Harun Yahya

Sohbetler (23 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Sizler de hoş geldiniz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Blackwater Ayn-el Arap’ta PYD için savaşıyor. Amerikan ordusunun eski mensuplarının paralı asker oluşumu olarak biliniyorlar. Fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Parayla adam öldürüyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Müslümanları orada parayla öldürüyorlar yani.

BÜLENT SEZGİN: Evet, paralı askerler.

ADNAN OKTAR: Göster bakayım. Evet, işte PKK da bunların başka bir çeşidi. Onlar da parayla adam öldürüyorlar. Bunlar da kiralanıyor, kiralıyorlar adamları kiralık katil. Cinayet işlemek için adamları kiralıyorlar, bunlar da gidip adam öldürüyor. “Göreviniz ne?” dediğinde, “kiralık katil” olduğunu söylüyor görevinin. Kartvizitinde de yazıyor, “her türlü adam öldürülür” diye yazıyor. Para veriyorlar gidip adam öldürüyor. PKK da Amerika emrediyor öldürüyor, Avrupa emrediyor öldürüyor, cinayet şebekesi. Onun için kiralık katillerini koruyor Amerika, Avrupa. Kendi kiralık katillerine laf ettirmiyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, PYD ile savaşacak olan paralı askerler grubu, Blackwater işkenceleriyle ünlüler. Geçtiğimiz hafta da Amerika’da ceza almışlar insan haklarını ihlal ettikleri için.

ADNAN OKTAR: Bunlar adam öldürmekten zevk alan tipler, maceraperest tipler. Bunları alıp oraya buraya götürüyorlar, Afganistan’da orada burada adamlar sırf zevk için adam öldürüyorlar, işkence yapıyorlar. Müslümanlar’ın parmağını kesiyor, kurutuyor boynuna asıyor yahut kulağını kesiyor kurutuyor boynuna asıyor, kolye olarak kullanıyorlar. Birçoğu öyle, askerler de öyle Amerikan askerlerinin birçoğu öyle. Allah şimdi de ruh hastalığı verdi, habire intihar ediyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Bu arada Hollandalı motorcular da Irak’ta sahaya ulaşmışlar. Onlar da peşmergelerle savaşacaklarmış, yani beraber.

ADNAN OKTAR: Onlar da macera olsun, filmlerde gördükleri gibi, işte adamları, Müslümanları tarıyorlar makineli tüfekle, bomba atıyorlar, parçalıyorlar heyecan yaşıyorlar kendi kafalarına göre.

BÜLENT SEZGİN: Hollandalı motorcuların resmi de vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. İşte bak adam ava çıkmış gibi. İnan avına çıkmış eğleniyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Kanada’da IŞİD’le bağlantısı olduğu iddia edilen bir radikal, parlamento binasına girerek bir askeri vurdu. Başbakan’ın konuşma yaptığı odaya girmek üzereyken vurularak durduruldu. Kendisine eşlik eden iki kişi kaçmayı başardı. IŞİD’in Kanada’daki faaliyetlerinin ne kadar yayıldığı bilinmediği için ülkede geniş çaplı korku ortamı oluştu. Bu kişinin pasaportu alındığı için Irak’a gidememiş. Siz, “eğer IŞİD’e katılmak isteyenlerin pasaportlarını alırsanız kendi ülkelerinde eylem yaparlar” demiştiniz. Aynı bu şekilde olmuş.

ADNAN OKTAR: Daha büyük eylem yaparlar. Baskıyla olmaz eğitimle olur, anlatımla olur. Dehşetle şiddetle olmaz. Asarız, keseriz, işte bu motosikletçi insan avcılarını göndermişler. Şimdi onlar da eğleniyor orada. Mesela çocuk vuruyor, kadın vuruyor, insanları vuruyor. Vurdu mu da seviniyorlar birbirlerine böyle avuçlarını vuruyorlar tebrik ediyorlar, “helal olsun bak tam alnından vurdun” diyor. İddialaşıyorlar, “ben bir atışta alnından vururum” diyor. “Yok, yapamazsın” diyorlar. İşte bilmem kaç dolarına anlaşıyorlar çocuğu alnından vuruyor, kadını alnından vuruyor. Müslümanlarla orada eğleniyorlar onları şehit ederek. Ve Müslümanları bu kadar ezme kararlılığı ve bu kadar adam yerine koymuyorlar, bu kadar insan yerine koymuyorlar. Onlar da bu kadar ezilince, mahvedilince cinnet geçiriyor daha da beter saldırganlaşıyorlar. Müslüman öldürmeyi, mesela Avrupalılar hayvan avına çıkıyorlar ya, para alıyorlar mesela bir yabani hayvanı vurduklarında ona para ödüyorlar. Şimdi orada bedava adam vurma var ve daha çok heyecan duyuyorlar. Yani onları zaten hayvandan aşağı görüyorlar, hayvan gibi de görmüyorlar. Adam vurmak için, eğlenmek için nerede maceraperest lümpen, üçkağıtçı, sahtekar, kaltaban takımı varsa PKK ile birlikte, onlar da aynı kafadalar, hep birlikte orada bir cinayet ordusu oluşturmuşlar.

“IŞİD’i İsrail-Amerika yarattı” diyor. Adam yarattı derken meydana getirdiğine bakım yapar. Adam kendi eliyle kimi meydana getirdiyse ona bakım yapıyor. PKK’yı kendi eliyle meydana getirdiği için ona bakım yapıyor. IŞİD onların hiç hesabında olmayan bir yapı. Tam Türkiye’yi bölmek üzereyken, Avrupa’nın ağzı dili kurumuştu, PKK Türkiye’yi böldü bölecek diye, heyecanla bekliyorlardı. Baksana daha hala o konuda, yol dedikleri o işte. Bir kısmının yol haritası diye anlattığı, bir kısmı iyi niyetle söylüyor bunu ama bir kısmının yol haritasından kastı Abdullah Öcalan’ın Güneydoğu’da bir devlet kurup cumhurbaşkanı olup başına geçmesi. Harita tamamlanmış olacak bununla, haritanın birinci bölümü. Sonra ikinci bölümü Türkiye’nin yutulması ve Türkiye’de Müslüman bırakılmaması ikinci aşaması da bu. Tabii Allah yakalarına dolandırıyor ayrı. IŞİD İsrail’e şiddetle karşı, Amerika’ya da şiddetle karşı ama PKK tam Amerikan yalakası. Niye yalaka? Çünkü onlar kurdu da onun için. IŞİD hesapta olmayan bir sistemdir. Dolayısıyla Amerika’nın karşısına sürpriz olarak dikildi. Amerika’nın eli ayağı niye boşaldı o zaman? Amerika kendi kendini yutacak bir canavar yapar mı?

“Size hayran olmamın sebebi bağnaz olmamanız ve zeki oluşunuzdur. Umarım topluluğunuzda bulunma imkanını yakalayabilirim” diyor. Tamam, şeref duyarız.

Evet, genellikle sevgilerini ifade eden yazılar yazmışlar hanım kardeşlerimiz.

“Hocam, her gün çok karizmatiksiniz. Ceket çok yakışmış, maşaAllah. Her gün sizi takip ediyoruz” diyor.

“Merhaba, PKK hakkında yaptığınız yorumları dikkatle izliyorum. Keşke herkes sizin gibi insanları bilgilendirebilse.” Korkuyorlar PKK’dan. Bayağı yalakası var PKK’nın. Bayağı korkuyorlar. Sindirmişler adamları. Ne korkuyorsun PKK’dan? Allah’tan kork.

EMRE ACAR: Siz konuştuktan sonra konuşulmaya başlandı.

ADNAN OKTAR: Evet ondan sonra birçok kişi cesaretlendi rahat konuşmaya başladılar.

“Öbür bayrak nedir?” diyor. O da Azerbaycan bayrağı. Türk-İslam Birliği’ni sembolize eden bir güzellik.

Evet, sizi de dinlemeye biz devam ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Partizan’ı deplasmanda 4-0 mağlup etti.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Kara Kartalları tebrik ediyoruz. İlistire çevirmişler yani, maşaAllah çok güzel. İlistir; biliyorsunuz makarna süzmede kullanılan bir şeydir. Yani süzmüşler onları. Aferin güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Irak savaşında yayınlanmış bir görüntü vardı. Amerikan askerleri Irak’lıların evlerini, arabalarını havaya uçurup kahkahalarla gülüyorlardı. Bilgisayar oyunu oynar gibi adeta tezahürat yapıyorlardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Görüntü yok ama öyle b görüntü yayınlanmıştı. Bizde yok ama bahsetmiş olduğumuz gibi.

ADNAN OKTAR: Ben biliyorum, helikopterden ateş ediyor, isabet ettiğinde birbirlerini tebrik ediyorlar. Bayağı eğleniyorlar, kahkahalarla eğleniyorlar. Uçaktan da ateş ediyor, vurduğunda karşı taraf kopuyor adeta böyle müthiş eğleniyorlar. “Şimdi sıra şurada” diyor orayı vuruyor ve eğlenceye çevirmişler. Adamlar bak, Avrupa’nın iti kopuğu böyle lümpen takımı, sadistler, manyaklar, ruh hastaları ellerine hep silah alıp gelmişler Müslüman avlamaya. Gariplerimin sesi de çıkmıyor, dünyaya da bunlar yansımıyor. Orada olup bitenler hiç videoyla falan da dünyaya yansımıyor. Hiçbir şeyleri yok, asan kesen belli değil. Onlar sarhoş gibi şu an, gelen vuruyor giden vuruyor.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün de yine Esad, Tel Karah’ta çok sayıda varil bombası atmış. Onlarca çocuk şehit olmuş. Amerikan basınında bir cümle bile haber çıkmadı bu konuyla ilgili.

ADNAN OKTAR: Tabii. Amerika onu çok güzel buluyor, isabetli buluyor. Çünkü Müslüman nüfusu sürekli azalıyor. Yani ellerine sağlık kafasındalar. Bu zulme dur diyecek olan Mehdiyet’tir. Bunun dışında bakın hiçbir güç, hiçbir kuvvet durduramıyor. Ve Müslümanları cinnet geçirmeye doğru itiyorlar, mahvediyorlar. Bir avuç komünist çete, kiralık katil Amerika’nın derdi oldu, onları kurtarmanın peşindeler. Kendi kiralık katillerine çok titizler. Ama Müslüman halkı ezim ezim ezdiriyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Özgür Suriye Ordusu Komutanı Abdülcabbar Akidi; “Kobani Halep’e bağlı bir kent. Kobani’deki güçler de daha sonra Halep’e destek göndereceğine söz verdi” demiş. Bu yüzden onlar da PYD’ye destek vereceklermiş.

ADNAN OKTAR: PYD’ye destek vermelerinin sebebi kiralık katiller. Kiralık katilleri destekliyor, konu bu başka bir şey yok. Ve orada zaten akan kan hep Müslüman kanı. Hangi isim altında olursa olsun Müslüman kanı akıtıyorlar. Onları emek emek önce komünist, Darwinist, materyalist yetiştirdiler. Kendi ülkesine, kendi insanlarına, kendi vatandaşına, Müslümanlara düşman hale getirdiler, Müslüman asıp-kesen makine haline getirdiler. Ondan sonra da onu ona kırdırıyorlar, onu ona kırdırıyorlar. Aklı başında alim de yok bunlar uyaracak. Mesela alimler bir araya gelip bunları uyarmıyor. Halbuki sen Müslüman alimsin, yeri göğü birbirine katman lazım, bir araya toplansalar. Her gün açıklama yapmaları lazım. Hepsi için demiyorum ama büyük bölümü lakayt ve alakasızlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yabancı basında yayınlanan yeni yazılarınız şu şekilde: Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan News Rescue haber sitesinde, “PKK’ya umutları bağlamak çok tehlikeli olur” başlıklı makaleniz yayınlandı. Malezya’da basılan Harakah Daily Gazetesi ve onun internet sitesinde, “Zulme uğramış ama asil bir halk: Uygur Türkleri” isimli yazınız yayınlandı. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca olarak hazırlanan MBC Times adlı haber sitesinde, “Dünya politik manevralarla barış elde edemez” isimli makaleniz çıktı. Dubai merkezli Arabian Gazette’de, “IŞİD’e karşı verilen savaşta Türkiye’nin konumu” isimli yazınız çıktı. Son olarak, Muslim Mirror isimli Hindistan haber sitesinde, “Myanmar radikalizmden kaçınmalı” başlıklı makaleniz yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Paris operasına peçeli olarak gelen bir seyirci, sanatçılar sahneye çıkmamakta direnince salondan dışarıya çıkarıldı.

ADNAN OKTAR: Ama ayıp yapmışlar. Yani saygısızlık. Sana ne? O inancının gereği peçe takıyor, gayet de makul. Çok güzeldir, dikkat çeken bir hanımdır kendini peçeyle korumak istemiştir. Ne alaka, sana ne? O sana bir süs. Senin demokrat olduğunu, fikir özgürlüğünden yana olduğunu görmüş olacaklar. Sen gerçek sanatçı olduğunu göstereceksin. Ne terbiyeye uygun, ne saygıya uygun, ne adaba, ne edebe uygun çok büyük nezaketsizlik. Hindu geliyor, Hindu adam kendi kıyafetiyle gelebilir, locada oturur seyreder sana ne? Adamın kılığına kıyafetine ne karışıyorsun? Olağanüstü dekolte bir hanım geliyor oturuyor gayet normal karşılıyorsun, peçeli hanımı niye anormal karşılıyorsun? O hanım ne kadar rencide olmuştur, mahcup olmuştur. Ne kadar ayıp, ne kadar densizlik. Onu onlara anlatmak lazım. Muhtemelen Marksist sol görüşlüler. Merkezden gelmiştir haber. Kendi kanaatleri değildir o. Örgüt haber göndermiştir, Marksist sol örgüte mensup olabilirler yahut bir sol yapılanmaya, onlardan bir akıldane söylemiştir onlar da yapmışlardır. Çok çok çirkin. Kınıyoruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bugün Parti üyesi Fethi Yalçın’ın silahlı saldırıda öldürülmesinin ardından basın toplantısı düzenleyen Hüda Par Bingöl İl Başkanı Hamdullah Tasalı “Bütün kardeşlerimize çağrıda bulunuyoruz. Herkes kendi güvenliğini alsın, kendi nefsi müdafaasını yapsın” dedi.

ADNAN OKTAR: Devletin kolluk kuvvetinin bunu yapması gerekiyor. Vatandaşa böyle açıklama yaptırtmak oradaki güvenlik birimlerinin çok büyük bir hatası. Vatandaş devlete güveniyor. Polis devleti olsun istemiyoruz ama poliste gücünü göstermesi lazım. Bu nedir böyle önüne gelen çekip vuruyorlar? Kardeşimize Allah cennet nasip etsin. Vatandaş ne kadar sıkıntıya düşmüş ki, ne kadar zor duruma gelmiş ki “artık kendi kendimizi koruyalım bari” diyorlar. Bu PKK azgınlığı, PKK şımarıklığına karşı devlet acil tedbir alması lazım. Polis vuruyorlar “kaçakçı vurdu” diyorlar. Asker vuruyorlar “kaçakçı vurdu.” Hüda Parlı yahut başka bir şey, Müslümanı vuruyorlar. İşte bir “faili meçhul cinayet.” PKK’nın itliği bunlar işte. Ahlaksızlık yapıyor adamlar, zulüm yapıyorlar ve Müslüman kıyımına başladı bunlar. Devlet gereğini yapsın. Polis, asker vatandaşı korusun. Vatandaş niye kendini korusun?

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey vurulma olaylarına baktığımızda arkadan ve enseden olduğunu görüyoruz genelde, bahsetmiş olduğunuz gibi.

ADNAN OKTAR: Bunlar zaten kahpe ve kalleş adamlar. Bunların özelliği o. Türk askerini, hep benim aslanlarımı Mehmetçiği hep enseden, sırttan, kafasının arka kısmından isabet almışlardır. Mesela geçenlerde de o aslanlarımızı vurdular hep sırttan vurdular. Alışmışlar diyor ki “arazide biz göğüs göğse savaşmaya alışmadık öyle” diyor. “Orada yeniliriz biz gitmeyelim” diyor Cemil Bayık. Adam kahpeliğe alışmış, sırttan vurmaya “böyle olmaz” diyor. IŞİD onları orada boğmaya başladı. Amerika karga sürüsü gibi bağıra bağıra yeri göğü birbirine kattı. Avrupa’da öyle karga sürüsü gibi bağırarak yeri göğü birbirine kattı. Kendi kiralık katillerine elletmiyorlar. Ama Türk askerine kurşun serbest, bomba serbest Molotof kokteyli serbest, onda çıtları çıkmıyor. Ama kendi kiralık katillerine, kendi kahpelerine saldırı oldu muydu; havadan, karadan yeri göğü birbirine katıyorlar. Bütün dünyayı ayağa kaldırdılar bir avuç kahpe PKK’lı için. Bir de onlara silah yardımı yapıyorlar. Türk milletinin bu fevkaladeliği görmesi lazım, milletimizin fevkaladeliği görmesi lazım. Hükümete, devlete tam destek verilmesi lazım. Gerekirse de milli seferberlik ilan edilmesi lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Efkan Ala açıklama yapmış “Devlete güvensinler, devlet gereken tüm tedbirleri alacak” demiş.

ADNAN OKTAR: Kim için diyor bunu?

BÜLENT SEZGİN: Genel bu olaylar için. Siz biraz önce bahsetmiştiniz.

ADNAN OKTAR: Ama adamı vurmuşlar. Efkan Baba burada gereğini yapsın. Kardeşimiz şehit edilmiş. Bu beklenecek gibi bir durum değil.

Yeni kitabım nasıl? İşte IŞİD’e karşı mücadele etmek istiyorlarsa bu kitabı kullansınlar. Her türlü bağnaz harekete karşı bu kitabı kullanabilirler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün gece Cizre’de silahlı guruplara müdahale için giden polis ekiplerine kalaşnikoflu saldırı düzenlendi. Bir öğretmenin evinin önünde de el yapımı bomba patlatıldı.

ADNAN OKTAR: PKK şımarıklığı almış başını gidiyor. Hoca gereğini yapsın. Ondan kahramanlık bekliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yine Kars’ta bir hidroelektrik santraline de saldırdı PKK mensupları güvenlik güçleriyle aralarında çatışma çıktı. Üç PKK’lı öldürüldü.

ADNAN OKTAR: İşte bak belalarına susuyorlar. Üstlerinde müthiş bir azgınlık var.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, son bir ayda Doğu ve Güneydoğu’da elliyi aşkın vatandaş faili meçhul saldırılarda hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: “PKK’nın ateist, komünist olduğunu senden öğrendik. ‘Allah kâfirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez’ 4. Sure’nin 141. Ayeti” Meryem Demir aferin.

“PKK’nın azgın bir saldırısı varken bunu görmezden gelmek olmaz. Tüm âlimlerin PKK’ya karşı tavrının net olması gerekir.” Tolga Akbaş; o da tasdik eden bir yazı göndermiş.

“Kara kartalları tebrik ediyoruz helal olsun Beşiktaş” sözümüze karşılık, Zeynep “Hocam ayıp oluyor ama hani Galatasaraylıydınız?” diyor. Canım ben Galatasaraylıyım demedim. Ben milli takımı destekliyorum inşaAllah. Ama Galatasaray’ı seviyoruz, Fenerbahçe’yi seviyoruz, Beşiktaş’ı seviyoruz. Galatasaray da bir başarı gösterse onu da tebrik ediyoruz. Ama şimdi burada hakikaten ilistire çevirmişler, dört tane atmışlar. Burada tebrik etmemek mümkün mü? Tabii tekrar tekrar tebrik ediyoruz helal olsun.

Berat Yurdakul “Hocam bu Galatasaray’ın sonu ne olacak acaba?” iyi olacak, hayır olacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Cumhurbaşkanı’ndan ilginç itiraf “Biz hastayız. İsrail’deki Araplar ve Yahudiler arasındaki gerginlik rekor seviyelere ulaştı. Farklı taraflar arasındaki ilişkiler ise en düşük seviyede seyrediyor. Şiddet hastalığı sadece belli bir kesimle sınırlı değil. Tüm alanlara nüfuz etmiş durumda.”

ADNAN OKTAR: İşte bu Moşiyah’ın geliş alameti. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti. Bu sevgisizlik, bu merhametsizlik, bu gaddarlık, bu acımasızlık dehşet verici. Bunu ortadan kaldıracak, vesile olacak insan da İmam Mehdi(a.s)’dır, Moşiyah’tır. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Devamı da vardı okuyayım mı? “Her iki taraftan da şok edici şiddet olaylarına şahit olduk. Futbol statlarında olduğu kadar akademide de şiddet var. Sosyal medyada, hastanelerde ve okullarda da şiddet var. Martin Buber’in sözlerini özetleyerek “Bizler “Yahudi olmayı unuttuk mu?” diye sormayacağım. Bunun yerine “insan olmayı mı unuttuk?” diye soracağım. Nasıl konuşabileceğini mi unuttuk? İsrailli akademisyenlerin toplumdaki şiddeti azaltmada çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Rivlin, İsrail toplumunun hasta olduğunu ve bunu tedavi etmemiz gerektiğini itiraf etmenin zamanı geldi” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Güzel, samimi, candan bir eleştiri yapmış, hayır olmuş. Demek ki Moşiyah’ın vakti gelmiş, bu anlaşılıyor. Daha önce böyle bir konuşma olmadığına göre. Ahir zamanda fitne ayyuka çıkmış. En yetkili ağız cumhurbaşkanı bunu söylüyor artık. Deccal en acımasız noktasına ulaşmış. Dolayısıyla bir kısım hocaların “bir şey yok, her yer süt liman” demelerinin yanlış olduğunu görüyoruz. Museviler herkes bunun farkında.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:  Adnan Bey, 20 Haziran 1987’den bir haber okuyacağım. “Mardin Ömerli ilçesinde Pınarcık Köyü katliamı gerçekleştirildi. 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek toplam 30 kişi katledildi. Öcalan katliamın ardından “öldürelim otorite olalım” açıklaması yapmıştı.

ADNAN OKTAR: Bak “öldürelim otorite olalım” diyor azmettiriyor. Bu nedir? Cinayetle aynı, öldür emrini veren de, öldüren de aynı hükümdedir.

Evet, muhabbet konuları sizde.

BÜLENT SEZGİN: Obama yaptığı bir konuşmada, “İnsanlar üç konudan dolayı endişeli. Birincisi Ortadoğu’daki gelişmeler. İkincisi  Ebola virüsü. İnsanları endişelendiren diğer mesele ise Ukrayna krizi ve Rusya’nın saldırganlığı” dedi.

ADNAN OKTAR: En büyük sorun bir tane. Dünyadaki sevgisizlik, merhametsizlik, şiddet, acımasızlık, Allah korkusu olmaması, Allah sevgisinin azalması, fitne, fücur ve deccalın azgınlığı.  Bu üç tane mi bu? Pakistan’daki felaketler, Afganistan’daki felaketler, dünyanın her yerindeki acılar. Libya’da oluk oluk kan akıyor. Dünyanın her yerinde oluk oluk kan akıyor. Her yerde fitne fücur var, kavga var. Bak İsrail Cumhurbaşkanı bayağı samimi söylemiş adam “sevgi kalmadı” diyor “dostluk kalmadı” diyor. Deccalın etkisiyle oldu bu. Onun için bir tane bela var, bir tane de kurtuluş var. Bela; deccaliyet, Kurtuluş da; Mehdiyet’tir. Karmakarışık izahlarla insanların ismini, kafasını karmakarışık hale getirmenin âlemi yok.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Rusya’daki ankette ise halkın büyük kısmı ülkeler için en büyük tehditin Amerika olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Bak o Ukrayna’dan bahsediyor. O Amerika diyor en büyük tehdit. Dünyaya bela olarak biliniyor Amerika. Bütün dünya hep Amerika’dan nefret eder. Yazık günah değil mi bu imajı veriyorsunuz? Amerikan halkına bakıyoruz çok tatlı. Devletine bakıyoruz, çok dürüst. Derin devlet berbat Amerika’da. Cinayet devleti var, gizli. Kiralık katil ordularını besleyen bir derin devlet yapılanması var. Bela burada. Kürtler son derece dürüsttür. Geleneklerine göreneklerine son derece bağlıdır. İffetine, namusuna son derece titiz insanlar. Bırak nur gibi yaşasınlar. Kobani’yi camilerle donatsınlar. Gidelim, biz de gidelim. Açsınlar doğudan bir kapı Kobani’de beraber orada eğlenelim, sohbet edelim, zılgıt çeksinler, birlikte namaz kılalım. Ama siz defolun gidin, pislik yapmayın.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz biliyorsunuzdur zaten inşaAllah Esad altı yüz tane YPG’li teröristi hapisten bırakmıştı Suriye’de. Sadece bu bile zaten taraflarını belli ediyor. O yüzden de muhalefetten hiç kimse Suriye’de onlarla bağlantı kurmak istemiyor.

ADNAN OKTAR: Eskiden beri Suriye deyince PKK akla gelir. PKK deyince de Suriye akla gelir. Suriye’nin sayesinde ayakta durdular. Abdullah Öcalan da hep Şam’da ikamet etti. Sonra Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye almak istediler. Cumhurbaşkanı yapma kararı aldılar. İşte “paketledik, bantladık” diye alıp getirdiler. Adamı cumhurbaşkanı yapma projesinin başlangıcıydı o. Türkiye’yi oyuna getirdiler. Türkiye de gitti aldı geldi onu. Bir kahraman görüntüsü oldu. Halbuki bir oyundu bu.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey bu Amerika’yla ilgili deminki anket bütün Ortadoğu’da yapılmıştı aslında. Ortadoğu’da, Türkiye dahil en sevilmeyen ülkelerden bir tanesi Amerika. Siz daha önce şunu söylemiştiniz; “Şiddet şiddeti doğurur. Mazlumlar öldüğü zaman onların aileleri de Amerikan düşmanı olarak yer alıyorlar o coğrafyada ve git gide o düşmanlık artıyor” demiştiniz. Gerçekten de bu şekilde olmuş.

ADNAN OKTAR: Amerikan milleti acayip şeker insanlar. Acayip dürüstler. Hepsi dünya tatlısı. Amerikan halkının da başına bela bu derin devlet. Amerikan devletinin memurları hep dürüstler, çok efendiler. Onların da başına bela bunlar.

AYLİN KOCAMAN: Genelde bu politikayı hiç savunmuyor onlar zaten.

ADNAN OKTAR: Amerikan devleti bayağı aklı başında adamlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Rahiplerin de başına bela oldular.

ADNAN OKTAR: Rahiplerin de başına bela oldular. Dindarların da başına bela oldular. Bir avuç ordu bunlar. Bak diyor ki: “Az bir kuvvetle koskoca dünyayı esir alır” diyor “deccal” rivayetlerde. Bak, “Az bir kuvvetle koskoca dünyayı esir alır.” Onu ona bağlıyor onu ona, “insanların” diyor “şekaveti, birbirine düşmanlığını” diyor “kullanır, zekasıyla teshir eder” diyor Bediüzzaman “ve hepsini esir alır” diyor “koskoca İslam alemini de esir alır” diyor. Esir oldular. “Gidin birbirinizi kırdırın” diyor. Adamlara birbirine kırdırma görevi yapıyor, gidip birbirini kırdırıyor. Görev veriyor, sadece konuşuyor. Hemen ikna oluyorlar.

Bak diyor ki: “YDG-H Kürdistan.” Nedir bu?

AYLİN KOCAMAN: Özel polis birimi gibi bir şey. Genelde asayişi sağladıklarını iddia ediyorlar bu birim.

ADNAN OKTAR: Güya. Kendi kafalarına göre. Bak diyor ki: “Önder Abdullah Öcalan bir şey yapmışsa bildiği vardır. Sorgulamak biz aciz kulların haddine değildir. Önderliğin sözleri bizim için bir ayettir.” Bak adamı Allah gibi görüyorlar, görüyor musun? Ne diyor? Ben bir tanrı oldum” diyor Abdullah Öcalan. Onlar da Allah olarak görüyorlar –haşa-. Bak, görüyor musun? İşte “deccal” diyor “ilahlığını ilan eder” diyor “Allah olduğunu söyler” diyor “ahir zamanda”. “Önce bir alim görüntüsünde çıkar” diyor “çok kan döker, en sonunda” diyor “kendisinin Allah olduğunu ilan eder” diyor. “İnsanlar da onlara tabi olurlar” diyor. Bak adam ilahlığını ilan etti, adamlar da Allah gibi görüyorlar –haşa-.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama’nın IŞİD’le küresel mücadele özel temsilcisi emekli General John Allen şöyle bir açıklama yaptı: “IŞİD’i sadece fiziksel olarak mağlup etmek yeterli değil. IŞİD’in temsil ettiği fikri ve aşırıcılığı da bozguna uğratmalıyız.”

ADNAN OKTAR: İyi tamam da ama söyleyip söyleyip bir şey yapmıyorlar. Bak ben söyledim, kitap yazdım. Dedim ki bak, “fikri mücadele yapalım” dedim. Bak kitabı bir daha göster. İşte mücadele böyle yapılır, konuşmayla olmaz. Böyle yapılır mücadele. Habire fikri mücadele. “Kardeşim nasıl yapacağız?” “bilmiyoruz” diyor. O zaman fikri mücadeleyi yapanla bağlantıda ol. Onu destekle. Sen bilmiyorsan bilene danış. “Biz bilmiyoruz” diyor. Bilen var, yapan var, anlatan var. Ona uy.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şu an Adnan Bey bu kitabınızı alan bazı Neoconlar “eğer bu doğruysa, burada yazılanlar, bizim bütün iddialarımız geçersiz o zaman” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki doğru.

CEYLAN ÖZBUDAK: İddia edilen kurulması istenen Kürdistan’ın komünist olması konusunda da şu an yeni duymuş gibi yapıyor bir kısmı. “Eğer öyleyse olmaz tabii” diyor.

ADNAN OKTAR: O zaman bunlara bu Neocanlar’ın tamamına tek tek mektup yazalım. PKK kendini yurtsever, komünizmle alakası olmayan, Amerikan aşığı, halkı korumaya çalışan milisler gibi göstermeye çalışıyor.

ADNAN OKTAR: Yeni isim bulmuşlar. Liberal sosyalist diye.

CEYLAN ÖZBUDAK: Liberal sosyalist. “Eski jenerasyonumuz komünistti” diyor “doğruydu” diyorlar. “Şimdiki jenerasyon liberal sosyalist artık” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Komünizmin adını kibarlaştırmaya çalışıyorlar. Çık işin içinden çıkabilirsen. Tabii uğraşacağız, anlatacağız, doğruyu göstermeye gayret edeceğiz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey,  Uğur Dündar bir yazı yazmış. IŞİD anlamak için hedefleri ve hadisleri bilmek gerektiğini söylemiş. Şunları yazmış: “Bir hadise göre kıyametin yaklaştığı günlerde kutsal nehir Fırat kuruyacak ve havzasındaki değişiklikler sonucunda ortaya som altından dağlar çıkacak. Bu altınları ele geçirmek isteyenler arasında bir savaş başlayacak. Fırat’ın doğduğu Anadolu toprakları ile Suriye’ye girdiği kesimdeki Ayn-el Arap, Cerablus ve Rakka şehirleri IŞİD için ele geçirilmesi gereken bölgeler. Rakka ve Cerablus 2013’de işgal edildi. Rakka, İslam devletinin başkenti oldu. Sırada Kobani var. Ayrıca Bağdadi’ye göre bu hedefler ele geçirilemezse İslam devletinin kurulması tamamlanamaz, kıyamet kopmaz, Mehdi (a.s) gelmez, Allah’ın ve sevgili peygamberimizin sözleri kanıtlanamaz” demiş.

ADNAN OKTAR: Biz Mehdiyet’i anlattık, adamlar inanmıyordu. Şimdi inandınız mı? Demek ki dediklerim doğruymuş. Bütün Ortadoğu ve bütün dünya Mehdiyet’e göre dizayn ediliyor şu an. Mehdiyet’in makul bir gelişmesi var, bunu hızlandırmaya çalışıyorlar. Hızlandırmaya çalışsalar da yine hızlandıramıyorlar. Kendi makul gelişmesini devam ettiriyor. Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış vakti belli. Mesela istiyorlar ki hemen çıksın. Çıkmaz. İlla ki o vakti merhunu gelecek. Daha çok fazla kan dökülecek. Daha çok ıstırap çekecek insanlar. Çok büyük acılar olacak. Onun arkasından Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecek. Dediklerimin doğru olduğunu bütün dünya gördü. Çırpındılar ama doğru olduğunu gördü. Peygamber (s.a.v.) doğru söylüyor muymuş? Doğru söylüyormuş. Ne diyor Resulullah? “Suriye, Irak siyah bayraklı adamlarla dolacak” diyor. “Saçları uzun, bıyıkları uzun ve sakalları uzun ve siyah giyinirler” diyor. “Bayraklarında La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah yazacak, çok süratli hareket edecekler, bütün bölgeleri işgal edecekler. Yenilgiye uğramayacaklar” diyor. Ve bakın işgal edecekleri bütün coğrafyayı tek tek söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.).

Türkiye’yi işgal etmeyeceklerini söylüyor. Türkiye’ye yanaşmayacaklarını söylüyor. Zaten Türkiye’yi işgal edecek adam daha anasından doğmadı. Onu da söyleyeyim. Türkiye’ye yanaşmayacaklarını söylüyor. İsrail sınırına kadar geleceklerini söylüyor. Ama bunun dışında “bütün Ortadoğu’ya hâkim olacaklar” diyor. “Ve onlara ehli salipten insanlar savaşmak üzere gelecekler” diyor. “Çok fazla sancak altında gelecekler” diyor. “Çok fazla yabancı, Hristiyan devlet oraya asker gönderecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Çok fazla sancakla gelecekler” diyor. Yani çeşitli bayraklarla. Amerikan bayrağı, İngiliz bayrağı, Hollanda, İsveç, Norveç. İslam ülkelerinden de var. “Çok fazla bayraklarla gelecekler” diyor. Ve “çok kanlı çatışmalar olacak, çok fazla kan akacak” diyor. “En sonunda evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur edecek, kan duracak, damla kan akmayacak, insanların burnu dahi kanamayacak” diyor. “Görülmemiş bir bolluk, görülmemiş bir saadet çağı başlayacak, mezardakiler diyecekler ki” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “keşke de biz canlı olsak da o insanlarla beraber olsak” diyecekler” diyor. “Mezar ehli bile özenecek” diyor. İnsanların ömrü uzayacak, bereket her yeri kaplayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).  “Mal o kadar çoğalacak ki mal dağıtılan insanlar malları geri verecekler” diyor. “Geri vermek isteyecek fakat alınmayacak” diyor. “Yer nebatatını bitirecek, sınırlar kalkacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Dünyanın her tarafında La İlahe İllAllah dışında söz olmayacak” diyor. Tek Allah’a inanacak insanlar” diyor. “İslam’ın nuru her yeri kaplayacak” diyor. “Museviler’den küçük bir grup dışında bütün Museviler Müslüman olacak” diyor. Hz. İsa Mesih’in inişiyle de bütün Hristiyan âleminin tamamı Müslüman olacak” diyor. İsa Mesih halen hayatta ama “nasıl kendini gizliyor, nerede faaliyet yapıyor?” bilemiyoruz. İsa Mesih’in faaliyeti o kadar iddialı değil aslında. Çünkü siyaset cihetinde yapıyor o da belirli bir güçte, belli bir derecede yapıyor. Bütün ağırlık Hz. Mehdi (a.s)’dadır. Rivayetlerden anladığımız yüzde doksan dokuz ağırlık Hz. Mehdi (a.s)’ın üstünde. Onun için Hz. Mehdi (a.s) diyor ki İsa Mesih’e “gel sen Müslümanlar’ın imamı ol” diyor. “Sen peygambersin” diyor. “Peygamber olduğunu umuyorum” diyor. “Takvaca seni daha ileri görüyorum” diyor. “Sen ol” diyor. “Hayır” diyor “ O Allah’ın bir ikramı olarak” diyor “imamlığa sen layıksın” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’de diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s)” diyor “Bazı peygamberlerden de üstündür” diyor. “Birçok peygamberden üstündür” diyor. “Hz. Ebubekir (r.a) ve Hz. Ömer (a.s) ondan üstün olamaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Radiyallahu anha” sevgi ifadesi. Bir insana biz direkt ismiyle hitap etmiyoruz. Mesela Naci Bey, Ahmet Bey diyoruz nezaketen. Mesela bir hanımdan bahsederken Ebru Hanım diyoruz, Aylin Hanım diyoruz değil mi? Hanım diye hitap ediyoruz. Ve bu direkt söyleyelim diyor. Olmaz. Nezaket ifadesi güzel bir şey.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey IŞİD’e karşı koalisyon ülkelerinin bir resmi vardı. Sancakları göstermesi açısından.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bak görüyor musun? PKK ucuz kahramanlık yapıyor. Kahramanlığınız döküle kalsın nerede kahramanlık? Göster. Bak bu adamlarla iş birliği yapıyorsunuz Müslümanlara karşı, bu tiplerle. Ve Müslüman düşmanısınız. Bak iş birliği yaptıkları adamları görüyor musun? Bu kadar adam PKK ile iş birliği yapıyor şu an. Ve Müslüman katliamına başladılar. Av şeklinde. Tamam, IŞİD terör uyguluyor, şiddet uyguluyor ama siz öğrettiniz onlara da. Acımasızlığı siz öğrettiniz. Kendi halinde Müslüman gençlerdi onlar. Bu dehşet düşüncesini, dehşetle netice alma yöntemini Amerika öğretti, Avrupa öğretti, İngiltere öğretti. Adam kesme biçme. Müslümanlar kendi halinde yaşıyorlardı halim selim. Böyle bir dehşet ortamı yoktu. Bin küsur yıldan beri huzur içinde yaşıyorduk. Dehşet ve şiddeti öğretenler Darwinist ve materyalistler. Çünkü Darwinizm’in, materyalizmin acımasız ruhu oraya yansıdı. Tabii hepsi için demiyoruz ama yüzde 99’u bu kafada. Sonuçta hem bağnazlığın etkisiyle, hem Kuran’ı yeterli görmemenin etkisiyle IŞİD ve ona bağlı diğer gruplar işte El Nusra, Taliban gibi örgütler yapılanmalar dehşeti ve şiddeti esas aldılar ve böyle yanlış bir yola girdiler. Bunu durduracak kimdir? Yine Mehdiyet’tir. Yani Cenab-ı Allah’ın vahiyle bildirdiği bilgi bu. Peygamber (s.a.v.)’e vahiyle bildirdiği bilgi bu. Mesela IŞİD de diyor “biz biliyoruz” diyor “liderimiz Bağdadi, Mehdi (a.s) değil” diyorlar. “Biz Hz. Mehdi (a.s)’a uyacağız. Hz. Mehdi (a.s.) geldi mi kan duracak” diyor IŞİD.  Onu kabul ediyor onlar. “Kan duracak, damla kan akmayacak. Uyuyan kişiyi uyandırmayacak ama Hz. Mehdi (a.s) çıktığında” diyor.  “Hz. Mehdi (a.s) çıkana kadar biz kan akıtmaya devam edeceğiz” diyorlar. Demek ki çözüm Mehdiyet. Amerika bunu anlamazdan gelirse kan denizinde boğulur, onu söyleyeyim. Yarın bir gün Amerika’da da terör başlar. Başı beladan kurtulmaz.  Avrupa’nın her yerinde başlar. IŞİD bir tek İslam ülkelerinde değil, Avrupa’nın her yerinde var. Bu bir mantık ve felsefe, bunun yanlışlığının akılla, bilimle anlatılması lazım. Ama iyi olan bunlar kabul ettiler, fikirle IŞİD’in yenilebileceğini. Bu düşüncenin El Nusra veyahut ona benzer her türlü şiddet düşüncesinin ilimle, irfanla, sevgiyle olacağını anladılar. Ama kimin ve nasıl yapacağını anlayamadılar yahut anlamazlıktan geliyorlar. Hangisi doğru? Anlamazlıktan gelme doğru. Çünkü kitabı gönderdim, açık açık anlatıyoruz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Estağfirullah. Bazı evanjelikler de Hz. İsa (a.s)’yı tenzih ederim, Hz. İsa (a.s) geldiğinde de kan akıtılacağını düşündüğü için bunu o fikre ters görüyorlar. Ona ihanet etmiş gibi görüyorlar eğer savunurlarsa.

ADNAN OKTAR: “İsa Mesih kan akıtacağına göre, ona kolaylık olsun” diyorlar.  Şimdi bak bu avcılar tüfeklerle falan onun için geliyorlar. Ne kadar çok Müslüman kanı akıtırsa, İsa Mesih’e o kadar yardımcı olacağına inanıyor. Çoluk çocuk önüne gelene kurşun sıkıyorlar. Ama bakıyorlar kan az. Yere bakıyor yerdeki kan miktarı yeterli değil. O istiyor ki atın boğazına kadar gelsin. Onun için gözleri döndü, çok daha büyük kan dökmeye hazırlanıyorlar. İlimle, irfanla bu tarz kitaplarla bu konuyu bitireceğiz. Mehdi (a.s) talebeleri olarak. Ben bir Mehdi (a.s) talebesiyim. Siz de Mehdi (a.s) talebesisiniz. Böyle güzel netice alacağız.

CEYLAN ÖZBUDAK: Onlarda Adnan Bey daha öncesinde Hz. İsa (a.s) hiç kan dökmeyeceğini, barış yanlısı olduğunu biliyorlar, sanki Hz. İsa’nın bir an için karakter değiştirecekmiş gibi davranıyorlar. Halbuki öyle olmayacağı çok belli kendi inanışlarından da.

ADNAN OKTAR: Tabii. İlk geldiğinde neyse Hz. İsa (a.s), son geldiğinde de öyle. İlk geldiğinde nasıl şefkatli, merhametli; son geldiğinde de şefkatli merhametli. İlk geldiğinde damla kan akıtmadı, son geldiğinde de damla kan akıtmayacak. O da Mehdi meşrep. “Hz. Mehdi (a.s) ile ikisi birbirine çok benzer” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yani “huyları da benzer, yüzleri de benzer” diyor tip olarak da benziyorlar, çünkü aynı soydan geliyorlar Hz. İbrahim (a.s)’in soyu. Ama bu tabii mucize, yani görünümlerinin de benzemesi. Ama Hz. Mehdi (a.s)siyah saçlı, İsa Mesih sarışın, kızıl sarışın sarı renkler karışık saçında, saçı hafif dalgalı, uzun saçlı. Sürekli uzun saçlı İsa Mesih. Geldiğinde zaten uzun saçlı geliyor. İlk göğe alındığındaki saçıyla geliyor. Zaman zaman kısaltacak saçını ama çok fazla değil. Genellikle omuz hizasında, yani omzuna dökülüyor saçları. Onun hayret verici en büyük mucizesi geldiğinde burada annesinin babasının olmaması. Zekası bir de mucizesi. Aklı, yani müthiş akıllı olacak. Muazzam bir kültüre sahip olacak. Hiçbir okuduğunu unutmaz İsa Mesih. Bir kere okuduğunda yeter. Harfine virgülüne varıncaya kadar tamamını beyninde muhafaza ediyor. Çok nadir insanlarda bu olur. Halende var dünyada.

AYLİN KOCAMAN: Bediüzzaman.

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’da da var Said Nursi Hazretleri’nde. Mesela Kuran’ın açıyor sayfasını okuyor, olduğu gibi ezberinde kalıyor. Hadis kitaplarının tamamını ezberden biliyor. Ne okursa ezberliyor. Ama bir kere okumak, çok acayip bir şey bu. Yani harfine, virgülüne kadar bir insanın beyninde kalması değil mi?

Şimdi IŞİD benim anlatımlarımdan, Mehdi (a.s) ile ilgili anlatımlarımdan konuyu çok esaslı kavrayan bir topluluk. Mehdiyet konusunu benim eserlerimden aldılar, anladılar. Çünkü bütün anlatımları benim eserlerimden. Bütün dünya Müslümanları, bütün gençler önce anlamazdan geldiler ama baktık ki bütün dünya Müslümanlığı anlamış, Mehdiyet’i. Su gibi ezberden biliyorlar. Bak önce bilmiyorlardı. Dedi ki “biz İstanbul’u da alacağız” dediler “kutsal emanetler orada” dediler IŞİD. Sonra dediler ki; “İstanbul sadece manen, fikirle, sevgiyle, akılla alınacak. Dolayısıyla bizim İstanbul’da faaliyet yapmamız mevzu bahis değil. İstanbul’u alma diye bir girişimimiz yok” dediler. Türkiye’ye girme konusunda da “Türkler size ilişmedikten sonra, siz Türklere ilişmeyin” hadisi o da benim kitaplarımdan alıntı hadis, o hadisi de görünce “bizim Türkiye’de bir faaliyetimiz olmayacak” dediler. Ama hadiste geçen bütün bölgeyi işgal ettiler ve işgal etmekte de kararlılar. Mesela hadislerde PKK kalmıyor. Yani böyle bir Allahsız, Kitapsız yapılanma kalmıyor. Şimdi kader o yönde olduğu için, Amerika bu kaderi durduramıyor. Havadan yağmur gibi bomba atıyor, o bombalar PKK’nın mevzilerine geliyor. PKK’ya ait binalar yerle bir edildi. Mesela şimdi ağır bombardıman yaptılar Kobani’de, Kobani’deki binaları hallaç pamuğuna çevirmişler. Şu an Kobani’yi düz tarlaya çeviriyor Amerika. Adamlar zaten kasabayı korumanın derdindeydi. PKK’nın derdi oydu. Kasabayı ayakta tutmaya çalışıyorlardı. Amerika ne yapıyor? Kasabayı düz araziye çeviriyor. Tarla haline getiriyor. IŞİD de uyanık onlar da Amerika’yı tahrik ediyorlar, oraya sürekli bomba attırıyorlar. Çünkü kendileri bombalasa çok pahalıya mal olur. Yani milyonlarca dolar para. Çok fazla bombaya ihtiyaç var. Onun için “biz buradayız” diyorlar, “gelin bombalayın burayı” diyorlar. Amerika da gelip bombalıyor. Yavaş yavaş bina kalmamaya başlamış. Yıktıkları binaların resmi var mı orada? Haritadan çekim var. Şimdi yavaş yavaş Amerika oyuyor şehri. Bir süre sonra Kobani’nin hiçbir şeyi kalmayacak. Amerika’ya bombalatıyorlar. Diyorlar ki “PKK’nın silahı kalmadı, PKK’ya silah atın” diyorlar, Amerika silah atıyor, gidip IŞİD hepsini ellerinden alıyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir kısmını da direkt onlar atıyorlar havadan.

ADNAN OKTAR: Onlar da şaşırıyor, bir mana veremiyor. Hayretler içinde kalıyorlar. 

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey dediğiniz gibi IŞİD bu sabah Kobani’nin kuzey batısındaki Til Şeir köyünü YPG’den aldı. Bunun üzerine Amerikan uçakları da akşam Til Şeir tepesini bombardımana tuttu.

ADNAN OKTAR: Onlar zaten binaları yıktırmak istiyor, onlar anlamıyor oradaki amacı. Amerika’nın tek bildiği bina yıkmak. Bina yıktı mı işi bitirdiğini zannediyor. PKK’nın tesisleri, karakolları senin bombalayıp yıktığın yerler. Adamların kurtaracağı bir şey bırakmadın zaten.

“Neoconlar İslam bizim düşmanımız demeye başladı.” Niye diyorlar? Çünkü bağnazlığı İslam olarak anlıyorlar. Şimdi bu kitaptan sonra diyebilirler mi? Diyemiyorlar. Hayret edecek şekilde şok oldular gönderdiklerimiz.

Alpay Polat; “Çin komünist lideri Mao da kendini en sonda ilah olarak göstermedi mi?” diyor. Hepsinde öyle oldu. Mesela Mao’ya secde ettiriyorlardı. Kuzey Kore’de ölen o manyağa da öyle. Herkes secde ediyordu. Kıyamda duruyorlardı. Rüku ettiriyordu herkese. Esad da öyle, kendine rüku ettiriyordu. Zaten deccalın vasfı olarak deccal taraftarları kendilerine rüku ettirecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde. Aynısı oldu. “Kendilerine secde ettirecekler, rüku ettirecekler” diyor. Bediüzzaman da bunu açıklamış.

“İnanın Van’da yaşayamaz olduk artık. Gün geçmiyor ki Müslüman’ım diyen camilere giden, sakallı olan herkesi IŞİD olarak damgalayıp kafalarına sıkıyorlar. Devlet bizi burada çok sahipsiz bıraktı Hocam. Artık yeter, herkes kendince silahlandı.  Bu dinsiz PKK yüzünden benvde Kürt’üm ama Müslüman Kürt’üm. Bunların yaptıkları vahşet yüzünden buralarda yaşayamaz olduk. Terk etmek de istemiyoruz. Nitekim Suriye’deki olaylar belli, benim için toprak, bayrak, dinimiz bizim için namusumuzdur. Buradan ayrılmak istemiyoruz” diyor. Hükümet çok yoğun tedbir alsın. Özellikle dindarlara karşı bir kıyım başladı Güneydoğu’da. Komünistlik müthiş arttı.

“Hocam benim adım Barış Avcı İstanbul’dan. Bir sen bir de Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iyi ki varsınız Hocam.” Tayyip Hocam delikanlının hasıdır. Ama tek başına bırakmamak lazım. Tayyip Hocam’ın var yanında arkadaşları ama halk desteği çok önemli. O zaman gücü çok iyi oluyor. Başbakan da çok iyi maşaAllah. Fakat onun da herhalde çok şiddetli baskı var. Bir garip durumlar gelişmeye başladı.

AYLİN KOCAMAN: Şu an uluslararası medyada baskı yapıyor.

ADNAN OKTAR: Başbakana da çok iyi destek lazım Ahmet Davutoğlu’na. Zor durumda olduğu anlaşılıyor açıklamalarından.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey uydu görüntüsü vardı. Kırk günlük yıkım diye Kobani’de.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Belirttiğiniz gibi binalar tamamen yerle bir olmuş.

ADNAN OKTAR: Bak Amerikan bombardımanı sonucunda Kobani’deki binaların hali. Yerle bir ettirdiler. IŞİD çok uyanık, çok kurnaz davranıyorlar. Amerika’yı maymun gibi oynatıyorlar. Mesela bir yerin yıkılması gerektiğinde “biz buradayız” diyorlar Amerika da gidip orayı bombalıyor. Orayı yerle bir ettiriyorlar Amerika’ya. Silaha ihtiyaçları oluyor PKK’lılara dedirtiyorlar işte “bak silahınız kalmadı silah isteyin” diyorlar. Amerika’dan silah istiyorlar hepsine el koyuyor ondan sonra.

Evet dinliyorum.

 TARIK KOLUKISAOĞLU:  Onunla ilgili bir şey daha çıkmıştı Adnan Bey getirdiği tepeye kendi bayrağını dikiyor ve sadece bayrağı indirmek için birkaç tane bomba atıyorlar ve militanlar da bunu ilerden izliyordu. Büyük ihtimal yıkılmasını istediği bölgeye birkaç tane bomba özellikle.

ADNAN OKTAR: Akıl almaz masraf yapıyorlar. Onun için uçak kalkıyor tek bir bayrağı vurmak için. Oynuyorlar onlarla, dalga geçiyorlar. 

BÜLENT SEZGİN: Dalga geçmişler milyonlarca dolar harcayıp dört dolarlık bayrağı vurmuşlar.

ADNAN OKTAR: Bir uçağın kalkması dünyanın parası. Bir de çok uzak mesafeden geliyor. Onun inişi kalkışı bayağı bir dert. Dokuz milyon dolar bir bayrak, bir metrelik bir bez için tabii üstündeki La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah’ı tenzih ediyorum. Oradaki o bayrak için tekrar tenzih ediyorum Allah af etsin. Milyonlar harcıyor adamlar. Bu hallere düşmenin alemi ne? Israrla bak anladınız da  diyorsunuz ki “hakikaten bilgiyle, akılla” ilimle olur bu” diyorsunuz. Bilene gelin, bilmiyorsanız bilenlerin kitaplarını dağıtın. Gurur yapacak durum var mı? Enaniyet yapıyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey bütün bu koalisyon kurulmadan önce “kaderde Allah IŞİD’i şu an için galip yarattığı için hiçbir şekilde yenilmeyecek” demiştiniz. “Bütün dünya bir araya gelse yine kaderde olduğu için şu an yenilmeyecek” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet en az üç yıl daha devam eder IŞİD.

GÖKALP BARLAN: Biz görevimizi bitirdikten sonra Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olmak için Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını bekleyeceğiz diye açıklama yapmıştı Hocam inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Mehdiyet’i onlara öğreten benim. Ama yanlış uyguluyorlar. Çünkü Mehdiyet’te Kuran’a tam tabii olmak var. Ama kaderleri öyle. Kan akıtılmayacak ama ilk aşamada kader içerisinde onların kan akıtacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.).  Çünkü doğruyu sonradan görecekler.

TARIK KOLUKISAOĞLU: Getirdikleri bir tane tepede yine Hocam tepeyi ele geçirdikten sonra hep birlikte namaz kılıyorlardı. O görüntüleri de bugün internette vardı IŞİD elemanlarının.

ADNAN OKTAR: Bak o havadan atılan silahları nasıl ele geçirmişler? Onlara ait fotoğraflar, onları gösterelim. Bir bunların iğrenç görüntüleri var da onları veremiyorum. Asılıp kesilme değil de, yüzlerindeki o iğrenç ifadeler PKK’nın. Fakat tabii onlar gösterilecek gibi değil.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD’in elinde bulunan Amerikan çadır silah ve araçlarıyla ilgili fotoğraflar var.  

ADNAN OKTAR: Bir daha bakayım. Daha önce görmüştük değil mi? Paraşütle atmışlar. IŞİD’in eline geçmiş.

CEYLAN ÖZBUDAK: O da sürekli PKK’lıların yalan söylediği için olmuş. Bu bölgelerin kendi kontrolü altında olduğunu söylemiştiler. Amerika’da oraya atmış. Yala söyledikleri için IŞİD’e gitmiş. Kendilerinin kontrolünde göstermek için.

ADNAN OKTAR: PKK; Stalinist, komünist kafada ya onlar da yalan çok önemli bir taktik oluyor. Komünist yalan çok berbattır. Maocular’ın da yalanları çok kötü olur.  Akıl almaz uydurur sürekli atar Maocular dikkat ederseniz. Ama çok kötü yalan söylerler böyle zekanın kırıntısı olacak gibi olmuyor. Bazen, bazı Maocular’da. Normal bir zekada bir insanın yapacağı gibi değil. Anında anlaşılacak yalanlar söylüyorlar. PKK da öyle en aklı olmayan adamın bile anlayacağı şekilde en adice yalanlar söylüyorlar. Ama kudurmuş gibi yalan söylüyorlar. Amerika da bunların yalanlarına kanıyor hakikaten mesela diyor “şurası bizim kontrolümüzde” diyor halbuki onların kontrolünde olmuyor IŞİD orayı hallaç pamuğuna çeviriyor o zaman. Şurada böyle oldu diyorlar haritayı yanlış bildiriyorlar. Ceylan’ın dediği gibi. Bombalama da ona göre oluyor. Bu sefer başlarını belaya sokuyorlar. IŞİD işgal etmediği halde diyorlar ki burayı IŞİD işgal etti diyorlar. Boş araziyi Amerika gidip orayı bombalıyor bu sefer. Adamları müthiş masrafın içine sokuyorlar. IŞİD de kahkahalarla gülüyor bunların haline.

AYLİN KOCAMAN: Amerika da önce Adnan Bey “bizim değil, biz atmadık” demişti. Sonra kabul etmek zorunda kaldılar.

ADNAN OKTAR: Amerika da kendini rezil ediyor. Her seferinde düzeltmek durumunda kalıyorum bu çok önemli Amerikan halkı değil. Amerikan devleti değil, bu katil derin devlet yapısı.

AYLİN KOCAMAN: Siz dün Adnan Bey PKK’nın bir yalanını daha ortaya çıkarmıştınız. “Kimyasal gaz atıyorlar bize” demişlerdi. Orada IŞİD de var dediniz. Aynı bölgede.

ADNAN OKTAR: Acayip sahtekar. Olacak iş mi? “Kobani’ye kimyasal gaz attılar o yüzden biz öldük” diyor. Niye sahtekarlık ediyorsun? Allah akıllarını da almış. Akılları da gitmiş. Zaten aklı yok da, zekası da gitmiş.

İsa Mesih o zamanlar Roma kültürü içerisinde yetişmişti. O devrin en modern kültürüydü. Şu an Avrupa’sı gibi. O zamanın Roma’sı. O kültür içerisinde o kültüre karşı İslam ahlakını anlatıyordu. O kültür içerisinde. Şimdi de geldiğinde ultra modern bir genç olarak yine geliyor. Yine Avrupa kültürünü, Amerikan kültürünü yanlış yönlerini eleştirip doğruyu anlatacak. Ama en önemli yönü tabii annesi babası olmayıp İsa Mesih’e çok benziyor olması. O en vurucu yönü o olmuş olacak. Yoksa açık galibane bir mücadelesi yok İsa Mesih’in. Gidip mesela bir kitap dağıtamaz. Bir yerde çalışma yapamaz. Konferans veremez çünkü sürekli gizleyecekler. Talebelerinin en çekindiği şey İsa Mesih’in bilinmesi. Çünkü kimliği de yok, kimliği de gerçek kimlik değil. Geçici bir kimlik verecekler ama geçici bir isim ona ait bir kimlik değil. O yüzden zaten yakalansa Allah vermesin o şekliyle çok büyük sorun çıkar. “Sen kimsin?” diyecekler mesela haşa “terörist misin? Nerden geldin? Annen baban belli değil. Annen baban yok diyecekler. Ailen akraban da mı yok? O da yok. O zaman sen neyin nesisin?” diyecekler. Çok tehlikeli olur. Hz. Mehdi (a.s)’ın güvencesinde ortaya çıkıyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sınırlar da kalkması gerekiyor değil mi?.

ADNAN OKTAR: Tabii. Hz. Mehdi (a.s)’ın çok iyi koruyacağını bildiği için ortaya çıkıyor yoksa çıkmaz. İyice güvende olduğunu hissettiğinde artık Müslümanlar toplanmış. Mesela Kudüs’te namaz kıldırıyor Hz. Mehdi (a.s). O kadar sağlam bir ortam var. Tabutu sekine bulunmuş, kutsal sandık. Herkes Müslüman olma tereddüdünde. Olsak mı, olmasak mı? O tereddüt anında işte diyor Bediüzzaman ortaya çıkar diyor. Tahmin ediyorum benim kanaatim şu an elli yaşında olabilir. Çünkü epeyden beri vazifede elli-elli beş yaşında olabilir. Ama çok dinç olacak. Böyle otuz-kırk yaş arası gibi görünür. Kimse fark etmez yaşını. Bakın zuhur ettiğinde görün filinta gibi böyle Avrupai çok yakışıklı delikanlı. Böyle haşa benzetmek gibi olmasın starlar oluyor ya böyle çok yakışıklı, öyle yakışıklı. Onlardan kat kat yakışıklı kıyaslanmaz. Süper modern, her şeyi, bütün müzik çeşitlerini her şeyi de bilir. Sanatçıları hepsini de tanır onu da söyleyeyim. Böyle klasik şey değil. Bütün sanatçıları, bütün yazarları herkesi bilir, her şeyi bilir. Bilmediği hiçbir aşama, müthiş bir genel kültüre sahip olacak. O da çok dikkat çekecek. Var ya bazı gençler “şu parça çalıyor” diye hemen bilir, her şeyi tanır. Konuşması mükemmel, üslubu mükemmel. Gençlerin ruh halini çok iyi bilir. Avrupa kültürünü falan hepsini çok iyi bilir. Yemesi , içmesi, oturması hepsini çok iyi değerlendiren, bilen bir insan. Zaten o yönüyle çok beğenecek Avrupalılar da, çok sevecekler. Ama farz değil inanmak İsa Mesih olduğuna. Biz onun heyecanını yaşayacağız. Ne kadar çok benziyor diyeceğiz, ihtimalimiz çok çok fazla olacak. Yoksa farziyet derecesinde bir şey yok. İnanma mecburiyetimiz yok. Hz. Mehdi (a.s)’da da öyledir. “Ne kadar çok benziyor “diyeceğiz. O kadar. Ama sen Hz. Mehdi (a.s)’sın diyemeyiz. İsa Mesih’e diyeceğiz; “Sen ne kadar çok benziyorsun İsa Mesih’e” diyeceğiz. Ve seveceğiz. Yanaklarından sıkıp seveceğiz. En şaşıracakları o İsa Mesih. Diyor “aklın ihtiyarını alır.” “Niye aklın ihtiyarını alsın? Çünkü annesi babası belli olmayan, belli değil de yok yani bir insan. Geçmişini hatırlamayan bir insan. Niye aklın ihtiyarını alsın bu? Yakışıklı sarışın bir delikanlı. Çilli, bütün el ayak her yer çil. Ağzı burnu Museviler’de oluyor öyle. Evet gri gözlü. Bir de saçı özel bir saç bazen Museviler’de oluyor o saç. Bilmiyorum gören oldu mu? Parlak ıslak gibi oluyor çok nadir olur Museviler’de. Sırf o kavme mahsus.

CEYLAN ÖZBUDAK: Tutamları belirgin.

ADNAN OKTAR: Evet yani banyo yapmış da hani saçını kurulmamış gibi görünecek. Peygamberimiz (s.a.v.) onu çok önemli bir delil olarak söylüyor. Onun vasfı. Sürekli öyle halbuki kuru saçları, “su değmediği halde diyor da ıslakmış gibi görünür” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Kendi gördüğünü söylüyor “şu an görüyorum” diyor. Hac yaparken “sağında solunda da iki kişi var” diyor. Biri Hz. Mehdi (a.s) Allahualem,  biri de herhalde yardımcıları olabilir. Oradaki emir alan, emir eri olan kişi olabilir.

Hızır (a.s) aleni görünmez o tip bir şey yapmaz. Ama şöyle olabilir Peygamberimiz (s.a.v.)’in gördüğü üç kIŞİDir de ama gerçeğinde iki kIŞİDir. O olabilir o zaman olur. O anda görmüş olabilir Peygamberimiz (s.a.v.) gördüğünü söylüyor zaten.  “Üç kişi birlikte hac ederlerken” diyor. “Hac kalabalığının içerisinde üç kişi yan yana giderlerken gördüm” diyor. Hz. Mehdi (a.s) Hz. İsa Mesih ve bir kişi daha olabilir. Hızır (a.s) da olabilir. Ama Hızır (a.s) genellikle çok nadir görülen bir insan. Bir resim gösterebilirim Hz. İsa Mesih’e benzeyen fakat biraz daha şey yapabilirim yani bu tam benzeyen değil de.

BÜLENT SEZGİN: Göstertebilirim.

ADNAN OKTAR: Göster bakayım. Evet, buna yakın yani çok çok yakın diyebilirim. Evet, burnu biraz daha küçük. Burunun ucu biraz daha küçük Hz. İsa Mesih (a.s)’in. Daha çekme burunlu yani biraz daha küçüktür ama üstündeki doğru. Burnunun üstündeki bombe doğru. Bir parça daha küçük.  Ağzı küçük doğru. Bıyıkları doğru. Kaşları biraz daha yüksek Hz. İs Mesih(a.s)’in. Gözleri doğru. Gri renkte ama çok daha anlamlı ve keskin. Yani bu tarzdadır inşaAllah.

DİDEM RAHVANCI: Adnan Bey, Hz. Hızır (a.s) farklı suretlerde halk arasında olur mu?

ADNAN OKTAR: Onun bir önemi yok yani gezer halk arasında da yani bir şey yok. Onun katıldığı toplantılar çok önemli. Onun toplantısında toplantıya katılanların kanı iliği çekiliyor.  Ne karar vereceği, çünkü sürpriz karar alıyor. Uygulamaları çok şaşırtıcıdır Hızır (a.s)’ın. O devrin önemli kişileri yekaza halinde katılabiliyorlar onun toplantısına. Bedenen katılma zor yani.

KARTAL GÖKTAN: Araştırmacı Gazeteci Barak Barfi CNN’de yayınlanan makalesinde Amerika’nın IŞİD ile mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Amerika’nın Özgür Suriye Ordusu’nun askerlerini eğitmesinin ya da silah yardımında bulunmasının bir fayda getirmeyeceğini çünkü IŞİD’in gücünün ideolojilerinden ve İslam adına savaşmalarından kaynaklandığı ifade etti.

ADNAN OKTAR: Güzel doğru söylemiş. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Özgür Suriye Ordusu’nun amacı para ve sosyal statü. Bu nedenle birlik değiller” dedi. IŞİD kontrolünde bulundukları yerlerdeki.

ADNAN OKTAR: Ama bak hayret. Ben bunu açıkladım, anlattım. Kelimesi kelimesine benim dediğimi yazmışlar. Hayrettir ya, yani dünya çapında böyle bir izleme. Ve dediklerimi de kelimesi kelimesine uygulama.

AYLİN KOCAMAN: Bunu başka kimse söylemedi Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazının devamında söyle söylemiş Barak Barfi, “Amerika’nın, IŞİD’e karşı mücadeleyi kazanmayı istiyorsa, yola özgür Suriye ordusuyla değil, daha stabil ve düzenli bir yapılanmaya sahip olan PYD-PKK’yla devam etmesi gerektiğini önermiş.

ADNAN OKTAR: İkisi de rezalet ama öbürü daha da berbat. Pislikle yola çıkılmaz. Şu ana kadar PKK seksen binin üstünde terör eylemi yapmış. Bak seksen bin. Ve büyük bölümü de cinayetle sonuçlanmış. Bak o anne nasıl canım benim, orada çocuğunun mezarında nasıl şeker?

BÜLENT SEZGİN: Evet gösterebiliriz.

 ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun her gün o şehit mezarlarındalar benim annelerim.

Kürdistani, Curdistani yazmış. Diyor ki; “aynen Kürdistan’daki Türk askeri gibi değil mi?” diyor. “Köyleri yakmalar, keyfince Kürtleri öldürmeler, çirkin şeyler yedirmeler.” Bak, iddia eden Ergenekon terör örgütünün, iddia eden demeye gerek kalmadı değil mi bunlara? Ergenekon Terör örgütünün yaptığı pislik görüyor musun? Türkiye’yi bölmek için yaptığı pislik. Türk askeri değil, askeri kıyafet giymiş Ergenekon militanları. Türk askeri ne kadar mazlum gidin bir bakın bakayım Mehmetçiğe bir konuşun. Hangi Mehmetçik adam öldürür? Konusu bile açılsa bembeyaz olur onların yüzü, sapsarı olur. Acayip merhametliler. Mardin’den geliyorlar, Yozgat’tan geliyor. Anadolu’nun tertemiz nur gibi çocukları onlar. Böyle bir vahşet yapabilir mi Türk askeri? Profesyonel katiller yaptı onları. Ergenekon’un katilleri yaptı. Amaç neydi? Doğu’da bir Kürdistan kurmak.  Marksist, Leninist, Stalinist bir devlet kurmak. Devlet kurdurmak için ne yapması gerekiyordu? Halkı delirtmek, dinlendirmek, kızdırmak, nefret ettirmek, devletten soğutmak. Bu görevi kim aldı? Ergenekon üstlendi. Derin devlet üstlendi. Becerebildiler mi? Beceremediler. Allah belalarını verdi. Çok zulüm yaptılar. Bana bunu niye öğretiyorsun sen? Ben biliyorum, senin anlattığının ben bin mislini biliyorum. Ve bu derin devlet örgütü bir tek Kürtlere değil ki, herkese zulüm yaptı. Bize yaptıkları işkencelerin haddi hesabı yok. Bize yapılan işkencelerin haddi hesabı yok. Akıl almaz işkenceler yaptılar zamanında bu deccallığın uygulaması. Türk devletiyle, Türk askeriyle alakası yok, askerle bağlantı kurmaları çok ayıp.

IŞİD’in mağlup olduğunu söylüyor. “Cesetlerini bile toplayamıyorlar” diyor. Şimdi bu çocuk konuşması gibi yani yapmayın etmeyin. IŞİD, PKK’yı mahvetti. Allah bela olarak gönderdi ve yerle bir etti PKK’yı. PKK diye bir şey yok şu an Türkiye sınırları dışında. Ve dünya bir araya geldi bak IŞİD’e karşı. Dünya bir araya geldi. PKK, Amerika, Avrupa, derin devletleri bir araya geldi. Avrupa’nın bütün katilleri, Amerika’nın bütün kiralık katilleri, PKK’nın bütün kiralık katilleri bir aradalar; bir avuç IŞİD’le baş edemiyorlar çünkü Allah bela olarak gönderdi IŞİD’i. Allah’ın gücüne karşı koyamıyorlar. IŞİD bir dehşet örgütü ve bir şiddet örgütü. Bu İslam’da yok. Kuran’da da yok. Yaptıkları yöntem doğru mu, Kuran’a uygun mu? Değil. Kuran’a uygun hale getirilecekler. Mehdiyet vesilesiyle. Onun zamanı da var ama en az iki-üç yıl bu dehşet ve şiddet devam edecek. Çünkü kendileri bu eğitimi verdiler. IŞİD’e şiddeti öğreten PKK’dır, Amerika’dır, Avrupa’dır. Adam kesmeyi, adam biçmeyi öğreten onlardır. Şimdi ektiklerini biçiyorlar. İslam’da şiddet var mı, Kuran’da var mı? Yok. Allah diyor ki; ‘’Kul ya eyyuh-el kafirun’’ diyor. Kâfirlere hitap ediyor Cenab-ı Allah. ‘’Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize’’ diyor. Asın, kesin demiyor Cenab-ı Allah. “Dinde zorlama yoktur” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. Şu an Kuran uygulanıyor mu? Uygulanmıyor. Peygamber ne diyor ayette (s.a.v.)? “Ya Rabbi, benim ümmetim” diyor “bu Kuran’ı terk ettiler” yani, Kuran’ı yetersiz gördüler. Kuran yeterliyken yetersiz gördüler. Sana benim bir tane şikâyetim var anlamında diyor Cenab-ı Peygamber (s.a.v.). Bak bir tane şikâyeti var, o da Kuran’ı terk etmesi ümmetin. Kuran’ı terk ettikleri için böyle oldular. IŞİD şiddetinin, dehşetinin nedeni de budur. Kuran’ın terk edilmesidir. Onları o vahşetten, terörden kurtaracak olanda Hz. Mehdi (a.s)’dır. Başka bir kurtuluş yoktur. Amerika daha hala, “ilimle, irfanla olur” diyor. Kardeşim kim sunacak bu ilmi irfanı? Hiç olmazsa arıyoruz deyin. Bakacağız deyin. Bulmaya çalışacağız deyin. “Tamam” diyorlar “ilimle olur, sevgiyle olur, ama kim yapacak bilmiyoruz” diyorlar. Bak bu kadar bilgi edindiyseniz doğrusunu da söyleyin. Hz. Mehdi (a.s),  İmam Mehdi (a.s). Hani Mehdiyet yalandı, hani doğru değildi? Bak bütün bölgede, bütün İslam âleminde şu an Hz. Mehdi (a.s)’den başka bir şey konuşulmuyor. Bütün bölgede Mehdiyet’i öğreten benim. Mehdiyet’in ne olduğu bilinmiyordu. Mehdiyet çok flu bir varlık olarak biliniyordu yani, hikâye gibi masal gibi biliniyordu. Mehdiyet bilinmiyordu. 

CEYLAN ÖZBUDAK: Eski o anlatıma göre sanki Mehdiyet’i tenzih ederim, sanki hiç gelmez gibi.

ADNAN OKTAR: İmkânsız gösteriyorlardı. Yani masal kahramanı gösteriyorlardı.  Ben anlattıktan sonra Hz. Mehdi (a.s)’in gerçek olduğuna inandılar. Ve bütün bölgedeki bütün yapılanmalar Hz. Mehdi (a.s)’den adları gibi eminler, kim olduğunu da biliyorlar. Varlığını da biliyorlar, zuhurunu da biliyorlar. Alametlerini de, hepsini biliyorlar. Yani biliyorlar derken tahmin ediyorlar. Tahminle bilinir yani inşallah. Amerika da biliyor. Bütün Ortadoğu biliyor da; Amerika nasıl bilemez yani? “Mehdi (a.s) yok” diyorlardı. Bütün bölgede tek konuşulan konu bu. Mesih ve Mehdi (a.s).Bütün evanjelikler Mehdi (a.s) ve İsa Mesih’ten bahsediyor. Bütün Museviler hep bahsediyor. Moşiyah’ı yalvarıyorlar, Allah’tan gelmesini. Moşiyah’ın gelmesi için nasıl toplanıp dua ettiler? Onu filmini hazırlayın da gösterelim. Hazır da var mı o film? Bir baksınlar. Eski film o. Kudüs’te toplanıyorlar. Dua ediyorlar. Onu hazırlasınlar gösterelim. Bak CFR. Tamamı Mehdi (a.s) bekliyor. George Bush, İsa Mesih’i bekliyor. Reagan, “Ahir zamandayız” diyorlar. Herkes Mehdi (a.s) konusunun varlığı hakkında eminler. İsa Mesih ve Mehdi (a.s.). Bütün dünya politikası buna göre ayarlanıyor. Bizim entel, dantel yazarlar anlamazdan geldiler. Ama şu an anlar hale geldiler yavaş yavaş. Tek bildikleri işte YPG’yi, PKK’yı korumaktı. Onlar da rezil rüsva oldular. Bazıları için söylüyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Aslında Adnan Bey, sizi çok yakında takip etseler siz adım adım IŞİD’in ne yapacağını söylemiştiniz. Örneğin Irak’ın en iyi korunan eyaleti diye bilinen Ambar’ı aldı IŞİD. Orası da Ürdün’e açılan yol. Siz “Ürdün sınırına mutlaka iner” demiştiniz. Normalde böyle bir imkan bile görünmüyordu. Bir gün içinde oldu.Siz söyledikten sonra. “Pasaportları ellerinden almasın Avrupalı devletler, batılı devletler kendi bulundukları yerlerde onlar bu sefer eylem yapar” demiştiniz. Kanada’da on üç yıldır tek bir tane bile eylem olmamıştı. Bugün Başbakan az daha ölüyordu. IŞİD eylemi oldu. Siz hemen söyledikten sonra.

ADNAN OKTAR: Ne dediysek o. Ben hadise göre söylüyorum. Ve hepsi doğru çıkıyor.

“PYD’ye sesleniyoruz” diyor. “TC’ deki veletlerinizden birkaç tanesini Kobani’ye yollayın da leşlerinizi toplasın” diyor. Tabii ki bir dehşet üslubu gelişti aralarında. Ama ilk dehşeti ve şiddeti gösteren PKK’ydı. Bütün bölgeye şiddeti o öğretti. Dehşeti öğretti.

AYLİN KOCAMAN: Adnan bey, siz PKK’lılar genelde sosyal medyada çok kahraman takılıyorlar ama siz şey söylemiştiniz. “Bir kader var. Peygamberimiz (s.a.v.) de onu hadislerinde belirtmiş. O kadere göre işliyor her şey ve bunu da izliyoruz” demiştiniz. PKK da bu şekilde zaten yok olacak bu kader dahilinde Allah’ın izniyle.

ADNAN OKTAR: Bir de Peygamber  (s.a.v.) “kırk yıl” diyor deccalin ömrü. Bunlar kırk yılını doldurdu. Onun için bunlar yok ediliyor şu an. Bunlar da kadere karşı direneceklerini zannediyorlar. Halbuki tarihin perspektifi içerisinde bunlar açık açık görülüyor. Bakıldı mı neyin neyle neticeleneceği açık Peygamber (s.a.v.)’in hadislerine göre. Bir de gurur yaptıkça daha da aşağılanıyorlar. Kobani kalmış mı? Dört yüz kilometre  alan alınmış, dört yüz metrelik alan alınmamış. O da yıkılmış.Binalarınızı yıktırıyor IŞİD. Orada bir kurnazlık yapıyor. Bütün binalarınızı yıktırıyor. Havadan Amerika’ya bombalatıyor. Hem Amerika’nın parası gidiyor. Hem de kendileri emek sarf etmemiş oluyorlar. Bütün binalarınızı yıktırıyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Sadece seyrediyorlar.

ADNAN OKTAR: Sadece seyrediyor onlar.

EBRU ALTAN: Endüstriyel bölgeyi göstertiyor. Dümdüz olmuş Kobani.

ADNAN OKTAR: Kobani diye bir şey kalmadı. Endüstri bölgeleri, hepsini hallaç pamuğu gibi attılar. Seviniyor PKK. Bir de Amerika’nın katilleriyle, PKK katilleri kol kola. Ne kadar aşağılayıcı bir şey. Avrupa’nın derin devlet katilleriyle PKK kol kola. “Biz kahramanız diyor.” En adi hareketleri yapıyorsun. Amerika’nın katilleriyle kol kolasın. Senin nerede burada bir milli mücadele veriyorsun? Türkiye milli mücadele verdi. Atatürk’ün önderliğinde yabancı ülkelere karşı verdi. Ve hepsini de kovaladı. Sen yabancı ülkelerle işbirliği yapıp, sahtekarlık yapıp, kahpelik yapıp Müslümanları katletmeye kalkıyorsun. Sahtekar. Senin nerede öyle bir gücün var? Adamlara yalvarıyorsun. “Bize yardım edin” diye. Kabadayılık yapacak halin kalmış mı senin? Amerika’nın katilleriyle iç içe, koyun koyunasın. Onlar ne derse onu yapıyorsun sen. Kendini satmışsın. Satılıksın. Ahlaksızlığını nasıl göremezsin? Kahpeliğini nasıl göremezsin? Bütün askerlerimiz hep sırtından vuruldu şu ana kadar. Madem kabadayıysan gel, bir göğüs göğse gelseydin. Geçenlerdeki aslanlarımızı da vurdular. Hepsi sırtından vuruldu benim aslanlarım. Yolda gidiyor. Haberi yok. Sırtından vuruyorlar. Bu kahpelik. “Ulusal mücadele veriyoruz” diyor. “Ulus haline gelmek için.” Sen Amerikan katilleriyle koyun koyunasın. Nasıl ulusal mücadele veriyorsun sen? Avrupa’nın katilleriyle iç içesin. Katil ordususunuz. Nasıl ulusal mücadele veriyorsun? Satılmışsın sen.

BÜLENT SEZGİN:  Sayın Enformasyon Bakanı Omran Erzubi, dün yaptığı basın açıklamasında; “Suriye devleti askeri birlikleri ve uçaklarıyla YPG’ye ve askeri lojistik destek veriyor. Ayrıca cephane ve silah da veriyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Sen, bir kere orada Kürtleri kurtarma peşinde değilsin. Sen oraya Amerika’nın yerleşmesi için, Amerika’nın orada bir üs kurması için uşaklık yapan, kukla, karaktersiz adamlarsınız. Senin Kürt halkıyla ne işin var? Senden zaten nefret ediyorlar. Sen Amerika’nın kiralık katilleriyle çalıştığına göre Amerika’nın amacı ne olabilir? Amerika sana orada toprak verir mi? Amerika’nın amacı o bölgeyi almak ve kendi toprağı haline getirmek. Kendi üslerini kuracak, tesislerini kuracak. Oradaki Kürt kardeşlerimizi de kovacak. Konu bu.  Yahut kullanacak kendince. Oraya üs kurmanın peşinde Amerika.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ortadoğu petrollerinin üçte biri orada. Hiçbir şekilde bırakmazlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Petrollerini alacak, tesisler kuracak. Kendi orada yerleşecek. “Ne oldu?” diyecek. İşte “ulusal kurtuluş savaşı verdim.” Ulusal kurtuluş savaşı vermiyorsun. Sen aşağılık, karaktersiz bir adam olarak kendi toprağındaki insanları mahvediyorsun. Ve o toprağı satıyorsun. Amerika’nın derdi oraya yerleşmek. Bu kadar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Kobanili sevimli bir kedi var. Onu görebiliriz bu arada.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onu. Tatlı güzel yüzünü onun. Ah canım benim. Yazık buna. Bunlar mümkün mertebe saklanıyor. Ne var onun kuyruğunda? Bir şey var.

BÜLENT SEZGİN: Yerde su şişesi var.

ADNAN OKTAR: Canım benim acayip şeker.

Herkes aşka gelmiş. Ben yatıyorum. Hakikaten olmaz, bütün millet ayakta, olmaz böyle şey. Her yer ayakta bu nedir bu saatte? Yok yok yarın, hadi uyuyalım. İnşaAllah bugün bu kadar olsun.

BÜLENT SEZGİN: Evet. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi.Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü