Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (9 Ağustos 2014; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la sohbetler programımıza başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz. Nasılsınız?

ADNAN OKTAR: Ne güzel bak, Adnan Bey.

Bu parçalar neden güzel? Bunlarda bir yiğitlik havası var. Yani delikanlılık, kabadayılık ruhunu güzel vurgulayan parçalar bunlar. Anadolu delikanlılığını, Anadolu kabadayılığını, koç yiğitliğini vurgulayan bir üslupla dile getirilen türküler bunlar. Söyleyenler de delikanlı, ses tonundan anlaşılıyor. Bir de modernize eden yeni tipler var, onlar o şarkıları bence zedeliyorlar. Yani gitmez o. Sululuk yapıyor, cıvıklık yapıyor, aralarda cıvık sözler ediyor. Bu şarkılar, bu türküler kendine has bir asaleti olan, kendine has güzelliği olan türküler, oyun havaları. Onu zedelememek lazım. Yeni çıktı bilmem şu, bilmem kim falan bakıyorum akıl almaz cıvık ifadeler ve hanımlar da oynarken akıl almaz cıvık sözler ediyorlar. Ve çirkin sözler ediyorlar. Kadın asaletini kıran, kadın güzelliğini kıran, kadına saygıyı azaltmaya yönelik biçimsiz sözler. Ondan da mutlu oluyor oradaki adamlar. Onları da esefle kınıyorum. Çok çirkin. Bir kadına o sözleri ettirmek, oturup onunla da eğlenmek çok yakışıksız. Kadın dansa kalktığında saygıyla hürmetle seyredersin, densizlik, cıvıklık yapılmaz.

Bakıyorum internette şu olaya hakikaten çok güzel bir kız, çok çok güzel, insan ona nasıl kıyar? Niye aşağılıyorsun çocuğu? Niye küçük düşürüyorsun? O senin mutlu olman için güzel dans ediyor, kalkmış, hürmetle seyret, saygıyla seyret. Değer verirsen o güzel olur. Değer vermiyorsun ki. Onuruna zarar veriyorsun. O çocuğun ruh hali ne olur? Delirtmişsin sen onu, aklı gitmiş, mahvetmişsin. Onunla mı eğleniyorsun? Eğlenecek hal var mı orada? İçler acısı bir durum var. Nesinden eğleniyorsun onun? Genç kızı o duruma düşürmek çok korkunç bir şey. O çirkin sözleri ettirmek çok korkunç bir şey. Ne gerek kardeşim? Mesela  düğünlerde Anadolu’da oynar hanımlar falan herkes saygıyla ayakta seyrederler. Çerkezler’de de öyle düğün olur, kadınlı erkekli oynarlar, herkes ayakta saygıyla seyrederler. Kadına akıl almaz bir saygı vardır. Bütün Çerkez düğünlerinde kadın erkek karışıktır. Kadın erkek karşılıklı oynar. Hatta Çerkezler’in büyükleri oyuna kalkar daha da hürmet yoğunlaşır. Saygının yoğun gösterildiği yerlerdir onlar. Mesela Karadeniz’de boydan boya kadın erkek birlikte kemençeyle oynarlar, Karadeniz havalarında. Ama herkes birbirinin namusuna haysiyetine çok titizdir. Özellikle Karadeniz bu konuda çok yamandır, bilinir yani boydan boya. İç Anadolu’da öyle, Güneydoğu’da. Mesela Güneydoğu’da bir halay kuyruğu oluyor bir kilometre falan. Bir halay kuyruğu bir kilometre. Kadın erkek birlikte oynuyorlar ama herkes herkese saygılıdır. Mesela Kürt kardeşlerimizde öyle kadına yan bakmak yoktur. Çok güzel süslü giyiniyorlar, rengarenk giyiniyorlar ama herkes müthiş saygı, hürmet gösteriyor. Bakın Güneydoğu’da rengarenktir hanımlar, çok süslü giyinirler ama herkes hürmet eder.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, IŞİD Lideri Ebu Bekir El-Bağdadi Amerika’nın hava saldırısı sonrası internet üzerinden Hristiyanlar’a hitap ederek savaşmaya devam edeceklerini söyleyen sesli bir mesaj yayınladı.

ADNAN OKTAR: Ne diyor? Dağıtacağım mı diyor ortalığı?

KARTAL GÖKTAN: Karşılık vereceklerini söylüyorlar evet.

ADNAN OKTAR: Karşılık vereceğiz diyor. Sevgi, sevgi, sevgi, sevgi dünyayı sevgi kurtarır.  O ona, o ona “kafanı ezeceğim, bombalayacağım, asacağım, keseceğim, kanını dökeceğim, kafanı doğrayacağım.” Dünyada insan kalmaz böyle. Sevgi, merhamet, barış, kardeşlik, dostluk en güzel duygular bunlardır. İnsan, hayvan değil; insan. İnsan sevgiden anlar. Hayvan zordan anlar, insan zordan anlamaz. Zor, insana aksi etki yapar. Bombalayarak adamın başına dikilip “şu fikri kabul ediyor musun?” “Etmiyorum” kafasını kopar. Olur mu öyle şey? Daima sevgiyle.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Irak, Şiiler’in en yüksek dini yetkilisi Ali Hüseyni El-Sistani, IŞİD’in yarattığı büyük tehlike karşısında tüm Iraklılar’ın birleşmesini istedi.

ADNAN OKTAR: İşte birleşme; bütün inananlar birleştiğinde bütün bu dertler bitecektir.

Bu parçaları bazı kardeşlerimiz beğenmiyor ama Türk kültürünün bence en güzel parçaları. Türk folklorunun en güzel oyun havalarına ait parçalar. Yabancı parçalara karşı hayranlık biraz değişik bir ruh halinden, değişik bir kültür anlayışından kaynaklanıyor. Hoşlandıklarından falan değil. Mayonezden havyardan adam hoşlandığından değil ama orada artistlik demeyeyim de ne diyelim, işte değişik bir görüntü olsun, farklı olmaya çalışıyorlar. Gereksiz bence eziyet ediyorlar. Kaliteli olmak güzel ama ruhun zevk aldığı şeylerin, samimi olarak zevk aldığı şeylerin üstünde durmak lazım.

Hakikaten yabancı parçalardan güzel olanlar var. Mesela güzel dans ediyorsa inanın hoşuna gider de ama mesela bir Ankara Seymen’lerinin oyununu ben alasına değişmem. Mükemmel delikanlı havası, bayağı güzel. Ama bazı parçaları dejenere ediyorlar, bozuyorlar. O konuda benim kanaatim; öyle olmaması, bozulmaması, doğal halinin korunması. Mesela Anadolu’nun kendi yerel dilleri var bayağı güzel. Onu düzeltmek mesela; Laz şivesi var gayet güzel müthiş zenginlik veriyor. Onu düzeltmeye gerek yok. Mesela Tokat şivesi var niye düzeltiyorsun? O şive konuş ne güzel bir zenginlik o, bayağı hoş. Rahmetli Sabancı memleketinin şivesiyle konuşurdu. Hiç değiştirmezdi hatta daha da iyi vurgulardı. Çok zengin ve güzel görünüyordu. O bir süs, güzellik bütün millet tekdüze konuşacak diye bir şey yok. Yani doğallığın iyi olacağını düşünüyorum.

Güzel parçanın eskimesi diye bir şey olmaz. Mesela bayağı güzel eski klasik parçalar var. O devir dinlendi bitti.

ADNAN OKTAR: Fikret Bey sizi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetleri var Hocam.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün Ankara’da kardeşlerimiz Sıhhiye’de 25 adet kitabınızı ve 15 adet belgesel CD’sini dağıtmışlar. Fotoğrafları gösterebiliriz. İzmir’de ki kardeşlerimiz Bornova ve Osmangazi Mahallesi’nde esnafa ve halka 150 adet dergi hediye etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz de Perşembe akşamı, Nilüfer, İhsaniye Mahallesi’nde 2000 adet A9 TV tanıtım broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Daha çok haberler duyalım daha çok, daha çok.

Biz akşama kadar eve girmezdik. Neydi o üst üste taşlar top atıyorduk, 9 taş. Şahane olaydı o. Heyecandan bayılırdık böyle. Gece akşam olur bir türlü, hakikaten ıstırap olurdu bize eve girmek. Bu ne enerjiymiş çocukken bir türlü yorulmazdık da. Ekmeğin arasına bir şeyler koyup fırlardık sokağa. O bahçe hortumundan da su içerdik. Böyle şişe suyu bilmem ne falan, öyle olay yoktu. Bol kalsiyumlu su içerdik.

BÜLENT SEZGİN: En son yine camdan çağırırdı anne herhalde Hocam değil mi?

ADNAN OKTAR: Evet, ama ben bayağı rahatsız olurdum o çağırma olayından. Köyde şahane oluyordu, maşaAllah. Yüksek sedir vardı ahşap böyle Osmanlı oymalı falan. Oraya diziyorduk böyle yatakları yan yana falan. Akşam olunca yüklük vardı yatakları oradan çıkarıyorduk. Yan yana, yan yana diziyorduk. Hava da şahane zaten, püfür püfür akşam yatıyorduk. Sabah erkenden kalkıyordum yakında çeşme vardı. Havluyu sırtıma koyuyordum böyle yani artistik bir görünümle, gidip elimizi yüzümüzü falan yıkıyorduk. Hemen oltaları falan alıp balık avlamaya. İş güç yok tabii.

BÜLENT SEZGİN: Hocam birkaç sevimli kedicik vardı. Çizmenin içine girmişler.

ADNAN OKTAR: Göreyim, kıtır kıtır yerim ben onları. Keyfe bak doluşmuşlar, çıkmaya da niyetleri yok. Yerim ben o ağzı yerim. O bir tane daha çıktı. Allahualem cümbür cemaat doluşmuşlar onlar. Hadise çıkarıyor bak. Bastırıyor kafasını, maşaAllah.

Şimdi bu müzik güzel yani bunda samimiyetsizliğe gerek yok. Dürüst olmak lazım. Yani bu kalitelidir deyince o kaliteli olmaz. Kaliteli olan ruha hoş gelendir. Yani altına imzamı atarım bu sözün.

Evet, damat Fikret Beyefendi kardeşimiz buyurunuz.

KARTAL GÖKTAN: Taraf Gazetesi yazarı Mehmet Baransu terörle mücadele edenleri hedef göstermek, basın yoluyla hakaret olmak üzere üç ayrı suçtan gözaltına alındı. Baransu; “usulsüz gözaltına alındığını ve darp edildiğini” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Halen gözaltında mı?

KARTAL GÖKTAN: En son o şekildeydi.

ADNAN OKTAR: Gözaltındaysa ifadesini verir vatandaş olarak, işine bakar. Varsa ilgili kanun maddeleriyle çatışan bir nokta, ilgili kanun maddelerine göre tecziye olunur. Yoksa da göğsünü gere gere çıkar gezer, işine gücüne bakar. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Ukrayna’da atılan bir füzeyle düşürülen Malezya uçağının o sırada havada olan Putin’in uçağı ile aynı renk olduğu ve bu nedenle Putin’e yönelik bir suikast girişimi olduğu iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Düşüren kim?

BÜLENT SEZGİN: Belli değil Hocam şu anda.

AYLİN KOCAMAN: Ya Rus yanlıları, ya da Ukrayna yanlıları.

ADNAN OKTAR: Zulüm ya, çok büyük zulüm. İşte gaddarlık, sevgisizlik, merhametsizlik. Sevgi olmayınca insanın değeri olmuyor. Darwinist kafayla baktın mı “havada hayvanlar gidiyor” diyor adam. “Evrim geçirmiş hayvanlar gidiyor. Evrimin bir safhasındalar” diyor. “Güçlü olan zayıf olanı yener. Bir savaş var, biz de güçlüyüz onları yeniyoruz” diyor. Darwinist eğitimin getirdiği bir felaket.

Eskiden komünistler Moskova’ya diye bağırırlardı. Şimdi Moskova’ya gidecek durumları yok. Pekin’e de diyecek halleri yok. Ama dünyanın her tarafında komünistler terör olaylarına karışabiliyorlar bir kısmı. Özellikle PKK hareketi. Her ne kadar “biz komünist değiliz” diyorsa da, iki ileri bir geri, bir ileri iki geri taktiğinin bir gereği oluyor bu.

BÜLENT SEZGİN: Hocam AK Parti Genel Başkan Baş Danışmanı Binali Yıldırım Başbakanlık makamı ile ilgili; “AK Parti kurumsal kimliğini geliştiren bir parti, 12 yıl geçmişi var, 313 üyemiz var, üyelerimizden her biri başbakanlık yapabilecek kalitede ve nitelikte” dedi.

ADNAN OKTAR: Binali Hoca konuyu açıklamış oldu, güzel. Hayırlı uğurlu olsun, Allah mübarek etsin. Ne diyelim? Binali Hoca’yı seviyoruz. İzmirliler de çok seviyor, herkes seviyor. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam 72 saatlik ateşkesin ardından ateşkesi Hamas’ın bozması sonrası İsrail Gazze’ye tekrar hava saldırısı düzenledi. Yaptıkları açıklamada “İsrail Hamas’ın roket atışlarını durdurmasını, Gazze tarafı ise ablukanın kaldırılmasını” şart koşuyor.

ADNAN OKTAR: Abluka, ablukadan kastı nedir yani?

KARTAL GÖKTAN: Gazze’ye malların girişi ve çıkışı konusu Hocam.

ADNAN OKTAR:  Abluka olmasın da ama baksınlar yani asker kontrol etsin, arabalara falan baksınlar. Ama ablukanın bir mantığı yok. Zor olur falan mı? Niye kabul etmiyor acaba?

AYLİN KOCAMAN: Silah geçişi olur diye herhalde.

ADNAN OKTAR: Tamam da bakarlar arabaya baştan sona baksınlar, kontrol etsinler. Silah getirecekse zaten denizden menizden her yerden getirirler silah.

TARKAN YAVAŞ: Yıldırmak için yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Barıştırıp işi tatlıya bağlamak lazım. Arkadaş olmaları, dost olmaları sevgiyle, birbirlerine muhabbetle bağlanmalarını sağlamak lazım. Böyle abluka mabluka bununla baş olmaz. Bu sıkıcı bir hayat. İki taraf için de çok sıkıcı hayat. Gittikçe sevgisizliği körükleyen bir sistem olmuş oluyor.

KARTAL GÖKTAN: Birçok konuda anlaşıldığı söylendi Hocam. Fakat Gazze limanının da açılmasını istiyor. İsrail de buna karşı çıkıyor. Limanı açmak istemiyor. Daha rahat ticaret olması için Gazze istiyor ama İsrail buna yanaşmıyor.

ADNAN OKTAR: Liman tabii silah akışı için müsait görüyor herhalde ama kontrol edebilirler yani ona bir çözüm bulunabilir. Türkiye’nin sorumluluğuna verebilirler limanı. Sorumluluğu Türkiye alsın. Türkiye’nin güvencesinde olsun. Garantör olarak Türkiye devreye girebilir.

Evet, Fikret Bey şimdi dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Mısır’da aralarında Müslüman Kardeşler Teşkilatı Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammet Bedii’nin de bulunduğu darbe karşıtı 14 kişiyi verilen idam cezasına müftü olumsuz görüş bildirdi.

ADNAN OKTAR: Müftü aferin akıllı adammış. Çünkü mantığı yok. Sırf intikam.

AYLİN KOCAMAN: MaşaAllah o da öyle demiş.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

AYLİN KOCAMAN: “İntikam sebebiyle öldürüyorlar birbirlerini” demiş.

ADNAN OKTAR: Tabii canım olur mu öyle şey? Çok samimiyetsiz. Ticaret mi yapmak istiyor Filistin denizden?

AYLİN KOCAMAN: Ticaret yapmak istiyor, kendi mallarını alabilmek istiyor.

ADNAN OKTAR: Kendine gelen malları almak istiyor.

AYLİN KOCAMAN: Şu an İsrail götürüyor bütün her şeyi, onun yerine kendi ticaretini yapmak istiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de Hocam balıkçılara izin verilen deniz mili çok kısa, onun genişletilmesini istiyorlar balıkçılık yapabilmek için de.

AYLİN KOCAMAN: Avlanmak istiyor.

ADNAN OKTAR: Onun mahsuru nedir?

AYLİN KOCAMAN: Hocam git gide Hamas roket attıkça ablukayı daralttılar. Ama bilmiyorum bu mantıkla mı?

ADNAN OKTAR:  Ama balıkçılıkla roketin ne alakası var?

TARKAN YAVAŞ: Sahillerinde çok zengin doğalgaz yatakları var Hocam inşaAllah. Daha önce anlaşmışlardı, şimdi onlara pay vermek istemiyorlar Allahualem.

ADNAN OKTAR: Tamam da balık tutsun adamlar, balık tutmanın ne mahsuru var? O bir kere yersiz onu konuşalım, onu kaldırsınlar. Yani balığın bir açıklaması yok. İstedikleri an kontrol edebilirler zaten tekneleri. Ama denizden tabii silah gelmesine çekiniyor olabilirler. Ona nasıl bir çözüm olunabilir?

AYLİN KOCAMAN: Türkiye’nin garantörlüğü çok iyi olur Hocam.

ADNAN OKTAR:  Türkiye’yle araları açıldı, Türkiye pek olmaz herhalde de. Öyle değil de kendileri kontrol etsinler denizi. Zor mu olur?

AYLİN KOCAMAN: Olmaz herhalde Hocam zaten ordalar hep.

ADNAN OKTAR: Ama konteynırları açacaklar, tek tek bakacaklar falan, zor olur herhalde öyle bir şey. Didik didik etmeleri gerekiyor.

AYLİN KOCAMAN: Anlaşmalı şirketlerle olabilir belki.

ADNAN OKTAR:  Garanti veren?

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bin bir türlü çözüm bulunur ona.

KARTAL GÖKTAN: Birleşmiş Milletler garantörlüğü olabilir mi Hocam?

ADNAN OKTAR: O olabilir. Meşru mal, çıkış yeri de zaten arasınlar yahut onu bir araştıralım. Ona bir makul çözüm ne olur, onu bir düşünelim. Ona akılcı bir çözüm vardır kilitlenmiş bir konu olduğunu zannetmiyorum. İsrail’in de buna samimiyetsiz yaklaşacağını zannetmiyorum. Daha makul mantıklı bir yol göstereceklerdir diye düşünüyorum.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce Liberman’ın “Birleşmiş Milletler gelsin” şeklinde bir açıklaması olmuştu Hocam.

ADNAN OKTAR:  Nasıl o?

KARTAL GÖKTAN: Birleşmiş Milletler gelip kontrol etsin şeklinde.

AYLİN KOCAMAN: Abluka kalkmıştı eskiden Hocam. Sonra tekrar roketler başlayınca yeniden başladı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Batı Şeria bölümünde Filistinliler’le İsrailliler’in arasındaki konuları halleden bir sivil mahkeme var onların başkanı Türk. Türkler karar veriyor aralarındaki sorunları çözüyorlar. Aynı şekilde belki Gazze konusunda.

ADNAN OKTAR: Onu bir inceleyelim. Filistinli bir kardeşimiz gelsin. İsrail’den de birini çağıralım, bilen birini çağıralım karşılıklı bir konuşturalım. Çözüm ne olur ona bir bakalım. Öyle yapalım öbür türlü tahminde kalacak, öyle olmaz. Bu günden itibaren öyle bir şey yapalım inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programının sonuna geldik. Yarın görüşmek ümidiyle hayırlı günler diliyoruz. 

Masaüstü Görünümü