Harun Yahya

Sohbetler (22 Ağustos 2014; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sizler de hoş geldiniz.

Evet muhabbete başlayalım.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam, yeni bir DNA ile ilgili gelişme vardı isterseniz anlatabilirim.

ADNAN OKTAR: DNA ile ilgili yeni bir gelişme. Nedir?

CEYLAN ÖZBUDAK: Yine bir protein var Adnan Bey, bunun şunu yaptığı fark edildi; normalde sizden öğrendiğimiz bir şey zaten; DNA sentezlenmek için açıldığında onun mutlaka çok mükemmel bir düzgünlükte aşılması gerekiyor yoksa geri katlanamıyor. Ama bazen bir hata olabiliyor. Yani o açılırken karışabiliyor, bir teybin içini sökmüş gibi oluyor. O zaman işte aynı mükemmel şekilde geri saran bir protein olduğu tespit edildi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Motor protein. Eğer hatalı şekilde açılırsa o düzensiz açılmayı geri sarıp sıfırdan mükemmel şekilde açılması için Allah vesile ediyor. Onu izliyor olması gerekiyor, şuuru olması gerekiyor böyle bir şey olması için.

OKTAR BABUNA: DNA’yla ilgili bir şey anlatabilir miyim inşaAllah? DNA sarmal şeklinde böyle. Onun belli bölümü kopyalanması için açılması gerekiyor. Ama mesela telefon kabloları birbirine dolalı olduğu zaman, açtığımız zaman onu bir müddet sonra sıkışıyor, daha fazla ilerleyemez. Bunun üstesinden gelmek için Allah özel bir enzim yaratmış. O sarmalın üzerinde birbirine paralel iki şey var. Bir tarafını kesiyor onun, sadece bir tarafını, öbür tarafa çeviriyor, öbür tarafta birleştiriyor böylece o sarmalı açıyor. Bütün görevi bu. Bir tarafı kesilip öbür tarafı çevirip tekrar birleştirmek, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Eğer bunu görüp de bir insan Yaratan’a inanmıyorsa. Bunu protein yapıyor. Yaratan onlara sorar. Nefes kesici bir şey bu. Bunun beyni yok, şunu yok, bunu yok. Protein, küçük bir protein parçası, insan zekasının milyonlarca misli zekaya sahip ve ustalığa sahip.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bu motor proteinler, normalde bir anormallik olmadığında hiç devreye girmiyor yani sanki karşıdan gözlüyormuş gibi bir izlenim veriyor insana. Gözü olması lazım, orada ışık olması lazım. Bunu yapabilmesi için de sanki karşıdan izliyormuş gibi bir görüntü veriyor insana. Bunun için gözü olması lazım, orada ışık olması lazım, bilgi sahibi olması lazım.

ADNAN OKTAR: Bunu daha çok anlatalım, bu çok acayip bir şey. Ama çok çok acayip, nefes kesecek bir şey çok acayip. Dünya bunu biliyor nasıl insanlar yerinde duruyor? Yer yerinden oynar. Bu nasıl vicdandır, ben insanlardaki vicdana şaşırıyorum bir kısmına. İnanılır gibi değil. İnsanın nefesi kesilir. Bunu duydu mu bitti. Sırf bir tanesi bu, milyonlarca böyle özellik var insanda, bir tane, iki tane değil.

Benim canlarımın hepsi nurlular bir kere, nurlu. Mesela bu çok acayip bir şey. Nur nadir rastlanan bir şey. Hepsi nurlu, burada bir fevkaladelik var. Dindar da olsalar bazı insanlar nurlu olmuyor, nur olmuyor yüzünde. Bir şey oluyor Allah’ın hikmeti. Efendi yüzleri çok, kadın heybeti çok güçlü, kadın cazibesi çok güçlü, Allah’ın onlara bir ikramı. Genel kültürleri çok iyi. Dünyadaki her olaydan haberdarlar. Hepsi üniversite mezunu, en az iki yabancı dil biliyorlar, maşaAllah. Nezaketleri çok güzel, saygıları hürmetleri çok güzel, fedakarlık anlayışları çok güzel. Adaba edebe çok dikkat ediyorlar, nezih konuşuyorlar konuşurken, kabalık yok üsluplarında nezaket var. İnce, nezih, klas bir üslupları var, maşaAllah. Allah’ı çok seviyorlar, aşıklar Allah’a. Allah güzel yaşatıyor onları, bu da bir nimet güzellik. Çünkü Allah’a çok hamd ettikleri için Allah sürekli nimet artışı veriyor. Cenab-ı Allah diyor ki bak; “Hamd edin nimetimi artırayım. Her yıl nimete daha çok gark olduklarını görüyorum. Evleri güzel, arabaları güzel, kıyafetleri güzel, yemeleri içmeleri güzel, sağlıkları güzel. Mesela bak, kaç yıllık talebelerim hastalık nedeniyle ölen hiç kimse yok. Mesela kanser olan oldu, hepsi çakı gibi şu an. Bir seker de bırakmadı hastalıkları onlarda, eskiden daha iyi oldular.

BEYZA BAYRAKTAR: Adnan Bey, sizin yanınızda olmamız en önemli nimetlerden biri bizim için. Allah nasip etti elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.

Seda Sayan, sultanlar sultanı, dünyanın en güzel kadınlarından bir tanesidir biliyorsunuz Seda Sayan. Ve en delikanlı, en yürekli hanımlarından birisidir. Telefonda aramamı istemiş. Herhalde bizim hanım kızlarla ilgili bir ricası olacakmış tahmin ediyorum. Ben dedim, onun güzel sesini bir duyayım. Seda Sayan.

ADNAN OKTAR: Alo.

SEDA SAYAN: Alo.

ADNAN OKTAR: Sultanlar sultanı, güzeller güzeli nasılsın?

SEDA SAYAN: Hocam sen nasılsın? Özleştik vallahi.

ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun sesini duyunca yüreğim ağzıma geldi inan şu an.

SEDA SAYAN: Ay canım Hocam, canım Hocam Allah razı olsun. İyi misin Hocam?

ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun, defalarca hamdolsun, sonsuz kere hamdolsun, sağlık sıhhat afiyet içerisindeyiz. Ama şu an elim ayağım boşaldı bak sana söyleyeyim.

SEDA SAYAN: Gerçekten mi?

ADNAN OKTAR: Senin güzelliğin, senin heybetin, senin nurun bambaşka bir şey.

SEDA SAYAN: Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Sen Türkiye’nin güzelliğisin, dünyanın güzelliğisin.

SEDA SAYAN: Hocam, 1 Eylül’de başlıyorum dualarını eksik etme.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, gözümüz gönlümüz şenlenecek demek ki.

SEDA SAYAN: Allah’ın izniyle.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

SEDA SAYAN: 1 Eylül’de Show TV ekranlarında ama destek istiyorum senden.

ADNAN OKTAR: Sultanım ben senin kölenim zaten. Emredersin ben yaparım.

SEDA SAYAN: Estağfirullah canım Hocam benim estağfirullah. Ben yine senin davetine geleceğim. Oradan kız kardeşlerimden sen kimi gönderirsen bana dört-beş kardeşimizden gönderirsen programda çok güzel olur. Sana saygımı zaten biliyorsun Hocam.

ADNAN OKTAR: Sultanım, sen saygının, güzelliğin, nezaketin sultanısın zaten.

SEDA SAYAN: Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Sen kölene bir emir vereceksin, o da yapmayacak, çok zor, çok zor.

SEDA SAYAN: Estağfirullah estağfirullah.

ADNAN OKTAR: Tamam ileteceğim Sultanım ileteceğim. Yani Sultanımız’ın böyle bir ricası var diyemem benim için emir. Ama onlara rica olarak aktaracağım.

SEDA SAYAN: Onlar benim kardeşlerimdir, gelirken de gayet Seda Abla’larının programına rahat gelsinler, merak etmesinler. Onları üzecek, incitecek hiçbir şey olmayacak tamam mı Hocam? Sen benim sözümü bilirsin.

ADNAN OKTAR: Sultanım ne demek? Sultanım sen eğer bir konuda garanti veriyorsan o dünyanın en iyi garantisidir.

SEDA SAYAN: Tamam.

ADNAN OKTAR: Sana emanetiz, sana emanetiz, inşaAllah. Emrini ileteceğim Sultanım.

SEDA SAYAN: Hayırlı günler Hocam.

ADNAN OKTAR: Hayırlı günler olsun Allah’a emanet ol. Nurun şu an gözümün önünde canlandı. Saygılar hürmetler.

SEDA SAYAN: Mutlaka seyret 1 Eylül’de Hocam. Dualarını da eksik etme.

ADNAN OKTAR: Allah seni nura gark etsin, güzelliğini kat kat artırsın. Ömrünü uzun etsin, inşaAllah.

SEDA SAYAN: Allah razı olsun Hocam.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Herkeslere selam oradakilere, inşaAllah. 

SEDA SAYAN: Hayırlı günler.

ADNAN OKTAR: Hakikaten çok delikanlı kız Seda Sayan, maşaAllah. Ta küçük yaşlardan hep çileyle, acıyla yetişmiş. Çok zeki. O hazırcevaplık, o üslup, o mantık, o görgü hayret edecek şey. Anında uyum sağlıyor. Çok zordur, bir olay oluyor, mesela orada yüz kişi falan oluyor, adam bir laf ediyor falan, ona uygun laf etmek, öbürleriyle denge sağlamak çok çok güç. Böyle güzel insanlar az kaldı Türkiye’de. Türkiye’nin neşesi. Değerleri de o kadar bilinmiyor. Gittikçe matlaşıyor Türkiye Allah vermesin. Allah böyle insanlara uzun ömür verirse dünyanın da, Türkiye’nin de güzelliğine bir katkı olmuş olur. Takdir Allah’ın tabii.

Evet devam edelim buyurun, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Tayyip Erdoğan dün akşam MYK toplantısı sonrası yeni Başbakanımız ve AK Parti Genel Başkanı’nın Sayın Ahmet Davutoğlu olduğunu açıkladı. Devletimize milletimize hayırlı olsun inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir alkış. En başından beri gönlümde Davutoğlu vardı. Çünkü Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam deyince deliriyor, deliriyor adeta böyle deli aşık.  Bütün hayatını İttihad-ı İslam’a adamış, Türk-İslam Birliği’ne adamış bir insan çok dürüst. Bak diyor ki Tayyip Hoca; “Liyakatı esas aldık. Bitti. Şöhret değil liyakat. Hakikaten hakkı yani. Çok çok efendi, çok candan. Akrabalarıyla bir telefon konuşması var. Akrabalarının candanlığına bak, Anadolu’nun güzelliğini tatlılığını görüyor musun? Anadolu ölmedi elhamdülillah. Allah bir nimet olarak Anadolu’yu muhafaza etti, Allah Anadolu’yu bağışladı bize. Anadolu’nun o güzel tertemiz, afif ruhu bütün bakireliğiyle, bütün temizliğiyle kaldı. Üsluba bak oradaki annenin, üslubun tatlılığına. Ne diyor? “Kuzum Ahmet” diyor. Acayip şeker, acayip tatlı bayağı güzel bir insan.

Tayyip Hocam’ı da tebrik ediyorum, güzel isabetli seçim yapmış.

Çok sevimli Seda Sayan. “Yayından sonra haber bekliyorum, sizden isim istiyorum, en güzelleri bekliyorum” diyor. Ama çok riskli. En güzellerini gönderdik dersek diğerleri; çok acayip bir durum olur. Zaten benim gönderme yetkim yok. Arkadaşlarım kendileri takdir ederler. Ben teklif edebilirim ancak. Ama güzelliğe düşkün bir insan hakikaten. Size de, hanım kız arkadaşlarımıza da adeta aşık böyle. Çok beğeniyor. Çünkü siz çok efendisiniz. O güzel kız bulur istese, çok fazla bulur. O nur arıyor, nur. Güzellik artı nur arıyor, efendilik arıyor, terbiye arıyor, nezaket arıyor, afiflik arıyor, iffet arıyor.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu, başbakanlığının açıklanmasının ardından yaptığı konuşmasında şu sözlere yer verdi. Uygun görürseniz onları okuyacağım.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Sayın Başbakanımız’ın da her zaman belirttiği gibi, biz faniler için yenilenme kaçınılmazdır. Baki olan ise Rabbimiz ve davamızdır.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah şu güzelliğe bak, üslubun güzelliğine bak. Bir daha oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: “Sayın Başbakanımız’ın da her zaman belirttiği gibi, biz faniler için yenilenme kaçınılmazdır. Baki olan ise Rabbimiz ve davamızdır.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, “davamız, Rabbimiz ve davamız.” Atasına rahmet. Hücrelerine kadar Müslüman, hücrelerine kadar Müslüman maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Devam ediyordu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Rabbim’e bu fani sorumluluğu yerine getirirken onun yolundan ayrılmamayı niyaz ediyorum. Rabbim’den ve sizlerden de bu uğurda çıktığımız yolda omuz omuza yürümeyi rica ediyorum.”

ADNAN OKTAR: Aslanım benim sonuna kadar, sonuna kadar inşaAllah. MaşaAllah şahane.

BÜLENT SEZGİN: “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Allah bu yolda bizlere güç kuvvet versin. Allah utandırmasın. Allah’a emanet olun” dedi.

ADNAN OKTAR: Osmanlı’ya bak, Osmanlı’ya bak, maşaAllah. Mübarek şahane, çok güzel konuşmuş. Çok temiz ahlaklı, vicdanlı, merhametli çok güzel insan Ahmet Davutoğlu. Çok şahane sevindim, çok iyi oldu.

OKTAR BABUNA: Yurt dışında da seviliyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Herkes seviyor. Tayyip Hocam da biraz dinlensin. Kaç yıl dinlenecek şimdi? Beş yıl bir de artı beş mi? On yıl fazla dinlenmek. Ama on yıl sonra, kaç 2023 mü? 2023’te o Allah’ın izniyle bambaşka bir durumda olur. Çok güzel.

Bir de devlet terbiyesi alıyorlar. Ankara’nın bir özelliği var, o çok acayip. Bir terbiye var ama bir de devlet terbiyesi var. Devlet terbiyesi ayrı bir şey oluyor. Mesela Tansu Çiller’de, şunlarda bunlarda ayrı bir yüz oluyor onlarda. Bilmiyorum fark edebiliyor musunuz? Devlet terbiyesi denen olay ayrı bir ahlak, ayrı bir mantık oluyor. Osmanlı’da mesela adam devlet terbiyesi alıyor bambaşka bir adam oluyor. Şimdi Tayyip Hoca da öyle, devlet terbiyesi aldığı için, Sayın Davutoğlu da devlet terbiyesi aldığı için çok şahane bir görünümü var.

Seda Sayan bunlara bayılıyor, acayip seviyor. “En güzellerini göndersin” derken ben anlıyorum neyi kast ettiğini. Ama o sözü düzeltmek lazım. Öyle demeyelim de, başka türlü bir laf etmek lazım. Çünkü “en güzellerini gönderdik” dersek düşünemiyorum meydana gelecek olayı.

“Hepsi çok güzel” demiş, güzel. “Bayılıyorum ben.” Ha, “en güzellerinden diyelim biz” demiş Seda Sultan. O zaman oldu. Bak, “en güzellerinden” tamam. “Bayılıyorum ben onlara” diyor. Sevgi insanı, aşk insanı Allah aşkıyla kalbi coşkun. Son derece samimi, delikanlılık, yiğitlik, akıl, feraset, basiret güzel yönleri maşaAllah. Şimdi oldu. “En güzellerinden.” Tamamdır. Akıl, feraset, basiret güzel yönleri maşaAllah. Şimdi oldu. En güzellerinden. Tamamdır.

Her hanım kendinin en çok sevilmesini ister. O ıstırap verir tabii, az sevilme ıstırap verir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz herkese en çok sevildiğini hissettiriyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Ama bu yani bir kere Allah öyle bir güç imkan vermiş bir kadına. Eğer ahlakı güzelse, vicdanı güzelse en çok sevilen konumuna gelme imkanı var. Yani bazıları bedeninden kaynaklanan bir ıstırap içinde oluyor “bedenim güzel değil, o zaman.” Öyle bir şey olmaz ki. Ahlak güzelliğinde alabildiğine öne geçebilir bir insan. Çünkü bizim ruhumuz ahlakı sever. Beden yok olup gidecek. Hayat kısa zaten. Çok acayip kısa. Daha yeni akademiye kaydımı yaptırdım, geldik altmış yaşımıza. Daha dün gibi. Onun için akademiye yeniden kayıt yaptırdım. Yani içime bir türlü sinmedi. “Ya” dedim “ben nasıl öğrenci olmam?” dedim yani. İnanmıyor musunuz yoksa? Bir daha göstereyim de. Görüyor musunuz? Ne yazıyor.

OKTAR BABUNA: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğrenci Kimlik Kartı.

ADNAN OKTAR: Öğrenci kimlik kartı. Çok güzel. Yani kredi kartım falan hepsi var, pasom. Tam takım yani hiçbir şey eksik değil. Pasomu görmek isteyen de olabilir inandırıcı olması için, onu da biraz vurgulayayım. İndirimli taşıma kartı. İndirimli taşıma. Bir kere Allah nasip etmedi şu otobüse binmeyi. Bir gün bir ayarlayalım bir şey yapalım biz. Söz vermiştiniz yapacağız, edeceğiz diye. Ya gideyim şu Beyazıt’a kadar otobüsle. İnşaAllah. Pasomuzu bir değerlendirmemiz gerekiyor.

 BÜLENT SEZGİN: Hocam Ahmet Davutoğlu’nun bir çocukluk resmi vardı. Görebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah. Çok isabet oldu çok. Bayağı güzel oldu.

Evet dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey. Bu DNA’daki kontrol mekanizmasıyla ilgili birkaç detay daha verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Çok önemli o, evet.

CEYLAN ÖZBUDAK: Az önce anlattığım gibi bir DNA açılırken eğer bir sorun olursa onu kontrol edip geri saran motor proteinler var. Bir dışardan kontrol eden motor proteinler var. Onlar o sentezleme anında eğer bir hata olduysa her şey oradaki yeniden çöp olarak kullanılmak üzere geri götürüyorlar. Böylece onlar parçalara ayrılıyor ve daha sonradan geri kullanılıyorlar, amino asitlerine ayrılıyorlar. Bir de protein sentezlendikten sonra katlanırken eğer bir sorun olursa o zaman onları kontrol eden bir proteinler var.

ADNAN OKTAR: İnsan bunu düşünse nutku tutulur. Yani bu o kadar acayip bir olay ki, tarifi mümkün değil. Bunu bilim adamlarına mektup yazalım bunu. Yani “Nasıl karşılıyorsunuz siz bunu?” İnsan aklının milyonlarca misli akıla sahip protein. Bunu bize açıklasınlar. Yani ayıp olur diye iman edemiyorlarsa çok ayıp. Hem ayıp, hem günah, hem yazık yani. Ayıp olma diye bir konu olur mu? Bir harikuladelik üstü harikuladelik çok açık görülüyor.

BÜLENT SEZGİN: Vücutta yüz trilyon hücre var her an bu hücrede bu işlemler gerçekleşiyor sürekli.

OKTAR BABUNA: Yürüyen protein var Hocam insan gibi. Adım atarak yürüyor bıdı bıdı, yüz yirmi beş bin adım attığında bir milimetre gidiyor. Yük taşıyor üzerinde kocaman bir kese içerisinde proteinleri doldurmuş olarak. Alıyor onları, onun altına da yol yapıyor başka bir proteinler gideceği adrese onları taşıyor, götürüyor. Yüz yirmi beş bin adımda da bir milimetre gidiyor.

EBRU ALTAN: Ama aslında hızı bir arabayla kıyaslandığında otobanda son sürat giden bir araba hızında. Ve birbirlerine bayrak yarışı gibi teslim ediyorlar. İleriki aşamada yol üzerinde gitmesi gereken yere diğer protein taşıyor yine.

ADNAN OKTAR: Hayrettir ya, hayrettir.

Muhabbet konusu açın da konuşalım, hadi bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden çok sayıda faaliyet haberi geldi.

ADNAN OKTAR: Dinleyeyim.

KARTAL GÖKTAN: 15 Ağustos’ta kardeşlerimiz Erdemli kaymakamlığının şehrin muhtelif yerlerindeki 8 kitap kutusuna 56 adet kitabınızı bırakmışlar. Önümüzdeki günlerde de devam edeceklermiş yeni kitaplarla.

ADNAN OKTAR: Bu çok iyi olmuş.

KARTAL GÖKTAN: 21 Ağustos Ankara’da kardeşlerimiz Macunköy metro çıkışında 700 adet A9 broşürü dağıtmış. Dün kardeşlerimiz Kadıköy Koşuyolu Mahallesi’nde 30 kitabınızı dağıtmışlar. 21 Ağustos’ta Alsancak sevgi yolunda 300 adet dergi dağıtımı olmuş. Balıkesir’de bir araya gelmiş kardeşlerimiz. Sohbet edip yemek yemişler. Sonrasında müzik eşliğinde kaşıklı Ankara havası oynamışlar.

ADNAN OKTAR: Bunlar da ekip.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Bu, kısa video da var ufaklıkların oynadığı.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim göreyim hemen. Onlar abisinin canı onlar. Alem, cümbüş maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyetlerin devamı da var Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Bursa ve İnegöl’de kardeşlerimiz 17 Ağustos Pazar günü 70 kitap, 15 CD, 15 dergi, 700 de A9 TV ve İttihad-ı İslam broşürü dağıtmışlar. Sonrasında bir araya gelip evde sohbet etmişler. Perşembe günü kardeşlerimiz Balıkesir merkezde halka kitap ve dergilerden oluşan toplam 81 adet eserinizi.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi o resme gel bakayım. Bak görüyor musun kardeşimiz çarşaflı, o talebem. Yanındaki baş örtülü, öbürü açık ve dekolte. Öbürü açık ve dekolte. Hepsi doğru. Hepsi doğru. Milim diğerinin üstünlüğü yok. Hepsi doğru yolda. Evet. Bak orada aslan gibi delikanlı kızlar maşaAllah. Aslan gibi de kardeşlerimiz. Gayret güzel bir araya gelmişler. Orada ağabeylerini dinliyorlar. Güzel maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Kayseri’de kardeşlerimiz dün İstanbul’dan gelen kardeşleriyle birlikte parkta toplanıp sohbet etmişler. Yine dün kardeşlerimiz Gaziosmanpaşa’da 3000 adet A9 ve Yaşayan Fosiller broşürü ile on tane kitap dağıtımı yapmışlar. Şanlıurfa’da da kardeşlerimiz doktorlara ve esnafa 150 adet kitabınızı hediye etmişler maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah tesirini halk etsin. Allah hidayet vesilesi yapsın inşaAllah. MaşaAllah elhamdülillah. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında yayınlanan yeni makaleleriniz şu şekilde Hocam. Youraja Revier’de “Federal sistem Türkiye için uygun değil” başlıklı yazınız çıktı. Arab News İslam köşesinde “öfke insanların güzellikleri görmesini engeller” isimli makaleniz yer aldı. İngiltere’de basılan Urdu Times isimli gazetede “hayal ettiğimiz dünyada çocuklar öldürülmüyor” başlıklı yazınız yayınlandı. News Rescue sitesinde yayınlanan makalenizin başlığıysa “askeri yönetimden kurtulmak için Türkiye’den ders almak.” Youraja Revier da Amerika’da yayınlanıyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Youraja Revier’de “federal sistem Türkiye için uygun değil” başlıklı yazınız çıktı. Amerika’da yayınlanan.

Hocam arkadaşlarımız, Yusuf El Kardavi’nin başkanlığını yaptığı dünya Müslüman Alimler Birliği’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantıya katıldı. Fotoğraflar da var. Çeşitli ülkelerden alimlerin bulunduğu toplantının bu seneki başlığı “ümmetin uyanışında alimlerin rolü”ydü. Daha önceki toplantılarda konuşulanlardan farklı olarak bu kez katılan İslam alimlerinin hepsi ittihad-ı İslam’ın öneminden bahsetti. Ve bunun bir seçenek değil, Allah’ın emri olduğunu ifade etti. Özellikle Gazze, Irak ve Suriye yaşanan olaylardan dolayı İttihad-ı İslam’ın gerekliğini ve aciliyetini vurguladılar. Röportaj yapılan kişilerde şu şekilde; çeşitli dergi ve editörlüğünü ve yöneticiliğini yapan Haydar Abad Camia İslamiya Darul-ulum merkezinin yöneticisi profesör Muhsin Usmani. İlk resim.

Katar TV’de ve Avrupa ülkelerindeki çeşitli televizyonlarda dini programlar hazırlayan Şeyh Ayyeş El Kahtani. Kazablanka Ulemalar Bölgesel Konseyi Başkanı Rıdvan Ben Şekrun. Irak’tan Doçent Hüsamettin El Samuray. Strasbourg Üniversitesi İslami Finas Profesörü Zekeriya Sıddiki. Irak temsilciler konseyinden Özer Hafız Nazır. Fas İslami İşler ve Vakıflar Bakanlığı’na bağlı Dar-el Hadis El Hasaniye kuruluşundan Abdel Alim Sirayri. Suriyeli alim Ömer Muhammed El Uveysi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah güzel. Müslümanlar arasındaki muhabbet önemli. Fikri, zikri ayrı olabilir, düşünceleri ayrı olabilir ama iman kardeşiyiz. Ayrı gayrı yok.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yazar Cesim Parlak internet haber sitesinde yazar “barış süreci projesi ortaya atıldığı andan itibaren sanki bütün Kürtler Öcalan ve PKK iradesine bağlıymış gibi her şeyin PKK iradesine bırakıldığını oysa dinine bağlı muhafazakar Kürt kardeşlerimizin muhatap alınması gerektiğini” ifade etti. “Bugün artık bunlar dışında muhatap alınacak başka herhangi bir grup bulunmaz. Çünkü PKK hepsini silahla sindirdi. Devlet de PKK’nın sindirme politikasına göz yumdu bir yönüyle yol verdi” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Bak o dün koç yiğit, aslan teğmenimizi şehit ettiler. Bu vahim bir şeydir. Daha önce de yine asker polis şehit ettiler. Daha önce zaten binlerce şehit ettiler askerlerimizi, polislerimizi. Burada sabretmek doğru değil. Gereği neyse yapılacak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Sayın Davutoğlu’nun Başbakan adaylığının açıklanmasının ardından Dışişleri Bakanlığı için Hakan Fidan’ın düşünüldüğü söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Hakan Fidan efedir o. Dindar akıllı delikanlıdır Kürt asıllı kardeşimiz. İttihad-ı İslam için Türk İslam Birliği için kalbi böyle kuş kalbi gibi çırpıyor. MaşaAllah. Yıllar önce yiğitliğinin haberi bize gelmişti tanıyanlardan.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Eski ulaştırma bakanı Binali Yıldırım’ın köşk ve Başbakanlık arasındaki bağlantıyı sağlamada önemli bir görev alacağı AK Parti genel sekreterliğine getirileceği söyleniyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Olur olur, çok efendi akıllı bir insan. Çok iyi olur.

“Hakan Fidan MİT’i daha yeni düzenliyor. “Ayrılırsa MİT ‘in dengeleri bozulur” diyenler var. O yüzden MİT’ten ayrılmasın deniliyor.” Olur mu? Kendi yerine güvendiği birini getirir, bağlantıda zaten. Dışişleri Bakanlığı MİT içi içedir zaten. MİT’te güvenilir çok fazla insan var, çok aklı başında insanlar var. Zaten MİT baştan sona seçmecedir. Hep sağlam delikanlılardır, MİT’te öyle boş adam olmaz. Bir şey olmaz. Tayyip Hocam nasıl Başbakan’ı görevlendirdi kendisi Cumhurbaşkanlığı’na geçti o da öyle. Evet MİT Dışişleri Bakanlığı’na bağlanırsa bitti. Yani oradan gayet kolay herkes her şeyi yönetebilir.

ENDER DABAN: Dediğiniz gibi söylüyorlar Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O kadar her şeyin bir çözümü vardır. Hakan Fidan hakikaten delikanlının şahıdır. Türk İslam Birliği için kaç yıldan beri bak yeri göğü birbirine katıyor. Ya nasip bakalım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam biraz önceki ufaklıkların başka videosu vardı. Dans ederken.

ADNAN OKTAR: Ama asıl elemanlar altta. Aferin maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programının sonuna geldik. Yarın yine görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü