mümkün değil. Ama herhalde işte “demokratik hak alacaksınız. Şunu yapacaksınız.” O zaten onlar meşru şeyler, legal şeyler. O şekilde biraz idare ediyor benim kanaatim. Yoksa böyle bir şeye bizim milletimizin tamamı karşı. MHP gençliği, ülkücü gençlik cinnet geçirir böyle bir şeyde. Mümkün değil. Büyük Birlik Partili gençler cinnet geçirirler. Mümkün değil böyle bir şey. Kıyamet kopar. Dünya diye bir şey kalmaz yani. CHP gençliği asla müsaade etmez böyle bir şeye. Ondan sonra AK Parti gençliği sağlam delikanlıdırlar, asla müsaade etmezler. Saadet gençliği asla müsaade etmez. Nerece olacak bu yani? Kim buna müsaade edecek? Türk Polisi. Polis dağı taşı birbirine katar, öyle bir şeye asla müsaade etmez. Türk ordusu asla müsaade etmez. Onun için mi şehit oldular? Öyle bir şey olmaz. Ama yani, mümkün mertebe Avrupa’ya işte ne kadar demokratik olduğumuzu gösteriyorlar, ne kadar akılcı yaklaştığımızı gösteriyorlar. Benim anladığım bu. Çünkü bunların demesine göre çoktan özerklik ilan olması lazımdı. Habire bekliyorlar. Beklerde bekler. Öyle bir şey olmaz.  Türkiye’yi bölmek ne kadar aptalca bir hareket. Birlikte bütün olduğumuz halde ancak dengeliyoruz birçok olayı. Bak, bütün İslam ülkelerinin garibanları, mazlumları hep bize geliyorlar. Küçük olsak nasıl yapacağız, küçük bir ülke olsak? Ancak yetiyor bak. Bütün Suriyeli sığınmacılar bize geldi. Irak’tan kaçan bize geliyor. Ne zaman? Daha önce de mesela Kürt katliamı olmuştu. Saddam zamanında hep bize kaçmış, gelmişlerdi. Hep biz koruyup kolladık. Ortadoğu’nun en vicdanlı en merhametli, en şefkatli, en koruyucu insanları olarak böyle bir tavır gösterdik. Bu gerçek. Birçok insan egoist davranıyor. “Bana ne. Ne yaparlarsa yapsınlar” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan da bu sabah Samsun’da yaptığı konuşmada teröristlere asla taviz vermeyeceklerini söyledi. Şu şekilde konuştu yine.;“Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Bir delikanlı bunu gece gündüz söylüyorsa ayıp değil mi? Daha hala diyorlar ki; “Yok cumhurbaşkanlığı seçiminde anlaştı. Vatanı satacak. Cumhurbaşkanlığını alacak.” Milletin ana sütü gibi ak oylarıyla kazanacak inşaAllah. Ne kadar ayıp. Bunu diyor bir insan, oturuyorsun sen daha hala bölmeden bahsediyorsun. Göğsünü gere gere söylüyor. “Tek vatan, tek millet, tek bayrak.” Açık açık söylüyor. Daha ne desin?

KARTAL GÖKTAN: Devamında da şöyle konuştu Hocam; “Şimdi bunun üzerine bazıları operasyon yapmak istiyor. Kusura bakmasınlar, onlar avucunu yalar.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Ama demokratik hak mı istiyor? “Vereyim” diyor zaten. “Kürtçe televizyon, o da tamam” diyor.  Başka “Üstünüzde baskı varsa.” Mesela bak, terör anarşi çıkarıyorlar, polisleri de tembihlemişler. “Sakın ellemeyin. Bağırsın çağırsınlar. Ne yaparlarsa yapsınlar.” Hiçbir şeylerine karışmıyorlar. Polis son derece anlayışlı, sevecen davranıyorlar. Baskı yok. Dağ taş hür. Bunu yapabilir başbakan. Daha ne yapsın?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Tayyip Bey’in bir fotoğrafı var. Dediğiniz gibi inşaAllah dedelerle evde bağdaş kurarak.

ADNAN OKTAR: Göster Tayyip Hocam’ı. İşte bu kadar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam geçen gün konuşmasında şöyle demişti Tayyip Bey; “Biz yerde oturuyoruz diye eve girerken ayakkabılarımızı çıkarıyoruz diye bizi sürekli aşağıladılar” diyor.

ADNAN OKTAR: Biz seni onun için seçiyoruz işte. Onun için seviyoruz. Yoksa yol yaptın, köprü yaptın falan diye değil. Başkası da yapar yol, köprü. Yetenek gerektiren bu. Böyle mazlum olmak, Anadolu insanı olmak. Bediüzzaman’ın sevgisini kalbinde yaşamak, Süleyman Hilmi Tunahan’ın çilesini ruhunda yaşamak, Necip Fazıl’ın ıstırabını içinde yaşamak. Yani Anadolu ruhunu yaşamak. Biz Anadolu insanıyız. Bizim ruhumuzdan bunu aldın mı sen bizi öldürürsün. O yönüyle millet bakıyor, mesela şu resme bakıyor, ona oy veriyor millet. Millet bu resme oy verir.

“Öcalan kendisini bir halk kahramanı olarak görüyor. Ve ABD de bunu kabullenmiş ama milletimiz böyle bir durumu asla kabul etmez.” Ferhat Demir.  “Bir kişi kendi kendini kahraman ilan etmez. Öcalan Kürdistan’ın dört parçasında halkın sahip çıktığı ulusal lider.” Dört parçası diyorsun. Öbür tarafta liderleri var. Değil mi? Sahip çıkabilirsen, alnına silahı dayarsan halk sahip çıkar. Alnından silahı çek bakalım sahip çıkıyor mu? Sen tam otomatik silahı adamın kafasına dayarsan, çoluğunu çocuğunun üstüne namluları çevirirsen; Abdullah Öcalan’ın ayağını da öper, alnını da öper, bayrağını da taşır. Hepsini yapar. Can kaygısı. Can azizdir. Ama gerçek anlamda beş vakit namazında bir Müslüman’a “Darwinist, materyalist, Marksist bir lideri destekliyor musun?” dediğinde, “ben destekliyorum” der mi? Bütün Kürtler dindardır. Asla kabul edecekleri bir şey değil. Namluyu suratından çek, gerçek cevabı o zaman göreceksin. Ama namluyu suratına çevirdiğin müddetçe tabii ki “lider” diyecek. Ne desin yani?

Mümin cahildir. Alim olan Allah’tır.  “İlmimi artır Ya Rabbi” diyorum. İlmimi arttır.

ENDER DABAN: Hocam bir ayette Allah şöyle buyuruyor. “…Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar…” (Bakara Suresi, 255)

ADNAN OKTAR: Tabii dilediği kadar.

““Tayyip Hocam sağlam delikanlıdır, son derece uyanıktır. Ne vatandan bir karış toprak verir, ne bölünmeye müsaade eder” sözünüze karşılık olarak” Af bekleyen memur af bekliyor.” Hocam ne içiyorsan aynısından isterim valla. Tabii iftardan sonra lütfen.” Ben halk insanını severim. Ben Anadolu insanını severim. Çok çok özür dilerim. Züppeden ben çok tiksinirim. Böyle entel, dantel görünümünde, sapık görünümlü, manyak gibi tiplerden hep çocukluğumdan beri tiksinmişimdir. Böyle pislik adamların olduğu bir ortamda ben sıkılırım ama yerde yemek yiyorsa, mazlum dedemse benim, başörtülü annemse ben onların yanında huzur duyarım. Rahat ederim. Bana itici geliyor adamlar yani.

“PKK’lı olmak ayrıdır, Kürt olmak ayrıdır. Biz Kürt kardeşlerimizle iftihar ediyoruz.” Ferhat diyor ki “PKK’lılar uzaydan mı geliyor?” Tamam Kürt de; içinde Ermeni de var. Türk de var. Arap da var. Mafya. Şimdi mesela ben desem ki “Türk olmak ayrıdır. Mafya olmak ayrıdır.” Şimdi sen “mafya uzaydan mı geliyor?” dersen mantığı ne bunun? Aynı mantık burada da var? Sen namluyu milletin suratına çevirirsen adam PKK’lı oluyor can kaygısıyla. Bu bir zafer değil ki. Abdullah Öcalan paketleme ortaya sürüldü aslında. Millet unutmuştu onu. Sonradan bir operasyonla paketleme ortaya sürüldü. O kızcağızı gelip vurdular Fransa’da. Bütün muhaliflere gözdağı verdiler. Rusya’da da bir adam vardı. Gelip onu da vurdular peş peşe. Ona bir kıyak yaptılar kendi kafalarınca. Sonunda paketleme ortaya çıkardılar. Abdullah Öcalan ihtiyar, kendi halinde, çökmüş, unutulmuş bir adamdı. Kakalama milletin önüne çıkardılar. PKK da unuttu onu. Öyle bir şey yok. Yani bayat helva gibi milletin önüne sürdüler. Kürt kardeşlerimizin önüne sürdüler, namluları da kafalarına dayayarak. Yani onun desteklenmesi için her türlü imkan sağlandı, her türlü imkan. İte kaka ancak bu kadar elde edebildiler. Kürt halkı dindardır. Asla kabul etmez böyle bir şeyi. Ama can aziz, ne yapsınlar? Bazısı için diyorum. Dayanamıyor. Kabul ettiğinden değil.

“MaşaAllah sizleri keyifle izliyorum.” Emre Onur. “Bu saçma sapan bazı cinayet programları var televizyonlarda. Onları seyretmek istemiyorum. Onun yerine sizleri izliyorum”  diyor.

“Gerçek milliyetçi tüm milleti kucaklar. Sadece ben varım. Başkası yok diye düşünmez.” Kılıç Ahmet. “Taktın sen milliyetçilere, nereye varacaksın merak ediyorum?” Sen diyorsun ki “ben Türk’ten başkasını adam yerine koymam. Ülkücü’den başkası adam değildir. İnsan değildir.” Bu manyakça bir ifade yani. Bütün milleti yok ediyorsun sen. Ona karşılık ben de seni eleştiriyorum. Bizim milletimiz bir bütündür. Eğer milliyetçiysen yani milletini seviyorsan hepsini seversin. Arap’ıyla, Çerkez’iyle, Kürt’üyle, dinsiziyle, ateistiyle, masonuyla hepsini toptan seversin. Milliyetçilik budur benim anladığım.

Faysal Durmaz, “Gece yoktu sohbet. Çok bekledik ama” diyor. Canım var yayınlar. Bir tek canlı yayın olmuyor. Yoksa bayağı güzel programlar oluyor.

Riya Saygı, “Bölünmek istemeyeni Allah’ın izniyle kimse bölemez Hocam, dua edelim” diyor. Aferin güzel söylemiş. Sen kalben Allah’tan istemiyorsan Allah onu vermez. Ama sen telkinle “bölünecek bölünecek” diyorlar. Onlar da inanıyor. “Bölünsün gitsin” diyor. O zaman Allah belanı verir Allah esirgesin.

Masaüstü Görünümü