Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (7 Temmuz 2014; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’ın güzel sohbetiyle yayınımıza başlıyoruz. Ayrıca yayınımıza güzel misafirimiz Ukrayna’dan Nasya ile beraberiz.

ADNAN OKTAR: Nasya efsane, güzeller güzeli Ukrayna’nın en güzel kızı.  O bizim kraliçemiz maşaAllah.

Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Erdoğan bugünkü konuşmasında, cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra da milli birliğin korunacağı konusuna yeniden vurgu yaptı ve şunları söyledi: “Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tel devlet anlayışındaki kararlılığımız devam edecektir.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Hedefimiz 77 milyonun kardeşliğidir. Şunu özellikle ifade etmem lazım; bayrağımızın onurunu asla çiğnetmeyiz, milli birliğimizden asla taviz vermeyiz.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Yok vatanı satacakmış, yok vatanı bölecekmiş bilmem ne. Bak şamar gibi cevap, inşaAllah. Böyle hallenen tiplere sürekli bu sözlerini hatırlatalım Tayyip Hocam’ın. Bin kere söylüyor, adamlar anlamıyor. Durup durup yine bölünmeden bahsediyor. Başbakan söylüyor daha nasıl olsun? Güzel iyi olmuş. Başka ne var?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Meclis Plan Bütçe Komisyonu’ndaki torba yasaya AK Parti tarafından eklenen maddeyle Risale-i Nur eserlerinin basımı Bakanlar Kurulu’nun tekeline girdi, alındı. Bu Nurculuk tarihinde görülmemiş bir olay olduğu için Yeni Asya Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz; “Bu Nurculuk’u bitirme planıdır ve AK Parti’nin intiharıdır” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Şu an basılamıyor mu Risale-i Nur?

AYLİN KOCAMAN: Basılıyor, Bakanlar Kurulu karar veriyor. Kazım Güleçyüz de, “İleride başka bir hükümet gelirse, zorluk çıkarırsa aleyhimize olur” diye söylüyor.

ADNAN OKTAR: Yok canım o çok mantıksız. Olur mu? Adam yurt dışında, basar getirirler Türkiye’ye. Tabii ona kimse engel olamaz ki. Ama buna gerek var mıydı? Ben tam anlamadım. Biraz zorla mı bir şey oldu bence bu? Yani kuşku meydana getirecek bir şey oldu. Faydası görülsün bunun bir an önce eğer faydalı bir şeyse. Piyasada Risale-i Nur bulunuyor mu? Almak isteyenler alabiliyorlar mı? Biliyor musunuz öyle bir şey?

ALTUĞ BERKER: Şu anda yeni bandrol henüz vermiyorlar ama önceden bandrol alınmış olnalar satılıyor.

ADNAN OKTAR: Yani şu an mebzul miktarda piyasada var Risale-i Nur?

ALTUĞ BERKER: Var ama yeni şu an basılıp satılamıyor. Eskiler satılabiliyor.

ADNAN OKTAR: Ama tükendiğinde eğer piyasada Risale-i Nur bulunamazsa, bu hükümetin aleyhine olur. Çok vahim bir şey olur. Eğer halk bulamazsa, Risale-i Nur’a ulaşamıyorlarsa bu vahim olur. Ama rahat rahat şu an ulaşıyorlarsa sorun yok. Bu konuyu kapsamlı araştırın. Nedir bu? Biraz acayip bir görünüm var.

Kazım Güleçyüz, görüştünüz mü siz onunla?

ALTUĞ BERKER: Orada yayın koordinatörü Abdullah Eraçıkbaş var tanıdığımız kardeşimiz, onunla görüşmüştük.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

ALTUĞ BERKER: Devletin bu işi halledeceğini söylemiş ağabeyler kısaca.

ADNAN OKTAR: Devletin bu işi halledeceğini. Nasıl hallediyor?

ALTUĞ BERKER: Herhalde bu şekilde Bakanlar Kurulu’nun yetkisini alarak. Şu an bu anlaşılıyor.

ADNAN OKTAR: Yani kitaplar rahat basılacak.

ALTUĞ BERKER: Basılacak.

ADNAN OKTAR: Tamam o zaman sorun yok. Piyasada Risale-i Nur bulunamazsa o zaman çok çok anormal bir imaj verir. Çok vahim olur anlamı. Ama şu an öyle bir kriz yoksa bir rahatsızlık yoksa mesele yok.

Evet devam edelim.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yeni çözüm paketi hükümet milletvekilleri tarafından şu şekilde açıklanıyor: “Geri çekilme yeniden başlayacak. Sonrasında eve dönüş için yeni bir yasal çalışma yapılacak. İlk olarak suça karışmamış örgüt üyeleri için yasal düzenleme yapılacak. Eğer süreç kesintiye uğramazsa üç yıl içinde dağdaki kampların ve Kandil’in boşaltılması bekleniyor.”

ADNAN OKTAR: Espri olarak alıyoruz bunu. Kandil’i adam niye boşaltsın? Ama sen dersen ki, Allah muhafaza, ‘gelin jandarmalık yapın burada’ o zaman olur. Adam şu ana kadarki mevzisini bundan elde etti. Öyle bir şeyden vazgeçmesi diye bir konu olmaz. Hayır, daha önce de dedim, “kardeşim, bunlar dağdan inmez” dedim. Ne dedi hükümet? Açıklama yaptı; “dağdan inecekler, silahı da bırakacaklar” dedi. Otuz kere söyledim, ben dedim ki, “silahını bırakmaz, dağdan ancak yaşlı olanlar, hasta olanlar giderler, yerlerine yeni kadrolar gelir” dedim. Aynı dediğim gibi oldu. Asla silah bırakmaz. Öyle bir şey olmaz. Adamlar devlet kurmak istiyorlar. Ne alaka? Ama Tayyip Hocam bir siyasi teknikle anarşiyi terörü engelliyor, sadece olay o. Yani bir ustalık gösteriyor. Yoksa inme falan öyle bir şey olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Risale-i Nur’ları zaten devlet basacakmış, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Devlet satacak.

BÜLENT SEZGİN: Allahualem evet.

ADNAN OKTAR: Karı da devlete kalacak. Olur, daha güzel. O zaman süper olur devlet basarsa. Bayağı anlı şanlı olur. Devletin basması ne demek Risale-i Nur’u? Şok olay, mükemmel olay olur. Çünkü Bediüzzaman’ın en büyük rüyalarından birisiydi o, devlet eliyle Risale-i Nur’un basılması. Tayyip Hocam bunu yaparsa, durduramazlar.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, bir duyuru yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Duyuru yapmak istiyorsun. Eline bir megafon al. Evet söyle.

KARTAL GÖKTAN: Bugün saat 21’de Artı Eksi Dünya Programı’nda Aylin ve Didem arkadaşlarımız, sizin bugüne kadar detaylarıyla açıkladığınız son otuz yılda meydana gelen tüm siyasi gelişmelerle ilgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in gizlenen mucizelerini anlatacaklar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Gizlenen mucizeler. Tamam.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şamil Tayyar, “MHP, BBP ve SP tabanının yarıya yakınında Tayyip Erdoğan sempatisi olduğunu, seçimde bu kesimin oyunu Ekmeleddin İhsanoğlu yerine Erdoğan’a verebileceğini savundu. Ayrıca Ekmeleddin İhsanoğlu için başlangıçta otuz miting düşünüyorlardı. Ancak baktılar Tayyip Bey’in karşısında miting yapabilecek gücü yok ayrıca konuştukça çam deviriyor. Bu sefer onu saklama yoluna gittiler. Utanmasalar seçim gününe kadar bir odanın içinde tutacaklar” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Üslup şahane. Ekmeleddin Hoca’ya ben formülü söyledim, beni dinlemesi lazımdı. Bak, yol yakınken bu yanlış yoldan dönsün. Tayyip Hocam ne yapıyorsa onun iki mislini yapsın. Aynısını yaparsa yine kurtulmaz, iki mislini yapacak. Mesela, o on ayet söylüyorsa, o yirmi ayet söylesin. O beş dakika dua ediyorsa, o on dakika dua etsin. Monşerliğin de bir zararı yok. Monşerlikten bir şey çıkmaz. Ondan bir mahsur oluşmaz. Ama hakikaten çözüm bu, onun dışında olmaz. Demedi demesin. Bunu yaparsa kurtulacak.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan Erdoğan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun “Filistin davasında tarafsız kalmalıyız” şeklindeki sözünü şöyle eleştirdi: “Bugün güçlü bir ülke olarak dost ve kardeşlerimize asla sırtımızı dönemeyiz. Tarih boyunca bize gösterilen ahde vefaya bigane kalamayız. Filistin’in davası bizim davamızdır. Çıkmış söylediği lafa bak; ‘Filistin davasında tarafsız kalmalıyız’ diyor. Bu ne büyük gaflettir. Bîtaraf olan bertaraf olur bunu böyle bilin. Hak vardır, batıl vardır. Ya hakkın yanında olacaksın, ya batılın yanında olacaksın. Biz tarafsız olacağız diyemezsin” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel bir konuşma. Evet, daima iyilerin, mazlumların yanında olmak lazım. Filistin’in mazlumlarının yanında olacağız ama Filistin’in zaliminin yanında olmayız. İsrail’in mazlumunun yanında oluruz ama zaliminin yanında olmayız. Kim olursa olsun Hristiyan’sa da, Musevi’yse de, Müslüman’sa da kim mazlumsa biz ondan yana oluruz. Müslüman’sa ve zalimse ondan yana olmayız. Mısır’da da zalimler var, Irak’ta da var, Suriye’de de var, Filistin’de de var, İsrail’de de var, zulüm ehli, ehli zulümat var. Biz iyi olanların yanayız, dürüst olan, sevgi duyanların yanındayız, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, MHP Milletvekili Sinan Oğan, çözümün yasalaştırılmasıyla ilgili paket hakkında şunları söyledi: “Biz bu yasanın ülke için hayırlı olmadığını düşünüyoruz. PKK bugüne kadar hiçbir sözünde durmadı. Bırakınız dağdan inmeyi dağa çıkışları birkaç kat artırdı. Paketin dördüncü maddesi çok tehlikeli. PKK’lılara suç işleme özgürlüğü getiriyor ve PKK’lılara resmi statü sağlanıyor. Ülkenin mevcut yasalarla suç saydığı hangi fiiller varsa bu kanunla birlikte suç olmaktan çıkıyor.”

ADNAN OKTAR: O hangi maddesi onun biliyor muyuz biz onu? Onu inceleyin araştırın. Şimdi bir anda olmaz da, bana bir rapor gibi sunarsanız bakarız, inşaAllah.

Birileri bir şeyler söylesin.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Sinan Oğan’ın konuşmasının devamı vardı. Uygun görürseniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Sinan baba çok yiğit delikanlı, çok aklı başında delikanlı. O diyorsa vardır bir bildiği. Hakikaten bir incelemek lazım. Bu adamların, PKK’nın pek şakası yok bayağı kalleş ve tehlikeli insanlar. Hakikaten bir fırsatçı ruhla aradan bir şey yapmaya kalkabilirler. O konuda titiz olmak lazım. Haklı.

