Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (11 Temmuz 2014; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Hocamız’ın güzel sohbetiyle yayınımıza başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bugün 19 yıl önce Bosna Hersek’te yaşanan Srebrenitsa katliamının yıl dönümü. Bildiğiniz gibi Bosna’daki savaş sırasında Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa Sırp birlikleri tarafından işgal edilmişti. İşgal sırasında Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan Bosnalılar Sırplar’a teslim edildi. Ve bu kardeşlerimiz çeşitli depolarda ve tenha yerlerde toplu olarak şehit edildi. Allah’tan kendilerine tekrar rahmet diliyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ama teslim etmeleri inanılır gibi değil. Bunu nasıl yaptılar böyle bir şeyi? Nasıl açıklıyorlar onu?

GÖKALP BARLAN: Komutana sormuşlar Hocam. Hollandalı komutana Birleşmiş Milletler’deki, “Benim askerlerimin hepsi şehit. O yüzden korktular. Hiçbir şey yapmadılar.” Savaşmamışlar karşı tarafla. Öyle açıkladı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Korktukları için mi teslim etmişler?

GÖKALP BARLAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama bu çok acayip bir olay. Onları psikopat görmüşlerdir, evet. Halbuki cinayet. Hepsi adam öldürmüşler şu an. Hepsi katil yani. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Başbakan Erdoğan içlerinde İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay, Şafak Sezer, Sezen Aksu gibi sanatçıların bulunduğu binlerce kişilik bir toplantıda yeni vizyon belgesini açıkladı. Salonun en önünde Mehmet Ali Şahin’in yanında Recai Kutan Hocamız da oturuyordu. Gazeteler bu durumu” Saadet Partisi resmi olarak Sayın Erdoğan’ı desteklediğini göstermiş oldu” şeklinde yorumladı.

ADNAN OKTAR: Saadet Partisi Tayyip Hocam’ı mı destekliyormuş?

BÜLENT SEZGİN: “Öyle gözüktü” diyorlar Hocam “resmi olarak.”

ADNAN OKTAR: Ama onlar açıklar öyle bir şey olsa. Yani işaretle olur mu?

GÖKALP BARLAN: Salona girdiğinde Recai Kutan Beyefendi herkes alkışlamış, bayağı bir övgü gelmiş.

ADNAN OKTAR: Öven kim?

GÖKALP BARLAN: Halk, oraya katılan herkes teveccüh göstermiş.

ADNAN OKTAR: İşaretle olmaz. Açık açık söyleyecekler. Ben  mesela Tayyip Hocam’ı destekliyorum söylüyorum. İşaret ne demek yani? İşaret olmaz, açık açık söyleyecekler. Destekliyorum veya desteklemiyorum demeleri lazım.

BÜLENT SEZGİN: Hocam toplantıya katılan sanatçılara sosyal medyadan tepki geldi. AK Parti’yi destekledikleri ve davete icabet ettikleri için çok yoğun hakaret twitleri aldılar.

ADNAN OKTAR: Bir daha say sanatçıları.

BÜLENT SEZGİN: İçlerinde İbrahim Tatlıses var. Orhan Gencebay, Şafak Sezer, Sezen Aksu Hocam.

GÖKALP BARLAN:  Hande Yener de var Hocam. Alişan, Ece Erken.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a dedim. Sanatçılarla görün dedim. O da gereğini yapmış. Ayıp yapıyorlar. Yani sanatçı insan istediğini destekler. Ne yapması gerekir? İstiyorlar ki “biz sizi idare edelim” diyorlar. “Bizim gibi düşüneceksiniz. Bizim gibi hareket edeceksiniz.” O anda onu destekleyebilir. Başka bir gün başkasını destekler. Son anda vazgeçebilir. Hatta bir başkasını destekliyorken bir anda Tayyip Hocam’a dönebilir, onu destekler. Tayyip Hocam’ın iyi yönü Anadolu delikanlısı. Mazlum yani bizim anlaşabileceğimiz bir insan. Dilimizi anlayan bir insan. Vicdanımızı anlayan bir insan. Sertliği var işte bağırıyor çağırıyor falan ama o gerçek kişiliği değil. Alakası yok ben tanıyorum yani. Herkes tanıyor. Gençliğinden beri herkes tanıyor. Böyle bir karakteri yok. O kadar belediye başkanlığı yaptı hiç gördünüz mü sertlik, bağırma, çağırma değil mi? Ama canını yakarsan, kolunu koparmaya kalkarsan bağırır tabii. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Tayyip Bey’in sanatçılarla çekilmiş fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın göreyim. Zerrin Özer.

BÜLENT SEZGİN: Ece erkenle el sıkışırken Hocam.

ADNAN OKTAR: Ece Erken evet o hanım, sevimli bir kız. Tayyip Hocam Anadolu delikanlısıdır, çok acımasız bakıyorlar. Bu kadar şefkatsiz bakmaları doğru değil. Hemen nefret ruhuyla bakıyorlar bir şey oldu mu. Şefkatle bak, bir akılcı bak. En azından mutedil bak. Bu kadar nefret yazık, günah, ayıp. Ne yaptı da bu kadar nefret ediyorsunuz? Bu nasıl bir sevgisizlik? İnsan vicdan azabı çeker. Mesela diyelim Milliyetçi Hareket Partisi var başka partiler var. Hepsinin liderlerine karşı makul bir bakış açın var. Makul bir bakış açısı içersinde ol. Tamam muhalif ol ama nefret etme. Bu kadar kin, bu kadar nefret çok korkunç bir şey. Ne yaptı?

GÖKALP BARLAN: Seven sanatçıları da nefret duyuyorlar Hocam bu sefer.

ADNAN OKTAR: Çok ayıp yapıyorlar, bu nefret dolu çok çok çirkin. Makul, mutedil bakın. Nedir böyle? Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bugün Sayın Erdoğan’ın tanıtımında birliğin önemini vurgulayan bir konuşma da yaptı. “Bizim mayamız birliktir, biz birliğin peşindeyiz” dedi. “Biz inşanın peşindeyiz, taş üstüne taş koymuş herkesi kucaklıyoruz, kimseyi reddetmiyoruz. Bu ülkenin Müslüman olsun, farklı dinlere mensup olsun, her bir vatandaşı ,her etnik kimlikten, her farklılığa sahip vatandaşı bizimdir.

ADNAN OKTAR: Güzel, bu olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Sayın Erdoğan bugün iki yerde yaptığı konuşmada İsrail’i sert bir şekilde uyardı ve şunları söyledi:  “İsrail dört yüz ton bomba yağdırdı. Nerede insanlık? 2012’de yaptıkları gibi her yeri yerle yeksan ediyorlar. “Hamas roket atıyor” diyorlar, yalan. Roket attıysa kaç tane İsrailli öldü, onu açıklayın. Ölen yok. Ey İsrail Türkiye’yle normalleşme sürecini yakalamak istiyorsan, bu bombardımanı durdurman gerekir ve harekâtını iptal etmen gerekir. Aksi durumda Türkiye-İsrail arasında normalleşme süreci kesinlikle çalışmaz.”

ADNAN OKTAR: Filistin, İsrail’in dost ve kardeş olması için Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s)’ın dışında hiçbir yol yoktur. Moşiyah’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın vakti gelmiştir. Tabii ki bu temenniler, bu konuşmalar güzel ama şeytan devrede. Şeytanın gücünü kıracak güç Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s)’dedir. Allah o imkanı, o gücü ona vermiştir. Şeytanın gücünü kıracak olan Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s)’dır. Dolayısıyla bu bela akar gider böyle. Önü sonu gelmez. O ona roket atar, o ona roket atar. O onu öldürür, o onu öldürür. Allah vermesin. Suriye’de, İsrail’de öldürülen Müslümanlar’ın bin katı, iki bin katı var Suriye’de.  IŞİD tarafından şehit edilen Müslüman sayısı, İsrail’in öldürdüğü Müslüman sayısının binlerce katı. Her yerde bir ölüm var. Her yerde bir dehşet var. Bu ancak Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s) tarafından durdurulacak. Kanı durduracak olan odur. Peygamberimiz (s.a.v.) “Mehdi-yül dem” diyor “kan durduracak Mehdi (a.s).” Bak Birleşmiş Milletler’in binasına taşla yazmışlar; “o geldiği vakit” diyor “Hz. Mehdi (a.s.), Moşiyah, bütün silahları kaldıracak yeryüzünden” diyor yüz metrenin üzerinde kalınlığı, taşla yazmışlar. “Okumadım” yok.” Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s) geldiği vakit” diyor “bütün silahları kaldıracak, barış gelecek” diyor.

OKTAR BABUNA: Bütün bina onu okuyacak şekilde Hocam. Onu okuyor binanın camlarından

ADNAN OKTAR: Bütün bina değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet yüz kat onu okuyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir de “Ey Birleşmiş Milletler” diyor işte Moşiyah Hz. Mehdi (a.s)’ın görevi budur” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Selahattin Demirtaş Sayın Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin bölünmemesi için gerekirse elimize silah alırız sözlerine:  “Bence özensizce kullanılan bir cümle, “Kürtler bu ülkeyi bölmek istiyor. Bölmeye kalkarlarsa elimize silah alırız” anlamı içeriyor. Bu yanlıştır. Türkiye de bölünme korkusu ve bölünme tehlikesi yoktur” dedi.

ADNAN OKTAR: Olmaz olur mu? Olmaz olur mu? Adam bak açık açık söylüyor “federasyonlara ayıracağız” diyor. Değil mi? Ne anlama geldiği belli, milletin teyakkuzunu kırmaya kalkmasın. Bir de Sayın Kılıçdaroğlu çok uyanık bir Müslüman evladı ve gerçek bir Türk evladı, gerçek bir Türkiye vatandaşı çok aklı başında bir insan, çok yerinde ve güzel söylemiş. “Kürtler’e karşı” demiyor “PKK'ya karşı, PKK'ya karşı” diyor: “Silahı elimize alırız” diyor. “Asker oluruz” diyor. “Seferberlik olur, asker oluruz, gider şehit oluruz Allah yolunda” diyor. Onu anlatmak istiyor. Anlaşılmayacak bir şey yok. Efeliğine helal olsun Sayın Kılıçdaroğlu'nun, delikanlılığına helal olsun çok doğru söylemiş. Bütün Türk milleti olarak bir anda asker oluruz. Ferah, ferah kırk milyon asker çıkarırız, hanımlar da asker olur, anneler de asker olur. Kırk milyon en az asker çıkarırız çakı gibi. Güçleri yetiyorsa çıksınlar karşımıza ama Türkiye'yi bölmede Amerika yahut dış ülkeler kararlı olurlarsa, o zaman ne Amerika kalır, ne Avrupa kalır, ne bir yer kalır; hiçbir yer kalmaz. Kıyamet kopar, taş taş üstünde kalmaz, defalarca söyledim. Dünyanın tamamı çorak toprak olur, dümdüz olur, kıyamet kopar. Bunu unutacaklar. “Ya bir şey yok, bir şey yok.” Olmaz olur mu? Sayın Kılıçdaroğlu uyanık insan, bölünmeye doğru gittiğini görüyor Türkiye'nin. Bu tehlikeye karşı teyakkuzda duruyor. Uyanık bir hareket bu, böyle olması lazım.

 

OKTAR BABUNA: Daha yeni Bayık'ın açıklaması vardı Hocam: “PKK hiçbir şekilde vazgeçmez silah bırakmayacak” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii kardeşim, anlaşılmayacak bir yönü yok bunun. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan Erdoğan Yeşilay'ın iftarında yaptığı konuşmada nargile içenleri eleştirdi ve şunları söyledi: “Bir de ehli keyif var. Bu ehli keyif tutturmuş bir nargiledir gidiyor. Neymiş? Nargilenin zararı yokmuş. Zararı olmaz olur mu? Derinden derinden götürüyor. Bunların hepsi bağımlılık veriyor.
Bağımlılık asla hak ve özgürlük konusu değildir, olamaz. Biliyorum medya mensupları yarın yine bana buradan çakarlar ama ben milletimi seviyorum ve sağlıklı bir toplum için çalışmaya devam edeceğim. İnsanın kendi kendine zarar verme özgürlüğü olamaz'' dedi.

ADNAN OKTAR: Bu konuda kimse ona çakmaz. Bu doğru söz, bunu seksen milyon herkes destekler, bu doğru. Her yıl yüzbinlerce insan akciğer kanserinden ölüyor; tek sebebi de bu, sigara ve nargile. Çok tehlikeli bir şey ve birçok ölümün nedeni bu, akciğer kanserinin dışında da damarları tıkıyor, çöküyorlar, mahvoluyorlar, nesli bozan bir şey. Burada haklı, doğru herkes de destekler onu inşaAllah.

ERKAN SEYHAN:  Zaten devletin kamu spotu vardı Hocam inşaAllah nargileyle ilgili söyledikleri.

ADNAN OKTAR: Tabii kardeşim çok tehlikeli iş. Tömbekinin yıkandığı su var, kıpkırmızı oluyor yıkandığında, Allah muhafaza yanlışlıkla içen olsa ölür. Komaya girip ölüyor o suyu içen, tömbekinin yıkandığı su. O kadar tehlikeli bir şey. Zehir o kadar şiddetli ki yıkanıp zehrin dozu azaltılıyor. Ayrıca o suyun içinde kaynatarak da zehrin dozu azaltılıyor, buna rağmen yine şiddetli zehir oluyor. Nargiledeki suyu içse yine ölür insan, tömbeki yıkandığındaki suyu içse yine ölür. Bu kadar tehlikeli. Böyle vahim bir şey tavsiye edilir mi? Edilmez tabii. Başbakan; işte çakan olsun, kaçan olsun ne olursa olsun, hiç önemli değil. O yerden göğe kadar doğru söz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Mehmet Metiner hükümetin Öcalan ile antlaşma yaptığı iddialarına şöyle yanıt verdi: “İddia edildiği gibi bir bölgeyi altın tepsi içinde PKK’ya sunmak için çözüm sürecini başlatmış değiliz. Herkes bilsin ki PKK’yla bir bölgenin kaderi veya Kürt halkının geleceği müzakere edilmiyor. PKK’nın özerklik ve benzeri siyasi taleplerinin karşılanması gibi bir pazarlık süreci de söz konusu değildir. Müzakerenin eksenini iki şey oluşturuyor: “Eve dönüş ve siyasete dönüş”          ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Eve niye dönsünler? Metiner Hoca çok aklı başında bir adamdır. PKK eve niye dönsün? Ne var evde yani? Sedirde oturacak adam. Dağa onun için mi çıktı? Otuz yıldan beri dağlarda onun için mi geziyor adam? Kendini sakatlatıyor. Değil mi? Askerlerimizi vuruyor, şehit ediyor, kendi öldürülüyor, yaralanıyor yani insanlık dışı şartlar içerisinde yaşıyor yıllardan beri, otuz yıldan beri. Eve gitmeyi o bilmiyor mu? Allah Allah, hiç çıkmaz eve meraklı olan, dağa hiç çıkmaz. “Dağa çıkmışsın, gel seni eve indirelim. Evde çorbanı iç.” Adamlar çorbaya morbaya meraklı değil sedirde oturmaya da meraklı deği öyle bir konu yok. Komünizmi getirmeye kararlılığındalar. Eve dönüş diye bir şey olmaz, dönmez evine adam. Evine jandarma olarak dönmek istiyor, asker olarak dönmek istiyor. “Tamam döneyim de” diyor “resmi üniformamla döneyim” diyor, “PKK'nın üniformasıyla döneyim” diyor, “oranın güvenliği benden sorulsun” diyor. O anlamda döner tabii ki. Onun dışında öyle bir dönüş mönüş yok. Bütün PKK'lılar açık açık söylüyorlar ne olacağını, ne bittiğini.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan'ın cumhurbaşkanlığı kampanyasında seçim şarkısında birkaç satır okuyabilir miyim? “Kul olmadık hiç bir kula, Meyletmedik sağa sola, Baş koymuşuz aynı yola, Sevdan sevdamızdır, Güneş gibi doğdukça sen, Kalbimize değdikçe sen, Hakka boyun eğdikçe sen, Davan davamızdır.”

ADNAN OKTAR: Davası işte Anadolu halkının genel inancı, herkesin kafasında bir kızıl elma düşüncesi vardır. İttihad-ı İslam düşüncesi vardır. O yani Anadolu delikanlısı.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Gazze'ye düzenlenen saldırıların dördüncü gününde şehit sayısı 100'e ulaştı yaklaşık 670 yaralı var. İsrail uçakları sabah saatlerinde Refah'da iki evi bombaladı. Beşi aynı aileden 6 kişi öldü. Salıdan bu yana 110’dan fazla nokta vuruldu, 190 ev tamamen yıkıldı. Enkazlarda aramalar sürerken saldırılar devam ediyor. İsrail'de ise şu ana kadar iki yaralı olduğu bilgisi geldi. İsrail hükümeti 40.000 askeri göreve çağırdı ve karar harekatına hazır bekliyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir tane bile İsrail'e roket atılsa akıl almaz tedirgin ediyorlar. Tel Aviv’in ortasına düşüyor roket, Kudüs'ün ortasına düşüyor. Ne gerek var bunlara? Kardeş olun, dost olun. Değil mi? Peygamber soyu, ikiniz de peygamber soyundansınız. Biriniz Hz. İbrahim (a.s)'ın bir evladı, biriniz bir evladı Hz. Yakup (a.s)'ın evlatları. Hz. İsmail (a.s) da, Hz. Yakup (a.s)'ın evladı, İsrailoğulları da inşaAllah. Hz. Yakup (a.s)’un, İsrail'in evladıysa sen sevin. Onlarla kardeş ol, bağrına bas. Sende Hz. İsmail (a.s)'ın evladısın. İftihar et göğsünü gererek oralarda gez, oranın bereketinden istifade et. Orada mutlu, huzurlu olarak yaşa. Niye kendine ıstırap çektiriyorsun?

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var.  Ankara’dan kardeşlerimiz dün Demetevler metro çıkışında 25 adet kitabınızı, 15 adet belgesel CD’sini dağıtmışlar. Bugün Mersin’in Pozcu semtinde kardeşlerimiz çeşitli iş yerlerine 50 kitabınızı hediye etmişler. Gümüşhane’den bir kardeşimiz iftardan sonra ablasıyla birlikte halka ve esnafa 25 adet dergi dağıtmış. Sonrasında da pastanede oturup sohbet etmişler. Kardeşlerimiz Çapa,  Silivrikapı, Bağcılar ve Güngören’de olmak üzere toplam 4250 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Kayseri’den kardeşlerimiz aralarına yeni katılan iki bayan kardeşimizle birlikte 2000 adet A9 broşürü, 150 adet kitabınızı dağıtmışlar. Handan kardeşimiz kızı Büşra ve oğlu Ömer için sizden dua istemiş. Bugün Sıraselviler’de kardeşlerimiz 1500 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz 10 Haziran Perşembe günü ev sohbetinde ayet okuyup tefekkür etmişler, sizin anlatımlarınızla bilgilerini pekiştirmişler. Adapazarı’nda iki hanım kardeşlerimiz iftar yemeği düzenleyip gelen misafirlere sizin kitaplarınızdan 30 adet hediye etmişler. Ardından stant açıp sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz Nimetullah Hoca Efendi’nin iftar davetine katılmışlar. İftar davetinde Pakistanlı, Suriyeli, Bursa’daki çeşitli sivil toplum kuruluşları varmış. Nimetullah Hoca Efendi iftar öncesinde “dünyada akan kanın durmasını ve bir an önce İslam Birliği’nin kurulmasını Allah’ım senden istiyoruz” diye dua etmiş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Nimetullah Hoca çok şeker. Çok güzel huylu, çok sevecen, mütevazi maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Bütün kardeşlerimizi tebrik ediyorum, çok güzel. Ramazan’ı da vesile ederek çok güzel toplantılar, muhabbetler, sohbetler oluyor. Bunlarda çok büyük bereket, güzellik var. Çok fazla sevap kazanıyorlar. Allah nurlandırsın. Allah ışıklandırsın, kalplerine ferahlık versin. Ahir zamanın malum şahsına talebe etsin. Ahir zamanda gelecek malum Peygamber’e, Kuran’da ineceği bildirilen  malum Peygamber’e de talebe etsin bizleri. Onu da söyleyemiyoruz.

Güzel, devam et.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Sayın Erdoğan konuşmasında Filistin konusunda da şunları söyledi; “Diyorlar ki Ortadoğu’da tarafsız olmalıyız, Filistin’de tarafsız olmalıyız, Filistin davası bizim davamızdır. Çanakkale’de şehitleri bulunan Filistinliler’e asla sırtımızı dönmeyeceğiz. Dengeler adına,  strateji adına susan dünyaya rağmen, biz Filistin’in hak ve onur davasını dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Filistin’in de, Mısır’ın da hepsinin, ezilen herkesin. Mısır’da da Müslümanlar mahvoluyorlar, Filistin’de de mahvoluyorlar, Libya’da da mahvoluyorlar, Afganistan’da da mahvoluyorlar. Her yerde bir bela seli, ancak Mehdiyet’le önlenecek şekilde bir bela seli devam ediyor. Ta ki insanlar Mehdi (a.s)’yi tanıyıncaya kadar. Yoksa bu bela seli asla durmaz. Bu akan kan asla durmaz. Allah,  insanları Mehdi (a.s)’ye bağlanmaya zorluyor. Mehdi (a.s)’yi tanımaya zorluyor. “İlla ki tanıyacaksınız yoksa bela akacak, kan akacak” diyor Cenab-ı Allah. “Rahatlık vermem, huzur da vermem, berekette vermem” diyor, “ancak Mehdi ile huzur bulacaksınız. Arayıp bulup tabii olun, kurtulun. Başka türlü rahatlık vermem” diyor Allah. Konu bu. 

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan yeni makaleleriniz var.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Merkezi Mısır’da bulunan büyük İslami internet sitesi On İslam’da “Kuran Ahlakının Getirdiği Mutluluk ve Ramazan Ayı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu yazınızda Ramazan ayındaki oruç ibadetinin Müslümanların güzel ahlak özelliklerini güçlendirip pekiştirdiğini anlatıyorsunuz. The Gulf Today’de yayınlanan “Müslümanlar’ın sevgi bağı” başlıklı Ramazan yazınızda Müslümanlar’ın Allah’a olan derin sevgilerinden dolayı birbirlerini çok sevdiklerine ve bu ahlakın tüm dünyaya yayılması halinde zorluk ve sıkıntıların sonlanacağını anlatıyorsunuz. Almanya’da Arakan Müslümanları tarafından yayınlanan Burma Times’da Barış İçin Politikada Dini Değerlerin Yer Alması Gerektiğini hatırlatan bir yazınız yayınlandı. Suudi Arabistan’da İngilizce yayınlanan Arab News Gazetesi’nin İslam bölümünde düzenli olarak Ramazan makaleleriniz yayınlanıyor. “Din Kalpte Sevgi ve Heyecanla Yaşanır” başlıklı yazınızda hayatın iman ve sevgiyle anlamlı olduğunu, tüm Müslümanlar’ın birbirlerini sevmelerinin ve birlik olmalarının farz olduğunu anlatıyorsunuz insaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Elhamdülillah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam basın mensuplarının bir kısmı CHP’nin şu anda dine yaklaşım konusunda takiye siyaseti yaptığını ve İhsanoğlu’nun adaylığının da takiye olduğunu iddia ediyorlar. Başbakan’ın duayla başlayan konuşmasını pek çok CHPli’nin eleştirdiğini ama İhsanoğlu’nun aynı duayı okumasına ses çıkarmadıklarını, bunun samimiyetsiz bir yaklaşım olduğunu söylüyorlar. Bu dini üslup CHP’nin üzerine tam oturmuyor, geçici çıkarlar uğruna kullanılıyor görünümü veriyor vurgusu yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Hayır öyle demesinler. Olur mu? Yani sürekli samimiyetsizlikle itham ederlerse CHP nasıl dindar olsun? Adam namaz kılıyor “gösteriş yapıyor” diyorsun. Allah’tan bahsediyor “gösteriş yapıyor” diyorsun. O da o zaman sana der. Olur mu öyle şey? Hüsnü zan esastır, güzel zan esastır. CHP dindar üslup kullanıyorsa iftihar ederiz maşaAllah. Elhamdülillah. Allah devamını getirsin. Allah daha dindar olmalarını nasip etsin. Din kendi tekellerinde bir üslup olmaz. Din herkesindir. Herkese aittir elhamdülillah. Bütün dünyaya gelmiştir İslam dini. Dolayısıyla CHP’li kardeşlerimizin dindar üslup kullanmasını teşvik ve takdir, teşci etmek lazım.

ERKAN SEYHAN: Hocam Ayette şeytandan Allah’a sığınırım. (…size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: "Sen mü'min değilsin" demeyin.” (Nisa Suresi, 94) diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ne güzel iftihar et, takdir et. O açılsın daha iyi olsun. CHP çok kaliteli bir parti, kaliteli insanlar, bütün milletimiz gibi. Bırak, dindar üsluba yanaştıysa, onu sevdiyse, Allah’tan bir nimet, bir güzellik. İftihar et. Niye rahatsız oluyorsun? Olmamış o konuşma.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Sanem Altan Vatan’daki yazısında “Türkiye’deki muhafazakarlığın temelini erkeklerle ve kadınlar arasındaki çağdışı ilişkinin oluşturduğunu, kadının toplumda güçlü bir konuma gelmesinden erkeklerin korktuğunu ve bu korkunun içinde cinsellikle ilgili bazı endişelerinde yer aldığını, ayrıca AK Parti’nin de istediği kadar kadın aday çıkarsın, hala bu tip bir zihniyeti aşamadığını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Doğru tabii. AK Parti’de biraz gelenekçi kadın anlayışı var ama CHP’de de var. Mecliste kadın yok ki. Bütün partilerde var bu. Meclisin en az yarısı kadın olması lazım. Kadınlara da alabildiğine hürriyet verilmesi lazım. Potansiyel tehlike olarak görürsen sen kadını, bu olmaz. Tabii CHP böyle bir şey yahut MHP’nin, AK Parti’nin böyle bir görüşü var demiyorum ama birçok insanın böyle bir görüşü var. Bu yakışık almıyor. Yani erkek egemenliği var, bu açık açık görülüyor.  Halbuki kadınlar bayağı üstün, çok değerli,  çok akıllı, nezih, naif varlıklardır. Ve süslü güzel varlıklardır, dünyanın süsüdür onlar. Değeri kıymeti bilinen bir dünya göremiyorum. Dünyanın her tarafı böyle. Kadının değerinin bilindiği bir ülke de tanımıyorum, ben bilmiyorum. Dünyanın her tarafında kadınlar eziliyor, seyrediyor insanlar. Mehdiyet’le bu bela ortadan kalkacak. Hz. Mehdi (a.s) bu belayı ortadan kaldıracak. Kadınların baş tacı olduğu sistem Mehdiyet’tedir. Kadınların alabildiğine özgür olduğu sistem Mehdiyet’tedir. Bakın ne diyor hadiste? “Süslü olarak” bak bakımlı ve süslü olarak “ta Şam’a kadar gidecek hanımlar” diyor. “Ve kimse onlara ilişmeyecek, onlara rahatsızlık vermeyecek” diyor.” Yani muazzam bir hürriyet ve güzellik olacağı buradan anlaşılıyor. Ama oradaki ifadeye dikkat et “bakımlı ve süslü olarak” diyor. “Hanımlar Şam’a kadar gidecek yanlarında erkek olmaksızın” diyor. “Ve kimse onlara ilişip rahatsız etmeyecek” diyor. Mehdiyet devrinin güzelliği.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan cumhurbaşkanlığı döneminde yargıdaki bozuklukların giderilmesini birinci plana alçaklarını belirterek şunları söyledi; “yargı teşkilatı hukuka ve adalet idealine uygun yargılamayı sağlayacak bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Cumhurbaşkanlığı devlet kurumlarına uyumlu çalışmalarını sağlamak yanında, yargının güçlendirilmesinde rol sahibidir. Vatandaşımızın hak ve hukukunun gözetildiği güven veren adalet sistemini birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel, yargının güçlü olduğu bir ülke güvenli ülkedir. Rahat yaşanan bir ülkedir. Yargı sallantıdaysa o ülke de sallantıdadır. Ortadoğu ülkelerinin büyük bölümünde yargı berbat konumda.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Türkiye’de en önemli sorun muhalefet sorunudur. Muhalefetin dürüst olduğu bir ülkede sizin sıçramanız da çok daha güçlü olur. Eski Türkiye’den bugüne aktarılan o muhalefet anlayışı ciddi bir sorundur. Muhalefet ne yazık ki kendisini değiştirmemiş, taleplere duyarsız kalmıştır” dedi.

ADNAN OKTAR: Biraz klasik muhalefet var gibi. Hepsi için demiyorum ama muhalefetin. Muhalefetin bir kısmı hakikaten 1940’ların modelinde gidiyor. Beyaza siyah, siyaha beyaz, negatife pozitif, pozitife negatif. Öyle olmaz tabii, yapıcı olması lazım muhalefetin. Mesela farz edelim Tayyip Hocam dindar, daha dindar ol. O Kuran’dan konuşuyor, sen daha fazla Kuran’dan konuş. O köprüler, yollar yapıyor, sen çok daha fazlasını yapacağını söyle. Geride kalıyorlar bir kısmı. Dolayısıyla da insanlar mecbur kalıyorlar AK Parti’ye oy vermeye. Biz istemez miyiz CHP’nin iktidar olmasını? MHP iktidar olsun, CHP iktidar olsun. İftihar ederiz. Ama bu Anadolu sıcaklığını, Anadolu sevgisini partilerin içinde görüyoruz ama tamamında görmek istiyoruz. Bir kısmında az görüyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Radikal yazarı Murat Yetkin cemaate bağlı merkez parti adına yeni bir partinin kurulacağı iddiasını yeniden gündeme getirdi.

ADNAN OKTAR: Merkez Parti. Kursunlar neyi bekliyorlar? Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Kürt yönetimi IŞİD’e karşı bin kilometrelik sınır hattı boyunda derinliği üç metreyi bulan hendek kazıyor. İş makinaları Erbil-Musul sınırı ile Kerkük ve Duhok etrafına kazılacak savunma kalkanı için çalışmaya başladı.

ADNAN OKTAR: Bu kadar tırstılarsa zaten adamlar onları hallaç pamuğu gibi atar. O kadar korkmalarına gerek yok. O hendeği adamların doldurması en fazla iki saatlerini alır. Gelirler yüz dozerle hatta on beş dakikalarını bile almaz. Yüz dozerle beş dakikada doldururlar o hendekleri. Mesela iki yüz metre çaplı bir bölümü kısa sürede doldururlar. Dolayısıyla basar geçerler oradan. O akıllı bir yöntem değil. Hendek yapacağına domates tarlası yapsınlar. Olmaz, İttihad-ı İslam’la olur o. Hendekle döndekle olacak işler değil onlar. Müslümanlar’ın birliği, kardeşliğiyle olur. Bir bela çıkmış, bir fitne çıkmış; sen oturmuşsun hendek muhabbeti yapıyorsun. Peygamberimiz (s.a.v.) yaptı hendeği ama o zaman Müslümanlar ittifak halindeydiler, bereketini gördü. Burada Müslümanlar’ın ittifakı yok Müslüman Müslüman’ı kırıyor. Müslüman Müslüman’a hendek kazıyor. Ya Mehdi (a.s) diyoruz, ya Mesih inşaAllah bekliyoruz Cenab-ı Allah’tan.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan konuşmasında bugüne kadar defalarca ölüm tehdidi aldığını.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Delikanlının şanındandır. Delikanlının namındandır. Tabii, suikast, ölüm tehdidi. Bana yedi kurşun sıkmışlardı ilk geldiğim vakit.

OKTAR BABUNA: Dokuz defa da suikast.

ADNAN OKTAR: Dokuz kere de suikast yaptılar.

KARTAL GÖKTAN: Onu da söylüyor Hocam. “Suikast girişiminde bulunulduğu” söyledi. “Geçmişte muhtar bile olmazsın diyenlerin şimdi de cumhurbaşkanı adayı olamazsın” dediklerini söyledi.

ADNAN OKTAR: Desinler. Pratikte zaten o cumhurun bir nevi başı gibi. Millet seviyor, öyle bir derdi yok. Ama Başbakan olsun Tayyip Hocam. Cumhurbaşkanlığı, bilmiyorum da, yine kendi bilir de, çok istiyor anladığım kadarıyla. Başbakan olarak çok iyi hizmet yapar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam espri yapıyorlar, “Zaten bir muhtar olmadın” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Niye? Tayyip Hocam gerekirse muhtarlık da yapar, hepsini yapar. Belediye başkanlığı da yaptı. Başbakanlık da yaptı. Tayyip Hocam’ı cumhurbaşkanı yapacağız. Yapacağız da sanki bana daha vakti var gibi geliyor ama dur bakalım yani inşaAllah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Rusya devlet başkanı Vladimir Putin, Küba Cumhuriyeti’nin Sovyetler Birliği’ne olan borcunun yüzde 90’ının silinmesini ön gören düzenlemeyi onayladı.

ADNAN OKTAR: Delikanlılığı görüyor musun? Bu da İslam ahlakındandır. “Eğer bir insan düşkün ve fakirse” diyor Cenab-ı Allah ayette. “Borcunu ona bırakın. Borcunu affedin.” (Bakara Suresi, 280) Bu bir efendiliktir, delikanlılıktır. IMF’de Rusya’nın boğazına sarılmıştı. Dediler ki “bize trilyonlarca lira borcunuz var. Putin ne diyorsun?” dediler. “Borcunu öde” dediler. Putin tek kelimeyle cevap verdi. “Vermiyorum” dedi. Onlar da “teşekkür ederiz” dediler. Bu da tabii ilginç bir durum. Ama orada da mesela şimdi bir delikanlılık yapmış. Onların borcunu silmiş. Hakikaten Küba halkı fakir. Evler falan perişan. Küba yani çok komünizmin o bereketsiz, ruhsuz dünyası Küba’yı mahvetti.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Şafak Sezer Sayın Erdoğan’ın toplantısına davet edilen sanatçılardan biriydi. O da Erdoğan’ı desteklediği için çok eleştiri aldı. Bunun üzerine Twitter hesabında şöyle bir paylaşımda bulundu. “Benim adayım Erdoğan. Ben bir tek ülkemin sevdalısıyım. Recep Tayyip Erdoğan’ı ne ilah, ne yüce, ne de ulaşılmaz görüyorum. Recep Tayyip Erdoğan semtimizin ağabeyidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani delikanlıdır demek istiyor. Ellemesinler Tayyip Hocam’ı Anadolu delikanlısı mazlum o. Yani ayıp yapıyorlar ona. Hep rencide edecek şeyler söylüyorlar, onun da ağırına gidiyor. Yakışık kalmaz. 

Masaüstü Görünümü