Harun Yahya

Sohbetler (17 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programına başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu; “Suriyeli 1,5 milyon kişiyi Türkiye’ye kabul etmek vatana ihanettir” diyenler olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Ensarı, muhaciri bilmeyenler, bunu söylerken biz inadına bizim muhabbetimize dayanarak, bize katılan, ‘Bize yardımcı gönder Rabbim’ diyenler için onlara yardım edeceğiz, eğer yardımcılar isek, eğer o şeref bize nasip olmuşsa, gecemizi gündüzümüzü birbirine katıp, dünyada ne kadar mazlum varsa, Suriye’de sığınacak yer arayan ne kadar kardeşimiz varsa, onlara kapımızı açacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Alkışlayalım. Evliya evliya, başbakan dediğin böyle olur. Çok mükemmel, yedi ceddine rahmet olsun. Allah ömrünü uzun etsin, zihin açıklığı versin, sağlık sıhhat versin, cesaret versin, galip etsin Allah, düşmanlarını mağlup etsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu; “Bize sığınanların dinleri, mezhepleri, hiç önemli değil. Çünkü bizim inancımızca insan eşrefi mahlukattır. Eşrefi mahkulatı anlamayan, Rabbini de anlayamaz. Ona hizmet etmeyen, onu bağrına basmayan bu dünyanın hikmetini, irfanını da anlayamaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Biz Tayyip Hocama alışmıştık, evliya gibi adam falan dedik, Davutoğlu Hocam hakikaten geçti Tayyip Hocam’ı. Yedi ceddine rahmet olsun. Yunus Emre gibi ne mübarek insan. Allah kalbine inşirah ferahlık versin, sıkıntıdan muhafaza etsin. Allah güç kuvvet versin. Düşmanlarını etkisiz kılsın, kendisine zafer, başarı versin. Mükemmel bir insan, maşaAllah. Ekip iyi. Tayip Hocam, Başbakan, yardımcılarının bir kısmı da çok iyi Tayyip Hocam’ın. Küçük bir ekipler ama baya başarılılar, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Akil İnsanlar Komisyonu’ndan olan Muhsin Kızılkaya, Öcalan ile direk görüşmek için başvuruda bulunacaklarını açıkladı ve şunları söyledi: “Mehmet Öcalan ne zaman İmralı’ya gitse başımız belaya giriyor. Ya Abdullah Öcalan’ın söylediklerini anlamıyor ya da kardeşiyle bir sorunu var. Yine İmralı’dan dönünce ‘süreç bitmiştir’ gibi bir şeyler söyledi ve olaylar başladı. Öcalan yazılı olarak müdahale edince, ortalık duruldu. Çok açık ki, bu işler Mehmet Öcalan’la olacak işler değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Abdullah Öcalan çıkmak istiyor anladığım kadarıyla. Şartlarını daha iyi hale getirsinler cezaevinde. Çıkması diye bir konu olmaz. Bütün PKK’nın hepsinin çıkması gerekir o zaman. PKK legal hale gelmesi gerekir. Bitti Türkiye o zaman, Türkiye diye bir şey kalmadı demektir. Bütün Ortadoğu kan çanağı olur, ondan sonra bütün Avrupa, bütün Amerika birbirine girer, kıyamet kopar. Tehlikeli işler bunlar.

BÜLENT SEZGİN: Bekir Bozdağ açıklama yapmış Adnan Bey, “Öcalan’a özgürlük ev hapsi planı diye bir planımız yok.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bekir Bozdağ çok iyi yapmış açıklama yapmakla. Hayati bir konu. Durup durup oradan buradan acayip sesler geliyor. Hükümet de sürekli açıklama yapmak durumunda kalıyor. Olacak iş mi kardeşim bu? Ama mesela orada gereksiz o kişiyi rahatsız edecek şeyler yapıyorlar. Mesela odasını değiştiriyorlar. Ne gerek var, neyini değiştirirsin? Nereyi istiyorsa orada dursun. Zaten mahkum adam, değil mi? Daha basık, daha güneş almayan yere ne gerek var, normal neresi hoşuna gidiyorsa orada dursun. Zaten mahkum adı üstünde. Yani o iç açıcı bir şey olmamıştı. Buna benzer, yani durumu iyileştirilebilir. Çünkü Allah vermesin müebbet zor bir şey, her kim olursa olsun. Diğer müebbet mahkumları için de öyle. Durumlarını daha ızdırap verici duruma sokmanın alemi yok.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Öcalan’a yeni statü verilmesine yönelik tartışmalarda da karara varıldı. Kandil’e iletilmek üzere HDP heyetine verilen yeni yol haritasında, PKK lideri Öcalan’ın, devlet ve PKK arasındaki görüşmelerde resmi müzakereci olarak kabul edileceği maddesi var. Ayrıca İmralı’da bir sekretarya oluşturma, Öcalan’ın medyayla görüşmesine izin verilmesi gibi düzenlemeler de var.

ADNAN OKTAR: Bunlar Öcalan’ı bırakmak içinse, bunun imkanı yok, bunu söyleyeyim. Ama kimle görüşüyorsa görüşsün, konuşsun. Yani ben hiç kimseye baskı yapılmasından yana değilim. Akrabası gelsin, dayısı gelsin, görüşsün. Mesela bahçe izni olsun. Mahkumiyet çok zor bir şey Allah vermesin, kolay bir şey değil. Yani eziyet ayrı, mahkumiyet ayrıdır. Ama eziyet, olmaz öyle şey. Çünkü kanun maddesinde öyle bir şey yok, eziyet edeceksiniz diye bir şey yok. Sadece mahkum oluyor. O yüzden görüşebilir, istediğiyle görüşsün. Ama bu statü falan, bunu resmi konuma kavuşturup bırakmak için bir alt hazırlıksa bu, bu beyhude bir gayret. Buna müsaade etmeyiz. Çünkü bu öyle hafif bir olay değil. Öyle bir durumda bakın, PKK’nın bütün katillerinin affedilmesi gerekir o zaman. Ve ayrıca PKK’nın legal hale gelmesi gerekir. PKK legal hale gelince, Türkiye’nin bölünmesi de legal hale gelir. Türkiye’nin mahvolması da legal hale gelir. Kendi elimizle kendi vatanımızı yıkmış olacağız. Çıldırmış olmamız lazım. Böyle bir şey de olmayacağına göre, o zaman biz kendi elimizle deccaliyeti yıkarız. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Bize hiç böyle aralıklardan, kenardan falan konuşmaya kalkmasınlar. Müzakere şu bu falan. PKK sorunu diye bir sorun da yok ayrıca. Kürt kardeşlerimize ferahlık sağlamak, rahatlık sağlamak, ekonomik yönden onları kalkındırmak önemlidir. Özgürlükler önemlidir, onu da sağlıyoruz. Bunun dışında neyin müzakeresi yapılacak ben anlayamıyorum. Yani hangi dayatma var, hangi dayatmaya evet dememiz gerekiyor, ben bunu daha hala anlayabilmiş değilim. Geçen gün de televizyonda açık oturum yaptılar, hiç kimse bilmiyor, yani bu müzakerelerde hedef nedir. Yol haritasında hedef nedir? Yol nereye çıkacak? Yol çıkmaz sokağa çıkar, bir yere çıkmaz. Yol haritası. Bir hedefin varsa, varacağın yerleri söylesene. Hiç kimse bilmiyor. Bu akil adamlar da bilmiyor, hükümet üyelerine soruyorlar, onlar da bilmiyor, Abdullah Öcalan da bilmiyor ama herkes otobüse binmiş hadi gidiyoruz diyorlar, hedefe doğru gidiyoruz sakın sarsılmayın, sıkı sıkıya da koltuğa yapışın diyorlar, süreç de devam ediyor, yol haritası tamam, otobüs hızla ilerliyor hedefe doğru diyorlar. Hedefin ne olduğunu hiç kimse bilmiyor. Sürpriz yapmaya kalkarlarsa, bak o zaman sürprizle karşılaşırlar, onu söyleyeyim. Sürpriz yapmaya kalkarlarsa, çok çok daha büyük bir sürprizle karşılaşırlar. Bunu açıkça söyleyeyim. Biz sürpriz falan istemiyoruz. Türkiye’nin bölünmesine müsaade etmeyiz. Ama özgürlükler sonuna kadar olsun, demokrasi sonuna kadar olsun. Güneydoğu’daki kardeşlerimiz zengin olsun, bütün Türkiye zengin olsun.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Sayın Davutoğlu; “Herhangi bir şekilde bahsedildiği gibi statü değişikliği tarzında haberlerin aslı yoktur, gerçekle de bağdaşmaz. Resmi müzakereci vs. gibi böyle bir şey söz konusu değil. Şu anda her şeyden önce toplumsal dokumuzun ve temsilcilerimizin bu süreci yeniden ve daha güçlü bir şekilde sahiplenmesi önemli” dedi.

ADNAN OKTAR: Süreç. Ben anlamıyorum, işte kavga gürültü yoksa budur süreç, başka nedir? Kargaşa yoksa, Güneydoğu’da kardeşlerimiz rahat yaşıyorlarsa, süreç bu. Ama ben, Abdullah Öcalan’a eziyet edilecek her tavırdan şiddetle kaçınılmasını istiyorum. Mesela hakaret de doğru değil. Mesela ben PKK’ya hakaret ederim ama onlar halen faal. Şimdi bu mahkum olmuş artık. Mahkum olmuş adam ben hakaret etmem. Ama benim askerimi polisimi vuruyorsa, ben ona hakaret de ederim, aşağılarım da, ağzıma geleni söylerim.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ada’dan başka bir hapishaneye alınmak isteniyormuş Öcalan. Bunun için de olabilecek hapishane bakıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Yok yok iyi orası iyi. O çok tehlikeli olur. Böyle kara üzeri. Deniz koruyucu oluyor. Kara üstü, olur mu? İnsanlar bir infiale gelirler, basarlar hapishaneyi linç ederler, çok çok tehlikeli olur. Bazen böyle olaylar oluyor, mesela asker polis falan, halk galeyana gelir, direk hapishaneye girerler. Bizim bildiğimiz klasik hapishanelerin hiçbiri olmaz. Mesela bazı küçük hapishaneler var ilçe hapishaneleri falan, süper tehlikeli olur. Duvarları falan her yeri yakar yıkar girerler içeri, adamları paramparça ederler. Olmaz öyle bir şey. Orada çok iyi korunuyor, çok titiz korunuyor. En güvenli yer orası. İş çıkarmasınlar. Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: ABD’li Komutan Austin sivil ölümlere ilişkin bir soru üzerine şunları kaydetti: “Çok sayıda masum sivili mi öldürdük? Özellikle Sünnilerin bulunduğu alanlarda. Bu noktada şu anda çok farklı bir yerde olacağımızı söylemenin doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü bunu doğru bir şekilde yaptık, bölgedeki Sünni Arap ortaklarımızın desteğini aldık ve birlikte ilerleme sağlıyoruz.”

ADNAN OKTAR: Bu çok ipsiz sapsız bir açıklama. Yani neden ördekler havada uçar, toprağın altında gazoz şişesi var, bilmem ne falan. Sen adamları havadan bombalamış öldürmüşsün, cinayet işlemişsin, bir rezalet var. Arap ortaklar. Onlar da katil, sen de katilsin, birlikte cinayet işlemişsiniz, uzatacak bir şey yok. Bu nasıl bir mantıktır?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu canlı yayında; “Tek bir polisin hatasıyla toplumu polise karşı kışkırtmaya çalışanlar, teröristlerin çocuğun başını taşla ezmesi karşısında tek cümle dahi söylemiyorlar. Bu vandalizmi yapanlara karşı tutum alamıyorlar” diyor. “Bu ülkeyi, bu binayı yıkmaya kalkarsanız, siz de altında kalırsınız. Buna izin vermeyiz. Biz Kürt halkının irfanını bölgeye yayacağız. Özgürlükse daha çok özgürlük ama şiddete izin vermeyiz” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Güzel. her konuşması güzel. Allah muvaffak etsin.

Evet, devam.

KARTAL GÖKTAN: Bazı haberlerde İŞID’in geri çekildiği iddia ediliyor. İŞID taraftarları ise, “yeni bir strateji izlediklerini” söylüyorlar. Şu anda İŞID sıkıştırılması sebebiyle PKK Türkiye’ye doğru sıkışıyor, böyle olunca sivil kıyafetle kaçıp kurtulabiliyorlar. Bunun yerine geri çekiliyor gibi onlara alan açıp, batıya doğru kaçmalarını sağlayacağız ki, hepsini temizleye bilelim diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yok İŞID geri çekilmesi diye bir konu olmaz. Onların cesaret konusu diye bir sorunu yok. Tecrübe konusunda da bir sorunları yok. Ama PKK’nın korkak kahpe yapısı malum. Fistan giyip kaçtıklarını ispat ediyoruz, gösteriyoruz. Karaktersiz ürkek, fakat sinsi pusucu kahpe bir karakterleri vardır. Bunu bizim Mehmetçiğimize uyguladılar. Gizleniyor, sırtından vuruyor. Bunu İŞID yapamıyor oradan başarısızlar işte. Çünkü göğüs göğse mücadeleye mecbur kalıyor, İŞID de bunları tavuk gibi boğazlıyor. Şiddet eken, şiddet biçiyor. Belasını verene, Allah belasını veriyor.

Şunu bilsinler; Türk Milleti, Türkiye İŞID’le hiçbir zaman için karşı karşıya gelmez. Tek bir kurşun dahi sıkmayız. İŞID mensuplarının kanının akıtılmasını asla kabul etmiyoruz. Hiçbir Müslüman’ın kanının akıtılmasını kabul etmiyoruz. Barış, sevgi, kardeşlik, ilim, irfan, akılla, imanla mesellerin rahatça çözüleceğine inanıyoruz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey geçen haftadan beri sizin emeğinize şimdi düşünce kuruluşları da açıklama yapmaya başladı. Amerika hiç şimdiye kadar fikirle mücadele yapmadı diye bir rapor yayınlamışlar. Teker teker 1798 beri Amerikan’ın bombaladığı yerler diye. Ve 1798 beri olan bütün bu çatışmalar aslında fikirle çözülebilirdi diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Kore’ye siz niye savaşıyorsunuz? Komünizmle savaşıyorsun. Be adam deli misin sen? Komünizmi eleştirsene. Darwinizm, materyalizmin geçersizliğini anlat. Bilim adamları var. Komünizmi bilimsel olarak çürüt. Adamlar cayır cayır kitap okuyor sabahtan akşama kadar. Sen ne yapıyorsun, ağzında puro gitar çalıyorsun.

Çektar Koşar; “Darwinizm, materyalizm iyide Hocam, Ateistlerden niye bahsetmiyorsun? Biraz onlardan bahsetsene.” Aynı şey işte. Darwinist olanlar, ateist oluyorlar.

Cihan Baran, bu Marksist, Leninist faaliyetlere karşı yaptığınız anti Leninist, anti Marksist çalışmalardan rahatsız olmuş onu dile getiriyor. Sende o zaman fikirle karşıma çık. Fikir yok.

“Türkiye Türk Milleti İŞID’le hiçbir zaman karşı karşıya ya gelmez. Hiçbir Müslüman’ın kanını akıtılmasını kabul etmiyoruz.” Başak Kılıç.

Başak Ku; “Kürtler Müslüman değil mi Hoca efendi” diyor. Kürtler Müslümanların hasıdır. Benim Üstadım Bediüzzaman hazretleri Kürt. Selahattin Eyüp’ü hazretleri Kürt. Meleler, büyük alimler, hep Kürt’tür büyük bir bölümü. Beş vakit namazında mübarek müberra muhterem çok değerli insanlar. Ama PKK son derece alçak, kahpe, şerefsiz, namussuz, kaltaban, karaktersizlerden oluşmuş it kopuk takımı. Bu konuda anlaştıysak, mesele yok. Zannediyorum, anlaştık. Tamam.

Biz Kürt kardeşlerimizi alıp Türkiye’ye gelirdik, annelerimizi, bacılarımızı, çocuklarımızı. Şefkatle koruyoruz çocuklarımızı. Onların kanını İŞID bile akıtmıyor. İŞID onları büyük bir titizlikle, bak babaanneyi, anneanneyi alıp, motosikletle getiriyorlar. Büyük bir titizlikle, aman kimse zarar vermesin. Ama PKK kahpelerini gördüklerinde, tavuk boğazlar gibi boğazlıyorlar. Çünkü olanlara Allah bela olarak gönderdi onları. Çünkü onları onlar teşvik etti adam kesmeye, adam öldürmeye onlara onlar öğrettiler. Onlarda adam öldürme öyle olmaz, böyle olur diyorlar şu an. Ettiklerini biçiyorlar. Gece gündüz dedim bak şefkatle, merhametle, sevgiyle yaklaşın, ilimle, irfanla olur, iman hakikatle olur, Kuran mucizeleriyle olur dedim. Zulümle olmaz, zalimlikle olmaz, kahpelik yapıyorsunuz dedim, dinlemediler. Bak size dedim, büyük bir bela musallat olacak, kaçacaksınız ama kurtulamayacaksınız. Tutuğu yerde sizi kıstıracaklar ve öldürecekler sizi dedim. Bela geliyor size dedim, 2 yıl önce. Dediğim doğrumuymuş?

OKTAR BABUNA: Evet, aynısıyla.

ADNAN OKTAR: Doğruymuş.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Yıldıray Oğur; “Devletin Kürtlere yaklaşımını çok değiştiğini, Türkiye’nin PKK’ların leşlerini askerime toplatmam diyen komutanların devletinden Kobani’de savaşırken yaralanan PKK komutanlarının sınırdan alınıp tedavi için hastaneye götürtüldüğünü duyuran devlete dönüştüğünü” söyledi. “Ancak PKK hala aynı dili, talepleri, tehditleri, örgütlenme biçimi, Sovyetler yıkıldı, Gorbaçov bile yok artık. Castro yok, Arafat yok. Ama PKK 80’lerin, 90’ların dünyasında yaşıyor yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: İşte onların başka bir kafası yok adamların. Abdullah Öcalan biraz uyandı bu konuya ama üslup gevşek tabi. Böyle sıhhatli sağlam bir üslup kullanmıyorlar. İslam dışında bir kurtuluş yolu olmadığı görünüyor. Bütün dünya İslam’ı konuşuyor. Bütün ideolojiler bitti. Marksizm bitti, faşizm bitti. Kapitalizm bitti. Hepsinin nedeni de bütün insanlık bunlardan muzdarip. Izdırap çekiyorlar. Ama İslam teru taze ve hakikaten gittiği her yere hayat vereceği anlaşılıyor. İslam olmadığında insanlar intihar ediyor. Dünya intihar ediyor. Bitkiler soluyor, hayvanlar ölüyor, insanlar ölüyor herkes ölüyor. İslam hayattır. Hayat nefesidir. Canlı olmak için, normal yaşamak için, mutlaka İslam’a ihtiyaç vardır. Allah ona göre yaratmış. Mesela bir ilaç oluyor, onun yanında prospektüsü oluyor. Nasıl kullanılacağı gibi teknik araç oluyor. Mesela buzdolabı oluyor, başka bir şey oluyor, yanında nasıl kullanılacağı yazıyor. Allah’ta dünyanın nasıl kullanılacağını bize bir kitapla bildirmiş. Bunu uygulamadığımızda dünya yanıyor. Dünyayı mahvettiler. Kendi kafalarına göre hareket ettiler. Halbuki Kuran’a göre hareket etselerdi, dünya cennet üstüne cennet olacaktı. Yeniden son bir kere cennet gibi olacak, sonra yeniden batıp mahvolacak. İŞID’le ilgili hadisleri bana getirsinler de, ben onları bir daha anlatayım.

Evet, dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: The New York Times haberine göre; “Irak’ta Saddam Hüseyin döneminden kalan terk edilmiş kimyasal silah depoları İŞID eline geçmiş. Bu şekilde bir iddia var. “Söz konusu depolarda binlerce hardal gazı mermisi, sarin gazı taşıyan roketler, siyanid ve siklon gibi zehirli gaz içeren kimyasal silahlar kalıntısı bulunduğu söyleniyor. 2003 yılında Amerika Irak’ı işgal ettiğinde, Amerikalı askerler tarafından keşfedilen depoların bilgisi Pentagon tarafından 2009 yılına kadar saklanmıştı. Ancak Amerika Irak’ı bildirici bir işgal sebebi olarak Saddam’ı kimyasal silah bulundurmasını iddia etmişti. Ancak bulunmadığı için halktan özür dilemişti.

ADNAN OKTAR: Amerika işgal etti. Irak’ı didik didik aradı. Milim milim santim santim yerin altını üstünü her yeri aradılar. Kimyasal silah bulamadılar, nükleer silahta bulamadılar. Sonunda özür dileriz dediler. Şimdi serbest atışa geçtiler. Biri diyor ki “kimyasal silah buldum” diyor, biri diyor ki “kimyasal silaha benzer bir şeyler buldum” diyor, öbürü diyor ki “bu öyle zannediyor ki aslen bunlar diyor petrol varilleri, boş variller” diyor. Öbürü diyor ki “bunlar Amerikan’ın uydurmaları, tamamen propaganda amaçlı söylendi” diyor. Öbürü diyor ki “böyle bir ilaca böyle bir kimyasal maddeye hiçbir yerde rastlanmadı nereden çıkıyor” diyor. Karma karışık haberler var. Tamamı yalan. Çünkü böyle bir şey olduğunda, fotoğrafını koyarsın, anlatırsın. Adam böyle bir şeye rastladıysa Amerikalı asker resmini koyar fotoğrafını koyar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şimdiye kadar saklama süreçlerinin bir tanesinde şey olarak söylüyorlar Adnan Bey; bulunan silahlar zannettikleri gibi Rusya’dan değil, Amerikan gitmiş olan silahlar. Çünkü sülfürü temelli değil, Amerikan’ın yaptığı nikrozen temelli silahlar. O yüzden sakladık diye söylüyorlar. Ama bahsettikleri alametlerde yani güya Amerikan askerlerinin o depoya giren Amerikan askerlerin üzerinde ortaya çıkan alametlerde, silahlarda olacak alametlere benzemiyor. O yüzden de çürüyor.

ADNAN OKTAR: Atıyorlar. Bütün kimyasal silahları o devirde temizlemişlerdi. Ama İŞID kimyasal silah bulmak istese bulur. Yani kimyasal silah elde etmek öyle zor bir şey değil. Zehirli bir maddeyi elde etmek o kadar zor değil.

“Suudi Arabistan Şii Şeyhi idama mahkum edildi.” Doğrumu bu?

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Mesela bu zulüm. Sana ne kardeşim. Ve niye asarsın. Mahkum et, müebbet ver. Niye asıyorsun? Bu zulme bir son vermesi lazım İran’ın. Bu asma olayını durdurması lazım. Vinç aletleri sanayide kullanılmıyor, adam asmada kullanılıyor. Hiçbir gerekçeyle adam asılmaz. Zulüm yani bıraksınlar onları.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fatih Altaylı; “Kobani meselesiyle çözüm süreci sekteye uğrasa da, AKP gerçek demokrasiyi ülkeye yerleştirerek bu sorunun üstesinden gelmesi mümkün olduğunu” yazdı. “Bu sorunun din kardeşliği değil, demokrasi ve özgürlük noktasında ele alınması gerekiyor. Bence bugün bölüneceksek bölünme noktasına gelenler, bölünmeden daha makul bir çözüme hazırlar. Çünkü bu noktaya varmış bir toplumda, bölünmeden daha acısız her çözüm, daha makbul çözümdür.

ADNAN OKTAR: Bölünme diye bir şey yok. Bölmeye kalkanın kolunu kırkarız. Deliliğe gerek yok, yani hiç kimse delilik yapmaya kalkmasın. Kendi adıma söylüyorum, deli deliyi görünce değneğini saklar, inşaAllah. Delilikte bizi yıldıracaklarını zannetmesinler. Münasebetliği bıraksınlar. Seksen milyon, otuz kere söyledik, şehit olmadıktan sonra Türkiye de bölünmeye müsaade etmeyiz. Bölmesine gerek yok, tamamı onların olsun. Niye bölmek? Daha iyi değil mi tamamını alsın. Ama seksen milyonu şehit edecek. Tabi sıkıyorsa. O zaman ona neye mahal olacağını çok iyi bilir düşünenler. Dünya kalırsa, Avrupa kalırsa, Amerika kalırsa, dünya kalırsa tepe tepe kullansınlar. Ama söylüyorum, kıyamet kopar.

Dinliyorum, evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey az önce bahsetmiş olduğunuz Suudi Arabistan’daki idam kararıyla ilgili bir televizyon programı oldu ve Oktar sizi temsilen bu programa katıldı. İran’ın İngilizce yayın yapan Press TV isimli televizyon kanalında konuştu Oktar. Şii alim Şeyh  Nimr politik görüşlerinden dolayı Suudi Arabistan’ın idam etme kararıyla ilgili yorumlarınız soruldu. Oktar’da idam cezasına tamamen son verilmesi gerektiğini, Sünnilerin ve Şiilerin kardeş olması gerektiğini ve birliğin önemini anlattı. Suudi Arabistan’da savcı Şii alimin idamdan sonra ve baş ve bedeninin çarmıha gerilerek sergilenmesini de önerdi. Bu kısmı kabul edilmedi kararın. Oktar ayrıca Suudi Arabistan’ın IŞİD’le mücadele adı altında bombardıman yapmasının da haram olacağını belirtti.

ADNAN OKTAR: Güzel, tam isabet, net konuşmuş. Hayır olmuş, hikmet olmuş, faydalı olmuş. Hiçbir yerde kan istemiyoruz, silah istemiyoruz. Basireti bağlanmış, adamın kanını niye akıtıyorsun? Adamın kafasını niye kesiyorsun? Beraber halay çekin, eğlenin. Adamı sen niye kesiyorsun? Şii’ymiş. Daha iyi, daha ne istiyorsun? Bayağı dindar oluyor Şii’ler, daha ne istiyorsun? Vahhabi’ymiş daha güzel dindar. Allah Bir demiyor mu? Diyor. Peygambere inanıyor, kıblesi aynı, namaz kılıyor, helale harama dikkat ediyor. Sana ne? Bir gariplik var, farkına varamıyorlar. Şeytanın eline düşmüş durumda, dünyanın büyük bölümü. Adam kesiyor, kafasını eline alıp sergiliyor. Vinçle adam asıyorlar. Suudi Arabistan’da hergün adam doğruyorlar. İran’da hemen hemen hergün adam asılıyor. Bu zulüm Amerika’da da öyle. Bütün dünyayı her yeri bombalıyor Amerika. Kafasına estiğinde, hoşuna gitmediğinde, gidip adamların tepesine bomba yağdırıyor. Bunu eğlenceye çevirdi. Bomba çoluk çocuğun ellerini parçalıyor, kollarını koparıyor, bir kısmını öldürüyor, yazık günah değil mi? Çocuklar neşeyle koşuşsunlar, çocuk çığlıkları duyalım değil mi? Eğlensinler, yakalamaca oynasınlar. Niye yaralıyorsun çocukları, niye öldürüyorsunuz? Kadınlar güzel bakımlı çiçek gibi gezsinler, kadınları niye öldürüyorsunuz? Yaşlı anneanneler nineler ne kadar tatlı oluyorlar. Burada mesela bir nine olsa, süper olur şahane olur. Niye öldürüyorsunuz bunları? Cennet nimeti ne kadar güzel. Allah onları ihtişamlı yaratıyor, ne kadar güzel yaratıyor. Sen bir bombayla, yüzlercesini birden aynı anda şehit ediyorsun. Zulmü bıraksınlar, bir belanın içine düşmüşler. Gayet normal görüyor. Adam öldürmek en korkunç olay, en feci olay. O öldürüyor, o öldürüyor. Su gibi ezberlemişle adam öldürmeyi.

GÖKALP BARLAN: Kuran’ı Kerim’de Hocam, “Müslümanları öldürenleri eğer tövbe ederlerse, dinde sizin kardeşinizdir” diyor, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Hayır sana saldırmadıktan sonra, zaten fikren karışamazsın. Adam diyor ki putperestim farz edelim. Tamam, sana ne, sen anlatırsın konuşursun dinlerse dinler dinlemezse. Hristiyanım diyor, zaten Hristiyanların hükmü Kuran’da açık. Hristiyan kadınlarla evlenilebiliyor, yemekleri yeniliyor, ticaret yapıyorsun, arkadaş oluyorsun, ahbap oluyorsun. Karın oluyor, artık düşün sevgilin ömür boyu sırdaşın arkadaşın.  Aynı yatakta yatıyorsun, canını emanet ediyorsun.  Niye kesiyorsun onu? Niye doğruyorsun? Museviler dağın taşın arkasına saklansa, gidip onları öldürün diye hadis koymuşlar. Adamları tuttuğu yerde öldürme azminde. Bırak, Ehli Kitap “Allah Bir’dir” diyor. Musevilerle ilgili hüküm Kuran’da açık. Musevi kadınlarla evlenilebiliyor, yemekleri yeniliyor, onlarla ticaret yapılıyor. Allah onları özel hükümle hükümlendirmiş. “Ve onlar” diyor “o bölgede yaşayacaklar” diyor. “Orada doğacaklar, orada ölecekler” diyor Allah. “Siz orada yaşayacaksınız” diyor. Elleme yaşasın adamlar. 

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey bu Körfez ülkelerinde yapılan protestolar da Şii bazı alimler ve Şii protestocuların bu rejimleri yıkmaya yönelik yaptıkları bazı tavırlar oluyor, fikirleri oluyor. Ve bu bazı Şii alimlerde, hem Sünni krallıkları, hem de onları destekleyen alimlerin hepsini öldürülmesi gerektiğini savunuyorlar. Karşı tarafta öldürülmemesi gerekiyor tabii ki onlarında öyle. Ama iki taraftan da hiç böyle sevgiye çağıran sizin gibi bir yaklaşım olmadığı için birbirlerine karşı ortadan kaldırma azmi gibi bir şey ortaya çıkmış durumda şu an.

 ADNAN OKTAR: Bir konuda bir insanı ikna edebilir. Öldürmek ne kadar rezalet. Adam diyor ki buraya gelir misin? Gelmiyorum diyor, tak vuruyor adamı öldürüyor. İkna et konuş, gelmiyorsa da gelmiyordur, sana ne? Bırak hür yaşasın. Dünya bir kabus içinde geçiyor. Rüya gibi inanamıyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: En son Bahreyn protestolarında protesto eden Şii grupların bir kısmı, İran’ı da çok özgür bulup, İran’dan daha da Ortodoks bir Şii sistemi Bahreyn’de kurulmasın istediğini söylüyorlardı.

ADNAN OKTAR: İşte Allah akıllarını almış. Taassup yetmiyor. Karanlık yetmiyor. Zifiri karanlık oldu diyorsun, daha da karanlık olsun diyor, iyice kararsın diyor.

“Horasan’da-Doğuda” diyor “siyah bayraklılar zuhur ettiğinde” Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı, “onlar bir süre devam ettikten sonra yine doğudan bu kez küçük siyah bayraklılar çıkacak.” Hep bak siyah bayraklı. Nerede? Suyuti’den tavsif eden hadisler. Ahir zaman Mehdisinin alametleri sayfa 61. Bu hadisler, Peygamberimiz (s.a.v)’in gayble ilgili bildirdiği bilgiler. “Üç alametin ardında imam Kaim Mehdi (a.s)’ın çıkışını bekleyin” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Kendisine soruldu ‘bu alametler nelerdir?’ Suriyelilerin karşılıklı anlaşmazlıkları.” Şu an ne var? Bak Suriye diyor “Suriyelilerin karşılıklı anlaşmazlıkları.” Esad ayrı söylüyor, karşı kurdukları ordu ayrı söylüyor. IŞİD ayrı söylüyor, herkes ayrı. “Horasan tarafından siyah bayraklıların çıkması.” Yani Asya tarafından. “Ramazan ayında korku.” Ramazan ayında biliyorsunuz kan gövdeyi götürdü. “Ve yine Şam’dan, Suriye’den küçük siyah bayraklı adam görüldüğünde” yani bir lider bir kişi görüldüğünde. Celalettin Suyuti’nin hadisleri bunlar. “Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının diğer bir alameti de siyah bayraklı ordunun askerlerinin ortaya çıkması.” El kavlu’l Muhtazar fi Alametil Mehdiyyil Muntazar.  “Ebu Sufyan’ın soyundan bir adamla” yani Beşer Esad’la “savaşırlar.” El kavlu’l Muhtazar fi Alametil Mehdiyyil Muntazar. “Süfyan” süfyanın özelliği ne? Kadınları kesiyor, insanları kesiyor. Suriye’de dehşet saçan bir adam. Kan dökücü yani yüz binlerce Müslüman’ın kanını akıtır” diyor. Adamın şeklini şemailini hepsini anlatıyor Peygamberimiz (s.a.v). Süfyanın görünüşünü, tipini, yapacağı kitle katliamlarının hepsini anlatıyor. Onun yerine de oğlu geçecek diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bak detaylara bak. “Ciğer yiyenin oğlu” diyor. “Ben-i Abbas’a Irak’a ait siyah bayraklılar çıkar.” Irak’ta şu an çıktı değil mi? Nuaym bin Hammad Kitabı fiten. “Siyah bayraklılar Fırat kıyılarındaki şehirlerinde karada ve denizde onları kendine karlı gelenleri öldüreceklerdir.” Kendine karşı gelenleri öldürüyorlar. Bak “Fırat kıyılarındaki şehirlerinde” bu PKK’nın yoğun olduğu yerlerdir. “Karada ve denizde onları kendilerine karşı gelenleri öldüreceklerdir.” “Fırat kıyılarındaki şehirlerinde” kim var?  PKK’lılar var. Bak çok açık, net. Zaten hep Fırat’la özleşiyor PKK’lılar. Oralarda gezinmek, oralarda bulunmakla. “Karada ve denizde onları öldürecekler” diyor. Kaçamayacaklar diyor. PKK’ya açıkça işaret eden ve IŞİD’in onları öldüreceğine dair hadisler. “Onlar o durumda iken, Asya taraflarından” yani Afganistan, Horasan’dan “bayraklılar gelecek. Onlar sürekli hareket edecekler.” Ne yapıyorlar? Amerikalıların Hummer jeeplerini kullanıyorlar, çok süratli hareket ediyorlar. Olağanüstü süratleri var, işgal güçleri çok yüksek. Peygamberimiz (s.a.v) diyor, “onlar süratle hareket edecekler.” Bu çok önemli bir detay. “Oradan bir ordu geri dönüp Küfe’yi Basra’yı bir gecede eline geçirecek.” Görüyor musun? Gece vurdular birçok yeri. “Bir gecede eline geçirecek. Oradan bir ordu geri dönüp” hemen ani dönüş kuvvetleri ve süratli manevra kabiliyetlerine dikkat çekiyor hadis. “Ve Küfe’yi ve Basra’yı bir gecede eline geçirecekler.” Aynı şekilde oldu. “Kendilerine bu verilmediğinde savaşarak zafer kazanacak” yani şehri diyor teslim almak için teklif edecekler, eğer vermezlerse şehri savaşarak alacaklar diyor. “Bu durumda da” diyor “istedikleri kendilerine taktim edilecektir.” Hakikaten de teslim ediyorlar, “buyurun sizin” kaçıyorlar. “Onların siyah bayraklıların kumandanı, askerlerinin saçları ve bıyıkları çok uzun olacak.” Hakikaten bıyıklarına dokunmuyorlar normalde kazıyorlar birçoğu kısaltıyorlar. Ortodokslar kısaltırlar. “Askerlerinin saçları ve bıyıkları çok uzun olacak. Elbiseleri siyahtır.” Mesela müthiş bir detay. Saçı sakalı tamamda, “elbiseleri siyahtır” diyor. “Onlar kara bayraklıların adamlarıdır.” Kara bayrak kullanırlar, aynısıyla oluyor. Hep ayrı ayrı hadis kitaplarından, ayrı ayrı bölümlerden. “Allah taş kalpli ve soyu belli olmayan birini gönderecek, zafer onunla olacak. Onları kendilerine karşı gelenleri hiçbir fark gözetmeksizin topluca öldüreceklerdir.” Kitle katliamı yapacaklar diyor. Yani acıma hisleri olmayacak diyor, sert kalpli olacaklar diyor. “Horasan’dan (yani Asya) tarafından çıkan siyah bayraklılar Küfe’ye iner.” Hakikaten Küfe’yi aldılar. Celalettin Suyuti’nin tasrifinden hadisler Ahir zaman Mehdisinin alametleri, sayfa 61.  “Horasan’dan siyah bayraklılar çıkacak ve İlye’ye (Kudüs’e) bayraklarını dikene kadar onları kimse durduramaz.” Ta İsrail kenarına kadar geliyorlar. Hadis Suyuti’den. “Büyük bir savaş olur, neticede siyah bayraklılar galip gelir.” Onun için diyorum IŞİD galip gelecek diye. “Sufyani kuvvetleri kaçar.” Yani Suriye’de Esad’ın güçleri kaçacaklar, kaçıyorlar. “İşte o zaman insanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı temenni ederler.” Keşke Hz. Mehdi (a.s) çıksa derler diyor. Zamanı ne zamanmış? IŞİD’in ortaya çıktığı zamanmış. Ne diyorlar? Ya Rabbi bu kanı durdur, bu olayları durdur. Ne yapıyorlar? “işte o zaman insanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı temenni edeler. Bak onlara insanlara Hz. Mehdi (a.s)’ı temenni ettirecek ortam meydana getiriyor Peygamberimiz (s.a.v)’in açıklamasıyla Cenab-ı Allah. Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’a muhtaç hale getiriyor. Hz. Mehdi (a.s)’ı temenni edecek hale getirmek için dehşet saçıyor önce Allah. O zaman ne diyor? “Keşke Hz. Mehdi (a.s) çıksa” diyorlar. “Ve ararlar” daha önce aramayan adam, arıyor. Niye? Çünkü şiddet var, dehşet meydana gelmiş. Mecbur çünkü kanı durduracak, olayları durduracak, damla kan akmayacak, silahlar kalkacak, adam arıyor o zaman. “Ve Hz. Mehdi (a.s)’ın itaatine girerler” diyor. “Hz. Mehdi (a.s)’ın adaleti o denli olur ki” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olduktan sonra bak IŞİD’in alacağı şekli belirtiyor Cenab-ı Allah hadiste. “Uykuda olan bir kimse uyandırılmaz. Ve bir damla kan bile akıtılmaz.” Şu an herkes ayakta uyuyamıyorlar Irak’ta. “Uyuyan kişi uyandırılmaz” diyor. Şu an bomba gürültüleriyle uyandırıyorlar. Ama o zaman olmayacak diyor Allah. “Ve bir damla dahi” diyor “kan akıtılmaz. Hiçbir kimse arasına bir düşmanlık kalmayacak ve bütün düşmanlılar ve boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gideceklerdir.” Adam kesmeler, adam vurmalar bitecektir diyor. İmamı Şarani Ölüm Kıyamet Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sayfa 496. “Hz Ali (r.a) anlatıyor; “Siyah sancaklıları gördüğünüz zaman bulunduğunuz toprağa yapışın.” Kıpırdamayın. Karşıt bir hareket yapmayın. “Ellerinizi ayaklarını kıpırdatmayın” yani silahla yahut buna benzer malzemelerle karşı atağa geçmeyin. “Sonra” diyor “güçleri görülmeyen zayıf bir topluluk çıkacak, kalpleri demir parçaları gibi katı olacak.” Acımıyor. “Onlar devlet ashabıdırlar” devlet kuracaklar diyor. Ne yaptı? IŞİD adı üstünde ‘İslam devletiyiz’ diyor. Görüyor musun, “Onlar devlet kuracaklar” diyor. Ama bak öbür topluluk için devlet kuracaklar demiyor. Sadece bu topluluk için devlet kuracaklar diyor. “Hiçbir söze ve ahde rıza göstermeyecekler” yani burada söz vermiş dinlemiyor. Ahit verilmiş dinlemiyor. Ben kendi sözümü dinlerim, ben kendi kafama göre hareket ederim diyor. “Hakka çağıracaklar, fakat onlar hakkın ehli değillerdir.” Şirk içinde oldukları için, Kuran’a tam uymazlar diyor Peygamberimiz (s.a.v).  “İsimleri künyeli olacak” mesela Bağdadi öyle isimler künye. Nispetleri karyeleri yaşadığı beldeye nispette olacak.” Mesela el Kürdi, el Bağdadi neresiyse yaşadığı şehir. “Saçları uzun olacak ve sarkık olacak. Aralarında da ihtilafa düşecekler” diyor. Mesela bu topluluklar var değil mi? Yeni yeni çıkıyor IŞİD karşıtı ama aynı kafadalar. Onlarda siyah bayrak taşıyor, fakat aralarında ihtilaf ediyorlar. Sonra bazen birleşiyor, sonra yine ihtilaf ediyorlar. Ne var öyle başka gruplar?

CEYLAN ÖZBUDAK: El Nusra var.

ADNAN OKTAR: El Nusra var, El Kaide var. Çok fazla. “En sonunda da” diyor, “Allah hakkı dilediğine verecek, Hz. Mehdi’ye verecek” diyor. İsimleri künyeli olması. Hepsinin ismi künyeli. İlk defa. El Makdisli diyor makdisliyse makdisi, bağdadiyse Bağdatlı. El Basravi diyor mesela. “Nispetleri karyeleri yaşadığı beldeye nispette olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Saçlarının uzun olacağı özellikle belirtilmiş. Şimdi ben IŞİD’i tanıyorum deyince, işte hadislerden tanıyorum. Onlarda beni tanıyor ama onlar herhalde vicdanen tanıyorlar anladığım kadarıyla. Kastettiğim bu.

Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Siz iki sen önce hadisler zaten kitaplarınız da vardı Hocam, açıklamıştınız.

ADNAN OKTAR: Tabii ki o devirde çıkan kitaplarıma bakın, hepsi var detay detay.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bingöl’de 9 Ekim’de şehit olan baş komiser Hüseyin Hatipoğlu’nun eşi Sibel Hatipoğlu, cenaze töreninden üç gün sonra Facebook’taki hesabından “şahadeti saadet bilenler için yenilgi yoktur” yazısını paylaştı.

ADNAN OKTAR: Aslanmış o aslan. Helal olsun ona.

BÜLENT SEZGİN: Resimleri var şehidimizin.

ADNAN OKTAR: Bakıyım. Aslanım benim aslanım. Allah bize de nasip etsin. O minik kuzuyu göster sen bana. Bu ne şeker şey bu, ne şeker şey bu. Allah ona uzun ömür versin.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Yalçın Akdoğan, Türkiye’ye sığınan 300’e yakın PYD militanına “madem çok istiyorsunuz Kobani’ye gidin” denildiğini, “ancak sadece 60 kusur kişinin gittiğini” söyledi. Akdoğan: “Bunlar gelen vatandaşlar değil, PYD militanları. O kadar ahkâm kesiyorsunuz, uluslararası toplumdan Türkiye’ye bir sürü baskı yaptırıyorsunuz. Sınırı açın gitsinler, gidin diyoruz gitmiyorsunuz. Hadi orada savaş var korkuyorsunuz gitmiyorsunuz. Öbür tarafa gidin Afrin, Haseki, o tarafa da gitmiyorlar. Biz Türkiye’de kalmak istiyoruz. Niye? Türkiye’de huzur varda onun için. Herkes al bayrağın gölgesine sığındı arkadaşlar” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Bir alkış. Şahane söylemiş, şahane konuşmuş, tam isabet.

“Artık bende etrafımdaki insanların imanına vesile olsam diyorum ama yeri geldiğinde bir şey anlatamıyorum. Dilim çözük değil” diyor. Kuran’a tam uygun bir üslup geliştirirsen olur. Her yönüyle Kuran’ı tam ezberlemek lazım, iyice bilmek lazım. Tek bir ayeti bile hayata uygulamamak, bütün sistemi bozabilir. Her ayetin uygulanması lazım.

“Canım gibi sevdiğim bir tanecik Adnan Bey. Sana çok sevgilerimizi iletiyorum” diyor, bir hanım kardeşimiz.

“Hani bazen insan sıkıntılı bir durum yaşadığında Allah güzel düşünceleri ilham ediyor, o sıkıntının geçmesini sağlıyor ya, işte bu güzel düşünceleri unutmamak için ve kişiliğimize yerleştirmek için ne yapabiliriz?” Dua edeceksin, irade kullanacaksın.

“Bilgilerinizle bizi aydınlatıyorsunuz. Sizleri dinleyerek doğru yola ulaşıyoruz. Sizlere ve ekibinize teşekkürler, saygılar.” İzmir Karşıyaka’dan bir kardeşimiz.

Rumuz; Kelle için saat. Selahattin Eyyubi’nin babası Türk’tür, saygılarımla” diyor. Selahattin Eyyubi’nin bütün şeceresi Kürt’tür ve iftihar ediyoruz. Ama o şeceresi içinde tabii ki Kürt’te vardır, Laz’da vardır, Çerkez’de vardır ama Kürt aileden geliyor. Güneydoğulu kardeşlerimizde de öyle saf Kürt bulamazsın. Sümer kanıda var, Hitit kanıda var efendim var oğlu var. Evet, genellikle sevgilerini ifade eden yazılar yazmışlar.

Murat Prens; “Peygamberimiz (s.a.v)’in söyledikleri birer birer gerçekleşiyor. IŞİD’de tüm detaylara hangi bölgeleri alacağına kadar anlatılmıştır.” Murat Prens buna inanamamış. Hadis kitapları vereyim bak, aç Suyuti’yi bak. Ölüm, kıyamet, ahiret kitabına bak İmam-ı Şarani’nin. Bütün Şii kaynaklarında geçiyor, Sünni kaynaklarda da geçiyor. Bilgisizlikten kaynaklanan bir itiraz. Bilgisizlikten kaynaklanması da mantıksız, çünkü internetten girsinler, hemen görecekler. Gir bak. 10 dakikalarını ayırmıyorlar, çok tembeller. Ancak yoktur bu böyle, bir şey söylendiğinde “hayır böyle şey olamaz.” Bak, onu yazmaya ayıracağın vakti ona bak, hemen anlayacaksın.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz IŞİD daha ilk başlangıcında ortaya çıktığında zaten hangi ülkelere yayılacağını söylemiştiniz. O zaman daha tek bir noktadaydılar. Şu anda görüyorlardır zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, ne diyorsam çıktı. Bak PKK’lılara da dedim, 2 yıl önce söyledim, bak sizi dağlardan, taşlardan toplayacaklar. Direnseniz de sizi öldürecekler dedim, kimsede sizi kurtaramayacak dedim. Türk ordusuna karşısınız ama Türk ordusuna muhtaç hale geleceksiniz dedim.

OKTAR BABUNA: IŞİD’ın adı bile yoktu o zaman.

ADNAN OKTAR: Adı bile yoktu tabii.

AYLİN KOCAMAN: Suriye iç savaşında da öyle olmuştu Adnan Bey, “birkaç aya biter” demişlerdi. Siz hemen orada güvenli bir bölge oluşsun, bu çok önemli yıllar sürecek bu savaş demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii bu savaş bitmeyecek dedim. Güvenli bölge oluşturun dedim. Yok yok biter dediler. Hatta Ahmet Davutoğlu Hocam’da dedi “birkaç aya bitecek” dedi. Benim dediğim doğru çıktı. Ama Ahmet Davutoğlu Hocam çok şahane insanmış, maşaAllah ne güzel konuşuyor. Ne hayırlı, ne hikmetli tam veli tiynetli. Tam Hz. Mehdi (a.s) talebesi.

Kürdistane; “Her nedense Kobani’yi alamadı” diyor “çatlayacaklar nerdeyse hayırdır” diyor. Kobani dört tarafından sarılmış “alamadılar” diyor. Bütün köyler, kasabalar, kalyeler alındı mı orada Kobani’nin? Tamamı IŞİD’in kontrolünden geçti mi? Sen küçücük bir nokta kalmış, o küçük noktanın içerisine de it kopuk takımı, PKK’lı doluşmuş, masum Kürtleri ve kadınları da rehin almışlar, orada kendilerini muhafaza ediyorlar. Ve kadınları kalleşçe kendilerine siper olarak kullanıyorlar, IŞİD’de bekliyor. Çocuklara zarar gelmesin, kadınlara zarar gelmesin. Eğer sen bununla iftihar ediyorsan, sana yazıklar olsun. Bu çok küçük düşürücü bir durum. IŞİD’in bütün bölgeyi aldığının farkında değil. Kardeşim 100 kilometre kareyi aldıysa, 500 kilometre kareyi aldıysa, 100 metrekarenin, 200 metrekarenin ne önemi var? 100 kilometre kareyi aldı diyelim, sen diyorsun ki “10 metrekareyi alamadı.” 100 kilometrekareyi aldıktan sonra bitmişsin sen zaten, her yerin bitmiş. Adamı sen yakalamışsın, diyorsun parmağını oynatıyor. Adamın her yeri çelik kafesin içine girmiş ama diyorsun parmağını oradan oynatıyor diyorsun. Bunlar anlamadı oranın gittiğini. Orada bir nokta direnme var, onu alamadılar zannediyor. Kobani’nin bütün çevresi tamamı alındı. Etrafındaki yüzlerce köy, kasaba, bütün bölgenin tamamı alındı. Alınmadık hiçbir nokta yok. Sadece o kasabada kasabanın orta kısmında devlet binaları falan tamamı alındı. Her yeri teslim aldılar. Çok küçük bir nokta da direnme devam ediyor. Neden? Siviller ve çocuklar olduğu için. IŞİD oraya kurşun sıkmayı bekliyor, yoğun Amerikan bombardımanına rağmen.

CEYLAN ÖZBUDAK: “IŞİD zaten “gücümüzün çok çok küçük bir kısmını Kobani’de kullanıyoruz” diye söylüyor.

ADNAN OKTAR Hayır kardeşim zaten büyük bir güçte olsa vurmazlar. Orada kadın ve çocuk var. Ama bu konuyu anlamamalarına ben hayret ediyorum. Haritayı gösterin.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan savunma bakanlığı da açıklama yapmıştı, “Kobani’nin kurtarılamayacağını” söylemişlerdi defalarca.

ADNAN OKTAR: Defalarca anlamıyorlar. Bu PKK’lılarda da, sempatizanlarında da, olaydan haberi olmayan bazı tiplerde de, garip bir çocuk inadı var. Baban öldü diyorsun “yok ölmedi o yaşıyor” diyor ölmüş mezara koyduk diyorsun “yok ölmedi o” diyor.

OKTAR BABUNA: Her sabah haber yapıyorlar IŞİD geriliyor diye. Akşama doğru değişiyor haberler yeni bir yer aldı diye.

ADNAN OKTAR: Kobani ve çevresini göster. Bak kardeşim, arkadaşım kimsen adın neyse o gri bölge var ya gördüğün gri bölge o tamamen IŞİD’in kontrolü altında olan bölge. Daha önce PKK’lıların kontrolündeydi Kürt kardeşlerimiz yaşıyordu PKK kontrolünde o bölge gri bölge PKK’nın hakimiyeti olan her yeri aldılar görüyor musunuz? Sadece Kobani’yi göster, o küçük sarı bölgeyi göster, orada bir siyah nokta var. Sadece orada direniyorlar, öyle diyeyim. Adam anlamıyor, “yaşıyor mübarek” diyor. Kemikleri kurumuş artık, kafatası ortaya çıkmış, ölmüş, bitmiş.

Kaan; “Silah olmayan bir dünya istiyoruz. Şii, Sünni, Vahhabi bir arada mutlu neşe içinde yaşayacağı bir dünya istiyoruz’ sözüne karşı olarak Kobani, Kürdistan.” Jaklandın. “Öyle bir dünya yok. Allah hepimizi farklı dilde ve dinde yarattı ki bu dünyada fazla ağırlık olmasın. İnsanlık, çelişki, çatışma için.” Yani birbirlerini çatışsınlar diye yarattı diyor. Peki, cennette niye yok? Çünkü herkes Allah’a boyun eğmiş, herkes Allah’a teslim olmuş. Herkes terbiye edilmiş, eğitilmiş. Eğitimli adamlar oraya gittiği için, mükemmel yaşıyorlar. Burada da insanları sen yetiştirir, eğitirsen, cennet ahlakı versen, dünya cennet gibi olur. Ama senin öğretmenin şeytan olursa tabii ki şeytaniyete bu sefer tevessül edeceksin, yakıp, yıkatacaksın, asacaksın, keseceksin, öldüreceksin, doğrayacaksın. İşte biz şeytanı mağlup etmeye geldik dünyaya. Bu yüzyılda biz şeytanı mağlup edeceğiz. Ayağımızın dibinde bizzat onun varlığını öldüreceğiz, ayağımızın dibinde. Onun için geldik dünyaya, görevimiz bu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hepimiz başka kültürlerden geliyoruz aslında Adnan Bey, sizin eğitiminizle hiç kimsenin aklının ucundan bile negatif bir şey geçmiyor. Normalde sizin eğitiminiz olmasa, çok farklı insanlar olurduk.

ADNAN OKTAR: İnsan birbirini asıp kesmesi mi güzel, sevmesi, dost olması mı güzel? Şeytan “kesmesi, doğraması güzel” diyor. Allah da “sevmesi güzel” diyor. Biz Allah’ın sözünü dinleriz, Kuran’ın sözünü dinleriz.

ENDER BEY: Kuran’da Adnan Bey, şeytandan Allah’a sığınırım “tanışmanız için farklı kabileler yarattık” diye söylüyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii Allah birbirinizi doğrayın, kesin demiyor ki. İlk Habil ile Kabil kıssasında biliyorsunuz var. “Şeytan ona cinayeti zevkli gösterdi” diyor. İnsanlara da şu an cinayet zevkli gösteriliyor şeytan tarafından, şeytan tarafından gidiyorlar. Ama şeytanı ayaklarımızın dibinde öldüreceğiz görevimiz bu. Onun için geldik dünyaya, Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak.

“Karizma adam, öncelikle iyi programlar, bayılıyorum programınıza, keşke 7/24 hoş sohbetinizi kesintisiz izleyebilsem” diyor. İşte o 7/24 bazı yedileri bana gerekiyor. Spor yapacağız, yemek yiyeceğiz, azda olsa uyumamız gerekiyor.

İhsan Eryılmaz; “IŞİD komutanı El Bağdadi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s) için bildirdiği tarife çok uyuyor. İlk zamanlar Hocam ben Hz. Mehdi (a.s) olduğunu düşünmüştüm. Sonra araştırdım ki, Hz. Mehdi (a.s) konusu ayrı” diyor özetle. “Bilerek mi bu kadar benzetildi Hocam” diyor. Her sakallıyı baban zannedersen olmaz. Sakalı var, demek ki Hz. Mehdi (a.s). Olmaz. Her sakallı baban olmadığı gibi, her sakallı da Hz. Mehdi (a.s) değildir, bunu bileceksin. Bağdadi’nin zaten Mehdilik iddiası yok ve hiçbir IŞİD’li o Hz. Mehdi (a.s)’dır demiyor. “Mehdi (a.s) gelecek, acip bir şahıs olacak” diyor. Ve Mekke Medine onu da yanlış biliyorsun, “Mekke ve Medine, Küfe ve Şam gibi yerlerde tasavvur ederek” diyor Bediüzzaman. “Hadisin mücmel açıklamasını yanlış tefsir etmişler” diyor. “Ahir zaman olayları İslam âleminin merkezlerinde gelişecektir” diyor. Neresi son merkezi? İstanbul. O zaman İstanbul’da. “Onlar o zaman İslam âlemin merkezi hep Basra’da Küfe ’de, Şam’da, Mekke’de, Medine’de kalacaklarını zannettikleri için” diyor, “hep hadis Ravileri zamanla değiştirmişlerdir” diyor. Mesela “bazen Basra demişler, bazen Küfe, bazen Şam, bazen Mekke, bazen Medine demişlerdir” diyor. “Hâlbuki bu kadar ayrı rivayetin ve hadisi şerifin sırrı şudur ki” diyor “Metni Hadisi tefsir edenler, kendi istibatlarına, kendi tefsirleriyle tatbik etmişler” diyor. Mesela “merkezi saltanat o zaman Şam ve Küfe’de bulunduğu için” diyor, “Mehdi (a.s) Şam ve Küfe ’de çıkacak demişlerdir” diyor. “Hâlbuki İslam âleminin merkezinde çıkacak” diyor, yani İstanbul’da çıkacak. Zaten IŞİD’de “İstanbul’da çıkacak” diyor. Onlarda onun için “İstanbul’u alalım” falan diyorlar, almalarına gerek yok, Hz. Mehdi (a.s) onları alacak zaten, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) varken, onların İstanbul’u almaları diye bir konu olmaz. İstanbul’u Hz. Mehdi (a.s) zaten manen feth edecek. IŞİD’i de gene manen feth edecek olan yine Hz. Mehdi (a.s)’dır. Ona tabii olacaklar.

“IŞİD ileride karınca dahi ezmeyen bir yapı haline dönüşecek. Bu sözümün gerçekleştiğini ileride göreceksiniz.” IŞİD ileride karınca dahi ezmeyen bir yapı haline dönüşecek, niye? Çünkü Hz. Mehdi (a.s) talebesi haline dönüşeceklerde onun için. “Bu sözümün gerçekleştiğini ileride göreceksiniz. “Adnan Hocam” diyor Pınarbaşı bilirkişi lakaplı kişi “Kuran’da mı yazıyor?” Hayır, hadis kitaplarında yazıyor. Tahakkuk ettiğinde, hadisin doğru olduğunu anlarsınız.

Azad Yiğit, münasebetsiz köfte işte laf olsun. “IŞİD’i siz mi kurdunuz yoksa Hocam” diyor. IŞİD’i Kuran Allah’tır, ona güç kuvvet veren Allah’tır, zafer veren Allah’tır, yayılmasını sağlayan Allah’tır, kalpleri IŞİD’e bağlayan Allah’tır. Sonra onların kalbine gayz, bürudet, şiddet acımasızlık veren, dehşet saçtıran yine Allah’tır. Kalplerini sonra kuzu kalbi gibi yumuşatacak olanda, Mehdiyet vesilesiyle yumuşatacak olanda Allah’tır. Bütün güç kuvvet Allah’a aittir, bütün ordular Allah’a aittir.

Cevdet Düzgün Ayteki, Cevdet 10: “Sayın Hocam, siz bizim olayları net görmemizi sağlıyorsunuz. Öbür türlü net göremiyoruz olayları” diyor.

Hamza Şahin 1: “Bu PKK’lılar kadar alçak bir topluluk olamaz. Ebu Cehil’den daha aşağılıklar. Hem Türkiye’den yardım diliyorlar, hem de vatana saldırıyorlar” diyor.

Doktor Serdar Ateş: “Üç ay kadar önce Müslüman Müslüman’a savaşmasın bahanesiyle IŞİD'e silah çekmeyin, evinize kapanın diyordun.” Tamam. Zaten silah çekmeyin diyoruz. Ne demek istiyor bu? Gecenin ilerleyen saatlerinde, uykusuzluğun şiddetinden.

“Ben tarikatınıza katılmak istiyorum. Ama İzmir'de yetkili bulamadım. Ne yapmalıyım?” diyor. Fatih XYTK. Niye? Camiye gittiğinde imamlar var, müezzinler var, tam yetkili onlar. Hem de mühürlü imzalı yetkililer. Her yerde binalarımız var. Uzun uzun minareleri var. Nereye gitsen, bizim tarikat mı dersin, cemaat mi cemiyet mi, ne diyorsan de yahut kardeşlerimizi bulursun. Hepsinde sana güzel ilgi alaka gösterirler.

OKTAR BABUNA: Doyulmuyor maşaAllah anlatımlarınıza.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey biraz önce haritadaki sarı noktanın biraz daha büyük hali vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Genel olarak şekli gösteriyorum.

ADNAN OKTAR: Getir şehrin ortasını.

BÜLENT SEZGİN: Zaten IŞİD her tarafı sarmış.

ADNAN OKTAR: Bak IŞİD bayraklarını gör. Bak IŞİD şehrin tamamını almış. Sadece orta kısımda rehin alınan insanlar olduğu için IŞİD ilerlemiyor. Bütün köy, kasaba tamamını yani arazinin hepsini aldı IŞİD. Yani PKK'nın adım atacağı, nefes alacağı hiçbir yer yok. Gezeceği hiçbir yer yok. Dört taraftan da kuşattılar o küçük kasabayı. O küçük noktadaki direnmeyi, PKK'nın zaferi olarak görüyorlar. Yani adam hapse atılmış, kulağı dışarda kalmış; kulağım özgür diyor. O kulağını da bükerler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey CFR'dan Max Twitter'a şöyle yazmış: “Türkiye için en kötü senaryo ne olur? Kobani düşmüyor, Amerika Kürtlerle bağlarını daha da güçlendiriyor ve Kürtler Erdoğan'a eskisinden daha öfkeli.” Böyle bir senaryo yani.

ADNAN OKTAR: Öfkesi olan yıkanacak serin suda. Kürtler değil, PKK. PKK tabii ki hoşlanmaz. Türk ordusundan hoşlanmıyor, Türk askerinden hoşlanmıyor, Türk Milleti'nden hoşlanmıyor, Müslüman’dan hoşlanmıyor. Kürt; benim kardeşlerim şu an dolu burada Kürt kardeşlerimiz, çoğu Kürt. Kız arkadaşlarımın da birçoğu Kürt.

BÜLENT SEZGİN: PKK, Kürtlerden de hoşlanmıyor aslında.

ADNAN OKTAR: Kürtlerden de nefret ediyor, onlara da nefes aldırmıyorlar. 15 binin üstünde Kürt'ü öldürdü PKK. Zalim, gaddar mafya yapılanması.

Bütün arazi, yüzlerce kilometre arazinin tamamı alınmış IŞİD tarafından, yani 400 km-500 km arazinin tamamı alınmış. PKK'dan tamamen kazınmış. En fazla 300 metrekare yahut 500 metrekarelik bir alan içerisine sıkışmış bunlar. “Direniyorlar” diyor. Kardeşim kasabanın da tamamını çepeçevre almış vaziyette IŞİD. Belirli bir bina topluluğunun içerisinde çocukları, kadınları koydukları için, IŞİD atağa geçemiyor. Bu kadar. Yani kazıdılar attılar, binlerce PKK'lı öldürüldü. Yok adamlar. Arazinin tamamı IŞİD'in kontrolünde, bak bunu kafalarına iyice bir koysunlar. Bütün köyler kasabalar, tamamı alındı. Bak yüzlerce köy, tamamı alındı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Kobani düşmüyor. Amerika Birleşik Devletleri Kürtlerle bağlarını daha da güçlendiriyor.”

ADNAN OKTAR: PKK ile güçlendiriyor, Kürtlerle yok. Amerika'nın Kürtlere karşı bir muhabbeti yok. Mahvediyor Kürtleri. Bir Esad'ın eline verdi, ezdirtti, bir öbür deccalin eline verdi, ezdirtti, Saddam'a akıl almaz silahlar verdi o zamanlar, Kürtleri kitle halinde Saddam'a katlettirdi. Tabii, Felluce'de çıtını çıkartmadı. Kan revan içinde bıraktırdılar Kürtleri. Amerika'nın en gıcık olduğu millet Kürtlerdir.

OKTAR BABUNA: IŞİD, PKK'ya dokununca Amerika ayaklandı.

ADNAN OKTAR: Hiç karışmıyordu IŞİD'e, hiç ilgilenmiyordu. Ne zamanki PKK'ya saldırmaya başladı IŞİD, var gücüyle Amerika bağırmaya başladı. Bu çok büyük bir olaydır. Senelerden beri IŞİD adam öldürüyor, asıyor, kesiyor, Amerika gıkını çıkartmadı. Üç beş bin PKK'lıyı öldürünce, Amerika çıldırdı. Şuursuzca bombalıyor, gidiyor PKK'lıları bombalıyor şu an. Amerika derken, tabii Amerikan halkı değil, Amerikan devleti değil. Amerikan devleti de temizdir, halkı da temizdir. Devlet içerisine yerleşmiş derin devlet çetesi, katil çetesi, bunları kastediyoruz. Bunların ahlaksızlığından bahsediyoruz. Bunlar Kürt düşmanıdır. Kürt kardeşlerimizi yıllardan beri kitle halinde katlettirmişlerdir. Esad'a akıl almaz silahlar verdiler, Saddam'a akıl almaz silahlar verdiler ve Kürt kardeşlerimizi topluca şehit ettirdiler. Ama PKK'ya dost bunlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz hatırlıyorsunuzdur zaten inşaAllah, baba Bush döneminde Bush garanti verdi Kürtlere, siz Saddam'a karşı ayaklanın, ayaklanmadan sonra ben size yardım edeceğim ayaklanmayı bastırmak için, Saddam'ı o şekilde ortadan kaldıracağız dedi. Daha sonra dediği gibi oldu, ayaklandılar; biz vazgeçtik dedi. Sonra Saddam çok şiddetli şekilde ezdi Kürtleri.

ADNAN OKTAR: Bu CFR'dan olan adamları falan, bunları toplayın da, bu konuşanı da, buraya getirin ben bunlarla bir konuşayım. Arada sırada geliyorlar ama şimdi olaylar yoğunlaştığı için bunları bir toptan çağırsak çok iyi olur. Gelsinler, biz burada bilgilendirelim. Bilmiyorlar bunlar PKK'yı. PKK'lılar bunlarla entel dantel havasında konuşuyorlar, azılı katiller. İşte Hegel'den bahsediyor, Jean-Jacques Rousseau'dan, şundan falan bahsediyor,

CEYLAN ÖZBUDAK: Kadınlara da değer veriyoruz diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, kadınlara değer veriyor falan böyle. Oradan oraya zıplıyor, oradan oraya hopluyorlar falan, millet de bunları bir adam zannediyor, bir şey biliyorlar zannediyor. Amerikalılar o yüzden aldanıyorlar. Bunların katil, gözü dönmüş psikopat ordusu olduğunu, böyle bitli domuz olduklarını bilmiyorlar. Onun için bunlara bir anlatalım bizzat. Gerekirse gidip de konuşabiliriz yahut buraya çağıralım.

BÜLENT SEZGİN: Özellikle Avrupa'da, Amerika'da çok nezaketli davrandıklarından dolayı da çok farklı tanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Orada acayip kibar davranıyorlar, yani buradaki itliklerini orada göstermiyorlar. Zaten diyorlar biz sakın orada olay çıkartmayalım, sakin olalım, çok kibar davranalım falan. Ama burada arkalarından bit bırakarak gidiyorlar böyle, bit dökerek. Her birinde en az yarım kilo bit vardır. Bitlerin en sevdiği varlıklar bu PKK'lılar. Yaşamaya en uygun yaşam alanı seçtiler PKK'lıları.

Sen demin anlattığını bir daha anlat Ceylan.

CEYLAN ÖZBUDAK: Estağfirullah, siz zaten çok iyi hatırlıyorsunuzdur Adnan Bey inşaAllah, 91'de baba Bush normalde garanti verdi ilk önce Kürtlere, “siz bu Saddam'a karşı ayaklanın” dedi. “Ben sizi destekleyeceğim, o şekilde Saddam'ı devireceğiz” dedi. Gerçekten Kürt aşiretleri ayaklandılar hatta Saddam'ın bütün heykellerini devirdiler. Daha sonra “vazgeçtim” dedi. Vazgeçince çok şiddetli bir şekilde Saddam Kürtleri bir kıyıma uğrattı. Yine o zaman Türkiye'ye kaçtı Kürt kardeşlerimiz, Türkiye'ye sığındı.

ADNAN OKTAR: Bunları hep unutuyorlar. O devirde Türkiye'ye sığınan Kürtlerin sayısını, Türkiye'nin gösterdiği şefkati, Amerika'nın kaç defa Kürtlere kalleşlik yaptığını, kaç defa böyle oyunla aldatıp başlarını belaya soktuğunu hep unutuyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şu anda da zaten biz IŞİD'le savaşamayız, asker gönderemeyiz, askerlerimiz değerli, siz savaşın diye söylüyorlar Kürtlere.

ADNAN OKTAR: PKK da bunu yiyor tabii kafa çalışmadığı için. PKK Suriye'deki kantona “Ekolojik Kadın Özerkliği” adını vermiş. Bu yüzden ABD'li bazı yazarlar, “PKK'nın çok çevre seven bir örgüt” diye yazıyorlarmış. Kuş gibiler, inanamıyorum, anında inanıyorlar. Biraz kafanı çalıştırsana, git, adamlarda bit kaynıyor.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Yılda bir kez yıkanıyorlarmış.

OKTAR BABUNA: Deterjanla.

ADNAN OKTAR: Bulaşık deterjanıyla yıkanıyorlarmış.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kendileri anlatıyor.

MAHMUT ATALAY: Fırçayla Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, şu badana fırçası var ya, ona batırarak uzaktan böyle hayvan yıkar gibi yani.

Tamam, şimdilik bu kadar yeter, yarın devam ederiz. Kısmetse, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü