Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (3 Ağustos 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hocamız’ın güzel sohbetiyle programımıza başlıyoruz, inşaAllah. Brezilya’dan güzel Jennifer da bizlerle Hocam bu akşam.

ADNAN OKTAR: Jennifer efsane güzeller güzeli, maşaAllah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Dağlık Karabağ’da çıkan çatışmalarda 12 Azerbaycan askerinin şehit olmasının ardından Azerbaycan savaş uçakları cephe hattı üzerinde uçuşlar gerçekleştiriyor. Amerika yönetimi Azerbaycan-Ermenistan sınır hattında şiddetin tırmanmasından kaygı duyduğunu belirtti.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan’ın azgınları var, Ermenistan’ın da azgınları var, savaş ve kavga istiyorlar. İki tarafın da faşisti var. Biz ne zaman sevgiden, barıştan, kardeşlikten bahsetsek müthiş bir Ermeni nefreti, Ermenilerde de müthiş bir Azeri nefreti. Hepsinde değil ama it-kopuk takımında. Mazlum insandan ne istiyorsun? Şefkatle bak, sevgiyle bak. Katilse o ayrı, onun cezası ilgili kanun maddelerine göre teczi olunur.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Cengiz Çandar vesayet rejiminden kurtulma gerekçesiyle devlet kurumlarının içlerinin boşaltıldığını, tek adam devleti olma tehlikesi altında olduğumuzu iddia etmiş. Bunun Türkiye’nin ileride Ortadoğululaşması ve sonunun da Libya ve Mısır örnekleri gibi olabileceği anlamına geldiğini yazmış.

ADNAN OKTAR: Türk gençliği bayağı aklı başında, öyle zıpır-dengesiz bir gençlik yok. Hepsi aydın. Ben dışarı çıkıyorum bakıyorum, öyle IŞİD kafalı; hayır bazı kelebek bıyıklı bağnazlar var da; onlar da korkak ürkek tereddüt içindeler. Modern de olmak istiyor onlar, bağnaz da olmak istiyor, her yol var adamlarda aşağı yukarı. Öyle bir zemin yok Türkiye’de. Bağnaz toplasan yüzde bir bile çıkmaz Türkiye’den. Öyle bir güç çıkmaz Türkiye’den. Rahmetli Atatürk bayağı sağlam bağı bağlamış.

Ermeniler, gidin Ermenistan’a garibanlar, ülke de gariban. Bilmiyorum gördünüz mü Ermenistan’ı? Soğuk bir ülke, çok kasvetli bir ülke, kasvetli yaşıyorlar. Gariplerim buraya geliyorlar Türkiye’ye, yüz binlerce Ermeni geliyor çalışıyorlar burada. Para kazanıp ülkelerine götürüyorlar. Türkiye şefkatli Ermeniler’e karşı. Bak, yüz binlerce Ermeni gelip burada çalışıyor, Ermenistan’dan gelip. Koruyup kollama düşüncesi var Türkiye’de. Ama bir kısmı da köpek gibi kapışmanın derdinde. Sen de fakirsin o da fakir, sen de garibansın o da gariban. O da sevgiye ihtiyacı olan varlık, sen de sevgiye ihtiyacı olan varlıksın. Adam öldürmek ne demek? Gördüm oralarda mesela Azerbaycan’ı, dantel işlemişler böyle düzgün güzel danteller Azeri işi. Kan revan içinde kalmış dantelli süslü masalar. Şu kepazeliğe bak, şu rezilliğe bak.

Evet, birileri bana bir şeyler anlatsın.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, siz sürekli Başbakanımız’ın dünya hırsı olmadığını söylüyorsunuz. Bugünkü konuşmasında da; “Ben ne başbakan, ne cumhurbaşkanı, her şeyden önce Kasımpaşalı Recep Tayyip Erdoğan kardeşinizim” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Bu tevazu anlayışı Tayyip Hoca’da var. O cumhurbaşkanı olarak anlatmıyor onu, başbakan olarak anlatıyor. Bence gereksiz ondan tedirgin olması Başbakan’ın. Yok işte diktatör olacak bilmem ne. Mazlum bir insan, kendi halinde bir insan. Nesine lazım, ne zoru? Ayrıca Türkiye bu işler için hiç müsait değil. Gençliği, yapısı hiç müsait değil.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İsrail ordusu bölgedeki tünellerin yok edildiği gerekçesiyle Gazze’nin bazı bölgelerindeki kara operasyonunu durdurarak askerlerinin geri çekilmesine karar verdi. Refah Bölgesi’nde operasyonlara devam edecekler. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hamas’ın tünelleri yok edilene kadar operasyonun süreceğini açıkladı. İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada 24 saat içinde Hamas’ın tünellerinin tamamen imha edileceğini ifade etmişti. İsrail, Gazze ile İsrail arasında askerlerin denetiminde olacak bir güvenlik bölgesi oluşturmayı planlıyor.

ADNAN OKTAR: Bu kafayla yavaş yavaş, yavaş yavaş Filistin’de adam kalmaz. Yani şu akışla bu hızla. Haritalar vardı gösterebiliyor muyuz küçülme haritası? Roket atıp, bomba atıp işte bilmem ne yapıp karşı tarafı tahrik ediyorlar. Onlar da kendimizi savunuyoruz diye ortalığı yerle bir ediyorlar. Önü-sonu gelmez bunun. Tamamen Filistin yok oluncaya kadar buna devam ederler.

BÜLENT SEZGİN: Hazır Hocam resim.

ADNAN OKTAR: Bakayım. En baştaki harita nedir?

BÜLENT SEZGİN: 1946’deki harita Hocam.

ADNAN OKTAR: 1946’de o yeşil olan bölge olduğu gibi Filistin mi? Filistin toprağı?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: İkinci harita.

BÜLENT SEZGİN: 1947’de Hocam.

ADNAN OKTAR: 1947. Geniş çapta Filistin toprakları kaybedilmiş. Evet.

BÜLENT SEZGİN: 1967 Hocam en son olan.

ADNAN OKTAR: 1967 yine geniş çapta topraklar kaybedilmiş,

BÜLENT SEZGİN: En son da 2000’li yıllar.

ADNAN OKTAR: Bu da 2000’li yıllar. Artık ağaç haline gelmiş. Küçük küçük yapraklardan oluşan bir ağaç haline gelmiş. Bunun da sonu yakındır. Çünkü Filistin’de, Filistin’in yok olmasını isteyen çok fazla adam var. Eğer dostlukla kardeşlikle başlamış olsalar o baştaki harita dururdu, hatta daha da genişlerdi. Gereksiz yere acıyı ıstırabı kanı tercih ettiler. Orada tek bir Filistinli kalmasını istemiyor Filistinliler benim anladığım bu, bazı Filistinliler. Gazze’deki çoluk çocuklar kadınlar acıyı çekenler. Militanlar bu olayın içinde hiç değiller, yöneticiler ve militanlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, halk otobüsleri özellikle son güzlerde kazalarla gündeme geliyor. 27 Temmuz’dan itibaren meydana gelen farklı kazalarda 4 yolcu öldü onlarca kişi yaralandı. İETT Genel Müdürlüğü güvenli sürüş eğitimi, şoförlerin çalışma sürelerinin denetlenmesi, psikoteknik muayene gibi önlemler almaya karar verdi.

ADNAN OKTAR: Hepsini yapsalar yine kazalar olur. Ama sebebe sarılsınlar, ayrı mesele. Makul değil zaten olan olaylar. Oradaki şoförler de bayağı usta şoförler. Ama tedbir takdiri bozmaz. Mesela son olan kazanın hiçbir mantığı yok. Kaderde oldu mu oluyor. Ama sebebe sarılsınlar tabii.

Cenab-ı Allah bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet’i yaşatıyor. İsrail’in gerçek dindarları Moşiyah’ın geldiğini açık açık söylüyorlar. Onların tam vakti, zamanı. Bu kadar çileye, acıya rağmen insanların görmemesi deccalın büyüsünün şiddetini gösteriyor. Bir insana şöyle hafiften başına vursan bile insan uyanır, değil mi? Adamların kafasına yumruk geliyor yine uyanmıyor. Sallayıp silkeliyor Cenab-ı Allah yine uyanmıyorlar. Gaflet çok şiddetli derecede insanın üstüne çökmüş durumda. Ama bu gafleti de Cenab-ı Allah özel yaratıyor. Çünkü Mehdiyet’in gizlenmesi için gerekiyor. Moşiyah’ın gizlenmesi için gerekiyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gizlenmesi için gerekiyor. Berraklık olsa görürler. Görüp ondan sonra da engel olmaya kalkarlar. Bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet ilerliyor ve durdurulamıyor. Kaderin akışı bu şekilde. Filistin daha da karışacak. Daha da garip olaylar olacak Filistin’de. İsrail’in de çekeceği çok sıkıntılar olacak. İslam aleminin de çekeceği çok sıkıntılar olacak özellikle 2016’da, 2017’de. Bu gittikçe tavan yapmaya başlayacak. Açık açık söylüyorum daha önce de söylemiştim, aynı dediğim gibi çıktı. Daha önce en en başında söylediklerimin de tamamı çıktı. Çünkü hadise dayandırarak söylüyorum. Tevrat’ta da bu konular açık açık geçiyor.

OKTAR BABUNA: Hatta yıl olarak da söylemiştiniz Hocam 2014’e özellikle işaret etmiştiniz, elhamdülillah maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah dünyaya böyle bir heyecan veriyor. Ve savaşlar meydana getiriyor, arkasından barış meydana getiriyor. Dünya tarihi hep savaşlarla dolu olmuş. Melekler de diyorlar Cenab-ı Allah’a “kan dökecek insanlar mı yaratacaksın?” Cenab-ı Allah diyor ki; “siz bilmezsiniz ben bilirim” diyor. Bir bildiğim var diyor Cenab-ı Allah. Şu an işte o kan döken insanları görüyoruz. Daha da akacak kanları var. İnsanlar sonra, sevgiyi anlayamadıkları için kendilerine çok kızacaklar ve çok hayıflanacaklar. Bağnazlar da “yobazlığa niye düştük?” diye çok hayıflanacaklar. Bunlar niye oluyor? Allah bunu dünyaya renk olsun diye yapıyor. Ve insanları eğitmek için yapıyor. Başka türlü insanlar eğitilmiyor. Allah ayette diyor ki “Zaluma ve Cahula” diyor “zalim ve cahildir” şeytandan Allah’a sığınırım “ve nankördür” diyor insanlar. Bak zalim, cahil ve nankör ancak böyle eğitilebilir işte. Şiddet ortamı oluyor, acılar oluyor, ıstıraplar oluyor onların içerisinde ancak güzeli, doğruyu bulabiliyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam, 2007’de ekonomik kriz ilk başladığında siz 2014’te çok yavaş düzelme başlayacak ondan önce bitmeyecek demiştiniz. İlk başladığında 6 ay sürer gibi söylüyorlardı. Sonra gerçekten bu yıl çok yavaş bir düzelme başladı sizin dediğiniz gibi. İMF de hemen sizin yaptığınız açıklamayı yapmıştı daha sonrasında. Hiçbir kaynağa dayandırmadan sadece sizden esinlenerek.

ADNAN OKTAR: Evet, “2014’e kadar devam edecek” dedi İMF. Sorun İMF’ye kaynağını bilmiyorlar. Sırf benim sözüme dayandırarak söylediler. Onların bilimsel bir kaynağı yok. 2014’de kadar devam edeceğine dair ellerinde bir belgeleri yok. Sadece benim sözüme dayandırıyorlar.

OKTAR BABUNA: Yunanistan Başbakanı ’da söyledi Hocam, 2014 yılında aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: 2014’e kadar devam edeceğini evet söyledi.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, IŞİD Irak ve Suriye’den sonra Lübnan’da ilk eylemini gerçekleştirdi. Lübnan ordusundan yirmi esir aldığını açıkladı. Şu an hala Lübnan Suriye sınırında çatışmalar devam ediyor. 11 Lübnanlı askerin de çatışmada öldürüldüğü haberleri basında yer aldı.

ADNAN OKTAR: IŞİD mesela Lübnan’da çok rahat faaliyet yapabilir istese. Lübnan’ın yapısı müsait, insanları da müsait. Kavga, şamata falan her şeye müsaitler. Öyle bir coğrafya, öyle bir eğitim, öyle bir kültür aldılar. Ama Türkiye müsait değil. Niye müsait değil? Çünkü Mehdi (a.s)’ın olduğu bir yer.

Ben mesela çocukluğumda Atatürk’ü anlamazdım. Anlatırlardı, işte “Türkiye’yi kurtardı” derlerdi ben “nasıl kurtardı acaba tek başına bir insan?” öyle düşünürdüm. İşte Müslümanları astı, kesti derlerdi. İşte tekkeleri kapattı, Kuran’ları yaktı derlerdi buna benzer. Baktık tam tersi. İslam’ı kurtaran insan, Müslümanlığı kurtaran insan olduğunu gördük. Modern İslam anlayışının temelini atmış. Mehdiyet’in mukaddemesi, başlangıcı. Allah her şeyi çok güzel yaratmış, planlamış. Mesela Bediüzzaman Hazretleri modern İslam’ın zeminini Atatürk’le birlikte atmışlar benim gördüğüm. Bediüzzaman her ne kadar Atatürk’e zıtmış gibi görünse de, düşünce olarak zeminde, modern İslam anlayışında müttefikler. Çünkü Atatürk çok beğeniyor Bediüzzaman’ı. “Biz seni fikirlerinden istifade etmek için çağırdık buraya” diyor. Bilmem kaç Osmanlı altını para veriyor. “Seni genel vaiz yapayım” diyor Atatürk. Demek ki onda bir ışık görmüş. Mesela yobazlara Atatürk şiddetle karşıydı. Yobazlara illet oluyordu, hiç hoşlanmıyordu. Ama âlimleri sofrasından eksik etmiyordu. Her akşam Kuran sohbeti. Kuran’ın manasını anlatanlara müthiş muhabbeti vardı. Mesela Kehf Suresi’ni soruyor. “Felak Suresi, Alak Suresi, Tin Suresi hepsini tek tek soruyor ne anlama geliyor?” diyor. Mesela yanlış söylerseler “Hocam, bu böyle değil miydi?” diyor. Çok Kuran’a vakıf olduğunu âlimler anlıyorlar o zaman.

Yoksa Mehdi (a.s ) çıkmış olsa mesela Mısır gibi bir ülkede çıksa, yapacağı hiçbir şey olmaz. Irak’ta çıkmış olsa yapacağı hiçbir şey olmaz. Ama Türkiye’yi Cenab-ı Allah hazırlamış adetullaha uygun. Her şeyi adetullaha uygun yapar Cenab-ı Allah. Önce Atatürk’ü gönderiyor ,sonra Bediüzzamanı gönderiyor modern İslam anlayışını bir oturtuyor Cenab-ı Allah. Sonra Mehdi (a.s) yavaş yavaş o zeminde gelişmeye başlıyor. Ve zaman içerisinde öyle bir yayıyor ki Mehdi (a.s)’ın fark edilmesi adeta imkânsız hale geliyor. Zaman çok müthiş bir örtüdür. Tül gibi örtmüş Cenab-ı Allah zamanla Mehdiyet’i. Zamana yayıyor. Yavaş yavaş, yavaş yavaş olduğu için fark edilmiyor. Aslında İslam Birliği’ne hiçbir ülkesi karşı koymaz. Onların karşı olduğu bağnazlık ve yobazlık; hakikaten insanlık tarihinin en büyük felaketidir yobazlık. Faşizmden daha da beterdir. Komünizmde de yine adama laf anlatabilirsin de, yobaza laf hiç anlatamazsın. Müthiş bir vahşettir yobazlık. Bunları sorduğunda “yobaz gibi yaşamak istiyor musun?” dediğinde “Tabii ki” diyor. “Peki, uygula” diyorsun. “Ya ben insanım nasıl yapacağım?” diyor “nefis var” diyor “yapamam” diyor. Ama harbi yobazlar hakikaten gösteriş yönünü çok iyi yapar. Azgınlık, taşkınlık hepsi olmuş oluyor. Ama tabii yobaza nefret gözüyle bakmak doğru değil. Yobaz; zaman içinde hastalanmış bir insandır. Uzun zaman içerisinde birbirlerinde hastalıklar pekiştiren insanların, bu hastalığı daha da geliştirdiğini görüyoruz. Onun için müşfik bir üslupla, şefkatli bir üslupla, akılcı yaklaşmak lazım. Mesela yobazlığa karşı sürekli gayret ederek Türkiye’de yobazlığın belini ciddi şekilde kırdık. Azgın bir yobazlık anlayışını Türkiye’de göremiyoruz. Azgın bir Atatürk düşmanlığını da göremiyoruz. Eskiden bayağı şiddetliydi. Atatürk düşmanlığı çok azgıncaydı. Adamlar da hakikaten cevap veremiyorlardı. Atatürk’e hakaret edenlere cevap veremiyorlardı. Ama şu an bizim anlatımlarımızdan şakır şakır cevap veriyorlar. Eskiden Darwinizm’e cevap veremiyorlardı, şu an veriyorlar. Komünizme cevap veremiyorlardı, cevap veriyorlar. Atatürk düşmanlığına cevap veremiyorlardı, bizim sayemizde cevap veriyorlar. Yobazlara cevap veremiyorlardı. Mesela yobazlara karşı ya dinsiz oluyorlardı, ya yobaz oluyorlardı, ikinci bir yol yok gibiydi. Ama şu an yobazlık, dinsizlik ve gerçek İslam var. Dinsiz de gerçek İslam’a geliyor, yobaz da gerçek İslam’a geliyor. Orta noktada buluşuyorlar.

Hamas sözcüsü Musir El Masri bugün yaptığı açıklamada “İsrail’in tek taraflı çekilme girişimi yeni bir macera olur. Bizim taleplerimizi yerine getirmeden ateşkes yok.” Hoppala. Adam ateşkes istiyorsa “ben ateşi kestim” diyor “yok ateşe devam” diyor. Ben yanlış mı anlıyorum? Diğer bir Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zühri “Netanyahu tünelleri yok ettiğinden başarısını açıklarsa bu önümüzdeki günlerde gülünecek bir espri olacaktır.”  İzzet El Riş. Hep kavgacı üslup. Sevgi üslubuna geçiş için diğerlerinin güçlü atak yapması lazım. Bir araya gelip sevgi üslubunda anlaşmaları lazım. “Bundan sonra ısrarla sevgiden bahsedelim” diye karar almaları lazım. Hiçbir siyasinin ağzından ben sevgiyi duyamıyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Başbakanımız konuşmasının devamında şöyle söyledi  “Bugün buradan Irak’a, Suriye’ye, Mısır’a, Myanmar’a Somali’ye biz işte buradayız diyoruz. Buradan Gazzeli çocuklara selam gönderiyoruz. Dualarımızla buradayız, sanmayın ki uzaktayız. Senin yanındayız. Yüzyıl önce Şucaiyye’den askerimizi çektik ama yüreğimizi çekmedik.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam ilmini konuşturuyor. MaşaAllah.

“Andolsun” şeytandan Allah’a sığınırım. “Musa’ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına Kitap’ı miras bıraktık”. (Mümin Suresi, 53). Neyi, hangi Kitap? Tevrat. Tevrat’ın aslına uyacaklar. “(Ki o,) Tevrat temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir”. (Mümin Suresi, 54). Tahrif olmamış şekliyle bir hidayet rehberi ve bir zikirdir. Allah’ı zikretmek. “Şu halde sen sabret gerçekten Allah’ın vadi haktır”. (Mümin Suresi, 55). 2001 tarihini veriyor. Bak “gerçekten Allah’ın vadi haktır.” 2001.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bugün yabancı basında Ortadoğu barış görüşmelerini yürüten Amerika Dışişleri Bakanı Kerry’nin telefonlarının Mossad tarafından dinlenildiği iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Kerry’nin telefonunu Mossad dinliyor. Mossad’ın telefonunu da Amerika dinliyor. Herkes herkesi dinliyor. Dinlesin ne olacak? Ben sağlam tedbir aldım hiç telefonda konuşmuyorum. Daima yüz yüze. Ne zorum?

 Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Çin’in güneybatısındaki Yünnan eyaletinin Caotong kentinde bugün meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki depremde en az 150 kişinin öldüğü bildirildi.

ADNAN OKTAR: Çin.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam IŞİD Musul’da yaşayan Yezidi Türkler’e sabaha kadar süre vermiş “ya Müslüman olacaklar, ya da hepsi ölecekler” diye. Yezidiler Şengal Dağı’na sığınmışlar. Barzani’ye bağlı birlikler Kürt Yezidiler’i korumak için IŞİD’le savaşıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Sabaha kadar müsaade vermişler.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne yapacaklar?

KARTAL GÖKTAN: Ya Müslüman olacaklar, ya hepsi ölecekler.

ADNAN OKTAR: Dinsiz de olabilir, ateist de olabilir, sana ne? Adamın inancına ne karışıyorsun? Ayette hüküm açık. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Dinde zorlama yoktur” diyor Allah. Sen zorlama değil artık cinayet işlemeye hazırlanıyorsun. İşte bağnaz İslam’ın, güya İslam’ın bir uygulaması. Sakalını keseni öldürüyorlar. Namaz kılmayanı öldürüyor. Zekat vermeyeni öldürüyor. Adam anadan atadan Yezidi’yse sana ne? Yezidi’yse Yezidi’dir.

GÖKALP BARLAN: Ayetleri de beğenmeyip Hocam onları da değiştireceğini söylüyorlar. “Senin dinin sana, benim dinim bana” ayetini.

ADNAN OKTAR:  Bazen Kuran baskısı yanlış olabiliyor hakikaten. Onu kastediyorsa o ayrı. Ama bilinen Kuran zaten ezberden hafızlar kanalıyla geliyor. Onda nasıl değişiklik olsun? 1400 seneden beri hafızların kanalıyla geliyor, ezberden. Ezberde hata olmaz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü