Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Ağustos 2014; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la sohbetler programına hoş geldiniz. Adnan Bey hoş geldiniz, nasılsınız?

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel hitaplar böyle Bülent Bey, maşaAllah.

Evet Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Barak Obama’nın Irak ile ilgili bir açıklaması var. “Irak için Birleşmiş Milletler’den yardım istiyoruz. Güvenlik koridoru açılmalı. IŞİD sorununu çözecek olan ABD ordusu değildir. Çözüm, meşru Irak hükümeti kurulduğunda sağlanabilir. Onların Suriye ve Irak boyunca halifelik kurmasına izin vermeyeceğiz” şeklinde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: “Halifelik kurmasına izin vermeyeceğiz.” Evet ama kader akıyor işte, kaderde var. Peygamber (s.a.v.) söylemiş, oluyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şanlıurfa’da sebze halinde çalışan hamallar, daha düşük ücretle çalışarak işsiz kalmalarına neden olduğunu iddia ettikleri Suriyeli hamalları sopalarla kovaladı. Olayı polis durdurdu.

ADNAN OKTAR: Yazık-günah onlara. Onlara şefkat göstersinler, acısınlar. Onların durumu çok vahim. Onlar yine yerleşik. Onlar yiyecek bulamıyor çok zor durumdalar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:  Diyarbakır’da İkinci Hava Kuvvei Komutanlığı’ndaki direkte asılı Türk bayrağını indirdiği iddia edilen kişi yakalandı.

ADNAN OKTAR: Yanına kalmaması önemli tabii. Şımarıklık ve terbiyesizlik, vicdansızlık bu. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hamas, taraflar arasında kalıcı ateşkesin sağlanması için yürütülen müzakerelerde Filistin halkının hiçbir talebinden taviz vermeyeceğini ve geriye dönüşün mümkün olmadığını açıkladı.

ADNAN OKTAR: Evet. Bir çözüm arıyorlar anladığım kadarıyla. Çözüm sevgidedir, çözüm barıştadır, çözüm iyi niyettedir. Hoşgörüde, sevecenlikte. Hoşgörü tabii yanlış anlaşılan bir şey. Hani adam suç işliyor, sen de onu hoş görüyorsun gibi.

Nasıl yapıyorlar Break dansı? Ben hayret ediyorum.. Bayağı tehlikeli bir şey. Vücutlarına nasıl bir şey olmuyor onların? Her halükarda tehlikeli, çok riskli bilmiyorum. Ama yaşı küçük gençler falan ama sert zeminde yapıyorlar yine tehlikeli. Yumuşak zemin olsa yine bir derece.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında son günlerde çıkan çatışmalarda yaralanan Azerbaycan askerlerinden üçü tedavi için Türkiye’ye getirildi.

ADNAN OKTAR: Güzel. Türkiye’nin sıcak jesti, insancıl tavrı, güvenilirliliği, yani güvenilir bir ülke olduğu tescilli. Gariban buraya geliyor, düşman olan bile buraya geliyor. Terörist bile yaralandığında kurtarın bizi diye buraya geliyor. Merhametimizden herkes emin. Şefkatimizden sevgimizden herkes emin, bütün dünya emin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Ümit Özdağ şunları yazmış: “Abdullah Öcalan İmralı’da bölücü milletvekillerine bağımsız Kürdistan’dan vazgeçmediğini söylüyor. Cemil Bayık, PKK’nın silah bırakacağına inananların hayal gördüğünü açıklıyor. Ancak İçişleri Bakanı Efkan Ala, HDP ve örgüt bölünme değil demokrasi istiyor açıklaması yaptı. Beşir Atalay’sa PKK’lıların daha iyi yaşam koşullarına kavuşabilmelerinden bahsediyor. PKK’nın demokrasi istediğini Efkan Ala bir de gidip Suriye sınırında şehit olan Mehmetçik’lerimizin annelerine ve babalarına anlatsın” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: Evet. PKK adı üstünde, terörle fikirlerini kabul ettirmeye çalışan bir örgüt. Kendi örgüt yapısı içerisinde demokrasiden bahsediyor olabilirler. Bazı terör örgütleri de var öyle sürekli ‘demokratik kongre yapıyoruz’ diyor. Mesela terör örgütü, demokratik kongre yapıyoruz diyor. Ancak böyle mantıksız şeyler beklenebilir. Efkan Baba sağlam delikanlıdır. O anlamda söylediğini zannetmiyorum. Yani, “PKK güvenilir bir yapıdır, demokrasiyi arıyor” falan anlamında dememiştir, inşaAllah. Onu bir araştırmak lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Birleşmiş Milletler bünyesindeki yeryüzü doktorları, kolera salgınında iki ayda 65 kayıp veren Kamerun’a 7000’den fazla su arıtma kiti gönderdi.

ADNAN OKTAR: Güzel, Allah razı olsun. Sevabını alırlar. Gariban nerede, mazlum nerede oraya yetişmek lazım. Ama bunun neyle ve nasıl olacağını zaten herkes biliyor. Evet.

Dünyada iyiler, sevenler, sevgiyi arayanlar her yerde birbirlerini arayıp bulmalı. Bunu hızlandırmak lazım. Dehşeti, terörü, anarşiyi isteyenler birbirlerini buluyorlar, koruyup kolluyorlar, her yerde destekliyorlar. PKK’yı dünya çapında destekliyorlar. Ama sevgiyi savunanlar bundan habersizler birçoğu. Sevgiyi savunanlar birbirleriyle çok iyi bağlantıda olmaları lazım. Bunun için çok uğraşmak lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Amerika’nın IŞİD’e havadan gerçekleştirdiği müdahaleye ilişkin; “Türkiye’nin Amerika’ya şu anda verilmiş bir desteği yoktur. Bizim orada 49 personelimiz, konsolosluk mensubumuz hala IŞİD’in elinde duruyor. Dolayısıyla da bizim farklı bir şey yapabilmemiz sorumluluk gereği mümkün değildir” açıklamasında bulundu.

ADNAN OKTAR: IŞİD herhalde kendilerince uyanıklık yaptı rehin alarak tutacak. Ama o zaman rehin olarak tutarsa çok uzun süre tutar. Türkiye’ye karşı koz olarak kullanmayı düşünüyorsa onu yıllarca tutabilir, eğer örgüt devam ederse. Ama örgüt devam etmezse tabii durum değişebilir.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetleri var Hocam. İzmir’den kardeşlerimiz Bornova Altındağ Mahallesi’nde esnafa ve halka 150 adet dergi hediye etmişler. Muğla’da iki kardeşimiz 30 tane kitap dağıtımı yapmışlar. İzmir Şirinyer’de kardeşlerimiz iki gün önce 120 adet dergi dağıtmışlar. Dün akşam Kayseri’den kardeşlerimiz evde bir araya gelip sohbet etmişler. İstanbul’dan kardeşlerimiz de toplanıp sohbet etmişler ve yemek yemişler. Ahmet Cantekin kardeşimiz Macaristan’daki bir müzik festivaline giderken yolda çok sayıda İngilizce A9 broşürü dağıtmış. Ankara’dan kardeşlerimiz de dün çok sayıda kitabınızı halka hediye etmişler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ahmet çok yaman, maşaAllah. Güzel, tabii her fırsatı iyi değerlendirmek lazım. Bir kibrit çöpünü dahi İslam için kullanmak, bir çakıl taşı dahi olsa İslam’ın lehine onu değerlendirmek gerekir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Gazze’deki yaralıların Türkiye’ye getirilmesi için Mısır ve İsrail’le görüşmeler sürüyor. Bu iki ülkeden birinin havaalanı kullanarak yaralılar Türkiye’ye sevk edilecek, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Önce yaralı meydana geliyor, yaralıları tedavi ettiğimiz için ona seviniyoruz. Yaralı olmasa olmuyor mu? İnsanlar ölmese olmuyor mu? Binalar yerle bir olmuş, üç milyon dolarlık bina tahribatı var, maddi zarar. İsrail’de iki milyon dolar; yaklaşık beş milyon dolar. Beş milyon dolarlık oraya yatırım yapılsa, okullar, hastaneler, köpüler, tesisler, değil mi? Halka bedava buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtılsa, yiyecek dağıtılsa daha güzel değil mi? Bak beş milyon dolar, yazık-günah değil mi? Ve yüzlerce can şehit oldu, boş yere ıstırap acı çektiler. Ve acı ıstırap da duracak gibi de görünmüyor. Sevgiyle hallolacakken sevgiden ısrarla kaçınıyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçtiğimiz 11 yılda Adnan Bey, Türkiye’nin yurt dışındaki bu yıkılan yerlere yaptığı yatırımı yeniden yapılması için 8 milyar dolarmış. Çok yüksek bir rakam dediğiniz gibi hiç yıkılmasa.

ADNAN OKTAR: Evet.

Fikret Bey buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP Eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal şöyle dedi: “Göz göre göre kendi yanlışlarımızdan dolayı yapılmış çok somut akla sığmaz hatalardan dolayı çok büyük kayıplar yaşamış bir partiyiz. Artık buna ne olur bir son verelim, dur diyelim.”

ADNAN OKTAR: CHP’nin yapacağı çok dindar olması. Dindar olursa iktidar olur bu kadar, karmaşık bir şey yok. Modern dindar, modern dindar herkes iftihar eder. Ta 1800’lerden kalma solculukla 2014’lerde siyaset yapmak mümkün mü? 1800’lerde kalmış o kafa.

“Oktar kardeşimiz dans etmesini sevdiği için mi, yoksa münafıkları çatlatmak için mi dans ediyor?” diyor. Her ikisi de, evet.

BÜLENT SEZGİN: Bir sevimli rakun vardı.

ADNAN OKTAR: Rakun. Bir görelim bakalım. Allahualem bir daha oraya geleceğini zannetmiyorum.

Bana bilimsel bir açıklama Darwinizm’le ilgili, Darwinizm’in geçersizliğini anlatan bir konuşma.

OKTAR BABUNA: Ara geçiş formlarının olduğunu söylüyorlar. Yani yavaş yavaş patolojik ve asimetrik geçişlerle bütün organ sistemlerinin sıfırdan oluşması gerekiyor. Mesela bir kanat sıfırdan a’dan z’ye kadar bütün ara aşamalarıyla biraz tüy, biraz daha tüy, bir parça kanat, yarım kanat, çeyrek kanat tek taraflı olması gerekiyor. Bunun için de DNA’ya kanadı kontrol edecek, mesela bir organı kontrol eden yüzlerce gen ve binlerce protein oluyor. Bunların zaman içinde aşama aşama tesadüfen eklenmesi gerekiyor. DNA’ya yeni genetik bilgi ekleyecek bir mekanizma kesinlikle yok. Mutasyonlar mutlaka kayba sebep oluyor. Ayrıca biz fosillere baktığımızda “delili var mı?” diye, hiç bir şekilde patolojik, asimetrik geçişler olmadığını görüyoruz 450 milyon tane fosil var.

ADNAN OKTAR: Evet. Bunu Darwin de ta zamanında söylüyor. Diyor ki: “Arkadaş, şu ana kadar bütün katmanları aradık, geceli gündüzlü, işçilerle şunlarla bunlarla aradık baktık, bu katmanlarda ara fosil niteliği taşıyan tek bir tane fosile rastlayamadık” diyor. “Eğer ileride de, benden sonraki yıllarda mesela elli yıl sonra, yüz yıl sonra yine yoksa bu teori de yok” diyor. Yok dedem, yok.

ERDEM ERTÜZÜN: “Neden her yerde kusursuz fosiller var?” diyor Hocam.

ADNAN OKTAR: “Her yerde kusursuz ve düzgün buluyoruz” diyor. “Patolojik, bozuk” yani onun tabiriyle ara fosil olacak, “fosiller bulmamız gerekiyor” diyor. “Ama hiç yok” diyor.  

 OKTAR BABUNA: “Her şey yerli yerinde ve düzgün” diyor.

ADNAN OKTAR: Kelime çok manidar bak, “her şey yerli yerinde ve çok düzgün” diyor. “İleride de bu bulunamıyorsa böyle bir teori yoktur” diyor. O zaman ilkokul, ortaokul, lisede, üniversitede çocukları niye yanlış bilgilendiriyorsunuz?

EMRE ACAR: Hatta bu detayların da kendisini teorisinden soğuttuğunu söylüyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Soğumuş işte artık buz kesmiş. Bir sanatçının elinden çıkmış gibi mühendislik harikası olan mükemmel canlı fosillerine rastlıyoruz.

OKTAR BABUNA: Hatta zorlamak için Hocam, beş trilyon dolar veya on trilyon lira teklif ettiniz dört yıldır. Öyle bir şey olsa koşa koşa getirirlerdi size parayı almak için. Dört yıldır dünyada bir kişi bile çıkmadı. Çünkü bir tane bile ara geçiş formu yok, inşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: “Resmi bile olur” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Dediler ki, “müzede duruyor” dediler. “Müze nerede?” diyoruz, “kaçtı” diyor. “Nereye kaçtı?” “Uzaya kaçtı” diyor. Böyle bir kovalamaca görülmemiş. “Fotoğrafını getir” diyorum, fotoğrafını da gösteriyor böyle çekiyor, gösteriyor çekiyor. Bir de baktık çizim gösteriyormuş. Fotoğrafta da çizim var. Şu perişanlığa ne gerek var? Evrim teorisi elimizde can verdi, elimizde yere düştü can verdi. Siz milyonlarca elemanınızla, yüz binlerce profesörünüzle, binlerce üniversitenizle yüz binler basan, milyonlar basan gazetelerinizle çalıştınız, tek vuruşta sırtının üstüne yere düşürdük. Eskiden, gidin kütüphaneye bakın, Hürriyet Gazetesi, Milliyet, Radikal her hafta bu muntazam böyle metronom gibi “kayıp halka bulundu, kayıp simit bulundu” sürekli böyle muhabbet ederlerdi. Ne oldu bu halkalara, simitlere, ne oldu? Tek bir kelime duyamıyoruz. Bak, dedim ki “helal olsun evrimcilerin bir yönünün çok beğendim” dedim, “utanma hisleri var” dedim. Utandığından yalan söyleyemiyor, güzel, bu güzel bir gelişme. Eskiden gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlardı bir kısmı, her seferinde yakalayınca utanma hissi galip geldi, güzeli bu. Önce utanmıyorlardı, yakalıyordum utanmıyorlardı. İki, üç, dört, beş, sekiz, on deyince baktılar olacak gibi değil, “arkadaş biz artık utanıyoruz, kimsenin yüzüne bakacak halimiz de kalmadı biz bunu savunmayalım en iyisi” dediler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programının sonuna geldik. Birazdan Hoş Sohbetler programında tekrar birlikte olacağız. 

Masaüstü Görünümü