Harun Yahya

Sohbetler (21 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Amerika’nın Kobani’ye attığı silahların bir kısmını yanlışlıkla IŞİD’in olduğu bölgeye bırakıldığı açıklanmış ve bunların imha edildiği belirtilmişti. Bugün Youtube’a video yükleyen IŞİD, silahların elinde olduğunu göstererek Amerika’yı yalanladı.

ADNAN OKTAR: Söyledim bak, “bütün silahlar Amerika’nın eline geçer” dedim. Tamamını ele geçirirler. PKK korkak, alçak, karaktersiz bir örgüt. Kahpe örgüt ve yalaka ve iş birlikçi, muhbir ve karaktersizliğin en son had, aşamasına varmış bir örgüt. Amerika’nın yalakası, Amerika’nın ayak öpeni ve Körfez ülkelerine de yalakalık yapan, her türlü pisliğin içine giren, pis işlerde herkesin kullanabildiği iğrenç bir mafya yapılanması, karaktersiz bir mafya yapılanması PKK. Mesela bak, Amerika’yla iş birliği yapıyor cinayette. Bir de diyor ki; “Kobani’de biz kahramanlık destanı yazıyoruz.” Nerenin destanını yazıyorsun ahlaksız herif? Amerika sırtında, Körfez ülkeleri seninle beraber, Avrupa beraber, bütün dünyaca beraber IŞİD’e karşı mücadele veriyorsunuz. Nerenin kurtuluş savaşı veriyorsun? Ve buna rağmen it gibi eziliyorsun, it gibi aşağılanıyorsun, it gibi de korkuyorsun. Nal toplatıyor size IŞİD. Allah zalimi zalimle savıyor ayette var. “İnsanların bir kısmını bir kısmıyla” savması. Zulmü IŞİD’e PKK öğretti. “Zulüm böyle olur” dedi. Onlar da dedi ki; “Öyle olmaz böyle olur” diyor bunlar da. Sen zulümle yaklaşırsan böyle olur işte. Yıllardan beri söylüyorum bak, sevgiyle, ilimle, irfanla yaklaşın, barışçıl bir tutum izleyin diye. Savaşla, kanla, barutla olmaz dedim. “Yok, bizim dediğimiz doğru” dediler. Bak, fırtına eken belayı biçiyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD Erbil’in Kobani’ye peşmerge birliklerini göndereceğini açıklamasının ardından, Kuzey Irak’taki Kürt bölgesine yeniden saldırmaya başladı.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD Erbil’in Kobani’ye peşmerge birliklerini göndereceğini açıklamasının ardından, Kuzey Irak’taki Kürt bölgesine yeniden saldırmaya başladı.

ADNAN OKTAR: Peşmergelere söyledim dedim ki; “Sakın bu işin içine girmeyin, barış anlaşması yapın, sakin oturun.” Amerikan yalakalığına soyundu onlar da. Kardeşim, Amerikan yalakalığı niye yapıyorsunuz? Amerika sizin helak olmanızı istiyor zaten. Helak olun diye yapıyor bu tertipleri, düzenleri. Bomba patlatmışlar darmadağın olmuşlar. Feryat figan orayı burayı telefonla arıyorlar, “ne yapacağız?” diye. Ben size söylemedim mi yapmayın diye, değil mi? Sen barış anlaşması yap. Müslüman’la en iyi yapılacak şey barış anlaşması. Barış anlaşması yap, durdur. Ve rahatça kabul edecek bir yapı var. Öyle olunca işte sel gibi kan akıyor. IŞİD, orada bulunan El-Nusra şu bu falan Kuran’ın yeterliliğini anlayabilmiş değiller. Kuran’ın yeterliliğini anlayacağı günlere doğru gidiyorlar. Yeterliliğini anladıklarında bu zulüm ve dehşet ortadan kalkacak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İslam karşıtı Gazeteci ve Yazar Lars Hedegaard’a silahlı saldırıda bulunan zanlı Türkiye’de yakalandıktan sonra serbest bırakıldı. Bu durum karşısında Danimarka Ankara’daki büyükelçiliği aracılığıyla Türkiye’ye nota verdi. Türkiye’den bir açıklama beklediklerini belirtti.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: İslam karşıtı Gazeteci ve Yazar Lars Hedegaard’a silahlı saldırıda bulunan zanlı Türkiye’de yakalandıktan sonra serbest bırakıldı. Bu durum karşısında Danimarka Ankara’daki büyükelçiliği aracılığıyla Türkiye’ye nota verdi. Türkiye’den bir açıklama bekledikleri belirtildi.

ADNAN OKTAR: Nota, müzik notası mı nedir? Notayla olmaz. Türkiye ne yaptığını bilir. Hukuka göre hareket eder. Adam suçluysa Türk hukukuna göre gereğini yapar. Eğer suçlu değilse Türk hukukuna göre bırakır. Notayla müzikle olacak iş değil bunlar. Türkiye’ye akıl öğretmelerine gerek yok. Türkiye’nin kimseden hukuk dersi alacak durumu da yok. Türkiye dünyada hukuku en iyi uygulayan ülke. Savaşta ve barışta en insancıl, en merhametli. Bak, bütün gariban, mazlum bize geliyor. Hiç biri İsviçre’ye, Danimarka’ya falan gitmiyor. Bakmazlar, muhatap dahi olmazlar. Sınırdan kovarlar, asla kabul etmezler. Ama Türkiye merhametin, şefkatin kalesi oldu. Dünyanın artık hiç itiraz edeceği bir şey kalmadı. Yani yüksek ahlakın, merhametin, vicdanın kalesi olduğunu bütün dünyaya Türkiye gösterdi. Artık bu tarihe geçti. Diyorlar ki, “Türkiye niye lider?” İşte bu yüzden lider. Sende merhamet var mı? Yok. Şefkat var mı? Yok. Egoist bencilsin, paragözsün. Türkiye öyle değil, gani gönüllü Türkiye. Diğergam, fedakar, şefkatli ve merhametli. Habire hayret ediyorlar. Diyorlar, “ bu kadar adama niye bakıyorsunuz?” Merhametimizden bakıyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Türkiye Kobani savaşı başladığından beri bölgeye sürekli ilaç ve yiyecek yardımı yapıyor. Urfa Valisi; “Biz yemek göndermesek PYD çoktan açlıktan telef olurdu” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak, insani yönümüz burada görülüyor. PYD Türk askerinin düşmanı ama aç kalmış. Aç kalmış diye yiyecek gönderiyor Türkiye. İşte bu merhamet. Çünkü öbür türlü ölecek. Aç kalma bir hastalıktır. Hastalık olduğu için yardımcı oluyor. Mesela yaralanıyor yardımcı oluyor. Ama öbür konulara yardımcı olmayız. Ama insani merhamet gerektiren konularda merhametimizi gösteriyoruz. Hani ‘gözlerine dizlerine dursun’ derler ya. Bunlarda iyilikten anlama da yok, kahpe adamlar. O yiyeceği getirenleri sonra gider sırtından vurur bunlar, böyle alçaklar.

BÜLENT SEZGİN: Hala siviller olduğu için Allahualem yemek gönderiyorlar.

ADNAN OKTAR: Yok, terörist de olsa açlıktan ölecek durumdaysa Türkiye yardım eder.  Çünkü bir hastalık durumu o. “Bırak ölsün” demez yani, onu kurtarır. Merhametin gereği oluyor. Mesela adam can çekişiyor, o zaman gönderiyor. Hayır, beslemek için göndermez, beslemek için olmaz. Ama açlıktan ölüm derecesine geldiyse o zaman gönderir. Açlık, sıkıştırmıştır açlık, hasta olur açlıktan o zaman tamam. Tabii hem sivil halka gelmiş oluyor, hem onlara gelmiş oluyor. Ama şartı budur yani bunun. Ondan hastalanmış olması lazım o zaman, yoksa biz adamları beslemek için yiyecek göndermeyiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Abdulkadir Selvi bugünkü yazısında, Öcalan konusunda yanıldığını ifade etti. Şöyle yazdı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. O sözünü geri al dedim, değil mi? Israrla, benden başka da sözünü geri al diyen olmadı. Vicdanlı bir insanmış bak sözünü geri aldı.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle yazdı; “Ancak Öcalan’ın da Kobani korosuna uyduğu telaffuz ediliyor. Hatta Öcalan’ın ‘tavşana kaç, tazıya tut’ şeklinde hareket ettiğine dair değerlendirmeler yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Onu söyleyen de benim. Onu benden başka söyleyen olmadı. Vicdanı temiz bir insanmış ki doğruyu anlamış. Sandalcı kavgası yapıyorlar dedim, müşavereli kavga dedim. ‘Tavşana kaç, tazıya tut’ ayrı bir anlamı da budur. O aynı mantığın başka bir açıklaması da budur. Dediğimi anlamış, vicdanlı davranmış. Tebrik ediyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca şöyle demiş: “Bu Öcalan’ın yazılı mesajı ve benim değerlendirmelerimin aksine bir durum.”

ADNAN OKTAR: Şimdi olmuş. Demek ki dediklerimiz doğru. Ne dediysek o. Sussak o laf oturmuş olacaktı. Bak, o lafını geri al dedim, geri aldı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, peşmerge güçlerinin henüz Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmediğini ve bu konuda görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Çavuşoğlu; “Öyle görünüyor ki, PYD peşmergeyi de istemiyor. PYD ve peşmergenin aralarında anlaşma yapmaları gerekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, peşmerge güçlerinin henüz Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmediğini ve bu konuda görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Çavuşoğlu; “Öyle görünüyor ki, PYD peşmergeyi de istemiyor. PYD ve peşmergenin aralarında anlaşma yapmaları gerekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Bana otuz kere söyletmesinler. Siz de onlara bir şekilde ulaşmaya çalışın da. Peşmerge bu işe hiç girmesin. Başına çok büyük bir bela alır. Kısa sürede de kazır atarlar hepsini. Gariban adamlar, atom forvet falan baya çelimsiz gördüm ben, biliyorum yani. Siler süpürürler, akıllarını başlarına alsınlar. Ne üstlerine vazife Amerika’ya uşaklık yapmak? Amerika deyince hep yanlış anlaşılıyor, onu sürekli düzeltmek durumunda kalıyorum. Amerikan halkına değil, Amerikan halkı çok tatlı bir insan topluluğu. Amerikan devleti de değil, çok dürüst bir devlettir Amerikan devleti. Amerikan derin devletinin de katillerinden kast ediyorum. Onların yalakalığını yapıyorlar, katil yalakalığı yapıyor. Sen aklı başında adamsın, Müslüman adamsın, senin ne işin var katillerle, yalakalarla? “Git o katillerle birleş, o katilleri öldür” diyor. Orada istenen ne? Sadece kan başka bir şey değil. “Kanı kanla halledin” diyor, “kan dökün.” Başka bir talep yok orada.

BÜLENT SEZGİN: Bugün yine PYD, “bizim silaha ihtiyacımız var adama değil. Peşmerge kendi bölgesini korusun” açıklaması yaptı.

ADNAN OKTAR: Kabadayılığı bıraksınlar. Açlıktan ölüyorlar, yerlerde kıvranıyorlar. Türkiye yiyecek gönderiyor, sonra da ukalalık yapıyorlar. “Bizim yiyeceğe ihtiyacımız yok” diyor. Bu herifler acayip pislik adamlar. Yerlerde kıvranıyorsun, ağlıyorsun, değil mi? Türkiye zavallılığından yine sana bir parça yiyecek gönderiyor. Darmadağın olmuşsunuz, bir avuç kalmışsınız. Amerika’dan silah istediniz o da IŞİD’in eline geçti. Gıcır gıcır Amerikan silahları hepsi eline geçmiş IŞİD’in. Bak, onların eline geçer dedim. Bir kere kendi silah depoları havaya uçtu. Cephanelikler havaya uçtu. Atılan silahı da IŞİD ele geçirdi. Böyle avanak adam ben görmedim. Yani avanak kelimesinin tam karşılığı.

“Irak, Şengal’de bulunan PKKlıların bölgesini muhasaraya almış şimdi de IŞİD.” Şengal’de bulunan PKK bölgesini. Kandil’e doğru da hazırlık yapıyorlarmış. Kaçın dedim dinlemiyorlar. Şimdi nohut gibi dizerler onları. Sözümü dinlesinler bak son bu akşam kaçsınlar, akılsızlığı bıraksınlar.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Kuzey Irak’ta bazı bölgelerde peşmergenin geri çekildiği yönünde haberler vardı. Sincar’da da savaşmayıp geri çekildiği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Peşmerge, çekilin oturun. IŞİD’in sizinle bir işi de yok ayrıca. Niye bu pisliği üzerinize konduruyorsunuz? Niye bu şerefsizliği üstünüze konduruyorsunuz? Herhalde korkuttular anladığım kadarıyla. O gariban, aslında Türkiye o garibanın yanında olsun. 424 milyon dolar para harcamışlar IŞİD’e karşı mücadelede, 424 milyon dolar. Artık düşün yaptıkları akılsızlığın boyutunu. Bu kadar parayla kitap dağıtsan bütün bölge ihya olurdu. Konu kökten biterdi kitap dağıtsa. Dağ taş kitap olacaktı, herkes okurdu, bilgilenirdi. Konu cehaletten kaynaklanıyor. Adam cahil oldu mu şirke giriyor. Şirk bunu meydana getiriyor. Irak bir türlü durulmuyor, Suriye bir türlü durulmuyor. Çünkü gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı orada hakim. O zaman bu tip bir netice meydana geliyor ve kasıp kavuruyorlar ortalığı.

Her bir hava saldırısı 5 veya 9 milyon dolara mal oluyormuş. Şu akıl mı? 9 milyon dolarlık sen kitap dağıtsan, bir saldırı sadede. Yiyecek at, kitap at faydalı şeyler yap.

OKTAR BABUNA: Bir kitap 9 dolar olsa 1 milyon kitap yapıyor inşaAllah. Bütün bölgeye yeter inşaAllah.

ADNAN OKTAR: 1 milyon kitap. Uçuyor bunlar. Allah akıl fikir versin.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Talabani ekibi de PKK ile ortak hareket ediyormuş. “Barzani çok yalnız kaldı” deniyor, inşaAllah ondan dolayı.

ADNAN OKTAR: Barzani’ye Tayyip Hocam sahip çıksın. Barış anlaşması yapsın, çekilsin kenara. Kendisi Türkiye’de yaşasın, halkı da orada yaşar. Kesinlikle barış anlaşması yapsınlar. Söylesinler IŞİD’lilere; “Biz bu konuya girmek istemiyoruz, Amerika’nın baskısıyla yaptık yaptıklarımızı” desinler çünkü doğru. “Şu anda da yapmıyoruz” desinler. Amerika zorla onları savaştıracak hali yok. Ama Barzani’ye suikast yapabilirler, o Türkiye’ye sığınsın. Bela kol geziyor. İslam aleminin üstüne bunlar yarasa gibi çöktü. Aslında Türkiye’de durum fark edilmiş halde değil. Birçok insan fark etmiş durumda değil. Normal işinde gücünde. Diyorlar işte, “bizim nişan ne zaman olacaktı, düğün ne zaman olacaktı?” Keyfinde, zevkinde adamlar. Halbuki bir fevkaladelik var.

BÜLENT SEZGİN: Dediğiniz gibi peşmergeden IŞİD tarafına geçen çok kişi oluyormuş.

ADNAN OKTAR: Peşmerge onu yapar, Müslüman’la gidip savaşmaz. Direk IŞİD’in tarafına geçer. Çünkü orada cinayet işleyeceğine, öbür tarafta cinayet işlemeyi düşünür. Ve adamları bak beladan belaya sürüklüyorlar, dertten derde sürüklüyorlar. Bak cehenneme çevirdiler orayı. Müslümanlar’a rahat yok orada. Ve kardeş kavgası meydana getirdiler. Onu ona kırdırıyorlar, onu ona kırdırıyorlar. İki taraf da Lailaheillallah Muhammeden Resulullah diyor ve savaşıyor. İşte Hz. Hz. Mehdi (a.s) (a.s)’ın gelmesinin şart olduğu buradan anlaşılıyor. Ve geldiğinin de buradan anlaşılması gerekir. Kafasını çalıştıranın anlaması lazım. Böyle bela görülmedi. Amerika tam anlamıyla bir dehşet politikası izliyor. Kendisi monşer, havadan sadece bomba atıyor, olaya girmiyor. Daha önce yaptı, askerler hep ruh hastası oldular. Oluk oluk kendilerini öldürüyorlar şu an. Savaştan çok daha fazla adam ölüyor şu an. Savaştan kat kat fazla adam ölüyor. Kendi kendilerini öldürüyorlar. Allah diyor; “Kendi elleriyle kendi kalelerini yıkıyorlardı” diyor. “Kalplerine korku salacağım” diyor Allah. Allah kalplerine korku saldı, hasta oldular. Ve o çocukları da ruh hastası yapan yine Amerika. Sapasağlamdı Amerikalı çocuklar, hiçbir şeyleri yoktu, baya neşeliydiler. Amerikalılar’ın neşesi malumdur biliyorsunuz. Hayatını yaşayan çocuklardı. Onları götürdüler Afganistan’a, Irak’a hepsini katil yaptılar çocukların. Çocuklar tabii vicdan azabı çekiyor. Vicdan azabı çekince de intihar ediyorlar. İmanları da zayıf, akılları zayıf. Teslis inancı var ona zaten hiç inanamıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün sayın Kılıçdaroğlu'nun “YPG terör örgütü değildir” şeklinde bir açıklaması oldu. Bir öğrenci bir soru sordu, ona cevaben.

ADNAN OKTAR: Peki nedir? Neymiş peki?

KARTAL GÖKTAN: Şu şekilde sordu öğrenci; “Hükümet Kobani'ye peşmerge geçişine izin verdi. Yine dün Amerika YPG'yi terör örgütü olarak görmediklerini açıkladı. Financial Times'ın 'Türkiye'nin Kobani'de U Dönüşü' yorumuna yol açan bu gelişmeyi siz parti olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu; “Bizim için YPG terör örgütü değildir. Şimdi bir kere terör örgütü olarak sivillere, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden öldüren örgütlenmelere biz terör örgütü diyoruz. PKK bu bağlamda terör örgütüydü. Çünkü genç-yaşlı, kadın-erkek demeden katletti. Ancak YPG'nin şu ana kadar Türkiye'ye veya kendi halkına yönelik böyle bir uygulaması olmadı. Olursa tabii ona da karşı çıkarız. YPG kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunlar PKK'nın bir kolu ve doğrudan PKK'ya bağlılar. Liderleri Abdullah Öcalan. Komünist-Marksist-Leninist-Stalinist örgütlenme. Halkı koruma diye bir konu yok, halkın başına bela bunlar. Oradaki genç kızların, annelerin, Müslümanlar’ın başına bela. Namaz kılanlarla uğraşıyorlar, sakallı olanlarla uğraşıyorlar. Kimini dövüyorlar, kimini sövüyorlar. Bunların üstüne ne vazife orada koruma görevi? Yapacaksa korumayı Türkiye yapar. Nitekim bütün halk geldi Türkiye'ye. Ve ayrıca IŞİD’in zaten Kürt halkıyla bir alıp veremediği yok. Bir şey demiyor Kürt halkına. Titizlikle koruyor. Onlar Allahsız, Kitapsız PKK'ya kafayı taktılar. Zalim oldukları için, gaddar oldukları için. “Daha bu adamlar adam öldürmedi” diyorsun. Bu anormal bir mantık. PKK'da da adam öldürmeyen çok fazla PKK'lı var. Peki, ne diyeceğiz onlara? O zaman aynı. Adam öldürmeyen herkes terörist değil. Terör örgütüyle bağlantılı adama terörist denir. Örgüt ne demek? Örgüt cezası niye veriliyor o zaman? PKK'ya bağlı olduğunu adam açık açık söylüyor. Abdullah Öcalan'a bağlı olduğunu söylüyor. “Marksist, Leninist, Stalinist bir örgütüz” diyor. “Ayrı devlet kurmak istiyoruz” diyor. “Türkiye'de de devlet kurmak istiyoruz” diyor. Daha Mehmetçikle çatışma imkanı bulamamış adam. Zaten PKK'da adam tükendikçe oradan takviye geliyor. Orası PKK'nın asker deposu. Şimdi o konuyu o zaman biz bir yazılı hale getirelim de ilgili kişilere gönderelim. Terör örgütünün ne olduğunu bilmiyorlar. Terör örgütünün yan kolları vardır. PKK'nın birçok yan kolu var. Bir tanesi de bu. PKK sürekli amblem de değiştiriyor, isim de değiştiriyor. Mesela İran'da da PEJAK ismi. Peki, ne diyeceğiz?

OKTAR BABUNA: Onların da Türkiye'de bir eylemi yok. O zaman?

ADNAN OKTAR: Onlar da terörist değil o zaman. Türkiye'de bir eylemi yok bunların. Bu nasıl bir kafa? Hepsi birleşip, “biz bölgede dev bir Kürdistan kuracağız” diyorlar, “komünist Kürdistan, Stalinist Kürdistan. Bu işe de ilk Türkiye'den başlayacağız” diyorlar. Daha da diyorsun ki; “O adamlar daha adam öldürmedi, dur bakalım öldürsünler, ondan sonra görelim.” Böyle mantık görülmemiş. Bunu uygun bir dille anlatalım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amberin Zaman yine CNN Türk'de PKK'yı savunan ve hükümetin PYD'ye yardım etmesi gerektiğini belirten bir konuşma yaptı. PYD'nin Türkiye'de olan ve 40 kişinin hayatını yitirdiği son protesto olaylarında bir rolünün bulunmadığını iddia etti. Ayrıca Amerika PYD'ye yardım ederken ve onlarla askeri ittifak yaparken Türkiye'nin bu durumu dışardan seyretmesinin akılcı olmadığını söyledi. PYD'nin ve PKK'nın Türkiye'ye düşman olmadığını, arada daha önce şiddetin yaşandığını ancak Türkiye'nin barış sürecini devam ettirmek istiyorsa Suriyeli Kürtler’e kucak açması gerektiğini öne sürdü.

ADNAN OKTAR: Kürtler bizim insanımız. Durup durup bize akıl vermesinler. Biz yüzyıllardan beri Kürt kardeşlerimizle iç içeyiz, Osmanlı döneminde de. Bizim kendi parçamız onlar. Eşkiya çıkıyor, “biz halkımıza sahip çıkıyoruz” diyor. Sen eşkiyasın, sen ne alaka? Benim annemle, kız kardeşimle senin ne işin var? İt kopuk takımısın sen. Defol git.

Son on yılda intihar eden asker sayısı, Amerika'nın asker sayısı bak, son on yılda intihar edenler, Afganistan'da ve Irak'ta savaşta kaybedilen Amerikan askerinden çok daha fazla. Görüyor musun felaketi? Bak Afganistan'da ve Irak'ta Amerikalılar savaştı. Amerikan askerleri öldürüldü, değil mi? Şuan intihar eden askerlerin sayısı çok çok daha fazla o savaşlarda ölenlerden. Tam bir felaket ve Allah'tan çok büyük bir bela bu. Onun için çok korkuyor Amerika. Hiçbir yere asker göndermek istemiyor artık. Yani Allah'tan bir bela geldiğini, felaket geldiğini gördüler. Rahipler de farkında, kilise de bunun farkında, hepsi farkındalar. Bunu bir işaret olarak gördüler. Allah'tan büyük bir felaket geldiğini anladılar. Her 84 dakikada bir Amerikan askeri intihar ediyor şuan. Mesela 84 dakika geçsin, bir tane daha intihar ediyor. 84 dakikada bir tane daha intihar ediyor. Kesintisiz sürekli intihar ediyor Amerikan askerleri. “Biz o bölgede Afganistan'da ve Irak'ta Müslümanlaréın feryatlarını kulaklarımızda sürekli duyuyoruz” diyorlar. Yani sürekli insan çığlığı duyuyoruz diyor adam. Ve dayanamayıp intihar ediyorlar. Yani işkence seslerini unutamıyoruz diyorlar. Bu kepazeliğe gerek var mı? Sevgi, merhamet, şefkat ne kadar güzel. Dostluk ne kadar güzel. Deli misiniz siz? İnsanların kulaklarını kesiyorlar, parmaklarını kesiyorlar, bas bas bağırttırıyorlar. Kolunu kesiyor. Mahvediyorlar. Sonra da hepsini şehit ettiler. Guantanamo'da falan da öyle, mahvettiler. Bu kadar işkenceye, bu kadar zulme niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Amerikan halkı sevgi toplumudur. Sevgi içinde yaşayın. Şakacı, neşeli bir topluluktur. Bu kepazeliğe niye uyuyorsunuz? Şeytana niye uyuyorsunuz? Deccal doğrayın diyor, hepsi doğramaya başlıyorlar. Hepsini deccal ele geçirdi. Müslümanlar’ı şirkle ele geçirdi, Hıristiyan alemini de şirkle ele geçirdi. Şirkle şeytan bunları mahvediyor. Onu ona kırdırıyor, onu ona kırdırıyor. IŞİD'i de şirkin içine soktu şeytan, Amerika'yı da şirkin içine soktu. Her yeri kan denizine çevirdiler. İstedikleri kan bu işte, kastettikleri kan bu. Ve doymuyorlar. Mesela bu sefer peşmergeyi işin içine sokuyorlar, sizin de kanınız aksın diyor. Sonra da diyorlar ki Türkler’e, “siz de gidin, sizin de kanınız aksın” diyorlar, Türk askerine. “Herkesin kanı aksın” diyor. “Kan istiyoruz” diyor adamlar. “Her yer kan denizi olsun” diyor. Bu oyuna gelmesinler. Deccal oyun oynuyor. Şeytan oyun oynuyor. Sevgiyle, dostlukla, kardeşlikle çok mutlu yaşamak varken, sevinç içinde yaşamak varken, bayram havasında yaşamak varken, şu rezilliğe ne gerek var? Kardeşim tank top sesi yerine havai fişek sesi duyalım. Eğlenelim, davul sesi, klarnet sesi duyalım. Niye top sesi, tank sesi duyalım? Niye kan görelim? Güler yüzlü insanlar görelim. Dostluk kolayken, sevgi kolayken şeytan çok zor gösteriyor. “Olacak iş mi?” diyor. Bu çok zor aslında kardeşim. Adam öldürüyorsun, bütün paranı pulunu harcıyorsun, mahvoluyorsun. Binaları yakıyorsun, her yer feryat figan içerisinde. Bu ne kadar aptalca bir şey? Çocuk olsa görür bunu. Koskoca adamlar sarhoş gibiler. Şeytan parmağına taktı oynatıyor bunları. Her yeri kan denizi yaptılar. Hepsini kurtaracak olan Mehdiyet’tir. IŞİD'i de kurtaracak, PKK’da kurtulacak, hepsi kurtulacak belanın içinden. Hepsinin hidayetine vesile olacaktır, Mehdiyet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Pentagon açıklama yaptı. IŞİD'le mücadele kapsamında uluslararası toplumun 900 bin tondan fazla silah ve mühimmat hibesinde bulunduğunu, Kürdistan bölgesine ve Irak merkezi yönetimine.

ADNAN OKTAR: İşte diyorlar ki IŞİD niye güçlü? Sen o kadar silah gönderirsen olur tabii. Ben şaşıyorum. “Bu kadar silahı bunlar nereden buluyor?” diyorum. Adamlar emek emek gönderiyorlar. Havadan atıyorlar, karadan getiriyorlar. IŞİD duyuyor, mesela diyor ki; “PKK’ya şu kadar ton silah, gidin alıp gelin” diyorlar. Adam gönderiyor. Gidip adam eliyle koymuş gibi alıp getiriyor. Adam tir tir titriyor, PKK’lı. “Lan bu silahlar ne zaman geldi” diyor. “Havadan attılar ağabey” diyor. Adamı önce bir doğruyorlar. Sonrada hepsini alıp götürüyorlar. Çok akılsızlar, acayip akılsızlar. Ben görmedim bu kadar akılsızlık. Adamların mermiye ihtiyacı oluyor, IŞİD’in mermisi bitiyor. Havadan mermi atıyorlar. PKK’ya atıyoruz diyor. PKK’ya atman diye bir konu yok. Bak attığın bütün silahlar eline geçti. Ben dedim, hepsi IŞİD’in eline geçer dedim. Geçti eline. Adamlar gülerek poz veriyorlar. Yeni daha paketi açılmamış silahlar geldi. Hepsini koymuşlar internete. Hepsi elimize geçti diyor.


BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey fotoğraf vardı. Fotoğraf da gözüken Amerikan bayrakları 1 Ocak-20 Mart arasında ölen her bir askeri temsil ediyor.
 

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun intihar vakalarını? Her bir bayrak intihar eden askerle ilgili. Ve bu bayraklar gittikçe çoğalıyor, ucu bucağı yok. Sağa doğru, sola doğru, aşağı doğru, yukarı doğru. Şu rezalete bak. Ruh hastası yaptılar çocukları. Amerikalı gençlerin neşesini herkes bilir. Gitar çalıp eğlenirler. Çocukları delirttiler. Suratlarından düşen bin parça çocukların. Uyuşturucu, alkol mahvettiler. Bırakın şu çocukların yakasını. Bırakın Amerikan halkı mutlu yaşasın. Onlarda ne oluyor, bu rezillik nedir diyemiyorlar. Çünkü çok gaddar Amerikan derin devleti, çok acımasız.


Evet.


KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün bir televizyon programında Iraklı Kürt Gazeteci Rebwar Kerim “Kobani şu an tamamen PKK’nın kontrolünde. Onlara YPG demek yanlış orayı tamamen Öcalan yönetiyor” dedi.
 

ADNAN OKTAR: Doğrusu bu. Kibarlaştırıyorlar PKK’nın adını. Bir tane örgüt var. Çeşit çeşit isimler alıyor PKK. Her bölgede ayrı bir isim alıyor. İsmi değişince he o zaman o PKK değil diyor. Kardeşim yöneticisi aynı, stil aynı, parti aynı, modeli aynı, hedefi aynı, amacı aynı her şey aynı örgütün kendisi. Tek bir örgüt var. Başka bir örgüt yok bölgede.
 

BÜLENT SEZGİN: MHP milletvekili Sinan Oğan, Amberin Zaman’ın yazısı için tepki gösterdi. “PKK ve PYD’nin aynı şey olduğunu, ikisinin de askerimize kurşun sıktığını ve Türkiye’nin sadece kendisine düşmanlık beslemeyen, askerini şehit etmeyen ve PKK ile arasına mesafe koyan unsurlara yardımcı olabileceğini” söyledi. “MHP olarak zulüm yapan her hareket biz karşıyız” dedi.
 

ADNAN OKTAR: Çok güzel söylemiş. Aslandır Sinan, delikanlıdır. Aslanın aslanıdır, maşaAllah. Baya dürüst delikanlı. Vatana, millete sahip çıkan şuurlu bir genç. Çok da seviliyor, kendi bölgesinde de çok sevilen bir genç. Baya dürüst, son derece samimi, içinden ne geçiyorsa onu konuşuyor. Allah’tan korkuyor. Tam Osmanlı, tam Türk evladı.
 

Evet, şimdi PKK tehlikesine dikkat çeken film izleyelim, devam edeceğiz.
 

BÜLENT SEZGİN: Evet, videomuzdan sonra programımız devam edecek.
 

Evet, yayınımıza devam ediyoruz.
 

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.
 

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri tüm Suriyeli muhaliflerin yaptığı silah yardımından daha çok silahı bir günde IŞİD’e vermiş oldu şeklinde bilgi vardı. Fotoğraflarda vardı.
 

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bunlar Amerikan silahları mı?
 

BÜLENT SEZGİN: Evet.
 

ADNAN OKTAR: Hepsi IŞİD’in eline geçmiş. Baksana gıcır gıcır kabında. Allah akıl fikir versin. Koca koca adamlar aklına sevgi gelmemesi hayret. Kafa tek bir şeye işliyor. Sadistlik, kan akıtmak, ezmek, dövmek, öldürmek. Sevmek diyorsun, “ne sevmesi, ne merhameti, ne şefkati?” diyor. Dostluk, arkadaşlık o adama son derce lüks geliyor. Öldürmenin de çok mantıklı, makul ve gerçekçi olduğuna inanıyor. Şeytan her şeyi ters çevirmiş. İşte Allah şimdi bunları hazırlıyor belayla, dertle, hastalıkla hazırlıyor. Çünkü anlatsan dinlemez. Ben şimdi bunları usulen ve hükmen anlatıyorum. Yoksa bunlar bu belanın farkına varacağı günler önümüzdeki günlerdir. Allah’tan gelen bu büyük işareti anlayacak. Allah esaslı bir işaret veriyor. Binlerce insan intihar ediyor Amerikan ordusundan bu fevkalade değil mi bu? Bak İran PKK’lıları kazıyıp attı. O Allah’tan onlara bir bela oldu PKK’lılara. PKK’lılar IŞİD tarafından eziliyor, Allah’tan bir bela. Amerika’da da askerlere Allah bunalım verdi, ruh hastalığı verdi Mesela bu da bir bela bunları düşünmeleri lazım. Allah bela veriyor, Amerika’ya da bela veriyor. Amerika bela verdiğini Allah’ın fark edemiyor. Bu kadar insan sürekli artık dakika hesabıyla adam intihar ediyor askerler. Bir fevkaladelik görmüyor mu bundan Amerika, bir işaret görmüyor mu? Anlamazdan geliyor, örtbas ediyor. Yok kardeşim, ört bas etme, Allah’a teslim ol. Bir fevkaladelik var.  Her 50-60 dakikada 80 dakikada bir Amerikan askeri intihar ediyor. Görülmüş bir şey mi bu? Sürekli intihar ediyorlar. Allah’tan bir bela gelmiş, siz aklınızı başınıza alın. Büyük bir bela var. Allah PKK’nın da belasını verdi. Amerika’daki zulüm yapanlarında Allah belasını veriyor. Bu belaya karşı insan bir dikkat kesilir. Allah ne demek istiyor diye bir insan bir düşünür. Tövbe istiğfar edip, akıllarını başına almaları lazım. Allah’tan son zamanlarda gelen belaları ayetlerle anlatalım, açıklayalım. Akıllarını başlarına alabilirler belki. Belanın niteliğini de gösterelim. Kuran ayetiyle açıklarsak, belanın nereden geldiğini daha iyi anlarlar. Öylesine geldi zannediyorlar. Amerikan askerleri hiç intihar etmezdi. Bayağı neşeliydiler Amerikan askerleri. Her yere gider, sükse yaparlar. Türkiye’ye gelirler. Hatta Coni, moni derler onlara böyle. Savaş gemisiyle gelir, gezerlerdi. Eğleniyorlar, gitar çalıyorlar, öyle neşeli tiplerdi. Hepsi içine kapandı. Deliye çevirdiler çocukları. Sen masum, hayatında karınca dahi ezmemiş çocuğu Afganistan’a gönderir de, insanları doğratırsan, kafa göz doğratırsan, adamın burnunu kestirirsen, kulağını kestirirsen, parmaklarını kestirip, kurutup, yakasına kolye diye takarsan, adam delirir. İnsan fıtratı kaldırır mı bunu? Bunlar neşeli, sevinçli, dostluk içinde yetişmiş insanlar. Bahçede köpekleriyle oynayan, zaman zaman da böyle neşeli çocuklar. Sen onları delirttin, oraya gönderdin, delirttin. Bak çocuklar diyor ki; “insan çığlığı duyuyoruz kulağımızda” diyorlar. Yazık, günah değil mi? Umurlarında bile değil. Kitle halinde çocuklar intihar ediyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Allah Tevbe Suresi’nde şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Görmüyorlar mı ki gerçekten onlar her yıl bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp düşünmüyorlar.”

ADNAN OKTAR: Bak Cenab-ı Allah yine diyor ki, ayette; Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: O size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap göndermeye…” Bak üstünüzden bombalamayla, ayağının altından mayınla, patlamayla, bombayla. “…ayaklarınızın altından azap göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp…” Mesela IŞİD’i PKK’ya, PKK’yı bilmem başka yere. “…kırdırıp, kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya güç yetirendir.” “Bu şiddeti ben yapıyorum” diyor Allah. “Birbirinize kırdırıyorum” diyor. “Ya benim dediğimi yapacaksınız, ya böyle sizin canınızı yakacağım” diyor, Allah. “Ya benim dinime uyacaksınız, ya da ızdırap içinde yaşayacaksınız” diyor.

“Bak iyice kavrayıp anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.” Diyor Allah. Enam Suresi, 65’te.

Bak, “sizi parça parça birbirinize kırdırıyorum” diyor, Allah. “Onu ona kırdırıyorum, onu ona kırdırıyorum” diyor, Allah. “Ve gökten de sizi kırdırıyorum” diyor. “Yerden de kırdırıyorum” diyor. “Bela olarak bunu yaparım” diyor. O zaman insan Allah’a uyduğunda oluyor mu bu? Allah’a uyduğunda ne oluyor? Mutlu oluyor, sevinçli oluyor. Dost oluyor, arkadaş oluyor. Eğleniyor, gülüyor. Sağlıklı, sıhhatli oluyor, uzun ömürlü oluyor. Cennete gidiyor, ahirette. Aksini yaptığında, dünya da cehennem, ahirette de cehennemi yaşıyor.

İşte IŞİD’i PKK’ya musallat ediyor, Allah. Yanlış olan bir şey yok. IŞİD PKK’ya musallat oluyor. PKK’yı paramparça ediyor işte. PKK IŞİD’e musallat olamıyor. Çünkü kaçıyor zaten. PKK Türk ordusuna saldırıyor, Türk askerine saldırıyor. Yahut kendi halkına, kendi insanına. 15 bin kişi şehit etti PKK, kendi halkından, Kürt kardeşlerimizden.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bir duyurumuz vardı. Sevimli minik bir bebek var. İsmi Ömer. Fotoğrafını da gösterebiliriz. Bu bebek için ilik aranıyor.

ADNAN OKTAR: Ama tatlılığa bak, hasta olduğu da belli. Bir de o hasta haliyle de gülüyor. Şeker.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: İlik için kan örneği, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde alınıyor, İzmir’de. İrtibat numaraları var. Onları verebiliriz. 0546 656 19 12. Bir numara daha var. 0553 574 18 38.

ADNAN OKTAR: İlik aranıyor deyince, millet zannediyor ki, kemiğine girip, iliğini alıyorlar. Öyle bir şey yok. Kan alınıyor, o kadar. Yani ilik verdim diyen adam, kan vermiş oluyor. Onu yanlış anlamasınlar. Korkuyorlar, kemiğine girip oradan testereyle iliğini çıkarıyorlar zannediyorlar. Öyle bir şey yok. bir de Amerika’dan da baksınlar çocuk için ilik örneğine. Amerika’da çok, bayağı var.

OKTAR BABUNA: Amerika’da hala getirilmemiş olan 105 bin tane örnek var Hocam. Hiçbir şekilde getirilmedi 99’dan beri.

ADNAN OKTAR: Ama onlar her halükarda istense yani uyum varsa söylerler. Onun için sorabilirler Amerika’ya. O 105 bin örneğe sen vesile olmuştun, maşaAllah. Ve insanların oradan ilik alarak kurtulduklarını görmek bize sevinç veriyor. Yüzlerce insan oradan ilik aldı, Oktar’ın kampanyasından. Ve canlarını kurtardılar. Tedavide kullanıldı. Bas bas bağırdılar, dediler; “Kanımız gidiyor, iliğimiz gidiyor, Amerika’ya gitti.” Bilgisizlikten kaynaklanan bir garip tavır içerisindeydiler. Halbuki o toplanan iliklerden, Amerika’daki iliklerden yüzlerce insan hayatını kazandı. Hayatını kaybetmek üzere olan birçok insan Oktar’ın vesilesiyle canını kurtardı. Halen o kan kampanyasının etkisiyle yine yüzlerce insan oradan ilik alıyor ve hayatını kurtarıyor.

OKTAR BABUNA: Mevcut kemik iliği bankası şu anda Türkiye’de olan, yine o kampanyada toplanan örneklerle kuruldu, inşaAllah. Ondan önce 5 bin vardı. Şimdi 30 binde sayı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: 30 bin?

OKTAR BABUNA: O mevcut kampanyadan, evet.

ADNAN OKTAR: Ve oradan istifade eden, Türkiye’de de yine yüzlerce insan hayatını kurtarıyor. Yine Oktar’ın vesilesiyle. Sevabı sana geliyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Amerika’nın YPG’lilere havadan attığı gıda yardımı zengin bir yemek menüsü içeriyor. Fotoğrafı var.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Soslu spagetti, ızgara tavuk, tavuklu makarna…

ADNAN OKTAR: Fıstık ezmesi, PKK’lılara mı gönderiyorlar bunları?

BÜLENT SEZGİN: PKK’lılara evet, YPG’lilere.

ADNAN OKTAR: Domuz besler gibi onları besliyorlar öyle. Oradaki çoluk-çocuk, siviller önemli. Oraya da Türkiye yardım ediyor. Allah razı olsun. Bak PKK’lılardan da orada hastalanan olursa, onlara da yardım ediyorlar.

“Hocam, IŞİD İsrail’i vurmasın” diyorsunuz. Bence de öyle. Ama nedenini açıklar mısınız? Neden IŞİD İsrail’i vurmasın?” Mustafa Kaya. Tarihin perspektifine bakıyoruz. Olayların akışına bakıyoruz. Kaderin akışına bakıyoruz. Kaderde böyle bir vuruş yok. Kader zorlanmaz. Kaderi zorlarsan, kader sana ters gelir. Kaderi zorlayamazsın. Kaderin akışının öyle olduğu görülüyor. Kadere uysunlar. Orada Hıristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ı karşılayacak insanlar olarak onların orada bulunması gerekiyor. İsrail’i karıştırırsan, onlar olmaz. Olmaz derken, yapabilir misin? Kaderde olmadığı için yapamazsın. Kadere uymak en akıllı harekettir. Kaderi zorlamaya kalkanın beli kırılır. Ben de doğrusunu söylüyorum. Mesela bak Türkiye için de dediler ki; “Biz İstanbul’u alacağız” dedi, IŞİD. “Kutsal emanetler var orada. Alacağız” dediler. Ben sakın dedim. Çünkü hadislerde ne diyor, Peygamberimiz (s.a.v.)? “Siz Türkiye’ye ilişmeyin. Türk size ilişmedikçe.” Türk sana ilişiyor mu? İlişmiyor. O zaman Türk’e ilişmeyeceksin, bir. İkincisi, Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? İstanbul manen fetih olunacak. Kanla değil. Kanla fethetmeyen bir tane üstat vardır. O da Mehdi (a.s)’dır. Zaten İstanbul’u fethedecek kişi olarak da sadece Mehdi (a.s) geçiyor. Çünkü bir maddi fethi var, o tamam. İkinci, manevi fethi var. Manevi fethini Mehdi (a.s) yapıyor ve kan akıtmadan yapıyor. Onun için IŞİD’in de ustalık yönü, tabi kirli ustalık yönü, yanlış ustalık yönü, kan akıtarak ele geçirme olduğu için, IŞİD bu sözümü doğru buldu. Kendi sitelerinde yayınlamışlar. ‘İstanbul’u Mehdi (a.s) alacağı için, kan akıtmayacağı için, biz Türkiye’ye yönelik bir saldırıda bulunmayı düşünmüyoruz.’ “Türk size ilişmedikçe, siz Türk’e ilişmeyin, hadisine de uygun olarak, Türkiye’ye yönelik bir tavır almayı düşünmüyoruz” dediler. Kendi sitelerinde açıkladılar. Ama daha önce saldırmayı düşünüyorlardı. Ben açıkladıktan sonra vazgeçtiler. Kaderin perspektifi görünüyor. Tarihin akışı görülüyor. Kaderi kırmaya kalkan, belini kırar. IŞİD’i durdurmak mümkün mü? Değil. Amerika boşa uğraşıyor. Bütün attığı silahlar IŞİD’in eline geçiyor. İşte bu bir işaret. Uğraşmayacaksın. Sadece fikirle, sevgiyle, dostlukla. Silahla yaptığında IŞİD başarılı olur. Daha öncede söyledim. Bak, mevzul miktarda silah gönderdi, tamamı IŞİD’in eline geçti. YPG’nin silah deposunu havaya uçurdular. Mevcut silahlar da gitti ellerinden. PKK’lıları hoşafa çevirdiler. Bu akşam özellikle esaslı bir yüklenme oldu. PKK bu bozgunu nasıl açıklıyor? Kimyasal silah kullanıyorlar diyor. Yalan söylerken bir kere akıl, kafa gitmiş. Kimyasal silah kullanan adam, onlar da orada, sen de oradasın. Nasıl kimyasal silah kullanıyor? İç içesiniz. Niye yalan söylüyorsun? PKK yalanı çok kuyruklu oluyor, böyle bayağı kuyruklu oluyor. “Kimyasal silah kullandılar. Onun için başarılı oldular” diyor. Böyle sahtekarlık görülmemiş. İç içe değil misiniz?

“Sayın Hocam, Bahoz Erdal nereli? Kimi kandırıyorlar? Türkiye’de eylemleri yok diye, Suriye’den girip bizim askerlerimizi şehit etmedi mi?” diyor. Mesela onun da hakikaten Türkiye’de eylemi yok diyorlar. Sınırdan giriyorlar. Türk askerlerini böyle şehit ettiler zaten, PKK’lılar. Sonra da gidiyor, dışarı çıkıyorlar. Diyorlar ki; “Bizim hiçbir eylemimiz yok.”

Vasfi; “Barzani IŞİD’le anlaşsın. Peki diğerleri ne yapacak? Türkmenler, Şiiler ya da diğerleri ölsün mü?” Bizi izlemediği, dinlemediği için bir bölümü alıyor, kafa yan yatıyor. Ben Şiiler’e dedim. Türkmen kardeşlerime de özellikle dedim. Hatırlıyorsunuz. Kaç defa dedim? En az 20 kere demişimdir. Yayınlarda da kayıtlı. Anlaşma yapın dedim. Evinizde oturun dedim. Barış anlaşması yapın. Ne diyecek? Arkadaş ben size dokunmuyorum. Sen de bize dokunma. Bu kadar. IŞİD bunu kabul ediyor. Ama sen savaşırsan, o da senin kökünü kazır. Defalarca ve itinayla söyledim. Ve garanti de verdim. Bak, IŞİD’le anlaşırsanız, IŞİD size dokunmayacak dedim. Sözümü dinlemediler. Şiiler de çıldırmış gibi Sünni gençleri şehit ediyor. Bir şeytan kumpası var. Halbuki Şii de gayet kaliteli, akıllı Müslüman, Sünniler de gayet kaliteli, akıllı Müslüman.  Kardeş kardeşe düştü. Barzani anlaşsın IŞİD’le. Türkmenler de anlaşsın. Geç kalmış değiller. IŞİD’le mücadele edemezler. IŞİD hadislere göre bütün bölgeyi alacak. Bu net. Ve Mehdi (a.s) zuhuruna kadar da devam edecek.

Tuliyi Borujiyin; “Tüm PKK’lı köpekler Adnan Hoca’ya saldırıyor, kuduz köpek misali. Hocam, Türk milleti senin yanında” diyor. Biz hoşt deriz, köpek saldırırsa.

“PKK, Türkmenler’i korumak için canını ortaya koydu. Faşistlerin dikkatine” diyor. Fried Kemalcan 2012. PKK, on binlerce Türk’ü şehit etmiş bir örgüt. Burada da sen korumadan bahsediyorsun. PKK yalanının kuyruklusunun, kuyruklusunun, kuyruklusu. On binlerce askerimizi, polisimizi şehit ettiler. O da diyor ki, “Türkmenler’i koruyor” diyor. Türk askerini, Türk polisini yaklaşık kırk yıldan beri her gördükleri yerde vurdular. Ve on binlerce kardeşimizi şehit ettiler. Onlar da Türk’tü. PKK’nın zalimliği, gaddarlığı öyle lafla, sözle kapatılacak gibi değil. “Faşistlerin dikkatine.” Hem faşistlerin, hem komünistlerin, hem emperyalistlerin dikkatine demen lazım. Sen de artık orada hangi gurupta yer alıyorsan, o gurup içerisinde konuşacaksın.

“Türkiye Barzani’yle 50 yıllık petrol anlaşmasını yaptı. İşler karıştı. Hesap karıştı. ABD düğmeye bastı.” Alakası yok. Barzani’nin petrolleri o kadar fazla bir petrol değil. Amerika’yı da rahatsız edecek bir yönü yok. Amerika’nın zaten petrol ihtiyacını her yerden karşıladığını biliyoruz. Dolayısıyla bununla alakası yok. Tarih böyle, kader böyle. Ortadoğu Mehdi (a.s)’a göre dizayn ediliyor, Allah tarafından. Tabi ki bu dizaynda da, kaderin akışında da bazı güçler etkili oluyor. Konu bu.

“Hocam siz birkaç kez ABD’nin çok güçsüz kaldığını, kendilerine bile bakamadıklarını söylemiştiniz. Bunlar acı çırpınışları” diyor. Amerikan halkını da mahvettiler tabi. Onları da ekonomik yönden çökerttiler. Yani müthiş bir akılsızlık Amerika’yı sarmış durumda. Yöneticilerin basireti bağlandı. Halbuki acayip zengin bir ülkeydi Amerika. Bayağı mutluydular. Halk mutsuz oldu ve intiharlar başladı. Mahvettiler Amerika’yı. Tabi Amerika’yı kurtaracak bir ruh, yine Mehdiyet içerisinde saklı. O güzel insanları, o güzel milleti kurtaracak olan yine imam Mehdi (a.s)’dır.

“Kralsın kral. Ben de haykırıyorum” diyor.

Halil Demir; “IŞİD deccal olabilir mi Hocam?” Deccalin kurbanlarından. Deccalin mahvettiği insanlardan. PKK’yı da deccal oluşturdu. Amerika’yı da kontrol altına aldı deccal. Darwinizm diniyle dünyayı mahvediyor. IŞİD’i de perişan etti, o çocukları da perişan etti. Hepsini perişan etti. Bütün Ortadoğu’yu perişan etti. Ama kader bu şekilde. Perişanlığın arkasından Mehdi (a.s) çıkıyor. Allah’ın burada muradı Mehdi (a.s)’ı çıkartmak. Başka hiçbir şey değil. Bütün bu olaylar, sırf Mehdi (a.s) için oluyor, Mehdi (a.s)’ın çıkması için oluyor. Çünkü başka türlü insanların gözü Mehdi (a.s)’a çevrilemiyor. Mehdi (a.s)’ın kıymetini başka türlü bilemiyorlar. Allah Mehdi (a.s)’ını seviyor. Onun için bütün coğrafyayı değiştiriyor. Tarihin akışını değiştiriyor. Olayları bambaşka hale getiriyor. Büyük savaşlar çıkarıyor. Büyük terör olayları meydana getiriyor, Cenab-ı Allah. Sel gibi kan akıtıyor. İlla ki Mehdi (a.s)’ını gösterecek. İlla ki İsa Mesih’i gösterecek. İnsanlar da şaşkın. Daha hala anlayabilmiş değil. Anlayıncaya kadar devam edecek. Allah’ın amacı kendini sevdirmek. Mehdi (a.s)’ını sevdirmek. İsa Mesih’i sevdirmek. Cennetinde onların bu güzelliğini bütün insanlara göstermek. Dünya Allah katında önemsizdir. Hiç önem vermez Cenab-ı Allah. Allah diyor ki; "Meydana gelen şiddetten de Allah hiç etkilenmez” diyor. “Siz etkilenirsiniz” diyor. “Ama Allah etkilenmez” diyor. “Siz dehşete düşersiniz. Ama Allah dehşete düşmez” diyor, ayette. “Ve meydana gelen bu müthiş durumdan da Allah asla korkmaz” diyor. Çünkü bizzat kendi yapıyor. Özel yapıyor Allah.

Hasan Gelir; “Hocam 40 bin şehidimizin kanını akıtan PKK’yı vurduğu ve canlarını aldığı için IŞİD’i destekliyorum. Günah mı işliyorum?” Tabi ki. Kan, kanla temizlenmez. Biz hiçbir yerde kan istemiyoruz. PKK’nın suçu varsa, alır, yakalar, hapse sokarsın. Kanla olmaz. Kan dünyayı yok eder öbür türlü. Kanda boğulur dünya.

Vural Bal; “Güney Kıbrıs, İsrail ve Rusya, Akdeniz’de Türkiye’ye karşı tatbikat yapıyormuş. Sizce Türkiye ne yapmalı?” Ne yapacak? Kuruyemiş yiyip, seyredecek. Hiçbir şey olmaz. Allah’ın koruması altında Türkiye. Mehdi (a.s)’ın olduğu bir yerde felaket olmaz. Yani büyük çaplı felaket olmaz. Bir yerde Mehdi (a.s) varsa, orada bereket vardır. Oraya geniş çaplı bela gelmez. Mesela geniş çaplı deprem olmaz. Geniş çaplı savaş olmaz. Allah Mehdi (a.s)’ının yüzü suyu hürmetine bela vermez.

OKTAR BABUNA: Siz yıkıcı deprem olmaz deyince İstanbul’da, bütün deprem uzmanları deprem olacak demeyi kestiler.

ADNAN OKTAR: Ve benim verdiğim tarihte ittifak ettiler. Önce 3-5 yıl diyorlardı. Birkaç yıl, hemen olur falan diyorlardı. Sonra ben dedim, 2080’lerde falan 2080-2085, o vakte kadar yok dedim, deprem. Hepsi ittifakla aynı tarihi vermeye başladılar.

OKTAR BABUNA: Ekonomik kriz Türkiye’yi etkilemeyecek dediniz. Hiç etkilemedi ekonomik kriz Türkiye’yi. Bütün dünyayı etkiledi.

ADNAN OKTAR: Ne dediysek o. Çünkü ben hadislere bakıp söylüyorum.

“Sevgi derken IŞİD militanlarını öfkeli Müslümanlar olarak değerlendirmeyi devam ediyor musunuz?” Veysi Fidan. Hem öfkeli, hem şirke düşmüş, hem yanlış yolda, hem Kuran’ı anlamamış Müslümanlar olarak. Ve yıllarca ezilmişliğin acısıyla çılgına dönmüş Müslümanlar olarak görüyorum. Yıllarca bütün dünya ezdi Müslümanlar’ı. Onların da aklı gitti. Gelen vurdu, giden vurdu, ezdiler, kestiler, burnunu kopardılar, kulağını kopardılar, bacağını kestiler, bağırttılar, işkence yaptılar. Onlar da cinnet geçirdi şu an. Ve akıl almaz kinlendiler. Önüne gelene vuruyorlar ondan sonra. Delirttiler yani çocukları. Olan bu, konu bu. Mehdi (a.s)’dan başka kimse de bu kanı durduramaz.

Karel rakı içmek istiyormuş. Hastalanırsın. Rakıyı bir kurtuluş gibi görüyor. O şişede durduğu gibi durmaz. Asit gibi zehir. Mahveder ciğerini. Körpecik senin ciğerin, beynin körpecik. Denemek için al bir parça alkol, pamuğa koy bu kulak pamuğuna. Dudağının kenarına bir değdir. Bembeyaz olur ve yakar. Bayağı acı hissedersin. Ve bembeyaz olur. Acı niye hissediyorsun? Sinirleri de öldürüyor, hücreyi de öldürdüğü için. O bembeyaz olmanın nedeni ne? Oradaki dokuyu öldürüyor, üstteki dokuyu öldürüyor. Sen ne yapıyorsun? İçiyorsun bunu. İçtiğinde ne yapıyor? Ciğerini mahvediyor. Gidiyor, beynini mahvediyor. Ondan sonra sapsarı oluyorsun. Yani bir nimetten mahrum olmuş değilsin. Beladan kurtulmuş oluyorsun.

Dicle Han; “Şu an Karatepe’de terör dediğin YPG…” Terörist diyecekti herhalde, terör demiş. Terör değil de, it kopuk takımı diyelim. “…Dediğin YPG şimdi Türkmenler’i koruyor.” Türkmenler’i koruma nereden çıktı? Bir de bunu çıkarttı bunlar. Kardeşim siz on binlerce Türk’ü, Türk askerini, Türk polisini öldürmediniz mi? Hepsinin kayıtları ortada. Mezarlar dolu. Yolda geçerken insanlar görüyor. Her yer şehit mezarıyla dolu. Hemen hemen her aileden birisini vurdunuz. Ben PKK’lıların bu münasebetsizliğine şaşıyorum. Bu acayip bir pişkinlik. “Biz Türkiye’yi koruyoruz, Türkmenler’i koruyoruz” diyor. Sen nasıl koruyorsun? On binlerce insanı şehit ettin sen. Binalarımızı yıktın. On binlerce gazimiz var. Kolu kopmuş, bacağı kopmuş. Hepsini PKK yaptı. Bunların şuuru kapandı herhalde. Irak’ta mesela o işkence seslerini duyanlar, hepsi IŞİDçi oldular, o feryatları duyanlar. Mesela işkenceden çıkarılan Müslümanlar’ı görüyorlar. Ağzı, burnu mosmor olmuş, kolu kırılmış. Adam yemin ediyor. “Ben sizin eğer bunu yanınıza koyarsam ben de adam değilim” diyor. Delirttiler insanları. Bütün İslam alemini neredeyse delirttiler. Büyük bölümünü delirttiler. Öfkeden çılgına çevirdiler. Cinnet geçirdiler artık. Havadan bombalıyor, karadan bombalıyor, dövüyor, sövüyor, aşağılıyor, küfrediyor, burnunu kesiyor, kulağını kesiyor. Ne istiyorsunuz bu milletten? Bırakın yakalarını. Irak’ta mahvettiler. Milyonlarca Müslüman öldürüldü, şehit edildi. Suriye’de, bütün bölgede, arazide, Afganistan’da. Bu ne bitmez kinmiş, ne bitmez nefretmiş bu. Soğumuyor da adamlar. Bir türlü rahatlamıyor. Yine öldürüyor, yine öldürüyor. Ondan sonra da delirttiniz adamları işte. Cinnet geçirdiler. Yapmayın etmeyin. Sevgiyle yaklaşın, merhametle yaklaşın. Bir türlü anlatamıyorum ben bu adamlara.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bu konuyla ilgili bir bilgi vardı. Onu okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Irak’ı ilk işgal ettiğinde, Sünni Müslümanlar direnişi kırmak için özel bir milis birliği kurdu. Başına Saddam’ın komutanlarından birini getirdi. Bu milis kuvveti işkence yapmasıyla ünlü. Müslüman’a işkenceyi Müslüman’a yaptırdılar. Bu milislerle birlikte hareket eden Amerikan askerlerinin çoğu da hala psikolojik tedavi görüyor. Bu bahsedilen bir komutan var. Onun resmi de var.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Adamın eşkal kaymış. Bir daha göster bakayım. Yaklaştır yüzünü. Mafya babası gibi. Acayip tehlikeli bir tipe benziyor. İşte böyle manyaklara mahvettirdiler Müslümanlar’ı.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Amerikalı askerler, işkence gören Müslümanlar sürekli Allah’ı tesbih ettikleri için, hapishaneden çok yüksek Allah sesi geliyordu diye anlatıyorlar. Bu komutana soruluyor. “İnsanlar niye Allah diye inliyorlardı?” Diye. Cevap olarak; “Bizim polisleri gördüklerinde bir nevi heyecan duyuyorlardı” deyip, gülüyor.

ADNAN OKTAR: Ahlaksız tabi. Adamın zaten meymenet yok suratında.

“Bu IŞİD denince aklıma Ebu Cendel çetesi geliyor. Yanılmıyorsam sahabe bu çeteyi desteklemişti.” diyor. Desteklenecek bir şey yok. Destekleyeceksen sevgiyi destekle, merhameti destekle, dostluğu, kardeşliği destekle. Allah’ın varlığını, birliğini anlat. İman hakikatleri anlat, Kuran mucizeleri anlat. Karanlığa bağırmak olmaz. Işık yok, aydınlatacaksın.

İlker Yüksel; “Güneydoğu’da PKK’ya karşı eğitim yoluyla etkili çalışma yapan cemaat ve dershaneleri en büyük saldırıya uğruyor.” PKK’ya karşı faydalı oluyor muymuş bu dershaneler hakikaten acaba?

OKTAR BABUNA: Hiç yoktan iyidir Allahualem hocam inşaAllah.  

ENDER DABAN: Onlar kapatınca, boşluğu PKK’nın kendi dershaneleri dolduracak gibi söylemişler.

ADNAN OKTAR: Güneydoğu’da en azından bu dershane serbest bırakılması lazım. Bir dengesizlik oluyor. Ama ben bunu çok söyledim. En başından beri söylüyorum. En az 20-30 kere söylemişimdir. Özellikle bu dershane kapatılması döneminde, bu PKK’nın işine yarar dedim. Çok tehlikeli dedim. Detaylı olarak anlattım.

“Hocam bir harikasınız. Papyonunuz size çok yakışmış. Sizi seviyorum. İzlemeye devam ediyorum. Kahrolsun bu PKK’lılar.” Diyor. Recep.

“Hocam, Suriye’de Müslümanlar öldürülüyor. Peki, IŞİD oraya niye saldırmıyor?” Sinan Yıldırım. Bak daha hala saldırmanın peşindeler. Saldırmayla olmaz. Sevgiyle, ilimle, ahlakla, akılla, fikirle olur. Kitapla olur. Yanlış bilgilenmemiş mi bu adam? Yanlış düşünüyor. Adamı niye öldürüyorsun? Eğit, düzelsin adam. Anlatırsan, konuşursan bu insan yani. Doğru söylüyorsun der, Allah razı olsun der, düzeltir kendini. Niye kesiyorsun adamı?

“İyi geceler Hocam, saygılar. Programınızı çok seviyorum. Bilgilendirici ve eğitici, eğlendirici de. Hem ruha hem göze hitap ediyor.”

“Hocam, Ergenekoncular, KCK’lılar, balyozcular dışarı çıktı. Bunları yakalayan polisler Silivri cezaevinde. Sizce bir problem yok mu? Sizi bu durum hiç rahatsız etmiyor mu gerçekten? Merak ediyorum.” Diyor. “Saygılarımla, Atilla.” İddia edilen Ergenekon terör örgütünü dağıtan bütün güruhun ellerinden öpüyorum. Allah razı olsun. Hayati ve tarihi bir görev yaptılar. Türkiye’yi deccalin azgın bir kolundan kurtardılar. Türk milletinin üstüne çökmüş deccal kolunu parçalamış oldular. Onlar tarihe geçmiş kahramanlar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün dağılmasına kim sebep olduysa onların hepsi koçyiğit ve aslandır. Evinde otursa da, hapiste de olsa fark etmez. Hapiste başka bir nedenden yatıyordur. Ama bu mevzu ayrı. Bunda hakkıyla yiğitlik yaptılar. Tebrik ediyoruz. Efendim, haklı veya haksız, işte onu hukuk tespit eder. Şu ana kadar haklı, haksız birçok dava görülüyor. Bir kısmının haksız olduğu hakikaten anlaşılıyor. Yargıtay tespit ediyor. Ve sonuçta adalet yerini buluyor. Bediüzzaman 30 yıl hapiste yattı. Haklı mı yattı? Haksız yattı. Ne oldu? Sevap kazandı. Ne oldu? Kaderin güzel tecellisi oldu. Onun için hayır oldu. Hapse girmek şer mi bakalım? Sen şer gözüyle bakıyorsun ama o hayır olur. Bazısı içinde hapse girmek hayır gibi görünür ama şerdir onun için. Onun için Cenab-ı Allah bir şey yapıyorsa onda hayır görmek lazım. Ama iddia edilen Ergenekon terör örgütünü dağıtan bütün aslanları tebrik ediyorum.

Can Dağtekin; “İstihare hakkına bilgi verir misiniz? İstihare duası ve namazı var mıdır? İnsanın uykuya yatıp, rüya görme konusu ne kadar doğru?” Ben böyle fıkhi konulara girmiyorum ama doğru mu yanlış mı zaten insanın kalbine Allah bildirir. Bir şey yaparken istihareye gerek yok. yapsan da bir bilgi elde edemezsin. İnsan normal rüya görür. Ama işaret istiyorsa zaten vicdanına o işaret gelir. Bir insan, bir şeyin doğru olup olmadığını bilmiyor mu başından? Biliyor. İşine gelmediği için insanlar tersini yapıyorlar. Mesela farz edelim fakire para verilecek. “Bu zengindir zaten. Zalim adamlara beş kuruş vermeyeceksin” diyor, çekip gidiyor. Halbuki adam fakir olduğunu biliyor. Bayağı iyi biliyor. Ama kendince öyle bir vicdani kurtuluş yolu bulmaya çalışıyor. Vicdanı baskılayacak bir yol buluyor. Vicdana doğru olan bilgi sürekli bilinir. Allah ayette söylüyor. “Ben sizin kalbinize vahyediyorum doğru bilgiyi” diyor. Doğru bilgiyi uygulayacak insan sadece. İnsan için çok kolay. Yani düşünmesine gerek yok ki. “Ben size bu bilgiyi vereceğim zaten” diyor, Allah. “Sadece uyacaksınız” diyor. İnsanlar uymuyor, tersini yapıyor. Vicdanını ezip, başka türlü yapıyorlar. İstiharede farz edelim diyor ki; “şu okula gitmem hayırlı mı?” rüyasında deseler ki; “evet, okula gitmen hayırlı.” Gider, o okulda kafasını, gözünü yararlar. Yani rüya, vahiy değildir. Vahiy bilgisi almazsın. Vicdan vahiydir. Senin vicdanına ilham olur. Sen onu dikkatlice incelersen, imanın nuruyla dikkatlice bakarsan vicdanında o bilgiyi görürsün ve ona uyarsın. Ama işine gelmezse, nefsine uyuyorsan tabi ki vicdanını ezip, başka türlü hareket edersin.

“Sohbetleriniz çok güzel oluyor. Ben sizi şu anda Amerika’dan ailemle birlikte seyrediyorum. Tek anlayamadığım şey, niçin hanımlar bu kadar gösterişli giyiniyorlar? Özel sebebi var, açıklayabilir misiniz? Eğer yayında açıklamanız sakıncalıysa, e-maille atabilirsiniz. Çok teşekkür ederiz. Hayırlı yayınlar.” Nur Banu. Allah diyor ki; “mescitlere giderken süslerinizi, takılarınızı, güzel kıyafetlerinizi üzerinize alın, öyle gelin” diyor. Burası da Müslümanlar’ın toplandığı bir yer. Burada Müslümanlar namaz da kılıyor, Allah’ı anıyorlar, İslam’dan bahsediyorlar. Bir nevi mescit hükmünde. Allah’ın anıldığı her yer mescit hükmündedir. Müslüman’ın toplandığı yer, cami demek; cem eden. Ama diyor ki Allah; “evlerinizde sizin mescidinizdir” diyor. Müslümanlar’ın evleri zaten mescit hükmünde. Allah diyor; “mescitlere giderken güzel kıyafetlerinizi giyin, süslerinizi, takılarınızı takın. Yani yakışıklı, güzel, gösterişli olarak gidin” diyor. “Temiz ve bakımlı olarak gidin” diyor. Arkadaşlarımızda, kardeşlerimizde Allah’ın bu hükmünü yapmış oluyorlar. Kuran’ın unutulan bu güzelliğini yapıyorlar. Adam mescitlere gidiyor, leş gibi kokuyor. Her yeri ayrı kokuyor. Üst-baş dökülüyor. Terli, berbat şekilde gidiyor. Halbuki mescide giderken en güzel, en bakımlı kıyafetler, düğüne gider gibi gitmeleri lazım. Allah’ın emri bu.

“Hocam Hud Suresi, 114’e göre namaz kaç vakittir? Saygılarımla.” Namazın kaç vakit olduğunu 30 kere sordular, 30 kere de söyledik. Başından beri namaz beş vakittir. Fakat Peygamberimiz (s.a.v.)’in ilk yıllarında Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabe iki vakit namaz kılıyorlardı, iki rekat olarak. Bir sabah namazını, bir de akşam namazını kılıyorlardı. İki rekat olarak kılıyorlardı ve iki vakit. Uzun zaman böyle devam etti. Sonra Peygamberimiz (s.a.v.)’in miraca çıkmasıyla, miraç hadisinde belirtildiği gibi namaz beş vakte çıkartıldı. 30 kere de söyledik. Bütün Müslümanlar, herkes, bizler de, sizler de, herkes, beş vakit namaz kılıyoruz. Bunu 500 kere sormuşlardır, 500 kere de cevaplandırdım, en az.

Alevi türküleri çok düşündürücüdür. İman hakikatleriyle doludur. Derin tefekkürleri içerir. Derin manaları vardır. “Doyulur mu doyulur mu, canana doyulur mu? Canana kıyanlar hakkın kulu sayılır mı?” Bunlar hep böyle sevgiyi çok güzel ifade eden, derinliği ifade eden Alevi türküleridir. Alevi türküleri dinleyenlerin içi açılır. Alevi nefesleri şahanedir. Onun için cem toplantılarında bu güzel Alevi türküleri dinleyenlerin kalbinde, ufkunda güzellikler oluşur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, IŞİD Türkmenler’e saldırıya geçti haberleri yapılıyordu. Şu anda Karatepe Türkmen Meclisi üyelerinden Abdullah; “Bölgemize herhangi bir saldırı bulunmamaktadır” açıklaması yaptı.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim, yapmazlar. Barış anlaşması yapsınlar. Hiçbir şey olmaz. Öyle bir konu yok. Orada hata yaptı bazı Türkmen kardeşlerimiz. Durduk yere atağa geçtiler. Halbuki söyledik. Adamlar geldiğinde; “biz sizlerle barış içinde yaşamak istiyoruz.” Bu kadar. Onlar o bölgeye hakim olacak. Durduramazlar. Kader böyle. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. “Evlatlarımdan Muhammed Mehdi (a.s)’ın zuhurundan evvel kara bayraklılar çıkacak” diyor. “Bayraklarında La ilahe illallah Muhammeden Resulullah yazacak ve bütün bölgeye hakim olacaklar” diyor. “Irak, Suriye, Şam, her yeri alacaklar” diyor. “İsrail’e kadar dayanacaklar” diyor. Çok fazla kan akıtacaklar” diyor. Çok fazla detay var hadislerde anlatılan. “Çok süratli hareket edecekler” diyor. “Allah onlara zafer verecek” diyor. “Devlet kuracaklar” diyor. Bak detay. “Saçları uzundur” diyor. “Sakalları uzundur” diyor. “Ve siyah giyinirler” diyor. Bir de Türk milletinin hamiyet hissini tahrik etmeye çalışıyor PKK. “IŞİD Türkmenler’e saldırıyor” diyor. Türk milletini harekete geçirmeye çalışıyorlar kendilerince. IŞİD orada bulunan, muhalif olan herkese saldırıyor. Ama özellikle PKK’ya saldırıyor. PKK da bundan çok rahatsız benim gördüğüm. Saldırıyor ve yeniyor ve eziyor. Amerika’nın bölgedeki gücü PKK’ydı. Şu an Amerika ızdırap içerisinde, bölgedeki kara kolunu kaybettiği için. Hiç ummadı Amerika böyle bir şey olacağını. PKK’yı gittikçe güçlendirecek, devlet yapacak. Türkiye’nin başına bela edecek, Türkiye’yi de bölecek. Dev bir komünist devlet kuracak. Böylece armagedonu başlatacağını düşünüyordu. Buna müsaade yok. Mehdiyet’i hesap etmiyor Amerika. “Ben yaparım, olur” diyor. Sen yaparsın, olmaz. Sana onu yaptıran da Allah. Senin haberin yok. Sen çok gariban durumdasın. Seni ekonomik krize sokan da Allah. Senin çocuklarını intihar ettiren de Allah. O çocuklar kendini öldürmüyor. Allah öldürüyor onları. Kendilerini öldürtmeyi vesile ediyor Allah. Allah sana dehşet saçıyor. “Kendi kalelerini kendi elleriyle onlara yıktıracağım” diyor Allah. Şu an olanlar onlar. Amerika haşa Allah’a savaş açıyor. Allah da onları ezip, paramparça ediyor. Amerika’nın kaderinde bu, ezilmek de kaderlerinde. Ama sonunda Mehdi (a.s)’ın zuhuruyla, İsa Mesih’in zuhuruyla bu fitne kökünden kazınacak, bitecek. Yakın mı? Yakın. Çünkü ikisi de hayatta. Mehdi (a.s) da hayatta, İsa Mesih de hayatta. Mehdi (a.s) daha zahir. Bediüzzaman diyor; “Zahir, açık, galibhane” diyor, “Mehdi (a.s)’ın mücadelesi.” Bak, zahir, açık, galibhane. İsa Mesih; gizli, galibhane. “Ama ahir zamanda Mehdi (a.s) ve İsa Mesih’ten sonra gizli ve malubiyet içerisinde vazifeyi temniyelerine devam edeceklerine remzen işaret ediyor ve parmak basıyor.” diyor. “Gerçi farz hükmünde değildir ama ısrarlı ve tekrarlı olarak hem Fatiha’nın içerisinde, hem hadiste ve diğer yerlerde ısrarlı olarak aynı noktaya remzen parmak basmaları doğruluğunu gösteriyor” diyor. “Allahualem de öyle olacak” diyor. Hicri 1545 gibi kıyamet kopacak, 2120.

“Böylece Allah’ın azabı da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi. Yüreklerine korku saldı” diyor. Şimdi bu korkuyu yaşıyorlar mı? Yaşıyorlar. Hesap ettikleri bir yerden mi geldi? Hesap etmedikleri bir yerden geldi. Türk devletini ablukaya almışlardı, Türk hükümetini. “Masaya oturup, anlaşın” diyorlardı. “Yol haritası tamam, hedef belli, otobüse bindik, gidiyoruz” diyorlardı. “Aman sesinizi çıkartmayın. Hedef on iki. Olayı oluşturacağız” diyorlardı. Hedef ne? Türkiye’yi bölmek. Abdullah Öcalan’ı cumhurbaşkanı olarak bu bölünen devletin başına geçirmek. Allah ne yaptı? Helak etti PKK’yı kısa sürede. Bak zehirlenmiş köpek gibi sesler çıkarıyorlar Kobani’de. IŞİD bunlarla eğleniyor aslında orada. Onlara o korkuyu tattırmak istiyorlar. Aslında istese yarım saatte bitirirler onları. Çünkü hiçbir mantığı yok. tamamen her yerden sarmış vaziyetteler. Bütün coğrafyayı, yüzlerce kilometrelik coğrafyayı tamamen aldı IŞİD. Bütün Kürt köylerini aldı, hepsini aldı. Bütün karyeleri falan hepsini aldı. Sadece o Kobani’de ciddi bir abluka oluşturdu. Kasabanın bütün kenar, köşesini aldı, hükümet binalarını aldı. Orta kısımda bu it-kopuk takımını muhafaza ediyor. Ben anlamadım niye yapıyorlar? Bir de işkence yapıyorlar onlara böyle, psikolojik. Gayet sakin, onları öyle elma, armut yiyerek böyle gülerek onları seyrediyorlar. Adamların sinirlerini bozuyorlar, Allahualem. Onlar Allahualem ölüp, kurtulmak istiyor benim gördüğüm. Yani şiddetli azap çekiyor benim gördüğüm şu an doğranma korkusuyla bitap vaziyetteler. İğne ipliğe döndüler. Sürünüyorlar. Onun için Türkiye acıdı da, yemek gönderdi. Yerlere yattılar artık korkudan, yere yattılar. Çünkü böyle koma hali, yaralanma hali, böyle yerde sürünme halinde düşman da olsa yiyecek vermek gerekir. Türkiye o zaman bak merhametli davranıyor. Aslında onların derdi ne biliyor musunuz? Öldürün de kurtulalım diyorlar. IŞİD de, öldürmeyeceğiz sizi diyor. Süründüreceğiz diyorlar. Konu bu. Amerika da habire silah atıyor onlara, saftirikliklerinden. Attıkları silahı da IŞİD aralarında paylaşıyor. Yine bekliyor. “PKK’nın YPG’nin silaha ihtiyacı var” diyorlar. “Şiddetli mermi ve silah ihtiyacı var.  “Bir an önce gönderin” diyorlar. Onlar uçaktan yine atıyor. Onları da paylaşıyorlar aralarında. Onlar da korkudan can çekişiyor şu an. Bir kısmı fistan filan da giydi ama kaçamadılar. Kobani kantonunun yüzde 90’ı IŞİD’in elinde. Merkezin de yüzde 40’ı elinde. Yani bütün çevreyi sarmış. Yani merkezin merkezinde toplandılar bu YPG’liler. Böyle sadistlik yapıyorlar. Onları böyle korkutmaktan zevk alıyor olabilirler. İsteseler yarım saat bile sürmez. Ani bir hücumla hepsini bitirebilirler isteseler. Ama yapmıyorlar. Amerika’nın silah göndermesini istiyor olabilirler. Veyahut daha fazla YPG’li gelmesini bekliyor olabilirler.

OKTAR BABUNA: “Daha çok PKK’lı gelsin. Daha çok öldürelim” diye söylemişlerdi.

ADNAN OKTAR: Yani Allah aklını aldı PKK’nın. Aklı gitti. Korkudan tamamen akıllarını kaybettiler. Baksana entariyle etekle sokakta kaçıyorsa koşuyorsa bir adam, iyice şuuru kapanmış demektir. Ama iğrenç adamlar yani. Onların üstündeki her şey insanı tiksindiriyor. “Adnan Bey Hz. Mehdi (a.s)’ı gizlemek için mi böyle programı yapıyorsunuz? Yaşını tutmana göre siz Hz. Mehdi (a.s) değilsiniz. Hz. Mehdi (a.s) bir yakınınız mı?” Ne kadar rahatsız oluyorsun? Daha ne istiyorsun işte. Yaşamıyorsa rahat ol. “Boyun tutmuyor” diyor. “Kilon tutmuyor” diyor. Ben diyorum. “Ben Hz. Mehdi (a.s) değilim” diyorum. “Böyle bir iddiam yok” diyorum. O da bağırıyor. “Hz. Mehdi (a.s) değilsin” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) zuhurunda ve zuhurundan sonraki devirlerde de 30-40 yaşı arasında olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Görünümü ilk çıktığında daha zaten faaliyete ilk başladığı yıllar da öyle. Ama Peygamberimiz (s.a.v)’in asıl vurguladığı “30-40 yaş görünümündedir” diyor. Dışardan bakıldığında. Yani “yaşı ileri ama gençtir” diyor. Bunu söylüyor. Benim yaşımın tutmadığını filan ben hiçbir konuda zaten iddiam yok. O konuda rahat ol. Bir de yemin ettim ben iddia da bulunmayacağım diye. Artık rahatlamanız lazım. Durup durup. “Bir yakınınız mı?” ilk defa duyuyorum.

ADNAN OKTAR: Var mı anlatacağın Fikret?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bir yaşlı teyze varmış Çemberlitaş’ta. 15 senedir aynı yerde yer tezgahında mendil ve çorap satıyormuş. Bugün zabıta müdahale etmiş. Mallarına el koymuşlar. Dağıtmışlar tezgahı. Twitterda da bu teyzenin mağduriyetini gidermek için çağrıda bulunuyorlarmış Belediye Başkanımıza iletelim diye.

ADNAN OKTAR: Teyzeyi görebiliyor muyum?

KARTAL GÖKTAN: Teyzenin resmi yok.

ADNAN OKTAR: Bundan birkaç ay önce ABD’den bazı kişiler Kandil’i ziyaret etmiş. Türk hükümeti sizi oyalıyor. Söylediklerinin hiç birini yapmayacaklar. Bizimle birlikte hareket edin dediği haberlerde vardı. Bu onların içinde siyah falcı takımında oluyor bazı evanjelikler oluyor. Kandil’i ziyaret ediyorlar. Kandil’in bir gücü yok. Bir bütün. Sadece PKK olaya hakim. O yani karışık bir konu değil. Çeşitli isimler alıyorlar. PJAK şu bu filan. Fakat tek partiye bağlılar. Hepsi Abdullah Öcalan’a bağlı. Sandalcı kafası oluyor. Onu da Müslümanlar yanlış anlamışlardı. Özellikle Hocam bugün değiştirmiş. Onu değiştir dedim ifadeni. Allah razı olsun nezaketli bir insanmış. İfadesini değiştirdi. Çünkü anlattım doğrusunu. Doğrusunu bilerek aksini söylemenin bir aleni yok. Sandalcı kavgası dedim. Sandalcı kavgası olduğunu anlamış Yani iyi polis, kötü polis filan var ya öyle yapıyorlar. Abdullah Öcalan iyi polis havasında öbür Kandil de kötü polis havasında oyun oynuyorlar. Hepsinin kafası aynı. Türkiye oyalıyor mu? Onların ahlaksızlığına karşı ne yapsın Türkiye? Yatıştırmaya çalışıyor. Gözü dönmüş adamların. Aslında Türkiye bunların hakkından gelmeyi bilir. Ama eline kan bulaştırmak istemiyor. Yoksa yani PKK’nın veyahut Kandil’in öyle fazla uğraşılacak bir hali yok. İstese Türkiye şu anki askeri gücüyle 12 saatte filan bitirir. Ama kan insanı değil Türkiye. Kan dökmekten şiddetle kaçınan bir ülkeyiz. Bizim canlarımızın kanı akıyor ama biz kimsenin kanını akıttırmıyoruz. Çok titiz davranıyoruz. Çünkü demokrasiye inanıyoruz. İnsan haklarına inanıyoruz. Şefkati, merhameti esas alıyoruz. Barışçıl yaklaşıyoruz.

Bugünlük bu kadar olsun. Yarın devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: İnşaAllah. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü