Harun Yahya

Sohbetler (12 Ekim 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz.

Evet başlayalım.

KARTAL GÖKTAN: Konya’dan havalanan Skorsky tipi bir askeri helikopterle saat 12:25’te bağlantı kesildi. Akşam saatlerine doğru askeri helikopterin Kartepe İlçesi’nin Karaağaçlı bölgesine düştüğü yönünde haberler geldi.

ADNAN OKTAR: Şehit var mı?

KARTAL GÖKTAN: Dört şehit olduğu söyleniyor şu anda Hocam.

ADNAN OKTAR: Ah benim aslanlarım ah, Allah rahmet etsin. Allah bize de nasip etsin öyle güzel makamı, maşaAllah. Bu helikopterde paraşüt olayı olmuyor mu bunlarda, nasıl oluyor böyle bir şey?

CEYLAN ÖZBUDAK: Son ana kadar kurtarmaya çalışıyor olabilirler.

ADNAN OKTAR: Neyini kurtaracaksın son ana kadar? Boş araziyse bırak gitsin. Canı önemli. Helal olsun, onun gibi yüz helikopter feda olsun onlara. Ne olacak yani? Ama canlarım benim, herhalde son ana kadar, o doğru değil. Onu komutanları uyarsın çocukları, aslanlarımızı. Baktılar dengesi ayarı bozuldu tamam açık arazideyse bırak gitsin, ne oluyorsa olsun. Ama onlarda bir paraşüt olayı yok herhalde değil mi?

OKTAR BABUNA: Hazır olmayabilir evet dediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Mesela jette var çok iyi. Basıyor düğmeye koltuğu fırlatıyor konu bitiyor. Cana gelecek mala gelsin önemli değil. Kurtarma diye bir konu olmaz. Öyle şeylerde genel tedbir alınır. Jeti kurtarmak, helikopteri kurtarmak neyini kurtaracaksın? Cayır cayır yanıyor, alev almış işte. Bitti yapacak bir şey yok. Bas düğmeye kurtar kendini. Helikopterin öyle bir kanunu var mı? Ona bir bakalım. Yoksa ona bir teknik bizim kendi mühendislerimiz de bulur. Jette oluyor da onda niye olmuyor? Bir şekilde atsınlar kendilerini. Bir yolu yordamı vardır.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Irak Anbar’dan gelen son dakika haberlere göre, IŞİD 40 bin kişiyle Irak’ın en büyük kentini kuşatmış. Ve Anbar Emniyet Müdürü öldürülmüş. Adım adım Bağdat’a yaklaşan IŞİD’e karşı Bağdat’ta on bin asker konuşlandırılmış durumda. Bölgeye yaklaşık bin beş yüz Amerikan askerinin de Irak ordusuna danışmanlık yaptığı iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Bir kere Amerikan askerleri hemen kaçsın. Yani hiç, tavsiye ederim hiç vakit kaybetmesinler anında kaçsınlar. Hepsini doğrarlar, özellikle onları doğrarlar. Önden bir kaçsınlar. Daha Türkçesi hepsi kaçsın, ben tavsiye ederim.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca IŞİD’in Çeçen asıllı komutanı sıradaki hedeflerinin Rusya olduğunu söylemiş.

ADNAN OKTAR: Hoppala hayırdır inşaAllah. Rusya’yı bıraksınlar. Olayı genişletmeye gerek yok. Onların yeri orası. Hadiste onlar orada bir faaliyette bulunacaklar. Yanlış ama böyle, kaderleri böyle. Mescitleri yakacaklar, camileri yıkacaklar, kan akıtacaklar, katliam olacak. Genişleyecekler, ta aşağıya kadar inecekler. Irak’ı alacaklar, Irak’ı, Suriye’yi orada hakikaten bir devlet yapılanması oluşturacaklar, sonunda Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Hadislerde Rusya geçmiyor. Rusya’da bir başarı görünmüyor hadislerde. Ona hiç yanaşmasınlar, sadece helak olurlar, öyle bir şey olmaz.

İsrail’in Kürtler’i koruması güzel ama PKK’yı koruması çok ayıp. Kürtler bizim canımız, kardeşimiz onları korusunlar güzel. Ama PKK ne alaka? Siz tek Allah’a inanıyorsunuz, Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatlarısınız. Onlar Hz. İbrahim (a.s)’a küfrediyor haşa. Değil mi? Allah’ı inkar ediyor, Allah’a, Kitapa düşmanlar bunlar. Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı hiç birini kabul etmiyorlar, ahlakı kabul etmiyorlar. Kabul ettikleri hiçbir şey yok mukaddesata dair. Sen bunları niye destekliyorsun? Uğursuzluk getirir, uğursuzluk getirir, uğursuzluk getirir yapmasınlar.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’in paylaştığı bazı fotoğraflar vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şu akıl mı?

BÜLENT SEZGİN: Sözde Kürdistan olarak.

ADNAN OKTAR: O zaman adam eşeğin kafasını kendi kafasına benzetir, der ki eşeğin iki gözü var, burada da iki göz var; o zaman bana benziyor diyecek adam, olur mu öyle şey? Çok mantıksız. Bir yönüyle bayrağın benzemesiyle ne ortaya çıkıyor kardeşim? Senin Allah’ına karşı bu adam, senin dinine karşı, mukaddesatına karşı. Camiye karşı, kiliseye karşı, sinagoga karşı sen bunları niye destekliyorsun? İsrail’e mektup yazalım biz. Bilmiyorlar, inanılır gibi değil ben böyle bir durum olacağını hiç tahmin etmiyordum. Ben her yerde iletişim oluyor, her yerden bilgi alıyorlar zannediyorum, böyle bir konu da yok. Hayrettir, İsrail ne alaka kardeşim? Direkt tavır almaları lazım. Herhalde onlar şöyle düşünüyor; “bunlar komünist, işte orada bir devlet kurarlar, sonra da biz onların kafasını ezeriz.” Öyle senin zannettiğin gibi olmaz. Sen adamı Allahsız, Kitapsız yaparsan o senin iflahını keser. Olur mu öyle?

TARIK BEY: Hocam, söylemiştiniz siz zaten inşaAllah. En son sosyal medyada bir video yayınlanmış, dün bahsettiğiniz gibi herhangi bir normal halktan hiç kimse kalmamış. Özellikle IŞİD kendisi çekip yayınlamış ve bütün PKK, PYD’liler de ağlayarak ve baya bir vahim bir şekilde teslim oluyorlar. Kendileri videoya çekmişler. Bütün silahlarını ve arabalarını da komple almışlar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir perişanlıktır gidiyor. Irak ordusu da Amerika’ya haber göndermiş; “eğer sizi hava bombardımanıyla bizi desteklemezseniz biz kaçacağız” demişler. Rezalete bak. Ben böyle kepazelik görmedim. Acayip korkaklar. Bunların kitabında delikanlılık diye bir konu yok. Bunlar nasıl adam ben anlamıyorum? Canları ne kadar tatlı.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İsrail IŞİD’e karşı PKK’ya, Kürdistan’a destek veriyor olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Bir kere IŞİD, PKK’yı ezerek güç kazandı. PKK’nın bütün silahlarını aldı. Amerikan malı bütün silahlar elinde şu an. PKK silah deposuydu, akıl almaz silaha sahipti. Ağır silahlar hepsi vardı. Diyorlar ki; “Türkiye ağır silah göndersin.” Vardı zaten, aldılar. Yine gelirler, yine alırlar. Karizma yerle bir olduğu için ne yapacaklarını şaşırdılar. İsrail’in öyle bir politikası olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier şöyle bir açıklama yapmış. Silahlı kuvvetlerinin IŞİD terör örgütüne karşı mücadeleye katılmayacağını söylüyor.

ADNAN OKTAR: Sıkar da onun için.

KARTAL GÖKTAN: “Biz askerlerimizden sorumluyuz. Biz genç insanlarımızı bu acımasız savaşa gönderemeyiz. IŞİD’e karşı tek cephe olmak gerektiği konusunda Arap ülkelerini, Türkiye ve İran’ı ikna etmeye çalışıyoruz. Türkiye, IŞİD’e karşı mücadelede en aktif rolü üstlenmeli” demiş.

 ADNAN OKTAR: Asla asla asla, hiç bir şekilde olmaz. Haram bir fiili bize teklif etmeleri ahlaksızlıktır. Bizi cinayete teşvik etmeleri ahlaksızlıktır. Mehmetçiğin cinayet işleyebileceğini iddia etmeleri ahlaksızlıktır. Mehmetçik Müslüman’a silah doğrultmaz. Müslüman’a kurşun sıkmaz. Bunlar cahil Müslümanlar, bilgisiz Müslümanlar ama her halükarda Müslüman bunlar. İmansız değil, Müslüman. Şirk içindeler, yanlış bilgiyle bilgilendiriliyorlar. Onlar bilgiyle etkisiz hale getirilebilir, düşünceyle, fikirle, sevgiyle, akılla. Ve imanlı bir insanın aklıyla, bir imansızın aklıyla değil. Bak, Amerikalı Think Tankciler panik olmuşlar diyorlar ki; “Ortadoğu’da çeşitli yerlerde Think Tank kuruluşları oluşturalım, oralardaki fikir üretecek insanları destekleyelim.” Sizin paranıza kimsenin ihtiyacı yok. Siz itaat edeceksiniz, itaatinize ihtiyaç var. Sizin paranız size kalsın. Bunlar kafayı takmışlar, “parayla silahla işi hallederiz. Ne yapalım? Türkiye’ye bir Think Tank kuruluşu oluşturalım” evet, “oradaki aydınlar fikir versinler onunla yapalım.” Hangi aydının? Lafı uzatmaya gerek yok, lafı hiç uzatmasınlar. Bak, gidip açıkça Hz. Mehdi (a.s)’ı bulacaklar. “Bulamadım.” Bak işi kibarlaştırmışlar diyorlar ki, “Biz Türkiye’de bir Think Tank oluştursak. Aydınlar bize bir fikir verse.” Niye lafı uzatıyorsunuz? İşte” para verelim” diyor. Parana kimsenin ihtiyacı yok, o paranı al senin olsun. Senin itaatine ihtiyaç var. İnsanla destekleyeceksin parayla değil. Bak diyor ki; “kendi genç insanlarımızı biz asla göndermeyiz” diyor. “Ortadoğuluları oraya sürelim” diyor. “Türkiye gitsin” diyor. Sen ne diyorsun? “Benim insanım birinci sınıf adam, onlar başka, onları gönderelim” diyorsun. Müslümanlar’ı nasıl gördüklerini görüyor musun? Irak’ı, Pakistan’ı, Türkiye’yi böyle kendilerince çok sıradan görüyorlar. Bir de bizi çok ucuz akıllı zannediyorlar. Diyor ki; “hemen gidin” diyor, “gidip savaşın” diyor. Aklını başına al, niye savaşalım? Ne oluyor da savaşacağız? “Savaşmak için savaşacaksınız” diyor. Bunların aklı gitmiş bir şey olmuş bunlara. Böyle laf olur mu? Asla ve kesinlikle Türk askeri IŞİD’le savaşmaz ve savaşamaz. Tek kurşun dahi atamaz. Asla müsaade etmeyiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK kaynakları, YPG asayiş merkezi ve adalet merkezinin IŞİD’in eline geçtiğini doğruladı. Salih Müslim kentte mahsur kalan sivillerin sayısı konusundaysa, “net bir rakam söyleyemem ama binlerce sivil mahsur kaldı ve katliam tehlikesiyle karşı karşıyalar.”

ADNAN OKTAR: Onlar o sivilleri orada canlı kalkan olarak tutuyor, PKK. Ahlaksızlığı bıraksınlar. Onların ciğerine işlemiş ahlaksızlık. Sivillere koridor açsınlar geçip giderler onlar Türkiye’ye. Hemen arkada Türkiye. Bıraksınlar yakalarını, onları canlı kalkan olarak kullanmaktan vazgeçsinler, onları rehin olarak tutmaktan vazgeçsinler. Var ya böyle katiller oluyor, adamı yakalıyor rehine alıyor, bunlar da öyle. Canlı kalkan olarak kullanıyorlar halkı ahlaksızlar. Bir kısım garibanlar gidemedi o dönemde. Onları kullanmalarına müsaade etmemek lazım. IŞİD de o yüzden çok dikkatli davranıyor. Yoksa çoktan bitirirlerdi onları.

KARTAL GÖKTAN: “Yardım koridoru ve silah istiyoruz” demiş.

ADNAN OKTAR: Sen Türk askerini vuruyorsun, şehit ediyorsun, nefret ediyorsun ve düşman diyorsun. Bütün yazışmalarda düşman diye geçiyor Türk askeri. Düşman dediğin insana diyorsun ki; “bana bir koridor aç, bir de silah ver” diyorsun. Bir de sana kahve de yapalım istersen. Türk devletine düşmansın, ordusuna düşmansın, polisine düşmansın. Hayır, silah verilince anında teslim ediyorsun zaten. Korkudan tir tir titriyorsun. Zari zari ağlıyorlar PKK mensupları, yakalamış IŞİD’çiler ve kadın gibi ağlıyorlar haykıra haykıra.

TARIK BEY: Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Zaten videoda da açık açık gösteriyor, binaların içinden çıkarken silahları teslim edilmiş şekilde elleri yukarıda bağlı bir şekilde teslim oluyorlar savaşmak yerine.

ADNAN OKTAR: Bunlar o kadar rezil ve korkak aşağılık herifler ki, bunlar hep kahpeliğe alıştıkları için ilk defa böyle göğüs göğse mücadeleye zorlandılar. Onda kahpe karakterler hemen çıktı. Bak, kadın gibi tiz sesli katıla katıla ağlayarak çıkıyorlar. Silahı da veriyor. Adam söylüyor, “biz mağaralardan alışmıştık” kahpeliğe alışmış, “oradan ateş ediyorduk” diyor, “şimdi düz ovada göğüs göğse bu olacak iş değil, biz bunu yapamayız” diyor. Vay alçak vay. Allah belanı verdi, daha da verecek.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: ABD İç Güvenlik Bakanı Jack Johnson, PKK hakkında açıklama yaparken, PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamak yerine, “aslında PKK, Irak’ta Kürt bölgesini savunan ve IŞİD’le savaşan bir organizasyondur” şeklinde bir tanımlama yaptı.

ADNAN OKTAR: İşte bak, Türkiye’ye nasıl büyük bir oyun oynandığını Allah bize gösteriyor. PKK on binlerce aslanımızı şehit ettiği halde, binlerce binamızı yerle bir edip bombaladığı halde, Amerika’da böyle bir şey yapsa bunların kökünü kuruturlardı bunlar. Siviller, anneler, çocuklar hepsini hunharca katlettiler. On binlerce, yüz binlerce insanımızı şehit ettiler. Amerika ne diyor? “çok faydalı bir kuruluş” diyor. Onlar şimdi Nobel Barış Ödülü falan da verir PKK’ya. Kafa gitmiş, kafa gitmiş. Türkiye’yi de çok ucuz görüyorlar. Talimat veriyor oradan, “gitsin Türkiye savaşsın IŞİD’le” diyor. “Bizim genç çocuklarımızı gönderemeyiz” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, YPG’nin silahlandırılması isteğiyle, Beyaz Saray’ın resmi internet sitesinde de bir imza kampanyası başlatıldı.

ADNAN OKTAR: IŞİD’in silaha ihtiyacı var herhalde. Bunlar korkak, aşağılık ve kahpe adamlar, bunlar silah falan kullanamaz. Öyle bir şey yok. Ve IŞİD’in silahlarını inceledik baktık, bütün şu ana kadar kullandıkları silahlara, yüzde seksen Amerikan malı, büyük bölümü Çin malı. Çadırlar falan hep US, US bütün mallar falan eşyalar hepsi Amerikan malı. Eğer IŞİD’in silaha ihtiyacı varsa o ayrı mesele, lafı dolandırmasınlar. Amerika IŞİD’i silahlandırmak istiyorsa direkt versin silahı o zaman. Biz kimseye silah verilmesini istemeyiz, silaha karşıyız, kana da karşıyız, kurşuna karşıyız. Barut kokusu istemiyoruz biz. Mis gibi gül koksun etraf. Kan kokusu, barut kokusu istemiyoruz.

OKTAR BABUNA: Siz zaten deşifre edince bu planları ortaya çıktı, yoksa hakikaten üstü kapalı bir plan vardı.

ADNAN OKTAR: Milleti acayip saf zannediyorlar. Başbakanı çağırıyorlar, cumhurbaşkanını çağırıyorlar, “hadi git IŞİD’le savaşın” falan. Onlar da geçiştiriyor ne yapsın? Baş belası adamlar. “Havadan bombalıyoruz” diyor havadan. İstediğin kadar bombala, bombaladığında gidip PKK’yı vuruyorsun, binaları yıkıyorsun. Ama en kötü yanı gariban sivil insanları şehit ediyorsun. IŞİD kendine bomba attırır mı? Binanın içine girecek kadar saf mı onlar? Hepsi araziye yayılmış vaziyetteler. Arazi de, açık araziyi de bombalamayacaklarına göre. Binayı bombaladı mı iş bitti zannediyor. Betondan hıncını alıyorsun, betonu tokatlıyorsun. Betonu kırıp yıkıyor, betona kafa atıyor. Bina yıkmakla bir şey elde edemezsin, beton parçalamakla bir şey elde edemezsin. Sivilleri şehit ederek de bir şey edemezsin. Bunlar akıl değil.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey IŞİD’in elinde bulundurduğu silahlara yönelik birkaç fotoğraf vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak mesela hepsi bunların yabancı malı. Hepsi bunların Çin malı. Çadırları falan vardı Amerikalılar’ın var mı resimleri? “Türkiye’den veriyorlar” diyor. Yalan söylemek ahlaksızlıktır. Niye yalan söylüyorsun? Bu silahlar Türk malı mı? Yabancı menşei silahlar. Makine Kimya’nın yaptığı silahlar belli. Makine Kimya’ya ait hiçbir şekilde silah yok ellerinde. Çok çok nadir. Bir tane, iki tane, tek tük. Ama yüzbinlerce silah Rus malı, Çin malı ve özellikle Amerikan malı. Yüzde sekseni Amerikan malı.

“Almanya’da doğdum, büyüdüm ve yaşıyorum. Almanlar’ın çoğu PKK’nın Kürt halkı olmadığını” yani Kürtler’le alakası olmadığını PKK’nın “anlatıyorum” diyor. “Bazen inandıramıyorum” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey PKK’nın tanıtımı özellikle internet üzerinden çok güçlü. Kendileriyle ilgili propaganda yapıyorlar, çok yüksek sayıda kişi tarafından. Genelde karşı propaganda da hiç yapılmıyor.

ADNAN OKTAR: Anlattığını bir daha anlat.

CEYLAN ÖZBUDAK: PKK’nın özellikle internet üzerinden propagandası çok güçlü, çok fazla kişi tarafından yapılıyor. Gerçek olmayan şeyleri anlatıyorlar. Güya demokrasiye açık olduklarını, kadınlara değer verdikleri gibi şeyleri anlatıyorlar ve kendilerini sanki bütün Kürtler destekliyor gibi tanıtıyorlar bütün dünyaya.

ADNAN OKTAR: Propaganda güçleri yüksek diyorsun.

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet. Karşı propaganda da sizden başka hiç yapan yok.

ADNAN OKTAR: O zaman daha yoğunlaştırmamız gerekiyor demek ki. Daha fazla.

PYD’de de, PKK da Amerika’da terör örgütü listesinde. O yüzden Amerika doğrudan silah veremiyor. Onun için bu tip sözler söyleyerek güya “ben yardım etmek istiyorum ama edemiyorum” imajını veriyor. Türkiye’ye söylüyor “siz verin silahı” diyor. “Siz asker gönderin” diyor. Bu Ortadoğu’yu ucuz görmelerinden kaynaklanıyor. O çok çirkin bir tavır. Bir de Suriye’deki ılımlı muhalifleri, ılımlı ne demekse? Ne demek ılımlı? Adam namaz kılmıyorsa ona ılımlı diyor. Oruç tutmuyorsa ılımlı diyor. “Boş adam” de. “Ilımlı” ne ılımlısı? Ilımlı Müslüman diye bir şey yoktur. Kuran’a uyan Müslüman vardır. Kuran’a uyuyorsa uyuyordur, uymuyorsa uymuyordur. İki tür Müslüman vardır. Bir Kuran’a uyan, bir de uymayan. Ilımlısı olmaz Müslüman’ın. Üç yıl eğiteceklermiş. İstersen otuz yıl eğit. İmanı olmayan bir adamı sen eğitsen ne olur üç yıl? Bu konular imanla hallolur, inançla hallolur. İnanca önem vermiyorlar. “Parayla hallederiz.” Parayla halledemezsin. Silahla hallederiz.” Silahla da halledemezsin. İmanla, akılla, sevgiyle olur. Barış ruhuyla olur. Sevecenlikle olur.  Üç yıl eğitecekmiş, sonra da silah verecekmiş. IŞİD karşısına çıktıklarında oraya çöküyorlar anında. Üç yıla kadar zaten IŞİD orayı kazır atar. Bakalım üç aya kadar ne oluyor? Bakalım üç ay dayanabilecekler mi? Ne kadar eminler gelecekten. Üç yıl.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Çadır fotoğrafları vardı istemiştiniz IŞİD’in kaldığı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yaklaştır. Kimin malıymış? Amerikan malıymış. Yaklaştır. Öbür tarafta da var yine. Yaklaştır. Hepsi Amerikan malı, çadırların.

TARIK BEY: Çelik yeleklerle de resimleri vardı Amerikan malı.

ADNAN OKTAR: Çelik yelekler tamamen Amerikan malı. Tabancaların hepsi Amerikan malı, kullandıkları tabancalar.

CNN Türk'te de Mehdi (a.s)'den bahsediyormuş, siyah bayraklılardan. İnkar edecek gibi değil ki, açık alenen. Tam vakit, zamanlama tam doğru. Bu adamlar diyor; "Horasan tarafından, Asya taraflarından gelecekler" diyor. "Irak'ı, Suriye'yi işgal edecekler" diyor. "Orada devlet kuracaklar. Sel gibi kan akıtacaklar, camileri, mescidleri yakıp yıkacaklar" diyor. "Önüne geleni yenecekler" diyor. "Onlara Allah zafer verecek" diyor. "Bayrakları siyahtır" diyor. "Bayraklarında La ilahe illallah Muhammeden Resulullah yazar" diyor. Aynısı. "Bu insanlar siyah giyinir" diyor. "Uzun siyah sakalları vardır, saçları da uzundur" diyor. "Saçları, sakalları uzundur" diyor. "Siyah giyinirler" diyor. "Bıyıkları da uzundur" diyor. Bak kısadır demiyor bıyıkları. "Bıyıkları da uzundur" diyor. "Irak'ı, Bağdat'ı hepsini ele geçirirler" diyor. "İsrail'e kadar da dayanırlar" diyor. "Sonra evlatlarımdan İmam Muhammed Mehdi (a.s) zuhur eder" diyor. "Ona tabi olurlar. Sonra artık damla kan akmaz" diyor. "Uyuyan kişi uyandırılmaz, insanların burnu dahi kanamaz" diyor. İstediğin kadar anlamazdan gel işte olay oraya doğru gidiyor. İstediğin kadar çırpın. Mehdi (a.s) yok, Mehdi (a.s) yok diye havalara sıçrıyorlardı. Bak gece gündüz, CNN, şu bu, her yerde Mehdi (a.s)'dan bahsediyorlar. Hani yoktu? Demek ki doğru söylüyormuşum. Benim söyleyip de yanlış çıkan, doğru çıkmayan herhangi bir anlatımımı bana söylesinler. 25 yıl önce ne söylediysek aynısı çıktı. Bu siyah giyinen, siyah sakallı. İşte uzun siyah sakallı, uzun saçlı güruhun gelişini ben 25 yıl önce kitabımda yazdım, 25 yıl önce. Ve oraları alacaklarını da yazdım. "PKK'yı dağlarda toplayacaklar" dedim. "Kaçacaksınız kurtulamayacaksınız, mahvedecekler sizi" dedim. İki yıl önce. "Gelin şimdiden vazgeçin, Müslüman olun" dedim. "Gücünüz yetmeyecek bak mahvedecekler sizi" dedim. İki yıl önce.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: "Türk askeri gibi merhametli olmazlar" dediniz.

ADNAN OKTAR: Bak “Türk askeri gibi merhametli olmazlar” dedim. Aynısıyla çıktı. Demek ki doğru söylüyormuşum.

Hacı Borsası; "A9 TV'de Adnan Hoca PKK'ya dümdüz gidiyor." Ne yapayım? Doğruyu söylüyoruz.

Ali Kaya; "Senin yanındaki kızlar neden bu kadar güzel? " İmandan, imandan takvadan. Hangi hanım gelse hakikaten akıl almaz güzelleşiyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Adnan bey her canlı güzelleşiyor; bitkiler, hayvanlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hakikaten bahçenin ağaçları bile coştu yani sevgiyle. Tavşanlar acayip gürbüz oldu. Bizim sarman.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizinle bereket geliyor sanki, can geliyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Sarman'ın tüyleri kesilince yalnız biraz manyak havasına girdi. Normal dengeli bir kediydi. Ama böyle gururlu, enaniyetli bir kediydi. Sonra bir geldi kuyruğunun ucunda bir topuz kafada kalmış tüyler alt taraf yok. Bütün karizma dümdüz gitmiş böyle. Bana tavşan gibi bakıyordu böyle tamamen anlamsız. Sürekli bir yerlere siniyor. Biz kasten yapmadık, sıcaktan korumak için yaptırdık. Ne bileyim ben böyle olacağını? Bilsem hiç göndermezdim. Bir garip oldu içine kapandı böyle. Psikolojisi bozuldu. Demir tellere tırmanıyor böyle bir şeyler yapıyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam demir tellerde ters duruyordu en son.

ADNAN OKTAR: Oradan alttan bakıyor.

"Almanya'dan seyrediyorum, Almanya'da arkadaşlarıma anlatıyorum. Gerçek Müslümanlık, yaşam şekli bu diyorum. Ve sizleri orada gören Alman dostlarımın ön yargısı değişti." Müslüman deyince IŞİD gibi falandır veyahut Cübbeli gibidir falan zannediyorlar. Dünya dehşete düştü. “Acaba kitle katliamıyla mı öldürsek, bu ayrı bir yere alınması tecrit mi etsek, ne yapsak?” falan diye böyle delice fikirler geliştirmeye başladılar. Onun için bizim anlattığımız İslam anlayışını görünce ortalık süt liman oldu.

Emre Can; "PKK'ya bütün gücümüzle saldırıp işlerini bitirsek olmaz mı?" Olmaz. Kanun, hukuk, nizam, vicdan buna müsaade etmez. Biz imanla hareket ediyoruz. Adam suç işlemediyse masum. Kanunlar açık; Türkiye'de diyorlar ya “PKK mensubu olsa dahi eğer suç işlemediyse savcılıkta ifade versin bırakalım" diyorlar. Eğer suç işlediyse onda da indirim var.

TC Serdar Ateş; ""PKK özür dilesin" dememe karşılık; “ihanetin özrü olur mu?" diyor. Olur tabii ki. Adam örgüt mensubudur, bizim kanunlarımız böyle. Bundan haberi yok. Hep böyle acımasızlık, hep kafa ezme. Ayrıca onu yapamıyor da ürkekte, çekingen de, göndersen yapamaz da yani. "Aney" diyecek belki de. Şefkatli, merhametli olan insanı Allah korur. Biz PKK'ya karşı da yani zalimce yaklaşmayız. O zalimce yaklaşabilir, o kahpece yaklaşabilir. Ama Müslüman'da zalimlik olmaz. Ne yaparız? Yakalarız. Deriz ki “Arkadaş sen suç işledin mi? İşlemedin mi? O zaman açık. Savcılıkta ifade veriyor bırakılıyor. Ha suç işledin. “Gel.” Savcılığa çıkarırsın ilgili mahkemeye çıkar, gerekirse tutuklanır veya tutuksuz yargılanıyor. Tutuklama kararı da alınırsa cezasında indirim oluyor. Yani kendi gönlüyle gelip teslim olursa. Bizim yöntemimiz bu yoksa kafasına kurşun sıkıp indirmek değil. Öyle bir yöntemimiz yok.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz çok yakın zamanda Türkiye koridoru açsa da peşmerge gitmez zaten demiştiniz IŞİD’le savaşmaya. Bugün de Şirvan Barzani açıklama yaptı. “Koridor da açılsa en fazla silah göndeririz. Peşmerge hiçbir şekilde savaşmaz” diye.

ADNAN OKTAR: Silah da göndermezler. Bu adamların belasından korktukları için Amerika’nın, CFR falan bunlardan çekiniyorlar. Onun için kenardan köşeden “silah gönderelim, yok tavşan ordusu gönderelim.” Bu beladan kurtulmaya çalışıyorlar. Hiç biri çatışmaz.

Bizim Son Durak. “Bizim uçaklar havada niyet değiştirip Kandil’e bin tane bomba atsa Allah der başka bir şey demeyiz.” Yok kardeşim, biz ne Kandil’i vururuz, ne de IŞİD’i vururuz. Kandil’deki adamları yakalarız, yargılarız. Yargı hükmünü verir. Böyle kitle katliamı olmaz.

OKTAR BABUNA: Siz iki sene önce bugün olacakları söylediniz. “Sizi tek tek yakalarlar” dediniz. “Onlar merhametli de olmazlar.” Çıkış yolunu da gösterdiniz, tövbe etmelerini söylediniz. “İttihad-ı İslam’ı savunun” dediniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İki yıl çok büyük bir vakit. Bol bol düşünecekleri vakti söyledim. “Size kitle katliamı yapacaklar” dedim. “Ey PKK’lılar, kaçsanız da kurtulamayacaksınız” dedim. “Türk ordusu gibi olmaz onlar” dedim. “Çok acımasız davranacaklar size” dedim. Dediğim aynısıyla çıktı. Tek tek toplayacaklar sizi dedim dağlardan. Bak tek tek topluyorlar.

“25 milyon Kürt’e özerkliğe bile layık görmüyor” diyor Memozin. Onlar özerklik istemiyor ki, PKK istiyor. Dolayısıyla biz Kürtler’e layık görmüyor değiliz. PKK’nın, pislik adamların, ahlaksız adamların annelerimin, bacılarımın yanına gelmesini istemiyorum bu aşağılık köpeklerin. Konu bu. Hangi Kürt anne, hangi Kürt baba özerklik ister? Hangi Laz ister, hangi Çerkez ister özerklik? Niye böyle bir belayı isteyelim? Özerkliği isteyen Amerika. Kürtler özerklik istemiyor. Amerika istiyor, Avrupa istiyor. Ayrı bir devlet istiyorlar orayı mahvetmek için. Bak dedim “sizi ayırmaya kalkacaklar ve arkasından sizi mahvedecekler” dedim iki yıl önce. Hakikaten bak ayırmak için uğraştılar, şimdi de mahvediyorlar. “Dağlarda toplayacaklar” sizi dedim. “Kimse de size yardım etmez” dedim. Aynısıyla oluyor. Özerklik isteyen hiçbir Kürt yok. PKK istiyor özerkliği. Oyun oynamaya gerek yok, samimiyetsizliğe de gerek yok. Niye istiyor özerkliği? Türkiye’yi bölmek için istiyor. Özerklik onun kibar adı. Sonra federasyon diyecek sonra da bölündük diyecek, haydi bitti diyecek. Buna müsaade etmeyiz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey pek çok ülkede çeşitli gazete, dergi ve internet sitesinde yazılarınız yayınlanmaya devam ediyor. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Çok şükür.

KARTAL GÖKTAN: Arab News Gazetesi ve sitesinde “Kobani’de PKK’ya umut bağlamak tehlikeli olur” başlıklı yazınız yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin İslam köşesinde “Allah korkusu ve güzel ahlak Müslümanlar için farzdır” isimli yazınız yer aldı. Florida’da yayınlanan El Hikmet adlı dergide “Bu dünyada bir yolcu gibi olmak gerekir” başlıklı yazınız çıktı. Dubai merkezli Arabian Gazette’de “PKK , Türkiye ve Ortadoğu için IŞİD’den çok daha büyük bir tehlikedir” başlıklı makaleniz yayınlandı. Malezya’nın İngilizce, Malayca, Çince ve Tamil dilinde yayın yapan büyük haber portallarından Malaysiakini’de “Mynmar radikalizme karşı dikkatli olmalıdır” başlıklı yazınız çıktı. Son olarak Hindistan’da İngilizce olarak yayınlanan Milli Gazete’de de “Terörü sona erdirmek için ilmi çalışma şart başlıklı” isimli makaleniz yayınlandı. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Amerika ve Avrupa İslam ülkelerini IŞİD konusunda tehdit ediyor. Suudi Arabistan korktu, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri korktular onlar. Hem para veriyorlar, hem uçaklarını veriyorlar bombalama için. Yani onların nevri döndü rejimlerini Amerika devirecek diye çok korkuyorlar. Desteklesinler diye bu cinayet şebekesinin içine girdiler ve cinayet işliyorlar şu an. Yani katil konumundalar şu an. Ama Türkiye’yi de ne kadar teşvik etseler Türkiye bu cinayeti kabul etmiyor ve etmez. Aynı şekilde Kürt Müslümanları da teşvik ediyorlar cinayete, onlar da kabul etmiyorlar. Bölge ülkelerini de cinayete teşvik ediyorlar. Ortadoğu’yu kan gölüne çevirme kararı almışlar. Bir Armagedon yapacaklar ama bu Armagedonu önce kendileri yapmak düşüncesindeydiler. Şu an şöyle düşünüyorlar; “Müslüman’ı Müslüman’a kırdırarak bir Armagedon yapalım” diyorlar. Yani Müslüman o onu öldürsün, o onu öldürsün. O onu bombalasın, o onu bombalasın. Sakın böyle bir oyuna gelmesin kimse. Ne Amerika’nın sözünü dinleriz, ne Avrupa’nın sözünü dinleriz. Hiç birinin sözünü dinlemeyiz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, PKK saldırılarında şehit olan Hasan Gökgöz kardeşimizin babası bayramda kurban eti dağıtırken PKK’ya hitaben bir açıklama yaptı. Videosu vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bak görüyor musun koç yiğit babayı? Görüyor musun dünya aslanını? Şu üsluptaki şu tatlılığa bak. Şu güzelliğe bak. Kürt benim babam. Görüyor musun şu canın tatlılığına, şekerliğine bak, üslubun yiğitliğine bak. PKK alçakları çocuğunu şehit etmişler, PKK’ya hitaben bunu söylüyor. PKK kahpelerine karşı. Kürt benim babam görüyorsunuz.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD’in ele geçirmiş olduğu Amerikan malı araçlar ve silahların fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Gösterelim. Bak Amerikan malı jeepler. Hepsi IŞİD’in eline geçmiş. Ama binlerce jeep var ellerinde Amerikan malı.

“Canım Hocam siz bundan birkaç sene önce bir yayında A9’da PKK’nın 2014 veya 2015 gibi tamamen yok olacağını söylemiştiniz” diyor. Ne dediysek çıkıyor. “Altı ay önce işlerimin ve evliliğimin iyi gitmediğini iletmiştim. Bir çare istemiştim. Siz “Kuran’a sarılın” dediniz. Çok geçmeden çok iyi bir iş buldum. Ev huzurum da biraz düzene girdi” diyor. Demek ki daha Kuran’a iyice uymanız gerekiyor.

“Kobani’yi havadan bombala” diye bir etiket varmış. Bayağı bir Müslüman da destekliyormuş. Kobani’nin tek kurtuluşu bu gibi. Havadan bombalama cinayet kardeşim. Kitle halinde insanları mahvediyorsun, öldürüyorsun. Ne oldu bu insanlara? Ben anlamıyorum yani. Ve kan revan içinde kalıyor insanlar. Çocuğa bomba isabet ediyor mesela kolu kopuyor, haftalarca bağırıyor yatakta çocuk. Allah’tan korkun. Basiretleri bağlandı. Allah akıllarını aldı.  Ne kadar korkunç bir şey havadan bombalamak. Beş bin metrenin altında ne biliyorsun kimin olduğunu? Hem çocuklar ölüyor, şehit oluyor hem babaanneler. Yaşlılar bir yere de kaçamıyorlar gariplerim. Babaanneler kadınlar ne yapsın bastonla  kaçamıyorlar. Kediler, köpekler, kuşlar hepsi ölüyor bombalamayla. “IŞİD’i mahvet.” IŞİD’i mahvettiği yok IŞİD direkt Bağdat’ı almak üzere. Neyi mahvediyorsun? Aklınızı başınıza alın. Habire “ağır silah verin” bütün verdiğin silahları almış IŞİD zaten. Fikirle olur, akılla olur, kanunla olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Kobani’deki IŞİD kuşatmasında yaralanan YPG’liler Türkiye’de tedavi ediliyor.

ADNAN OKTAR: Tamam YPG’li geliyor PKK’lı yani. Bizim insanlığımızın gereği. Kaç kişi gelmiş?

KARTAL GÖKTAN: Sayı olarak belirtmemişler haberde.

ADNAN OKTAR: Dört yüz küsür olması lazım. Çok fazla sayıda insan. Bir rivayette yedi yüz küsür diyorlardı. Bir rivayette dört yüz küsür. Hepsine biz bakıyoruz. Yaralı geldi mi bak orada hürmet tamam. En güzel yiyecekler, en güzel yemekler, yaralı; biz ona hürmet ederiz. Çok eski Türk geleneğidir aynı zamanda. Kuran’ın emridir. Ama suçluysa adalete teslim edilir. Ama çekip alnından vurmayız.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey dediğiniz gibi bir suçlu tespit edilmiş bu şekilde, gözaltına alınmış. Gelenlerin parmak izleri alınıyor. Bu işlemler sırasında yıllardır aranan, kaçırılan asker ve polisin bir bölümünün infaz emrini verdiği “sofi” kod aslı Selahaddin Dilek Suruç’ta tedavi gördüğü yerde tespit edilmiş ve gözaltına alınmış.

ADNAN OKTAR:  Tamam suçu yoksa bırakırız. Bu kadar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hizbullah cemaati bir bildiri yayınlayarak HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın yaptığı çağrı üzerine hedef gözetmeksizin başta Hüda-Par ve bileşenleri olmak üzere İslami kesime ateşli silahlarla saldıran HDP, PKK’lılara misliyle karşılık verileceğini belirtmiş.

ADNAN OKTAR: Yok. Kan, silah bunlar doğru değil.  Devletin kolluk kuvvetlerini iyi devreye sokmak lazım. Kolluk kuvvetini iyi devreye sokamıyorlar. Şimdi yeni bir kanun çıkaracaklarmış herhalde. Kolluğun eli rahat değil. Kolluğun elini rahatlatsınlar. Hatta bölgeye göre de değişebilir. Orada bir durum varsa, mesela olağanüstü hal değil de olağanüstü bir şey, durum diyebilirsin. Yahut olağanüstü korunma gerekiyor diyebilirsin. Orada polisin yetkisi o bölgede artırılsın. Durumun vehametine göre polisin durumu artırılsın. Kolluğun bu konuda savunma yapması doğru olur. Vatandaşın kendini koruması doğru değil. Ama Allah vermesin kapına dayandıysa koruyacaksın tabii ki, orada farz olur o. Ona kanun da bir şey demez, hukuk da bir şey demez. Senin evine girmeye kalkıyorsa “hoş geldin” diyemezsin tabi. Ama mümkün mertebe kan akıtmamak. Oluyorsa en şeyi budur. İnşaAllah.

BÜLENT SEGİN: Emrullah İşler bir fotoğraf paylaşmış Sayın Başbakanımız’la şehit ziyaretlerinden bir fotoğraf.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ne tatlı insanlar. Başbakan dünya şekeri, Emrullah Hocam zaten tam mümin muttaki maşaAllah. İşte biz bunları görünce bu yüzden oy veriyoruz. Adam, “niye oy veriyorsun?” diyor. Ben bu yüzden oy veriyorum. Ekonomi beni hiç ilgilendirmez kardeşim. Bana ne. Alt geçit, üst geçit, bilmem fırtına geçit, beni ilgilendirmiyor. Hakikaten hiç ilgilendirmez. Ben Başbakan’ın Allah aşkıyla dolu sözlerine bakıyorum. Coşmuş Allah aşkıyla adam, mübarek. Tasavvuf ehli gibi, tarikat şeyhi gibi, ben ona bakarım. Ben onun varlığından huzurlu uyuyorum. İmanlı, mümin adam. Bana felsefeci takılan, komünist takılan adam geldi mi bana daral geliyor; hoşlanmıyorum. Ben öyle bir insanla yaşayamam. Başbakan falan olur, Allah vermesin. İnsan 24 saat teyakkuzda olması lazım. Mümin, muttaki insanlar. Güven verici insanlar. Yani bir kısmı cahil, öyle bir şey de değil. Yani hakikaten bir kısmının görgüsü eksik. Beni ilgilendirmez. Mümin mi, değil mi? Samimi Müslüman bu adamlar. Ben ona bakarım. Yok, entel mi dantel mi nasıl giyiniyor? Bana ne? Beni ilgilendirmez. Anadolu insanı işte, mazlum insan. İddialı da değiller, “Yok, içinde entel az hükümetin” diyor. Az olsun bana ne? Hükümetin entelektüele ihtiyacı yok ki. Hükümetin yerinde devlet var zaten. Devletin memurları var. Mesela Dışişleri Bakanlığı’nda entelektüel ekibi yok AK Parti’nin. Tamam. Ama kıdemli Dışişleri Bakanlığı uzmanları var. Yirmi yıllık, yirmi beş yıllık uzmanlar. Bundan ala ekip mi olur? İçişleri Bakanlığı’nın mükemmel elemanları var. Hükümetin niye elemana ihtiyacı olsun? Yani kendi partisinden adama niye ihtiyacı olsun? Ne yapacak yani? Bu Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu seçildi. MHP’lisi de var, solcusu da var. Her yerden adam var. Karışık, hükümetin ihtiyacı yok ki böyle bir şeye. Hükümetin sadece samimiyete, dindarlığa ihtiyacı var. Dindar ve samimi mi? Bitti.

“O bombalananların öldürdüğü masum insanlar yargılanmış mıydı?” İşte, hiç olmaz. Lafı bir türlü anlamıyorlar. Sabahtan beri anlatıyoruz. Havadan bombalama olmaz. Kökten olmaz. Yani “yargılamayı yapmadan toptan…” Yargılamasını yaparsın, zaten havadan bombalama olmaz. Yargılama yaptığın zaman, alır hapse koyarsın. Cezası varsa. Havadan bombalama olmaz. Bunlar dinlemiyorlar benim sözümü. Günlerden beri bağırıyoruz. Havadan bombalama hiç olmaz. Öyle bir ceza hukuku yoktur. Adamı alır yakalarsın, yargılarsın. Suçu varsa hapse atarsın. Adam öldürme olmaz. Asma, kesme de olmaz. Böyle şey yok. Savaşta bile savaş esiri oluyor alıyorsun. Esirlere bayağı iyi davranılıyor. Adamlara asker karavanası veriliyor. Uykusuna her şeyine dikkat ediyorsun. Onların uluslararası hukukta yeri vardır. Sonra yargılanıyorlar. Adamlar yargılanıyor. Esirse yargılanıyor. Ya serbest bırakılıyor yahut hapiste tutuyorlar.  Yani savaş hukuku budur. Bombalama diye bir olay olmaz.

İskoçya’dan bir kardeşimiz, “Değişen bir şey yok. Gezi’deki gibi Kobani olaylarında da en delikanlı Twitterları yine Adnan Oktar’ın bayan talebeleri attı. Helal olsun aslanlara” diyor. “Aslanın talebesi de aslan olur zaten, maşaAllah. O yüzden her biri bildiğin aslan” diyor bir kardeşimiz.

Bir içki kültürü var. Yani içki içse mutlu olacak gibi masa kurar. Sapsarı oluyorsun. Hasta olursun. Mesela Allah esirgesin biz içmiş olsak şu an karaciğerlerimiz ağrıyor olacaktı şu an. Tansiyonu yükseltir. Acayip yükseltir. Beyin kanaması falan da olabilir insan. Miden bulanır. Dikkatin dağılır. Perişan olursun. Sanki böyle bir büyük bir nimetten mahrum kalıyorlarmış gibi. Beladan kurtuluyorsun. Öyle bir şey yok. Faydası olsa. Helal dahi olsa içmem ben içkiyi. Helal dahi olsa, zararlı.

Bir de tuzlama, inşaAllah. Kardeşim işkembeci olayı bambaşka bir şey. Ne güzel günler yaşadık. Tuzlama kardeşim bambaşka bir olay. Büyük blok şahane bir et. Şilden tuzlama, o da şahane. Kelle ayrı bir olay. Paça, maça filan. Bir de kardeşim biz sırrım var söylemeyeyim ama. Söyleyeyim çok ayıp olur. Egoistlik olur söylemezsem. Dana paça apayrı bir olaymış kardeşim. Kuzu paça tamam da, bir de dana paça olayı var yani.

Annesinin fistanını giymesinden bahsetmiş de. Annelere laf yok. Fistanına da laf ettirmeyiz annenin. PKK bir yerden buldu işte kadın kıyafeti. Giyiyor.

OKTAR BABUNA: Açıklamalarınızla hep yol gösteriyorsunuz dünya çapında inşaAllah. Fikirleriniz iktidar her yerde.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak, bombalama hiçbir şekilde olmaz. Yani hiçbir hukukta olmaz. Alttakilerin tamamı suçlu olsa, idam suçlusu olsa yine bombalayamazsın. Bombalama olmaz. İdam olmaz bir kere. Bombalama rezalet bir şey. Yani Amerika buna kafayı taktı sanki makul bir şeymiş gibi. Cinayetin en berbatlarından. Kitle katliamı ya.

CEYLAN ÖZBUDAK: İdamın da en çok yapıldığı ülkelerden bir tanesi Amerika.

ADNAN OKTAR: Çok kötü. Soykırım yapıyorsun gökten. Gökten soykırım yapıyorsun. Kim varsa öldürüyorsun bombalayarak. Amerika’nın çok kötü bir  geleneği bu. Bunun berbat bir şey olduğunu Amerika’ya anlatmak lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: İnsan hayatına aslında kendi vatandaşları için de o anlamda önem vermiyorlar. Geçen yıl yapılan bir oylama vardı. İdamın kabul edildiği eyaletlerde “niçin idam kabul edilmesi gerekir?” diye sormuşlar halka. Bir kısmı şöyle söylüyor. Yani en yüksek çıkan kısmı “çünkü bir mahkumu hayatı boyunca hapishanede beslemek çok büyük masrafa neden oluyor.”

ADNAN OKTAR: Rezalete bak, tabii besleyeceksin. Cezasını vermişsin. Niye asıyorsun adamı? Niye öldürüyorsun? Allah alsın canını. Sana ne?

Aras Dağlı, “Adnan Bey öperim ellerinden. İlmini tüm dünyaya yay. On numara Hoca, Adnan Hoca.”

Kara Molla İbrahim, “Hoca, krallar gibi yaşamanın sırrı Allah aşkına nedir?” diyor. İman. İman, Hz Süleyman (a.s)’a nasıl Cenab-ı Allah nimet veriyordu. O nimetin peşinden gitmedi. Nimetten kaçtı, nimet onu kovaladı. Hz. Yusuf (a.s) nimetten kaçtı, nimet onun peşinden gitti. Ben nimetten kaçtım. Nimet benim yanıma geldi. Ben ömrüm boyunca nimetten kaçtım. Hep nimeti Allah yanıma gönderdi. Elhamdülillah. Çok şükür.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz çok güzelsiniz. Yanınıza gelen insanlar da hep çok güzel. Elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Eğer Yusuf gibi olursan, Allah Züleyha’yı yanına gönderir. Yoksa çölde aramayla olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bir son dakika gelişmesi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı koruyan polislerin bulunduğu otobüs kaza yapmış. İlk belirlemelere göre otuz polis yaralandı. Yoldaki buzlanma nedeniyle olmuş. Kontrolden çıkmış, devrilmiş.

ADNAN OKTAR: Buzlanma bilinmez mi? Biraz bu konuda; Başbakan geçiyor, Cumhurbaşkanı geçiyor. Yoldaki kayganlık görülmez mi? Önceden bir kontrol yapılır. Havalar soğuk. Rahatça olabilecek bir şey buzlanma. Ben buna bir anlam veremiyorum. Nasıl oluyor bu işler? Tuz dökersin. Yol kontrol edilemez mi yani? Neyse vardır bir hayır. Bir işaret var. Bir hikmet vardır. Hepsine geçmiş olsun. Gazi hükmünde hepsi aslanların.

Gökhan Yerli, “Adnan Hocam programınızı izledim. Katil PKK itleri için söyledikleriniz harikaydı. Ağzınıza sağlık” diyor. Allah razı olsun senden.

“Sen genelleme konuşup “Kürtler” dersen onların içine PKK yandaşı Kürtler de giriyor. O zaman ben onlara nasıl kardeşim diyebilirim?” Yandaş bilmeden yandaş oluyorsa o bir sorun değil ki. Yani o bizim bir derdimiz değil. Yani bilmemek suç değildir. Bilmiyorsa anlatırız. Biz eyleme giren, kahpelik yapanları kastediyoruz. Korkudan yandaşı olabilir. Bilgisizlikten yandaşı olabilir. Ben onu çok rahat çözerim. Anlatırım, konuşurum, vazgeçer. Kardeşim olur. Yani orada, onun bedeninde bir suç yok. Ruhunda da bir suç yok. Yanlış fikir var. Yanlış fikri on dakikada, yarım saatte giderirsin. Nur gibi insan olur. Zor bir şey değil ki bu.

Haydi gidelim de millet uyusun, inşaAllah. Yarın devam ederiz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın yine görüşmek üzere hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü