Harun Yahya

Sohbetler (19 Ağustos 2014; 18:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programına hoş geldiniz. Adnan Bey hoş geldiniz. Nasılsınız?

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk Bülent Bey. Siz nasılsınız?

BÜLENT SEZGİN: Allah’a şükür çok iyiyim.

ADNAN OKTAR: Başlayalım muhabbete buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Diyarbakır Lice’de dikilen PKK heykeli bugün mahkeme kararıyla kaldırıldı. Terörle mücadele ekipleri şafak vakti zırhlı araçlarla olay yerine gitti. Ancak 250 kişilik PKK’lı bir grup roket atar, piyade tüfeği ve el yapımı patlayıcılarla saldırıda bulundu. Orduya ait helikopterden verilen karşılık sırasında 1 kişi öldü 2 kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: Komünist kafa olduğu için, Marksist, Leninist sistemde polise saldırmak, askere saldırmak şart, onların inancına göre. Psikopatlık yapıyorlar. O gün söyledik elhamdülillah, yer yerinden oynadı. “Kaldırılsın” dedik konu bitti.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’lılar Tunceli’de bir baraj inşaatını basarak altı iş makinesini ateşe verdi ve sonra ormana kaçtı. Mardin’de ise işçileri taşıyan bir servis aracı durduruldu ve araç yine PKK’lılar tarafından yakıldı. Her iki olayda da can kaybı olmadı.

ADNAN OKTAR: Bu nedir? “Süreç müreç” diyorlar ben bağlantı kuramıyorum. Bu olayları ben anlayamadım. Meseleyi de çıkaramadım. Adamlar cayır cayır eyleme devam ediyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, hükümet Yezidi kardeşlerimize Mardin’de çok temiz ve güzel bir çadır kent kurdu. İki bin Yezidi burada yaşıyor ancak bin beş yüz kişinin daha getirilmesi planlanıyor. Çadırların içinde vantilatör, buzdolabı, şilte gibi tüm ihtiyaçlar var. Ayrıca sizin daha önce tavsiye ettiğiniz bir yöntem uygulanıyor. Her aileye bir kart verilerek çadır kente kurulan marketten her türlü yiyecek ihtiyaçlarını bu kartla alabilecekleri bir sistem kurulmuş.

ADNAN OKTAR: Bayağı sevinmişlerdir. Çok dehşet ortamından geldiler. Adamlar asıyor, kesiyor, doğruyor bilmem ne. IŞİD şefkatle, merhametle yaklaşmayı ilerde öğrenecek, inşaAllah. Şimdilik zulüm kafasındalar.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Beşir Atalay PKK’lıların yaptığı yol kesme, haraç tarzı olayların çözüm süreciyle alakası olmadığını, bu olaylara güvenlik güçlerinin müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Asker de hakkını veriyor. Bu heykel olaylarının amacı şu; bizim sinir uçlarımıza dokunuyorlar. Duyarlılığımızı ne kadar kaybettik, tepki gücümüzü ne kadar kaybettik? Eğer ses çıkarmazsak tamam, devam edecekler. Ama ses çıkartırsak diyorlar “daha olaylar olgunlaşmamış, daha çok gayret etmemiz gerekiyor” falan diyorlar. Karadeniz’i de zaman zaman yokluyor bunlar, gidiyorlar halkın sinir uçlarına dokunuyorlar. Burası Karadeniz kardeşim adı üstünde, değil mi? Allah esirgesin hafazen Allah, adamı bambaşka bir şekle sokarlar. Karadenizliler öyledir ben açıkça söyleyeyim. Her seferinde gidip deniyorlar, her seferinde de boyunun ölçüsünü alıp dönüyorlar. Bu olmaz, yanlış bunlar. Deneme yapmak çok ayıp. Heykelle de deneme yaptılar. Şimdi ona eğer ses çıkartmasak Apo’nun heykelini dikeceklerdi. Kükreyince zangır zangır titrediler. Heykel indi altındaki A harfi kaldı. Adamı böyle yaparlar işte. Bir resim gösterdiler, Mehmetçik heykelin tepesine basmış. Çok ayıp. Sen ana kuzusu Mehmetçik’lerimizi, canlarımızı şehit eden adamın heykelini dikiyorsun. Dalga mı geçiyorsun sen? Hakaret mi ediyorsun? Mehmetçikler, bak burada da var yakında şehitler, kuzu kuzu yatıyorlar benim canlarım. Cenab-ı Allah; “Onlara ölüler demeyin, ölmedi onlar” diyor. “Rableri katında rızıklanırlar” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, uygun görürseniz o resim vardı.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim. Bir alkış. İşte bu kadar. Helal olsun benim aslanlarıma. Ayıbı devlet temizledi. Çirkinliği devlet temizledi. Güzel oldu ellerine sağlık. Mahkemeye de teşekkür ediyoruz, savcıya da teşekkür ediyoruz, valiye de teşekkür ediyoruz, emniyet birimlerine de teşekkür ediyoruz. Bizim sinir uçlarımızı yoklamaktan vazgeçecekler. Burası öyle yolgeçen hanı değil. Enine alıp arşınla satacak bilmem ne, öyle şeylere müsaade etmeyiz. Akla bak sen, elinde tüfekle yüzlerce Mehmetçik’i şehit etmiş adamın heykelini dikiyor, bütün Türk milletine hakaret ediyor adam. Pervasızlığa bak. Acayip hacim almış adamlar, acayip. Gençliğin anti-komünist yetiştirilmesi, anti-Marksist yetiştirilmesi milli bir dava, hayati bir konu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz birkaç ay önce, Amerika’da da siyahi vatandaşların eğer ayaklanırsa bir sorun olabileceğinden bahsetmiştiniz. Sizden başka hiç kimse söylememişti. Gerçekten tam olarak öyle oldu, şu günlerde büyük bir sorun olarak uğraşıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bak dedim ki; “Amerika’da basit bir şeyden çok büyük olay çıkar. Amerika’yı yıkarlar” dedim. “Yer yerinden oynar” dedim.

OKTAR BABUNA: Daha hiçbir şey yoktu Hocam.

ADNAN OKTAR: Daha hiçbir şey yoktu yeni söyledim.

CEYLAN ÖZBUDAK: Tam o detayı vermiştiniz ben çok şaşırdım o yüzden. “Irkla ilgili bir konudan dolayı çıkabilir” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Zencilerle, bir zenciye bir şey yaparlar bir şey olur çok büyük olay çıkar” dedim. Ve “baş edemezler” dedim, “yakarlar yıkarlar her yeri” dedim. “Kendilerini güvende zannetmesinler” dedim. Anlattım yani.

GÖKALP BARLAN: 13 eyalette sokağa çıkma yasağı geldi.

ADNAN OKTAR: İşte bak. Eyalet; sokağa çıkma yasağı, inanılır gibi değil. Amerika sanki böyle dünyanın en güçlü ülkesi havasında gösteriliyor. Halbuki pamuk ipliği üstünde duruyor Amerika, üflesen uçacak. Çünkü imani bir zemin yok. Materyalist-Darwinist yetiştiriyorlar gençleri. Amerika’da Darwinist eğitim mecburi. Protestanlar biraz direniyor ama onları da tabii eziyorlar. Bir dereceye kadar onların gücü var. Dolayısıyla Amerika’da dinsizlik çok yaygın. Dinsiz olunca anarşist ruhlu oluyor. Hepsi değil ama büyük bölümü öyle oluyor. O zaman böyle bir acımasızlık ortaya çıkar. Bu bir prova. Amerika Türkiye’yi yıkmaya kalkarsa Allah çok büyük belalar verir. Bak dedim ki; “Türkiye’yi bölmeye kalkmasınlar, bu iddiadan vazgeçsinler, Allah başlarına yıkar ülkelerini” dedim. “Bir ayaklanma çıkar, basit bir şey olur, olay olur, her yerde ayaklanma olur, yerle bir olur Amerika” dedim. “Türkiye’yi yıkmaktan vazgeçsinler” dedim. Daha yeni söyledim. Ve “Allah’tan tokat gelir” dedim. Ve hemen oldu arkasından da bu olay.

OKTAR BABUNA: Aslında Amerika Hocam, yine sizin eserlerinizden faydalanıyor. Amerikan devleti hapishanelerde sizin eserlerinizle eğitiyor mahkumları ve mahkumlar arasında çok sayıda Müslüman olup topluma faydalı hale gelen insan var, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Amerikan hapishanelerinde resmi olarak benim kitaplarım dağıtılıyor ve okunuyor, maşaAllah. Bir de çok faydasını görüyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey sizin daha önce çok dikkat çektiğiniz bir konu; normalde atom altı seviyesinde, elektron seviyesinde hiç renk yok, ışık da yok. Ama o bir yorum olarak yaratılıyor beynimizde.

