Harun Yahya

Sohbetler (30 Eylül 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK’nın Avrupa’daki yöneticilerinden Sabri Ok: “Tespitimiz gerçekten de sürecin bittiği yönündedir. Tutumumuz da bu yönde olacaktır. Ne blöf yapıyoruz, ne tehdit ediyoruz, bizim açımızdan çatışmasızlığı sürdürmenin anlamı kalmamıştır” dedi.

ADNA OKTAR: Kim bunu diyen?

KARTAL GÖKTAN: KCK’nın Avrupa’daki yöneticilerinden Sabri Ok.

ADNAN OKTAR: Ee, ne yapmaları gerekiyormuş? Çatışmaya mı girmeleri lazım? Öyle konuşacağına barıştan bahset, sevgiden bahset, iyilikten bahset, güzellikten bahset. PKK zaten yok oldu. Neye kabadayılık yapıyorsun? Kazındı gitti, dümdüz oldular. Komünist bir düşünceyle Kürt kardeşlerimize hakim olmak mümkün mü? Allahsız, Kitapsız bir kafayla Kürt kardeşlerimize etkili olmak mümkün mü? Bunu artık görecek Sabri.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün Kobani’de YPG güçleriyle IŞİD militanları arasında süren çatışmalar sırasında Şanlıurfa’nın Suruç ilçesindeki Mürşitpınar sınırından Türkiye tarafına tank ve havan topu mermileri yağmıştı. Bölgedeki otuz beş tank hemen sınır bölgesine sevk edildi. Genelkurmay açıklamasında; “Söz konusu havan atışının yapıldığı yer olarak değerlendirilen bölgeye angajman kuralları çerçevesinde atış yapılarak karşılık verilmiştir” dedi.

ADNAN OKTAR: İşin doğrusunu söyleyecek olursak IŞİD’den Türkiye’ye bir saldırı olmaz. Böyle bir aptallığı yapmazlar. Dolayısıyla bu tip muhabbet bu çizgide olması lazım. Ama PKK’ya kan kustururlar söyleyeyim. Ve kusturacaklar gibi de görünüyor. Kusturmuşlar zaten, kusacak halleri de kalmamış. Zulmü arayan zulme müstahak oluyor işte. Zulmü teşvik edersen, belayı, kanı teşvik edersen bela seni boğuyor, kan seni boğuyor işte böyle. Sevgiyle yaklaşmış olsaydın sevgi gelecekti. Kan istedin karşına kan geldi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’in fikri hastalıkları olan bir örgüt olduğunu söyleyen Sedat Laçiner; “Mağduriyet edebiyatı yapan, Hristiyanlar’ı azılı düşman olarak gören ve anlatan bir hareketi havadan bombalarsanız sadece argümanlarının doğru olduğu iddiasını kanıtlamış olursunuz. IŞİD’in daha fazla taraftar elde etmesini sağlarsınız” dedi. Ve sizin her zaman söylediğiniz gibi fikirle mücadele edilmesini söyledi. “Radikalizm, terörizm fikri hastalıklardır. Fikirsel düzlemde mücadele etmezseniz etki alanını genişletirsiniz” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel, fikir de açıkça söyleyeyim, Mehdiyet’in fikir yapısının dışında her türlü fikir ezilir.

Sabri OK nereden diyor bunu, hangi ülkeden söylüyor?

KARTAL GÖKTAN: Fırat Haber Ajansı’na açıklama yapmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Sanki akıttıkları kan yetmiyor, daha hala kan peşinde. Dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Metiner yazısında: “Hangi devlet, hükümet kendine düşman bir gücü, en kötüsü de kendine düşman herkesle iş birliği yapmaktan kaçınmayan bir gücü daha bir silahlandırıp başına bela etmek ister ki?” diye sordu. Ve “Kandil’in AK Parti’ye düşmanlıkla malul baronları IŞİD’le gidip savaşacaklarına AK Parti hükümetine meydan okumaya devam ediyorlar. Başbakan Yardımcısı değerli dostum Yalçın Akdoğan’ın da isabetle işaret ettiği gibi, sanki Rojova’ya gitmek istiyorlar da ellerini tutan mı var?” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet güzel konuşmuş. Şimdi yalnız AK Parti hükümetine mi kabadayılık yapıyorlar, Türk milletine mi kabadayılık yapıyorlar? Bunu iyi vurgulaması lazım. AK Parti hükümetine niye kabadayılık yapsın? Türk milletine kabadayılık yapıyorlar. Yani tehdit Türk milletine yönelik. Hükümete mi tehdit yapıyor, değil mi? Çünkü saldırdığında Türk milletine saldırıyor. Türk askerine, Türk ordusuna saldırıyor. Dolayısıyla hedef Türk milleti olduğuna göre kabadayılığı da Türk milletine yapmaya çalışıyor kendi kafasınca.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fatih Altaylı, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın PKK için, “Kandil’de yan gelip yatıyorlar” sözlerine tepki olarak, PKK’nın bir kolunun zaten IŞİD’le savaştığını anımsatan Fatih Altaylı…

ADNAN OKTAR: Sen nereden biliyorsun PKK’nın nerede ne yaptığını falan? Bak ben açıkça sana söylüyorum Fatih; PKK dediğim bütün bölgelerde yerle bir oldu. Yani IŞİD kazıdı bunları. Deliler gibi kaçıyorlar. Bak boş laf söylemem ben; makyaj malzemeleriyle beraber kaçtılar. Olay net. Bilmeden söylemem. Ben belgelendiririm. Bu belgelendirebiliyor mu? Yerle bir oldu PKK.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Libya’da çalışan ve güvenlik nedeniyle tahliyeleri kararlaştırılan 396 Türk işçi daha yurda döndü.

ADNAN OKTAR: 396 Türk işçi daha yurda döndü. Libya battı. Türk kardeşlerimizin orada olması, onlar da bayağı delikanlıymış, maşaAllah bu vakte kadar kaldıklarına göre. Libya’nın Irak’tan farkı yok şu an, Suriye’den farkı yok. Gitti orası yani. Mısır da gitti, ancak diktatörlükle yönetilebiliyor. Tabii her şeyde bir hayır vardır. O adam gerçi cinayetler işledi şu bu falan ama çok daha büyük katliam olabilirdi kardeş kavgası sonucunda. Ama tabii zulümle engelledi, gereksiz anormal hareketleri oldu Sisi’nin. Ama Mısır şu an biraz sakin görünüyor.

Bu PKK’lılar genellikle hep laf kabadayısı. İşte şöyle yapacağız, böyle yapacağız. Türk askerine de böyle kaya kovuklarından ateş ediyorlar. Bak dürbünlü kara bina. Zaten kalleş olduğunuz oradan anlaşılıyor hergeleler. Dürbünlü kara bina niçin kullanılır, değil mi? Sen delikanlıca göğüs göğse mücadele yapmıyorsun, itlik yapıyorsun, gizleniyorsun, kahpelik yapıyorsun, sinsice vuruyorsun benim aslanlarımı.

OKTAR BABUNA: Karayılan, “düz ovada savaşamıyoruz onlarla” dedi.

ADNAN OKTAR: Diyor zaten açık açık söylüyor adam. “Biz dağlık araziye göre ayarlıyız” diyor. Akbaba gibi yani. Kaya kovuklarına giriyormuş oradan şey yapıyor. “Düz ovada bittik biz” diyor. Bitersin tabii. Sende iman yok, iman olmadığı için yürek de yok, korkaksın. Konu bu, karmaşık olan bir şey yok.

IŞİD’çiler bana da kibar kibar yazmışlar “Adnan Bey” diye. “Siz yanlış biliyorsunuz” diyor. Allahualem tartışmak istiyorlar herhalde. Evet , “Mehdiyet konusunda samimisiniz” diyor, “inanıyorum da ama yanlış biliyorsunuz konuyu” diyor. “Mehdi (a.s) böyle asacak kesecek” diyor. “İsa Mesih de asacak kesecek” diyor. Allah Allah. Peygamber (s.a.v.) açık açık söylemiyor mu? Tevrat’ta da var; “Allah’ın gücüyle galip gelecek” diyor. “Kan olmayacak Mehdi (a.s) devrinde” diyor. “Damla kan akmayacak” diyor. Zaten özelliği o Mehdi (a.s)’ın. Kan akıttıktan sonra diğer zalimlerden o zaman ne farkı kalmış oluyor? Yani “Mehdi (a.s) daha iyi kan akıtıcı” diyeceksin o zaman. “Öyle kan olmaz, böyle kan olur” diyorsun sen. O zaman Mehdi (a.s)’ın gelmesine gerek yok o senin kafana göre, değil mi? Çünkü iddian o. “Bu kan ne ki?” diyorsun. “Daha da oluk oluk kan akıtacak” diyorsun. Mehdi (a.s) kanı durduruyor. Mehdiyyül dem, kan durduran Mehdi (a.s). “Damla kan akmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

“Hocam Muğla burada!”

“Arslan Adnan Bey. Açıklamalarınız çok güzel, üslubunuza hayranım” diyor.  Emre Yılmaz.

“Dinde zorlama yoktur zorlama olursa münafıklık yayılır” sözüme karşılık; Tarık Acar. “Madem zorlama yok neden IŞİD’in masum insanları öldürmesini savunuyorsun arkadaş?”  Ya kardeşim nasıl bir düşünce yapısıdır bu? Nasıl bir dinlemedir ben anlamıyorum? “Dinde zorlama yok” diyorsam işte adı üstünde zorlama yok. “Asıp- kesemezsiniz” diyoruz. “Asıp- kesmeyi niye savunuyorsunuz” diyor. Dinde zorlama yok. Bak “Dinde zorlama yok” ayet açık. Asıp-kesmek, bak damla kan akıtamazsın. Burun dahi kanatmayacaksın. Ama Allah zalimi zalime musallat ediyor o ayrı mesele. İnsanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesinden bahsediyor Kuran. Hatta halk arasında vardır, “dinsizin hakkından imansız gelir” diye. Öyle bilinir. Belanın adamı olursan, belanın adamı üstüne çöküyor işte. Kanın adamı olursan, kanın adamı üstüne çöküyor. Kan kanı getiriyor, şiddet şiddeti getiriyor, ölüm ölümü getiriyor. PKK’nın özelliği ne? Kahpece adam öldürmek. Kahpece adam öldüreni, açıkça adam öldüren öldürüyor işte. Konu bu.

PKK şunu anlamıyor; Kürt kardeşlerimiz bizim annelerimiz, bizim kardeşlerimiz. Bana ait insanlar, benim insanlarım, benim annelerim onlar, benim kız kardeşlerim. Sen Allahsız, Kitapsızsın alçak adam; aileyi kabul etmiyorsun, dini kabul etmiyorsun, ahlakı kabul etmiyorsun ve katilsin, zalimsin. Ben sana annemi, kız kardeşimi bırakır mıyım? Yeri göğü birbirine katarım. Sen kabadayıysan ben on misli kabadayıyım. Bunlar zannediyor ki; biz bağırır çağırırız konu biter. Biz şefkatimizden, sevgimizden, Allah’tan korkumuzdan nezaketliyiz. Yoksa biz size yapılacağı biliriz. Türk ordusu da bilir, Türk askeri de bilir.  Ama kılı kırk yarıyoruz “aman kan akmasın, aman can yanmasın, aman kimseye bir şey olmasın.” Biz sevgi insanıyız. Bunlar zannediyor ki, biz susunca çekiniyoruz zannediyor. Sen değil mi annemi kız kardeşimi esir etmişsin? Benim annelerim beş vakit namazında, benim kız kardeşlerim nur gibiler. Çocuklar Kürt acayip şekerler dünya tatlıları.  Ben size bırakmam onları, bunu bileceksiniz. Daha da zorlarsan dünya da kıyameti koparır, onu söyleyeyim. Yani Avrupa’da işin içine girerse dünyada kıyamet kopar.  Dünyayla beraber gideriz o zaman. Bütün dünyayı alırız. Dünya dümdüz olur tepsi gibi olur, ondan sonra gideriz hep beraber. Onun dışında yok. Bunu unutacaklar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey meclise sunulacak olan tezkerenin içeriği belli oldu. Irak ve Suriye konusu tek tezkere olarak ayarlandı. İçerikte özetle şunlar var: Uluslararası hukuk çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerektirdiği taktirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere…

ADNAN OKTAR: Allah Allah bir alkış.

Türk askerinin sürekli eli kolu hep tutuldu şu ana kadar. Hep canlarım benim onların bilekleri tutuldu, kolları tutuldu. Yine bileklerini, kollarını tutalım. Yine barış peşinde olacağız. Yine kan akıttırmayacağız. Ama yani eğer bu işi yapmaya kalkarsa Türk ordusu, dünya da kıyameti koparır. Onu söyleyeyim. Taş taş üstünde kalmaz. Allah vermesin. Sakın kimse böyle bir belayı aramasın. Yani sen benim Kürt annelerimi benim elimden almaya kalkarsan, benim Kürt kardeşlerimi elimden almaya kalkarsan, ben de dünyayı senin elinden alırım. Yani Allah’ın dilemesiyle. Buna müsaade etmeyiz. Türk milletini sen yok etmeye kalkarsan hep beraber yani dünyayla beraber yok oluruz. Yani ahirete geçeriz artık, ikinci boyuta. Böyle bir şey kalmaz. Bizi korkutmaya böyle kabadayılık yapmaya kimse kalkmasın. Tam anlatamıyorum herhalde konuyu adamlara.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması ve bu kuvvetlerin hükümetin belirleyeceği esaslara göre kullanılması da yer alıyor.

ADNAN OKTAR: NATO güçlerini kastediyor. Yani gerekirse NATO müdahalesi de gerekebilir. Çünkü hakikatten Suriye’nin son bir psikopatlık yapma ihtimali var. NATO müdahalesi için, NATO askerinin gelmesi için herhalde bir imkan, hukuki imkan düşünüyorlar. Mehmetçiğin bereketi yeter. Sevgisi yeter. Mehmetçik sevgiyle fethedecek. Merhametle fethedecek. Akılla, fikirle fethedecek. Aslanlarımız, kınalı kuzularımız. Canlarım benim hep kendilerini savunmuşlardır onlar. Hiçbir zaman için bir karşı atak olmamıştır onlarda, asla. Hep canlarını savundular. Aslanlar gibi de şehit oldular. Allah bize de nasip etsin. En büyük dualarımdan birisi de budur.  Aslanlarımızın yanına gitmek yani, maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca tezkerede sadece IŞİD’den bahsedilmiyor. PKK terör unsurlarının da varlığını sürdürdüğü ifade ediliyor.

ADNAN OKTAR: Yani, tabii ki eğer bahsedilmemiş olsaydı çok vahim olurdu. IŞİD tehlikesi yok. Bak, ben söyleyeyim. Türkiye’nin IŞİD’den çekinmesi için bir sebep yok. IŞİD, Türkiye’ye herhangi bir tavır koymaz. Yani havan mermisi falan onlar kazara düşen şeyler. Yani IŞİD’in Türkiye’yle bu anlamda bir kavgası olmaz. Otuz kere söyledim. PKK’yla kavgamız var. Benim annelerimi esir etmiş. Çocuklarımı esir etmiş. Kardeşlerimi esir etmiş. Ben onları kurtaracağım. Her ne pahasına olursa olsun. Ama IŞİD’le bizim bir işimiz yok. Türkiye’ye yönelik bir tavrı olmaz IŞİD’in. Otuz kere söyledim. Yani yapmaya kalkan Allah vermesin, hafezanAllah, hafezanAllah, hafezanAllah.

Türk milletini bunlar çekingen zannediyor. Ben onu hayretle izliyorum. Halbuki bizim milletimiz merhametli, şefkatli. Yani son aşamaya kadar. “Aman aman” diyor. Mesela polis de bakıyorum, sokak kavgası oluyor falan. Adam sille tokat giriyor polise. Hiçbir şey yapmıyor. Suratına vuruyor. “Aman hemşerim sakin ol.” Şikayetçi bile olmuyorlar. Kuzu gibi benim milletim. Yoksa polis onun orada hakkını verir istese. Yani kanun ölçüleri içerisinde hakkını verir, avucuna koyar. Yapar. Ama yapmıyor. Merhametli milletiz biz. Şefkatle yaklaşıyoruz. PKK’lı da olsa “adam yaralandı” diyoruz. Ambulansla, jet uçağıyla, jet ambulansla hastaneye kaldırıyoruz. Helikopterle hastaneye kaldırıyoruz. “Aman aman” diyoruz kan arıyoruz. Kan veriyoruz adamı kurtarmak için. PKK’lı, katil yani. Asker katili. Merhametli milletiz. Adamlar bundan istifade etmeye kalkıyorlar. Bu çok büyük vicdansızlık, terbiyesizlik yani. Başka bir şey değil.

Millet olarak biz kandan hoşlanmayız. Biz sevgi, merhamet insanlarıyız. Barış insanlarıyız. Sonuna kadar görüşümüz bu olacaktır. Ama dünya bizi yok etmeye kalkarsa, dünyayla beraber gideriz. Onu söyleyeyim. Yani demin anlatmak istediğim konu, aynı konu. Yine yeniden vurguluyorum. Yani Avrupa, Amerika bizi yok etmeye kalkarsa, Amerika, Avrupa da hep beraber ikinci boyuta geçeriz. Kıyamet kopar yani. Şakamız yok. Söyleyeyim. Şaka demiyorum yani.

Hükümet böyle zor dönemlerde özellikle muhalifler tarafından da desteklenmesi gerekir. Olmaz öbür türlü yani çok anormal bir durum olur. Özellikle dar geçitlerde, dönemeçlerde muhalif de olsa hükümeti muhaliflerin desteklemesi önemli.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz genelde hep Amerika ve Avrupa’daki askerlerin intihar ettiğinden bahsetmiştiniz. Bu konuda bir çalışma yayınlanmış. Ortalama olarak şöyle bir rakam veriyorlar. 2014’ün başlangıcından beri 1890 asker Amerika’da sadece intihar etmiş.

ADNAN OKTAR: 2014’ün başlangıcından beri kaç?

CEYLAN ÖZBUDAK: 1890.

ADNAN OKTAR: 1890 asker intihar etmiş.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ve bu konuda çok fazla çalışmaları var. Enstitüler açıyorlar ama bir çözüm bulamıyorlar. Ve Obama başa geldiğinden beri de günde ortalama yirmi asker intihar ediyormuş.

ADNAN OKTAR: Bu büyük bir felaket. Çok büyük bir olay bu. Çok çok büyük bir olay.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şu ana kadar savaşta ölen askerlerinden çok fazla yüksek bir sayı bu.

ADNAN OKTAR: Günde yirmi iki kişi asker sırf Afganistan’la savaşmış.

CEYLAN ÖZBUDAK: Afganistan ve Irak askerleri dediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Çok şaşırtıcı, büyük bir felaket. Bunu Amerika diğer ülkelere de danışması lazım. Diğer insanlara da danışması lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: Onlar bu konuya çözüm bulmak için askerlere daha fazla para vermek gibi yöntemleri denediler fakat tabii bir sonuç vermedi.

ADNAN OKTAR: Olur mu öyle? Maneviyatla olur. Çünkü o çocuklara cinayet işlettiler. Cinayet işletince çocukların tabii aklına geliyor adam öldürdüğü, mahvoluyordur acıdan. Çünkü adam kolu kesmiş, bacak kesmiş. Boyun kesmiş. Çocukları zorla katil yaptılar. Bush hiçbir şey olmayacak zannediyor. İşte oluyor bak. Felaket oluyor. Mahvettiler çocukları.

Evet Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yabancı basında yine çok sayıda yazınız yayınladı. National Yemen Gazetesi’nin sahibi ve editörü Fahri El Araşi ile canlı yayında yaptığınız röportaj National Yemen’in gazete ve internet sitesinde yayınlandı. Arap News Gazetesi ve internet sitesinde “NATO’nun Benzersiz Üyesi Türkiye” başlıklı yazınız çıktı. Pakistan merkezli Opinion Maker Haber Sitesi’nde, “Türkiye-İran İlişkileri” isimli makaleniz yer aldı. Ayrıca dün de “IŞİD Askeri Operasyon ile Yok Edilemez” isimli yazınız çıktı. Dubai merkezli Arabian Gazette’de “Kürtler’in Kurtuluşu Güçlü ve Üniter bir Türkiye’de Yatıyor” başlıklı yazınız yayınlandı. Times of Oman Gazetesi ve sitesinde yayınlanan “Kobani’deki Siviller En İyi Nasıl Korunur?” başlıklı yazınızda oradaki masum vatandaşların güvenliğini sağlamak için tampon bölge oluşturulması gerektiğini ifade ediyorsunuz. Tony Blair, Gordon Brown gibi eski başbakanların da arasında yer aldığı, ünlü yazarların bulunduğu bir gazete bu. Geçen hafta ve bugün çıkan yazılarınız en çok okunanlar bölümünün en baş sırasında yer alıyor.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: Bir de Pakistan’da basılan Hiba adlı dergide “Karıncadaki Mucizeler” isimli yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşması sırasında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nin karşısındaki parkta toplanan bir grup Yahudi, İsrailli Netanyahu’nun sözlerini protesto etti. Filistin bayrağı açıp, İsrail’e ambargo pankartları taşıyan grup, Netanyahu’nun konuşmalarını kabul etmediklerini ve İsrail’in Yahudiliğin temellerine ters olduğunu belirttiler.

ADNAN OKTAR: Yani onların inancına göre de öyle hakikatten. Ona saygı duyuyoruz.

El Aziz Gazetesi çok sevimli insanlar, çok candan insanlar, El Aziz’in süsü onlar maşaAllah. El Aziz Gazetesi. İmtiyaz sahibi Sayın Zeki Geçgil. Selamları var. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Benyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler’deki konuşmasında nükleer güce sahip İran’ın IŞİD militanlarından daha tehlikeli olduğunu ifade etti. Ve IŞİD’i mağlup edip, İran’ı görmezden gelmenin mücadeleyi kazanıp savaşı kaybetmek anlamına geleceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Yani “İran’ı da mı yerle bir edelim?” diyor. Öyle baş edemez. Mehdiyet’le olur. Moşiyah’la olur. Sen Moşiyah’ı bir kenara bırakıp, nükleer silahı var diye İran’ı yok etmeye kalkarsan İran da seni yok eder ve buhar olursun. Sen Tevrat’ı hiçe sayıyorsun. Tevrat’ı yok sayıyorsun.  Allah’a güvenmiyorsun. Moşiyah’tan bahsetmiyorsun. İran kim kardeşim? İran kim yani? Bütün güç Allah’ındır. Moşiyah’la, Hz. Mehdi (a.s)’la Cenab-ı Allah dünyayı kurtaracaksa, inanıyorsan mesela bitti. Alametlerini gördüğün halde, delillerini gördüğün halde anlamazdan gelirsen, o zaman bela kapıda demektir. Allah, Tevrat’ta Musevi milletini tehdit ediyor. “Eğer Tevrat’a uymazsanız sizi helak ederim” diyor. “Ama Tevrat’a uyarsanız, Moşiyah’ı beklerseniz ve Moşiyah’a uyarsanız sizi sultan edeceğim” diyor. “Rahat ettireceğim” diyor. “Bütün bölgede çok rahat yaşayacaksınız” diyor. “Huzur içinde olacaksınız” diyor. Sen İran’ı yok etmekten bahsediyorsun. Tevrat’ta ne diyor? “Kan akmayacak, damla kan akmayacak” diyor. Sen İran milletini yok etmeye kalkarsan milyonlarca Müslüman’ı, Allah da seni yok eder o zaman, olmaz. Sevgiyle, akılla, ilimle, irfanla, muhabbetle, Moşiyah’la, Mehdi (a.s) ile Tevrat’a inanıyorsan böyle. İnanmıyorsan o zaman anlatmana, konuşmana gerek yok. O zaman Tevrat diyor “o zaman seni karanlıklar ülkesine gömerim” diyor “yerin dibine geçiririm seni” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz de biliyorsunuzdur. Şu anda özellikle Amerika’daki bazı düşünce kuruluşlarının öne sürdüğü bir fikir var. Sünniler’in güçlü olduğu kadar Şiiler’e de silah verip ve imkanı onları da güçlü yaparsak orada da bir Sünni-Şii arasında soğuk savaş çıkarsa o zaman çatışma durur diye bir fikirleri var. Netanyahu da biraz bundan dolayı İran’a çok fazla silah verileceğinden ve onların İsrail üzerinde kullanacağından endişeli.

ADNAN OKTAR: Ama Netanyahu’ya yakışan diyecek ki; “Allah bize Moşiyah’ı göndersin, Mehdi (a.s)’ı göndersin” desin. Zoraki bir geçenlerde rica ettik. Museviler toplandılar Allah razı olsun. Binlerce kişi bir araya toplandılar dua ettiler. Ben “onu da video filme alın bana gönderin” dedim. Allah razı olsun video filme alıp gönderdiler. Geçenlerde yalnız bir yaşlı bir haham Moşiyah’tan bahsetti o da “evet destekliyorum” gibi bir şey söyledi. Olmaz öyle, açık açık söyleyecek, bağıra bağıra. O güzel atkıyı koyacak omuzuna, başına da şal örtecek “Ya Rabbi” diyecek “bize Moşiyah’ı gönder” diyecek Netanyahu. Onu İsrail’e yazalım, dua örtüsüyle bunu desin. Kameraların önünde ben göreceğim. O zaman İsrail kurtulur. Onun dışında kurtuluş yok.

Bak Tevrat’ta Cenab-ı Allah ne diyor Museviler’e, Musevi milletine? Allah’ın hükmünü dinleyecekler. “Bugün size ilettiğim buyruklar uyarınca siz ve çocuklarınız Tanrınız Rabbe döner ve bütün yüreğinizle, bütün canınızla O’na (Allah’a) uyarsanız Tanrınız, Rab size acıyacak, sizi sürgünden geri getirecek. Sizi dağıttığı ulusların arasından yeniden toplayacak. Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile Tanrınız Rab sizleri toplayıp geri getirecek. Sizi atalarınızın mülk edindiği ülkeye ulaştıracak.” Yani İsrail ve çevresine, her yere. “Tanrınız Rab üzerinize iyilik getirecek ve sizi atalarınızdan daha çok çoğaltacak. Tanrınız Rab el attığınız her işte sizi başarılı kılacak. Çok sayıda çocuğunuz olacak, hayvanlarınızın yavruları, toprağınızın ürünü bol olacak. Rab atalarınızdan nasıl hoşnut kaldıysa sizden de öyle hoşnut kalacak” Hz. İbrahim (a.s)’dan. “Ve sizi başarılı kılacak. Yeter ki Tanrınız Rabbin sözünü dinleyin.” Moşiyah’a uyacaklar, Moşiyah’ı bekleyecekler. Tevrat’ta Allah açık açık söylüyor. “Moşiyah Allah’ın gücüyle hâkim olacak” diyor. “Davutoğlu’na uyacaksınız” diyor. Anlamazdan gelirsen onu da açıklıyor Cenab-ı Allah; “Ama Tanrınız Rabbin sözünü dinlemez bugün size ilettiğim buyrukların hepsine uymazsanız” kurallara uymazsanız “şu lanetler üzerinize gelecek ve size ulaşacak. Kentte ve tarlada lanette olacaksınız. Rabbe sırt çevirmekle yaptığınız kötülükler yüzünden el attığınız her işte o sizi lanete uğratacak, şaşkına çevirecek. Sonunda üzerinize yıkım gelecek. Yeryüzündeki bütün uluslar için dehşet verici bir örnek olacaksınız. Yaptığınız her şeyde başarısız olacak, sürekli sıkıştırılacak, yağmalanacaksınız. Sizi kurtaran olmayacak. Ev yapacak ama içinde oturamayacaksınız. Bağ dikecek ama üzümünü toplayamayacaksınız. Sürekli sıkıştırılacak, ezileceksiniz. Çok tohum ekecek ama az toplayacaksınız. Bütün bu lanetler başınıza yağacak. Çünkü Tanrınız Rabbin sözünü dinlemediniz. Size verdiği buyrukları, kuralları yerine getirmediniz. Aç, susuz, çıplak kalacaksınız.” Yani “fakir kalacaksınız” diyor. “Her şeye gereksim duyacaksınız. Tanrınızın yüce ve heybetli adından korkmazsanız Rab sizi ve soyunuzu, korkunç belalara, büyük ve sürekli belalarla, ağır iyileşmez hastalıklarla vuracak” diyor. “Gökteki yıldızlar kadar çok olan sizler sayıca az bırakılacaksınız. Çünkü Tanrınız Rabbin sözüne kulak vermediniz.” Moşiyah’a uymazsa böyle olur diyor Allah. Tevrat’ın hükmüne uyacaklar. Öbür türlü bereket vereceğim size diyor. Netanyahu’ya bir mektup yazalım. Dua örtüsüyle resmini göreceğim. Gürül gürül “Ya Rabbi bize Moşiyah’ı gönder” diyecek İbranice. İbranice diyecek, ben duyacağım. Ondan sonra korkmasın. Ondan sonra rahat olsun. Ne İran onlara dokunabilir, ne başkası.

Ayn-el İslam. Kobani’ye yeni resim vermiş IŞİD’çiler “Artık Kobani diye bir yer yok Ayn-el İslam” “İslam’ın gözü var” diyor. Şu an bitirdik diyorlar. Tamamen işgal etmişler. İşte sen zalimlik yaparsan başka bir zalim de gelir seni bu hale getirir. Sevgiyle yaklaşmadın, merhametle yaklaşmadın, zulümle yaklaştı. Türk askerine kahpelik yaptın Allah başına belayı sardırdı ve Allah belanı verdi. Gördün mü Müslüman’la uğraşmayı? Aylar önce dedim ki “Ya Rabbi” dedim “Türkiye’yi bölenleri helak et. Türkiye’yi bölmeye kalkanları helak et. Ya Rabbi Türkiye’yi bölmeye kalkanları helak et” dedim. Allah helak etti. Duamızı kabul etti elhamdülillah. Allah helak etsin. Tabii istemeyiz kanlı olmasını ama kanla gelen kanla gidiyor işte. Helak kafasıyla gelen helak kafasıyla gidiyor. Zulümle gelen zulümle gidiyor. Türkiye’nin de IŞİD diye bir sorunu yok, söyleyeyim. Türkiye için tehlike değildir IŞİD. Türkiye sınırlarına yönelik IŞİD’in bir tavrı olmaz. Açık açık söylüyorum. Ama PKK için en büyük tehlike şu an. Tehlikede değil, PKK kalmadı çünkü. O tehlikeden de kurtuldular. Şu an tehlike değil onlar için. Çünkü yoklar.

Koçer Hüso. İsimden olay anlaşılıyor. Bana kızmış. “Ne dindar, ne de Kemalist’sin” diyor. Yani ne demek? Hem dindar, hem Kemalist’sin diyor. Kemalist değilim ben ayrıca. Kemalistlik diye bir şey yok. Bunu nereden çıkarttılar? Ben bunu anlamıyorum. Atatürkçülük diye de bir şey yoktur. Atatürk Türk milletinin fikrine uymuştur. Millet de o fikre uymuştur, konu bu. Atatürk yeni bir şey ortaya çıkartmış da, Türk milleti bilmiyordu da Atatürk keşfetti öyle bir konu yok. Türk milleti zaten bu mantıktaydı, bu akıldaydı. İnsancıl sevecen bir İslam anlayışındaydı. Atatürk onu vurguladı, o kadar.

“Allah aşkıyla çok sevdiğim Adnan Bey” diyor” şu ağzından dökülen üstün aklın ürünü muhteşem sözlerin var ya bizi bizden alıyor.”

“Kralsın kral” diyor Özkan Türkcan.

“Ne Tevrat’ı?” diyor. Halbuki Kuran’da Allah Tevrat’a gönderme yapıyor. Bu kadar bilgisizler. “Ne Tevrat’ı?” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: New York’tan İsrail’e gitmek için uçağa binen bir grup Ortodoks yolcu dini kuralları gereği kadınların yanına oturmayı reddettiler. Ultra Ortodoks Museviler uçakta yer değişikliği yapabilmek için para teklif edip yolculardan koltuklarını almak istediler.

ADNAN OKTAR: Yazık ya onlara. Niye eziyet ediyorlar? Günah yazık insan kolaylık göstertir. Ne istiyorlarsa yapsınlar. Ne olacak yani? Evet, sonra.

KARTAL GÖKTAN: Tepki alınca on bir saat koridorda ayakta seyahat ettiler.

ADNAN OKTAR: Yazık günah. Eziyet ediyorlar, aslında onlara bir mektup yazalım. Bir avuç insan, bunlara acı vermenin anlamı ne? İnancıyla on bir saat ayakta. Allah’tan korkun. Ne olur yani sözlerini dinleseniz değil mi? İnancıyla çelişiyor adamın belli ki canı yanacak yani. Bırakın saygı duy inancına. Zafer mi şu yaptıkları? Çok ayıp.

AYLİN KOCAMAN: Aslında İsrail’de de çok rahat değiller.

ADNAN OKTAR: Yazık bu insanlara, onu aslında İsrail hükümetiyle konuşalım.

AYLİN KOCAMAN: Kudüs dışında neredeyse hiçbir yerde hoş karşılanmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Yazık adam nasıl istiyorsa. Naylon torbanın içine giriyorlar falan yazık. Mesela hanım eli değmesi onların inancına göre haram. Kadın dokunacak diye çekiniyorlar. Kalk bir erkek gelsin otursun bir şey yok. Yani sana hakaret olsun diye demiyor inancının gereği öyle. Şefkat duy, sevgi duy bir şey yok. 

“Canım Adnan Bey.” Denebiliyor muydu bu? Bir hanım kardeşimiz yazıyor. Selma Hanım. “Bir tanecik Hocam delikanlıların hası” diyor. “Acaba sizi bir defa görebilmem için ne yapmam gerekiyor? Kanalın önünde gece gündüz yatmaya karar verdim. Sizi çok seviyorum” diyor. Aman Allah’ım. Canım benim. Niye? Gelsin. “Belki beni çağırırsınız diye yine bu gece uyumayacağım.” Bu çocuk gelmek istiyorsa biz niye çağırmıyoruz? Gelsin. Yanlışlık olmuş herhalde. Böyle bir şey olmaz, şeref duyarız gelsin.

“Mehdi (a.s) nerede görülmüş Türk olsun” diyor. Zaten Hz. Mehdi (a.s) Türk demiyor Peygamberimiz (s.a.v.) açıkça söylüyor, “Seyittir, benim soyumdan, evlatlarımdandır” diyor. Ama Türkiye’de çıkacak. Bu açık, hadislerde belirtilmiş.

Öcalan’ın ne olduğunu biliyorsunuz. Kendi de çok iyi biliyordur. “Adada zincirlenecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Adada zincirlenecek.” Baksın hadislere oradan anlar kim olduğunu.

Evet, namaz beş vakittir. Otuz kere soruyorlar, her defasında söylüyoruz.

Bak dinde zorlama ayetiyle ilgili diyor ki; “o ayet neshedilmiştir” diyor. “Hükmü kalkmıştır” diyor. “Neye göre?” “Hadis var ya” diyor. Yani Allah’tan korkan bir insan bunu nasıl söyleyebilir? Allah’ın hükmünü uydurma hadisle kaldırmış. İşte bu oyuna müsaade etmeyiz, bunu unutacaklar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Altan askeri hastanelere başörtüsünü türban biçiminde bağlayan kadınların alınmamasını eleştirdi. “Bir kadının saçlarını açmasını ya da kapamasını emretmek aynı şekilde mantıksız ve manasızdır, ikisi de zorbalıktır. İster açar, ister kapar, isterse başörtüsünü çenesinin altından bağlar, isterse türban biçimine sokar. Kime ne?” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım.

 BÜLENT SEZGİN: Ahmet Altan askeri hastanelere başörtüsünü türban biçiminde bağlayan kadınların alınmamasını eleştiriyor.

ADNAN OKTAR: Doğru mu bu? Var mı öyle bir şey?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Şu an var mı bilmiyorum ama yıllardır bu şekildeydi.

BEYZA BAYRAKTAR: Şu an var Adnan Bey kapıda normal şuradan bağlanacak şekilde bütün türban iğnelerini çıkarttırıyorlar. Mesela kapıda bir iğnelik var o tarz. Üniversitelere de giremiyor türbanlı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Birçok gazilerin ailesi de girememişti oğlunu ziyarete.

ADNAN OKTAR: Ne fark eder? Onu siyasi bir simge diye. Hâlbuki adamın haberi bile yok. Adam ne bilir siyasi simgeyi? Mesela Saadet partili adam yahut MHP’li adam, bir hanım öyle bağlanıyor diye o şekilde yapıyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İsmail Ağa Cemaati’nin önderi Mahmut Efendi’nin Vekili Hasan Kılıç ve oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Fotoğraf vardı bununla ilgili.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bak bu çok güzel. Bir daha oku bu haberi.

KARTAL GÖKTAN: İsmail Ağa Cemaati’nin önderi Mahmut Efendi’nin Vekili Hasan Kılıç ve oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Geçtiğimiz hafta muhafazakâr bir gazetede Mahmut Efendi’nin bacanağı Muhammed Keskin’in AK Parti’yi hedef alan ve çok sert sözler içeren bir mektubu yayınlanmıştı. Bu mektup sonrasında Muhammed Keskin’in Mahmut Efendi Hazretleri’nin görüşlerini tefsir etmediğini ifade etmek için Erdoğan’ı ziyaret ettikleri ifade ediliyor.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bütün ömrünü İslam’a, Kuran’a hasletti. Onun canını yakmaya kalkmak, onu üzmek İslam’a hizmet olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hükümet üyeleri ve Genelkurmay Başkanı bu gün Bakanlar Kurulu toplantısında bir araya geldi. Hükümet üyeleri, Genelkurmay Başkanı’na pek çok soru yöneltti ve bu uygulama bugüne kadar ilk defa oluyor. Bülent Arınç bundan sonra Genelkurmay Başkanı’nın hükümete yılda bir kere kapsamlı bir brifing vermesinin kararlaştırıldığını açıkladı.

ADNAN OKTAR: Yılda bir kere, niye yılda bir kere oluyor? Daha sık olsun. Ne olur? Her ay versin. Türkiye’nin güvenliği mevzubahisse niye bir yıl beklensin? Ben anlamadım. Özellikle çok sıkışık bir dönemdeyiz, gayet güzel olur bilgilendirsinler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan futbolcu, Müslüman oyuncu Hüseyin Abdullah son maçta attığı golden sonra secde ederek şükretmişti. Bunun üzerine ceza aldı. Hristiyan oyuncular dini adetlerini göstererek seviniyorlar genelde ama onlar ceza almıyorlardı.

ADNAN OKTAR: Ceza mı aldı? Hiçbir anlamı yok ayıp yapmışlar. Ne var? Dinsizler bile yapıyor, seviniyor, yere kapanıyor, kendini havaya atıyor bir şey yapıyor. Bir sevinç alameti gösteriyor ne var yani? Secdeye kapanması gayet güzel kime zarar verecekmiş?

Bu Sayın Davutoğlu’nun yaptığı bir çalışma. Bülent Arınç hemen bunun üstüne konmuş. Bak bunun da üstüne konuyor. Nerede hayırlı bir çalışma olsa gelip üstüne konuyor. Gören de bu başlattı sanır. Halbuki direkt Sayın Davutoğlu’na ait bir çalışma bu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Bülent Arınç’ın bir açıklaması oldu. “IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ne yaklaştığı doğrudur” şeklinde. Bu açıklamadan sonra IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ne saldırdığı, askerlerimizi rehin aldığı gibi çok sayıda doğru olmayan haber yayıldı. Aslında bir süredir türbenin etrafı IŞİD mensuplarının kontrolünde ve askerlerimize yönelik bir tavırları olmadı. Hatta askerlerimiz Türkiye’den konvoyla gidip nöbet değişimi de yaptılar ve bir saldırıyla karşılaşmadılar bugüne kadar.

ADNAN OKTAR: Daha önce söyledim. IŞİD’in Türkiye’ye yönelik bir tavrı olmaz. Onlar kimi ısıracağını bilir inşaAllah. Türkiye’ye karşı bir tavrı olmaz, otuz kere söyledim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Genelkurmay Başkanı Necdet Özer, Gülten Kışanak’ın tahriklerini rağmen sükûnetini koruyan ve “burası benim devletimse, benim toprağımsa çıkın dışarı” diyen komutana ödül verdi.

ADNAN OKTAR: Askerlerimiz aslan bizim. Her yerde aslandır, mübarektir hepsi, evliya hükmünde hepsi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bazı haberlere göre sefer görev emri bulunanlar askerlik şubelerine çağrılmaya başlandı. Askerlere sefer görev emri çıkartıldı. Sefer görev emri çıkanlara “emir geldiğinde kırk sekiz saat içinde görev yerinizde olacaksınız” denildi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah delikanlı âlemi coşmuş evelAllah. Milletçe hazırız ne gerekiyorsa yaparız.

Evet, Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Afganistan’ın yeni Devlet Başkanı Eşref Gani ülkedeki görev süresi bu yılın sonunda dolan Amerikan ordusuna Afganistan’da iki yıl daha kalma hakkı veren anlaşmayı onayladı.

ADNAN OKTAR: Ne olacak kalınca? Hiç. Her yerde Taliban hâkim. Amerikan hükümeti anlaşmaları falan direkt Taliban’la yapıyor. Hiçbir amacı olmayan çalışma.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine sınır olan Suriye’nin Kobani kentinde PYD ve IŞİD arasında yaşanan çatışmaları protesto etmek isteyen gruplara polis tazyikli su ve gaz ile müdahale etti.

ADNAN OKTAR: Türkiye ile alakası ne? Protesto edecekse IŞİD de gidip onlara protesto gösterisi yapması lazım. Gitsinler IŞİD’in durduğu bölgede IŞİD karşısında protesto gösterisi yapsınlar. Türkiye ne anlar? Biz muhatabı değiliz ki, biz muhatap olalım. Onlara desinler “biz protesto ediyoruz sizi” desinler. Ne olur, ne biter artık bilmiyorum da ama tavsiye etmem.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey böyle bir protesto Kadıköy’de olmuş.

ADNAN OKTAR: Hoppala, Kadıköy halkı muhatabı mı ne alaka?

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’i protesto etmek için toplandığını söyleyen bazı HDP sempatizanları Kadıköy’de polisle çatışıyorlar. Polise havai fişekle, taşla saldırmışlar. AK Parti binasına saldırmak için yürümüşler ama cadde ortasında da ateş yakmışlar.

ADNAN OKTAR: Böyle yapacaklarına kamyonlarla gidip IŞİD’le gidip tanışsalar, sorunları onlara anlatsalar. Onlar onlara gerekli bilgiyi verirler. Yanlış adres. Kadıköy’de ne alaka? İnsafsız. Çok acayip bir şey. Mekânı bilmiyorlar. Bak adres vereyim. Irak, Suriye gidip orada görürler zaten topluca bir araya gelip konuşsunlar. Daha girer girmez bağırarak aney diye bağırıp geri dönüyor, inanılır gibi değil.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Sezen Aksu dün konserinde söylediği “Bizi örteceğinize nefsinize hâkim olun öküzler” sözü nedeniyle çok tepki çekti. Kendisine bugün gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapmış. “Sınırsız özgürlükten yanayım. Bir yetişkinin kendi iradesiyle verdiği her kararın, inançlarının, fikir ve düşüncelerinin önünde saygıyla eğilirim. Ancak henüz ilkokul çağındaki bir kız çocuğunun başını örterek onu küçük bir kadına dönüştürmeyi öneren bu cinsiyetçi yaklaşımı sonuna kadar reddediyorum.”

ADNAN OKTAR: Baskıyla oluyorsa tabii bu bir ahlak bozukluğudur. Çocuğu korkutarak, zorla kapatıyorsa bir adam bu bir ahlak bozukluğu olur. Vicdan bozukluğu olur. Zulmederek çocuğa, canını yakarak bunu yapıyorsa.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Danimarka kendilerinin yürüttüğü ayrımcılık politikaları yüzünden gençlerin IŞİD’e katıldığını itiraf etti.

ADNAN OKTAR: Ayrımcılık politikasıyla ne alakası var? Yanlış bilgi verildiği için yanlış olaylar oluyor. Olay bu. Ve çözüm de Mehdiyet’in dışında görünmüyor. Eğer varsa bir görünüm yani “şöyle çözülür” diyenler varsa bana dürüstçe, açıkça açıklasınlar. Yuvarlak konuşuyor diyor ki “eğitimle olur.” Kardeşim nasıl bir eğitim? Söylesene.

“Hocam aradan yine ince bir espri yapmıştınız, olayı yeni çözdüm” diyor. “Hocam” bir de diyor ki “tamam da” diyor “protestoları İŞİD’in karşısına çıkıp yapsınlar bir görelim” demeniz çok hoş” diyor. Evet.

Melisa. “Allah aşkıyla sevdiğim Adnan Bey” diyor. “O kadar nurlusun ki gözlerim kamaşıyor, yok oluyorum adeta, kendimi kaybediyorum” diyor bir hanım kardeşimiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Paris moda haftasında “Putin gelmeden ziyaret et” yazılı tişörtlerle Rusya Devlet Başkanı Putin’e işgalci göndermesi yapıldı.

ADNAN OKTAR: “Putin gelmeden ziyaret et.” Yani. Putin öyle şeyleri takmaz. Öyle olmaz. Alaycı üsluplarla olmaz. Şefkat, sevgi üslubuyla olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak’ın Kerkük kentinde IŞİD’in elinde bulunan üç köye sabah saatlerinde PKK ve peşmerge güçleri tarafından saldırı düzenlendi. Çatışmalarda ölü ve yaralıların olduğu bildirilirken iki köyü IŞİD’in elinden alan peşmerge Vahda Köyü’nde çatışmaya devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Peşmerge bu işlere girmesin bence. Benden onlara bir kardeş tavsiyesi. Hiçbir şekilde bu konulara yanaşmasınlar. PKK ile ne yapıyorsa yapsın. İkisi de azgın zaten. Onlar geri çekilsinler.

BÜLENT SEZGİN: Bir IŞİD militanının söylediği sözler muhabir tarafından kaydedilmiş, görüntülenmiş. Muhabirin peşmergeler hakkında sorusuna “IŞİD’in Müslümanlar’la bir sıkıntısı yok. Peşmergeler Müslüman değildir” diyen IŞİD militanı “bizim bir adamımız sizin bin adamınız bedel. Allah’a yemin olsun ki size kimsenin yapmadığı şeyleri yapacağız. IŞİD’le kim savaşırsa bozguna uğrayacak” diye meydan okudu.

ADNAN OKTAR: Peşmergeler bildiğim Sünni dindar çocuklar. Onlar bu işlere girmesinler.

AYLİN KOCAMAN: Hocam PKK ile birlikte oldukları için herhalde IŞİD de öyle düşünüyor.

ADNAN OKTAR: PKK tehdit etmiş olabilir onları. O zaman vahim tabii. Ama biraz delikanlı olsunlar. Tehdit ediyorlar diye. Kendini satmış oluyor, o zaman kendilerini çok aşağılamış olurlar. Barzani “ben seyidim” diyor  “Nakşibendi’yim” diyor. “Beş vakit namazında Müslüman’ım” diyor. Kardeşim senin ne işin var PKK’yla? Ona ayrı haber göndermek lazım, Barzani’ye.

AYLİN KOCAMAN: “Türkiye’nin korumasına sığınsın” demiştiniz daha önceden.

ADNAN OKTAR: Zaten bir şey yapılır yani. Onunla bir bağlantı yoluna bakmak lazım, Barzani’yle.

Bakanlar Kurulu 2007 yılında izinsiz bağış toplama yetkisi vermiş, bunu kaldırıyormuş. Normal. Normal, olmaz. İzinli, kontrollü olacak. Böyle şeyler çok riskli şeylerdir. Vatandaş coşar, adam “al sana bir trilyon” der. Hesabı kitabı, yok. Hadi bana müsaade. Olmaz. En ince detayına kadar, milimine kadar hesabının tutulması gerekir.

Fikret Bey herhalde sizin bayağı anlatacağınız bir şeyler var anladığım kadarıyla.

KARTAL GÖKTAN: Var Adnan Bey siz nasıl uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Buyurun dinleyelim sizi.

KARTAL GÖKTAN: Ukraynalı milliyetçiler Rusya’nın izlerini kentlerinden silmeye çalışıyorlar. Kharkiv’de toplanan yüzlerce gösterici eski Sovyet lider Lenin’e ait en büyük heykeli yerle bir etti.

ADNAN OKTAR: Nasıl, görebiliyor muyuz? Bir de ismini rica etsek bu yerle bir edilen heykeldeki zat kimdir?

KARTAL GÖKTAN: Lenin’in heykelini.

ADNAN OKTAR: Lenin. Ellerine sağlık. Tebrik ederim. Süper olmuş. Darısı diğer şehirlere. Çok rahatsızlık verici bir şey. Böyle azılı bir katilin, dünyayı kana bulamış bir deccalın heykelini dikmek o millete hakarettir. Küfretmiş oluyorlar oradaki halka. “Bak” diyorlar “sizin ananızı, babanızı doğrayan bu deccalı tepenize diktik” diyor. “Var mı diyeceğiniz?” diyor. Bu küfretmektir. Onun normal yeri yerle bir olmaktır. İyi yapmışlar, ellerine sağlık, teşekkür ediyorum.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey siz biliyorsunuz zaten inşaAllah. Protestolar ilk başladığında da yine Ukrayna’da merkezde ilk önce Lenin heykelini indirmişlerdi, yıkmışlardı.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Delikanlılıklarından. Yakışır. Güzel. Deccal. Yüz binlerce, milyonlarca insanın kanına girmiş bir deccal. Herkese de adam öldürmeyi tavsiye eden bir azmettirici deccal. Böyle bir mahlukun heykelini dikmek inanılır gibi değil. Bütün dünyaya hakaret ediyorlar. Adam asın, kesin, öldürün, biçin diyen bir manyak, psikopat. Sen onun nasıl heykelini dikersin? Bu ne demek bu? Ukrayna halkının büyük bir bölümünün ecdadını doğramış bir adam bu. Türk milletini de mahveden bir insan. “Gel sana heykelini dikeyim, al seyret” diyorlar. Olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey devrilen heykelle ilgili resimler vardı, uygun görürseniz. Ayrıca göstericiler de “Lenin’e ait hiçbir şey görmek istemiyoruz” demişler. Ukrayna İçişleri Bakanı: “Lenin mi? Bırakın devrilsin” demiş.

ADNAN OKTAR: Çok güzel yapmışlar. Ellerine sağlık. Tekrar tekrar tebrik ediyorum. Dünyayı böyle pisliklerle kirletmek çok ayıp.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey IŞİD taraftarları Twitter’daki yorumlarında “Türkmenler ve Araplar tövbe ettiler, dokunmuyoruz. Ama PKK Allah’ı inkar ediyor. Üstelik kaçarken de Türkmenler’in ve Araplar’ın evlerini yakıyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Kahpe bir yapılanmadır PKK. Onu herkes ezberden bilir.

Ümmeti Muhammedi uykusuz bırakmayalım. Yarın devam ederiz. İnşaAllah. Kısmetse.

BÜLENT SEZGİN: Evet “Adnan Oktar’la Sohbetler” programımızın bu akşam sonuna geldik. Yarın görüşmek üzere. Hoşçakalın.

Masaüstü Görünümü