Harun Yahya

Sohbetler (2 Ekim 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Birbirinden değerli, güzel ve yakışıklı arkadaşlarımız bizlerle olacaklar. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz. Evet, birileri bir şeyler söylesin.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bugün Meclis’e gelen ve askeri ülkemize yönelik bir güvenlik tehdidi karşısında müdahale ve savunma yetkisi veren tezkere, Meclis Genel Kurulu’nda 396 kişinin katılımında 298 oyla kabul edildi.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun. Bizim askerimiz akıllıdır. Hükümet de kurt gibi, bayağı uyanık, akıllı. Mantıksız bir şey çıkmaz Türk milletinden. Bir kere asla ve kesinlikle ve katiyetle haram kaydıyla IŞİD’le karşılıklı bir müsademe asla olmaz. Bu haram olur. Suriye devletiyle de bir savaş amacı yok. Sadece Suriye’den canını kurtarmak isteyen, Irak’tan canını kurtarmak isteyen insanlar için güvenli, rahat bir bölge. Ama Suriye derse ki: “Arkadaş güvenli bölgedeki adamı da öldüreceğim. Ben psikopatım” derse, o zaman kolunu kırarsın tabii, kanunla hukukla kolunu kırarsın. Yani mazlumun üzerine ben çökeceğim diyorsa, bu manyaklıktır. O zaman NATO’nun devreye girmesi lazım. NATO tetikte olsun psikopatlık ihtimaline karşı. Ama ben Suriye’nin kendi başına böyle manyakça karar alacağına inanmıyorum. Rusya’ya danışmadan, Çin’e danışmadan böyle bir manyaklık yapmaz. Yapmaması da lehine olur. Zaten öbür türlü tarihe girer, tarih olurlar. Bıraksın mazlumlar rahat yaşasın. Ben çoluğu, çocuğu, kadınları öldüreceğim diyorsa, adamın kolunu kırarlar o zaman. Bu delilik yani bunun açıklaması yok. Suriye densizlik etmesin. Zaten büyük bir alan değil, küçük bir alan oluşturulacak. O alanda da oradaki mazlumlar rahat yaşayacaklar. İyi niyet sonuna kadar burada açık. Sonra barış ortamı da olursa o toprak kime aitse devredersin. Bizim milletin toprağında gözümüz yok, derdimiz de değil yani. Ve her zaman yapılan bir uygulama bu; savaş konumunda garibanları, mazlumları, mustazafları koruyan bir sistem. Ama sakın ola ki Türk askerini tahrik edip provokasyonla, IŞİD’le çatışmaya sokmasınlar. Haram olur. Kati hükümle haram olur. Ordumuza mübarek olsun. Ama Putin’le de biraz konuşarak, durum değerlendirmesi yaparak, hareket edilse daha iyi olur. Zaten Tayyip Hocam uyanık, o bilir, konuşmuştur o. Putin’le de durumu değerlendirip, hep birlikte güvenli bir alan oluşturmak. Toprak Suriye toprağı. Tamam kardeşim, alsın toprağını kullansın. Bir şey dediğimiz yok. Ama orada mazlum anneler var, çocuklar var. Mahvoluyor çocuklar, ne yapalım? Seyir mi edelim? Kim bakacak onlara? Yer kalmadı Türkiye’de. Mecburuz yani. Habire insan geliyor. Var da yani Allah’a çok şükür yine yaparız da. Daha rahat olmalarını sağlamak varken, daha özgür olmalarını sağlamak varken, niye öyle iç içe, üst üste olsunlar? Çadırlar birer metre arayla neredeyse. Ferah ferah, geniş geniş çadır kurulsun. Mesela çocuklar için on beşer, yirmişer metre aralarla oyun bahçeleri olacak şekilde ferah, geniş bir yapı oluşsun. Ama kimsenin de manyaklık yapacağını zannetmiyorum. Rusya da uyarsın Suriye rejimini. Şu enlem, şu boylama geçmeyeceksiniz, bu kadar açık.

Provokasyona çok dikkat etmek lazım. Bak bir daha söylüyorum. Özellikle Süleyman Şah Türbesi’ne saldırı yapar PKK, “IŞİD yaptı” der. Sakın ha! Bunlara kimse kanmasın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Türkiye’nin tampon bölge önerisini işgal sayacaklarını söyledi. Ayrıca Kobani’nin düşmesine izin vermeyeceklerini ve teslim olmayacaklarını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Düşen, devrilen falan yok. Zaten orayı IŞİD aldı, öyle bir konu yok. O da oraya giremez şu an. Şu an arazide biliyorsunuz kendisi, araziye geçti. Finlandiya’dan yapıyor açıklamayı. Geziyordur oradan oraya, oradan oraya. Onu bıraksın. Suriye toprağını sen nasıl işgal sayıyorsun, sana ne Suriye’den? Irak toprağını, Suriye toprağını; Suriye Hükümeti diyebilir bunu. Irak hükümeti diyebilir. Sen kim oluyorsun da diyorsun? Suriye toprağına diyor ki; “sen işgal ediyorsun, benim toprağımı işgal ediyorsun.” Suriye toprağı orası, Suriye hükümeti karışır. Rusya’yla anlaştık mı konu bitti. Putin’le konuşup iyi niyetimizi vurgularsak konu biter. Bütün üzerinde durdukları nokta iyi niyet, samimiyet. Bunu görse adam ne diyecek sana, ne karışacak?

BÜLENT SEZGİN: Müslim, konuşmasının devamında PYD’nin Suriye rejimiyle işbirliği yaptığını söyleyen Başbakan Davutoğlu’na “Onlar rejimle sıkı fıkı dolaşırken Halep’te Şam’da ‘kardeşim’ diye kol kola gezerken biz o zaman bu rejimle mücadele ediyorduk” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama bu doğru değil. Olur mu canım, Suriye rejimi her zaman Abdullah Öcalan’ı destekledi, koruyup kolladı. Şam’da ona villa verdi, herkes biliyor. Eskiden beri ideolojik yönden de aynı görüşte oldukları için; çünkü rejim komünist rejim Suriye’de, PKK da komünist. Dolayısıyla destekliyorlardı yani. Salih Müslim şimdi burada ayıp ediyor. Dürüst konuşsun.

GÖKALP BARLAN: Ölüm kampları oluyordu.

ADNAN OKTAR: Herkes biliyor bunu. Meşhur bir kavil yani. Herkesin bildiği bir durum. Komünist bir hükümet, komünist bir devleti destekliyor. Bunda şaşacak bir şey yok. hayret de etmiyoruz. Ama inkar etmesi çok acayip. Tabii çok akılsızlık etti Esad. Otuz kere söyledik. İttihad-ı İslam’ı kabul ettiğini söyle. Mehdi (a.s) geldi de demedim. Öyle bir şey de demiyorum dedim. Mehdi (a.s)’ı bekliyoruz de dedim. Bağnazlığa karşıyım diyeceksin. Alevi, Sünni hepsi kardeştir diyeceksin. Bu kadar. Korktu, böyle söyledi derler diye haber göndermiş. Buyur, gurur yapılacak zaman mı? Bunu dese iş bitecekti. Bak, “kılına dokunamazlar o zaman” dedim. Dinlemedi. Burnunun doğrusuna gidiyor. Ama o da devrin devletin etkisi altında tabi. Kendi başına karar veren bir adam değil.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD Kobani kentinin 360 köyünü ele geçirerek kenar mahallelere kadar ulaştı. Bu akşam gelen haberlere göre şu an Kobani’nin merkezinde PYD ile çatışıyorlar. Ayrıca IŞİD Irak’ta da ilerliyor. Iraklı yetkililer bu sabah El Ambar eyaletindeki bir kasabanın büyük bölümünü ele geçirdiğini duyurdu.

ADNAN OKTAR: Olay belli. Salih Müslim pılı pırtıyı toplayıp niye kaçsın? Gücünün yeteceğini bilse kalırdı orada. Mağlup olacağından emin olduğu için kaçtı. Alayı kaçıyor zaten. Hala da kabadayılık yapmaya kalkıyorlar.

GÖKALP BARLAN: HDPli’ler Hocam bugün IŞİD’in Kobani’yi alması takdirde bu sürecin duracağını söylediler.

ADNAN OKTAR: Zaten aldı. Alacak mı, öyle bir konu yok. Bitti yani. Asıl ana yerler köylerdi. Köyleri aldıktan sonra bitmiştir. Bütün Kürtler de o tarafa geçiyor, IŞİD’den yana geçiyor. Durumları vahim! PKK bölgeden kazınıyor. Sonunda da IŞİD kuzuya dönecek göreceksiniz. Ne kan akıtacak, ne olay çıkaracak.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Mehdi (a.s)’ın çıkmasıyla olacak değil mi bu dediğiniz sadece? Onun öncesinde mümkün mü?

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s)’ın zuhurundan önce bir şey yok. Mehdi (a.s)’ın zuhurundan önce kan var sadece.

BÜLENT SEZGİN: Sadece onu dinleyecekler?

ADNAN OKTAR: Tabi. Kan denizi var. Başka bir şey yok. Mehdi (a.s)’dan sonra. Açık hüküm. Tevrat’ta da aynısı var. Kadim hüküm yanı 5 bin yıllık hüküm. “Önce kan olacak” diyor. Hatta Hıristiyanlar İncil’de, orada da geçer. “Atların karnına kadar çıkar kan.” Tabi müteşabih hüküm de. “her yere sıçrayacak kan” diyor. O anlamda. “Mehdi (a.s)’ın çıkışıyla,” Tevrat’taki ismiyle Moşiah, “Davudoğlu’nun zuhuruyla kan denizi kalkar” diyor. Bak Peygamber (s.a.v)’in verdiği detaya bak. “Damla kan akmaz” diyor. Şimdi oluk oluk kan akıyor. “İnsanların burnu dahi kanamaz” diyor. “Uyuyan kişi uyandırılmaz.” O kadar müşvik, merhametli, sakin, huzurlu bir dönem başlayacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cemil Bayık, IŞİD’in Kobani saldırılarının ardında Türk Devleti’nin olduğu iddiasını gündeme getirdi. “Daha Kobani’ye dönük saldırılar başlamadan Türk Devleti yetkilileri Kobani kantonunu tehdit etmiş. Kim Süleyman Şah’ı vurursa, biz de onları vururuz demişti. Bu bir mesajdı. Türkiye IŞİD’le Kürtler’e darbe vurmak istiyor. Kobani’yi insansızlaştırarak tampon bölge oluşturmayı hedefliyor.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah, olay olup bitmiş. Daha hala hedefliyor, yapıyor, yapacaklar.. Yani konu bitti. Kürt kardeşlerim, minik Kürt çocuklar, benim kuzularım huzur içinde yaşayacaklar. Allahsız, Kitapsız, imansız PKK’lılara ben annelerimi bacılarımı teslim etmem. Kürt annelerimi teslim etmem. Söke söke alacağız. Annelerime laf yok. Benim nur gibi annelerimin komünistlerin içinde ne işi var? Irz düşmanlarının içinde ne işi var? Hayır, komünist olmasına bir şey dediğimiz yok; fakat ahlaksız, zalim. Bak annelerim buraya geliyor, nur gibiler. Normal aile, çocuklar kuzu gibiler. Bilmez etmez bunların ahlaksızlığını. Aralarına it kopuk takımı dağılmış, kuduz tilki gibi rahatsız ediyorlardı annelerimizi. Hep başörtülü annelerimiz, hep namazında, niyazında. Beş vakit namazını kılan insanlar. Nur gibi insanlar. Türk devleti güvence verecek aslanlar gibi orada yaşayacaklar. PKK güvencesi olur mu? Yani pislikten güvence olur mu? Zalimden güvence olur mu? Gaddardan güvence olur mu? Sen Allahsız, Kitapsız, dinsiz, vicdansız, zalimsin ve psikopatsın. Ne yapacağın da belli değil. Oradaki çoluk çocuğun canı sana emanet edilir mi? Türk askerine emanet edilir. Efendiye, dürüste, nurluya, Allah’tan korkana emanet edilir. Dolayısıyla bu pislikten kurtulma operasyonu devam ediyor. Pislik kazınıyor. Allah kazıyor pisliği. IŞİD bir afat olarak Allah tarafından gönderildi. Diyor ki; “Türk hükümeti gönderiyor.” IŞİD Türk hükümetini dinler mi? Şu mantığa bak sen. IŞİD’in bambaşka ideolojisi var, bambaşka felsefesi var. Taliban Türkiye’yi dinler mi?  Şu laf mı? Korkudan şuurları kapandı. Ne konuştuklarından haberleri yok. Akıl almaz mantıksız konuşuyor. Bunlar yakında PKK da Türkiye’nin emrine girdi de diyebilir, şuuru kapanıp.

TARKAN YAVAŞ: Kobani’ye bir atladılar, sonra geri geliyorlar tellerden kaçıp.

ADNAN OKTAR: Göğüslerini gere gere Kobani’yi almaya gidiyoruz diye, kazma-kürek gittiler. Bu sefer ağlayarak geri döndüler yarı yoldan; gelin bizi alın, gidemeyeceğiz diye.

-MÜZİK-

ADNAN OKTAR: Hayret eskiyi bir anda terk etmeleri. Halbuki eski güzel oluyor. Öyle bir olay yok. 1900 bilmem kaçlardaymış diyor. Doğru yapmışlar. Sen bu yılda doğru yapmamışsın. Mesela bu yılın kıyafetleri çok kötü. Bu yüzyılın bayağı kötü şuan. Bir tişört giyiyor, altına bir jean falan. Bir şey değil ki bu yani. Bir özen de yok, hiçbir şey yok. Saçı tıraş ediyor, sokağa fırlıyor eli, yüzü yıkayıp. Hiçbir özen yok. Ayağında lastik ayakkabı, olmaz böyle.

Evet, şimdi PKK tehlikesine dikkat çeken film izleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzdan sonra programımız devam edecek.

-VTR-

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Tamam, bir şeyler söyleyin.

BÜLENT SEZGİN: Ertuğrul Kürkçü’nün meclis kürsüsünde Öcalan’dan ilettiği mesajda şu ifadelere yer verildi: “Eğer IŞİD gibi vahşi bir örgüt amacına ulaşırsa bu hem süreci sonlandıracak hem de Türkiye’de yeni bir darbenin temellerini atacaktır. Türkiye’deki çözüm ve demokrasi yolculuğunun çökmesini istemeyen herkesi Kobani’ye sahip çıkmaya çağırıyorum. Devlet içinde hala imha sığlığından medet umanlar var.”

ADNAN OKTAR: İmhayı hedef haline getiren, imha konusunda kararlı olan kimdir? PKK’dır. Türk askerini imha etmek, devlet tesislerini imha etmek, vasıtaları, trenleri, petrol tesislerini imha etmek komünist terörün, PKK terörünün ana politikası. Neyi anlatıyor Abdullah Öcalan? Meclis kürsüsünden bir kere saygıya uygun değil. Abdullah Öcalan’ı, müebbet hapis almış, yüzbinlerce insanın kanına girmiş bir insan. Dolayısıyla Ertuğrul Kürkçü yakışıksız bir hareket yapmış. Bir kere o bölge içerisinde PKK’nın gücü tamamen şu an imha oldu. Bu doğru. Olacak değil, oldu, yok oldu şu an. PKK diye bir şey kalmadı bölgede. IŞİD hakikaten askeri bir güç olarak hakim şu an orada, bu doğru. Aksi de olmaz zaten bundan sonra. Yani Kürt halkı komünist PKK’ya destek olmaz. IŞİD’e olur. Bak ben sosyolojik, bilimsel açıdan açıklıyorum. Ona olur ama PKK’ya olmaz.  Akıl almaz kinli Kürt kardeşlerimiz PKK’ya karşı. Ellerine fırsat geçtiği için şu an PKK’nın iflahını keserler söyleyeyim. En güzel yapacakları şey, kaçmak. Kaçıp canlarını kurtarmak.  Densizliği bıraksınlar. Ne Türk ordusuna güçleri yeter, ne de IŞİD’e güçleri yeter. Bana bu üslubu, bu ağzı bıraksınlar. IŞİD mahvetti PKK’yı, dümdüz etti. Bak mağaralarda baykuş gibi ötüyorlar. Çıtlarını çıkaramıyorlar. Dolayısıyla Abdullah Öcalan herhalde bir gereksinim duydu anladığım kadarıyla yani kendi çevresine. Bunlara gerek yok. Kürt halkı benim milletim Kürt milleti, benim canım kardeşlerim gelip bize sığınıyorlar, Türkiye’ye sığınıyorlar. Nasıl huzurlu geliyorlar görüyor musunuz kapıdan? O annelerin yüzünde en ufak bir tedirginlik var mı? Normalde –haşa- düşman ülkesi olarak görmeleri gerekir. PKK’nın içinden gelmiyor mu? Ana kucağına gelir gibi geliyorlar. Nerden kaçıyor? IŞİD’den kaçmıyor, PKK’dan kaçıyorlar. Bunlar zannediyor ki, IŞİD’den kaçıyor. IŞİD’in onlarla bir işi olmaz, annelerle bir işi olmaz, çocuklarla bir işi olmaz. PKK’dan kaçıyorlar. Konu bu. PKK’dan kurtarılan yerlere aileler geri dönüyor. Bu nedir peki bu? Kimden kaçmışlar demek ki? PKK’dan kaçmışlar. IŞİD tamam müşrik bir örgüt, zulüm örgütü. Ama Allah PKK’nın başına bela olarak verdi. Yani bir felaket olarak verdi, gökten felaket yağıyor. “Türk Devleti emretti IŞİD yapıyor” diyor. Türk Devleti’nin sözünü dinler mi IŞİD? Taliban Türk Devleti’nin sözünü dinler mi? Şunda bir mantık var mı? Allah belanızı verdi. Anlamıyorsunuz. “Yarabbi helak et” dedik, Allah helak etti. Bu kadar açık, karmaşık bir şey yok! Akıllarını başlarına alsınlar, tövbe istiğfar etsinler, Türk Devleti’ne teslim olsunlar. Özerklik bilmem ne falan bunları da unutsunlar. Böyle bir şey olmaz! Suriye bir bütün devlet. Sana niye özerklik versin? Toprak bütünlüğünü biz garantileriz Suriye’nin. Suriye’yi biz böldürmeyiz, parçalatmayız da. Bütün kalacak Suriye. Irak’ı da parçalatmayız. Irak da bütün kalacak. Niye parçalansın? Böyle münasebetsizlikler istemiyoruz. Ortadoğu’da hiçbir ülkenin bölünmesini istemiyoruz. Ne Irak bölünsün istiyoruz, ne Suriye. Bütün kalacak. PKK orada ayrı bir devlet kuramaz ve kurdurtmayız. Bunu unutacaklar. Bir komünist devleti biz çevremizde kurdurtur muyuz? Aklını yok mu? Bunu anlamayacak kadar akılsız mısınız? Türkiye’nin içinde bir bölgeyi böldürtür müyüz? Annelerimiz nereye sığındı? Türkiye’ye sığındı. Bölünmüş olsaydı, PKK’dan kaçıp, PKK’ya mı sığınacaklardı? Allah vermesin, Güneydoğu PKK’nın kontrolünde olsaydı, gelir miydi oradan anneler oraya? Suret-i katiyyede gelmezlerdi. O çocuklar nasıl huzurlu geliyor. O ufaklıklar acayip tatlı. Anneler nasıl delikanlı, nasıl nurlular? Hepsi benim annem. Çocukları bizim çocuklarımız. PKK’ya, o ahlaksız takımına onları ezdirmeyiz. Türk ordusuna helal olsun. Hakan Fidan Hocam’ın da ellerinden öpüyorum. Yedi sülalesine rahmet olsun. Helal olsun Mit müsteşarına. Ona kahpelik yapmaya kalktılar. Allah ellerini kırdı.

Evet, şimdi devam edeceğiz inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bir duyurumuz var. Yarın akşam yani Cuma akşamı saat sekizde, saat 20:00’de Birlik Zamanı Programı’nda Hüma Babuna’nın konuğu, rahmetli Özal, Ecevit ve Erbakan Hocamız’a danışmanlık yapmış olan ve halen Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Sayın Sencer İmer.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, ne böyle kıymetli büyüklerimiz varmış da haberimiz yok. Resmini görebiliyor muyuz? Böyle sessiz sedasız çok değerli insanlar oluyor, bilmiyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Profesör İmer, sizin Kurtuluş Lisesi’nden öğretmeniniz Muhsine İmer’in oğlu.

ADNAN OKTAR: Muhsine Hanımı biliriz. Muhsine Hanım meşhurdur. Onun oğlu. Vay vay vay, ilk defa bir okuldan arkadaşımın... Ya hapishaneden tanıdıklarım çıkıyor, ya tımarhaneden. İlk defa, hele şükür, Allah’a hamd olsun.

BÜLENT SEZGİN: Profesör Doktor Sencer İmer’in fotoğrafı vardı, uygun görüreseniz? Programda Arap baharı konuşulacak.

ADNAN OKTAR: Bakayım. MaşaAllah. Demek ki böyle değerli büyüklerimiz var, haberimiz yok.

“Hayırlı geceler olsun, kısmetse. Sohbetinizde etrafınızdaki yeşillikler ve güzel insanlarla cennet gibisiniz. Bir an o hisse kapıldım.”

Gazi İbrahim; “Allah’ın selamı, merhameti üzerinize olsun Hocam” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “PKK ve Marksizm’e karşı verdiğiniz sonsuz bilimli mücadelenizi kutlarım.” Sonsuz bilim Allah’a mahsuz. Biz Allah’ın verdiği kadar bilgiyi aktarabiliyoruz. “Bence her zaman Müslüman’ın görevidir. Ama sadece iki sorum olacak size. Kadınların örtünmek ayeti emir ve farzdır. Niye oradaki hanımefendilere öğretmiyorsunuz?” Tamam, öğreteyim. “İçki ve ona benzer haram kılınmış bir emir ve farzdır. Niye içki içiyorsunuz?” İçkime ne karışıyorsun? Getir kolamı, içeceğim. Bu akşam içeceğim. Hanımlar örtünüyor işte farza uygun olarak göğüsleri kapalı, vücutları kapalı. Allah “cinsel organlarınızı örtün” diyor. Örtmüşler. “Göğsünüzü örtün” diyor. Örtmüş. Eksik olan neresidir? Şurası eksik de, duyayım. Kuran’a tam uygun örtünmüş oluyorlar.

“Disko muhabbetinden, Ortadoğu gibi ciddi bir konuya nasıl geçtiniz? Hayret.” Diyor. Biz geçeriz, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yabancı basında yayınlanan yeni makaleleriniz şöyle: İngiltere’de yayınlanan El Arabi Gazetesi’nde; “Barış getirmek için savaşa girmek fayda getirmez” başlıklı yazını yayınlandı. Almanya merkezli, Burma Times Sitesi’nde yayınlanan; “İslam’ın dine uygun olmayan, yanlış tanıtımı” isimli makalenizde, terör ve şiddetin İslam’da yer almadığını açıklıyorsunuz. Pakistan merkezli The Patriot Sitesi’nde; “NATO’nun benzersiz üyesi Türkiye” başlıklı yazınız yayınlandı. Yine Pakistan’daki The Frontier Post Sitesi’nde; “İşe yaramayan yöntemlerden vazgeçilmeli” yazınız çıktı. Bu yazı da, IŞİD ve benzeri örgütlere karşı askeri çözümlerin işe yaramayacağını, sadece fikri mücadelenin terörü kesin olarak durduracağını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Doğru.

KARTAL GÖKTAN: İngilizce, Fransızca ve İspanyolca olarak hazırlanan MBS Times adlı haber sitesinde “Rusya’yı yanlızlaştırmak dünya barışı için tehlikeli politika” isimli makaleniz yer aldı. Urdu Times Gazetesi’nde; “IŞİD askeri operasyon ile yok edilemez. Terör ancak ideolojisinin yıkılmasıyla son bulur” başlıklı yazınız çıktı. Dubai merkezli Arabian Gazetesi’nde de; “Tampon bölge Suriyeli vatandaşlar için güvenli bir sığınak olur” isimli makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Gittikçe yazı yazdığımız yerlerin adedi çoğalıyor. Çünkü beğeniyorlar. Gayet güzel, isabetli, güzel anlatımlar. Yazıyı yazan Allah. İlham eden Allah. Gazeteleri yaratan Allah. Okutan Allah. Anlatan Allah, kavratan Allah. Bizler gölge varlıklarız. Allah her şeydir. Biz hiçbir şeyiz. Gölge varlıklarız.

“Hocam sohbetlerinize doyum olmuyor. Biraz daha erken saatte yayına çıkmanız mümkün mü?” Mümkün de daha ziyade biz gece alemine ağırlık veren kardeşlerimize yöneliyoruz. Gündüz olanlar canlı yayına değil de, paket yayından izleyecekler.

“PKK’ya ‘dinsiz, ahlaksız, vicdansız, namussuz’ diyorsun. Doğrudur, haklısın.  Peki, IŞİD’çiler çok mu merhametli, çok mu ahlaklı? Hangi kitapta yazar kafa kesmek? Sen neyin kafasını yaşıyorsun be adam? Nasıl savunuyorsun bu IŞİDçi katilleri?” Ahmet Ahmet. Tabi uydurma isim. Ahmet bir kere delikanlı ol. Kendi ismini ver. Ne korkuyorsun? Bak sen gönderiyorsun yazını. Noktasına, virgülüne kadar yayınlıyorum. Ben delikanlıyım. Benim kimseden korkum yok. Çekinmiyorum da, demokratım da. Bak şimdi PKK dinsiz, doğru. Ahlaksız, doğru. Ahlakı kabul etmiyor. Ahlaksız derken. “Din yok” diyor adam, “ahlak da yok” diyor. Ben hakaret olsun diye “ahlaksız” demiyorum. Adam “ahlak zaten yok” diyor. “Aile yok” diyor. Namus yok diyor. Namussuz diyorum, adam “namus diye bir konu yok” diyor. Biz hakaret olarak söylemiyoruz. Teknik, doğru bir bilgi olarak veriyorum. IŞİD’çiler şirk içinde farkındayım. Zulüm yaptıklarının da farkındayım, söylüyorum da. İmam Muhammed Mehdi (a.s) bu insanların zulmünü, yanlışlığını, şirkini giderecek. Bunu göreceksiniz. Hepsi Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Nereden söylüyorum? Resulullah (s.a.v)’in ağzından söylüyorum. Onun söylediklerini söylüyorum. “Siyah bayraklılar gelecek” diyor, “Suriye’ye.” “Irak’a gelecekler. Sakalları uzun, saçları da uzundur” diyor. “Siyah giyinirler” diyor. “Bayrakları siyahtır, bayraklarında ‘La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah’ yazar” diyor. “Çok büyük kıtal yapacaklar” diyor. “İnsanların başlarını kesecekler” diyor. Resulullah (s.a.v) söylüyor. “Bütün bölgeye hâkim olacaklar. Ta İsrail’e kadar dayanacaklar” diyor. “Ürdün’e, İsrail’e her yere dayanacaklar” diyor. “Suriye’yi, her yeri ele geçirecekler diyor. “En sonunda Muhammed Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar, kan yeryüzünden kalkacak” diyor. “Şiddet yeryüzünden kalkacak. Silahlar yeryüzünden kalkacak” diyor. Ne dediyse çıkıyor Peygamber (s.a.v). Ben Peygamber (s.a.v)’in sözünü naklediyorum.

“Güzel Allah’ım seni hep korusun. Çok sevgilerimi iletiyorum. Allah’a emanet ol” diyor, Feyza. Allah seni de korusun. Allah her yerini sevgiyle, nurla sarsın. Sen de Allah’a emanet ol.

Baksana Abdullah Öcalan ne diyor? Hâşâ, “Ben tanrıyla savaştım” diyor, “Allah’la savaştım” diyor. “Tanrıyı aştım” diyor. “Böylelikle bebek katili, Abdullah Öcalan olabildim” diyor. Kendini put gibi görüyor. Şimdi biz burada hakaret etmiyoruz. Olan şeyi söylüyorum.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Orgeneral Necdet Özer Paşa, Süleyman Şah türbesindeki askerlerimize hitaben bir bayram mesajı yayınladı. Mesajda: “Unutmayınız ki sizler orada yalnız değilsiniz. Arkanızda yüce Türk milletinin, 76 milyon yurttaşımızın olduğunu unutmayınız. Gözümüz, kulağımız ve gönlümüz hep sizlerle beraber. Sizden gelecek tek bir haberle silahlı kuvvetlerimizin anında yanınızda olacağının güvenini içinizde hissedin.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.  Zaten öyle bir şey olmaz. Bir daha oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Orgeneral Necdet Özer Paşa, Süleyman Şah türbesindeki askerlerimize hitaben bir bayram mesajı yayınladı. Mesajda: “Unutmayınız ki sizler orada yalnız değilsiniz. Arkanızda yüce Türk milletinin, 76 milyon yurttaşımızın olduğunu unutmayınız. Gözümüz, kulağımız ve gönlümüz hep sizlerle beraber. Sizden gelecek tek bir haberle silahlı kuvvetlerimizin anında yanınızda olacağının güvenini içinizde hissedin.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Eşref Tul; “Adnan Oktar IŞİD’e biat eder” diyor. Ben Allah’a biat ederim. Allah’a bağlanırım. Ama IŞİD Mehdi (a.s)’a biat edecek, onu söyleyeyim. Bağlanacak yani bunu açık açık söylüyorum. IŞİD’in yanlış yönlerini her gün anlatıyoruz, bilimsel kaynaklarıyla. Hadislerdeki yanlış anlatımlardan, yanlış yollara giriyorlar. Şirke giriyorlar. Kuran ayetleriyle açıklıyorum, konu açıklığa kavuşuyor. Dolayısıyla yanlış yolda olan bir insana uyarı yapmak, farz. Ama öldürerek, asarak, keserek olmaz. Şiddet şiddetle temizlenmez.

EMRE ACAR: Hocam kimse bu konuları konuşmazken, siz yıllar önce, İslam Terörü Lanetler kitabı yazdınız. Ve çokça satıldı, çokça okundu.

ADNAN OKTAR: Tabi, milyonlarca, İslam Terörü Lanetler. İslam’da terör olmaz. Ayetle açık açık anlatıyorum. Karmaşık bir şey yok.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Cengiz Çandar, teskerenin içeriğini eleştiren ve PKK’ya üstü kapalı destek çıkan şöyle bir yazı yazdı. “Meclise sunulan tezkerenin birinci önceliği IŞİD değil PKK’dır. Teskerenin ilk cümlesinde Irak’ın kuzey bölgesindeki silahlı PKK terör unsurlarının varlığını sürdürdüğüne dikkat çekiliyor. Ve IŞİD’le PKK aynı kefeye konuluyor. Yani Ankara Kürt takıntısını bir türlü bırakamadı. Eğer bu teskereyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye topraklarına bir gün girerse, asıl hedefi PKK olacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani müsaade etsin de öyle olsun. Bizim IŞİD’le işimiz yok. IŞİD Türk ordusuna karşı saygılı olur. Densizlik, dangalaklık yapmaz ve yapamaz. Bir bildiğim var ki diyorum yani öyle bir konu olmaz. Süleyman Şah türbesine de acayip hürmetkâr davranacaklardır. Öyle bir olay olmaz. Kimse bizi böyle yanlış yollara çekmeye kalkmasın. PKK’nın on binlerce, yüz binlerce aslanımızı şehit ettiğini biliyoruz. Ne yapalım peki, ne diyelim? Tabii ki Türkiye’yi koruyacağız. Tabii ki bir güvenlik bölgesi oluşturacağız. Güvenlik bölgesi oluşturmada ne mahsur var? Niye bundan rahatsız oluyorsunuz? Niye PKK’nın orada rezalet çıkarmasına göz yumalım? Tabii ki bir güvenlik bölgesi oluşur. Bu iyi bir şey, kötü bir şey değil. Ve Türk askeri kan dökecek diye de bir şey yok. Oradaki garibanları, mazlumları koruma amaçlı, annelerimizi bacılarımızı koruma amaçlı. Bak Kobani’den geliyor annelerimiz, nur gibiler. Ne yapalım peki? Bak orada üst üste çadırlar. Geniş, ferah alanda rahat etsinler istiyoruz. Konu bu. Bu kadar şamataya gerek yok.

Evet, şimdi PKK tehlikesine dikkat çeken bir film izleyelim. Devam edeceğiz inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet, videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Adnan Oktar’la sohbetler programımızın bu akşam sonuna geldik. Yarın yine görüşmek üzere, hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü