Harun Yahya

Sohbetler (6 Ekim 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk. Herkes hoş geldi, sefa geldi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan liderliğinde hava bombardımanı yapan koalisyon uçaklarının Ambar vilayete yönelik bombardımanında 18 sivilin hayatını kaybettiği belirtildi. Ölenlerin yakınları can kayıplarının uçakların yerleşim birimlerini vurması sonucu meydana geldiğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: İşte bunlar gece gündüz anlattığımız akılsızlığın yansımaları, Amerika’nın yüzyıllık hatası. Her şeyi silahla, bombayla. “Bir sıkarsın biter, bir bombalama.” Bittiği mittiği yok başın belaya daha çok giriyor. Kendinde hep nefret görüyorsun. Amerika bak yüzyıldan beri hep nefret edilen insanlar haline geldiler, büyük bir bölümü. Yazık günah değil mi? Niye kendini nefret ettiriyorsun? Kendini sevdir. Ne gerek var? Karşında yanlış fikirden oluşan bir terör hareketi var, bir şiddet hareketi var, o fikri düzelteceksin. Düzeltmiyorsun, düzeltene de yardımcı olmuyorsun. “Ben en iyi bombalamayı bilirim” diyorsun. Sevgi, şefkat, araştırma, okuma bu kadar mı zor? Havadan bomba atacağına kitap at, herkes okur. Broşür at, anlat. İlla bomba atacak. Bak gidip sivilleri vuruyorlar, yazık günah onlara. Hayır, terörist de olsa, ona da yazık günah. Bilmiyorsun ki onun cinayet işlemiş mi, işlememiş mi? Cinayet işlemiş olsa bile yargılanması gerekir. Belki ailesi affedecek. Yanlış.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey HDP, Türkiye’nin Kobani’ye yardım etmemesi gerekçesiyle halkı sokağa çağırdı. Şu anda Siirt, Şırnak, Mardin’de sokak olayları var. Birkaç yerde de otobüsler yakılmış. Kadıköy’de ve Okmeydanı’nda bir gurup olay çıkarıyorlar. TEM’de de yolu kapatmışlar.

ADNAN OKTAR: Tamam hepsini birden toptan Kobani’ye gönderelim. Gelsinler otobüslerle doldurup gönderelim Kobani’ye. Ne yapacaklarmış bir bakalım? Ciyak ciyak bağırarak kaçarlar. Yapmasınlar bunu böyle. Ucuz kabadayılık Türkiye’ye bu çok ayıp bu.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Evet, bakayım. Bunların işte tamamını, alayını toplayıp götürmek lazım Kobani’ye. Deli gibi kaçarlar hiçbir şekilde de böyle bir şey olmaz. Türkiye’yi kolay görmelerinden kaynaklanıyor.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraftaki yanan yerin Adana olduğu söyleniyor. Yürüyüşün yapıldığı yer de TEM olarak belirtildi.

ADNAN OKTAR: Bunlar demokratik ülkelerde falan da öyle kabadayılık yapıyorlar, bağırıp çağırıyorlar. Kardeşim gittiniz, geri döndünüz. Kobani’ye gidiyoruz dediniz, yalvararak geri döndünüz, ağlayarak. Gitmezsiniz. “Türkiye’ye yardım etsin” diyorsun. “Türkiye yardım etsin” dediğin nedir? “Türk askeri gitsin” diyorsun. Türk askerini sen vuruyorsun, kahpelik yapıyorsun. Dürbünlü kara binayla mağaranın içinden vuruyorsun. Asker bırakmıyor ki gidecek asker, vurup şehit ediyorsun. Çok çok samimiyetsizler, çok. Ama bu çocukların tabii bir bölümü provoke edilmiş gençler. Hiç haberi bile yoktur ne yaptığından. İleriki yaşlarda daha aklı başına geliyor, olgunlaşıyor. Yaptıklarına gülüyor yani.

BÜLENT SEZGİN: Salih Müslim’in “Kürt halkı ayağa kalksın” çağrısı için Twitter’da şöyle yazmışlar. “Müslim; “Kürt halkı ayağa kalksın” demiş. Kandil yatsın, peşmerge yatsın, sen kaç, gariban Kürt ölsün” değil mi?

ADNAN OKTAR: Tam cevabı okka gibi oturtmuşlar hakikaten.

“Programınızı severek ve hayranlıkla izliyorum.  Fikirleriniz ayaklarımı yerden kesiyor. Çocuğuma da sizi örnek gösteriyorum. Gönülden bağlıyım size. PKK ve IŞİD konusundaki fikirleriniz dünyayı aydınlatıyor. Şu anda Amerika’dan sizi izliyorlar ve size bir soru soracağım. Cemil Bayık ovada savaşmıyormuş. Nöbette uyuyan Türk askerini vurmak kolaydı da, canlı canlı kafa kesen IŞİD’e karşı savaşmak mı zor geliyor?” diyor. Onlarda ayrı bir psikopat. Ama korkaklıklarına da gülüyorum tabii. Mesela bak her yerde şamata yapıyorlar. Kobani zor mu? İsteseniz gayet kolay gidersiniz ama işinize gelmez. Bak Cemil Bayık da ne diyor; “Mağaradan iyi oluyordu” diyor  “ovaya inemem ben” diyor. Tir tir titriyorlar kabadayılık yapanlar. “Türk ordusu gitsin.” Türk askerini ne kadar kolay görüyorlar. Hem vuruyor Türk askerini, hem hakaret ediyor, hem de “gitsin Kobani’yi kurtarsın” diyor. Ağa babalarına söyle, Amerika’ya söyle, Amerika kurtarsın seni. İngilizlerle kol kolasın, git onlara söyle. Avrupalılara söyle. Türkiye’nin bölünmesi için can atıyorlar. Niye Türkiye’ye söylüyorsun?

TARKAN YAVAŞ: Esad’la da işbirliği yaptılar, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Nerede kalleş pis iş var, PKK onun içinde. Nerede ahlaksızlık, aşağılık hareket var, PKK onun içinde. Yani bunların ana mesleği kahpelik. Canım benim asker çocuk mesela nöbet tutuyor, otomatik silahla 1500 metreden vuruyorlar. Nereden geldiği de belli olmuyor. Sonra da onu bir yiğitlik gibi anlatıyor. Sen kahpesin kardeşim, kalleşlik yapıyorsun. Ondan sonra diyor ki vurduğu askere “git beni Kobani’de kurtar” diyor. Yani adamların utanmazlık, hayasızlık, cibilliyetsizlik her şeyini yaşamalarını hayret ediyorum.

TARKAN YAVAŞ: Ağır silah istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Dalga geçer gibi konuşmaları bunların.

TARKAN YAVAŞ: Evet çok acayip. Akılları gitti Hocam, siz söylemiştiniz gerçekten tutarsız.

ADNAN OKTAR: Türk askerini sen seviyorsan saygılı ol, nezaketli  ol, koru, kolla. Gece gündüz hakaret ediyorsun. Türk bayrağına hakaret ediyorsun. Türk bayrağıyla donanmış Türk ordusunun oraya gitmesini istiyorsun ondan sonra da.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD Kobani’nin merkezine bayrağını dikti. Ancak çatışmalar hala devam ediyor. Kobani’nin merkezinde şehir savaşı başladığı belirtiliyor. Bu gelişmenin ardından NATO da yeni bir açıklama yaptı. Açıklamada “Türkiye’nin güvenliğini sağlamak için harekete geçebiliriz” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin güvenliğini?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Herhalde espri yapıyorlar, Türkiye’yle ne alakası var bunun? Kobani’deki olayın Türkiye’yle ne alakası var? Allahualem onların da şuuru kapandı. Çünkü onlar PKK’nin Türkiye’yi böleceğini zannediyorlardı, bölünecekken onlar böyle nohut çorbası gibi olunca şuur gitti. Bak “Türkiye’ye yardıma hazırız” diyor. Gelirler de hakikaten. Gitsin PKK’yla uğraşsınlar. Bizim şu an yardıma ihtiyacımız yok. Olduğunda söyleriz. Avrupa PKK’ya çok güveniyordu. Yani Türkiye’yi böleceğinden emindiler. Bu hiç hesapta olmayan bir şey oldu. Amerika da ağzının suyu akıyordu bölecekler diye. Hatta bu IŞİD meselesinden bir hız alıp onlara ağır silahlar vermeyi de düşünüyorlardı. Fakat baktılar ki verilen silahlar anında onlara geçiyor, ondan vazgeçtiler. Şu an Türkiye’yi bölme ümitleri kalmadı. Allah çünkü PKK’yı helak etti. Mesela bu Amerika’nın gururunu çok kıracak bir şey. Avrupa’nın da gururunu çok kıracak bir şey. Şimdi tabii bu durumda bunu hazmetmek istemeyeceklerdir. PKK’lılar da şu an Kobani’de yerle bir vaziyetteler. Direniyor mireniyor diyor ama adamlar bayrağı dikmişler. Nerenin direnmesi?  Yani neticede Allah hiç ummadıkları bir yerden helak getirdi ayete uygun olarak. Allah’ın gücünü hesap etmediler. Allah diyor ayette; Onları, hiç ummadıkları bir yerden yavaş yavaş helake yaklaştırırım” diyor.

Suruç ve diğer yerlerden gelen Kürt kardeşlerimiz var, bunların sürekli insani yardıma ihtiyaçları var. Bu sokaklarda bağırıp çağıranlar gitsinler Kürt kardeşlerimize yardım etsinler. Onların işlerini yapsınlar. Çok fazla insana ihtiyaç var onlara yardım etmek için. Yapmıyorlar. Sokakta suratını kapatıyor, elinde Molotof kokteyli, bağırıp çağırıyor. “Kobani’ye Türkiye yardıma gitsin.” Seni bir göndersinler tam donanım, gitmezsin. Bu çok samimiyetsiz rahatsız edici bir durum. Sınırdaki Kürt kardeşlerimize de yardım etmiyorlar. Onların hizmete ihtiyacı var. Ama Türk polisine burada saldırmak kolay onlar için, zevkli geliyor yani, eğlendirici geliyor. Bütün millet bunlara, bunların adına utanarak bakıyor. Yani o kadar kendilerini küçük düşürüyorlar ki, insanlar bunlara hem hayretle, hem esefle, hem de gerçekleri öğrenmiş olmanın huzuruyla bakıyorlar. Bunların ipliği pazara çıktı. Ne oldukları artık anlaşılmış oldu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kobani’deki çatışmalar sınıra çok yakın bir bölgede cereyan ettiği için Suruç’un sınır hattındaki mahallelerde tedirginliğe yol açıyor. Bu nedenle Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral  Hulusi Akar, Suruç’a geldi. Onlarca tank Suriye’yi gören hakim tepelerekonuşlandırıldı.

ADNAN OKTAR: Yok, IŞİD’in Türkiye’yle işi olmaz. Devamlı söylüyorum ama bir çatışma ortamı olduğu için kazara mermi falan isabet edebilir, gelebilir. Onu da yine IŞİD yine yapmaz. PKK’lılar yapıyorlar. Türkiye’yi tedirgin etmek için falan o bölgeden, o taraftan ateş ediyorlar. IŞİD bu konuda son derece titiz. Böyle bir tavır içerisine girmez IŞİD. Tabii onların şirk içinde olduğunu, zulüm yaptıklarını görüyorum. Ama stil olarak böyle bir şeye girmezler.  Şimdi bu Kobani’de PKK’ya karşı mücadele var. Bu mücadeleyi yapanların başı Kürt. IŞİD’in komutanı Kürt ve Kobanili, Kobani’nin yerlisi. Orada mücadele yapanlar da yine büyük bölümü Kürt. PKK’dan nefret ettikleri için bunlarla savaşıyorlar. Yöntem yanlış ayrı ama hepsi Kürt mücadele edenlerin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CNN’nin ünlü programcısı Christiane Amanpour, Başbakan Davutoğlu ile Türkiye’de bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajdan basına yansıyanlara göre; Sayın Davutoğlu Türkiye’nin karadan asker gönderebileceğini ama bunun ancak ve ancak Amerikan stratejisinin Esad’ın peşine düşmeyi de içerdiği noktada gerçekleşebileceğini söyledi. Askeri koalisyona Suriye içinde uçuşa yasak ve güvenli bölgeler oluşturması halinde katılacaklarını belirtti.

ADNAN OKTAR: Evet, güvenli bölge adacıklar şeklinde küçük cep bölümleri oluştururlarsa orada gelen kardeşimiz rahat eder. Kürtler de, Araplar da hepsi rahat ederler. Türk askeri de bir çerçeve güvenlik sağlar.

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Öcalan “Kobani ile ilgili görüşme yaptınız mı?” sorusu üzerine şunları söyledi; “Kobani’deki insanlarımız direnecekler. IŞİD’e hiçbir taviz vermeyeceğiz. IŞİD yapay bir örgüttür. Bugün IŞİD’i destekleyenlere yarın IŞİD büyük bir sorun olacaktır. Direnmek zorundadır halkımız” dedi.

ADNAN OKTAR: Direnecek bir yer kalmadı. Bir kere halk direnmiyor PKK direniyor. Acayip bir zulüm sistemi getirdiler. O zulmün içinde kendileri boğulmaya başladı bu sefer. Türk askerine kahpelik yapanları Allah doğranma cezasıyla cezalandırıyor. Bela belanın içine geçti. Allah onu ona kırdırıyor, onu ona kırdırıyor. Müthiş bir zulüm ortamı ve acımasızlık ortamı dikkati çekiyor. Bir de Kobani diye bir yer kalmadı. Dün akşam Kobani düştü. Ama adamlar şu an kesme işlemiyle uğraşıyorlar. Onları doğramakla uğraşıyorlar. Bu zulmü onlara onlar öğrettiler. Bu acımasızlığı, bu dehşet politikasını. Kendi kitaplarında dehşetin vazgeçilmez bir yöntem olduğunu anlattılar. Dedik ki bak “sevgiyle, merhametle, şefkatle yaklaşın, bu dehşet sizi boğar” dedik. “Yok” dediler, “Marksizm’in, Leninizm’in gereği dehşettir, şiddettir”. Bak dehşet ve şiddet seni mahvetti işte. Acımasızlık seni mahvetti. Şimdi de yalvarıyorsun. Hani dehşet ve şiddet gerekiyordu? Hani Marksizm’in, Leninizm’in gereğiydi? Niye bağırıyorsun, yalvarıyorsun o zaman? Öbürleri de diyor ki “Türkiye yardım etsin.” Haydi siz gidin. Hayır onlara yardım etmiyorsanız Güneydoğu’da Kürt kardeşlerimize yardım edin. Onu da yapmıyorlar. Bira içip Molotof kokteyli atmakla uğraşıyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Abdullah Öcalan kardeşi Mehmet Öcalan kanalıyla şöyle bir açıklama yaptı; “oyalama taktiklerle bu iş çözülmez. Çözüm için 15 Ekim’e kadar biz bekleriz. Ondan sonra da yapacağımız bir şey kalmaz” dedi. “Çözümü müzakere diye bir şey yoktur. Yapay bir yapıdır. Artık buna dayanamıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne yapacak? Türk devletine saldıracak. Eğer varsa bir kabadayılığı gitsin IŞİD’e saldırsın. Türk devletine durup durup kabadayılık yapıyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Eylül sonuna kadar alan diyorlardı, “zor tutuyoruz PKK’lıları” falan diyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu o kadar münasebetsiz bir şey ki, madem o kadar güçlüsünüz, madem öyle kabadayısınız bak kabadayılık yapacağınız hasmınız karşınıza çıktı ve sizin adamlarınızı doğruyor adamlar pırasa gibi. Gidin onlara kabadayılık yapın. “Yok” diyorlar, “biz korkarız, mağaraya alıştık biz, mağaradan dışarı çıkamayız. Ama Türkiye’de kabadayılık yaparız” diyor.  “Mağaradan ateş ederiz” diyor. Bak, sizi gelir IŞİD mağarada da boğar, belanızı aramayın. Bu kadar zulmü istemeyin. Zalimliği bu kadar istemeyin. Zalimliği bu kadar savunmayın. Tavuk gibi orada da sizi boğazlarlar. Akılsızlık yapmayın. Türk devletine saygılı olun. Türk milletine saygılı olun. Gösterilen şefkati, saygıyı, hürmeti, nezaketi yanlış anlamayın. Nezaket varsa kabadayılık yapılır mantığındalar. Bak İran bunların kafasını eziyor, İran’a itlik yapmıyorlar. Ama Türk devletine karşı hırlamayı makul görüyorlar. İran’da niye kabadayılık yapamıyorsun? Çünkü senin hoşafını çıkarıyorlar. IŞİD’e niye kabadayılık yapamıyorsun? Çünkü iflahını kesiyorlar, pırasa gibi doğruyorlar.  “Türkiye’ye de kabadayılık yaparız biz” diyorlar. “Bomba da atarız, Molotof kokteyli atarız, polisi taşlarız, gerekirse kurşun da sıkarız.” Niye? “Çünkü demokratik bir cumhuriyet” diyor. “Şefkatliler, merhametliler” diyor. “Nezaketliler, biz onlara böyle davranırız” diyorlar. İran’a? “İran çok vahşi” diyor. “dehşet saçıyor.” IŞİD? “O adamı doğruyor tavuk gibi, ona da kabadayılık yapmayız” diyor. “Ama Türk devletine yapacağız” diyor. Bunun adına ahlaksızlık denir. Terbiyesizlik denir, başka bir şey denmez yani.

BÜLENT SEZGİN: Hükümete 15 Ekim’e kadar tarih vermişler. 

ADNAN OKTAR: Düğün tarihi mi? IŞİD’e 15 Ekim’e kadar süre versinler. Öyle kabadayılıkları varsa gitsinler IŞİD’e böyle bir ültimatom versinler, yahut İran’a böyle bir ültimatom versinler öyle bir kabadayılıkları  varsa. Türk devletine kabadayılık yapmayı bıraksınlar.

Türkiye’deki solcuların bu kadar feryat etmesi Allah’ın belayı ne kadar güçlü tuttuğunu gösteriyor. Cenab-ı Allah Müntekim’dir, intikam sahibidir. Cabbar’dır, Kahhar’dır. Cenab-ı Allah’a yalvardım. “Ya Rabbi Türkiye’yi bölmek isteyenleri helak et” dedim. “Helak et Ya Rabbi” dedim. “Helak et Ya Rabbi” dedim. Cenab-ı Allah duamıza icabet etti. Şu solcuların içler acısı haline bak. Yani şu durumun vehametine bak. IŞİD, PKK’yı gördüğü yerde boğazlıyor, benim gördüğüm. Bunu onlara öğreten kim? PKK’ydı. Şiddeti kim öğretti onlara? PKK öğretti. Dediler ki “her şey şiddetle hallolur, dehşetle hallolur.” “Nereden çıkardınız?” dedik. “Lenin böyle söylüyor, Marks da  böyle söylüyor” dediler. “Şiddet hayatın ihtiyacıdır. Sosyal hayatın en önemli ihtiyacı şiddettir. Tez anti-tez vardır. Tezle anti tez çatışır. Bu şiddet demektir ve şiddetten de netice oluşur” diyorlardı. IŞİD ne dedi?  “Ne kadar güzel konuşuyorsunuz” dedi. “Dediğinizi uygulayayım” dedi. Şimdi niye bağırıyorsun?  IŞİD’e sen öğretmedin mi bu şiddeti, dehşeti? Adam da uyguluyor sana işte, tavuk gibi boğazlıyor seni. Adam boğazlamayı sen öğrettin onlara. Onlar da seni şu an tavuk gibi boğazlıyorlar. Sivil halka IŞİD’in bir saldırısı yok. Sivil halk geldi buraya, özenle onları ayırdılar, vakit de verdiler. “Efendim sivil olanlar, çocuklar, kadınlar geçsinler. Türkiye tarafına da geçebilirler, nereye geçiyorsa geçsinler. Onlara söz yok” dedi IŞİD. “PKK burada kalsın bırakmayız” dediler. PKK da orada kaldı. Şu an onları tavuk boğazlar gibi boğazlıyorlar. Şu anki işlem o, devam ediyor. Bayrak dikip yani sabaha kadar devam eder benim kanaatim. Boğazlayarak, özellikle keserek öldürmeyi düşünüyorlar. Bunu öğreten PKK’ydı. Şiddet eken, şiddet biçiyor. Dehşet eken, dehşet biçiyor. Allah’tan belalarını istediler, Allah da belalarını verdi. Allah bak ayette diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım anlamıyorlar. “Onları hiç bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş helake yaklaştıracağım ve helak edeceğim” diyor Allah. Allah yaptı mı? Yapmadı mı? Yaptı. Sözünü tuttu mu? Tutmadı mı? Tuttu. Allah diyor ki “ben sözümü tutarım” diyor. Allah belanızı verdi. PKK’yı Allah helak etsin. Helak etsin. Helak etsin. Yüz binlerce askerimizi, polisimizi, masum delikanlımızı şehit ettiler. Şehit anneleri her gece ağlıyorlar, her gece. Birçok insanın umurunda değil.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey Öcalan’ın sözü vardı.  “Ben bu yüzyılın Lenin’iyim” diye.

ADNAN OKTAR: “Ben bu yüzyılın Lenin’iyim.”

AYLİN KOCAMAN:  Evet. Lenin’in de zaten sözü var siz çok iyi biliyorsunuz inşaAllah. “Terörü hiçbir zaman reddetmedik prensip olarak” diyor “ve asla reddetmeyiz” diye sözü var.

ADNAN OKTAR: Adam, Abdullah Öcalan diyor ki -haşa- “Ben Allah’ım” diyor. Yani “tapacaksanız bana tapın” diyor adam, açık açık söylüyor. “Önce Allah’a inanıyordum” diyor “sonra düşündüm” diyor “kendimin Allah olduğunu anladım” diyor. “Tanrı olduğumu anladım” diyor. Özellikle bak Abdullah Öcalan kendini Tanrı gibi tanıttı, dini reddetti, ahlakı reddetti, aileyi reddetti. Kürt halkının ana inançlarını yok edecek bir üslup kullandı. Mesela Abdullah Öcalan diyor ki: “Bizim dinle ilişkimiz yok” Kürt halkı çok dindar bir halk. “Dinle ilişkimiz yok” ne demek? Mesela “halkımız Tanrı’dan, imandan kopmalıdır” diyor. Halk buna isyan etti işte. Şu an Kobani’de olan olay bu. Kobani’de şu an çatışmayı yapan IŞİD’in tamamı dindar gençlerden oluşuyor ve hepsi Kürt. Dışarıdan geldi zannediyorlar. Kobani’nin yerli halkı şu an onları boğazlıyor. Ama şiddeti bunlar öğrettiler onlara, dehşeti bunlar öğrettiler. Yıllarca dedim bak şefkatle, merhametle, sevgiyle, bilimle, akılla yaklaşalım. Bu şekilde hallolur dedim. “Yok” dediler “bizim dediğimiz doğru.” Al bak başına belayı zaten aldın.

“Erkeksen sokağa değil Kobani’ye git.” Beşiktaş’ta, Kadıköy’de eylemle ne alakası var? Yapacaksan olay Kobani’de olduğuna göre bin otobüse git o ilgili yere yaklaş. İstiyorsan, becerebiliyorsan bir git bakalım ama sıkar yani bayağı sıkar. Türk askerini o kadar kolay görmek de yakışık almıyor biraz ayıp yapıyorlar. Bunu diyenlerin hiçbiri Kobani’ye gidemez hiç biri yani hepsi sıkar, gidemezler. Gidenler de geri döndüler zaten. “Koalisyon güçleri bombalasın” diyor halkı bombalatıyorlar. “Türk askeri gitsin” diyor. O zaman sen git. Niye Türk askerini o kadar kolay görüyorsun? Elinde Molotof kokteyli ile bağırıyorsun. Madem öyle kabadayısın, git bir görelim bakalım. Hayır, uzakta değil zaten çok Kobani. IŞİD görünüyor baktın mı mevziden görünüyor. Adamlar hemen karşıdalar. Bir çılgınlık yapıp sınırı koşup geçebilirsin. Tavsiye etmem tabii, yapma da. Ama bak bakalım ne oluyor? Türk askerine, Türk polisine benzemez onlar. Türk askerine, Türk polisine kabadayılığı bırakacaklar. Başı sıkıştı mı “Türk askeri kurtarsın.” Türk askerini vuruyorsun sen, hakaret ediyorsun. Kadıköy’de bağırmayla olmaz, git ilgili yerde bağır. Tabii ki tavsiye etmem sınırı geçsin, olay çıkartsın demem. Ama yapamaz zaten, yapmaz yani sıkar, yapamaz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Salih Müslim şimdi bir açıklama yaptı. “Kim ne yapacaksa şu anda yapsın, halkımız her tarafta ayağa kalksın” diyor “silah istiyoruz ama parasıyla bile vermiyorlar” diyor.

ADNAN OKTAR: PKK’nın silahı bölgedeki hiçbir güçte yok. Hepsini IŞİD ellerinden aldı. Üstlerine çöktü, koyun boğazlar gibi bunları doğradı ve silahlarını da ellerinden aldılar. Amerikan yapımı silahlar, Amerikan yapımı zırhlar yani çelik yelekler hepsi Kobani’de onların eline geçti. Silah yok diye bir şey yok. Ağır makineliler ,her şey var. Havan topları hepsi var. Yani roket de var, hepsi var. Ama hepsini IŞİD’e verdiler korkudan. “Korktuk” diyemiyorlar. “Korkağız” diyemiyorlar. Kadıköy’de bağırmak. Kafenin önüne çıkıp bağırıyor. Git olay yerinde bir bağır bakalım. Bağırabiliyorsan.

AYLİN KOCAMAN: Solcu bayrakları oluyor genelde.

ADNAN OKTAR: Tabii. Git IŞİD’in mekanında bağır bakalım. Bağırabiliyor musun? Türk ordusuna ne kabadayılık yapıyorsun? Türk milletine ne kabadayılık yapıyorsun? Tabii ben gidip sınırı geçsinler, olay çıkarsınlar demiyorum. Ama bak sıkar yapamazlar zaten. Yani komik duruma düşmesinler. Zavallığı bıraksınlar. Rüzgar eken fırtına biçiyor. Felakete teşvik etmediniz mi? Belayı teşvik etmedin mi? Şiddeti, acımasızlığı değil mi? Şiddeti anlatan bunlar değil miydi? Adam da uyguluyor işte. “Lenin böyle diyor” diyordunuz. İşte yapıyor adam da. Gece, gündüz dedik. Merhametle, şefkatle, ilimle, irfanla, akılla, güzellikle olur bu işler dedik. “Yok” dediler. “Şiddetle olur” dediler. Buyurun. Şimdi de olduğu yerde sıçrıyor. Git de bir olay yerinde sıçra bakayım ne oluyor? Daha hala Kobani muhabbeti. Kardeşim, Kobani düştü. Aldı adamlar. Hepsini de doğradılar. Öyle bir konu yok. Dün gece sabaha kadar doğradılar PKK’lıları. Allah ayette diyor: “Kalplerine korku salacağım” diyor. Bak “Kalplerine korku salacağım.” Kendi kalelerini kendi elleriyle yıktıracağım” diyor Allah. ”Bak, “Kendi kalelerini, kendi elleriyle yıktıracağım. Ve bela onlara hiç ummadıkları bir yerden gelecek” diyor. Allah doğru söyledi. Ve dediğini yaptı. Artistliği bıraksınlar. Kurtuluş istiyorlarsa Allah’a sığınsınlar. Bunun dışında kurtuluş yok. Cenab-ı Allah diyor ki; Araf suresi,95’te; “Bunun üzerine” diyor Cenab-ı Allah “Biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken” şeytandan Allah’a sığınırım. Yani hiç ummuyor nereden geleceğini “apansız, kıskıvrak yakaladım” diyor Allah. “Gördünüz mü?” diyor Allah, “belanın nasıl olduğunu?” diyor. Ayette “gördünüz mü şimdi?” diyor. Bunlar Allah’a -haşa- meydan okuyorlardı. Allah helak etti, konu bu.

IŞİD öyle onların artistlik yapacak, kabadayılık yapacağı gibi bir yapılanma değil. Adamların hiçbiri ölümden korkmuyor. Hepsinin eline çakı vermişler. On santimlik, on beş santimlik yatırıp doğruyor adam. O kadar yani. Allah’a iltica etmek akıllarına gelmiyor. “Bizi Avrupa kurtarsın” diyor. “Koalisyon güçleri kurtarsın. Allah kurtarsın” demiyor. Daha hala. “Allah kurtarsın. Ya Rabbi sana iltica ediyorum” desene. Değil mi? Allah’ın merhametine sığınsana. Koalisyon güçleri bombalasa seni bombalıyor zaten. Anneni, bacını bombalıyor. Çoluk çocuğu bombalıyor. Ona da seviniyor. Zılgıt çekiyor, alkışlıyor. Kendi binanı yıktırıyorsun. Kendi kardeşini şehit ettiriyorsun. Aklını başına al. Bir de üstüne para alıyor Amerika. Peşin alıyor. Bir hafta bile beklemiyor. Bombalamadan önce “ben bombalayacağım” diyor. “Şu kadar para vereceksin” diyor. Suudi Arabistan ödeme yapıyor. Kuveyt ödeme yapıyor. Dolar olarak. Parayı çektikten sonra bombalamaya başlıyor Amerika. Peşin, “paramı peşin vereceksin” diyor. “Madem benim bombalamamı istiyorsun” diyor. Müslüman’ın parasıyla, Müslüman’ın petrol paralarıyla, Müslüman’ın vergileriyle alınan haracı, ki haraca çeviriyor Amerika. Müslüman alemine bela olarak sunuyor. Ve ona zılgıtla seviniyorlar. İftihar ediyor. “Ne güzel bombaladı” diyor. Alkışlıyor bombalama başladığında. Biraz sonra babasının ölüsünü getiriyorlar. Kardeşlerinin ölüsünü getiriyorlar. Seviniyor ona. Allah’a iltica edip, Allah’a yalvarmak akıllarına gelmiyor.

Allah diyor k; Enbiya suresi,40’ta, şeytandan Allah’a  sığınırım. “Hayır; onlara bela apansız gelecek de böylece onları şaşkına çevirecek” diyor. Üsluplarındaki şaşkınlığını görüyor musun? Nasıl acayip ifadeleri. Birbiriyle çelişik, yani şok ifade eden konuşmalar oluyor. “Türkiye silah versin. Kobani direnecek” diyor. Gitmiş orası, mahvolmuşlar. Doğramışlar. “Silah versinler” diyor. Silah verdiler hepsini topladı IŞİD. Ellerinden aldı. Amerika kurşungeçirmez yelek dağıtmış YPG’ye, PKK’ya hepsini ellerinden almışlar. Amerikan malı. Onunla gövde gösterisi yaptı IŞİD. Amerikan silahlarıyla. Böyle dişleri parlıyor. Ellerinde de silah gösteriyorlar. “Hepsinin ellerinden aldık” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü