Harun Yahya

Sohbetler (10 Eylül 2014; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz, sefa geldiniz.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Saadet Partisi Başkanı Mustafa Kamalak; Abdullah Gül’ün, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı mezarını ziyaret etmesine ilişkin; “Abdullah Gül bu ocakta yetişen, üzerinde Hocamız’ın büyük emeği olan birisidir. Bu bir vefa borcu olarak nitelendirilebilir. Partiye döner mi? Bunu zaman gösterir. Biz baba ocağıyız. Huzur ve kardeşlik isteyen herkese kapımız sonuna kadar açık” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kemal Kılıçdaroğlu IŞİD’e karşı koalisyon kurulması için gerekirse Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşebileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu; “Hükümetin bir basiretsizliği var. IŞİD’e terör örgütü demekten çekiniyor, korkuyor ve bu konuda çok net ve açık bir tavır almış değil. Bütün ülkelerin gördüğü kaygıyı adeta Türkiye Cumhuriyeti görmüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Eğitimle, ilimle olur. IŞİD’e karşı yapılacak bir şey yok, o anlamda. Askeri operasyon şu bu falan bununla bir çözüm olmaz. Akılcı bir hareket olmaz. Çünkü karşımızda bir fikir var. O fikre karşı da güzel bir fikirle, doğru fikirle karşı koymamız lazım. O da, Kuran’ın saf haliyledir. Kuran’a ilave edilmemiş haliyledir. Saf Kuran’la karşı çıkarsak konu biter. Ama IŞİD tabii ki hurafelerin bataklığında yetişmiş fikirlerden bu hale geliyor. Hurafeler onu bu hale getiriyor. Hurafelerden onları çıkarırsak konu biter. Ama onu yapacak kadro ancak Mehdiyet kadrosudur. Onu başkasının yapması çok çok zor. Otuz kere söyledim; IŞİD gittikçe güçlenerek, çapı artarak dehşet saçmaya devam edecektir. Hiç kimse de onlarla askeri bir çatışmaya girmek istemez. Çünkü yerel halkın da desteğini alıyorlar. Gelenekçi Ortodoks bir düşünceye sahipler. Eğitimle tamamen bu ortadan kalkar. Ama bu eğitimi kim verecek? Mehdiyet’i desteklerlerse bu iş olur. Öbür türlü olmaz. Kendileri de biliyorlar bunun böyle olduğunu. Çaresiz üsluplarından anlaşılıyor. Üslup, çözücü çare üslubu olmuyor. Hep çaresizlik üslubu. Çaresizlik varsa Mehdiyet vardır. İlacı Mehdiyet’tir. Çaresizlik ne demek? Mehdiyet’i duymak istemeyen, işitmek istemeyen çaresizliği sunar. Çarenin Mehdiyet olduğunu anladığı için çaresiz o. Bir insan çaresiz bir üslup kullanıyorsa Mehdiyet’in farkına varmıştır.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Galler Zirvesi’nde IŞİD ile PKK’ya karşı iki farklı görüşün savunulduğunu belirten Emekli Büyükelçi Onur Öymen; “PKK ile müzakere istiyorlar. PKK IŞİD’den masum değil. PKK’nın bu güne kadar ölümüne yol açtığı insan sayısı IŞİD’den çok daha fazla” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorlar. Azgınlık ve zalimlikte PKK IŞİD’i kat kat geçer. Çok çok daha zalim, gaddar ve acımasız Allah’sız Kitap’sız bir örgüt PKK. Evet.

KARTAL GÖKTAN: ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel Ankara’ya yaptığı ziyarette, IŞİD’e karşı NATO’nun oluşturacağı uluslararası koalisyon gücüne hem muharip, hem istihbarat, hem de lojistik anlamda destek vermesinde Ankara’yla anlaştı.

ADNAN OKTAR: Hiçbir şey çıkmaz o işlerden. Bu şekilde olmaz. Akıl almaz bir çatışma olur, akıl almaz terör olur. Kan gövdeyi götürür. IŞİD toprak altına da çekilebilir, yeraltına da çekilir; yer gök kan denizi olur. Böyle olmaz, fikirle olur. Askere de yazık, insanlara da yazık.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, İskoçya bir referandumla İngiltere’den ayrılmaya hazırlanıyor.

ADNAN OKTAR: Bak, kardeşim demek ki oluyormuş bölünme, demek ki oluyormuş. Yani ipini koy verirsen, abuk adamlara imkan verirsen demek ki oluyormuş. Evet dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Oradaki Müslüman azınlık da bundan biraz rahatsız, özellikle bir grup. Sizin bu hakkındaki fikirlerinizi merak ediyorlardı.

ADNAN OKTAR:  Egoist bencil bir toplum oluştuysa orada, adamın da parası çoksa.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Moskova Uluslararası Kitap Fuarı’nda kitap ve belgesellerinizin sergilendiği stant vardı. Rus halkı ve tüm ziyaretçiler çok büyük ilgi gösterdiler. Fotoğraflarımız da var.

ADNAN OKTAR: Tamam göreyim.

KARTAL GÖKTAN: On bin adet Rusça Evrim Teorisinin Çöküşü fuar sırasında dağıtıldı. Kitap dağıtımının arkasından olumlu çok güzel tepkiler geldi. Rusya genelinde aktif bir gençlik örgütünün başkanı, bu kitabın Rus gençliği açısından çok önemli ve faydalı bulduğunu, bizimle ülke genelinde çeşitli çalışmalar yapmak istediğini ifade eden bir mektup gönderdi. Ayrıca çeşitli öğretim üyeleri de bağlantı kurarak ortak çalışmalar yapmak istediklerini ifade ettiler. Standımızı ziyaret eden ve eserlerinize hayranlıklarını ifade eden bazı tanmış kişiler şu şekilde: “Igor Puropenko, Rusya’nın en büyük kanallarından RENTV Belgesel Bölümü Müdür Yardımcısı. Leonid Parfenov Rus Gazeteci TV Programcısı Yönetmen ve Oyuncu. Prof. Yuriv Yazemski yazar, filozof, TV sunucusu, Moskova Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi Başkanı. Ve fuara ait diğer resimler bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Ne şeker şeyler bunlar bir göster bakayım. Allah Allah ne tatlı şey bu böyle. Kırt diye onun burnunu ısırırım ben, minik burnunu. Patileri görüyor musun? MaşaAllah evet. MaşaAllah maşaAllah ne güzel millet Ruslar bayağı güzel insanlar, çok temiz. Bunları niye dışlamak istiyorlar Rusları anlamıyorum? Şahane insanlar terbiyeli, efendi, makul, sevecen, mütevazi. İlla onları o soğuk yerde öyle tecrit edecekler. Alın bağrınıza basın, ne güzel insanlar, ne güzel arkadaşlıkları var, dostlukları var. Değil mi? Avrupa Birliği’ne almaları lazım Rusya’yı. Yani garip bir durum var ben anlayamıyorum.

BÜLNET SEZGİN: Gençlerin toplu resmi de vardı fuarda.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Baksana acayip güzeller maşaAllah. Bak bayağı neşeli, canlı, şekerler hepsi. Acayip tatlılar yazık bunlara, bu sevimlilere. Orada onları bırakmak çok vicdanlı bir hareket olmaz, bu çok kötü bir şey.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şimdi eğer İskoçya da ayrılırsa yaptırım uygulamayı düşünüyorlar. O zaman Avrupa Birliği’nde ilk beş-altı yıl olmayacaklar. NATO’da da olmayacaklar, yalnız olacaklar. Para birimlerini de kullanamayacaklar, ne poundu ne euroyu. Merkez bankaları da olmayacak ilk etapta.

ADNAN OKTAR: Peki amaç ne orada?

AYLİN KOCAMAN: Orada bir petrol rezervi buldular; İskoçya onu sadece tek başına kullanmak istiyor. Bir de başta İşçi Partisi var.

ADNAN OKTAR: Şu egoistliğe ne gerek var? Ne kadar acayip. Halbuki İngiltere boydan boya çok medeni bir ülke, kibar güzel bir ülke. İnsanları güzel. Sırf para için şu egoistliğe değer mi? Ne acayip hareketler. Boydan boya kendi vatanın işte istediğin gibi yaşa. Değil mi? İstediğin yere git. Şu karmaşaya ne gerek var, şu sıkıntıya? Belli ki bu belalar çıkaracak, dertler çıkaracak. İngiltere’yi de sarsar bu, rahatsız eder. İngilizler kibar insanlar. Avrupa’ya medeniyeti öğretmede öncü olan bir ülke. Amerika bile İngiltere sayesinde dengeleniyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Onlar ayrılığı istemiyorlar dediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Çok gereksiz şeyler. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Cumhurbaşkanımız Obama’ya açıkça söyledi; “Bizi anlamanızı bekliyoruz. Amerikalı gazetecilerin başına gelenlerin rehinelerimizin başına gelmesinden çekiniyoruz” dedi açıkça söyledi.

ADNAN OKTAR: Türkiye tabii askeri bir operasyon yaparsa rehineleri tek tek keserek fotoğraflarını yayınlarlar. O bir yöntem değil, fikirle.

Putin’in geçenlerdeki ağlaması sırf kendi milli marşlarının çalınmasından kaynaklandığını zannetmiyorum. O, yalnız bırakılma duygusu onu çok sıkmış olabilir, çok ağrına gitmiş olabilir. Çünkü Moğolistan’a gitti Moğol Ordusu var karşısında, kıpkırmızı giyinmişler. Ona çok acı vermiştir bu. Sadece onlarla görüşebilme durumu var, sadece onlarla muhatap olma durumu var. Yani ürkütücü bir görüntü vardı Moğol Ordusu’nda ben öyle gördüm. Sinirlerini çok germiş olabilir bayağı çok şiddetli ağlıyordu çünkü sıkıldığı için. Tertemiz millet, bağrınıza basın ne uğraşıyorsunuz adamlarla? O da sıkıldıkça tabii daha kabadayı bir üslup kullanıyor, bunalıyor, ağrına gidiyor. Sevgiyle yaklaşın da; onlara da demokrasi, insan hakları, sevecenlik bütün sıcaklığıyla gelsin. O zaman cesaret bulur Putin. Öbür türlü sen onu korkutur yalnız bırakırsan o mafya sistemlerle kendini mecbur hissediyor o zaman. Benim gördüğüm manzara ürkütücüydü. Moğol askerleri Moğol milli kıyafetlerini giymişler birkaç yüzyıl önceki kıyafetler. Yüzlerinde anlamsız bir ifade, sinirlerini germiş olabilir o. Çünkü onlar da yalnız kalmış bir ülke Moğollar. Tecrit edilmiş sevilmeyen insanlar. Yazık günah değil mi? O soğuk görünüme ne gerek var? O buz gibi havaya ne gerek var? Baştanbaşa Asya karanlığın içinde kalmış, çok ürkütücü görüntüsü. Avrupa’nın sıcaklığı, kalitesi, güzelliği, hayat doluluğu nerede, oradaki kalitesizlik, kitlevilik, korkunçluk, soğukluk ve ürkütücülük nerede? Her yer kitlevi. Soğuk beton binalar, soğuk süslemeler, insanların yüzünde anlamsız mat bir ifade, dünyayı zorla belanın içine doğru çekiyorlar. Bak, Rus kızları cıvıl cıvıl canlarım benim. O güzel ruhlarını yansıtmışlar. O sevgiyi yaşamak istedikleri hissediliyor.

AYLİN KOCAMAN: Şimdi Ukrayna’yla ateşkesi kabul etmesine rağmen Avrupa yine de “Rusya’ya yaptırıma devam edeceğiz” demiş.

ADNAN OKTAR: İşte yalnız kalma korkusundan Ukrayna’yı bırakmak istemiyorlar. Çünkü onu bırakırsa öbürleri de gidecek diye korkuyor. Halkına acıyor, milletine acıyor Putin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde kaymakamlık ve ilçe emniyet müdürlüğü binasına el bombalı saldırı düzenlendi. Saldırı esnasında emniyet binasında güvenlik toplantısı yapıldığı öğrenildi.

ADNAN OKTAR: Evet daha hala adamlarla anlaşmadan bahsediyorlar. Ben anlayamıyorum yani bizim bilmediğimiz bir şey var herhalde. Adamlar ne olduğunu anlatıyor işte “biz böyleyiz” diyorlar yani. Kültürel mücadele akıllarının ucundan dahi geçmiyor. Yıllardan beri bas bas bağırıyorum. Diyorum ki “PKK’ya karşı ilmi mücadele yapılması lazım.” Bunlar çokbilmiş adamlar. Marksizm’i, Leninizm’i gece gündüz okuyorlar ve gayet eminler kendilerinden. “Arkadaş sizin yolunuz yanlış” yahut işte ne deniyorsa. Vatandaş mı deniyor? Yahut ey terörist mi deniyor? Ne deniliyorsa. “Sizin şu şu şu nedenlerden yolunuz yanlış. Bilimsel olarak hata yapıyorsunuz” denmesi lazım. Devlet bunu demiyor. Adamlar da haklı olduğu kanaatinde, daha hala dümdüz yollarına devam ediyorlar. Tabancayla tüfekle olmayacağını gördüler. “Anlaşalım” diyor. Anlaşma, ne anlaşacak adam seninle? Komünist devlet istiyor adam işte. “Sen onu bana verirsen, özerklik verirsen tamam” diyor adam. Özerklik ilk aşaması, sonra federasyon isteyecekler, sonra da ayrılmak isteyecekler.

İbrahim Seçken babana Allah sağlık sıhhat versin. Hayırlısını versin Allah, hayırlısını. Hayırlısını versin.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey arkadaşlarımız Eda Babuna, Aydan Saraçoğlu, İbrahim Tuncer ve Hüma Babuna; Malezya’nın milli günü dolayısıyla Malezya büyükelçiliğinin Ankara’da verdiği resepsiyona davetli olarak katıldılar. Çeşitli gösterilerle kutlanan gecede çok sayıda politikacı ve büyükelçi de vardı. Bu resimde Hüma Babuna Çin büyükelçisi Yu Hong Yang eşi ve arkadaşımız Aydan Saraçoğlu görülüyor. Bu resimde Hüma Babuna Arap Devletleri Ligi Misyon Başkanı Mohammed el Fatah Naceri ve Aydan Saraçoğlu. Bu resimde Malezya büyükelçisi Ammar Mohammed Zin ve arkadaşımız. Fas Krallığı büyükelçisi Taoufik Maazouzi görülüyor bu resimde de.

ADNAN OKTAR: Bu kadar.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bugün İngiltere Başbaşkanı David Cameron’un mektubu yayınlandı. İskoçya’ya “lütfen ailemizi parçalamayın” diye seslendi. Üslubu da genel olarak sevgi doluydu mektupta.

ADNAN OKTAR: Ama dinlemezler onu. Yani egoistlik olunca dinlemezler. İngiltere sevgisizliğin, egoistliğin ne demek olduğunu daha tam anlamadı. Önümüzdeki günlerde daha da bunun acısını yaşayacaklar. Dinsizlik egoistsizliği getiriyor. Egoistlik acıyı getiriyor. Acı çaresizliği getiriyor. Istırap içinde inliyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden gelen yeni faaliyet haberleri şu şekilde. Dün Nevşehir’deki kardeşlerimiz özel bir kolejin müdürüne, Vali Yardımcısı Hasan Kayhan Bey’e, Nevşehir Belediye Başkanı Sayın Hasan Ünver’e verilmek üzere özel kalemi Mehmet Bey’e ve diğer sekreterlerine ve CHP Nevşehir İl ve İlçe Başkanlığı’na kitap hediye etmişler. Balıkesir Üniversitesi öğrencileri yemekli sohbette buluşmuşlar. Çeşitli konularda sohbet edip sizin kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Şu güzelliğe bak, şu Anadolu’nun sıcaklığına bak. Baş örtülü anneler, dekolte genç kızlar, çocuklar herkes var. Tam tipik bir Anadolu ailesi. Bizim milletimiz bu. Dekolteli de mükemmel Müslüman’dır. Başörtülü de mükemmel Müslüman’dır. Bak iç içe tam tipik aileler. Başörtü düşmanlığı ne kadar çirkinse, dekolte hanımlara karşı düşmanlık da o kadar çirkindir. Her ikisini de kınıyoruz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzmir Ödemiş’te İbrahim kardeşimiz Ödemiş Fuarı’nda 200 tane eserinizi kızıyla birlikte dağıtmış. İstanbul’dan ve Çorum’dan kardeşlerimiz bir araya gelip sizin kitap ve dergilerinizi okumuşlar. Kardeşlerimiz Kayseri’de 50 adet kitabınızı ve 60 adet dergiyi dağıtmışlar. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Milliyet Yazarı Serpil Çevik Can, “Hükümet çözüm sürecinde gelinen aşamayı özetlerken şimdi artık iç ve dış yangınların etkisini minimize edebilmek ve sürecin bunlardan etkilenmemesini sağlamak için daha seri adımlarla hareket etmek gerekiyor” diye yazdı. “Seri adımlar, daha hızlı hareket etmek, işi uzatmamak bu ortak ifade HDP heyetinin son İmralı ziyaretinin ardından duyurulan mesajla da örtüşüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim işte “devlet gereğini yapacak” diyor. Hepsi bunların güzel, biz bunları dinliyoruz. Konu şu; Türkiye’de bölünmeye sebep olacak her hangi bir şeye müsaade etmeyiz. Her şeyi yapabilirler. Hükümete de güveniyoruz. Zaten Başbakan ne dedi? “Sorumluluk bende” dedi. Bitti. Nur gibi Müslüman, biz onun delikanlılığına, yiğitliğine vatanseverliğine, Türkiye’nin bütünlüğüne duyduğu muhabbete, bayrağa olan sevgisine, devlete olan sevgisine hepsine güveniyoruz. Gönlümüz rahat. Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Ama Allah vermesin gün gelir bir tesrlik olursa seksen milyon karşılarına çıkarız. Ondan sonra bak bir daha söylüyorum dünya kalmaz. Dümdüz çorak arazi olur. Amerika, Rusya hiçbir yer kalmaz. Yani Türkiye kalmazsa dünya da kalmaz, onu söyleyeyim. Bu dediğim blöf değil, bir gerçek. Kimse denemeye kalkmasın.

Sözleri de çok güzel “yalan dünya, yalan dünya” diyor bu çok önemli, düşündürücü. Tefekküre zemin hazırlayan güzel bir üslup. Dünya gerçek değil, ahiret gerçek. Burası imtihan yeri olduğu için cehennem özellikleri de var, cennet özellikleri de var. Ama mümin aklını kullanarak cehennem özelliklerini kenara çekiyor, temizliyor. Cennet özelliklerini ortaya çıkarttığı için nefis bir varlık olarak kendini gösteriyor. Ama küfür o belayı fark edemediği için cehennem özelliklerini de üstüne alıyor, cennet özelliklerini de alıyor; ikisi birbiriyle karışıyor magma oluyor batıyor ortalık. Güzellik kalmıyor geriye.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey bilimsel bir bilgi anlatabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

AYLİN KOCAMAN: Proteinlerin sentezinde oluşması gereken çok fazla şart var. Bunlardan bir tanesi peptid bağları. Normalde doğada çok fazla kimyasal bağ çeşidi var fakat proteini oluşturan aminoasitler mutlaka peptid bağı ile bir araya gelmek zorunda. Bunu da kontrol eden ve bunu yapan enzimler var. Bu konuda görevli enzimler var. Bunu mutlaka o şekilde bağlıyorlar. Fakat aminoasitleri serbest bir ortamda bıraktıklarında da çok yüksek oranda kimyasal bağ denilen başka bir bağla bağlanıyorlar. Bu sadece hücrenin içinde çok özel şartlarla olması gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Şu hücre alemine gireceksin, orada yaşayacaksın. Bir insan protein olsa, yani ruhu protein olarak bedene girse nefesi kesilir, kendi aklına da şaşar. “Kardeşim bende ne akıl almaz bir akıl var?” der. Bir kere enerji mükemmel, bak proteinin dinlenmeye ihtiyacı yok, yemeye ihtiyacı yok hiçbir şeye ihtiyacı yok. Ama nefes kesecek bir akla sahip simsiyah karanlığın içerisinde, milyarlarca detayın içerisinden ilgili yeri eliyle koymuş gibi buluyor. Ve müthiş bir operasyonla tam istediği gibi, bir mimar gibi düzenleyip geri çekiliyor. Bu müthiş bir eğlence. Arkadaşları da aynısını yapıyor, arkadaşları da akıllı. Bütün proteinler akıllı. Ama nefes kesecek bir akıl var hepsinde. Dışarıya çıkıyorlar, protein tozu oluyorlar, hiçbir anlamı yok. Orada illaki Allah’ın ruhu üstlerinde olacak. Allah’ın ruhu üzerlerinde oldu mu nefes kesecek bir akıl oluşuyor. “Engin denizlerde karanlıklar vardır” diyor Tevrat’ta. “Allah’ın ruhu engin karanlıklarda denizin üstünde sular üzerinde geziyordu” diyor Allah’ın ruhu. Allah’ın ruhu her yeri kapladığı için her yerde müthiş bir akıl meydana geliyor.

BERİL KONCAGÜL: Adnan Bey RNA’da protein sentezlenirken belli bir yerlerde bilgi var, bazı yerlerde de boşluk. Bu bilgi olan yerler farklı kombinasyonlar olduğunda farklı proteinler sentezleniyor. Bu işte protein sentezlerinde o bilgi olmayan yerleri protein onu çıkartabiliyor. Normalde çıkarmasa o protein sentezlemesi tamamlanmayacak. Tam olarak o üç boyutlu haline gelemeyecek. Fakat o bilgi olmayan yerler kırıla kırıla bilgi olan yerleri birleştirip orada muhteşem bir protein sentezleniyor.

ADNAN OKTAR: Şu vücuttaki katrilyonlarca oluşan akıl birbirinden nefis. Ve milyonlarca insanın aklının bir araya gelmesinden daha akıllı bir tane protein. Ve katrilyonlarca protein bu akılla vücudun içinde hareket halinde. Adam diyor ki; “Ben vücudun tesadüfen olduğuna inanıyorum” diyor. Şimdi ahirette dizüstü çöktürülecek, “aynı soruyu bir daha samimi olarak cevapla” diyecek. Katıla katıla ağlayarak yerlere yatacak “geri döneyim” diyecek. “Çok iyi biliyordum” diyecek  “çok iyi biliyordum fevkaladeliği ama zulüm ve büyüklenme dolayısıyla kabul etmedim” diyecek. “Sana gerekli mühlet verilmedi mi?” deniyor. “Verildi” deniyor. “O zaman sus” deniyor. “Geri dönseler” diyor Allah “yine aynısını yaparlardı” diyor. “Sonsuza kadar aynı karakterde olurlar” diyor.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam IŞİD’e katılmak için bölgeye giden yabancıları durdurmak için Birleşik Krallık yeni bir uygulama getiriyor. Buna göre ülke dışına seyahat eden kişiden şüphe duyuluyorsa bu kişinin pasaportuna el konabilmesi için İngiliz polisine yetki verilecek.

ADNAN OKTAR: O zaman onlar da orada görev alırlar. “O zaman İngiltere’de görev alalım bari” derler. Vahşet, dehşet göklere yükselir. Öyle çözüm olmaz, eğitimle. Eğitimle olacağı belli bunun. “Yok seni koymam.” Oradan girmezse öbür taraftan çıkar adam. Ne alakası var? Baskıyla adamı sen delirtirsin. Fikirle, sevgiyle, eğitimle olur. İnat ettikçe inat ediyorlar. Ağırlarına gitti. Ağrına gitmeyle olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yaklaşık Birleşik Krallık’ta 1 milyon 650 bin Müslüman yaşıyormuş Adnan Bey. Bunlar da “bu kanun çıktıktan sonra rahat hareket edemeyiz, fişleniriz, tüm Müslüman zan altında kalacak” diye endişelerini dile getiriyorlar.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorlar tabii.  Hepsi sakallı falan, gelenekçi, Ortodoks Müslümanlar, büyük bölümü yani yüzde 80-90’ı öyle. Adam tipine bakacak “Irak’a gitmek istiyorum” diyor. Adam delirir, yani hiçbir şekilde, “Dubai’ye gideceğim” hiçbir şekilde kabul etmez. Ürdün mürdün hiçbir yeri kabul etmez. O akıl akıl değil, eğitim gerekiyor.

Perihan Aslan “oğluna isim” ne diyelim?  Muhammet Musa koysun ismini.

Sevgi Hanım; “Konuğunuzun yüzü ne kadar temiz, ne güzel. Siz de çok güzel görünüyorsunuz, ne güzel.”

Akın Uzun; “Sevgi insanı Adnan Bey her zaman yanınızdayız” diyor.

“Bakü’den sevgiler” diyor Sevinç.

“IŞİD bir fikir miymiş?” Tabii ki fikir. Git bir tartış bakalım. Mesela Yunus Daryal, gel iki tane IŞİD mensubunu getirsinler. Git, tartış. On dakikada mağlup olursun. Akıl almaz bilgililer. Ama şirk bilgisiyle dolu. Sapkın bilgiyle dolu. Şirk bilgisi, peki bu tartışılacak adam, tartışacak adam için o şirk bilgi de kutsal bilgi zaten. Onun yenileceği bilgi onlarda var. Dolayısıyla mutlaka yenerler fikir olarak.

“Kimse deneme yapmaya kalkmasın. Türkiye kalmazsa dünya da kalmaz. Bu blöf değil gerçek.” Sözüme karşı Murro, “aykırı düşüncede” diyor.” Kürtler kalmazsa Türkiye de kalmaz.” Kürt zaten Türkiye demektir. Kürt demek Türkiye demektir. Laz demek Türkiye demektir. Çerkez demek Türkiye demektir. Kardeşlerimin, evlatların büyük bölümü Kürt. Kız arkadaşlarım da var Kürt. Delikanlı kardeşlerim de var Kürt. Kürt demek Türk milletinin has ferdi demektir, has elemanı. Kürt, Türk, Çerkez, Laz, hepsine biz Türk diyoruz.

Orhan Tekiş, “Valla ne yalan söyleyeyim Hoca, seni televizyonda görünce cennet ve huriler aklıma geliyor” diyor. Ne güzel sana demek ki cennet ve gılmanlar da değil mi? Gılman güzelliği de var, huri güzelliği var. Doğru söylüyorsun. Cennet gibi ortam meydana getiriyoruz. Elhamdülillah. Çok şükür.

BÜLENT SEZGİN: Onur Öymen geçen akşam bir televizyon programında Amerika ve batının kendi yapmadıkları şeyleri Türkiye’ye dayattıklarını söyledi. “Kendileri hiçbir zaman teröristle müzakere yapmıyorlar ama Türkiye’yi buna mecbur bırakıyorlar. Dayatma yapıyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: IŞİD’e karşı Türkiye hiçbir şey yapamaz, söyleyeyim. Amerika da hiçbir şey yapamaz. Mehdiyet’in dışında çözüm yok. İstedikleri kadar uğraşsınlar. Yalnız suni Mehdilik, Allah’ı kandırmaya kalkarsa sahte Mehdiler, Allah bin bir türlü belasını verir. Haşa Allah’a oyun oynamaya kalkan kim çıkarsa, Allah rezil rüsva eder. Allah’ın Mehdi’sine karşı Allah’ın Mehdi’sini beğenmeyip, kendisi suni Mehdi, sahte Mehdi yapmaya kalkarsa, Allah bin bir türlü belasını verir. Haşa, Allah’a oyun oynamaya kalkıyorlar. Allah da bin bir türlü belalarını veriyor. Kimse Allah ile oyun oynamaya kalkmasın haşa. Her seferinde mağlup olur ve rezil olur. Diyorlar ya Peygamberimiz (s.a.v.)’e “Medine’nin iki büyüğünden birisine gelmesi gerekmiyor muydu, zengin, ünlü? Peygamber ola ola Ebu’l Kasım’ın yetimi mi oluyor? Olacak iş mi bu? Medine’nin büyükleri var. Onlardan biri olsun” diyorlardı. Ve kendilerince suni peygamberlik aradılar. Allah helak etti. Mahvetti Allah. Şimdi asrımızın sahte Mehdi’lerini Allah rezil rüsva ediyor. Allah’la oyun oynamaya kalkarlarsa Allah her seferinde yerin dibine batırır. Bilmişlik, ukalalık, züppelik yapılamaz. Kimse oyun oynamaya kalkmasın. Allah’ın planını bozmaya kalkanı Allah dünyasını başına geçirir.

“AKP açılımla ülkemizi bölme tehlikesi gösteriyor. Siz hala AKP destekçiliği yapıyorsunuz” diyor Ayhan Demir. Kardeşim, şimdi “adam Türkiye’yi bölmeye kalkamaz” demiyorum ben. Olabilir. Bütün dünyada kıyamet kopar. Dağlar, binalar hepsi dümdüz olur. Bomboş çorak bir arazi oluşur. Böyle dumanları tüten bomboş bir arazi. Bütün dünya, kıyamet kopar. Buna kimse yeltenmesin. Yani hiçbir kavim, hiçbir ülke, hiçbir şey kalmaz. Yani seksen milyonu yok etmeye kalkarlarsa olay bu olur. “Ne olur canım şurayı bölsek, alsak?” falan, Türk milletinin haysiyetini, şerefini, namusunu ellerinden almış olurlar. O zaman hiç kimsenin yaşamasının bir anlamı kalmaz. Hiçbir Türk evladının yaşamasının anlamı kalmaz. Şehit olmak en büyük şeref olur. Seksen milyonu şehit ederler. Türkiye’yi teslim ederiz tapusuyla. Alırlar yani. Ederiz derken zaten biz de şehit oluruz. Aldıkları an bütün dünya çöle döner. Söyleyeyim. Bak, dağlar, Ağrı dağı dahil, Everest Tepesi hepsi dahil, dümdüz olur. Onu söyleyeyim. Bu blöf değil. Doğru söylüyorum. Hiç kimse densizliğe kalkmasın.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, ülkesini ve başkent Roma’nın terör örgütü IŞİD’in ilk hedefleri arasında olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Peki ne yapmak gerekiyor? Bir türlü çözümden bahsetmiyorlar. Habire “tehlike var.” Kardeşim çözümünü söylesenize. Çözümü eğitim. Bilgi, doğru bilgi. Adamı sen müşrik yetiştirmişsin. Müşrik böyle olur. Kan döker. Dehşet saçar. Cahil adam. Müslüman olduğunu zannediyor. Şirk içinde olduğunu unutmuş. Farkında değil. Zaten onların şirk dolu kitapları, büyük bölümünde şirk var, dehşeti ibadet olarak belirtiyor. “Doğrayın, kesin, doğrayın, kesin.” Başka maddeye rastlayamıyorsun. Adama niye şaşıyorlar?

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, evrimi çürüten 400 milyonun üstündeki fosillere bir yenisi daha eklendi. Rusya’nın Kaliningrad bölgesinde amber içinde bozulmadan kalmış Eosen dönemine ait 50 milyon yıllık bir karınca ve onun başında ortak yaşam sürdüğü mayt bulundu. Fosilin karınca ve akarlar arasındaki en eski ortak yaşam örneklerinden birini gösterdiği belirtildi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Darwinistler’e milyonlarca darbeden bir darbe daha. Ama onlar zaten gariplerim sustu kaldı, çöktüler. İlimle, irfanla, akılla, fikirle. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Zonguldak’taki Üzülmez Maden Ocağı’nda çalışan işçilerin ocaktan erken çıkmalarını önlemek için mesai saatlerinde asansör kapılarının kilitlendiği ortaya çıktı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de bir kalitesizlik sorunu var. Bu böyle sık sık belalarla kendini gösteriyor sanki sırf orada varmış gibi. Git Anadolu’ya bak, git inşaatlara bak. Her yerde yüzde seksen-doksan acımasız bir kalitesizlik sorunuyla karşılaşırsın. Yani bu sonunda da bu tip olaylar sürekli olur ve oluyor. Bir kısmı basına yansıyor, bir kısmı yansımıyor. Çok büyük olay olursa basına yansıyor. Yoksa sürekli olan olaylar bunlar. Önce kalite, kaliteli insan yetiştirmek, kaliteli dünya hayatını savunmak, kaliteli yaşamı sevgi ve güzelliğin bir parçası olarak görmek, kaliteli eğitim, kaliteli insan, kaliteli çevre. Bu çok önemli.

Fikret Bey, dinliyorum zat-ı alinizi.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün gece TBMM’de kabul edilen torba yasaya göre yer altı işçilerinin çalışma süresi haftada en çok 36 saat olacak. Günlük çalışma süresi altı saati geçemeyecek ve emeklilik yaşı 55’ten 50’ye düşürülecek.

ADNAN OKTAR: O doğru, onu uygularlar da öbür konular biraz pratik uygulamada pek daha değişik oluyor. Anadolu’ya gittin mi her yerde bir acı görürsün. Her yerde bir acı görürsün. Sanki sırf oralarda rastlanıyormuş gibi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Moskova nükleer bir denizaltıdan sekiz yıldır geliştirmekte olduğu nükleer başlık taşıyabilen kıtalar arası balistik bir füzeyi deneme amaçlı fırlattı. Putin füzenin 2040 yılından itibaren Amerika ve NATO’nun kurmakta olduğu füze kalkanını delecek bir silah olacağını dile getirmişti.

ADNAN OKTAR: Putin Baba da Allah aşkına sürekli böyle racon kesiyor. Onun da delikanlılığı tuttu. Gerek yok. O zaman insanlar korkuyor Rusya’dan uzaklaşıyorlar ve yalnızlaştırmak istiyorlar. Böyle bir üslup kullanmasın, sevgi üslubu, barış üslubu kullansın. Böyle bir silah geliştirse bile bunun barış amaçlı olduğunu söylesin. Değil mi? “Bize bir saldırı olursa kendimizi koruyacağız” desin. Bu kabadayılık kokuyor. Bu olumsuz etki yapar, böyle olmaz. Yanlış yapıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzmir’de bir kadın “Ben yalnızca sevgi istedim” diyerek intihar etmek istedi. Sinir krizi geçiren kadına polis engel oldu.

ADNAN OKTAR: Canım benim Allah ona sevgi versin, kalbini ferahlatsın. Her yerini nur kılsın. Dünya tatlısı maşaAllah. Allah onun aradığı sevgiyi onun kalbine koysun. Yazık kızcağıza.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bülent Arınç asansör kazasında hayatını kaybedenler için Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yaptı. Ölüm geliri, ölüm aylığı ve diğer ödemelerin yapılmasına karar verildiğini ve idari soruşturma için teftiş kurulunun görevlendirildiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Her olayın sonucu tabii kamuoyuna yansıdığı için olağanüstü tedbir alınıyor ama yine bir yerlerde bir şeyler olur, ben söyleyeyim. Genel kalite çok önemli, İsveç modeli, Norveç modeli Avrupai bir ülke olmamız lazım. Bu sefalet bu perişanlık Anadolu’nun birçok yerinde var. Müthiş bir kalitesizlik Anadolu’nun birçok yerinde var. Böyle baş edilmez bununla.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Barosu’na kayıtlı yetmiş avukatın Kürdistan Hukukçular Derneği’ni kurmak için yaptığı başvuru Kürdistan isminin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle reddedildi.

ADNAN OKTAR: Ayıp yapıyorlar. İlla ırkçılık olacak, illaki. Saf ırka dayalı bir kafa. Ne Kürdistan’ı? Türkiye vardır, bütün Kürtler bizim canımız kardeşimizdir. Laz’ı, Çerkez’i hepsi tek bir bütünüz. Ve biz yüzyıllarca karıştık zaten. Irk olarak, saf ırk olarak zaten ırk yok Türkiye’de.

BÜLENT SEZGİN: Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi’ne yönelik operasyon düzenlendi 19 kişi gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: O yöntemlerle netice alınmaz. Bediüzzaman diyor “adli yöntemlerle netice alınmaz bu cereyanı münafıkaneye karşı” diyor. “Cereyanı Nemrudane’ye ancak  Kuran’ın hakikatleriyle, iman hakikatleriyle” yani “Mehdiyet’le karşı konabilir” diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Darbe mahkemesi Mısır’da hapisteki Müslüman Kardeşler liderlerinden Muhammet Bilteci ile Saffet İcazi hakkındaki kararını yıl mahkumiyet olarak açıkladı. 10 Temmuz’da hakkında tutuklama emri çıkartılan El Bilteci’nin 17 yaşındaki kızı Esma güvenlik güçlerinin protestocuların üstüne açtığı ateşte hayatını kaybetmişti.

ADNAN OKTAR: Evet o kardeşimizi ve bir çok mazlum insanı orada şehit ettiler. Şirk düzeni acımasızca birbirini yok ediyor. Onlar onları, onlar onları. Şirk işte felaket Allah “ancak bir pisliktir” diyor. Mahvetti İslam alemini şirk. Bundan kurtulmaları gerekiyor. Bu da ancak Mehdiyet’le mümkündür.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Haber Türk’te beş yıldır köşe yazarlığı yapan Yavuz Semerci “Verdiğim rahatsızlık için özür dilemeyeceğim” dedi ve köşesine veda etti. Yavuz Semerci Haber Türk’ten ayrıldı ayrılırken de “verdiğim rahatsızlık için özür dilemeyeceğim” şeklinde yazı yazdı. Veda yazısında gezi eylemleri ve yolsuzluk soruşturmaları sırasında yazdıkları nedeniyle iktidarın hedefi haline geldiğini söyledi; “verdiğim rahatsızlık için özür dilemeyeceğim. Bir gazeteci kadar rahatsızlık vermeye özen gösterdim. Taşan kısımlar için de hoş görünüze sığındım” dedi.

ADNAN OKTAR: O kadar özür dilemesine gerek yok, isterse gidebilir. Bir şey olmaz. Onlar istemiyordur veyahut kendi istemiyordur, bir şey olmaz. Ama ben gazetecilerin fikirlerinden dolayı görevlerinden alınmasını çok ayıp buluyorum. Çok yakışıksız muhalif de olsun, istediğini konuşsun. Ne alaka? Çok ayıp. Muhalif; ondan makul ne olabilir? Herkes aynı fikirde olur mu öyle şey? Ne kadar güzel bir gazetede muhaliflerin olması. O gazetenin güvenirliliğini gösterir o. Dünyanın çok basit şeyleri koskoca insanların büyük bölümünü akıl edememesine ben şaşıyorum.  Bir terör anarşi varsa bu bir fikirden kaynaklanıyor. Buna karşı nasıl fikir geliştirmezsin? En ilkel beyin bile bunu düşünür, akıl edemiyor. Sevgiyle, fikirle, bilgiyle karşı çıktın mı? Yok. Aklının kenarından köşesinden geçmiyor. Bu kadar kolay, bu kadar net netice alınacak bir şey akıllarından geçmiyor. Hep kanla ve dehşetle. Alışmışlar. Yüzyıllarca böyle alışmışlar. Kanla ve dehşetle halledeceklerini düşünüyorlar. O da yeni yeni kan ve dehşeti getiriyor. Hepsini sevgiyle halletmek, bilimle akılla halletmek lazım.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın bu akşam sonuna geldik. Yarın yine görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü