Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Temmuz 2014; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’ın güzel sohbetiyle birlikte olacağız, inşaAllah. Yayınımız başlıyor. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, üç askerimizin şehit olduğu Ceylanpınar’ın Suriye sınırında yeniden çatışma çıktı. PYD’li bir grubun sınırı geçmek istemesi üzerine asker geçiş noktalarını bombaladı. Şu an sınırda güvenlik önlemleri en üst düzeyde.

ADNAN OKTAR: Nedir PYD’nin amacı ne, ne istiyor?

KARTAL GÖKTAN: Taciz atışı yapmışlar Hocam. Devamında çatışma başlamış.

ADNAN OKTAR: Ama sınırı niye geçmek istiyorlar? Yani Türkiye’ye gelip çatışma mı istiyorlar?

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam Allahualem.

ADNAN OKTAR: Kaşınıyor yani. Hoppala. Belasını arıyorsa çok ahmaklık yapıyor demektir. Evet. Asker delikanlıdır, efedir manyaklığa müsaade etmez.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sınırı geçmek istemiyormuş Hocam şu anda.

ADNAN OKTAR: Ne istiyormuş?

BÜLENT SEZGİN: Detaylı bilgi geliyor, inşaAllah. Sadece taciz etmek Allahualem inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Manyaklık olsun diye yapıyor. O da belasını arıyor demektir, olmaz. Akılsızlığı bıraksınlar.

Dinliyorum evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, İsrailli Haham Lior, “İsrail ordusuna Filistinliler’in tamamı öldürülmeli, Gazze yeryüzünden silinmeli” çağrısı yaparak daha çok katliam mesajı verdi. Lior, Tevrat’taki savaş kavramına dikkat çekerek, “Tevrat bize savaşlarda nasıl muamele edeceğimizi öğretiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam öğretiyor da affetmeyi, şefkati, dostluğu da öğretiyor. Karşıdaki insanlar Allah’ın birliğine inananlar. Onların inancına göre Ben-i Nuh olan iman ehli insanlar. Dost, kardeş olmuş olsalar konu bitecek. Dostluğun kardeşliğin üstünde dursunlar. Kardeşliğe davet etsinler onları, dostluğa davet etsinler, sevgiye davet etsinler. Bunlar tehlikeli. Bunları duydu mu onlar da, daha da coşarlar, daha da çılgınca bir tavra girerler. Tevrat’ı yanlış yorumluyor, yanlış anlıyor. Tevrat’ta silahların kalkacağı güzel günlerden bahsediyor. Barışın olacağı, kanın akmadığı günlerden bahsediyor. O günlerin özlemi içinde olsunlar. Moşiyah’ı istesinler Allah’tan.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Türkiye’nin IŞİD’e yardım ettiğini düşündükleri için bu taciz atışlarını yapıyorlarmış. Bu yardımları kestiği iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Türkiye IŞİD’e yardım ediyor.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin nesine lazım böyle şeylerle uğraşsın? Türkiye fakire fukaraya yardım ediyor. IŞİD’e ne yardım edecek? IŞİD’in paraya da ihtiyacı yok ki zaten gasp ediyor orada, burada, milletin parasını. Her yeri gidip gasp ediyor zaten. Öyle bir dertleri yok onların.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bazı yaralıları da Türkiye tarafına getiriyorlarmış Hocam tedavi için, PYD.

ADNAN OKTAR: Yaralı olunca zaten her yerde insani olarak, imani olarak yardım gerekir. Çünkü orada teslim olmuş, zavallı haline gelmiş, orada mecbur, kim olursa olsun mecbur yardımcı olacak, inşaAllah.

PKK’lılar mesela çatışmaya giriyor askerle, askeri helikopterle hastaneye kaldırılıyorlar. En iyi şartların uygulandığı hastanelerde tedavi ediliyorlar. Ama sonra tabii cezasını çekmek üzere cezaevine gönderiliyorlar. Suç ayrı. Ama orada insani bir durum var. Adamı yaralı diye sokakta bırakamazsın.

KARTAL GÖKTAN: Getirilmek istenen yaralılar IŞİD’liymiş Hocam. PYD buna engel olmak istiyormuş.

ADNAN OKTAR: Olmaz. Olur mu? Onlar için de fark etmez. Bu çok büyük ahlaksızlık. PYD burada çok büyük ahlaksızlık yapıyor. Olur mu? Yaralıysa tabii ki yaralıya her yerde şefkat duyulur. PYD’li olsun, komünist olsun, terörist olsun her ne olursa olsun. Mesela teröristler de burada İstanbul’da polisle çatışıyorlar hastaneye kaldırılıp tedavi ediliyorlar. Olmaz öyle şey. PYD gaddarca, sevgisiz, merhametsiz bir bakış açısıyla olaya bakıyor. Yaralıysa ne yapacaksın o zaman? “Ölsün onlar” öldürmek istiyorlar yani. Olur mu öyle şey? Olmaz. Kendileri yaralansa öldürmek isterler mi o yaralı insanı? İstemezler. O zaman, oradaki insan da insan. Fikri ayrı olabilir ama yaralı insana zulüm yapılmaz kim olursa olsun.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Hamas Gazze halkına “yardım sağlayacak geçici ilan edilecek ateşkesi kabul edeceğiz” açıklamasını yaptı. Ama silahsızlanma için iki şartı var Hamas’ın. İşgal ile yerleşim birimleri inşasının durması ve İsrail’in silahsızlanması.

ADNAN OKTAR: İsrail’in silahsızlanması, nasıl olacak o?

BÜLENT SEZGİN: Yani “Silahları tamamen bırakırsa biz de…”

ADNAN OKTAR: İsrail. Ama çok acayip bir laf ediyor olur mu? Devlet bu. İsrail, silahlı kuvvetleri var, ordusu var.

KARTAL GÖKTAN: Sadece Gazze için. İsrail’in Gazze’deki silahsızlanması.

ADNAN OKTAR: “Oradan silahları çeksin, tank top varsa çeksin?” Çeker onlar kolay.

KARTAL GÖKTAN: Ablukayı da kaldırması.

ADNAN OKTAR: Kaldırır ablukayı. Gereksiz yapıyorlar, Allah aşkına bunların başında aklı başında bir insan yok mu? Yazık günah bu rezalete ne gerek var? Gidiyorsun roket atıyorsun bilmem ne başına bela alıyorsun. Mahvettiriyorsun çoluk çocuğu ondan sonra “hadi barışalım” diyorsun. Her seferinde bunu yapıyorlar. Kardeşim, siz deli misiniz koskoca adamlar? Yaşını başını almış adamlarsınız, ayağınız yere basın Allah aşkına. Çoluk çocuk mahvoluyor. Çocukların çektiği acı, kadınların, genç kızların çektiği acı tarif edilecek gibi değil. Adamlar Dubai’de eğleniyor liderleri, başları; sazlı sözlü. Bunlar da, bu garibanlar da burada mahvoluyorlar. Ne kazandılar şu an ben anlamıyorum. Mesela bak şimdi oradan binlerce insan yine göç eder, topraklar küçülür. Neyi amaçladıkları belli değil. Kardeş olsanıza, dost olsanıza sarılın birbirinize arkadaş olun. İsrail dostluktan zevk alır, arkadaşlıktan zevk alır, mutlu olurlar. Hayır, mazlumken Allah vermesin herhangi bir ülke onlara saldırırsa gök kubbeyi tepelerine çökertiriz Filistin’in. Mazlumken durduk yere bir ülke onlara saldırmaya kalkarsa, İsrail dahil kim olursa olsun gök kubbeyi tepesine çökertiriz. Ama böyle bir olay olmaz zaten, kimse yapmaz bunu. Ben çocuklara, genç kızlara, annelere çok acıyorum, en çok acıyı çeken onlar. Bu asıl roketçi takımı falan bunlar başka ülkelere kaçıyorlar, bilmem ne yapıyorlar falan bunlara bir şey olduğu yok. Bu annelerin, genç kızların, çocukların çektiği acı çok çok rahatsız edici.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, çocuklarla ilgili UNICEF’in bir açıklaması var. Bölgedeki İsrail saldırılarında Pazar akşamından bu yana her saat en az bir çocuğun hayatını kaybettiğini açıkladılar.

ADNAN OKTAR: İsrail böyle bir şeyi istemez. İsrail’in genel halkı böyle bir şeyi istemez. Onlar da mutazarrır yani çok rahatsızlar. Yani çocuk ölümünü kimse istemez. Böyle olayların olmasını da kimse istemez.

BÜLENT SEZGİN: Siz söylemiştiniz, dünden itibaren TİKA ve Türk Kızılay’ı insani yardımları ulaştırmaya başladı Gazze için.

ADNAN OKTAR: TİKA nedir?

BÜLENT SEZGİN: TİKA Hocam; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah. Dışişleri Bakanı yaman. Tayyip Hocam da böyle şeylerde hemen refleksi çok güçlü. Eskiden hükümeti hakikaten uyarmak gerekiyordu. Benim çocukluğumda falan ilgilenmiyorlardı. Halk çok ciddi bastırınca ilgilenmeye başlıyorlardı. Çok ağır ve hantal bir sistem vardı. Şu an öyle değil. Dışişleri Bakanı çok onurlu bir insan, cevval de, hareketli de gece uyumuyor gerekirse. Vicdanı yüksek, hemen müdahale ediyor. Biz diyoruz ya, “yardım etseniz” falan, o çoktan girişimde bulunmuş oluyor zaten. Ama biz vicdanen yine söylemiş oluyoruz. Yoksa Tayyip Hocam da öyle bayağı yaman.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık makamı sayesinde, kaynaklara orantısız erişim sağlamasından endişe ettiğini duyurdu. Yurtdışı oylarının da şeffaf sayımı için garanti verilmesi istendi.

ADNAN OKTAR: Başbakan olduğu için imkanlarını kullanır, adaletli bir seçim olmaz gibisine. Ama daha önce de olmuş, Turgut Özal başbakanken cumhurbaşkanlığı falan çalışmalar yapmış. Demirel yapmış aynı şeyi. Bu yollardan geçilmiş daha önce. O zaman bir adet oluşmuş zaten, ilk defa olan bir olay değil. Hayırlısı olsun. Tayyip Hoca’nın iyi yönü bak diyor ki: “Eski Türkiye” diye, tedirgin olduğu bir konu var. Eski Türkiye hakikaten bizi boğmuştu. Eski Türkiye’den bir kere bizi kurtarmış olması büyük olay. Bir kere eski Türkiye’ye hiçbir partinin dönüşü kabul etmemesi lazım. Eski Türkiye’ye dönersek kabusa dönmüş oluruz. CHP’nin de, MHP’nin de bu konuda garanti vermesi lazım, eski Türkiye’ye dönmeyeceğiz diye. Dönmezler gerçi de ama yine de söylemelerinde fayda var. Evet.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Mersin’de yaptığı konuşmada Hocam; “Bayrağımıza alternatif aramıyoruz. Kim ki bayrağımıza alternatif çıkarmaya kalkarsa, karşısında bizi bulur. 780 bin kilometre kare, her karesinden bir medeniyet, modernite çıkacak. Ben Mersin’de ne görüyorsam, Güneydoğu’ya gittiğimde de aynısını görmem lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Tayyip Hocam’ın iyi yönü ilerici olması. Sürekli ilerleme, aydınlanma, demokrasi falan o tip tavrı var. Gerçi bu PKK olaylarını falan bir millet tedirgin oluyor. Ama açık açık da söylüyor Tayyip Hocam, “böldürtmem, müsaade etmem” diye açık açık söylüyor. Hakikaten de bir şey olmadı.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, geçen gün de HDP’ye bayrak konusunda bayağı bir çıkışmıştı aslında.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ama şimdi lafına da güvenmezsek neye güveneceğiz yani? Açık açık söylüyor daha ne yapsın? “Böldürmem, başınızı yere eğdirmem, avuçlarını yalasınlar” diyor. “Bir bayrak var, tek vatan var, tek millet var, tek devlet var” diyor. Buna da güvenmeyeceksek o zaman bir başkası da gelse ona da güvenemeyiz o zaman. Ona nasıl güveneceğiz? Çünkü yine Tayyip Hoca’da bir elimizde delil var, ortada bir somut durum var. Bence iyi Tayyip Hocam.

Şimdi sizi iftar için bırakacağım. Ama kendinizi kaybedip böyle dala dala yemek yemeyin. Şimdi biraz hafif bir yemek yiyin. Çorba morba yani sakin olaya girin, sonra devam ederiz. Anlaşıldı mı? Çünkü reaksiyon başladıktan sonra durdurmak mümkün olmuyor sizi. Köfteler, pirzolalar havalarda uçuşuyor.

OKTAR BABUNA: Tavsiyeniz var Hocam her zaman; önce bir su için, ara verip sonra yemek yemek inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Üstüne hafif bir çorba. Bilmiyorum bu tavsiyemi tutabilecek misiniz? Bir denemekte fayda var. Tamam.

Gizlenen hadisler, onları dinleyelim inşaAllah sonra devam edeceğiz, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

Hocam, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “oy vermek onay vermektir, sorumlu olmaktır. Bizler 10 Ağustos’ta yapılan oylamada kimseye oy vermeyeceğiz” dedi. “Adayların hiç birinin kendi ilkelerine uygun olmayan kişiler olmadığını, cumhurbaşkanı olacak kişi İslam Birliği’ni kurma mücadelesi de vermelidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Helal olsun Kamalak Hocam’a. O sözüne on puan. Ama İslam Birliği için Tayyip Hocam uğraşmıyor mu?

BÜLENT SEZGİN: Evet, çabası var Hocam çok fazla.

ADNAN OKTAR: Ee ne demek istedi acaba? Tayyip Hocam’ı beğenmiyor herhalde. İslam Birliği’ni yapacak gibi görmüyor mu onu acaba? Kamalak Hoca’ya sen bir gidip konuşsana ne düşünüyor?

TARKAN YAVAŞ: Tamam inşaAllah Hocam. Çok iyi olur. Biraz da böyle devleti daha güçlü gibi gösterip cumhurbaşkanlığının kullanılmayan yetkilerini de kullanmak istiyor Hocam, inşaAllah.

GÖKALP BARLAN: Bundan sonra sanki İslam Birliği için diğer ülkelerle işbirliği yapacakmış gibi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca? Ama benim bildiğim şu ana kadarki başbakanlar içerisinde, cumhurbaşkanları içerisinde, cumhurbaşkanları olmadı da, başbakanlar içerisinde en Müslümanlar’dan yana, en vicdanlı davranan ben onu gördüm. Sürekli vicdanlı davranıyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, yolsuzluk operasyonunu yürüten polislere yönelik sahur vaktinde yapılan operasyonu değerlendiren Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak; “Hukuk devletinde önce sanık belirleyip sonra delil uydurma yoluna gidilemeyeceğini söyledi. Eğer bir devlet adaletten ayrılırsa o, ülkenin en güçlü çetesi olur” dedi.

ADNAN OKTAR: Kamalak Hoca, uyarı yapması normal. Vicdanıyla konuşmuş. Bu konuda şüphelenmesi normal. Herkes şüpheleniyordur çünkü. Bu bir intikam operasyonu falan diye düşünebilirler. Ama olmayabilir de, hakikaten doğru çıkabilir. Biraz beklemek lazım. Çünkü mahkemeler, adaletle hükmeden mahkemeler. Üst mahkeme itiraz hakkı var. Değil mi? Var mı, bozdular mı o sistemi? Tamam. Varsa bir acayiplik ortaya çıkar. Mahkemeler hükümetin emrinde değil. Bir delile dayalı olmadan mahkeme beraat veya tutuklama yapamaz. Yahut hapse gönderemez. Biraz beklemek lazım. Ama Kamalak Hoca herhalde endişeleri var. Olabilir, böyle düşünebilir de, makul. Birçok kişi öyle düşünüyor çünkü. Kuşkularını dile getirmiş. Biraz beklemek, bekledikten sonra konuşmak daha iyi bence, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Operasyonun Hocam devam edeceğini söylüyorlar, ikinci, üçüncü dalga şeklinde.

ADNAN OKTAR: Canım üç, beş, otuz, dalgası olur tabii. Eğer doğruysa bu, dalgası da olur, denizi de olur, hepsi olur yani. Ama tabii bunlar da uzun bir süreç oluyor mesela iki-üç yılda ancak anlaşılıyor ne olduğu. Üç yıl şaibeli bir durum olmuş olacak, ortada olmuş olacak. Ama her halükarda hayır vardır, her şeyi yaratan Allah. Sabırla bakmak lazım. Tevekkülle bakmak lazım. Kısa sürede anlaşılır herhalde. Her iki tarafında haklı gibi görünen delilleri var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin çeşitli güzel faaliyetleri var Hocam. Gebze’den kardeşlerimiz Cumartesi günü ev sohbetinde buluşmuşlar. Sizin kitaplarınızdan ve ayetlerden okuyup sohbet etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 20 Temmuz Pazar günü stant kurarak 70 adet kitabınızı, 20 adet belgesel CD’si, 20 adet dergi ve 1000 tane İttihad-ı İslam broşürü dağıtmış. Dün Üsküdar’da kardeşlerimiz 60 kitap, 1000 A9 broşürü dağıtmış. Yine dün Ankara’dan kardeşlerimiz Kolej Ankaray çıkışında 25 kitabınızı ve 15 belgesel CD’sini halka hediye etmişler. İzmir’den bir bayan kardeşimiz de Çiğli’de çok sayıda dergi dağıtmış. Tek olduğu için resim çekme imkanı olmamış.

ADNAN OKTAR: Tek. Tamam kabul ediyoruz. inşaAllah. Bir seferliğine mahsus.

Sen bir şeyler söyle.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. Irak Hava Kuvvetleri son dönemde IŞİD’in ele geçirdiği Felluce, Musul ve Tikrit gibi kentleri varil bombasıyla bombalıyor Hocam şu an.

ADNAN OKTAR: Havadan.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Akıllarına limon suyu sıkayım. Emek emek o şehirleri yaptılar, şimdi yine varil bombasıyla yıkıyorlar. Sonra yine yaparlar, yine yıkarlar. Allah diyor ki:  “ Kalelerini kendi elleriyle yıkıyorlardı” diyor. Kendi elleriyle yıkıyorlar. Kardeşim onu yapacağına sevgiyi, barışı, kardeşliği hakim etsene. Sevgiden tek kelime bahsetmiyorlar. Orada sevgi kelimesini duymak adeta imkansız gibi. Ama nefret ve kin cümlelerini duymak zibil gibi. Mesela internete de girin sevgiden bahseden parmakla sayılır. Ama nefret, kin ve öfkeden bahseden haddi hesabı yok. Bu deccalın kendince bir başarısı.

BÜLENT SEZGİN: Hocam İnsan Hakları İzleme Örgütü IŞİD’e karşı mücadelenin orduya canı istediği gibi sivilleri öldürme yetkisi vermediğini bildirdi.

ADNAN OKTAR: İşte şeytan kanlarına girdi bir kere. Onlar Şiiler’i öldürüyor. Onlar onları öldürüyor. Onlar onları öldürüyor. Yani buna argoda çok kötü bir deyim vardır “bir şeyi bir şeye öldürttürme” diye “bir şeyi bir şeye kırdırma” diye. Onların kafasındaki mantık bu. Bir şeyi bir şeye kırdırma kafasında ve bunu da yapıyorlar.

Bir internet sitesinde ne diyor “Adnan Hoca yine Yahudileri korudu” mu diyor “kolladı” mı diyor.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’i haklı çıkardı gibi bir…

ADNAN OKTAR: Haklı çıkardı. Yazıyı da okumuyorlar. Hiç. Şöyle bir göz atıyor o kadar. İnceleyip okumuş olsa ama buna rağmen yine bu kafadaysa tabii o zaman bayağı bir sorun var demektir yani. Ama inceleyip okumadan böyle bir şey yazıyorsa, o da ayrıca bir acayiplik. Bunlar nasıl haberci özelliği var ben bunu anlamadım. Ben orada ne diyorum? Çok açık ve sarih olarak “Filistin’i adım adım yok ediyorlar” diyorum. Nasıl İsrail yanlısı oluyor bu açıklama? “Yerli işbirlikçilerle Filistin’i adım adım yok ediyorlar” diyorum. Bölüm bölüm de gösterdim haritada. Neresi bunun İsrail’in lehine? Uçuyor bunlar. Kanat takmış uçuyor yani.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail yönetiminin Kadir Gecesi’nde Mescid-i Aksa’ya girilmesine izin vermediği ve Gazze’de bombardımana devam etmesi sebebiyle Batı Şeria’da ve Kudüs’te on binlerce Filistinli gösteri yaptı Hocam. Kudüs ve Ramallah’daki gösteriye yaklaşık 50 bin Filistinli katıldı. İsrail göstericileri dağıtmak için gerçek kurşun kullandı ve iki Filistinli öldü. Şu an hala Kudüs sokaklarında İsrail Polisi ile çatışmalar devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Bu kargaşaya ne gerek var? Şu acıya ne gerek var? Diyorlar ki “çok başlı alimler topluluğuyla biz İslam alemini idare ederiz.” Hadi idare et işte çok başlısınız şu an. Kırıp geçiriyor bak Müslüman alemi birbirini. Başta tek bir kişi olması lazım. O tek kişi de kendi aralarında seçecekleri birisi olmaz. Allah’ın seçtiği birisi olması lazım. Bu da Muhammed Mehdi (a.s)’dir. “Biz göremiyoruz, duyamıyoruz.” Allah sana gösterir. Duyamıyorsan Allah sana duyurur. Anlamazdan geliyorsan, Allah sana anlamazdan geldiğinden dolayı gerekeni sana yapıyor zaten. Sen anlayıncaya kadar da bu devam edecek. “Anladım” deyinceye kadar. Anladın da anlamazdan geliyorsun, anlamazdan geldiğin müddetçe bu acıdan kurtulamazsın. Bu ıstıraptan kurtulamazsın. Allah’ın kaybedeceği bir şey yok. Hz. Mehdi (a.s)’ın da kaybedeceği bir şey yok. Direnenlerin kaybedeceği çok şey var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Almanya’da birçok kentte düzenlenen İsrail karşıtı protesto gösterilerinde kullanılan antisemitik ifadeler tartışma başlattı. Geçen hafta sonunda Berlin’de bir camide vaaz veren Danimarkalı bir imamın “Allah bütün Siyonist Yahudiler’i yok etsin” şeklindeki sözleri ve aynı gün düzenlenen gösterilerde Berlin, Essen ve Göttingen kentlerinde Gazze’deki olayları protesto eden kişilerin sokakta karşılaştıkları Yahudiler’e sözlü ve fiziksel şiddet göstermeleri başlattı Hocam.

ADNAN OKTAR: Mesela bu da çok tehlikeli. İslam’a uygun olmayan ve kendilerine dönecek olan anormal bir hareket. Bu çok şiddetli bir dönüşle kendilerine dönebilir kardeşlerimizin. Büyük hata yapıyorlar. Onlar Allah’ın kulu. Allah onları Musevi olarak yaratmış. Ve tek bir Allah’a inanıyorlar. “La İlahe illAllah” diyorlar “Allah’tan başka ilah yoktur” diyorlar. Sen bu insanlara gidip saldırıyorsun. Bak komünistlerle uğraşmıyor, PKK ile uğraşmıyor, Allah’a inanan bir avuç Musevi ile uğraşıyor. Adamlar suçunu da bilmiyorlar. Bu zulümdür. Allah ayette “Onların hanımları ile evlenebilirsiniz” diyor “yemeklerini yiyebilirsiniz.” Müslümanlar onlarla ticaret yapıyor. Böyle bir tavır olmaz. Bu günah, İslam’a uygun olmayan haram bir tavır.

KARTAL GÖKTAN: Hocam geçtiğimiz günlerde Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla’ya PKK tarafından bombalı saldırı düzenlenmişti. Yener Dönmez yazısında, daha önceki belediye başkanı döneminde bölgenin lojistik üs olarak kullanıldığını, yeni başkanın buna izin vermediğini, bu yüzden de hedef haline gelip bu sefer de çapraz ateşte öldürülmesinin planlandığını söylemiş.

ADNAN OKTAR: Efeye hiçbir şey yapamazlar. Önlemleri artırsınlar. Devlet koruması güçlü olsun. Her yerde böyle babayiğitler olursa PKK nefes almaz. Bütün mesele delikanlı olmakta. Delikanlımızı tebrik ediyoruz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “bizim Türk Milleti’nin tarihine altın harflerle yazılacak bir Filistin politikamız var. Filistin davamızda utanılacak hiçbir şeyimiz olmaz” dedi. “Filistin konusunda hem Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry, hem Hamas’ın siyasi büro şefi Halit Meşal, hem de Katar Dışişleri Bakanı Halid Bin Muhammed El Atiyye ile her gün görüşerek görüş ayrılıklarını gidermeye çalıştıklarını anlatan Davutoğlu “birlikte bir taslak üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Ümit ederiz birkaç gün içinde hayırlı bir noktaya geliriz. Bizim için önemli olan ateşkes ve insani yardımın devam etmesi hedeflerini gerçekleştirmek” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Bak Davutoğlu mutlaka devrede oluyor. Mesela bu hakikaten dava adamı. Bu insan başbakan olur.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam birkaç fotoğraf vardı uygun görürseniz. Hüseyin Hatemi’nin kedilerini gösterebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Evet bakalım hocamıza. Hüseyin Hatemi Hoca’nın kedileri bunlar. Hüseyin Hatemi Hoca’nın kedilere bu kadar düşkün olması onun bir güzelliği. Alevi değil mi Hüseyin Hatemi Hoca?

OKTAR BABUNA:  Evet Hocam.

 ADNAN OKTAR: Çok ince düşünceli nezih bir insan.

BÜLENT SEZGİN: Hocam kedilerini çok seviyormuş ve isimleri genelde Osmanlıca uzun şekildeydi kedilerin.

ADNAN OKTAR: Öyle mi? Mesela örnek var mı?

BÜLENT SEZGİN: Şu an yok elimde ama genelde bu şekilde isim veriyormuş.

ADNAN OKTAR: Uzun Osmanlı isimler. MaşaAllah. Ama iyi de bakıyor onlara. MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bir tanesinin ismi Garibüddin Derviş Reşat’mış.

ADNAN OKTAR: Derviş Reşad. Ama güzel bayağı, hoş isim.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir tanesi Şakir Siyabeş Siyamük Feridun.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Hüseyin Hatemi Twitter sayfasında şu şekilde Twitter paylaştı. “Allah’ım bazı kimselerin zoruna gitse bile nurunu tamamlayacak, Yusuf-u Zehra’yı göndereceksin Mesih ile birlikte. Hamd olsun sana.”

ADNAN OKTAR: Yusuf-u Zehra. MaşaAllah Hz. Mehdi  (a.s) ve İsa Mesih. Çok güzel. Bak alim bu. İnsan bu. Alevilik’in ince güzelliklerinden bir tanesi de budur işte. Böyle güzel derviş ruhlu, samimi, Allah’tan korkan Allah aşıkları yetiştirmesi. MaşaAllah güzel.

BÜLENT SEZGİN: Hocam şöyle devam ediyor inşaAllah;” İsa (a.s)’ın dağ vaazinde ne mutlu onlara dediği, adalete susayanlar Hz. Mehdi (a.s)‘ı bekleyenlerdir.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAlah. Özellikle Şia Hz. Mehdi (a.s)’a karşı aşk ve muhabbetle bir sevgi duyarlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Türkiye’de günde 4.9 milyon, yılda bir milyar yedi yüz doksan milyon ekmek israf oluyor.

ADNAN OKTAR: Allah “yiyin için” diyor bak şeytandan Allah’a sığınırım “yiyin için israf etmeyin” özellikle yiyecek konusunda çok titiz olunması lazım. Çok fazla ekmek almanın alemi yok. Bir de ekmek çok fazla yenecek diye bir şey de yok. Tabii ayette açıkça Allah şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah israf edenleri sevmez” diyor. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Hüseyin Hatemi hemen hemen her gün Hz. Mehdi (a.s.)’ı yazıyormuş. Çok hakaret ediyorlar Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklediğini söylediği için. Çok hakaret diyorlarmış kendisine.

ADNAN OKTAR: Ne mutlu ona her hakarette sevap alıyor. Her hakarette cennetinin mekanı genişliyor. Velayet alameti. Hakaret edenin sevabı ona geçiyor. Onun günahı da onlara geçer. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Mahmut Efendi’nin de kedileri vardı sevimli kedileri. Onların fotoğrafları vardı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ben görmüştüm Mahmut Hocamız’ı ziyarete gitmiştim. O zamanlar Cübbeli de oradaydı. Böyle çok yaşlı piri fani hoca efendiler vardı. İçerden böyle hazin hazin çok şahane nihavent makamında Kuran sesi geliyordu. Bayağı güzel Kuran okuyorlardı. Ben birkaç kardeşle gitmiştim. Mahmut Hoca’nın tam yanında oturuyordum ben. Onun böyle hafif tahtı andıran ama mütevazi oturacağı bir yer var. Orada oturuyordu. O gelmeden önce kedisi geldi gitti oturdu. Çok şeker bir şey. Sonra kedi üstüne muhabbet başladı. Bir evvelki kedinin yavrusuymuş o, onu anlatıyorlardı ama o bayağı evin sahibi konumunda benim gördüğüm. Kimseye de sormuyor canı isteyen her yere gidip oturuyor. Ama mekan çok huzurlu Mahmut Hocamız’ın makamı. Biraz konuşması ağır biliyorsunuz rahatsızlandığı için çok zor konuşuyor. Nadir misafirlerle görüşüyor. Ben de işte onu çok sevdiğim için öyle bir görüşme imkanım olmuştu. Kahve içtim bir fincan “ben artık gideyim” dedim. “Yok yok otur otur” dedi. “Bir daha içmeyeyim ben Hocam” dedim. “Yok yok iç iç” dedi bir daha, bir kahve daha geldi. Çok hoş, çok kibar, çok nezih değerli bir Osmanlı Şeyhi. Mahmut Hocamız kıymeti çok büyük. Nezaketi çok hoştur, tam Osmanlı nezaketi vardır Şeyhimiz’de. Allah ömrünü uzun etsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Türkiye’de Musevi vatandaşlarımıza yönelik çok fazla hakaret ve tehdit oluyor sosyal medyada. Ünlü Musevi yazar Mario Lemi’nin de boykot edilmesi kampanyası başlamıştı. Bununla ilgili Kültür Bakanı Ömer Çelik açıklama yaptı ve şöyle dedi; “Musevi vatandaşlarımız, kültürleri ve sinegogları bu memleketin ayrılmaz bir parçasıdır. Hep öyle kalacaktır. Onlar bu topraklarda misafir değildir. Hep beraber kendi memleketimizdeyiz, hepimiz ev sahibiyiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel konuşmuş. Çok anlamlı tokat gibi cevap vermiş. İyi olmuş maşaAllah. Çünkü hükümet üyelerinin açıklama yapması çok önemli. Bir de o havaalanında Musevi kardeşlerimiz var. Günlerden beri havaalanındalar, orada mağdur kaldılar. Ona hükümetin bir yardımı ve desteği olursa bu olaya çok iyi olur. O kardeşlerimiz e o korkudan tedirginlikten kurtulurlar.

BÜLENT SEZGİN: 24 saat daha uzatılmış uçuş yasağı, İsrail kendi uçaklarını göndermiş vatandaşlarını geri almak için.

ADNAN  OKTAR: Türkiye’dekileri.

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam.

KARTAL GÖKTAN: 4000 kişi Hocam havalimanında varmış.

ADNAN OKTAR: Tabii çok zor. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Başbakan Gazze saldırısı nedeniyle İsrail’e yönelik sert eleştiriler sonrası Başbakan’a 2004’te cesaret ödülü veren Amerika’daki İsrail lobisinin en etkili kuruluşlarından Amerikan Yahudi Kongresi, ödülü geri istedi. 

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam gönderecek mi? Acayip bir durum olmuş. Hükümetin Museviler’i koruyan kollayan açıklamaları çok önemli. Öbür türlü bu, bir cinnete dönüşebilir. Sevgisiz, merhametsiz, acımasız insanlara da gün doğar. Merhametinden değil de Filistinliler’e karşı, içindeki öç ve kin, nefret duygularından dolayı Musevi vatandaşlarımıza zarar vermek isteyebilirler. Güvenlik önlemlerinin kat kat artırılması gerekir. Özellikle Musevi kardeşlerimizin yoğun yaşadığı yerlerde önlem alınmasında fayda var. Çünkü adamlar böyle şeyleri fırsat olarak görüyorlar. Sevgisizliğin diz boyu olduğu ortamlarda büyük suçlar işleyebilirler. Onun için hükümetimizden bu konuda tedbir almasını istirham ediyoruz. Musevi vatandaşlarımızın evleri, iş yerleri korunmalı. Filistin’le de en kısa sürede aralarında barış oluşması için gördüğüm kadarıyla hükümetin bir gayreti var. Ama saat hesabıyla bile uzatılmaması gerekiyor. Hemen netice alınsın. Tekerrür etmemesi için de tedbir alınmasında fayda var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Mehmet Şevket Eygi Hocamız bugün “Hz. Mehdi (a.s)’ın ayak seslerini duyuyorum” başlıklı yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Madonna da “Dünyanın şu an Mesih’e ihtiyacı var “diyor şu an. Facebook sayfasına yazmış. “Dünyanın şu an Mesih’e ihtiyacı var “ çok akıllı bir hanım. O Mesih’i gördüğünü söylüyor. “Ben gördüm” diyor. “İstanbul’da gördüm” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle yazdı Hocam Mehmet Şevket Eygi Hocamız; “Osmanlı hilafeti İslamiyesi’nin yıkılmasından sonra Müslümanlık aleminde görülen deccaller ve süfyanlar tepe taklak olacaktır. Ahir zaman fitneleri başlamıştır. Deccallik kezzaplık, süfyanilik, devirleri bitiyor batıl gümbür gümbür yıkılacak.  Hz. Mehdi (a.s)’ın ayak seslerini duyar gibiyim. Kulağınızı yere koyun ve dinleyin. Kuran,  sünnet, şeriat, adalet, güvenlik diye atıyor zeminin kalbi. Direnmenin faydası yok Hz. Mehdi (a.s) gelecek, şeriat gelecek, adalet gelecek.”

ADNAN OKTAR: İşte Hocamız nadir evliyalardan bir tanesi. Nadir velilerden bir tanesi. Allah’ın hususi inayeti altında koruması altında. Mübarek, muhterem, müberra bir insan. Naif bir Osmanlı efendisi. Saygın, efendi bir insan maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Üslubu nefis, kalemi muhteşemdir Hocamız’ın. Candan ve aşkla kaleme alır. Allah’ın ilhamıyla yazmış, çok güzel yazmış maşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Rusya Devlet Başkanı Putin’in kızı Maria Putina Hollanda’dan sınır dışı edilmek istendi. Sebebi de Hollanda’dan Malezya’ya giderken Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçıların düşürdüğü iddia edilen uçak. Bu uçakta da 193 Hollandalı 298 kişi ölmüştü Hocam.

ADNAN OKTAR: Nedir bağlantısı?

BÜLENT SEZGİN: Bundan dolayı Rusya bağlantısından dolayı onu sınır dışı etmek istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne ayıp. Kız çocuğu. Ne alakası var? O sevimliyi biz buraya getirelim. Benim misafirim olsun. Gelsin onu Türkiye’de ağırlarız. Kız çocuğundan intikam mı olur? Ne kadar ayıp. Ne kadar çirkin. Ne kadar saygısız bir hareket. Ne suçu  var çocuğun?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Erdoğan mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’na 17 senelik hapis hayatından sonra geçmiş olsun telefonu açtı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam delikanlıdır yapar. Mirzabeyoğlu çok çile çekti o çocuk.  Çok acı çekti. Bütün ömrü acıyla geçti. İki büklüm olmuş zaten. Ama şu an kurtuldu tabii, Allah üzerindeki imtihanı kolaylaştırdı. Ama müminin imtihanı çetin olur. Tayyip Hocam da nezaketli bir insan, iyi yapmış.

BÜLENT SEZGİN: Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Mun İsrail’in Beyt Hanun’da bir okula düzenlediği saldırı da kadın, çocuk ve Birleşmiş Milletler çalışanlarının da hayatını kaybettiğini belirterek saldırıyı şiddetli bir şekilde kınadı. Ban Ki-Mun “Birleşmiş Milletler’e ait okulun vurulduğu haberini almaktan dehşete düştüm” diyerek olayda yaşamını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı diledi.

ADNAN OKTAR: Bu kadar “dehşete düştüm, parçalanıyorum” diyeceğine araya girip, zor bir şey değil liderlerini bir araya getirip hemen barışı sağlayabilirler. Müthiş imkanları var. Biz adamlara telefon açacak durumda değiliz. Bu kadar uzayacak bir konu da yok. İşte 700’e çıktı 800’e çıktı şehitler. Bu on dakikanızı almaz. Üç aşağı beş yukarı hemen anlaşın. Bir kere kayıtsız şartsız ateşkes sağlanabilir ilk başta. Kayıtsız şartsız. Şartlara ne gerek var? “Arkadaş şu an bir durduralım, sonra da görüşmeleri yapalım” diyebilirsiniz. Değil mi? Detayları sonra görüşürsün. Hayati olan kan akmasının durmasıdır. Bunun için şarta ne gerek var? Birden durdur. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında sizinle ilgili haber çıktı ve yeni makaleleriniz yayınlandı. İngiltere’de yayınlanan Urdu Times isimli Urduca ve  İngilizce basılı gazete ünlü Amerikalı aktör Steven Seagal ile yaptığınız görüşmeyi haber yaptı. Haberde Seagal’le dünya barışı hakkında konuştuğunuz ve kendisine Yaratılış Atlası kitabınızı hediye ettiğiniz anlatılıyor. Yemen’in İngilizce haftalık gazetesinde dünyada ekonomik krizin nedeni olarak “Borç ve faiz batağındaki ülkeler” başlıklı yazınız yayınlandı. Paranın üretim ve yatırımda değerlendirilmediğini, bankalarda yığılma nedeniyle para akışının durduğunu açıklıyorsunuz. Riyadh Vision isimli internet gazetesinde “küçük adımlar büyük farklılıklar yaratabilir” başlıklı yazınızda sosyal medyanın gücünden faydalanarak dünyada zulüm gören birçok halka dikkat çekmenin mümkün olduğunu anlatıyorsunuz. Hindistan’daki Muslim Mirror Gazetesi’nde yayınlanan “Tunus’ta kazanan uzlaşmacı kültür oldu” başlıklı yazınız yayınlandı. Son olarak Birleşik Arap Emirlikleri’nde çıkan Gulf Today isimli gazetede “hala vakit varken dua edin” isimli makaleniz yayınlandı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

“Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan ve Vali Mutlu’nun Yahudi cemaatinin düzenlediği iftar davetinde Hahambaşıyla birlikte resimleri var.” Gayet güzel. “Gazze’ye saldırırken nasıl böyle bir davete gidebiliyor?” diye Gazze’de haber yaptı. Twitter’da çok sayıda yorum var. Bazı AK Parti milletvekilleri ve CHP’li politikacılarda katılmışlar.” Doğrusunu yapmışlar. Yani buradaki Haham’ın ne suçu var? Buradaki Musevi vatandaşlarımızın ne suçu var? Bir de Türkiye’nin biz nasıl sahibiysek, onlar da sahibi. Biz nasıl vatandaşıysak, onlar da vatandaşı. Nasıl olur, bizim bir vatandaşımız diğer vatandaşı iftara davet ediyor fakat bu çirkin olmuş oluyor? Sevgisizlik, merhametsizlik, şefkatsizlik onları bu çizgiye çekiyor. Adalet duygusu da yok. “Bu adamların bu insanların ne suçu vardır?”  demiyor adam. Bir de “İsrail Birleşmiş Milletler binasını bir ihtimal çatışma halinde biz vurmuşuz olabiliriz. Hamas roketi de vurmuş olabilir ama özellikle biz vurmadık. Çok üzgünüz, kimden kaynaklandığını bilmiyoruz” diyorlarmış. Nasıl bilinmez? Roketin parçalarından hemen anlaşılır kimin yaptığı. Rezalet paçadan akıyor. Hep olan çocuklara oluyor, kadınlara oluyor, genç kızlara oluyor. Keyif için kavga başladı, ortada hiçbir sebep yokken. Şimdi mesela bir süre sonra bu yakında anlaşılıyor, birkaç güne kadar anlaşma yapacaklar. Ondan sonra sakin devam eder o, aylarca. Sonra yine, yine roket atarlar. Yine kavga çıkar, yine anneler, genç kızlar, çocuklar, ölür, şehit olurlar. Bu kavga bitmez. Ancak Mehdiyet’le bitecektir. 

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan Erdoğan’da CNN International’da konuştu; “İsrail kabul ederse biz Hamas’ı ateşkese ikna ederiz.

ADNAN OKTAR: Tamam güzel.

KARTAL GÖKTAN: “Ancak şartsız ateşkes olmaz. İsrail’e şartsız ateşkes deseniz o kabul eder mi?”

ADNAN OKTAR: Eder tabii ki. Niye etmesin? Önce bir şartsız ateşkes. Ateşi kestiğinde ne oluyor? Kan duruyor önce, acil kanı durduruyorsun. Önce bir kanı durdur, sonra ne konuşman gerekiyorsa, ne detay gerekiyorsa, istersen aylarca konuş. Yani sen detayları konuşurken o arada insanlar ölmeye devam ediyor. Ne kadar erken durdurursan o kadar iyi. Tabii ki ön şartsız, koşulsuz ateşkes olması lazım. İki tarafın da hiçbir şartı olmaması, hiçbir ön koşulu olmaması lazım ilk planda. 

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan da “Bir haftalık geçici ateşkes ilan edilebilir” şeklinde söylemiş. Daha sonra da hemen savaşın durmasını istemiş. “Tam ateşkes sağlanana kadar önce bir haftalık geçici ateşkes sağlansın.”

ADNAN OKTAR: Acil.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Şartsız.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam işte istenen o. Şartsız acil ateşkes bu kadar. Tayyip Hocam samimi maşaAllah. Ama çok geç kalındı tabii. Kan gövdeyi götürdü. İnsanlar şehit oldular. Çocuklar yaralandılar. Zaten genellikle de hep böyle yapıyorlar. Haftalarca katliam devam ediyor. Sonra ateşkes. Başında durdursan ne oluyor? Hiç başlatmasan ne oluyor? Çok şaşırtıcı bu. Deccalin her istediğini yapıyorlar, her istediğini. Kan mı? Kan. Can mı? Can. Ne istiyorsa veriyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam İzmir’in Çeşme ilçesine gelen CHP İzmir İl Başkanı Ali Engin ile partililer bir plajda bikinili hanımlara ve orada bulunan halka broşür dağıttılar. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy istediler.

ADNAN OKTAR: Bak gayet nezaketli insanlar. Plajdaki insanı Müslüman olarak kabul ediyor. İnsan olarak kabul ediyor ve muhatap oluyor. Ama bağnazlar onları potansiyel fasık, dinsiz, ateist, şu bu falan gibi yaftalarla yaftalayıp muhatap olmak istemiyorlar. Kendilerince de küçük görmeye çalışıyorlar.  O da seni küçük görür. Hem de minik böcek gibi görür yani. Bunlar güzel şeyler değil. Kuran’ın özüne tam bağlı samimi bir Müslümanlık anlayışı gerekiyor. 

Masaüstü Görünümü