O dördüncü madde Tayyip Hocam’a veyahut bakanlara yahut ilgili devlet görevlilerine bu faaliyetlerinde zarar gelmemesi için düzenlenmiş bir madde. Bence biraz makul o. Bu faaliyetlerden dolayı rahatça tutuklanabilirler. Başbakan da, bakanlar da, milletvekilleri de tutuklanabilir. Memurlar da tutuklanabilirler, MİT müsteşarı tutuklanabilir. “Niye görüştün” der “PKK’yla? Vatan hainleriyle ne bağlantın olabilir?” der. Tutuklar. Kanun şu an müsait buna. Onun için böyle çözücü bir, bloklayıcı bir kanun çıkması bence makul. Öbür türlü hükümet de, Başbakan da kendini güvencede görmez. MİT’in de eli kolu bağlanır. Onda bir şey yok ama yine bizim göremediğimiz bir şey varsa duymak isteriz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Sinan Oğan bunun üzerine şöyle demiş; “Şimdiden söylüyorum kimse bu yasaya güvenerek suç işlemesin. 28 Şubat’ın kudretli generalleri zamanında neydi? Şimdi hesap veriyorlar. MHP iktidara geldiği gün bu yasaya güvenerek suç işleyen herkes mahkeme karşısına çıkarılacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Eğer suç işleniyorsa tabii, suçu örtbas eden bir kanun olmaz. Mesela adam, adam öldürüyor ama kanunda diyor ki “adam öldürmek suç değildir, dolayısıyla cezalandırılamaz” bunu kimse dinlemez tabii.  O suç uygulanır. Evrensel hukuk vardır, onu çiğneyen bir üslup olmaz. “Bu suç değil” deyince suç olmaktan çıkar diye de bir konu yok. Ama hakikaten PKK’yı ikna ediyorsa hükümet, bir şeyler konuşuyorsa, muhatap oluyorsa hükümetin üyeleri yahut MİT müsteşarlığı, bu da suçsa o zaman hiç görüşemez zaten. Görüşebilmesi için kanunun düzenlenmesi gerekiyor. Bence bu makul inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam öldürülen İsrailli genç Naftali’nin amcası, öldürülen Filistinli çocuğun babasını arayıp baş sağlığı diledi. Ve şöyle bir açıklama yaptı; “Muhammet’i öldürenle bizim çocuklarımız öldüren arasında hiç bir fark yok. Her ikisi de katil ve her iki olayında kanunlar çerçevesinde halledilmesi gerekir” dedi. Ayrıca İsrail Savunma Bakanı Moşeyalon 17 yaşındaki Filistinli Muhammet Hüseyin Ebu Hudayr’ı öldürenlere, terörist olarak muamele edilmesi gerektiğine dair bir açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: “İsrail’de adalet yok” diyenler bu maddeleri, bu durumu, bu açıklamaları dikkatlice düşünmeleri lazım. Çok titiz bir uygulama olduğu burada görülüyor. Ama git Mısır’a, bunu Mısır’da bulamazsın. Git Irak’a, Suriye’de bunu bulamazsın. Ama İsrail’de hakikaten hukuk her hâlükârda işliyor. Mükemmel olmasa da işlediği görülüyor. Eğer yanlış görüyorsam doğrusunu bana söylesinler.

AYLİN KOCAMAN: Netanyahu’nun da bu yönde bir açıklaması var. Tam hatırlamıyorum Hocam ama olmaması gerektiği ve mutlaka katillerin peşine düşeceklerine dair.

ADNAN OKTAR: Evet. Biz bundan memnun olduk havasında değiller. Kınıyorlar, çirkin buluyorlar, hukukla, kanunla olayın peşine gidiyorlar. Örtbas etmiyorlar yani. Anlamazlıktan da gelmiyorlar. Kim hangi suçu işlerse onun yakasına yapışıyorlar benim gördüğüm. Eğriye eğri, doğruya doğru, işin doğrusu bu. İslam ülkelerinin hiç birinde olmayan yani Ortadoğu’daki İslam ülkelerinin hiç birinde olmayan bir hukuk düzeni İsrail’de işliyor. Ama benim göremediğim yönleri varsa bana söylerlerse memnun olurum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Netanyahu ailesini arayıp özür dilemişti. Suçluları da yakaladılar zaten.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var. Bugün bir kardeşimiz Adapazarı Merkez’de A9 broşürü dağıtmış. Kardeşlerimiz 6 Temmuz’da Beykoz’da 1000 A9 broşürü, çok sayıda kitap ve dergi dağıtımı yapmışlar. Trabzon’da kardeşlerimiz iftar sonrası toplanıp sohbet etmişler. Pazar günü Balıkesir’in ilçesi Edremit Akçay’da halka çok sayıda kitabınızı hediye etmiş kardeşlerimiz. Cumartesi günü Ankara’da Dikmen’de 900 adet A9 ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar. Dün kardeşlerimiz Yeni Sahra’da 43 adet kitap ve 1500 adet A9 broşürü dağıtmış. Cuma günü kardeşlerimiz Alsancak esnafı ve halkına 300 adet dergi dağıtmışlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Resimleri baştan bir daha göreyim. Şu ufaklığı bir kere bana yaklaştır. O şeker o, bal o maşaAllah aferin benim bir taneme. Aferin Allah ömrünü uzun etsin. Devam edelim. Yine yanaştır. Aferin benim aslanıma aferin benim canıma. Velilerini de göstererek onları ayırma maşaAllah. Hepsi çok nurlu, bak kardeşimiz mütesettire tesettürle gelmiş. Niye? “Arkadaş” diyor “ben dışarda insanların gözlerinden rahatsız oluyorum. Bana laf atan olabilir. Başka türlü bakan olabilir Kuran’ın hükmüne göre çarşaf niyetine Ahzab Suresi’nin hükmüne göre kendimi örtüyorum” diyor. Bu ibadet olur. Ayeti uygulamış oluyor. Ama Nur Suresi’ne göre yapıyorum dediğinde Allah adına yalan söylemiş olur. Çünkü öyle bir şey demiyor Allah orada. Ama Ahzab Suresi’ne göre diyorsa doğru. “Benim yorumum, içtihadım bu” diyorsa tamamdır. “Ben böyle rahat ediyorum” diyorsa tamamdır. Ama bir başka kardeşimiz de başını açar, “ben kendimi güvende hissediyorum, öyle bir sorun hissetmiyorum böyle yaşayacağım” der o da olur. Çünkü Allah hanımların içtihadına bırakmış. Onların kendi kararına bırakmış. Kendi kanaatine, kanaati neyse o. Evet göreyim. MaşaAllah bak ne güzel ev sohbeti, evin içi de kuzular dolu maşaAllah. Evin süsü bunlar, balı şekeri, çok güzel. Bak o kardeşimiz de şortla geziyor. Sahil kenti muhtemelen yahut işte sıcak bir yer. “Ben böyle rahat ediyorum kimseden de rahatsızlık görmüyorum” diyor yakışmış da. Aslan gibi delikanlı kız. Helaldir böyle de güzelce giyinir, bu Müslüman nur gibi insan. Hiç kimsenin ters konuşacağı, yanlış yorumlayacak durumu olamaz. Evet.

KARTAK GÖKTAN: Hocam yabancı basın makalelerinizi de okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da yayınlanan Arapça haftalık gazete Arab Voice’da batıda yaşayan Müslümanlar’ın Kuran ahlakını Müslüman’ın barış ve sevgi yanlısı olduğunu en güzel şekilde gösterme sorumluluğu olduğu hakkındaki makaleniz yayınlandı. Amerika’da yayınlanan El Mizan isimli Arapça gazetede “Yeni Bir Medeniyetin İnşası” başlıklı makaleniz yayınlandı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde çıkan GulhThe Today isimli gazetede “Allah’tan Bir Nimet: Su” başlıklı imani yazınız yayınlandı. Bu yazınızda suyun hem dünyadaki canlılığın devamı, hem de insan bedeni için öneminden bahsediyordunuz. Son olarak 22 Arap ülkesinde birden basılan haftalık politik dergi Sayed’de “Türkiye’nin 2014 Yerel Seçimleri Bize Ne Anlatıyor?” başlıklı makaleniz yayınlandı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu makale başka yerlerde yayınlanıyor mu aynı anda?

KARTAL GÖKTAN: 22 Arap ülkesinde birden basılıyor Hocam bu dergi Sayed.

ADNAN OKTAR: 22 Arap ülkesine birden. Allah etkisini artırsın, tesirini artırsın.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Sayın Abdullah Gül; “Ortaokuldan bu yana millet, devlet konularıyla ilgilendim. Merak ettiğiniz bugünkü durum için şunu söyleyebilirim; bundan sonraki görevlerim için millet ne derse o olur. Millete hizmete devam edeceğim” diyerek siyasete devam edeceğinin sinyalini verdi.

ADNAN OKTAR: Olur, güzel olur. Sayın Abdullah Gül bayağı sevilen bir insan. Her türlü görevde sever insanlar onu. Bayağı güzel olur. Ama Hoca Efendi sözüme çok dikkat etsin, Ekmeleddin Hoca. Allah’ı çok ansın, çok ayet, hadis, güzel Kuran’dan anladığı mevzeleri de anlatabilir. Böyle çok etkili olur, çok sever millet.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Sayın Devlet Bahçeli katıldığı iftarda çocuklara özel zaman ayırmış. Onları sevmiş, tüm ailelerin fotoğraf çektirme taleplerini kabul etmiş. Hatta küçük bir çocuğa bozkurt işaretinin nasıl yapılacağını öğretmiş. Fotoğrafları vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göreyim maşaAllah. Bahçeli çok efendi insan, o da çok Anadolu insanıdır. Tayyip Hocam’ın o yönü onda da vardır. Anadolu insanı olma yönü. Başbuğ da çok yoğundu. Onun meşhur yemeği; kuru fasulye, pilavdı. Mecliste meşhur etmişti. Bülent, Başbakan da herkes böyle o yemekten mesrur olmuşlardı. Hatta diğer bakanlar da öyle pilav, kuru fasulye. Sonra benim de hoşuma gitmişti kendim de evde yemek yaptırmıştım kuru fasulye, pilav. Buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: “Cem evleri ibadethane midir?” Sorusuna Sayın Mehmet Görmez Hocamız şöyle cevap verdi; “Biz tanımlayıcı değil, anlayıcıyız. Cem evi, Cem evidir. Ben bir akademisyen olarak Cem evini bir Mevlevihane gibi Bektaşi dergahları gibi birer niyaz evi, içinde Allah’ın zikredildiği, anıldığı mekanlar olarak biliyorum. Cem evlerini caminin karşısında, camiye alternatif farklı bir dinin mabedi gibi görmek mümkün değildir.

ADNAN OKTAR: Cem evi, Bektaşi dergahı, dergah mıdır? diyor. Ne fark eder? İşte dergah, Mevlevi dergahı yani Allah’ın anıldığı bir yer, evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam AK Partili beş milletvekili İra modelini inceledi ve rapor haline getirdi. Rapora göre; raporu hazırlayan milletvekilleri şu açıklamalara yer verdiler: “Dünyanın her yerinde terör konusu benzerdir. Sürecin en zor kısmı silahların bırakılması ve imha edilmesi. Silah bırakılmadıkça müzakere olmaz. Taraflar arasında arabulucular olmalı. Özellikle din adamları. Ateşkes yapıldıktan sonra antlaşma yıllar alabiliyor. Örneğin İrlanda ve İngiltere hala birbirlerine güvenmiyorlar.

ADNAN OKTAR: Şimdi İrlanda’yı falan bıraksınlar burası Türkiye. Ve burada azılı komünist gözü dönmüş bir örgüt var. Çok hırslı, enaniyetli ve kinli. İrlanda’dakiler entel dantel takımı. Onların komünistliğinden ne olacak yani? Onların havası bambaşka. Buradakiler ayrı, bunlar cellat. Bunlar psikopat. Bunların şakası yok. Bunlar anlaşma manlaşma öyle bir şey dinlemez. “Arkadaş” diyor “sen burayı bana veriyor musun vermiyor musun” diyor özetle. “Kibarca sana soruyorum” diyor. “Vermiyorsan ben söke söke alacağım” diyor. Konu bu. İrlanda mirlanda rapor falan. O İrlanda raporunu getirse adamlar takmaz. Kale dahi almazlar. Yani konuyu iyi kavramları lazım. Bak burası Ortadoğu ve Güneydoğu’da gözü dönmüş azılı katiller var ve bir mafya yapılanması var ve cahil adamlar bunlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam çözüm süreci açısından İran ile İngiltere’nin barışmasını örnek alıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: İngiltere bilmem ne. Nereden bahsediyorsun sen? İngiltere dünyanın en büyük askeri güçlerinden bir tanesi. İrlanda’da  herifler hep entel dantel, öyle bizim bildiğimiz anlamda bir terörist değil onlar. Kabil-i hitap adamlar ama bunlar zır cahil ve gözü dönmüş mahluk. Ve “komünizmi dünyaya yayacağız” diyor adamlar. Bir kere Güneydoğu bölgesinde dev bir Kürdistan’ı garanti görüyorlar. Çünkü Amerika garanti olarak görüyor. İngiltere garanti olarak görüyor. Avrupa garanti olarak görüyor. Onlar da garanti olarak görüyorlar. Buradaki felaketi fark etmiş değiller. İrlanda’daki ayrılıkçı örgütü, İra’yı dünyanın hiçbir ülkesi desteklemiyor. Ama PKK’yı Avrupa destekliyor, Amerika destekliyor, Yunanistan, Rusya destekliyor. Bütün komünist blok destekliyor. Avrupa’nın tamamı destekliyor.  İrlanda’dan sen bize ne örnek veriyorsun adamı. Amerika; onlar için fark etmez ki, ayrılması birleşmesi falan. İngiltere kodu mu oturtan bir ülke yani. Adam uğraşmak istemez. Ayrılsa bile yine aynı ittifak içerisindeler. İrlanda’ya bir saldırı olsa İngiltere’ye sığınacak.

AYLİN KOCAMAN: İngiltere’nin ordusu koruyor zaten İrlanda’yı.

ADNAN OKTAR: Bitmiş zaten İngiltere’nin hükümranlığı altında. Dolayısıyla arada dağlar kadar fark var. Uzaktan yakından alakası yok. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Sayın Tayyip Erdoğan’ın çeşitli zamanlarda halkımızı ziyaret ettiği, işte evleri ziyaret ettiği resimler vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim Tayyip Hocam’ı.

BÜLENT SEZGİN: Halkla bütünleştiği.

ADNAN OKTAR: Bu olmuş, bu da çok güzel.

BÜLENT SEZGİN: Emine annemiz de orada, beraber.

ADNAN OKTAR: O da çok hanım, çok hanım maşaAllah. Tayyip Hocam oyların yarısı da Emine anneden dolayı alıyor ben ona söyleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Allah-u Alem Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii. oyların yarısı Emine anneden. Yarısı da kendinden inşaAllah.

Mesela kız çocuğunun oynaması ne güzel. Eğlensinler kardeşim, gülmeyecek eğlenmeyecek. Konuşmayacak, oturmayacak, sağa bakmayacak, sola bakmayacak. Öldürmek istiyorsun. Öldürmek istiyorsun da, onu dillendiremiyorsun. Konu bu. Bu nasıl bir kafadır?

Bu ahir zaman şahsıyla ile ilgili gizlenen söylenmeyen hadisi şerifler var. Alim ulemanın yüzde 99’u gizliyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizeleri ahir zamanda gizleniyor. Müminler duysunlar. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahir zamanda zuhur eden, gerçekleşen mucizeleri alimlerin yüzde 99’u tarafından titizlikle gizleniyor, söylenmiyor. Büyük bir fitne bu. Biz de bu gizlenen mucizeleri anlatacağız. Şimdi onlardan başlayalım sonra Risale-i Nur’dan devam ederiz inşaAllah.

Masaüstü Görünümü