Harun Yahya

Sohbetler (3 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor inşaAllah. Birbirinden değerli güzel arkadaşlarımız ve yakışıklı arkadaşlarımız bizlerle birlikte olacaklar. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bizlerle beraber olacaklar. Zaten beraber oturuyoruz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Davutoğlu; “Suriye ile aramızda bir güvenli bölge gerekiyor. Bunu gündeme getireceğiz” dedi. Ve Güvenlik konseyi kararına ihtiyaç olmadığını belirterek; “Zaten iki güvenlik konseyi kararı vardır. Uluslararası tehditlere nasıl hareket edeceği bellidir. Karar çok açık. Mülteciler için güveni bir bölge gerekli. Bunun Birleşmiş Milletler teminatı altına alınması gerekir” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte onu hemen yaptırtalım. Tabii, Birleşmiş Milletler teminatı altına alınsın. 20-25 kilometre o da illa şart değil, 10 kilometre da olur. 10 kilometre az bir arazi değil yani. Maksat orada çoluk çocuk rahat etsin. Sırt sırtalar, yer yok. Boydan boya. Bileşmiş Milletler çadır da göndersin, yardımcı da olsun. Yazık değil mi o kadar çoluk çocuğa?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu, 77 milyonun vatanı uğruna fedakarlık yapacağını vurgulayarak…

ADNAN OKTAR: 80, 80 dedi.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: İnşaAllah. “Allah hiçbir zaman yeni bir şehit cenazesi taşımak, namazını kılmak gibi zor bir görevi yapmak bize nasip etmesin. Ama dostumuz ve düşmanımız bilsin ki, eğer bir gün şu veya bu gerekçeyle onurumuzu, izzetimizi, şerefimizi korumak gerekirse, nasıl şehitlerimiz bir an bile tereddüt etmeden Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, yakın dönemde teröre karşı mücadele ederken vatan topraklarının her bir yerinde canlarını feda etmek konusunda hiçbir tereddüt göstermemişlerse, 80 milyonun her bir ferdi de böyle bir fedakarlık gerektiğinde bir saniye dahi tereddüt etmeyecektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, anlattıklarımın güzel bir özeti olarak Hocamız ifadesini hoş bir şekilde deruhte etmiş, maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı’nı yayınladığı mesajda kutlayarak şu sözlere yer verdi; “Bayramın ülkemiz başta olmak üzere tüm İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz diyorum. Kurbanları hem Zat-ı Celal’ine hem de birbirimize yakınlaşmamız için bir vesile, bir vasıta kılması için dua ediyorum” dedi. “Kuran Bayramı’nın gönülleri yumuşatmasını, insanlığa merhameti ve vicdanları hatırlatmasını temenni ediyorum” ifadelerini de ekledi.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah Allah mübarek etsin, Allah tekrarına erdirsin.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Ankara Polatlı’daki General Naim Şenoğul, atış ve tatbikat alanında Sakarya ateş serbest 2014 tatbikatı icra edildi. Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’in de katıldığı tatbikatta eğitim gören 1750 teğmen ve astsubay çavuş ile rütbeli subay ve astsubay katıldı. Fotoğraflar vardı uygun görürseniz gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bakayım aslanlara. Allah Allah, delikanlı alemini görüyor musun sen? MaşaAllah. Sel gibiler maşaAllah.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, Süleyman Şah Karakolu personeline hitaben de bir bayram mesajı yayınladı. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatanının her karış toprağını savunmak için bir an bile tereddüt etmeden tüm imkanlarını seferber etmekten asla kaçınmayacaktır. Sizlerin de dünyanın en büyük ve en tecrübeli ordularından birinin şerefli mensupları olarak, aziz Türk milletinin destek ve hayır dualarının arkanızda olduğu şuuruyla, cesaretle vatan toprağımızı koruyacağınızı biliyor, milletçe bu emniyet içinde bu istikbale bakıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok, oraya yönelik bir şey olmaz. Öyle bir konu olmaz. Türkiye sınırlarına yönelik IŞİD’in herhangi bir tavrı olmaz ve olmayacak da. Öyle bir şey olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bugün televizyon yorumcuları da “Türkiye’nin hedefleri arasında IŞİD yok, PKK var. İnsani güvenli bölge oluşturma var ama IŞİD yok” dediler.

ADNAN OKTAR: Doğru, doğru. Öyle gibi yapmaya çalışıyorlardı ama biz bastırınca olayın şeklini çevirdik. Yani Türkiye’nin başını gereksiz yere mantıksız bir belanın içine sokmaya kalkıyorlardı bazı NEOCON’lar. Gece gündüz anlatınca, hop geri.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, İran kendince Türkiye’yi uyarmış. İran Dışişleri Bakanı Zarif, Türkiye’nin bölgede tansiyonun artmasına neden olacak hiçbir şey yapmaması konusunu gündeme getirdi. “Şu anki durumda bölge ülkeleri sorumlulukla hareket etmeli ve durumu kötüleştirmekten kaçınmalı” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru canım, durduk yere Türkiye çılgınlık yapmaya niyeti yok. Yani, öyle “gider her yeri hallaç pamuğu gibi atarım” falan gibi bir derdimiz yok. Ama orada mazlumların ezilmesine, imhasına müsaade etmeyiz.

AYLİN KOCAMAN: Dışişleri bakanımız da garanti vermiş zaten, Sayın Davutoğlu.

ADNAN OKTAR: Ne zorumuz yani? Onlar gelsin, onlar güvenli bölge oluştursun, yapıyorlarsa. Çoluk çocuk helak oluyor.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, İran ve Suriye Amerika’nın bombardımanı aleyhinde hiçbir açıklama yapmamışlardı. Güvenli bölge konusuna karşı çıkıyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet. Amerika’nın da havadan bombardıman olayı son derece gereksiz. Yapacaksa, PKK’nın ikmal yollarını vursun, değil mi? Can kaybı olmadan yapabiliyorsa onu yapsın. PKK’ya silah akışını durdursun. Konu bu.

BÜLENT SEZGİN: Bugün gece ilk defa Amerika, Kobani çevresinde IŞİD’i bombaladı. Bazı Suriyeli Kürtler bu sebeple kutlama yaptılar.

ADNAN OKTAR: Kutlama. Ama zaten vurdukları Kürt evleri, Kürtler’e ait binalar, tesisler. Şimdi, Kürtler’e ait televizyon binasını vuruyor, havalara uçuyorlar. Trafoyu vuruyorlar, havalara uçuyorlar. “Helal olsun” diyorlar, “IŞİD’i amma da vurdunuz” diyor. IŞİD’le ne alakası var? Kendi binaları çöküyor. Ve orada hep şehit olanlar çoluk çocuk, hanımlar. IŞİD’i vurma diye bir konu olmaz. IŞİD araziye yayılmış vaziyette. Nerede vuracaksın IŞİD’i? Kum gibi yayılmış vaziyetteler. Binlerce kilometrelik araziye yayılmış vaziyette. Sen havadan belirli bir noktaya atış yapıyorsun. Bir şey vurduğun falan yok. Oradaki tesisi yok ediyorsun, o kadar, binayı yok ediyorsun. Dolayısıyla netice alınacak bir şey değil bu. Kamuoyunu yatıştırmak işte Amerika güçlüdür, böyle bombalar falan. Öyle bir konu yok. IŞİD bölgede çığ gibi yayılıyor şu an, istediğini de yapıyor. Kobani şu an ablukaya alınmış vaziyette. Kobani’nin bütün köyleri teslim alındı. İlçe merkezine sığındılar şu an PKK’lılar. Onlar da benim kanaatim çok kısa sürede teslim alırlar. Bina içindeler zaten. Dolayısıyla orada bir zafer yok Amerika açısından. Amerika fikirle bu işleri halletmeyi bir türlü öğrenemedi. Kore’de, Vietnam’da başına gelenler burada da başına geliyor. Irak’ta, Afganistan’da başına gelenler burada da başına geliyor. Bir türlü tecrübe etmiyor. Fikirle inançla halledelim diyemiyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aysel Tuğluk, Tarafsız Bölge’ye canlı yayına bağlanıp; “Bir küçücük taş ne kadar büyük sorun oldu” dedi. Ve Ahmet Hakan’a o dönem kendisine destek olduğu için teşekkür etti. Sonra; “Bir milletvekili niçin taş atacak konuma geliyor bunu düşünmüyorlar” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Taş atmak toprak atmakla bir şey olmaz, fikirle konuşarak olur. Sen taş atıyorsun öbürü bomba atıyor, öbürü Molotof kokteyli atıyor. Atmak, tutmak, koparmak, yırtmak bunlar doğru şeyler değil. Fikirle, konuşarak, kitapla. Bir türlü ikna demiyoruz. İlla milletin kafasına bir şey atacaklar. Kafasına bir şey atma, kafasına fikir getir, fikir fırlat. Atacaksan fikir at kafasına niye ataş atıyorsun? Adamın kafası ne anlar taştan? Taşı yedi mi kafa, yarılır. Ama fikirle yaklaşırsan netice alırsın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tunceli’de yapımı devam eden jandarma karakoluna PKK’lılar tarafından taciz ateşi açıldı. Güvenlik güçlerinin taciz ateşine anında karşılık verdiler. Daha önce karakollara yönelik saldırılar yönünde bilgi alan güvenlik güçleri, karakollara özel birlikler sevk edip güvenlik seviyesini en üst düzeye çıkarmışlardır. Bu nedenle önemli bir zayiat meydana gelmedi.

ADNAN OKTAR: Askerin uğraştığı konulara bak. Adam kepazelik çıkarıyor, burada biz Kürt kardeşlerimizi korumakla uğraşıyoruz, Kürt annelerimizi korumakla uğraşıyoruz. Onlar da başımızı belaya sokmakla uğraşıyorlar. “Başımıza ne bela getirebilirler?” onlarla uğraşıyorlar. Hayırla uğraş kardeşim. Hasenatla uğraş, güzellikle uğraş. Mesela bak Amerika sekiz yüz milyon dolar harcadı kısa sürede, bombalamak için. Sekiz yüz milyon dolar. Sekiz yüz milyon doları orada garibanlara yiyecek olarak dağıtsan, kıyafet olarak dağıtsan, bayram etseler olmuyor mu? Ne kazandın? Hiç bir şey de kazanamadın. Bombalama ne? Amerikan aleyhtarları meydana getiriyor. Amerika’ya adamlar kin duyuyor, nefret duyuyorlar. Daha şiddetli bir mücadele azmi oluşuyor. Bu fayda değil ki, zarar bu.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey bugün tam söylediğiniz noktada açıklamalar vardı yurt içi ve yurt dışı gazetelerde de. Diğer muhalif gruplardan IŞİD’e çok fazla katılım olmuş.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yani bunu gören adam mesela evini bombalıyorlar “ne yapıyorsun?” diyorsun  “IŞİD’le mücadele ediyorum.” Binaya bomba atıyorsun sen. Dikkat ederseniz hep Kürt kardeşlerimizin, insanlarımızın tesisleri vuruluyor. “Yerle bir etti helal olsun. Amerika, IŞİD’İ” diyor. Kardeşim IŞİD o kasabayı işgal etmiş. Sen o kasabadaki trafoları vurduruyorsun, su depolarını vurduruyorsun, yiyecek depolarını vurduruyorsun, imalathaneleri vurduruyorsun ona da seviniyorsun. Zaten bunu IŞİD kendisi yapar normalde. Amerika bedava yapıyor. IŞİD’in amacı zaten o binaları bombalamak. Araziyi dümdüz hale getirmek. IŞİD’le müttefik haldeler şu an Amerika, bir anlamda, istemeden. Çünkü IŞİD’in en büyük ihtiyacı o binaların bombalanması. IŞİD için bu çok masraflı oluyor. Mesela C4 yerleştirmeleri gerekiyor yahut dinamit lokumu yerleştirmeleri gerekiyor çok masraflı, uğraşıyorlar. Binanın çökmesini zaten ister onlar. Binayı sen çökertiyorsun, bedava, havadan. Bir de sekiz yüz milyon dolar harcıyorsun. “Ben” diyor “amma da mücadele ettim” diyor “IŞİD’le” diyor. IŞİD savaş halinde olduğu için orada sağlam bina istemez. Savaşan adam sağlam bina istemez, hepsinin mevziiye dönüşmesini ister, yerle bir olmasını ister. Eğer kullanılan bina varsa, o şehri yeniden almak isteyecektir karşı güç. Ama o şehir yerle bir edilirse o şehri yeniden almak istemez karşı güç. Artık bitmiş, şehir yok çünkü “niye alayım?” der. Kullanılır halde ise almak ister. Amerika ne yapıyor? Kullanılır olmaktan çıkarıyor şehri. Dolayısıyla IŞİD’in kalesi haline geliyor. Bunu akıl edemiyorlar. Ben hayret ediyorum. Koyun sürülerini gitmiş bombalamışlar. Düşman geçiyor atla diye. Koyun sürüsüyle senin ne işin var?

“Kral nerede, Adnan Ağabey nerede?” diyor. “Diyarbakır’dan sana selam kral seni çok seviyorum. Ben spor hocasıyım” diyor. Diyarbakır’ın aslanı o Diyarbakır’ın. “Sorulara verilen cevaplar çok güzeldi. İşin şeriat boyutunu anlaşılacak lisanda çok hoş bir şekilde anlattınız. Allah razı olsun.” Mustafa Karadayı.

“Hocam Kurban Bayramınız mübarek olsun. Bu vesileyle Kurban Bayramı için sohbetinizde bize ışık olur musunuz?” Allah mübarek etsin. Allah tekrarına erdirsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu tezkere konusuyla ilgili “Suriye ve Irak sınırında Türkiye’den bağımsız gelişen durumlar var. Tüm bunların Türkiye’deki iç huzuru ve demokratik ortamı etkilemeden ciddi şekilde mücadele ediyoruz. Biz edilgen bir tavır almadık. Tezkereyi kelime kelime titizlikle hazırladık. Bazı bölümlerini ben kaleme aldım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tezkere zaten gerekir. Ama Suriye kendi askerinden getirebilir. Getirsin sınıra dizsin, güvenlik için yapıyorsa. “Yapamıyorum” diyor. Deli misin sen? O zaman bırak biz yapalım. Yahut ağa baban kimse sevdiğin, Rus askeri de olur getir diz. Bir şey dediğimiz yok kendi sınırına getir diz. Orada çoluk çocuğa kadınlara zarar gelmesin, bunu istiyoruz. “Zorla öldüreceğim” diyorsan o zaman senin aklın gitmiş demektir artık. Seninle nasıl muhatap olalım kardeşim? Ona da müsaade etmeyiz. Öyle şey olmaz. Çoluk çocuğu göz göre göre şehit ettirmeyiz. Aklını başına alacaksın. Sana her yolu gösteriyoruz. Kendin istiyorsan kendi askerini getir. İstiyorsan İran askerini getir, getir diz güvenli bölgeye. Beşer metre arayla diz. Zarar gelmeyecek bizim istediğimiz bu. “O yapmasın, bu yapmasın, ben de yapmam, sen de yapma.” O zaman aklın gitti yani. Olmaz.

 Birleşmiş Milletler de yani tam anlamıyla turist takılıyor bu aralar. Anlamazdan geliyor. Yüz binlerce insan şehit oluyor aklınızı başınıza alın. Nasıl insansınız siz? Yer yerinden oynuyor. Korktular Allahualem şoka girdiler. Akıl gitti bir kısmının. Korkuyla olacak işler değil bunlar. Havadan bombalama; Amerikan halkını yatıştırmak, Amerikan kamuoyunu yatıştırmak, Amerikan gururunu yatıştırmak için oluyor. Ama bak demin de söyledim. Binaların yıkılması gerekiyor zaten savaş için. Adam “ben bombalayayım” diyor. “Sen de içeriden vur. Ben dışarıdan vurayım, sen de içerden vur” diyor. “Ne yapıyorsun?” diyorsun “ben IŞİD’le mücadele ediyorum” diyor. Yaklaşık üç milyon insan var acil güvenlik bekleyen, sınırın öte tarafında. Suriye’nin umurunda bile değil. Rus donanmasına sığındı Esad. Orada yatıp kalkıyor. Keyfi yerinde. Ama oradaki halkın perişanlığını düşünmüyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Başbakan Esad’la ilgili “Esad’a herhangi bir Sünni güvenebilir mi artık? Suriye rejiminin de IŞİD gibi ciddi bir tehdit olduğu artık anlaşılmıştır” dedi.

ADNAN OKTAR: Onların da aklı gitti. Derin devlet kontrolünde. Esad’ın kendisi aslında laf söz dinleyecek bir tipti ama yalnız bırakmadılar ki onu. Artık ondan pek bir şey çıkmaz. Yapacak pek bir şey yok. Suriye ordusu da mahvoldu. Ama her hâlükârda tabii toparlayabiliyorlarsa kendilerini bir anlaşma cihetine gidilebilir. Hiç konuşulamaz diye bir şey yok. Şokta oldukları belli. Ama tabii bir Sünni kini vardır adamlarda. Bu halledilebilir ama konuşulur. Güvenli bölge oluşturarak yine halledilebilir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SESZGİN:  Irak’ın Ramadi kentinde orduya ait savaş uçakları saldırı düzenledi. Saldırıda yirmi IŞİD militanının öldürüldüğü bildirildi.

ADNAN OKTAR: Bir ölürler bin dirilirler. Öyle ondan netice alamazlar. Yirmi tane, on tane olur mu? On binlerce insan katılıyor oraya her gün. Asmayla, kesmeyle olmaz. Fikirle olur. Ama fikir için gurur yapıyorlar şu an. Yalvara yalvara gelecekler. Ve diyecekler ki “Allah rızası için bizi kurtar.” Kuran’da açık işaret var. Zülkarneyn’e geliyorlar “biz baş edemiyoruz, bizi kurtar” diyorlar. Asrın Zülkarneyn’ine gelecekler yakında. Bak dediğimize geldiler, dediler ki “fikirle.” Hepsi bas bas bağırıyorlar fikir. Hiç biri demiyordu fikir. İlk defa dünya kamuoyu, Amerikan Kamuoyu, Neokonlar ilk defa sözümüzü dinlediler. Israrla söyledikten sonra hiç söylemedikleri bir sözdü. Obama’ya da mektup yazdım bizzat okuduğu bir mektup. Kelimesi kelimesine o mektubu uyguladı. Dedi ki “fikirle mücadele etmek gerekiyor. Ama bizim fikrimiz yok” dedi. “Fikri bilen varsa ortaya çıksın konuşsun” dedi. Öyle olmaz. Geleceksin, ayağına geleceksin rica edeceksin o zaman olur. Olur mu öyle şey? Git bulun önce o adamı, o adamları git bul. “Ben bilmiyorum” diyor bayağı iyi biliyorsun, bayağı iyi biliyorsun. Gurur yapmayacaksın. Gurur yaparsan Allah seni daha da sıkıştırır, daha da canını yakar. Ben sana daha kaç yıl önce söyledim? Yirmi yıl önce söyledim. Bak dedim ki “Allah Kahhar ismiyle, Cabbar ismiyle zorla kabul ettirecek. Gönlünüze bırakmayacak” dedim. Şimdi biraz daha bize bastırsın bela diye mi bekliyorlar şu an? Azap biraz daha bastırsın. Azap istersen azap üstüne gelir. Bela istersen bela gelir. Bak şu aşamada nasihat ediyorum git bul ve rica et. Bulamadın, buluncaya kadar canın yanmaya devam edecek. Aksini kimse görmedi söylediklerimin. Bak yirmi yıl önce söylediklerimin aynısı çıktı. Alın bakın kitaplarımı yirmi yıl önce söyledim.

Evet, Fikret Bey buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yeni bir kararla şehit yakınlarımıza ve gazilerimize ücretsiz seyahat kartları hazırlandı.

ADNAN OKTAR: Çoktan olması lazımdı, çoktan. Biz bunu kaç sene oluyor? İki sene oluyor ben bunu söyleyeli. İki sene önce söylemiştim. Bismillah yine iyi, iki sene sonra da olsa. İki sene önce rica etmiştim hükümetten.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca vazifeleri nedeniyle hayatını kaybeden kamu görevlilerinin anne ve babalarına maaş bağlanmasındaki muhtaçlık şartı da kaldırılıyor.

ADNAN OKTAR: İnsaf muhtaç, zaten anneyse muhtaçtır. Her şeyi kolaylaştırmak lazım. Helal olsun. Biz vermiyor muyuz vergisini? Tamam, helal olsun.

Evet, Fikret ve Bülent Bey kardeşlerim.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu: “Kılıçdaroğlu’nun dün söylediklerine hayret ettim. Esad’ı Şam’da muhafaza etmek için, Sırf bunun için tezkereye hayır dediler. CHP’nin adı artık IŞİD’le anılacaktır. Bizim için ne Kürt, ne Sünni, ne de Arap var. Bizim için insan var” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii tezkereye herkes evet demek mecburiyetinde değil. Öyle olmasında da hayır var. Ret verenler de olması lazım, evet diyenler de olması lazım. O Türkiye’nin bir güzelliği, bir süsü o makul, onda bir şey yok. IŞİD’i niye desteklesin? Kimse desteklemez IŞİD’i. Bir kâbus dünyayı sardı. Neokonlar da biraz anlamazdan geliyorlar ama tam bir dehşet içindeler. Tabii bir Neokon nefreti yok bende, şefkatle bakıyorum. Çünkü Neokonlar her halükarda Mehdiyet’i savunan bir görüş. Zemininde Mehdiyet’i esas alan bir görüştür Neokon görüşü. Masonluk da, Rotaliler de, Bilderbek gurup da bunların hepsi Mehdiyet’i esas alırlar. Dikkatlice bakıldığında kafası çalışan bir adam anlar, çok sarih olarak onu ifade eder. Mesela masonlukta üçgen içinde bir göz vardır Allah’ın gözü olarak görürler. Mesela bir düğüm vardır; düğüm dünyanın sürükleneceği felaket ve onu çözecek gücü yani Mehdi (a.s)’ı simgeler, bütün düğümleri açacak güç olarak vurgulanır. Mesela anahtar, iki anahtar biri Mehdi (a.s)’a, biri İsa (a.s)’a bakar; çift anahtar, çapraz anahtar mason sembolüdür. İkisi de Mehdiyet ve Hz. İsa (a.s)’ın sembolü olarak yerini alıyor mason sembollerinde. Ama tabii masonluğa giren adam direkt bilmez. Diyorlar ki; “19. dereceden sonra dinsiz masonluk başlıyor. Hâlbuki 19. dereceden sonra asıl dindar masonluk başlıyor. 19. dereceye kadar dinsiz, imansızı da alıyorlar, hepsini alıyorlar. 19. Dereceden sonra Allah’a inananlar yükselebilir. 33 derece de Mehdiyet’i tam kavrayanlar 33. dereceye gelir. Yani Moşiyah’ın gelişini Mehdiyet’i tam kavrayan ve o sırları çözenler o dereceye getirilir.

“Türk askeri Müslüman’a karşı silah doğrultmaz. Hangi Müslüman’mış onlar? Açıklar mısın muhterem Hocam, PKK mı, IŞİD mi, YPG mi?” Hiç birine silah doğrultmaya gerek yok. Yani PKK’ya da silaha gerek yok, YPG’ye de. Zaten aynı bunların ikisi. IŞİD’e de. Silaha kafayı nasıl taktı bunlar? İlla silah. “Adamın kafasına kurşunu sıkacağım” diyor. Bir konuş. Bir ilimle, irfanla yaklaş. Bir kültürle, bilgiyle yaklaş. “Kafasına sıkacağım da, sıkacağım.” Başka bir şey bilmiyorlar. Kafasına bilgi enjekte et, kurşunu sokacağına kafasına. “Kurşun kolayca hallediyor” diyor. Deli misin? Dünya mahvoldu yani.

Burak Aksu, 1881. MKA, Herhalde Mustafa Kemal Atatürk demek istiyor. Aferin Atatürkçü’ysen çok güzel. Atatürk’ü seviyorsan iftihar ederiz. “Hangi inanca dayanarak kafa kesiyor?” Şirk inancı. Kuran’a dayanmıyor. O zaman böyle olur işte. “Sen anlatsana bunu bize.” Anlatıyorum ama dinlemiyorsun ki. Günlerden beri anlatıyorum. “Hani otuz dakikada ikna edebiliyordun?” Ben ikna etmeyeceğim. Hz. Mehdi (a.s) ikna edecek. 25 yıl önce yazdığım kitaplar duruyor Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili. Açın bakın. Birebir aynısıdır bütün gelişmeler. Irak’ın bölüneceğini yirmi yıl önce söyledim. Bölgeyi harita gibi gösterdim. Hepsini söyledik.

“Canım Hocam” diyor. “Adnan Bey” diyor. “Biricik Hocam, benim aklım kavurmada kaldı. Çıtır ekmekten bahsetmeseydiniz bu kadar aklıma takılmayabilirdi” diyor. “Onu da söyleyince dağıldım resmen” diyor. “Bu gece nasıl uyuyacağım?” diyor.

Fikret Demir, “Mübarek Adnan Bey” diyor. Bütün Müslümanlar mübarektir. Allah razı olsun. “Görüşmek için ne yapmamız lazım? Hangi camiye gideceğinizi ya da yerinizde ziyaret edelim.” İllaki camiinin adını öğrenmek istiyorlar yani. Ama bayram namazı ne zevkli oluyor. Çok güzel oluyor maşaAllah. Hep çocukluğumdan beri Ramazan’ın tadını en iyi şekilde çıkarırım hep, maşaAllah. Hep sevinirdik biz çocukken Ramazan geliyor diye. Ama hakikatten de acayip zevkli oluyor. Özellikle şu iftarlar, sahurlar çok çok renkli oluyor. Yaklaşık aynı şeyleri yiyor insan ama daha bir süslü oluyor. Sofralar daha özenli oluyor. MaşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Müslümanlar’la birlikte yemek de çok zevkli.

ADNAN OKTAR: Akşam anneannem ekmeği keserdi böyle. Yumurtaya bulardı. Ekmek balığı diye bir güzel bir şey yapardı. Kızartma yapardı zeytinyağında. O geleneksel vazgeçilmez bir şeydi. Bütün evlerde de yapılır, meşhurdur yani. Sahurların geleneksel yiyeceğidir yani. Tabii çay haliyle.  Peynirle beraber.

Şu an dünya Mehdiyet’e göre dizayn ediliyor. Onu anlatıyoruz ama materyalistler falan konuya çok yüzeysel baktıkları için göremiyorlar. Hâlbuki dikkatlice baksalar bütün Ortadoğu Mehdiyet için özel olarak dizayn ediliyor. Bütün bu savaşların kökeni, bütün bu olayların kökeni odur. Tarihi yönlendiren, tarihi şekillendiren, derinlerin derininde olan dünya devleti, tarihe şekil veriyor şu an. Yani nasıl söyleyeyim kapalı bir şekilde mi anlatayım, açık mı anlatayım? Mesela diyor ki “rivayetlerde siyah bayraklı adamlar vardır” diyor. Derin dünya devleti hadislere bakıyor. Kuran’a bakıyor. Tevrat’a bakıyor. Dünyanın perspektifini oradan çıkarıyorlar. Yani tarihin akışını çıkarıyorlar. Yani tarihi görüyorlar. Bak, Kuran, hadis, Tevrat, İncil de dâhil. Yani bunun özel uzmanları var. Ama öyle bildiğin uzman değil. Kimi yetmiş yaşında, kimi seksen yaşında, kimi doksan yaşında. Birçoğu haham yahut büyük âlim denilen insanlar. Tarihin akışını perspektifte gördüklerinde tarih ona göre dizayn ediliyor. Akışı ona göre yönlendiriyor. Şimdi özel olarak oluşturulmuş büyük sistemler var dünyada, yüzyıllardan beri faaliyet yapan. Beş bin yıldan beri faaliyet yapan sistemler var. Bunların amacı dünyayı eninde sonunda tek bir millet haline getirmek, İslam’ı dünyaya hâkim etmek. Bak, 5000 yıl önce kurulmuş bir yapılanma, beş bin yıldan beri emek veriyor bunun için. Gidin bakın. İsrail’de mağaralarda daha hala bakır üstüne o devrin mücahitlerinin yazılarını görürsün, bakır levhalar üstüne. O devrin mücahitlerinin. Şimdi tarihin öyle akacağını görünce, tarihi yönlendiriyorlar. Olay bu. Yani mesela komünizm, tarihin içinde bunu görüyorlar. Mesela büyük devletler kurulacak. Ve büyük dünya savaşı çıkacağını görüyorlar İncil’den, Tevrat’tan, Kuran’dan, hadislerden çıkarıp görüyorlar. Büyük dünya savaşları çıkacaksa tarih ona göre yönlendiriliyor. Daha Türkçe’si onu durdurmaya çalışmıyorlar o dönemde. Tarihin akışını kolaylaştırıyorlar. Bazı insanlara bu ürkütücü gelebilir. Ama böyle. “Siyah bayraklılar çıkacak” çıkacaksa çıkıyorlar yani çıkar. Bütün verilen bu emeklerin sonucu Mehdiyet’tir. İsa Mesih de, bak Hz. Mehdi (a.s)’a destek olmak için geliyor. “Ben senin vezirinim” diyor. Cenab-ı Allah alıp getiriyor kutsal emanetleri. Kutsal emanetleri bir seferde yok edebilirlerdi. Kaç savaş geçti? Kaç psikopatın eline geçti kutsal emanetler? Cengiz fitnesi oldu, Hulagü fitnesi oldu hepsini yakardılar kutsal emanetlerin. Ama illaki Mehdi (a.s)‘a teslim olacak. İstanbul; Bizans dünya devletiydi. Asla ve asla Müslümanlar’a, Türkler’e İstanbul’u vermezlerdi. Avrupa asla vermez. Ama Hz. Mehdi (a.s), Moşiyah çıkacak denince “o zaman ne diyelim?” diyorlar. “Kadere teslimiz o zaman” diyorlar. Tarih şekillendiriliyor. Mehdi (a.s)’la sonuçlandırılacak bu kadar. Onun için boş yere çırpınıyor karşıt güçler. Aslında bu sırları kapalı üslupla anlatan bir kitap hazırlayalım da, bu garibanlar bu kadar çırpınmasın. Direnince durduracağını zannediyor. Durduramazsın. Sen haşa Allah’la savaşmış olacaksın. Yapamazsın. Sen kadere boyun eğ. Durduramazsın.

“Tek bir zayiat vermeden savaş olur mu?” diyor. Türkiye savaşa girmiyor. Bizim savaşa hiç niyetimiz yok, öyle bir şey yok. Ne savaşı? Olursa cinayet olur. Müslüman’a kurşun sıkılmaz. Olmaz öyle şey. Ama Allah muhafaza hafezan Allah, bir yere gidersin adam yağmur gibi kurşun yağdırıyordur, asker kendini korur o zaman. Ama en fazla yaralayarak. Polis de öyle, polise kurşun sıkıyor benim aslanlarım da iki-üç polisi şehit ediyorlar. Yakalarken topuğundan vurup yakalıyorlar. Alnına sıkmıyorlar. Suratının ortasına sıkmıyorlar. Yapsa yapar ama yapmıyor. En fazla ayağından vuruyorlar. Adam öldürmeye kimse meraklı olmasın. Adam öldürmek bütün kainatı öldürmek gibidir. Bırak yaşasın, fikrini değiştir. Niye öldürüyorsun?

Hür Parti Platform. “Türkiye’nin hiçbir amacı yok, amacı olan Amerika. Erdoğan da onlara uyuyor” diyor. Yok, Tayyip Hocam delikanlı kabadayıdır, öyle bir şey yok. Bayağı akılcı hareket ediyor. Hiçbir zaman için de uymaz. Ne zoru, neden korkacak? “İki metre toprak benim yerim” diyor. Tayyip Hocam delikanlıdır, anlamamışlar. Öyle bir şey yok, hepsine meydan okur gerekirse. Öyle bir derdi yok onun.

Evet Fikret, Bülent kardeşler buyurun dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı, Joe Biden yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin terör örgütlerine milyonlarca dolar yardım yaptığını iddia etti. Ayrıca “Erdoğan, bana geçen hafta New York’ta Türk kara gücünün IŞİD’le savaşacağı yasadan bahsetti. Ama benim söylemememi istedi” diye de bir iddiada bulundu.

ADNAN OKTAR: Söylememeni istediyse niye söylüyorsun? Bizim milyonlarca dolarımız olsa millete, halka dağıtırız. Öyle bol paramız yok. Böyle münasebetsizliği bıraksın. IŞİD’in para kaynakları belli. Gidiyor gaspla alıyor. Bu kadar açık. Hazır paraya konuyor. Hazır silaha konuyor. PKK’nın silahları onların yedi ceddine yetecek kadar zaten. PKK’ya vermiş Amerika silah. Gidip onlar gasp edip, çöküp üstlerine alıyorlar işte o kadar açık. Bıraksınlar bunları.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bir fotoğraf vardı. IŞİD eğitim kampından görüntüler. Militanların üzerinde Amerika üretimi kurşungeçirmez yelekler dikkat çekiyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Kardeşim sen bunu PKK’ya vermişsin. Bak onlar da çığlık çığlığa kaçıp bunlara bırakmışlar. IŞİD’e bırakmışlar. Hepsi Amerikan malı. Silahlar Amerikan malı. Zırh Amerikan malı.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın bu akşam sonuna geldik. Yarın yine görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü