Harun Yahya

Sohbetler (22 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz bugün yine. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Peşmerge’nin Kobani’ye geçmesi konusunu daha önce Amerikan Başkanı Obama’ya önerdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Kobani kendileri için niye bu kadar stratejik? Onu anlamıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı, “Türkiye’de nereden geçeceğine ilişkin birimlerimiz görüşüyor” ifadesini kullandı. Ayrıca “buradaki PYD ve PKK gruplarına vereceğiniz destekler bizim için kabul edilemez” demiştim. Atılacak adım Özgür Suriye Ordusu’yla kabul edilebilir. Peşmerge ile işbirliği kabul edilebilir dediğini anlattı.

ADNAN OKTAR: Peşmerge dindar, onlar efendi çocuklar. Onlar zaten bu işe hiç karışmasın. Sureti katiyede karışmasın. PYD/PKK ayrı ayrı isim kullanması çok münasebetsiz bir durum oluşturuyor. PYD, PJAK, PKK tek bir tane vardır PKK, hepsi PKK. Bölmeye kalkmaları çok mantıksız. Liderleri tek, parti tek, yönetim tek, yöntem aynı, her şey aynı, aralarında hiçbir farklılık yok, emir komuta zinciri tek nereye ayırıyorsunuz? “PYD ayrı” diyor. Mesela bir ülkede genelkurmay oluyor. Mesela Amerikan Genel Kurmayı oluyor. Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri var hepsi oraya bağlı. Bu ayrı denir mi? “Bu Deniz Kuvvetleri, bu ayrı, bunun alakası yok” der misin? Hepsi aynı ordunun adamı. Hepsi PKK ordusunun, illegal ordusunun adamı.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, iki fotoğraf vardı. Birisi PYD’nin kuruluş toplantısı. Abdullah Öcalan’ın posteri altında konuşma yapıyor PYD’liler.

ADNAN OKTAR: Daha nasıl olsun?

BÜLENT SEZGİN: Bu da Salih Müslim’in yine aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: Bak, arkada kızıl yıldız, komünist bayrağı, o da orada konuşma yapıyor. Kürt halkına yazık günah değil mi, bizim tertemiz insanlarımıza? Benim Kürt kardeşim ne anlar komünistlikten, Stalinistlikten. Hepsi Allah’a, Kitap’a inanan nur gibi insanlar. Hepsinin kafasında takke oluyor çoğunun. Annelerim hep başörtülü, hepsi beş vakit namazında insanlar. Bunlar azılı komünist. Amerika’ya şirin görünmek için de alttan alıyorlar. “Amerika Türkiye’yi mahvettikten sonra bunları ben hallederim kafasında. Bütün mesele Türkiye’yi mahvetmekte diye düşünüyor. Sen Türkiye’yi mahvedersen sen de mahvolursun, dünyayı da mahvedersin. Ayrıca sıkar o, onu da söyleyeyim yani.

BÜLENT SEZGİN: Yine aynı şekilde YPG komutanının Abdullah Öcalan’ın posteri altında yaptığı konuşma vardı.

ADNAN OKTAR: Buyur, aynısı.

Duru, dünyalar tatlısı Duru. Bu Duru ateist bir genç kız. Samimi olarak “ben ateistim” diyor. Delikanlı kız, samimiyetsizlik yapmıyor. Münafıklar gibi sahtekarlık yapmıyor. “Arkadaş” diyor, “ben şu an inanamıyorum.” Olabilir. Bu bağnaz takımının, bu yobaz takımının üslubundan, Hristiyan bağnazların, Musevi bağnazların üslubundan, özellikle de Müslüman bağnazların üslubundan bizar olmuşlar. Çok mantıksız abuk sabuk izahlar yapıyorlar. Modern genç kızlar bunlar, modern insanlar, üniversite okuyorlar. Adama sen zırvalıyorsun kardeşim. “Yedi kollu ejderha var” diyorsun, “yedi başlı ejderha, ağzından ateş saçıyor” bilmem ne. Abuk sabuk zırvalıyorsun, onlar da ateist oluyorlar.

“Hocam bir selamı çok görmesin bekliyorum. O da bizi seviyor mu?” Tabii ki selam ediyorum ayrıca selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Bağnazların üslubundan da hiç rencide olmasınlar, rahatsız olmasınlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Peşmerge’nin Kobani’de IŞİD’le savaşmak için Türkiye üzerinden giriş yapmasına izin verilmesi ile ilgili olarak konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; “Önce Peşmerge ile PYD bir anlaşsın. Şu anda anlaşamıyorlar. Bölgede yedi grup var, PYD hiç birini istemiyor. Peşmerge’yi de istemiyor. Çünkü o bölgede kendi nüfuz alanını korumak dışında bir derdi yok. Kendi alanını korumak istiyor, kimseyi ortak etmek istemiyor. Suriye diye bir derdi zaten hiç yok” dedi.

ADNAN OKTAR: Onlar komünist devlet kurmanın peşinde. Suriye’de halk eziliyormuş, Araplar eziliyormuş, Irak parçalanmış, kanlar akıyormuş zaten iftihar eder. Suriye halkının kanının akması PYD için sevinç vesilesi. Müslüman kanı akması onlar için bir kolaylık gibi geliyor. “Biz akıtacakken Müslümanlar’ın kanını Suriye hükümeti akıtıyor, ne güzel bize yardım ediyorlar” diyor. “Biz öldürecekken onlar öldürüyorlar” diyor. O yönüyle takdir ediyor. “Bizim derdimiz günümüz burada bir devlet kurmak. O devletle de, işte Türkiye’ye saldırıp Türkiye’yi paramparça etmek.” Ve hem intikam almış oluyor, hem azgınlıklarını gidermiş olacaklar, hem de enaniyetlerini, gururlarını tatmin etmiş olacaklar öyle bir hayalleri var. Şimdi rezil kepaze oldular IŞİD’in karşısında, rezil rüsva oldular. Baktım belgeleri inceledim, hakikaten Amerika’nın attığı bütün silahlar onların eline geçmiş. Yüzlerce dolu dolu paraşüt atılıyor, içlerinde her türlü malzeme var. Tamamına el koymuş IŞİD. PYD’lilerin ümüğünü sıkıp alıyorlar, gayet kolay onlar için.

OKTAR BABUNA: Irak’ta da şimdi en büyük askeri üssü almak üzerelermiş Irak’lılardan. Bağdat’a çok yakın.

ADNAN OKTAR: Alırlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bir fotoğraf vardı. IŞİD’in yakalamış oldukları kişiler. Yine aynı şekilde kadın kılığında yakalanmışlar.

ADNAN OKTAR: IŞİD yakalamış.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD yakalamış bunları.

ADNAN OKTAR: Ben dedim ya kadın kılığında kaçıyorlar diye dediğim doğru. Bak IŞİD bayrağının önünde resimleri çekilmiş.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yalçın Akdoğan bu akşam bir televizyon programında konuştu: “Kobani olaylarında sokakları Abdullah Öcalan verdiği mesajla tahrik etti” dedi.

ADNAN OKTAR: Her zaman tahrik ediyorlar zaten. Abdullah Öcalan’ın demesine gerek yok. Zaten komünist bir örgüt bu, komünist örgüt olduğu için Marksizm’in, Leninizm’in, Stalinizm’in gereği olarak sürekli terör olması gerekiyor. “Eğer terör yapmazsak” diyorlar, “terörü halka uygulamazsak, halk terörü görmezse bizim parti dağılır” diyorlar. “Halkın saygısını kazanmamız için, halkın itaatini kazanmamız için, halk içinde gücümüzü korumamız için kesintisiz terör ve anarşi çıkartmamız gerekiyor” diyorlar. Onun için gün sektirmiyorlar. “Bir gün boş geçerse halkın bize itibarı azalır” diyorlar. “Her gün dehşet ve her gün şiddet gerekir” diyorlar. “Halk arasında böyle bir söylenti sürekli duyulması gerekir” diyorlar. “Silah bırakırsak mahvoluruz biz” diyorlar. “Böyle bir şey olmaz” diyorlar. Zaten Lenin’in düşüncelerini biz sürekli yayınlıyoruz, açıklıyor, “kesintisiz terör gerekir” diyor Lenin. Onlar da bunun gereğini yapıyorlar. Abdullah Öcalan dese ki, “yapmayın” dese, onlar partinin, ideolojinin gereği olarak bunu yapmaya mecburlar. Ama bazen iki adım geri atmaları gerekebiliyor yahut bir adım geri adım atmaları gerekebiliyor. Dinlenmek, mola vermek ihtiyacı duyuyorlar. Bu terörün bittiği anlamına gelmiyor. Daha büyük atak yapıyor. Yani onu da açık açık söylüyorlar, işte “iki adım ileri, bir adım geri” diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, PYD daha önce Barzani taraftarı Kürtleri tutuklamıştı, hatta hala tutuklu olanlar da var. Bazılarına da ölüm cezası verdi. Buna rağmen Barzani iki yüz Peşmerge gönderiyor. Siz daha iyi bilirsiniz, mecbur bırakılmış olabilir Allahualem.

ADNAN OKTAR: Barzani’ye Amerika talimat vermiş. Bizim hükümetimize de çok baskı yapıyor Amerika, hem Başbakan’a, hem Cumhurbaşkanı’na. Hükümetin, devletin yanında çok sıkı durmak lazım. Amerika bunu sezerse bu kabadayılığı yapamaz. Ama hükümet her an devrilebilecek gibi gösterilirse, mesela işte diyor ki hükümete yahut Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a el altından haber gönderiyor, “bir ayaklanma yapar seni indiririm.” Veyahut işte, “bir komplo yapar seni indiririm.” Farz edelim hayali olarak söylüyorum veyahut “kargaşa çıkartırım, onun için dediklerimi yap” diyor nezaketiyle, Ortadoğu’da yaptığı uygulama bu. Tayyip Hocam bunların kabadayılığını pek dinlemez. Ama çok ciddi baskı olduğu görülüyor. Onun için hükümeti yıpratacak üsluptan şiddetle kaçınmak lazım.

IŞİD, PKK’yı neden vurduklarını şöyle açıklıyor; “Marksist ve dinsiz bir örgüt” diyor PKK için. “Allah’sız bir örgüt” diyor. “Batılı haçlı gruplarının gelecekteki en büyük müttefiki olacağını anlıyoruz” diyor. Hakikaten bütün Avrupa’nın şu an medarı iftiharı PKK. “Bu yüzden de Kobani’yi hedef seçtik” diyor, IŞİD açıklama yapıyor.

BEYZA BAYRAKTAR: “Müslüman Kürtlerle bizim hiçbir şeyimiz yok” diyor. “Onlara şefkatle yaklaşıyoruz, Müslüman Kürtlere.”

ADNAN OKTAR: Zaten Müslüman Kürtleri güvenlik içinde Türkiye’ye gönderdiler.

OKTAR BABUNA: IŞİD tarafında savaşanların da üçte ikisinin Kürt olduğu söyleniyor,YPG’ye karşı.

ADNAN OKTAR: Söyleniyor değil doğru. Komutanları da Kürt, yani tamamına yakını Kürt. Orada o ablukayı yapanlar araziyi çok iyi bilen oranın yerli halkı, yerli delikanlıları. Ama tabii şiddet hiçbir şekilde kabul ettiğimiz bir olay değil. PKK öğretti onlara şiddeti yani komünistler öğrettiler. Bir de halkı çok ezdiler orada, halkı adeta çıldırttılar onlar da bu hale geldi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bu akşam Cüneyt Özdemir’in programında Sırrı Süreyya Önder, Öcalan için “yüzyılın lideridir” dedi. Neredeyse tüm program boyunca da Öcalan propagandası yaptı. Cüneyt Özdemir de hiç cevap vermeden dinledi.

ADNAN OKTAR: Yüzyılın lideri olduğu doğru. Deccal yüzyılın lideri ama deccal olarak. Hz. Mehdi (a.s) da yüzyılın lideri. İki liderin mücadelesini görüyoruz. Hz. Mehdi (a.s) ile deccalın mücadelesini görüyoruz. Deccal bir yandan bastırıyor, Hz. Mehdi (a.s) bir yandan bastırıyor. Allah ne diyor; “Hizb-ul galibun” diyor, “Allah hizbi galip olandır” diyor. “HazbAllah, Allah hizbi. Kuran’da “HazbAllah” olarak geçiyor. Yüzyılın lideri olduğu doğru, doğru söylemiş. Deccal olarak lider hakikaten. Ama Mehdi (a.s) olan lideri niye söylemiyor? Ondan da bahsetsin. Yüzyılın pozitif lideri var, negatif lideri var. Negatif lider Öcalan’dır. Pozitif lider, sevgi lideri, dostluk lideri, kardeşlik lideri olan, dünya lideri olan kişiyi de söylemesi lazım. Henüz göremedik diyorsa mesele yok. Bir süre sonra fark eder.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Akil Adamlar Heyeti’den Oral Çalışlar Haber Türk’te şöyle bir açıklama yaptı Adnan Bey..

ADNAN OKTAR: Oral Çalışlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Evet. “Bizim için en önemli konu Kobani’nin düşmemesi ve o bölgede IŞİD’in engellenmesi. Kobani’nin düşmemesi için yapılan her gayret olumludur. Orada PYD’li Kürtler kendi ülkelerini ve kendi topraklarını yabancı insanlara karşı savunuyorlar. Bu çok haklı bir savunma çizgisi” dedi. Sinan Oğan ise bu konuşmaya, “eğer benim askerimi şehit etmezse tabii” diye cevap verdi. Oral Çalışlar’sa bu söze karşı, “ederse ona da karşı çıkarız ama şu anda orada o toprağın sahibi olan insanlar kendi topraklarını savunuyorlar. Siz insan olarak o savunmaya destek vermek zorundasınız. Bu vicdani bir tutumdur” dedi.

ADNAN OKTAR: “Kobani’yi dış güçlere karşı koruyorlar” diyor, Amerika’yla birlikte, Avrupa’yla birlikte. Kendi ülkesi olmaktan çıkmış; orası Amerikan üssü olmuş. Neresi kendi ülkesi? Bunlar bağımsız hareket eden adamlar değil ki. Amerika’nın emrinde kukla bunlar. Amerika’nın beslediği aşağılık ajanlar. Nerenin kendi toprakları? Ve oradaki Kürt halkıma, Kürt milletime, Kürt annelerime bela olmuş pislik katil sürüsü. Annelerim rahat edemiyor, çocuklarım orada rahat edemiyor, kardeşlerim rahat edemiyor, Kürt annelerim bu pisliklerin yüzünden. Dehşet içinde yaşıyorlar. Amerika oradaki dindar halkı sindirmek için bu mahlukatı oraya gönderdi, orada dindar bırakmamak için. Güneydoğu’da da çılgınlar gibi ateist propaganda yapıyorlar, dinsiz propaganda yapıyorlar. Gençlerin büyük bölümünü ateist yapmışlar, epey bir bölümünü. Kobani’de çok dindar insanlarla dolu. Annelerim falan bak onların şerrinden kaçtılar. Nereye geldiler? Türkiye’ye geldiler. Kimmiş koruyan? Türkiye’ymiş. Kimmiş devletleri? Türkiye’ymiş. Kimmiş onlara sahip çıkan? Türkiye. Eğer PYD sahip çıkıyorsa onların yanına giderlerdi, Kandil’e giderlerdi. Gerçek koruyucularının yanlarına geldiler, gerçek sahiplerinin, gerçek sevenlerinin, annelerinin babalarının yanına geldiler ve güven, huzur içinde. PYD Amerika’nın paralı askeridir, Amerika’nın jandarmalarıdır, satılmış jandarmaları. Ve Kürt kardeşlerim nefret ediyor bu pisliklerden. Türk milleti de nefret ediyor. Ama Amerika pislik olduklarını bildikleri halde Kürt dindar halkı sindireceklerini bildikleri için ve dini, İslam’ı yok edeceklerini bildikleri için bütün gücüyle onları destekliyor ve çok büyük bir ahlaksızlık yapıyor. Çok büyük bir terbiyesizlik yapıyor. Amerika’nın nefret ettiği adamlar normalde onlar. Amerika pislikten tiksinir gibi tiksiniyor. Ama Müslüman halkı yok etmek için pisliğe ihtiyaç duyuyor. Ya kiralık katilleri getiriyor, ya bu pislikleri böyle kiralıyor. Orayla dehşet saçıyor. Ayrıca Kobani’de savunma yapıyorlar diyor. Kardeşim bunların kafa ya çalışmıyor ya ben anlatamıyorum. Haritayı bir daha göstersene. İlginç adamlar bunlar daha hala Kobani muhabbeti yapıyor. Kobani küçücük bir kasaba kardeşim. Sen orada olsan ne olur,  olmasan ne olur? Arazinin tamamı, olduğu gibi IŞİD’in elinden geçmiş. Yüzde 90’ı IŞİD’in elinde. PKK’nın hâkim olduğu bölgede yüzde 90 PKK’nın hâkimiyetini elinden aldı IŞİD. Tamamen Kürt köyleri falan tamamen IŞİD’in elinde.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster. Bak kardeşim şimdi bu gri gördüğünüz yerler IŞİD’in yoğun olarak hâkim olduğu bölgeler. Daha önce buralarda PKK hâkimdi. Bunların tamamını aldı. Bu sarı olan yerler, iki sarı olan yer, burada PKK hâkimiyeti var. Ama şimdi bunları ortadan böldükleri için, üçe böldükleri için ortada ki noktayı sembolik bıraktılar. IŞİD askeri nedenle ellemiyorlar, bazı bir bildikleri olayları var. Şimdi onları da detaylı anlatmak istemiyorum. Fakat o gösterilen küçük Kobani denilen bölgenin yine dış çeperini yüzde 40’ını almış durumda. Hükümet binalarını, hepsini almış. Bak işte görünüyor IŞİD’in hâkim olduğu yerler. O bayrakların olduğu yerler IŞİD’in hâkim olduğu yerler. İçbölgelerde de sivillere zarar vermemek için çok özenli davranıyorlar. Çünkü evlerin içinde sivil insanları kalkan olarak kullanıyor PKK. Şimdi eğer saldırmış olsa orada çocukları da vurmuş olacak IŞİD, anneleri de vurmuş olacak. O yüzden beklemedeler. Ama ora IŞİD’in eline geçti çoktan. Sadece çocuk zayi olmasın, zarar olmasın diye. Bu komünist takımında, PKK komünistlerinde, bu katillerde en büyük sorun neydi biliyor musun? Gurur, enaniyet. PKK bu gururu korumak için şu an çırpınıyor. Kobani mobani kardeşim sen yüzde 90 hâkimiyet alanını vermişin IŞİD’e. Diyor ki; “biz burayı vermeyeceğiz” diyor. Vermişsin, kulağın dışarıda kalmış kardeşim. Kulağını da kaşıyorlar alttan senin. Kulağınla oynuyorlar maymun kulağı gibi. Sen kafese girmişsin sen enayi herif. Daha hala diyor “ben burayı kaptırmam” diyor. Bitmişsin sen. Siz iki bölgeye ayrıldınız şu an, iki tarafta. İkinizin de iflahını kesecekler. Bak kaçın kurtulun diyorum. Yahut gelin Türk devletine sığının.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey son bir harita daha geldi. Son durumu Kobani’nin.

ADNAN OKTAR: Şimdi o haritayı göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Sadece ortada kalmışlar.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Bak deminki haritaya bak, şimdi tamamını işgal etmişler. Ortada çok küçük bir bölgede direniyorlar. İstese IŞİD hallaç pamuğu gibi harcar. Tek bir tane çocuklar ölsün istemiyor. Tek bir kadın ölsün istemiyorlar. Bakın dikkat edin mesela PKK’nın hunhar cinayetlerinde hep çocuklar şehit olmuştur. Yüzlerce, binlerce çocuk resmi o zaman gazetelerde yayınlanmıştı. Anneler, genç kızlar hep şehit olmuşlardır. PKK gözü karadır bu konuda. Allahsız, kitapsız olduğu için acımasızdır. Ama IŞİD imanlı gençlerden oluştuğu için ama şirk içindeler tabii yanlış hareketler yapıyorlar, İslam’ı yanlış yorumluyorlar o yüzdende şiddet uyguluyorlar. Fakat her hâlükârda iman ettikleri için çocuk ve kadın konusunda çok titizler. Yoksa onları hallaç pamuğu gibi atarlar. Bak ilerleye ilerleye çok küçük bir bölgeyi bırakmışlar şu an. Çok özenli hareket ettiklerinden oluyor o. PKK’lılara yüzüstü yatırmışlar resimleri var. Korkudan sindirim sistemleri bozulmuş, ama yüzlerce PKK’lı. Akıl almaz rezalet yani böyle korkudan mahvolmuşlar. Onların da istediği buydu zaten onları korkudan bu hale getirmekti. Eli ayağı felç vaziyette, ödleri kopuyor IŞİD’den. Allahsız, kitapsız oldukları için Allah kalplerine korku saldı. Akıl almaz ödlek ve aşağılık herifler.

CİHAT GÜNDOĞDU: Suriye’nin enformasyon bakanı bu gün bir açıklama yapmıştı. “YPG’ye biz de yardım ediyoruz” diye.

ADNAN OKTAR: Edersin çünkü kiralık katillerin senin. Kiralık katil besliyorlar. YPG diye bir şey yok. Kiralık katil ordusu var. Ödlek ve aşağılık heriflerden, karaktersizlerinden oluşmuş bir kiralık katil ordusu bunlar. Bunların görevi adam öldürmek, insan kaçırmak, tehdit etmek, baş belası olmak. Kürt annelerim, kardeşlerim Allah’ı çok şükür kurtuldular. Türkiye’ye geldiler, kendi öz vatanlarında ferahladılar.

Kardeşim bak ben peşmergeye söyleyeyim, saftirikliği bıraksınlar. IŞİD bunları Allah esirgesin hiç telaffuz dahi etmek istemiyorum ama 12 saat bile sürmez. Toz duman ederler, saftirikliği bıraksınlar. Barış anlaşması imzalayıp kendi yerlerinde, mekânlarında yaşasınlar. Barzani Amerika’nın oyununa gelmesin. Nice saldırısında da, öbür saldırılarda da PKK kundaktaki bebeği özellikle tarıyordu makineli tüfekle. Çocukların resimleri yayınlanıyordu bebekleri dehşet saçılsın diye. Mesela onu IŞİD yapmaz Allah’tan korkar. Hiçbir şekilde yapmaz.

Kardeşim Kobani’de üslup komik. Kobani değil de komedi diyelim adamlara. Orada bir avuç it kopuk takımı korkudan sindirim sistemi bozulmuş şekilde bekliyor. “Biz burada galip olarak bekliyoruz” diyor. Her tarafı vermişsiniz işte bitmişsiniz. Şehrin tamamını almışlar. Ortada ufacık bir yerde kalmışsınız.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bekliyoruz diyorlar zaten kendileri.

ADNAN OKTAR: Allahualem onları korkudan öldürmeyi düşünüyor onlar. Fantezi yapıyorlar. Tabii onların yaptığı da zulüm yapıyorlar. Git esir alacaksan esir al adamı, ne uğraştırıyorsun? Mahvolmuş vaziyetteler insanlıktan çıkmışlar korkudan. Kaç zamandan beri uyumuyorlar. Uykusuz komada artık. Adın ne diyorsun? “Kavak” diyor. Kafa gitmiş vaziyette.

OKTAR BABUNA: Mühimmat depolarını da uçurdular.

ADNAN OKTAR: Evet. Sadullah Uzun; “Adnan Hoca hep parti modunda nasılsa” diyor. Yani siyasetçi havası mı var demek istiyor?

AYLİN KOCAMAN: Eğlence.

ADNAN OKTAR: He parti modu. Tamam, parti yapalım.

-MÜZİK-

ADNAN OKTAR: Evet, Dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Oral Çalışlar aynı zamanda Adnan Bey Öcalan’ın çözüm sürecinin lideri konumunda olduğunu.

ADNAN OKTAR: Öcalan hiçbir şey değil. Bıraksınlar öyle bir konu yok. Onu şişirip şekle şemaile sokmaya gerek yok. Tövbe istiğfar etsin, namazlarını kılsın. O kadar cinayetin sebebi olan insan. Tövbe istiğfarla geçirsin vaktini.  İbadetlerini de yaparsa Allah’ın af etmesi için yalvarsın. Başka ne yapacak? Bize oturup kahraman gibi göstermeye kimse kalkmasın. Vatan kurtaran havalarında. PKK bölgede Amerika’nın paralı kiralık katilleri. Ahlaksız it kopuk takımı. Nerede lümpen, sahtekar, üç kağıtçı varsa gidip PKK’ya katılıyor. Hep karaktersiz takımı. Ve bunlar cinayet konusunda uzmanlaşmış, mafya. Acımasızlık konusunda uzmanlaşmış. Bunların uzmanlık alanı bu. Amerika bunların kalitesiz, ahlaksız olduğunu biliyor. Amerika köpek de kullanır, mafya da kullanır, böyle aşağılık pislik adamları da kullanır. Ortadoğu’da bu pislikleri kullanıyor. Bir de masrafsız da oluyor bunlar. Köpek besler gibi kemik atıyor, yetiyor bunlara. Fazla masrafta yapmıyor. Ucuz köpek bunlar. Ve bunları Türk milletinin başına bela ettiler. Bak İran ne oluyor? Dedi. “Estağfirullah ağabey, ne istiyorsanız yapalım” dediler. Tam hazır ol vaziyetteler. Asla ve kesinlikle kabadayılık yapmak akıllarının ucundan geçmiyor. İran bunları bir sıra dayağından geçirdi dümdüz oldular. Suriye de bunlara göz açtırmıyordu Suriye’nin de yalakasıydı bunlar ama sıkışınca şimdi konum ayrı bir hale geldi. Ama Suriye yine el altından bu eski kiralık katillerine yine yardımcı oluyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Öcalan’ın kurtarıcı gibi göstermeye çalışanlara Yalçın Akdoğan bu akşam cevap verdi. “Kobani olayların da Öcalan’ın rolü olduğunu düşünüyorum. Bazen genel bir gidişat oluyor, Öcalan’da boşa gitmemek için pozisyon alıyor. Ama son olaylarda böyle olduğu kanaatinde değilim. Öcalan’ın verdiği mesajın bu olayları tahrik ettiği kanaatindeyim. Öcalan çıkmaz sokağa girip duvara çarptı.”

ADNAN OKTAR: Öcalan kendince uyanıklık yapıyor. Bu iyi polis takılıyor. “Aman sakin olun çocuklar, aman kavgaya girmeyin” diyor. El altından da kardeşi geldiğinde devam diyor. “Yine saldırsınlar, ben yatıştırayım, saldırsınlar ben yatıştırayım” diyor. Böyle idare ediyor kendince.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yakın geçmişte KCK davasında tutuklu yargılananlar serbest bırakılmıştı. Son 6-8 Ekim olaylarında 2000 kişi tekrar gözaltına alındı. Ve 300 den fazla kişi tutuklandı. HDP’liler hükümeti KCK’ya karşı yine tavır aldığı için eleştiriyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, bırakın Türkiye’yi bölelim. Bırakın olay çıkaralım. Bırakın kepazelik çıkaralım mantığında olan adamlara devlet ne yapsın? Nasıl yapsın? “Rezalet çıkaracağız, ellemeyin bizi” diyorlar. Molotofla bir yeri yakıyorlar. Polis tutukluyor. “Niye tutukluyorsun?” Diyorlar. Molotof kokteyli atıyor. “Niye atıyorsun?” diyorsun, durdurmaya çalışıyorsun. Elleme atıyım diyor. Burada mantık bitmiş vaziyette. HDP de gariban, onlarda PKK korkusundan felç olmuş vaziyetteler. Onlar PKK korkusu olmasa makul bağlantıya geçilebilecek insanlar var içlerinde. Birçoğuyla konuşulabilir. Makul bir ortamda olabilir. Ama heyyula gibi arkalarında PKK var. Bunlar istese de istemese de bunlara yol göstermek durumunda oluyor. Yönlendirmek durumunda oluyor. En azından çekindikleri anlaşılıyor. Bazıları için söylüyorum. Dolayısıyla istenmeyen bir durum meydana geldi.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Melih Altınok ta geçtiğimiz haftalarda Öcalan’ın çatışmayı durdurabileceğini anlatıyordu. Sizin konuşmanızdan sonra dün televizyonda “Öcalan çok masum diye bir şey yok bu algı yanılması” diyor. “Kandil savaşı istiyor Öcalan istemiyor diye bir şey yok, aralarında koordinasyon var” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Melih Altınok da geçtiğimiz haftalarda Öcalan’ın çatışmayı durdurabileceğini anlatıyordu. Sizin konuşmanızdan sonra dün televizyonda; “Öcalan çok masum diye bir şey yok. bu algı yanılması” diyor. “Kandil savaşı istiyor Öcalan istemiyor diye bir şey yok aralarında koordinasyon var “dedi.

ADNAN OKTAR: Hele şükür bir fikir tıkanması vardı. Aylardan beri uğraşıyorum daha yeni açabildim kafalarını. Tam anlamıyla bilgi tıkanması, düşünce tıkanması oldu. Ama bak birçoğunun kafası açıldı. Ama bol bol anlatmayla oluyor. Israrla anlatmayla oluyor.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yine aynı şekilde siz aydınlarımızın PKK’ya karşı ortak bir tavır sergilemeleri gerektiğini söylemiştiniz. Normalde çözüm sürecini destekleyen ya da daha esnek görüşe sahip olan yazarlar dahi sizin anlattıklarınızı anlatmaya başladılar. Örneğin Akşam yazarı Kurtuluş Tais az önce bir televizyonda; “koridorda versen peşmergeyi istemiyorlar. Yanımıza bir Kuzey Kore kurmak istiyorlar PYD’liler” dedi.

ADNAN OKTAR: Aferin bu söz bana ait orijinal bir sözdür. Kurtuluş Tais helal olsun delikanlıma. Benim kelimemi cümlemi aynısıyla almış. Ve insanların bilgisine sunmuş.

Şimdi kısa bir süre komünizmin tehlikesine dikkat çeken film izleyelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, PKK tehlikesinin anlatıldığı videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, Bülent Bey ne yapmamız gerekiyor?

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Adnan Bey. TRT Türk’te PKK’nın hem milliyetçi, hem de sosyalist olduğu yani aslında nasyonalist sosyalist yapı olduğu ve Kürtler’e baskı yaptığı anlatıldı.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

BÜLENT SEZGİN: TRT Türk’te PKK’nın hem milliyetçi, hem de sosyalist olduğu yani aslında nasyonalist sosyalist bir yapı olduğu ve Kürtler’e baskı yaptığı anlatıldı.

ADNAN OKTAR: Nasyonal sosyalist, faşist bir yapı diyor. Yok canım olur mu klasik komünist yapılanma. Çin nasıl, Kuzey Kore nasıl, Laos, Kamboçya, Vietnam nasıl? Aynısı. Sosyalist; kibarlaşmaya gerek yok. Komünist, Stalinist bir yapı. Stalin’i esas alıyorlar. Marksist, Leninist, Stalinist bir yapı. Ama bu ağıza geldilerse onu da söylerler. Yavaş yavaş geçiş yapıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Kürtler’e baskı yapıldığını da söylemişler.

ADNAN OKTAR: Evet. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan; “Mesele Kobani değil. Kobani düşerse büyük Kürdistan hayali düşer” dedi. “Olayın özü Kobani falan değil olayın özü orada kuzey Suriye’de batı Kürdistan’ı kurmak. Kobani düşerse sıra Rojova’nın diğer yerlerine Efrine, Cezireye gelir. Ve böylece büyük Kürdistan hayali biter. Bu durum işin mimarı Amerika’nın da, bizdeki bölücülerinde işine gelmez.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

KARTAŞ GÖKTAN: MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan; “Mesele Kobani değil. Kobani düşerse büyük Kürdistan hayali düşer” dedi. “Olayın özü Kobani falan değil. Olayın özü orada kuzey Suriye’de batı Kürdistan’ı kurmak. Kobani düşerse sıra Rojova’nın diğer yerlerine Efrine, Cezireye gelir. Ve böylece büyük Kürdistan hayali biter. Bu durum işin mimarı Amerika’nın da, bizdeki bölücülerinde işine gelmez.

ADNAN OKTAR: Şimdi zaten IŞİD’in olduğu bölgede artık büyük Kürdistan diye bir konu kalmadı. Oranın yüzde 90’ını aldı o. Yüzde 90’ını alınca iki parça, küçük böyle ufak bir yerleşim bölümü kaldı. Onun bir kıymeti yok.  Asıl Kürdistan’ı kuracakları bölgenin tamamını IŞİD aldı. Dolayısıyla Amerika şu an kıvranıyor. Kobani sembolik bir laf, milletin ağzına Kobani, Kobani. Zaten Kobani’nin yüzde 90’ı alındığına göre Kobani alınmıştır bitmiş yani. Bir şeyin yüzde 90’ı alındıysa alınmıştır, bitmiştir. Bunun tartışılacak bir yönü yok. İki bölgede yine o adamlar sıkışmış vaziyetteler. Oraları da alırlar. Ondan sonra da onu bitmiş.

CEYLAN ÖZBUDAK: Cizre de Adnan Bey siz zaten biliyorsunuz inşaAllah, halk YPG’den büyük bir çoğunluğu nefret ediyor. Oradan kaçıp da Türkiye’ye YPG’den kaçıp gelenler çok fazla olmuştu.

ADNAN OKTAR: Kürt milletinin, Kürt kardeşlerimizin başına bela bunlar. Aşağılık herifler, Amerika’ya paralı askerli yapıyorlar. Amerika pislik yapma için bunları kullanıyordu. Allah belalarını verdi, konu bu. Yani mikrop ordusu gibi pire torbası adamlar. Nerede it kopuk varsa oraya doluştular. Kürt halkı çok temiz, çok nezih insanlardır. Bu pisliklerden yıllardan beri yılmış vaziyetteler, nefret ediyorlar. İlk defa bir yakalarını kurtarıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Kobani’den gelen Kürtler’le yapılan röportajlarda hemen hemen tüm Kürt kardeşlerimiz bir olayı anlatırken vakit belirtmek için namaz vakitlerini örnek vererek konuşuyorlar. Örneğin; “Ne zaman evden çıktınız?” Diye soruduğunda, “Yatsı namazından hemen sonra” diyorlar. “Ne zaman eve girdiniz?” denildiğinde, “öğle namazı vakti” diye cevap veriyorlar. Sizin de dediğiniz gibi çok dindar oldukları görülüyor.

ADNAN OKTAR: Çok müthiş dindarlar. Bunlar Allahsız, Kitapsız, baş belası. Amerika kendince dindar Kürt kardeşlerimizi bu aşağılık adamlarla dinsizliğe çekeceğini düşündü. Allah belalarını verdi. Konu bu. IŞİD şirk içinde ama Allah onları işte bela olarak onların üstüne gönderdi. Şirk içinde olunca tabi adam da asıyor, adamda kesiyor, her şey yapar. Kuran’a uymuş olsa bunların hiç biri olmaz. Ama Mehdiyet devrinde bu bela da ortadan kalkmış olacak.

Evet, Bülent Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yurt içinden yurt dışından gönüllü kardeşlerimizin gerçekleştirdiği çok sayıda faaliyet var.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Fransa’nın Roen şehrinde gerçekleştirilen ikinci Müslümanlar buluşmasında fosil sergisi yapıldı. Muhammed Baziz ve Emir Pus isimli kardeşlerimiz düzenlediler bu sergiyi.  Gelenlere sizin kitaplarınızdan da hediye edildi. Bursa’dan kardeşlerimiz 19 Ekim tarihinde Bursa’da bazı etkinliklere katılan Diyanet işleri Başkanı Profesör Doktor Mehmet Görmez’e Yaratılış atlası, Türk İslam Birliği haritası ve sizin çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler. Ayrıca aynı etkinliklerde Diyanet İşleri Başkanı’nın yanında bulunan Bursa Valisi Münir Karaoğlu ile de sohbet etmişler. Yine Bursa’dan kardeşlerimiz Perşembe günü ev sohbetinde toplanmışlar. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 19 Ekim’de Serdivan’da 500 adet A9 broşürü dağıtmışlar. Bu gün Uşak’ta kardeşlerimiz sizin 180 adet kitabınızı ve dergilerinizden esnafa, posta kutularına ve halkımıza hediye etmişler. Dağıtım sonrası da yemek yiyip beraber sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Ama sofra da sofra, maşaAllah. Şahane nimetler vermiş Allah onlara, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: 21 Ekim’de kardeşlerimiz Darıca İstasyon Caddesindeki esnafa sizin çeşitli kitaplarınızdan 100 adet hediye etmişler. Dün kardeşlerimiz Liberal Demokrat Parti genel merkezini ziyaret ederek sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Büyük Birlik Partisi Şişli ilçe başkanlığını ziyaret ederek ilçe başkanı Sayın Ahmet Yalçın’a sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Zaman gazetesi temsilciliğine ve Türkiye harp malulü gazileri derneğine de sizin kitaplarınızdan bırakmışlar. Ayrıca çeşitli hukuk bürolarına, doktorlara ve esnafa da kitaplarınızdan vermişler. Dün Ankara’da kardeşlerimiz Cebeci Demirlibahçe’de 600 adet A9 broşürü dağıtmışlar. Son olarak Gebze’den kardeşlerimiz bir araya gelmişler sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Allah’ın onlara verdiği nimetler birbirinden güzel. Bir daha baştan bütün resimleri göreyim.  MaşaAllah Diyanet İşleri Başkanımız da yaman. O kitaplar Hocamız’a yarar. Hocamız büyük bir dikkatle de bakıyor maşaAllah. Ev nurlanmış, nurlu insanlarla dolmuş.  Her yerleri nur olmuş maşaAllah. Çok güzel. Sofra onlara Allah’tan. Şunu bir yanaştır sen. Şekerliğe bak. Bunların bu keyfine düşkünlüğü acayip hoş. Hoşlanmadıkları bir şey oldu mu hiçbir şekilde yanaşmıyorlar. Büyük Birlik Partili kardeşlerimiz çok efendiler, maşaAllah. Şunu da biraz yaklaştır, ufaklığı. Severim ben onu, maşaAllah. Her evde bir nur var. Bu onların güzelliğinden maşaAllah, kalp güzelliğinden.

BEYZA BAYRAKTAR: Adnan Bey, sizin kitaplarınızın kapakları da çok sanatlı, iç açıcı. maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah. Tabii. Klasik bir üslup yıllardan beri yapılır. En az bin yıldan beri bir kapak şekli var, o. Yazılar belirli. Halbuki renkli resimlerle, iç açıcı resimlerle, iç açıcı bir kapakla bu şekilde hazırlandığında insanların kalbinde bir ferahlık, inşirah olur. Kalplere inşirah vermek önemlidir. İman hakikatini daha kitabın kapağını açtığında görmesi lazım. O resimlerle onlara bir ders verilmiş olması gerekir. Her kapağı açan ders almış oluyor bakar bakmaz. Orada güzel bir güvercin görüyor, güzel bir insan görüyor, onun için o bir iman hakikati olmuş oluyor.

AYLİN KOCAMAN: Yıllardır her kitabınızın sonunda da evrim teorisinin geçersizliği ile ilgili bölüm var Adnan Bey. Her alan kitabınızı öğreniyor bu konuyu. 

ADNAN OKTAR: Evet evrim teorisini kitapların arka kısmında bulundurmamız, geçersizliğini anlatmamız Darwinistler için bir felaket oldu. Çünkü yüz milyonlar hesabıyla benim kitaplarım dağıtıldı. Her kitapta var. O zaman herkese ulaşmış oldu. Evinde benim kitabım olmayan insan çok nadir, özellikle Anadolu’da.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın Erbil’de asker, üs kuracağı iddia ediliyor Adnan Bey. Haberde verilen bilgiye göre bu bölge Türkiye, İran, Suriye ve Irak’a yakınlığı nedeniyle stratejik öneme sahip. Bu nedenle Amerikalılar burayı üs olarak kullanmak istiyorlar.     

ADNAN OKTAR: Üssü de kırıp yıkarlar, Allahualem baya bir olay çıkar ben söyleyeyim. Ben o üssü kullanabileceklerini zannetmiyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: IŞİD açıklama yapmıştı Adnan Bey, “heyecanla bekliyoruz” diye.

ADNAN OKTAR: Amerika sevgiyle, şefkatle, akılla, bilgiyle yaklaşmayı yeni yeni anladı. Yeni öğrendi ama uygulamaya geçmedi. Yine eski modelini uyguluyor fakat fikren anladı.

AYLİN KOCAMAN: Bir de genel olarak sizin bildiğiniz bir şey inşaAllah Erbil’de böyle bir plan teknik olarak da olacak bir şey değil. Buna uygun bir arazi ve coğrafyası uygun değil, üs kurabilecek kadar büyük bir alan. O yüzden zaten olmayacağını da baştan biliyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, bayağı tehlikeli. Amerika şiddetle, uçakla, bombayla değil de sevgiyle ve merhametle meseleleri halletmeyi öğrenmesi lazım. Amerika Kuran ruhuna uymuş olsa bütün bölge Amerika’ya çok sevgi duyar. Sen Kuran’a inanan insanlara Kuran ahlakıyla yaklaşman lazım. Sen ne yapıyorsun? Şiddet ahlakıyla yaklaşıyorsun, dehşet ahlakıyla yaklaşıyorsun. O zaman şiddet insanlarda şiddeti doğurur. Bütün Ortadoğu’ya şiddeti öğrettiler, acımasızlığı öğrettiler, kan dökmeyi öğrettiler. Şimdi de onlar huzur içinde adam kesiyorlar, kafa kesiyorlar. Çünkü yıllarca oradaki Müslümanlar’ın parmaklarını doğradılar, burunlarını kestiler, kulaklarını kestiler. Onlar o vahşeti göre göre insan kesmeyi öğrendiler. Onlar da şimdi milleti doğruyorlar. Halbuki sevgi, merhamet sürekli orada uygulanmış olsa, o insanlar güzel insanlar. Böyle vahşi bir ruha girmezler. Bir parça merhamet, biraz şefkat, biraz saygı. Saygı duymuyorsun, sevgi duymuyorsun, nezaket duymuyorsun, adam yerine koymuyorsun, üçüncü sınıf insan muamelesi yapıyorsun, insan olarak da görmüyorsun, yarı evrimleşmiş mahluk gibi görüyorsun. Bu kadar hakareti işiten insanların şuuru kapanıyor artık. Tavrı bozuluyor, mantığı bozuluyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP’nin danışmanlarından Koray Çalışkan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “YPG terör örgütü değildir” açıklaması için şu yorumu yaptı; “CHP ve bizler için radikal İslamcı bir terör örgütüne karşı seküler yapıları korumak esastır”.

ADNAN OKTAR: Bir daha baştan.

KARTAL GÖKTAN: CHP’nin danışmanlarından Koray Çalışkan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “YPG terör örgütü değildir” açıklaması için şu yorumu yaptı; “CHP ve bizler için radikal İslamcı bir terör örgütüne karşı seküler yapıları korumak esastır”.

ADNAN OKTAR: Seküler yapıyı korumak istiyor. Yani komünist yapıyı. Seküler değil ki onlar komünist. Tamam, onlar da şirk içinde ve zulüm yapıyorlar, doğru. Ama PKK kundaktaki çocuklara varıncaya kadar katleden, gözü dönmüş kiralık katil ordusu. Burada bir ayrım yapmak, cinayeti aynı anlamda, aynı mantıkta, işleyen grupları şu üstündür, şu mükemmeldir, şu şöyledir diye ayırt etmeye kalkmak çok yanlış olur. Bölgeye dehşeti öğreten PKK’dır. Şiddeti, adam öldürmeyi öğreten PKK’dır. Hala da bu mantıkta. IŞİD onlardan etkilendi bu hale geldi. Bunu unutmamaları lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin topraklarından peşmergenin Kobani’ye geçişine izin vermesinin arka planında üç önemli koşul olduğu ortaya çıktı. Amerika tarafından da kabul edilen koşullara göre Kobani’de oluşturulacak savunma birlikleri PYD, PKK kontrolüne geçmeyecek. Suriye Kürtleri ulusal meclisinin kararı doğrultusunda bütün Kürt gruplardan oluşan bir güvenlik gücü oluşturulacak. PYD’nin demokratik özerklik talebinde emrivakiye izin verilmeyecek. IŞİD terörü son bulduğunda kurulacak demokratik Suriye topraklarında halkların kararına saygı gösterilecek.

ADNAN OKTAR: O doğru ama IŞİD’in ortadan kalkması Mehdiyet’le olacaktır. IŞİD’in gücünü tam anlamamışlar. O en az 2-3 yıl sürecek bir süreç. Bunu anlamazdan gelmeleri yanlış olur. Beş dakikada işte gelir Suriye’nin güçleri, ulusal güçler halleder falan. O gelen güçler de IŞİD’e katılıyor. Yıllarca bütün bölge acı çekti, ıstırap çekti ve aşağılandılar. O aşağılanmanın intikamını almak ruhuyla hareket ediyorlar. Buna karşı ancak yapılacak şey Kuran ruhudur. Sevgiyle, merhametle, şefkatle yaklaşmak, dostluk ve kardeşliği pekiştirmek, intikam ruhunu kaldırmak, affetme ruhuyla yaklaşmak mak, affetme ruhuyla yaklaşmak,rsizliğini                                                                                      ve ideolojiyi bozmak. Yani Darwinist, materyalist düşünceyi, Kuran hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle ve bilimsel delillerle ortadan kaldırmak. Darwinizm’in materyalizmin geçersizliğini anlatmak. Onu da ancak biz yapabiliyoruz.

ADNAN OKTAR: Peki bu günlük bu kadar olsun. Yarın devam edelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sonra erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.  

Masaüstü Görünümü