Harun Yahya

Sohbetler (3 Eylül 2014; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk sefa bulduk.

Güzel olmak, iyi olmak çok kolay. Ne yapıyor bu millet ben anlamıyorum. Adam kesmeler bilmem ne rezillikler. Her gün televizyon bu kepazeliklerle dolu. İnsanlar bu günleri utançla hatırlayacaklar. Adam kesilir mi? İnsan sevilir, dost olur insan, insana muhabbet duyulur Allah’ın tecellisi. Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım: “Bir cana kıyan bütün insanlığın hayatına kıymış gibidir” diyor, değil mi? Adam para bulamıyor diye adam. Para için adam öldürmüş oluyorsun, kiralık katil olmuş oluyorsun. Ne korkunç bir şey. Mesela o İngiliz çocuk baktım baya korku dolu bakıyor.

Bu safhalardan dünya geçecek işte, kader. Bunları aylar önce, yıllar önce söyledik, bu olaylar olacak dedik. Ta 20 yıl önce kitabımda yazdım, 20 yıl önce. Aynısıyla oluyor bak.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün dediğiniz gibi bir olay yaşandı. IŞİD bir gazeteciyi öldürdü. Boğazı kesilerek öldürüldüğü video yayınlandı. Yaklaşık bir yıldır IŞİD’in elinde tutsak olan ABD’li serbest gazeteci Steven Sotloff görüntülerdeki kişi. Beyaz Saray iddia edilen görüntünün gerçek olup olmadığı üzerinde çalıştığını bildirdi.

ADNAN OKTAR: Onlar da saflığı bıraksınlar. Gerçek olmaz olur mu? İşte adam orada duruyor, adamı doğramışlar kafasını da üstüne koyuyorlar gövdesinin. “Gerçek mi acaba” diyor. Yok film seti. Deli mi bunlar nedir? Tabii ki öldürüyorlar. Anlamazdan mı gelmek istiyorlar anlamıyorum ki ne demek istiyorlar. Adamları koşturuyorlar yolda çukurlara dolduruyorlar şehit edip. Bu gerçek mi doğru mu... Film seti falan zannediyorlar herhalde. Yabancı filmlere alışmışlar. Hepsi gerçek. Silahla olmaz cevabı ilimle olur, sevgiyle olur, akılla olur. Şiddete şiddet olmaz.

Metal müzik bir ihtiyaç, hakikaten kim bulduysa helal olsun. Kaval nerede bu nerede. Çok canlandırıcı baya şahane bir müzik. Müzik dediğin öyle olacak yeri göğü yıkacak. Yalnız o gençler dillerini çıkarıyorlar falan bir şeyler, o nedir o olaylar öyle? Renklendirmek için yapıyorlar herhalde.

Allah’a inansınlar, Allah’ı sevsinler ne yapıyorlarsa yapsınlar. Allah’tan korksunlar, Allah’ı sevsinler. Dilini çıkartması haram değil, eğleniyorsa eğlensin. Elini yüzünü bir şekillere sokuyorlar, hallere giriyorlar, eğlendiriyorsa mesele yok. Ama Allah’ı sevmeyi unutmamak lazım.

YUSUF ASLAN: Şarkıyı yapan sanatçının, “Allah bana istediğim her şeyi verdi” diye bir şarkısı vardı.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel aferin. Tabii ki çılgınlık yapacak, monotonluk iyi değildir. İnsanlara zarar vermeyen delilik güzeldir. Monotonluk sıkar insanı. Değişik hoş müzikler, değişik hoş kıyafetler falan güzel. Bir şey yok yani, çocuklar boş yere tedirgin oluyorlar. Dövme de öyle, gayet güzel, çok renklendiriyor gençleri, kıyafetleri falan. Boş yere kendilerine manevi eziyet ediyorlar. “Acaba yasak bir şey mi yapıyoruz, yanlış bir şey mi yapıyoruz?” Doğru yapıyorlar hiçbir şey yok. Haramla alakası yok onun. Haramlar o kadar az ki. Helaller de o kadar çok ki bir bilseler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Çözüm sürecinin önemi ortadadır. Ve bunu başarıya taşımak şahsım da olmak üzere hepimizin görevidir” şeklinde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Bizim istediğimiz şehit cenazesi gelmesin, Türkiye bölünmesin ne yapıyorlarsa yapsınlar. Kimseye bir şey dediğimiz yok. Şehit cenazesi gelmesin, Türkiye bölünmesin bu. Bunu hallediyorlar gördüğüm kadarıyla mesele yok. Ama kırmızı çizgilerimiz belli.

Evet muhabbet konusu açın da konuşalım.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Amerikalı gazetecinin annesi, IŞİD liderine oğlunun canını bağışlaması için seslenmişti. “Bu mesajı, siz İslam devletinin halifesi Ebu Bekir Bağdadi’ye gönderiyorum..”

ADNAN OKTAR: Ne diyor? İslam devleti halifesi mi? Yazık kadıncağıza, ne yapsın? Demek ki mecbur hissetti kendini. Ondan halife olursa.. Halife değil o arkadaş. Hiç kimse halife değil. Ama bir çok kişi halifelik iddiasıyla yanıp tutuşuyor. 5-10 yıl sonra İslam aleminin lideri ortaya çıkacak. Kim çıkaracak? Allah çıkaracak. “Ben halifeyim” diye ortaya çıkmayacak. İnsanlar onu seçecek. Onun öyle bir iddiası olmayacak. Asan kesenden halife olmaz. Sevgi insanından halife olur. Allah’ın halifesi. Merhamet, şefkat, dostluk, kardeşlik dünyayı kim cennete çevirmeye azmederse halife odur. Cennet alametlerini dünyaya kim getirirse odur. Cehennem alametleri getiriyorsa nasıl halife oluyor? Her yerde dehşet yaşanıyor. Öyle halifelik olur mu? Kimse mutlu değil, dehşet içinde yaşıyorlar. Halifelik geldi mi herkesin yüzü güler. Allah’ın halifesi. Halifeden kasıt; sevgi insanı. Halife deyince insanlar hep işte asar keser, dediğim dedik, öyle değil. Siyasete karışmaz ahir zamanın şahsı. Cumhurbaşkanı da değildir, Başbakan da değildir manevi bir lider, sevilen bir insan. Aşk insanı, sevgi öğretmeni, o kadar. Siyasetle alakası olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, hilafet konusuyla ilgili Mehmet Şevket Eygi Hocamız da bir yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Aslan Hocamız aslan elinden ayağından öpüyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle söylüyor: “Üzülerek görüyorum ki halkın çoğunluğunu oluşturan Müslüman kesimde birleşme, toparlanma, tek bir ümmet haline gelme konusunda tek bir kıpırdanma yoktur. Müslümanlar birleşmemek konusunda birleşmişlerdir. Müslümanlar hilafet, imamet konusunu hiç dile getirmiyor” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: İşte bu da ahir zamanın bir mucizesi. Bu kadar alim İslam aleminin birleşmemesi için birleşmesi deccalın gücünün ne kadar azametli ve şiddetli olduğunu gösteriyor. Bakın, ne kadar İslam alemi, neredeyse yüzde doksan beşi İslam aleminin birleşmemesi için birleşmiş vaziyetteler. İlk karşı oldukları nokta da Hz. Mehdi (a.s). Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi ve Müslümanların birleşmesine karşı olmaları. Ana konuları bu. Bu çok büyük mucize.  Aslında bunu insanlar bir düşünürse Allah’ın bir harikası olduğunu da gösterir. Nasıl feraset bağlanıyor, nasıl basiret bağlanıyor bunda görülüyor.

Fikret sen bir şey söyle.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, ABD yönetimi İsrail’in yeni yerleşim yerleri inşa etmek üzere Filistinlilere ait geniş bir araziye el koymasına tepki gösterdi.

ADNAN OKTAR: O olmaz. Ama o haberi bir araştıralım. Normalde İsrail hükümetinin karşı olması gereken bir konu bu. Doğru haber mi yalan haber mi ona bir bakalım. Bazen yalan haber de oluyor. Doğruysa tabii hiç olmaz. Onu o zaman hatırlatırız. Ciddi şekilde de gündemde tutarız.

Koskoca arazi, ne gerek aynı yerlere yığılmak? Yayılsınlar açılsınlar. Ucu bucağı yok o bölgenin. Mümbit yerler de var, aşağılar, yukarılara her yere yayılabilirler. Belli bir yere yoğunlaşmaya gerek yok.

Tayyip Hocamın gönlü rahat olsun. Türkiye güzele gidiyor, güzel olacak. Başbakanımız da gönlü rahat olsun. Seveni çok, seveni çok. Kalbi temiz, vicdanlı bir insan, Allah’a yakın bir insan. Allah kendini seveni sever. Gönlü rahat olsun. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP lideri Demirtaş ‘Türkiye İŞİD’e karşı savaşması için PKK’ya silah versin’ dedi.

ADNAN OKTAR: Bir de fırında börek falan da yaptırsak bari de, üzüm hoşafı falan da herhalde ister tahminen. İnanılır gibi değil, bu nasıl bir üsluptur? Bir kere bak İŞİD kafaya koysa onları 24 saatte böyle süpürge gibi süpürür. Böyle bir şey olmaz. Silahların hepsini ellerinden alır. Yani öyle kendilerini gözlerinde büyütmesinler. Bu Türkiye için kullanılacak bir silah olur, Avrupa’nın dediği silahlar. Türkiye’nin başına yeni yeni bela açma kafasındalar, buna müsaade etmeyiz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Hizbullah’da İŞİD’le savaşmak için Hristiyan gençlere silah eğitimi vermeye başladı.

ADNAN OKTAR: Hizbullah?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Hristiyanları. Kardeşim savaşa gerek yok. Sevgiyle çok kolay halledilecek bir şey varken, bunu hiç denemeden, hiç düşünmeden doğrudan silah ve savaşa gidiyorlar. Kardeşim hiç sevgiyi denediniz mi? Merhameti, şefkati, dostluğu denediniz mi? Yok. Ağızlarına sevgi gitmiyor, yakışmıyor bile ağızlarına. Bir kere sevgiden bahsedin, muhabbetten bahsedin, barıştan bahsedin. Allah size yardım edecek. Katiyen, illaki kavga, illaki kan. Kan kanı getiriyor, bela belayı getiriyor. Çok yanlış yoldalar. Şeytana uyuyorlar. Sevgiyle hepsi hallolur, bir denesinler görecekler. Ama illaki ahir zaman şahsına nasip bir sevgi.

Hayret ya adamların aklına hiç sevgi gelmemesi. Yani nefrete kendilerini mahkum hissediyorlar adeta. İnternete de gençlere bakıyorum epey bir bölümü ama çok büyük bir bölümü hep nefret dili. Bir sevgiyi alıştır ağzına, bir sevgiden bahset, gerisi gelecek güzel olacak. Sanki zehirlenecek. Kesinlikle sevgiye tavır alıyorlar. Mesela orada da Irak’ta da, Suriye’de şurada burada tek kelime sevgiden bahseden yok. kardeşim içinden gelmese de söyle, bir kere söyle arkası gelecek. Söyle Allah yardım edecek, söylemiyorlar. Sadece kan, nefret, kin, ölüm, asma, kesme, intikam bu. Filmler de, romanlar da bunları destekliyor, şeytanın etkisiyle kafaları gidiyor. Öğreteceğiz, öğrenecekler. Vakit geldi. Yaratanın yüce gücüyle, kainatın yüce mimarının gücüyle.

OKTAR BABUNA: Bu malum şahıs için “onun kolundan çeker, onun kolundan çeker barıştırır” demiştiniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani biraz beklerseler görecekler.

Şimdi buyurun dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Beyoğlu’ndan sorumlu koruma kurulu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlattığı Taksim meydanı ve yakın çevresi düzenleme projesini onayladı. Plana göre meydana ağaçlar dikilecek, süs havuzları yapılacak. Tabii projeye itirazlar da var bu arada.

ADNAN OKTAR: Onu ben söyledim.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Süs havuzları olmasını ben söyledim. Yani bilakis ağaçlandırılma yapılmasını bina yapılmayıp  ağaçlandırma yapılıp bahçenin genişletilmesi o zaman söylemiştik.

BÜLENT SEZGİN: Bazı fotoğraflar da vardı, uygun görürseniz gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Karşılaştırılmalı fotoğraflar.

ADNAN OKTAR: En az, en az böyle olması lazım güzel. Güzel Taksim’e gider. Yemyeşil bir Taksim çok güzel olur. Evet isabet. Hükümetin de elini güçlendirir, çok faydalı olur. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan ziyareti öncesinde basın açıklaması yaptı. Açıklamasından öne çıkan başlıklar Bakü, Tiflis, Kars demir yolu hattının bir an önce hayata geçmesini hedefliyoruz. Suriye ve Irak kaynaklı tehdit gündemimizin üst sırasında yer alıyor. NATO Ukrayna krizinin başından bu yana krizin  yatışması için çaba göstermektedir. Başlıkları bunlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet büyük olaylar olacak daha, bunlar başlangıç. Dediklerimiz doğru. Yaratıcının elçisi doğru söyledi. Dediklerimin hepsinin doğru   olduğunu gördük. Deccalden bahsedilmemesi, o da deccalin çıktığının alameti. Mehdi’den bahsedilmemesi Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığının alameti. Mehdiyet’in reddedilmesi Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığının alameti. İslam Birliği’ne % 95 İslam alimleri karşı. İslam tarihinde ilk defa görülüyor bu. 1400 yıldan beri ilk defa görülüyor, bir mucize. Koskoca adamlar sakal göbeğine geliyor, “İttihad-ı İslam’ı diyorsun, “daha yüzlerce yıl var” diyor. “Niçin” diyorsun “olmasın” “bir şey yok ki ortada” diyor. “Yani İslam Birliği olması için bir neden yok şuan” diyor.

BÜLENT SEZGİN: “Rahatımız yerinde” diyor. “Rahatımız yerinde, çok rahatız” diyor. “Maaşımızı alıyok, çok rahatık” diyor. Böyle binlerce tip var. Böyle alimler olunca işte İslam alemi sürünüyor. Bir de adamı alim diye çıkarıyorlar, konuşturuyorlar, buna uyan da bayağı adam var. İşlerine de geliyor. Çünkü İslam Birliği’ne karşı adam, Mehdiyete karşı, İsa Mesih(as)’ın inişine karşı, keyfide yerinde, maaşı da alıyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Diğer halkı gevşekliğe sürüklüyorlar bu üslupla.

ADNAN OKTAR: Tam bir atalet, tam bir lakaytlık oluşuyor. Kan gövdeyi götürüyor adamlar ilgilenmiyor. Adam işinde gücünde. İşte “pilav sünnet mi?” “Hangi ayağıyla nasıl adım atacak” onlar. İttihad-ı İslam’ın farzlığını önemsiz bir konu haline getirmiş. İşte “misvak mı kullanılması gerekiyor? Kavun yemek sünnet mi? Kabak yemeği mi yemesi gerekiyor?” onlarla ilgileniyorlar. Evet.

GÖKALP BARLAN: “Kesin bilgiyle iman etmeyenler seni gevşekliğe sürüklemesinler” diyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: Ama adam oysa gevşekliğe sürükleniyor. Evet şimdi kısa bir ara filmimiz olsun Darwinizmle ilgili, sonra devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İmani bilgiler.

OKTAR BABUNA: Hocam anlatayım inşaAllah. Bağışıklık sistemi hücreleri antikor denen silahları üretiyor. Bunlar anahtar kilit gibi mikropları virüslere uygun gidip onları parçalıyorlar. Bunun için genler var, bunları üretmek için Y şeklinde sap kısmını ve uç kısımlarını üreten kombinasyonlar. Kombinasyonların sayısı toplam 170 milyonu buluyor.

ADNAN OKTAR: 170 milyon?

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama sen bunu ağızda yuvarlayıp geçiyorsun, sanki önemsiz bir şeymiş gibi. 170 milyon çok müthiş bir sayı. Evet.

OKTAR BABUNA: Bir tane enzim var, bu genlerde harf değişikliği meydana getiriyor. C harfini U harfine dönüştürüyor. U kombinasyon sayısını arttırıyor. 10 milyara çıkıyor kombinasyon sayısı bu şekilde. Sadece b lenfositlerinde oluyor bu. 20. yüzyılda üretilen sentetik maddelere karşı bile antikor var. Ali Demirsoy da diyor ki Türkiye’nin en ünlü evrimcisi Ali Demirsoy; “20. yüzyılda bile üretilen sentetik maddelere karşı antikor olması bunların kahin olmasını gerektirir” diyor.

ADNAN OKTAR: Yani mucize diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey ben elektrikle ilgili bir şey anlatmak istiyorum. Elektriğin taşınması için en etkili yöntem sizin de bildiğiniz gibi bir kablo olması. Böylece dışı izole olmuş bir şekilde elektrik taşınabiliyor ve çok hızlı bir şekilde iletiliyor. Vücutta da yaratıcı aynı bu şekilde yaratmış bizi. Sinir hücreleri aynı bu şekilde elektriği iletebilecek şekilde yaratılmışlar.

ADNAN OKTAR: İzole?

CEYLAN ÖZBUDAK: Dışları izole ortasından bu şekilde elektronlar ilerleyebilecek gibi fakat aralarında boşluk var. Sinaps denilen boşluklar var. Bu boşluklardan da şöyle iletiliyorlar. Aralarından salgılanan sıvıyla elektronlar enzimlere yükleniyor. Enzimler karşı tarafa taşıyor onları. Böylece diğer karşıdaki sinir hücresine iletilmiş oluyorlar. Bir benzetme yapmak eğer gerekirse son hızla karayolunda ilerleyen arabanın içinde ilerlerken bir anda önümüze bir dere çıkması, bu dereyi bir kayığa binerek geçmek, fakat bu arada da hiçbir hız kaybetmemek gibi oluyor.

ADNAN OKTAR: Bu sinirlerin sürati ayrı bir mucize konusudur. Ona bakın. Nefes kesici hayret verici bir süratle o neticeleniyor. Yani oradan onu alıp oraya koyması, onu  karşıya geçirmesi bilmem ne öyle bir olay yok. Yıldırım hızıyla, yıldırım hızıyla.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Bir de Adnan Bey yaklaşık olarak hemen hemen ışık hızına yakın diyorlar sinirlerin iletimi için.

ADNAN OKTAR: Bak ışık hızına yakınız.

EBRU ALTAN: Bir de bu uyarılar olmasa da vücutta elektrik olmasaydı hem duyularımız çalışmazdı, hem hareket edemezdik, vücut fonksiyonları yapılmazdı, rüya bile göremezdik aslında.

OKTAR BABUNA: Bir de bir tasarım daha var inşaAllah, siz daha iyi bilirisiniz inşaAllah atlaya atlaya gidiyor. Allah o şekilde yaratmış. Düz gitseydi yavaş olacaktı ama kılıf var arada boşluk var, kılıf var arada boşluk var. Boşluklarda atlaya atlaya gittiği için çok süratli gidiyor. Tasarım mükemmel maşaAllah.

BERİL KONCAGÜL: Adnan Bey bu elektrik kablolarına akson deniyor. Bunlarında dendrit adı verilen uzantıları var ve bir aksana yüz bin tane dendrit bağlanabiliyor. Bu da demektir ki bir hücreye aynı anda sadece bir tane ileti değil, yüz bin tane ileti aynı anda gelebiliyor.

ADNAN OKTAR: Kaan Çıtlakoğlu, “Adnan Bey, “Masonum ama İslamiyet’i yaymak için Masonum” diyor. Helal sana. Koca yürekli adam.” Tabii İslam için her şey yapılır. “Her canlı ölümü tadacaktır…”  (Ankebut Suresi, 57) ayetine göre Hz Hızır (a.s) ölecek midir?” Evet, ama daha var ona. Görevi var onun. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurunda görevi var. İsa Mesih (a.s)’ın zuhurunda. Kıyametten az önce çekilecek Hızır. Kıyametten az önce. Daha var görevi. “Hocam, Berlin’den selamlar” diyor. Yani Adnan Bey diyor. Begüm, Yiğit yazmış. Bircan, Yıldız, Beren Çağlar, Vehbi Mansur, Hevin, Tuğba Berk yazmış. Evet. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Yurtdışı yasa dışı dinlemelerine ilişkin “bu tür yasadışı dinlemeleri kabul etmemiz mümkün değil. Gerekli soruşturma işlemleri başlatıldı” dedi.

 

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Yurtdışı yasa dışı dinlemelerine ilişkin “bu tür yasadışı dinlemeleri kabul etmemiz mümkün değil. Gerekli soruşturma işlemleri başlatıldı” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani Avrupa’nın yabancı istihbaratının bizi dinlemesi. Yani soruşturma yapılsa ne olur? Adamlar “biz dinliyoruz” diyor zaten. Söylüyorlar. Yapacak bir şey yok. Ama yine de yapsınlar bir şeyler. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yabancı basında yayınlanan makaleleriniz şu şekilde. Yeni makaleleriniz. News Rescue sitesinde “Yeni Çatışmalar Tüm Ortadoğu’yu Karışıklığa Sürüklüyor” başlıklı yazınız yayınlandı. Daily Mail sitesinde “Irak İçin Birlik Zamanı” isimli makaleniz yer aldı. ‘Ferguson  Gösterilerinden Çıkarılacak Ders” başlıklı yazınız Hindistan’daki Muslim Mirror sitesinde çıktı. Ayrıca Almanya’daki Burma Times sitesinde de “Burma’daki Toplumsal Çatışmalar” isimli yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Başbakanı Netanyahu, yaptığı yazılı açıklamada “biz sadece İsrail için savaşmıyoruz. Bilakis insanlık düşmanı Hamas, Hizbullah, El Kaide ve IŞİD’in yanı sıra İran gibi terör üreten rejimlerden destek alan birçok örgütle savaşıyoruz. İnanıyorum ki bu durum tüm medeni ülkeler için de geçerlidir” açıklamasını yaptı.

ADNAN OKTAR: Ama işte savaş, ilimle, irfanla, akılla, sevgiyle, merhametle, bilgiyle olur. Ama burada Napalmle, genel tahrip bombasıyla, havan topuyla, obüs topuyla oluyor. Yanlış olan bu. Mücadele güzel ama sevgiyle, akılla olacak. İrfanla olacak. Dehşet dehşeti getirir. Şiddet şiddeti getirir. Kan kanı getirir. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Filistin’de de iç çekişme yaşanıyor. Hamaslı yetkililer, Ramallah’ta düzenlenen kutlama gösterilerinin ardından bazı üyelerinin fetih hareketi tarafında tutuklandığını duyurdu. Fetih ise Hamas’ı kendi üyelerini zorla Gazze’de tutmakla suçladı.

ADNAN OKTAR: Bunların hiç birinde sevgi ifadesi yok. Her yerde dehşet, her yerde tehdit. Her yerde kan. Dünyayı cennete çevireceğiz inşaAllah kısmetse.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Hares Gazetesi’nin haberine göre Adnan Bey terör örgütü IŞİD saflarına katılanlara ayda 400 dolar ödüyormuş. Yaklaşık 20 bin savaşçısı olan örgütün yıllık maaş ödemeleri 100 milyon doları buluyormuş.

ADNAN OKTAR: Canım bu önemli bir konu değil ki. Adam tabii ki taraftarlarına para verir. Onların da yemesi, içmesi şunu bunu havadan olmayacağına göre bunun şaşılacak bir yönü yok.

Kadri, Mehdi (a.s)’ı da İsa Mesihi’de göreceğiz.

Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bingöl Eski Emniyet Müdürü Ercan Taştekin 17 ve 25 Aralık soruşturmasında görev alan polislere yönelik operasyonun hukuksuz olduğunu ifade ederek, yolsuzluk görünümlü darbe teşebbüsü iddiasının Türkiye’yi gülünç duruma düşürdüğünü belirtti.

ADNAN OKTAR: Tabii muhalif olanlar olabilir. Hukuk adamları bu konuda konuşabilir. Özgür bir ülkedeyiz herkes fikrini söylesin saygı duyarız.

Evet, damat Fikret Bey buyurunuz.

KARTAL GÖKTAN: Taraf yazarı Mücahit Bilici “Ümidim odur ki Ahmet Davutoğlu daha seviyeli bir siyaset ve yönetim anlayışı getirir. Ve son dönemlerdeki otoriter şahıs yöntemli rejim ve ideolojik körlük yerini normalleşmeye bırakır” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bu kadar sert üsluba gerek yok. Tayyip Hocam belayı üstüne çekti. O belanın ağırlığı altında tabii ki ıstırap çekti ama çok da sevap kazandı. O şu an o acının altında zaten. Ama hizmetin de zevkini, sevabın zevkini de aldı. Bundan sonra belli ki Sayın Ahmet Davutoğlu dönemi halim ve selim gidecektir. Böyle kavga, bağırtı, gerilim falan olmayacağı açık, bunda şaşılacak bir şey yok, anlaşılmayacak bir yönü de yok. Tayyip Hoca tamam bir acı dolu, bağırtı dolu, kavga dolu bir dönemden geçti ama, o dönem başkası olsa nasıl atlatırdı şahıslar bir değerlendirmek durumundadır. O dönemi bir değerlendirmeleri lazım. Güzel yönüne bakmak lazım, faydalı yönüne bakmak lazım.

Evet, şimdi yine kısa bir ara verelim. Film seyredelim iman hakikatleriyle ilgili devam ederiz.

BÜLENT SEZGİN:  İman hakikatleri filmlerimizden sonra programımız devam edecek.

VTR

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımızın sonuna geldik bu günlük. Birazdan ahir zaman ve yaratılış delilleri programımızda arkadaşlarımızla birlikte olacağız. 

Masaüstü Görünümü