Harun Yahya

Sohbetler (26 Ağustos 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Çok değerli müzisyen arkadaşlarımız var bu akşam bizlerle, konuk oldular.

ADNAN OKTAR: Hem de ne değerli, hem de ne değerli. Gerçek sanatçılar, maşaAllah. Hepiniz hoş geldiniz. Kendilerini tanıtsınlar.

Doğukan Yök, Çetin Gümüş aslan. Yunus Emre ismi gibi güzel, maşaAllah. Bence hiç beklemeden güzel bir parçayla girelim.

Yunus Emre'nin ses mükemmel, üstadın ses ve yorum o da süper. Çok başarılı bir ekip Allah yardımcıları olsun. Yeni bir ekip fakat çok başarılılar, maşaAllah. Hemen peşinden bir parça daha.

Yani fevkaladenin üstünde.

ÇETİN GÜMÜŞ: Aklımdan direkt o eser geldi onu söyledim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah çok içten ve candan Yunus Emre'de de, sende de dikkatimi çeken o. Değil mi? Kalpten böyle içten gelerek coşkuyla, aşkla söylüyorsunuz. Dolayısıyla kalbe işliyor. Allah muvaffak etsin, yolunuzu açsın. Aslanımız da ritimde mükemmel. Mükemmel yani çok güzel yakalıyor. Uyumu da çok güzel sağlıyor maşaAllah. Yunus Emre sıra sende.

Üstatların hangisinin daha üstün olduğu diye bir iddiamız yok. İkisi de birbirinden mükemmeller, maşaAllah. Sözler de mükemmel, çok şahane. Müzik mükemmel, yorum mükemmel. Ama sanatçıda yorgunluk olmaz. Şimdi sıra sende.

Şahane, çok güzel bir Karadeniz havası.  Çok başarılı olmuş, her konuda başarılısınız, bu konuda da çok başarılı olmuş. Yunus Emre acıma olmayacak sana. Senden de parça dinleyeceğiz.

Ses bir kere dinlendirici, sözler mükemmel, ritim mükemmel, nezaket mükemmel. Tam klasik sanatçılar maşaAllah. Mükemmel mükemmel. Allah yolunuzu açık etsin. Hem dürüstlüğünüz güzel, efendiliğiniz güzel ama sesiniz muhteşem. Her ikinizin uyumu bayağı hoş, keyif verici. Bizleri ihya ettiniz. Çok mutlu olduk Allah sizlere başarı versin. Değerinizin bilinmesini nasip etsin. Kıymetinizin bilinmesini nasip etsin. Doğru yolda devam etmenizi nasip etsin. Benim canlarımın vakti doldu. Veda vakti geldi.

Efendim yine filmimize devam edelim. Arkadaşlarımız da hazırlık yapsınlar inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet videomuzdan sonra devam edeceğiz programımıza.

Güzel arkadaşlarımızın katılımıyla programımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri; İsrail ve Filistin’in uzun süreli ateşkes için anlaştıklarını ve Kahire’den resmi açıklama beklediklerini söyledi.

ADNAN OKTAR: Evet.

AYLİN KOCAMAN: Doğrulamışlar.

ADNAN OKTAR: Ne diyorsun Aylin Hocam?

AYLİN KOCAMAN: İnşaAllah kalıcı olur Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Kalıcı olur.

AYLİN KOCAMAN:  Evet.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün Hamas Sözcüsü’nün yaptığı açıklamanın devamında Adnan Bey siz zaten biliyorsunuzdur kısmetse şöyle söylediler; “Kudüs’ü alıncaya kadar durmayacağız.”

ADNAN OKTAR: Kudüs, “Fethedeceğiz” diyorlar yani.

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet ve “hedefimize gittikçe yaklaşıyoruz” diye söylediler.

ADNAN OKTAR: Ahir zamana gittikçe yaklaşıyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Siz Adnan Bey daha önce Museviler için de Müslümanlar için de mutlaka Mehdi (a.s) daha doğrusu gelecek Moşiyah’ı istemelerini böylelikle bereket üzerlerine ineceğini söylemiştiniz. Her iki tarafında o yüzden istemeleri gerekiyor. Kalıcı bir şeylerin olması için.

ADNAN OKTAR: Evet. Ateşkese uzun süren karar verildi veya verilmedi. Artık onların hiçbirine güvenilmez. Her an olay çıkabilir, her an. Olmayacak falan diyorlar bir de bakıyorsun bombardıman bütün gücüyle başlıyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni kabinede Ali Babacan’ın Ekonomi Bakanı olarak kalacağı öğrenildi Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ali Babacan çok munis, efendi delikanlı. Elinden yüzünden nur akıyor. Ama Davutoğlu hakikaten Davutoğlu yani. Tam dava adamı. Tam Osmanlı yani.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni kabineyle ilgili başka bilgiler de vardı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da yeni kabinede yer almayacak. Üç deneyimli isim kendi istekleriyle bu dönem görev almayacaklarını ilettikleri öğrenildi.

ADNAN OKTAR: Hükümete kimse kambur olmasın, fedakar olsunlar. Adı çıkanlar falan kenara çekilsinler. Gerek yok. Nedir? Bayağı yetenekli gençler var. Aksayan maksayan da bir şey olmaz. Bir de ilanihayet sürekli bakan olacak diye bir konu yok. Kenara çekilsinler hakikaten. Yıpranan isimler falan hiç gerek yok. Çünkü hükümet bayağı zinde. Gerek yok. Davutoğlu zaten şu an Türkiye de tansiyonu acayip düşürdü, çok rahatlattı. Şu an en hayırlısı oldu. Bayağı güzel. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Ahmet Davutoğlu’nu seven gençler kendisi için çok güzel bir marş hazırlamışlar. Marşın sözlerini sizi de severek takip eden Taha Ün kardeşimiz yazmış. Sözlerinin bir kısmı şu şekilde. Uygun görürseniz okuyacağım.

Düştüğü bu yerden kalkacak bayrak / Mazlumun mağdurun umudusun sen / Ne ihanet ne engel yıldırmayacak / Yüzyıllık hayallerin gerçek olacak.

Marşın bir kısmının videosu da vardı. Uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakalım. Marşı yazan gencin ismi neydi?

BÜLENT SEZGİN: Taha Ün. Sizi de severek takip ediyor.

ADNAN OKTAR: Taha Ün. Aferin Taha Ün’e. Güzel hayra vesile olmuş. Büyük hayra vesile olmuş. Güzel olmuş. Marş da hakikaten coşkulu, iman heyecanını veren, maneviyatlı, nurlu bir parça olmuş, güzel olmuş. Ahmet Davutoğlu. Efendi insan efendi, samimi, merhametli insan. Ama tek özetleyecek olursak bir kelime, samimi. Konu bu. Enaniyet yok, kibir yok, mazlum yani Allah’a teslim. İçli bir insan. Tabii bizim için en hayati noktası İttihad-ı İslam’ı savunuyor olması. Bak yıllardan beri eleştiriyorlar İttihad-ı İslam’ı. “İstifa etsin, istifa etsin, istifa etsin.” Ben de “asla” dedim, asla. Bak Allah daha yukarı makam verdi. Ne güzel tabii.

CEYLAN ÖZBUDAK: Eşi bir açıklama yapmış hakkında “bugüne kadar sadece bir kez kızgın gördüm kendisini” diye. Çok güzel huylu olduğunu söylemiş.

ADNAN OKTAR: Yok çok mazlum o, onu da yanlış görmüştür Allahualem. Hayati Yazıcı çok efendi. Hayati Yazıcı hakikaten candan bir insan. Güzel ahlaklı, Allah ömrünü uzun etsin. Hayati Yazıcı, onu seviyoruz. Nezaketini seviyoruz, efendiliğini seviyoruz, ince düşünceli olmasını seviyoruz, sevgi insanı olmasını seviyoruz. Ama enaniyetli insanın AK Parti’de işi yok. Yani düzeltsinler onu, zor bir şey değil. Partiyi yıpratmasınlar. Azametli insanın partide işi yok. Önce o rahatsızlığını gidersin, sonra Allah daha güzel görevler versin. Ama azametlik bir yer değil dünya. Allah’a teslim olup huzurlu, mütevazı yaşamak lazım.

Sevgi ne güzel şey maşaAllah.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Adnan Bey siz sevgiyi çok güzel fark ettiğiniz için insandaki tutku ortaya çıkıyor, Allah vesile ediyor sizi.

ADNAN OKTAR: Sevmeyi bilen insan ne kadar az var. Bu çok acayip bir şey. Ben dünyanın böyle olduğunu yeni fark ettim. Çok ürkütücü bir şey bu. Bütün insanların tutkuyu bilmesi lazım, aşkı bilmesi lazım, derinliği bilmesi lazım. Az insan biliyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Aslında hiç kimse bilmiyor. Biz de sizden öğrendik. Biz de aynı aslında o egoist yetiştirme tarzından geliyorduk birçoğumuz. Asıl gerçeğini sizden öğrendik. Allah rızası için sevmeyi.

ADNAN OKTAR: Bu çok tabii ürkütücü. İnşaAllah cennette coşkuyla herkes birbirini sevecek, müthiş bir aşk ortamı olacak. Orada mutluluğu tadacağız inşaAllah. Kısmetse.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Adnan Bey tutkunun ortaya çıkması için Allahualem sizin gibi çok akıllı, gerçekten çok güzel ahlaklı, Yaratan’a sadık birisinin olması gerekiyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii Allah’tan korkmak yeterli değil, sırf korkuyorum demesi. Allah’a kendini adamışlığından biz anlarız, Yaratan’a. Adanmışlığın şiddeti anlaşılır. Mesela Hz. Ebubekir (r.a) anlaşılıyordu. Bütün malını verdi. Canını da teslim etti, malını da teslim etti. O belli ki Allah’tan çok korkuyor. Hemen iman etti Resulullah (s.a.v.)’a. Hiç tereddüt etmedi.

BEYZA BAYRAKTAR: Adnan Bey sizin gözlerinizde tutkuyu alabilen bir ifade var, o çok rahatlatıcı oluyor ve tutkunun çok şiddetli yaşanmasına sebep oluyor. Tutkuyu alabilen bir ifade pek olmuyor insanlarda.

ADNAN OKTAR: Ne acı bir şey mesela kadının gözünde derin şahane bir tutku olacak ama boş bir gözle karşılaşacak. Kadın için ne acı bir şey bu. Halbuki o tutkuyu adeta böyle emer gibi alması lazım sevenin.

EBRU ALKAN:  Siz Yaratan’ı çok sevdiğiniz için Yaratan da size çok derin bir sevgi gücü vermiş. Ne güzel.

OKTAR BABUNA: O zaman karşılıklı oluyor tabii. O sevginize Yaratıcı’nın güzel ahlakı tecelli ediyor üzerinizde. Affedici olmanız, merhametli olmanız, çok sevgi dolu olmanız. Çok düşkünsünüz arkadaşlarınıza bazen merak ediyorlar “niye bu kadar seviyorlar?” diye. Çünkü sizin sevginiz de çok güçlü. Karşılıklı oluyor. Ne olursa olsun bırakmıyorsunuz, hep düşkünsünüz. Pek bulunan bir şey değil inşaAllah, görülen bir şey değil.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Adnan Bey sizin sevginiz bir de çok doyurucu, insan sonsuza kadar sürsün istiyor. Cennet özlemi Allahualem o yüzden oluyor insanın içinde.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Evet Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yabancı basında yayınlanan yeni makaleleriniz şu şekilde. National Yemen isimli internet sitesinde “Bölünme kuvvet ve özgürlük getirmez” isimli makaleniz yayınlandı. “Ferguson’daki gösterilerden çıkan ders” başlıklı yazınız Amerika’daki News Rescue sitesinde yer aldı. Daily Mail internet sitesinde “Irak’ta birlik zamanı” isimli yazınız çıktı. Pakistan’da Urduca olarak basılan Takat isimli günlük gazetede “Müslümanlar’ın birleşmesi farzdır” ve “Monark kelebeklerinin yolculuğu” isimli yazılarınız çıktı. Umman Sultanlığı kaynaklı Times of Oman sitesinde de “Yeni çatışmalar tüm Ortadoğu’yu karışıklığa sürüklüyor” başlıklı yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR:  Çok güzel. Yaratan bize her türlü imkânı sunuyor. Dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçen nevruzda siz biliyorsunuz Abdullah Öcalan bir mektup gönderdi.

ADNAN OKTAR: Kim?

CEYLAN ÖZBUDAK: Abdullah Öcalan. Bu seferde videolu mesaj göndermeye izin verileceği şekilde haberler vardı.

ADNAN OKTAR: Yani mesaj. Özetle Türkiye’yi böldürmeyiz. Onun dışında kim ne yapıyorsa yapsın. Özgürlük güzel, demokrasi güzel.  Zenginlik güzel, mutluluk güzel, barış güzel ama bölünme kötü, çirkin. Bölünme felaket getirir, bela getirir, acı getirir. Bir de insan sevdiğinden zaten ayrılamaz. Ben Güneydoğulu kardeşlerimi çok seviyorum. Ben istediğim gibi Mardin’e gideceğim. Siirt’e gideceğim. Diyarbakır’a gideceğim. Benim aslanlarım oradan buraya istedikleri gibi gelecek. Pasaportla gidip gelmek istemiyoruz. Zaten bunun belasını yaşıyoruz birçok yerde. Derdini yaşıyoruz. Buna müsaade etmeyiz, bu kadar açık. Onun dışındaki kısımlar beni ilgilendirmez.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz PKK’nın silahlandırılmaması gerektiğini anlatmıştınız, ne kadar tehlikeli olduğunu. Amerika tarafından. Hillary Clinton da bu konuda bir açıklama yapmış. Aynı şekilde söylüyor. “Daha sonra bizim başımıza sorun olarak geri döner” diyor. “Bir de Türkler’i bu konuda huzursuz etmeye hiç gerek yok, böyle bir konuda” diyor.

ADNAN OKTAR: Huzursuz etmek. Tabii nezaket göstermiş. Aklı başında bir kadın.

CEYLAN ÖZBUDAK: PKK’yı ilk zaten siz biliyorsunuzdur inşallah, terör listesine o almıştı. Dışişleri bakanıyken.

ADNAN OKTAR: İşte akıllı kadın da onun için. Basiretle ferasetle bakıyor.

OKTAR BABUNA: “Amerika Türkiye’yi bölmeye kalkarsa felaket gelir” demiştiniz. Hemen on beş gün sonra zaten ayaklanma başladı kasabada.

ADNAN OKTAR: Tabii. Yani der demez Cenab-ı Allah’ın yaratması da harika.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Amerika ünlü televizyon kanallarından birinin editörleri “PKK savaşları terörist değildir” başlıklı bir yazı yazdılar. Ve PKK güvenilir bir müttefik olduğunu ispatladı iddiasında bulundular.

ADNAN OKTAR: Alıp götürsünler kendi ülkelerine. Tabii, biz bavul da veririz onlara. Taşıma da bizden yani.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sürekli bu konuda zaten bahaneler öne sunuyorlar. Bir gazete yine Amerika’da şunu söylemişti bahane olarak. “PKK savaşçıları, gerilla mücadelecileri çevreye çok değer veriyor” diye söylemişlerdi.

ADNAN OKTAR: İşte tepe tepe kullansınlar. Gönderelim bavullarını da biz götürürüz kamyonla. Derhal alsın yani hepsini gönderelim.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Sadece küçük bir sorunları var, Marksistler ama ondan da bir şey olmaz” gibi bir üslup kullanmışlar hafif üstünü örtecek şekilde.

ADNAN OKTAR: Türkiye’yi bölecek en iyi mekanizma olarak görüyorlar. Büyük bir heyecanla onlardan çok büyük bir görev bekliyorlar. Avuçlarını yalarlar. Nal toplatırız nal. Türkiye’den çakıl taşı vermeyiz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bunlar da yeni bir üslup geliştirmişler Adnan Bey. “Biz komünist değiliz artık Komünal liberalistiz” diyorlar. O ne demekse?

ADNAN OKTAR: Yani lambalı komünist falan anlamında mı? Bıraksınlar bana hikayeyi. Ben onların ciğerini bilirim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey 2006’dan beri Amerika’da bazı çevrelerde kullanılan bir harita var. Türkiye’nin büyük bir bölümünü içine alan sözde Kürdistan haritası.

ADNAN OKTAR: O haritayı böyle helvayla karıştırıp onlara lokma lokma ilimle irfanla yuttururuz. Densizliği bıraksınlar. Münasebetsizliği bıraksınlar. Biz hiçbir ülkeyi parçalamaya kalkmadık. Onlar da bizim iç işlerimize karışmaya kalkmasınlar. Çok yakışıksız ve dengesiz hareketler bunlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden çok sayıda faaliyet haberi geldi. Çeşitli şehirlerden ve Azerbaycan’dan.

ADNAN OKTAR: Dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan kardeşlerimiz bugün Kolej metro çıkışında 25 kitabınızı, 15 de belgesel CD’sini dağıtmış. Beyazıt’ta yine bugün esnafa ve halka 30 adet kitap dağıtımı olmuş. Azerbaycan’dan kardeşlerimiz Kebele ve İsmailli şehirlerinde valilere, belediye başkanlarına, emniyet şubelerine, mahkemelere, mescitlere, ortaokullara, otellere, hastanelere ve birçok devlet dairesine sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Bundan önce de Bakü’deki 18 devlet hastanesine kitaplarınızdan vermişler. Toplam 1400 kitap, 200 belgesel CD’si ve 600 adet de dergi dağıtımı olmuş.

ADNAN OKTAR: Ortalığı yıkmışlar maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 22 Ağustos’ta evde bir araya gelip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel, ne güzel şöyle bir bakayım önce. Çok güzel maşaAllah. Yiyecekleri de güzel. Allah onlara kuvvete vesile etsin. Bak anneleri görüyor musun? Başörtülü anneler var. Başı açık anneler bayağı güzel hepsi mübarek. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Küçük Kumla Köyü Plajı’na kardeşlerimiz oraya gelenlere 70 adet kitabınızı 15 CD ve 15 dergiyi dağıtmış. Bursa’dan kardeşlerimiz 22 Ağustos tarihinde Alperen Ocakları Bursa eski İl Başkanı Oktar Arslan’ı yeni açmış olduğu Nizam-ı Alem Çay Ocağı evinde ziyaret etmişler. Çay evinde şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun gazetelerdeki röportajları asılıymış. Ayrıca konuşmalarından derlenen ses kaydı özellikle çay evine gelen gençlere sürekli dinletiliyormuş.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Aynı zamanda buradaki gençlere birliğin, kardeşliğin önemi konularında sohbet yapıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz ziyaretleri sırasında Şahlanış Hareketi Bursa İl Başkanı Gülen Günbey Hanımla da sohbet etmişler. Kendisine ve Nizam-ı Alem Çayevi’ne sizin kitaplarınızdan ve Kuran-ı Kerim meali hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’den kardeşlerimiz de bir araya gelmişler yine. Sizin kitaplarınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Çok güzel. Bunlar hep hayır, bereket, iyilik, güzellik. Allah şevklerini arttırsın. İmkanlarını artırsın. Kuvvetlerini artırsın. Basiretlerini açsın, ferasetlerini açsın. Akıl kuvveti versin. Gözlerine perde çekmesin Cenab-ı Allah. Gözlerindeki perdeleri kaldırsın. Berraklık, akıl berraklığı, ruh berraklığı versin. Perde kalktı mı Cenab-ı Allah’ın güzelliğini, ihtişamını görür. Perde felakettir Allah vermesin. Ayette diyor ya “gözlerine perde çektik” (Bakara Suresi, 7) helak oldun demektir. Perde, flu bir perde olsa Allah’a yalvarmak lazım “Ya Rabbi bu perdeyi kaldır” diye. Mesela baktı kulağında perde var, “Ya Rabbi bu perdeyi kaldır” diye yalvarması lazım. Perde çok tehlikeli bir şey büyük beladır. Hep berraklık açık zihin, berrak zihin Allah’tan istemek lazım.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın sonuna geldik. Yarın görüşmek üzere hayırlı geceler. 

Masaüstü Görünümü