Harun Yahya

Sohbetler (20 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, buyurunuz Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Ahmet Davutoğlu Amasya ziyaretinde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kürtler en son hangi devletin içindeydiler? Osmanlı devleti içindeydiler. Türkler de Osmanlı devleti içindeydiler. O süreklilik içinde Türkler de çile çekti. Benim dedemi Kuran’ı Kerim öğretiyor diye alıp götürmüşler. Kürtler kızsalar da nihayet devlet sürekliliği içinde Türkiye onların da devletidir.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim tabii ki. Mesela Kobani şu bu falan aslında Türkiye sınırları içinde olması gereken yerler oralar hep. Paşa paşa da yaşarlar kardeşlerimiz. Öbür türlü ızdırap içinde yaşıyorlar. İlhak edelim demiyorum ama kanuni, hukuki bir düzenlemeyle Türkiye’ye bağlansınlar, değil mi?

AYLİN KOCAMAN:  Suruç Kaymakamı, Adnan Bey şöyle demişti; “Ben Suruç’ta kaymakamlık yaptığım dönem boyunca zaten Kobani’nin de kaymakamı gibiydim” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar, bu kadar yani. Kobani zaten iç içeyiz. Suni ayrılmış yerler, bize ait topraklar, kardeşlerimiz. Telle ayırmışlar, mantığı var mı şunun? Kaldırsınlar sınırı uygun bir şekilde, alalım oraya kardeşlerimizi o kadar.

Dinliyorum evet.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, siz başından beri akil insanlar mantığını eleştirmiş ve bir yararı olamayacağını belirtmiştiniz. İlk heyette yer alan Deniz Ülkü Arıboğan; “Ülkem için birçok şeyi yapmaya hazırım ama bir daha akil heyete girmeyi, aynı süreçleri yaşamayı tercih etmem. Sürekli olarak bir takım insanların piyasaya sunulması, öne sürülmesi doğru değil. Ayrıca bugün akil heyet ne yapabilir onu da bilmiyorum” sözleriyle heyete katılmayacağını belirtti.

ADNAN OKTAR: Ben istifa dedim. İstifa etti tebrik ediyoruz. Güzel yapmış helal olsun, maşaAllah. Doğrusunu yaptı yani. Kardeşim mantığı var mı? Biz soruyoruz “siz nesiniz,” “biz akiliz” diyor. “Ne demek,” “biz baya iyi biliyoruz her şeyi” diyor. “Biz” “siz o kadar bilmiyorsunuz, biz çok iyi biliriz” diyor. Ve dolayısıyla “bize sorun size anlatalım ve bizim dediğimize göre hareket edin.” Şu akıl mı? Ne alakası var? Uzman değilsin, bir şey değilsin, araştırmacı değilsin. Konuyu da bilmiyor, neyin akil olduğunu da bilmiyorsun. Mesela “süreç” diyor. “Sürecin amacı ne” diyorsun, “bilmiyorum” diyor. Hiç kimse bilmiyor, sen neyi savunuyorsun o zaman? Amacını bilmeden bir amacın var. “Ben çok iyi biliyorum süreci” diyor. “Neyi biliyorsun” diyoruz, “hiçbir şey bilmediğimi bilmiyorum” diyor. Olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Akil İnsanlar Heyeti’yle Dolma Bahçe’de buluşan Sayın Davutoğlu; “Çözüm sürecinin başında PKK’nın silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesiyle ilgili, Haziran raporunu sunduğumuzda bile çok az unsurun sembolik olarak çekildiğini biz biliyorduk. Ama hiçbir zaman topluma deklare etmedik ki çözüm süreci zaafa uğramasın” dedi.

ADNAN OKTAR: Şu üsluba gerek var mı Allah aşkına? Bir daha baştan oku.

KARTAL GÖKTAN: Akil İnsanlar Heyeti’yle Dolma Bahçe’de buluşan Sayın Davutoğlu; “Çözüm sürecinin başında PKK’nın silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesiyle ilgili, Haziran raporunu sunduğumuzda bile çok az unsurun sembolik olarak çekildiğini biz biliyorduk. Ama hiçbir zaman topluma deklare etmedik ki çözüm süreci zaafa uğramasın” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok değerli bir insan Başbakan, hakikaten evliya gibi. Ama bu pislik adamlarla başları belada benim gördüğüm. Onun için diyorum, hükümete iyi destek olmak lazım diye. Bunlar, sarhoşlar oluyor ya kapıya dayanan, her zaman anlatıyorum, onlar gibi PKK’lılar. Her yerde aşağılanan ezilen adamlar Türk milletine kabadayılık yapıyor. Türk milleti de, Türk devleti de saygılı bir üslupla bunları idare etmeye çalışıyor. Kardeşim İran bunları haritadan sildi, kökünden halletti. Bak IŞİD’in olduğu bölgelerde bunlar hiç yoklar. Bütün araziyi boydan boya aldı IŞİD. Ama buradaki mantık; bunlarla iyi geçinelim, alttan alalım, çıkmadı ama çıktı gibi kabul edelim. Adam çıkmayacak dedim ben, çıkmaz da dedim. Niye çıksın adam? “Silah bırakacaklar” dediler. Silah bırakmazlar. Adam ne çıkarıysa onu istiyor. Bak, “ben silah da bırakmayacağım, çıkmayacağım da, benim yapacağım şu” diyor, “bir kere burada devlet kuracağım” diyor. “Abdullah Öcalan’ı başa geçireceğim, siz de bize para vereceksiniz bu devlete” diyor, yani esaslı şekilde para vereceksiniz, “bir de silah yardımı yapacaksınız” diyor. Bir de şimdi o konuyu açtılar. Yani “PKK’yı donatacaksınız, ordu haline getireceksiniz” diyor, “ağır silahlarla donatacaksınız. Biz de Türk polisini, Türk askerini vuracağız, buna da karışmayacaksınız” diyor. Şımarıklığın, azgınlığın en uç derecesinde bunlar. Dolayısıyla bunların hakkından gelecek güç beladır. Allah belayla bunları hizaya getiriyor. Allah bunların belasını versin. Allah Türkiye’yi bölmek isteyenlerin belasını versin. Allah Türkiye’yi bölmek isteyenleri helak etsin. Allah Türkiye’yi bölmek isteyenleri mahvetsin, perişan etsin. Şu an başlarına gelen bela bu duaların sonucu oldu. Allah daha da belalarını versin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika bugün ilk defa resmi olarak PYD’ye havadan silah ve ilaç nakli yaptı. Türkiye de bugün Irak Peşmergeleri’ne sınırdan geçişine izin vereceğini açıkladı. Ancak Kobani’deki PYD’liler hiçbir şekilde Peşmerge’yi istemediklerini, sadece silah ve cephaneliğe ihtiyaçları olduğunu söylediler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bak, dedim ki, bunların elinden bunlar alırlar bunu dedim, IŞİD alır dedim. Nitekim bunların cephaneliği havaya uçurdular. Eldeki mevcut silahlar da ellerinden gitti. IŞİD PYD’nın, PKK’nin silah deposunu havaya uçurdu. Amerika’nın gönderdiği silahları da ellerine geçirdiler baskın yapıp. Kardeşim bu adamlar boşa uğraşıyor böyle olmaz. Havadan habire silah atmak, silahla olmaz. O onu kırsın, o onu kırsın mantığı. Müslümanları kırdırmayı amaçlıyorlar. PKK da akılsızlık yapıyor. Türk devletine tabi olsa, tövbe etse, nadim olsa, “biz Türkiye’ye tabiyiz” dese bitti. Aman dilese konu bitecek. Kabadayılık yapıyorlar. Sizin neyinize kabadayılık yapıyorsunuz? Gördünüz mü IŞİD’lileri kaçacak delik arıyorsunuz. Akıl almaz kadın kıyafeti giyen PKK’lı var.

Geldi mi resimler sana? İran’da da bu aynı kafadalar. Bir şey olmuş bunlara ben anlamıyorum. Göstersene. PKK’lılar için diyorum, alayı manyak. Durum çok vahim değil mi? Bu nedir bu böyle? İnanılır gibi değil. Alayı manyak olmuş PKK’lıların. Bir acayiplik var. Bunlar bir arada yaşaya yaşaya kafayı yemiş Allahualem bir şey olmuş bunlara. Dinsiz imansız olursa bir adam, Allah’sız, kitapsız olursa ne akıl kalıyor ne fikir kalıyor. Her gün cinayet, her gün cinayet, cinayetler bunları delirtti, akılları gitti yani.

BÜLENT SEZGİN: İran’ın verdiği ceza da o şekildeymiş Adnan Bey. İran’daki Kürtlere PKK’ya.

ADNAN OKTAR: İran’ın yaptığı da anormallik.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz demiştiniz ki, “Türkiye eğer bir koridor açsa da Peşmerge zaten gitmez Kobani’ye” diye söylemiştiniz. Bugün YPG’li bir konuşma yaptılar; “Peşmerge için Türkiye yol açacağını söyledi gelen var mı” diye, “henüz yok” dedi. Zaten Mesut El Barzani “Peşmerge gitmez” demişti daha önceden.

AYLİN KOCAMAN: “Yol da uzak” falan demişti.

ADNAN OKTAR: PKK’lılar itlik yapıyorlar. Son derece ürkek, korkak, aşağılık, tabansız herifler. IŞİD istese yarım saatte hepsini ele geçirir. Ama ya silah gelmesini bekliyor onlar, yani bir bekledikleri var. Hepsinin oraya toplanmasını bekliyor.

OKTAR BABUNA: Söylemişler.

ADNAN OKTAR: Ne diyorlar?

OKTAR BABUNA: “Biz bekliyoruz daha çok PKK’lı gelirse daha çok PKK’lı öldürürüz” diye açıklama yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Allahualem onların oraya hepsinin toplanmasını, hem silah gelmesini bekliyorlar, hem de onların oraya toplanmasını bekliyorlar. Yoksa yarım saat sürmez onlara, tamamını sarmış vaziyette.

CEYLAN ÖZBUDAK: Amerika’nın verdiği silahlar zaten Peşmerge’den alınıp verildi onlara, Amerika kendisi vermedi. Şimdi onları da IŞİD’in eline vermiş oldu.

ADNAN OKTAR: Bu kadar akılsızlık inanılır gibi değil.

BÜLENT SEZGİN: Peşmerge’ninde pek gitmeye niyeti yokmuş; “biz zaten kendimizi zor koruyoruz” diye söylemişler.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz demiştiniz, “yol açılsa da gitmez” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Ben Peşmerge’ye bir şey diyeyim de onu uygulasınlar. Bir güzellik olarak söylüyorum; IŞİD’e kurşun sıkmasınlar. Kendi âlemlerinde olsun. Onlar onlarla bir barış anlaşması yapsınlar, IŞİD’le. Yani helak olurlar, yazık günah. Çünkü onlar da normal Sünni Müslüman. IŞİD’e desinler; “bizim sizinle işimiz olmaz, biz sizinle bir barış anlaşması yapalım” desinler. Kendi işlerine baksınlar, bu işlere girmesinler. Barzani’ye de bunu mesaj olarak iletelim.

Evet.

TARKAN YAVAŞ: Biraz üstlerinde baskı var, belki öyle hissediyor olabilirler.

ADNAN OKTAR: Yok, Amerika helak sürüklemek istiyor. “Gidin savaşın, birbirinizi kırın” diyor. Amerika ondan da nefret ediyor, ondan da nefret ediyor. Amerika deyince yanlış anlaşılıyor sürekli açıklamak durumunda kalıyorum. Bak, Amerikan halkı çok şekerdir, baya tatlı insanlar hepsi. Ben severim Amerikan halkını. Tabii iti kopuğu ayrı, pislikler de var aralarında ayrı. Ama yüzde 99’u çok mükemmel insanlar. Amerikan devleti de temiz insanlardan oluşuyor. Temiz, dürüst, iyi insanlar. Bir derin devlet yapılanması var Amerika’da pislik, ahlaksız ve kansız katillerden oluşuyor, onlara sözüm. Derin Amerika diyelim veyahut da anlasınlar.

Bir de diyor ki PKK; “Biz IŞİD’le savaşıyoruz kahramanca” diyor, “tek başımıza” diyor. Ne yalan söylüyorsunuz hergeleler? Bak IŞİD’le savaşan ülkeler; Ürdün, Bahreyn, Arnavutluk, Hırvatistan, Amerika, Katar, Suudi Arabistan, Belçika, Avustralya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, İngiltere, Fransa. Birleşik Arap Emirlikleri, Hollanda, Almanya, Danimarka, Kanada bunlar askeri müdahale, askeri destek veriyor. Hava harekâtı, havadan bombalama ve PKK’yı da destekliyor bunlar. Buna rağmen sizin iflahınızı kesiyor IŞİD. Bak, bütün dünya bir araya gelmişsiniz aşağı yukarı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Lübnan, İran.

ADNAN OKTAR: Evet, nerede zalim varsa bir araya gelmiş. PKK’yla birleşmişler, buna rağmen IŞİD bunlara nal toplatıyor. İman gücüyle. Ama IŞİD’in işte en büyük hatası Kuran’a tam tabi olmamaları, Kuran’ı yeterli görmemeleri. Hadise uyunca hadiste de uydurma hadis çok fazla var, oradan şirke düşüyordur. Yoksa bu asıp-kesmelerini falan hep Allah için yaptıkları kanaatindeler. Yani hepsini hadis gösteriyor zaten, kaynak göstertiyor. Dolayısıyla bu insanlar normalde dürüst insanlar. Sadece yanlış bilgilendirilmiş insanlar. Eğer doğrusuyla bilgilendirirsek, doğru anlatırsak bu olay biter. Ne kan akar, ne zulüm olur, ne şu olur ne bu. Ama benim kanaatim 2016-2017’ye kadar bu savaş devam edecek, IŞİD’in savaşı. Bölgeye yayılırlar. IŞİD İsrail’e dokunmasın. Bak benden onlara bir tavsiye, İsrail’e dokunmasınlar. İsrail’le bir işleri olmaz. Ama onun dışındaki bölgeleri ele geçirirler söyleyeyim. Karşıt güçler savaşmasınlar, barış anlaşması yapsınlar IŞİD’le. Hemen savaşa giriyorlar, bir barışa davet etsene. Barışı kabul ederler, barış anlaşması yaparlarsa barışı kabul ederler. Ama savaşacağız derlerse o zaman IŞİD onlarla savaşıyor. Barış anlaşması yapsınlar. İsrail’e yönelik de bir tavrı olmasın IŞİD’in. Sözümü dinlesin. Diğer ülkelerde, mesela Ürdün’e de muhtemelen bir tavırları olacak, barış anlaşması cihetine gitsinler. Kim, hangi topluluk olursa olsun barış anlaşması. Yani, ‘sen bana dokunma ben sana dokunmayayım, o şekilde. Konu böyle hallolur. Ama orada PKK’lı bırakmaz IŞİD onu söyleyeyim. PKK’lılar Türk devletine teslim olsunlar canlarını kurtarsınlar veyahut kaçsınlar başka kaçabildikleri bir yere. Ama bölgede kalmak istiyorlarsa Türk devletine teslim olsunlar. Varsa suçu zaten söylüyoruz, indirim de yapılıyor suçlarında, yatar çıkarlar. Ağırsa suçu da yatacak artık. Ama suçsuzsa zaten her zaman söylüyorum, savcılıkta kısa bir ifadesi alınıyor bırakılıyor. Bak bu onlar için büyük bir avantaj bunu iyi değerlendirsinler. Bak, YPG’liler bu sözümü dinlediler, geldiler buraya Türk devletine teslim oldular. Büyük bir bölümü yüzlerce YPG’li teslim oldu. “Geri gitmek ister misiniz?” dedi Türk devleti, “yok istemiyoruz” dediler. “O zaman oturun” dediler. Suç işleyenler ayrıldı, onlar tutuklandılar. Çünkü adam öldürmüş, şehit etmiş askerimizi o yatacak yahut bir yeri bombalamış o yatacak. Ama hiçbir şey yapmamış, savcılıkta bırakılıyor. O yüzden bu imkânı iyi kullansınlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, belirttiğiniz gibi çok sayıda ülke IŞİD’e karşı savata askeri destek ve insani destek sağlıyor. Örneğin Amerika IŞİD’e karşı savaşan en az beş bin savaşçının eğitimini üstlenmiş durumda. Bir de Suriyeli muhalif guruplara 40 milyon dolar yardım veriyor. Suudi Arabistan, çeşitli hava saldırılarına katılıyor. Belçika askeri destek veriyor. Avusturalya askeri malzeme sevkiyatı yapıyor.

ADNAN OKTAR: Bunlar PKK’yla birlikte hareket ediyor bak. PKK buna rağmen parçalanıp, ezilip, yok oluyor.

AYLİN KOCAMAN: Körfez’deki üstler kullanılıyor, Adnan Bey. Doğu Akdeniz’deki üstler kullanılıyor. Hepsi IŞİD’e karşı.

ADNAN OKTAR: Hiçbir Müslüman ülke, kendi üssünü bu katliam için kullandırmaz. Kan, kanla temizlenmez. PKK zaten kanı acayip teşvik ediyor. Barıştan, sevgiden, kardeşlikten, dostluktan, dinden, imandan bahsetmemeye özen gösteriyorlar. Öyle yaptıkça bela daha da artacak. 2014, 2015, 2016, IŞİD devam eder. 2017’ye kadar da devam edebilir. Devam edecek yani. İsrail’in sınırlarına kadar gidebilir. Ama bak tekrar söylüyorum, İsrail’e dokunmasınlar. Yani bir anlamı yok, mantığı yok. Dine uygun değil. Kuran’a göre onlar orada duracaklar. Ehli sünnet inancı içerisinde de uydurma hadislerden yola çıkarak belki bulabilirler. Bu olmaz. Yani yanlış. Ama bölgede bunlar yayılmak isterler. Devlet kurmak isteyebilirler. Çünkü İslam alemi paramparça. Kimse buna mantıksız diyemez. Şimdi diyor ki mesela Suriye ayrı bir devlet, Irak ayrı bir devlet, Ürdün ayrı bir devlet. Bunların hepsini birleştirelim, tek bir İslam devleti olsun. Bu Kuran’a uygun. Buna kimse çıkıp da bir şey diyemez. Bu cumhuriyetler birleşsin. Bir de ittihad-ı İslam’ı biz de istiyoruz zaten. Adam ittihad-ı İslam’ı istiyorum diyor. Kimse buna karşı çıkmaz. Ama biz bunu barışla, sevgiyle, ikna ederek yapmak istiyoruz, ilimle, irfanla. Onlar, kafa keserek yapmak istiyorlar. Aradaki fark bu. Önce Türkiye’yle ilgili pek bir şey anlamıyorlardı. Yani Türkiye’ye yönelik stratejilerinin ne olacağını söylemiyorlardı. Ben konuştuktan sonra peş peşe hadisler yayınlamaya başladırlar. Birincisi; “İstanbul kuvvetle, güçle alınmayacak.” Neyle alınacak? İlimle, irfanla alınacak diyor. Kim diyor bunu? IŞİD söylüyor. Buna inanıyoruz diyor. O yüzden biz Türkiye’ye bir saldırı düşünmüyoruz diyor. İkincisi; “Türk size ilişmezse, siz Türk’e ilişmeyin.” Hadis var diyorlar. O yüzden de biz bunu yapmayız diyorlar. Ama ben söyledikten sonra bunu söylediler. Ben bunu aylarca söyledim. Ondan sonra kanaatleri geldi. Dolayısıyla IŞİD’in durdurulması, 2016-2017’yi bulur. O vakte kadar devam edecekler, söyleyeyim. PKK diye de bir şey kalmaz. Milletimize büyük geçmiş olsun. Bitti yani PKK.

BİLAL: IŞİD Kuran’a göre hareket eder demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, IŞİD Kuran’a göre hareket edecek. Zaten bak söylüyorlar, diyorlar ki; “Bizim başımızda olan liderimiz bir Müslüman lider” diyorlar. “Müslüman olduğumuz için bir liderimiz olması, bir tabi olacağımız bir imam olması İslam’ın bir şartı” diyorlar. “O yüzden tabi oluyoruz. Fakat Mehdi (a.s)’ın geldiğini biliyoruz” diyorlar. “Mehdi (a.s)’ın var olduğunu biliyoruz.” Bak diyorlar ki ayrıca; “O acip bir şahıs olacak” diyorlar. Yani, “Normal bir insan değil” diyorlar. Bildiğimiz, alıştığımız, klasik, gelenekçi, Ortodoks İslam anlayışında olan, alışılmış bir Müslüman olmayacak” diyorlar. “Acip bir şahıs olacak” diyorlar. “Biz de ona tabi olacağız” diyorlar. “Bekliyoruz zuhurunu” diyorlar. Bak gelmesini değil. “Zuhurunu bekliyoruz” diyorlar. Zuhuru Allah yapacak. Çık demeyle çıkmaz.

BİLAL ÇELİK: İstanbul’da çıkacağını da biliyorlar.

ADNAN OKTAR: Açık açık söylüyorlar işte. Zaten “İstanbul merkez” diyorlar. Önce bilmiyorlardı. “İstanbul’u alacağız” diyorlardı. Bak IŞİD’in ilk konuşmaları böyleydi. Sonra ben anlatınca tamam o zaman dediler. “Biz İstanbul’a, Türkiye’ye dokunmayacağız, gelmeyeceğiz.” Niye? Çünkü Mehdi (a.s) Türkiye’de de onun için. Adları gibi eminler. “İstanbul merkez” diyorlar. “Her şey İstanbul’da” diyorlar. Bilmedikleri bir konu yok. Ama bölgenin hakim gücü IŞİD olacaktır, onu söyleyeyim. Olacak derken, oldu yani. Bütün ehli sünnet Müslümanlar’ı oraya katılıyor. Fakat yanlış biliyorlar. PKK gibi değil onların zalimliği. Onlar, Allahsız, Kitapsız olmaktan kaynaklanan, kendi pis karakterleriyle bunu yapıyorlar. Zalimlikten yapıyorlar. Ama o, yanlış bilgiye dayalı olarak yapıyor. Arada büyük fark var. Yanlış bilgi de uydukları için asıp, kesiyor. Mesela eski Hıristiyanlar’da da öyle oluyordu. İncil’i doğru bilmiyorlar. İncil’i değiştirdiler, birçok hükmünü. Kendi kafalarına göre yanlış yorumladılar. Haçlı seferleri yaptılar. Milyonlarca Müslüman’ın kanına girdiler, şehit ettiler. Ama neden kaynaklanıyor? Zalimliklerinden mi kaynaklanıyor? Yanlış bilgiden kaynaklanıyor. Yanlış iman ettikleri, yanlış inanca girdikleri için. Ama PKK, direk Allahsızlğından kaynaklanıyor ve zalimliğinden. Saf zalim yani. Yanlış bilgiyle hareket eden bir adam ayrıdır, zalim ayrıdır. Aradaki farkı iyi bilmek lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: 1099’da, birinci Haçlı seferinde, Kudüs’te tek bir tane bile Müslüman bırakmamış Haçlılar.

ADNAN OKTAR: Mesela bu niye? Çünkü İncil’i yanlış yorumladılar. Yani dinin yanlış yorumlanmasından. Yoksa adamların dinsiz, imansız, Allahsız, Kitapsız olduğundan değil. Yanlış yorumluyorlar. Doğrusunu öğretseler, bilse, imanıyla doğrusunu yapar. İncil’deki şefkati, merhameti, sevgiyi öğretsen, barışı öğretsen yapar. Ama bilmiyor. Doğrusu budur, imanın gereği budur diye anlıyor.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, siz son kitabınız “Karanlık Tehlike Bağnazlık” ta, onların bütün yanlış düşüncelerini anlatmışsınız. Mevzu hadisleri izah etmişsiniz. Bunların da Kuran’la cevabını vermişsiniz. Yani ellerinde böyle bir kitabın olması çok büyük bir nimet. Aslında Avrupa’nın, Amerika’nın da elinde böyle bir kitabın olması çok büyük bir nimet. Onunla bir eğitim yapsalar, bütün sorunlar çözülecek.

ADNAN OKTAR: Ben müthiş kolaylık meydana getirdim. Bak bağnazlarla çatışmayı göze alarak, onların bütün anormalliklerini ortaya koydum. Gerçi gıkları da çıkmıyor da.

Anneler ne güzel varlıklar. Çok mübarek anneler. Allah onlara özel bir ruhaniyet veriyor.

Modern hanımlarda ben öyle zaman zaman görüyorum, konuşuyorum, hayret ediyorum. Evliya, acayip güzel ahlaklı. Mesela ben kapalı hanımlarla da bazen öyle münevver hanımlar görüyorum. Ama aydın insan, kültürlü insan o kadar çok değil dünyada. Nadir oluyor. Allah öyle yaratmış, bir hikmete binaen.

Şimdi PKK tehlikesine dikkat çeken bir film izleyelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Evet, yayınımıza devam ediyoruz tekrar.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum ben de sizi.  

CEYLAN ÖZBUDAK: Biliyorsunuzdur siz zaten inşaAllah, Amerika şu an da bütün Amerika kıtasını, Güney Amerika, Kuzey Amerika, birleştirip büyük Amerika birliği kurmak istiyor. Avrupa birliği kuruldu, şimdi Avrupa birleşik devletlerini kurmak istiyor. Ama Türkiye ayrılsın, parçalansın istiyorlar. Onların propagandasına yardımcı olanlarda bunu pek görmüyorlar. Kendileri büyüyüp güçlenmek istiyorken, Türkiye’yi parçalamak istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Bak, Amerika kendi birleşmek istiyor. Avrupa’yı birleştirmek istiyor. Ama Türkiye’yi parçalama konusunda kararlı. Ve insanların büyük bir kısmı da uyuyor. Bunu görmezden geliyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Abdurrahman Kurt da, Türkiye’ye gelen ilk 30 bin kişinin PYD zulmünden kaçarak geldiğini söylemiş.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak PYD zulmünden kaçıp geliyor, Kürt kardeşlerimiz, annelerimiz, bacılarımız. Adam da diyor ki; “PYD’ye teslim edelim” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Belirttiğiniz gibi bir fotoğraf vardı. Burada zulmedenler, İran’da gösteri sırasında çok rahat bir şekilde, taşkınlık yapmadan durabiliyorlar.

ADNAN OKTAR: Avrupa’nın her yerinde nezaketliler. İran da zaten çok çok gariban haldeler. Acayip saygılılar. O da usulen gösteri yapıyorlar. Mesela en fazla elli kişi falan toplanıyor. Ellerine kağıt alıyorlar. Rica ediyorlar bir şey olduğunda.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar da aynı o şekilde.

ADNAN OKTAR: Göster bakayım. Öyle işte, bu kadar en fazla. Çıtları çıkmıyor. Bayağı nezaketli bir şekilde. Öyle bölünme falan istemek yok. Bölünme falan istediklerinde, adamlar bunların hepsini kırıp geçiriyor. Öyle bir şey de diyemiyorlar. Normal demokratik hakları, ancak bu kadar söyleyebiliyorlar. En fazla da 50 kişinin, 100 kişinin toplanmasına müsaade ediyor İran.

 CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de siz çok detaylarıyla anlatmıştınız, Kürtler’in öyle ulus devleti olursa, -şu anda söyledikleri gibi- en çok Kürtler ezilir, hemen onu ezerler diye. Aslında iyilik yapmadıklarını da fark etmiyor bazı insanlar, savunanlar.

ADNAN OKTAR: Ulus devletlik bir şey yok ki. Türkiye orada herkül gibi maşaAllah. Gel Türkiye’ye tabii ol, rahat rahat, huzurlu yaşa. Bütün Kürt kardeşlerimiz gelip, Türkiye’ye tabii oluyorlar. Gidip PKK’ya sığınmıyorlar. Gelip Türkiye’ye sığınıyorlar. Suriyeliler Türkiye’ye sığınıyor, Araplar Türkiye’ye sığınıyor. Demek ki doğru bir devlet, doğru bir millet. Doğru insanlar, güzel bir yurt.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey genel olarak Türkiye’deki son bu Kobani eylemlerinde İran’dan destek alıyor Kürtler, deniliyor. Şu anda da Kürtler’le birlikte savaşıyor İran milisleri. İlk silah gönderen de İran’dı. İran ve Amerika nükleer konusunda da anlaşıyorlar. O yüzden artık Ortadoğu’da bir süre İran’ın istediği şekilde siyaset izlenecek deniliyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: Genel olarak Türkiye’deki son bu Kobani eylemlerinde İran’dan destek alıyor Kürtler, deniliyor. Şu anda da Kürtler’le birlikte savaşıyor İran milisleri. İlk silah gönderen de İran’dı. İran ve Amerika nükleer konusunda da anlaşıyorlar. O yüzden artık Ortadoğu’da bir süre İran’ın istediği şekilde siyaset izlenecek deniliyor.

ADNAN OKTAR: İran’la derken onların aslında demek istedikleri şu: “Şiiler’le Müslümanlar savaşsın” diyorlar. “Birbirlerini kırsın, geçirsin. Biz de seyredelim” diyorlar. Öyle bir kurnazlık yapıyorlar kendi kafalarınca. Mesela İran PKK’nın kolu PEJAK. Bunlar azmışlardı. İran bunları tek bir operasyonda bak, tek bir operasyonda dağlarda toprak haline getirdi. Geri kalanları topladı, PEJAK üyelerinin hepsini. Hepinizi asacağım dedi. Tamamını. İpleri hazırladılar. Bunlar köpek gibi yalvardı, PKK’lılar. “Etmeyin, çatmayın, ne istiyorsanız yapalım” dediler. İran da, dağılacaksınız dedi. Derhal dediler ve dağıldılar. Şu an İran’da PKK sorunu yok. Sıfır, bitti yani. Adamlar tek bir yumrukta bitirdi işi. Türkiye’de bölme pazarlığı yapılıyor. Bir de içeride böyle hainler var. PKK destekçisi hainler var. Bunların da aklı gitti. Onlar içerden, onlar dışarıdan böyle manyakça bir şeytani sistem kurdular. Bu şeytani sistemle netice almak istiyorlar. Müsaade etmeyiz. Özetle, yapılacak şey, Türkiye’nin bölünmesiyle ilgili kesin, kararlı bir tavır var adamlarda. Buna hem içeriden, hem dışarıdan şiddetle karşı konması lazım. Özellikle yazarların, aydınların çok şiddetli karşı koyması lazım. Lafla da ikna edeceklerini zannediyorlar bizi. “Seni öldürebilir miyim?” diyor adam kibarca. Sen deli misin? Hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğimizi aydın kadro yoğun olarak anlatırsa bunların hareket edecek kabiliyeti kalmaz. Bak mesela ben tek başına bunlara yetiyorum. Nefes aldırmıyorum. Bak Darwinistler’in mesela gıkları çıkmıyor. Bitirdik elhamdülillah. PKK’ya da en güçlü etkiyi, karşı propagandayı yapan tek gücüz şu an. Fikri olarak. Onun için Güneydoğu’da en çok seyredilen kanal biziz. Urfa, Siirt, Diyarbakır, Mardin; özellikle bu saatlerde en çok seyredilen biziz, maşaAllah. İran nasıl PKK’nın kökünü kazıdıysa, Türkiye’de PKK’nın kökünü kazıyabilir. Ama önce fikir, düşünceyle, sonra savunma. Sen ne yapıyorsun? Darwinist, materyalist eğitim veriyorsun. PKK ne yapıyor? O da Darwinist, materyalist eğitim veriyor. O zaman ısrarla Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğinin anlatılması gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden gelen faaliyet haberleri var. Hollanda, Belçika ve Almanya’dan kardeşlerimiz bir araya gelmişler. Sohbet edip, yemek yemişler.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar, maşaAllah. Hollanda, Belçika ve Almanya, ne güzel insanlar, maşaAllah. Bu da kuzu, oranın kuzusu.

KARTAL GÖKTAN: 19 Ekim tarihinde, Mersin’den kardeşlerimiz Mezitli semtinde 28 adet kitabınızı dağıtmışlar. Pazar günü Alanya’da kardeşlerimiz camilere, Kuran kurslarına, müftülüğe 70 adet Ahir Zaman Mehdi’sinin Alametleri kitabınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Bayağı iyi olmuş. Camiler çok mübarek yerlerdir. Acayip huzurlu. Ayrı bir nimettir cami. Hakikaten bal, şeker yerlerdir. Caminin kıymetini iyi bilmek lazım. Caminin büyük nimet olduğunu bilmeyen birçok insan var. Oranın ayrı bir bereketi, güzelliği vardır. Huzuru vardır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Konya’da kardeşlerimiz evde toplanmışlar. Sohbet edip sonrasında beraber yemek yemişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak orada kuzular da var, melek hükmünde. Çok güzel hanım kızlar var. Kapalı hanımlar var.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: 19 Ekimde kardeşlerimiz Bağcılar’da esnafa sizin kitaplarınızdan ve dergilerinizden hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Yine kardeşlerimiz bir alışveriş merkezinde 37 kitap ve 40 dergi dağıtımı yapmışlar. Osmaniye’den kardeşlerimiz de hafta sonu yine çok sayıda broşür dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hepsi de birbirinden güzel. Bu da küçük kedimiz, büyük bir dikkatle okuyor. Bunlar da kedi ve arkadaşları. Bir yaklaştır bakayım çocukları. Ne tatlı varlıklar, hayret Allah’ın bunları bu kadar güzel yaratması. Neşeleri çok şeker. Kedilerini göreyim. O da keyiften mayışmış artık. Alenen gülüyor, maşaAllah. Evet, çok güzel.

Özetle Tayyip Hocam, çok akıllı bir insan. Başbakan da çok efendi bir insan ama dengelere dikkat ediyor. Bütün Avrupa filan Türkiye’ye kafayı takmış. Hakikaten milli seferberlik ilan edilmesi gerekiyor. Kürt milleti istemiyor. Kürt kardeşlerimiz nefret ediyor bunlardan.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz kadınlara çok değer veriyorsunuz. Öyle bir dünya istiyorsunuz Kuran’a tam olarak mutabık şekilde. Fakat kadınlara çok değer verdiği düşünülen Amerika’da dünyadaki bütün kadın tutukluların 3’te 1’i Amerika’daymış. Bütün kadın tutukluların toplamı Rusya’daki, Çin’deki ve İran’daki kadın tutukluların toplamından daha fazla.

OKTAR BABUNA: 200 bin kadın tutuklu.

ADNAN OKTAR: Amerika’da?

OKTAR BABUNA: Amerika’da sadece.

ADNAN OKTAR: Bak sevgisizliğe bak. Merhametsizliğe bak. Amerika’da polis, adam ufacık bir hareket yapıyor. Takır takır saydırıyor suratına. Öyle garibim zencileri mahvediyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Amerika aynı zamanda dünyada en çok idam cezası veren 5. ülke konumunda ve daha çok artmaması için sayının yılları bölerek uyguluyor cezaları. Örneğin şu an Teksas eyaletinde idam edilmeyi bekleyen 278 kişi var.

ADNAN OKTAR: Böyle psikopat görünümü vermemek için.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ama onlar idam edileceklerini biliyorlar yıllarca.

ADNAN OKTAR: O da çok dehşet verici bir şey. Kardeşim müebbet ver. Bitsin. Aslında Amerika’da idamlara karşı olan bir çalışma da yapalım. Müebbet ver, yatsın. Niye asıyorsun adamı? Ne kadar ürkütücü bir ortam.

CEYLAN ÖZBUDAK: Birçok diğer ülkede normalde karşılığının idam olmadığı cezalarda orada idam cezasıyla, mesela Rusya’da, Çin’de.

ADNAN OKTAR: Bak, Amerika’da yılda 40 bin idam vakası oluyormuş. Her 13 dakikada bir intihar yaşanıyormuş. Şu kepazeliğe bak. İmansızlığın verdiği tahribatı görüyor musun? Amerika Darwinizm’e direniyor. İşte Darwinizm 40 bin intihar getiriyor yılda. Bak, 40 bin kişi. Bir stad dolusu insan. 40 bin kişi yazık günah değil mi? İman hakikatleri, Kuran mucizeleri anlatılsa Amerikalılar zaten çok İslam’a yatkın insan. Çok güzel yaşayacak insanlar. Gerçek İslam anlatılsa bir kişi intihar etmez. Bunu da aslında onlara uygun bir şekilde anlatalım. Amerika’nın aslında dininin Müslümanlık olması lazım. Hristiyanlıkta böyle oluyorlar. İntihar ediyorlar. Bir de gerçek Kuran’a göre bir hareket etsinler bakayım. Bir kişi intihar etmez.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kendi kurucularından Roosevelt’in mesela Kuran’ı var. Her gün Kuran okuyor. Hala saklıyorlar Kuran’ını onun.

ADNAN OKTAR: Üstat masonlar filan gece-gündüz Kuran okuyorlar. Tapınak şövalyeleri çok iyi Kuran biliyorlar. Üst yöneticiler, devlet adamları hepsi Kuran’a vakıf oluyorlar. Halk bilmiyor Kuran’ı. Onlardan saklıyorlar bu nimeti. Onlara da öğret dini. Yazık insanlara. Bütün insanlık kurtulsun.

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten Amerikan anayasasının tabanını oluşturan Magna Karta’yı oluşturan çoğunluk Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Medine vesikasına bakarak o özgür fikirleri oluşturuyor. Demokrasiyi o şekilde ele alıyor.

ADNAN OKTAR: Çünkü tek başına da insan bazen Kuran’ı anlayamayabiliyor. Bir yol gösteren olması gerekiyor. Bağnazlar mesela diyor ki; “Kuran tek başına yeterli değil” diyor. Mahvoldun gittin Allah esirgesin.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, önce tanıyanlar sonra görenler hemen farkı anlıyor.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey siz daha önce Türkiye’yi yabancı basında savunan daha çok yazı çıkması gerektiğini söylemiştiniz. Hemen arkasından Cumhurbaşkanımız’ın danışmanlarından İbrahim Kalın bir yazı hazırlamış Wall Street Journal Gazetesi’nde yayınlandı bu yazı. Bu gazete de bugüne kadar Türkiye aleyhinde haberler yayınlanıyordu. Neredeyse ilk defa olumlu bir yazı yayınlandı. Yazının içeriği de tamamen sizin sözlerinizden oluşuyor, o doğrultuda. Türkiye için PYD ve PKK’nın tehdit olduğu, asla silah verilmemesi gerektiği ve Türkiye’nin IŞİD’e karşı tek başına kara savaşına girmeyeceği anlatılıyor yazıda.

ADNAN OKTAR: Bir daha anlat en baştan.

KARTAL GÖKTAN: Siz daha önce Türkiye’yi yabancı basında savunan daha çok yazı çıkması gerektiğini söylemiştiniz. Bu sözlerinizin hemen arkasından Cumhurbaşkanımız’ın danışmanlarından İbrahim Kalın bir yazı hazırlamış.

ADNAN OKTAR: Helal olsun İbrahim Hoca’ya. Hz. İbrahim (a.s) gibi demek. Delikanlının hasıymış. Cumhurbaşkanı danışmanı. Cumhurbaşkanı kim? Tayyip Hocam. Delikanlının arkadaşı delikanlı olur. Gül bahçesine giren gül kokar. Helal olsun, helal olsun delikanlımıza çok güzel konuşmuş.

Devam et.

KARTAL GÖKTAN: Bu yazı Wall Street Journal Gazetesi’nde yayınlandı. Bu gazete de bu güne kadar Türkiye aleyhinde haberler yayınlanıyordu. Neredeyse ilk defa olumlu bir yazı yayınlanmış oldu.

ADNAN OKTAR: Bak çok güzel, tebrik ederim, Allah razı olsun. Kalemine sağlık, diline sağlık devam. Aydınlarımız döşensin. Bu adamların şakası yok.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey yine yazısında tam sizin dediğiniz mantığı vurgulamış. Şöyle diyor bir bölümünde; “Amerika, Fransa, Avrupa asker göndermiyor. Türkiye göndersin diyorlar. Bunun hiçbir mantığı yok.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bak kelimesi kelimesine benim fikirlerim ve anlattıklarım. Demek ki faydalı oluyoruz. Demek ki olmaya da devam edeceğiz.

AYLİN KOCAMAN: Neokonlar’ın gazetesi Adnan Bey siz zaten biliyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Neokonların. Ama tebrik ederim. Onlardan bu yazıyı almış olmaları onların demokrat olduğunu gösteriyor. Kardeşim Neokonlar aslında temelinde bozuk adam değil. Fakat iyi eğitmek, iyi bilgilendirmek, samimi olmak lazım. Şimdi bunlar bilgi almak istiyor. Karşısına fırça sakallı yobaz çıkıyor hırlayarak. Onunla ne konuşsun adam. Adama bir şey söylüyor hırlıyor adam, bir şey söylüyor yine hırlıyor, olmaz. Onlarla nezaketle, nezafetle, nezih olarak konuşacak insanlar gerekir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizi dinliyorlar Adnan Bey, çok saygılılar size karşı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela davet ediyorum geliyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Çok teşekkür ediyorlar. Onur duyduk diyorlar hep beraber.

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.

EBRU ALTAN: Fikirlerinizden de çok etkileniyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aslında çok dindar kökenli insanlar bunlar. Hakikaten mesela ben buraya çağırdım o gelen Neokonlar’ın başıydı neydi ismi?

CEYLAN ÖZBUDAK: Jonathan Schanzer.

ADNAN OKTAR: Jonathan Schanzer çok çok efendi bir insan, baya terbiyeli, sevecen, saygılı, centilmen. Ama kardeşim akan bilgi loğum gibi çok çirkin bilgiler akıyor. Doğru bilgiye götürmek lazım.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Aşık Veysel’i anma toplantısında arkadaşlarımızla görüşmüş ve konuşmuştu İbrahim Kalın Beyefendi. Fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim delikanlıların şahını. Evet, benim talebelerim onlarda, ikisi de. İbrahim Kalın, Allah ömrünü uzun etsin, Allah yerini nur kılsın. Öbür resmine bakayım. MaşaAllah, dünya efendisi Allah iki cihanda da onu aziz etsin. Allah yüreğini genişletsin, kalbine inşirah versin. Tayyip Hocam öyle alelade adamları seçmez. Delikanlının hasıdır. Tayyip Hocam’ı milletimiz canı gönülden, yürekten desteklesin. Bu vatanın milli evladı, gerçek evladı, taviz vermeyen evladı.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey IŞİD’in bu akşamki mühimmat deposunda saldırı sırasında yaralanan 11 YPG’li tedavi için Türkiye’ye getirildi. Şu an Suruç Devlet hastanesinde tedavi görüyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne yapıyormuş IŞİD? İp gibi bunları eziyormuş, düdük gibide öttürüyormuş YPG’lileri. Bak devlet acıyor, alıp getirip tedavi ediyor. Amerika’dan silah istediler. Depoya doldurdular, bütün silahlarla beraber hepsi havaya uçtu. Şimdi şu akıl mı? Gece gündüz diyorum bak silahla olmaz diyorum, silahı bırakın. Barışla, kardeşlikle, ilimle, irfanla olur, imanla olur diyorum. “Yok silahla olur” diyor. İşte böyle silahı sana yedirirler. Bak silahın sapı şimdi burnuna girdi ve devletin doktorları burnundan çıkartmaya çalışıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Musul’da da peşmergenin elindeki 200 füzeyi ele geçirmiş IŞİD.

ADNAN OKTAR: Canım olacağı bu. Kardeşim bak IŞİD’in karşısında duramazlar. IŞİD ahir zamanda ortaya çıkacağı belirtilen bir topluluk. Allah’ın yardımı onların üstünde şu an. Sen Allah’la mücadele etmiş olursun o zaman. Edemezsin Allah’la mücadele. Kader böyle. Kaderde onlar çıkacak. Peygamber (s.a.v.) söylüyor. Bakıyor bir anda görüntü değişiyor. Peygamber (s.a.v.) sapsarı oluyor eli yüzü, kapatıyorlar üstünü, vizyon şeklinde görüyor. Adamlar arabalara binmişler gidiyorlar Irak tarafına, Suriye tarafına. Peş peşe peş peşe bizim televizyonda gördüğümüz görüntüler gibi o görüntüleri görüyor. Cebrail (a.s) da ayrıca anlatıyor. Bak diyor bunlar böyle olacak, bunlar böyle olacak… Hepsini anlatıyor Peygamber (s.a.v.)’e.  O da kelimesi kelimesine bize aktarıyor. Bak diyor “Saçları uzun, bıyıkları uzun, siyah giyinecek bunlar” diyor. “Bütün bölgeye kısa sürede hâkim olacaklar, çok kan akıtacaklar” diyor. “Ama sonunda Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Sonra kan akmayacak” diyor. Durduramazsın. Allah özel yardım ediyor, görülüyor. Mesela Amerika bombalıyor, gidiyor YPG’yi bombalıyor, göremiyor. Mesela IŞİD’in cephaneliğine vuruyorum diye gidip YPG’nin cephaneliğini vuruyor. Yahut IŞİD’in bulunduğu binaya ateş ediyor, tek kişiye zarar gelmiyor. Bütün bina çöküyor ama tek kişiye zarar gelmiyor. Burada demek ki Allah yardım ediyor.

OKTAR BABUNA: Kobani’ye sadece birkaç haftadır 135 tane ayrı hava bombalaması yaptılar. Siz ilk çıktıklarında Hocam IŞİD için “evlerinizde oturun” hadisini hatırlatmıştınız. Hiçbir şekilde karşı koymayın, evlerinizde oturun demiştiniz. Karşı koyanlar hep katliam oluyor.

ADNAN OKTAR: Böyle şeylerde dışarı çıkmamak lazım. Bu tip olaylarda yatıştırıcı olmak lazım. Ama bak IŞİD’le baş edemezler, boşa uğraşmasınlar. Bak dedim ki Türkiye’ye onların bir tasallutu olmaz. Önce IŞİD Türkiye’ye meydan okuyordu. “İstanbul’u alacağız” diyorlardı. Ben göstereyim yazılarını, hepsi diyordu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Cumhurbaşkanımıza da meydan okuyorlardı.

ADNAN OKTAR: Tabii Cumhurbaşkanına da meydan okudular. Ben dedim ki IŞİD’in Türkiye ile işi olmaz çünkü hadislerde yok dedim. Çünkü ben biliyorum kaderi Peygamber (s.a.v.)’in bildirmesiyle, inşaAllah. Peygamber (s.a.v.) gaybı bildirmiş. Peygamber (s.a.v.)’e kim bildirmiş? Cebrail (a.s) bildirmiş. Cebrail (a.s)’a kim bildirmiş? Allah bildirmiş. Sağlam bilgi, bir şey yapamazsınız dedim. Bak ne diyor IŞİD? “İstanbul fikirle hâkim olunacak bir yer” diyor. “İstanbul’u fikirle fethedecekler” diyor. Kim fethedecek? Mehdi (a.s) fethedecek. “O yüzden biz İstanbul’a saldırmayız” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Artık kanaatimiz geldi” diyor.

ADNAN OKTAR: “Kanaatimiz geldi” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Baştan böyle düşünüyorduk demiyorlar zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii alacağız diyorlar askeri. “Ama kanaatimiz geldi ki İstanbul fikirle hâkim olunacak bir yer” diyorlar. Kim yapacak, İstanbul’u kim fethedecek? Hadislerde açıkça belli, Mehdi (a.s). Durum öyle. Bak diyorlar ki; “bizim liderimiz Mehdi (a.s) değil, Mehdi (a.s) acip bir şahıs” diyorlar. Risale-i Nur’dan örnek veriyorlar, acip bir şahıs. Bunu başka kimse söylemiyor Risale-i Nur söylüyor acip şahıs. “Ve biz ona tabi olacağız” diyor. İsrail’den de sordular bana bugün, ne yapalım diye? Üst yüzeyden sordular. Saldıracak mı bu adamlar ne yapacak diye? Ben saldırmazlar dedim. Ama İsrail sınırına kadar gelecekler, başından beri söylüyorum, saldırmazlar. Ben IŞİD için söyledim de sakın İsrail’e girmeye kalkmayın. İsrail’e kadar gelecek ama İsrail girme yok. İsrail’e girecek olan Mehdi (a.s)’dır, Moşiyah’dır. Çünkü İsrail’de Museviler olacak. Museviler karşılıyor zaten Moşiyah’ı. Hatta Moşiyah İbranice dua ediyor, hadiste de var. İbranice kısa bir duası var. Museviler’i de kurtarmak istediği için. Hıristiyanlar var. IŞİD girmiş olsa ne Hıristiyan kalır, ne Musevi kalır. Ama hadiste orada çok sayıda Musevi ve Hıristiyan olacağı belirtiliyor. O zaman oraya girilmiyor demek ki. Kudüs’e girilmiyor, öyle bir şey yok. Şimdi bak ben bunu IŞİD’e söyledim, yayında söyledim şu an. İsrail’e dokunmayacaktır, açıklıyorum, hadisle söylüyorum. Çünkü hadisle ikna oluyorlar. Ve bak Türkiye içinde benim kullandığım bir hadisi kullanıp o konuda kesin hüküm ve karar vermişler. Türkiye’ye girmeme kararı vermişler. Ne diyorlar; “Türk size ilişmedikçe siz Türk’e ilişmeyin.” Peygamber (s.a.v.)’in hadisi. Benim kitaplarımda var. “O yüzden” diyorlar, “bizim Türkiye ile bir işimiz olmaz.” Çok net. İstanbul konusunda da bize söylüyorlar. Onun için Türkiye hiçbir şekilde IŞİD’e yönelik saldırılara müsaade etmesin. Havaalanlarımızı asla vermeyelim, vermeyiz de, vermiyoruz da zaten. Ama Arap ülkelerini de uyaralım. Bu kanlı olayın içine girmesinler ve başarılı olamazlar. Sadece aşağılanmış olurlar başarılı olamazlar. Cinayet işliyorlar. Havadan bombardıman cinayettir. Kan kanla temizlenmez. Bunu durdursunlar. Bu pis çarkın içine girmesinler. Bu kan 2-3 yıl daha devam edecek hadislere göre sonra bitiyor. Ama üç yıla kadar da IŞİD’in hâkimiyeti tam oturur bölgeye. Direnmekten hiçbir netice alamazlar. PYD, PKK falan tamamen kazınacak. Mesela IŞİD’in de yoluna çıkmış şeytan. Bu Hıristiyan Haçlı seferini yapan ekibin de yoluna çıkmış.

AYLİN KOCAMAN: Şu an armegedonu bekleyenler de değil mi Allahualem?

ADNAN OKTAR: Onlar da şeytanın etkisi altında. Armegedon ne demek kardeşim? Dünyada zaten bir avuç insan var. Ne istiyorsun onlardan? “Dünyanın tamamına yakını ölecek, bir avuç insan kalacak” diyor. Zorun ne? Zaten dünya eskimiş, hurda olmuş dünya. Ne yapacaksın bir avuç insanla? Her yer kan gölü, bütün insanlar ölmüş, tamam, 100 kişide sen kaldın. Soğuyacak mısın, ferahlayacak mısın? Zoruna noldu? Şimdi PYD’yi destekliyor. PYD zannediyor ki bunlar, bunların lehine. Halbuki orada çok güçlü kan dökülmesi için bunlara ihtiyaç var diye düşünüyorlar. Şiddetli kan dökülmesi için, reaksiyon oluşması için bunlara ihtiyaç var. Bunları deney köpeği gibi kullanıyorlar. Bunlarda bunu akıl edemiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten söylüyorlar. Onların kendi düşüncesine göre Hz. İsa (a.s) zaten gelince onları kesecek. Bari biz keselim ona yardımcı olmak için diye düşünüyorlar.

ADNAN OKTAR: Bak açık. “İsa (a.s) zaten kesecek” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK:  Saklamıyorlar da.

ADNAN OKTAR: Tabii. “İsa (a.s)’a biz yardımcı olalım önden, keselim de” diyorlar. “İsa (a.s) yorulmasın” diyor adamlar, konu bu. PYD’nin ahmakları da buna inanıyor. Hâlbuki bir güçlüye destek veriyorlar, bir zayıfa destek veriyorlar. Yahut güçlü olan iyice geliştiyse direk zayıfı destekleyip onunla onu eşit dereceye getiriyorlar. Sonra biraz öbürüne yükleniyorlar, onu ona kırdırıyorlar. Sonra biraz ona, tahterevalli gibi. Bunların bu tahterevalli projesi şu an uygulanıyor. Mesela 100 gram oraya koyuyor, o kefeyi oraya kaldırıyor. 100 gram oraya koyuyor kefeyi oraya kaldırıyor. Ortadoğu’yla adeta eğleniyorlar. Adamlar da bunu yiyor. Bak saftirik yazarlar var, onlar da yiyorlar bu konuyu. Şimdi isimlerini vermeyeceğim tek tek. Saftirik derken, saf kalpli, düşünmüyor derinliği. Daha Türkçesi şu an Müslüman’ı Müslümana kırdırmak için adamlar delirdi. Avrupa delirdi, Amerika delirdi. Mutlaka birbirinizin kanını dökün diyorlar. Bizde dökmeyeceğiz kanı, döktürmeyeceğiz. Hayvan herifler. Bunların bu vahşiliği, manyaklığı tarif edilecek gibi değil. İlla birbirinizin kanını akıtın. Yapmayacağız, istemiyoruz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sonunda Museviler’i de kıracağız diyorlar zaten.

ADNAN OKTAR: Museviler canım benim yazık onlara gariplerime, onları doldururlar İsrail’e. “144 binini ayıracağız” diyorlar, “tamamını öldüreceğiz” diyorlar. Hıristiyanlar, Evanjelikler onlar orada şu an çok iyi korunuyorlar. “İsrail’e dolsunlar” diyor, “bütün Museviler oraya gelsin” diyor Hıristiyanlar. Adamlar diyor, “Ne iyi insanlar bunlar. Burada Museviler’i koruyup kolluyorlar. Dünyanın her tarafından oraya gidin” diyorlar. “Sakın dokunmayın kimsede dokunmasın” diyor. Niye? “Çünkü çok iyi öldürmek istiyoruz da onun için” diyorlar. Yani “ağız tadıyla öldürelim biz” diyor, “biz öldüreceğiz” diyorlar.

EBRU ALTAN: “Biz kılıçlarımızı elimize alıp savaşmaya gideceğiz” diyorlar. Bizzat kendileri.

ADNAN OKTAR: Kadın, değil mi?

EBRU ALTAN: Kadın.

ADNAN OKTAR: Gösterişli bir kadın da, “kılıçla biz doğrayacağız bizzat” diyor. “Ama önce bir dolduralım oraya Museviler’i” diyor. Museviler de anlamadılar olayı bir kısmı. Hoşlarında gidiyor koruyup kollamaları. Hâlbuki doğramak için hazırlıyorlar adamları. Ben de dedim ki bak gök kubbeyi başınıza geçiririm. Böyle bir şey yapamazsınız dedim. Benim ünlü sözüm, her yerde dinleniyor, bağnazlar falanda. Gök kubbeyi başınıza geçiririm, kıllarına dokunamazsınız dedim. Hakikaten dokunamayacaklar. IŞİD de İsrail’e dokunmasın dedim. Bak hadislerde açıklıyor. Çünkü çok fazla Musevi, çok fazla Hıristiyan olacak. Mehdi (a.s) geldiğinde Müslümanlar, Museviler ve Hıristiyanlar topluluk olarak karşılıyorlar. Eğer IŞİD orada olmuş olsa böyle bir şey olmaz. Topluluk olarak karşılama. “Namaz için Mehdi (a.s) imamete geçer. Tam o sırada işte talebeleri getiriyorlar İsa Mesih’i. Mehdi (a.s) görür görmez tanır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Çünkü böyle bir ortamda ikinci bir şahsı getiremiyorlar zaten kaderde yok. O bir güvence olur. Sahte İsa’yı getiremezler kaderinde olmadığı için. Ama şu an kum gibi sahte İsa var. Gerçek İsa (a.s)’ın annesi-babası yok, dünyada yok. Akrabası falan hiçbir şeyi yok. Hiç kimseyle bağlantısı yoktur. 2000 yıl önceki İsa (a.s)’dır, 2000 yıl önceki. Bunu da bir Hristiyan evine veyahut cemaate bir yere uyur vaziyette bırakılacak. Kalktığında Aramice konuşur, uyandığında. Anlamayacak ben nereye geldim, nedir? İnsanla konuşa konuşa anlayacak. Nereden geldiğini bilmeyecek, nasıl geldiğini bilmeyecek. Sonra bütün dilleri öğrenecek. Bütün derken işte önemli, büyük dilleri; İspanyolca, İngilizce, Türkçe, Almanca, Fransızca hepsini bilecek. Kuranı su gibi ezberden bilecek. İncil’i ezberden bilecek. Tevrat’ı ezberden bilecek. Tam anlamıyla âlimdir. Ama güler yüzlü, böyle mütevazı, mazlum bir insan olarak göreceksiniz. Delikanlı, böyle yapılı, atletik yapılı. Yaşı küçük olmamasına rağmen dinç görünecek yaşını göstermeyecek. Böyle mesela baktığınızda herhalde kırk küsürlü yaşlarda biz göreceğiz, belki ellili yaşlarda. Elli, elli beş yaşında da görebiliriz. Ama böyle otuz, kırk yaş arası gibi olacak dinç, güzel, neşeli. Enaniyet, kibir falan görmezsiniz. Son derece sevecen, sevgi dolu, kendini sevdirmek isteyen, hoş bir insan. Ve ben İsa’yım da demiyor. Ama öyle diyor; “Ben girdim buraya. Annem babam yok, kimsem yok” diyor. “Ben nereden geldiğimi bilmiyorum. Olabilir” diyor. “Allahualem” diyecek. Çünkü ona da ilham edilecek, vahy edilecek kalbine. “Olabilir” diyecek. Biz hissi kalben vukuyla anlayacağız, zann-ı galiple. O hiçbir zaman ben için, “kesin İsa benim, bana iman edin” demez. Biz de kesin İsa’sın demeyeceğiz. Allahualem o diyeceğiz. Zaten ilminden, samimiyetinden, candanlığından, bakışlarından, ikinci bir ihtimal olmaz, inşaAllah. Avrupai görünümlüdür İsa Mesih. Aydın, son derece modern bir genç görünümünde.

BÜLENT SEZGİN: Mehdi (a.s)’la buluştuktan sonra mı bütün dünya öğrenecek onun İsa (a.s) olduğunu Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet. Çünkü Mehdi (a.s)’ın, “Ben bu insana hüsn-ü zan ediyorum” demesi konuyu bitirir. Yani dünya için en büyük delil o olur. Mehdi (a.s)’ın tasdik etmesi çok önemlidir, taraftarlarının tasdiki değil. Taraftarları tasdik edebilirler. Ama Mehdi (a.s)’ın tasdiki hayatidir. “Evet, bu insan hakikaten, Allahualem o” derse, “Allahualem çok benziyor” derse, bitti. O, odur yani, inşaAllah. Çünkü Mehdi (a.s)’a da vahy ediliyor. Nasıl vahiy? Kalbine vahyediliyor. Nasıl vicdanımıza Allah her gün vahyediyor? Onun vicdanına vahyedilecek. Adamlar ona şaşırıyor, Peygamber (s.a.v.)’e. Halbuki insanlar zaten sürekli vahiy alıyor. Her insan vahiy alıyor. Vicdan, vahyin kaynağıdır zaten. Allah sürekli vahyeder. Zaten ayette diyor ki bak; “yanlış yolu kalplerine yazdık, ondan korunmayı da onlara öğrettim” diyor. “Söyledim” diyor Allah, “vahyettim” diyor. “her gün vahyediyorum” diyor, Allah. Anlamıyorlar. “Haşa, Allah bize vahyeder mi?” diyor. Allah diyor işte, vahyediyorum diyor. Vicdan ne o zaman? “Ama vicdan benim vicdanım” diyor. Senin vicdanın olur mu? Allah sana söylüyor. Doğruyu ve yanlışı sana söylüyor Allah. Mesela bu yanlış, bu doğru diyor. Şeytan da sana ilham ediyor. Bak şeytan da vahyediyor. Yanlışa doğru diyor şeytan. Sen vicdanını kullanıp Allah’ın dediğinden yana olacaksın. Allah’ın dediğinin yanında bazen meşakkat olur. Mesela hapse düşersin, tımarhaneye düşersin. İnsanlar saldırabilir, paranı kaybedebilirsin. Yani Allah’ın dediği taraf nefse ters gelebilir. Nefse ters geliyorsa zaten düz olandır o. Çünkü nefis Allah’a düşman yaratılan bir sistem. Nefsin aksi hareket ettin mi, tamamdır.

Ama asıl tabi Mehdi (a.s)’ın çıkışı, en hayati nokta odur. Yani kıyamet alametinin ilki odur, en büyük alameti. Mesela ehli sünnet eserlerinde söylüyor. Kıyametin en büyük alametleri, birincisi Mehdi (a.s)’ın zuhuru diyor, Mehdi (a.s)’ın çıkışı. Ondan sonra zaten zincirleme gelişiyor olaylar.

OKTAR BABUNA: Siz zemin hazırlayacak olan Hz. Mehdi (a.s)’dır demiştiniz, inşaAllah. Darwinizm’i ve materyalizmi bitirerek, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak Netenyahu açıklama yapmış. “İran, İsrail’e IŞİD’den daha tehlikelidir” diyor. IŞİD’in İsrail’e bir tehlikesi olmaz. Yani olmaz deyince olmaz. Bak Türkiye için olmaz dedim. Olmazlığı ortaya çıktı. Aylar önce söyledim. IŞİD açıklama yaptı. “Bizim Türkiye’yle bir işimiz yok” dedi. İsrail için de bir tehlike olmaz. Bak, İsrail’de Museviler olacak diyorum. Mehdi (a.s)’ı karşılayacaklar. Hıristiyanlar olacak, Mehdi (a.s)’ı karşılayacaklar. Bak, “Nasranilerin çancısı, Museviler’in borazancısı, Müslümanlar’ın müezzini, hepsi bir araya gelirler” diyor. Açık. “Büyük bir kalabalıkla karşılarlar” diyor. O zaman demek ki IŞİD’lik bir iş yok. Bu hadis konuyu bitiriyor. Ama İran hakikaten Mehdiyet’e ve Mesih düşüncesine, Moşiyah’a şiddetli karşı olan bir sistemdir. En güçlü sistem budur. Mehdi (a.s)’ın çıkışına karşı en acımasız, en şeytani sistemi kuran, Şii düşüncesindeki açmazdır. Çünkü Mehdiyet’i kilitlemiş bir sistemle ortaya çıkıyor İran. Ne diyor? Mehdi (a.s) nerede diyorsun, ne zaman gelecek? “Mehdi (a.s) bin küsür seneden beri şu kuyunun içinde” diyor. Eski köhne bir kuyu var. Adamlar da içine bakıyorlar. Dipsiz bir kuyu. “Çıkacak buradan” diyorlar. Dalga geçiyorlar milletle. Şeytan alay ediyor insanlarla.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bu akşam bir pusu kurmuş PKK. Diyarbakır’da yol kesip, kimlik kontrolü yaparken polis ekibi müdahale etmeye gitmiş. Terörist pusu kurup, pompalı tüfekle açtığı ateşle bir polis memurunu yaralamış.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şehit etmek için vuruyor. Allah koruyor benim aslanlarımı. Efemize de Allah’tan sağlık, sıhhat diliyorum. Gazi olmuş, ne mutlu ona. Ömrü boyunca o delikanlılığın, yiğitliğin o güzel şerefiyle gezecek. Gazi olmak çok sükseli bir şeydir. Şehit olmak, çok çok daha sükselidir, daha da güzeldir. Ama gazilik çok sükselidir.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Beyaz Saray sözcüsüne; “PYD terör örgütü mü?” diye sorulmuş. Cevap olarak; “Amerikan kanunlarına göre PKK, PYD’den farklı yapılanmış bir guruptur” diyor. Yani açıkça PYD terör örgütü değil bize göre demişler. 

ADNAN OKTAR: Adam, adam öldürmeye gidiyor. Bir ekip bunlar. Biri cinayeti işliyor, biri seyrediyor. Bu mafya yapılanmasının içerisinde bir bütün bunlar. Henüz daha suç işlemedi demek, onu o yapıdan çıkartmaz. Şefleri Abdullah Öcalan. Resmini koyuyor adam.

BÜLENT SEZGİN: Posteri altında konuşuyor.

ADNAN OKTAR: Tabi canım PKK’lıyız diyorlar. Aynı yani. “Henüz suç işlemedi bunlar” diyor. Ne yapması gerekiyor? “Bir Türk askerini şehit etsin. O zaman düşünürüz” diyor. Bu olmaz. Böyle mantık olmaz. Adam zaten bunu yapmaya azmetmiş adam, yemin etmiş adam. Ve bu örgüt içerisinde yapılanmış. O zaman diğer PKK’lılara da suç örgütü demememiz lazım, değil mi? Henüz eli kana bulaşmamış, adam öldürmemiş, adam vurmamış adamlara o zaman bizim PKK’lı demememiz gerekiyor. Olur mu öyle şey?

OKTAR BABUNA: Aralarında çatışıp yaralananlardan biri Türkiye’ye geldi Hocam. Gelen de PKK’nın Diyarbakır sorumlusu çıktı. Tutuklandı Türkiye’de.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

OKTAR BABUNA: YPG’nin arasında çatışanlardan biri yaralanıp, Türkiye’ye getirildi. Getirilen kişi PKK’nın Diyarbakır sorumlusu çıktı. Sofi takma adlı. Tutuklandı Türkiye’de.

ADNAN OKTAR: İşte adamlar burada bir kavram kargaşası meydana getirmeye çalışıyorlar. Yani “adam öldürürse ben ona terörist derim” diyor. “Adam öldürmezse değil.” Kardeşim o zaman büyük bölümü adam öldürmedi. On binlerce terörist var. O zaman her biri birer Mehmetçiği şehit etmesi gerekiyor senin terörist kabul etmen için. Bunlarla konuşulacak gibi de değil. Kafası kaymış bu adamların, aklı gitmiş. Şu mantığa bak. “Henüz adam öldürmedi. O zaman terörist değil.” Bu çete içinde değil mi bu adam? O çetenin içindekilerin tamamı teröristtir.

BÜLENT SEZGİN: Şu an sınırda YPG’lilerin tutulduğu bir ceza evi oluşturulmuş. Bu seferde hem Amerika hem Avrupa, “Türkiye gelen mültecileri tutukluyor” diye haber yapmışlar. 

ADNAN OKTAR: Artık ilkel bir zekayla hareket etmeye başladılar. Türkiye’ye gelen insanlar bizim baş tacımız Kürt kardeşlerimiz. Acayip hürmet gösteriyoruz ve seviniyoruz Türkiye’ye geldiklerinde. Yüz binlerce Kürt kardeşimiz geldi. Paşalar gibi yaşatıyoruz. PKK, PYD pisliğinden kurtuldukları için büyük sevinç içindeler. Onlar IŞİD’den kurtulduğuna sevinmiyor. Onlar PYD ve PKK’dan kurtulduğuna seviniyor. Orası IŞİD kontrolünde olsa, onların sesi çıkmaz. Hiçbir şey demezler. IŞİD de onlara bir şey demez. IŞİD onları büyük bir özenle alıp, Türkiye’ye kadar getirtiyor. Ve özenle onlara kurşun gelmesin diye dikkat ediyor. Ama PKK öyle değil. PKK kahpe. Direk sivilleri tarıyor. Asker, polis, sivil, bir şey dinlemiyor bunlar.

BÜLENT SEZGİN: Genel olarak da kalkan olarak kullanıyor Kürtler’i.

ADNAN OKTAR: Tabi ki. Şu anda da oradaki Kürt kardeşlerimizi kalkan olarak kullanıyorlar. Yani canlı kalkan olarak kullanıyorlar.

Muhabbet bitmez bizde. Biz bugün bitirelim de yarın devam edelim. Evet, yarın devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımız bu akşam sona erdi, inşaAllah. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşçakalın.

Masaüstü Görünümü