Harun Yahya

Sohbetler (16 Eylül 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


KARTAL GÖKTAN: İyi akşamlar sayın seyircilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programına hoş geldiniz. Yakışıklılığı ve karizmasıyla meşhur Adnan Bey bizimle birlikte. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Allah Allah meşhur olduğumu bilmiyordum, güzel. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, A9 TV’nin frekans değişikliği olacak. Yarın akşamdan itibaren yeni frekansımız şu şekilde: “Türksat 3A uydusu Frekans 12524 Dikey (V) Batı sembol oranı 22500” şeklinde.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Böylece rahatça ne yapacağız?

KARTAL GÖKTAN: Bu frekanstan artık takip edilebilir A9 TV.

ADNAN OKTAR: Genel frekans değişiklikleri mi var nedir memlekette?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Uydu değişikliği oluyor.

ADNAN OKTAR: Ama bu zor oluyordur millete. Yarın akşam 12’den itibaren değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne yapacağız? Televizyonun başına geçip bu ayarları yapacağız.

KARTAL GÖKTAN: Bazı alıcılar kendisi otomatik ayar yapıyor, bazı alıcıları ayarlamak gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Hangisi daha çok?

KARTAL GÖKTAN: Genelde biraz sorun yaşanabilir, herhalde elle ayarlamak gerekecek.

ADNAN OKTAR: Uğraşmak gerekiyor eyvah sembol, dikey, yatay, paralel falan derken. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar dönüşü uçakta gazetecilerin sorusunu yanıtlarken, insani yardım ve PKK endişesiyle ilgili bir soruya; “İnsani yardım meselemiz, silah noktasındaki PKK endişesini ilgililere söyledik. Merkezi yönetime veriyorsunuz. Şu anki endişe PKK değil. O bölgede PKK yok IŞİD var. Endişe IŞİD konusunda” cevabını verdi.

ADNAN OKTAR: IŞİD olsun, şu olsun bu olsun dünyanın kardeş olması, dünyanın barış içinde yaşaması vakti geldi, bunu anlıyouz. Öbür türlü dünya birbirini yiyip bitirecek. Ya mahvolacaklar, ya sevgi içinde mutlu, güven içinde, sevinç içinde, bereket içinde yaşayacaklar. Veyahut sefalet, acı, ızdırap, sıkıntı, kötülük içinde yaşayacaklar. Birinden biri.

Hayret dünyadaki yöneticilerin aklına bunun gelmemesi. Her yerde savaş var. Toplanıp bir araya, “savaşa mavaşa gerek yok. Koskoca dünya. Kardeşiz, barış içinde yaşayalım, her yerde savaşa dur diyoruz” demeleri gerekir. Diyemiyorlar çünkü onu bir kişi diyecek. Onlara Allah o imkânı vermiyor.

Hiç kimsenin kavga üslubu kullanmaması lazım. İnsanın ruhu öfkeye de yatkın, sevgiye de yatkın. Ağlamaya da yatkın, gülmeye de yatkın. Gülmeyi tercih etmek lazım. Nefret yerine sevgiyi tercih etmek lazım. Biraz sabrederlerse; “Oo ne güzel, cennet gibiymiş dünya” diyecekler. Öbür türlü dünya yok olur Allah esirgesin. Bu nedir böyle? Her gün yeni bir şey çıkıyor. Birkaç terör örgütü vardı ünlü. Çok çaplı, öbür terör örgütlerinden çok daha büyük terör örgütleri çıkmaya başladı. Ve çok daha çaplı kan dökmeye başladılar. Ve dünya da bunu kanıksadı. Bir de sempati duyuyorlar kan dökenlere. “Biz de bu kan dökme işine girebilir miyiz” diyorlar. Filmler falan öyle ya, televizyonlar falan. Sevgi çağı geldi, bunu görüyoruz. Kâinatın Yüce Yaratıcısı, Yüce Mimarı bunu bize gösteriyor. Vaktin saatin geldiğini gösteriyor. Biraz daha beklerlerse bunu göreceğiz. Barışın kıymetini insanlar görecekler.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Kıbrıs’ta konuşan Başbakanımız Sayın Davutoğlu Yunanistan Başbakanı Antonis Samaras’a, tıpkı sizin üslubunuza benzer bir çağrıda bulundu. Ve şu ifadeleri kullandı: “Sayın Yunanistan Başbakanı hazırsa birlikte önce güneye gidelim. Birlikte çay içelim sohbet edelim. Sonra kuzeye gelelim yine birlikte olalım. Akdeniz birçok medeniyetin, birçok milletin ortak denizi olmuştur. Gelin burada beraber barışı inşa edelim” dedi.

ADNAN OKTAR: Başbakan şahane. Bayağı mükemmel Başbakan. Hem Türkiye’de hem dünyada barışı çok güzel anlatan, sevgiyi, huzuru çok güzel anlatan bir kişilik gösteriyor. Türkiye bayağı sakinleşti. Benim kanaatim çevreyi de sakinleştirecek gibi görünüyor. Çok iyi, çok iyi. Davutoğlu hakikaten Davutoğlu’ymuş, maşaAllah. Bu iyi bu sistem, bu güzel bunu bozmasınlar. Cumhurbaşkanı var, Başbakan var iyi bu. Başkanlık sistemi Türkiye’yi çok savurur, bu huzur gider, gerilim gelir yerine. Böyle güzel, çalışkan da ne gerekiyorsa yapıyor işte. Tamam, Tayyip Hocam akıllı bir delikanlı ama şimdi Sayın Davutoğlu da bayağı yetenekli bir insan, bayağı akıllı. Demek ki eksilmiyor, devamlı akıllı insanlar, değerli insanlar çıkıyor ortaya. Başkanlık sistemini riskli görmemiz doğru. Hem Başbakan, hem Cumhurbaşkanı gayet güzel Türkiye’yi götürüyorlar. Bunu sarsmayalım, değiştirmeyelim. Her yer de huzurlu, kargaşa da yok, değil mi? Öbür türlü gerilim olacağını düşünüyorum ben. Yeniden eski kargaşaya girebiliriz Allah esirgesin. Huzurlu yaşamak varken, Avrupai bir görünümde yaşamak varken Ortadoğu gibi olmayalım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu’nun “kutuplaştırmama” mesajına, “daha başbakan olur olmaz CHP’yi eleştirdi. Kutuplaştırmayı bizzat Erdoğan’ın yaptığını bütün dünya biliyor. Sanırım unutma gibi bir sorunu var” dedi.

ADNAN OKTAR: Sayın Davutoğlu öyle tartışmalara girecek bir insan değil. Çok mazlum halim selim bir insan. O bilmez de onu. Davutoğlu iyi iyi, Türkiye yatıştı güzel böyle. Tayyip Hoca da Cumhurbaşkanı olarak iyi. Başkanlık sistemi falan sakın. Türkiye çok gerilir, iyi olmaz. Böyle güzel. Hizmetse hizmet, bayağı yetenekli bir insan. Daha ne yapsın yani? Yol, köprü, baraj ne istiyorsan yapacak bir insan. Süper çalışkan, oradan oraya gidiyor, oradan oraya gidiyor. Eksik olan, ihtiyaç olan bir şey yok şu an. Zaten arkadaşlar, danışıp hareket ediyorlar. Aklın yolu bir. Sayın Davutoğlu kendi kafasının doğrultusuna giden bir insan da değil. Danışacağına göre tamamdır işte. Öbür türlü gerçekten gerilim olur diye düşünüyorum ben. Böyle güzel.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Sayın Davutoğlu’nun bugün Kıbrıs’ta yaptığı konuşmada, gazetecilere gösterdiği nezaket de dikkat çekiciydi. Söz isteyen Polonyalı bir bayan gazeteciye, Polonya’yla 600 yıllık bir bağımız olduğunu söyleyerek onu uzun uzun övdü.

ADNAN OKTAR: Ne güzel işte bak, gayet güzel. Davutoğlu çok kibar bir insan, huzurlu bir insan. Böyle iyi. Bir proje yapılacaksa Tayyip Hocam’la beraber düşünsünler, oradaki insanlarla düşünsünler, yapsınlar. Gereksiz gerilim ortadan kalkmış oldu, bu hal güzel.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Diyarbakır’da Gülten Kışanak ile bir araya geldi. Kışanak, Diyarbakır cezaevinin bir müzeye dönüştürülmesiyle ilgili taleplerini dile getirdi. Bir heyetle birlikte cezaevinde inceleme yapmak istediklerini ifade etti. “Hakikatleri ne kadar çok konuşursak geçmişte yaşadığımız acı olaylarla yüzleşmek cesaretini ne kadar gösterebilirsek çözüm o kadar yakındır” dedi.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır cezaevi, evet bayağı orada zulüm yapmışlar. Çok acı çekenler olmuş. O, Ulucanlar, Bayrampaşa. Ne gariban milletmişiz, ne ıstıraplı milletmişiz. Ucu bucağı yok. Sanki Sinop’taki cezaevi daha mı hafif? Eskişehir’deki cezaevi daha mı hafif? Ne kadar çok acıdan geçtik, ne güzel imtihanlardan geçtik. Mesela benim zamanımda Bayrampaşa sefaletti, bayağı korkunçtu görünüşü. O koğuşlar falan dehşet vericiydi. Çok küçük, mesela altı metre kare falan bir yer, orada kalınıyordu. Koca demir parmaklıklar, üç santimden kalındır demirleri böyle bayağı kalın.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Resmi gazetede valiler kararnamesi yayınlandı. Buna göre İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu merkeze çekildi. Malatya Valisi Vasip Şahin ise İstanbul’a atandı.

ADNAN OKTAR: İstanbul Valisi merkeze alındı. O niye öyle oldu acaba? Daha iyi bir göreve getirmek için mi aldılar yoksa?

AYLİN KOCAMAN: Öyle değil. Bir süredir konuşuluyordu zaten.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, çok iyi bir insan o. Bir anlaşmazlık bir şey olmuş herhalde. Bir gariplik var. Bilemediğimiz bir neden var. Ama benim bildiğim süper efendi bir insan, çok dürüst, güzel ahlaklı bir insan. Elinden yüzünden nur akıyor. Hayırdır inşaAllah.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: New York Times bugün “Türkiye’den Hacı Bayram’dan IŞİD’e eleman toplanıyor” başlıklı bir yazı yayınladı. Ve yazıda fotoğraf olarak Sayın Erdoğan’la Davutoğlu’nun Hacı Bayram Veli Camii’nden çıkarkenki fotoğraflarını yayınladı. Hem yazıdaki üslup, hem de fotoğraf Türkiye’nin IŞİD destekçisi olduğunu iddia eder nitelikte.

ADNAN OKTAR: Mantıklı bir laf değil hiç. Delil gerekir. Herkesi dinliyorsunuz madem, bak “Türkiye’yi dinledik” diyor. İstihbaratınız o kadar güçlüyse, “Başbakan’ı dinledik” diyorsunuz, “siyasileri dinledik” diyorsunuz, bunlardan da haberiniz olması lazım. O zaman deyin; “arkadaş bak böyle böyle konuşmalar yapmışsınız, böyle eylem yapmışsınız dolayısıyla dediğimiz iddialar doğru” demesi lazım. Hacı Bayram ne alaka? Hacı Bayram Camii’nde nur gibi tertemiz Müslümanlar var. Terörist ne arar? Batılı gazeteciler, bizim eski gazetecileri andırıyor. Bizim böyle gıcık, üçkâğıtçı gazeteciler vardı eskiden. Sahtekârca iftira atar, oyun oynar, adilik yapar falan, şimdi biraz onları andıran bir üslup gibi olmuş. Yakışmamış, ayıp yapmışlar.

CEYAN ÖZBUDAK: Siz biliyorsunuz zaten Adnan Bey. Irak Savaşı’nın da öncesinde de hemen Türkiye o zaman da askeri destek vermeyeceğini söylediğinde Irak savaşına, aynı şekilde ters kamuoyu oluşturmak için böyle haberler çıkmıştı. Şu anda da askeri destek vermediğini söylediği anda böyle oldu.

ADNAN OKTAR: Türkiye ne yapsın? IŞİD’le Mehmetçik’i çatıştıracak hali yok. PKK’yla bile anlaşma cihetine gitmeye çalışıyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Dolayısıyla bu işler akılla, ilimle, irfanla çözülür, bilgiyle çözülür. Çatışmayla çözülür mü? Yüz binlerce insan var orada. Çok büyük bir katliam demektir. Türkiye öyle bir çılgınlığın içine girmez tabii ki.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, özellikle Neoconlar tarafından yayınlanan yazılarda da Türkiye’nin IŞİD’i desteklediği ve dışlanması gerektiği iddia ediliyor.

AYLİN KOCAMAN: Wall Street Journal sürekli o konuda haber yapıyor, o Neoconlar’ın.

ADNAN OKTAR: Ama delil versinler. Delil olmadan olmaz. “Ben zannediyorum” olur mu?

KARTAL GÖKTAN: Türkiye sınırından Suriye’ye geçişi Türkiye’nin denetlemediğini iddia ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Gelsin baksın, nasıl denetlenmiyormuş?

KARTAL GÖKTAN: Türkiye bugüne kadar 11 bin kişiyi yakalayıp sınır dışı etmiş durumda.

ADNAN OKTAR: Gıcık hareketler. Bunlarda bir Türkiye sevgisizliği var. Neoconlar’ın birçoğunda nefret ruhu var, sevgi ruhu yok. Hep işte, Armagedon olsun, atların göbeğine kadar kan gelsin, kan denizinde insanlar boğulsun. Açık açık söylüyorlar; “kan atların boğazına kadar gelecek, öyle kan akacak” diyorlar. Sağa dön kan, sola dön kan bunlarda. Sevgiyi bilmiyorlar Neoconlar. Bunun üstünde çok durmak lazım. Dünyanın sevgiyle kurtulacağına inanmıyor bunlar. Hep kanla. O kadar kandan sonra insan kalmaz dünyada. Bu ne acımasızlık? Yahudiler’i de öldüreceklerine inanıyorlar. Yani milyonlarca Yahudi’yi öldüreceklerini, bir avuç Yahudi bırakacaklarına inanıyorlar. Müthiş bir zulüm ruhu var.

CEYLAN ÖZBUDAK: Obama’yı da hep o yönde eleştiriyorlar zaten. Kendi döneminde hiç kimseye savaş açmadı. “Böyle Amerikan başkanı mı olur?” diye yazıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu alenen psikopatlık. “Niye kavga etmiyorsun?” falan. Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: İstanbul’a atanan yeni Vali Vasip Şahin’in bir açıklaması vardı. Şu şekilde söylüyor: “İstanbul gibi bir şehrin ağır yükünün omuzlarıma verileceğini doğrusu beklemiyordum. Temennimiz, orada elimizden gelen imkânlarla ve kabiliyetimizle en iyi şekilde hizmet edebilmek. Cenab-ı Hak mahcup etmesin.”

ADNAN OKTAR: Güzel. Vali dindar, Vali Allah’tan korkuyor bu hoş. Bizim de kulağımıza öyle geldi. Allah hayırlara vesile etsin. Onu o göreve getiren Allah. Valiyi de görevden alan Allah, bir hayır vardır. Belki bir şey olacaktı da Allah onu öyle kurtardı, korudu. Her şeyde bir hayır var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’da dün eğitime açılan Kürtçe ilkokul aynı gün valilik tarafından kanunsuz olduğu gerekçesiyle mühürlenmişti. DBP, HDP, Kürdi-Der,  Eğitim-Sen ve bazı vatandaşlar mührü sökerek okulu tekrar eğitime açtı.

ADNAN OKTAR: Nasıl oluyor o? Devleti dinlemiyorlar mı, nasıl oluyor?

GÖKALP BARLAN: Evet izin almadan.

ADNAN OKTAR: Devletin müdahale etmesi lazım, olur mu? Meydan okumuş oluyorlar. Yani kanun hukuk yok demeye getiriyorlar. Bilmiyorum, süratinin çok yüksek olması lazım. Bir gün bile devam etmiş olması hakarettir Türk devletine.

KARTAL GÖKTAN: Adalet Bakanı’nın bir açıklaması var Hocam. Yasalara uyulması gerektiğini hatırlatarak, Kürtçe okul açılması için bir başvurunun yapılmadığını aktardı. Ve “okul açmak isteyen bu yasal duruma uyacak. ‘Ben kendi kafama göre okul açıyorum, öğrenci alıyorum’ derseniz burada hukuk devleti olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama işte kırmışlar mührü açmışlar, adam içeri girmiş. Bunun hemen düzeltilmesi lazım. Çok yakışıksız bir durum olmuş.

Dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün Adnan Bey, siz şöyle söylemiştiniz İngiltere’nin İskoçya’dan ayrılması, İskoçya’nın İngiltere’den ayrılması konusunda; “bu kardeşlik, sevgi ortamı olmadığı sürece aynı şekilde olmaya devam eder” demiştiniz. Bugün İngiltere Başbakanı Cameron bir konuşma yaptı. Hep kardeşlik üstünde, sevgi üstünde durdu. “Yüzyıllardır beraberiz, bizi kardeşlerimizden ayırmayın, bizi yalnız bırakmayın” diye.

ADNAN OKTAR: Hiç dinlemezler. Egoistlik sardıysa bir toplumu, sevgisizlik sardıysa bir toplumu ve çıkarcılık sardıysa bir toplumu; kardeşlik onun için çok komik gelir. “Ne kardeşliği?” der adam. “Ben zenginim, ayrılmak istiyorum” diyor. “Fakirlerden de hoşlanmıyorum” diyor adam. Cameron’un yaptığı yöntem Kuran’a dayanmadıktan sonra, akla dayanmadıktan sonra olmaz. “Haydi kardeş olalım.” Herkes söylüyor onu, etkili olmaz o. Sağlam bir inanca dayanması lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milli Eğitim Bakanlığı’nın 9. Sınıf Din Kültürü ders kitabında yaptığı ateist tanımında, “Tanrı’nın varlığını reddetmek ve Tanrı yokmuş gibi davranmaktır. Ateist bir kişiye tavır ve davranışları, hayat tarzı, sahip olduğu kural ve alışkanlıklarıyla Tanrı’sız bir dünya veya Tanrı’sız bir yaşam tarzı kurmayı hedefler. Bunun için Tanrı hakkında hiçbir şey düşünmemeye ve kendini dinden ve ibadetlerden uzak tutmaya çalışır” açıklaması yapıldı.

ADNAN OKTAR: Tamam güzel doğru. Bozulmuşlar mı buna?

KARTAL GÖKTAN: Şu açıklamalar da var kitapta Adnan Bey: “Ateistler evrenin varlığını ve evrende meydana gelen olayları da tesadüfe bağlarlar. Bilimsel bir sebebini bulamadıkları tüm olayların bir tesadüf sonucu meydana geldiğini savunurlar. Tanrı’nın yokluğunu iddia edip O’nun varlığı hakkında ileri sürülen tüm delilleri çürütmeye çalışarak bunların yetersiz olduğunu söylerler.”

ADNAN OKTAR: Doğru, güzel. Bilgilendirmişler isabet olmuş. Darwinizm’i de anlatsınlar, cevabını da anlatsınlar.

“Her şeyini uğruna boş yere mi verdim?” diyor. Bir eksiğin var, kusuru kendinde arayacaksın. Değil mi? O kadını üzmüşsün. Eğer imanla, Kuran’la yaklaşsaydın, Allah aşkını esas alsaydın, Yaratan’ın muhabbetiyle ona yaklaşsaydın, Yaratan’ın tecellisi olarak görseydin, Yaratan o tecelliyi senden kaldırmazdı. Eğer putlaştırırsan, şirk koşarsan, ayrı müstakil bir şey zannedersen Allah senden ayırır. Ama Allah’ın tecellisi olarak görürsen Allah tecelliyi senden kaldırmaz. Putlaştırmanın cezasıdır bu. Onun için şarkılarla yakınmanın âlemi yok. Kusuru kendinde arayacaksın. Tabii sanatçı o anlamda değildir, öyle bir derdi yoktur da, o hayali bir vakayı anlatıyor.

Evet, dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, bugün yine Gazze tarafından İsrail’e bir füze atıldı. Fakat Hamas üstlenmedi.

ADNAN OKTAR: Mesela daha yeni bitti savaş. Yıkıntılar arasında geziniyorlar. Izdırap acı göklere tırmanıyor. Dün, CNN’de bir delikanlı var Cüneyt Özdemir, o da canım benim gözleri doluyor orada bir Filistinli muhterem acılarını sıkıntılarını anlatıyor. Kardeşim, şimdi yeniden roket atarsan yine aynı bela, yine aynı acı olacak. Niye bunu denemek istiyorsunuz, neyi istiyorsunuz? Ben anlamıyorum.  Yapmayın etmeyin, kardeş olun. Uçsuz bucaksız arazi, bomboş arazi. Beraber tarlalarda sebze yetiştirin, meyve yetiştirin ne güzel, mümbit bir toprak. Birlikte ibadet edin, onlar sinagoga gitsin, siz camiye gidin. Ama bu acıya, bu ıstıraba ne gerek var? Ama illaki ahir zamanın o şahsını bekliyor işte dünya. İllaki o sevgi öğretmenini bekliyor. O olmadan olmuyor. Yaratan Güç, kâinatın Yüce Mimarı o anahtarı, o zatın eline vermiş. O bu görevi deruhte edecek, kısmetse.

Beril Hanım, bana inançla ilgili bir konu anlatmanı rica ediyorum.

BERİL KONCAGÜL: Bilimsel bir konu mu?

ADNAN OKTAR: Bilimsel evet.

BERİL KONCAGÜL: Beynimizde olan hipotolamus vücudumuzdaki su seviyesini kontrol ediyor, azlığını ve çokluğunu. Bunu dengelemeye vesile oluyor. Fakat vücudumuzda su seviyesi azaldığında hemen bir alarma geçiyor hipotolamus. Ve hipofiz bezinde ADH isimli hormonu üretiyor. Yani anti bir üretim formu oluyor bu. Buradan da ilgili hücreler, böbrekteki ilgili hücrelere yerleşiyor. Yani bu anahtar-kilit gibi birbirlerine uyuyor. Ve hemen böbrekten suyun geri emilimine vesile oluyor.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Yani bunu bir insanın bilmesi mümkün değil, karanlık vücudun içinde. Bir de o hormona nasıl uyuyorlar? “Emret komutanım” diyor, derhal yerine getiriyorlar. Bu çok büyük bir mucize.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın bu akşam sonuna geldik. Yarın yine görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü