Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (31 Temmuz 2014; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’ın güzel sohbetiyle programımıza başlıyoruz bir kez daha, inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bir kez daha. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, ünlü sanatçı Murat Göğebakan vefat etmiş.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin, inşaAllah. Dün kan istenmişti, söyledik; fakat demek ki ağırlaşmış. Evet. Allah gani gani rahmet etsin, makamını cennet etsin, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bir başka vefat haberi daha var Hocam. İsmail Ağa Cemaati’nin hanım medreselerine uzun yıllar maddi manevi destek veren Hoca Anne lakaplı Nermin Özülkü vefat etti. Yaklaşık yarım asırdır Mahmut Hoca Efendi’nin talebesi olan ve medreselerinde eğitim veren Hoca Anne’ye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Resmi var mı annenin?

KARTAL GÖKTAN: Resmi yok Hocam internette.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin, makamını cennet etsin, inşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, dün Gazze’nin belirli bölgelerini kapsayacak dört saatlik ateşkesi kabul ettiğini duyuran İsrail, ateşkesin ardından Şucaiye Mahallesi’ni vurmaya başladı. Hayatını kaybeden Filistinli sayısı 1283’e, yaralı sayısı ise 7170’e yükseldi.

ADNAN OKTAR: İşte Mehdiyet’e bütün gücüyle karşı koyanlar bunun sorumlusu. İttihad-ı İslam’a bütün gücüyle karşı koyanlar bu olayın sorumlusu. Moşiyah’ın çıkışına karşı koyanlar bu işin sorumlusu. Sevgi dünyaya hakim olsa, sevgiyi herkes söylese bu konu olmayacak. Sevgi konuşulmadığı için, nefret konuşuluyor. Çünkü sevginin olmadığı yerde nefret vardır. Sevgiden sen ısrarla bahsetmiyorsan mecburen nefretten bahsedersin. Sevginin yerini nefret alınca böyle olur. Herkes sevgiden bahsetsin, sevgi dünyaya hakim olsun, o zaman bu belalar tahayyül dahi edilmez. 

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İsrail böyle bombalamaya devam ederse Gazzeliler’in kaçacak yeri olmadığı için bir soykırım yaşanacağı söyleniyor. Çünkü İsrail hemen her gün yüze yakın Filistinli’yi şehit ediyor. Bunların çoğu da çocuk.

ADNAN OKTAR: Benim bildiğim barış anlaşması yapılır, barış anlaşmasına da uyulur. “Dört saatlik” diyor. Dört saatlik yapma, sınırsız yap. Niye sınır koyuyorsun? Sınırsız yap rahat edin, konu kapansın. Kardeş olun, dost olun, birbirinizi sevin. Ben bu şeytanın, deccalın bu eylemlerine hayret ediyorum, gücüne hayret ediyorum. İnsanların deccala uymasına hayret ediyorum. Deccala uyacağına Allah’a uysana. Allah “sevgi” diyor, deccal “nefret” diyor. Deccalın nefretini kabul ediyorlar, Allah’ın sevgisini kabul etmiyorlar. Allah’ın sevgisini kabul edinceye kadar bu olaylar olur. Bir kere İttihad-ı İslam’ı isteyecekler, Mehdiyet’i isteyecekler, sevgiyi isteyecekler, barışı, kardeşliği isteyecekler. Allah’ın her yarattığına sevgiyle, şefkatle bakacaklar, merhametle yaklaşacaklar. Bunun dışında acımasızlık, zulüm olduğunda bunun önü sonu gelmez.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, sizin belirttiğiniz gibi belki Mısır’a veya Ürdün’e alınabilir şu anda Filistinliler. İyice denize doğru sıkışmış durumdalar çünkü.

ADNAN OKTAR: Sevgi yok. Mısır’da da sevgi yok, Ürdün’de de sevgi yok.

Bir hashtag yapalım, “sevgi zulmü yener” diye. Evet sevgi zulmü yener. Herkes herkese zulüm yapıyor dünyada. Yani dünyanın yüzde doksan dokuzu birbirine zulüm yapıyor. Sevgiyle bu beladan kurtulabilir insanlar, çok rahat kurtulur. Allah onu ilaç gibi yaratmış sevgiyi, hem nimet, hem nur, hem güzellik, hem ferahlık, hem eğlence hem büyük bir zevktir sevgi. Direnmelerini şaşkınlıkla karşılıyorum. Hem İngilizce, hem Türkçe yapalım.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Hamas’tan da Hizbullah’a savaş çağrısı geldi. Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk; Hizbullah’a İsrail’e karşı cephe açması için çağrıda bulundu. “Umarım Hizbullah da İsrail’ kuzeyden bir cephe açar ve beraber savaşırız. Tartışmasız bu çok anlam ifade eder” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Hizbullah ne yapıyormuş?

KARTAL GÖKTAN: “Hizbullah’la birlikte savaşalım” diye çağrıda bulunuyorlar Hocam, Hamas.

ADNAN OKTAR: Birlikte savaşalım. Nereye?

KARTAL GÖKTAN: İsrail’e.

ADNAN OKTAR: İsrail’e. Savaşla halledeceğine sevgiyle halletsene. İnanılır gibi değil. Bak, nefretin yerine, savaşın yerine sevgiyi koyacaksın. Nefretle, kavgayla hiçbir yere varılmaz. Gayet kolay yol varken, gayet bereketli yol varken böyle bir yolu seçmeleri, deccalın adımlarının peşinden gitmeleri büyük bir zulüm. Tek kelimeyle zulüm.

Çocukların ciltleri hepsi güzel maşaAllah. Şimdi evde de onu konuştum, geri gelmeden önce; ciltlerinde nur var. Ben bazı insanlar görüyorum eşek derisi gibi derileri. Ahlakları tam klasik kaşar, karakterleri kaşar, sesi, üslubu kaşar, ruhu kaşarlaşmış, sevgisiz, gaddar, çok ters ve asiler, azgınlar. Ama bak, sizde de bu tam tersine sevgi, nur, ışık, ferahlık, samimiyet sizi çok hoş insan haline getirmiş. Çocuk cildi gibi ciltleri, maşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, asıl sizde o güzellik tecelli ediyor, nur tecelli ediyor. Harika bir cildiniz var. 15-16 yaşında insanda olmayacak bir cildiniz var, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

OKTAR BABUNA: Hep gençleşiyorsunuz Hocam, maşaAllah. Bu da büyük mucize maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah maşaAllah. Tevrat’ta da geçiyor, “küfrün cildi eşek derisi gibidir” diyor. “İman edenlerin derisi de çocuk gibidir” diyor. Müthiş bir benzetme. Tabii oradaki teknik deri kalınlığına işaret edilmiyor, o nursuzluğa dikkat çekiliyor. Müminde nur oluyor, küfürde nur olmuyor.

OKTAR BABUNA: Allah ayette Hocam, “Allah’ın zikrine karşı onların derileri yumuşar, yatışır” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

ENDER DABAN: “Belirtileri secde izinden yüzlerindedir” diyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

OKTAR BABUNA: İki gün önce de İran’ı eleştirmiştiniz Hocam,  Hamaney’in açıklamasını. “Hamas’a daha çok silah verelim, silah yardımı yapalım” diye bir açıklaması olmuştu. Tam dediğiniz gibi Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Silahla tüfekle olacak iş mi bunlar? “Sevgiyle yapalım, sevgiyle bitirelim, sevgiyle güzelleşelim” diyen bir kişi çıkmıyor. Hep kavga, nefret, dövmek, sövmek. O ona o ona, o ona o ona. Allah esirgesin.

MURAT BEY: Hocam, konuşanlar kendileri de savaşmıyorlar genelde. Mesela İran kendisi gidip savaşmıyor. Hamas’ın liderleri Gazze’nin dışında yaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: Olan çoluğa çocuğa, kadınlara oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam İngiltere’nin en büyük gazetelerinden The Guardian, “Dünya Utanç İçinde” manşetiyle çıkardı gazetesini. Ve Filistinli bir çocuğun resmiyle birlikte Gazze’ye yapılan saldırıları haber yaptı. Fotoğraf vardı uygun görürseniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O da bayağı şeker hakikaten çok güzelmiş. Hayret, o Filistin ırkı sanki ayrı bir ırk gibi. Anlaşılıyor, onların başka bir tipi var. Çocukları çok güzel. Bayağı zeki oluyor Filistinliler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, PKK’lıların geri dönüş koşulları beş hafta içinde belli olacağı söyleniyor. Buna göre Mahmur’da ve Avrupa’da bulunan binlerce PKK’lı geri dönebilecek. Geri dönenler düşük maliyetli bedelli askerlik yapabilecek. Bu kişilere tarım ve hayvancılık desteği verilecek. Siyaset yapma özgürlükleri olacak. İlk, orta, lise eğitimini PKK kamplarında tamamlayanların Türkiye’de eğitime devam etmeleri sağlanacak.

ADNAN OKTAR: Türkiye başına bela açacak bir kapıyı aralamış oluyor. Mevcut PKK’lılarla baş edemiyor. Şimdi oluk oluk binlerce PKK’lı getirecekler. Onlar da binlerce yere gidip, binlerce saat propaganda yapacaklar, PKK propagandası yapacaklar, geri kalan da tamamlanmış olacak. Allah esirgesin. Çünkü onlar yıllarca siyasi eğitim aldılar, politik eğitim aldılar. Marksist, Leninist, Stalinist çizgide, Darwinist, materyalist çizgide eğitim aldılar. Şimdi Güneydoğu halkının hepsi bilinçli değil. Bir kısım canlarımız cahil, bilgisizler. Onların aralarına dalacaklar. Dolayısıyla yoğun bir komünist propaganda, PKK propagandası yapmış olacaklar. Sorduğunda da “siyasi faaliyet serbest değil mi hemşerim?” diyecekler. Al başına belayı ondan sonra. Çok tehlikeli bir yola girmiş durumda ilgili siyasetçiler. Yani sonucu da felaketle sonuçlanır Allahualem onu da söyleyeyim. Çünkü daha önce yaptıklarında önceden söylemiştim. “Bak bu adamlar komünist propaganda için geldiler. Yoksa bunlar ideallerinden vazgeçmezler” dedim. “Yok, hiç bir şey olmaz” dediler. Adamlar gelir gelmez halkın arasına daldı, komünist propagandaya başladılar. Bunları apar topar geri gönderdiler ondan sonra. Şimdi yine olacağı o ama bu sefer daha kapsamlı, daha vazgeçilmez, daha önlenmesi güç hale gelecektir diye düşünüyorum. Bence hiç kıpırdatmaya gerek yok. Tam aksine Güneydoğu’daki gençlerimizi Darwinizm’in, materyalizmin, komünizmin, Stalinizm’in tehlikelerine ve yanlışlıklarına karşı uyarılmaları gerekiyor. Bunun için devlet geniş kapsamlı bir çalışma yapsın. En hayati konu bu. Yurt dışından öğretmen getirecekler şu an. Komünist, Stalinist, Marksist, Darwinist, materyalist eğitim verebilecek öğretmen bunlar. Halkın arasına dağılıp siyasi bilinçlendirme, politik bilinçlendirme çalışması yapacaklardır. Daha da tehlikeli bir zemine kapı açılacak. Bunu aslında bir rapor olarak hazırlayıp gönderelim İçişleri Başkanlığı’na. Bir ara ben onu hazırlayayım.

Evet dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Hocam, ilk belediyeleri aldığında BDP “ilk işimiz eğitim olacak” demişti zaten o bölgelerde.

ADNAN OKTAR: Tabii ki canım, adamların ana konusu bu. Bir adamı eğitip kendi taraftarı olarak kazandırdığında, kendi taraftarı haline geldiğinde ömür boyu onun lehine çalışacak bir makineye dönüşmüş oluyor. En esaslı yatırım, insana yapılan yatırım olmuş oluyor. Adam asfalt yapma falan derdinde olmaz bazı belediyeler, eğitim derdinde olacaktır. Dolayısıyla da Türkiye’de de gençler anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalist eğitilmediği için tek taraflı karşı tarafın eğitimi muazzam netice meydana getirir. Dalga dalga, çığ gibi büyümelerine sebep olacaktır. Tehlike kapıda, ben açık açık belirteyim. Ama yine ayrıca hem Genel Kurmay’a da rapor olarak hazırlayayım, hem İçişleri Bakanlığı’na da rapor olarak hazırlayayım, göndereyim. Takdir yine yöneticilerin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yabancı basında, “Suriyeli mülteciler artık İstanbul’da istenmiyor” şeklinde haberler çıkıyor. Ayrıca CNN TÜRK Televizyonu dün Suriyeli mülteci kardeşlerimizin zor durumlarından dolayı böbreklerini satmaya başladıkları yönünde bir haber yaptı.

ADNAN OKTAR: Olabilir öyle bir şey ama onun yakalanması, tespiti son derece kolay. İstanbul’da istenmiyorlar diye de bir şey yok. Herkes acıyor. Bizim milletimiz çok merhametli, şefkatli bir millet. İstemeyip de ne yapmışlar yani? Her yerde istedikleri gibi oturup kalıyorlar. Ama bazı belediyeler belediye sınırlarının dışına çıkarabiliyorlar. O da yani anormal bir hareket değil. Gittikleri yerde daha rahat etmeleri mevzubahis oluyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Libya’daki güvenlik sorunları nedeniyle son üç günde 27 bin kişinin Raas Cedir sınır kapısından Tunus’a geçtiği bildirildi.

 ADNAN OKTAR: Bak, her yer kaynıyor, her yer huzursuz. Libya’da da bela fokur fokur kaynıyor. Evet. Türkiye yanlısı bir rejim geldi önce, adamlar baktılar, Tayyip Hoca’yı destekliyor bunlar, destekleyecekler; hemen alaşağı ettiler. Aynı şekilde Mısır’da da baktılar Tayyip Hoca’yı destekleyecekler, ittifak olacak; alaşağı ettiler. Çünkü imani, Kuran-i, iman hakikatlerine yönelik bir çalışma olmuyor zeminde. Siyasi çalışma oluyor, siyasi çalışma da karşı bir siyasi çalışmayla tepetakla edilebiliyor. Ama imani, Kuran-i, iman hakikatlerine dayalı bir zemin olmuş olsa halka sen karşı atak yapamazsın. Çünkü güçlü bir zemin olur, o zemini sen yıkamazsın. Öbür türlü zemin zayıf oluyor, üflesen yıkılacak gibi oluyor. Gelen kül gibi oluyor, giden kül gibi oluyor, bir üfürmek yetiyor. Şimdi mesela şu anki rejimi de bir üfürmede götürürler isteseler. O da çok zayıf bir rejim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Arjantin ekonomisi tamamen iflas etmiş.

ADNAN OKTAR: Ne olacak şimdi? İflas ettiyse borçlarına bir çizgi çekecek, başka yapacağı bir şey yok. Ama yine kurtulamaz. Türkiye’ye bağlansın en iyisi. Tabii o zaman bereket bulur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriyeli misafirlerimiz kaldıkları şehrin esnafına bayram hediyesi almışlar. Hediye paketinin üzerinde “ülkemizde savaş var, canımızı çocuklarımızı korumak için buradayız. Şehrinizde bizleri misafir ettiğiniz için siz kardeşlerimizden Allah razı olsun. Suriyeli kardeşleriniz.”

ADNAN OKTAR: Yazık günah bunlara. Bir de bunların hediyesini niye alıyorlar? Acayip şekerler geri vermeleri lazım. Sadece onlara “biz sizden memnunuz, bu memlekette istediğiniz gibi kalırsınız, lafa söze bakmayın, biz şefkatli, merhametli insanlarız. Misafirperveriz, Allah vermesin biz de olsak bir yerde böyle mağdur kalsak, biz de Türkiye’ye gelmek isterdik. Türkiye merhamet yurdudur, şefkat yurdudur, sevgi yurdudur. Garibanların, yolda kalmışların, ezilmişlerin sığınacağı bir kaledir” demeleri gerekir. Özetle kardeşlerimizin gönlü müsterih olsun. İstedikleri, gibi, yaşasınlar, burada onların vatanı. Tayyip Hocam onlara birer nüfus cüzdanı versin, Türk vatandaşlığına alsın. Diyor ya “üç çocuk yapın” diyor işte bak hazır bir buçuk milyon kardeşimiz oldu. Daha ne istiyor? Nüfus artsın istemiyor muydu? Arttı işte bir buçuk milyon.

AYLİN KOCAMAN: Genelde genç nüfus.

ADNAN OKTAR: Genç tabii çok güzel insanlar. Bir de Arapça biliyorlar ne güzel. Daha da gelsinler, Türkiye’nin toprakları geniş. Arazi versinler onlar kendileri çalışıp orada geçinirler. Hayvancılık özellikle.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam dünyanın bir numaralı tenisçisi Novak Cokoviç, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılarını protesto etmek ve Filistinliler’e destek vermek amacıyla Müslüman olacağını açıkladı. Cokoviç Müslümanlığa geçtiği zaman Filistinliler’e daha çok yardımda bulunacağını söylerken Gazze’deki çocuklar için beş yüz bin dolar yardım yaptığını belirtti.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun da, çocuklar ölü çocuk ona para yardımı yapsa ne olur? Bir kısmı yaralı, bir kısmı da ölü. Çocuk kalmadı ki orada zaten. İttihad-ı İslam için bir şeyler harcasın. İttihad-ı İslam için gayret etsin. Mehdiyet için dua etsin. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru için dua etsin. O canlarım zaten bu hızla giderse orada hiç insan kalmaz. Deccal bir kör açmaz meydana getirdi. Peygamber çocukları birbirlerini kırıp geçiriyorlar. Allah vermesin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Atatürk’ün aile ve manevi hayatıyla ilgili araştırmalarda bulunan Yardımcı Doçent Ali Güler, Atatürk’ün dinsiz gösterilmeye çalışıldığını, halbuki maneviyatı çok yüksek bir insan olduğunu söyledi. Atatürk’ün hafızlara sürekli Kuran okuttuğunu, hatta bir gün manevi kızına ezan okuttuğunu bu ezanın okunuşu sırasında ağladığını anlattı.

ADNAN OKTAR: Zaten bir insan durduk yere İlahiyat Fakültesi açmaz. Dinsiz olsa komünizmi ilan ederdi Türkiye’de, komünist yapardı Türkiye’yi. Bütün camileri hepsini yıkardı, ilahiyatı kapatmak elinde. İstese hiç öyle bir okul bırakmaz. İlahiyatı açıyor, İlahiyat Fakültesi kurduruyor. İmam Hatipleri kurduruyor. Çok önemli Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurduruyor. Diyanet diye öyle bir kurum bırakmaz ortada. Bütün siyasi güç elindeydi o zamanlar. Anadolu’ya on binlerce Kuran dağıttırdı. İman etmeyen bir insan yapar mı bunu? Camide hutbe okuyor. İman etmeyen bir insan hutbe okur mu? Hutbe okuyor namaz da kılıyor orada, camide. Hemen hemen her gece hafız efendileri çağırıyor Kuran okutturuyor. Ve Kuran’ın da manasını onlarla konuşuyor. Tek tek sureleri onlarla değerlendiriyor. Dolayısıyla kimse inanmaz Atatürk’ün dinsizlik iddiasına.

BÜLENT SEZGİN: Atatürk bir hafızdan Kuran okumasını isteyince; hafız “Hangi sureyi istersiniz?” diye sormuş. Atatürk bu şekilde sormanın saygıya uygun olmadığını belirterek, seçme olmasının uygun olmayacağını “Allah’ın kelamı bu” diyerek hafızı eleştirmiş. Göğsünün üzerinde de her zaman küçük bir Kuran taşırmış. 

ADNAN OKTAR: Anıtkabir’de o Kuran duruyor, göğsünün üzerinde taşıdığı Kuran. Daima yanında taşıdığı küçük. Yani boş işlerle uğraşıyorlar. Bize de çocukluğumuzda öyle anlatırlardı. “Atatürk dinsiz” derlerdi. Sonra ben araştırdım, kitap olarak hazırladım dindarlığını. Bir de renkli, birinci hamur Atatürk hakkında hiç kitap yoktu; ilk ben bastım. Kaliteli baskı yoktu, hep üçüncü hamur, siyah beyaz o tarz kitaplar vardı. Ve dindarlığıyla ilgili de pek yazı yoktu. Ben Ülkü Hanım’la da, çocuğu, manevi evladı onunla da görüşmüştüm, konuşmuştum. Bizim çocuklarda konuştular, ondan da özel bilgiler aldık dindarlığıyla ilgili. Şu an onu iddia edenler artık seslerini kıstılar. Şu an kimse dinsiz diyemiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Amerika, Irak Kürt yönetiminin Türkiye üzerinden dünyaya dağıttığı petrole el koydu. Bağdat yönetimi Irak petrolünün resmi olmayan yollarla Türkiye’ye, oradan da Amerika’ya aktarıldığını belirterek yaklaşık bir milyon varil petrol taşıyan gemiye el konulmasını talep etti. Teksas mahkemesi de yüz milyon dolarlık bu petrole el koydu.

ADNAN OKTAR: Amerika racon kesiyor. Babalık yapmış yani. Peki nasıl gidecek petrol? Bir daha gitmez o zaman.

TARKAN YAVAŞ: Şimdi itiraz edecek Kürt bölgesi Hocam. “Bu petrol bizim” diyecekler. “Emsal kararlar göndereceğiz” dediler. Mahkemeden serbest bırakılmasını isteyecekler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Amerika bir şey yaparsa geriye adım atmaz genelde. Ondan sonra hukuk pek işlemez. Bir daha göndermezler herhalde tahmin ediyorum.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Sayın Sezai Karakoç 1990 yılındaki bayram mesajında “Müslümanlar uyanmalı, ortak değerlerde buluşmalı Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra yeri boş kalan büyük İslam devletini kurmalıdır. Tek kurtuluş yolu budur” çağrısı yapmış. Time Türk yazarı Nevzat Çiçek bugün de çözümün Karakoç’un söylediği İslam Birliği’nde olduğunu belirten bir yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Tamam da “birlik” diyorsun, bir. Birliğin başında bir kişi olur. Bu kim? Bunu duymak istiyoruz. Başında İslam aleminin hayalet olmayacağına göre. Onlar hayalet istiyorlar. “Otuz kişilik bir lider olabilir” diyor. Otuzu da birbiriyle çatışıyor. Uyuyorlar sonrada horul horul uyuyorlar. Otel toplantıları oluyor. Uyuyor adamlar. Otuz kişiden bir tane Mehdi (a.s) olmaz. Dolayısıyla İttihad-ı İslam’ı savunan Mehdi (a.s) ile birlikte bunu savunacak. İttihad-ı İslam bir bütündür. Mehdi (a.s)’siz İttihad-ı İslam olmaz. İttihad-ı İslam’sız da Mehdi (a.s) olmaz. İkisi bir bütündür. Ayırmaya çalıştın mı yüzyıldan beri nasıl sürünüyorsa Müslümanlık yine sürünmeye devam ederler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam El Kassam sözcüsü Ebu Ubeyde de şöyle bir açıklama yapmış. “Biz inanıyoruz, Osmanlı’nın torunlarıyla Kudüs’te birlikte namaz kılacağız.”

ADNAN OKTAR: Tamam da o sevgiyle olur. Merhametle, şefkatle, dostlukla olur. İsrail de Osmanlı’nın torunu. Onlar da Osmanlı evlatları, Osmanlı yönetimi vardı o zamanlar. On kişiyle, on asker, bir çavuşla yönetiyorduk biz Filistin’i. On asker başka yok, bir çavuş.

AYLİN KOCAMAN: Yine Museviler vardı, Hristiyanlar vardı.

ADNAN OKTAR: Tabii Museviler, Hristiyanlar hepsi vardılar. Osmanlı evlatları olarak hepsi birlikte mutlu yaşıyorlardı. Sevgi hakimdi. Eğer askeri güçlü olsa on kişi gönderir mi Osmanlı oraya? Osmanlı sevgisine güveniyordu. Her yerde idare sevgiyle olur. Askeri güçle olmaz.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Beşiktaş’ın Senegalli golcü futbolcusu Demba,  “Maçtan önce uğurun var mı?” sorusuna şöyle cevap verdi. “Ben sadece Allah’a inanırım. Bu tür hareketler bana batıl geliyor. İyilik de, kötülük de Allah’tan gelir” dedi.

ADNAN OKTAR: Aferin, aferin. Ne ismi dedin?

BÜLENT SEZGİN: Demba.

ADNAN OKTAR: Demba nereli bu çocuk?

BÜLENT SEZGİN: Senegalli Hocam.

ADNAN OKTAR: Senegalli görebiliyor muyuz Demba’yı? Aslanım benim aferin Demba’ya. Mümin, muttaki, Müslüman demek ki, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Nurtepe’de seçim standının kaldırılmasını istedikleri iddiasıyla DHKPC üyeleriyle HDP’liler arasında iki gün önce başlayan gerginlik bir sonraki gün de Gazi Mahallesi ve Sancaktepe’de devam etti. Polisle güvenlik güçleri arasında uzun süren bir gerginlik yaşandı.

ADNAN OKTAR: İki tarafta komünist değil mi? HDP mi? Ama onlar komünist olduklarını iddia ediyor mu? Etmiyor onlar. Solcu onlar herhalde. HDP solcu değil mi? Solcu, öbür taraf da komünist; birbirleriyle mücadele mi ediyorlarmış? Yani oluyor aralarında böyle şeyler. Eskiden duyardık. Her şey sevgiyle. Kavgayla olmaz.

Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Mavi Marmara Gemisi’nin de içerisinde bulunduğu Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun Gazze’ye tekrar insani yardım taşımak için görüşmelere başladığı açıklandı.

ADNAN OKTAR: Yine olay çıkacak Allahualem. Yine usulüyle yapsınlar da madem yapacaklar. Değil mi? Mesela İsrail’e yaklaştıklarında “arkadaş gelin buyurun, gemiye bakın. Burada yardım malzemesi var. Hepsini gözden geçirin” desinler. Yani balıklama dalmaya kalkarlarsa yine mukatele olabilir Allah esirgesin.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam geçen hafta Kızılay’ın gönderdiği ilaç yardımını kabul etmişti İsrail. Buna rağmen bu şekilde.

AYLİN KOCAMAN: Başka yardımlar da gidiyor Hocam. Siz söylemiştiniz Kızılay devreye girsin İHH değil de. Ondan sonra çok fazla Kızılay için yol açtılar. Bayağı kamyonla yardım gitti Gazze’ye.

ADNAN OKTAR: Ne dersek dinliyor İsrail o konuda. Kızılay’ı hakikaten sokmuyorlardı. Biz “Açın Kızılay girsin” dedik. Ondan sonra açtılar. Yani makul olan her türlü her şeyi dinliyorlar. Mesela eğer roket atışını durdursalar hemen barış anlaşmasını kabul edecekler.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Birleşmiş Milletler yetkilileri onlarca şehidin öldüğü, vurulan Birleşmiş Milletler binasının koordinatlarını on yedi kez İsrail’e bildirerek dikkatli olunması konusunda uyarmış.

ADNAN OKTAR: Roket atmasalar da, barışı sağlasak da, şu kepazelik bitse olmuyor mu? Yani bu nedir? Her gün daha da tırmandırmaya çalışıyorlar. Barışı sağlayalım, birbirlerine sarılsınlar, helalleşsinler. Kardeş olduklarını ilan etsinler. Hatta iki taraf birlikte bir ordu kursunlar. Kendi savunma yapısını kendileri oluştursunlar. Hemen gidip önce bir Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidini yapalım. Güzel Hz. Süleyman (a.s)’ın sarayını yapalım. Ondan sonra ne yapalım, nereye çıkalım? Tapınak Tepesi’ne oraya çıkalım güzel. Evet bak Lut Kapısı kapalı. Kapıyı hahamlara açtıralım. Ondan sonra hoca efendilerle beraber, papayı da yanımıza alalım. Baş Haham’ı da yanımıza alalım. Tapınak Tepesi’nden aşağı yürüyerek inelim. Bab-ı Lut Kapısı’ndan çıkalım. Konu bitsin.

OKTAR BABUNA: Hz. İsa (a.s) olacak mı Hocam o girişte inşaAllah?

ADNAN OKTAR: Onu bekliyoruz zaten. Çoktan inerdik de, şimdi o olmadan olmaz. O yüzden bekliyoruz. Çok bekletirse önden ineceğiz. O zaman mecburen gelir. Duyar gelir, inşaAllah. O zaman namaza gelir. Mescid-i Aksa’daki namaza gelir. Zorlamak lazım, zorlamazsak gelmez, inşaAllah.

Ben açıkça alenen söyleyeyim. Mehdi (a.s) İslam’ı dünyaya hakim etmeden İsa (a.s) gelmez. Yani mümkün değil o, çaresi yok. Hristiyan alemi de İslamiyet’e müthiş muhabbet duymadan gelmez. Musevi alemi de İslam’a müthiş muhabbet duymadan gelmez. Ağırlık, muhabbet ehli olan Mehdi (a.s)’nin sırtında. O da Allah’ın emrini bekliyor şu an. Yani “çıktım” demeyle alakası yok. “Çıkarıldım” diyecek Mehdi (a.s) “çıktım” demeyecek. “Mecburen çıkarıldım” diyecek. Şimdi Allah zorluyor ümmeti. Şu an tazyik var ümmetin üzerinde. Filistin şimdi Libya, Mısır, her yer. Sel gibi kan akıyor. Kat be kat fazla kan akacak. Mehdi (a.s) “dur” deyinceye kadar kan akacak. Yani Allah öyle diliyor. Cenab-ı Allah’ın emri kaderde böyle. Yani akmış olan kanı görüyoruz. Kan ta dünya kurulmadan önce akmış. Bu kanı da melekler görmüş diyor ki “Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.” (Bakara Suresi, 30) Çünkü onlara Allah gaybı gösteriyor. Bütün dünyanın gelmişini geçmişini görüyor. Bakıyorlar ki sel gibi kan var. Özellikle ahir zamanda. Mehdi (a.s) devrinde. Cenab-ı Allah, “Siz bilmezsiniz, ben bilirim” diyor. Meleklerin bilmediği ne? Mehdi (a.s)’nin zuhuru, İsa Mesih (a.s)’ın zuhuru. Onlar sadece kan akacak, onunla kalacak zannediyor. Halbuki kan denizinden Cenab-ı Allah bir nur çıkaracak. Mehdi (a.s) ve İsa Mesih (a.s) iki kardeş. İkisinin de birbirine çok benzer olduğunu göreceğiz. O da ayrıca bir hayret vesilesidir. Yani huyları, tipleri bayağı benzeyecek. İsa Mesih (a.s) göğe alınalı iki bin yıl olmuş. Mehdi (a.s) iki bin yıl sonra geliyor. Ama birbirlerine acayip benziyorlar. Huyları da benziyor, tipleri de benziyor

GÖKALP BARLAN: Hızır (a.s) kıssasındaki iki kardeş, öksüz kardeşler.

ADNAN OKTAR: Evet Kuran’ın işaret ettiği odur. Zaten iki denizin birleştiği yerde karşılaşma, Kehf Suresi’ndeki ayrıca iki denizin birleştiği yerden Allah diyor ki; ‘İnci, mercan çıkar’ (Rahman Suresi, 22) diyor. İnci, Hz. İsa (a.s)'a, mercan, Hz. Mehdi (a.s)'a, bak “inci ve mercan” diyor Allah. İnci, “i” harfi ile inci, “m” harfi ile mercan, “iki denizin birleştiği yerden” diyor Allah “inci, mercan” çıkar diyor. Anlayan anlayacağı şekilde inşaAllah, kapalı anlatımdır. Sır deryasıdır Kuran inşaAllah.

Evet dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Hocam tırnakta görüntü çıkıp da cinlerle bağlantı konusu var ya, o vesile ile Hz. İsa (a.s) nerde olduğu çıkıp, çıkmadığı görülebilir mi?

ADNAN OKTAR: Hz. İsa Mesih (a.s)’ın yeri, Allah’ın kıskanç olduğu bir konu, Hz. İsa Mesih (a.s)’a Allah kıskanç, Allah çok seviyor Hz. İsa Mesih (a.s)'ı. Romalı askerler bağıra çağıra naralar atarak, merdivenlerden yukarı çıkıyorlardı, bulunduğu odaya. Cenab-ı Allah istese karşılaştırır, şehit ederdi. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, o şekilde alırdı katına. Kıskançtır Cenab-ı Allah, direkt nur haline getirdi, mekanına aldı, katına aldı canlı olarak. Nur haline getirdi. Şimdi yine ahir zamanda nur haline getirip geri getiriyor ama şu an Hz. İsa Mesih (a.s)’ın hayatı çok riskli. Çünkü talebeleri doğrudan Mesih olarak biliyorlar, Hz. İsa Mesih (a.s) olarak. Bu kilisenin bazı elemanlarını delirtir, Katolik kilisesini delirtir, bazı elemanlarını, Vatikan’ı ve Vatikan’ın mafya temsilcilerini çileden çıkartır. Vatikan mafyasını hemen harekete geçirecek bir harekettir bu. Dolayısıyla hayatı tehlike de olduğu için son ana kadar Allah gizleyecektir inşallah. Ama Hz. Mehdi (a.s) öyle bir şey yapıyor ki, artık İslam hakim olmuş, Hristiyan alemi tereddüt ediyor artık, “Müslüman olalım mı? Olmayalım mı?” Tapınak Tepesi’nden Moşiyah yalnız inecek. Hahamlar olacak, Müslüman alimler olacak, papa da olacak. Ben burada haham efendiyle konuşurken, “beraber ineceğiz” dedim. “Papa da olacak” dedi inşallah. Dikkat ettin mi?

OKTAR BABUNA: Bu giriş Tabut-u Sekine bulunduktan sonra olan giriş mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Oradan indikten sonra zaten Tabut-u Sekine açılacak. O tören onun için yapılıyor. Tapınak Tepesi’ne çıkılıyor, çok yüksek bir tepe değil zaten. Hahamlar var, Hz. Mehdi (a.s) olacak, ben de olurum orada, Hz. Mehdi (a.s) yanında ben de olurum. Ben öyle toplantıları kaçırmam. Şu anki Papa da olacak, onu özel getirdiler zaten, bu konu için görevli o, o konudan haberdar o biliyor yani. Bak altını çizerek söylüyorum haberdar, haberli. Ne yapacağını da biliyor, nasıl hareket edeceğini, kime nasıl davranacağını da biliyor. Baş haham efendiler, büyük alimler, İslam alimleri ama aklı başında olanlar, yobaz takımı değil. Yobaz takımından kimse olmaz. Tapınak Tepesi’nden aşağıya inilecek, o paslı kapı açılacak, dört bin yıl sonra. Çürümüş artık demirleri, kimseyi geçirmediler oradan, kapı açılacak oradan geçilecek, oradan Mescid-i Aksa’ya inşaAllah. Oraya belki Tapınak Şövalyeleri de olacak, Masonlar da olacaklar ama Kutsal Sandık getirilecek, Hz. Süleyman (a.s) devrinden kalma, Hz. Musa (a.s)'ın devrinden kalma. İçindeki kutsal eşyalarla birlikte orijinali, Kutsal Sandık getirilecek. Tekbirlerle, temhitlerle açılacak inşallah. Museviler de Allah’ı anacaklar yüksek sesle. Kim açar böyle bir şeyi? Moşiyah açar. Açan kim? Hz. Mehdi (a.s). Açıklaması sarih. Tevrat’a göre ikinci bir kişi olması mümkün değil. Tevrat’a göre ancak Moşiyah açıyor. Kendileri bulamamışlar o vakte kadar, dört bin yıl sandığı bulamamışlar, Moşiyah bulmuş, almış, getirmiş hadi gitsin kabul etmesinler. Mümkün değil. Tevrat’a göre mutlaka onun olduğunu kabul etmek durumundalar. Çünkü o açtığı için kabul edecekler. Ondan sonra Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidinin ilk taşı konacak. Taşın arasına bir parça manna, Hz. Musa (a.s) devrinden kalma manna, bereket getirsin diye çok az, bir çay kaşığı kadar manna, ondan sonra başlayacak. Hz. İsa (a.s) ondan sonraki namazda, Müslümanlar’ın kıldığı namazda gelecek inşaAllah. Hangi namaz olduğu belli değil onun. Mesela herhangi bir cuma namazı olabilir, herhangi bir sabah namazı olabilir ama hadislere göre sabah namazında ama vaktini bilemezler. Hiç ummadıkları bir anda sabah namazında fazla kalabalık olmayan talebeleriyle mesela kaç kişi? On kişi, on iki kişi falan, seçkin talebeleriyle gelecek. Allah'a güvenerek, Hz. Mehdi (a.s)'ı vesile ederek çünkü o zaman Mehdiyet’in güvenliği olmuş olacak. Tebessüm ederek gelecek Mehdi (a.s)’ye, “ben Hz. İsa (a.s)’ım” demesine gerek yok. Baktı mı anlar, Hz. Mehdi (a.s)  inşaAllah, müminler de anlar. ‘Bakın size kimi getirdik’ diyecekler, “Aa maşaAllah” diyecek bu kadar inşaAllah. Bunu göreceksiniz, vakti yakın inşaAllah.

OKTAR BABUNA:  Rüya görmüştünüz Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Rüyamızda gördük evet. Rüya vahiy gibi değildir. Ama ben pek rüya görmem o tarz. Bir Bediüzzaman’ı gördüm hayatımda bir kere, Resulullah (s.a.v.)’ı hiç görmedim, Allah nasip eder inşaAllah görürüm ama Hz. İsa Mesih (a.s)’i gördüm. Bayağı net kalabalık içindeydi. Biraz orta boydan daha uzuncaydı hafif, bana öyle geldi inşaAllah, geniş omuzlu, Avrupai bayağı yakışıklı, güler yüzlü, sarışındı alenen sarışın, sarı ve açık kahverengi saçları var.

CEYLAN ÖZBUDAK: Uzun muydu?

ADNAN OKTAR: Uzun, uzun bayağı var. Omuzlarının ortasına kadar dökülüyor, uzun, düz ama çok kibar Avrupai, gülüşü çok temiz, çok efendi, o da “ben şuyum” demedi, ben de “sen şu musun?” demedim yani “Hz. İsa (a.s) mısın?” demedim. Direkt tanıdığımı gösterir tarzda yanına gittim, “Aa maşaAllah” dedim. Geldi sarıldı ondan sonra uyandım hatırlamıyorum ondan sonrasını inşaAllah. Burnu ince, kibar, dudaklar son derece düzgün, gayet iyi yani çizebilirim de resmini bayağı net hatırlıyorum.

EBRU ALTAN: Gözleri ne renkti?

ADNAN OKTAR: Renkliydi gözleri.

GÜLŞAH GÜYETMEZ : Sesi nasıldı?

ADNAN OKTAR: Tam erkeklerin tok sesi oluyor filmler de oluyor ya böyle, o tarz tok, kibar sesi, tok inşaAllah. İnce değildi sesi inşaAllah. Çok kısa oldu zaten konuşmamız. Talebelerimden bir kaçı gülerek, tebessüm ederek “bakın Hocam kim geldi?” dediler. Bakar bakmaz tanıdım inşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Şu anda da yüzlerce insan olsa tanır mısınız Hocam? Hz. İsa (a.s)’ı yüzlerce insan arasından.

ADNAN OKTAR: Peygamber yüzü çok faklıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da öyle. Peygamberin tanınmaması mümkün değil. Normal bir vicdanla imkânsızdır. Gerçekten iman ehliyse bir insan, o akıl ve derinliği hemen görür. Ama Bediüzzaman “İsa Mesih’i herkes tanımaz” diyor. Mesela bazen halkın içine de, çıkar tabii mecburen çıkar bir yerden bir yere giderken. Alışık oldukları için pek ihtimal vermezler. Biraz da uzaktan dikkat vermedikleri için. Ama yüz yüze biraz konuşsa normal vicdanlı bir insan anlar. Üslubunda bir fevkaladelik olur. Ama çok küt ve vicdansızsa anlamaz tabii. Normal vicdan ehli hemen anlar. Mehdi (a.s) de aslında anlaşılır. Ama vicdanlar kilitleneceği için ahir zamanda kararacağı için, deccalın büyüsü olacağı için. Hipnoz, dünya hipnozu olacağı için, dünya bütün dünyaya büyü yapacağı için, o büyünün etkisiyle, ağır büyünün etkisiyle fark edemeyecekler. Mesela şu an o büyünün etkisinde insanlık. Mesela Bediüzzaman diyor ki“ Mehdi (a.s) 1400’de çıkacak” diyor gösteriyoruz. Büyünün etkisiyle “Burada nerede 1400’de çıkacağı?” diyor. Yazıyor altında bak 1400 diye yazıyor. “Burada nerede yazıyor 1400?” diyor. Mesela İstanbul’da çıkacak “yer belli etmemiş ki” diyor. Açıkça söylemiş İstanbul’da çıktığını gösteriyor satır satır “orada bir ifade yok İstanbul’da ifade yok” diyor. “2010 yılında talebeleri vazife başında olacak” diyor. Adam bambaşka hesap yapıyor 1877’ye ilave ediyor. Bediüzzaman “1910’a ilave edin” diyor o 1877’ye ilave ediyor yüz yılı. Anlamazdan geliyor. Büyünün şiddetli etkisi altında olacaklar.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Deccalın hipnozu nasıl kalkar Hocam?

ADNAN OKTAR: Kolay kolay kalkacak bir şey değil. İmanla, irade kullanılacak. Şiddetli bir etkisi vardır. Bitkinlik verir, dikkat dağınıklığı verir, uyku hali verir. O imtihanın değerini artıran bir özellik. Ama gafil ise adam tamamen sapıtır o büyünün etkisiyle. Uykuya ağırlık verir, işine gücüne bakar, bitap şekilde adeta sarhoş gibi gezer. Dikkat edersen birçok insanın bakışlarında bir dikkat yok şu an. Birçok insanın dikkati dağınık; bakamıyorlar, tekzip olamıyorlar o büyünün etkisindeler. Birçok Müslüman da uyuyor şu an. Âlimler, mesela toplantı oluyor. İslam âleminin en ileri gelen büyük alimlerini bir araya getiriyorlar toplantı oluyor. Koma halinde uyuyorlar.

MURAT BEY: İslam Dünyasının Uyanışı konferansın ismi de Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii İslam Aleminin Uyanışı isimli konferans da adamlar harıl harıl uyuyorlar. Büyünün etkisi altındalar. Hiçbiri İttihad-ı İslam konusuna geçemiyor. Siyasi dedikodulara geçebiliyorlar. Hâlbuki ana konu bu, Allah’ın emri olan, farz olan konu, ona bir türlü geçemiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam, Hz. Hızır (a.s)’ın tabii olduğu bir şeriat var mı, özel bir şeriat yoksa?

ADNAN OKTAR: Tabii o ayrı Kuran, Tevrat ve İncil’e bağlı değil. Tamamen ayrı kendine has bir şeriatı var. Hükümleri kısa, o şeriata göre hareket eder. Onun helalleri-haramları bizim helal-haramlarımız gibi değil, tamamen farklı.

ENDER DABAN: Talebeleri de o şeriata mı mensup?

ADNAN OKTAR: Talebeleri de tabii o tarz.

BEYZA BAYRAKTAR: Hz. Hızır (a.s)’ın talebeleri olacak mı?

ADNAN OKTAR: Var tabii. Onun her zaman ekibi olur.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, Hz. İsa (a.s)’ın talebelerinde bir hal olur mu Hz. İsa (a.s)’dan kaynaklanan, tanır mısınız görseniz?

ADNAN OKTAR: Tabii dünyanın en zeki Hristiyanları, en akıllı Hristiyanlarını Allah etrafına toplayacak. Ama bayağı tedirgin yaşayacaklar. Hz. İsa (a.s)’a bir şey olacak diye hiç çıt çıkartmayacaklar. Kendileri biliyorlar ama ses çıkartmazlar.

MURAT BEY: Şu anda faaliyetteler mi?

ADNAN OKTAR: Faaliyette ama bizim bildiğimiz gibi. Böyle hani elini kolunu sallayarak yapılan bizim faaliyetlerimiz gibi değil. Siyasi faaliyet yapıyorlar. Bediüzzaman onu açıklıyor. Siyaset yönünde ağırlık. Siyaset dikkat çeken bir konu olmadığı için, siyasetten ağırlık yapıyorlar.

OKTAR BABUNA: Onlar Hz. Mehdi (a.s)’ı bilip takip ederler mi Hocam inşaAllah?

ADNAN OKTAR: İsa Mesih tabii bilir. Vahiyle hareket ettiği için ses çıkartmaz.

BEYZA BAYRAKTAR: Hz. Mehdi (a.s) bir anlamda koruyucusu mu olacak Hz. İsa (a.s) cemaatinin?

ADNAN OKTAR: Tabii göğsünü gere gere. Namaz kılmaya geliyor göğsünü gere gere. Artık güvenliğin had safhada olduğunu bildiği için. Etrafında bir güvenlik çemberi olmayacak. Normalde şu an talebeleri üzerine acayip titrerler. Ama şiddetli bir tedirginlikle. “Acaba haber alacaklar mı, bir şey olacak mı?” Çünkü bir sorgulansa “senin annen kim, baban kim?” Annesi babası yok. “Kimliğini göster” diyecekler, kimlik normal bir kimlik değil. Çok ağır bir suç bu. Kimlik yani normal bir kimliği olmaması ağır bir suç. Kendi adına olmayan bir nüfus cüzdanı var. “Nasıl çıksın dışarıya?”

CEYLAN ÖZBUDAK: Hz. Hızır (a.s) da onu korumakta görev alır mı?

ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (a.s) her şeye karışmaz. Ama uzaktan tabii bir müdahalesi olur. Hızır (a.s) genellikle İttihad-ı İslam’ı kim ciddi şekilde engelliyorsa, İslam’a engel olacağını düşündüğü kişileri daha erkeninden, çok daha erkeninden faili meçhulle öldürür. Hızır (a.s)’ın öldürdükleri hiçbir şekilde bulanamaz. Bütün dünyanın polisi, jandarması bir araya gelse bulamaz. Mesela o kuşkulanırsa, vahiyle bu adam İslam’a uzun vadede zarar verecek; onu bulup mutlaka öldürür. Ve hep adı onların faili meçhul olarak geçer. Kimini bombayla öldürür, kiminin boynunu kırarak öldürür öyle. Sabotaj tarzı eylemleri olacağını Kuran gösteriyor. Mesela gemiyi batırıyor. Koskoca gemi yani, gemiyi batırmak kolay bir şey değildir. Ciddi bir sabotaj gerekir, gemi oturuyor, inşaAllah.

Mesela çocuk başkasına ait, çocuk derken tabii yaşı büyük, bakıyor çocuğa tam küfür ehli ve insanları delalete düşürecek bir yetenek var. Müthiş bir dinsizlik istidadı var onu öldürüyor mesela. “Bu İslam’a zararlı olacak” diyor öldürüyor. Ama Allah’tan vahiy alarak öldürüyor. Alenen haram. Çünkü biz bilemeyiz ki, bir insan kafir de olsa öldürülmez. Küfür içinde de olsa öldüremezsin. Her an iman etmesi ihtimali vardır. Ama diyor ki Hızır (a.s) “hiçbir şekilde iman etmeyecek bu” diyor. “Ve bu İslam âlemin başına bela olacak” diyor “ben bunu öldüreceğim” diyor.

GÖKALP BARLAN: Hz. Musa (a.s) hatta itiraz ediyor bir cana karşılık olmaksızın diyerek.

ADNAN OKTAR: Tabii, ama mesela aynı zamanda duvarcı ustası. Çok iyi bir duvarcı ustasıdır. Dümdüz duvar yapmasını iyi bilen, iyi bir üstattır kendisi, duvarcı ustasıdır, duvarcı üstadı. Ve para almadan yapıyor duvarı. Kalem gibi duvar yapıyor inşaAllah. Şakül, iletki masonlukta biliyorsunuz duvarın çok düz olması için şakül. Kör düğüm dünyanın son ahir zamanda alacağı şekli gösteriyor. Masonluğun amblemlerindendir. Masonik amblem bakar ona, şahıslara söylemiyorlar onu, “sen kendin çöz” diyorlar. “Bu düğüm nedir?” diyor. Onu düşüne düşüne düşüne uzun yıllar içerinde kendisi buluyor. Onun Moşiyah’a baktığını, Mehdi (a.s)’a baktığını kendisi buluyor. Şakül, iletki doğru yolu gösterir. Dümdüz olmak, doğru yol olması. Allah ayette diyor “İhtinassıratel müstakim” Allah’ın dosdoğru yolu.

Getirin mason sembollerini biraz muhabbet edeyim sizinle. Hem Kuran’dan örnek vereyim. Mesela bak Kuran’da iki dul kadının, iki çocuğundan bahseder. Masonlukta iki dul kadının, iki dul çocuğu Moşiyah ve İsa Mesih’i anlatır. Onlar dul kadının çocukları olarak kendilerini adlandırırlar biliyorsunuz masonlar. Dul kadının çocukları ne demek? “Biz dul kadının çocuklarına uyacağız” anlamındadır. Kim bunlar? Moşiyah ve İsa Mesih. Bütün masonlar öyle derler “biz dul kadının çocuklarıyız.” Dul kesesi vardır. Oraya para yardımı yaparlar, oradan dağıtılır para. Mehdi (a.s)’ın dağıtacağı paraya işaret eden bir sembol. Kadınların korunacağına, dulların, yetimlerin korunacağına da işarettir. Kuran’da yetimlere özel dikkat çekilir biliyorsunuz, yetimlerin korunmasına. Orada da yine Kuran ayetine işaret eden ve masonlukta da olan yetimlerin, çocukların ve kadınların korunmasına işarettir.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, Hz. Mehdi (a.s) döneminde masonların durumu nasıl olacak?

ADNAN OKTAR: Masonluğun kuruluş amacı zaten Mehdi (a.s) ve Moşiyah’a yardım etmektir. Bütün sembolleri o tarzdadır. Ama çoğu bilmez, bilmeden masonluğa girer. Sonuçta Moşiyah’a, Mehdi (a.s)’a yardım edeceği, İslam’ın dünyaya hâkimiyeti için hizmet edeceğini bilmez. Bilse hiç girmez belki. Ama onu, dinsizlik görünümü altında masonluğa alırlar. Sonra 18. dereceden sonra felsefi masonluk ve daha ileri aşamadaki bilgiler onlara sunulmaya başlıyor. En sonunda Allah’ın varlığına kesin kati inanç oluşturulur. Sonra da Mehdi (a.s) ve Moşiyah konusu onlara anlatılır uygun bir şekilde. Eğer kafası iyi çalışıyorsa en üst dereceye kadar çıkar. Değilse alt derecelerde onu değerlendirirler, kullanırlar yani. Beş köşeli yıldız, beş bin yıllık mason sembolü. Beş köşeli yıldızın her yönden baktığımızda A harfi gösterir. Alfa ve Omega harflerini ifade eder. Beş köşeli yıldız normal bakıldığında net olarak A harfi vardır.  Masonlukta A harfi kutsaldır Moşiyah’a bakar. Bizim Mehdi (a.s) dediğimiz İslam âleminin Mehdi (a.s) dediği, Museviler’in Moşiyah dediği kişinin bizzat zatına bakar A harfi. Yuvarlak içinde beş köşeli yıldız, yine O harfi içerisinde A’nın oluşmasından meydana gelen bir sembol. O harfinin içerisinde A harfi. Yuvarlak içerisinde beş köşeli yıldız. “Sevilen” anlamında “Allah’ın sevgili kulu” anlamındadır Moşiyah. “Yah” Allah manasındadır. “Moşiyah” o da sevilen anlamına geliyor “Allah’ın sevilen kulu” Yine Mehdi (a.s)’ a işaret ediyor. Düğümlenmiş iplik; çözümsüzlük görülen olayları Moşiyah geldiğinde herkese uygun biçimde çözeceğini anlatan bir sembol. Mesela Museviler’e uygun, Hristiyanlar’a uygun, Müslümanlar’a uygun, en uygun şekilde bütün olayları çözüyor. O anlama geliyor. Jakin ve Boaz sütunları; sütunun önünde Süleyman (a.s) Sarayı’nın inşa edilip yeniden kurulacağı günü bir özlem ile şu dua yapılır: “Ey Ben-i İsrail,” yani Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri, “Allah Moşiyah’ın” Hz. Mehdi (a.s)’ın “gelişini ve tapınağın” yani Hz. Süleyman (a.s) Tapınağı’nın “yeniden inşasını yaklaştırsın.” Masonlar bu duayı sık sık ederler. Museviler de günde iki kere dua ediyorlar. Kaç bin yıldır? Dört bin yıldan beri. Tapınağın sütunlarını ifade eder, Jakin ve Boaz sütunları. Üçgen içinde göz; Allah’ın her şeyi her zaman gördüğü anlamını taşıyor. Güneş, ay ve yıldızlar yine Hz. Yusuf (a.s) kıssasında var biliyorsunuz. Güneş ay ve yıldızlar. On bir yıldız, güneş ki, on iki ediyor onunla beraber. Çift başlı kartal, Moşiyah’ın mutlak iktidarını simgeliyor. Bütün dünya ordularında vardır çift başlı kartal. Türk Hava Kuvvetlerinin de sembolüdür. Amerikan ordusunun da, Fransız ordusunun da. Bütün orduların hava kuvvetlerinin hepsinin sembolüdür çift başlı kartal. Aynı zamanda mason sembolüdür bu. Mehdiyet’in dünyaya hakimiyetini gösterir. Çift başlı olması biri Hz. Mehdi (a.s), biri İsa Mesih (a.s)’a bakması açısından inşaAllah. İsa Mesih de üstattır. Yani masonlar da onu üstat olarak görüyorlar. Zaten “Üstat İsa Mesih” diyorlar. O da sanatçıdır. Duvar konusunda olsun, taşa şekil verme konusunda olsun, üstattır, Kuran’da da buna zaten işaret ediyor. Çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıyor. Sonra onu koyuyor. O uçup gidiyor. Bu onun sanatçı olduğunu ve taşa şekil verebildiğini gösteriyor inşaAllah. Şaha kalkmış aslan, bu da Hz. Mehdi (a.s)’a işaret eden bir sembol. Bak, dört bin yıl önce Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s) için ne diyor? “Aslandır” diyor. Hz. Ali (a.s)’ın soyundan olacağı için Hz. Ali (a.s)’a da “aslan” diyor. Haydar-ı Kerrar; döne döne dövüşen aslan. Şaha kalkmış aslan da Hz. Mehdi (a.s)’a işaret eden mühim bir semboldür. Hz. Süleyman (a.s)’ın tahtının koruyucusu olarak sembolize ediliyor. On iki aslanla ne ifade edilir? On iki imama işaret ediliyor, on iki aslan. Mason mabetlerinde on iki aslan vardır. Sonuncusu İmam Hz. Mehdi (a.s)’dır inşaAllah. Gönye ve pergel yine A harfine işaret eder. Gönyeyle pergel iç içe konduğunda A harfi oluşuyor. Yine Hz. Mehdi (a.s)’a işaret ediyor ve dünyayı çok güzel dizayn edeceğini, mimariyle, sanatla, estetikle mükemmel hale getireceğine de işaret ediyor. Çekiç, kalem, şakül ve tesviye, yani dünyanın nasıl şekillendireceği, Hz. Mehdi (a.s) tarafından nasıl şekillendireceği, ona işaret ediliyor. Yine aynı şekilde A harfi şeklinde sembolize ediliyor. Yedi kollu şamdan, yine Hz. Yusuf (a.s) kıssasında da biliyorsunuz, Kuran’da da tekrarlayan yediden bahsedilir. Yediler özellikle yedi yıl kıtlık, yedi yıl bolluk. Yedi de yine masonlukta kutsal bir rakamdır. Mehdiyet’le de yoğun bağlantısı olan bir rakamdır yedi. Yedi, on iki ve dokuz. Hz. Ali (r.a)’a soruyorlar; “Hz. Mehdi (a.s)’dan bahset” diyorlar. O eliyle dokuz işareti yapıyor. Dokuz, Arapça’da da dokuzdur, aynı. Türkçe’deki dokuzun aynısıdır. Bu kadar masonik sır yeter size herhalde.

OKTAR BABUNA: Allah razı olsun. Bunların bir kısmını masonlara da anlattığınızda çok etkilenmişlerdi Hocam inşaAllah. Kuran’dan işaretleri.

ADNAN OKTAR: Ama onlar birçoğunu bildiğimi bildiklerinde onu bir güzellik olarak görüyorlar. Onlar için sır olanı, ben onlara zahir olarak anlatıyorum, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, A ve O harfleri Amerika’daki kiliselerin pek çoğunda da bulunuyor kürsüde. Bir fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Evet, Alfa ve Omega. Bak, dört bin yıl önce, beş bin yıllıktır masonluk. Onlar da Alfa ve Omegayı kutsal görürler. A ve O harflerini. Özel bir şey ima etmiyorum. Sadece anlatıyorum ben. Beş bin yıl önce ben yoktum yani, inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Hocam, yurt dışından üstat bir mason gelmişti, size gelmişti. “Sizdeki ilimden faydalanmak için sizi 33. Derece mason yapmışlardır” ifadesini kullanmıştı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yani o konuya girersek, o konu derin inşaAllah.

ENDER DABAN: Hocam “5 bin yıl önce yoktu” dediniz ama Tevrat’ta şifrelenmiş hahamların çıkardığı şifreler vardı.

ADNAN OKTAR: İşte o kader. Demek ki biz Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olacakmışız. Tevrat’taki şifrelerde ismimizin geçmesi, yani beş bin yıllık Tevrat’ta bu kodun olması, biz beş bin yıl önce yoktuk. Bu kodu da oraya yazmamız mümkün değil. Allah yazdığına göre demek ki Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olacak ehemmiyetli bir talebesiyiz inşaAllah.

VTR: Tevrat’ta Kodlanmış Olarak Yer Alan Adnan Oktar Ve Harun Yahya İsimleri Harun Yahya Kitaplarına İşaret Etmektedir

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Filistin’deki tüm direniş grupları abluka kakmadan ateşkesin olmaması gerektiği yönünde fikir birliği yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Abluka kalkmadan?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ateşkes yapsınlar abluka da kalkar, başka şeyler de hallolur. Önce can kaybının durması önemli. Yani “can kaybı devam etsin” ne demek? Nasıl bir yöneticilik bu ben anlamıyorum. İnanılır gibi değil. Çoluk çocuk, kadın kız sürekli şehit oluyor. Abluka, ya ablukası kalmamış bu işin. Sen ateşkes yaparsın, can kaybı olmaz, sonra ablukayı da kaldırırsın, diğer konuları da halledersin. Ama Hz. Mehdi (a.s) olmadan bu olmaz. Yani Cenab-ı Allah’ın takdir ettiği, kastettiği vakit geldiğinde Cenab-ı Allah bütün bu fitneyi kaldıracak, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Papa Francesco İsrail, Filistin ve Irak gibi Ortadoğu ülkeleri ile Ukrayna’da yaşanan çatışmalara son verilmesine yönelik; “tüm kalbimle rica ediyorum, yalvarırım artık durun” sözleriyle çağrıda bulundu.

ADNAN OKTAR: Dinlemezler. İllaki Mehdi (a.s), illaki Mehdi (a.s).

BÜLENT SEZGİN: Hocam abluka kalktığında silah yığacaklar diye de İsrail ateşkese izin vermiyormuş.

ADNAN OKTAR: Ablukanın bir mahsuru yok, abluka oluyorsa olsun. Asıl olan yiyecek, içecek her türlü malzemenin geçmesi, ilaç, şu, bu falan hayati yani. Abluka duruyorsa dursun. Ama o konuda da garanti verebilirler. Ne gerek? Ne gerek? Kardeş olsalar, birbirlerini sevseler, sevgi hakim olsa. Ama tekrar diyorum sevginin anahtarı Hz. Mehdi (a.s)’ın elinde. O da mason sembolüdür, anahtar. Çapraz iki anahtar, biri Hz. Mehdi (a.s)’a, biri İsa Mesih’e bakar. Mason sembolüdür. Çözümsüzlükleri, kilitli kapıları açacakları ve Tapınak Tepesi’nden inip, kapalı olan Bab-ı Lut Kapısı’nı açacaklarına işaret eder o anahtar. Aynı zamanda Milli Selamet Partisi’nin de sembolüdür biliyorsunuz anahtar.  Meşhur ve bilinen bir mason sembolüdür.

Evet dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Aslında bu ablukayı Türkiye açısından biraz kaldırmıştı İsrail Hocam, bu Mavi Marmara anlaşması nedeniyle. Türkiye bayağı yapı malzemesi , ihtiyaç malzemesi oraya göndermeye başlamıştı, kapıları açmıştı Türkiye ama sonra çatışmalardan sonra.

ADNAN OKTAR: Öyle bir sorun olmaz.  Zaten Türkiye kanalıyla her türlü malzeme götürebilirler. Türkiye garanti verir, cayır cayır her şeyi taşırlar.  Abluka dert olmaması lazım.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetleri var Hocam. Dün kardeşlerimiz Ankara Yenimahalle Teleferik’te 500 adet A9 ve Yaşayan Fosiller broşürlerinden dağıtmışlar. Hüseyin, Hakan, Arda ve Ebubekir kardeşlerimiz 30 Temmuz 2014 Çarşamba gecesi Bodrum Antik Tiyatro’da gerçekleştirilen MFÖ konserinde Mazhar Alanson ve Özkan Uğur’a sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Ayrıca konser çıkışı MFÖ hayranlarına da yüzlerce kitap hediye etmişler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah güzel olmuş. Tabii kardeşlerimiz her uygun fırsatta İslam’a, Kuran’a hizmet etmek için Allah’ın yardımıyla güzel faaliyetler yapıyorlar. Allah yollarını açıyor, Allah kalplerine sevgi koyuyor. Bak şimdi İzmir’den kardeşlerimiz geldi; sevgiden gözleri yaşarıyor, çok coşkun bir sevgileri var. Allah onları sevgi öğretmeni haline getirmiş. Her yere sevgi saçıyorlar, maşaAllah.  Kalplerinde fitne yok, fesat yok, sevgisizlik yok. Deccalın büyüsünü dele dele ilerliyorlar. Deccalın büyülü dumanı içerisinde birbirlerini buluyorlar. Sevgiyi birbirlerine anlatıyorlar. Deccal istediği kadar büyüsünün şiddetini artırsın, onlar bu büyüyü delmenin yolunu imanla, Kuran’la bulmuşlar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basından makaleleriniz var Hocam. Weekly Blitz Gazetesi’nde yayınlanan; “Meryem Yahya neden idam ediliyor?” isimli makalenizde İslam’ın her fikre, inanca, düşünceye karşı özgürlük sunan, hiç kimsenin yaşam tarzına karışmayan, şiddete, nefrete karşı olan bir sevgi dini olduğunu anlatıyorsunuz. Riyadh Vision isimli sitede; “Müslümanlar’a yapılan saldırılar yaygınlaşıyor, şimdi de sıra Sri Lanka’da” başlıklı yazınız çıktı. Bu yazınızda bazı Budistler’in Müslümanlar’a yönelik artan şiddetinden bahsediyorsunuz. Bu vahşetin ancak ilmi ve fikri çalışmayla durdurulabileceğini söylüyorsunuz. Harakah Daily Gazetesi’nde bugün; “Kan dökenlerden değil, sevgiyi isteyenlerden taraf olun” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yine aynı gazetede iki gün önce de “Bayramda birliği hatırlamak “ başlıklı makalenizde tüm Müslümanlar’ın birleşmekle ve tüm dünyaya kardeşliği ve sevgiyi yaymakla sorumlu olduğunu söylüyorsunuz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yani ilim, irfan bütün dünyaya nur gibi saçılıyor, maşaAllah. Allah vesile ediyor bizleri.  

Masaüstü Görünümü