ADNAN OKTAR: Çok acayip. Işık yok, renk de yok.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kuantum fiziğinin tam kesin olarak ortaya koyduğu bir şey. Sizin çok anlattığınız bir konu.

ADNAN OKTAR: Kuantum fiziği Allah’ın varlığını ispatıdır. Kuantum fiziği ortaya çıktıktan sonra kuantum fiziğini savunan bütün bilim adamları hepsi iman etti. Kafası iyi çalışanlar, samimi olanlar hepsi iman ettiler.

OKTAR BABUNA: Son deneylerde de Hocam, bir karar vermeden önce bir hareketi yapmaya, bir düğme veriyorlar deneklerin eline. Sağ düğmeye basacak. Sol düğmeye basacak. Altı saniye önce beyinde harekete geçilmiş oluyor. Karar altı saniye sonra geliyor. Herkes de kendi kararını kendi verdiğini zannediyor inşaAllah. Ama deneyi yapan kişi “hangi düğmeye basacağını önceden tahmin edebiliyoruz” diyor “altı saniye önce.”

ADNAN OKTAR: Hem de altı saniye. Kaderin teknik, bilimsel ispatı. Hiç kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Eğer kuantum fiziği sizi derinden sarsmıyorsa o zaman tam olarak anlamadınız demektir” diyor kurucularından bir tanesi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aslında bu kuantum hakikaten tam anlaşılmış olsa dünyada bir tane iman etmeyen kalmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Maddenin mahiyetini de normalde sizin eserlerinizden benim de öğrendiğim şekilde kuantum fiziği sadece elektron seviyesine inildiğinde ve ona da bakıldığında bir enerji sicimciği olduğu ortaya çıkıyor.

ADNAN OKTAR: Enerji?

CEYLAN ÖZBUDAK: Yani titreşen bir enerji o kadar. Enerji sicimciği, sicim teorisinde.

GÖKALP BARLAN: Bilim adamları “maddeye bakan varsa var” diyorlar Hocam inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Bir deney yapıyorlar Hocam çift yarık deneyi diye. Elektronları gönderiyorlar. Karşıdaki bir yerde iz bırakıyor. Eğer gözlemleyen varsa parçacık özelliği gösteriyor. Parça misket gibi katı, madde gibi. Yoksa dalga özelliği gösteriyor. Yokluk gösteriyor gözlemleyen.

ADNAN OKTAR: Bak, bu Allah’ın varlığının ispatlarından inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Siz maddenin hakikatini anlatınca bütün fizikçiler artık bu yönde açıklamalar yapmaya başladılar dünyanın en ünlü fizikçileri. Maddenin aslında beyinde bir algı olarak oluştuğunun, aslında muhatap olamayacağımızı net olarak açıklıyorlar artık inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Zamanın da olmadığını anlatıyorlar aynı sizin anlattığınız gibi.

ADNAN OKTAR: Zamanın olmadığını.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir algı olduğunu anlatıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu anlattıklarınız çok acayip şeyler. Bunu halkın büyük bir bölümü bilmez. Komünistler kuantum fiziğini duyduğunda sıçrıyorlar kenara, materyalistler. Ama gerçekte ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Yani materyalizmi kazıyan bir sistem kuantum fiziği.

CEYLAN ÖZBUDAK: Yine sizin vesilenizle şu an kanalımızda da gösterilen bir röportaj yaptığımız kuantum fizikçi var Michio Kaku, maddenin mahiyeti sorulduğunda “Hangi madde?” diye diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak, ilim sahibi olduğu için adamın kafa çalışıyor.

OKTAR BABUNA: Fred Alan Wolf var. Yine en ünlü kuantum fizikçisi, “O anlamda dışarısı yoktur. Dışarı çıkıp bakamayız. O anlamda dışarısı yoktur” diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kuantum fizikçisi. Kuantum fiziğini çok ön plana alalım. O konuda her gün bir konuşma sohbet olsun.

TARIK KOÇ: Roger Penrose da “duvardaki tuğladaki atomla sizin beyninizdeki atomun arasındaki hiçbir fark yoktur” diyor.

OKTAR BABUNA: “Onları yer değiştirsek duvardaki tuğla yine duvardaki tuğla olarak kalır. Beyin de beyin olur” diyor. “İnsanın bu özelliklerini, algısını, bilincini meydana getiren atomlar değildir” diyor. “Atomların hiçbir farkı yok” diyor “duvardaki tuğladan. “Değiştirsek beyindeki atomlarla, elektronlarla elektronları yine insan bilinçli bir varlık olur” diyor. “Tuğla da tuğla olarak kalır” diyor. “Demek ki atom değil” diyor.

ADNAN OKTAR: “Şuuru olan atom değil” diyor yani.  Kuantum fiziği üstüne bundan sonra her gün sohbet yapalım.

GÖKALP BARLAN: Atom profesörü bile “Hiç ben maddeyi sizin kitabınızı okumadan önce bu şekilde düşünmemiştim” dedi.

ADNAN OKTAR: Atom profesörü maşaAllah.

İsrail melek değil. Hataları oluyor. İsrail devletinin, fertlerinin, bazı şahısların yani devletin bütünü değil de, devlet içindeki bazı birimlerin, bazı kişilerin yanlış uygulamaları hatalı hareketleri zulme varan yanlış eylemleri oluyor. Bunu söyleyecek tabii ki. Mesela Marmara olayında, Marmara yolcu gemisi, onda, ne desinler, ne yapması gerekiyor? Şakır şakır sen adamı alnından vurmuşsun kaç kurşunla. Nasıl diyecek? “Normal” mi desin? “Bu zulümdür” diyor. Ne var bunda? Onun için “alınacağın bir şey yok” dedim. Öyle bir şey yok. Ama “size zulüm yaptırmayız” dedim. Çok endişe ediyorlar yani “İsrail’i kökten yok edecek bir plan mı var?” dediler. Çünkü Protestanlar’ın öyle bir inancı var ya kökten. “Kardeşimben; ünlü bir sözüm var” dedim “İsrail halkını yok etmeye kalkanın gök kubbeyi başına çökertirim” dedim “çökertiriz” dedim “artık buradan ne anlıyorsanız anlayın” dedim. Öyle bir şey olmaz. Ama zulüm varsa, zulme tabii dur denir, ayrı mesele. Zulmü yapan kimse ona. Ama sen masum İsrail halkını yok etmeye kalkarsan karşına alırsın tabii ki. Allah belanı verir o zaman. Hangi mazlumu yok etmeye kalkarsan aynı şekilde belayı bulursun. Mazlumun koruyucusu Allah’tır.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey Başbakanımız genelde hep Türkiye’de ki Museviler’i de çok koruyucu ifade kullanıyor.

ADNAN OKTAR: Türkiye’deki Museviler akıl almaz güzel hayat yaşıyorlar. Müthiş saygı görüyor ve birçok insan imreniyor Museviler, Türkiye’de ki Museviler’e.

CEYLAN ÖZBUDAK: Fransa’da örneğin çok fazla dükkana saldırdıkları için binlerce Musevi Fransa’yı terk etmiş bu hafta haberler vardı. Ama Türkiye’de özellikle sizin de dikkat çektikten sonra Başbakanımız çok koruyucu şekilde yaklaştı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben kendim biliyorum İsrail halkına karşı Türk milletinde bir sevgi, şefkat vardır. Musevi olan işadamları var Türkiye’de baş üstünde taşınıyor. En lüks otellerdeler, en güzel yerlerdeler. Müthiş hürmet görüyorlar. Gelip sorsunlar. Öyle bir şey yok. Anlatıyorum yani konuşuyorum.

AYLİN KOCAMAN: Tartışma programlarına katılan gazetecilerimizin bir kısmı Musevi kökenli Hocam. Kimse sorgulamıyor. Gayet rahat.

ADNAN OKTAR: Evet. Hayır, benim kökenim de İsrail kökeni var. Yani Hz. İsrail (a.s)’ın soyundanım, Hz. Yakup (a.s)’ın soyundanım. Hz. Davut (a.s) dedem. İftihar ederim. Övündüğüm, iftihar ettiğim bir güzellik. Dolayısıyla yani sen Musevi’sin diye kimse kimseye bir şey yapmaz. Çok çok tedirginler. Uzun süreden beri konuşuyorum “bizi yok edecekler” diyor “öyle bir şey yok” dedim. “Büyük bir katliam düşünüyorlar” dedi Protestanlar’ın var ya öyle bir iddiası. “Öyle bir şey yok” dedim.

OKTAR BABUNA: Onların da en önde gelenlerini çağırıp anlatmıştınız o düşüncenin yanlışlığını da, o evanjeliklerin, Hristiyanlar’ın önderlerine.

ADNAN OKTAR:  Bir kere evanjelikler onu unutsun, öyle bir şey mümkün değil. Allah zulme rıza göstermez. Bir yerde bir şey oluyorsa bir hayırla olur. İnşaAllah.

“Hocam, maddenin gerçeğini Matrix filmiyle gördük sanıyorduk ama siz filmin yapımcılarına olayı anlatan kitabı üç yıl önce göndermişsiniz”  diyor. Tabii Matrix filmi olmadan önce maddenin hakikatini, Matrix mantığını anlatan kitabı üç yıl önce ben gönderdim. Filmin yapımcısına gönderdim ve diğer kişilere gönderdim. Oradan esinlenip Matrix filmini hazırladılar.

“Amerikalı birçok yazar, düşünce kuruluşunda çalışanlar, ABD’nin PKK’yı silahlandırması gerektiğini savunuyorlar. Özellikle IŞİD’e karşı mücadelede PKK’nın önemli olduğunu iddia ediyorlar. Twitter hesaplarında “aferin PKK’ya iyi iş başarıyorsunuz” şeklinde teşvik edici açıklama yapıyorlar.” Bu da bir oyunun bölümü. Ağır silahlar verilmesini istiyor PKK’ya. Halbuki IŞİD istese PKK’yı hallaç pamuğu gibi atar. Kazır yani istese. Bir hafta da PKK diye bir şey kalmaz. Ama orada amaç PKK’yı silahlandırmak. IŞİD olayın bahanesi.

CEYLAN ÖZBUDAK:  Adnan Bey, İsviçre’deki laboratuvarda geçtiğimiz yıllardır, sürekli “eğer madde varsa bir noktada kütle kazanmış olması gerekiyor” bunun deneyi yapılıyor fakat hala tam bir sonuçça ulaşılamadı.

ADNAN OKTAR: Kütle?

CEYLAN ÖZBUDAK: Eğer madde bizim bildiğimiz anlamda varsa bir kütlesi olması gerekiyor. Bir modele göre yani standart bir modele göre kütlesi var diye biz tahmin ediyoruz fakat bunu kanıtlamak için bir deney yapılıyor fakat bu daha hala kanıtlanamadı.

ADNAN OKTAR: Kütlesinin olup olmadığını bilmiyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bizim bildiğimiz anlamda varsa kütlesi de olması lazım ama bilmiyoruz henüz.

ADNAN OKTAR: Bu modern fizik, izafi fizik çok hayati. Onun gençlerimize ivedilikle öğretilmesinde çok büyük fayda var ve bütün dünyaya öğretilmesinde çok büyük fayda var. Yani kuantum fiziği. Kuantum fiziğini bilip de Allah’a inanmayacak bir adam düşünemiyorum. Klasik fizikten dolayı biraz kafaları insanların oraya buraya gitti. Ama kuantum fiziğine bütün bilim adamları iman ediyor.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey önceki yayınlarda belki söylemişlerdir, bir bilim adamı şunu söylüyor; “madde her ne ise maddeden yapılmamıştır” diye.

ADNAN OKTAR: Şahane bir ifade. “Madde…”

AYLİN KOCAMAN: “Her ne ise maddeden yapılmamıştır”.

ADNAN OKTAR: “Maddeden yapılmamıştır”.

AYLİN KOCAMAN: Kuantum fizikçilerinden biri söyleyen.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah’ın sırlarını insanlar, Yaratan’ın sırlarını, Yaratan’ın verdiği güçle bulmaya başladılar.

“Siz fazla iyimsersiniz” diyor, İsrail meclisinden bir tanıdık. “Türkiye’de ev kiralamak isteyen Yahudi dostumuza “bizim Yahudiler’e verilecek evimiz yok” deyip geri çevirdiler.”  Bu münferit bir vaka yani sen bağnaz birisine gidersen,  gidip Yahudi olduğunu da söylüyorsa yani adam da bağnazsa tavır alır. Hayır, sırf Yahudi değil Ermeni olduğunu söylese yine kabul etmez. Rum olduğunu söylesin yine kabul etmez. Aynı şahıs denesin bir arkadaşımız desin ki;” ben Rum’um” aynı adama gitsin, onu da geri çevirir. Dekolte bir hanımla gitsin eşiyle onu da geri çevirir. Onu düşünmüyor. Yahudi karşıtıysa hem Ermeni karşıtı, hem Rum karşıtı, efendim Şiilere de karşı. Adam desin ki “ben Alevi’yim” desin gitsin ev kiralasın. Baksın ne oluyor? “Ben Alevi’ye vermem” der. Aynı kafadaki adam. Bunu düşünmeleri lazım.

“Türk Diyanet İşlerine bağlı camilerde her Cuma imamlar Yahudiler’e lanet okuyor.” Mesela bu da çok büyük bir abartı. Ben hiç duymadım. Camilerde her Cuma üstelik, böyle bir şey yok. Varsa ses bandını bana göstersinler. Yani böyle abartılı, Bak İsrail abartılı oldu mu kendisi canı yanıyor İsrailli arkadaşlar. Ve bize şikâyet ediyorlar “bizimle ilgili böyle abartılı haberler çıkartılıyor, hâlbuki biz böyle birşey yapmıyoruz.” Bu da abartılı. İspatsız ve bu da rahatsız edici.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam Diyanet Vakfı her Cuma hutbeleri ortak olarak hazırlıyor zaten.

ADNAN OKTAR: Bir de Diyanet’in ne haddineöyle bir şey yapsın mümkün mü öyle bir şey?

GÖKLAP BARLAN: İsrail’in yaptığı bu zulme Yahudiler de karşı çıkıyor. Birçok ülkede yürüyüş yapmışlardı. Yanlış yaptığı zaman yanlış diye söylüyor kendi halkı da.

ADNAN OKTAR: Tabii ya Tel Aviv’de 15 bin kişi toplandı. Protesto ediyor İsrail hükümetini. Şimdi Türkiye’de toplansalar nasıl karşı çıkacaklar? Ben anlamıyorum yani. Kendi halkı 15 bin kişi toplanıp eleştiriyor. Eleştiriye açık olmaları lazım. Bu başka türlü olmaz. Bir şeyler söyleyecek insanlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey sizin zaten çok iyi bildiğiniz bir konu inşallah, bütün İsrailliler Türkiye’ye vizesiz girebiliyorlar ve normalde vizesiz giren turistler diğer Müslüman ülkelerde iki hafta kalabilirken, onlar üç hafta kalabiliyorlar. Bu da güvenilirliğini gösteriyor aslında Türkiye’nin.

ADNAN OKTAR: Bu Türkiye’nin güveninin çapını göstermiyor mu?

OKTAR BABUNA: Türkler de vize almak zorunda İsrail’e giderken, bayağı da zorlukla alınabiliyor.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de İsrail’e giderken vize alıyor.  Onlar vize almadan giriyorlar. Evet.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de Adnan Bey diğer Müslüman ülkelerin birçoğundan gelen turistler vizesiz girdiklerinde en fazla iki hafta kalabilirken onlar üç hafta kalabiliyorlar. 

ADNAN OKTAR: Üç hafta kalabiliyorlar diğer insanlar iki hafta kalabiliyorlar? Müslüman da olsa iki hafta kalabiliyor, onlar üç hafta kalabiliyor. Ama bunun arasındaki farkı görmemeleri herhalde düşünülemez. O zaman Türkiye’ye bu gözle bakmanın mantıksızlığını da görmüşlerdir herhalde. Evet.

BÜLEN SEZGİN: Hocam Tel Aviv’deki Museviler’in protesto gösterilerini gösteren bir fotoğraf vardı. O bahsedilen, toplanmışlar.

ADNAN OKTAR: Bak 15 bin kişi Tel Aviv’de toplanmış hükümeti eleştiriyor. Pankartlar, yazılar her yerde oluyor bu. Bunda alınganlık yersiz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımızın sonuna geldik yarın yine görüşmek ümidiyle hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü