Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Temmuz 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’ın güzel sohbetiyle yayınımıza başlıyoruz bir kez daha inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam AK Parti milletvekili, Galip Ensarioğlu PKK meselesini isim vermeden Türk-İslam Birliği modeliyle aşacaklarını belirten şöyle bir açıklama yaptı: “Türkiye kendisine has modeller üretebilir. Avrupa Birliği şeklinde bir model mesela. Ya da Benelüks modeli. Sınırların sadece kağıt üzerinde kaldığı bir birlik. Belki bunu Ermenistan ile yapmamız lazım. Yıllarca Ermenistan bizi yıkacak falan diye korkuttular. Halbuki perişan haldeler. Biz bu coğrafyanın ortak milletiyiz. Aç o sınırları, sınırları kaldırsak, Ermenistan beş yılda bize entegre olur. Gürcistan ile ilişkileri geliştiriyoruz. Daha da geliştirmemiz lazım. Azerbaycan’la, Irak’la, Suriye ile. Benelüks modeli gibi sınırları aşacaksınız, sınırlar kağıt üzerinde kalacak. Türkiye büyüyecek kimsenin topraklarını almadan. Türkiye böyle büyür.”

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım hay. Hay mübarek hay. Bu delikanlının resmini görebiliyor muyuz? Çok şahane, aferin aslanıma. Çok güzel konuşmuş. Bizim anlattığımız modeli kelimesi kelimesine açıklamış. MaşaAllah çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir başka açıklaması da; Irak’ta bağımsız bir Kürdistan kurulmasının Türkiye’de bir zararının olmayacağını belirtti, Galip Ensarioğlu.

ADNAN OKTAR: Bizi ilgilendirmez öyle bir şey tabii. Yani o yönde bizi tedirgin edebilecek bir şey değil o. Araplar ayrı olabilir, Kürtler ayrı olabilir, Türkiye’ye sevgi duyduktan sonra. Bizim sorunumuz Türkiye merkez, Türkiye’nin güçlü olması gerekiyor. Burada bölünme, ayrışma böyle bir olay olmaz. Ama orada oluyorsa Türkiye’ye bağlı olacakları için bir riski yok, inşaAllah. Ama tabii gönül ister ki yine kardeşçe birlik beraberlik içinde yaşasınlar. Şimdi bölünme tamam da mesela Kürtler ayrılabilir. Fakat sınır olmaması lazım. Kardeş, yani Kürtler tamam, bir kavim bir arada olabilir. Ama sınıra gerek yok. İç içe olun, gidin bir kucaklaşın Arap’la. Arap senin çarşına gelsin, Kürt Arap’ın çarşısına gitsin. İç içe olun. Eviniz ayrı olabilir, bahçeniz ayrı olabilir. Ama senin bahçende o da elma toplasın. Sen git onun bahçesinde elma topla. Değil mi? Yani komşu olmadıktan sonra hayat tek başına yaşanmaz.

OKTAR BABUNA: Bir de örnek olarak vermiştiniz Hocam Avrupa’da böyle zaten, inşaAllah. Sınır gibi bir şey yok. İstedikleri gibi.

ADNAN OKTAR: Ama gözlerinde çok büyütüyorlar bunu. Çok zor bir şey gibi gösteriyorlar. Halbuki çok kolay. Bismillah deyip mesela Azerbaycan’la konuşsa, Azerbaycan hemen kabul eder. Ermenistan’a teklif etseler, Ermenistan havalara uçar. Gürcistan zaten biz iç içeyiz diyor. Bir şey dediği yok. Irak da mesela Kürt kardeşlerimiz hemen kabul ederler.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Galip Ensarioğlu’nun resmini gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göreyim, hay benim aslanım, Allah senin ömrünü uzun etsin. Helal olsun sana maşaAllah. Çok güzel. Bak bir tek Allah’tan korkuyor. Aslan gibi, samimi olarak anlatmış. Bunda utanacak, çekinecek ne var? Gürül, gürül bütün milletvekillerinin savunması lazım. CHP de, AK Parti de, MHP demiyorum MHP zaten savunuyor. Anlaşıldı mı?

BÜLENT SEZGİN: Kuran ahlakına da uygun Hocam, inşaAllah. Allah’ın dediğine de uygun.

ADNAN OKTAR: Kuran ahlakına da değil. Kuran’a uygun olması gerekiyor zaten. Kuran’a uygun olmayan bir şeyin bir anlamı yok.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Başbakan Erdoğan toplantılarına katılan sanatçılara Twitter’da çok sayıda hakaret içeren tepki gelmesini şöyle eleştirdi. “Vizyon belgemizi açıkladığımız salonda çok değerli sanatçılar vardı. Bilim adamları vardı. O toplantıya katılan sanatçılarımıza yönelik sosyal medyada bir linç kampanyası başlattılar. Küfür, hakaret, işte bunların demokratlığı bu kadar. Sadece kendileri için demokrasi istiyorlar. Yazarlar, sporcular, sanatçılar onların toplantılarına katılırsa iyi, bizimkine katılırsa kötü” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet işte bunlar da insanı düşündürüyor. Tayyip Hocam’dan yana insanların tavır almasının nedeni olan mühim sebeplerden biri de bu. Bu sevgisizlik, bu muhabbetsizlik. Sana ne, istediği politikacıyı isteyen sanatçı destekler. Sana mı soracak? Onun dediği gibi olsan bile fraksiyon farkı varsa yine kepazelik çıkartıyorlar, bir kısmı, rezalet çıkarıyorlar. Bu sevgisizlik bütün dünyada var ama Türkiye’de de çok yoğun. Çok kötü, çok ayıp.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bu sanatçıların toplantıya katılmasıyla ilgili Başbakan şunu da söyledi; “Oraya gelmeleri bana oy verecekleri anlamına gelmiyor. Sadece davete icabet ettiler ama buna bile tahammül edemiyorlar” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Bak o da önemli şey. Adam başka partiyi destekliyor olabilir. AK Parti’ye de o an için nezaketen gelebilir. Mesela iftarlarımız oluyor, bizim görüşlerimizle taban tabana zıt insanlar birçoğu ama geliyorlar, görüşüyoruz. Mümin kardeşlerimiz, davanın insanları kardeşler. Ama mesela Ortodoks gelenekçi İslam anlayışında olan da var, ben ellerinden öpüyorum. Çok tatlı insanlar, Türkiye’nin güzelliği onlar. Ateisti de geliyor, çok dindar olanı da geliyor, profesörü de geliyor, her çeşit insan geliyor. Desteklemesi diye bir konu yok ki.  Her partiden, her görüşten insan geliyor. Dolayısıyla doğru söylemiş Tayyip Hocam.

Bülent Bey sizi dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. AK Parti milletvekili Galip Ensarioğlu Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye’nin bölünmesi durumunda elimize silah alırız” sözünü eleştirdi ve “CHP hep bu sorunu silahla çözmeye alışmış ama bizim yöntemimiz farklı” dedi.

ADNAN OKTAR: Ensarioğlu Hocamız’a hürmetimiz var. Tabii ki silah iyi bir şey değil, güzel bir şey değil. Ama orada Hoca’nın dediği, Kılıçdaroğlu’nun dediği, “eğer deccal boğazımıza çökerse” diyor. “Canımıza kast ederse iflahlarını keseriz” diyor. “Zannettikleri gibi değiliz” diyor, onu demek istiyor. Bu konuda zaten hem fikiriz. Ben mesela damla kan kabul etmeyen bir insanım. Ama deccal benim canlarımın boğazına çökerse hepimiz asker oluruz. Onu söyleyeyim. Hepimiz şehit oluruz, kabul ederiz iftiharla. Türkiye öyle zannettikleri gibi hazır lokma değil, onu demek istiyor Kılıçdaroğlu. Tabii silah deyince o tedirgin olmuştur. Laf da yerini bulmuş gibi görünüyor ama Kılıçdaroğlu’nun sözü güzel. Orada bir yanlışlık yok. Her Türk milletinin ferdi bunun altına imza atar. Eğer deccal milletin gırtlağına çökerse onun kolunu kırarız, konu bu. Kanunla hukukla kırarız. Asker de oluruz, ne gerekirse o. Seferberlik de olur, ne gerekiyorsa yaparız. Yani Türkiye’nin lokma olarak boğazlarına tıkanacağını anlatmak istiyor. Yutamazlar Türkiye’yi, boğazlarını yırtarız. İnşaAllah. Burada acayip olan bir şey yok. Ama Ensarioğlu’nun diğer konuşmaları güzel, soyadı da güzel, ismi de güzel. Kendi de yiğit delikanlı. O zaman nasıl düşünelim olayı? Muhalefet üslubu gereği bunu söylemiştir diye düşünelim. Çünkü bu tip muhalefet kavgalarında bir şey de diyemiyoruz. Çünkü mecburlar böyle bir üsluba. Sert bir mücadele var. Ben onun için siyasete hiçbir şekilde girmem. Suret-i katiyede. Çünkü böyle bir üsluba mecbur olur insanlar. Hatta Bediüzzaman diyor ki; “nur gibi” diyor “veli bir kardeşini şeytan gibi gösterir” diyor “siyaset cihetiyle” diyor. Bak “nur gibi mümin kardeşini şeytan gibi göstermek mecburiyetinde kalır siyaset cihetinden.” Onun için “euzubillahimineşşeytane ve siyase” diyor. “Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım” diyor. Çok zordur ama siyaset de gerekiyor tabii.

 Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’nin çimentosu. MHP’li olmak kolay değildir. MHP’li olmak yürek ister aynı zamanda. Delikanlılık ister, kabadayılık ister. Tabii, öyle kolay iş değil Ankara’dan biz biliriz. Profesör Doktor Alim Işık, Allah ömrüne bereket versin. Böyle değerli insanlar ne kadar uzun ömürlü olursa o kadar iyi. Ne kadar sağlıklı olursa o kadar iyi maşaAllah. 

Bizim mahallede komünistlerle ülkücülerin kesişme noktası vardı, biz tam kesişme noktasındaydık, bizim ev. Ülkücü gençler, İncesu Deresi “Çanakkale geçilmez İncesu aşılmaz” diye boydan boya böyle yaklaşık on metrelik bir yazı yazmışlardı. Yani görmedim falan yoktu. Ülkücü gençler o zaman aşağı doğru bıyık bırakıyorlardı ama çok yakışıyordu, bayağı iyi olurdu. Sonra vazgeçtiler niyeyse? Tam böyle Osmanlı bir görünümdü, ellerinde genelde tesbih olurdu. Takım elbise giyerlerdi, kravat takım elbise giyerlerdi. İkili, üçlü gruplar halinde gezerlerdi. O zaman o Dereboyu yolunda boydan boya yurtlar vardı, hepsi ülkücülerin kontrolündeydi. Her gün sohbet toplantıları yaparlardı, konuşma yaparlardı. Çok bilinçleniyorlardı. Öyle aktif politik eğitim verilirdi. Boş genç olmuyorlardı. Dava adamı olarak yetişiyorlardı. Mesela mühendis olacak ama dava adamı. Yani senin işin gücün ne, ne yapmak istiyorsun? “Ben mühendis olup köşeyi dönmek istemiyorum” demiyor. Ben ülkücüyüm diyordu. Vatan, millet, bayrak. Canını ortaya koyuyor kardeşim adam köşeyi dönmenin peşinde nasıl olsun? Ülkücülüğünü ilan etmesi demek “gelin beni öldürün” anlamına geliyordu o devirde. Hepsi ölümü göze alarak ülkücü oluyorlardı. Çünkü ülkücüler tek ana hedefti. Yani canlarım benim orda burada sürekli şehit olurlardı. Onların sayesinde Türkiye bu hale geldi. Gençler bilmiyor mesela şu anki gençler öyle komünizmi, 12 Eylül öncesi komünist badireden geçtiğimizi. Türkiye’nin komünist olmak üzereyken beladan kurtulduğunu, bunun sebebinin ülkücüler olduğunu. Ülkücülerin bu kurtuluşu sağladığından haberleri yok. Mesela o zamanlar başka faaliyet yapan genç grupları vardı ama asıl ağırlık ülkücülerdeydi. Bunun unutulması çok feci olur. Ben bunu kabul etmem vicdanen. Yani bunun sürekli takdir edilmesi gerekir. Benim canlarımın övülmeye ihtiyacı yok ama beş bin şehit verdiler aşağı yukarı. Yani muazzam bir faaliyet yaptılar. Sokak sokak, ev ev gece gündüz uyumazdı o çocuklar. Boş gençleri de çok güzel yetiştirdiler o devirde. Ben biliyorum mesela Kurtuluş Lisesi’ndeydim ben. Çok lakayt gençler vardı, alakasız ilgisiz. Hepsini dava adamı haline getirdiler. Yani böyle şevkli, vatana, millete sevgisi olan çok modern gençler vardı ama hiç alakaları yoktu. Orada bitişikte yurtları vardı, Niğde Öğrenci Yurdu vardı. Zaten orası kale gibiydi böyle. Kredi Yurtlar Kurumu vardı orada zaten ülkücülerin kontrolündeydi tamamen. Tabii bize ferahlık veriyordu o maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Siz hep söylüyordunuz Hocam onlar olmasaydı Türkiye kesin komünist olurdu.

ADNAN OKTAR: Kimsenin bundan haberi yok. Hiç umurlarında değil. Mesela yeni gençlerin hiç haberi yok.

Profesör Doktor sayın Alim Işık şimdi hanım kardeşlerimizi arayıp bana selamlarını iletmiş. Ve aleyna aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü, Allah ömrüne bereket versin Alim Hocam. Allah sana daha güzel mevkiler versin. Güzel ocaktasın, güzel yerdesin. Allah her yerini nur kılsın. Kardeşlerini de seni de maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam A9 TV’nin frekans ayarları değişiyor. 15 Temmuz Salı’dan itibaren A9 TV’nin yeni frekansı şu şekilde Turksat 3A 12524 dikey batı 22500 şeklinde. Kanalımızda sürekli alt yazı olarak bilgi geçiyor. İzleyenlerimiz 15 Temmuz Salı’dan itibaren bu frekanstan takip edebilirler.

ADNAN OKTAR: Güzel. Yalnız o frekans değişikleri yani tabii çok gerekliyse yapsalar. Yoksa bu değişiklerin izleyicilere zorluk yaşatacağını bilmeleri lazım. Adam açacak bambaşka bir yer. Yani onunla nasıl uğraşsın millet? Verdin mi bir frekans artık o, o şekilde gitsin. Zırt pırt değiştirmek olmaz. Ona bir çözüm bulmaları lazım. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir sevimlinin resmi vardı fotoğrafı. Filistin’de bombardımanda hayatını kaybettiği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Ben onu yerim. Ne şeker şey? Bakayım yaklaştır. Ama çok tatlı bu, biraz dozu yüksek bunun. Yanaklar da elma elma. Diş tavşana benziyor. Tip de tavşana benziyor. Şehit olmuş diyorsun.

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Cennet kuzusu olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Resmi olmayan kaynaklardan alınan bilgilere göre İsrail istihbaratının Filistinliler’in evlerini bombalamadan önce bazılarını arayarak “evinizi bombalayacağız en kısa sürede boşaltın” şeklinde uyardıkları iddia edildi.

ADNAN OKTAR: O doğru evet.

KARTAL GÖKTAN: Filistin’de bulunan olayları takip eden bazı Türk basın mensupları da bu tip bilginin kendilerine ulaştığını belirttiler.

ADNAN OKTAR: Hayır bu gizli olan bir şey değil ki. Bilgi bize ulaştı öğrendik bilmem ne falan. İsrail zaten bunu resmi olarak açıklıyor. Yani bilinen bir şey bu. Zoraki öğrenilen bir şey değil. Bombalanacak her yeri önceden uyarıyorlar. Binayı söylüyorlar “binayı boşaltın, bombalayacağız” diyorlar. Bunlar rezalet tabii. Bina yıkmak, bombalamak. O ona roket, o ona roket. Yani barıştırıp kardeş yapmak lazım. Ne güzel peygamber soyusunuz, iftihar edin. Peygamberlerin yaşadığı topraklarda yaşıyorsunuz. Onların ayak izleri duruyor orada. Ellerini sürdükleri yerler, yattıkları, uyudukları yerlerdesiniz. Şahane bir şey, sevinin.

OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Kudüs’ün içinde hem Filistinler var, hem de İsrailler bir sorun da yok Hocam, beraber yaşıyorlar inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesela hakikaten Kudüs’te yaşıyorlar. Orada da yaşayın kardeşim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin faaliyetleri var. Ordu’dan üniversite öğrencisi kardeşlerimiz birçok mahalleyi dolaşmışlar. 3000 adet A9 TV tanıtım broşürü dağıtmışlar. Bazı esnaf ve öğrencilere de sizin eserlerinizden hediye etmişler. Kardeşlerimiz Konya’daki bir alışveriş merkezinde 9-12 Temmuz tarihlerinde fosil sergisi düzenlemişler. Sergiye Konya halkı çok büyük bir ilgi göstermiş. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz koşularına sizin kitaplarınızdan hediye edip ayrıca A9 TV broşürleri dağıtmışlar. Bugün de kardeşlerimiz Antalya’da Sayın Erdoğan’ın mitinginde 100 adet kitabınızı dağıtmışlar inşaAllah, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak mübarek anneyi görüyor musun? Ve ufak minik kuzuyu. Bunlar, aslan bunlar aslan. Nur gibiler maşaAllah. Çocuk yüzü melek yüzü gibidir. Meleğin yüzüne bakıyor gibi olursunuz. Masum, günahsız olduğu hemen anlaşılır yüzünden.

BÜLENT SEZGİN:  Hocam şu sevimli ekibe tekrar bakalım mı acaba? Fosil sergisindeki.

ADNAN OKTAR: Birbirinden şeker, bal bunlar. Bayağı tatlılar. Kıyafetleri çok şeker oluyor. Pembe mutlaka oluyor kıyafetlerde.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Güngör Mengi, Selahattin Demirtaş’ın her fırsatta PKK’ya çözüm sürecinin sekteye uğratacak bir tavır içerisinde olmaması gerektiğini hatırlattığını ancak Cemil Bayık gibi kişilerin bu ikaza uymayarak “Kürdistan halkı özgür olmadan silah bırakmayız. Kim bırakacağımızı düşünüyorsa hayal görüyordur” şeklinde açıklamalar yaptığını yazdı. Öcalan’ın adamlarına hakim olması için ikna edilmesi gerektiğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Cemil Bayık, Abdullah Öcalan’ın emrinde olan bir adam. O ne diyorsa aynısı söylemiş oluyor. Abdullah Öcalan’ın gerçek fikri budur. Gerçek fikri Güneydoğu’nun koparıp oranına cumhurbaşkanı olmak istiyor, bu kadar açık. Cumhurbaşkanı olup orada görev almak istiyor. Asıl demeç, Cemil Bayık’ın demecidir. Asıl kâle alınacak, muhatap olunacak demeç odur.  Ondan gerisi demeç olarak geçerli olmaz. Dolayısıyla tehlike Türkiye’nin yakasında. Türk milleti sürekli uyanık ve teyakkuz halinde olması gerekiyor. Başka türlü olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu durduk yere onu söylemiyor. “Gerekirse silaha sarılırız” diye. Yani “Gerekirse seferberlik olur, asker oluruz” diyor. Demek ki bir fevkaladelik var. Durduk yere bunu söylemez. O devlet adamı yani. Aldığı istihbari bilgiye göre onu söylüyor. Laf olsun diye söylemiyor.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam dünyada savaşlar ve çatışmalar için 9.8 trilyon dolar harcanıyormuş.

ADNAN OKTAR: Bütün dünyada fakir kalmaz. Sırf şu silah işi dursa, bu fakirlere harcanmış olsa fakir kalmıyor Türkiye’de, dünyada. Aç fakir kimse kalmaz. Şu rezaletin çapına bak. Bir de adam öldürmek için. Adam öldürmek için bu kadar yüksek bir meblağ. “Amacın ne?” diyorsun. “Adam öldüreceğim” diyor. “Bu parayı niye?” “Adam öldürmek için ayırdım” diyor. Adam yaşatmak için ayırsana be adam. İllaki Mehdi  (a.s), illaki Mehdi (a.s). Bak Birleşmiş Milletler’in duvarına yazmışlar. “Silahları kaldıracak” diyor “Mehdi (a.s) geldiğinde. Silahlar insani amaçlar için eritilip kullanılacak” diyor.

OKTAR BABUNA: “Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak” inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Zamanı geldi. Hz. Mehdi (a.s) da aramızda, Hz. İsa Mesih (a.s)da aramızda.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere prensi Prens Charles çevrecilere seslendiği büyük bir toplantıda yaptığı konuşmada İslamiyet’i överek “dünyayı kurtarmak için İslam’ın izinden gidin” dedi. Oxford Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmasında ise “hepimiz İslam’ın manevi prensiplerini takip etmeliyiz” ifadelerini kullandı. Bir saat süren bu konuşmasında Prens Charles “İnsanoğlunun dünyayı yok etmesinin bütün kutsal kitaplara, özellikle de İslam dinine aykırı olduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: O çok değerli bir delikanlı. Şeyhimiz ona “Hüseyin Charles” diyor, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Rahmetli, dünya tatlısı, şekeri. Evden çıkmamaya kararlı, yerini de evinin bitişiğine yaptırdı maşaAllah. Torunlarıyla beraber yine orada duruyor. 

Masaüstü Görünümü