Harun Yahya

Sohbetler (30 Ekim 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler Programımıza başlıyoruz bir gece daha. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Sözcüsü Jen Psaki “Peşmerge’nin Kobani’ye geçmesi için Türkiye’ye baskı yaptınız mı?” sorusunu, “bu son görüşmelerimizin konularından biriydi” diye yanıtladı. Psaki, Türkiye’nin IŞİD’e karşı koalisyon da rolünün arttığını da söyledi.

ADNAN OKTAR: IŞİD’le, otuz kere, bin kere söyledik, bu insanlar inançlı insanlar, iman ediyorlar. Mesela komünizm de bir inançtır ve iman sistemidir ve onlar da ona iman ediyor. Komünizmle fikirle mücadele edilir. IŞİD’le de fikirle mücadele edilir. Senin fikrin yok bomban var. Havadan habire tuz paketi gibi milletin tepesine bomba atıyorsun. Adamla diyaloga geçmiyorsun, bağlantıya geçmiyorsun. “Hemşerim senin derdin nedir, niye bunu yapıyorsun?” demiyorsun. IŞİD’le mücadele; Afganistan’la başladı bu olaylar, Irak’ta devam etti ve gittikçe yayılarak devam ediyor. Dünyanın her tarafına da yayılıyor. Fikirle mücadele kökten çözümdür. Bu insanların bunu anlamaması mucize. Mesela gittiler Kobani’yi bombaladılar, bütün binalar yerle bir. Orada hep çatışmalar olur bundan sonra. Yani ölü şehir haline getirdiler, savaş şehri haline getirdiler. Savaş istiyorlarsa o ayrı mesele ama orada artık bundan sonra hep çatışma olur. Fakat tabii Amerika’ya buradan canlı yayında anlatmak olmaz. Bunlara tez şeklinde hazırlayalım yani bilimsel tez şeklinde. Kendi canlarını da yakıyorlar. Kendi ekonomileri de allak-bullak, Amerika da sürünüyor. Asker gönderiyorlar, askerler bunalıma girip intihara teşebbüs ediyorlar. Büyük bir açmaz içindeler. Allah’ın gücünü, Allah’ın elini göremiyorlar. Allah’ın gücüne inanıp, her şeyi kontrol ettiğine inanıp, Allah’a teslim olup samimi tedbir almaları lazım. Kuran’a dayalı, Tevrat’ın aslına, İncil’in aslına dayalı tedbir almaları lazım. Tabii biz şimdi onlara Kuran’dan yazsak anlamazlar sırf Kuran’la. Onun için Kuran’la İncil’in mutabık olan ayetleri, Tevrat’ın mutabık olan hükümleri bunları birleştirip o şekilde anlatmak gerekiyor. Yoksa “Allah böyle diyor Kuran’da” dersen adam, mümkün değil anlaşamayız.

Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani Türkiye’nin izni ve Amerika’nın yardımı olmadan Peşmerge güçlerinin Kobani’ye geçmesinin imkansız olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Herkes biliyor zaten malumu ilana ne gerek var? Peşmerge “hadi gidelim” diyemeyeceği belli. Ama niye oradan geçtiler şimdi onun sırrını da anlayabilmiş değiliz? Çünkü zaten sayıları da az, imkanları da sınırlı, nedir amaç ben anlamadım? Ama tabii PKK’nın oradan çekilmesi, Barzani’nin o bölgeye yerleşmesi istenecek bir şey. Yani daha kabili hitap insanlar. Ama öbürleri manyak, o PKK denilen azgın güruh çok acımasız pislik adamlar. Kürt kardeşlerimiz de nefret ediyor, Türkler de, Lazlar da, Çerkezler de herkes nefret ediyor bunlardan. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Geçen gelen peşmergelerin büyük bir güçmüş gibi gösterilmesini bugün bazı yorumcular ilginç olarak karşıladılar. “Öyle olsaydı daha önceden Kerkük ve Musul’da biz bunları göremedik. Şu anda nasıl bir güç olarak karşımıza çıkacaklar” diye yorumlar vardı.

ADNAN OKTAR: Her yerde darmadağın etti IŞİD bunları. Ama hikmetini de anlayamadık. Ya karşılıklı anlaşma var bir şey var. Hayretle seyrediyorum olayları. Ama zaman gelecek IŞİD bu şirkten çıkacak. Sevgiyi, merhameti en güzel şekilde uygulayacak, Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olarak. Şu an şirkin etkisinde olduğu için böyle yanlış hareketler yapıyor, sonra Hz. Mehdi (a.s) devrinde doğrusunu yapacak.

Türkiye’de sürekli asker vuruyor PKK’lılar. Kobani’de de “bizi niye kurtarmıyorsunuz, Türk askeri bizi niye korumuyor?” diyorlar. Buraya gelip Türk askerini vuruyorsun kahpe, kalleş kahpe. Orada ne yapıyorsun? Orada da “beni koru” diyorsun, “Türk askeri gelsin beni korusun bu nasıl iş?” diyorsun. Akıl beyin gitmiş bunlarda, bambaşka bir şey olmuş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP 1 Kasım’da IŞİD’e karşı halkı sokağa çımaya ve demokratik eylemliliği yükseltmeye çağırdı.

ADNAN OKTAR: Konu ne, ne anlatılacak?

BÜLENT SEZGİN: Allahualem bu Kobani olayları.

ADNAN OKTAR: Tamam da Türk askerini vuruyor adam, cayır cayır vuruyorlar. Subayı dışarıda vuruyor, “Türk askeri gelsin bizi kurtarsın” diyor. Ama onların da elinde bir şey yok. BDP, onlara söylüyorlardır, “böyle eylem başlatacaksınız” diyorlardır onlar da başlatıyorlardır. Bölge belanın içine batmış vaziyette.

TARKAN YAVAŞ: Dediğiniz gibi hemen uyarıyorlar böyle farklı bir ses çıktığında.

YUSUF ASLAN: Bir önceki eylem çağrısında 41 kişi vefat etmişti.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Mısır’da geçen yılki askeri darbenin ardından artan saldırılar sebebiyle ordu Gazze şeridi sınırına yakın Refah bölgesinde askeri tampon bölge oluşturma kararı aldı. Son olarak geçen hafta Sina’daki saldırılarda 31 Mısırlı asker öldürüldü.

ADNAN OKTAR: Halbuki Ortadoğu insanları ne güzel insanlar, ne güzel bir dindarlık anlayışları var, ne kadar çileyle yoğrulmuş insanlar. Dost olsalar, kardeş olsalar acayip güzel eğlenecekler, boş yere canlarını yakıyorlar birbirlerinin. Bir de Ortadoğu çok güzel bir yer, coğrafyası da güzel, iklimi de güzel. Irak, Suriye falan çok mübarek yerler. İklim yaz kış güzel yani ılıman. Fakat şeytan bir kere insanların kanına girdi. Herkesle ittifak etmek lazım barışın gelmesi için. Masonlarla, Tapınak Şövalyeleri’yle, aklına gelen herkesle, Neocon’larla, o CFR ekibiyle. Çünkü aklın yolu bir. Evet.

“Zincir tamamlanmadan Kaim Muhammed Mehdi (a.s) zuhur etmez” diyor. “Dedim ki; zincir nasıl tamamlanır? Dedi ki; on bin yardımcı onun (Hz. Mehdi (a.s)’ın) sağında Cebrail ve solunda Mikail” sağında Cebrail (a.s), sağ tarafında Cebrail (a.s), sol tarafında Mikail (a.s), “ile birlikte, sonra birlik sancağı çeker ve harekete geçer. Doğu da batılı olan herkes sancağı telin eder. Sonra insanlar sancağın etrafında bir bir toplanır.” Önce herkes karşı çıkar diyor Hz. Mehdi (a.s)’a herkes. Sonra birer ikişer etrafında toplanmaya başlarlar diyor. İlk reaksiyona bak, hayret. Hayra çağırdığı halde herkes o sancağı, o topluluğu telin eder. Telin, yani şiddetle karşı çıkarlar. Ama sonra insanlar sancağın etrafında bir bir toplanır. Bihar-ul Envar’da 13. ciltte bu var. Cilt 51-52-53’te var yeni baskıda. Gaybet Kitabı’nda var. Tercüme eden Seyit Atar.

“Mekke Mescidi’nde İmam-ı Cafer-i Sadık (a.s)’la birlikteyken elimi tutup şöyle dedi;” İmam-ı Cafer-i Sadık Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunlarından, bütün mezhep imamları ilmi Cafer-i Sadık (a.s)’dan almıştır, “Ey Aman, Allah 313 kişiyi gönderecek. Mekke’deki insanlar biliyor ki onların babaları ve büyükbabaları henüz yaratılmamıştır.” Bak, daha ileride. Herkes biliyor diyor onların babaları ve onların büyükbabaları da yaratılmadılar diyor, ileride çıkacaklar diyor Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri. “Onların üzerinde, yanında bin kelime yazan kılıçları olacak.” Bak şimdi dikkat et, “her bir kelime bin kelime için ip ucu olacak.” Bu kılıç ne, içindeki bin kelime yazılı olan kılıçlar? Kitaplar, onların kılıcı kitap. “İçinde binlerce kelime olacak” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerinin elinde kitap var. “İçinde binlerce kelime olan kılıçlar olacak” diyor. “Ve sonra Allah her vadiden rüzgarları gönderecek ve şöyle diyecekler; Bu Mehdi (a.s)’dir, Davut Peygamber (a.s) ve Süleyman Peygamber (a.s) gibi hükmeder, hükmünde delil istemez.” Yani vicdani kanaatiyle hüküm veriyor. Bak, “Allah her vadiden rüzgarları gönderecek ve şöyle diyecekler,” yani her yerden haber gelecek. Bu insanların aklında kalsın diye öyle söylüyor Peygamber (s.a.v.), “her vadiden rüzgar.” Yani herkes, her yerden haber gelecek.

“Kaim Mehdi (a.s) tek sayılı bir günde çıkar. 1, 3, 5, 7 veya 9. “Sonunu 9’la bitirmiş. Bak diyor ki; “Mehdi (a.s) tek sayılı bir günde çıkar, 1, 3, 5, 7, veya 9.” Bir gün çıkacak ama o gün, zahir olduğu gün tek sayılı bir gün olacak. Ondan önce bildiriyor ki Peygamberimiz (s.a.v.), doğru olduğunu insanlar bilsin diye. Böyle detay niye veriyor Peygamber (s.a.v.)? İnsanların hoşuna gitsin diye. Çünkü öyle bir detay veriyor ki mesela o dediği de doğru çıkıyor. Hakikaten tek sayılı bir günde çıkıyor.

“Ümeyyeler Müslümanlara düşman zengin yöneticiler rahatlık ve zenginlik içerisinde saltanat sürerken” yani kapitalizm bütün azgınlığıyla devam ederken. Peygamber (s.a.v.)’in verdiği detaylara bak. “İhtilafa düşene kadar devletleri güçlü kalır.” Mesela Osmanlı güçlü kaldı, birçok ülke güçlü kaldı ama Afganistan’da, Irak’ta düşünün. Ama ihtilaf başlayınca Müslümanların kendi aralarında mücadele başlayınca ne oluyor? “Sonra doğu ve batıda insanlar ihtilafa düşünce devletler de düşüşe geçer.” Halk millet ihtilafa düşünce sen Sünni’sin, sen Şii’sin, sen şusun, sen busun, sen paralelcisin, sen dikeycisin ne oluyor? “Devletleri de düşüşe geçer” Allah vermesin. “İnsanlar dehşet dolu zor zamanlarla karşılaşırlar” Peygamber (s.a.v.) anlatıyor. Şu an oluyor mu? Oluyor. “Bu durum bir çağırıcının göklerden gelen çağrısına kadar devam eder.” Bu çağırıcı Mehdi (a.s). Onun televizyondan duyulan sesi. “Sen bu sesi duyduğunda Kaim Mehdi (a.s)’a katılmak için acele et.” Ağırdan alma diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

“Allah’a yemin ederim ki sanki Kaim Mehdi’yi Kabe’nin köşesinde İbrahim’in makamının arasında görür gibiyim.” Niye? Yekaze halinde görüyor. Görür gibiyim dediği onun için. Gördüm demiyor, görür gibiyim. Yekaze halinde görüyor. Uykuyla uyanıklık arasında gördüğünü anlatıyor. “İnsanlar belirlenen yeni bir yöntemle, yeni prensiplerle, yeni bir kuralla hükmetmesi için ona Mehdi (a.s)’a bağlanacaklar.” Bak “İnsanlar yeni bir yöntem” hiç görülmemiş bir yöntem Mehdi (a.s)’ın yöntemi. “Yeni prensipler” sevgi, şefkat, merhamet. “Ve yeni bir kuralla” dostluk, iyilik, cömertlik “Hükmetmesi için ona Mehdi (a.s)’a bağlanacaklar. Mehdi (a.s)’ın ordularından hiç biri ölene kadar bozguna uğratılamaz” diyor Peygamber (s.a.v.). Asla yenemiyorsun Mehdi (a.s)’ı.

İbni Ukda o da Ahmet İbni Yusuf’tan, o da İbni Mehran’dan o da İbni Batıni’den, o da babasından, o da Rahaib’ten, o da Beşir’den, o da İmamı Muhammed Bakır’dan tahric etti. Resulullah (s.a.v.) ferman buyurdu; “Kaim Mehdi (a.s) insanlar arasında büyük bir dehşet, depremler” büyük bir dehşet savaş, bu mevcut savaşlar. İran’da, Irak’ta, Suriye’de her yerde bir dehşettir gidiyor. Bak “büyük bir dehşet, depremler” deprem sıklığı dünya tarihindeki en yüksek oranda depremler “fitneler, belalar” sürekli bela yağıyor “afetler” bak su basıyor, madenler çöküyor, işçiler şehit oluyor “afetler”. “Araplar arasında korkunç cinayetler” Suriye’de, Irak’ta oluk oluk Arap kanı akıyor bak diyor ki Peygamber (s.a.v.) “korkunç cinayetler” diyor. IŞİD cinayet işliyor, karşı guruplar cinayet işliyor, Suriye devleti cinayet işliyor. Hep canilerle dolu ortalık, cinayet kaynıyor. “İnsanlar arasında büyük anlaşmazlıklar” o ona uymuyor o ona uymuyor bir türlü anlaşamıyorlar. “Dinde ayrılıklar” mezhepler ayrılıyor, cemaatler ayrılıyor. “Sen IŞİD’cisin ben Taliban’cıyım” diyor. Öbürü dikeyciyim, öbürü yataycıyım” diyor bambaşka şeyler. “Ve insanların diğer insanlardan gördükleri zulüm” birbirlerinden zulüm görecekler diyor “Ve birbirlerini yok etme isteğinden dolayı” şu an birbirlerini yok etmek için ne kadar istekliler görüyorsunuz. “Sabaha ya da akşama ölmek isteyeceği kadar kötü bir hayat sürmesi dışında imam Mehdi (a.s) ortaya çıkmaz” diyor. Şimdi zaman oluşmuş mu? Oluşmuş. Ama daha oluşmadı. Daha da artacak şiddet, kan daha da artacak. Bu iki-üç yıl daha sürer. “Süfyan ve Horasani’nin çıkışı bu dönem içinde gerçekleşir” Süfyan, bu Esad ve oğlu. Horasani de işte Horasan tarafından gelen El Kaide, Taliban şu bu falan onlar. Zaten Horasan bir grubun ismi. “Bir tesbih taneleri gibi biri diğerini takip eder.  Acı her yerinden sarar” peş peşe acı haberleri gelir diyor. Bugün bitti derken bir acı haberi daha. “Süfyan ve Horasani’ye karşı koyan bedbaht olur” canı yanar, ölür, yaralanır. Mesela Esad’a karşı koyanlar hep öldürülüyor. El Kaide’ye, IŞİD’e karşı koyanlar hep öldürülüyor. “Falanca ailenin yönetimi kaybetmesi, çanak çömleğin kırılışı ya da elinde bir çanak olan adamın yürürken çanağını kırması gibidir” Tevrat’ta da var ya “çömlekçi kabı gibi kırılacaksınız” diyor. “Dikkat etmediği bir anda elinden düşer. İşte saltanatları da kaybedişleri de böyle olur” Dikkatinin dağıldığı, iradesinin dağıldığı bir anda saltanatları çömlekçi kabı gibi kırılır, dağılır diyor. “Devletleri ellerinden giderken bu kadar gafil olacaklardır” mesela Suriye’de, Irak’ta hepsinin devletleri ellerinden gitti. Ali İbn-i Ahmet’ten, o da Ubadullah’tan, Musa’dan, o da Abdullah İbni Hammad’tan, o da İbrahim İbn-i Abdullah’tan, İbn-i Ala’dan, o da babasından, o da İmam Caferi Sadık’tan tahric etti. Müminlerin emiri Hz. Ali (keremullahu vecheh) Kaim Mehdi (a.s)’ın çıkışına kadar olan bazı olayları Resulullah (s.a.v.)’tan naklen bildirdi.

İmam Hüseyin, İmam Ali’ye sordu” Hz. Ali (r.a.)’nın oğlu babasına soruyor “Ey müminlerin emiri Allah dünyayı adaletsiz insanlardan ne zaman temizler?”  Çünkü şu an adaletsizlik bütün dünyaya hâkim. Müminlerin emiri Hz. Ali (r.a) cevapladı; “Allah mübarek kan, mazlum kanı dökülene kadar Allah dünyayı adaletsizlerden temizlemez.” Ne zaman? Mazlum kanı dökülene kadar. Şu an ne oluyor? Mazlum kanı dökülüyor. Çocuklar, kadınlar. Şimdi dikkat edin. “Türk bayrakları” Fransız demiyor bak, İngiliz demiyor, Alman demiyor, İran demiyor. Peygamber (s.a.v.) açıkça söylüyor “Türk bayrakları oğlumu Kaim Mehdi (a.s)’ı desteklemek üzere farklı ülkelerden çıkar” Türklük alemi olduğu gibi Mehdi (a.s)’ı destekliyor. Niye Türk İslam Birliği diyormuşuz şimdi anlaşıldı mı? “Bütün Türklük âlemi Mehdi (a.s)’ı destekler” diyor, açık. “Türk bayrakları oğlumu” Hz. Ali (r.a.) diyor ki “oğlum” diyor. Kimin zaferi? Peygamber (s.a.v.)’in zaferi. Çünkü adamlar diyor ki; “Allah Peygamber (s.a.v.)’e nasip etmedi de Mehdi (a.s)’a mı nasip edecek?” Peygamber (s.a.v.) e nasip ediyor zaten. Mehdi (a.s) kimin emrinde? Peygamber (s.a.v.)’in emrinde. Onun kumandanı kim? Peygamber (s.a.v.). Onu görevlendirmiş, Peygamber (s.a.v.)’in sancaktarı ve kumandanı, onun emrinde olan bir kumandan. Peygamber (s.a.v.)’in kumandanı zafer kazanınca zafer kimin olur? Peygamber (s.a.v.)’in olur. Bunu bile akıl edemiyorlar. “Türk bayrakları oğlumu Kaim Mehdi (a.s)’I desteklemek üzere farklı ülkelerden çıkar.” Türkistan, Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan her yerden çıkar diyor. “Ordular hazırlandığında farklı liderler çıkar.” Çeşit çeşit liderler çıkar. “Asiler ayaklanır.” Bak her yerde ayaklanma var. “İnançsızlar ortadan yok olur.” Onların artık etkisi kalmaz inançsızların. Komünist, Darwinist, materyalist bunları da artık ortalıkta göremezsiniz diyor. “Sonra beklenen Kaim İmam Hz. Mehdi (a.s) şeref ve erdemle ortaya çıkar.” Bin yıllık eser bu, bin yıllık, 1400 sene önceki olayları anlatıyor. Anlamayan buraya bir gelsin.

Salih ibn-i Sehl Ebu Abdullah İmamı Sadık’tan tahric etti. Kuran ayeti Mearic Suresi 1, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “İstekte bulunan biri” bak istekte bulunan biri “muhakkak gerçekleşecek olan bir azabı istedi.” Şöyle buyurdu o taviyede alevlenecek bir ateştir. Sonra Esed kavmine” bak açıkça Esad diyor.  Esad kavmine diyor. Net mi ifade? Esad kavmi diyor. Net bak ismini vermiş Esad diyor. Bütün dünyanın bildiği bir isim 1400 sene öncesinden Peygamber (s.a.v.) ismiyle söylüyor. “Esad kavmine sonra da takif kavmine ulaşır. Bu Kaim Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışından önce meydana gelir.” Azap meydana gelir diyor.  Nerede? “Esad kavminde” diyor. Suriye’de. İsim? İsmiyle beraber. Çünkü ona tabi oldukları için ona Esad kavmi deniliyor. 1400 sene önce Peygamber (s.a.v.) iktidarda olacak adamın ismini söylüyor. Bin yıllık eserde bu. “Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarının üzerinde” diyor “altından ve mücevherlerden yeryüzünün zenginlikleri yağacaktır.” Yani takılar, süsler, güzellikler olacaktır diyor. Yani hanımlar da, beyler de çok süslü ve güzel giyinecekler diyor. “Mücevherler yağacak onlara” diyor. “Üzerlerinde altınlar olacak” diyor. Bak Hz. Mehdi (a.s)’ın ve yardımcılarının Hz. Mehdi (a.s)’ı ayrıca söylüyor.  “Hz. Mehdi (a.s)’ın ve yardımcılarının üzerinde” neyden? Altından. “Ve mücevherlerden yeryüzünün zenginlikleri yağacaktır. Hz. Mehdi (a.s) da bunu dağıtacaktır.” Hz. Mehdi (a.s) da vesile olacaktır diyor. “Gökyüzünden Yüce Allah’ın ben-i İsrail içinde Eyüp Peygamber (a.s)‘ın üzerine yağdırdığı gibi” diyor. Bak “ben-i İsrail içinde Eyüp Peygamber (a.s)‘ın üzerine yağdırdığı gibi.” Niye Eyüp Peygamber diyor? Çilenin ardından geliyor. Istırap çekecek Hz. Mehdi (s.a.) talebeleri Hz. Mehdi (a.s) zorluklar içinden geçecek Hz. Eyüp (a.s) sabrı gösterecek. Hz. Eyüp (a.s)’e sonra Cenab-ı Allah son zamanlarda müthiş nimet yağdırmıştı biliyorsunuz. Aynı onun gibi diyor  “Hz. Mehdi (a.s)’nin ve yardımcılarının üzerine altından ve mücevherlerden yeryüzünün zenginlikleri yağacaktır. Hz. Mehdi (a.s) da bunu dağıtacaktır.” İmam Caferi Sadık’tan. Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri süslü olacak. Kim söylüyor bunu? Peygamber (s.a.v.) söylüyor. Mücevherler olacak üstünde diyor. Ve altından da süsler olacak diyor.

Bugünkü Milli güvenlik kurulu dokuz saati aşarak tarihi rekor kırmış. 28 Şubat bile Milli Güvenlik Kurulu yedi saat, yirmi dakika sürmüş. MaşaAllah ayrıca bitmemiş daha.

“Haham Yehuda Grik’i vuran zanlı kişi bu sabah silahlı çatışmada öldürülmüş. İslami Cihat ve Hamas, Haham’ın vurulmasını öven açıklamalar yapmış.” Halbuki dindar bir insanın vurulması cinayettir. Bunun övülecek bir yönü yok. “Hamas sözcüsü kahramanca saldırı demiş. El Fetih aşağılık Grik’in suikastını gerçekleştiren kahraman şehidimizi büyük gururla selamlıyoruz şeklinde poster yayınlamış.” Halbuki utanç duyulacak bir şey bu. Sen Kuran’a bakmıyor musun? “Sinegoglar, camiler, mescitler, kiliseler Allah’ın korumasındadır” diyor. Bu insan haham. Nedir? Din adamı yani. Dindar bir insan. Ne iş yapıyor? İnsanları Allah’a davet ediyor. Asker değil, saldıran bir insan değil, üstünde silahı yok. Mazlum normal bir Müslüman. Kendi inancına göre Müslüman. Ama özel konuşulduğunda da bakıyorsun Peygamber (s.a.v.)’e de biatını belirtiyor, bağlılığını belirtiyor. “Haham Grik’in daha evvel ki açıklamalarında “Tapınak Tepesi’ne her gün gidiyorum taş atıyorlar. Sözle saldırıyorlar, sürekli ölümle tehdit ediyorlar ben buna alışığım” diyor. Müslümanlarla beraber bir videosunda İhlas Suresi’ni beraber okuyor. İhlas Suresi, kulhuvellehu ehad Allahussamed şeytandan Allah’a sığınırım. Ben inanıyorum diyor bu Sure’ye. Bu ne, anlamı ne? İhlas Suresi’ni inanarak ben okuyorum diyor. Doğru bu Sure diyor. Bu ne bu? Daha ne söylesin? Bir insan Kuran suresine bu Allah katındandır ben buna inanıyorum dese bu ne anlama geliyor? Ve La İlahe İllAllah diyor. Arapça olarak La İlahe İllAllah. “Bazı Filistinli cihat sitelerinde Haham’ın fotoğrafları ve Grik’in katılacağı konferans bilgileri de hedef gösteriliyor.” İşte şu konferansa katılacak gereğini yapın gibi. “Haham’ın halen durumu ağırmış boynunda bir, kafa ve göğsüne üç kurşun isabet etmiş.” Yazık günah değil mi bu insana? Kendi halinde bir insan Allah’ı anıyor. Hayatı eviyle sinegog arasında geçiyor. Allah ne diyor Müslümanlara? Sinegogları koruyun diyor. Sen ne yapıyorsun? Gidip Haham’ı vuruyorsun. Suçu ne bu insanın? Beraber Müslümanlarla toplu İhlas Suresi’ni okuyor. La İlahe İllAllah diyor. Aklı fikri günü, din iman. Bunun neresi yiğitlik? Cinayet, zulüm. Bir de buna seviniyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Allah Al-i İmran Suresi 199’da şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Şüphesiz kitap ehlinden Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene Allah’a derin saygı gösterenler olarak inanlar vardır. Onlar Allah’ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar işte bunların Rableri katında ecirleri vardır.” (Al-i İmran Suresi, 199)

ADNAN OKTAR: Ayeti kabul etmiyor ki adamlar. Ayet söyleyelim kabul etmiyorlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün 1967’den beri ilk defa Mescid-i Aksa’ya giriş tamamen yasaklanmıştı. Dün Haham’ın vurulması sırasında bir Filistinli öldürülmüştü. Güvenlik nedeniyle tamamen kapatıldı Mescid-i Aksa.  Filistin Başbakanı bunun savaş nedeni sayılacağını söyledi. Akşamüzeri uluslararası baskının da etkisiyle açıldı.

ADNAN OKTAR: Bırakın herkes rahat etsin. Museviler de dindar, siz de dindarsınız. Çıksın Tapınak Tepesi’nde adam dua etsin ne mahsuru var? İş çıkartıyorlar. Ne olur yani? Ne güzel insanlar Allah’a yakarıyor. Allah birdir diyor daha ne istiyorsun? Allah birdir diyor. Koskoca arazi uçsuz bucaksız güzel oraları temizleyin. Arkaya doğru da arazi çok geniş iyice genişletin. Biz Süleyman Mescidi’ni yapmadan bir rahatlık olmayacak demek ki. Bir an önce Süleyman Mescidi’ni yapmamız gerekiyor. Garibimi ne çeker vurursunuz? Dünya tatlısıydı buraya geldi gördünüz. Mazlum neşesi yerinde gece gündüz Allah, Allah, Allah başka dilinde bir şey yok. Siyasetten anlamaz, politikadan anlamaz garibim ne çeker vurusunuz adamı? Bir de kahraman gibi anlatıyor. Rezalet bu. Kahramanlıkla alakası nedir bunun? Zulüm. Daha ne istiyorsun? La İlahe İllAllah diyor İhlas Suresi’ni beraber okuyor.  Arapça olarak şeytandan Allah’a sığınırım. Kulhuvellahu ehad, Allahussamed, lem yelid velem yuled ne güzel.

Kobani’ye giden elli kişilik Özgür Suriye Ordusu gurubundan yirmi kişi bugün geri dönmüş.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Vatan Gazetesi yazarı Hüseyin Yayman yazısında “Peşmergenin geçişinin akıllara getirdikleri” diyerek bazı maddeler sıralamış. Şöyle diyor;  “IŞİD’e karşı kara operasyonunda Türkiye himayesinde KDP, PKK, PYD koalisyonunun devreye sokulacağı anlaşılıyor. IŞİD Şengay ve Kobani saldırılarıyla Kürt ulusal bilinci inşa ediyor. IŞİD sorunu defakto biçimde bölgede yeni bir Türk-Kürt ittifakına kapı aralıyor.

ADNAN OKTAR: Kürt-Türk hepimiz kardeşiz. Sanki uzaydan gelmiş gibi Türk sanki apayrı bir şey. Kürt apayrı bir şey hepimiz kardeşiz ne alaka? Benim canlarımın birçoğu Kürt buradaki çocukların. Hanım arkadaşlarımın birçoğu Kürt. Biz sonuncu öğreniyoruz Kürt olduklarını. Bu ne anormal iştir. Ne güzel işte hükümet gibi Türk devleti var bölgede bayağı güzel oturmuş geleneğiyle örfüyle her şeyiyle tamam. Kürt kardeşlerimizi de bağrımıza basıyoruz. Hemen gelir gelmez bak herkes geldi Türkiye’ye sığındı. PKK ayrıca komünist Stalinist, zalim, gaddar ve kahpe. Kürtler mert olur. Bunlar kahpe. Bir Kürt gelip insanı sırtından vurmaz. Türk askerini gelip sırtından vurmaz. Delikanlıdır onlar. Bunlar kahpe. Kaçarken fistan giymez Kürt. Delikanlıdır, ölür yine yapmaz onu. Haysiyetine yedirmez. Bunlar haysiyetsiz, şerefsiz adamlar.

Bak herkes benim söylediğimi söylüyor. Mehmet Metiner de “PKK artık çökmüştür” demiş. Ne diyorsak o.

İlkokuldaki eğitim hiçbir yerde yok benim gördüğüm. En zor yer ilkokul. Acayip eğitim oradaki. Bir kere eğitimin genel kültür amaçlı olduğunu bize söylemiyorlardı. Biz çile çekmeye gidiyoruz zannederdik. Ben “bu belaya nereden girdim?” diye düşünüyordum. Söylesenize kardeşim genel kültür çok güzeldir. İnsan kültürlü olursa güzel konuşur, karşıdaki iyi anlar, dünyayı güzel kavrar. İslam’ı güzel anlatır. “Genel kültür insanın içini açan, insanı güzelleştiren bir nimettir” diye söylesene. “Hayata geçirirsin” dersin “Allah’ın güzelliklerini anlarsın”, Allah’ın sanatını anlarsın. Anlat amacını, ne olduğunu bilmiyoruz ki. Tahta sıralara otururduk böyle, dirseklerimiz tahtanın üstünde, yakalıklar falan, siyah önlük. Saatlerce kıpırdamadan otururduk. Konuşmak da yasak. Dikkat, hazır ol. Bunlara gerek var mı kardeşim? Film olarak çocuklara seyrettirirsin. Bütün tarihi çok güzel filim olarak anlatabilirsin. Ve burada amaç, çocuklara genel kültür diyeceksin. Mesela kimyayı büyük bir zevkle öğrenir çocuklar. Çok eğlencelidir kimya. Fizik çok eğlencelidir. Ama anlatım şekli, işkence tarzında anlatıyorlar. Fizik kanunlarını ezberle. Sonra? Ondan sonra unut. Çektiği eziyet ne olacak çocuğun? Değil mi? Ezberledi mi aklında kalması lazım. Faydalı bir şeyse ezberlersin tutarsın aklında. Unutacağın şeyi ne öğrenirsin? Eğitimi Mehdiyet devrinde bir görün. Genel kültürü, üslubu. Ama hayrettir, çok kısa sürüyor ondan sonra yeniden esaslı bir bozulma. Hayret edilecek bir bozulma olacak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey PKK’nın ayıyla çekilmiş fotoğrafları yayınlanmıştı geçenlerde.

ADNAN OKTAR: Ayının annesini yemiş onlar zaten. Evini de ellerinden almışlar. Yavruyu da besleyip büyütüp yemeye hazırlanıyor onlar. Vahşi herifler.

BÜLENT SEZGİN: Bundan dolayı ne kadar sevgi dolu, insancıl oldukları haber yapılmıştı.

ADNAN OKTAR: Bunu PKK propagandasında kullanıyorlar değil mi? İnsancıllıklarını, hayvanseverliklerini. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç resim vardı onları uygun görürseniz göstereceğim. Dünyaya, insanlığa bela olmuş birkaç diktatör.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak Hitler de köpek seviyor. Bak onları da kızartıp yer itler.  Bak Lenin de kedi seviyor. Hep sapık adamlar bunlar. PKK’nın hayvanseverliği ile bunların hayvanseverliği aynı işte. Hepsi gaddarlar. Orada Türk askerini sırtından vuruyor, sonra gitmiş ayı yavrusunu emziriyor. Bunun sevgiyle ne alakası var? Ana kuzusu asker gelmiş seni tanımaz bilmez. Ahlaksız adam. Yolda yürüyor kendi halinde bir insan, çekip ensesinden vuruyorsun, kahpe. Bu yapılacak iş mi? Ahlaksız adam. Delikanlıysan gel bakayım, yüz yüze bir gel bakayım ne yapıyor? Kahpelik bunların vazgeçilmez vasfı. Pislik, kahpe ve kalleş; PKK.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Taraf Gazetesi’nden Sezin Öney;  “Milli Güvenlik Kurulu Erdoğan’ın yürütme gücünü kabine ve güvenlik güçleri üzerinde tek sesliliği sağlamak için “fiili başkanlık sistemini” hayata geçirdiği başlıca kurumsal yapı olacak” diye yazdı. Erdoğan’ın mutlak hâkimiyeti altındaki AKP’nin ideolojisindeki temel öge, “aşırı merkeziyetçilik.” Medyada “tek seslilikten”, istihbarat kurumlarına verilen özel yetkiler ve ayrılan rekor bütçelere, muhalefete tahammülsüzlüğe, valiler gibi mülki amirlere gösterilen özel ilgiye.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim ne alaka? Türkiye’de şu an anormal giden ben hiçbir şey görmedim, böyle bir faşizan, baskıcı herkes bayağı hür bağra bağıra istediğini konuşuyor, istediğini yapıyor. Ben kanunlardaki değişiklikleri de dikkatlice izledim. Kanunsuz hiçbir şey yapmadılar. Ne kimsenin evini bastılar, ne bilmem ne yaptılar bayağı her şey kurala uygun gidiyor. Polisleri tutuklamışlardı, hepsini serbest bıraktılar. Demek ki hakim var yani hukuk işliyor. Ne alakası var? Öyle olsa polisleri bırakmazlardı, dedikleri gibi olmuş olsa. Bıraktıklarına göre hukuk cayır cayır işliyor. Anormal bir şey olduğunda derhal dikkati çeker.

Tayyip Hoca’nın da öyle başkanlık sistemi, sesi sedası hiç çıkmıyor. Kendi halinde yaşıyor ne alakası var? Ancak anormal ciddi bir saldırı olduğunda, bir şey olduğunda ortaya çıkıp kükrüyor Tayyip Hocam bir şeyler diyor. O da mecburen. Başbakan zaten mükemmel insan onu kale almayan bir üslup çok ayıp. Ahmet Davutoğlu nur gibi Müslüman. Bayağı efendi bir insan. Çok takva, çok değerli. Yani şahsa takılıp kalmanın bir alemi yok. Tayyip Hocam Allah’ın herhangi bir kulu. Süpermen değil yani normal bir insan. Normal zekada, normal akılda bir insan. Böyle efsane gibi göstermek, dahi gibi göstermek münasebetsizlik olur. Sadece vicdanlı bir insan o kadar. Vicdanını kullanıyor, Allah’tan korkuyor. Normal muttaki bir Müslüman. Bu kadar. Dahi falan değil, normal bir insan. Devletin kurumları iyi çalışıyor. Kafa çalıştırıyorlar, danışıyorlar. MİT görevini yapıyor. İçişleri Bakanlığı görevini yapıyor. Memurlar tecrübeli maşaAllah. Tıkır tıkır sistem gidiyor. Ama bazen de çatlaklar, bozukluklar oluyor anormallikler oluyor, eksiklikler oluyor. Üzücü olaylar da oluyor.

Suriye’deki son durum konuşulmuş. PKK konusunda asker daha sert tedbirler alınmasını savunuyormuş. Asker de makul, mantıklı insanlar. Daha sert ne? Hükümete tam uyumlu bir politika izliyor asker. Ama bir anormallik varsa hükümet onu fark edemiyor diye bir şey yok. Askerin kafasıyla, hükümetin kafası arasında bir değişiklik yok. Aklın yolu birdir. Hükümet apayrı düşünüyor, asker apayrı olur mu? Makulde herkes birleşir. Mantıklı olan her şeyde birleşir.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yarın akşam saat sekizde Birlik Zamanı programı yayınlanacak A9 TV’de. Programın konuğu Erbakan Hocamız’ın ocağında yetişmiş Gazeteci Yazar Ekrem Kızıltaş.

ADNAN OKTAR: Ekrem Hoca çok efendidir. Bayağı kültürlüdür Ekrem. Yıllardan beri bütün ömrünü İslam’a Kuran’a verdi. Nezaketi çok iyidir. Zamanında çok görüştük. Bu aralar görüşmüyorum ama zamanında çok görüşürdük. Öyle teşhisleri de güzeldir. İtidalli, mutedil bir insan. Pek kıymetini de bilmediler onun. Kenarda köşede bıraktılar o delikanlıyı. Hiç öyle cazgır da değil, böyle çevresi de yok. Kenarda kaldı. Halbuki çok istifade edilecek bir insan o. Siyasette de çok başarılı olacak birisi. Neyse vardır bir hayır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural askerlerin şehit olduğu saldırıların ardından kınama açıklaması yapan Genelkurmay Başkanlığı’nı eleştirdi. Vural “Genelkurmayı kınama başkanlığına dönüştürdünüz” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım kınayan kınasın. Ne olur yani kınıyorsa kınasın? Boş kınamanın bir anlamı yok. Faydalı bir kınamaysa zaten hep beraber kınarız.  Genelkurmay da bayağı aklı başında bir kurumdur. Kılı kırk yarar asker. Acayip itinalıdır Türk Genelkurmayı ama acayip. Terbiyeleri de çok güzel. Osmanlı terbiyesi var. Ben bazen öyle işim düştüğünde askeri tesislere giderdim, görüyordum. Küçüklüğümde de çok askeri tesis gördüm, askerlerle bağlantım oldu. Müthiş bir terbiye, müthiş bir saygı anlayışı vardır. Ve tasavvuf terbiyesi gibi. Mesela Orgeneral yanına Korgeneral geliyor topuk selamına geçiyor. “Emret komutanım” diyor. Müthiş bir şey böyle. “Derhal komutanım” diyor “baş üstüne komutanım” diyor. Müthiş bir şey. Koskoca insan bak kolordu komutanı bu, acayip saygılı. “Derhal efendim” diyor. Bu tasavvufta olur. Müthiş bir terbiye ve hiçbir zaman için sırtını dönüp gitmiyor, acayip hürmetkar. Mesela askeri tesisler acayip temizdir. Ama jilet gibi temiz. Temizlik nerden? İmandan geliyor. Yerler temiz, üst baş temiz, üslup temiz. Nezakete çok dikkat ederler, tedbirliler, inanılmaz bir de hiçbir aksilik olmaz askeri tesislerde. Her şeye çok özen gösterirler. Ama terbiye mükemmeldir, üslup, konuşma. Ben hayran oluyorum mesela onların birbirine gösterdiği nezakete. “Derhal efendim” diyor “emredersiniz efendim” diyor. Her şeyinde. Hangi devlet kurumunda olur böyle bir şey?

PKK ayı, domuz ne bulursa kesip yiyorlarmış. Yaban domuzu yakalayıp pişirip yerlerken resimleri var fakat çok iğrenç olduğu için gösteremiyoruz. Ayı da kesip yiyorlar. Bunlar mahluk. Yecüc Mecüc kavmi gibi. PKK bir nevi Yecüc Mecüc’dür. Onlar da hadiste de var “ne bulursa yer” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), bunlar da öyle. Yerde ne geziyorsa alıp yiyorlar. Kertenkele, kurbağa yani içim dışıma döndü. Bayağı pislik herifler yani.

“Alperen Ocakları Bölge Başkanı Sinan Şah; Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-ı Türk’de aziz Türk milletimiz hakkında belirttiği hadisler sahihlik durumu nedir?” Peygamberimiz (s.a.v.) Türkleri görmüş zaten tanıyor, biliyor, kişiliklerini biliyor. Bak diyor ki: “Türk size saldırmadıkça siz Türk’e saldırmayın.” Demek ki sevilecek bir kavim ki Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiş. “Hz. Mehdi (a.s) Türk’ten çıkacak” diyor mesela.  “Hz. Mehdi (a.s)’a Türk yardım edecek” diyor. Bir güzellik var demek ki. Bu ırkçılık anlamında değil. Saf Türk bulunmaz, bulamazsın. O bir hars anlamındadır yani Türkiye’de. Mübarek bir ülke, güzel bir ülke anlamına geliyor. İnsanları da güzeldir, ülkesi de güzeldir, o anlamda. Mesela burada biz topluluk olarak burada saf Türk bir tane bulamazsınız. Saf Türk mümkün değil. Saf Kürt mümkün değil. Hitit kanı da vardır, Sümer kanı da vardır. Vardır oğlu vardır. Musevi kanı da vardır. İbrani kan, Ermeni kanı da vardır. İmkansızdır yani saf bir ırk.

Alperen ocaklı aslanlarımızın yayını izlerken resmi varmış. Var mı sende?

BÜLENT SEZGİN: Evet var Hocam. Arkadaşlarımız bugün görüştüler kendileriyle. Türk İslam Birliği konferansları düzenleyecekler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan. Onlar çok mübarek, çok temiz gençlerdir, ana sütü gibi. Nur gibidirler Alperenler, Alperen ocakları. Çok mübarek, muhterem çocuklar. Allah korkusu, Allah sevgisi, vatan, millet sevgisi muhteşemdir. Ülkücü gençlik de öyledir, onlar. Mesela bak ülkücü gençleri sokağa dökmeye çalışıyorlar. Eskiden olsa belki becerebiliyorlardı kendi kafalarınca                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 ama ülkücü gençlik 12 Eylül'de müthiş tecrübe etti. Bunun bir oyun olduğunu anladılar. Asla bu alçakların oyununa gelmiyorlar. Israrla sokağa çekmeye kalkıyorlar. Bir de ülkücü gençlik 12 Eylül’ün bin misli daha güçlü şu an. 12 Eylül öncesinden. 12 Eylül öncesi Türkiye'yi komünizmden kurtarmıştı ülkücü gençlik.  Komünizmden kurtardı. Şu an bin misli daha güçlü. Ne demek istediğimi anlayın. Ama asla bu işlere girmezler. Alperenler de nur ala nurdur. Çok temiz delikanlılar. Allah yollarını açık etsin, Allah hidayet versin hepsine. Kalplerine ferahlık versin, düşmanlarına aman vermesin. Dostlarına bereket versin, her yerlerini nur kılsın. Çok temiz delikanlılar, maşaAllah.

"Hocam ceketiniz çok şık, maşaAllah. Her geçen gün gençleşiyorsunuz. Allah sizi başımızdan eksik etmesin" diyor, Mahmut Hoca. Nerede bu Mahmut Hoca?

GÜLGÜN GÖKTAN: Herkese selam söyledi.

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam. Herkes demesin, bana selam versin yeter. Çok temiz bir ailesi var, çok temiz insanlar, maşaAllah. Annesi ne mübarek insan, ne güzel insan. Kardeşi çok terbiyeli, çok güzel. Aile iyi olduğunda çocuklarda çok iyi oluyorlar. Ben şaşırdım dedim " bu çocuk nasıl dejenere olmamış, nasıl bozulmamış?" çünkü boylu poslu, yakışıklı her yerde dejenere etmek için uğraşırlar. Hiç kendini bozmamış maşaAllah. Baktım annesine mükemmel, maşaAllah.

Esad'la ilgili hadisi Peygamber  (s.a.v.)’in söylemesi nasıl acayip değil mi? "Esad kavmi" diyor. Şam'da diyor açık açık söylüyor "Esad kavmi" diyor. 1400 sene öncesinde çok acayip değil mi? Mehdi (a.s) devrinde Esad kavminin kan dökeceğini söylüyor. Esad diye açıkça Arapça, mucize bu çok acayip bir şey. Ve Mehdi (a.s) devriyle ilgili hadisler. Mesela bunu söylemez bazı sahtekar hocalar. Çünkü bunu söyledi mi Mehdi (a.s)'yi de kabul etmiş olacak. Halbuki bu çok büyük bir mucize. İsmiyle söylüyor artık, ismiyle. "Esad kavmi" diyor. "Şam'da" diyor "kan dökecekler" diyor. Ama işlerine gelmez bir çok sahtekar hocanın.

"Adnan Bey ekran başında zor durumdayız. En az oradaki kardeşlerimiz kadar sevgimizi anlatmakta zorlanıyoruz. Allah güzel gözlerinizi yakından görmeyi nasip eder" Tuba Hanım demiş, maşaAllah.

"Sayın Adnan Bey aranıza katılmak isterim ancak nasıl yapacağımı bilemiyorum. Mehdi (a.s)'ı sizlerle beklemek isterim ancak aranıza katılacak kadar zengin değilim ne yapmalıyım?" Olmaz. Murat olmadı. Zengin olmayan gelemez. Git çalış, Almanya'ya git ne yapıyorsan yap. Dubai'ye gitsin. Senin gönlün zengin olacak, iman zenginiysen Allah seni kurtardı demektir. İman zengini olup da zengin olmayan olmaz zaten. Hz. Süleyman (a.s) iman zenginiydi Allah onu mal zengini de yaptı. Hz. Eyüp (a.s) iman zenginiydi Allah onu mal zengini de yaptı.

"Kürtler mi nurlu, ha-ha-ha" demiş. Ben de sana ha-ha-ha diyorum. Böyle adamlar nasıl oluyor, böyle varlıklar? İnanamıyorum bunlara. Kürt’teki nuru görebilmen için senin kalbinde nur olacak ki onu göreceksin. Nur olmayınca ne ile göreceksin? Nurunu kapatmış Allah, basiretini kapatmış, gözünü kapatmış, kulağını kapatmış. O yüzden göremiyorsun. Hangi Kürt ailesiyle gidersen görüşün konuşun. Efendi, nezaketli, muhterem insanlarla karşılaşırsınız. Kürt çok onurludur Kürtler. Ama PKK kahpedir. Hangi Kürt etek giyip de kaçar? Ölümü göze alır bunu yapmaz, ölümü göze alır. Asla böyle bir şey yapmaz. Yiğit olurlar, bunlar kahpe, kalleş. Sırttan adam vurmak bir Kürt için en aşağılık harekettir. En aşağılık harekettir. En şerefsiz harekettir. Hiç kimse yapmaz bunu, böyle bir şeyi. Çok büyük onursuzluk, haysiyetsizlik olarak bilinir. Düşmanı dahi olsa böyle bir şey yapmaz. Asla yapmazlar. Asker ahlakında böyle bir şey yoktur. Tek kelimeyle açıklaması; kahpelik. Başka bir şey yok.

EMRE ACAR: Adnan Bey Kürt kökenli birçok asker var. Birçok komutan var Türk ordusunda.

ADNAN OKTAR: Orgeneral seviyesine kadar. İçişleri Bakanı Kürt, Maliye Bakanı. Bakanların büyük bölümü Kürt.

CEYLAN ÖZBUDAK: Cumhurbaşkanımız vardı.

ADNAN OKTAR: Cumhurbaşkanı Kürt'tü.

AYLİN KOCAMAN: Bugün Adnan Bey Sayın Osman Pamukoğlu yazmış; "10 milyon Kürt vatandaşımız var. Bunun sadece bütün silah baskısına rağmen sadece 3,5 milyonu HDP'ye oy vermiş.

ADNAN OKTAR: 3,5 milyon.

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Silah baskısı kalksa o saat olay düzelecek. Ama sen alnına silahı dayıyorsun, çoluğunu çocuğunu öldürüyorsun. O da korkuyor çekiniyor. HDP'ye oy vermelerinin nedeni silah korkusu, PKK korkusu. "Kime oy verdin sen?" diyorlar. Adam mecbur oluyor korkudan söylemek durumunda kalıyor. Bir de diyorlar ki; "kime oy vereceğini köy meydanına çık git söyle" diyorlar. Adam da bağıra bağıra söylüyor; "Ben oyumu HDP'ye vereceğim" diyor. "Ve herkes de oyunu buna versin" diyor. Adam bir daha o lafı düzeltemiyor. Nasıl desin? "Ben onu yalan söyledim ona inanmayın." Direkt asarlar.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz zaten biliyorsunuz Adnan Bey Kobani olaylarında dört genç PKK'lılar tarafından öldürülmüştü. Onların da sebebinin oy vermemeleri olduğu söylendi.

ADNAN OKTAR: Evet. DHKPC Twitter'da yazmış; "Ülkede IŞİD’ci, Hüda Parcı, Hizbullahçı, şeriatçı faşistleri yaşatmayacağız." Şeriatçı dediği Müslüman. Çok ayıp yapıyorlar, çok. Çok çirkin. Bir de "yaşatmayacağız" bu nasıl bir kafa? Sen anlatırsın, kabul eder veya kabul etmez. Mesela sen komünistsin, sana kimse bir şey diyor mu? Demiyor. Konuşursun ikna edersin, ikna edemiyorsan adam komünist olarak kalır. Bizi ilgilendirmez. Ama derse ki adam; "Ben burada ne komünist bırakacağım, ne Stalinist bırakacağım. Hepsini teker teker vurup temizleyeceğim." Bu zulümdür. Sen ne karışıyorsun fikrine? IŞİD’ci, Hizbullahçı, Hüda Parcı nereden anlayacaksın? Mantık da yok bunda. Adam IŞİD’ci sana kimlik mi gösterecek nereden bileceksin IŞİD’ci olduğunu? Laf mı şu yani? Hizbullahçı onu da bilemezsin. Ama Hüda Parcı diyorsun o parti değil mi? Bu olmuyor ki adam parti üyesi olur. Özgür bir ortam var. Demokratik bir ülkedeyiz. Hüda Parcı ne demek? Hüda Par'a oy veren. Gidip vuracağım diyorsun. Bunda bir mantık var mı? Fikir nerede burada,  düşünce nerede? Özgürlük nerede, demokrasi nerede burada?

BÜLENT SEZGİN: Dediğiniz gibi aslında Müslüman oldun mu yok etmek istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok acayip bir ifade var. Sakalı var diye bu Kobani eylemlerinde adamı bıçaklıyorlar. Sakalı var diye. Sakalsız da çok Müslüman var. Nereden anlayacaksın? Bir de Müslümanı senin öldürmeye kalkman çok anormal bir hareket. Demek ki fikre, inanca hiç tahammülün yok. Demek ki senin inanç sistemin gelse Müslüman kalmayacak. Yani böyle bir idealin var.

EMRE ACAR: Marks'ın da sakalı vardı. Marksist düşüncede de birçok insanın sakalı oluyor.

ADNAN OKTAR: Mantık yok tabii bu açıdan. Kurban dağıtan Yasin Börü’yü öldürmüşlerdi IŞİD’ci diye, 16 yaşında. Çocuk ne birini tanır IŞİD'i nereden tanısın? Velev ki IŞİD’ci olsa bile niye öldürüyorsun? Savcılığa bildirirsin eğer bir suç işliyorsa. Mahkeme gereğini yapar. Sana ne yani sen nasıl cezalandırıyorsun? Tabii bu uydurma bir adres de olabilir. Provokatörlerin yaptığı bir açıklama da olabilir. Bir ihtimal diye söylüyoruz.

"Hocam Eskişehir'den saygılar. Sizin sohbet ve tavsiyelerinizi pür dikkat takip etmekteyiz." Recep Öztürk. "Twitter'da da yer verirseniz." Ne demek o?

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Sizin adresinizi soruyorlar Adnan Oktar.

ADNAN OKTAR: Yok mu öyle bir şey? Nedir adı nasıl bir şey?

GÜLGÜN GÖKTAN: Adnan_Oktar.

ADNAN OKTAR: Var orada değil mi? Tamam.

Bir fikre asarak keserek öldürerek çok korkunç bir şey. Mesela IŞİD de orada çeşitli kavimler var. Çeşitli inançtan insanlar var. Mesela Şii kardeşlerimiz var. Kamyonlara doldurdular çocukları, şehit edip alıp götürdüler. Sana ahiret de soracak Cenab-ı Allah; "Bunlar Allah bir diyor muydu?" "Evet" diyeceksin. "Peygamber (s.a.v.)’e inanıyor muydu?" "Evet" diyeceksin. "Kıblen aynı mıydı?" "Evet" diyeceksin. "Namaz kılıyor muydu?" "Evet" diyeceksin. "Zekat veriyor muydu?" "Evet" diyeceksin. "Oruç tutuyor muydu?" "Evet" diyeceksin. "Niye öldürdün?" derse Allah ne diyeceksin? Bu nasıl bir kafa, bu nasıl bir mantık? Deli olan bunu yapmaz yani. Şiiler acayip titizdir dine. 12 İmam’dan bahsedersin gözyaşı döker. Mehdi (a.s)'den bahsedersin gözyaşı döker. Niye öldürüyorsun? Değil mi? Gel aslan kardeşim de sarıl. Beraber bir şeyler yapın, müttefik olun.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Diyarbakır'da şehit edilen Astsubayımız’ın evinin fotoğrafı vardı, son hali. Burada yaşıyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım, vay benim canım, vay. Vay benim aslanım, vay. Evin mütevaziliğini görüyor musun? Benim aslanımın o evini komşuları artık böyle bakımlı mescit gibi hale getirmeleri lazım. Orada namaz kılınan, sevginin yaşandığı her gün ikram-ı izzet. Yiyecekler her gün gelecek. Allah vermesin. Benim mesela bir komşum olsa kölesi olurum onun. Akşama, her gün sorarım “Anne bir emrin var mı? Baba bir emrin var mı?” büyük bir zevktir bu. Mesela yemek pişirdin değil mi? Tavuk pişirdin, dersin “Yarısını al götür. Mesela dedem öyleydi. Bizim tavuk keserlerdi köyde, hiçbir zaman için ben oradakilerle beraber yediğimizi hatırlamam. Hakikaten çok lezzetli oluyor geldiler miydi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, oğlu madende içeride kalan bir annemizin fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ah benim canım ah, ah dünyalar tatlısı ah. Şu şekerliğe, şu ballığa bak şu tatlılığa. Dünyalar tatlısı. Babasına bakayım. Çocuklara yaklaştır bakayım. Ne kadar güzel çocuklar, maşaAllah. Ah canım benim, dünyalar tatlım benim. Keşke insanın elinde bol malı, parası olsa da bu çocukları böyle rahat yaşatsa. Tabii çok can yakıcı düşündün mü insanı hafakanlar basıyor. Çok ıstırap duyuyoruz. Ama herhalde bilmiyorum ilgilenenler var. Bir vakıf kursalar da elimizde ne varsa. Değil mi? İnsan o vakfa verir. O da, vakıf da bu kardeşlerimize dağıtsa. Ona bir ön ayak olmaya çalışalım. Bakanlarla bir görüşelim. Şehit ve gaziler için, bu felakete uğrayanlar için. Bir vakıf, çok kolay olsa mesela telefonla para yatırılabiliyor. Kumbaralar oluyor orada, burada. Mesela adamın elinde bozuk para vardır, atar. Öyle bir sistem. Oradan da onlara bol bol yiyecek, kıyafet. Ama eşit düzeyde dağıtılsa. Çok rahatlatıcı olur. Bayağı rahatlarız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf daha vardı. Kobanili ufaklık da güverciniyle beraber gelmiş.

ADNAN OKTAR: Vay vay, yaklaştır bakayım arkadaşını da göster. Aferin ona aslanım. Orada bırakmamış güvercinini. Arkadaşına bakayım. Bunlar ne şeker şeyler bunlar böyle.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bangladeş'te cezaevinde bulunan Cemaat-i İslam'ın Genel Başkanı Mevlana Tür Rahman Nizami için mahkeme idam kararı verdi.

ADNAN OKTAR: Ne vahşilik bu idam kararı. Ne korkunç şey. Hakim için dehşet verici, savcı için dehşet verici. Hakim katil oluyor, savcı katil oluyor, cellat katil oluyor. Onu teşvik edenler katil oluyor. Tebrik edenler katil oluyor. Şu rezalete nasıl göz yumuyorlar ben anlamıyorum? Ne korkunç bir şey.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Ve yaşı çok ileriydi Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yazık günah, en fazla müebbet hapis ver. Yatsın hapiste, asmak neyin nesi?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey geçtiğimiz günlerde de Gulam Azzam vefat etmişti. Hapiste, bildiğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Hapiste vefat etti değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne kadar acımasız bir sistem var dünyada. Ne kadar kahpe bir ruh dünyanın üzerinde geziyor.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: İran da son iki günde beş kişiyi astı.

ADNAN OKTAR: Onlar alıştı, evlere servis yapıyorlar artık. Vinç götürüyorlar, ne kadar utanç verici İran için.

EBRU ALTAN: Hasan Ruhani döneminde en yüksek idam sayısına ulaşmış İran.

ADNAN OKTAR: Nasıl?

EBRU ALTAN: Ruhani döneminde 2013'te en yüksek idam sayısına ulaşmış tarihindeki.

ADNAN OKTAR: Ruhani'yi modern diye getirdiler, aklı başında diye getirdiler. Adamcağızı da mahvettiler. Normalde o nezaketli birisi.

Bugün bu kadar olsun da yarın devam edelim tamam, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü