Harun Yahya

Sohbetler (19 Eylül 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Bu gece birbirinden değerli sanatçı arkadaşlarımız var. Kemanda Erman kardeşimiz, kanunda Rafet kardeşimiz ve darbukada İsmail kardeşimiz bizlerle olacaklar ve bize güzel bir müzik şöleni sunacaklar bu gece. Adnan Bey Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Üstatlarımız geçen sefer de bizleri ihya etmişlerdi. Fakat yeni sanatçı kardeşimizle daha da güzel olacak inşaAllah. Sizlerden bu gece kalplere, ruha güzel hitap eden, içinizden gelen aşkla çalacağınız parçalar bekliyoruz. Buyurun.

İhya ettiniz, maşaAllah. İçinizde Allah aşkı var, kalbinizde Allah'ın nuru var. Allah size ilham ediyor. Bizleri de böyle güzel sizin vesilenizle ihya ediyor. Cennette Allah kardeş etsin.  Cennet ortamında cennet sofralarında böyle güzel icrada, böyle güzel sanat gösterisinde bulunmayı Allah sizlere nasip etsin, maşaAllah.

Evet, Fikret Bey var mı anlatacaklarınız?

KARTAL GÖKTAN: Var.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye'de Kürtler IŞİD saldırılarıyla Türk sınırı arasında sıkışınca ve can tehlikesi oluşunca hükümet sınır kapılarını açtı bildiğiniz gibi. Gelen dört bin kişinin çoğu kadın ve çocuk. Gözyaşları içinde Türkiye'den içeri giren Kürtler Türk hükümetine dua ettiler. Çaresizlik içinde olduklarını belirterek; "Allah Türk devletinden razı olsun" dediler. Bu kardeşlerimizin tüm ihtiyaçlarının karşılanması için hükümetimiz de hazırlıklara başladı.

ADNAN OKTAR: Demek ki Kürt kardeşlerimizin gerçek dostu PKK değilmiş, Türkiye'ymiş. Gerçek sahibi Türkiye'ymiş. Demek ki PKK fos bir balonmuş. Bak kabadayı takılıyorlardı IŞİD için. IŞİD iki tokatta bunları oturtturdu. Takdir ettiğimiz bir durum değil. Beğendiğimiz bir durum da değil. Tabii ki istenmeyen şeyler ama demek ki fos balon oldukları teyit edildi. Bundan sonra “biz kabadayıyız” diye ortalarda gezmeyecekler. Bellerde silahla, bilmem neyle. Bunlar hiçbir şey. Ancak Türk askerine, Mehmetçik’e, koç yiğitlerimize kabadayılık yapıyorlar. Nasıl? Kahpece, sırttan vurarak. Onlar ana kuzusu, askere göndermişsin değil mi? Helale, harama dikkat ediyor, alnı secdeli, dili dualı nur gibi kuzular. Sen it, kopuk takımısın. Allah’sız, Kitap’sızsın, o kanuna hukuka bağlı, sen kanuna hukuka bağlı değilsin. O zaman sen kahpe bir üstünlük içinde oluyorsun. Sırttan vuruyorsun. Değil mi? O yüzden Cenab-ı Allah bunları böyle helak etti; PKK'yı. Bak IŞİD karşısında iki paralık oldular. Diz çöküp darmadağın oldular. Ama Türkiye şefkatini, sevgisini, dostluğunu herkese gösteriyor. Kürt canlarımıza da gösterdi. Devletimizi tebrik ediyorum.

BÜLENT SEZGİN: Konuyla ilgili Başbakan Davutoğlu'nun bir açıklaması vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: Şöyle diyor Hocam; "Suriye'den veya herhangi bir ülkeden ölüm karşısında sığınacak bir yer olarak Anadolu'yu görenlerin etnik ve mezhebi ayrım gözetmeden içeri alındığını" söyledi."Bu dört bin kardeşimizin ihtiyaçları karşılanacak, ülkemizde ağırlanacak. Allah devletimize ve milletimize güç versin ki, tüm ihtiyaç sahiplerine yardımcı olabilelim. İnsanlık tarihi bugünleri altın harflerle yazacaktır" dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor, delikanlılık aleminin koç yiğidinin Türkiye olduğu ortaya çıktı. Bak hiçbir ülkeye sığınamıyorlar. Türkiye'ye geldi mi "oh elhamdülillah" diyorlar. Kapıdan adım atar atmaz. PKK ne peşinde? Türkiye'yi bölmeye kalkıyor, parçalamaya çalışıyor. Türkiye'yi bölsen parçalasan o gelenler nereye sığınacaktı? O garibanlar nereye sığınacaktı? Sığınacak ülke bırakmamaya karar vermişsin sen.  Demek ki Türkiye güçlü olacak bütün, beraber olacak ki sığınan insana rahatça bakabilsin. Bir zorluk olduğunda orada adaleti tesis edebilsin. Kimse karışmıyor Müslümanlar’a. Amerika kendi haline bıraktı. Fransa havadan bombalıyor. Garibana da geliyor, oraya buraya falan da geliyor. Burada bir inanç yanlışlığı, düşünce yanlışlığı var. Bir kere adam vurarak bu işler olmaz. Fikirle, düşünceyle olur. Amerika diyor ki; "fikirle olsun" diyor. "Hangi fikir?" "Onu bilmiyoruz" diyor. Sen ne biçim adamsın kardeşim? “Fikirle olsun” diyorsun, “düşünceyle olsun” diyorsun. “Ama nasıl bir fikirle baş edeceğiz, bilmiyoruz” diyorsun.  Bu acizliği bırak, anlamazdan gelme. Gayet de iyi biliyorsun hangi fikirle olacağını. En sonunda diz çökecekler. Bak en başında yıllar önce dedim. "Diz çökeceksiniz" dedim. Israrla çocuk gibi anlamazdan geliyorlar. Ne demek? Diyorsun ki "fikirle baş edilebilir bunlarla." "Fikirle mücadele etmek lazım." "Hangi fikir?" diyorsun. "Bilmiyorum" diyor. Alay mı ediyorsun sen? Bu nasıl bir laf? Hem “fikirle mücadele etmek lazım” diyorsun. Hem de “nasıl fikir olduğunu bilmiyorum” diyorsun. Gayet iyi biliyorsun hangi fikirle olacağını. Gayet iyi adıyla, sanıyla, mekanıyla, her şeyiyle çok iyi biliyorsun. Anlamazdan geliyorsun. Anlamazdan geldikçe bu bela daha da büyüyecek. Amerika'yı da saracak, Avrupa'yı da saracak ve en sonunda diz çöküp kabul edecekler.

BÜLENT SEZGİN: "Biz anlatsak bizi de dinlemezler" diyor Hocam Amerika.

ADNAN OKTAR: Dinlemezler, sende bilgi yok çünkü. Ayette ne diyor şeytandan Allah'a sığınırım, Cenab-ı Allah; “Bilenlerden sorunuz” diyor. Sen gayet iyi biliyorsun bilenin kimler olduğunu.

BÜLENT SEZGİN: Evet, anlatacak kişinin kim olduğunu çok iyi biliyorlar.

ADNAN OKTAR: Gayet iyi biliyorlar. Bilmiyoruz diye bir şey yok. CIA bilmeyecek öyle mi? Amerika bilmeyecek. Taşın altındaki şeytanın yerini biliyorlar. Nasıl bilmez? Bütün milletin telefonlarını dinliyorlar. Bilmedikleri bir şey yok. Ama durduk yere ortaya Mehdi (a.s)çıkartmak istemiyorlar. Durduk yere birilerini güçlendirmek istemiyorlar. Tamam, kimsenin öyle bir meraklılığı da yok. Sen, bağıra bağıra, yalvara yalvara geleceksin. Ben sana söyleyeyim. Eğer bu olmazsa, bana ne diyorsa desin onlar. Yalvara yalvara gelecekler, yalvara yalvara. Hadislerden bunu anlıyoruz. Onlar sustukça mesela halloluyor sanıyorlar. Sustukça konu gelişir. İçinden çıkamazlar.

BÜLENT SEZGİN: Kuran'da da Allah işaret ediyor Zülkarneyn'e mecbur kalıyorlar yardım edilmesi için.

ADNAN OKTAR: Zülkarneyn kıssası zaten doğrudan bu olayı anlatan bir olaydır. Kuran hikaye anlatmaz.

MaşaAllah, maşaAllah Rabbim her tarafınızı nurla sarsın. Damarlarınızı nurlandırsın, yüzünüzü nurlandırsın. Evlat iyalinizle huzur, bereket içinde yaşamayı nasip etsin. Cennet sofralarının güzelliğisiniz, cennet sofralarının güzel insanlarısınız inşaAllah.

Buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, HDP lideri Selahattin Demirtaş etkisini giderek artıran IŞİD’e karşı ortak bir çağrı yaptı. Türk ve Kürt gençlerini IŞİD’e karşı cephede savaşmaya davet etti.

ADNAN OKTAR: Olmaz öyle bir şey. Cinayet olur o. Onların inancına göre, ehlisünnet inancına göre Sünni bir Müslüman’ı öldürmek yahut Alevi de olsa, Şii de olsa cinayettir. Hiçbir Müslüman bunu yapmaz. Çünkü onlar cihat yaptığı kanaatinde, mücahit oldukları kanaatinde. “Nur gibi Müslüman’ım ben” diyor. Aksini savunacak Sünni âlim de çok nadir olur, onu söyleyeyim. Oradan açmazdalar bir kere, o olmaz. İkincisi zaten kanunen, bıçakla bu işleri hiç olmaz. Asarak keserek hiç olmaz. Benim görüyorum IŞİD militanları birbirine bayağı bağlılar, aralarında müthiş bir muhabbet var. Muazzam bir bağlılık var. Eğer asma, kesme işine girersen çok çılgınlaşırlar söyleyeyim. Daha kuvvet kazanırlar. Ve bu zulüm olur, haram olur; olmaz. Bu ancak fikirle, akılla olur. Yer belli, adres belli anlamazdan gelmesinler. Mehdiyet’in dışında hiçbir çözüm yok. Amerika “fikirle karşılık verelim” diyor. Fransa fikirle karşılık verelim. “Nedir bu fikir?” diyoruz “bilmiyoruz” diyorlar. Siz alay mı ediyorsunuz? Nasıl bir kafa, nasıl bilmezsin?  Hepsi diyor “fikirle karşılık vermek lazım, silahla olmaz” diyor. Bir türlü ağızları varmıyor. Anladılar olayı. Çünkü bak anlamazsa böyle konuşmaz o; fikirle hallolacağına inanmış, kimin yapacağına da inanmış. Ama bir türlü dili varmıyor söylemeye. Çıkar şunu ağzından söyle, bağırarak söyleyeceksin. Duyacağım ben onu, duyacağız. Kimin ve kimlerin bu işi halledeceğini söyleyeceksin. Çünkü sadece onlar izinli bu konuda, sadece onlar izinli. Başka kimsenin izni yok. Irak, Suriye yüzbinlerce kilometre karelik arazi, ucu bucağı yok. Bir ucu Çeçenistan’da, bir ucu Afganistan’da, bir ucu orada. Sen gece gündüz Müslüman doğramanın meseleyi halledeceğini zannediyorsun. Doğramayla, biçmeyle olmaz. Gayet kolay bunun çözümü. İslam âlemi birleşecek. Sahtekâr âlimleri, üçkağıtçı âlimleri kenarı çekeceksin. Gerçek Müslümanlar, sevgi insanları, dost insanlarını başa getireceksin, yetki vereceksin konu bitecek. Bunun dışında çözüm olmaz. “Biz anlayamıyoruz” diyor. Öyle bir anlayacaksın ki, birkaç sene sonra öyle bir anlayacaksın ki, bağıra bağıra söyleyeceksin. Eğer bağıra bağıra söylemezlerse siz bana ne diyorsanız deyin. Bağıra bağıra söyleyecekler çözümü ve yalvara yalvara söyleyecekler ayrıca.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Allah’ın Cabbar sıfatı var.

ADNAN OKTAR: Evet, söyledim “Cabbar ve Kahhar sıfatıyla sizi söyletecek” dedim. Şimdi bak kenardan kenardan, kenarından başladılar. “Fikirle hallolur” diyor “ama hangi fikirle bilemiyorum” diyor. Bir süre sonra “hangi fikir olduğunu biliyorum” diyecek. Bağıra bağıra da söyleyecek ve duyacağız bunu. Allah’ın gücünü bir türlü hesap edemiyorlar. Allah’ın gücünün çok zayıf olduğunu, güçsüz olduğuna inanıyorlar, inanılır gibi değil. Hani çekle, senetle uğraşır. Silahla bir oyun oynuyor sanki dünya oyun bahçesi. Burası imtihan alanı, senin nereye geldiğinden haberin yok. Beyninin içindeki sana görüntüyü kimin gösterdiğinden de haberin yok, uçuyorsun. Obama, Putin falan diyorlar. Allah’ın yarattığı zavallı varlıklar onlar, zavallının zavallısı. Bütün güç, kuvvet Allah’ın; aklınızı başınıza alın. Ve ahir zamandasınız, dünyanın en kritik zamanındasınız, başka da vakit yok. Kıyamet kapıda, çok az kaldı kıyamete. Artık sene sayıyoruz, geriye doğru sayma başladı. Anlamıyorlar ve anlamazdan geliyorlar idi. Şimdi anlama kabiliyetleri arttı. Zihinlerinin açıldığını görüyoruz. Ne diyor “fikirle hallolur” diyor “kavgaya biz girmeyiz” diyor. “Türkiye girsin” diyor. Hiçbir Türk askeri bu işin içine giremez. Direkt harama girmiş olur, öyle bir şey olmaz. Olacak şey Resulullah (s.a.v.)’ın gösterdiği yoldur, gösterdiği çözümdür. Allah’ın planıdır. Allah’ın plana ihtiyacı yok ama Allah’ın dediğini yapacaklar.

MaşaAllah, maşaAllah her biriniz ayrı ayrı çok kabiliyetli ve çok yeteneklisiniz. Bu Allah’ın size bir lütfu. O yüzden sizleri çok seviyoruz. Allah sizleri bir nimet olarak dünyaya gönderiyor, maşaAllah, bir güzellik olarak. Roman kardeşlerimiz fıtraten Cenab-ı Allah yaratılıştan onları sanata, güzelliğe, estetiğe, sevgiye yatkın yaratmış maşaAllah. Çok değerli insanlarsınız, başımızın tacısınız. Allah nurla, bereketle sarsın sizleri.

Evet, Fikret Bey sizi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey sınırdan kardeşlerimizin alınmasıyla ilgili olarak CHP de hükümete destek verdi. CHP adına milletvekili Faruk Loğoğlu; “IŞİD’ten kaçarak Türkiye sınırından yaklaşık dört bin Suriyeli için sınır kapısını açılması kararını yerinde buluyorum, doğru bir hareket. Neticede Türkiye’nin gerçek anlamda hayatları tehlikede olan insanlara kucağını açması lazım. Biraz gecikerek de olsa sınır kapıları açıldı” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii canım baktılar “PKK falan var mı aralarında?” İt kopuk adam sızar, terörist sızar falan.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Yalçın Akdoğan bugün Twitter’da şöyle yazdı. “Türkiye; Arap, Kürt, Türkmen, Sünni, Şii demeden yardıma ihtiyacı olan herkese yardım etmektedir. Ahlaki, vicdani, insani duruşumuz bellidir. Açıkça bu politikamız mazluma dinini ve kimliğini sormamak ve ihtiyacı olana elini uzatmaktır. Mazluma sahip çıkmak insan olmanın gereğidir.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Müslüman’lığının, yiğitliğinin bir gereği, Allah’ın emrini deruhte ediyorlar. Bayağı güzel. Cenab-ı Allah kaderde Türk milletinin güzelliğini dünyaya gösteriyor. Merhametin, şefkatin madeni olduklarını gösteriyor. Nasıl güvenilir olduklarını gösteriyor. Ana kucağı gibi bak herkes güvenle, sevinçle gidiyor çocuklar falan. Yabancı ülkeye geliyoruz tedirginliği var mı? Kendi vatanından daha rahat bir ruh hali içerisinde görüyorum onları, kardeşlerimizi. Son derece huzurlu ve sevinçli oluyorlar. PKK utansın, terbiyesizler utansın, vicdansızlar utansın. Bak aslan Mehmetçik eğer direnmeseydi Türkiye’yi paramparça edeceklerdi. Ve paramparça olmuş bir ülkeye de hiç kimse gelip sığınmazdı. Terbiyesizliklerinin, vicdansızlıklarının ne boyutta olduğunu artık görsünler, pişman olsunlar. Binlerce aslanımızı şehit ettiler. MaazAllah, neuzübillah Türkiye’nin bölündüğünü, parçalandığını düşün. Nereye sığınacaktı o insanlar? Çok vicdansızca bir bakış açısı geliştirdiler. Bu olaylar da umarım onları pişman eder. Aklı başında düşünmeye daha çok yaklaşırlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Amerika Birleşik Devletleri Körfez ülkelerinden IŞİD’e karşı mücadele için beş yüz milyar dolar talep etmiş.

ADNAN OKTAR:  Arsızlık. Geçen gün söyledim ya hem Müslüman öldürecekler dedim. Hem o biriktirdikleri stok bombaları kullanacaklar. Fabrikalar yeniden üretime geçmek için ona ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü tonlarca bomba stoklanmış vaziyette. Onları harcamayınca fabrikalar üretim yapamıyor, bomba fabrikaları. Şimdi bomba fabrikaların bol çalışması, iyi kazanmaları için onların kullanılması gerekiyor. Hem Müslüman yok edilmiş olacak. Hem de Müslüman parasıyla Müslüman yok edilmiş olacak. Böyle şeytani, delice bir plan var. Buna da onlar kaz gibi düşüyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Savaşa da sadece Müslümanlar katılacak, onlar katılmayacaklar.

ADNAN OKTAR: Tabii kurnazlık ve rezalet had safhada. “Biz” diyor “fiilen savaşa girmeyiz. Havadan bombalarız. Ama her bomba için de para isterim” diyor. Adamlar da “feda olsun” diyorlar “petrolümüz, paramız oluk gibi akıtalım. Siz Müslümanlar’ı bombalayın yok edin.” Kimi yok edeceksin? “Senin evlatlarını yok edeceğim” diyor. Oo diyor adam seviniyor. “Çok büyük hizmet teşekkür ederiz” diyor. Bir de yeni silahlar deneniyor. Mesela havadan karaya roket. Karadan karaya roket. Bunlar denendiğinde eğer eksik yönleri varsa onları tamamlamış oluyorlar. Laboratuvar olarak görüyorlar bu tip yerleri. Şimdi benim kanaatim en az otuz-kırk silahı deneyecekler yeni geliştirdikleri, gariban Müslümanlar’ın üstünde. Fikirle halledebilecek bir şeyi böyle belayla ve akılsızca halletmeye kalkıyorlar ve milyarlarca dolar Müslüman parası da onların cebine gitmiş oluyor. Silah fabrikası sahiplerinin cebine gidiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş da Amerika’dan destek isteyeceğini belirtti. “YPG’nin tecrübesi var ama silahı yok. Bu nedenle IŞİD’e karşı zayıf kalıyor. Uluslararası bazı devletlerin IŞİD’e sağladığı bazı imkanlar ile elde ettikleri silah üstünlüğüne karşı YPG’nin desteklenmesi lazım. YPG sadece bir Kürt ordusu da değil. Yani içinde Kürtler dışında başka etnik gruplar ve inançlar da var” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, ben açıkça söyleyeyim. YPG ve diğer grupları IŞİD toz duman eder. İstediği en gelişmiş silahı versinler. Gider çöker, gider elinden alır. Zaten gösteriyorlar verilen silahları nasıl elde ettiklerini. Silahları yakın çekim gösteriyorlar basına. “Gidip ellerinden aldık” diyorlar. YPG’nin silahı olabilir de, bunların imanı yok. Ama onlar imanlı ve yürekliler. Daha cesurlar. Fakat inançları bozuk IŞİD’in. YPG zaten Allah’sız, Kitap’sız. Bir taraf da şirk düzenine düşmüş, bilerek veya bilmeyerek şeytana hizmet edenler var. Bir yanda da doğrudan şeytanın ordusu var. Dinsiz imansız direkt şeytanın ordusu var. YPG, komünist yapılanma zaten. Komünist terör örgütü, komünist şiddet örgütü. Ama onlar hiç hesaplamıyorlardı böyle bir şeyle karşılaşacaklarını. Gayri nizami harbin onları böyle dehşete düşüreceğini, kendi yöntemleriyle, kendileriyle mücadele edilince perişan olacaklarını ilk defa gördüler. Çünkü şu an onlara gayri nizami harp yöntemleri uygulanıyor. Türk ordusuna onlar uyguluyorlardı. IŞİD de onlara uyguluyor. Onlara uygulayınca bak, hemen başarı kazanıyor IŞİD. Onlar da darmaduman oluyorlar. Silahla ne alakası var? PKK’nın elinde ağır makineli tüfekler var. Havan topları var. Yani bunlar ağır silahtır. IŞİD’in elindekiler de bu tarz silahlar. Ama bunları tepeleyip geçiyor. Bütün orda YPG’nin güya koruduğu köyleri ele geçirdiler. IŞİD şu an 24’e çıkmış köy sayısı. Kısa sürede hepsine hakim olacakları anlaşılıyor. YPG de ayakkabıyı bırakıp kaçtı. Deliler gibi kaçıyorlar. Çünkü doğranmak da istemiyorlar. Demek ki halk arasında bir laf vardır. “Dinsizin hakkından imansız gelir” diye. Şimdi dinsizin hakkından ayrı bir zulüm mantığıyla yaklaşan, şirk sistemi içinde olan insanlar onların hakkından geliyor. Müslüman’lıkta adam doğramak yok. Sadece sevgi vardır. Merhamet ve şefkat vardır. Dostluk ve kardeşlik vardır. Ama şirk sistemine öyle bir çevirmişler ki; milyonlarca Müslüman’ı inandırmışlar. İslam’ın kesme, doğrama, yasaklar, ıstıraplar, ağlama dini olduğuna inandırmışlar. YPG nasıl ödlek olduğunu, nasıl korkak olduğunu, nasıl tabanları yağlayan takımından olduğu gördük. Bir daha sakın orada burada PKK, kabadayılık gösterisinde bulunmasın. Boylarının ölçüsünü aldılar. İki tarafı da kabul etmiyoruz. YPG’yi de, şirk sistemi içerisindeki Müslümanlık anlayışını da kabul etmiyoruz. Ama YPG korkak, boş balon olduğunu bütün dünyaya gösterdi. 24 köyü birden anında teslim etti.

BÜLENT SEZGİN: Bir günde aldılar.

ADNAN OKTAR: Bir günde teslim etti. Hani kabadayıydın sen? Ödleri kopuyor. Kaçacak delik arıyorlar. Deliler gibi kaçıyorlar IŞİD’i gördü mü. Ağır silah da neresi için istiyor biliyor musun? Mardin ve Siirt’teki PKK’lılar için istiyorlar ağır silahları. Çünkü oraları Türkiye koruyor. Oraya IŞİD gelemeyeceğine göre ağır silahla Türk askerine saldıracaklar. Ağır silah zaten açık açık söylüyorlar. “PKK için istiyoruz” diyorlar. Yani ağır silahı oradaki çatışma için istemiyor. Zaten IŞİD ümüklerine çöker; anında alır. Onu biliyorlar. Türkiye için istiyorlar silahı. Çünkü Türk ordusu gayri nizami harp yapmıyor. Bir olay oldu mu savcı olay yerine geliyor. Keşif yapılıyor. Hakim geliyor. Hukuk devleti. Ama IŞİD öyle yapmıyor. Adam bağcı çakısıyla çıkarıp adamı doğruyor orada. Kanun hukuk yok. O yüzden ödleri kopuyor YPG’lilerin, PKK’lıların. YPG demeyelim de PKK. YPG de onun değişik adı.

CEYLAN ÖZBUDAK: IŞİD’in haber sitelerinin hepsinde aynen sizin söylediğiniz gibi Adnan Bey, bütün haberlerin ve yorumlarının altında sözde hadislerle kendilerince desteklemişler. O inançta olan bir insanın inkar edemeyeceği gibi bir duruma getirmişler gerçekten.

ADNAN OKTAR: Ben ehlisünnet alimlerini biliyorum Türkiye’de. İran’daki, Irak’taki kim olursa olsun. Hangi alimle konuşursa konuşsunlar -bir kısmı hariç- hepsi IŞİD’in ideolojisini kabul eder. Gece gündüz anlattıkları o zaten. Ama korkaklar. Mesela diyorlar ya “İsrail’de Museviler taşların, ağaçların arkasına saklanacak. Ama “taş bize haber verecek. Gel arkamda Yahudi var. Öldür” diyecek” diyor. “Ağaç da bana haber verecek” diyor. “Gel arkamda Yahudi var. Öldür” diyecek. “Biz de öldüreceğiz” diyor. Şimdi bak bu bir vahşet hadisidir. Dehşet hadisidir ve bu kanun hukuk tanımayan bir açıklama ve şirk mantığı ve zulüm mantığı. Şimdi bir taş düşün, arkasında da yüz tane Musevi var. Psikopat adam diyecek ki; “taş bana haber verdi. Şu an duydum. Bunların hepsini öldürmemi söyledi” diyecek. “Nereden çıktı bu?” Dersen “hadis var” diyecek. “Kadın, çocuk, masum kim olursa olsun öldürün” diyor. O hadis anlayışına göre öyle yapmaları gerekiyor. Kardeşim sen zulmün adını koymuşsun zaten. Taş sana haber veriyorsa; taş sana “arkamda PKK’lı var” der. “Arkamda Alevi var” der. “Bektaşi var” der. “Şii var” der. Der oğlu der. “Taş bana söyledi” diyor. Peki buna niye şaşıyorsunuz o zaman IŞİD’in mantığına? IŞİD ne diyor? “Taşlar bize haber veriyor” diyor. “Çöl bize haber veriyor. Burada zalimler var. Bunları öldürün” dedi” diyor. “Duyuyoruz biz bu sesi” diyor. Gidip öldürüyor. Dolayısıyla şirk sistemiyle baş edemezler. Şirk sistemiyle ancak Kuran’la baş edilir. Kuran’ı da en güzel insanlara anlatacak olan Mehdiyet’tir. Diyanet İşleri Başkanlığı yapabiliyorsa yapsın. Yapamaz. Çünkü Diyanet İşleri Başkanı zaten başında sarık ve cüppeyle geliyor. Ne demek? “Ben Sünni’yim” diyor. “Sünni gelenekçi Ortodoks’um ben” diyor. O zaman bitti olay. Yani artık onun üstüne konuşacak bir şey yok. Sen gelenekçi Ortodoks Sünni’ysen, gelenekçi Ortodoks Sünni kitapları da okuyorsan, ona göre de amel ediyorsan IŞİD’le niye anlaşamıyorsun sen o zaman? “Taşların arkasından Yahudi haber verecek. Öldüreceğim” diyor. Bunlar işte “haber aldık. Öldürüyoruz” diyorlar. Bak, “taşın arkasında Yahudi olduğunda kanun, hukuk tanımayın” diyor oradaki hadiste. “Vicdan tanımayın” diyor. “Masum, mazlum fark etmez. Yani kadın, çocuk kim olursa olsun taş haber verdikten sonra gidip öldüreceksiniz” diyor. Adam da “taş bana haber verdi” diyor. Sen nasıl ispat edeceksin aksini? “Peygamber (s.a.v.) dedi” diyor. “Taş haber verecek.” “Taş da bana haber verdi.” Diyor. “Duydum. Gereğini yaptım” diyor. Şu anki IŞİD’in mantığı bu. Şimdi biz sabırla bekliyoruz. Birkaç seneye kadar dünyanın halini bir görün. Açık açık söylüyorum. “Çok büyük olaylar olacak” dedim. Daha da büyük olaylar olacak. 2015’e bakın. 2016’ya bakın. 2017’ye bakın. Bağıra bağıra çözüm isteyecekler. Bunu hep beraber göreceğiz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Zonguldak’ta Gazilerimizi Anma Günü için düzenlenen törende, törene katılan devlet büyüklerine şemsiye tutulması ama gazimize şemsiye tutulmaması çok tepki aldı Hocam.

ADNAN OKTAR: Ama arkadaki gazilere çok zor olur o. Öndeki gazi için olabilirdi. Evet, orada olmamış. Ama gazi adı üstünde delikanlıdır onlar. Onlar etkilenmez. Onların süksesi o kalpağı yeter ona. Adı üstünde onlar kurşun yağmurundan etkilenmemişler. Yağmurdan mı rahatsız olacaklar?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Oktar ve Altuğ sizi temsilen Seul Ulusal Üniversitesinde Darwinizm’in çöküşü ve biyomimetik konularında konferans verdiler. Öğretim üyeleri ve öğrencilerin katıldığı konferansımızın arkasından soru-cevap bölümü oldu. Konferansa katılan Müslüman öğrenciler sunumları ve belgeselleri bundan sonraki faaliyetlerinde kullanacaklarını söylediler. “Allah razı olsun” dediler.

ADNAN OKTAR: Kore, MaşaAllah. Kore deyince aklıma güreş geliyor. Güreş muhabbeti yapamadık doyasıya. İranlı güreşçiler de ünlüdür. İran, Doğu Alman. Bulgar güreşçileri eskiden ünlüydü. Bulgaristan hep ikinci, üçüncü olurdu. Eskiden pehlivanlık vardı. Güreş vardı. Şimdi kalktı bu işler.

Allah Allah hakikaten, nasıl olmuş böyle bir şey? “Sınırda bekleyen Mehmetçik’in hem kıyafeti parçalanmış, hem de botlar çok eski.” Aslında askerde böyle bir şey olmaz, bu bir garip olmuş. Bu o çocuğa mahsus bir şeydir, askere. Askerlerimiz gıcır gıcır giyiniyor. Askeri dikimevleri gece gündüz kıyafet dikiyor. Ben yırtık kıyafetli asker hiç görmedim şu ana kadar. Belki o çocuk uzak bir mesafeye gittiyse ona bir görev verdilerse. O bile zor, orada bir acayiplik var. Mantıksız o, sadece ona mahsus bir şeydir. Olacak iş değil o.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz biliyorsunuz zaten inşaAllah Adnan Bey, padişahlar Topkapı Sarayı’ndaki kutsal emanetlerin olduğu bölümde sürekli Kuran tilaveti olduğu için onların da kendi sırası geldiğinde onlar da kendi sıralarında Kuran tilaveti yapıyorlardı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İşte o bereketle cihan hakimi oldu. Ama sonra Osmanlı’ya Darwinizm’i sokunca Allah beti bereketi kaldırdı. Türkiye’ye bereketin gelmesi için okulda, derslerde Darwinizm’in kalkması gerekir. Kutsal emanetlerin olduğu yerleri padişahlar süpürüp temizliyorlarmış bizzat, süpürgeyle. Ne güzel. Evet.

BÜLENT SEZGİN: 1948 Londra Olimpiyat Şampiyonumuz Nasuh Akar’ın fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Görelim. MaşaAllah kündeyi görüyor musun? Şimdi böyle künde nerede?

MURAT BEY: Şimdikiler yerden kaldıramıyor demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten kuvvetleri yetmiyor. Mesela kündeyi bir türlü atamıyorlar, gücü yetmiyor kündeye. Normalde rakibini havaya kaldırması lazım, omuzuna alabilir, ona da güçleri yetmiyor. Eski güreşçiler direkt daldı mı kaldırıp atıyorlardı.

BEYZA BAYRAKTAR: Eskiden görünümleri de daha caydırıcıydı.

ADNAN OKTAR: Evet, klasik pehlivandılar. Şimdi böyle atlet görünümündeler, güreşçiye de benzemiyorlar. Kuvvetleri çok az, o eksiklik. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir fotoğrafta da efsane güreşçimiz Mithat Bayrak vardı.

ADNAN OKTAR: Bak bak bak aslana Mithat Bayrak’a da bir alkış yapalım.

BÜLENT SEZGİN: 1956 Melbörn ve 1960 Roma olimpiyatlarında grekoromen stili 73 kiloda şampiyon.

ADNAN OKTAR:  Eskiden pehlivan varmış. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam burada da Sayın Süleyman Demirel’le güreşçilerimiz bir aradalar. 1966 yılında Toledo da yapılan dünya serbest güreş şampiyonasında takım halinde, dünya şampiyonası serbest güreş takımı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah aslanlar.

BÜLENT SEZGİN: Aralarında Ahmet Ayık, Hasan Güngör, fotoğrafta Mahmut Atalay, Tevfik Kış, Nihat Kabanlı, Seyit Ahmet Ağralı, Mehmet Esenceli, Metin Çıkmaz, Ünver Beşergil, Hasan Sevinç ve Bekir Aksu.

ADNAN OKTAR: Onların hepsi ünlü. Eskiden pehlivan vardı. Pehlivanlara iyi bakamıyorlar, iyi beslenmeleri lazım. Adam mesela devlet su işlerinde çalışıyor, akşama kadar orada. Akşam çalışmaya gidiyor, spor egzersizleri yapıyor. Olmaz. Eskiden Bulgaristan’da, Rusya’da adamın mesleği sadece o oluyordu. Başka bir şeyle ilgilenmiyordu. Ama burada öyle değil.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Mersin’de Ahmet Kireççi var Türkiye’ye olimpiyatlarda ilk altın madalyayı getiren güreşçimiz. Fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Mersinli Ahmet. Göster. Bak pehlivan dediğin böyle olacak. Eskiden “bas kündeyi” diye bas bas diye bağırırlardı güreşlerde. Ben burada şampiyonalar olduğunda mutlaka gidiyordum, güreş şampiyonaları olduğunda. O künde pozisyonu aldığında böyle haykırma tarzında deliler gibi bağırıyorlardı “bas kündeyi” diye. Adamın imkanı olsa zaten yapar. Ama tabii o teşci çok önemli oluyor. O teşvik artık yapmayacağı da yapıyor o zaman adam. Adrenalin geliyordu. Kırbaç gibi rakibini vuruyordu. Böyle olması lazım.

BÜLENT SEZGİN: 144 kiloda sporcumuz 1.88 cm boyunda Koca Yusuf var.

ADNAN OKTAR: Görelim. Hay maşaAllah. Osmanlı aslanı. Pehlivan dediğin böyle olacak. Bıyık tam tipik Osmanlı. 144 kilo. Kara okkadır o. Osmanlı’nın kara okkası. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yine Hasan Gemici var Hocam. 1952 Helsinki Olimpiyat oyunlarında. Fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Hasan Gemici, 52.

BÜLENT SEZGİN: Serbest. Evet, 1952.

ADNAN OKTAR: 1952’de maşaAllah. Önemli bu gençleri teşvik edelim.

AYLİN KOCAMAN: Arkadaşımız Adnan Bey internetten bakıp bir güreşçinin şampiyonluk tarihini yanlış söylemişti. Siz ısrarla “72 Münih Olimpiyatları” dediniz. Baktırdınız birkaç kere öyle çıktı gerçekten.

KARTAL GÖKTAN: İnsan hakları örgütü raporunda Bulgar polisinin ülkeye gelen Suriyelileri dövüp, telefon ve paralarına el koyduktan sonra Türkiye’ye gönderdiğini belirtti. Raporda Bulgar sınır polisinin son bir aydaki üç farklı olayda en az 43 Suriyeli sığınmacıyı, bazılarını döverek Türkiye sınırına bıraktığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: Merhametin yeri, şefkatin yeri Türkiye. Bütün dünya bunu biliyor ama işte bu öğretmenliği deruhte etmek çok önemli. inşaAllah bu öğretmenliği dünya çapında uygulayacağız. Başbakan muhteşem bir insan, onun değerini iyi bilmek lazım. Ahmet Davutoğlu tam Osmanlı’dır. Tam harbi delikanlıdır. Tayyip Hocam’la beraber gayet güzel faaliyetleri ama değeri bilinmezse çok yazık olur. Bak şevkinin değerinin iyi bilinmesi yüksek ahlakın gereği, yüksek vicdanın gereği.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kobani’den sınıra gelenlerle ilgili açıklamasını da eleştiren Selahattin Demirtaş “Sadece oradan göç etmek için hazırlanan insanları karşılamaya hazırlanıyoruz demek “IŞİD vursun onları onlar da bu tarafa göç etsin” demektir. Zemin sunmaktır. Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı bu açıklama IŞİD’e ancak cesaret verir. IŞİD’i korkutmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Hani kabadayıydı bu PKK falan, ağlıyorlar. Selahattin Demirtaş için söylemeyim de PKK ağlıyor. “Kurtarın bizi Türk devleti” diyor. Hani dayıydınız siz. “Biz Türkiye’yi kurtarırız” diyorlardı. Bak şimdi canınızın derdine düştünüz. Demek ki kabadayılıkla mabadayılıkla alakanız yokmuş. PKK korkak, tabansız bir örgüt. Selahattin Demirtaş’ı ben tenzih ediyorum o iyi bir delikanlıya benziyor. Ama PKK’nın hali hem gülünç, hem zavallı, hem aciz, hem korkak. Bak bir avuç IŞİD’çi bunları dehşete düşürmüş, bir avuç. Bunlarla ilgilenenler IŞİD’in yüzde biri değil, PKK’yla ilgilenenler. Tabii ki biz oradaki Kürt kardeşlerimizi, canlarımızı, annelerimizi, kız kardeşlerimizi aslan gibi koruruz. Ama Müslüman IŞİD delikanlılarını da gördüğümüz yerde vurmak, ezmek, öldürmek konumunda asla olmayız. Müslüman’ı öldürdün mü kıyamete kadar cehennemden çıkamazsın. Onlar cahillik yapıyor diye biz cahillik yapmayız. Türkiye kodu mu oturtur onu söyleyeyim. Ama Allah vermesin gözümüz dönerse. Can boğazımıza gelirde başka hiçbir çözüm kalmazsa, hiçbir şey yapamazsak o zaman dünyada kıyamet kopar, o ayrı mesele. Ama sonuna kadar barışçıl, sonuna kadar sevgi ve kardeşlik insanıyız. Hiçbir zaman için adam öldürerek netice alınmaz. IŞİD’e karşı da böyleyiz, başkalarına karşı da böyleyiz. Hiç kimsenin öldürülmesini, asılmasını, kesilmesini istemiyoruz. IŞİD’e karşı da cinayetle çözüm düşünmüyoruz ve düşündürtmeyiz, böyle bir şey olmaz. Bunu unutsunlar. Fikrin dışında bir yol yok. Aklın, vicdanın, sevginin, dostluğun dışında bir yol yok. Bizim tek silahımız var; sevgi, o kadar. Batı basını PKK’yı kahraman ilan ediyordu. “Silah verelim bitirsin IŞİD’in işini” falan. Bak adamlar bozuk motor gibi kaçıyor zik zaklar çizerek falan.

AYLİN KOCAMAN: Basın da suskun bayağı bu günlerde.

ADNAN OKTAR: Gıkları çıkmıyor. Ödlek olduklarını gördüler. Hani delikanlıydın. Git koru, git orada göğsünü siper et gücün yetiyorsa. Ama korku dağları bekliyor. Kaçabildiklerince kaçıyorlar. Normal adam beş metre kaçıyorsa, bunlar beş bin metre kaçıyor.

BÜLENT SEZGİN: PKK’yı yardıma çağırmış YPG, gelen olmamış.

ADNAN OKTAR: Onlar canının derdine düşmüştür. IŞİD’in hakkından gelecek olan İmam Mehdi (a.s)’dır. Onun dışında bir yol ve kuvvetle durduramazlar. Onların tek sözünü dinleyecekleri kişi Mehdi (a.s)’dır. Mehdi (a.s)’ın dışında kimsenin sözünü dinlemezler. Bir denesinler isterse. İmam Mehdi (a.s) çıktı mı tek kelimeyle durdurur. Tek kelimeyle istediği tarzda onları yönlendirir. Barışa, kardeşliğe, sevgiye hepsini yöneltecek. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor “Siyah bayraklı insanlar çıkacak. Suriye, Irak her tarafı alacaklar. İsrail sınırına kadar gelecekler. Uzun sakalları vardır” diyor “uzun saçları vardır, siyah giyinirler” diyor. “siyah bayrakları vardır. La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah yazar bayraklarında. Siyah bayraklıdırlar” diyor. “Bütün bölgeye hâkim olacak” diyor. “Ve sonunda hepsi Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar” diyor. Bak son kısmında hepsi Mehdi (a.s)’ tabi olacaklardır. Çok kan akıtacaklarını söylüyor bunların Peygamberimiz (s.a.v.). Ama “Mehdi (a.s) damla kan akıtmaz” diyor. Sonunda da Hz. Mehdi (a.s)’a tabii olacaklar” diyor. Ama bunların kan akıtacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Sel gibi kan akıtacaklar” diyor. “Bütün bölge kan içinde kalacak” diyor. “Mehdiyyül dem olan evladım Hz. Mehdi (a.s) çıktığında kan duracak” diyor. İnşaAllah. Kısmetse.

Dr. Mehmet Arıcan. Ne diyor Doç. Dr. Mehmet Arıcan? Polis Akademisi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Arıcan şu an Twitter’da yazdı. Polis iç güvenlik uzmanı. “PKK’yı bir de Adnan Oktar Hocamız’dan dinlemek gerek” diyor Mehmet Arıcan. “Helal olsun Hocamız’a”. Doç. Dr. Mehmet Arıcan yine ne diyor? “Adnan Oktar: “PKK korkak tabansız bir örgüttür.” Doğru söze ne denir?” İspatlandı kardeşim. İddia değil ispat. Bak 24 köyü bir günde verdiler. Nerede PKK’lılar? Pırr uçtu.

BÜLENT SEZGİN: Bir harita vardı, IŞİD’in en son dönemde aldığı köylerin haritası.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Sarı bölgeyle.

ADNAN OKTAR: IŞİD buraları almış.

BÜLENT SEZGİN: Evet Kürt bölgelerini.

ADNAN OKTAR: Hani bunlar kabadayıydı. “Türkiye’yi de koruyacağız biz" diyorlardı. Topal ördek gibi kaçtılar.

BÜLENT SEZGİN: “Siz merak etmeyin biz siz koruruz” diyorlardı.

ADNAN OKTAR: Evet. Ördek gibi sesler çıkararak kaçtılar. Delikanlı olan Mehmetçik’tir. Koçyiğitlerdir. IŞİD o bölgeye yayılacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın emri ile dururlar, onun dışında durmazlar. Bak açıkça söyleyeyim. Çok net.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir güreş haberi vereyim mi yine eskilerden? Hocam 1960-65 Hayat Dergisi’nin ifadesine göre şöyle diyor: “Gelmiş geçmiş dünyanın en meşhur güreşçisi Rus Alexander Medved, 1964 yılına kadar dört Avrupa ve bir de dünya şampiyonu oldu. Beş yıla beş şampiyonluk sıkıştıran Medved’in rakibi yoktu. Önüne geleni bir bir deviriyordu. Ta ki Ahmet Ayık’la karşılaşıncaya kadar.

ADNAN OKTAR: Geçen gün gösterdim. Hay maşaAllah bir alkış. Ahmet Ayık’ın Ankara’da Sıhhiye’ye yakın bir yerde, evet hatırladığım kadarıyla kebapçı dükkanı vardı. “Aspava Şöhretler Kebap Salonu” gibiydi hiç unutmam. Dükkanın önüne çıkıyordu. Kollar, kısa kollu giyiniyordu, sığmıyordu pazılar. Yakışıklı bir delikanlıydı o zamanlar. Ama hiç birinden haber, ucar yok. Nasıl oluyor? Birçok ünlü güreşçi şu an yaşıyor. Kimse muhatap olmuyor. Bu nasıl iştir? Sanatçılar ancak ölünce haber oluyor. Bazen de çok küçük işte “ünlü güreşçi bilmem kim vefat etti.” Hayattalar şu an, gündem yapın. Ne olur? Bir şey kaybetmezsiniz. Unutmak istiyorlar, ben anlamıyorum. Niye unutuyorsun? Gündeme getir. Mesela Ali Rıza Alan şu an antrenörlük yapıyor bildiğim kadarıyla. Çakı gibi de güreşçi. 52 kiloda kasıp kavuruyordu. Onun ben bir maçını seyretmiştim, geçenlerde anlatmıştım. Böyle cılız bir rakibi çıktı. Ali Rıza Alan’ın bir boşluğuna geldi -nasıl oldu anlayamadım- onu köprüye getirdi. Ali Rıza Alan delirdi böyle. Allahualem koptu böyle. Adamı mahvetti. Böyle ben bir olay görmedim. Kaldırıyor yere atıyor. Adam yani hayatından bezdi Allah esirgesin. Yani o anki hayatından. Burguya taktı adamı çeviriyor çeviriyor çeviriyor, mahvetti adamı. En sonunda, bayağı devam etti. En sonunda aldı vurdu sırt üstü yatırdı, tuşladı böyle, rahatladı. Ünlü güreşçiyi köprüye getirmek çok büyük hatadır. En güzeli çıkmayacaksın.

Mesela Lemeçe vardı boksör, her koyduğunu komaya sokuyordu Allah esirgesin. Ben o yüzden boksa karşıyım. Nakavt dediğin komaya girmek yani. Baktılar adamlar şakası yok. Maçı vardı ilk şeyinde nakavt etti. İkincisinde de nakavt etti. Üçüncüde rakibi uyanık çıktı, çıkmadı. Bekliyor o çıktı ringe geziniyor böyle, hareketler yapıyor bekliyor, çıkmadı. Doğru yaptı yani çünkü belli ne olacağı, o da komaya girecek. Doğru bir şey değil.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bir fotoğraf vardı. Ahmet Ayık ve Medved’in buluşması, 50 yıl sonra. “İki efsane Medved ve Ahmet Ayık buluştu. İki efsane birbirlerine övgüler yağdırdı ve geride kalanı yıllara dalıp gitti. İkisi de birbirlerine dünyayı titreten adam diyor.”

ADNAN OKTAR: Yeni fotoğraflar bunlar, değil mi?

BÜLENT SEZGİN: 2011.

ADNAN OKTAR: Ama yeni sayılır evet. Mesela bak hayatta bu insanlar nasıl böyle unutursun sen. O zamanlar yeri göğü sallıyordu. Ahmet Ayık dedin mi böyle. Gazanfer Bilge çok ünlüydü. Unutulmaları çok acayip. Buna bir çözüm. Güreşi de unutturmaya çalışıyorlar. Halbuki güreş çok iyi bir spor cinsi. Dayanıklılık açısından. Özellikle bu çayır pehlivanları müthiş dayanıklı oluyorlar. Bedenen çok sağlıklı oluyorlar. Bence en iyi spor. Mesela şimdi insanlar kolu bir yere çarpıyor, kırılıyor. Ayağı bir yere çarpıyor bilmem ne oluyor. Pehlivanlarda öyle olmuyor. Ta ileri yaşlara kadar bayağı sağlıklı yaşıyorlar. Hiçbir şey de olmuyor. Vücut direnci çok güçlü oluyor.

TARIK BEY: Vücudun bütün kas kütlesini aynı anda kullandığı için, bütün vücut çalıştığı için Hocam daha dayanıklı oluyorlar kondisyon olarak.

ADNAN OKTAR: Tabii. Şimdi mesela Bir şey kaldırıyor adam, bel fıtığı oluyor. Bilmem ne oluyor, boyun fıtığı oluyor. Bilmem ne oluyor, kolu çıkıyor. Pehlivanlarda öyle bir şey yok. Yetmiş-seksen yaşına geliyorlar, kaya gibi oluyorlar. Onun için bence milli spor dedikleri doğru. Teşvik etmek lazım. Bir de çok cılız bizim gençlerin birçoğu, ben bakıyorum. Yani çok çelimsizler. Halbuki güreş çok yaygın olsa her yer pehlivan dolu olur. Osmanlı dönemi öyle. Her yerde güreşiyorlar, köylerde orada burada falan. Halkın hemen hemen tamamına yakını pehlivan gençler. Onun için Osmanlı ordusunda da mesela çok güçlü kuvvetli oluyordu delikanlılar. Yine eski dönemlere dönmek lazım. Böyle olmuyor.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Kartal Belediye Başkanı Operatör Doktor Altınok Öz geçtiğimiz günlerde Kartal Belediye Spor Güreş Kolu'nu faaliyete geçirmiş. Siz daha iyi biliyorsunuz Kartal ilçesinden de çok sayıda milli sporcular yetişmiş özellikle yağlı güreşte.

ADNAN OKTAR: Çok iyi bildiğim bir şey yok. Yeni öğrendim. Ben ne bileyim Kartal'da neler oluyor. İyi yapmış, has yapmış, doğru yapmış. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP milletvekili Hasip Kaplan Kürtçe eğitim yapan okullar hakkında şunları söyledi: “Hükümetin anadile mühür çakılamayacağını bilmesi lazım. Özel okullarda ana dilde eğitim yapılabilir, dendi ama bunun Milli Eğitim Bakanlığı'nda prosedürü yok. Umarım hükümet aklını başına alır. Okul yakmalar da, mühürlemeler de biter. Hükümetin çözüm sürecine ne kadar zarar verdiğini görmesi lazım.”

ADNAN OKTAR: Ama şimdi Kürtçe özel okul dersen adamların bunu kullanacağı belli. Samimiyetsiz yaklaşıyorlar. Samimi olsalar bir mahsuru yok. Kürtçe üç-beş tane okul olur. Adam göndersin çocuğunu, okusun. Ama Türkçe mecbur olacak. Türkçe anadil olarak mecbur olacak ama Kürtçe de eğitim yapabilir. Ama samimiyetsizler. Onu bambaşka bir şekle sokacakları belli. İllaki bir yerden bir işler yapacaklar. Önce samimi olsunlar. O zaman onlar kolay. Şu an samimi değiller.

Şu kameraları fazla oynatmamanızı rica ediyorlarmış. Müzik anında hareket, onu mu? Ama konsepte uygun değil mi o? Ama bazı kişilerin başı dönüyor olabilir. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan Twitter adresinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ait olan şu hadisi paylaşmış: “Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet edin ve bu hususta Allah'a karşı gelmekten sakının.”

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Ümmet-i Muhammedi uykusuz bırakmayalım. Yarın devam edelim kısmetse.

BÜLENT SEZGİN: Bu gecelik Adnan Oktar’la Sohbetler programının sonuna geldik. Yarın görüşmek üzere hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü