Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (2 Ağustos 2014; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’la programımıza başlıyoruz inşaAllah. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk. Herkes hoş geldi. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Azerbaycan’la Ermenistan arasında sınır köylerinin bulunduğu cephe hattında Ermeni askerleri tarafından açılan taciz ateşi sonucu 12 Azeri asker şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Ermenilerle, yıllardan beri söylüyorum, sevgi bağı kuralım, sevgiyle yaklaşalım, dost olalım, onlar bizim evlatlarımız, hiç dinlemiyorlar. “Ermeniler’i kesmemiz lazım, doğramamız lazım” falan. İşte bu oluyor sonucunda. Bağrımıza bassak, kardeşimiz olsalar. Zaten karanlık bir ülke, huzur içinde yaşasalar, biz de huzur içinde yaşasak sevgi hakim olsa ne olur? Bu ne kazandırıyor, şimdi ne ellerine geçti? Ben anlayamıyorum. Herkes savaş istiyor adeta, çok nadir insan barış istiyor. Bundan ne zevk alıyorlar, ne keyif alıyorlar? Ben anlamıyorum. Barış olsun, kardeşlik olsun bayağı güzel insanlar Ermeniler, kafaları çok çalışan, sanatçı insanlar. Bir köşede küçük bir ülkeleri var, oraya sıkışıp kaldılar. Açalım sınırlarını, fakirler de canlarım, gelsinler, bizim Türk kardeşlerimiz oraya gitsin, onlar buraya gelsinler, rahat huzurlu yaşayalım. Azerbaycan’a mesela bir türlü laf dinletemiyorum, bir kısım Azeri kardeşlerimize. Hep savaşma yanlısılar. Savaşıyorsun ama yeniliyorsun her seferinde. Yensen de yazık, yenilsen de yazık. Ama barış, kardeşlik, sevgide bereket var, güzellik var. Allah’ın dediğini yapmış oluyorsun o zaman.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, dediğiniz gibi savaş sırasında iki taraf da aslında zarar görüyor, eziyet çekiyor halkları, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Silm, bak silm, “silme girin” diyor Allah ayette, barış-selam. Selam barış demektir. Cennette de bak hep selam, selam. Selam; barış, güvenlik. Zorla belayı aramanın bir alemi yok. Her yerde bela arıyor insanlar. Huzuru arayalım, kardeşliği arayalım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Azerbaycan Savunma Bakanlığı 24 saat içinde cephe hattındaki Ermeni askerlerinin 71 kez ateşkesi ihlal ettiğini duyurdu. Sayın Davutoğlu da konuyla ilgili şöyle bir açıklama yaptı: “Şehit olan Azeri kardeşlerimize halkımız ve devletimiz adına taziyelerimi sunuyorum.” Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü savunduğunu da vurguladı Sayın Davutoğlu. Ve sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.

ADNAN OKTAR: Tamam güzel ama sorunun çözülmesi neyle olur? Sevgiyle olur. Sayın Davutoğlu sevgiyi sürekli diline dolasın. Sevgi, hükümetin sürekli kullandığı güzel bir sözcük olsun. Tayyip Hocam da, Sayın Dışişleri Bakanı da sevgiyi hep ön plana alsınlar. Her şeyi sevgiyle halletmeye çalışsınlar. Allah sevenleri başarılı kılar. Sevgi yanlılarını başarılı kılar.

Evet Bülent Bey dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. Hocam, siz söylemiştiniz Gazze için İHH yerine Kızılay’ın devrede olmasını. Gazze’ye yardım konusunda ağırlıklı olarak Kızılay görev alıyor şu anda. Kızılay Genel Müdürü, Kudüs’e, Türkiye’den 20 ton ilaç gitmiş. Orada kendisi yardımları yakından takip ediyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İlaç, kan durduracak malzeme, acıyı dindirecek ilaçlar. Rezalete bak. Sevgi, barış, kardeşlik olsa da, değil mi, gofret yeseniz, efendim kavanozlarla bal göndersek, kebap göndersek onları yeseniz. Şu dehşete bak. Nitelikli acıyı giderecek ilaçlar gidiyor. Nitelikli kan durduracak ilaçlar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hatip Dicleli, Kürtler’in yüzde beşinin bile ayrı bir devlet istemediğini söyledi. “Kürtler arasında bağımsızlık için bir referandum yapılması durumunda yüzde beş oranında evet oyu ancak alınabilir” dedi.

ADNAN OKTAR: Keşke öyle bir şey olsa süper olur. Öyle bir şey olsa biz hiç rahatsız olmayız. Komünist bir devlet kurmak istemiyorlarsa, kardeşlerimizi bu yönde zorlamayacaklarsa, böyle bir plan yoksa bizim alıp veremediğimiz yok. Bunu garantilemeye çalışsınlar. Bunu sağlama bağlasınlar. Bizi ajite ettiklerinde herkesin rahatsız olacağı bir durum meydana gelir, hepimiz rahatsız oluruz. Çünkü biz vatanın parçalanmasına müsaade etmeyiz. Ölüm pahasına müsaade etmeyiz. Seksen milyonun tamamının şehit olmasını göze alırız. Ama böyle bir niyet olmadığı kesinleşirse herkes çok rahat eder. Ben Kürt kardeşlerimi canım gibi seviyorum. Özellikle Kürt kardeşlerim çok saygıdeğer insanlar. Hürmetleri güzel, nezaketleri güzel, efendilikleri güzel, çelebilikleri güzel, nezih yönleri çok güzel, sevgi insanları. Bağnazlığa da karşılar, modernler, hem dindar, hem çok modernler. Sözünde durur, vefalıdır, delikanlıdır, misafirperverdir. Güneydoğu insanı muhteşemdir. Nerede ben Güneydoğulu gördüysem ben hep bununla karşılaştım. Mesela yemekte de CHP’li milletvekili vardı Kürt bir kardeşimiz, onunla da konuştum, o da baktım çok yiğit delikanlı. O, Kürt kardeşlerimizin güzel ahlakından birkaç örnek verdi, çok iyi bildiğim yönleri yani, maşaAllah. Nereye gitsem bu güzellikle karşılaşıyorum. Çok değerliler bizim için. Ama bazı kokoş beyler ve bayanlar var Kürt kardeşlerimizden hazzetmiyorlar. Güneydoğu’dan da hazzetmiyorlar, “görmek istemiyoruz” diyorlar. Biz de, ben de sizi görmek istemiyorum. Onlar benim için değerli. Değersiz olan sensin. Çünkü sende insan sevgisi yok, merhamet yok, şefkat yok, dürüstlük yok, efendilik yok, egoistsin, bencilsin, kalbin nefretle yıkanmış. Onlar nur gibi insanlar. Sen gideceksen bir yerlere git, o kardeşlerimiz bizim baş tacımız. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, yeni Şafak Yazarı İbrahim Tenekeci, “yaşadığımız birçok sıkıntının nedeni içimizdeki merhamet eksikliğinden kaynaklanıyor. Merhamet insanın ve kainatın kalbidir. Bu dünyada hepimiz birer taneyiz. Merhamet bütün bu taneleri tespih gibi tutan iptir. Doğu Türkistan’dan Filistin topraklarına kadar büyük bir merhametsizliğin içindeyiz” diye yazmış. Türk milleti için de şu an dünyadaki onurlu, olgun ve en merhametli millet olduğunu söylüyor.

ADNAN OKTAR: Çok güzel söylemiş, çok güzel. Bütün dünyaya da örnek oluyoruz. Bak, birçok ülke biraz merhamet gösteriyorsa, biraz merhamet bilgisi varsa Türkiye’nin vesilesiyledir. Türk halkını örnek alıyorlar. Dolayısıyla Mehdiyet’ten örnek alıyorlar. Ama merhametle bırakması olmamış. Sırf merhamet değil, sevgiyi gündeme getirmesi lazım. Evet.

CİHAT GÜNDOĞDU: İslam’ın dünyaya hakimiyetinde sevgi dünya tarihinde ilk defa mı barış ortamı sağlanmış olacak dünya çapında?

ADNAN OKTAR: Sevgiyi fark edemedi insanlar. En hayati, hava su gibi ihtiyaçlarını unuttular, inanılır gibi değil. Bu çok büyük bir mucize. En çok mutlu olacakları, onları en çok güzelleştirecek, bereket bolluk getirecek, sevinç getirecek, cennetin de sonsuza kadar en büyük güzelliği olan, Allah’a imandan kaynaklanan sevgi, Allah’ a iman en büyük nimet odur ve Allah’a imanın verdiği bir güzellik olarak da sevgi. Hayatın kaynağıdır bu, hayatın sebebidir. İnanılır gibi değil. Sevgiyi ortadan kaldırdılar, nefret yarışı başladı dünyada, bu çok büyük bir mucize. Bir insan keyfini, rahatını, güzelliğini arar değil mi? Sevgi keyiftir, nimettir, eğlencedir, zevktir, mutluluktur. Allah Allah sevgiyi bırakıyor. Nefrete çok ıstıraplıdır, acıdır, dayanılmaz acılar çekersin nefrette. Zoruna ne oldu? Sevgiyle hallet. İlla çatışacak, illa kan dökecek, illa kavga edecek. Kavgacıları da destekliyorlar, kavgacı olanlara hakikaten değer veriyorlar ben görüyorum. Kim kavgayı körüklerse ona sempati duyuyorlar. Kim kan dökülmesini teşvik ediyorsa ona muhabbet duyuyorlar, onu değerli görüyorlar. Bu da şeytanın teşvikiyle oluyor. Sevgi insanları dünyanın her tarafında var, ciddi bir güçler ama bir araya gelmediler daha. Allah o vakti bize doğru sürekli yaklaştırıyor. Aslında sevgi insanları; dünyaya hakim olanlar onlardır ama dağınıklar. Dağınık oldukları için de güçleri az oluyor. Evet.

TARIK KOÇ: Sevgi tam olarak ne zaman hakim olacak Hocam?

ADNAN OKTAR: Bu tırmanış hiç normal değil bir fevkaladelik var. En fazla beş yıla, altı yıla, yedi yıla çok büyük değişiklik olacağı görülüyor. Her ay, her yıl yer yerinden oynuyor, dünya sallanıyor, çok büyük olaylar oluyor. İstanbul’da hiç hortum olmazdı, hortum oluyor. Bu mevsimde böyle yağmurlar yapmaz, dolular yağıyor. Yani Cenab-ı Allah sürekli fevkaladeliğe dikkat çekiyor. Sürekli fevkaladelik var. Mesela her yerde fevkalade bir kan akışı var, her yerde fevkalade bir hareketlenme var, her yerde fevkalade ıstırap acı gerilim var. İnsanlar arasında nefret ve sevgisizlik müthiş yaygın. İnternete baktığınızda görürsünüz bunu. Şeytanın adamları ordu gibiler, bir nefret seli şeklinde. Sevgiyi anlatan çok nadir görüyoruz.

Fikret dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yabancı basında birçok yeni makaleniz yayınlandı, maşaAllah. Amerika’da News Rescue haber sitesinde, “İslam Dünyasında Akan Kanın Nedeni İhtilaf” başlıklı yazınız yayınlandı. Riyadh Vision haber sitesinde yayınlanan, “Bu Cihat Değil, Doğal Kaynaklar Savaşı” isimli yazınızda, IŞİD’in Irak’taki ilerleyişine bazı dini liderlerin cihat çağrısıyla karşılık vermesinin çok tehlikeli olduğunu ve Müslümanlar’ın sevgiyle ittifak etmemeleri halinde bu ateşin tüm Ortadoğu’ya yayılabileceğini anlatıyorsunuz. Burma Times sitesinde, “Sevgi Dünyanın Tüm Sorunlarını Yenecek” başlıklı yazınız yayınlandı. Arab News’te “Namazın Ruha Faydaları” başlıklı yazınız yayınlandı. Ayrıca yine Arab News’te bugün yayınlanan, “Lozan’dan Bugüne Ne Değişti?” başlıklı yazınızda, Lozan antlaşması sonrasında çizilen sınırların kardeşleri ayırdığından ve bölünmelerin çatışmalara alt yapı hazırladığından bahsediyorsunuz. Çözümün, Kuran’a dayalı barış ve sevgi birliği etrafında toplanmak olduğunu anlatıyorsunuz. The Bosnia Times’te hem İngilizce, hem Boşnakça olarak yayınlanan, “Harcamaların Öncelik Sırasına Koyulması” başlıklı yazınızda, Bosna’daki mayınların temizlenmesi için gereken paranın bulunmasında güçlük çekilirken dünyanın birçok yerinde gereksiz konulara çok fazla kaynak aktarıldığını ve bu yanlış durumun bir an önce çözülmesi gerektiğini anlatıyorsunuz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İyi güzel maşaAllah elhamdülillah.

Bülent Bey dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Gazze’de ölü sayısı artıyor. Filistin’in sağlık yetkilileri tarafından yapılan açıklamada Gazze’deki ölü sayısının 1422’ye ulaştığı, yaralı sayısınınsa 8265’e çıktığı bildiriliyor. Daha da artıyormuş Hocam bu sayı.

ADNAN OKTAR: İslam alemindeki İslam alimleri derin uyku halindeler, büyük bir bölümü. “Nasıl İslam Birliği’nin engelleriz, nasıl Mehdiyet’i engelleriz?” bunun derdindeler. “Her fesad-ı Ümmet zamanı bir Mehdi manasına muhtaçtır” diyor Bediüzzaman. “Deccal var” diyorsun, Mehdi (a.s), “o yok” diyorsun. “Zulüm var” diyorsun “Mehdi (a.s) yok” diyorsun. Peki Mehdi (a.s) yok diyorsun İttihad-ı İslam’dan bahset bari, İslam Birliği’ni söyle. Onu da söylemiyor. İslam Birliği’ni söylese Hz. Mehdi (a.s) ile iç içe olacak. Çünkü diyecekler ki, “Bu birliğin başı kim?”

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, dün yayında çok güzel dua ettiniz, maşaAllah. “Allah Hz. Mehdi (a.s)’a çıkışı için izin versin” dediniz. Gerçekten de dünyada çok acı var, inşaAllah Rabbim bir an önce Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması için izin verir. Dünyada Hocam şu anda sırf bu ay Suriye’de 2500, Irak’ta 1700 insan öldü. Gazze, Doğu Türkistan onlar hariç.

ADNAN OKTAR: Daha da sel gibi kan akar bu kafayla. Cenabı Allah’ın planına insanlar uyacak. Uymadığında Cenab-ı Allah kan, ıstırap, acıyı insanların üzerinden almıyor ve daha da artırıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Irak-Türkmen Cephesi Balkanı Erşad Salihi yaptığı açıklamada, Irak’ta yaşanan durumu anlatırken Türkiye’nin kendilerine sahip çıkan tek ülke olduğunu belirtti ve Türkiye’nin hamiliği için teşekkür etti.

ADNAN OKTAR: Türkiye herkese sahip çıkıyor. Bir tek Irak’a, bir tek şuraya, bir tek Türkmenler’e değil; mazlum olan, gariban olan herkese vicdanlı bir millet olduğu için, merhametli bir millet olduğu için sahip çıkıyor. Kendi güç duruma da düşse, zora da girse var gücüyle yardımcı oluyor. Bu bizim mayamızda var, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu da Hocam bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Gazze’ye yardım edip Türkmenler’i unutuyorsunuz diyenlere cevaben; “Biz bu milletin onuru için çalışıyoruz. Biz hepsiyle ilgileniyoruz. Kimse kendi haline terk edilmez. Irk-mezhep ayrımı yapmadan yardım ederiz. Erbil’de kırk bin kişinin kalacağı bir kamp yaptırdık. Ekmek için fırınlar kurduk. İnşası bitmek üzere. Suriyeli Türkmenler’e de destek için çok çaba harcadık. Humuslu Türkmenler Libya’ya geçti. Ben oranın aşiret liderlerini kendi evimde ağırladım, teşekkür ettim. Her yardımı yapmaya hazır olduğumuzu söyledim” dedi.

ADNAN OKTAR: Ahmet Davutoğlu Hocamıza laf söyleyenin aklına ben şaşarım. Sevgisi, merhameti, mücahitliği yamandır, şevki de yamandır tam dava adamı. Ona akıl öğretmeye kalkıyorsa bir adam hayret ederim. Bu konuların öğretmenidir o, hocasıdır. İttihad-ı İslam’ın, sevginin, barışın, kardeşliğin hocasıdır. Ahmet Hoca’ya güvensinler, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Sayın Davutoğlu, mezhep ayrılıklarının Müslümanlar’ı birbirlerine düşürdüğünü söyleyen bir açıklama yaptı; “Biz zamanında “Maliki’nin mezhepçilik politikaları devam ederse durum daha şiddetlenir” demiştik. Bu bölgede mezhepçilik ve radikalizm istemiyoruz. İnsanlara “Sünni misin, Şii misin?” diye sorularak katledilmesinin hiçbir açıklaması olamaz. Sünni ve Şii Türkmenler birbirine düştü. Yeni bir zihniyete ihtiyaç var. Irak’ta mezhepçi olmayan bir başbakana ihtiyaç var” dedi.

ADNAN OKTAR: Başbakanla şununla bununla olmaz. Kimi getirecekler, mezhepçi olmayacak? Dinsiz mi olacak? Eğer dindarsa mutlaka mezhebi olur. Mezhep olunca da, o mezhebe göre hareket ediyor. O zaman bana Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedeceksin. Mezhebi olmayan Hz. Mehdi (a.s)’dır. Nasıl olsun öbür türlü? Öbür türlü dinle alakası olmayan bir adam olmuş oluyor. O da bütün Müslümanlar’ı ezmeye kalkıyor bu sefer.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, belirttiğiniz gibi sadece Hz. Mehdi (a.s) demiyorlar. Aslında açıklamalar hep o yönde. O ismi söylemiyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii.

ADNAN OKTAR: Bağnazlık öyle bir bela ki, bütün İslam aleminin şu an çektiği belanın kökeninde bağnazlık var. Kuran’ı yanlış yorumlama var. Bak kırıp geçiriyorlar birbirlerini. Hep gelenekçi Ortodoks İslam anlayışından kaynaklanıyor. Adam kafasından çıkartmıyor onu, onların kitabında yazıyor bu. Böyle doğraması gerektiği yazıyor. O fıkıh anlayışında var bunlar. Namaz kılmayan öldürülüyor, zekat vermeyen öldürülüyor, sakalını tıraş eden öldürülüyor. Mesela birçok bağnaz var, ben görüyorum dışarda. Bizi İslam’a uymamakla itham ediyor. Gerçek Kuran’a uyduğumuz için, tavizsiz Kuran’a uyduğumuz için İslam’a uymamakla itham ediyor. Onun için İslam, uydurmalara uymak. Uydurmalara uyana “Müslüman” diyor. Kuran’a uyana da “Müslüman değil” diyor. Böyle bir bela var dünyanın üstünde. Bu beladan kurtaracak işte bizi Hz. Mehdi (a.s). Allah görmeyi ve talebe olmayı bana nasip etsin, sizlere de nasip etsin.

CİHAT GÜNDOĞDU: “Biz önceki dinde bunu duymadık” diyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’e inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii “biz atalarımızdan gelen gelenek dininde biz bunu görmedik, duymadık” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: “Sen bizim dinimizi değiştirmek mi istiyorsun?” diyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii. Hatta Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisinde, meşhur hadis İmamı Rabbani’nin  Mektubat’ında da var. “Bu adam dinimizi ortadan kaldırdı” diyorlar. “Mülhit” diyorlar. “Dinsiz, zındık, dini yok etti” diyorlar. Niye? Kuran’a insanları davet etti diye. Mezhepleri kaldırdı diye. Irak’ta IŞİD, El Kaide, bunlar hep ehlisünnet kaynaklarına bakıp bunu yapıyorlar. Yahut Şii kaynaklarına bakıp yapıyorlar. Kendi kafalarına göre yapmıyorlar. Hepsinin kaynağı var. Dolayısıyla kökten bir bozukluk var. Bu kökten bozukluğu Hz. Mehdi (a.s) düzeltecek.

EMRE ACAR: Hocam Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e hep iftira atarak, “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) böyle buyurdu” diyerek bir şeyleri yaptırıyorlar. Ayette Allah şöyle buyuruyor Hocam, kovulmuş  şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer ki o bizim adımıza bir yalan söyleyip uydurmuş olsaydı önce onun sağ elini çekip alırdık, sonra can damarını koparırdık” diye buyuruyor Allah da. Allah öyle bir şeye hiç izin vermeyeceğini zaten ayette Kuran’da bize bildiriyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah adına yalan söylüyorlar, ayette şeytandan Allah’a sığınırım “Allah adına yalan söyleyenden daha zalim kimdir?” diyor Allah. “Deki:” diyor “Ben Kitap’ta böyle bir hüküm bulamıyorum”. “Ya ataları” diyor “yanlış yoldaysa, bilmeyen cahil insanlarsa yine mi uyacaklar?” diyor Allah ayette. “Biz atalarımızın izinde yürürüz” diyorlar. “Atalarımızın gösterdiği yolda gideriz.” “Ya ataları bir şey bilmeyen insanlarsa yine mi uyacaklar?” diyor. Cahilce uyma kafasındalar. Düşün mesela birçok bağnaz var sakalını kesmiş, badem bıyıklı, bağnaz ama. Halbuki kendi inancına göre, onun kedi kitabına göre onun çoktan öldürülmesi gerekiyor. Üç gün üst üste dinlemediğinde yahut sakalını üç kere kestiğinde, duruma göre değişiyor ama her halükarda dört mezhebe göre de mutlaka öldürülüyor sakalı kesildiğinde. Sakalın kesilirse dinsiz, ilhat etmiş, mülhit olarak kabul ediliyor ve öldürülüyor. Haberi yok kendi sisteminde öldürülecek o adam. Mesela ceketle kravatla geziyor, kravatından asarlar onu. Akıl edemiyor. Bağnazlığın tehlikesinin farkına varmış değil. Belanın etrafını sardığının farkında değil. Her şeyin karşılığı ölümdür. Mesela bak IŞİD şimdi yüzlerce yasak yayınlamış. Sıkıysa bir aksini yapsınlar, hepsinin karşılığı ölüm. “Hanımlar” diyor “gözlerini de gösteremezler” diyor. Yoluna nasıl yürüsün kadınlar? İnanılır gibi değil.

GÜLGÜN GÖKTAN: Topuklu ayakkabıyı da yasaklamışlar.

ADNAN OKTAR: Ucu bucağı yok. Gülmek de yasak. Bak IŞİD de yasakladı gülmeyi, Bülent Arınç da yasakladı. IŞİD yasaklayınca şaşırıyorlar, Bülent Arınç yasaklayınca normal karşılıyorlar. “Kahkahayla gülmek yasak” diyor Bülent Arınç. IŞİD de aynısını söylüyor. Son yasaklarında o da var. “Kahkahayla gülmek de yasak” diyorlar. “Ancak tebessüm edebilir” diyor. O da kendi aralarında kadınlar tebessüm edebiliyorlar. Bağnazlığın tehlikesini görmezden geliyor birçok bağnaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’in yeni bir açıklaması daha var Hocam. Kuran-ı Kerim’de bazı münafık din adamları tarafından değiştirilmiş bölümler olduğunu öne sürerek bu bölümleri değiştireceğini açıkladı IŞİD. Bazı bölümleri düzeltmek adına silip baştan yazacağını belirterek Kafirun Suresi’ni değiştirmek istediğine değindi.

ADNAN OKTAR: Nasıl değiştireceklermiş, ne yapacaklarmış?

KARTAL GÖKTAN: Bilgi yok Hocam, sadece böyle bir haber.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde müşrikler Peygamberimiz (s.a.v.)’e “bu kitabı değiştir veya başka bir kitap getir” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Birçok alim tehlikenin farkında değil. Birçok din adamı farkında değil. Birçok siyasetçi belanın farkında değil. Daha hala bağnazlığı körüklüyorlar. Avrupa da farkında değil. Amerika da farkında değil. Belanın içine doğru yavaş yavaş yaklaşıyorlar.

Güzel olmak kadını açar, ruhunu rahatlatır. Beğenilmek kadının hoşuna gider. Beğenilmiyorsa, şu gelenekçiler bile, gelenekçi Ortodoks Müslümanlar, bakıyorum badem bıyığının altından böyle incecik milimetrik bıyığı alıyor. Böyle hafiften kırk derecelik açıyla kenarını. Nasıl uğraşıyorsun onunla? Badem bıyığını böyle en fazla üç milim uzatıyor. Ortasından bayağı bir şekil veriyor. O aynada içi eriyor bakarken bıyıklara, böyle bir sağdan bakıyor, bir soldan bakıyor. Acayip yakışıklı olduğu kanaatinde. Saçı da limonla tarıyor böyle arkaya doğru bırakıyor. Aşıklar onlar kendilerine, acayip yakışıklı olduğu kanaatindeler. Şimdi başka detaylara gireceğim de girmek istemiyorum. Acayip kıl tipler. Üslup, mantık, akıl tamamen iptal olmuş vaziyette. Dünyayı cehenneme çeviriyorsun, kendine de cehenneme çeviriyorsun. Yapma, etme. Mesela gizli gizli seyrediyorlar. Şimdi burada dans ediyorlar değil mi? Hem kızıyor, hem de sonuna kadar, işin ilginç yanı kendi de kalkıp oynuyor. Döne döne oynuyor. Ondan sonra da eleştiriyor diyor ki; “küfre düşüyorlar ya” diyor.  Peki sen döne döne niye oynuyorsun kendin? O zaman kapat televizyonu. En ince detaylarına kadar biliyorlar. Şöyle oynadı, böyle oynadı, hepsini anlatıyor. Cennette müzik var, dans var. Cennette olan burada da vardır. Cennette helalse burada da helaldir. Cennette Allah güzel görüyorsa burada da güzel görüyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri var. Ankara’dan kardeşlerimiz dün Sıhhiye’de 25 kitabınızı ve 20 adet belgesel CD’sini dağıtmışlar. İzmir Bayraklı Sevgi Yolu’nda kardeşlerimiz halka 56 adet dergi dağıtmışlar. Alanya’da bir kardeşimiz çok sayıda İslam Birliği broşürü dağıtmış. Çorum, Amasya ve Merzifonlu kardeşlerimiz Suluova’da Mustafa Üstün ve Selma Üstün Hocalarımız’ın düzenlediği bayram buluşması için bir araya gelip Kuran sohbeti yapmışlar. Balıkesir’den kardeşlerimiz evde toplanıp sohbet etmişler. Ayrıca Ankara’nın Bağları’nı dinleyip eğlenmişler. Kayseri’den kardeşlerimiz birçok işyerine, esnafa ve halkımıza 30 adet dergi ve 50 adet kitabınızı hediye etmişler. Yine Ankara’dan da bazı kardeşlerimiz bugün Bilkent’te 1500 adet A9 el ilanı ve yaşayan fosiller broşürü dağıtmış, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bizim milletimiz baştan sona çok akıllıdır, vicdanlıdır, makuldür, sağduyu sahibidir. Bak IŞİD şu bu falan birbirini kırıp geçiyor. Türkiye’de böyle bir şey olmaz; akıl hâkimdir, vicdan hâkimdir. Aklıselim, selim akıl hâkimdir, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Batı Afrika’da ebola salgını nedeniyle 729 kişi öldü. Dünya sağlık örgütü salgını felaket olarak yorumladı. Sierra Leone'de acil durum ilan edildi. Askerler kapı kapı dolaşıp hasta arıyor. Halka eboladan ölenleri yakın emri verildi.

ADNAN OKTAR: Yakmaya ne gerek canım? Kireç kaplayıp gömerler. Allah vermesin tabii, o da ayrı bir felaket, bir de ahir zaman felaketi işte. “Çeşit çeşit felaketler yayılacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün sabah saatlerinde Marmara ve Avşa Adası arasında bir dakika otuz saniye süren hortum oluştu. Kasımpaşa, Haliç kıyılarında da öğle saatlerinde görülen hortum birçok binanın çatısını uçurdu. Bazı evleri de su bastı Hocam.

ADNAN OKTAR: İşte hep sürekli Cenab-ı Allah uyarı, uyarı peşine uyarı. Düşünmemizi istiyor Cenab-ı Allah. “Derin derin düşünürler” diyor Cenab-ı Allah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Hamas’ın kaçırdığı İsrail askerinin serbest bırakılması için Türkiye’den acil destek istedi. Katar’a da etkisini kullanarak girişimlerde bulunması çağrısı yaptı. Askerin İsrail Savunma Bakanı’nın kuzeni olduğu iddia edildi. Teğmen’in babası da “ordu onu bulana kadar her taşın altına bakacaktır” şeklinde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Barışla barışla, sevgiyle başka türlü olmaz. Bu bela daha da gelişecek gibi görünüyor. Kin karşılıklı daha artacak gibi görünüyor. Kinin yerini sevgi alsın. Kavganın yerini barış alsın. Cenab-ı Allah bizden sevgi istiyor. Dünya hızla belaya doğru koşmak istiyor. Allah bu belayı kaldırıp, yerine sevgiyi hâkim kılacak inşaAllah.

Dünyanın ordularının tarih içerisindeki en mükemmel bandosu; Mehter Takımı. Osmanlı’da hiçbir padişah mehteri oturarak dinlememiştir. Mutlaka ayakta dinlemiştir. Çok katlı, yedi katlı yahut daha fazla daha makbuldür. Topkapı’dan çıkış yapılırken Mehter Takımı mutlaka konser veriyor, inşaAllah. Normalde sultanlar oturuyorlar biliyorsunuz. Ama Mehteran, Mehter Başı geldi mi ayağa kalkıyor, maşaAllah. Mehteri başından sonun kadar ayakta dinliyor. Demek ki derin bir haz duyuyor ve kutsal görüyor, maşaAllah. Mehteran kıymetlidir, değerlidir. İstanbul’un fethinde de Mehter Takımı yeri, göğü inletmişti. Küfür açısından çok moral bozucudur. Ehl-i iman açısından da çok moral artıran, şevki artıran bir özelliği vardır, inşaAllah. Küfür Mehter’den nefret eder dikkat ederseniz. Tahammül edemez, sesi duydu mu eli ayağa boşalır. Ehl-i imanda da bir muhabbet vardır, maşaAllah.

Evet, damat anlat bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Musul’un Zimar Bölgesi’nde IŞİD teröristleriyle peşmergeler arasındaki çatışmalarda 76 IŞİD üyesi 13 de peşmerge öldü. IŞİD’in Zimar Bölgesi’ne ilerleyişi durdu.

ADNAN OKTAR: IŞİD’e terörist diyorlar ama İslam âleminin tamamına adamlar nerdeyse terörist diyorlar, bunu düşünmeleri lazım. Sırf IŞİD’le değil. İdeolojisine, düşüncesine terörist diyorlar. Mehdiyet’le bu bela, bu sıkıntı kalkar. Yoksa Allah esirgesin dünyayı boğacak gibi görünüyor bu bela.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam yabancı kaynaklarda yer alan bilgiye göre İsrail Gazze’den çekilmeye başladı. El Cezire’nin Gazze’de bulunan muhabiri Nico Johnson, Gazze-İsrail sınırındaki kaynaklardan gelen bilgiye göre İsrail tanklarının sınıra doğru çekildiğini belirtti. Refah, Şecaiye, Han Yunus’un doğusu ve Beyt Hanun’unda bulunan tankların da geri çekildiğini belirten Johnson, çekilme geçekleşirken ateş etmeye devam edildiğini de belirtti.

ADNAN OKTAR: Ateşle mateşle iş olmaz. Daima sevgiyle. Israrla şeytanın beynine beynine sevgiyi söyleyeceğiz. O istediği kadar dehşetten, ateşten, baruttan bahsetsin. Biz sürekli sevgiden bahsedeceğiz. O yanar, şeytan sevgiyi duydukça yanar. Israrla sevgi diyeceksiniz. Israrla Allah diyeceksiniz. Şeytanı yakmak istiyorsan yöntem budur.

BÜLENT SEZGİN: Netanyahu saat 9’da açıklama yapacakmış Hocam.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah hadi bakalım.

Ne anlatalım?

BÜLENT SEZGİN: Hocam Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz IŞİD’in kaçırdığı Türk Konsolosluğu rehineleri için görüşmelerin sürdüğünü belirterek “Irak’taki bütün taraflarla görüşmelerimiz sürüyor. Belki yarın öbür gün gelebilirler” dedi.

ADNAN OKTAR: Yarın öbür gün, iyi inşaAllah gelirler. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Başkan Obama 11 Eylül saldırıları sonrasında Amerika’nın 11 Eylül sanıklarına işkence yaptığını resmen açıklayarak doğruladı. Ancak bu konuda peşin hükme varılmaması gerektiğini söyledi. Şöyle söyledi; “11 Eylül’ün hemen ardından bazı şeyleri yanlış yaptığımız doğru. Ancak doğru şeyler de yaptık. Değerlerimize aykırı bir şekilde bazı insanlara işkence yaptık” dedi.

ADNAN OKTAR:  Evet. Ahir zamanın bütün alametlerini insanlar gördü. İşkence yapan da o zulmün içine girdi, işkence yapılan da o zulmün acısını çekti. Ahir zamanı görmedim diyen kimse yok. Ahir zamanın acısını bilmeyen kimse yok. Şimdi Mehdiyet’in mutluluğunu tatma zamanı. Kıyas yapacak insanlar. Diyecekler “Ne acılar çektik. Ne ıstıraplar çektik, ne kanlar döküldü. Şeytan bizimle adeta oyun oynadı. Şeytanın eline düştük, deccalın eline düştük. Allah bizi deccalın elinden kurtardı. Cenab-ı Allah’a hamdolsun” diyecekler. “Hz. Mehdi (a.s)’ı vesile etti, Seyyidina İsa Mesih’i vesile etti, bizi bu çilelerden, belalardan, dertlerden kurtardı” diyecekler. İsteseler de, istemeseler de buraya doğru gidiyorlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ümit Özdağ, Çin’in Devlet Başkanı’nın teröre karşı sert önlemler alınması gerekçesiyle Ramazan ayından itibaren Doğu Türkistan’da baskılarını artırdığını yazdı. “Yarkent’te bayram namazı yasaklandı. Kaşkar’da olaylar çıktı. Yüz kişi öldü. Çin Kaşkar’a ulaşım ve iletişimi engelledi. İnternet ve telefon hatları iptal oldu. Aslında buzdağının suyun altındaki kısmında, Pekin’in 21. Yüzyılda büyük Türkistan stratejisi var. Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri yüzde on beşin altına düştükleri zaman tehdit olmaktan çıkacaklardır. Kaşkar’da gerçekleşen çatışmalar 21. Yüzyılda Çinliler daha doğrusu Hitaylar ile Türkler arasında gerçekleşecek büyük Türkistan savaşının ayak sesleridir” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Savaş mı? Savaşa ne gerek? Barışla, kardeşlikle, sevgiyle hallederiz. Her şey savaşla, savaşla olmaz. Sevgiyi hiç denememişler, yaşamamışlar bir sevgiyle gelin bütün dünya teslim olur. Dünyanın en büyük silahı sevgidir. Şiddet şiddeti doğurur. Adama bir vurursan iki de sana vurur. İki vurursan dört vurur.  Bundan bir netice çıkmaz ama sevgide, o seni daha fazla sever, sen onu daha seversin. Dost olur kardeş olursun dünyayı cennete çevirirsin. Ama o sana vurur sen ona vurursan dünya cehennem olur. Sen de yanarsın o da yanar. Sevgide, sen de ihya olursun o da ihya olur.

Abdullah Erbil; “Hocam ilminize hayranım da, şu hanımlar çıplak olmasın.” Çıplak olmasın derken herhalde dekolteyi kastediyor. Hanımlar güzelliğinin görünmesinden zevk alır. Hoşlarına gider. Beyler de yakışıklılıklarının takdir edilmesinden hoşlanırlar.  Kuşlar bile değil mi? Tavus kuşu açıyor kanadını hayvan, güzelliğini uzun uzun gösteriyor. Allah güzelliği görünsün diye yaratıyor. Helal-haram çizgisi belli olduğuna göre helal sınırları içerisinde kadın güzelliğini gösterir. Sadece peygamber hanımlarına güzelliğini göstermek yasaktır. Peygamber hanımlarına, Resulullah (s.a.v.)’ın hanımlarına. Cenab-ı Allah diyor  “perde arkasından konuşsunlar” bak “siz mümin kadınlarından diğerlerine benzemezsiniz. Diğer mümin kadınlarla aranızda fark var “ diyor Allah. “Onlar gibi değilsiniz. Sözü çekicilikle söylemeyin ve kendinizi de göstermeyin” diyor Allah. “Sözü maruf üzere söyleyin” yani ciddi sert bir üslupla konuşun. Soğuk bir üslupla konuşun. Ama mümin hanımlar için ne diyor? “Siz ayrısınız” diyor Allah. “Siz serbestsiniz” diyor. Mümin hanımlar için ölçüyü Cenab-ı Allah belirtmiş. Mesela Hz. Adem (a.s)’ın devrinde Cenab-ı Allah örtülerini alıyor üstlerinden. Çırılçıplak kalıyorlar. Bakıyorlar orada insanlar var veyahut birileri var diye düşünüyorlar. En azından şeytan var ama görünüyor yani varlık görünmez varlık değil. Ne yapıyor annemiz? Göğüslerini örtüyor yaprakla ve edep yerini örtüyor yaprakla. Başka? Başka bir şey yok. Bağnazlara göre ne yapıyor annemiz?  Harama girmiş. Allah’a göre nasıl? Doğru. Kuran’dan ölçü veriyorum. Hanımlar güzel olunca içleri açılır, moralleri yüksek olur, sevinç içinde olur. Kadın bakımlı olmazsa, güzel olmazsa güzelliğini de gösteremezse rahatsız olur. Delikanlılar da öyle. Saçına ayrı dikkat ediyor, sakalına ayrı dikkat ediyor. Kıyafetine ayrı dikkat ediyor, beğenilmek ister. Cenab-ı Allah kuşlara bile, çiçeklere de hepsine arılara, böceklere beğenilme hissi vermiştir. Beğenilmekten hoşlanmak. Allah da sevilmek ister. Allah da yarattıklarının beğenilmesini istiyor. Beğenme, sevme, sevgi Cenab-ı Allah’ın istekleridir müminlerden. Dolayısıyla hanımlar kalkar oynar da. Mesela bak Karadenizli kardeşlerim benim canlarım horon oldu mu, kadınlı erkekli kalkarlar horon oynarlar. Yüzlerce binlerce kadın erkek. Saatlerce oyun oynuyorlar, hasetlik kıskançlık var mı? Yok. Edepte adapta bir eksiklik var mı? Yok. Kimse kimsenin namusuna ilişiyor mu? Yok. Ama bu şekilde. Güneydoğu’da bazen bir kilometre oluyor oynayanlar. Kadın erkek, kadın erkek, kadın erkek dost ve kardeş olarak oynarlar saatlerce. Ve herkes düğüne de süslü bakımlı gelir. Niye? Beğenilmek için. Düğüne hiç bakımsız gelen insan gördünüz mü siz? Anadolu’da her yerde düğün olur herkes en güzel kıyafetlerini giyinir. En güzel saç modelleriyle giderler, kimse de kimseyi kıskanmaz. Kimse de kimsenin namusuna iffetine ilişmez. Onun için bu konuda saplantıya gerek yok, biraz kafanızı açın. Şu an plajlar dolu bana bunu plajdan yazıyor. Tarzan gibi şu an. Annesi, kız kardeşi de mayoyla geziyorlar diyor ki “Bu dekolte nasıl oluyor böyle?” diyor. Yani uyuşmuş vaziyette. Beyin uyuşmuş vaziyette oluyor. Teyzesinin kızları hepsi plajdalar. Bikini mayoyla geziyorlar. Kendi de tarzan gibi mayoyla geziyor. Sen? Sana oluyor, akrabalarına oluyor, soy taallukatı oluyor, mümin hanımlar dans edince, dekolte giyince olmuyor. Olmaz.

“Kürt halkı İslam Birliği’ni istiyor. Kesinlikle başka bir yol da kabul edemezler. Bizim yolumuz Hocamız’ın yoludur. Başka bir yol istemiyoruz. Korucular da bu yolun güvenliği için bu kadar sıkıntıları göğüslediler ve sonuna kadar götürecekler.” Aslan onlar koruculara Tayyip Hocam daha çok sahip çıksın. Güneydoğu’nun süsü nuru onlar. Hepsi beş vakit namazında Allah’a, Kitap’a, vatana, millete, bayrağa kendini adamış insanlar.  Onların yediği içtiği helal. Polis kadrosuna alsın devletimiz sayılarını da artırsın, köylere oluk oluk para gitsin. İnşaAllah onlarla çocuklara ayakkabı alsınlar. Ufak çocuklara böyle eğlenecekleri her şeyi alsınlar. Mutlu olsun kardeşlerimiz. Köylerde biz korucu gördük mü hoşumuza gidiyor, mutlu oluyoruz. Ne güzel vatandan yana, milletten yana, bayraktan yana. Allah için canını ortaya koymuş mücahitler. Kürt canlarım ve beş vakit namazında bu insanlar hep. Allah Kitap deyince tüyleri diken diken olan ve aşka gelen insanlar. Allah hepsinin yolunu açık etsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam İsrail ordusundan yapılan açıklamada ordunun Han Yunus, Huzaa ve Gazze’nin bazı bölgelerinden çekilme kararı aldığı belirtildi. Çekilme kararının sebebinin bölgedeki tünellerin yok edilmesi sebebiyle alındığını ifade eden İsrail ordusu, Refah’ta operasyonlara devam edeceklerini duyurdu.

ADNAN OKTAR: Operasyon operasyon, kan, bomba, barut, feryat, figan, yaralılar. Acil kan ihtiyacı, barut kokusu, top sesleri ahir zamanın özelliği. Her yeri sevgiyle saracağız. Her yere sevgi hakim olacak. Bu günleri kimse unutmasın.

Ben dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Çin’in en büyük camisinin imamı Cuma Tahir sabah namazı sonrası şehit edildi. Sincan Uygur Özerk Bölgesi başta olmak üzere ülkenin bazı yerlerinde patlama ve bıçaklı saldırı gibi olaylar Pekin yönetimi tarafından doğrudan radikal guruplarla ilişkilendiriliyor. Ancak konuyla ilgili net bir bilgi verilmiyor.

ADNAN OKTAR: Çin sık sık açıklama yapsa çok iyi olur. Zaten kuşkuyla bakılıyor. Kapalı olduktan sonra, bilgi verilmedikten sonra Çin hakkında şüpheler ayyuka çıkar. Bu Çin’in lehine olmaz. Çin bu konuları hep vuzuata kavuşturmakla mükellef.

Şura Suresi, 13. Şeytandan Allah’a sığınırım; “O: "Dini dosdoğru ayakta tutun” İslam’ı dimdik ayakta tutun “ve onda ayrılığa düşmeyin" mezheplere, cemaatlere, gruplara ayrılmayın. Bak çok net. “Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi.” Yobaz takımına, bağnazlara ağır geldi. Neye çağırıyor? Kuran’a çağırıyor Peygamber (s.a.v.). “Ağır geldi” diyor Allah. “Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” (Şura Suresi, 13) “Samimi olana” Allah “hidayet veriyorum” diyor.

Ashame Yusuf; Madonna ile sarayda görüştüğüme inanmıyor. Bunu niye bu kadar gözlerinde büyütüyorlar ben anlamıyorum. Haşa böyle ilah gibi görüyorlar. Normal bir insan Madonna. Hocasıyla bayağı samimiyim ben Madonna’nın. Hayır, git kendisine sor merak ediyorsan. “Doğru mu, yanlış mı?” de.

OKTAR BABUNA: Bütün otel şahit Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, git otele sor. Hayır niye bu kadar gözlerinde büyütüyorlar ben anlamıyorum. Ben herkesle görüşüyorum. Yani tek tek sayayım mı şimdi görüştüklerimi?

Akçakoca Bey; “Yani Hocam neredeyse Mason locaları Mehdiliğe hizmet ediyor diyeceksiniz.” Tabii ki öyle. Mason sembollerine bak hepsi Mehdiyet ile ilgilidir. Masonlar bilmeyebilir, Masonlardan gizliyor olabilirler. Üst derece Masonlar bilir ama bunu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Suudi Arabistan Kralı, El Arabia kanalından canlı yayınlanan açıklamada Gazze için; “Gazze’de insanlık suçu işleniyor, uluslararası camia bundan sorumlu. Suskunluğunu nasıl açıklayabilecek?” diyerek dünyanın sessizliğini kınadı. Hocam Kral’ın açıklamasına “bu kınama için 1422 kişinin ölmesini mi bekledin?” tepkileri geldi.

ADNAN OKTAR: Evet. Ne diyorsun sen nasıl yorumluyorsun?

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. Kral’ın onların dediğine göre çok daha önceden bu açıklamayı yapması zaten gerekiyordu. Müslümanları korunması, mazlumların korunması daha doğrusu inşaAllah. Ama geç kaldığı için tepkiler var.

ADNAN OKTAR: Dünyada insanların sevgisizlikten Allah akıllarını kapatmış. Böyle züppe bir ağız, saldırgan bir ağız acayip yaygınlaşmış. Bir de zeki olduklarını zannedip böyle ahmakça ipsiz sapsız laflar ediyorlar. İnternette ben görüyorum çok ustaca konuştuğunu zannediyor. Küt kafa yani daha en basit bir şeyi anlamıyor. En açık bir sözü bile anlamıyor. Tam ters anlayıp ona yorumlar yapıyor. Yaptığı yorum da berbat, o da akılsızca. Yani Allah’ın akıllarını alması bir mucize. Akıllarını alıp bir de süründürüyor Allah, perişan ediyor. Hayatları hayat değil, yaşamları yaşam değil. Tam bir berbatlık içerisinde. Acılar içerisinde Allah onları süründürüyor. Hiç mutlu olamıyorlar. Hiç sevinç yaşayamıyorlar. Hiçbir şeyden haz duymuyorlar. Gece gündüz nefreti yaşıyorlar. Gece gündüz acıyı yaşıyorlar. O acı içerisinde böcek gibi içine çöke çöke kuruyup ölüyorlar. “Ya biz niye sürünüyoruz?” demiyorlar. “Niye bu kadar akılsızız?” demiyorlar. Haberi bile yok akılsız olduğundan. Bu kadar sevgisizsen baksana akılsızlığın pençesine düşmüşsün. Aklı olan bu kadar sevgisiz, bu kadar şefkatsiz, bu kadar küt kafalı olur mu?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam sürekli belirttiğiniz gibi kanamalardan başka herhangi bir açıklama olmuyor. Kimse de İslam Birliği olsun başına Mehdi (a.s) geçsin açıklamasında bulunmuyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi Allah onu Cabbar ismiyle yavaş yavaş söyletmeye başladı. Hepsi kenardan köşeden bağırmaya başladılar. Bir süre sonra koro halinde bağırttıracak Allah. Allah’ı anlamayanı Allah terbiye ediyor.

OKTAR BABUNA: Üstad “Hamiyeti İslamiye feveran edecek” diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. 

Masaüstü Görünümü