Harun Yahya

Sohbetler (21 Eylül 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Ve güzel değerli arkadaşlarımız, yakışıklı arkadaşlarımız bizlerle olacaklar. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz.

Buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bu sabah 06:30 sularında Kobani’nin tam karşısında bulunan Şanlıurfa Suruç sınır noktasına yaklaşık bin kişi gelip sınırı geçmek istedi. Grup, hükümetin Kobani’yi tampon bölge yapmaya çalıştığını söyleyerek IŞİD’le savaşan PYD güçlerine desteğe gitmek istediklerini belirttiler. Jandarma izin vermeyince sayı altı bine çıktı ve bir çatışma yaşandı. Askere taş atan gruba müdahale edildi. Sınır da geçici olarak kapatıldı.

ADNAN OKTAR: Yardımcı mı olacaklarmış?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bunlar, kim bu adamlar?

CEYLAN ÖZBUDAK: PKK’ya yardıma gittiği iddia edilen kişiler.

ADNAN OKTAR: Yani PKK’lı olduğunu mu iddia ediyor bu arkadaşlar? Yani IŞİD’le çatışmak mı istiyorlar?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ucuz kahramanlık yapmaya gerek yok. Eğer geçecek olsa geçer. Orada gövde gösterisi yapıyorlar. Türkiye’ye artistlik yapıyorlar. Kabadayılık gösterisi. Geçecek adam geçer. Öyle bir konu olmaz. IŞİD’le çatışmak isteyen istediğinde gidiyor. Yahut IŞİD’e katılmak isteyen de gidiyor. Öyle bir konu olmaz. Orada bir oyun var. Sırf Türkiye’de artistlik olsun, karmaşa olsun, kamuoyunun dikkati çekilsin. İşte, “biz kabadayıyız, gidecektik dağıtacaktık ama tuttular bizi.” ‘Tutmayın bizi’ falan tipler vardır ya böyle. Kavga olur, hiçbir şey yapamayacağını bildiği halde ‘tutmayın beni’ diye bağırır. Bunlar da “tutmayın beni” kafasındalar. Çok ayıp. Gidecekse gayet rahat geçebilir, her yerden geçer. PKK nasıl geçip gidiyor, değil mi? Birçok kişi geçip gidiyor. İsterse çıkıp giderler, sınırın çeşitli noktalarından isteseler çıkarlar. İllegal olarak çıkabilirler isteseler. Daha önce nasıl PKK illegal girip çıkıyor, başkaları illegal çıkıyor bunlar da isteseler çıkarlar. Burada bir artistlik var, gösteri yapıyorlar, oyun oynuyorlar, bıraksınlar bunu. Eğer Türk devletine, Türk milletine artistlik yapmakla olmaz bu. Bunlar aciz hareketler, münasebetsiz hareketler. PKK’yı silindir gibi ezdi IŞİD. PKK’lılar kadın kılığında falan kaçtılar. Ayakkabılarını falan bırakarak kaçtılar. Nereye yardıma gidiyorsunuz? IŞİD doğramasın diye kadın kılığına girdiler birçoğu, kadınların arasına karışıp kaçtılar. Orada bir tane PKK’lı kalmadı, tamamı arazide. Bütün köyleri falan hepsini zapt etti IŞİD. Artistlik yapmalarına gerek yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sizi sürekli takip eden En Son Haber sitesi sizin açıklamalarınız üzerine PKK’nın IŞİD karşısındaki korkaklığını manşet haline getirmiş. Habere; “Kürtler’i koruyacağım diyen PKK IŞİD’den kaçıyor. Türkiye Suriyeli Kürtler’e kucak açtı ama PKK yandaşları Türk askerini taşlıyor” manşeti varmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Böyle bir şımarıklık ruhu geldi, işte askere taş atılır, bağırılır, çağırılır falan burada şov yapıyorlar Türkiye’de. Kabadayılık yapacaksan git Suriye’de ilgili yerlerde çatışmaya gir IŞİD’le, bak bakayım ne oluyorsun? Türk askerine bizi tutun gitmeyelim havası veriyorlar.  Geçmek isteyen böyle bir yöntem kullanmaz, böyle aleni şamata yapmaz. Geçmek isteyen istese geçer. Burada bir münasebetsizlik, bir oyun var. Hem kendi gururlarını tatmin edecekler yani korkak konumuna gelmemek, işte “biz normalde gidecektik ama Türk hükümeti bizi koymadı yoksa dağıtacaktık ortalığı” falan havası veriyorlar. Bu numaraları kimse yutmaz. Ayrıca PKK toz duman oldu o bölgelerde, darmadağın oldular.

BÜLENT SEZGİN: En son sizin bildiğiniz gibi IŞİD sürükleyerek taşımışlardı PKK’lıları çıplak vaziyette.

ADNAN OKTAR: Mahvettiler yani. Bu bir rezalet tabii, biz bunu hiçbir zaman için istemeyiz. Çatışma, kan dökülmesi böyle bir şeyi istemeyiz ama ucuz kabadayılık çok kızdırıcı. Türk askerine bunu göstermek, Türk milletine ucuz kabadayılık gösterilerinde bulunmanın bir alemi yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’den göç eden Kürt kardeşlerimizin geçtiği Suruç sınırında bazı gruplar, hükümetin IŞİD’e destek verdiği iddiasıyla direniş çadırları kurup eylem yapmak istediler. Polise direndikleri için polis gaz sıkarak grubu dağıttı. Bu guruplar “Türkiye, Suriyeli mültecilere gaz sıkıyor” şeklinde sosyal medyada yalan haberler yaydılar. Daha sonra da batı basını da haberi bu şekilde yansıttı.

ADNAN OKTAR: İşte münasebetsizlik olsun, vicdansızlık olsun. Ahlaksızlıklarını bütün dünya görüyor. Türk ahlakının üstünlüğünü, Türk milletinin, Türk askerinin yüksek seciyesini de herkes görüyor. Bak annelerimiz geldi bağrımıza bastık, çocuklar geldi bağrımıza bastık Çünkü mazlumlar onlar, PKK ile alakası yok. Ama öbürleri kadın kılığında kaçtılar. Bize kabadayılık yapmanın alemi yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK sempatizanı gruplar tampon bölge oluşturulmasını istemedikleri için sınırda gerginlik oluşturuyorlar. Tampon bölge oluşturulduğunda kendilerince özerklik ilan ettikleri alanın arasına Birleşmiş Milletler denetiminde bir bölge oluşacağı ve YPG ve PKK mensupları rahat edemeyeceği için karşı çıkıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tampon bölgeyi ben aylar önce söyledim, yıllar önce söyledim, “tampon bölge hemen oluşsun” dedim kulak ardı ettiler. Modelini de açıkladım, stili, yöntemi de açıkladım. Gayet kolay olacakken uzattılar, daha hala sallıyorlar bu konuyu. Derhal tampon bölge oluşması lazım. Otuz kilometre değil, en az altmış kilometrelik. Bomboş orası zaten Suriye savaş halinde. O alan tamamen boş. On kilometrelik ayrı bir güvenlik bölgesi oluşturulacak, elli kilometreyi de halk kullanır. Ancak yeter onlara, elli kilometre çok küçük bir alan.

CEYLAN ÖZBUDAK: O zaman siz “yıllarca sürer” demiştiniz Adnan Bey bu Suriye’deki iç savaş. Birkaç aya biter diyorlardı. “Hiçbir şekilde bitmez” dediniz.

ADNAN OKTAR: Daha yeni başlıyor öyle bir şey olmaz. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’den gelenlerin sayısı seksen bine yaklaştı. Ayrıca Kobani’den binlerce kişi daha geldi ve sınırda geçiş için bekliyorlar. Emniyet birimleri, bundan sonrası için gelenlerin güvenlik nedeniyle bekletilmeyeceklerini ve kimsenin ara bölgelerde tutulmayacağını ve hemen içeri alınacaklarını belirtti.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Suruç yakınlarında da çadır kent inşaatları başladı.

ADNAN OKTAR: Bak, PKK yıllardan beri zulüm yaptı sonunda Allah belalarını verdi. Allah Kahhar ismiyle kahretti. Ve başlarına belayı geçirdi Allah. Şimdi sıkıyorsa gitsinler IŞİD’le çatışmaya girsinler bakalım. Türk askerine kabadayılık yapmak kolay geliyordu onlara. Çünkü Türk askeri vicdanlı, merhametli, adaletli, kanuna uyuyor, hukuka uyuyor. Bir olay oluyor, olay yerine savcı geliyor durum tespiti yapılıyor, değil mi? Ama IŞİD’in öyle bir konusu yok, savcı mavcı çağırmaz. Böyle bir belanın içine düştüler. Çünkü belayı arıyorlardı Allah belalarını verdi. “Bela öyle olmaz, böyle olur” dedi Cenab-ı Allah. “Şiddet öyle olmaz, böyle olur” dedi. Bak şimdi de kadın kılığında oraya buraya kaçıyorlar. Lübnan’a falan kadın kılığında kaçıyorlar. Akıllarını başlarına alsınlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan Suriye’den ülkemize sığınan mülteciler hakkında şunları söyledi: “Biz onları bir Ensar vasfıyla karşıladıysak bu bizim milletimizin büyüklüğüdür. Bırakın biz biraz sıkıntı çekelim ama bu insanlara sahip çıkalım. Engelli bir yaşlı teyzenin toprağımıza geçişini gördük. Onu siz o bombaların altında nasıl bırakırsınız? Bunlar seyredilebilir mi? Bunlar bizim ecdadımızdan aldığımız o ahlak, vicdan anlayışıdır. Kürt, Arap ayrımı yapmıyoruz, hepsine kapımız açık” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir alkış. Dün dedim ya, “bir ekmek yiyeceğimize çeyrek ekmek yeriz” dedim. Doğru evet. Helal, çok güzel.

Osmanlı İmparatorluğu gibiyiz elhamdülillah maşaAllah. Delikanlılığımız şahane. Biz normalde fakir bir ülkeyiz ama bak neredeyse iki milyona yakın insanı misafir ediyoruz, besliyoruz, bakıyoruz Allah rızası için. Zulüm olmasın, acı çekmesinler, huzur içinde yaşasınlar diye. Bu delikanlılığımızı herkes takdir ediyor. Şimdi Kürt kardeşlerimiz bu vefayı unutmaz, bu yiğitliği unutmaz. Oradaki çakalların gösterisi önemli değil. İt kopuk takımının yaptığı çakallıkların bir anlamı yok, onlar militan. Komünist kafayla kafa pişmiş bazılarının. Onu geçeceksiniz. Oradan gelen Osmanlı döneminden bizi tanıyan Kürt kardeşlerimiz var, onların sevgisi şu an tavan, en yüksek noktadadır.  

EMRE ACAR: Siz “misafir bereketiyle gelir” demiştiniz Hocam. Hz. İbrahim (a.s)’ın ahlakı inşaAllah bu da.

ADNAN OKTAR: Tabii. MaşaAllah.

KONUK BEY: Hocam, Yaratan, Kutsal Kitap’ımızda inşaAllah, “kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: O çocuklar falan acayip şeker sarı sarı gördün mü sen? Güneşten saçları da iyice açılmış, ayakkabısı falan da yok. Olayı da kavrayamıyorlar, ne olduğundan da haberleri yok. O genç kızlar, anneler, değil mi? Hamile hanımlar var, çocuklar. Çocuğunu kurtarmanın peşinde; baş tacı. Bir yemek yiyorsak yarım yemek yeriz. Gerekirse aç kalırız kardeşim, ölmeyiz açlıktan. Ama kardeşlerimizi ezdirmeyiz. Oğlu PKK’lıymış beni ilgilendirmez. Buraya gelen annelerim nur gibi benim, çocuklar da nur gibi beni ilgilendiren o. O PKK’lı olanlar zaten kadın kılığında Lübnan’a kaçtı şu an. Aşağı taraflara Ürdün’e kaçıyorlar.

“Allah hepimize Adnan Oktar iyimserliği versin” diyor.

“PKK da IŞİD’den Türkiye’ye sığınıyor.”

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün Cumhurbaşkanımız bir olay anlattı. İstanbul’da Suriye’den gelen bir misafirimizin yakını trafik kazası geçirmiş ağır yaralanmış. Babasına, polis “şikayetçi olabilirsiniz” dediğinde, “Türkler bizi ölümden korudu, bizi evlerine aldılar. Asla bu kaza yüzünden şikayetçi olmam” demiş.

ADNAN OKTAR: Hepsi Osmanlı evladı. Hepsi evlad-ı Fatihan, gelenler de evlad-ı Fatihan. PKK’nın elinde esirdi Kürt kardeşlerimiz, Allah kurtardı annelerimizi. Allah onlara nimet verdi. Çocukları bu pislik güruhun içinden Allah kurtardı, o masumları. Genç kızları bu pislik adamların elinden kurtardı Cenab-ı Allah.

Annelerimize Cenab-ı Allah cennet gibi bir mekan verdi Anadolu’yu. Ensar, muhacirler onlar muhacirler. Oradaki milletimiz de Ensar. Aynı Resulullah (s.a.v.) dönemini yaşıyoruz. Çok güzel, çok hoş, nefis bir ahlak gösterisi bu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey bu konuda Türkiye’nin yaklaşımında özellikle yurt dışında da kamuoyunda çok fazla dikkat çekti. Sürekli Amerika ve Avrupa bombalayarak bizi düşman ettiler. Ve bizim rehinelerimiz için de para ödeyebilirlerdi. Kurtarmak mümkünmüş gibi hep yazılar yazıldı bugün.

ADNAN OKTAR: Tabii kardeşim. Ver parayı sonra yine alırsın. Nedir yani? Dünyalık için o garibanları kıtır kıtır doğratmanın âlemi ne? Ne kaybedersin ver parayı? Parayı kaptırdı kafasında, kapitalist kafada. Bu sene olmazsa bir daha ki sene alırsın. Kurtar. Yazık günah değil mi adamlara dehşet içinde bakıyorlar?

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada rehineler için “Velev ki bir takas olmuş olsa bile ben şuna bakarım. Benim kırk vatandaşımızın karşılığı hiçbir şeyle değişilmez. Hamdolsun ailelerine kavuştu diye düşünürüm” dedi.

ADNAN OKTAR: Farz edelim akrabaları yok. Parada istemiş olsalar, para da verirsin. Ne olacak. Niye öldürttüresin adamı para için? O zaman katil olursun. Para için adam öldürmüş olursun, kiralık katil konumuna düşersin. Gerekirse para da verirsin. Ne olacak? Ama tabii kanunsuz, hukuksuz mesela kabadayılıkla para aldıysa sonra çöker üstüne geri alırsın paranı tabii kanunla, hukukla o ayrı mesele. Ama adam öldürttürülmez para için. Çok aşağılayıcı, çok korkunç bir şey.

BÜLENT SEZGİN: Pazarlık olarak da Hocam, Türkiye’de tutuklu 180 IŞİD mensubunun serbest bırakıldığı iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Yok canım atıyorlar. Olur mu öyle? Tutuklu nasıl serbest bırakılacak? Mahkeme kayıtları oluyor. Savcılık kayıtları var, karakol kaydı var. Kayıtları mı yok edecekler? Olur mu öyle şey?

BÜLENT SEZGİN: Bu haber üzerine Cumhurbaşkanımız’ın konuşması üzerine Hocam, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu soru önergesi vererek diplomatik pazarlığın içeriğini sordu. Ayrıca “IŞİD militanlarıyla takas yapılmış mıdır?” sorusunu yöneltti.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak açıkça söyleyeyim. Sadece Türkiye “biz sizi öldürmeyeceğiz” diye söz vermiş olabilir. “Askeri operasyon yapmayacağız” demiştir bu kadar, başka bir şey yok. Bıraksınlar onun dışında para mara hiç bir şey vermemişlerdir. Vermiş de olabilir parayı. Ne olur? Mesela 500 bin dolar verdiğini düşünelim. Öbür türlü kiralık katil konumuna düşersin. Allah vermesin para için adam öldürmüş olacaksın. Paranı kaptırmış da olmazsın. Eninde sonunda alırsın, öyle bir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Türk, Kobani halkına hitaben şu konuşmayı yaptı. “Kobani’ye destek vermeyen düşmanlık yapıyor ve IŞİD’e destek veriyor demektir. Kırk milyonluk Kürt halkı özgürlük aşamasındadır” dedi ve “Kürtler’e silah desteği vermelisiniz” talebinde bulundu.

ADNAN OKTAR: Ahmet Türk; kardeşim silahını bırak atıyor adam kadın kılığında kaçıyor. PKK’lılar, anlatamadık herhalde konuyu. Adamları silahının başında tavuk gibi doğruyorlar. Adam silahıyla felç oluyor IŞİD militanlarını gördüğünde. Adamın kanı, iliği çekiliyor. Kasları falan kasılıyor adam, mahvoluyor yani bitiyor IŞİD’ciler geldi mi. Ve bütün silahları onların eline geçti. Daha hala silahtan bahsediyor. Yürek yok adamlarda yürek, korkak adamlar. Konu bu. Silahla ne alakası var işin?

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Türk ayrıca Kürdistan’ın dört parçaya bölündüğünü ama yakında birleşeceğini ve Öcalan’ın önderliğinde sınırların kaldırılacağını iddia etti.

ADNAN OKTAR: O konu bitti Allah aşkına Ahmet Türk. Bu tip şeyler hiç söylemezdi, olayın şokundan Allahualem konuşuyor. Bir daha bölgeye PKK’nın gelmesi mümkün değil. Bu konu kapandı. Bunu unutsunlar konu bitti, mümkün değil. IŞİD bölgeye oturdu. Bundan sonra PKK orada adım atamaz. Ama ayrıca Türk milleti de böyle bir şeye asla müsaade etmez. 80 milyon Türk milleti asla böyle bir şeye müsaade etmez. IŞİD Avrupa’ya mesaj veriyor diyor ki; “kardeşim siz silah gönderirseniz o silahları biz alırız” diyor. Onlar şaka yaptıklarını zannettiler. Sonra binlerce PKK’dan ele geçirdikleri silahı kamuoyuna gösterdiler. Son derece gelişmiş otomatik silahlar. PKK’lı, IŞİD militanlarını gördüğünde tetiğe dokunacak hali kalmıyor. Korkudan bütün sinirleri felç oluyor. Eli, ayağı, ağzı, burnu her yeri kasılıyor adamın. Kendince uyanık olanlar da alelacele makyaj yapıp, kadın kılığında kaçtılar, olay bu. Gidin isterseniz bölgeye baksınlar. Tarafsız gözlemci göndersin baksınlar. Hepsi doğru dediklerimin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin IŞİD karşısındaki koalisyonun içinde yer alıp almayacağı konusunda Sayın Erdoğan şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: Sakın ha, sakın, silahlı koalisyon. Direkt katil konumuna geliriz. Allah vermesin. Suret-i katiye de olmaz.

BÜLENT SEZGİN: “Ne gibi bir tavır alacağımızı komşu ülkelerden gelen tavra karşılık bir tavır almamız lazım. Operasyon denilince akla sadece uçakların vurulması, tank top gelmez, işin bir de siyasi diplomatik kısmı vardır” dedi.

ADNAN OKTAR: Onu yap, onu yapsınlar. Konuşursun, ikna edersin, tartışırsın. Dersin “İslam’da, Kuran’da böyle bir şey yok. Bunlar uydurma hadisler Buhari’ye, Müslim’e bunları geçirmişler zamanında Müslüman barışla, kardeşlikle, sevgiyle hareket eder” dersin. Ama “gel seni hizaya getireceğim.” Havadan napalm bombası atmaya kalkarsan katil konumuna gelirsin Allah vermesin. Türkiye böyle bir belanın içine suret-i katiye de girmesin, asla olmaz. Tartışması bile mümkün değil. Olmaz böyle bir şey.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç zorunlu din dersi uygulamasının son verilmesini isteyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararıyla ilgili “Mahkemenin kararlarına uymamız gerekir” dedi. Sözlerine şöyle devam etti. “Mahkeme diyor ki; ‘Hristiyanlar ya da Aleviler kendi inançlarının anlatılmasını isteyebilirler. Ya da ateistler bu anlatıma hiç ihtiyaç duymayabilirler. Bizim laik bir devlet olarak bu talebi dikkate almamız gerekir.”

ADNAN OKTAR: Bir kere din dersinde Alevilik anlatılması lazım. Alevilik yüksek bir ahlaktır, Alevilik bir güzelliktir. Bir insanın Alevilik’i bilmemesi çok eksik bir durum. Genel kültür açısından, dünyayı tanıması açısından müthiş bir eksikliktir. Hristiyanlık’ı bilmemesi, Musevilik’i bilmemesi müthiş bir eksikliktir. Genel kültür olarak çok iyi bilmesi lazım. Müslümanlık’ı, Müslüman mezhepleri, Şiilik hepsini bilecek. Bu, dünyayı tanımaktır. O zaman bizim dünya tarihini öğrenmemize, sosyoloji şunu bunu falan öğrenmemize gerek yok. Matematik dersine falan da gerek yok. Genel kültür açısından bütün dinleri, felsefeleri hepsini bilmemiz lazım. Öbürü de kendine göre bir şeyler söylüyor. Teslimiyetçi bir ruhu var. İşte “yapmamız gerekir, etmemiz gerekir.” Tamam, sana kimse bir şey yapma etme demiyor. Bekletiyorsun, defalarca söyledim. Alevilik öğretilsin dedim. Hristiyanlık öğretilsin, Musevilik öğretilsin dedim öğretmediniz, sözümü dinlemediniz. Bak şimdi Avrupa mahkemesi bastırınca “ha yapmamız gerekir” diyorsun. Gecikmeksizin bunun olması lazım. Darwinizm’in anlatılması lazım. Darwinizm’in cevabının anlatılması lazım. Müthiş bir genel kültür politikası olması lazım. Gençlerin genel kültürü çok dar. Hristiyanlık’ı bilmez, Musevilik’i bilmez, Musevi mezhepleri bilmez, Budizm’i bilmez. Dünyanın büyük bölümü Budist. Nasıl bilmezsin olur mu öyle şey? Marksizm’i bilmez, faşizmi bilmez. Nasıl bilmezsin, nasıl konuşacaksın? Dünyayı tanımıyorsun demektir. Hepsini bilecek. Belirli bir oranda Tıp bilgisi de olacak; “bayılan bir insana ne yapılır, zehirlenmede ne yapılır?” hepsini bilecek. Güneşin zararı nedir, faydaları nedir? Vitaminler, beslenme her şeyi öğretecekler. Ama bu zevkle, keyifle sohbet ortamında öğretilmesi lazım, sevinçle öğrenecek kişiler bunu. Ders geçmek, sınıf geçmek için değil. Genel kültür bir eğlencedir, keyiftir. Kültürlü bir insan sükseli bir insandır, caziptir, hoştur, onun lafını, sözünü dinlemek çok hoştur. Ama cahili dinlemek çok zor. Derler ya “zır cahil.” Ne konuşacaksın onunla? Dünyayı tanımaz, olayları tanımaz. Dolayısıyla bir zevksizlik de sorun hale gelir o zaman. Kalitesizlik de sorun haline gelir. Az da olsa olur bu. Ve yahut bazen olmayabilir. Ama genelde oluyor.

Neyse bu konuyu bitirelim. Devam et.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Hakan Gezi olaylarının hükümeti devirmek için düzenlenen bir darbe olduğunu düşünenlerin yanıldıklarını söyledi. “Gezi olaylarında tahammülsüzlüğe, yaşam tarzlarına yönelen saygısızlığa, yukardan konuşmalara ve azara yönelik itiraz vardı. Geziye katılanların ekseriyeti “ey tepemizdeki duy bizi “diyorlardı. Eğer duysalardı olaylar büyümeyecekti. Darbe bunun neresinde?” dedi.

ADNAN OKTAR: Hayır zemininde bu var, doğru. Ama taleplerde hükümetin yıkılması, milli ordunun dağıtılması, milli polisin dağıtılması bunun yerine milis güçlerin geçmesi, parlamentonun dağıtılması. Türkiye’de komünist sistemin devreye sokulması tarzında dayatmalar vardı. Bizim kastettiğimiz bu Ahmet Hakan Bey daha iyi bilir ama. Açık açık Taksim’e adamlar bildiri olarak bunu astılar, bunu uygulayacaksınız” dediler. “Operasyonun nedeni bu” dediler. Devleti yıkma üslubu vardı orada. Başbakan’ın ofisi niçin basılır? Başbakan’ın evine silahlı bir gurup niçin yürür? İki yüz metre falan vardı evine, silahlı militanların girmesi için iki yüz metre kalmıştı. Başbakanlık ofisine girdiler zaten. Kimi arıyorlardı orada? Başbakan’ı arıyorlardı. Bulsalar ne yapacaklar? Şehit edeceklerdi, konu bu. Bunu anlamazdan gelemeyiz, bu bir gerçek. Arkasından da bu diğer olaylar patladı. Demek ki hükümeti başından beri iddia edilen Ergenekon Terör örgütü yıkmak istedi; yıkamadı. Sonra bu arkadaşlar çıktı, bunlar yıkmaya çalıştılar, bunlar da yıkamadılar. Sonra bu paralel, dikey bilmem ne falan dediler onlar da çıktı, bunlar da yıkmaya çalıştılar. Kardeşim yıkacaksan sandıkta yık, demokrasi ile yık. Böyle abudik gubidikle yıkmaya kalkarsan seni de yine aynı yöntemlerle yıkarlar. O zaman biz Güney Amerika ülkelerinden de berbat hale geliriz. Asya’nın herhangi bir gariban ülkesinden de berbat hale geliriz ve mahvoluruz. Tayyip Hocam orada delikanlıca direndi. Gayet de güzel yaptı, doğru yaptı. Haklarını da avuçlarına koydu. Dirayetsiz davranamaz o dönemde. Mecburen böyle kararlı ve dirayetli davrandı. Alttan alan bir üslup hakikaten olmaz, olacak gibi değildi. Çünkü adamlar şımarmıştı açıkça, çocuk gibi şımarmışlardı. Nasıl şımaran bir çocuğa alttan aldıkça daha da çılgınlaşıyor bazı vakalarda. Aynı bu görünüm olmuştu. Orada Tayyip Hocam’ı takdir etmek lazım, o yönünü. Dirayet ve direnme yönünü. Ben ona inatçılık diyorum. Erbakan Hocam’dan öğrenmiştir. Mükemmel, müthiş inatçı böyle. Erbakan Hocam da mübarek akıl almaz inatçıydı. İnanılır gibi değil millet hop oturup, hop kalkıyorlardı o hiç, bildiğini okuyordu. Tayyip Hocam da orada mükemmel ocakta yetiştiği için sağlam o konuda, ne güzel.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Today’s Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş esir alınan rehineler hakkında şöyle bir twit paylaştı. Tüm rehinelerimizi tenzih ederim tabii bu arada Anadolu’dan hikmetli bir söz;  “Allah bir aciz kulunu sevindirmeyi murat ederse önce eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş. Bir hükümet milletini harbiden sevindirmek isterse önce vatandaşlarını teröriste bıraktırır, sonra da şu ya da bu şekilde kurtarır” dedi. Bu ifadeler medyada büyük tepkiye yol açtı.

ADNAN OKTAR: Milletin sevindiği konu hükümetin dindar olması, Allah’tan korkması, Allah’ı sevmesi. Yoksa tek bir konudan dolayı millet seviniyor, mutlu oluyor değil. Ama hakikaten mesela insan hasta oluyor, şifaya kavuşuyor seviniyor. Mesela bir şey kırılıyor tamir ediliyor, seviniyor insanın hoşuna gidiyor. Allah onu bir mutluluk sebebi yapmış, bunda şaşılacak bir şey yok. Mesela Allah şifa veriyor, sevinmiyor mu şifa olduğunda?  Hasta oluyordur yahut mesela sınıfta kalacağını zannederken sınıfı geçiyor seviniyor. Bu normal bir şey, bunda şaşılacak bir şey yok. Hükümetten de memnun olma nedenimiz bunlar değil. Memnun olma nedenimiz Allah’ı çok anıyor olmaları, dindar olmaları.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Daniel Pipes bu hafta yazısında “Türkiye, Suriye ve İran’dan toprak alınarak Kürtler’in birleştirilmesi ve Kürdistan kurulması gerektiğini” yazmış. “Bölgede batının ittifak yapabileceği, batı yanlısı tek grup Kürtler’dir. Ortadoğu’da kadınları askere alan ve değer veren tek grup da Kürtler’dir” diyor. PKK’lı terörist kadınların resimlerini kullanmış yazısında

ADNAN OKTAR: Ama şimdi “IŞİD’den önce, IŞİD’den sonra” diye tarihi Daniel değerlendirsin. Yani konuyu tam kavramamış. Artık PKK diye bir şey kalmadı. Bunu bilsin. Bir avuç ödleğin dışında bir şey yok şu an. Bir de kadın kılığında gezinenlerin dışında bir şey kalmadı. O Amerika’dan bir buraya gelsin de bir baksın. Onu bir ara buraya çağıralım da, biraz konuşalım onunla. Yani biraz değil çok sati düşünüyor.

BÜLENT SEZGİN: Yazısının devamını da okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Eğer İskoçya’da olduğu gibi referandum olursa Kürtler’in Türkiye’den kopacağını ve barışçı bir süreç içinde Kürdistan’ın kurulacağına inanıyorum. Sadece İran karşı çıkabilir ve savaşabilir. İran’ın da savaşması ve yıkılması bizim için kötü bir şey değildir” diyor.

ADNAN OKTAR: Bu çok yüzeysel düşünüyor o zaman. Çocuk gibi demek ki düşünce tarzı. O zaman onu biz buraya çağıralım da, karşılıklı ben ona konuyu anlatayım. İran düdük gibi öttürür PKK’yı. Dağlarda böğürttü onları böyle, acayip hizaya geldiler. Ne alaka? Türkiye gibi davranmıyor İran. Öyle bir güç yok. Onlar öyle hayal ettiler Amerika, yani PKK kanalıyla Türkiye’yi bölebileceklerini hayal ettiler. Allah her yönden helak etti. Onlar farkına varmadı bu olayın. Sadece Türkiye çok merhametli, saygılı, demokrat olduğu için, kanuna hukuka bağlı olduğu için PKK’ya pek bir şey yapamadı. Yoksa yani stil olarak PKK’nın metotlarını kullanmış olsa Türkiye, PKK 48 saat yaşayamaz. Yani PKK’nın kendi metotlarıyla PKK’ya cevap verse 48 saatte biter PKK. En fazla 48 saati var. Ama Türkiye hiçbir zaman için ne zulme, ne adaletsizliğe, ne antidemokrat tavra taviz vermez ve verdirtmeyiz zaten taviz de. Böyle bir şey olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yiğit Bulut, Hakan Fidan hakkında yıllardır büyük bir karalama kampanyası yürütüldüğünü, ancak Hakan Fidan gibi bir ismin Türkiye için büyük bir nimet olduğunu ifade eden bir yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Hakan Fidan’ın korunmaya ihtiyacı yok, savunulmaya da ihtiyacı yok. Bütün gazeteleri her gün alıp okuyorum. Ne alaka? Hakan Fidan Türkiye’de efsane olarak biliniyor, Ortadoğu’da efsane olarak biliniyor. Gücünü de göstermiş bir insan. Şöyle etrafa bir dikkatlice baksınlar, PKK şöyle bir her tarafına baksın aynadan bir kendine baksın, çift ayna kullansın. Kendine iyice bir baksın. Ne hale gelmiş, bunu kim o hale getirmiş? Biraz düşünsün. Bak çok büyük bir sır verdim ben onlara. Hakan Fidan ve onun isimsiz arkadaşları PKK’nın en büyük korkulu rüyasıdır. Bölgedeki pislik adamların da en büyük korkulu rüyası onlardır. Ama hiçbir zaman için kanun hukuk dışına çıkmazlar. Hep Allah’tan korkan, hep alnı secdede olan insanlardır. Kılı kırk yaran insanlar. Öyle kontrolsüz, vicdansız hiçbir hareketi yapmazlar. Dolayısıyla Hakan Fidan’ın yıpranması diye bir konu olmaz. Orada burada üç-beş yazı çıktı. Hiç kimse kâle almadı, almaz da zaten.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bugün Cumhurbaşkanımız diplomatlarımızın çocuklarıyla ve onları oldukça sevdiği birkaç fotoğraf vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bak işte olay bu.  Tayyip Hocam işte bu. Bu insandan kime ne zarar gelir? Öfkelense ne olur böyle bir insan? Öfkeleniyorsa baba öfkesidir. Ne öfkelenecek? Üstüne gidiyorsun, hakaret ediyorsun, ölmüş annesine küfrediyorsun, “gıkını çıkartma” diyorsun. Olacak iş mi? Adam Allah esirgesin ölmüş adama küfrediyor, çekip vuruyor adam. Yani tabii bu çok taşkın bir hareket, anormal bir hareket. Yani onu yapanlar için diyorum. Başbakan en fazla bağırıp çağırıyor. Ne yapsın yani? İdi o da yani Cumhurbaşkanı. Tayyip Hocam diyeyim de anlayın, karışıyor şimdi hepsi birbirine. İnşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam IŞİD esirlerin verilmesini bundan önce de tam beş kez kabul etmiş, ancak Amerika ve diğer ülkelerin operasyonları nedeniyle her seferinde geri adım atmış. Rehineler bulundukları yerden teslim alındıkları yere silahlı IŞİD askerlerinin konvoylu korumasıyla ve IŞİD’in kontrolündeki topraklardan geçerek gitmişler. Peşmergelerden de herhangi bir yardım alınmamış.

ADNAN OKTAR: Sünni o peşmergeler. Yani IŞİD’in pozisyonunun alınmasıyla peşmerge o tarafa geçer aslında. Yani eğer IŞİD’le bağlantıya geçirirlerse peşmergeyi görüş olarak aynı görüşteler. Hemen o tarafa geçer onlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak Yazarı Cem Küçük rehinelerin kurtarılmasıyla ilgili şunları yazdı: “Bu işin arkasında CIA, MIX var diyenlerin de dünyadan haberi olmadığı belli. CIA yada MIX’in payı olsa kendi vatandaşlarının kellelerini kurtarırlardı ya da Amerika IŞİD’e karşı yapılacak operasyonda Türkiye’yi yanına çekmeyi başarırdı. Bu işi tek başına kurtaran MİT’tir. Yeni Türkiye’de olduğumuzu eski kalıplarla yorum yapmanın tutmayacağını iyi görelim.”

ADNAN OKTAR: Cem Küçük, kafası çalışıyor ve anlattıklarımızı da iyi takip ettiği de anlaşılıyor. Cem Küçük beni sever. Ben de onu severim. Zaman zaman mesaj gönderiyor.  Beni iyi takip eden bir kardeşimizdir. Ben de onu severim.

“Adnan Oktar Hoca Efendi’nin kediciklerinin neredeyse her birinin lisans düzeyinde eğitim almış olmaları çok mükemmel bir şey” diyor. “Yüzde yüz milletin adamı Jul Sezar.”

Bora Özen; “Türk-Kürt kardeştir. PKK kalleştir. Adnan Hoca doğruları söyledikçe PKK’lılar kuduruyor.” Bora Özen Borax. Bilmiyorum kuduruyorlar mı? Yoksa olumlu yönde mi etkileniyorlar? Aklı başında olan varsa olumlu yönde etkileniyordur. Cahilse kudurur da, delirir de, her şey olabilir bilmiyorum.

Serkan Kuler, “IŞİD’le PYD arasındaki çatışma nasıl sonlanacak? Hangi taraf geri çekilmek zorunda kalır sizce?” Defalarca söyledim, IŞİD, PYD ve PKK’nın tozunu çıkartır. İflahını keser. Darmakeşan eder ve çok kısa sürede her gördüğü yerde çökertir ve çökertti de zaten. Bölgeye gidenler görürler, bütün bölgeyi PKK’dan temizlediler. PKK ancak 70-80 km öteden izleyebiliyor olayı, o da kadın kılığında. Bir durum oldu mu yine öyle şalvarla falan kaçıyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şu an “Amerika bizi kurtarsın” diye bağırıyorlardı en son.

ADNAN OKTAR: Tabii. Amerika’nın kurtarmasını bekliyorlar baksana. Amerika da “onlar kurtaracak” diyor. IŞİD’in tek yanlış yönü Kuran artı Buhari, Müslim, Tırmızi’yi, İbni Mace sayması, o zaman işte böyle bir yanlışlığa girer. O zaman adam da ölür, adam da keser, hepsini yapar. Saf Kuran’a uyarsa ne adam keser, ne adam biçer. Her şeyi sevgiyle, akılla halleder. O devir gelecek mi? Zaten Allah’ın planının bir bölümü bu. O devre doğru gidiyoruz kısmetse. Plan derken Allah’ın plana ihtiyacı yok.  İnsanların anlaması için söylüyorum.

Saf ırk olsa bile yine Hz. Adem (a.s)’ın evladıyız. Yine ırkçılık yapılamaz. Irkçılık çok korkunç bir şey. İnsanlar takvayla üstün olur. “Allah katında en iyi olanınız” şeytandan Allah’a sığınırım. “En takva olanınızdır” diyor Allah. En iyi olan kim? En takva olan Allah katında. Irkından dolayı değil. “Arap’ın Acem’e, Acem’in Arap’a üstünlüğü yok” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Üstünlük ancak takvayladır” diyor açık. Nereye dayandırarak söylüyor Peygamber (s.a.v.)? Kuran’a dayandırarak söylüyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yabancı basında çok sayıda yeni makaleniz yayınlandı. Malezya’nın Harakah Daily Gazetesi’nde ve sitesinde çıkan “Bu Dünyada Yolcu Gibi Olmak” başlıklı yazınızda zamanın çok kıymetli olduğunu ve Allah rızası için harcanması gerektiğini anlatıyorsunuz. Suudi Arabistan’ın Arap News isimli gazetesinin hem gazete baskısı, hem de internet sitesinde yayınlanan “İşe Yaramayan Yöntemlerden Vazgeçilmeli” başlıklı yazınızda IŞİD ve diğer benzeri örgütlere karşı askeri çözümlerin işe yarmayacağını sadece fikri mücadelenin terörü kesin olarak durduracağını anlatıyorsunuz. ABD’de yayımlanan News Rescue isimli haber sitesinde Amerika’ya IŞİD konusunda yazdığınız mektup yayınlandı. Pakistan’ın haber sitesi Daily Mail’de “Libya’nın İstikrarı Birliğe Bağlı” başlıklı yazınız yayımlandı. Yine Suudi Arabistan’ın Arap News Gazetesi’nde dünya hayatının geçiciliğini anlattığınız, “Bu Dünyaya Mezardan Bakmak” başlıklı yazınız yayınlandı. Umman’da yayınlanan Times of Oman isimli gazetede çıkan “Teröristleri Durdurmak İçin Başka Teröristleri Kullanmak Akılcı mı?” başlıklı yazınızda PKK’yı IŞİD’e karşı silahlandırmanın yanlışlığını ve PKK’nın asıl amacının bölgede Kuzey Kore benzeri bir komünist yapılanma inşa etmek olduğunu anlatıyorsunuz. İngiltere’de yayınlanan Urdu Times Gazetesi’nde çıkan “PKK’yı Şirin Göstermenin Bedeli” başlıklı yazınızda PKK’yı IŞİD’e karşı kahraman gibi gösterme teşebbüslerinin son derece yanlış bir yaklaşım olduğunu, terörizmin tek çözümünün fikri mücadele olduğunu anlatıyorsunuz. Almanya’da yayınlanan Burma Times isimli haber sitesinde Burma’daki doğalgaz ve petrol boruları “Rohingyalılar’ı vatanlarından koparan karışıklığın arkasında ne yatıyor?” isimli yazınız yayımlandı. Son olarak Tunus’ta yayınlanan Arapça Damir Gazetesinde, “Mültecilerin Hayatını Nasıl Kolaylaştırabiliriz?” isimli makaleniz yayımlandı.

ADNAN OKTAR: Dünyanın her yerinde makalelerimle, yazılarımla İslam’a, Kuran’a katkıda bulunmaya gayret ediyorum. Ne güzel. Lütfetti Cenab-ı Allah bize bu güzelliği nasip ediyor.

IŞİD ve IŞİD benzeri yapılanmalar, işte Afganistan’daki ve diğer Pakistan’daki örgütler hepsi aynı kafadalar. Yani birinin diğerinden farkı yok Taliban’la IŞİD’in farkı yok. Bunların yönteminde asma, kesme, dehşet ve şiddet var. Kuran şiddetle bunu yasaklıyor. Kuran’a zıt, İslam’a zıt bir inanç içindeler. Fakat bunun farkında değiller. Bunun sonucunda da, Kuran’a uymamanın sonucunda da terör ortaya çıkıyor ve şiddet ortaya çıkıyor. Şiddeti Allah sevmiyor. Şiddet Kuran’ın karşı olduğu bir özellik. İnsanların kendi özgür, hür iradesiyle iman etmelerini, inanmalarını istiyor Allah. Bunu defaatle vurguluyor. “Hiç kimseyi zorlama” diyor, “Herkesi kendi haline bırak hür iradeleriyle ister iman etsinler, ister kâfir olsunlar. Ben hükmü vereceğim” diyor Allah “ahirette. Hüküm verici olan Benim. Sen sakın bir uygulamaya geçme” diyor.  “Sakın da zorlama” diyor. Şimdi IŞİD’in yaptığı bu, Allah adına hüküm veriyor. Cehennemi buraya getirmiş, Allah adına cezalandırıyor. Allah “Ahirette ben cezalandıracağım” diyor. Sen ne karışıyorsun? Belki adam sonra iman edecek. Değil mi? IŞİD’in fıkhi yönden ve diğer terör örgütlerinin de yani şiddet uygulayan Müslüman örgütlerinin en büyük hatası Kuran’a uymamaları. Bunu düzelteceğiz inşaAllah. Ama bu belki biraz zaman alacak ama düzelteceğiz. Mehdiyet vesilesiyle düzelecektir, Biz de Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olduğumuz için zemin hazırlıyoruz, ortam hazırlıyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Twitter’da yeni bir yazı var; “Siirt’te PKK yandaşları el yapımı patlayıcı, Molotof bombası ve havai fişeklerle polis lojmanlarına saldırdı.”

ADNAN OKTAR: İşte, kabadayıysanız gidin IŞİD’le çatışın. Değil mi? Gidip orada Mehmetçik’e polise; onlar kanun adamı, hukuk adamı. Her şey savcılığa intikal ediyor, her şeyi savcıya bilgi veriyorlar. Hâkim durum değerlendirmesi yapıyor, keşfe geliyor tam anlamıyla hukuk devleti. Orada adam tabii ki temkinli olur. Oradaki aslanlarımız. Ama sen kabadayıysan git IŞİD’le çatış. Mazlum Mehmetçik’e, mazlum polise onlar Allah’tan korkan kulundan utanan, kanuna hukuka bağlı insanlar. Eli kalkmaz, dili kalkmaz. Sana ne desin yani? Burada kabadayılık yapmanın âlemi yok. Git IŞİD’e yap kabadayılığı yaparsan.  Bir boyunun ölçüsünü al. Anında zerdali hoşafına dönersin. Terbiyesizliği bırak.

“IŞİD’in PKK’yı bu kadar kolay alt etmesi sizce ne manaya geliyor? Otuz yıl ordumuz bunu yapamadı Hocam bu konuyla ilgili fikrinizi çok merak ediyorum.” Ordu kanun, hukuka bağlı. Gayri nizami harp uyguluyor adam. Gayri nizami harbe karşı nizami harp çok zordur. Adeta imkânsızdır yani bir başarı elde edemez. Ama gayri nizami harbe karşı, gayri nizami harp uygularsan öyle bir şey olsa 48 saat dayanamaz PKK, 48 saat. Asker en ufak operasyonunu en ince detayına kadar savcılığa bildirmek durumunda. Keşif yapılıyor nerden ateş ettin, kaç mermi attın, ne oldu, ne bitti? Hepsi tatbikat yapılarak gösteriliyor. Onlar da öyle bir olay yok kardeşim. IŞİD’in başarısının nedeni yani bu PKK’ya karşı başarısının nedeni:  1- Cesur olması, 2- Gayri nizami harp yapması. PKK it gibi korkak, tabansız takımı. Allah’sız, Kitap’sız oldukları için; it gibi korkaklar. Ama öbür taraf Allah'a inanıyor. Ama yöntemler her iki tarafta da yanlış. Şiddet şiddeti getiriyor. Şiddeti Kuran asla kabul etmez. Mehdiyet’in zaten kan akıtmayacak yönü Kuran'dan kaynaklanıyor.

"IŞİD ateist bir örgüt olsa da bir mücadele yapılmasını mı söylerdiniz. Yoksa bir an önce yerle bir edilmesini mi? Konuyu anlamak için soruyorum." Ateist de olsa fikri mücadele gerekir. Müşrik bir sistemi savunuyor olsa da ilmi mücadele gerekir. Şimdi müşrik bir sistem dediğim için ağırlarına gitti. "Biz müşriklerle mücadele ediyoruz" diye cevap vermiş Adnani. Sistem onlar için acı da olsa müşrik bir sistem. Çünkü Kuran'a göre hareket etmiyorlar. Hadise göre hareket ediyorlar. Hadisler de yanlış, uydurma hadisler. Kuran'a göre hareket etmeleri lazım.

EBRU ALTAN: Allah ayette şeytandan Allah'a sığınırım; “Siz Kuran’dan sorulacaksınız." (Zuhruf Suresi, 44) diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. "Kuran'a uymayan hadis sahih değildir. "Aferin güzel, anlaştık. "Sahih hadisler ise Kuran'ın tefsiri niteliğinde oluyor düşüncesindeyim." Şimdi oldu, güzel demin ki anlattığım konuyu tekrar etmişsin. Böyle olur. Mesela Hz. Ayşe (r.a)'ye soruyor Peygamber (s.a.v.)’in ahlakı neydi? "Kuran'dı" diyor ahlakı. "Sünneti neydi?" diyor “Kuran'dı” diyor. Şimdi bu hadis tamam. Biz bunu kabul ederiz.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey demin anlattığınız hadislerin Kuran'ı neshettiğine dair iddialarına karşılık Yüce Yaratan Kutsal Kitap’ında şöyle belirtiyor; Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınıyorum "Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz." (Hicr Suresi, 9)

ADNAN OKTAR: İşte Allah'ın koruyamadığına inanıyor onlar. Bunlar şeytanın vesveseleri. Bunlar şeytani vesveseler. Kuran olduğu gibi en başından itibaren korunmuştur. Nasıl? Hafızlarla. Hafızın kafasından silebilir misin sen? "Keçi yedi" diyorsun. Hafızın kafasındakine ne yapacaksın? Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında yüzlerce hafız vardı. Binlerce hafız vardı. Hafızlar kanalıyla Kuran çoğaltıldı. Su gibi ezberden biliyorlar. “Keçi yedi” ne demek, alay mı ediyorsun sen? Ve bunu sahih hadis kitaplarına koyuyorlar. Allah'tan kork. Alay etmek için söylüyor bak, “keçi” millet gülsün diye yapıyor. Ona inanıyor. Onu sahih hadis kitabına koyup Allah'ın hükmünü kaldırdı diyor keçi. Ya seninle alay ediyor, dalga geçiyorlar. Şeytani bir alay bu. Sen görmüyor musun bunu? Nasıl bunu ciddiye alırsın? Keçi diyor, özellikle seni aşağılamak için söylüyor dalga geçiyor seninle.

Bayağı güzel bir kavim Türkler, çekik gözlü falan bayağı şekerler. Bizim Ankara'da vardı Karaşar ilçesi vardı. Onlar saf Türk'tü, Oğuz Türkü'ydüler. Hepsi böyle çekik gözlüydüler tamamı. Bir de Oğuzlar’dan kalma kabadayılık adeti vardı. Yani hepsi kabadayıydı, tamamı. Onları hatta Araplar ayrı bir bölgeye ayırmışlar. Aralarındaki o kabadayılık ruhu gitmesin diye. Araplar’ın içinde dağılmasınlar ve o ruhlarının herhalde daha gelişmesini istemiş olabilirler. Onları ayrı tutmuşlar. Ta Oğuzlar’dan itibaren kabadayılık bir gelenek. Son zamanlara kadar da vardı bizim bulunduğumuz yerlerde. Ankara'da vardı, Ankara'da halen de var. Bu Cebeci’de, Çın Çın’da falan oralarda. Ama tabii ki tehlikeli uygulama yapılıyor. Öyle değil, kabadayı cesurdur, yiğittir, güzel insanlardan yanadır, doğrudan yanadır. Ama zulüm yapmaz yani psikopatlık yapmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Lübnan İçişleri Bakanı Nuhad Maşnuk,  Nusra ve IŞİD'in elinde esir bulunan 18 Lübnan askerini kurtarmak için bugün Türkiye'ye geliyor.

ADNAN OKTAR: Baktılar Türkiye kurtarıyor.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye'den ricacılar bu konuda.

ADNAN OKTAR: Şimdi bak onun çözümü söyleyeyim. IŞİD'e askeri bir operasyon yapmazlarsa bırakırlar. Yani sen haberleriyle beraber benim bu tavsiyemi de söyle. Çünkü öbür türlü askerleri de katil yapmış olurlar. Kendi askerleri de katil olur. Onlar onları vursa, onlar da katil olur. Bu işlere girmezlerse bırakırlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz biliyorsunuzdur zaten, inşaAllah, IŞİD'in isteği, ricası Lübnan'dan Suriye'nin içindeki sivillere karşı da bir operasyon yapılmaması. Sadece kendilerine değil.

ADNAN OKTAR: Yani böyle işlere girmemesi özetle, evet. Yani gereksiz başını, haddini aşan işlere girmezlerse konu hallolur. Çünkü her harekette cinayet meydana gelir, yapmasınlar.

Ben dinliyorum sizi.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, IŞİD tarafında çok fazla Kürt varmış. Hatta şu an Kobani'ye baskın yapanlar da Kürt IŞİD mensuplarıymış.

ADNAN OKTAR: O zaman bitmiş iş. O zaman PKK'nın işi bitti. Yani Sünni Kürtler devredeyse konu bitti. Yani Barzani'nin durumu da orada biter onu söyleyeyim. Barzani'ye bağlı adam da kalmaz. Çünkü Sünni Kürtler imanlılar, bunlar Allah’sız, Kitap’sız. Ama şirk içindeler. Yani yanlış bir uygulama ve Kuran'a zıt olan hadisleri kabul etme hataları var. O yüzden de asma, kesme, öldürme olayları oluyor. Bunlar İslam'ın Kuran'ın kabul etmediği özellikler. Dolayısıyla biz de kabul etmiyoruz.

AYLİN KOCAMAN: Rojova'dan imamla konuşmuşlardı daha önce Adnan Bey. O da oradaki PYD'lilerden çok şikayetçi olduğunu Kürt halkının genel olarak söylemişti.

ADNAN OKTAR: Komünist, Allah’sız, Kitap’sız çok karaktersiz herifler. Halk, Kürt halkı çok dindardır. Ne yapsın o pislik herifleri? Ağızlarından pislik akıyor. Domuz gibiler yani. Bayağı pisler. Onlar da dindar, Kürtler çok dindardır. Bakıyorlar mikrop gibi adamlar. Hem cinayet işleme var, hem ahlaksızlık var, hem sapıklık var. Aileyi kabul etmiyorlar. Dini kabul etmiyorlar. Bakıyorlar manyak gibi tipler. O yüzden şiddetle tiksiniyorlar onlardan. Yani Sünni Kürtler’in böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün değil. Alevi Kürtler de kabul etmez, Sünni Kürtler de PKK'yı kabul etmez. PKK'nın durumu çok vahim. Onlar bizim aslan Mehmetçik’imize kahpelikle karşılık veriyorlardı. Yani şimdi dağda kayaya saklanıyor. Kaya porsuğu gibi. Şimdi orada Mehmetçik’in yapabileceği bir şey yok. Oradan iniyor kahpece sırtından vuruyor. Yine kaya porsuğu gibi saklanıyor. Kardeşim şimdi Mehmetçik ne yapsın? Kanun, hukuk içerisinde hareket ediyor. Allah'tan korkuyor ama burada öyle bir konu yok. IŞİD’le karşılaştığında, adam kanun hukuk tanımıyor. Dolayısıyla bunları böğürtüyor. Bir de burada da kabadayılık yapanlar oluyor “gideriz, tutmayın bizi” falan. Açsınlar da,  bir gitsinler de bir göreyim şunları. Yarı yoldan geri kaçar gelirler. Hakikaten sınırdan bıraksınlar, bir bıraksalar, gitmez zınk diye dururlar. Artistlik yapıyorlar. Hiç biri gitmez, ödleri kopar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten geçimlerine normalde ilk başta bir şey denmiyordu, kim oldukları bilinmediği için fakat orada protesto yaptıkları için ortaya çıktı kendileri.

ADNAN OKTAR: İşte ağırlarına gidiyor ezilmesi PKK’nın. Onların güya kurtaracaklar, itibarını. İtibarı yok ki heriflerin zaten. Ve rezil rüsva oldular, Allah helak etti. Bunlar şamata yaptıkları için batı basını çok destekledi bunları. Batı da bunları kurtarmaz artık. Allah zalime zalimi musallat ediyor. Teröriste teröristi musallat ediyor. Belalarını buldular şu an.

“Adnan Hoca cemaatine katılmak için ne gerekiyor?” Altı vesikalık fotoğraf, ilmihal. İlmihal belgesi olacak böyle muhtarlıktan. İyi hal kağıdı. Lafa bak. Ne cemaati? Bir kere arkadaş grubuyuz. Müslüman zaten kardeştir. Değil mi? Camiler kardeşlerimizle dolu.

Sibel Özhan; “Sevgiler Hocamız’a” diyor. Acayip şeker bir şey görebiliyor muyum?

BÜLENT SEZGİN: Resmi gösterebiliriz uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göster. Ağabeyinin canı. Ağabeyinin şekeri, balı. Çok güzel yakışmış kıyafeti. Ağabeyi de onu çok seviyor. O ağabeyini seviyor. Kıyafet nefis, çok güzel. Allah ömrünü uzun etsin.

Evet, genellikle kardeşlerimiz sevgilerini muhabbetlerini dile getirmişler.

Mahmut Yet; “Adnan Oktar gelmiş geçmiş” yani şu birkaç yıl için diyelim canım “en iyi, kaliteli, yakışıklı, sportif, beyefendi. Hoca demiyorum. Saygılar Adnan Bey” diyor.

PKK olayını anlatalım, yanlışlığını.

BÜLENT SEZGİN: PKK tehlikesini anlatan bir video izleyebiliriz. Daha sonra programımız bu akşam sona erecek, yarın yine görüşmek üzere hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü