Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (11 Ağustos 2014; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımıza hoş geldiniz. Hocam siz de hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Zat-ı alinizin olaya intikalini bekliyoruz bir süreden beri.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ilk kez halk tarafından yapılan seçimde resmi olmayan sonuçlara göre oyların yarısından çoğunu alarak Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı oldu. Oy oranları şu şekilde: “Erdoğan yüzde 51,74. Ekmeleddin İhsanoğlu yüzde 38,46. Selahaddin Demirtaş yüzde 9,79.

ADNAN OKTAR: İyi hayırlı uğurlu olsun. Ama bence Başbakan olsaydı daha iyi olurdu ama vardır bir hayır. Şimdi başbakan gibi icrada bulunabilecek mi nasıl olacak?

TARKAN YAVAŞ: İstişare ederek.

ADNAN OKTAR: İstişare edecek. Dur bakalım bir uygulamadan anlarız. Ne zaman başlıyor cumhurbaşkanlığı? 28 Ağustos. Kaç gün var? 13 gün var. Tamam. Eğer başbakan gibi hizmet edebilirse çok iyi. Tayyip Hoca’nın öbür türlü sakin oturması olmaz. Ama o sakin oturmaz bir şeyler yapar.

Tamam evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan Erdoğan bugün seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra yaptığı konuşmada sizin hep üzerinde durduğunuz gibi, çok şefkatli, herkesi kucaklayan bir konuşma yaptı. “Bugün hiç kimse kaybetmedi. Bize oy veren vermeyen, bizi seven sevmeyen herkes kazandı” dedi. Ve yine sizin vurguladığınız gibi şöyle dedi: “Bugün devletin milletle muhabbetle kucaklaştığı gün. Ceberut zorba kibirli, milletine tepeden bakan devlet anlayışının ortadan kalktığı gündür. Bugün devletin milletle muhabbetle kucaklaştığı gündür. Bütün kalbimle söylüyorum ki 77 milyon her bir ferdi için de bu seçimin mağlubu yoktur. Statüko kaybetmiştir, vesayet kaybetmiştir.”

ADNAN OKTAR: O, statüko, vesayet diyor ya, hayati nokta o. O dediği doğru. Yani o hakikaten ben çocukluğumdan beri bilirim, çok rahatsız edici bir özellik gösteriyordu. Şimdi biz bizeyiz, hakikaten biz bizeyiz. Bağırıp çağırsak da, konuşsak da, sussak da biz bize yaşıyoruz şu an. Eskiden öyle değildi. Hakikaten o konuda büyük hizmeti oldu bu doğru. Durup durup onu söylüyor zaten, en hayati noktayı söylüyor; vesayet, statüko. Hakikaten bu millete kök söktürdü o. Millet hep böyle altta, bir kısım şahıslar üstte gibi görünüyordu bazı kişilere. Bazı kişiler öyle görmek istiyordu. Biz size tepeden bakarız, siz de böyle daha bir aşağı yerlerde durursunuz, sizi oradan daha iyi gözetleriz. Ve şüpheci bir anlayış, vatandaşa güvenmeyen bir anlayış, potansiyel suçlu gibi gören bir anlayış bazı yerlerde hakimdi hakikaten.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan konuşmasına şöyle devam etti: “Hiç kimse sorgulanamaz değildir buna şahsım da dahil, hiç kimse kusursuz, hatasız, günahsız değildir. Bugün kırgınlıkları unutma günüdür. Küslükleri elimizin tersiyle itme günüdür. Paralel yapıya gönül vermiş kardeşlerim de bugün Türkiye’de yeni bir sayfa açılırken kendi gönül dünyalarında yeni bir sayfa açsınlar istiyorum.”

ADNAN OKTAR: Doğrusunu yapıyor. Israrla söylüyoruz, aylardan beri söylediğimiz bu güzel tavrı göstermiş. Neşesi yerinde, üslup güzel. Bu sevecenlik anlayışıyla devam etmesinde çok büyük fayda var. Şahane güzel bir üslup, isabetli bir üslup. İki hayati nokta, bir; halimlik barış ruhu ve statükodan kurtulmanın sevinci. Bir daha dönmeyiz zaten, inşaAllah. Ama bugün televizyonda seyrediyorum, bir adam çıktı gazeteci herhalde bilmiyorum, “konuşmaları boş” dedi, “hep aynı şeyleri söylüyor” falan. Öyle değil, bugünkü konuşması çok hayati, çok önemliydi. Halimlik son noktaya kadar, sevecenlik son noktaya kadar, barışseverlik son noktaya kadar. Zafer sevinci yok, zafer iddiası yok, herkesi kucaklayan bir üslup ve statükonun sonunun geldiğini söylüyor. Bu da bir müjde ve rahatlık. Zaten biliyoruz ama duymak ayrıca bir güzellik. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakanınımız sizin dediğiniz gibi millete tepeden bakma konusuna değindi: “Ben kendimi eleştiriyorum ama bize diktatör diyenler lütfen kendi muhasebelerini yapsınlar. Kendilerini eğitimlii başkalarını cahil görenler lütfen vicdan muhasebesini yapsınlar.”

ADNAN OKTAR: Ona alınmasın Tayyip Hoca. O da eğitimli, o da kültürlü hatta bilmediği konu yok gibi bir şey. Her konuda konuşabilen bir insan. Onda alınganlık göstermesine gerek yok. Ne diyorsa desinler. Bu üslup zaten diktatör üslubu değil. Sevecen üslupla devam ederse kimse ona ne diktatör der, ne şunu der, ne bunu der. Israrla sevgiden, barıştan, kardeşlikten, uzlaşmadan bahsetmeye devam etsin.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, “Eski tartışmaları gerilimleri, çatışma kültürünü, sanal sorunları eski Türkiye’de bırakalım istiyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Bu da çok güzel, bu da çok güzel. Bereketli konuşma yapmış.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımızın şu anda sonuna geldik. Birazdan Hoş Sohbetler programına başlayacağız. 

Masaüstü Görünümü