Harun Yahya

Sohbetler (27 Eylül 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi akşamlar sevgili A9 TV izleyicileri. Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın canlı yayınına hoş geldiniz. Birbirinden güzel ve yakışıklı arkadaşlarımız bizimle beraber. Ve karizmanın diğer adı Adnan Bey hoş geldiniz. Çok yakışıklı görünüyorsunuz her zamanki gibi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah hayret edilecek bir coşku, hayret edilecek bir hitabet güzelliği oluşmuş Fikret Bey’de maşaAllah. Herhalde günün heyecanı, maşaAllah.

Evet Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün siz “Suriyeli sığınmacıların hayvanlarını sınırda tutmayalım Türkiye’ye alalım, bakımlarını burada yapalım” demiştiniz. Bugün Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Suriyeli sığınmacılara ait araç ve hayvanların da Türkiye’ye alınacağını açıkladı. Başbakanımız araç ve hayvanların alınması talimatını verdi. “Pazartesi gününden itibaren Suriye tarafında kalan araç ve hayvanların alımını yapmış olacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Hayvanların burada kesilip mülteciler için kullanılması planlanıyor.

ADNAN OKTAR: Olur, gayet güzel olur. Beslenmeleri için faydalı, hayırlı olur. Her şeyde bir hayır var. Ben dedim ya “bereketleriyle gelirler” diye, bereketiyle geliyorlar.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Sayın Davutoğlu sınırda Mehmetçiğe taş atan Aysel Tuğluk’a hitaben şunları söyledi: “Ona buradan sesleniyorum; Suriye’den gelen kardeşlerimiz etnik ve mezhebi kökeni ne olursa olsun senin için gelmediler, sen orada olduğun için gelmediler. Mehmetçiğin gölgesinde huzur bulacağız diye geldiler. Eğer Mehmetçik orada olmasaydı onlar o kapıya sığınmazlardı” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Adam bir beladan bir belaya gelmez. Allah’sız, Kitapsız, dinsiz, imansız PKK’dan çekindikleri için Türkiye’ye geliyorlar. IŞİD’in zulmünden de çekiniyorlar. Dolayısıyla güvenli bir ülke olarak gördükleri için geliyorlar Türkiye’ye.

Her şey kaderde Yaratan Yüce Güç’ün belirlediği gibi oluyor. Yıllar önce söylüyorduk hikaye gibi geliyordu adamlara. Bak şu an Kürt kardeşlerimiz PKK’nın şerirliğinden çekindiği için Türkiye’ye geliyor. PKK ne diyordu? “Bize sığınıyorlar” diyordu. Şimdi onların şerrinden kaçındıkları için Türkiye’ye geliyorlar. PKK ne diyordu? “Biz bölgede hakim gücüz” diyordu, sıfıra gittiler. Birkaç haftanın içinde yerle bir oldular. Korkak ve kalleş olduklarını da göstermiş oldular. Allah işte böyle insanları sınıyor. Onları rezil rüsva ediyor, inananları güçlü kılıyor. Zulüm payidar olmuyor, zulüm bu şekilde yerle bir oluyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu Ahilik Kutlamaları’ndaki konuşmasında şunları söyledi: “Eğer Mehmetçik o sınırı huzurla beklemeseydi, o kardeşlerimiz Türkiye’ye gelmezler başka yere giderlerdi. Suriye ve Irak’a dönerdik. Ama bu topraklarda bir daha kardeş kavgası yapılmasına da izin vermeyeceğiz. Gerektiğinde Ahi Evran’ın ilim adamı vasfıyla bilgiyle donanacağız. Gerektiğinde Ahi Evran’ın esnaf vasfıyla ahlakla donanacağız ve donandık” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu üslubuyla, bu güzelliğiyle seviliyor, bu üslupla bereket buluyor. Bak, bütün dünyanın insanları Türkiye’ye güveniyor. Şuraya gidelim, buraya gidelim demiyorlar “illaki Türkiye” diyorlar. Müthiş bir sevgi meydana getirdi Cenab-ı Allah, müthiş bir güven meydana getirdi. Biz fakir ülkeyiz ama gani gönüllü olduğumuzu da Allah onlara gösterdi. Bereket ehli olduğumuz, sevgi ehli olduğumuz bütün dünyaya gösterilmiş oldu. Zengin bir ülke olsak da baksak insanlara makul görürler ama fakir olduğumuz halde kendi imkanlarımızdan onlara sunarak böyle bir güzellik yaptığımız için çok daha makbul, çok daha güzel bir görünüm oldu. Yüksek ahlakımız bütün dünyaca tescil edilmiş oldu. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu yine konuşmasının devamında çok güzel bir üslup kullandı. Okuyayım mı bir bölüm daha?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Türkiye’yi öylesine kudretli kılacağız ki; sofraya, güvenliğe ihtiyacı olan bize gelecek. Sığınacak kapıya ihtiyacı olan bize gelecek ve biz ona bakacağız. Ahilik geleneğini benimsediğimiz içindir ki; bizim kapımıza gelen, bizimle emniyet bulmak isteyen, soframızda helal bir lokma yemek için kapımıza gelen Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açtık. Çünkü biz Ahi Evran’ın torunlarıyız.”

ADNAN OKTAR: Üslup şahane olmuş, şahane olmuş. Bereket akıyor ağzından bereket. Allah nurunu üzerlerine salsın askerimizin de, devletimizin de. Allah’ın nuruyla nurlansınlar. Çok güzel, bu bizi hem mutlu ediyor, hem kalbimize ferahlık veriyor. Allah milletimize, devletimize ve Müslümanlar’a fitneden, fesattan, sıkıntıdan karmaşadan korusun. Hayırıyla bereketiyle sarsın Rabbimiz. Evet.

CEYALN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz bombalarlarsa eğer IŞİD’e katılım artar diye söylemiştiniz. Bugün çıkan bir sayıya göre altı bin kişi katılmış Amerika’nın bombalaması başladığından beri. Bu da normalde olan katılım hızının on katı diyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte Amerika sonunda sözüme gelecek. Ben diyorum bak, fikirle, ikna ederek ve konuşarak. Onlar diyor ki “bombayla” diyorlar. Bombayla yaptığında oranın yerli halkı da IŞİD’e katılır. Yani fikrin, sevginin gücü bombayla kıyaslandığında bombanın gücü eksi sıfırdır. Ama sevginin gücü sonsuz.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Türkiye dünyada en çok insani yardım yapan dördüncü ülke. Suudi Arabistan gibi yer altı zenginliği olan ülkeler bile Türkiye kadar yardım yapmıyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yurt dışından çeşitli gazetelerde, sitelerde yayınlanan çok sayıda makaleniz var yine. Endonezya’daki Jakarta Post Gazetesi ve onun internet sitesinde “Radikalizme karşı global işbirliği gerekir” başlıklı yazınız yayınlandı. Aynı yazınız Malezya merkezli Malaisyn in Syder isimli sitede yer aldı. İngiltere’de basılan Urdu Times’da “Pakistan sokaklarını teskin etmek için sevgi devreye girmeli” başlıklı yazınız yayınlandı. Bu yazınız Daily Mail sitesinde de yer aldı. Filistin’de basılan El-Hadad Gazetesi’nde “İslam dünyasında akan kanların sebebi birlik olunmaması” isimli makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Birlik olunmaması ve sevginin olmaması. Birlik olsa sevgi yoktur, yine biter. Aslında tek olay sevgi. Sevgi varsa zaten birlik de olur. Adam birlik olmaya içinde bir eğilim olmamasının sebebi; sevgisi yok. Allah’ı sevmeyince kulunu da sevemiyor. Onun için Allah sevgisi birinci, en önemli konu yani. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hindistan merkezli Muslim Mirror haber sitesinde, “Teröristlere karşı mücadelede teröristleri kullanmak doğru olmaz” adlı makaleniz yayınlandı. Arab News Gazetesi’nde “Allah’ın nimetlerinin inananlara verdiği lezzet” başlıklı yazınız çıktı. Tunus merkezli Damir Gazetesi’nde “Politika adına kardeşlik bağları kopmasın” isimli yazınız yer aldı. Pakistan’daki The Frontier Post haber sitesinde “IŞİD terörü nasıl durur?” isimli yazınız çıktı. Malezya’da basılan Harakah Daily Gazetesi ve onun internet sitesinde “Müslümanlar büyük bir ailenin üyeleri gibidirler” isimli makaleniz çıktı. Son olarak Arab News Gazete ve sitesinde “NATO’nun benzersiz ülkesi Türkiye” başlıklı yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Bütün Ortadoğu ülkelerinde aşağı yukarı yazılarımız yayınlanıyor.

Ben anlayamıyorum. Tabii İngiltere’de, Ortadoğu’ya hitap eden daha çok ama tabii Amerika’ya yönelik de, Amerikan yönetimine yönelik de özel mektuplarımız oluyor, yazılarımız oluyor. Onlar zaten takip ediyor.

Dinliyorum.

ENDER DABAN: Sayın Erdoğan IŞİD örgütüyle ilgili şunları söyledi: “Siz böyle bir terör örgütünü sadece hava operasyonuyla bitiremezsiniz. Bir defa mütemmim gücü karadır. Gerekirse deniz de dahil olur. Ama kara operasyonu esastır. Karanın gitmediği yer hiçbir zaman kalıcı olamaz” dedi. Ayrıca operasyonun aralıksız olarak devam etmesi gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Tabii Tayyip Hocam fikren ancak etkili olunabileceğini daha önce mutlaka ifade etmiştir. Karadan kastı, sadece hani gidip tepeleyelim, kafalarını ezelim değil de fikirle, düşünceyle, sevgiyle etkili olalım demek istiyor. Asıl demek istediği bu. Karadan giden adam konuşma imkanı da bulur, ikna imkanı da bulur. Gidip yüz yüze konuşalım, ikna edelim, yoksa asıp keselim, kafalarını doğrayalım anlamında değil. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Iğdır’da elektrik arızasını gidermek için giden ekibe PKK ateş açtı. Ekibi koruyan jandarma da karşılık verdi ve bir kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: İşte bunların yapacağı sadece kahpelik. PKK demek kahpelik uzmanı. Bak, P-K-K, Pek Kahpe Kahpe, yani bu. Öyle, kahpelik. Kendileri bile o logolarına almışlar, kahpeliği, pek kahpe yani. Kahpeliğin dışında başka bir şey bilmiyor. Babayiğitsen, delikanlıysan, kabadayıysan git IŞİD’le çatış. İt gibi korkuyorsun, kaçıyorsun. Arabanın içinde devletin memuru var, kendini savunma durumunda değil, uzaktan silahla ateş ediyorlar. Bu ne? Kahpelik, başka bir anlamı yok. Eğer delikanlıysan, böyle kabadayıysan IŞİD’le git kozunu bir paylaş. Bak bakayım ne oluyorsun? Doğranma korkusuyla altmış kilometreden fazla yaklaşamıyor. Bir de kadın kıyafetini giyme çıkarttılar. Makyajla kadın kıyafetiyle geziyorlar. Boydan boya orada PKK’yı kazıdılar. Tayyip Hocam’ın demek istediği o, fikren, fikirle, düşünceyle, sevgiyle halledelim. Karadan, havadan anlatamazsın, değil mi? Beş bin metreden anlatamazsın ama karada yüz yüze anlatabilirsin, ikna edebilirsin, onu kast ediyor.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Sayın Erdoğan’a IŞİD’e karşı siyasi ve askeri harekata katılma niyetinde olup olmadıkları soruldu. Sayın Erdoğan soruya şöyle cevap verdi: “Bizim hudutlarımız kim tarafından korunuyor? Asker tarafından. Dolayısıyla böyle bir tehdit altında olduğumuz zaman askeri harekat buna karşı yapılacaktır. Sınırlarımız tehdit altına giriyorsa bu adımların da atılması lazım. Ancak bizim üstünde ısrarla durduğumuz konu uçuşa yasak bölge ilanı” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Uçuşa yasak bölge ilanını tabii bir an önce yapsınlar. Onun hiçbir mahsuru yok. Ben anlamıyorum neyini bekletiyorlar onun? Güvenli bölgeyi de oluştursunlar, kardeşlerimiz huzur içinde yaşasın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: ABD Genel Kurmay Başkanı Dempsey’den Türkiye’nin tampon bölge talebine şöyle bir yanıt geldi: “Bu olasılıkların hepsini tartışıyoruz. Türkler yaklaşık 1.3 milyon mülteci misafir ediyorlar. Ve IŞİD ülkelerini ve insanlarını tehdit diyor” dedi. Ancak tampon bölgenin bir olasılık olmakla birlikte şu an IŞİD’e karşı kampanyanın bir parçası olmadığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Orada savaştan kaçan, kavgadan kaçan insanların güven içinde yaşayacağı bir bölgeye ihtiyaç var. Bu karmaşık bir şey değil. Bunu niye anlamazdan geliyorlar? IŞİD de bela, PKK da bela, Suriye de bela, bela üstüne bela, orada bela kaynıyor. Birçok çeteler var, say say bitmez. Halkın, oradaki mazlumların güven içinde yaşayacağı bir alan. Bunun için bu kadar naz, cilve yapmalarına gerek yok. Konuyu uzatmalarına da gerek yok. Vicdansızlık yapıyorlar, çok ayıp yapıyorlar. Kendileri olsa hemen anında oluştururlardı, kendi rahatlarıyla ilgili olsa. Yazık günah yani. Uzatmaya gerek yok. Burada olanlar eğer Avrupalı insanlar olsaydı o güvenli bölgeyi derhal oluştururlardı. Bu nedir Ortadoğulu insanlara bu Avrupalı arkadaşların gösterdiği garip tavır? Yazık günah değil mi? Nihayet senden güvenli bölge istiyor. “Ben burada huzurlu oturayım, beni koru” diyor. “Bana düşman eli değmesin, terörist eli değmesin, canımı yakmasınlar, huzurlu oturayım, bir yer ayarlayın yapayım” diyor. Bunu bu kadar uzatmanın alemi ne? Ayrıca IŞİD Türkiye için bir tehlike olmaz, onu söyleyeyim. IŞİD Türkiye için bir tehlike olmaz. Öyle bir sorun çıkmaz. Yani maazAllah öyle çılgınlık yapan kim olursa olsun, Allah esirgesin yani çok vahim olur, çok çok vahim olur. Böyle bir çılgınlığa hiç kimse giriftar olmaz. Dolayısıyla Türkiye için öyle bir risk mevzu bahis değil. PKK için böyle bir risk vardır, nitekim de o risk de oluştu. PKK’yı kazıdılar. Güvenli bölgenin derhal oluşması gerekiyor. Ama onu teknik olarak hemen hazırlayalım.  Mektup bu kadar uzamasın. Konu uzayacak. Adamlar bir türlü konuyu kavrayamıyor. Uzatıyor da uzatıyor. Kardeşim kimsenin aleyhine bir şey yok burada. Kimsenin toprak egemenliğine de bir zarar verdiği yok. Bir şey yok. Sadece insanlar huzur içinde yaşayacağı bir bölge oluşturuyorsun.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey Rusya orada muhaliflerin eğitim göreceğini düşünüyor. Suriye uçaklarının da oraya erişemeyeceği için ona bir mekan sağlanmış olacağını düşünüyorlar. O yüzden eğer Türkiye dediğiniz gibi garanti verirse öyle bir şeyin olmayacağına.

ADNAN OKTAR: Kardeşim biz orada eğitim meğitim yaptırır mıyız?  Ne alaka? Çok gereksiz. Çok çocukça vesveseler bunlar.

AYLİN KOCAMAN: Amerika bir karar aldı. Ilımlı muhaliflere eğitim verilmesi ve onlara destek olunması için, fakat bir mekan yok orada bunun yapabilecekleri. Güvenli bölgeyi o şekilde kullanacaklarını düşünüyor Rusya.

