Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (9 Temmuz 2014; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Hocamız’ın güzel sohbetiyle yayınımıza başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İsrail’in savaş uçakları ve deniz kuvvetleri Gazze’ye 60’dan fazla füze ve bomba kullandı. Gazze’ye 3 günde toplam 400 ton bomba atıldı. Kenar mahalleler ve sivil yerleşim yerleri de bombalanıyor. Bu operasyonlarda şu ana kadar Filistin tarafından 35 kişinin öldüğü, 300’ünün de yaralandığı açıklandı. Hamas da İsrail’e füze atıyor. Atılan füzeler nedeniyle Tel Aviv’de olağanüstü hal ilan edildi. Ancak Filistin’in elinde İsrail’in imkanlarının olmadığı, İsrail’in kendisini savunsa bile yine orantısız güçle cevap verdiği ve sivilleri öldürdüğü söyleniyor.

ADNAN OKTAR: bütün bunlara baştan gerek yok. Yani ne gerek? Olay çıkartmaya gerek yok. Barıştırıp, kardeşçe yaşamalarını sağlamak. Yani hiç boş yere hiçbir mantığı olmayan bir mücadele var şu an. Kuran’da Museviler denilen bir topluluk var. Müslüman denilen bir topluluk var. Bir arada kardeşçe normal yaşar. Yüz yıllarca da yaşamışlar. Bir sorun da çıkmamış. Yine beraber yaşayın. Onlar sinagoga gitsin. Siz camiye gidin. Orayı son derece güzelleştirin. Tarım, hayvancılık, sanayi her yönde geliştirin. Birlikte müzik dinleyin, eğlenin, ibadet edin. Şeytanın etkisiyle kan gövdeyi götürüyor şu an. Museviler’e Allah Moşiyah’ın önemini gösteriyor. Mesih’in önemini. Çünkü çok önemsiz görüyorlardı son zamanlarda. Adeta unutmuşlardı. Allah Moşiyah’ı hatırlatıyor onlara. Öbür Filistinli kardeşlerimize de Hz. Mehdi (a.s)’ı hatırlatıyor. İki tarafın arasını bulacak olan ahir zamanın malum şahsıdır.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, İsrail ve Filistin arasındaki savaş nedeniyle 2000 yılından bu yana Filistin’de 14.400 çocuk öldü, İsrail’de 20 çocuk öldü. Filistinli 10 yaşından küçük ve hapiste olan çocuk sayısı 8.000. Hapiste İsrailli çocuk hiç yok. Yaralanmış ve sakat kalmış Filistinli çocuk sayısı 50.000, İsrail’de 60. Filistin’e ait olup işgal edilen arazi 15.000, İsrail’de hiç yok.

ADNAN OKTAR: İşte bütün bu acıların, ıstırapların kökeni sevgisizlik ve kavga. Bunun yerine sevgiyi ve barışı koyduklarında uçsuz bucaksız peygamberlerin gezdiği topraklar, mübarek topraklar. Birlikte orada kamp kurun, birlikte ibadet edin. Birbirinize şefkat gösterin, sevgi gösterin. Onlar Tevrat’ı okusun, siz Kuran okuyun. Kavgaya ne gerek var? Bu mucize. Bunun körükleyicileri var özel. Yatıştırıcıları değil de, körükleyicilere tabii oluyorlar. Şeytanın etkisiyle. Sevgiyi değil de nefreti savunanlara tabii oluyorlar. Sevgiyi savunanlara tabii olacaklar eninde sonunda.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan yardımcısı Emrullah İşler de bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı. “Son günlerde Filistin’de, bölgede şiddetin arttığını görüyoruz. İsrail’in bu şekilde saldırılarda bulunması, orantısız güç kullanması bizim kabul edeceğimiz bir durum değil. Filistin meselesi Türkiye olarak bizim her zaman desteklediğimiz haklı bir dava olarak karşımızda duruyor. Bugün de yine Filistin meselesine tarafız, Filistin’in haklı mücadelesine her zaman destekleyeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Fakat yani burada kastedilen nedir? Filistin’in haklı mücadelesi denilen şey, İsrail’le Filistin’in barışıp kardeşlik içerisinde yaşamasıdır. Yoksa bölgeden İsrail’in yok edilmesi, haritadan silinmesi değil. Yani Filistin mücadelesi deyince yanlış anlaşılıyor. Filistin mücadelesinin ne olduğunun vurgulanması lazım. İsrail’le, Filistin’in iç içe kardeşçe yaşaması olayı. İkisi de devlet kurabilir. Ama sınıra gerek yok. Barış içinde kardeşçe yaşasınlar. Yani o mahallenin muhtarı ayrı olur, o mahallenin muhtarı ayrı olur. Ama mahalle arkadaşları birlikte eğlenirler. Birlikte ibadet ederler. Filistin meselesinin özü bu. Ama öbür türlü anladıkları nedir? İsrail’in haritadan silinmesi, hiçbir Musevi’nin bırakılmaması, “taşlar ağaçlar bize haber verecek, her gördüğümüz İsrailli’yi öldüreceğiz” mantığı. Bu zulüm, Kuran’a da aykırı, akla mantığa da aykırı. Durdurulması için, IŞİD’in durdurulması için, genel zulmün durdurulması için, İslam alemindeki bütün ıstırapların, acıların durdurulması için, Filistin’le İsrail’in çektikleri acıların durdurulması için, Tevrat’ta da müjdelenen, Kuran’da işaret edilen, hadislerde belirtilen ahir zamanın malum şahsına uyulmanın dışında bir yol yok. Yoksa her gün acı haberi artarak devam eder. Ve hiçbir önlem olmaz buna.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Sayın Erdoğan bugünkü Tokat mitinginde yine tek vatan vurgusu yaptı. “Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet. 780.000 km2 de tek vatan. 77 milyonda tek millet. Bayrağımızla ortada başka bayrak kabul etmiyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Tayyip Hocam’a bu konuda laf yok.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir duyuru yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Duyuru yapabilirsin evet, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bu akşam saat: 21:00’da Yaşam ve Sağlık programımızın konuğu Obezite Cerrahisi Uzmanı Sayın Doktor Fakı Akın.

Hocam, yabancı basında yayınlanan makaleleriniz var yeni. Daily Mail’de dün yayınlanan yazınızda PKK’ya karşı teslimiyetçi bir ruhun çok tehlikeli olacağını ve PKK’nın ideolojik alt yapısına karşı yapılacak bir fikri mücadelenin kesin çözüm olacağını anlatıyorsunuz. Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan The Gulf Today Gazetesi’nde “Tüm Şükür Allah’a Aittir” başlıklı imani yazınız yayınlandı. İspanya MBC Times’da “2014 Seçimleri bize neyi anlatıyor?” adındaki makaleniz yayınlandı. Bu yazınız ayrıca Amerika’daki News Rescue sitesinde de yayınlandı. İran’da yayınlanan Tehran Times’da çıkan “Müslümanlar’ın Birbirleriyle Savaşmadığı Bir Ramazan” başlıklı yazınızda, Müslüman dünyasındaki acılara bir an önce son verilebilmesi için Müslümanlar’ın acilen birlik olması gerektiğini anlatıyorsunuz. News Straits Times’da yayınlanan “Çok Sağlıklı Bir Ay Ramazan” isimli yazınızda orucun sadece manevi değil, fiziksel faydalarının da çok fazla olduğunu anlatıyorsunuz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Fikret veyhuta Bülent buyurun.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. Today’s Zaman Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmesi Bülent Keneş, Başbakan Erdoğan’a vefat eden annesi üzerinden kendince hakaret etti. Annesinin nasıl bir evladı olduğunu görmeden vefat etmesinin sevindirici olduğu anlamına gelen ama içinde çok ağır ifadeler olan bir yazı yazdı Hocam.

ADNAN OKTAR: Karşılıklı öfke artıyor. Bu çok tehlikeli. Buna birileri araya girsin. Araya girelim. Bu kavga şiddetlenecek gibi görünüyor. İyi bir şey değil bu. Müslüman bir Müslüman’a böyle davranmaz. Günah, ayıp, yazık yani. Bu nedir böyle? Gittikçe şiddeti artan bir mücadele başladı. Olmaz böyle. Haramdır Müslüman’ın Müslüman’la uğraşması. İkisi de tertemiz Müslüman.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, siz Başbakan’ın vefasının çok güçlü olduğunu ve sanatçılara da hep sahip çıkmasını hatırlatıyorsunuz. Nitekim Başbakan da geçmişte kendisi için şarkı yazan ünlü şarkıcı Murat Göğebakan kanser olduktan sonra onu evinde ziyaret etti. Murat Göğebakan da bu ziyaretten sonra çok memnun kaldı Hocam. Çok büyük sevinç yaşadı. Ayrıca bugün Tokat mitinginde de Murat Göğebakan’ın iyileşmesi için milletten dua etmelerini rica etti Başbakan.

ADNAN OKTAR: Anadolu çocuğu Tayyip Hocam. Milet olarak biz hakikatten çok bizar olduk. Böyle tepeden bakana, ben hep çocukluğumda rahatsız olurdum öyle tiplerden. Böyle kendi aralarında puro içer, viski içer. İçsin, viskisine bir şey dediğimiz yok. İçiyorsa zararlı bir şey ama kendisi bilir. Benim engelleyecek durumum yok. Ama fısır fısır konuşurlar böyle. Kimseyle göz göze gelmezler. Kimseyi kaile almazlar. Arabalarına binerler, yani sanki insanlar yok çevrede. Kimse yokmuş gibi hep tepeden bakar. Yazı yazdı mı ağzından nefret akar bir kısmının. Kin doludurlar. Bediüzzaman’a karşı akıl almaz bir nefret vardır bir kısmında. Bir kısmında namaz kılanlara karşı, Müslümanlar’a karşı müthiş bir nefret vardır. Bıktık usandık biz bu adamlardan, bu tiplerden. Yani içimizde bir şiddetli rahatsızlık duygusu var, bu kişilere karşı.

Rekor kırmışız, bu nedir? Neden olmuş olabilir?

OKTAR BABUNA: Hocam çok önemli konuları anlatıyorsunuz. Detaylarıyla inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Olabilir.

OKTAR BABUNA: Yani çok pratik ve hiç bilinmedik açıklamalar yani ilk defa maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Bak o bir mübarek zat var. Bektaşi liderlerinin en önemlisi. Değil mi? Kim konuştu onunla, görüştü?

OKTAR BABUNA: Size gelmişti misafir olarak.

ADNAN OKTAR: Hayır ayrı, yurtdışında görüştüğünüz. Burada yok o kardeşler. Dünya Bektaşi liderlerinin. Efendim?

GÖKALP BARLAN: Evet yardımcısı gelmişti Hocam.

ADNAN OKTAR: Liderinin yardımcısı evet. Buraya gelen değil, yurtdışında. O kişinin hem ismini, hem görevini bana şimdi getirin. Ama Bektaşiler’in ana liderlerinden birisi yani. “Adnan Hocamız’ın” diyor “söylediklerinin yarısını duydunuz” diyor. “Ama yarısını bilmiyorsunuz” diyor. Bak bu çok manidar bir ifade, inşaAllah. “Yarısını biliyorsunuz, ama yarısını bilmiyorsunuz” diyor. Erenler olduğu için, baba erenler olduğu için biliyor maşaAllah. Güzel bir şey bu. Güzel bir söz bu, anlamlı bir söz. Kalp ehli demek ki, mana ehli maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan bazı kardeşlerimiz dün Etlik’te 30 adet kitabınızı ve 15 adet belgesel CD’si dağıtmışlar. Şanlıurfa’da kardeşlerimiz sizin kitaplarınızdan 150 adet dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz 6 Temmuz Pazar günü kent meydanında sizin 70 adet kitabınız, 30 adet CD ve 500 adet A9 broşürünü sergileyip halka hediye etmişler. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz de 600 adet A9 broşürü dağıtmışlar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şu ufaklıklar bayram şekeri gibi dizilmişler. Onları ben bir görebiliyor muyum?

BÜLENT SEZGİN: Tabi Hocam sırasıyla bakalım.

ADNAN OKTAR: Önce şunlardan başlayalım. Yanaştır yüzlerini bir. Şu tatlılığa bak sen. Ama ya bu şekerlik bu mucize. Hayret şu tatlılık. Kartpostal gibi bayağı güzel. Keyifler de yerinde rengarenk de  giyinmişler. Kitaplar da ellerinde aferin benim canlarıma. Aferin benim aslanlarıma, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bir ufaklık daha vardı Hocam.

ADNAN OKTAR: Göreyim, pembe hep hakim renk. Saçlar çok şeker, keyfi de yerinde, maşaAllah.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Etyen Mahçupyan cemaat mensuplarının “insanlar AK Parti’nin çaldığını biliyor yine de çalışıyorlar diye onlara oy veriyorlar” görüşünde olduğunu ancak bu görüşün yanlış olduğunu ifade etti. “İnsanlar Başbakan’ın çaldığına kesinlikle inanmıyor, ona güveniyor ancak parti içinde rüşvet ve benzeri uygunsuz işlere bulaşanların olduğunun farkındalar” dedi. “Ayrıca burada ilginç bir durum daha var. Dindar kesim hizmet yaratmaya yönelik gayri resmi bir para akışının kötü bir şey olduğunu düşünmüyor. Hizmet ve hayır için bu tarz bir yöntemi meşru görüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet onu daha öncede söylemişti yani bunu aslında o kadar Başbakan dillendirmedi de halk kendi arasında bunu konuşarak anladı. Bildiler yani. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Etyen Mahçupyan yazısının devamında “halkın AK Parti’ye iyi hizmet ettiği için değil İslami bir bakış açısıyla bakarak oy verdiğini” söyledi. “Başbakan boşu boşuna davadan ve misyondan bahsetmiyor. Halk gelecek on yıl içinde güzel bir değişimin beklentisi içinde. Bunun AK Parti ile gerçekleşeceğini düşüyor. Ayrıca AK Parti iktidardan gittiğinde bugüne kadarki tüm kazanımların yok olacağı endişesini taşıyor. İşte halkın AK Parti’ye oy vermesinin sebebi bu” dedi.

ADNAN OKTAR: Hayret ya bu çocuk. Ermeni değil mi bu kardeşimiz? Yani en takva Müslüman’dan dahi daha akıllı ve daha vicdanlı. Eli yüzü nurlu çok temiz bir çocuk. Çok efendi bir çocuk. Ve delikanlı da yani “kim ne der?” derdine de düşmüyor. Zaman’da yazıyordu. Halen yazıyor mu? Ne ayıp. Zaman ne ayıp yapıyor? Yazsın kardeşim niye çıkarıyorsun? Yine yazıyor ama ayıbı size kaldı. Muhalif olan da yazsın. niye çıkarıyorsun? Sırf o nedenden gazetenizi alırlar, okurlar. Muhalif olanları niye çıkarıyorsun? Ne kadar küçük düşürücü bir şey bu. Muhalif olan ne güzel bir renk, şekil. Dürüst de. Diyorsa desin. Ne var yani?

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Kurucan geçen gün Zaman Gazetesi’nde Fetullah Hoca’nın hem kendisinin hem diğerlerinin yani hükümeti ima ederek “günahları için bağışlanma dilediğini hatta tek tek isim sayarak Rabbim hepsine cennet nasip etsin” diye dua ettiğini yazdı Hocam.

ADNAN OKTAR: Yazık günah tabii o mübarek adamcağız da ne yapacağını şaşırdı. Bir açmaz var. İllaki illaki Allah’ın dediği olacak işte. Hiçbir yerde dünyada denge kurulamıyor. Şaküllü adam gelecek, şakülle dünyayı dümdüz edecek. Letkiyle şekil verecek. Pergelle açıyı ölçecek ve dünyaya güzel bir nizam verecek. Masonik bir işaret vermiyorum. Letkiyi, pergeli, şakülü imana getiriyoruz inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Masonların da tanıdığı bir şahıs olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dünya Ehl-i Beyt Vakfı’nın iftarında Dünya Bektaşiler Genel Temsilcisi bak Dünya Bektaşiler genel temsilcisi yani bütün Bektaşiler’in başı olmuş oluyor. Genel Temsilcisi Sarı Saltuki Hüseyin Başar Baba maşaAllah. “Hocanız’ın söyledikleri kadar bir o kadar da söylemedikleri var” demiş. Göreyim görüntüsünü. Bektaşiler çok hikmetli, çok derin, çok sevgi dolu, çok mübarek insanlardır. Biliyorsunuz Osmanlı ordusu yeniçeriler tamamı Bektaşi tarikatına mensuptu. Osmanlı padişahlarının büyük bir bölümü Bektaşi’ydi. Bektaşi dergahına mensuptular. Osmanlı’nın resmi tarikatıydı Bektaşilik.

Evet dinliyorum Fikret ve Bülent.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Risale-i Nurlar’ın basımının devlete geçmesi konusundaki tartışmalar devam ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Ayşenur İslam bakanlar kurulu kararı ile eserin topluma ulaşması sağlanacak şekilde yayınlacağını belirtti. “Ve varisçilerden bazıları bir eserin yayınlanmasını istemediği zaman yayınlanamıyor. Bu durumu ortadan kaldırıyoruz bu şekilde” dedi.

ADNAN OKTAR: Biraz ellerini çabuk tutsunlar, bu yanlış anlaşılabilir. Çok çok yanlış anlaşılabilir ve suistimale açık bir konu. Tayyip Hocam Nurcular’ın muhibbidir. Çok sever ama burada muhaliflerin çok rahat kullanabileceği bir durum var. Hemen izale edip konuyu vuzuata kavuşturmaları gerekiyor.

Evet dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Türkiye Gazetesi yazarı Yıldıray Uğur Türkiye’deki belirli bir kesimin AK Parti Türk İslam sentezcisi 12 Eylül’ün ürünü kimseyi yargılayamazlar, numara yapıyor dediğini ama AK Parti döneminde Kenan Evren dahil herkesin yargılandığını, bunlar ilticacı, şeriatçı yakında İran olacağız dediklerini ama AK Parti döneminde İstanbul’un tarihinin en laik, en neşeli, en çok içki tüketilen, en çok eğlence mekanı açılan yeri haline geldiğini, “First Lady baş örtülü bu iş bitti. İki yıla herkes baş örtülü olur” dediklerini ancak First Lady’nin sosyetenin gözde mekanlarına gitmeye başladığını ve hayatın tamamen normal akışına devam ettiğini söyledi. Kendini entellektüel olarak gören bu sınıfın aslında bu tezvirle kendini tasfiye ettiğini iddia etti.

ADNAN OKTAR: Çok güzel yazmış. Güzel konuşmuş, dürüst bir üslup tebrik ediyorum. Konuyu da güzel özetlemiş. Dedikleri doğru hiç kimse de inkar edemez. Dürüst insanların açıkça kabul edeceği gibi açık.

“Hocam siz müzik çalmaya başlar başlamaz gündemi Oktar Ağabey beliriyor. Hakkını da veriyor” diyor maşaAllah. Ama Oktar bence figürler falan yeterli değil yani böyle ağlatacaksın.

Büyük Malatya “Atatürk’ün bile ülkeye sokmayın dediği masonları siz baş tacı ediyorsunuz. Tarih sizi affetmez. Adnan Hoca yanlışa sürükleniyor.” Atatürk mason localarını kapatmıştı doğru. O zaman çok kargaşa ortamı, cumhuriyetin daha yeni oturduğu bir ortam. Böyle müstakil bir güç tabii ki hükümeti tedirgin eder. Masonluk da o devirde uykuya geçti, uykuya geçti; kapatıldı derken böyle hani sonuçta masonluk o anlamda kapatılacak bir kurum değil. Uykuya geçer ama o devirde Atatürk tarikatları da kapattı. Bütün tarikatlar kapatıldı. Bektaşi dergahları kapatıldı. Nakşibendi, Kadiri tarikatları kapatıldı. Her yer kapatıldı.  Yani cumhuriyetin oturması için, muhalif bir hareketin olmaması için bu bir tedbirdi. “İla nihai böyle olsun” demedi Atatürk.  O anın ihtiyacıydı o. O devrin ihtiyacıydı. Vardır ya bazı vatandaşlar diyor “bin yıl böyle devam edecek.” O anlamda değil. Kısa süreli olan bir şey. Atatürk “yeniden Müslümanlar’ın başına bir lider seçilecek” diyor. “Yeniden İttihad-ı İslam olacak ama Kuran’a dayalı ve gerçek anlamda olacak” diyor. “Bağnazlık ve yobazlık olmayacak” diyor. Öyle olsa “bu sistem böyle gidecek” derdi. “Böyle gitmeyecek” diyor Atatürk. “Türkiye İslam aleminin lideri olacak” diyor. Bunu unutmamak lazım. Masonları baş tacı etmiyoruz, masonlar bizi baş tacı ediyorlar. 33 dereceden meşrik-i azamlık büyük bir üstatlık unvanı dünyada şu ana kadar kimseye verilmedi. Yani mason locasına gitmediği halde, masonlukla alakası olmadığı halde hiç kimseye böyle bir unvan verilmemiştir. George Bush’a bile en fazla 32 derece verildi. 33 derece verilmez. “Tarih sizi affetmez.” Biz tarihi affediyoruz. Tarihin yanlışlıklarını affediyoruz. Tarihin bizi affetmeye ihtiyacı yok. Bizim tarihi affetmeye ihtiyacımız var, tarihteki yanlışlıkları inşaAllah. Masonluğu Müslümanlık’ın emrine veriyor Allah. Tapınak şövalyelerini Allah Müslümanlar’ın emrine veriyor. İllümünati’yi Allah dünyaya hakimiyet anlamında Müslümanlar’ın emrine veriyor. Dolayısıyla bunda hayır var.

“Çocuklarımın yeni resmini Adnan Hocam’a gönderiyorum. Adnan Hoca’ya selamlarımı sevgilerimi iletirim.” 

Masaüstü Görünümü