Harun Yahya

Sohbetler (15 Eylül 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Fikret Bey sizi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Ahmet Davutoğlu Dolmabahçe’deki ofisinde gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Ülkedeki kutuplaşmadan CHP ve MHP’yi sorumlu tutan Davutoğlu yumuşama ortamından yana olduğunu belirtti. Kemal Kılıçdaroğlu için; “AK Parti’ye Genel Başkan seçildim, Kılıçdaroğlu beni aramadı. Başbakan oldum yine aramadı, tebrik etmedi. O CHP’ye yeniden Genel Başkan seçildi ben aradım tebrik ettim” dedi. Sayın Bahçeli için de; “Ben Genel Kurul’da Sayın Devlet Bahçeli’nin yanına gittim ve törene katıldığı için elini sıktım. Ama o sonra benim gerçek Başbakan olmadığımı ima eden konuşmalar yaptı. Ben Sayın Bahçeli’nin şahsi nezaketini biliyorum. Bahçeli’nin şahsi nezaketi siyasi nezakete de yansımalı” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Gerçek Başbakan olmadığı mı? Var mı öyle bir şey hakikaten? Ne diyorlar yani emanetçi falan mı?

BEYZA BAYRAKTAR: O anlamda. Muhatap almıyoruz diye açıkça söylediler.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Alamet ne buna? Ne diyorlar?

AYLİN KOCAMAN: Normalde bir alamet yok.

ADNAN OKTAR: Muhatap almıyoruz, ama emanetçi.

BEYZA BAYRAKTAR: Kendi icraatlarını önce yapsın. Eski Başbakan Erdoğan’ın gölgesinde olduğunu iddia ediyorlar. O zaman muhatap alırız diyorlar.

ADNAN OKTAR: Mesela örnek bir şey ne yapması?

MURAT BEY: Allahualem Cumhurbaşkanımız’a karşı bir şey yaparsa onlar kabul edecek herhalde. Zıtlaşırsa kendi karakterini koymuş gözüyle bakacaklar.

BEYZA BAYRAKTAR: Bu konuda açıklama yapmıştı; “Cumhurbaşkanımızı siyasete alet etmeyeceğiz” diye.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’la hafiften bir tartışsın. Ne olacak? Usulen bir şey olmaz. Ne olacak? Yok yok, Başbakan iyi, efendi insan. Mazlum, Allah’tan korkan güzel huylu insan, ahlakı dinlendirici, güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD’le mücadelede son operasyon planına göre batılı müttefiklerin havadan yapacağı bombardımanla eş zamanlı olarak Peşmerge, HPG ve Şii gruplar on cephede karadan saldırıya geçecek. Avustralya da altı yüz askerini gönderiyor.

ADNAN OKTAR: Büyük bir katliam demektir karşılıklı. Yani Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma. En az ferah bir yüz bin kişi gider o durumda. Ve buna da seviniyorlar. İttihad-ı İslam’ı yapıp, Müslüman ülkeleri birleşip, âlimler başa birisini seçip, güzel, efendice, Müslümanca yaşamak varken böyle bir vahşetin zemini hazırlıyorlar. Hemen hemen hiçbir âlim “İttihad-ı İslam” olsun demiyor. Çok nadir, parmakla sayılır. Mehdiyet’ten de ödleri kopuyor zaten. Ağızlarına dahi almak istemiyorlar. Ama belayı kabul ediyorlar. Şimdi bunun için hakikaten müthiş bir heyecan duyuyorlardır. HPG dediği bu da komünist PKK. Biri terörist, biri komünist anarşist terörist. Onları da fikren zehirlediler, onları da fikren zehirlediler. Birbirlerine düşürüp mahvedecekler Müslümanlar’ı. Buna da seviniyorlar. Havadan bombardımanın da faturasını Müslümanlar’a çıkaracaklar. “Dünyanın bombasını attık, parasını verin” diyecekler. O paraları da ödeyecekler. Müthiş bir rezalet var. İttihad-ı İslam’la buna son vermek gerekirken ve hemen sonlanacakken muazzam bir vahşete, muazzam bir katliama hazırlanıyorlar. Vahşet katliam hiçbir şekilde olmaz öyle bir durumda, İttihad-ı İslam olsa.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, her yıl beş bin Suriyeli muhalifin Suudi Arabistan’daki Amerikan üslerinde eğitileceğini açıkladı. Suudi Arabistan askerlerinin de eğitime bizzat katkıda bulunacağını kaydetti.

ADNAN OKTAR: Yani adam öldürme makineleri oluşacak. Amerikan silahlarıyla gidip Müslüman öldürecekler. Yani bir nüfus kontrolü yapılıyor.

BÜLENT SEZGİN: Müslümanlar da yardım ediyor.

ADNAN OKTAR: Müslümanlar’ı zaten bizzat katliamda kullanıyorlar.

Evet dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Bugün de Irak Başbakanı açıklama yapmıştı Adnan Bey. “Havadan bombardıman yapmayacağız çünkü kendi halkımız ölüyor genelde” diye. Hastane falan vurmuşlar galiba.

ADNAN OKTAR: Zaten okul vuracak, hastane vuracak, evleri vuracaklar. Yani bir Müslüman katliamı hazırlanıyor. Yecüc Mecüc diyorlar zaten Müslümanlar’a, yok etmeye yönelik bir çalışma.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu bir gazeteye verdiği röportajda; “Başkanlık modeline geçmeden Türkiye’nin sıkıntısı bitmez. Bu model hayata geçmeden memlekete huzur yok. Bir daha koalisyonların gelmeyeceği bir modeli mutlaka üretmemiz lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok yok, çok tehlikeli olur. Burhan Hoca çok iyi niyetli güzel bir insan da; Allah esirgesin, biz onu tam anlatamıyoruz. Türkiye Ortadoğu’da olan bir ülke. Ortadoğu’da başkanlık sistemlerini her yerde uyguladılar, hep diktatörlük oldu. Yani bu, dengeli bu. Bunda yine bir kurtuluş umudu var ama öyle bir şeyde kurtuluş umudu da çok zor olur. AK Parti’den sonraki sistemi çok iyi düşünmeleri  gerekiyor. Milleti bir acının ıstırabın içine gark edebilirler. Burhan Hoca’nın iyi niyetine inanıyorum ama çok riskli bir şey. Bir de, şu sistemde ne var? Başbakan nur gibi insan, gayet de çalışkan. Burada tıkanan, anormal olan ne var? Cumhurbaşkanı da gayet güzel, cumhurbaşkanlığını yapıyor. Yani şu an işlemeyen hangi sistem var? Her şey gayet güzel.

BÜLENT SEZGİN: “2015’te yeterli oyu alırsak başkanlık sistemimiz, anayasamız hazır” diyor. “Çok ufak bir değişiklikle bunu değiştirebiliriz” diyor. “Altı-yedi ay sürer” diyor. “Bir buçuk sene sonra da Sayın Tayyip Erdoğan başkan olur” diyor.

ADNAN OKTAR: Hiçbir faydası olmaz. Bilakis Türkiye’de müthiş bir gerilime sebep olabilir, kamplaşmaya sebep olabilir çok zararı olabilir. Türkiye’nin yarısı karşı Tayyip Hocam’a, yarısı da taraftar. Olur mu öyle şey? Tayyip Hoca’nın görevinin bittiğini düşün, ondan sonra gelecek adam, gelecek kişi kimse katı ve sert bir insan olduğunu düşün, büyük bir belanın içine girmiş oluruz. Hiçbir şekilde buna ihtiyaç yok.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, belirttiğiniz gibi şu anda ortalık sakinleşmiş durumda cumhurbaşkanlığından sonra.

ADNAN OKTAR: Tabii. Şu an hakikaten ortalık sütliman. Tayyip Hocam sakin kendi halinde, Başbakan da faal, hiç kimsenin bir şey dediği yok. Yeniden ortalığı müthiş bir gerilime sürükleyecek bir sisteme ihtiyaç yok. Şu an her şey gayet güzel gidiyor. Ve hükümetin yapamadığı hiçbir icraat yok, her icraatı çok rahat yapabiliyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün siz, “Katar’dan sınır dışı edilen İhvan mensuplarını Türkiye alabilir” demiştiniz. Bugün de Cumhurbaşkanımız açıklama yaptı bu konuda; “Türkiye’ye gelmek gibi bir talepleri olması durumunda incelenir bakılır. Gelmelerini engelleyecek bir sebep varsa farklı bakılır.”

ADNAN OKTAR: Mis gibi Başbakan, mis gibi rejim. Başkanlık sistemi, bilmem ne diye iş çıkartmasınlar. Başbakan gayet güzel görevini yapıyor. Cumhurbaşkanı da sessiz sedasız kendi köşesinde. Ortalık yatıştı, zorla ortalığı germeye gerek yok. Böyle güzel, millet de memnun. PKK’nın dediği olacak diye bir şey yok kardeşim. Avrupa’nın dediği olacak diye bir şey yok. Takılıp kalmasınlar bunlara. Sayın Abdullah Gül de, “başkanlık sistemine karşıyım” dedi. Doğru söylüyor. Sakin bir sistem olsun Türkiye’de.

CEYLAN ÖZBUDAK: Aslında Avrupa Birliği genelde, siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah Adnan Bey,  parlamenter sistemi destekliyor. Amerika destekliyor başkanlık sistemini.

ADNAN OKTAR: Amerika’ya gider. Türkiye ufacık bir ülke. Bir eyaletinden bile küçük Türkiye. Ne alaka?

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fransa’nın başkenti Paris’te yapılan IŞİD zirvesinde katılımcı ülkeler, Irak’a askeri yardım yapılması konusunda uzlaşıya vardı.

ADNAN OKTAR: Olduğu gibi IŞİD’in eline geçer o silahlar. Çok büyük hata yapıyorlar. Fikren mücadele edeceklerine kavgayla, kepazelikle, kan dökerek halletmeye kalkıyorlar. Yüz binlerce Müslüman’ın kanına girmiş olacaklar. Bu çok büyük bir fitne. Böyle bir oyuna gelmesinler. İttihad-ı İslam’ı yapsınlar konu küt diye bitsin. İttihad-ı İslam’la hemen konu mesele hallolur. İslam âlimlerinin büyük bölümü susuyor. Utansınlar, Allah’tan korksunlar, vicdansızlık yapmasınlar. Güya İslam âlimi, horlayarak uyuyor. Toplantı oluyor uyuyor. İttihad-ı İslam Allah’ın emri değil mi? Farz. Ve sana ne mahsuru var ayrıca? Neden bu konuda küfrün dediğini yapıyorsun da kabul etmiyorsun İttihad-ı İslam’ı? İttihad-ı İslam’ı kabul et, kavga da bitsin. Millet huzur içinde yaşasın. Diretiyor da diretiyor. Çünkü İttihad-ı İslam’ı kabul edince Mehdiyet devreye girecek. Derdi Mehdiyet’le ya, o yüzden belayı da kabul ediyor. Yüz binlerce Müslüman’ın şehit olmasını da kabul ediyor, yeter ki Mehdi (a.s) olmasın. Güya durduracak. Hâlbuki bunu yaptıkça yine Mehdiyet’e hizmet etmiş oluyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Uyuşturucu kullanımıyla ilgili artan olayların ardından Milli Eğitim Bakanı Avcı, bu haftadan itibaren okul çevrelerinde Narko Timler adı verilen uzman ekiplerin görev alacağı açıklamasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Narko Tim’le olmaz, eğitimle olur. Narko Tim bilmez mi adam orda? Bakıyor, “polis var” diyor, “arka bahçeye gel, orada vereyim” diyor.

Nabi Hoca iman hakikatlerinin kapısını açmaya çalışsın, bir yol bulsun buna. Başka türlü olmaz. Gençlere imani kurslar verelim. Allah korkusu, Allah sevgisi onların kalplerine nakşolsun. Sivil toplum kuruluşları da bunu yapabilir. Konferanslarla bu rahatça elde edilebilir. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, yabancı basında, “Türkiye IŞİD’den petrol alıyor. Bu şekilde teröre destek veriyor” diye haberler çıkmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar dönüşünde bu iddiaya cevap verdi: “Türkiye IŞİD’den petrol alıyor ifadesi çok çirkin ve kesinlikle yalan.”

ADNAN OKTAR: Bunlara ne cevap veriyor hükümet? Ne gerek var bununla oturup uğraşıyor. Adam ispat etsin, konu bitsin. İddia makamı iddiasını ispatla mükelleftir. Her Allah’ın günü oturup bunlara cevap vermenin âlemi var mı? Ne gerek var? Hiç gerek yok. Tayyip Hocam hiç muhatap olmasın. Başbakan da muhatap olmasın. “Arkadaşlar” desinler “böyle bir durum varsa delillendirin üstüne gidelim” dersin. Varsa bu suçu işleyen gereğini yaparız. Delil? “Delil yok, duyum var” diyor. Duyumla uyumla olmaz o işler. Bu çok sıkıcı. Türkiye’nin gündemini bunlarla meşgul etmesi çok kötü ve Türkiye’yi çok suçlu ve tehlikeli bir ülke olarak gösteriyorlar. Bu bayağı tehlikeli. Türkiye yalnız kalır böyle bir durumda. Yani ateşle oynuyorlar. İspat etsinler konu bitsin.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, yabancı basında çok yer aldığı için Türkiye’ye yardımın, desteğin kesilmesini söylüyorlarmış bu şekilde bunu öne sürerek.

AYLİN KOCAMAN: Neoconlar genelde bunu isteyen, Türkiye’ye ambargo gelsin diye.

BÜLENT SEZGİN: Doğan Medyası da hükümetin bu konuda üstüne gidiyor sürekli.

ADNAN OKTAR: Tamam da yani “Neocon mu?” neyse o adamlar veyahut kimse iddia sahipleri delil göstersinler konu bitsin. Biz de üstüne gideriz o zaman. Yani derhal gereken adli takibat yapılır. Derhal. Ama delil yok. Bize suçlunun adını versinler. Suçun şeklini göstersinler. Delil versinler hemen adli kolluk devreye girsin. Gereği de yapılsın. Burası hukuk devleti. Kimse suçlu takır takır içeri gider. Burada Türk milleti suçlu olmaz. Delil var mı? “Yok” diyorsun. O zaman hiç konuşma. Delil yoksa konu da yoktur. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hocam MHP Ankara milletvekili Özcan Yeniçeri bugün haber Türk’te bir tartışmada sizin.

ADNAN OKTAR: Özcan Yeniçeri. Delikanlı aleminin yiğitlerinden. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sizin açıklamalarınıza benzer bir açıklama yaptı. Özetle şunları söylüyor. “Bombalamayla terör sona erdirilmez. Terörün fiziki yönünü yenmek sorun değildir. Terörün gerçek manada etkisiz hala getirilmesi, terörün kaynaklandığı düşüncenin fikrin yenilmesiyle olur. Madden yendikleriniz tarafından manen yenilebilirsiniz. Siz yukarıdan fiziken yok edersiniz ancak meydana getirdiğiniz yıkım ve zulüm o fikrin daha da yaygınlaşmasına neden olabilir. IŞİD ile mücadele etmesi gerekenler İslam âlimleridir. Fıkhen, fikren, ahlaken ve Kuran-i yönden İslam alimleri kafa kesen, köle olarak kadınları satan bu düşünceyle mücadele etmeliydi. Mısır’da Kardafi de bu çocukların yetiştirilmesindeki sistemi dinen yok edebilirdi. Çocukluktan bunlar normal yetiştirilebilirdi.

ADNAN OKTAR: Bak Özcan Yeniçeri çok dürüst aslan gibi güzel açıklama yapmış.

“IŞİD, PKK’yı ezip geçer. PKK’ya verilen silahlar IŞİD’in eline geçer. O yüzden ABD de gerçekçi ve akılcı davranmalı”. Zuhal Ayla. “Adnan Bey bu paylaşımda ne demek istediğiniz net anlaşılmıyor. Açıklayabilir misiniz?” Nasıl? Anlaşılmayacak bir şey yok ki. Eğer silah verirlerse PKK’ya, PKK’yı hoşaf gibi kaynatır. Çünkü bak PKK’nın avantajı ne, kirli avantajı? Gayri nizami kirli harp yapması. Gayri nizami kirli harp yapması. IŞİD’in özelliği ne?  Gayri nizami kirli harp yapması. Demek ki burada bir eşitlik var, iki tarafın. O eşitlikte IŞİD avantajlı olur. Çünkü bunlar imansız korkak takımı, PKK. Bunlar her halükarda  yanlış da olsa ideolojileri imanlılar. Bunlar darmadağın ederler. Yani ölümden, hiçbir şeyden çekinmeyen tipler. Elllerindeki silahları da alırlar. Bu çözüm değil. Ve o silahlarla daha yıkıcı ve daha yırtıcı bir ateş gücüne sahip olurlar. Nitekim gösteriyorlar aldıkları silahları. Son model Amerikan silahları ellerinde IŞİD’in. “Siz dağıtıyorsunuz bu adamlara, biz de bunlardan bu silahları gasp edip alıyoruz” diyorlar. “Teşekkür ederiz ey Amerika” diyorlar. Demek ki yöntem bu değil.

Can Dağtekin, ne diyor bu yakışıklı aslan? “Hocam yayınlarınızı takip ediyorum. İslam’ı bizim gibi gençlerin yaşayabileceğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Fasıl harikaydı.” Görebiliyor muyum ben Can Dağtekin’i? Aslan aslan, ağabeyinin aslanı. Tabii bak bu aslanlar, bu canlar İslam’ı yaşayamayacak hale getirtilen insanlardı. Halbuki ne alaka kardeşim? Alem yaparsın, eğlenirsin, fasıl yaparsın gider namazını kılarsın. Hanım arkadaşların olur. Harama girmezsin. Helalinle ne yapıyorsan yap. Zaten ibadettir o. Helal olan istediğin yiyeceği ye. Bak geçen gün buraya masa kurmuştuk bütün yiyecekler helal. Ne oldu? Rakı içseydi gençler sabaha mahvolmuş olacaklardı. Aklını kaybedecek, araba kullanamayacak. Midesi bulanacak. Ayranla kemikleri kuvvetleniyor, vücudu kuvvetleniyor. Helaliyle gençler istedikleri gibi eğlenirler. İstedikleri gibi de yaşarlar. İslam müthiş güzel bir sistemdir. Bir bilse gençler öğrenseler. Türkiye’de tek bir kişi kalmaz Müslüman olmadık. Anlamıyorlar. Zannediyorlar ki işte asılacak, kesilecek, biçilecek, hürriyetleri elinden gidecek. Eğlenemeyecek, müzik olmayacak, resim olmayacak. Kardeşim hepsi helal. Yanlış anlatıyorlar, öyle bir şey yok. Şirk sistemi onu yaptı. Yok öyle bir şey.

CEYLAN ÖZBUDAK: Batıdan da Adnan Bey sizi takip edenler sürekli “eğer sizin anlattığınız gibiyse biz hemen Müslüman oluruz” diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii bizim anlattığımız gibi, tabii bizim anlattığımız gibi. Ama son 600-700 yıldan beri hatta daha da eski, bin yıldan beri İslam’a ilaveler çıkartmalar, ilaveler çıkartmalar çok zor bir ortam meydana getirmişler. En sonunda bela kapıya geldi dayandı. İşin gerçeği göründü. Perde kalktı. Bak IŞİD mantığıyla gerçek gelenekçi, Ortodoks İslam anlayışının bütün yanlış yönleri ortaya serildi. Daha da serilecek de. IŞİD yine elini hafif tutuyor. Gerçek gelenekçi, Ortodoks sistem olsa nefes alamazlar. Oradaki bütün resimler, gazete de çıkaramazlar, hiçbir şey olmaz. İnternet sitesine resim yayınlıyorlar ya, resim de yayınlayamazsın. Müzik de, hiçbir şeyde olmaz yani. Sadece doğrama kısmını yapıyorlar şu an, onlar da yine elini hafif tutuyorlar. Daha büyük bir katliam yapmaları gerekiyor kendi inançlarına göre.

“Hocam bizim okulda din öğretmeni var ama ateist. Soruyorum “neden?” diye “ekmek parası evladım” diyor”. Onur Sever, tabii. MaşaAllah. 

Masaüstü Görünümü