Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (20 Temmuz 2014; 11:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Hocamızın sohbetine başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR:  Hoş bulduk Bülent Bey. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Gazze saldırılarında şu ana kadar 364 Filistinli hayatını kaybetti. 2380 kişi yaralandı. Ama buna rağmen Mısır yetkililerinin Mısır’dan Gazze’ye girmeye çalışan yardım konvoyunun geçmesine izin vermedi. 500’den fazla insan ve 11 otobüsün bulunduğu konvoy, Sina’ya kadar herhangi bir engelle karşılaşmadan gelmişti. Ancak Mısır engelini aşamadılar.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam olmadığında, Müslümanlar birleşmediğinde bela kesilmeyecek. Bela yol bulup akacak, bela yağmur gibi yağacak. Elli kere söyledim. Allah bir şey diyor, adam da; “ben başka türlü düşünüyorum” diyor. Allah’a akıl veremeye kalkıyorlar haşa. Allah İslam aleminin birleşmesini istiyor. Ve Hz. Mehdi (a.s)’ın da başına geçmesini istiyor. Uzatmak acının uzaması demektir, belanın uzaması demektir. En kısa zamanda kestirmeden İttihad-ı İslam’ı kabul edecekler. Bütün İslam alemi birleşecek. Başına da, azgın birini değil, taşkın birini değil, cahil birini değil veyahut herhangi bir siyasetçiyi değil veyahut herhangi bir mezhep alimini değil; Allah’ın seçtiğini getirecekler. Başka bir yol yok. Gazze’ye giden Mısır’a geçiş yolu. Mısır Müslüman değil mi? Müslüman, ora da Müslüman. Demek ki sevgi yok. Demek ki merhamet yok, şefkat yok. Demek ki zulüm ruhu, egoistlik, bencillik, gaddarlık dünyaya hakim olmuş. Kim yapıyor bunu? Deccaliyet yapıyor. Egoist bencil ruh, acımasız ruh her yerde kendini gösteriyor. İnternete bir giriyoruz, şimdi bana sorular geliyor buraya, yazılar geliyor, siyah zemin üstüne geliyor onlar, siyah zeminin üstüne beyaz yazılmış; nerede it-çakal var, nerede münasebetsiz adam var, nerede cahil var, nerede sevgisiz adam var hepsinden ayrı ayrı geliyor. Cahilin ayrı, itin-çakalın ayrı, gaddarın ayrı ama ortak özellikleri sevgisiz olmaları. Sevgisiz nasıl yaşıyorsun kardeşim, ne oldu, sen nasıl bir varlıksın? Sevgisiz insan ölür, delirir insan sevgisiz. Yaşıyor hiçbir şey olmuyor bakteri gibi, hiçbir şey olmuyor. Ve o sevgisizliği de etrafa yaymaya çalışıyor. Şimdi bu ölümlerin kökeninde ne var? Sevgisizlik var başka bir şey yok. Sevgi oldu mu insan kıyamaz. Ne gidip İsrail’in tepesine roket atmaya kalkar, ne de ona yapılan misillemede böyle bir olay olur. İttihad-ı İslam olmayınca, Müslüman birliği olmayınca felaket yağmur gibi yağıyor, yağmur gibi. Bir şey olmayacak sanıyor. Bela durmaz, bela yine akacak. Şimdi, bir süre sonra bu geçici olarak durur. Yine savaş olacak, yine bela akacak, yine kan akacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar bu böyle. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurunu anlamazdan gelen milyonlarca adam var, binlerce, on binlerce alim var, enaniyet abidesi adeta. Gösteriyorlar televizyonda mesela, alimler toplantısı deniyor, adam böyle üçüncü Tutan Komon gibi bakıyor acayip böyle. Sanki Nemrut gelmiş böyle. Yüzünden sevgisizlik, şefkatsizlik, merhametsizlik akıyor. Acayip bir enaniyet ve kibir, acayip bir büyüklük hissi, hepsi için demiyorum, bir kısmı için diyorum. Lanet bir ifade var yüzünde. Müslüman öyle mi olur? Sevgi dolu ol, merhametli ol, şefkatli ol, ne güzel varlıklar insanlar. Allah ne güzel nimet olarak yaratmış. Ve sevgide insan ne kadar güzel oluyor. Mesela çocuk ne kadar güzel oluyor sevgiyle, kadın ne kadar güzel oluyor sevgiyle. Çiçeği bile ev kadınları severler, değil mi? Çiçekle konuşur falan, hakikaten acayip gür oluyor o çiçekler. Diyorlar ki; “sevgiyle biz bunu bu hale getirdik.” Hakikaten çocukları gibi oluyor çiçek. O, devetabanı mı nedir bir çiçek türü var, bizim teyzemlerin evinde vardı Ankara’da. Küçük bir çiçekti ufak bir şeydi, ailece onlar çocuk gibi sevelerdi o çiçeği. Evin salonunda tur attı, bir daha tur attı falan inanılır gibi değil, çok acayip bir çiçek oldu. Bayağı her gün konuşuluyordu acayip seviyorlardı. Mesela kedilerini çok severler. Değil mi? Mesela evladı gibi kedi böyle acayip titiz. Bütün aile bilir, işte “Tomasin nereye gitti, ne yaptı?” falan. Bayağı dert oluyor, hastalanıyor falan veterinere götürüyorlar bütün aile ayaklanıyor gece yarısı. Evin ferdi gibi. Sevgiden bu. Sevgi olmadı mı adamı da öldürür, keser de, biçer de hepsini yapar.

IŞİD, Irak ve Suriye’deki IŞİD hadislerde belirtilmiştir bu topluluğun geleceği. “İsrail sınırına kadar dayanacaklar” diyor. Aynısıyla oldu. “Saçları uzundur” diyor, uzun. “Siyah giyinirler” diyor siyah giyiniyorlar. “Bıyıkları da uzundur” diyor, bıyıkları da uzun. “Önlerinde kimse duramaz” diyor, duramıyor hakikaten. “Her yere saldıracaklar, her yere hakim olacaklar” diyor. “Siyah bayrak taşıyacaklar, bayraklarda da La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah yazacak” diyor aynısıyla yazıyor.

Tayyip Hocam’ın keyfi yerinde değil mi son günlerde?

TARKAN YAVAŞ: Sanatçılar da baya destekliyor maşaAllah. Hiç yılmıyorlar, öyle eleştiriler oluyor bazen arada.

ADNAN OKTAR: Sevgisizlik, sevgisizlik. Sen sanatçıya ne karışıyorsun? Kimi seviyorsa sevsin. Niye baskı yapıyorsun? Ne ayıp. Ama Allah’a şükür, dün de söyledim, şu başı kapalı hanımlar, sakallı arkadaşlar, hatta bu sarıklı, cübbeli kardeşlerimiz bak göğüslerini gere gere artık geziyorlar. O bir sevinç vesilesi. Eskiden, bak Tarkan da söyledi. Nerede dedin sen?

TARKAN YAVAŞ: Bu Bebek Sahili’nde Rumeli Hisar’ına kadar boydan boya Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet Fikret, Bülent Bey kardeşlerim.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. Yeni Şafak Gazetesi Gazze’nin son durumunun şu şekilde olduğunu tarif etti: “İsrail, kentin elektrik ve suyunu kesti. Enerji açığı yüzde doksan oranında artan Gazze’nin üç günlük yakıt stoğu kaldı. Yaralılar teker teker ölmeye başladı. Mısır kapıları açmadığı için ilaç yardımları içeri giremiyor. Hastane jeneratörleri yetersiz. Sokaklara akan atık sular salgın hastalık riskini artırıyor.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’ın dışında yol yok. Müslümanlar’ın birleşmesinin dışında yol yok. Müslümanlar birleşmiş olsa ne roket atma olur, ne de İsrail’in oraya girmesi olur. Tahayyül dahi edilemez böyle olaylar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Erdoğan ülkenin birliği konusunda asla taviz vermeyeceğini şu sözleriyle açıkladı: “HDP, tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet dediğim için rahatsız oluyormuş. Evet biz tek milletiz. Ve bayrağımıza da alternatif çıkaramazsınız. Sen kimsin bizim millet anlayışımızı, bayrak anlayışımızı sorguluyorsun? Biz tek vatan diyoruz. Ama onlara bakıyorsunuz, ameliyat operasyon falan diyorlar. Asla ve asla, bu ülkede bu yola tevessül edenler bunun bedelini çok ağır öderler.”

ADNAN OKTAR: Delikanlılığın kitabını yazmış Tayyip Hocam. Üslup şahane kalıp gibi oturmuş bu sefer. Son cümlenin altını da ayrıca çizmek lazım. Allahualem PKK’nın hiç ümidi kalmamıştır. Tayyip Hocam’a laf söyleyenler bundan sonra herhalde zınk oturacaklar. Yani bu konuda eleştirenler.

Fikret sen bir şeyler anlat.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Erdoğan mazlum Museviler’e değil, İsrail yönetimine karşı olduğunu da belirtti. “Ben vatandaşlarıma sesleniyorum. Türkiye’deki Museviler’e yönelik herhangi bir tavrı ben doğru bulmuyorum. Onlar şu anda bizim güvencemiz altındadır. Bizim hedefimiz İsrail’in zalim yönetimidir, terör estiren yönetimidir Ve İsrail halkının kendi yönetimine karşı tavır almaya davet etmeliyiz” dedi.

ADNAN OKTAR: İslam Birliği olmadan bela durmayacak. İslam Birliği olmadan felaketler durmayacak, artarak devam edecek. Altını çizerek söylüyorum. Hz. Mehdi (a.s)’a tabii olunmadan Allah dünyaya huzur vermez. Hıristiyan alemi de Hz. İsa Mesih’e tabii olacaklar. Allah’ın dediğinin dışında bir şey olmaz.

Evet buyurun.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan Erdoğan Müslümanlar’ın birlik olması gerektiğini şöyle ifade etti: “Tefrikanın olduğu yere yabancılar gelir, zulüm yaparlar.”

ADNAN OKTAR: Bak Tayyip Hocam’ı görüyor musun? Diyorlar ki ‘niye Tayyip Hoca’yı destekliyorsun?’

Evet, dinliyorum Fikret Bey.

BÜLENT SEZGİN: Hocam devamında Başbakanımız şöyle devam etti konuşmasına; “Tefrikanın olduğu yere yabancılar gelir zulüm yaparlar. Birliğin, ittifakın olduğu yerde ise kimse zulüm yapamaz. Kardeşlik kalesini kimse yıkamaz. Bütün Ortadoğu tefrika nedeniyle zulüm görüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Baksana üsluba; İttihad-ı İslam’ı alenen anlatıyor. Açık açık anlatıyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yeni açıklamaları olmuştu. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olarak göreve devam etmesi yönünde talepler olduğunu belirtmiş. Şu şekilde söylemiş Hocam; “Başbakanımız çok güzel hizmetler yapıyor. “Biz bu hizmetlerin devam etmesini istiyoruz” diyenler var. Sayın Başbakan hizmetlerine devam etsin. AK Parti 2015 tarihine kadar iktidardadır. Ama Sayın Başbakan Çankaya’ya geldiği zaman icraat yapamaz. İcraatı hükümet yapacaktır, buna müdahale etmeye hakkı yoktur. Yol yapamaz, köprü yapamaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ekmeleddin Hoca da bizden. O yönde doğru söylüyor da. Hayır yapar yapmaya bir şey olmaz da. Başbakan olarak daha hareketli daha eli kolu açık olacak. Bayağı yetenekli. Ama Başbakan’a yamukluk yaptırmayız. Onu unutsunlar. İşte “paralel, dikey, yatay” falan diyorlar ya. Öyle bir olay olmaz. Yani bu kadar emek verip de, bu kadar vefa gösterip de yanlış bir çizgi onu kabul etmeyiz. Hayatı diken üstünde. Böyle hayat mı olur? Çok zor Başbakan’ın işi. Rahatlık verelim. Yazık günah yani. Acayip temkinli, dikkatli yaşıyor. Böyle hayat olur mu? Sağa dikkat et, sola dikkat et, havaya, karaya dikkat et. Etrafındakilerin dikkatlilik konusunu sağlaması lazım. Onun uğraşmaması gerekiyor. Özetle Tayyip Hocam’ın yolu açık. Ama en sonunda yine cumhurbaşkanı yapacağız Tayyip Hocam’ı. Eninde sonunda yani. O mutlaka yani şeref olarak, onur olarak cumhurbaşkanı yapacağız. Ama bu sefer yine başbakan olsun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında birçok yeni yazınız yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan The Arabian Gazette’de, ilk defa yayınlanan “Ortadoğu Şimdi Birliğe Her Zamankinden Daha Fazla Muhtaç”  başlıklı yazınızda. Resimleri de gösterebiliriz. Bölgede sevgiye ihtiyaç duyduğunu. Avrupa Birliği benzeri bir yapıyla bölgede istikrar ve huzurun hakim olacağını anlatıyorsunuz. Arab News’ta yayınlanan “Ramazan’da Her Gün Çok Kıymetlidir” başlıklı yazınızda, orucun hem ruha, hem bedene çok faydalı olan çok büyük bir nimet olduğunu anlatıyorsunuz. Yine Arab News’te yayınlanan “Küçük Adımlar Büyük FarklılıklarYaratabilir” başlıklı yazınızda sosyal medyanın gücünden faydalanarak, dünyada zulüm gören birçok halka dikkat çekmenin mümkün olduğunu anlatıyorsunuz. Weekly Blitz’de “Ortadoğu’daki Hıristiyan Kilisesi” başlıklı yazınız yayınlandı. Amerika’da yayınlanan News Rescue sitesinde de ünlü Amerikalı aktör Steven Seagal ile yaptığınız görüşmeyi ve kendisine Yaratılış Atlası hediye ettiğinizi haber yaptı bu site. Malezya’nın Al Harakah Gazetesi’nde “Ramazan Ayı’nda Zulüm Gören Kardeşlerimizi Hatırlamak” başlıklı yazınız yayınlandı. Son olarak Daily Mail sitesinde de “Irak’ta Siyah Bayraklılar Dönemi” başlıklı yazınız çıktı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Irak’ta siyah bayraklılar. Evet, o Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir mucizesi. Bazı tipler Peygamber (s.a.v.)’in mucizesini örtbas etmek istiyorlar. Çünkü Mehdiyet’e karşılar. Mehdiyet’e karşı olunca da bütün delilleri yok etmeye çalışacaklar. Nereye kaybedeceksin, yüzlerce oluşmuş delili nasıl kaybedeceksin? Kimi susarak, kimi de kendince mantık oyunlarıyla yok etmeye çalışıyor. Mesela Resulullah (s.a.v.) diyor ki; “Siyah bayraklılar zuhur ettiğinde bunun ardından” diyor “Yine doğudan bu kez küçük siyah bayraklılar çıkar.” Yani bir geniş, bir de küçük. “Suriyeliler’in karşılıklı anlaşmazlıklarından sonra siyah bayraklılar çıkar” diyor. Aynısı değil mi? “Ebu Süfyan’ın soyundan bir adamla savaşırlar.” Yani Süfyan’la savaşırlar. Bak Süfyan’ın soyundan yani oğlu. Beşer Esad ile savaşırlar. Diğer hadislerde “ciğer yiyenin oğlu” diyor. Bak; “Ben-i Abbas’a ait siyah bayraklılar çıkar.” Bunlar da Arap, “Arap siyah bayraklılar çıkar” diyor. “Siyah bayraklılar Fırat kıyılarındaki şehirlerine karada ve denizde olanları kendilerine karşı gelenleri öldüreceklerdir.” Hakikaten gidip PKK ile de şu an çatışıyorlar. “Karada ve denizde olanları, kendilerine karşı gelenleri öldüreceklerdir.” (Gaybet-ül Umame, sayfa 327) “Onlar süratle hareket edeceklerdir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Altlarında jeepler var acayip süratli hareket ediyorlar. “Küfe’yi, Basra’yı bir gecede ellerine geçirecekler” diyor Çok ani hareket ediyorlar, bu da doğru. “Girdikleri şehirler adeta kendilerine teslim edilecektir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Diyor ki bak; “Kendilerine bu verilmediğinde, savaşarak zafer kazanacak ve istedikleri kendilerine takdim edilecektir” diyor. (Meclisi Buhar’il Envar cilt:51, sayfa 87) “Askerlerin saçları ve bıyıkları uzun olacak.” Hakikaten saçları ve bıyıkları uzun, kesmiyorlar. “Elbiseleri siyahtır. Onlar kara bayraklıların adamlarıdır.” Tam IŞİD’in tarifi. “Onlar kendilerine karşı gelenleri hiçbir fark gözetmeksizin topluca öldüreceklerdir.” Hakikaten onu yapıyorlar şu an. “Horasan’dan çıkan siyah bayraklılar Küfe’ye iner.” Küfe’ye girdiler. “Siyah bayraklılar İlya’ya, Kudüs’e kadar gelir” diyor. Hakikaten dayandılar. “Onları kimse durduramaz. Büyük bir savaş olur.” Şu an oluyor. “Netice siyah bayraklılar gelip Süfyan-i kuvvetleri kaçar.” Yani Suriyeliler’i yenerler diyor. “İşte o zamanlar insanlar, Mehdi (a.s)’yi temenni ederler.” Onlar iyidir demiyor ki Peygamber (s.a.v.) zaten. “Kan akıtacaklar” diyor. Temenni edilen Mehdi (a.s) . Temenni edilen siyah bayraklılar değil. “İşte o zaman insanlar Mehdi (a.s)’yi temenni ederler.” Kurtulmak için. “Ve ararlar.” Bela yoğun olduğu için, acımasız bir sistem gelişeceği için Filistin’de orada, burada sel gibi kan aktığı için. Mehdi (a.s) onların yanına gelmiyor. Onlar Mehdi (a.s)’yi arıyorlar. Ararlar diyor. Ve Mehdi (a.s)’nin itaatine girerler. Adam oluyorlar, düzeliyorlar yani. Teröristlikleri, şunları, bunları kalmıyor. “Ehl-i Beyt’imden benim soyumdan olan Mehdi (a.s)’ye idareyi vereceklerdir” diyor. Teslim olacaklardır. (Meclisi Buhari’de)  “Mehdi (a.s)” diyor “Zuhur ettiğinde adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz” IŞİD uyandırma değil, direk öldürüyor zaten “ve bir damla kan bile akıtılmaz.” IŞİD sel gibi kan akıtıyor. Bunu durduracak diyor Hz. Mehdi (a.s), Peygamberimiz (s.a.v.) söylediği bu. (Nuaym b. Hammad, K. Fiten vr. 77b; Suyuti, c. II, sayfa. 77; El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sayfa. 29)

“Harp (erbabi) ağırlıklarını (yani silah ve her türlü teçhizatı) bırakır.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, 496)

“.. Hiçbir kimse arasında bir DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR.” (Sahih-i Müslim, 1/136) Şu an Müslüman Müslüman’ı kırıyor. “İsrail adam öldürüyor” diyorlar, İsrail hadi yüz kişiyi öldürdü diyelim sen bir ülkede sadece yüz bin kişiyi öldürüyorsun birkaç ayda. Müslümanlar birkaç ayda yüz bin kişiyi öldürüyor. Sen yüzlerce katını öldürüyorsun “Müslüman’ım” dediğin halde.

TARKAN YAVAŞ: Günde bin tane Müslüman öldürülüyormuş Hocam, bunun yüzde doksanını dediğiniz gibi Müslümanlar yapıyormuş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yüzde doksan dokuzunu Müslümanlar yapıyor.

“Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir.” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) (İmam Şarani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sayfa 496)’da. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s) devrinde kan akıtılmayacağını söylerken Hz. Mehdi (a.s)’ın lakabını şöyle söylüyor; “Mehdi-yül dem” diyor, kan durduran Mehdi. Dem kan demek. “Mehdi-yül dem” diyor, kan durduran Mehdi’dir diyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Musul’da denetimini artıran IŞİD tüm Hristiyanlar’a “kenti terk et” çağrısı yaparken Hristiyanlar’a ait ev ve işyerlerinin üzerine “İslam Devleti’nin malı” yazısını asmış.

ADNAN OKTAR: Nerede görülmüş böyle el alemin malına el koymak? Bir de Hristiyan diye niye terk etsin? Niye terk etsin? Allah ayette açıkça söylüyor “evlenebilirsiniz” diyor Hristiyan hanımlarla “evlenin” diyor. “Yemeklerini yiyebilirsiniz” diyor. Onlarla ticaret yapılıyor. Onlar korunup kollanıyor. “Onların kilisesine dokunmayın” diyor Allah ayette ve “yemeklerini yiyin” diyor “evlerine gidin, onlarla ticaret yapın, onlarla iç içe olun ve evlenin” diyor Allah, “evlenebilirsiniz” diyor. Sen ne diyorsun? “Terk et” diyorsun. Ayet nerede, Kuran nerede? Kabul etmiyorlar. IŞİD mantığında şirk ve Kuran’a uymama hakim. Nerede görülmüş öyle Müslümanlar’ı istif halinde şehit etmek. Damperli kamyonlarla taşımak. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) diyor “sonunda Hz. Mehdi (a.s.)’a tabii olurlar zulüm durur ondan sonra” diyor.

KARTAL GÖKTEN: Kardeşlerimizin güzel faaliyetleri var Hocam. Dün kardeşimiz Gümüşhane’de bankalara yaklaşık yirmi kitabınızı, A9 TV, Yaşayan Fosiller broşürü ile İslam Birliği broşürü dağıtmış. Kayseri’de kardeşlerimiz son iki günde 3500 adet A9 broşürü dağıtmış. Ankara’dan kardeşlerimiz hastane metro çıkışında 25 kitabınızı, 15’te belgesel CD’si dağıtmışlar. İzmir Bornova’da kardeşlerimiz Küçük Park’taki üniversite öğrencilerine 250 adet dergi ve 50 adet kitabınızı hediye etmişler. 13-17 Temmuz tarihi arasında kardeşlerimiz Antalya’nın çeşitli semtlerinde sizin yüz adet kitabınızı ve 60 adet dergi dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz 15 ve 17 Temmuz tarihlerinde evde toplanıp beraber Kuran okuyup sohbet etmişler. Dün Bandırma’da iftar sonrasında kardeşlerimiz 54 adet kitabınızı halka hediye etmişler. Berlin’deki kardeşlerimiz otellere birçok sayıda Yaratılış Atlası hediye etmiş. Cuma günü Keçiören Senatoryum Caddesi’nde kardeşlerimiz 25 adet kitabınızı ve 15 adet belgesel CD'sini dağıtmışlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden hoş, hepsi bereketli faaliyetler, Allah hepsinin ömrüne bereket versin, her yerlerini nur kılsın. Her mekanı her yeri teker teker nurlandırıp canlandırıyorlar, ölü topraklara can veriyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, dün akşam her kesimden insanların katılımıyla büyük bir iftar daveti olmuştu sizing de katıldığınız, 500'ün üzerinde seçkin davetli vardı. Onunla ilgili fotoğraflar vardı uygun görürseniz onları tek tek gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tamam göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimde CHP Milletvekili Sayın Mesut Değer’le birlikte görülüyorsunuz Hocam.

BÜLENT SEZGİN: Hocam izin verirseniz bu resminizi büyütmek istiyorum biraz. MaşaAllah

ADNAN OKTAR: Yakışıklılığı vurgulamaya çalışıyorsun.Y ani tek kelimeyle efsane diyorsun. MaşaAllah. Bütün güzellikler Allah’a ait. Peki başka resim?

KARTAL GÖKTAN: Yine Mesut Değer’le birlikte. Hocam beyaz takım da ayrıca size çok yakışıyor, maşaAllah. Sayın Ankaralı Turgut ve Ankaralı Yasemin bu fotoğrafta. Eko Avrasya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren. İsmail Ağa Cemaati'nden misafirlerimiz.

ADNAN OKTAR: “İsmail Ağa Cemaati’ni seven” diyelim.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Balo salonundan genel görüntüler. Sayın Yüksel Şenol Ağabey. İstanbul Mali Şube eski Müdürü Salih Güngör. CHP Milletvekili Sayın Mesut Değer, Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı SayınFermani Altun. AK Parti Milletvekili ve AK Parti Kurucular Kurulu Üyesi Sayın Profesör Doktor Mehmet Ali Bulut sizin masanızda görülüyorlar. Bloomberg TV Temsilcisi İsabel Finkel ve arkadaşı. Rum Patrikanesi’nden Yorgo Kasapoğlu. Sayın Ahmet Vefik Alp. Yargıtay Onursal Üyesi Sayın Ali Turan. Sürgündeki Doğu Türkistan Parlamentosu Başkanı Sayın Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı. Meksika’dan…

ADNAN OKTAR: Meksikalı ufaklıklar öyle dizilmişler baktım. Büyük bir merakla bekliyorlar heyecanla, tek tek hal hatır sordum, isimlerini sordum müthiş heyecanlandılar acayip şekerler.

KARTAL GÖKTAN: Yine bu resimde CHP Milletvekili Sayın Mesut Değer, Dünya Ehlibeyt Vakfı Genel Başkanı Sayın Fermani Altun, Sayın Mehmet Ali Bulut ve Sayın Muhterem Nur, AK Parti Bingöl Milletvekili Sayın Abdurrahman Anık, ceza hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. Vahit Bıçak masada birlikte görülüyorlar. Sayın Sevim Egesoy ve kızı.

ADNAN OKTAR:  Çok çok güzel Sevim Egesoy ve kızı maşaAllah. Sevim Egesoy zaten güzel bir hanım da.

KARTAL GÖKTAN: İsmail Ağa Cemaati’ni seven kardeşlerimiz. İHH’dan Osman Atalay.

ADNAN OKTAR: O çok sevimli o. Çok efendi o. Çok dürüst bir delikanlı o maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: BBP’den katılan kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Büyük Birlik Partisi.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet kardeşimiz faal Büyük Birlik Partisi’nde maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimde de Saadet Partili misafirimizin rozetini siz överken.

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bu kadardı Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. Hemen hemen her partiden, her kesimden insanlar vardı maşaAllah. Profesörler, doktorlar, mühendisler, sanatçılar, savcılar, evet maşaAllah. Yabancı çok fazla misafir vardı. Hristiyanlar’dan, Museviler’den vardı. Bayağı kalabalıktı maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam tabii sadece resimlerin bir kısmını gösterdik 500’den fazla misafir vardı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet 600’e yakındı. Bayağı salon çaka çaka doluydu maşaAllah. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İslam Alimleri Toplantısı’nda sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede mezhep çatışmalarının İslam’a aykırı olduğu ve bir fitne olduğu dile getirildi. İslam dünyasının kendine bir özeleştiri yapması, eğitim sisteminin tamamen yenilenmesi ve sırf Müslümanlar’ın birliğini sağlayıcı çalışma yapmak üzere bir temas kurulu kurulması  gerektiği üzerinde duruldu.

ADNAN OKTAR: Çok istiyorlar da, beş yüzü bir araya geliyor bir Mehdi olamıyorlar. Mehdiyet’in dışında bir çözüm olmadığı da açık. Yani mezhep üstü bir bakış açısı gerekiyor. Sen ehlisünnet mezhebindensin, çağırmışsın Şiiler’i; “gelin konuşalım.” Ne konuşacaksın? Anlaşamayacaksın demektir. Hele de gururunla, o büyüklük hissinle, enaniyetinle, bir de en vahimi sevgisizliğinle. Hepsi için demiyorum bir kısmı için. Nasıl arkadaş olacaksın? Egoistlik var, bencillik var, büyülük hissi var, enaniyet, azamet var, “en büyük benim” diyen bir kafa var. Sevgisizlik tamamen üstünü kaplamış. Nasıl yapacaksın? Toplanıp toplanıp dağılıyorlar. Uyuyor adamlar daha da olmazsa.

Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam on bin Suriyeli mülteci kardeşimizin yaşadığı Adıyaman’daki büyük kampın bu Ramazan Ayı’nda çekilmiş fotoğrafları vardı. Uygun görürseniz gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. On bin kişi.

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Bak yazık işte mutlu oluyorlar burada. Benim gariplerim zaten zor güç şartlarda yaşıyorlar, bir de “buradan da çıkın gidin” demek çok büyük bir zulüm. Bu tahayyül dahi edilemez. Baksana ne kadar şekerler. MaşaAllah. Ama hükümete de helal olsun. Bak bayağı güzel insanlar maşaAllah. İftar yemeği de şahane bir şeye benziyor yaklaştır bakayım sofraya. Börekler falan bayağı bir şey var gibi görünüyor. Şahane bir sofra. İyi maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan Yardımcısı Sayın Emrullah İşler, Filistin’e yapılan yardımlarla ilgili şunları söyledi. “15 bin paket yapıp ailelere dağıttık. Burası büyük bir hapishane gibi. Dışarıdan buraya yardım sokamıyoruz ama iç piyasadan elde ettiğimiz malzemelerle yardım ediyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. MaşaAllah elhamdülillah. Türkiye de olmasa batacak İslam alemi, mahvolacak. Yine kıyıdan köşeden bir şey yapıyor. En azından bir moral yardımı oluyor, manevi yardımı oluyor.

İsrail mümkünse orada sahra hastaneleri kursun. Hastaların oraya buraya gitmesine gerek kalmasın. Sahra hastanelerinde bakımları yapılsın. Seyyar sahra hastaneleri oluştursun. Ama tabii bunlar bir çözüm değil de fakat meydana gelen belaya karşı hafifletici tedbirler.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam” diyor “bir görünüp bir kaçmayın lütfen” diyor “uzun durun canlı yayında” diyor bir hanım kardeşimiz.

“Android’deki A9 uygulaması canlı yayınını izleyemiyoruz” diyor. Ne yapması gerekiyor?

KARTAL GÖKTAN: Güncel uygulamayı indirmeleri gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Güncel uygulamayı indirecek. Tamam.

Bak “Siyah sancakları gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa onlara gidin.” “Onlara gidin” Şimdi hedefi gösteriyor Peygamber (s.a.v.). “ Onlara gidin” deyince “siyah bayraklı, siyah bıyıklı adamlarla gidip yemek yiyin, sohbet edin onlarla iç içe olun” demiyor. Bak, hedefi gösteriyor. “Çünkü onların içinde Allah’ın halifesi Hz. Mehdi (a.s) vardır.” Gideceği yer neresiymiş? Hz. Mehdi (a.s).  “Hz. Mehdi (a.s)’ye uyun” diyor, “gidin kara sancaklı adamlara uyun” demiyor. “O siyah giyen adamlara uyun” demiyor. “Hz Mehdi (a.s)’ye uyacaksınız” diyor. “Ama onlar çıktığında bilin ki o bölgede Hz Mehdi (a.s) vardır” diyor. “Bu Hz Mehdi (a.s)’nin alametidir” diyor.  Bak, “Kar üzerinde dahi sürünerek de olsa o tarafa gidin. Çünkü onların içinde Allah’ın halifesi Hz. Mehdi (a.s) vardır” diyor. “Hz. Mehdi (a.s)’ye uyacaksınız” diyor, “onlara uyun “demiyor. “Onlar kan akıtacak” diyor Peygamber (s.a.v.). “On binlerce insanı katledecektir” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) bu kanı durduracaktır” diyor. “Hz. Mehdi (a.s)’nin kanı durdurması için de Mehdi (a.s)’a gidip uyun, onu arayıp bulun” diyor.  “Gidip kara sancaklıları bulun, gidin onlara uyun” demiyor. “Onlara tabii olun” demiyor Peygamber (s.a.v.). Anlaşılmayacak gibi değil çok açık.

Arabistan’da, Mekke’de Medine’de kar yok. Kar olan bir yerde demek ki, soğuk olan bir yerde.  Kudüs’e de kar yağmaz, Irak’ta da oralarda kar olmaz. Karın olduğu yer Türkiye’dir. İnşaAllah.

EMRE ACAR: Hocam Profesör Doktor Alim Işık’ın size selamı vardı. Ankara’daki iftara katılamamıştı. “Selamlarımı iletirsiniz” demişti. Mecliste bir çalışma vardı. O yüzden katılamamıştı Hocam.

ADNAN OKTAR: Biliyorum biliyorum. Bilmukabele Aleyna ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Bereketühü. Sen de selamlarımı iletirsin. Güzel bir ocakta güzel bir hizmet içerisinde doğru yolda maşaAllah elhamdülillah.

“Temimoğulları’ndan orta boylu esmer, meczum,” hafif sakallı yani kenarlardan ince yani tüyleri de ince kenardan da ince. “Kevseç,” yanlardan aşağı tarafı uzun kevseç. “Meczum,” cezmedilmiş, cezm yani toparlanmış sakalı aşağı doğru fazla uzun değil. Düzgünce kesilmiş. Cezmedilme düzgünce şekil verilme. Biçimlendirme anlamında geçiyor kevseç.  “Bir adam ki ona Şuayb bin Salih denir. “Şuayb” şubecik küçük bir topluluğu olduğu için şuayb deniyor. Şubecik anlamında. Bu Hz. Mehdi (a.s) anlatılan, doğrudan Hz. Mehdi (a.s) anlatılıyor. “Salih” yani temiz olan, dürüst olan, samimi olan anlamında. “Beyaz elbiseli” zaman zaman beyaz elbise giyiniyor demek ki. “Siyah sancaklı” diyor “dört bin kişinin kumandanıdır.” Dört bin kişiden kasıt çok fazla anlamındadır. Yani siyah sancaklıların hepsinin kumandanı olacak anlamındadır. Allah onu ona yönlendirmiş. Kumandan olacak. Ama bak “Şuayb” diyor daha dört bin kişiden bahsediyon. Küçük bir topluluktan bahsediyor burada. 313 kişi Hz. Mehdi (a.s)’nin topluluğu. Ama “dört bin kişiye hâkim olacak” diyor dört bin kişiden kasıt; dört yün bin, dört milyon, çok kalabalık anlamında. Burada Hz. Mehdi (a.s) açıkça anlatılıyor “orta boylu, esmer, meczum” yani sakalı düzenlenmiş, toparlanmış. Ve Yemen asıllı yani Arap kökenli seyid asıllı “bir adam ki ona Şuayb bin Salih denir” Şuayb Salih yani şube sahibi olan samimi kimse. Küçük topluluğun sahibi. Burada şimdi Hz. Mehdi (a.s) anlaşılıyor. Beyaz elbiseli, bu da anlaşılıyor, bitti. Bu bir hadis. “Siyah sancaklı dört bin kişinin kumandanıdır.” Yani “bütün bu IŞİD falan ne kadar varsa hepsinin kumandanı olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Kumandanıdır yani Peygamber (s.a.v.) tayin ediyor.  Bütün ümmetinde kumandanı. “Bütün ‘ kumandanıdır” diyor. O zaman ne anlama geliyor? Aynısı işte. Peygamber (s.a.v.)’in tayini var burada. “Ben tayin ettim” diyor Peygamber (s.a.v.). Kumandanı olmuş olsa zaten 313 kişi olmaz. Sonraki kumandanı anlamında söylüyor. O zaman 4000’,n üzerine 313 ekleyeceksin onun. 4313 olur ama 313 diyor. Şubecik sahibi, küçük. Ama büyük kalabalıklar ona uyacak anlamında, o hadisin devamı bu. Bak bu siyah sancaklılar için diyor ki “Mehdi (a.s)’nin öncüsü olur” hadisin devamı. Üst üste bunlar bir araya getirildiği için kafaları karışıyor. “Mehdi (a.s)’nin öncüsü olur. Kiminle mukatele etse”. Mukatele; katletme. Karşılıklı savaş. Yani karşılıklı silahlı çatışma. Mukatelenin anlamı budur. Cihat değil. Cihat gayret etmektir. Ceht etmektir. Mukatele varsa karşılıklı öldürme vardır. “Katletme”den geliyor. Karşılıklı katil. “Mukatele etse, harpte kim ona çıkarsa onu öldürür”. IŞİD bunu yapıyor şu an. Ve “kalabalık olacaklar” diyor. Mehdi (a.s)’nin öncüsü bu. Öncü deyince yani mesela deccal de Mehdi (a.s)’nin öncüsü. Onun önü sıra gelen bir hareket. O mübarek olduğunu göstermiyor ki onun. Öncü yani önden gelen hareketler. Mesela öncü sarsıntı vardır. Mesela artçılar vardır. Bunun gibi yani. Öncü deyince olayın öncü olayı olmasından kaynaklanıyor. Yoksa bunlar mübarek anlamında değil. Mehdi  (a.s) öncüsü olaylar vardır. Onlardan bir tanesi bu.

Anlat Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Alperen Ocakları Ekmeleddin İhsanoğlu destekleme kararı alan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’ye sert tepki gösterdi. Ve bu adayı desteklemeyeceklerini açıkladı. Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Bozok da İhsanoğlu’nun adaylığını kabul etmediklerine dair bir açıklama yaptı. Ve kararın genel bir istişare ile alınmadığını yönünde bir eleştiri getirdi.

ADNAN OKTAR: Partinin kendi içerisindeki yorumlara saygı duyarız. Kendi aralarında hallederler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam iftar yemeğinize şehir dışına çıkması gerektiği için katılamayan gazeteci Firas Sancaktar size mesaj iletti. “Adnan Hocamız’aa selamlarımı iletirseniz çok sevinirim” dedi.

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü.

“Eğer” diyor Cenab-ı Allah “inanıyorsanız kazanırsınız” diyor. Yani “nasıl baş edeceğim?” deme. Yüzündeki ifadeden öyle bir şey hissettim onun için.

ADNAN OKTAR: Fikret Hocam teşekkür ederim sana da evet.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Mehmet Ali Şahin Filistin konusunda şöyle bir açıklama yaptı Hocam; “El Fetih ve Hamas’ın bir araya gelmesi İsrail’i müthiş rahatsız etti. Bu operasyonlar bu nedenle başladı. Müslümanlar’ın bir ve beraber olması İslam düşmanlığını çok rahatsız ediyor” dedi.

ADNAN OKTAR:  Keşke öyle olsa. El Fetih ile Hamas. İki zıt inanç, biri solcu, çoğu ateist.  Öbür taraf da dindar ama Ortodoks ve gelenekçi bir İslam anlayışına sahipler. Yani iki eli üst üste koyunca birleşmiş olmuyor. Öyle olmaz. İslam âleminin birleşmesi önemli. Ama Mehmet Ali Şahin Hocam bu vesileyle İslam aleminin birleşmesinden bahsetmiş oluyor. İsrail’i hiç ilgilendirmez ikisinin birleşmesi. Daha rahat operasyon mantığını bulacaktır. Umurunda bile değil onun, İsrail’in. Çünkü gittikçe küçülüyor İsrail’in o Filistin toprakları. Gittikçe hayatı yaşanmayacak hale getiriyorlar. Dolayısıyla onların öyle bir derdi olmaz. İslam aleminin yapacağı ikide bir alimleri bir araya getirmek değil. Zaten alimler İttihad-ı İslam’ı istemiyorlar. Mehdiyet’i istemeyen onlar zaten. Büyük bölümü öyle. Dünyanın gerçek sahipleri bir araya gelip karar versinler. Alimler zaten onlara uyar. Her dönemde uymuşlardır. Hatta daha onların ağzından çıkmadan onlar konuyu anlar ve hemen uyduklarını da söyler. Öyle bir şey olmaz. Dünyanın gerçek sahipleri bir araya gelsin, konuyu uzatmadan karar alsınlar. İttihad-ı İslam’ı oluştursunlar. Yani artık mesajımı almışlardır. Anlayan anlamıştır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam sosyal medyada çok fazla hakaret edilmesine rağmen Başbakan Erdoğan’ın iftarına çok sayıda sanatçı katıldı. Katılanlar arasında Cengiz Kurtoğlu, Alişan, Ece Erken, Orhan Gencebay, Derya Tuna, Murat Göğebakan, Zeki Alasya, Zerrin Özer, İzzet Yıldızhan, Bülent Serttaş, Metin Şentürk gibi isimler vardı.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah. Tayyip Hocam’ı manen desteklemiş oluyorlar bir anlamda, evet. Ayrıca bu iftar yani iftara muhalif olan da gelir. Herkes gelir yani illa Tayyip Hocam’ın partisinden olacak diye bir şey yok. Bir nezakettir. Efendim zaten ehlisünnet inancında da, Şiilik’te de yani İslam’da davete icabet vaciptir. Yemek davetine, düğün davetine özellikle vaciptir. Mucup derecesinde o yüzden Müslümanlar icabet ederler. Ciddi bir gerekçesi yoksa mutlaka davete icabet gerekir.  Peygamberimiz (s.a.v.) hiçbir daveti inkar etmiyor reddetmiyor. Ama bir gerekçesi varsa gitmez ayrı mesele. Müslüman’ın Müslüman’ı yemeğe davet etmesi zaten sünnet. Hz. İbrahim (a.s)’dan kalma bir sünnettir. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah “semiz bir buzağı getirdi hemen kesti” ( Zariyat Suresi,26-27) diyor. Tevrat’ta detaylar var. Nar gibi kızartıyorlar. Hizmetçisine söylüyor, hazırlatıyor. Yanına güzel yağlı yoğurt, ondan sonra kaymak falan geliyor, muazzam bir sofra kurduruyor. Onlar yani çok uzak bir yoldan geldikleri halde, yaklaşık işte yetmiş, yüz kilometre falan gibi görünüyor. Çünkü çöl ortasında olduğuna göre en yakın yer öyle. “Biz yemek yemeyiz” diyorlar. “Neden?” diyor. “Biz yemek yemeyiz de ondan” diyor. Bembeyaz oluyor Hz. İbrahim (a.s), “üzerine bir nevi korku çöktü” diyor. Çünkü çok acayip bir ifade. Üst baş tertemiz, zaten yorgunluk izi yok, gelenlerin eli yüzü son derece düzgün. Gayet düzgün konuşuyorlar, bir de yemek emiyorlar. Yani “yemek yeme ihtiyacımız yok bizim” diyorlar. Ayette “bir nevi korku düştü üstüne” diyor. Sonra toparlanıyor Hz. İbrahim (a.s). “Biz özel geldik” diyorlar. “İnfaz için geldik” diyorlar. Hakikaten bir ülkenin yıkılmasına karar verildiğinde bir heyet toplanır önce. Kehf Suresi’nde de geçiyor. O devrin mebusanı gelir. Seçkinler bir araya gelirler. “Falanca ülke yok edilecek” diye karar alınır. İşte bu üçler, yediler, kırklar denilen olay odur. Yani seçkinler meclisi. Kehf Suresi’nin başlangıcı öyle başlıyor. “Biz bir ülkeye yıkım kararı aldığımızda bir topluluk bir araya gelir” diyor. Orada karar alınıyor. Ondan sonra geri dönüş olmuyor. Orada da karar alınmış. Yani o kavmin yıkılışı için, Lut Kavmi’nin yıkılışı için karar alınmış. Geri dönüşü olmuyor. Mesela Hz. İbrahim (a.s) araya giriyor bütün gücüyle ülkenin yıkılmaması için ricacı oluyor. Çeşitli gerekçeler gösteriyor. “O Bizimle uzun tartışmalara giriyordu” diyor Allah ayette. Yani kararı döndürmeye çalışıyor. Halbuki karar Allah’tan alınmış zaten. Meclis toplanmış, karar da alınmış bitmiş. Yani infaz yapılacak. Kararın dönülmez olduğunu söylüyorlar Hz. İbrahim (a.s)’a. Şimdi de dünyanın seçkinleri heyeti hazirun karar versin; İttihad-ı İslam oluşsun. Ama onlar vakit var diyorsa, bizim dinimiz bu kadar olur. Onlar diyor ki “vakti merhunu var, bekleyeceksiniz” diyor, bekleriz. 2017, 2019, 2021’ler. Tam vakti belli, günü de belli, saati de belli.

OKTAR BABUNA: Bir ayet söyleyebilir miyim inşaAllah?

ADNAN OKTAR: Evet.

OKTAR BABUNA: Kovulmuş olan Şeytan Allah’a sığınırım “İnsanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiğini gördüğünde Rabbini hamd ile tespih et.” (Nasr Suresi, 3) Ebcedi de 2016’yı veriyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet 2015, 2016, 2017, 2018, dolu. Evet Hz. İbrahim (a.s); Allah ayette “o tek başına bir ümmetti” (Nahl Suresi, 120). Karısı Sare var, o da çok güzel bir hanımdı maşaAllah. Lut Peygamber olan kardeşiydi. O kavme bela geldiği vakit yani karar alındığı vakit Hz. İbrahim (a.s)’e bildirildi karar. Lut’un karısıdır geride kalan. Geri dönmemesi, geriye bakmaması söylendiği halde geriye baktı. Evet, özel bir ilimle şehir yok edildi gelen heyet tarafından. Belki atom bombasının basit bir düzeneğiyle patlattılar, ona benzer bir şeyle. Belki iki maddeyi bir araya getirdiler yani bizim bilmediğimiz çok kolay bir metotla atom bombası tarzında bir silah biliyorlardı bekli. Onunla şehri yerle bir ettiler. Patlamanın şekli atom bombasını anlatıyor. “Önce göz kamaştırıcı bir ışık oldu” diyor. Bu atom bombasının, “sonra çok müthiş bir gürültü ve müthiş bir fırtına” yani muazzam bir şey etkisi. Yakma, yıkma ve bu etki yani klasik atom bombasının etkisi. Atom bombasına benzer bir silahla yok ettikleri anlaşılıyor. Ama mahiyetini bilmiyoruz. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. 

Masaüstü Görünümü