Harun Yahya

Sohbetler (14 Eylül 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sefa bulduk.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Beylerbeyi Sarayı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “IŞİD’in elinde 48 konsolosluk görevlisinin rehin olması Türkiye’nin bazı adımları rahatlıkla atmasını hatta bazı durumlarda risk almasını başlı başına engelliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye zaten bir şey yapamaz. ne yapacak? Hiçbir civar ülke bir şey yapamıyor. Türkiye mi yapacak? Gidip bombalayacak hali yok. Asker gönderemez. Ne yapacak? Fikirle mücadele edilebilir. Türkiye kabul ediyorsa fikirle IŞİD kısa sürede bitirilir. Avrupa bunu kabul ediyorsa kısa sürede bitirilir. Öbür türlü bu müthiş bir cereyan. Bunu durduramazlar, çığ gibi gelişir. Dünya bu açmazı daha da şiddetlenerek seyredecek. Bu sözüm yıllar önce söylenmiş bir sözdü. “Müthiş bir bağnaz cereyan oluşacak” dedim, “mecbur olacaklar Mehdiyet’i kabul etmeye” dedim. Aynısı oluyor şu anda.

BÜLENT SEZGİN: Hz. Zülkarneyn (a.s)’ı Hocam mecbur kalınca çağırıyorlar değil mi o dönemde?

ADNAN OKTAR: Kuran’daki işaret o. “Ey Zülkarneyn, Yecüc, Mecüc burada anarşi çıkarıyor, kargaşa çıkarıyor bizi kurtar” diyorlar. O da o devrin imamı, Mehdi’si. Kabul ediyor. Ama Kuran’da anlatılan doğrudan Mehdiyet’tir tabii. Zülkarneyn kıssasından kasıt o. Uygulanacak hayata geçecek bir şeyi anlatıyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce de iki Amerikalı gazeteciyi öldüren IŞİD, Suriye’de kaçırdığı İngiliz yardım görevlisi David Keyton’u başını keserek katletti. Haines’in öldürülmesinin nedeni olarak örgüt İngiltere Başbakanı David Cameron’un IŞİD’e karşı Amerika tarafında oluşturulan koalisyona girmesini gösterdi.

ADNAN OKTAR: Daha da yaparlar, kaçırırlar, İngilizler’den kaçırırlar, ünlülerden kaçırırlar. İngiltere’de de kesebilirler. “İslam barış dini, sevgi dini” diyor Cameron. Neye göre? Şiiliğe göre mi, Sünniliğe göre mi, Kuran’a göre mi? Kuran’a göre doğru. Şiiliğe göre; her gün adam asıyorlar İran’da. Suudi Arabistan’da her gün adam asıyorlar. Kesiyorlar, asma değil kesme. Kılıçla adam geliyor, kütüğün üstüne kafasını koyuyorlar adam doğruyor. Gece gündüz adam doğranıyor. Suudi Arabistan’da çok iyi kaliteli değerli yöneticiler var. İran’da da çok değerli,  kaliteli, akıllı değerli yöneticiler var ama onların güçlendirilmesi gerekiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere Başbakanı David Cameron yaklaşık iki saat süren acil kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada IŞİD militanları için; “Onlar, Irak ve Suriye’de binlerce Müslüman’ı, Hristiyan’ı, azınlıkları öldürüyor, katlediyor. Bunu İslam adına yaptıklarını söylüyorlar. Bu saçmalık. İslam barış dinidir. Bunlar Müslüman değil, bunlar canavar” dedi.

ADNAN OKTAR: Sen de git onlara; “Müslüman mısınız, canavar mısınız, mücahit misiniz?” desen; Müslüman mücahit olarak biliniyorlar. Cehd ehli olarak biliniyorlar. Cameron bu tip konuşmalarla netice alamaz. Adamlara bol bol vakit kazandırmış olacak. Tankla topla da olmaz. Bombalama olduğunda, gidip Irak’ı orayı burayı bombalarsa Amerika, orada ölenlerin yakınları IŞİD’in tarafına geçerler. Böyle yöntem olmaz.

Mektup hazır. İngilizce’ye de çevirdik. Yarın göndereceğiz çözüm olarak kısmetse.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, daha önce siz söylemiştiniz, “eğer Irak’taki diğer insanları silahlandırırlarsa onlar da silahlarını da verirler, IŞİD tarafına geçerler” diye. Aynı bu şekilde olmuş. Çok fazla kabile IŞİD tarafına geçmiş silahlarını teslim ederek.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Irak ordusuna silah veriyorlar, adamlar gidip silahı ellerinden alıyor, adamları da diz çöktürüp kesip kuma gömüyorlar. Fikirden şiddetle kaçınıyorlar, anlamazdan geliyorlar. Anlamazdan gelmemeleri için hepsine mektup göndereceğim. Boş yere çırpınıyorlar. Allah’ın gücünü durduramazlar. Allah’la mücadele edeceklerini zannediyorlar haşa, Allah onları yerle bir eder. Allah’a güç yetiremezler. Allah’ın dediğini yapacaklar.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu Bilecik’in Söğüt İlçesi’nde düzenlenen 733. Ertuğrul Gazi’yi Anma Ve Söğüt Şenlikleri’nde konuştu Hocam. Konuşmasında; “2023’te bir cihan devletinin doğuşuna hep beraber şahitlik edeceğiz” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: Bir alkış. Görüyor musun aslanı, dava adamını? Biz yol, köprü peşinde değiliz, bu sözün peşindeyiz. Bunu söyleyen bize fakir bir hayat bile sunsa yani çeyrek ekmek, biraz peynir bile olsa bunu söylüyorsa biz bu insanı başbakan yaparız. Dava adamı, yedi ceddine rahmet olsun. Şahane bir ifade. Cihan devleti demek dünya hakimiyeti demek. Doğru söylüyor ve olacak o. Alenen açık, sarih olarak Mehdiyet’i açıklıyor. Tarih de çok net. Bediüzzaman’ın verdiği tarihlerle aynen mutabık. Alenen “Mehdiyet dünyaya hakim olacak” diyor. Devlet ağzıyla, devlet diliyle bizim söylediğimizi aynısıyla söylemiş. Cihan devleti demek budur. Bölge devleti demiyor cihan devleti, dünya hakimiyeti. 2023’te dedikleri çıkacak doğru o. Kader öyle. Bu IŞİD’ler şunlar bunlar hepsi bu cihan hakimiyetinde ara aşamalardır. Allah onları negatif unsur olarak gösteriyor, pozitif unsur olarak Türkiye ortaya çıkacak. Kurtaran olarak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu’nun bugünkü konuşmasından bir bölüm de şu şekilde Adnan Bey: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir cihan devleti yapana kadar maziden aldığımız ilhamı Hoca Ahmet Yesevi’nin, Emir Sultan’ın, Hacı Bayram Veli’nin, Ak Şemseddin’in irfanını yeryüzünün her bir köşesine taşıyana kadar bıkmadan usanmadan çalışacağız.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah ne mübarek delikanlıymış bu insan, ne mübarek insanmış. Şu ağıza bak, şu üsluba bak, şu güzelliğe bak. Yedi ceddine rahmet olsun senin. Ben şu ana kadar hiçbir başbakanın böyle konuştuğunu görmedim. Tayyip Hocam bu üsluptaydı ama şahane, mükemmel mükemmel. Allah nuruyla sarsın. Allah hidayet, sağlık, sıhhat, bereket, güç-kuvvet versin çok güzel maşaAllah. Süper.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ertuğrul Gazi’yi Anma Şenlikleri’nde Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici kendisine söz verilmemesi üzerine protokol tribününü terk etmek istedi. Başbakan Davutoğlu da kendisini ikna etti.

ADNAN OKTAR: Ama o kadar kurala gerek var mı? Mustafa Destici değerli, akıllı, mükemmel bir dava adamı. Şehidimizin de vekili sayılır, manevi vekili sayılır. Oraya kadar gelmiş, zaten konsept belli, olay belli onun orada konuşma yapması hayati. Sayın Devlet Bahçeli’nin, onun, değil mi? İşte “kurallara uygun değil o yüzden.” Olmaz öyle şey. Pratik olmak lazım. İşte “programda yok, bilmem nede yok.” Bunun bir mantığı yok. Bu bir nezakettir. Ummadık bir misafir de gelebilir çıkarır konuşturursun. Sayın Başbakanımız bu sistemi delebilir. Böyle kuralcılığı kaldırsın. Pratik başbakan olarak devreye girsin. Derim. Zaten onun da böyle bir özelliği olduğunu hissediyorum.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli de aynı etkinlikteydi. Sayın Davutoğlu kendisine seslenerek; “Ümit ederiz ki gelecek sene bütün siyasi liderler gelsin, herkes Söğüt’e gelsin. Gelecek sene kucaklaşalım bir olalım, iri olalım, diri olalım. Aramızda görüş ayrılıkları olsa bile bunları zihnimizin ötesinde tutarak gönlümüzü birbirimize açalım. Göreceğiz ki aslında 77 milyonun her bir ferdi Türkiye’nin her bir köşesinde aynı inançla bakıyor, aynı yürekle yürüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak, mükemmel bir konuşma, mükemmel bir sevgi konuşması. Çok efendi insan Bahçeli. Devlet terbiyesi mükemmel. Hep böyle yatıştırıcı, uzlaştırıcı, fitneden uzak, kargaşayı hiçbir şekilde kabul etmeyen, hırsı da yok. “Devlet baki olsun, devlet aziz olsun, millet rahat etsin, idealimiz yerine gelsin” mantık bu. Çok güzel bu. Mesela çılgınca bir hırs içinde değil. İktidar oluruz olmayız ama davamız yürüsün mantığında, bu çok güzel.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yürüyüş Şenlikleri dolayısıyla yayınladığı mesajında: “Ecdadımızın bize emanet ettiği kutlu mirası yaşatmak, onların davasına sahip çıkmak ve büyük Türkiye hedeflerini gerçekleştirmek için azimle çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel ama başbakan dehşet açıklama yapmış, şahane.

Ama Tayyip Hocam zemini çok iyi hazırladı, sistemi çok iyi hazırladı. Eracifi temizledi, kirleri giderdi. Belalı işlerin içine girdi, belanın altında kaldı, çok sevap kazandı, o ona şeref. Belasız yaşamak da kolay ama belanın altında kalmanın sevabı daha çok. Bir şey de olmadı, gayet rahat şu an. Çok huzurlu görüyorum ben. Bana söyleyenler de öyle söylüyor “huzurlu” diyorlar.

CEYAN ÖZBUDAK: Güler yüzlü genelde hep.

ADNAN OKTAR: Rahat değil mi? Evet. İyi oldu o gerilim falan gitti Türkiye’den, tamam oldu işte.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Grekoromen stil Dünya Güreş Şampiyonası’nda Rıza Kayaalp finale yükseldi. Geçtiğimiz günlerde de serbest stil 125 kiloda Taha Akgül de altın madalya kazanmıştı. Her iki sporcumuzun da resimleri vardı dua ederken ve secde ederken uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan, koç yiğit. maşaAllah aslanıma benim. Kuvveti verenin Allah olduğunu biliyor. Aslan maşaAllah şükür secdesine kapanıyor aferin.

Eskiden pehlivan vardı, güreş vardı, ortalık karıştı. Ali Rıza Alan 52 kiloda çıkardı fırtına gibi eserdi. Yakın zamandan bahsediyoruz. Mehmet Sarı vardı, Vehbi Akdağ vardı 62 kiloda. 68’de yine çok değerli güreşçilerimiz vardı. 72’de Mehmet Uzun. Güreş muhabbeti yapabiliriz.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç isim daha geldi. Hüseyin Aktaş, Gazanfer Bilge.

ADNAN OKTAR: Hüseyin Aktaş mı, Akbaş mı?

BÜLENT SEZGİN: Siz daha iyi bilirsiniz.

ADNAN OKTAR: Üzeyir Sille. Gazanfer Bilge, evet başka.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Ayık. Akbaş doğruymuş Hocam.

ADNAN OKTAR: Toledo’da fırtına gibi esmiştik zamanında takım halinde. Helsinki’de de yeri göğü birbirine katmıştık. Nerede o eski pehlivanlar. Uyumayın çalışın. Burada çayırlık alanlar var. Kapışın güreşin hazırlanın. Sefer Baygın vardı 48 kiloda çıktı mı fırtına gibi eserdi. Şimdi o onu itiyor, o onu itiyor. Öyle güreş olur mu? Eskiden kündeyi bastı mı direkt tak anında tuşa getirirlerdi. Omzuna alıp direkt alıp atıyordu rakibini tuşa getiriyordu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, IŞİD’in Şengal saldırısının Kürtler’e ulusal birlik ihtiyacını hissettirdiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Kürtler’e, Müslümanlar’a değil Kürtler’e. Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i var mı? Orada Çerkez adam katlediyorsa nedir o, değil mi?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: “Kürtler artık Ortadoğu’da kilit rol oynar posizyondadır.”

ADNAN OKTAR: IŞİD orada Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de, Türk’ü de şehit ediyor. Sen sırf Kürt’ü burada esas alıyorsun. Bu nasıl kafa? Böyle mantık olur mu? Kürt insan da, Laz insan değil mi? Çerkez insan değil mi? Türk, Arap insan değil mi? “Müslümanlar’a yönelik bir zulüm var” de. Hristiyanlar’a da yazık, Museviler’e de yazık. Onlar insan değil mi? Allah’ın kulu değil mi?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın komutanları kabul ettiği salonda, duvarda asılı olan hat levhası dikkat çekti. Arapça hat ile üzerinde “Aleyke Avnullah-Allah’ın yardımı senin üzerine olsun” yazıyor.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Ne güzel çok güzel. İşte bunu millet bunu duyunca ne yapıyor? Gidip AK Parti’ye oy veriyor işte. CHP de bu ruha gelsin. Marks’ı da övsün övüyorsa, iyi yönlerini ama Bediüzzaman’ın da iyi yönlerini övsün. CHP bu güzelliğe adım atsın. Che’nin de güzel sözü varsa söylesin, Süleyman Hilmi Tuhanan’ın da güzel sözü varsa onu da söylesin. Ama tek yanlı yaparsa, sırf Marks, sırf Che olursa millet yanaşmaz. Milletin manevi değerlerine önem verildiğini millet görmeli.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, biraz önce bahsi geçen haberin fotoğrafı vardı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın komutanları kabul ettiği odada. “Allah’ın yardımı senin üzerine olsun-Aleyke Avnullah” yazıyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel olmuş. Sanatçıda sanatçıymış. Bayağı güzel yazmış.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Papa Franciscus; “Savaş bir delilik halidir. Din adına yürütülen savaşlar ise lanetlenmeye mahkumdur” dedi. “Dünyanın farklı bölgelerinde parça parça devam eden insanlığa karşı suçların, katliamların ve çatışmaların 3. Dünya Savaşı’nın ilk aşamaları olabileceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR:  Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Papa Franciscus; “Savaş bir delilik halidir. Din adına yürütülen savaşlar ise lanetlenmeye mahkumdur” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru güzel.

KARTAL GÖKTAN: “Dünyanın farklı bölgelerinde parça parça devam eden insanlığa karşı suçların katliamların ve çatışmaların 3. Dünya Savaşı’nın ilk aşamaları olabileceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: 3. Dünya Savaşı’nı durduracak olacak güç Mehdi (a.s)’dır. 3. Dünya savaşına kadar kıyamet kopar dünya kalmaz. Yani taş taş üstünde kalmaz. İmam Mehdi (a.s), Seyyidina İsa Mesih (a.s), bu iki güzel varlık, bu belayı durdurmak için geldiler zaten. Kıyameti durdurmak için geldiler. Kıyameti kısa bir süreliğine durduracaklar. 70 yıl, güzel bir dönem var, sonra bozulacak. Papa’yla biz çok şey konuşacağız daha.

KARTAL GÖKTAN: Kısmetse.

ADNAN OKTAR:  Kısmetse. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP merkez yönetim kurulu üyelerini belirledi. Mehmet Bekaroğlu tanıtım ve halk ile ilişkilerden sorumlu oldu.

ADNAN OKTAR:  O Marks falan muhabbeti bitmedikten sonra boş, onu bırakacaklar. Bediüzzaman'ın, Süleyman Hilmi Tunahan’ın güzel sözlerini almaları lazım. Sevmeleri lazım ve sevdirmeleri lazım. Bağırlarına basmaları lazım. Bediüzzaman'ı, Süleyman Hilmi Tunahan’ı bağrına basan bir parti, milleti bağrına basmış demektir. Onlara tavır alan bir parti, milletle bir nevi mücadele ediyordur. Ve millet ona tavır alır. Bir anlamda mücadele ediyordur. Bir kısım fertler diyelim. Ve asla iflah olmaz asla. Denenmiş iflah olmamış, denenmiş iflah olmamış, denenmiş iflah olmamış. Bereket bulamazlar. Bekletmeye gerek yok.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi, bilişim komisyonu verilerine göre Türkiye’de sekiz yüz bin internet bağımlısı var. Bağımlıların tedavisi için sadece iki poliklinik açılmış durumda.

ADNAN OKTAR:  Yanlış duymuyorum değil mi? İnternet bağımlısı? Bir de bu mu çıktı? Biraz komik.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam iki fotoğraf vardı. Birisi 1965 dünya güreş şampiyonasından.

ADNAN OKTAR:  Sen bu olaya gir.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Ayık, 1965 dünya güreş şampiyonumuz.

ADNAN OKTAR:  Bruce Medved doğru mu?

BÜLENT SEZGİN: Siz öyle diyorsanız öyledir.

ADNAN OKTAR:  Yazmamış?

BÜLENT SEZGİN: Yok haber gelmemiş, yazmamış.

ADNAN OKTAR:  Yazsınlar, baksınlar Medved o. Dünya şampiyonu Medved’i yenmişti, Ahmet Ayık. Sonra antrenör olarak devam ediyor Medved. Güreşte bizim Gıyasettin Yılmaz’ı yenmişti. Gıyasettin Yılmaz dev gibi bir güreşçiydi. Üstüne çıkmıştı ben hatırlıyorum. Adam üstünde kayboluyor adeta. Ama psikolojik olarak Gıyasettin Yılmaz hipnotize oldu onu görünce. Kendini bıraktı. Mutlaka yendiğini bildiği için, usta olduğu bildiği için. Benim gördüğüm iki misli falandı, baya iriydi. Ama onun tekniği çok güçlüydü, Medved’in.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir fotoğraf daha vardı. Bu fotoğrafta da, 1966 yılında Toroda’da yapılan, dünya serbest güreş yarışmasında, takım halinde dünya şampiyonu olan serbest güreş milli takımız. Sayın Süleyman Demirel ile birlikte.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah. Say isimlerini.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet ayık vardı. Hasan Güngör, Mahmut Atalay, Tevfik Kış, Nihat Kabanlı, Seyyit Ahmet Ağralı, Mehmet Esenceli, Metin Çıkmaz, Ümmer Beşergil, Hasan Sevinç ve Bekir Aksu.

ADNAN OKTAR:  Bir alkış. MaşaAllah. İsimlerini birçok genç bilmez. Biliyor musun?

GÖKALP BARLAN: Bilmiyorum.

ADNAN OKTAR:  Olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam doğruymuş, Medved.

ADNAN OKTAR:  Medved değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam şimdi hafızanız.

ADNAN OKTAR:  Bulanık resim olduğu halde, tak teşhis.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Denizli’de bir törene katılan Ekonomi Bakanı Zeybekçi'nin eşi Ayşen Zeybekçi, ve Vali Demir’in eşi Nurtaç Demir, sahneden sökülen spot ışığın üzerlerine düşmesi sonucu yaralandılar.

ADNAN OKTAR:  Geçmiş olsun. Olur öyle şeyler. Ama her yerde bir çürüklük, bir özensizlik görülebiliyor bazen. Herşeye çok dikkat etmek lazım. Çok iyi kafa kullanmak lazım. Avrupa’da böyle şeyler çok nadir görülüyor. Türkiye de vakıa adiyeden yani.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam 12 Ekim’de yapılacak HYSK seçimlerine değinen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu savcı ve hakimlere seslenerek; “Bu ülkede adalete saygı duyulacaksa o saygıyı önce siz duyacaksınız. Rüşvete, siyasal rüşvete teslim olan bir adaletten adalet beklenemez” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR:  Yani elle tutulur bir hata, yanlış görürlerse uyarabilir. Ama şuan öyle elle tutulur bir şey pek bahsetmediler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Muş’ta bir grubun üç okula attığı Molotof ve havai fişek dolayısıyla okulda yangın çıktı ve kullanılmaz hale geldi. Yaklaşık iki bin öğrencinin ders gördüğü okullarda yarın ders başı yapılamayacak.

Silvan’da da PKK sekiz okulu ateşe verdi.

ADNAN OKTAR:  İşte emin şekilde yolumuzda ilerliyoruz. Yollar açık, düzgün gidiyor falan. Hedefe doğru ilerliyoruz. Benim gördüğüm bir acayiplik var. Çok güçlü tedbir alınması lazım.

Evet Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu; “Hükümetin bilgisi dahilinde 22 bin teröristin Türkiye’de eğitildiklerini ve IŞİD saflarında çarpışmak üzere Suriye’ye gönderildikleri iddia edildi.

ADNAN OKTAR:  İspatsız, şahitsiz. Zor mu, fotoğraflarını çekseydi, belgelendirseydi? Bu tip üslup yakışmıyor, ayıp yapıyorlar. 22 bin kişiden hiç olmazsa beş tanesini tespit et, göster değil mi? Hayali, olmaz. Yani hükümeti zor durumda bırakmaya yönelik, yakışıksız izahlar. Hayır, 10-20 kişi dese aklım alır. 22 bin kişi, bu futbol sahasına sığmaz yani. Nerde bu adamlar? Sen neredeydin bunlar eğitilirken? Çek resimlerini, getir video kamerayla tespit et. yahut polis çağır, tespit ettir. Samimiyetsiz gelir bana bu izahlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bu gün Adnan Bey 830 kişi Türkiye’den sınır dışı edildi. IŞİD’e katılma şüphesiyle Türkiye’ye girdikleri için.

ADNAN OKTAR:  Kaç?

CEYLAN ÖZBUDAK: 830 kişi.

ADNAN OKTAR:  IŞİD işi baya ilerletmiş benim gördüğüm.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hepsi Avrupa’dan bunların 830’u da.

ADNAN OKTAR:  Avrupadan?

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet.

ADNAN OKTAR:  Baya ortalık karışmış.

CEYLAN ÖZBUDAK: Özellikle İngiltere.

ADNAN OKTAR: Çok acayip.

EBRU ALTAN: Son dört ayda iki katına çıktı diye haberler vardı.

ADNAN OKTAR:  Mehdiyet’e teslim olmaları için Allah her yönden sıkıştırıyor. Seyyidina İsa Mesih (a.s)’ın çıkışı ve Mehdi (a.s)’ın zuhuru için Allah bir dizayn yapmış. O dizayn şuan devam ediyor.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yarın akşam yani 15 Eylül Pazartesi saat 20:00’de A9 TV’de Hayata Dair programı var. Programın konuğu gazeteci yazar Sayın Cem Küçük.

ADNAN OKTAR:  Cem Baba aklı başında bir delikanlı yani vatana millete sahip çıkan bir delikanlı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam efsane güreşçilerimizden Mithat Bayram’ın fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR:  Bakalım.

BÜLENT SEZGİN: 1956 Melbourne ve 1960 Roma Olimpiyatları’nda Grekoromen stil 73 kiloda şampiyon.

ADNAN OKTAR:  Hay maşaAllah. Kardeşim pehlivan bunlardı.  Bastın mı kündeyi havada uçuyordu rakiplerini, maşaAllah. Şimdiki pehlivanları görüyoruz. Künde pozisyonu alıyor, kündeyi atamıyor. Kuvveti yetmiyor. Bastın mı kündeyi şak oluşturacak. Şuan benim gördüğüm birçok çekiliyor. Mesela rakibinin rahatça ayağını yerden kesmesi lazım. Yapamıyorlar, kuvvetleri yetmiyor. Olmaz. Mesela burguda fırıldak gibi çevirmesi lazım, yapamıyor. Mesela köprüde rakibi, bastırdı mı yapıştırması lazım. Kuvveti yetmiyor. Köprüden çok rahat kurtuluyorlar. Olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir fotoğraf daha vardı. Hamit Kaplan Firlandalı rakibini ezerken.

ADNAN OKTAR:  Bak bak aslana bak yani maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: 1965 Melbourne.

ADNAN OKTAR:  Baksana aşağıya düşmüş yani maşaAllah. Bunlar tarihi fotoğraflar önemli. Kaçmış rakibi baksana orada bile bırakmıyor peşini, maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK Kuzey Irak'ın Zaho kentinde yaşayan eski PKKlı Osman Baliç Şoreyş ve üç yaşındaki kızı Revşen’i uzun namlulu silahlarla vurularak öldürdü. Baliç’in kardeşi, Ağabeyi’nin PKK’dan ayrıldıktan sonra hatta PKK içindeyken bile PKK’nın olumsuzluklarını eleştirdiği için defalarca tehdit edildiğini belirtti.

ADNAN OKTAR:  Kardeşim PKK için cinayet çok alelade bir şey. Yani bu haber olarak bile onlar için kıymeti yok. Her yerde sürekli olarak cinayet işliyor zaten. Kendi adamlarını yurt dışında, orada burada vuruyorlar. Rezalet paçadan akıyor. Azgın bir mafya yapılanması.

BÜLENT SEZGİN: Hocam doğadan güzel renkler ve sevimli canlılardan fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR:  Göreyim. MaşaAllah, ne güzel, ne güzel. Hepsi birbirinden güzel. Bu herif elime geçse yani kıtır kıtır yerim ben onu.

BÜLENT SEZGİN: Yaratan çok güzel yaratmış hepsini.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

CİHAT GÜNDOĞDU: Adnan Bey uygun görürseniz bir yaratılış gerçeği anlatmak istiyorum.

ADNAN OKTAR:  Evet.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hücrenin içinde yeni bir gen tespit edildi. LATS32 adlı bir gen. Bu hücrenin tümör olup olmadığını tespit ediyor. Ve buna göre bölünmeyi durduruyor. Bunu yaparken de kendisi de bir gen olmasına rağmen bütün DNA’daki kromozom sayısını sayarak bunun kontrolünü yapıyor. Bilgi bilgiyi kontrol ediyor anlamı çıkıyor burada. Burada yaratıcının, her şeyi bilen sonsuz bir aklın devamlı yarattığı açıkça, netçe görülmüş oluyor.

ADNAN OKTAR:  Mesela bak bu çok şahane harika bir bilgi. Allah’ın aklının müthiş bir yansıması da orada.

Aylin Hocam sizin ilminizden istifade edelim.

AYLİN KOCAMAN: Estagfirullah. Adnan Bey hücre zarı çok ince bir kılıf. Hücreyi çevriliyor. Fakat normalde seçici geçirgen diye bildiğimiz şeyde içeriye giren şeyle dışarı çıkan şeyi kontrol ediyor. Fakat üzerinde aynı zamanda kapılar var ve aynı zamanda algılayıcılar var. Neyin sakıncalı olup neyin sakıncalı olmadığını tespit edebiliyor.

ADNAN OKTAR:  Benim bunda aklım dönüyor. Kardeşim demiri nereden biliyorsun, bakırı nereden biliyorsun? Zararlı maddeyi nereden biliyorsun? Nihayet bu atom yani. “Aman” diyor, “sen dur, sen geç.” Bu nasıl bir akıldır bu? Müthiş bir şey bu ya?

AYLİN KOCAMAN: İhtiyacı tespit ediyor Adnan bey. Eğer çok varsa hücrede almıyor hücrenin içine. Eğer gerekiyorsa gerçekten geçiş yaptırıyor.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Siirt’in Pervan ilçesi kırsalında bir grup PKK’lı inşaat harfiyat yüklü iki kamyonu durdurarak yaktı.

ADNAN OKTAR:  Kardeşim kepazeliğin önü arkası gelmiyor. “Süreç çok gelişiyor” diyorlar. “Pırıl Pırıl aydınlığa doğru gidiyoruz” diyor. Öbürü de diyor ki; “ekonomik yönden de bağımsız olmamız gerekir” diyor. Hayırdır inşaAllah. Dikkatlice seyrediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Öcalan çıkmalı diyor.

ADNAN OKTAR:  Evet. Gerçi hepsi laf seviyesinde kalıyor ama yani hiçbir zaman için bunlardan herhangi birinin olacağını ummasınlar. Asla müsaade etmeyiz, asla.

“PKK azgın bir mafya yapılanması, kendi adamlarını dahi acımasızca yok ediyor. Freedom For Kürdistan. “Helal olsun” diyor. “Kürdistan PKK öncülüğünde tsunami gibi geliyor” Ama işte tsunaminin özelliği nedir? Kendi kendini parçalaması. O tsunaminin içerisinde Allah’ın gücüyle PKK yok olacak. Bak İŞİD’den bile tir tir titriyor PKK. Yani kabusu oldu.

Kürdo 3434; “PKK’ya kurban ol sen.” Ben Allah’a kurban olurum. PKK’ya siz zaten birçok insanı kendi kafanıza, kendi inancınıza göre kurban ediyorsunuz. Ben ancak Allah’a kurban olurum. Kızmış, bayağı kızmışlar. Acayip bir yazı gelmiş.

“Yalova gibi bir şehirde su kesintisi…” Evet, bu sene bir kuraklık var. Hikmetini düşünmek lazım. 2014, 2007’de de bir kuraklık oldu. 7’nin 2 katı 2014. Şimdi de bir kuraklık var. Kuran’da buna işaret edilir. Tekrarlayan yedi. “Yedi yıl kuraklık” diyor. Ve tekrarlayan yediye de Cenab-ı Allah yemin ediyor. 

“Vücuda dövmek yapmak günah mı?” Cihan Petek. Bizim çocuklar yaptırdılar, bilmiyorum.

Bir hayli kardeşimizden de sevgi mesajları gelmiş. MaşaAllah, bu saatte herkes ayakta.  MaşaAllah, süper.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey siz zaten biliyorsunuz inşaAllah, Güneydoğu’da ihale alan şirketlerin hep PKK yanlısı olmasını istiyorlar inşaAllah, şirketlerin. Olmadığı zamanda böyle iş makinelerini yakıyorlar ya da şantiyeleri yıkıyorlar.

ADNAN OKTAR: O tarz bir politika izliyorlar.

BEYZA BAYRAKTAR: Müteahhit kaçırıyorlar.

ADNAN OKTAR: PKK yanlısı olduğu anlaşılan hiçbir şirkete, hiçbir şekilde iş vermesinler. Yani milli istihbarat teşkilatı bu konuda titiz bir çalışma yapsın. PKK’yla dolaylı yolla bile bağlantısı olan bir şirkete hiçbir şekilde hiçbir imkan vermesinler. O zaman bunun da bir anlamı da kalmaz. 

Kardeşim ümmed-i Muhammed uyumuyor mu? Bütün millet ayakta, bu nasıl oluyor? Tamam, millet ayaktaysa bizde ayaktayız. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey 1948 Londra olimpiyat şampiyonumuz Nasuh Akar rakibi Charles 55:01 yendiği maçtan bazı görüntüler vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Allah Allah. Kündeye bak kündeye, aslanıma bak. MaşaAllah, bak pehlivan diye ben buna derim.

BÜLENT SEZGİN: En son pes etti.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Pehlivanlık böyle olur.

Ümmed-i Muhammed yatsın, bize kalırsa sabaha kadar devam ederiz. Uykusuz kalmasın kardeşlerimiz. Yarın devam ederiz. Yine Darwin’e bir kaşık yemek yedirelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımızın bu akşam sonuna geldik.

ADNAN OKTAR: Kısmetse.

BÜLENT SEZGİN: Kısmetse. Şimdi bir videomuz var, onu izleyebiliriz. Daha sonra inşaAllah programımız bitecek. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü