Harun Yahya

Sohbetler (25 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün 1436. Hicri yılbaşı.

ADNAN OKTAR: Allah tekrarına erdirsin.

BÜLENT SEZGİN: KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Yalçın Akdoğan için; “Kendini akıllı sanan psikolojik savaş kafalı” dedi. Ve “Yalçın akdoğan kafasıyla Kürt sorununu çözmek ve bir yerlere varmak mümkün değildir. Hükümet ya aklını başına alacaktır ya da aklı başına getirilecektir” ifadelerini kullandı. ‘Çözüm sürecinin bize düşen aşamalarını biz yerine getirdik’ diye anlatıyor ve şunları söylüyor: “Üçüncü aşama ise normalleşme dönemi idi. Gerillanın tümden legalleşmesiydi. Toplumun öz savunma gücü olarak yeni bir konuma kavuşmasıydı.” Bunlar gerçekleşmediği için hükümeti kendince martaval okumakla itham ediyor.

ADNAN OKTAR: Kim bu?

BÜLENT SEZGİN: KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu.

ADNAN OKTAR: Mustafa Karasu, KCK. Öz savunma gücü yani Güneydoğu’da Türk polisine, Türk askerine gerek kalmayacak, jandarma ve polis PKK’lılar olacak. Ne demek? “Aldık gitti” diyor. Yani Güneydoğu’yu teslim almış oluyorlar hem de savaşsız, olay çıkmadan, korkutarak, güya. O tabansız kafalarıyla Türk milletini, Türk devletini korkuttuklarını düşünüyorlar. Korkutarak, çok kolay olarak Güneydoğu’yu alacaklarını düşünüyorlar. Bak koydukları ismin kibarlığına bak; “PKK’yı dağıtacağız” diyor. Sonra? “Onları öz savunma birliği yapacağız” diyor. Nedir diyoruz savunma birliği? “Jandarma, polis.” Yani Güneydoğu’nun jandarması PKK olacak, böylece süreç tamamlanmış olacak.

BÜLENT SEZGİN: Gerillanın legalleşmesi olarak anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Legal olmuş olacak. Legalleşme ne demek? Aynı zamanda katillerin hepsine af. Af çıkacak hapisten hepsini bırakacaksın, Abdullah Öcalan serbest, cumhurbaşkanı oluyor. Bunları bu kadar azdırmanın ve bu kadar şımartmanın alemi var mıydı ben bunu anlamadım? Türk milletine bunlar bak aylardan beri bunlar meydan okuyor. Şu kepazeliğe gerek var mı bir düşünmek lazım? Niye ihtiyaç duyuyorlar ben anlamadım? Bunlar it gibi susuyordu kardeşim. İran bunları dağlara zamk gibi yapıştırdı. İran’ın karşısında topuk selamına geçiyorlar ve kadın kılığında geziyorlar İran’da. Yüzlerce resim var, bir tane iki tane değil. Ama Türkiye’ye geldi mi bakın kesintisiz her gün Türkiye’yi tehdit ediyorlar her gün.

GÖKALP BARLAN: Bugün de Hocam Hakkari’de üç sivil olarak alış verişe giden askerimizin arkadan gelip kafalarına sıkmışlar Hocam, şehit etmişlerdi inşaAllah Bingöl’de.

ADNAN OKTAR: Şimdi, pek kahpe dedik bu adamlara değil mi? Kahpeliklerinin gereği. Mesela bak yüz yüze yok, enseden. Hep askerimizi polisimizi bu şekilde şehit ediyorlar. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Anne babasına da sabrı cemil ve bu büyük şerefe nail oldukları için de tebrik ediyoruz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı AK Parti hükümetinin Kobani direnişine karşı olumsuz politikalardan vazgeçmediğini belirterek, IŞİD’e verilen desteğin de sürdüğünü iddia etti. KCK, AK Parti’nin Ortadoğu ve Rojava politikasının çöktüğünü de ifade ederek Güneydoğu’da direnişin geliştirileceğini duyurdu.

ADNAN OKTAR: Daha hala Kobani direnişi, bunlar deli mi? Bu konuyu ben belki otuz kere anlattım kafa basmıyor herhalde. 400-500 kilometrelik bütün coğrafya IŞİD’in elinde. 400-500 metrelik bir yer de PKK’nın elinde şu an, -en fazla 400-500 metredir- “Kobani direnişi” diyor. Kobani direnişi bilmem neyi kalmış mı? Her yeri almışlar. Bütün Kobani’nin tamamını, yüzde 90’ını almış IŞİD. Orta kısımda direniyorlar. Onlar da onlara işkence yapıyor. Yavaş yavaş her gün öldürüyorlar. Zaten resimlerini her gün yayınlıyor. Öldürüp, kafalarını kesiyorlar, yayınlıyorlar. Her gün tüketiyorlar onları. Bunlar da habire direnişten bahsediyor. Direniş falan yok teslim olmuşsunuz siz, ablukaya alınmışsınız ve teker teker kesiyorlar sizi. Nerenin direnişi? Zulüm ektiniz, zulüm biçiyorsunuz. Bela ektiniz bela biçiyorsunuz. IŞİD’e bu şiddeti öğreten sizsiniz. Acımasızlığı öğreten sizsiniz. Allah belanızı veriyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PYD’nin lider kadrosundaki PKK’lıların isimlerine gazeteci Mevlüt Yüksel ulaştı. IŞİD’le savaşan PYD’nin Kobani’deki silahlı güçlerinin başında, terör örgütünün sözde üst düzey kadrosundaki Bahoz Erdal’ın bulunduğu ortaya çıktı. Kobani’de PYD ile birlikte savaşan PKK’lı yöneticilerinden bir diğerinin de Öcalan’ın manevi oğlu olarak tanınan Şahin kod adlı Fettah Abdi’nin olduğu ifade edildi.

ADNAN OKTAR: Belalarını arıyorlar yani. Akıl fikir bunlarda kalmamış. Kabadayılıktan vazgeçin, çakallıktan vazgeçin, kahpelikten vazgeçin, Türk devletiyle anlaşın. Dersiniz ki; “arkadaş biz hata yaptık, yanlış yaptık. Allah bizi affetsin. Suçlu olanlarımızı ilgili kanun maddelerine göre tezci edin. Suçu olmayanları da affedin, bırakın.” Suçu yok, zaten savcılık bırakıyor onları. Konu bitsin deyin. Daha hala kabadayılık, itlik yapıp, Avrupa’nın teşvikiyle, Amerika’nın teşvikiyle ve onlarla işbirliği yaparak, “birlikte kurtuluş savaşı veriyoruz” diyor. Sen işgalcilerle, müstevdilerle anlaşıyorsun sen, kendi halkının, Kürt kardeşlerimizin karşıtlarıyla anlaşıyorsun. Buna rağmen kısa sürede sizi ezip biçiyorlar yani Amerika’yla ve bütün Avrupa’yla. 60’a yakın devletle beraber hareket ettiğiniz halde hepinizi kesip-biçiyorlar. Nereye kabadayılık yapıyorsunuz? Amerika sizi kurtaramıyor, Avrupa sizi kurtaramıyor. Sizin kabadayılığınız kalmış mı? Bunların akılsızlığını Avrupa da anlamadı, Amerika da anlamadı. Daha hala Kobani de Kobani. Kobani diye bir şey yok. Adamlar tamamını almış, inanmıyorlar. İnanmıyorsan git bak, her yeri almışlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, şehit olan askerlerimiz Bingöl’de değil Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde şehit oldular. Caddede yüzleri maskeli iki teröristin saldırına uğradılar. Şehit askerlerimizin isimleri de; Ramazan Gülle, Yunus Yılmaz ve Ramazan Köse.

ADNAN OKTAR: Ramazan’lar Yunus’lar, Allah bize de nasip etsin. Helal olsun aslanlarıma. Büyük şeref, büyük onur. O kahpelerin de kanunla hukukla ellerini kırarız. Ama sivil asker gezerken, bak defalarca söyledim. Diyorum ki, çapraz birbirlerini kontrol etsinler, bu kahpelere güvenilmez. Gayet rahat geziyorlar, olmaz. Polis de öyle, mesela çıktıklarında en az mesela 20 kişilik bir ekip olarak çıksınlar. İkişer ikişer gezsinler. Mesela bir caddenin çaprazına biri, bir caddenin çaprazına biri, hepsi birbirini kollayan vaziyette. Bir de sivil askerde de silah bulunması lazım. Çünkü sivil olduklarında silahı bırakıyorlar, bildiğim kadarıyla. Sivil askere mutlaka silah verilmesi lazım mutlaka. Bir şey olabilir yani. Nasıl askerde poliste normal haldeyken silah varsa, şehir içinde gezerken de. Çünkü risk olduğu için geçici olarak silah verilebilir. Birbirlerini korumaları açısından. Ama tabii kader, takdiri ilahi neyse o olur. Allah şehit istediğinde alır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Salih Müslim özgür Suriye ordusunun Kobani’ye asker göndermek yerine IŞİD’e karşı ikinci cepheyi açması gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Bunları korku sarmış. Diyorlar ki, “size yardıma gelelim” diyorlar. Onlardan da korkuyorlar. Onlar da gelir onları keser diye korkuyorlar. Özgür Suriye ordusu bu sefer bunları boğacak diye korkuyorlar. Korkudan delirmiş vaziyetteler. “Başka cephe aç.” Adam bölecek olsa zaten yapar sana mı soracak? Senden izin mi bekliyor? Komutanı değilsin bir şeyi değilsin. Demek ki adamın gücü yetmiyor.

Bölgede PYD/PKK’dan herkes tiksiniyor. Bunlar pislik adamlar olarak biliniyor. Yani uzatmaya gerek yok, defolup gitsinler. Ya iman edip normal Müslüman gibi yaşasınlar yahut uzak bir coğrafyaya nereye gidiyorsa gitsinler. Uganda’ya gidiyorlar, Yeni Gine Bissau mu? Oradan da kovalarlar bunları. Lanetli bunlar böyle. Pislik adamlar, hakikaten Kürt halkı, Kürt milleti kardeşlerimiz acayip tiksiniyor bunlardan. Ahlaksızlıklarının cezasını çekiyorlar. Bak her yerden itilip kovuluyorlar, her yerden aşağılanıyorlar. Kürt milleti hiçbir şekilde istemiyor bunları, Kürt kavmi, Kürt kardeşlerimiz. Kürt kardeşlerimizin evleri nur gibi oluyor tertemiz, baya bakımlı oluyor. En zor şartlarda bile tertemizler. Namazında niyazında, anneler nur gibi, genç kızlar nur gibi. Bunlar domuz sürüsü gibi evin içine giriyorlar, haraç almaya geliyorlar. Orada nutuk atıyorlar, komünizm propagandası yapıyorlar. Namaz kılan adam, daha secdeden yeni kalkmış ka’dede oturuyor, oturup ona komünizm propagandası yapıyor. Böyle ahlaksızlık olur mu? Defol git kardeşim, baş belası olma. Bu millet zaten çok çekti Kürt kardeşlerimiz, çok ızdırap çekti. Bırakın artık normal yaşasınlar. Ayrıca IŞİD’in Kürt kardeşlerimizle hiç alıp veremedikleri yok. Baya iyi davranıyorlar. Mesela anneleri falan çok titizlikle alıp geçiriyorlar. Sivillerin geçmesi için çok özen gösterdiler. Sivil halkı seviyor IŞİD. Bu ahlaksızları istemiyorlar. Kürt kardeşlerimiz de istemiyor, IŞİD de istemiyor, özgür Suriye ordusu da istemiyor, hiç biri istemiyor. Biliyorlar pislik olduklarını. Yapacakları şey iki yol var; ya defolup gidecekler uzak bir coğrafyaya veyahut iman edip normal insan gibi yaşayacaklar.

PYD Kobani’de yönetimi ele geçirdiğinde 50 bin Müslüman’ı oradan sürdü yönetici olan. Bak, 50 bin kişiyi oradan sürdü. Oranın yerlisi olan insanlar, bütün atası ecdadı orada yaşamış. Dışarıdan gelmişsin onları niye sürüyorsun? Müslümanlar’la niye uğraşıyorsun? Bırak normal yaşasınlar. Baş belası oldular.

“Ben Berfin.” Milliyetçilik, her Müslüman İslam milliyetçisidir. Ben ırk milliyetçisi değilim. Benim için Kürt, Laz, Çerkez hepsi aynıdır. Üstünlük takvadadır. Kürt kardeşlerimi niye seviyorum? Takva oldukları için seviyorum, güzel ahlaklı oldukları için seviyorum. Benim ırktan kaynaklanan bir sevgim yok. Hiç kimseyi ırkından dolayı sevmem ben, takvasından dolayı severim. Çünkü hepimiz Hz. Adem (a.s)’ın evladıyız, Adem-i’yiz ırk olarak. Allah “sizi çeşitli kavimler olarak yarattım birbirinizle tanışmanız için” diyor. Bende Çerkezlik de var, Türkmenlik de var, Araplık var, Peygamberimiz (s.a.v)’in soyundan gelen bir Araplık. Hz. Davut (a.s)’ın soyundan gelen İbrahim-i bir yön de var, İbrani yön de var.

Vay kahpeler, benim canlarımı, aslanlarımı bak bu kaçıncı hep sırttan. Fakat bu dediğim konuda bir titizlik göstermediler. Aslanlar şehirde gezsin hatta 100 kişi olarak gezsinler. Mesela ikişer üçer caddeye dağılsınlar çapraz. Bir de hepsine silah versinler. Sivil asker ne demek? PKK’nın kum gibi kaynadığı bir yerde, PKK’nın belinde silah var, benim aslanlarımda silah yok. Olmaz öyle şey. Kanunu değiştirsinler. Askere sadece tüfek veriyorlar. Hem tüfek hem tabanca versinler, değil mi? Tüfeğini bıraksın şehre inerken, otomatik silaha gerek yok. Tabancasını beline taksın çıksın. Bak bakayım yanaşabiliyorlar mı. Kahpeler acayip korkarlar. Mesela baktılar bir şey oluyor, havaya birkaç el ateş etse onlar zaten korkudan orada yere yapışırlar. Bir de kadın kılığında gelmişlerdir yine. Bak görün, kadın kılığında gelmişlerdir o kahpeler. Bu kadar kalleş, kahpe ben görmedim. PKK’nın açılımı; pek kahpe kalleşler, PKK. Bak, pek kahpe kalleşler. Yani bu açılım üstüne hareket etsinler. O zaman kalleşse, kahpeyse yapar zaten. Bir de pek fazla kahpeyse daha da yapar böyle şeyler. PKK dedin mi bundan sonra pek kahpe kalleşler akla gelecek, inşaAllah. Her yerde bu şekilde.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Cumhurbaşkan Erdoğan’ı; “Biz hiçbir zaman PKK olarak algılanmadık. Kaçıncı defa İstanbul’a gelip yetkililerle görüştüm. Evinin içinde görüşüyoruz en büyük yetkililerle. İkinci gün arkamızdan, ‘bunlar teröristtir’ falan diyorlar. Sayın Erdoğan da biliyor diğer yetkililer de biliyor. Biz hiçbir zaman terörist olmadık” sözleriyle eleştirdi. Ayrıca, “kendisi bir açıklık getirsin, ne kadar bizi destekliyor? Gerçekten IŞİD’e karşı savaşmak istiyorsa bizim yanımızda olması, yardım etmesi gerekir. Duruşuna bir açıklık getirsin” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye onun yanında olacak? Salih Müslim’e bir şeyler olmuş. Türkiye ona yardım edecekmiş, o da IŞİD’i yenecekmiş. Bu akla ben şaşıyorum. Bunları ikaz eden, uyaran, nasihat eden yok mu? Geliyorsa mesela devlet yetkilileriyle konuşuyorsa bunu oturtup nasihat etmek lazım. “Getir arkadaşlarını da” dersin konuşursun. “PYD bilmem ne, PKK falan bunları bırakın, değil mi? Bütün dünya artık İslam’ı konuşuyor. Komünizm falan öldü. Komünist düşünce yanlış. Darwinizm-materyalizm diye bir şey yok. Aklınızı başınıza alın. Modern, Kuran’a uyan bir Müslüman olun siz de kurtulun biz de kurtulalım rahat edelim” demeleri lazım. Adamlarla ciddi ciddi konuşuyorlar, siyaset konuşuyorlar. Adam siyasetten zaten simsiyah olmuş kalbi.

Hasta ediyorsun. Nasihat edilse bunlara ikna olurlar. Mesela Salih Müslim’le konuşulsa ikna olur. Ama bu tek başına olmaz tabii. Salih Müslim’i sen ikna etsen, PYD’lilerin yanına gitse ağzını burnunu kırarlar. Dese ki, “ben Müslüman oldum. Namaz kılayım.” Belki kılıyor da olabilir. Belli de olmaz. Kafasını, gözünü yararlar en hafifinden. Öldürebilirler de. Çünkü 15 bin iç infaz yaptı PKK. Bak, 15 bin Kürt’ü, Kürt insanını, kardeşimizi infaz etti. 15 bin kişiyi. Gözü dönmüş adamların. Bediüzzaman Said Nursi’nin yayınlanmayan bir mektubu var. Orada “İsa Mesih (a.s) siyaseti üstlenir” diyor. “Siyaset, dünya siyasetini üstlenir. Hz. Mehdi (a.s) de tebliğ görevini yapar” diyor. Yayınlanmış mektubu. O mektubu bulmaları için ben onlara ipucu da verdim. Arşivlere girebilirler. Ve ayrıca getirdiler o mektubu bana ben gördüm fakat gündemde olmaması acayip. Halbuki mühim bir mektup o. Bir de bu mektup niye yayınlanmamış, o da çok garip. Mesela şey de yayınlanmıyor. Bediüzzaman’ın “Sırrı inna atayna.” Tamam, yayınlamayın ama has talebeleri de gösterin kardeşim . Sungur Ağabey’e o zaman söylemiştik Rahmetli’ye. Acayip şeker o, dünya tatlısıydı maşaAllah. Çok az konuşuyordu ama her gittiğimde harika bir anlatımı oluyordu Sungur Ağabey’in. Mesela durdu durdu, “Adnan kardeş sen seddi Zülkarneyn oldun” dedi. “Küfür seni aşıp bize gelemiyor” dedi. Ama çok zor anlaşılıyor zaten konuşması. Mesela bu çok hoşuma gitti o sözü. Bak, “seni aşamıyorlar” dedi. “Seni aşsalar bize gelecekler” dedi. “Ama seni aşıp bize gelemiyorlar” dedi. Yine Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyorduk. Acayip şeker. ““Ben görmeyeceğim ama sen göreceksin” dedi” dedi Bediüzzaman. Talebelerinin hepsi dönüp baktılar. Bayağı kalabalıktı. Acayip şaşırdılar. “Duydunuz değil mi?” dedik. Çok hayret verici oldu. Aralarında da konuşmuşlar. “Ben onun zahir olmasına yetişemem” dedi Sungur Ağabey. Yani “benim ömrüm vefa etmez” dedi. “Ama Abdullah Yeğin o sıhhatli, o yetişebilir” demişler kendi aralarında Abdullah Yeğin Ağabey için. “Ama biz ölürüz herhalde o arada” demişler. “Çıkması ayrı, zahir olması ayrı. Ama sen göreceksin” demiş. Seyid Salih Özcan Ağabey’e de “sen göreceksin” demişer. “Ben gördüm” demiş Seyit Salih Özcan Ağabey. “Bir daha göreceğim bu aralar” diyor. O çok şeker.

ALTUĞ BERKER: Mesela Abdullah Yeğin Ağabey’e gittiğimizde Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili açıklamalar yaptığı gün, röportaj yaptığımızda gittiğimiz de o mektubu okuyordu Osmanlıca mektup olarak.

ADNAN OKTAR: Öyle mi?

ALTUĞ BERKER: Ama kağıttı; baskı değildi. Kağıttan onu okuyordu. Bize de okudu biraz, sonra konuşmaya başladı.

ADNAN OKTAR: Nasıl, ne dedi? Yaklaşık.

ALTUĞ BERKER: Siyaseti Hz. İsa (a.s)’a bırakacağına dair bölümü söyledi. İlk geldiğimizde de okuyordu o zaten kendisi. Dediğinizle aynı şekilde söyledi.

ADNAN OKTAR: “Hocam, son zamanlarda çok sık UFO gözlenmeye başladı. Bu neye işaret ediyor?” Doğru mu, öyle bir şey var mı? UFO gören var mı sizde? Yok. Doğru mu söylüyorlar acaba? Gerçekten görenler varsa gelip anlatsa ben anlarım onların üslubundan. Yani cin mi gördüler ne gördüler? Mesela bir arkadaşım anlatıyordu. Dedi ki “biz gördük” dedi. “Evde oturuyorduk. Gökte bulutların üstünde böyle bir şey sürekli dönüyor” dedi. “Işık şeklinde.” Halbuki biz lazer ışık gösterisi olabilir bu. Değil mi, ne alakası var? Ama delil olarak da “lazerlerin çubuk halinde görünüyor. Öyle bir şey yoktu” dedi. Bulutlu havada görünür çubuk. Buluta rastgeldiyse. Puslu havada görülür çubuk. Bulutlara rastgeldiyse orada ışıklı bir görüntü oluşmuş olabilir.

GÖKALP BARLAN: Şeyh Nazım Hocamız’ın, Hocam sizin hakkınızda 86 senesinde konuşması vardı. O çok ilginç. Detaylı açıklıyor nasıl nereye varacağını. Yaptığınız faaliyetleri ne yapacağınızı tek tek anlatmıştı Hocam. Mucize.

ADNAN OKTAR: Hayret, çok şahane bir insan. Şeyhim dünya tatlısıydı, maşaAllah. Allah tanışmayı nasip etti, maşaAllah. Ara ara Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri’ni ziyarete gidin. Elini öpün, dua isteyin. O çok tatlı, mübarek bir insan.

ALTUĞ BERKER: Şimdi size selam söyledi Hocam. Şimdi yayına girmeden evvel.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne tevafuk. Kalp kalbe karşı. Daha önce niye söylemediniz?

ALTUĞ BERKER: Tam yayına girerken yardımcısı Metin Ağabey’imiz aradı. Biz onunla görüşmek için talepte bulunmuştuk bize zaman verdi. Selam söylediğini söyledi. Demek şimdi kısmetmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O da dünya tatlısı. Acayip sessiz, kendi halinde, çok mazlum. Bize gelmişlerdi. O zaman Şeyh Nazım Hocam tanıtmıştı. “Benim oğlum” dedi. Baktım acayip mütevazi, sakin. O zaman o keçileri vardı Şeyh Nazım Hocam’ın, onları güdüyormuş, keçileri. Şeyh Nazım Hocam’ın böyle memelerine torba takılmış keçileri vardı ama zibil gibi çok fazla. Kıbrıs dağlarında geziyorlar. Herhalde o mandırada oradan biraz evin ihtiyaçlarını gideriyorlar anladığım kadarıyla. Peygamber mesleğidir çobanlık, maşaAllah. Şeyh Mehmet Efendi de öyle. Tam tasavvuf ehli, çok halim selim, maşaAllah. Bursa’nın ışığı, Bursa’nın nuru Şeyhimiz’i de ziyaret edin, inşaAllah. O çok mübarek bir insan, çok içli, çok efendi, çok güvenilir bir insan, maşaAllah.

Bir şeyler söyleyin.

BÜLENT SEZGİN: Obama, Ebolaya yakalanan, ardından hastalığı yenmeyi başaran ve taburcu edilen sağlık görevlisi Nina Pham’ı Beyaz Saray’da kabul etti. Görüşmede Obama’nın Pham’a oval ofiste sarılması imaj düzeltme çalışması olarak yorumlandı.

ADNAN OKTAR: Hangi imajı düzeltiyor yani?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Sempatik göstermek için Amerika’ya kendisini.

ADNAN OKTAR: Paniktense tabii ki öyle olması iyi. Obama iyi niyetli ama renkli birisi değil. Amerika’yı canlı atak hale getirmiyor. Ölü Amerika şu an. Yani bir koma halinde. Şöyle bir sarsılıp, silkelenip çok canlı hale getirebilir. Eski Amerika güzel, o zengin, neşeli, dolu dolu Amerika. Amerikan rüyası şu bu falan diyorlar ya, işte o önemli.

Dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Peşmerge, Kobani’ye destek için yarın Türkiye’ye gelecek. Rudaw Televizyon Kanalı’nın haberine göre 150 kişiden oluşan peşmerge grubu ağır silahlarla Türkiye üzerinden Kobani’ye giriş yapacak.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi eğer bu gerçek olursa çok vahim. Çünkü Kobani’ye silah götürmüş oluyor. Yani PKK’ya silah götürmüş oluyor. O silahıyla geri dönmeyeceği belli. Oraya silah götürmenin adı bu şekilde lanse edilirse bu çok ürkütücü olur. PKK kahpe bir örgüt. Bugün daha yeni üç tane aslanımızı şehit ettiler. Bu kahpelere bizim adam göndermemiz, bizim üzerimizden silah göndermemiz düşünülemez. Ayrıca Kobani’ye gönderildiğinde orada telef olacakları da belli bu insanların. Yani hepsini öldürürler. Bir mantığı da yok. Türkiye böyle bir şeye aracı olmasın. Haberin doğru olmadığına inanıyorum. Olmayacağına da inanıyorum. Adamlar ne diyor? “Bize ağır silah gönderin” diyor. Adam da eline ağır silahı almış. “Al sana ağır silah getirdim” diyor. Bu olmaz. O onu vuracak. O onu vuracak. Her zaman söylüyoruz. İlimle, akılla, fikirle olur. Her yere fikir adamı göndermek lazım. Düşünce insanı göndermek lazım. Sevgiyle, akılla. Türkiye’nin müthiş imkanları var. Dünyanın, Amerika’nın müthiş imkanları var. Radyoları, televizyonları var. Gazeteleri var. Emrimize versinler. Müthiş bir tebliğ çalışması yapalım. Bir ay bile sürmeden her yer süt liman olur. Bir ay bile sürmez. Amerika’nın radyoları, televizyonları, Türkiye’nin radyoları, televizyonları imkanımız olarak bize sunulmuş olsa komünizmin, terörün, anarşinin geçersizliğini gayet güzel bütün bölge halkına anlatırız. Her yer süt liman olur. Herkes birbirine sarılır. Konu da biter. Böyle olmaz. Ağır silah göndermeleri çok acı bir olay. Yani inanıyorum ki böyle bir haber doğru değil. Doğru olması çok vahim olur. Ağır silahlarla donatılmış askeri, PKK’nın olduğu yere gönderiyoruz. Ve PKK bu ağır silahlara sahip olmuş oluyor. Bu çok vahim bir şey.

BÜLENT SEZGİN: Şöyle diyorlar; “Çıkışta silahlar kayıt altına alınacak. Geri döndüklerinde teslim edecekler.”

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey olmaz. Bir kere silahlı adam niye gönderelim? Silahlı adam demek çatışma demektir. Biz çatışma istemiyoruz. Kan aksın istemiyoruz. Peşmergenin alayını doğrarlar orada. Bütün silahlarını ellerinden alırlar. Hatta bak, geldiklerinde, belki de onu bekliyor IŞİD. Gelmelerini bekliyor. Bir anda çöküp tamamını infaz edebilirler. Yani iki saatte falan bitirebilirler hepsini. 150 kişi nedir? 150 dakika sürmez 150 kişi onlar için.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli de bugün yaptığı konuşmada “Peşmergenin Türkiye üzerinden Kobani’ye gitmesi tarihi bir hatadır” dedi.

ADNAN OKTAR: Umarız doğru değildir. Yani çünkü doğru haber olmuyor bunlar genellikle. Tahmin oluyor. Sakın ha. Bir de ağır silahlarla. Adamlar PKK bas bas bağırıyor ağır silah. Şimdi onu Mehmetçiğe doğrultacaklar. Bak, daha yeni aslanlarımızı vurdular. Şehit ettiler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Gine’den dönen Amerikalı Doktor Craig Spencer'ın Ebola virüsü taşıdığının açıklanmasının ardından Amerika’nın New York ve New Jersey eyaletlerindeki yetkililer batı Afrika ülkelerinden gelen ve virüs taşıyan kişilerle temasta bulunan hava yolu yolcuları için 21 günlük zorunlu karantina kararı aldı.

ADNAN OKTAR: Bütün millet 21 gün içeride. Onunla baş edemezler. O adam her yere elini ayağını sürmüştür. Yüzlerce yere elini sürmüştür. Milyonlarca demesem de binlerce insan elini onun dokunduğu yere dokundurmuştur. O ona, o ona tokalaşarak her yere de yayılmıştır. Bir felaket Amerika’nın üstünde dönüyor. Amerika Allah’a teslim olsun. Darwinist, materyalist eğitimi durdursun. Yani dinsizliğe karşı tavır alsın. Amerika dindarken çok zengin oluyordu. Dindarlığı bırakınca fakirleşti.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gazeteci Yazar Etyen Mahçupyan’a Başbakanlık Baş Danışmanlığı teklifi geldi. Teklifi bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu iletti. Bu yıl Ermeni tehcirinin 100. yılı nedeniyle böyle bir adım atıldığı iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel olmuş. Bak, tam evlad-ı Fatihan. Etyen Mahçupyan, tam Osmanlı evladı. Dürüst, efendi, namuslu, karakterli, haysiyetli, candan, vefalı çok güzel ahlaklı delikanlı. Eli, yüzü nurlu. “Ermeni” diyorlar, yobazlarla bir kıyaslayın onu. Kat kat kıyası kabil olmayacak şekilde üstün.

Bir de bu peşmerge içine PKK’lıları da doldurmuş olabilirler. Yani özetle Türkiye’den müsaade etmesinler. Yani IŞİD’in olduğu yerlerde tir tir titriyor. “Biz Kobani’yi feth edeceğiz” diyor. Her yeri vermişsin sen zaten. Neyin mücadelesini veriyorsun? Deli misiniz siz? Yüzde 99’unu vermiş. Her yeri vermiş. Kobani’nin de tamamını vermiş neredeyse. Yüzde 90’ını vermiş. İç çekirdekte, çok küçük bir bölümde direniyorlar. Oraya adam 150 kişi; onun 150’sini de doğrarlar oraya gelenlerin ve silahlarını da alırlar. 150 tane ağır silah adamların tam aradığı şey. O Kobani’nin son durumu var mı sende?

BÜLENT SEZGİN: Bakayım.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu gri olan yerler IŞİD’in hakim olduğu yerler. Sarı olan yerler de PKK’nın hakim olduğu yerler. Burada kalmış mı PKK? Her yeri almış adamlar. Nereye artistlik yapıyorsunuz?

BÜLENT SEZGİN: Ufak sarı olan nokta Kobani olan yer, zaten etrafı sarılmış durumda tamamen.

ADNAN OKTAR: Hem sarılmış, bir daha sarılmış. Bazen sembolik bir şeye kafayı takıyorlar. IŞİD de bayağı eğleniyor bunlarla. Ara ara canları adam doğramak istiyor. Bunları doğruyorlar yine dinlendiriyorlar yine doğruyorlar. Her gün doğradıklarının resimlerini yayınlıyorlar. Bakılacak gibi değil.

BÜLENT SEZGİN: Resimler vardı ama uygun olmaz diye göstermiyorum.

ADNAN OKTAR: Canım gösterilecek gibi değil zaten.

“Üç şehidimiz varken Hocamızın gülmesi abes kaçıyor.” Yas ilan etmek istiyor. Ve kesintisiz yas. Diyor ki “babam öldü” diyor yine yas. “Şu bilmem ne oldu.” Yas. Şehit oluyorlar. Yas. Diyor, “Irak’ta insanlar öldü. Patlama oldu” ona da yas. Sizin bu sözünüze göre bütün ömrümüz yasla geçecek. Şehitte sevinilir. Ben şehit olmak için Allah’a dua ediyorum. Onların makamına imreniyorum ben. Şehitlik şereftir, nimettir. Yas tutulacak bir şey yok. Müşrikler yas tutarlar. Küfür ağlar. Allah diyor ki ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “…az gülsünler, çok ağlasınlar” (Tevbe Suresi, 82) Sen ne diyorsun? “Gülmeyin” diyorsun. Allah bunu müşrikler için söylüyor. Müslüman güler ve Allah aşkıyla ağlar. Allah için ağlar.

Tolunay Tk2, “Milliyetçi değilim ama zaten Apo da Kürt değil. Ermeni Apo. İdam edilmeden artık Kürtler rahat olamaz. Bilmeliler” diyor. Milliyetçi değilsin ama “Apo da Kürt değil Ermeni” ne fark eder? Ermeni olsa ne olur, Kürt olsa ne olur? Bu ırkçı kafa nereden çıkıyor böyle ben anlamıyorum? Bunu diyenin soyuna baksan onda da Ermeni çoktur soyunda. Genetik koduna bakılsa bütün Anadolu’da Ermeniler Türkler’in içinde erimiştir. Güneydoğu’da halkın epey bir bölümü Ermeni kökenlidir. Türkiye’de mesela burada da birçok kişinin kanında Ermeni kanı vardır. Çünkü Ermeniler’in büyük bölümü iman etti. Müslüman oldular iman etti derken Müslümanlığa iman ettiler. Ermeniliğe iman etmişken Müslümanlığa iman ettiler. Halk içinde eridiler. Özellikle evliliklerle birçok kişinin babaannesi hep Ermeni’dir. Yahut Rum’dur, yahut Musevi’dir. Soruyorum “babaannem Musevi’ydi” diyor. Soruyorum “babaannem Ermeni’ydi” diyor. Yahut “babaannemin annesi Ermeni’ymiş” diyor. Bu yaygın bilinen bir şey. Ve küçük düşürücü bir şey de değil onurdur. Ermeni olmak da onurudur, Musevi olmak da onurdur. Kürt olmak da onurdur, Türk olmak da onurdur. Hepsi Hz. Adem’in evlatları. Aşağılayıcı bir şey zannediyor onu. “İdam edilmeden” niye idam edilsin? İdam edilmesi için bir sebep yok Abdullah Öcalan’ın. Müebbet hapis verilmiş, cezasını çekiyor.

Hakan “NASA uzayda tamirat yapan astronotları çekerken rastlantı sonucu orada bulunan UFO da görüntüye girmiş” diyor. Bir taş parçası geçmiştir. Al sana UFO. Her şeyi UFO’ya çevirmenin alemi yok. 

Evet Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey kardeşlerimizin şu günlerde gerçekleştirdikleri bazı faaliyetler şu şekilde. Bir konferansa katılmak üzere Elazığ’a gelen Ebubekir Sifil Hoca’ya sizin Hz. Süleyman (a.s) ve Komünist Çin ‘in Zulüm Politikası: Doğu Türkistan kitaplarınızı hediye etmiş kardeşlerimiz. Kitapları görür görmez çok memnun olmuş ve defalarca “EyvAllah teşekkür çok ederim” demiş. 24 Ekim’de Ankara’dan kardeşlerimiz Demetevler metro çıkışında 25 adet kitabınızı ve 15 adet belgesel CD’sini dağıtmışlar. Balıkesir’den kardeşlerimiz evde buluşup birlikte yemek yiyip sohbet etmişler ve belgesel izlemişler.  Sohbetin sonunda sizin kitaplarınızdan hediye edilmiş. Bugün Osmaniye’de kardeşlerimiz broşür dağıtımı yapmışlar. Yine bugün Almanya’da kardeşlerimiz Berlin’de fosil sergisi düzenlemişler. Bursa ve İnegöl’deki kardeşlerimiz 19 Ekim’de kitap dağıtımı yaptıktan sonra evde bir araya gelip sohbet etmişler. Dün Bakırköy’de A9 TV broşürü ve 18 adet kitap dağıtımı olmuş. Bugün de yine kardeşlerimiz toplanıp ev sohbeti yapmışlar. Niğde’den kardeşlerimiz Nevşehir merkezde 400 adet kitabınızı dağıtmışlar. Antalya’dan kardeşlerimiz üç gündür sizin kitaplarınızı halka dağıtıyorlarmış. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz komşularıyla ev sohbetinde buluşmuşlar.Ve onlara sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Son olarak Kayseri’den kardeşlerimiz Dünya Ticaret Merkezi fuar alanında fosil sergisi düzenlemişler. Özellikle çocukların ilgisi çok fazlaymış maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, hep nurlu insanlar maşaAllah. Ebubekir Sifil demek ki samimi bir Müslüman. Bazıları çok sahtekar oluyor. Enaniyetten artık vücudu ene kesiliyor, kitaba tavır alıyor, hak bir fikre tavır alıyor. Ama Ebubekir Sifil dürüst Müslüman olduğu için dürüst bir tavır koymuş. Hocamız demek ki samimi Müslüman.

“Budist güçler kuvveti ismi Müslüman karşıtı ırkçı örgüt Sri Lanka hükümeti de destek veriyor BBC mensubu aşırı son olarak Müslümanlar’a ait elli dükkana saldırarak biri çocuk, dört kişiyi öldürdüler. Örgüte destek veren Sri Lanka hükümetinin aynı zamanda Myanmar ve Hindistan’daki Müslüman karşıtı terör örgütleri ittifak halinde oldukları belirtiliyor. Dalai Lama 79. doğum gününde aşırı ırkçı Budist gruplara Myanmar ve Sri Lanka’daki Müslümanlar’a yönelik saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.” Bu arkadaş kimdir bu resmi olan? Var mı sende?

BÜLENT SEZGİN: Evet Müslüman karşıtı grubun lideri  Galagoda Atte Gnanasara ismi.

ADNAN OKTAR: Yüzünde nur yok. Yüzünde nur yok. Cinayet mi işliyorlarmış bunlar, örgütü?

BÜLENT SEZGİN: Tam bilmiyorum detaylarını örgütün ne yaptığını.

ADNAN OKTAR: Onu bir araştıralım. Uyaralım da, gerekirse diğer ülkeleri de uyarabiliriz.

BÜLENT SEZGİN: Evet cinayet işliyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Cinayet işliyor işte. Halbuki normalde Budistler cinayet işine pek girmezler. Onlar da bu pislik işlere bulaştırdılar. Budistler daha insancıldır, böyle kan dökmek olayında. Bu yıllarda bunları da bu pisliğe bulaştırdılar. Onları da kancı yaptılar.

BÜLENT SEZGİN: Terör örgütü olarak geçiyormuş. Cinayete de sürekli teşvik ediyorlarmış.

ADNAN OKTAR: İşte bak Müslümanlar’ı terörist yaptılar. Hristiyanlar’ı terörist yaptılar. Museviler’den terörist yaptılar. Budistler’den terörist yaptılar. Her yeri kan denizine döktüler. Artık denizden kasıt işte bu. Kan denizi, her yerde kan.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey konferans haberimiz var.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sadun ve Oktar sizi temsilen Maldivler’e gittiler konferansa. Konferanslarınız bir basın toplantısıyla duyuruldu. Çeşitli radyo ve TV kanallarında belgesellerimizin duyuruları yapıldı. Ulusal Sanat Galerisi’nde, Kuran Mucizeleri ve Kuran Bilime Yol Gösterir konulu konferanslar verdiler arkadaşlarımız. Konferansa eski İçişleri Bakanı’yla azı eski bakanlar, öğretim üyeleri ve çeşitli basın mensupları katıldı. Konuşmaların arkasından kapsamlı soru cevap bölümü oldu.

ADNAN OKTAR: Şimdi onlar oralardalar mı?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Çok iyi maşaAllah.

Bak Bediüzzaman diyor ki bu mektubunda, Risale-i Nur’da; “gerçi” diyor “hakikat noktasında ahir zamandaki gelecek” bak “ahir zamanda gelecek” “geldi” demiyor “gelecek büyük Mehdi siyaseti tam dindar İseviler’e bırakıp.” Dünya siyasetini demek ki dindar İseviler yönetiyor. Hakikaten dünyada şu anda da öyle. Yalnız İslamiyet hakikatlerini, ispata ve izhara icraya çalışır. Bak, Hz. Mehdi (a.s) sadece imani konularla ilgileniyor görüyor musunuz? Bak,  “İslamiyet hakikatlerini, ispata” Darwinizm, materyalizmin geçersizliği, iman hakikatleri “izhara ve icraya çalışır.” Dindar İseviler ne yapıyor? Siyasetle ilgileniyorlar. Risale-i Nur o Zat-ı Mübarek’in Hz. Mehdi (a.s)’ın yahut onun cemaati nuraniyesinin” bak hem Hz. Mehdi (a.s), Zat-ı Mübarek diyor Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s) için.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu “şu ana kadar Irak peşmergelerinin Türkiye sınırı üzerinden Kobani’ye geçişinin olmadığını ama bunun olmayacağı anlamına gelmeyeceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Yapmasınlar bence. Çünkü orada belli ki kapsamlı bir cinayet gerçekleşecek. O gelenlerin tamamını öldürürler. Bak o yüz elli kişiden bir tane bırakmazlar. Zaten onların gelişini bekliyorlar. Tamamen ablukaya alınmış bir yerde olay bitmiş demektir. Bir katliam için hazırlık yapmış bekliyorlar. Bütün araziyi almış, Kobani’nin çevresinin tamamını almış. Muhasaraya alınmış bir yer. Orada belki birkaç saatin içerisinde hepsini imha edecekleri anlaşılıyor. Böyle bir fitnenin içerisine yüz elli kişi gönderilir mi? Gönderdiğinde o yüz ellisi de gidecek demektir. Ve silahlarına da el koyarlar. Türkiye böyle bir şeye girmesin. Sureti katiyede olmaz.

Aklı mantığı olan bir insan düşünelim, Amerika için diyorum. Tamamen ablukaya alınmış bir yer, daire, çember şekline alınmış yani katliam an meselesi. Çok küçük bir yerde PKK’lılar direniyorlar. Bunların içerisine sen yüz elli kişi daha gönderirsen bu nedir? Birkaç saatin içinde tamamen imha ederler. Böyle bir şeye girmesin Türkiye. Sorumluluğu Türkiye’ye ait olur o zaman. En fazla birkaç saat sürer söyleyeyim. Onların silaha ihtiyacı var, IŞİD’in. Modern silahların geleceğini duydukları için ses çıkartmıyorlar, muhasarada bekliyorlar şu an. Yoksa tamamını kazırlardı. Bir de Amerika bu konuda hassasiyet gösterdiği için, Amerika’yı aşağılamak istiyor IŞİD. Rezil etmek istiyor Amerika’yı. Onun için o ablukayı kaldırmayıp, ablukayı neticelendirmiyor. Amerika müthiş aşağılanır böyle bir şeyde. Ve Türkiye’yi de bu cinayete şerik etmek istiyor. Türkiye bu belanın içerisine girmesin. Yüz elli kişi geldiğinde onlar açar kapıları IŞİD, geçin diyecekler, geçtikten sonra kapıları kapatacaklar. Daire şeklinde çembere alınmış vaziyette PKK. Daireyi orta noktada bitirirler. Ve ben söyleyeyim en fazla bir saat sürer. En fazlası. Kısa sürede bitirirler. Tamamını imha ederler. Böyle bir şeye yanaşmasınlar.

“PKK’ya çözüm gelişmezse kapsamlı bir şekilde direnişe geçeceklerini belirtiyor. ” Zaten gece gündüz kepazelik çıkarıyorsunuz. “Bunu da çok kurnazca ve sinsice yapıyor.” Asıl kurnazca ve sinsice, kalleşçe ve kahpece hareket eden PKK’dır. Türkiye bayağı dürüst davranıyor, açık davranıyor. PKK’da direniyoruz” diyor. PKK’da direnen asıl IŞİD. Siz Amerikan ordusuyla iç içesiniz. Amerikan ordusu, Avrupa ordularıyla mücadele ediyor IŞİD. Siz de onların içine katılmış vaziyettesiniz. Amerikan ordusunun, Avrupa ordularının bir kolu olmuş durumdasınız, PKK. IŞİD size karşı direniyor. Siz IŞİD’e karşı nasıl direniyorsunuz?  Direnme de yok da aslında işin doğrusu, bekleme var.

PKK, “Pek kahpe, kalleş” anlamına gelir. Açılımı budur. Bak benim aslanlarımı nereden? Ensesinden vuruyorlar, sırtından vuruyorlar. Bu kahpelik işte.

Şimdi PKK’ya dikkat çeken bir film izleyelim, sonra devem edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Masaüstü Görünümü