Harun Yahya

Sohbetler (23 Eylül 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Sizler de hoş geldiniz, sefa geldiniz. Buyurun dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan Amerika’dan yaptığı açıklamada; “IŞİD’e yönelik hava operasyonlarını olumlu buluyoruz. Ara vermeden devam etmeli. Amerika’nın IŞİD operasyonuna gereken desteği vereceğiz. Bu destek askeri veya lojistik olabilir” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu çok acı bir durum. Operasyon olması zaten acı. IŞİD’in kan dökmesi ayrı bir acı. Akan hep Müslüman kanı. Bombalanan binalar Müslüman binaları. Bak, Irak emek emek binalar yaptı düzeltti falan şimdi hava bombardımanıyla hepsi yerle bir. Yeniden petrolünü bu işlere verecek. Yeniden Amerikan silahlarının parası ödenecek. Bombaların parası bir hayli tutuyor, milyonlarca dolar oluyor, onları ödeyecekler. Ve Müslümanlar katledilmiş olacak. Akıl almaz bir ıstırap, akıl almaz bir fitne ahir zamanda zuhur etmeye devam ediyor. Alimler de çıkıp diyor ki; “Hiçbir şey yok, maaşımızı da alıyoruz, çok saygı görüyoruz, huzur içindeyiz, ahir zamanda da değiliz. Böyle şeyler söylenmesi de doğru değil” diyor. Kan gövdeyi götürüyor dünya hercümerç içinde. Türkiye’nin doğu sınırı yüz binlerce insanla doldu. “Hiçbir şey yok” diyor. “Nereden çıktı bunlar?” diyor. Bak, Müslümanların öldürülmesi için devlet başkanlarından fetva istiyorlar. Dehşet verici, Allah vermesin. IŞİD Şiileri kıtır kıtır kesiyor. Şii dediğin, halis Müslüman demektir Şii. Hz. Ali (k.v)’yi sevenlerdir. Neyine, kesiyorsun? Gidiyor gariban Yezidiler, onları gidip doğruyorlar. Akıl almaz bir fitne. Şimdi hava bombardımanıyla Müslümanlar katlediliyor. “Ne zamandayız?” diyoruz, “hiçbir şey yok zamanda” diyor. Cübbeli de “Daha var, bekleyin daha hiçbir şey değil bunlar” diyor. “Daha yüz yıllar var” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Dışişleri Bakanı Kerry de bir açıklama yaptı. Koalisyonun önemli bir parçası olarak tanımladı Türkiye’yi. Ve Türkiye’nin cephe hattında yer alacağını hatta ön saflarda olacağını belirtti.

ADNAN OKTAR: Allah vermesin müthiş bir fitne. Müslüman öldürmede Türkiye’yi görevlendiriyorlarsa müthiş bir fitne olur bu. Ne IŞİD adam öldürsün, ne Türkiye adam öldürsün. Birleşsinler, kardeş olsunlar barış içinde yaşasınlar. Bu rezalete ben hayretler içinde bakıyorum, inanılır gibi değil. Irak, Suriye, Türkiye birleşseler, “Ne oluyor böyle? Biz kardeşiz, kardeş arasına böyle kavga olur mu? Bilakis birleşelim, maddi güçlerimizi birleştirelim, manevi güçlerimizi birleştirelim. Bereket, bolluk, güzellik, kardeşlik, dostluk, iyilik içerisinde yaşayalım” demeleri lazım demiyorlar. İslami birleşme, İttihad-ı İslam, Müslümanların birleşmesi adamlara kabus gibi geliyor. Bunu da normal görüyorlar birbirlerini kırıp geçirmeyi. Şimdi bak yüz binlerce Müslüman yine şehit olacak. Yüz binlerce bina yıkılacak. Ve ısrarla inat ediyorlar İttihad-ı İslam olmayacak diye. Sırf Mehdiyet’e tavır almak için her türlü acıyı, rezaleti kabul ediyorlar, sırf Mehdiyet’e tavır almak için.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Obama IŞİD’le ilgili yeni bir açıklama yaptı: “Amacımız açıktır. Bu sadece Amerika’nın savaşı değil, Tüm Ortadoğu IŞİD’i reddetmektedir. Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı savaşanlara destek verilecek. Ayrıca IŞİD’in mali kaynakları kurutulacak. IŞİD’e katılanları da engelleyeceğiz” dedi. Pentagon ise bugün sabaha karşı Suriye’deki hedeflere 160’tan fazla bomba bırakıldığını açıkladı.

ADNAN OKTAR: Bina yıkılıyor, o. Irak’ın, Suriye’nin milli serveti yok olmuş oluyor. Yine Müslümanların sırtından çıkacak. Gariban Müslümanlardan vergi alınıyor. O vergilerle yapılan binalar yerle bir ediliyor. Yeniden yerle bir ediliyor. Ve hem Amerikan bombalarının parası ödeniyor, hem de binaların parası ödeniyor. Bak, son yirmi yıldan beri sürekli bina yapıyorlar yıkıyorlar, binayı yapıyor yıkıyorlar. Sürekli hava bombardımanı var. Bir milyon kişiyi öldürdüler, şehit ettiler Irak işgalinde. Şimdi en az bir milyon daha öldürecekler benim gördüğüm. Bu fitne görülmüş bir fitne değil. Bu, Hülagu fitnesi zamanında bile böyle katliam olmuyordu. En fazla birkaç yüz bin kişi şehit oluyordu. Şu an milyon hesabıyla şehit oluyor. Ve hocalar da “hiçbir şey değil” diyorlar. Irak’ta 1,5 milyonu da geçti şehit edilenlerin sayısı. Kimsenin umurunda değil. Avrupa’da, Norveç’te 1,5 milyon Norveçli yok edilmiş olsa dünyanın en büyük felaketi olarak anarlar. İsveç’te, Hollanda’da, Almanya’da mesela 1,5 milyon Alman yok edilmiş olsa yer gök birbirine karışır. Kimsenin haberi bile yok. Irak’ta 1,5 milyon kişi şehit edildi, adamlar muhatap dahi olmuyor. Kimsenin haberi yok. Söyleyince “Ha, öyle mi?” diyorlar. Söyleyince hatırlıyorlar. Kâle dahi almıyorlar.

Mesela bak, Bediüzzaman Said Nursi, “benim ömrüm hayatım ve amacım İttihad-ı İslam’dır” diyor. Yani Müslümanların birleşmesi, birbirini sevmesi, dost olması, kardeş olması. Bak Kürt kardeşlerimiz geliyor, asker nasıl bağrına basıyor? Sevgiyi bilen millet biziz. Yaşlı anneleri alıp bağırlarına basıyorlar. Sevilmeyecek gibi de değil acayip şekerler çocuklar. Ama PKK’lılar şu an arazide. IŞİD’in kendi internet sayfasında diyor; “kadın kılığında kaçıyorlar” diyor, yazmışlar. Makyaj yapıp kadın kılığında kaçıyor PKK. Bombalamayla falan da olmaz. Bina yıkılır ve oradaki halk aç-sefil olacak. Aç-sefil oldukça daha da IŞİD’e bağlanırlar. Mesela şimdi Irak halkının yüzde kaçı destekliyordur IŞİD’i? En fazla onda biri destekliyordur. Çünkü bombardımandan sonra en az yüzde sekseni destekler. Kurtuluş umudu olarak görecekler. Tehlikeli bir yol. Ama İslam alemini birleştirirlerse kurtuluş tamam. Yani benim dediklerim en fazla iki üç yıla kadar belli olacak gibi görünüyor. Anlattıklarımı millet şaka olarak görüyordu. “Sen hayal aleminde mi yaşıyorsun?” diyorlardı. “Darwinizm yıkılacak” dedim yıkıldı. Kimse Darwinizm’den bahsedemiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Son iki günde Türkiye’ye 150 bin Suriyeli Kürt kardeşimizi aldık. Sayın Erdoğan bu göçün devam edeceğini belirterek, şu ana kadar bu kardeşlerimizin ihtiyaçları için 3,5 milyar dolarlık harcama yaptığımızı açıkladı. Yetkililer toplam dört yüz bin Suriyeli’nin Türkiye’ye girişi için hazırlık yaptıklarını belirtti.

ADNAN OKTAR: Onu yapacağına İttihad-ı İslam’ı yapıp adamları kendi ülkesinde rahat yaşatsak olmuyor mu? Bütün herkesi Türkiye’ye doldurmak tamam bir çözüm bu, doğru, evelAllah besleriz de. Sevinç duyarız, biz misafirden gocunmayız. Daha da şevkimiz artar. Ama bunu yapacaklarına kendi ülkelerinde onları mutlu yaşatsak olmuyor mu? Kendi evinde, kendi bahçesinde, kendi zenginliği içerisinde mutlu yaşatsak olmuyor mu? Bunun çözümü İttihad-ı İslam. Amerika, Türkiye, Avrupa diyecek ki; “İslam alemi birleşsin, sınırlarda pasaport vize falan bunlar olmasın. Cemahiriyeler tarzında, yani cumhuriyetler tarzında birleşsinler.” Buna da yanaşmıyorlar. “Tehlikeli olur” diyor. Bunun tehlikesi ne bu? Bunun tehlikesi bütün dünyanın helak olması mevzubahis. Sel gibi kan akıyor. Bak sırf Irak’ta 1,5 milyon kişi şehit edildi. Suriye’de hesabı bilinmiyor şu an. Milyon hesabıyla insan şehit ediliyor. Bu kadar kan akacağına, bu kadar dehşet yaşanacağına İslam alemini birleştirsen ne kaybedersin? NATO birlik oluyor, tehlike oluyor mu? Olmuyor. Varşova Birliği vardı hiçbir tehlike de olmadı. Şanghay Ekibi şu an birlikler, hiçbir şey olmadı. İslam alemi aklı başında adamlar. Başlarında da aklı başında adamlar olursa hiçbir şey olmaz. Ne sorun çıkacak yani? İttihad-ı İslam’ı yapmayınca, adam işte IŞİD’le birleşiyor, bilmem başka şeylerle birleşiyor, El-Kaide’yle birleşiyor dehşet yaşanıyor. Onu yapacağına, aklı başında bir insanın etrafında birleşseniz de şu acıyı çekmeseniz olmuyor mu?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan Amerika’da, Birleşmiş Milletler’de çeşitli temaslarda bulunuyor. Dün yaptığı görüşmelerde, Birleşmiş Milletler’de uçuşa yasak bölge ve tampon bölge oluşturulması talebinde bulundu. Ancak Birleşmiş Milletler uçuşa yasak bölgenin bir işe yaramayacağını belirterek bu teklife sıcak bakmadı.

ADNAN OKTAR: Bu mesela son derece mantıksız bir ifade. Daha önce yapmışlardı gayet güzel işe yaramıştı Saddam döneminde. “Şu enlem, şu boylamda uçak geçmeyecek” dediler. Iraklılar için güvenli bir bölge oluşturmuşlardı. Şimdi aynı şeyi Suriye halkı için yapacaksın. Iraklılar da istifade eder, herkes istifade eder. “Şu enlem, şu boylama uçak girmeyecek” diyeceksin. “Bir işe yaramaz” diyor. Ne demek işe yaramayacak? “Girilmeyecek” dedin mi adam girmez. Girerse taciz edersin zaten uçakla, yanaşamaz. Türkiye sınırına girmeye kalkıyorlar, Hava Kuvvetleri ne yapıyor? Sıkıştırıyor uçakları giremiyorlar. Her yerde oluyor bu. Mesela Yunanistan da hava sahasını ihlal etmeye kalkıyor, Türk jetleri sıkıştırıyor giremiyorlar. Bunun usulü adabı var. “İşe yaramaz” ne demek? Senin işine gelmediği için “işe yaramaz” diyorsun. Çünkü Müslüman katliamı işine geliyor. Evler yıkılıyor sana iş çıkıyor. Petrol paralarından topluyorsun. Ve stokladığın bombalar ve silahlar kullanılıyor. Mesela yeni uçaklar kullanıldı şimdi deneme yapılıyor. Yeni birçok silahın denemesi yapıldı son iki gündür. Yeni füzeler var, onların denemeleri yapıldı. Zaten diyor gazetede de, “denemeler yapıldı, denemenin sonucu bu” diyor. Test yapılıyor yani yeni silahlar test ediliyor. Adam bakıyor, “bu çok kaliteli silahmış” diyor, “bunu Ürdün’e satalım” diyor. Ürdün’e onu referans olarak gösteriyor. “Bak, binaya bir bomba attık bina bu hale geldi” diyor Irak’ta. “Oo mükemmel” diyor. “Ne kadar bunun fiyatı?” diyor. İşte b”ilmem kaç yüz bin dolar.” Mesela yüz ton, iki yüz ton yahut bin ton, iki bin ton petrol veriyor bir tane füze alıyor onun karşılığında. “Çok pahalı, işte elektronik devreleri falan var” diyor adam. “Feda olsun” diyor. Böyle acı bir açmaz, böyle cahil bir kumpas İslam alemini sarmış durumda. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan Amerikan Düşünce Kuruluşu CFR’de yaptığı konuşmada kendisine yöneltilen antisemitik iddialarını yanıtladı. Ve “Ben antisemitizmi bir insanlık suçu olarak açıklayan ilk başbakanlardan biriyim. Türkiye tarih boyunca zulümden kaçan Musevilere hep kucak açtı. Bizim eleştirilerimiz asla ve asla Musevilere değil. Sadece ve sadece İsrail yönetimine ve onun politikalarınadır” dedi.

ADNAN OKTAR: “İsrail yönetimine ve onun politikalarına..” Evet eskiden beri hep öyle söylüyor zaten Tayyip Hocam. Biz de, İsrail soru sorduğunda “bu bu şekildedir” dedik ama orada konuşunda kimse şimdi duymadık diye bir şey yok herkes duymuştur. O yönden faydalı olmuş.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Konuşmasının devamında da, “biz Filistin’e baktığımızda Arap-Sünni, Hamas mensubu vesaire değil en önce insanı görürüz. Irak’a baktığımızda Sünni, Şii, Hristiyan, Kürt, Arap, Yezidi değil, petrolü değil en önce insanı görürüz, canı görürüz. Haksızlığa uğrayan Hristiyan, Musevi ya da Müslüman olsun fark etmez, Türkiye onun yanında yer alır” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye tabii ki adil vicdanlı ama Türkiye’nin bir avuç gücü var. Onu da parçalamaya çalışıyor Avrupa. Özetle İslam aleminin derhal birleşmesi gerekiyor. Tayyip Hocam bunu müthiş bir kararlılıkla gündem yapsın, istirham ediyoruz. Ve bu Suriye için, İran için her ülke için şart olduğu hem alimler, hem siyasetçiler hem politikacılar hepsinin ortak üslubu olarak gündeme alınmalı. Ve bunun süratlenmesinde çok büyük fayda var. Ama hepsinin bir vakti merhunu var tabii. Vakti gelmeden biz istediğimiz kadar söyleyelim olmuyor. Herhalde benim gördüğüm 2017’leri bulacak gibi görünüyor. 2017’ler, 2019’lar, 2021, 2023’ler yani bu çok hareketli devirler. Zaten Sayın Davutoğlu da söylüyor, “2023” diyor. Tarihi net vermişler. Başbakan, cumhurbaşkanı, devlet diyor, 2023 diye tarih biliniyor. Bana ta zamanında yirmi yıl önce falan bu tarihi vermişlerdi. Yirmi yıl önce çok yetkili birisi söyledi. Yani ne derler bunlara? Tayyip Hocam’ın tabiriyle isimsiz kahramanlar. İsimsiz kahramanlardan bir tanesi söylemişti. Rütbeliydi, yüksek rütbeliydi isimsiz kahraman; “2023” demişti, inşaAllah. “Biz hepsini biliyoruz” dedi. “Tarihin falan hepsinin farkındayız” dedi. Yirmi yıl önce, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan CFR’deki konuşmasında; “Osmanlı’nın 20. yüzyılda sınırlarının İran’dan, Viyana ve Yemen’e kadar uzandığını, bu ülkelerin yüz yıllarca tamamen sorunsuz olarak idare edildiğini ancak Osmanlı’nın dağılmasıyla bölgedeki tüm ülkelerde bir krizin baş gösterdiğini” söyledi. “Bütün bu ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz. Ancak olayların çözümünde Türkiye’nin bu büyük tecrübesinden istifade edilmelidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunu pek kullanmazlar. Çünkü Osmanlı modeli, Osmanlı stili şu an dünya için uygun değil. Osmanlı özellikle son yüz yıl içerisinde ciddi bir lakaytlığın içine girmişti. Darwinist düşünceyi kabul etti, materyalizmi kabul etti. Büyük bir bölümü, aydınların büyük bir bölümü ezici bölümü kabul etti.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın daha önce bölgedeki tüm gelişmeleri öngördüğünü ve uyarılarda bulunduğunu söyledi. Onun bölge için önerdiği çözümün özerklik ve kanton temelli herkesin kendisi olarak kalabileceği bir çözüm olduğunu, ancak bunun bir türlü gerçekleşmediğini söyledi. Ayrıca Demokratik İslam Kongresi’ne de çok önem verdiğini ve bugün İslam adına gelinen noktayı gördüğümüzde Öcalan’ın ne den bu kongreye bu kadar önem verdiğinin de anlaşıldığını belirtti.

ADNAN OKTAR: Ama PKK’nın dürüst olması lazım. PKK komünist bir yapılanma. Aileyi, dini, ahlakı reddediyor. Demokratik İslam Kongresi kimi kandırıyorlar bununla? PKK açısından diyorum. Sırrı Süreyya’nın durumunu bilmiyorum. Yani kandırma amaçlı değil mi bu? Müslümanları kandırma amaçlı değil mi? Demokratik İslam Kongresi. Demokratik Komünist Kongre dese aklım alır. Çünkü adamlar komünist. Müslümanlarla ne işiniz var? Önce bir Müslüman olun. Değil mi? PKK bir Müslüman olsun, ondan sonra Demokratik İslam Kongresi’nden bahsetsin. Müslümanları kullanmaya yönelik bir kongre çok küçük düşürücü. Akıllarını başlarına alacaklar. Öyle olmaz. Öngörü möngörü değil. Bütün İslam aleminde müthiş bir uyanış olduğu aşikar. Bir Mehdiyet hareketi, bir Mehdiyet heyecanı bütün İslam alemini sarmış durumda. Biz bunu yirmi yıl önce Kitaplarımızda yazdık. Ve İslam alemi hop oturup hop kalkıyor, herkes görüyor bunu. Bu bir öngörü, bir keşif değil. Abdullah Öcalan’ın keşfi değil. Abdullah Öcalan İslam aleminin dünyaya hakim olacağını gördü. İslam düşüncesinin, İslam’ın dünyaya hakim olacağını gördü. Marksizm’in çöktüğünü de gördü. Onun için apar topar Demokratik İslam Kongresi’nden bahsetti. PKK ilgilendi mi bununla? Muhatap dahi olmadı. Çünkü inanmıyor. Gece gündüz dinsizlik propagandası yapılıyor PKK’da. Dolayısıyla daha net bir üslup kullanılması lazım. PKK diyecek ki “biz iman ettik, La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyecekler açıkça. O zaman bu olur. Yoksa gariban mazlum Müslümanlar Demokratik İslam Kongresi adı altında kandırmaya kalmak çok büyük vicdansızlık olur. Dürüst davranacaklar. Mesela IŞİD diyor “ben Müslüman’ım.” Ama şirk içinde. Şirke batmış durumda. Ama bunlar direkt komünist, Allahsız olduklarını söylüyorlar. Nerenin Demokratik İslam Kongresi?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP’li vekiller sınırda her gün bir olay çıkarıyorlar. Bugün de HDP Milletvekili Demir Çelik kalabalık bir grupla IŞİD’e karşı savaşacağız gerekçesiyle sınırı geçmek istedi. Polis geçişe izin vermeyince Çelik, polislere “biz sınır tanımıyoruz, kardeşlerimize el uzatamıyoruz. Bize destek olun biz çaresiziz” şeklinde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Olaya dikkat çekmek için herhalde böyle bir şey. Mesela yangın olur adam yangının içine dalmak ister polis tutar falan ya, onun gibi bir şey bu benim gördüğüm. Çok özür dilerim şov yapıyorlar. “Yardımcı olmak istiyoruz” işte, böyle olmaz. Böyle bir yöntem olmaz. IŞİD’e karşı yapılacak şey fikri mücadeledir. Sen onlara komünizmle karşılık vermeye kalkarsan IŞİD’in düşüncesine ve ideolojisine Allahsız, Kitapsız felsefeyle, dinsiz, imansız felsefeyle karşılık vermeye kalkarsan adamlar seni darmadağın eder. Ama İslam’la, Kuran’la cevap verirsen, şirk sistemi de eleştirirsen o zaman başarılı olursun zaten. O zaman çözüm Mehdiyet’te. Onun dışında bir çözüm görünmüyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Murat Karayılan Kobani saldırısının IŞİD ve Türk Devleti’nin ortak saldırısı olduğunu iddia ederek “Türk Devleti’nin çözümde samimi olmadığı netleşmiştir. Bu süreç artık anlamsızlaşmıştır. Daha doğrusu bitmiştir. Bu yapılan bir savaş ilanıdır. Bütün Kürtleri Kobani’de savaşmaya çağırıyorum. Kimse de merak etmesin Kürt halkı bu saldırılara karşı geri adım atmayacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Hiçbiri Kobani’ye gitmez. Yani elli, atmış kilometre yaklaşır ama belki, o savaş alanına girmezler. Burada samimiyetsizlik açık açık görülüyor. Oradaki mevcut PKK’lılar kadın kılığında kaçtılar. Sen nereye gidiyorsun? Belli ki orada sen de gideceksin. Yani öyle bir yere girmeyeceğin belli. Uzaktan kabadayılık biraz acıma hissi verir insana sadece. Ve onu mahcup eden bir tavır olur. O haberi bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Murat Karayılan Kobani saldırısının IŞİD ve Türk Devleti’nin ortak saldırısı olduğunu iddia ederek “Türk Devleti’nin çözümde samimi olmadığı netleşmiştir. Bu süreç artık anlamsızlaşmıştır. Daha doğrusu bitmiştir. Bu yapılan bir savaş ilanıdır. Bütün Kürtleri Kobani’de savaşmaya çağırıyorum. Kimse de merak etmesin Kürt halkı bu saldırılara karşı geri adım atmayacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi Karayılan kendisi mağarada saklanıyor şu an. Mağaradan dışarı çıkmıyor. Oradan Kürtlere “siz gidin savaşın” diyor. Sen niye gitmiyorsun kendin? Sen niye kendin gidip savaşmıyorsun? Asla gitmezsin çünkü seni ne hale getireceklerini çok iyi bilirsin. Dolayısıyla “siz gidin kahramanlık yapın, ben de size kahramanlık dersi veriyorum” demen olmaz. Eğer öyle bir yiğitliğin, kahramanlığın varsa kendin bir git. Bir boyunun ölçüsünü al. Kürt kardeşlerimizi niye ezdirmeye yönelik bir faaliyet içindesin? Şu ana kadar ezdirdiğin yetmiyor mu? Kürt gençleri mahvettin. Şu an bu açıklama zaten Murat Karayılan’ın mahvolduğunun alameti. “Yenildim” diyor. “Yenildik” diyor. Yani yenilmeyi oradan net öğrenmiş olduk şu an. Hakikaten büyük bir vuruşla Allah’ın bunları helak ettiği şu an anlaşılıyor. Olayın ciddiyeti anlaşılıyor. Bakın Karayılan kendi gidemiyor. Etrafındakiler gidemiyor, korkmuşlar. Onların gitmeyeceğini de biliyorlar. Ve “Türkiye-IŞİD birlikte bu işi yaptı” diyor “mahvolduk” diyor. Türkiye’nin IŞİD’e ihtiyacı yok. Ama IŞİD’i size musallat eden Allah. Allah belanızı verdi. İnsanların bir kısmını bir kısmıyla def ediyor. Bu Allah’ın kanunu. “Allah Türkiye’yi bölmek isteyenleri helak etsin” dedim. Üç kere tekrarladım. Ve Allah şu an helak etti. Ve helak edecek de. Bak kadın kılığında kaçıyorlar. “La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah” desinler ve Allah’a sığınsınlar. Başka kurtuluşları yok. Bak “La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah” diyecekler. Ve Allah’a sığınacaklar. Başka bir kurtuluşları kalmadı. Oradaki bütün Kürtler PKK’nın dinsiz, imansız, Allahsız, Kitapsız olduğunu bizim gece gündüz yaptığımız yayınlarla öğrendiler. Müthiş bir PKK nefreti oluştu Kürt gençliğinde. İmanlı Kürtlerde. Dinine en muhabbet duyan kavimlerden birisidir Kürtler, onların içinde sen dinsizlik, imansızlık, Allah’sızlık, Kitap’sızlık propagandası yapıyorsun. Onları delirtecek bir şey bu. Ve delirttin onları sonunda. Ve şu an sizin iflahınızı kesiyorlar. Olacağı buydu. Ama tabii karşı taraf da şirk içinde. Kuran’ın üslubu, Kuran’ın sevecenliği, Kuran’ın sevgi anlayışı daha bilinmiyor. Dünya da bilmiyor. Yeni öğrenecekler. Barışı, kan dökmemeyi, silahlara karşı olmayı yeni öğreniyorlar.

Kürt gençler komünizme karşı ayaklandı. Artık komünizmden Kürt gençler nefret ediyor. Dinsizlik, Allahsızlık, Kitapsızlık oyununu gördüler. Kürt gençleri PKK’yı ortadan kaldırmaya azmettiler benim gördüğüm bu. Başka bir konu yok. Gece gündüz anlattık. PKK hatta korkudan son anda iman etmiş gibi göstermeye kalktı PKK kendini. Olayın şiddetinden. Çünkü biz gece gündüz anlatıyoruz, Allahsız, Kitapsız olduklarını. Belgeleriyle. Ne yaptılar? Baktılar bütün Kürt gençliği ayaklandı. Bu Allahsız, Kitapsızlara karşı. PKK zalimlerine karşı. Baktılar zalimlik var. Allahsızlık var, Kitapsızlık var, namussuzluk var, üçkağıtçılık var, karaktersizlik var, tuzakçılık var. Her türlü ahlaksızlık bunların üstünde “o zaman ne yapalım?” dedi Kürt gençler “biz bunlara karşı ayaklanalım.” IŞİD ayaklanması değil bu ayaklanma. Kürt gençlerin ayaklanması. Orada IŞİD’li adam başka kavimden pek adam yok. Hep Kürt gençler ve PKK’ya şu an nal toplatıyorlar. Olay bu.

AYLİN KOCAMAN: Dün bir bildiri yayınlamışlar Adnan Bey. “PKK Kürdistan’dan defoldu” diye Kürtler “biz dindarız” diyorlar. “Burada işiniz yok” diye bayağı uzun bir bildiri yayınlamışlar.

ADNAN OKTAR: Bütün Abdullah Öcalan posterlerini falan hepsini yırtmışlar, resimleri var. Evlerden falan hepsini söküp atmışlar. Zaten “necaset” diyorlar bunlara, PKK’lılara. Necaset ne demek? Pislik. Bak çok manidar “necaset” Arapça bu.” Necis olan” diyor, “bu necaset olan, pislik olan PKK’yı burada istemiyoruz” diyorlar. Kürt gençliği artık bunlardan iğreniyor. PKK’dan iğreniyor. Bitti PKK, ideolojisi de bitti, artık ahlaksızlığı bitti. Allah belayı üstlerine çökertti. Ama tabii bu fikirle olması gerekir. Şiddetle değil. PKK’ya karşı mücadelede de fikir, IŞİD’e karşı mücadelede de fikir, Taliban’a karşı mücadelede de fikir. Amerika zulüm yapıyorsa onlara da fikir. Herkese fikirle düşünceyle. En etkili yöntem budur. Bak mesela biz ne yaptık? PKK’nın Allahsız, Kitapsız bir yapılanma olduğunu gece gündüz anlattık. Fikir, dünyanın en güçlü silahı. Ve bu PKK’yı kazıdı. İman ediyoruz görüntüsü verdiler ama tabii kimse inanmadı. Demokratik İslam Kongresi. Sen kongreye ne olarak katılacaksın? Allahsız, Kitapsız olarak katılacaksın. Kongrenin elamanları kimler? Allahsız, Kitapsızlardan oluşacak. Ne diyeceksin? “Demokratik İslam Kongresi yaptık” diyeceksin. Burada bir samimiyet var mı? Önce iman et “La İlahe İllAllah” de yüksek sesle duyacağım. Bağıracaksınız. “Muhammeden Resulullah” diyeceksiniz duyacağım. Ondan sonra tamam. Onun dışında gece gündüz rezil olmaya devam edeceksiniz. İman ettiysen niye gizliyorsun? Açık açık söyle duyalım. Gizliden komünistliğine devam ediyorsun. İmansızlığına. Hayır komünist olmak suç değil de. Terörist, anarşist, azgın olman suç. Yoksa fikir düzeyinde kalsa bana ne, komünist ol, başka fikirlerden ol beni ilgilendirmez. Ateist de olabilirsin, komünist de olabilirsin ama şiddet ve dehşeti uygulama kalkıyorsan karşında oluruz. Müsaade etmeyiz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Müslüman Kürtlerin yayınladığı bildiride şu ifadeler yer alıyor. “PKK’nın savaşı İslam’a, Müslümanlara karşı açılmış bir savaştır.”

ADNAN OKTAR: Bak bitti. Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: “PKK’nın savaşı İslam’a, Müslümanlara karşı açılmış bir savaştır. Hiç şüphesiz Müslümanların Kobani’den kaçan bu korkak çetelere cevap verecek gücü ve kuvveti vardır.”

ADNAN OKTAR: İşte konunun özeti bu. PKK ‘yı Avrupa niye destekliyor? Allahsız, Kitapsız olduğu için destekliyor. Bak Avrupa’nın PKK’yı desteklemesinin tek nedeni Allahsız, Kitapsız, İslam karşıtı olmaları. Başka bir nedeni yok. O arkadaş da Amerika’daki o tink tonkçu da, onun da PKK’yı desteklemesinin nedeni Müslümanlardan nefret etmesi. Tek nedeni bu. Kardeşim İslam’ın özünü öğrensene. Kuran’ı açıp okusana. Bu kadar mı güç? Her yerde satılıyor Kuran. Aç sen kendin bak. Nerde var böyle bir şiddet? Kuran’ın her tarafında özgürlük, her tarafında insanların fikirlerine saygı var. Sen hayali bir İslam anlayışı geliştirmişsin, ondan nefret ediyorsun. Olmaz.

AYLİN KOCAMAN: Aslında siz anlatınca hoşuna gidiyor Adnan Bey fakat bunun olamayacağını düşünüyor. Yani Kuran İslam’ın dünyaya giremeyeceğini düşünüyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi müşriklerin sayısını çok görünce “olmaz ki” diyor. O da İslam’ı yanlış anlamış bir insan ve şiddet yanlısı. Çok vahim bir şey bu. Şiddet terörü meydana getirir. Dehşeti meydana getirir. Ve dinsizlerin, zalimlerin ekmeğine yağ sürmüş olursun. Nerde şiddet varsa orada dinsizlik yayılır. Din huzur ortamında yayılır. Sevgi ortamında yayılır. Merhamet ortamında yayılır. Şiddete adamın aklı gidiyor. O da Kuran’a uygun olmayan şeytani zalim bir ruhla orta çıkıyor “şiddet öyle olmaz, böyle olur” diyor. Teröristlerin yaptığı öyle. “Öyle bombalama olmaz, böyle bombalama olur” diyor. “Öyle adam öldürülmez, böyle adam öldürülür” diyor. Zulmün önün arkası kesilmiyor o zaman. Bu kafayı bırakacaklar. Barışı sevgiyi hiç denemediler. Bir yapın, bir kere deneyin. Etiniz mi kopacak? Suret-i katiyete yapmıyorlar. Bir fikirle ortaya çıkın, bir deneyin, bir sevgiyle ortaya çıkın. Bir deneyin ya, bir kere, tek bir kere dene. Tek bir kereliğine bile denemiyorlar, kabul etmiyorlar. O zaman zulüm dünyayı sarıyor.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf yayınlandı Adnan Bey. “Silahı bırakıp kaçan PKK’lılar diye.”

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: İnternette ve bir televizyon kanalında. Bu şekilde yayınlanmıştı.

ADNAN OKTAR: İşte nal toplatma dediğimiz bu. Kastettiğimiz bu. Yani yapılan olay bu.

BÜLENT SEZGİN: Hocam ayrıca Kobani’ye giden IŞİD elemanlarının çoğu da Kürt deniliyor. Kürtlerden oluşuyormuş.

ADNAN OKTAR: Zaten IŞİD dedikleri yapı, demin anlattım. Kürt gençlerden oluşuyor. PKK’dan nefret eden Kürt gençlerden oluşuyor. Allahsızlığı hiç biri kabul etmez, dinsizliği hiç biri kabul etmez. Evet.

“Gavs hakkında bilgi verir misiniz?” İnsanlar sevdikleri alimlere “Gavs” diyorlar işte “en iyi alim, en büyük alim.” Tayyip Hocam’ı da onlar bir nevi Gavs gibi gördüler. Çok büyük hata yaptılar. Halbuki mütevazı olmak lazım. “Ümitle korku arasında olun” diyor Cenab-ı Allah. Cennete de gidebilirsin, cehenneme de gidebilirsin. Büyütmek çok tehlikeli. Allah büyüyeni küçültüyor, küçüleni büyütüyor İncil’de de var. Peygamber (s.a.v.)’in hadislerinde de var. Böyle bir hırs ve iddiası olmadığı halde Tayyip Hocam’ı zor duruma sokuyorlar, ben bundan çok rahatsız oldum. Böyle mütevazı, mazlum kendi halinde bir insanı garip bir imajla dünyaya sundular ve bu çok tehlikeli oldu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri başörtüsü serbestisine destek verdi ve “insanların giyim kuşamlarını, eğitimlerinin önündeki engel olmaktan çıkarmak şarttır. Ama AK Parti’nin de bu konuyu bir siyasi malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmesi gerekir” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok. Siyasi malzeme niye kullansın? Çok ezdiler başörtülüleri ben biliyorum. Her yerde canlarını yakıyorlardı. İşte, ne “sıkma baş” mı diyorlardı? Garip garip isimler falan, arkalarından laf atmalar falan. Çok canları yandı o çocukların ve bütün Türkiye bundan huzursuz oldu. Bırak isterse başını örtsün çocuk. Öyle hoşuna gidiyorsa öyle yapsın. Sana ne? Başını açan açsan, örten örtsün ne karışıyorsun? Tehlike falan öyle bir şey de yok. Türkiye’de ki gençlik çok aydın, aklı başında öyle bir bağnazlık riski yok Türkiye’de. Bağnazlar çok ezik, garibandır Türkiye’de yüzde bir falandır. Dolayısıyla böyle bir risk var diye ortaya çıkmak akılcı olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Özcan Yeniçeri açıklamasının devamında hükümeti şu sözlerle uyardı.           Kürt Sorunu eşittir bağımsız birleşik büyük Kürdistan sorunudur. Türkiye’nin gittiği yer bağımsız birleşik Kürdistan’dır. Bu süreç Kürt ile Türk’ü birbirinden ayırmaya iten süreçtir. IŞİD belki Suriye’yi bölemeyecek ama Türkiye’nin başına büyük belalar açacak” karşılığını verdi.

ADNAN OKTAR: Şimdi ama Yeniçeri Hocamız ortalığı birbirine karıştırmış. Yani IŞİD, PKK hepsi birbirine karışmış buradaki demeçte anlaşılmıyor ki. IŞİD bir kere anti PKK bir yapılanma. Ve PKK’yı kazımayı, yok etmeyi kendine ülkü edinmiş bir yapı, sistem. Ama birleşik Kürdistan hayali hakikaten PKK’nın var. Ama bir komünist düşünceyle bunu yaptılar. Şimdi eğer bunu biraz milliyetçi bir çizgiyle, biraz da dindar bir düşünceyle yapmış olsalardı bir ihtimal zayıf dindarların desteğiyle ırkçı kafadakilerin desteğiyle bir ihtimal zemin bulabilirdi biraz. Ama sen komünist kafayla çıkmışsın. Boydan boya dindar olan bir kavmi Allahsız, Kitapsız felsefeyle bir şekle sokmaya kalkıyorsun. Seni mahvederler ve mahvoluyorsun şu an. Kürt gençleri delirttiler, delirttiler derken manen, gerçek bir delirme değil. IŞİD’e katıldı onlar da, şu an PKK’yı yok etme azmindeler. Ve gereksiz bir dehşet ortamı meydana geldi. Onların dehşetine karşı “dehşet öyle olmaz, işte böyle olur” diyor IŞİD. IŞİD’in dediği bu. Özcan Hoca neyi kastetti? Tam anlaşılmamış şu an. IŞİD’le karıştırması yersiz. Suriye bir daha adam olmaz ben söyleyeyim. Suriye gitti, Suriye’den bir şey çıkmaz. Bir daha Suriye’nin toparlanması diye bir konu yok. Mehdiyet’in dışında Suriye’de o tip bir hayat imkânsız söyleyeyim. Toparlanması imkânsız. Irak’ın da artık toparlanması imkânsız şu çizgiden sonra, Irak da gitti yani açıkça söyleyeyim. IŞİD’le de o anlamda baş edemezler. Sürekli çatışma devam eder. Bombalamalar olur, orası bir savaş bölgesi bundan sonra. Silahların denendiği, yeni bombaların denendiği bir savaş bölgesi. Açlık ve sefaletin de kol gezeceği bir bölge. Koban’i mobani onların hepsinin bittiğini açık açık söyleyeyim. Oralarda artık hayat olmaz. PKK da onlara karşı bir direnci olmaz. PKK’nın şu an yaşadığı sadece dehşet ve korku. Karayılan’ın mağaraya saklanıp oradan gidip “onlarla savaşın” demesi ve en kabadayıları Karayılan. PKK’lıların en kabadayısı o, en kabadayı şu an oturduğu yerden kalkamıyor korkudan ve gidemiyor. “Siz gidip savaşın” diyor. Bu ne demek? “Mahvolduk” diyor. PKK’nın mahvolduğunu açıklıyor. Ama oradaki Kürt annelerimiz, kız kardeşlerimiz biz onların hepsini kurtarırız, koruruz Allah’ın izniyle. En ufak bir zarar da dokunmaz onlara. Zaten IŞİD de buna dikkat ediyor kadın ve çocuklara özen gösteriyorlar. Hepsinin buraya böyle sağ salim gelmesinin sebebi o. Ama tabii dünyada şu geçerli olan sadece şiddet. Amerika şiddet kullanıyor, Ürdün şiddet kullanmak istiyor. Arap ülkeleri şiddet kullanmayı, terör örgütlerinin tamamı şiddet. Hiçbirinin aklına fikir ve sevgi gelmiyor. Kardeşim adam sana şiddet uyguluyor sen ona fikirle bir gel, bir sevgiyle gel. Başarılı olacaksın, Allah seni başarılı yapacak. İnanmıyorlar. Şiddet de şiddeti doğuruyor.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, siz “yeni saldırılarla yeni silah dener Amerika” demiştiniz. Dün akşamki saldırıda F 22’leri yeni ilk defa denemiş.

ADNAN OKTAR: F 22’ler?

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bak dedim “yeni roketler denenecek” dedim, “yeni bombalar denenecek” F 22’ler tamam.

OKTAR BABUNA: “Silahlar hazırlandı” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Çünkü silah fabrikaları diyor ki; “Doldu stoklarımız erimiyor. Üretim duracak” diyorlar “işçileri mi çıkaralım?” diyor “Haşa” diyorlar “niye işçileri çıkarıyorsun, fabrika niye kapansın? Siz çalışmaya devam edin bütün silahları biz satın aldık. Gönderin” diyorlar. Irak’ın tepesine, şimdi Suriye’nin tepesine binlerce, yüzbinlerce ton bomba yağacak. Bombayı attıktan sonra diyor ki adam “masrafımız çok büyük oldu” diyor “ne yapalım?” diyor “şimdi şu Irak petrollerini bize bir verin bakalım” diyor. Başka? “Bir de dolar olarak da rica edelim” diyor. Geçen gün açık açık söylüyorlardı. Kaç?

 BÜLENT SEZGİN: Beş yüz milyar dolar.

ADNAN OKTAR: Beş yüz milyar dolar, önden ilk gözü kapalı daha “Beş yüz milyar doları bir verin bakayım” diyorlar. “Bizim bombaların masrafını ödeyeceksiniz” diyor. Kime atılıyor? Müslümanlara atılıyor. Şehit olan kim? Müslümanlar. Yıkılan kim? Müslüman evleri. İslam âlimlerine İttihad-ı İslam’ı yapalım dediğimizde ne diyorlar? “Haşa çok rahatız” diyorlar “Hiçbir şey yok, maaşımızı da alıyoruz, yemeğimizi de yiyoruz, çok rahatız” diyorlar.  Ve akıl almaz bir açmaz, akıl almaz bir üslup İslam âlemini sarmış vaziyette.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Alevi Dernekleri Federasyonu üyeleri zorunlu din dersi gerekçesiyle eylem yaptı. Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Rıza Eroğlu “her şeyden önce “hiç kimse inancını değiştirmeye zorlanamaz” hakkının ihlali Anayasal suçtur. Bu nedenle zorunlu dersleri eğitimden derhal kaldırılmalıdır.”

ADNAN OKTAR: Çok büyük hata yapmış. Olur mu? Eğer genel kültür yoksa zaten okulları kapatalım. Okullar kapansın. Bir genç dünyadaki dinleri bilmiyorsa, felsefeleri, inançları bilmiyorsa zaten dünyanın anlamını bilmiyor demektir. Yaşadığı bir ülkenin dinini bilmeyen bir adam nasıl kültürlü olur? Aleviliği bilmeyen bir genç, genel kültürlü denemez. Bektaşiliği bilmeyen bir genç, genel kültürlü denemez. Bütün mezhepleri bilecek, bütün dinleri bilecek. Tevrat hakkında geniş bilgi verilecek, İncil hakkında bilgi verilecek. Hristiyan mezheplerinin hepsini bilecek. Avrupa’ya gidiyor adam “ben Katolik’im” diyor ne olduğunu bilmiyor Katolik. Sen nasıl konuşuyorsun o zaman onunla, nasıl arkadaş oluyorsun, dost oluyorsun? Bilmiyorsan. Onun inancını bileceksin ki onun inancıyla çatışmayacak bir üslubu da geliştireceksin, ona göre bir nezaket göstereceksin. O zaman sürekli kabalık yaparsın inancını bilmediğimiz için. Marksizm’i bileceksin, faşizmi bileceksin bütün felsefeleri bilecek. Genel kültür yoksa okulları kapatırız o zaman. Amaç eğitim değilse, genel kültür değilse okul niye açılıyor o zaman? Okulda ne öğretilir? Genel kültür amaçlı açılıyor zaten okullar. Oradaki arkadaşın üslubunu ben samimi bulmadım, garip bir üslup bu, olmamış.

OKTAR BABUNA: Dünyada böyle gerçek anlamda fikir özgürlüğünü bir siz savunuyorsunuz Hocam bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Aleviliği mesela bir insan nasıl bilmesin? Üstelik öğrendiğinde de mutlu olur Aleviliği öğrense hoşuna gider. Mesela Şiiliği öğrensin hoşuna gider, ufku açılır. Museviliği öğrendi mi hak dinlerin gerçek olduğuna dair kanaati daha güçlü olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ortaöğretimdeki başörtüsü serbestisine tepki gösterdi. “Siz kızların başını örteceğinize yüzünüzü örtün utanın. Hükümetin bu hamlesi Suruç’tan görülen IŞİD bayrağını örtmeye, yolsuzlukları ve yoksulluğu örtmeye yetmeyecektir. 18 yaşın altındaki bir çocuk başörtüsüne kendi karar veremez. Aileler kendi siyasi seçimlerini çocuklarının üzerinden gösterme şeklidir bu.”

ADNAN OKTAR: Şimdi bak bunun doğru yönü var. Mesela ben hatırlarım bizim mahallede bir çocuk vardı. Namaza kalkmamış. “Babası “kalk ulan” dedi” diyor “tokadı patlattı, kaldırdı” diyor. Döverek çocuğunu kaldıranlar var. Mesela bu zulüm bu. Genç kızların da birçoğunun abileri tarafından tehdit edilerek, babaları tarafından tehdit edilerek kapatıldığını biliyoruz. Ama şimdi okulda sen ne diyorsun? “Başını açacaksın.” Ailesi kapatmak istiyorsa zaten okula kadar zaten kapattırır. Sen buna engel olamazsın. Okulda da açar sonra yine aynı durum devam eder. O zaman başörtüsünün okullarda açık ve rahat olması yani sistemin çalışması çocukların lehine. Çünkü hakikaten başını örtmek isteyen hakikaten örtebilecek. Zorla örten de zaten zorla örtmüş oluyor, dışarda da örtüyor zaten. Değişen bir durumu yok onun. Ama bunun eğitimini verebiliriz. Zorla başörtüsü örttürülmemesi, bunun İslam’a uygun olmadığı, dinde zorlama olmadığı olabilir, bunu anlatabiliriz. Ama bu çözüm değil, yöntem olarak çok kötü bir yöntem yasaklama yöntemi. Çünkü ben genç kız dindar özellikle çocuk yaşta genç kızlar çok dindar oluyorlar, daha dindar oluyorlar. Psikolojide de yeri vardır. O yaşlarda çok daha dindar oluyorlar. Daha az ruhları yıpranmış oluyor. O yaşta bir çocuğun duyacağı ıstırap şiddetli olur. Heveslenmiş başını örtmüş elleme, sana ne? Başı örtülü gitsin. Bir de zaten çok az sayıda oluyor bu genç kızlar. Ama baskıyla olması zulümdür. Korkutarak olursa zulümdür. O çocuklarda dine karşı içinde müthiş bir öfke oluşur. Nitekim o genç kızlar sonra 18 yaşına gelince diskolarda uyuşturucu kullanıyorlar, bilmem ne yapıyorlar. Başları belaya giriyor öyle ailelerin. Ben öyle mutaassıp aileleri bilirim. Çocuğuna baskı yapıp da çocuğunun uyuşturucuya alıştığını, başını belaya soktuğunu, ailesinin de başını belaya soktuğunu çok bilirim. Baskı hiçbir zaman için doğru değil. Özgür olsa belki o çocuklar dindar olacaktı. Ama baskıdan dolayı dinden soğuyorlar birçoğu. Cahil babalarının baskısı onları çok kızdırır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Taşgetiren Hocamız, din dersinin zorunlu hale gelmesinin askerlerin eliyle yapıldığını belirterek şunları söyledi: “Bunu büyük ihtimalle o zaman gençlerin teröre yönelmesini engellemek için yaptılar.”

ADNAN OKTAR: Akla bak, inanılır gibi değil. Bir genç, sokakta geçen bir insan onunla konuştuğunda mesela diyor ki; “ben Süleyman Demirel’i tanımıyorum” diyor. “Kim?” diyorsun “bilmiyorum” diyor. “Adnan Menderes” diyor “bir bakanmış herhalde” diyor “Maliye bakanı mıymış, neymiş?” diyor. Tanımıyor. Böyle bir gençlik olur mu? “Musevilik nedir? diyorsun, bilmiyor. Nasıl bir dindir? Bilmiyor. Hristiyanlığı bilmiyor. Müslümanlığın mezheplerini bilmiyor, şartlarını bilmiyor. Din dersi demek dindar gençlik demek değildir. Bir genel kültür bu. Din dersi alıp da dindar olan genç ben pek görmedim. Din dersi gençlerin dindar olmasını sağlamaz, genel kültür sağlar sadece. Arkadaşlar bunu anlamıyorlar. Ama din dersinde iman hakikatleri anlatılsa, Kuran mucizeleri anlatılsa bu doğru. O zaman imanlı bir gençlik hedeflenmiştir burada, dindar bir gençlik hedeflenmiştir denebilir. Sen burada genel kültür veriyorsun. Genel kültürde nasıl genç dindar olsun? “Peygamber (s.a.v.) kaçta doğdu? Kaçta vefat etti?” onu anlatıyorsun. İslam’da mezheplerin durumunu anlatıyorsun. Bu arkadaşların dediğinin olması için sen dersin ki, “Sünni mezhep hak mezheptir. Bunun dışındaki mezheplerin hepsi batıldır ve geçersizdir” dersin. “Sünnilik şu bakımdan doğrudur” diye anlatırsın. Ve Allah’ın varlığının delillerini anlatırsın. Din dersi budur. Yani onların anladığı anlamda. Yani dini propaganda, imani propaganda bu olur. Bu tamam. Bu etki yapar. Ama öyle bir ders yok zaten. Genel kültür dersi. Arkadaşlar anlamıyor bunu. Dinle ilgili verilen bilgi, teknik bilgi. İmani konuları tenzih ederim. Tarihi bilgi, sosyal bilgi. Yani o dinin sosyal yönü, tarihi yönü ele alınıyor. Sosyolojik yönden tahlil edilip bilgi veriliyor. Yoksa yani dinin derinliği, iman hakikatleri, imanın güçlenmesi, tahkiki imanın elde edilmesi amaçlanmıyor. Mesela komünizmi anlatırken de adam, komünizmi anlatırsın. Ama komünizmi sevdirecek tarzda, benimsetecek tarzda anlatım ayrıdır. Düz teknik anlatım da ayrıdır. Mesela faşizmi de düz anlatmak ayrıdır. Bir de faşizmi benimsetmek için anlatmak ayrıdır. Sen genel kültür olarak anlatıyorsun. Genel kültür olarak bilecek adam. Ne demek? Yanlış biliyorlar. Askerin tavsiye etmesiyle alakası yok. Sadece din hakkında yüzeysel bilgi edinmiş olur gençler. Çünkü sen bak, din dersi veriyorsun ama ortaokul, lise ve üniversitede, sosyoloji dersinde, tarih dersinde, biyoloji derslerinde ağırlıklı olarak Allah’ın olmadığını anlatıyorsun sen zaten. İstediğin kadar din dersi ver sen. Din dersi zaten vermiyorsun. Dini teknik yönden anlatıyorsun, imani yönünü tenzih ediyorum. Sosyolojik yönden anlatıyorsun. Felsefi yönünü anlatıyorsun. İmani yönünü anlatmıyorsun. Ama Darwinizm’i anlatırken iman yönüyle anlatıyorsun. “Allah yok” diyorsun. Adamın imanını kökten bilimsel yöntemlerle ortadan kaldırıyorsun, Allah inancını. Allah’ın neden olmadığını bilimsel, güya bilimsel, sahte bilimsel delillerle kapsamlı olarak anlatıyorsun. Diyorsun ki; “proteinler tesadüfen meydana geldi. Allah yapmadı” diyorsun. “İnsan da önce balıktı” diyorsun. “Sonra kurbağaya dönüştü, sonra maymun oldu. Sonra da insan oldu” diyorsun. “Peygamberler doğru söylemedi size” diyorsun. “Bütün peygamberler size doğru söylemedi diyorsun. “Ve hiçbir peygamber doğru değil” diyorsun. “Ve hiçbir din doğru değil” diyorsun. Bunun üstüne din dersi versen ne olur vermesen ne olur? Adam daha hala din dersinden bahsediyor. Sen biyoloji, tarih, felsefe, sosyoloji derslerinde “Allah yok” demiyor musun? “Peygamberler size doğru söylemedi” demiyor musun? “Yaratılış yok” diyorsun. “Allah yaratmadı” diyorsun. “Tesadüfen yaratıldı. “Kainat, dünya tesadüfen yaratıldı. Her yer evrim geçiriyor” diyorsun. “İlk tek tanrılı zaten Museviliktir” diyor. “Sonra diğer dinler ondan gelişti” diyor. Adam daha ne desin? “O da evrimleşti. Dinler de evrimleşti” diyor. Dinlerin evrimi diye bölüm ayırmışlar. Oturmuşsun sen, “din dersiyle gençlik dindar hale getiriliyor” diyorsun. Böyle bir şey yok. Böyle bir çalışma da yok. Sen kökten imanını yok edecek sistemi zaten kurmuşsun. Bütün Arap ülkelerinde ve Türkiye’de bu böyle. Bütün İslam ülkelerinde öyle. Hepsinde kapsamlı olarak Allah’ın olmadığı, biyoloji, sosyoloji, felsefe, tarih derslerinde anlatılıyor. İlkokuldan itibaren anlatılıyor aslında ilkokul, ortaokul, lise, üniversitede. Mastır yapıyorsa orada da daha kapsamlı anlatılıyor. Sen bunun üstüne diyorsun ki, “din hakkında sosyolojik yönden, felsefi yönden bilgi verme.” Bilgi vermesine zaten gerek yok ki adamın orada o anlamda. Dini sen kökten kabul etmeyecek dersi veriyorsun zaten. Yani versen de olur dersi, vermesen de olur onu anlattıktan sonra. Bunu düşünmüyor adamlar.

CİHAT GÜNDOĞDU: Dubai’de bir konferans vermiştik Hocam, Evrim Teorisinin Çöküşü, Yaratılış Gerçeği” diye. Tıp fakültesi öğrencileri hocalarına dönüp, “bu yalansa bize bunu niye öğrettiniz?” diye sordular. Öğretmenleri önlerine baktı hocaları inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Arabistan’da, Suudi Arabistan’da Darwinizm’in anlatılması ağırlıklı ders. Çok özenli bir şekilde anlatılıyor. İran’da da öyle. İran’da Allah’ın olmadığını, insanların tesadüfen yaratıldığını anlatan müzeler var. Evrim müzeleri var. “Biz şeriat devletiyiz” diyorlar. Utanmadan yalan söylüyorlar.

OKTAR BABUNA: Cezayir’de de arkadaşlarımız Evrim konferansı vermişti üniversitede.

ADNAN OKTAR: Bak Cezayir’de Cezayirli gençlere Darwinizm Fransızlar tarafından müthiş enjekte edilmiş. Fransa’da bile biz konferans verdiğimizde Cezayirli gençler ayaklanıyorlar. “Nasıl siz evrime inanmazsınız? Evrim bir gerçek” diye. Cezayir’de de hakikaten hadise çıkarttılar. Ama buna rağmen anlattık tabii. Buna rağmen etkili olduk.

“Allah aşkıyla sevdiğim canım Hocam” diyor. “O burnun tatlığı nasıl bir şey öyle?” demiş. Teşekkür ediyorum.

Abdülkerim Özoğlu, Ronai Rojova. “Binlerce genç M. Karayılan’ın.” Kim bu?

OKTAR BABUNA: Murat Karayılan.

ADNAN OKTAR: Şu adı geçen şahıs. “Murat Karayılan’ın tek kelimesiyle Kobani’ye geçti. Örgüt Kürt milletidir. Millet örgüttür. Fark yok.” Yani PKK Kürtlerdir. Sen git onu dindar Kürt kardeşlere bir anlat bakayım. Sen deki; “PKK komünist Allahsız, Kitapsız bir örgüt. Siz busunuz” diyeceksin. Öyle mi? Onlar da diyecek ki; “Evet biz PKK’lıyız. Biz de Allahsız, Kitapsızız” diyecekler. Haşa. Bu mümkün değil. Kürt milletinin yüzde 99’u PKK’ya karşı. Hepsi nefret ediyorlar. Ancak yüzde bir destekleyen çıkabilir. O da korku belasına. Kürt kardeşlerimizin hepsi karşı.

Bak, “Binlerce genç Karayılan’ın tek kelimesiyle Kobani’ye geçti.” Bir kere Karayılan’ın kendi geçemiyor korkudan. Binlerce genç nasıl geçsin? En kabadayı takılan o. O kendi korkuyor. Gidemiyor. Binlerce genç nasıl geçsin? Kobani şu an tamamen PKK’dan kazınmış durumda. PKK’lı falan yok. Ama elli-altmış kilometre ötede kadın kılığında tipler var. Yani onları PKK olarak görüyorsa ona bir şey diyemem.

“Başörtülüleri zamanında çok ezdiler. Canlarını yaktılar. Bütün Türkiye bundan huzursuz oldu” diyor Metin 73. “Alaçatı gibi turistik yerde bayanların saçına karışan çemberler türedi” diyor. Böyle densiz adamlar her yerde çıkar. Telefonla resmini çeksin. Versin basına. Değil mi? “Böyle bir adam var” desin. Yahut çağırsın gazetecileri konuştursun adamla. Rezil, rüsva etsin. Kapalı üslup olmaz. Öyle densizlik yapan olursa gereği yapılır. Yahut karakola haber verirsin. Savcıya haber verirsin. Değil mi? Burası dağ başı değil.

“Hocam, benimle görüşürseniz, günde iki paket sigara içiyorum. Allah’a yemin olsun bırakacağım” diyor. Tamam. Hayra vesile olacaksak, inşaAllah.

Halil Metin, “Mustafa Kemal’i İslam’la bağdaştıran kafayla nasıl İttihad-ı İslam olacak, bir anlasak zaten problem çözülecek.” Mustafa Kemal, İslam’ı en mükemmel bize anlatan insan oldu şu ana kadar. Bediüzzaman Said Nursi bir, Atatürk iki. Atatürk, arı, diri, dürüst, samimi, gerçek İslam’ı anlamamıza sebep oldu ve bağnazlık, yobazlığın ne olduğunu Atatürk bize anlattı. Millet bilmiyordu ki. Büyük bölümü bilmiyordu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin kitabınızdan ben okumuştum. Şöyle de bir sözü var Atatürk’ün. “Dinimizi en saf, en temiz haliyle yaşamamız gerekiyor” diyor.

ADNAN OKTAR: Hem bunu söylüyor. Diyor ki; “böyle bir zemin gittikçe gelişecek. Bu baskıcı ruh gittikçe gidecek. Bağnazlık gittikçe yok olacak. Gerçek arı ve saf İslam ortaya çıkacak. Sonra da İslam âlemi birleşecek” diyor. Bu Mehdiyet değil mi?

Yani özetle her halde IŞİD’in bombalanmasını, yerle bir edilmesini isteyen bir üslubu var. Olmaz. Hiçbir düşünce bombalanarak yok edilmesi diye bir konu olmaz. Amerika bunu Kore’de yanlış yaptı. Vietnam’da yanlış yaptı. Fikirle mücadele edeceğine gitti bombaladı. Bir tane kitap atmadı Vietnam’ın üstüne. Milyonlarca bomba attı ama bir tane kitap atmadı. Sonunda da yenildi. IŞİD’i de bombayla yenemezsin. IŞİD bombayla seni yener bombalarsan. Afganistan’da Amerika ne yaptı? Yüz binlerce ton bomba yağdırdı, Afganistan’da şu an Taliban’a anlaşma teklif ediyor Amerika. Her konuda onlarla masaya oturuyor, Taliban’la. Yenildi Taliban’a mağlup oldu. Şu an Afganistan’a Taliban’a hakim. Nereye gitti o bombalar? Yüz binlerce insan şehit edildi. Binlerce Amerikalı öldü asker, sonunda Taliban yine Afganistan’a hâkim oldu. Ve Afganistan hâkimiyeti gittikçe daha da artıyor ve dünyaya da oradan terörist gönderiyor. Bütün dünyanın terörist ihtiyacını karşılıyor oradan.  Hani Amerika yenmişti. Hani bombayla mesele halloluyordu. Yüz binlerce bomba attılar, milyonlarca bomba attı, Afganistan da mağlup oldu. Her konuda Taliban’la anlaşmaya gidiyorlar. Masaya oturyorlar, hükümet konumunda Taliban. Karzai de sürekli Taliban’la anlaşıyor. Karzai kukla hükümet. Kimse onu taktığı yok. Asıl hükümet Taliban Amerika’nın gözünde, hep anlaşmaları onlarla yapıyorlar.

“Hocam” diyor, “Siz PKK’ya; siz komünist, Kitapsız, Allahsız, dinsiz tiplersiniz. Kürtlerin sizlerle ne işi olur dediniz?” diyor “net tespit” diyor. Doğru Kürt demek dindar demektir. Kürt demek Allah aşığı demektir. Kürt efendi demektir, namuslu demektir. Ailesine düşkün demektir, evladını seven demektir. Sen komünistsin ne alaka? Senden nefret eder Kürt ey PKK. Sadece nefret eder.

Zarif Yobaz; “İslam’da şiddet yoktur diye diye cihat ruhu olmayan gençlerin yetişmesine sebep verdiniz.” Cihat bak adı üstünde “ceht etmek” adam bunu cihadı doğramak olarak alıyor. Birisini sen doğrayarak ikna edeceğine, fikirle ikna etsen daha doğru değil mi? Akla bak.  Yani doğramanın çok doğru bir şey olduğuna inanmış. Sen adamı doğradığında adam yok olur.  Bir daha Müslüman olamaz o. Onu anlamıyor adam. “Doğrarsan çok mükemmel hale gelir” diyor. Doğrarsan ölür adam. Tebliğ yaparsan, anlatırsan iman eder. Sen onu Darwinist, materyalist yetiştirmişsin. Darwinizm’in geçersizliğini anlat, iman hakikatlerini anlat, Kuran mucizelerini anlat, iman eder. Etmiyorsa da sana ne? Değil mi? Ama büyük ihtimalle iman eder. Etmiyorsa da Allah’la onun arasında, sen ona karışamazsın, ahirette onun cezası.

Cihat deyince hep asma kesme akıllarına geliyor.  Cihat, ceht ceht gayret. Mesela üniversite sınavlarına hazırlanıyor adam ne yapıyor? Ceht ediyor. Gayret ediyor.

Mesela anlatmıştım birçok kişiye, mesela bizim hocalardan vardı yıllar sonra iman ettiler. Anlatmıştık.

OKTAR BABUNA: Kitaplarınızla dünyada ikna olan milyonlara insan var Darwinizm’in geçersizliğine inanan.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımız burada sona eriyor inşaAllah. Yarın kısmetse yine görüşeceğiz. 

Masaüstü Görünümü