ADNAN OKTAR: Hayır, yok orası talim yeri değil. Olur mu öyle şey, rezalet? Türkiye garantör olsun. Orada talim terbiye falan olmaz. Orada insanlar yaşayacak. Talim yapacak adam varsa nereye gidiyorsa gitsin. Oranın adı üstünde “güvenli bölge.” Kargaşa şamata yeri değil. Türkiye’nin garantisi yeterli olur. Türk askerine bıraksınlar. EvvelAllah boydan boya.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Sayın Kılıçdaroğlu IŞİD’e karşı yapılan operasyonlara Türkiye’nin askeri destek vermesini istemediklerini şöyle dile getirdi; “önce teskerenin içeriğine bakacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir başka ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz. Yani sıcak savaşın bir unsuru olmasını istemeyiz” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Çatışmaya ihtiyaç yok, sadece güvenlik. O güvenli bölgeyi oluşturmak için Türk askeri hakikaten sınırda bir tedbir alabilir. Bu güzel olur. PKK’nın olmadığı, IŞİD’in olmadığı, terör örgütlerinin olmadığı güvenli bir bölge, bu kadar kolay. Karmaşık bir şey yok. Onu en iyisi teknik, düzgün bir plan olarak sunmak, anlatmak, riskinin olmadığını göstermek. Riski ortadan kaldırmak bu kadar mı zor? Bunu bu kadar konu edinmenin bir alemi yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden aldığımız yeni faaliyet haberleri şu şekilde; “Perşembe günü Balıkesir merkezde kardeşlerimiz halkımıza çok sayıda kitabınızı hediye etmişler. Kayseri’de kardeşlerimiz bir araya gelmişler. Yemek yiyip sohbet etmişler. Balıkesir’den kardeşlerimiz yine evde toplanmışlar. Birlikte yemek yiyip, belgesellerden izleyip, sohbet etmişler. Gebze’deki kardeşlerimiz Çarşamba günü bir araya gelmişler. Sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Ufaklıkların keyfini görüyor musun? Evet.

KARTAL GÖKTAN: Darıca’da 20 Eylül’de kardeşlerimiz 67 adet kitabınızı dağıtmışlar. İnegöl’den kardeşlerimiz Çarşamba akşamı bin adet A9 TV broşürü dağıtımı yapmış, sonrasında beraber sohbet etmiş. Bursa’dan kardeşlerimiz 24 Eylül’de evde bir araya gelmişler, sohbet edip dua etmişler. Adapazarı’nda kardeşlerimiz 24 Eylül’de 300 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Malatya’dan bir kardeşimiz bir alışveriş merkezinde çalışanlara sizin kitaplarınızdan hediye etmiş. Çıkışta da A9 TV broşürü dağıtımı yapmış. Bugün İstanbul’dan kardeşlerimiz Mecidiyeköy’de hukuk bürolarına, doktorlara ve posta kutularına toplam 35 kitabınızı dağıtmışlar. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Oradaki insanların güzelliği, sohbet ortamının güzelliği, hep imrendiğim bir güzellik. Anadolu evleri, Anadolu insanları, orada yaşlı bir anne, çarşaflı bir anne, dekolte bir hanım, küçük çocuklar, çok güzel Anadolu yemekleri ve Allah’ın anılması. Muhteşem muhteşem.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey koalisyon güçleri IŞİD’in Kobani’deki ilerleyişini hava saldırısı yaparak durdurdu. Kobani çevresindeki hava saldırılarında birçok IŞİD mevzisinin yok edildiği öğrenildi.

ADNAN OKTAR: PKK mevzileri ne oluyor? Onları koruyoruz. Bu, vicdansızlık bu işte. Bu ahlaka uygun olmayan bir tavır. PKK mevzileri duruyor. Ama IŞİD mevzilerini indiriyorsun. PKK’yı destekliyorsun. Kardeşim şimdi IŞİD’den rahatsızlığın ne diyorsun? Bu zalim, adam öldürüyor. PKK? Hem zalim, hem kahpe, hem katil, hem çakal. Her türlü ahlaksızlık var. Ona niye destek oluyorsun? Hayır, gitsin onu bunu bombalasın dediğim yok. Ama oradaki ayırım, kararlı ayırım çok anormal. Sen PKK’yı alenen kolluyorsun, bir de “silah verilsin” diyorsun. Böyle koalisyon moalisyon olmaz. Bir fevkaladelik var. Milletimiz ilmi, akılcı, vicdani tepkisini koysun. Burada bir ahlak bozukluğu var. PKK’lı katilleri koruyorlar. IŞİD mevzilerini vuruyorlar. Ayrıca IŞİD mevzisini vurmak diye bir konu da yok. Irak’a ait, yahut PKK’ya ait binaları yerle bir ediyorlar. Onların kullandıkları binaları yerle bir ediyorlar. Böyle bir mücadele olmaz. Bombalamayla olmaz. Sevgi, ilim, irfan, akıl, bilgi, bununla.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye halkı Amerika’nın IŞİD’e yönelik saldırılarının Esad’ın işine yarayacağını ve asıl hedefin IŞİD değil kendilerinin olacağını düşünüyor. Ve bununla ilgili bildiriler dağıtıyormuş. Nitekim birkaç gündür Amerika’nın yaptığı saldırılardan sonra Suriye’nin birçok bölgesinde Esad rejiminin ciddi bir üstünlük sağladığı gözlemleniyormuş.

ADNAN OKTAR: İşte burada da bir anormallik var. Esad’ı tehlike olarak görmüyorlar. PKK’yı tehlike olarak görmüyorlar. IŞİD’i tehlike olarak görüyorlar. Buradaki ayırım anormal. Halbuki Esad da bir tehlikedir. PKK şeddeli azgın bir tehlikedir. Aynı şekilde IŞİD de bir tehlikedir ve diğer terör örgütleri de birer tehlikedir. Hepsini toptan değerlendirmeleri gerekirken özellikle ayırım yapıyorlar itinayla. Burada bir ahlak çöküntüsü ve bakış bozukluğu var. Bunun üstünde çok özenli durmak lazım. Gerek yazılarla, gerek konuşmalarla bütün Türk basını da. Fatih Altaylı boş boş laflar edeceğine bu konularla ilgilensin.

AYLİN KOCAMAN: Aslında Amerika da, Adnan Bey siz çok iyi biliyorsunuz inşaAllah, Irak’ta hemen o güvenli bölge kararı verilmişti. Birleşmiş Milletler de vermişti. Fakat burada 28 Ekim’de ancak görüşürüz demiş. Biraz PKK’yı koruyor gibi bir şey oluşuyor.

ADNAN OKTAR: İşte PKK’ya hükümet de çok kararlı tavır alsın. Bütün Müslümanlar çok kararlı tavır alsınlar. Ve Allahsız, Kitapsız, zalim ve katil ordusu olan PKK’ya karşı bütün bölgedeki Müslümanlar’ın kendini savunması farz. Bütün Müslümanlar el birliğiyle kendilerini savunmaları lazım.

“MaşaAllah Hocamız güzel müjde veriyor. Kısa zamanda özgür konuşabileceğiz kısmetse” diyor. Bir Güneydoğulu kardeşimiz. Şu PKK kazınırsa.

“Hocam, IŞİD’in Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanacağını haber vermiş Peygamberimiz (s.a.v.). Demek ki IŞİD’e karşı kurulan ittifak başarılı olamayacak.” Olmaz tabii ki. Akılla, ilimle olmadıktan sonra olmaz.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, oluşturulması düşünülen güvenli bölgenin kilometresi konusunda anlaşmazlık var. Amerika “25 kilometre” diyor. Bugün Sayın Erdoğan “Süleyman Şah Türbesi 38 kilometre kalıyor. Onu ne yapacağız?” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Oraya bir şey yapamazlar. Fazla da uzatmamak lazım. “25 kilometre” diyorsa 25 kilometre. Yeter yani 25 kilometre. Çok büyük bir alan 25 kilometre. 5 kilometre güvenlik bölgesi olarak ayrılmış olsa. 20 kilometre rahat kullanılır. Yani böyle şeyleri gereksiz uzatmamak lazım. Süleyman Şah Türbesi’ne dokunacak adam daha anasından doğmadı. Öyle bir densizlik kimse yapamaz. Tayyip Hocam o konuda müsterih olsun.

“Hocam, Van’daki hayranlarınıza neden kitap dağıtmıyorsunuz? Kürt kökenliyiz diye mi?” Saruhan Şen. Kürt kökenli olduğunuz için özellikle dağıtıyorum zaten. Çok sevdiğim için Kürt kardeşlerimizi. Kitap dağıtılıyor da Van çok büyük bir il, belki sana rastgelmemiştir. Yoksa binlerce, on binlerce kitap dağıttık Van’da. Kürt olmak bir üstünlük, ayrıcalık, güzelliktir, Nimettir. Ben Üstadım Bediüzzaman Hazretleri de Kürt. Selahattin Eyyubi Hazretleri, Sultanlar Sultanıdır; Kürt’tür. Bir ok Nakşibendi alimi şu anki büyük alimlerin epey bölümü Kürt’tür. Alimler, mollalar hep Kürtler’den çıkar çoğu. Kürt olmak bir ayrıcalık ve güzellik olduğuna göre böyle üsluba ne gerek var? Bazı monşerler hoşlanmaz Kürtler’den, onun için bir an önce bölünmelerini istiyorlar. Çünkü gözünden ırak olacak ki rahatlayacak. Bu körükleyen tipler var ya, monşer takımı, hiçbir şekilde Kürtler’in iyiliğini istedikleri için değil. Bu heriflerin göz estetiğini bozuyor Kürt kardeşlerimiz güya, onların kafasına göre. Yani ortada görünmelerini istemiyorlar. Gitsinler Güneydoğu’da, gözümüzden uzak olsunlar kafasındalar. Sakın bu monşerlerin keyfine uygun olarak bu oyuna gelmesinler.

Savaş, askere gidiyormuş. Dua istiyor. Aslansın sen aslan. Allah yolunu açık etsin. Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Selahattin Demirtaş uçuşa yasak bölge talebi için şu açıklamayı yaptı. “Erdoğan Suriye’de uçuşa yasak bölgenin en acil konu olduğunu belirtiyor. Doğrusu biz şaşırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki en acil tehdit IŞİD tehdididir. IŞİD’in de uçağı yok. Helikopteri yok. Neden uçuşa yasak bölge? Eğer Türkiye kendini koruyacak bir güvenli bölgeden söz ediyorsa bunun tek yolu Rojova’yı güvenli bölge haline getirmektir. Öncelikle yapılması gereken YPG’ye ağır silahların ulaştırılması için bir koridor açılmasıdır.”

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil. Şaka gibi. PKK’ya Türkiye ağır silah vermesi gerekiyormuş. Yani rüyada bile insan böyle bir kabus görmez. İnanılır gibi değil. Selahattin Demirtaş ayıp ediyor. PKK’nın Türk askerine yaptıklarını görüyor. On binlerce Türk askerini, polisini, PKK, kahpece şehit etti. Ağır silah nasıl verilecek? Anlamı açık değil mi bunun? Selahattin Demirtaş bunu dememiş olsun. Biz de duymamış olalım. Hiç yakışık almamış. Bir de ağır silah alsalar bile kutusuyla, paketiyle IŞİD’e teslim ederler. PKK’nın ağır silahı olmadığı için değil. Her türlü ağır silah var. Yüreği yok. Korkak, tabansız, konu bu. Başka bir şey yok. IŞİD’in özelliği hakikatten cesur adamlar. Ama zulüm kol geziyor tabii. Şirk içindeler. Öbürleri de dinsiz, imansız, Allahsız, Kitapsız PKK da. Bir kör mücadele var. Sevgiyle halledilecek konular, şiddetle halledilmeye kalkıldıkça daha da şiddetli azgınlık, terör, kan, acımasızlık yayılmaya devam ediyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ertuğrul Özkök, Sayın Davutoğlu’nun Başbakan olmasıyla AK Parti grup toplantılarının yapıldığı Salı günü kabusundan kurtulmaya başladıklarını söyledi. “Sayın Davutoğlu’nun ses tonu insani sınırlar içinde. Kılıçdaroğlu’ndan bahsederken aşağılayıcı konuşmalar yapmıyor. Hayali düşmanlara saldırmıyor. Kırıcı deyimler kullanmıyor. Kutuplaşmaya malzeme vermiyor. Dolayısıyla Salı günlerimize bir ferahlık geldi” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Fakat Tayyip Hocam’ın geçirdiği badireler, çektiği acılar, çektiği çileler bunlar nereye gidiyor? O böyle bir mücadele insanı olmasaydı, bu kadar dirençli olmasaydı şu an başbakanlık yapmak mümkün olacak mıydı? Cumhurbaşkanı makamında olabilecek miydi? Bütün acıyı, çileyi üstüne aldı. Belanın altında kaldı. Türkiye düze çıktı. O da cumhurbaşkanı oldu. Sakin, sessiz bir hayatı var. Bunu anlamamak, bilmemek mümkün mü? Tarih bilgisi yok mu bu adamın? Bir baksın. “Sureti katiyede seni başbakan yapmayız” diyorlardı. “İmam hatipli başbakan mı olur?” diyorlardı. “Senden muhtar bile olmaz” ona benzer şeyler söylüyorlardı. Bütün acının, çilenin, ıstırabın adamı oldu. İnsanı oldu. Türkiye feraha çıktıktan sonra tabii ki bir güzellik, kolaylık olacaktır. Kim olsa şu an başbakanlığı çok rahat yapar artık. Onun için bu insana bakış açısını daha şefkatli, daha akılcı hale getirmek lazım. Alttan alan, mazlum bir insan olsaydı Allah vermesin belki de öldüreceklerdi yani. Dişli, cesur bir üslup kullanmasaydı linç edeceklerdi belki de. Bunları es geçmesi doğru değil Ertuğrul Özkök’ün. Bu konuları biraz düşünsün.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey sizin de söylediğiniz gibi koalisyon güçlerinin hava bombardımanı sonucu dün yanlışlıkla Irak ordusunu vurdular. Ve Irak ordusu pek çok açıdan mahvolmuş oldu.

ADNAN OKTAR: Yanlışlıkla değildir. Onu da söyleyeyim. Yanlışlık olmaz. Yani Amerikan istihbaratı öyle herhangi bir istihbarat değildir. Askeri bir operasyon, herhangi bir operasyon değildir. Havadan, karadan her türlü istihbaratı sağlıyorlar. Zaten Irak ordusu askerleri o anda da operasyona katkıda bulunup, bulundukları yerden bilgi veriyorlar. “Gelin, bizi vurun” der mi onlar? Bölgeyi avucunun içi gibi biliyor Amerika. Yani orada pardon yanlışlıkla oldu deyip bir öfkeyi dile getirmek mevzubahis. Daha buna benzer birçok şeyi peş peşe yaparlar söyleyeyim.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam” diyor. “Ben de yanınızda olsam bana da kraliçem, imparatoriçem deseniz” diyor. Güzel. 

Şaha Emlak; IŞİD de, PKK da, Esad da hepsi kan dökmek peşinde” diyor. Doğru.

Cengiz Kiziroğlu; “Selahattin Eyyubi’nin Kürt olduğu hangi kaynakta yazıyor?” Bak rahatsız olmuş. Bütün tarih kaynakları bilir Selahattin Eyyubi Hazretleri’nin Kürt olduğunu. Askerlerin de büyük bölümü Kürt’tü.

“Bin yıllık kardeşiz deyip kiralık katilleri Kürt toprağına saldırtmak doğru mu?” diyor. Bin yıllık kardeş kimlerleyiz? Kürtler’leyiz. PKK ile değiliz. Buradaki üslup yanlış. Ben Kürt’le bin yıllık değil dünyanın yaratılışından itibaren kardeşim. Hz. Adem (a.s)’dan itibaren kardeşim. Ve bu hep böyle de olacak. Bak annelerimiz, bacılarımızı biz aldık bağrımıza bastık, Kürt annelerimizi, bacılarımızı. Ama PKK’ya tavrımız çok net. Hiçbir şekilde Türk topraklarına sokmayız. Ve her türlü mücadeleyi de yaparız. Ama şiddet düşünmüyorum ben. Kendi inancım açısından. Fikirle, bilgiyle ve sevgiyle. “Kiralık katilleri Türk toprağına saldırtmak.” Allah saldırtıyor Allah. Türkiye’nin demesiyle kimse kimseye saldırmaz. Türkiye’nin öyle bir siyasi gücü yok. IŞİD’liler Türkiye dediğinde saldıracak öyle mi? Bir kere Türkiye’den hiç haz etmeyen adamlar onlar. Hiç mi hiç haz etmezler Türkler’den. Türk milletinden değil de, devletten haz etmiyorlar. Türk devletinden hiç haz etmiyorlar. Türk devleti dedi diye, hükümet dedi diye de adım dahi atmazlar. Dolayısıyla bu sözün de yanlış. IŞİD Türkiye’nin sözünü hiçbir şekilde dinlemez. Allah onlara ilham ediyor. Onlar da saldırıyorlar. Yaptıkları yanlış. Yaptıkları yanlış yani Allah bunu beğenmememizi istiyor. Beğenilecek bir şey değil. Ama bütün güç kuvvet Allah’ındır.

Azad Aydın; “Adnan Oktar Martini içiyor” diyor “hep müzik dinliyor, hobi olarak Kürt düşmanı” diyor. Müzik işi doğru. Martini işi yanlış. Kürt düşmanlığı sözün yanlış. Tam zıddı Kürt dostuyum. Niye? Çünkü ahlakları çok güzel Kürt kardeşlerimizin. İmanlı, Allah’tan korkan, dürüst, samimi, vicdanlı, nurlu insanlar. Bütün Kürt annelerimin hep başı kapalıdır. Beş vakit namazındadır hepsi. Namusuna, dinine, imanına çok düşkündür. Sürekli PKK ile karıştırmayın Kürt kardeşlerimizi. Benim kardeşlerimin, kız arkadaşlarımın çoğu Kürt. Delikanlı kardeşlerimin birçoğu Kürt. İftihar ediyorum, onur duyuyorum.

BEYZA BAYRAKTAR: Ahlaklarını hep örnek veriyorsunuz bize Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Gördünüz o gün iftarda Kürt milletvekilleri vardı masada. Delikanlının hası. Dürüstlüğün, güzel ahlakın güzel numuneleri. Efendiliklerini, nezaketlerini gördünüz. PKK ile karıştırmaya kalkıyorlar. Kardeşim sen pislikle nuru birbirine karıştırmaya kalkıyorsun. Pislik ayrıdır, nur ayrıdır. Kürtler nurdur, PKK pisliktir. Bunu bir türlü anlatamadım ben bu adamlara. Ya anlamak istemiyorlar.

“Dün Adnan Bey beyaz smokin giymiş nasıl kaçırdım yav?” diyor.

Mesela Abdurrahman Kurt vardır AK Parti milletvekili. Efendinin efendisi, nezaketlinin nezaketlisi. Çok klas delikanlıdır. Çok Kürt tanıdıklarım var. Mesela sevgileri, saygıları, nezaketleri görülmemiştir. Görülmemiş derecede mükemmeldir.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Haber Türk yazarı Nihal Bengisu Karaca IŞİD ile uzun süreli siyasal ve kültürel bir mücadelenin sonuç vereceğini, ABD’nin bombalama yönteminin nefreti körükleyip işin içinden iyice çıkılmaz hale getireceğini yazdı. Bu nedenle İslam’ı dünyaya farklı gösteren IŞİD ile mücadeleye evet diyorum. Ama Türkiye’nin ABD’nin yanında muharip güç olarak yer alıp askeri çatışmaya girmesine hayır diyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet. Nihal Hanım benim görüşlerimin aynısını savunuyor benim gördüğüm. Benim görüşlerim doğru olan. Kuran’a uygun olan, akılcı olan o. Aksinde zaten mutlaka mağlup olurlar. Öyle bir şeyde netice alamazlar.

Dinliyorum evet.

ENDER DABAN: Sayın Davutoğlu gelen Suriyeli misafirlerle ilgili şunları söyledi: “Bakan olduğum dönemde Suriyeli misafirlerimiz için defalarca gensoru verenlere sesleniyorum. Gelin ve Ahi Evran’ın huzurunda bir ders alın. Nasıl son üç-dört yıl içerisinde gelen kardeşlerimize kapımızı açarken “sen Arap mısın, Türkmen misin, Kürt müsün, Şii misin, Sünni misin, Hristiyan mısın, Müslüman mısın?” demeden kapımızı açtıysak bundan sonra da açacağız. Yedi düvel ne derse desin önemli değil. Ahi Evran’ın dediğini yapmak önemli.

ADNAN OKTAR: Hocam seviyor Ahi Evran’ı demek ki maşaAllah. Sevmekte de haklı. Bereketli bir Anadolu büyüğü Ahi Evran. Hakikaten esnafı çok güzel bir ahlaka, çok güzel bir sevgi anlayışına çekmiş, muhterem, müberra bir insan.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz biliyor olabilirsiniz Adnan Bey, yeni okullardaki kıyafet yönetmeliğine göre saç boyamak yasaklandı, ona biraz tepki gösterdiler.

ADNAN OKTAR: Karışmamaları lazım. Piercing de taksın, dövme de yapsın, saçını da boyasın, ne yapıyorsa yapsın. Özellikle liseli kızların çok hoşuna gidiyor kıyafet özgürlüğü. Onlar mutlu olur. Bayağı sevinç içinde olur. Çiçek gibi de giyinsinler. Dövme yakışıyor, isteyen dövme yapsın, saçını boyayan da istediği gibi boyasın. Bayağı da güzel oluyorlar. Çok göze hoş gelen bir görünümde oluyorlar. Dolayısıyla genç kızların güzellik arzusunu, güzellik eğilimini, onların o estetik üstünlüğünü ön plana çıkaracak her şeyin yolunu devletin açması lazım. Devlet soğuk görünüm, resmi görünüm, buz gibi görünüm peşinde olamaz. İran modeli olmadığına göre, Avrupa modeli olduğuna göre Avrupa’daki gibi son derece özgür olsun genç kızlar. Ne hoş olur. Ben düşünemiyorum. Mesela liseli kızlar bakımlı, güzel. Filmlerde görüyoruz acayip yakışıyor, çok çok güzel oluyor. Ama eski model var, kafalarında kasket, ümüğüne kadar düğmeli, etek boyu ayak topuğuna kadar, mecburi . Bu soğuk bir görünüm veriyor. Böyle olmaz. Genç kız cıvıl cıvıllığı, güzelliği, tatlılığı, o hoş estetiği her alanda, her şekilde görülmesi gerekir.

Dinliyorum.

ENDER DABAN: Sedat Laçiner özellikle son bir yıldır batıda Türkiye’nin radikal dinci örgütlere, özellikle IŞİD’ destek verdiği yönünde bir algı oluştuğunu söyledi. Sayın Erdoğan’ın son açıklamasındaki IŞİD’e karşı ön cephede mücadele edeceği yönündeki beyanları bu algıyı değiştirebilir. Ancak Türkiye bu kadar ileri gidebilir mi? Yani sırf algı değiştirmek için böylesine büyük bir fatura ödenebilir mi?” Diye sordu.

ADNAN OKTAR: Biraz Allah aşkına derin düşünsünler. Tayyip Hocam böyle der. Güzel bir söz ama “gidip ben boğazlarına yapışacağım onları doğrayacağım, delik deşik edeceğim, bombalayacağım”  demiyor. “Yüz yüze görüşeceğim” diyor. Türk askeriyle IŞİD yüz yüze görüşürse Türk askeri onları ikna eder. Konuşur sakinleştirir. Onları dost hale getirir, sevecen hale getirir. Zulümden şiddetten uzak hale getirir. Anlatılmak istenen bu. Tayyip Hocam hiçbir zaman için kan dökme yanlısı olmamıştır. Hayatında hiçbir üslubunda öyle bir şey biz görmedik. Dolayısıyla peşin peşin bu kafayla bakmak doğru değil.

Türkiye’yi idare etmek kolay değil. Çok zordur. Başbakan olmak çok zordur. Başbakanlara, hükümete moral verici, şevklendirici, olumlu yönde yol gösterici üslup kullanmak lazım. Üstüne üstüne gitmenin bir alemi yok. Keyif yeri değildir burası. Çile yeridir başbakanlık. MİT müsteşarı olmak çok zordur. Çok ıstıraplı bir meslektir. Onun da üstüne gidiyorsun. Onun üstüne gidiyorsun. Güzel yol göster. Güzel sözler et.

PKK’ya Suriye şu an destek veriyor. Eskiden beri destek verirdi zaten. Şu anda da destek veriyor. Ama buna rağmen Allah PKK’yı helak etti. Hükümete her halükarda herkesin destek olması gerekir. Zor bir dönemden geçiyoruz. Konuyu anlamıyorlar. “Başbakan böyle demeç verdi” diyor.  Biraz derin düşünsene sen. Başbakan Türk ordusu gitsin milleti doğrasın der mi? Şartları bir düşünsene, ortamı bir düşünsene. O kadar kolay zannediyor ki Türkiye’yi yönetmeyi. Ne olacak? Başa geçer yönetirsin. Öyle bir şey yok, çok zor. Türkiye Ortadoğu’nun en kritik noktasında.  Bütün etrafımız hep savaş alanı. Rusya dahil.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey Rusya’da kabul edilen internet yasası ülkede sansür endişesi doğurdu. Üst düzey bir Rus yetkili sosyal paylaşım siteleri Facebook, Twitter’in yanısıra gmailin de sansürlenebileceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Bunlar çok itici üsluplar, itici olaylar keşke duymasak bunları. Hiç iç açıcı değil çok acı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Vatan Gazetesi yazarı Okay Gönensin, Sayın Erdoğan’ın Amerika’da Sisi’yle aynı masada oturmamak için bir davete katılmayı reddettiğini ve zirvede Suriye’yi eleştirip gündeme getiren tek lider olduğunu yazmış. Şu anda IŞİD batının hedef noktasıyken Türkiye’nin de cephe genişletmekten sakınması ve bu tip eleştirilerden kaçınması gerekir vurgusu yapmış.

ADNAN OKTAR: Yok olur mu? Burada adaletli, vicdanlı, makul bir üslup var. “Zulüm yapma” diyor Sisi’ye “aklı başında ol. Sevecen davran.” Nitekim bu konuşmalar fayda getirdi ki; birçok alimi asmaktan vaz geçtiler.  Adamın gözü dönmüştü orada Tayyip Hoca’nın üslubu normal. Sisi’yle de aynı masaya oturmak istemez çünkü adam katil biliniyor. O acıyı yaşamış bir insan olarak, o acıyı yeniden hatırlamak istemez. O da normal. Mısır halkına, Mısır hükümetine sevgi duymak ayrıdır. Sisi’ye saygı duymak ayrı. Sisi’ye saygı duymuyor olabilir. Ama Mısır halkına sevgi duyar, şefkat duyar bütün Mısır halkını bağrına basar. Orada güzel olan hoş olan yön ortada. Fakat cephe genişletme diye bir konu yok burada. Olabilecek en akılcı üslubu kullanıyor Tayyip Hocam.

CEYLAN ÖZBUDAK: En son yapılan açıklamaya göre de Adnan Bey aynen sizin dediğiniz gibi “yönetimlerle sıfır sorun değil, halklarla sıfır sorun bizim amacımız” diye bir açıklama yaptılar.

ADNAN OKTAR: Bitti gayet güzel.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın bu akşamki canlı yayınının sonuna geldik.az sonra Ahir Zaman ve Yaratılış Delilleri programında yine canlı yayında arkadaşlarımızla beraber karşınızda olacağız. Hepinize iyi geceler. 

Masaüstü Görünümü