Harun Yahya

Sohbetler (1 Kasım 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bülent Bey siz de hoş geldiniz.

Evet, sizden güzel haberler dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Hükümet iş kazalarının önlenmesi için yeni bir önlem aldı Adnan Bey. İşçi kardeşlerimizin işle ilgili hayatlarını tehlikeye atan durumları şikayet edebilmeleri için doğrudan Başbakanlığa bağlı bir merkez kuruluyor. Sayın Davutoğlu şöyle bir açıklama yaptı: “Herhangi bir iş yerinde bizim işçilere tanıdığımız hakları ihlal eden bir işveren olursa doğrudan şikayet edebilecekleri bir hat oluşturuyoruz. Emekçilerimize sesleniyorum; hiçbir yerde hiçbir kimse size angarya muamelesi yapamaz. Yaparsa bize bunu lütfen bildirin” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, bu güzel bir tedbir, bu olmuş. Çünkü sessiz sedasız can yakıyorlardı böyle iyi olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Madenci kardeşlerimize henüz ulaşılamadı Adnan Bey. Sayın Taner Yıldız şöyle bir açıklama yaptı: “Hala yirmi metrelik bir su sütunu var daha boşaltılması gereken. Aşağıya indikçe hem mesafenin, hem de su üzerindeki basıncın arttığı gördük. Şu anda hiçbir işçi kardeşimize ulaşamadık. Ulaştığımız bir yer daha var, orada da yoklar.

ADNAN OKTAR: Motopomp sayısını artırsınlar. Değil mi? Mesela beş tane olmuyorsa yirmi tane olsun, yirmi motopompla boşaltsınlar. Sabırla beklemenin alemi yok, üç tane motopompla. Kıyamet gibi motopomp var Türkiye’de. Otuz tane, kırk tane aynı anda yapsınlar, bir yol vardır.

KARTAL GÖKTAN: Madenci yakınlarının tepkileri vardı Adnan Bey, AFAD çalışanlarına yönelik; “Beş gündür çalışıyorsunuz bir şey yapamadınız. Bırakın bari biz içeri girip arkadaşlarımızı kurtaralım” demeleri üzerine kavga çıktı. Olayda işçilerin bir AFAD çalışanını darp ettiği iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Böyle şeylerde gerilim oluyor bazen, anlayışlı davranmak lazım. Şehit yakınları genellikle tabii psikolojik olarak çok gergin oluyorlar. Alttan alan, kolaylaştıran şefkatli bir üslup şart. Öyle arbede falan onlar ayıp.

Size Tevrat okuyayım. Bak, Cenab-ı Allah’ın ahlakına. Açıklıyor Mezmurlar’da. 32. 33. Mezmur 16. hüküm; “Ne büyük ordularıyla zafer kazanan kral var” diyor. Bak “ne büyük ordularla zafer kazanan kral, ne de büyük gücüyle kurtulan yiğit. Zafer için at boş bir umuttur. Bütün gücüne karşı kimseyi kurtaramaz. Ama Rabbin gözü kendisinden korkanların” Allah’tan korkanların, “sevgisine umut bağlayanların üzerindedir.” Yani tankla, topla, uçakla bir şey yapamazsınız. Bütün konu Allah’ı sevmekte, Allah’tan korkmakta diyor. Bak diyor ki, şimdi Amerika’ya bu sözüm, Amerikan derin devletine; “Rab,” Allah, “ulusların planlarını bozar.” Ne yapmak istiyorlar? Türkiye’yi bölmek istiyorlar değil mi? Mehdiyet’i engellemek istiyorlar. Zaten PKK’nın orada güya dizayn edilmesinin amacı Mehdiyet’i engellemek. Orada İslam ülkelerine karşı bir set oluşturmak istiyorlar. Türklük alemiyle ve Arap dünyasıyla, İslam alemiyle bağlantıyı kesmek için iğrenç bir set oluşturmak istiyorlar, PKK’dan oluşan, it-kopuk takımından oluşan bir set oluşturmak istiyorlar. Dikkat ederseniz bütün doğuyu saracak şekilde. Amaç İslam ülkeleriyle Mehdiyet’in bağını kopartmak, asıl dertleri bu.

Bak, “Halkların tasarılarını boşa çıkarır.” Mesela PKK’nın tasarılarını boşa çıkarır. “Ama Rabbin planları sonsuza dek sürer.” Rabbin planı ne, Allah’ın planı? Mehdiyet, İttihad-ı İslam. Kimse durduramıyor, Allah’ın planı var. Ama onların planı bozuluyor. Bak IŞİD’in karşısında darmadağın oldular.

“Ne mutlu Tanrısı Rab olan ulusa.” Yani Allah’a inanan ulusa ne mutlu. Ama kime ne mutlu? Allah’a inanlara ne mutlu diyor. Herhangi bir ırka bir kavme ne mutlu demiyor. Eğer Allah’a inanıyorsa ne mutlu ona diyor, bak bu çok manidar. Bak, “ne mutlu tanrısı Rab olan ulusa.” Allah’a inanan ulusa ne mutlu diyor. Allah’a inanmıyorsa ona mutluluk yok, övüneceği bir yön de yok. “Kendisi için seçtiği halka.” Türk milletini Cenab-ı Allah Kendine seçmiş, inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s) talebesi yapmış.

“Rab göklerden bakar bütün insanları görür” diyor Cenab-ı Allah. Beni de görüyor, sizi de görüyor, herkesi, bütün insanları görür diyor.

“İnsanların düzenlerine karşı koruyucu huzurunla üzerlerine kanat gerersin.” Bak insanların düzenlerine karşı. Şu an mesela insanlar ne yapıyor? Türk milletine karşı düzen kuruyorlar. Cenab-ı Allah ne yapıyor? Bir belayı başka bir belayla savuşturuyor. Bak “koruyucu huzurunla üzerlerine kanat gerersin.” Türkiye’de bir olay var mı? Yok. Allah Türkiye’yi hiç işin içine sokmadan belayı başka bir belayla def ediyor. Huzurlu Türkiye.

“Saldırgan dillere karşı,” bütün yabancı gazetelerin büyük bir bölümü saldırgan dillerle inançlılara saldırıyor, Türkiye’ye saldırıyor. “Saldırgan dillere karşı onları çardağında gizlersin.” Allah Türk milletini Türkiye’de muhafaza ediyor, Kürt kardeşlerimizi de muhafaza ediyor, Arapları da muhafaza ediyor. Allah’ın çardağı oldu Türkiye, maşaAllah. Tevrat mübarek bir kitaptır. Bazı bağnazlar Tevrat’a cephe alırlar akılsızca. Kuran’la mutabık mı bunlar, bu hükümler? Mutabık. Niye cephe alırsın? Mutabık olduğuna göre niye cephe alıyorsun? Ne güzel Tevrat. Allah “bir nurdur” diyor Tevrat için. Kuran’la çelişiyorsa orayı geçeceksin. Ona kalırsa, biz şirki Kuran’dan anlıyoruz. Mesela diyorlar ki “ehlisünnet inancında bu böyledir.” Diyoruz ki “bu şirk.” “Niye?” diyorlar, “Kuran’da bu yok” diyoruz, “ha o zaman tamam” diyorlar. Değil mi? Şimdi Tevrat’ta da bakıyoruz diyoruz “burada böyle bir hüküm yok. Allah’ın hükmü değil yanlış.” Niye? “Kuran’da yok” diyoruz. O zaman adam ne diyor? “Doğru söylüyorsunuz” diyor. Çünkü bağırıyor orada. Mesela bunlar doğru hüküm, Tevrat’ın doğru hükümleri açık açık anlaşılıyor. Çünkü iç açıcı ferahlatıcı.

“Ey doğru insanlar, Rabbe sevinçle haykırın.” Nasıl? Sevinçle. Niye? İmanından dolayı sevinçle haykırıyor. Kim seviliyor? Allah seviliyor da onun için. “Dürüstlere onu övmek yaraşır.” Eğer dürüstseniz Allah’ı övün, büyüklüğünü söyleyin, tenzih edin, münezzeh olduğunu söyleyin, tesbih yapın. Yani subhanAllah, subhanAllah subhanAllah. Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, büyüksün Ya Rabbi, Allahuekber.

“Bak bağnazlara cevap; “Lir çalarak Rabbe şükredin. On telli çenk işliğinde onu ilahilerle övün.” Sazlarla. Bak, Aleviler onu keşfetmiş helal olsun. “Doyulur mu, doyulur mu, canana kıyılır mı?” şahane. “On telli çenk eşliğinde onu ilahilerle övün. “Helal olsun Alevi kardeşlerimize. Bak buradaki beş bin yıllık hükmü kaldırmamışlar. Sazla Allah’ı övüyorlar, bayağı güzel. Peygamber (s.a.v.)’i övüyorlar. “İlahilerle övün.” Kimi? Allah’ı. “Ona yeni bir ezgi söyleyin.” Sürekli aynı sözleri söylemeyin bak “yeni bir ezgi.” Düşünüp düşünüp nasıl böyle insan sevgililerine şarkı söylüyorlar, sürekli şarkı meydana geliyor, Allah’a da çok güzel yeni yeni ezgiler yapın diyor. Mesela biri bitsin biri başlasın, biri bitsin biri başlasın. Allah’ı öven çok fazla ezgi yapın. Ezgiyi yaptıracak olan kimdir? Allah. “Sevinç çığlıklarıyla sazınızı konuşturun.” Ağlasın saz diyor, kanun inlesin. Neyle? Sevinç çığlıklarıyla tekbir getireceksin. Allah diye bağıracaksın, aşka geleceksin. Sevinç çığlığı dediği, “Aşka gelin” diyor. Anlaşıldı mı? Mesela Hz. Davut (a.s) aşka gelip oynamaya başlıyor Allah aşkıyla. “Onu kınamak istediler” diyor, Hz. Davut (a.s) hiç kale almıyor. Neyle? Allah aşkıyla oynuyor, “coşkuyla oynuyordu” diyor, maşaAllah, “en öndeydi” diyor, inşaAllah. “Sevinç çığlıklarıyla sazınızı konuşturun” diyor. Biz ne diyoruz? “Saz dile geldi” diyoruz, “konuşuyor” diyoruz. Baksana “konuşturun” diyor.

Hz. Davut (a.s)’ın güzel bir eşi var o söylüyor. Ama gururlu yani böyle, “Aa sana yakışıyor mu?” diyor, Hz Davut (a.s) hiç kale almıyor, maşaAllah. “Çünkü Rabbin sözü doğrudur, her işi sadakatla yapar” doğru yapar, size sadıktır. Bak, “doğruluğu, adaleti sever.” Müslüman doğruysa Allah onu seviyor, adilse, adaletliyse Allah onu seviyor, “adaleti sever.” O zaman Müslüman adaletli olacak, doğru olacak. Allah “seviyorum” diyor çünkü.

“Rabbin sevgisi yeryüzünü doldurur.” Kimin sevgisi? Allah’ın sevgisi. O zaman insan sevgisine kafayı takarsan şirk olur. Allah sevgisiyle seveceksin. Yok uçtu gitti, kaçtı gitti şarkılar hep öyle. Allah’ın tecellisi olarak sevsene. Allah’ın tecellisi olarak seversen öyle şarkıya gerek kalmaz. O kadar ıstırap çekmezsin. Nihayet zavallı bir varlık. Ölüp gidiyor mezarda. Ne yapıyorsun? Kendini kaybediyor, ölüyorum, yanıyorum, bitiyorum. Ee mezardaki haline ne diyeceksin? “Aman aman aman, korkup kaçıyor gördü mü de. O zaman sevilecek olan kim? Allah. Sana o görüntüyü gösteren kim? Allah.

Tevrat nurdur, İncil nurdur ama ayırt etmeyi bileceksin. Ayırt edemeyecek aklın yoksa, kültürün yoksa olmaz. Mesela diyor ki, “İsa babama övgüler sunuyorum” babama. Museviler’de de, Hristiyanlar da Allah’a baba diyorlar. Sevgi iadesi olarak; baba. Gerçek baba anlamında değil, sevgi anlamında. Hani çocuklar da Allah baba derler ya, sevsin yani ısınsınlar, Allah’a yakın olsunlar diye bir sevgi sözcüğü olarak kullanılıyor. Adam da bu sefer ne diyor? “Babası o” diyor, “Allah’ın oğlu” diyor. Ee Allah’ın oğlu; o zaman? “O zaman o da ilah” diyor, “Allah’tan olduğuna göre” diyor. Ne yani diyoruz? “İşte hepsi ilah” diyor. Meryem? O da ilah olmuş oluyor o zaman onların kafasına göre. “Onu da ilah yapalım bari” diyor. “Ruh-ul Kudüs” diyor. Yapmayın etmeyin bir tane Allah var. Niye karıştırıyorsun ortalığı? “O anlamda demek istemedim” diyor. Kardeşim, o anlama gelir yapma etme. Allah’ın tecellisi de.

Bak Ermeni kardeşlerimiz vardı, bizim evde yemek vardı, Katolikler de vardı, Ermeniler de, toplandık yemek yiyoruz. “Hocam” dedim, adam bayağı samimi Ermeni Papaz, Rahip yani, “tabii ki tek bir Allah var” dedi. “Biz Allah’ın oğlu o bir teşci, bir övme anlamında söylüyoruz” dedi, “tabii ki Allah’ın oğlu olmaz, Allah tek” dedi. “Hz. İsa (a.s) da O’nun Peygamberi” dedi. “Ağzına sağlık” dedim. Niye ortalığı karıştırıyorsun? Mesela kiliseleri niye bozuyorsunuz? Kimini meyhaneye çeviriyorlar, kimini bilmem ne. Allah’tan korkun. Ayette Cenab-ı Allah oraların koruma altında olduğunu söylüyor. Bayağı canım sıkıldı. Baktım tamirhane, Allah’tan korkun. Niye tamirhane yapıyorsun? Diskoya çevirmiş. Ahlaksızlık diyeceğim ağır olur. Ne yapıyorsunuz kardeşim ne acı bir olay?

BÜLENT SEZGİN: Resimleri de vardı Hocam.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Bunu mahkemeye çevirmişler. Oyun salonu yapmışlar burayı da.

ADNAN OKTAR: Ne kadar ıstırap verici bir şey bu. Kardeşim madem bir şey yapacaksın mescit yapın, mescide çevir. Müslümanların da hatası. Kardeşim baktın adam tamirhane kiralayacak ya dersiniz “biz burayı mescit yapalım.” Niye müsaade ediyorsunuz? Kiliseyi mescide çevir güzel yakışır. Kilisenin asaletine gider mescit yap, camiye çevir. Akla bak lokanta yapıyor, tamirhane yapıyor hakaret eder gibi. Kilise kıyamete kadar Allah’ın ibadet evi olarak kalacak. Allah’ın ibadet evi, Allah’ın evi. O can yakıcı bir şey, çok rahatsız edici.

BÜLENT SEZGİN: Bahaneleri de ekonomik sıkıntı Adnan Bey, ondan kurtulacaklarını sanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah belanızı daha da verir. Yapmayın etmeyin. Kasaba toplanın aranızda kimse mahalle, üçer, beşer lira verin kurtarın kiliseyi. Çok kızdırıcı bir hareket. Orada hiç Müslüman yok mu? Bırak dersin tamirhane falan. Tamirhane ne kadar veriyor? Bin lira veriyor. Biz bin yüz lira verelim, sen bize ver. Güzelce temizle doldur halıyla mis gibi mescit olsun. Güzelce Allah anılsın. Yazık günah değil mi?

GÖKALP BARLAN: Bu olayların hepsi İtalya’daki kiliseler bunlar. Vatikan’ın olduğu yerde bu yeni Papa’yla birlikte bu tip şeyler.

ADNAN OKTAR: Bu çok rahatsız edici, bunu bir konuşalım. İtalyan masonlarını yine bir çağıralım, İtalyan rahipleri çağıralım, orada etkili güçleri. Bu çok sıkıcı diyelim. Çok vicdan acıtıcı bunlar, çok rahatsız edici. Oranın mescit olduğunu düşün ne kadar güzel olur, İtalya’da ne kadar iç açıcı. On kişi gelsin, beş kişi gelsin kardeşim yeter ki mescit olsun. As duvara La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah, Allah, Muhammed, Resul güzel böyle Arapça yazılar. Herkes bir halı bir şey verir. Müslümanlar iyi organize edemiyorlar. Yoksa İtalya’da Müslümanlar konuyu halleder veyahut dindar Hristiyanlar. Toplanın kendi aranızda, orayı ne yapın? Kiliseye bağlı yine ibadet edilecek bir yer olarak ayırın. Müslüman da gelsin ibadet etsin, Hristiyan da gelsin ibadet etsin. Velhasıl kelam buna çözüm bulunabilinir böyle olmamış, bu çok acı bir olay.

BÜLENT SEZGİN: İtalya’nın son döneminde aldığı bir karar daha vardı Adnan Bey. Avrupa’ya geçmeye çalışırken batan botlardaki mültecileri artık kurtarmayacakmış. Fotoğraf da vardı onunla ilgili. Bu şekilde mülteciler sürekli Avrupa’ya geçmeye çalışırken batan botlarda.

ADNAN OKTAR: Bunlar hep Asyalı insanlar değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet, Afrikalı, Asyalı.

ADNAN OKTAR: Afrikalı. Yazık günah bunlara ne kadar korkunç bir dünya meydana getirdiler.

BÜLENT SEZGİN: İtalya İçişleri Bakanı “Karar ekonomik durgunluğa karşı İtalya ekonomisini biraz rahatlatacak” diyor. “Bu karardan dolayı ekonomi biraz rahatlayacak” diyor.

ADNAN OKTAR: Bir tekne dolusu gariban olmayacakmış da İtalya ekonomisi rahatlayacakmış. Hırsız, uğursuz doldu İtalya’ya. Eskiden sanatçı milletti onlar, güzel zeytin yağ üretirler, tarım yaparlar, üzümle bayağı çok güzel şeyler yaparlar. Hep tembel oldular, gençler de öyle, boş işlerle uğraşıyor gençler. Genç kızlar da öyle süslenip püslenip sokağa çıkıyorlar. Süslenmesi güzel de püslenmesi kötü. Püslenme boş iş demektir, süslenme güzel iş. Faydalı şeyler yapın bu nedir böyle? Delikanlılar da boş akşama kadar geziyorlar. Roma’da bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı. Gençler kızlar da öyle, hiç birinin işi gücü olmuyor, çalışmak istemiyorlar.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere de mültecileri kurtarma operasyonuna katılmayacağını açıklamış.

ADNAN OKTAR: Çok ayıp, çok iğrenç.

TARKAN YAVAŞ: Bütün Avrupa’da aynı şey var Adnan Bey siz daha iyi bilirsiniz.

ADNAN OKTAR: Rezalet.

Bizim Yasin Gürlek’e de hapishane ziyaretini bir türlü anlatamamıştım. Dokuz ay hapishanede kaldım, üç kere falan ziyaretime gelebilmiştir. Saat dörtte ziyaret bitiyor. “Yavrum, canım ciğerim Yasin kardeşim” diyorum “muhterem kardeşim, aslan kardeşim, güzel kardeşim saat dörtte ziyaret bitiyor, sen dörtten önce gelmen gerekiyor” diyorum. “İkide falan gelmen lazım” diyorum. “Doğru söylüyorsunuz” falan diyor. Yine ertesi gün geliyor tebessüm ederek “Hocam dörtte gelmişim” haberi yokmuş gibi. E “geç kaldık” diyor. Demir parmaklıktan insan dışarıda çıkamıyor. Ne diyeyim ben bu adama? Bir oluyor, iki oluyor, üç oluyor, dört oluyor kardeşim bunun bir yolu yöntemi yok mu? Her seferinde aynı şeyi söylüyor.

BÜLENT SEZGİN: Sabrınız maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah beni imtihan etti. Yasin Gürlek Hocam benim çok fazla sevap almama sebep olmuş olabilir, inşaAllah. Ama demir parmaklık olması da süper oldu inşaAllah.

Ben okulda akademide tek başına tebliğ yapıyordum. Komünistler falan kaynıyor fokur fokur dev yol, dev sol, İGD ilerici gençlik derneği yani bu Leninist takım Sovyet yanlısı olan. Böyle ben rahat rahat girip çıkınca o “Hocam” dedi camiye geldi. “Ben sizi çok takdir ediyorum cesaretinizi” dedi. “Ben de namaz kılıyorum ama çekiniyorum, sizi görünce cesaret geldi bana” dedi. “Sizle beraber namaz kılabilir miyiz beraber?” dedi. “Çok iyi olur” dedim. “Görüşebilir miyiz?” “Çok iyi olur” dedim. Ondan sonra bizim okuldaki hademe, Yasin Gürlek, ben orada cemaat olduk.

Maluma ilan faydalıdır. Güzellik Allah’ın, güzellik Allah’a ait. İnsanlar Allah’ı ne kadar unutmaya yatkınlar. İnsana Allah diyor ya “zaluma ve cehula” “zalim ve cahil” diyor. Bütün güzellik O’na ait daha hala adama veriyor, kıza veriyor.

“Oğlum Muhammed Efe Cumhuriyet bayramında Atatürk oldu. İnşaAllah onun gibi bir insan olur” diyor. Atatürk bakayım. MaşaAllah yaklaştır bakayım ağabeyinin aslanı o. Şu çocuk temizliğine bak hayret Allah’ın hikmeti. Günahsız olduğunda yüze bak sen. Ne oluyorsa oluyor sonra insanlar simsiyah oluyor, yüzünde nur kalmıyor Allah vermesin.

“Bugün benim doğum günüm” Oğuz.  Onu Müslüm Baba rahmetli çok güzel söylüyordu.

İnternet konusunda sürekli dilekçe verelim. Mesela biz buraya geldiğimizde, bilgisayarı açtığımızda havadan şak bedava kitaba ulaşmamız lazım, her şeye ulaşmamız lazım. O bekleme hakikaten çok rahatsız edici. Ne kadar ilkel bir şey bekle bekle bekle allı yeşilli güllü bir şey var çark dönüyor dönüyor dönüyor. Çok sinir bozucu bir şey. Ne oluyor diyoruz? Hazret daha keyfi olmadı bekleyin diyor. Olmaz bastın mı şak geleceksin olay yerine. İnternet üniversite.

Allah kendine iyi teksif olmayı bize nasip etsin. Dikkatimizi açsın, Kendisi’ne iyi teksif olmayı ve sevgimizi sadece O’na yöneltmeyi nasip etsin, imanımızı güçlendirsin. Aklımızı güçlendirip Allah’ın delillerini aklımıza hıfz edip şuurlu bir şekilde, samimi bir şekilde imanımızı güçlendirip devam ettirsin. İman zaafı çok tehlikeli Allah esirgesin. Müthiş bir imtihan var. Ama ne güzel bizi ahir zamanda yaratmış bu büyük bir ayrıcalık. 1700’lerde gelebilirdik. 1600’lerde gelebilirdik hiç müjde yok bir şey yok 1600, 1700’lerde. Ahir zamanda Mehdi (a.s), İsa (a.s) devrinde getirmiş. Bayağı aklın ihtiyarını zorlayacak şeyler bunlar. Mesela şu Mehdiyet delilleri en iman etmeyecek adamın iman etmesini sağlar aslında. Her dediği doğru çıkıyor Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Diyor ki “Esad Kavmi” diyor artık acayip “Şam’da Esad kavmi” bin yıllık hadis, adamın adını söylüyor Esad. Babası Hafız Esad, Beşar Esad. Ama Esad sabit kalıyor öbür isimler gidiyor Hafız’ı kimse hatırlamaz. Beşar’ı da ama Esad biliniyor. Esad kavmi diyor Şam’da, Suriye’de sırf şu bile bir insanın iman etmesi için yeterli. “İki uçlu kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. Bilim tespit edememiş bilinmiyor. Bir kere çıktı, bir daha da çıkmaz diyorlar. Çok acayip olaylar. Ama unutursan, dikkat vermezsen o senin için harika olmaktan çıkar.

Gurstayn Arzu Çeken; “Her geçen gün size olan sevgim, saygım, güvenim artmakta çok şükür. Esad’a düzenlenen disipline, ahenge, olması gereken tüm mühim noktalara o kadar çok hailsiniz ki sizden çok şeyler öğreniyorum. Sizde tarifler üstü alışık olmadığımız ama aslında gizli gizli özlemini duyduğumuz bir şey var biliyorum. Sizi çok seviyorum saygıyla nurlu ellerinizden öpüyorum.” “Sizde tarifler üstü alışık olmadığımız ama aslında gizli gizli özlemini duyduğumuz bir şey var biliyorum.” İyi insan imajı var ya insanda onu görüyorum diyor. İyi insan olmak aslında normal bir şey ama insanların çoğu anormal bu nasıl oluyor ben hayret ediyorum? Nasıl güçleri yetiyor deli gibiler?

BEYZA BAYRAKTAR: Tam iman etmedikleri için şeytana çok çabuk teslim oluyorlar.

ADNAN OKTAR: Manyak gibiler bayağı bir insan öyle deli gibiler konuşmak mümkün değil, bir şey anlatmak mümkün değil. İnsanların birçoğu manyak bu nedir Tarkan Hocam ben anlayamıyorum? Bu mucize deliyle konuşuyormuş gibi oluyorum.

TARKAN YAVAŞ: Hocam, siz belirtmiştiniz yüzde 51 olur demiştiniz insanlar. Etkiye çok açıklar. Olumlu bir şey olduğunda hemen etkileniyorlar. Olumsuz da o şekilde oluyor.

ADNAN OKTAR: Damarına basmaya gelmiyor çok dikkatli konuşmak lazım. Nereden de fıttıracakları belli olmuyor. Nereden sapıtacakları da belli değil. Mesela hal hatır sorarken bile dikkat etmek gerekiyor kardeşim bu nasıl iştir? Acayip bam telleri var.

OKTAR BABUNA: Ben deliyim falan diye televizyonda konuşurken özellikle sanki bir şey unsuru gibi anlatıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bir kere çok alınganlar. Bir şeyi hayra yorma kafası olmuyor şerre yoruyor. Nasılsın diyorsun, “yüzümü solgun gördün nerden aklına geldi? Nasıl? Ya nasılsında ne var? İyiyim diyor. MaşaAllah diyorsun, “inanmadım mı yoksa?” diyor. La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim. Nasıl konuşacağız bilmiyorum ki?

ERDEM ERTÜZÜN: Dün bir bayan adama çarpacağım yanlışlıkla, adam bağırarak hakaret etmeye başladı sokağın ortasında.

ADNAN OKTAR: Kadın ne kadar panik olur ya yazık günah değil mi? Kadın, ya kardeşim sen yüzde yüz haklı olsan bile “çok özür dilerim ben sebep oldum” falan de. Kadın çok korkar ya yazık değil mi? Ne kadar ayıp ya, değil mi? O bir sadaka hükmündedir. Çaktırmazsın dersin “önemli değil. Ben arabayı tamir ettiririm siz gidin, rahat olun.” Değil mi? “Gönlünüz rahat olsun. Ben sizin arabayı da tamir ettireyim” dersin. Bereket gelir sen zaten kasko falan ödüyor onu değil mi? Ne kadını korkutursun? Bu insanların deliliğiyle ne yapsak acaba, birçoğu deli insanların?

OKTAR BABUNA: Sizin anlatımlarınız ve faaliyetlerinizle inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Oluyor değil mi?

OKTAR BABUNA: Ancak.

ADNAN OKTAR: Deccal kavurdu milleti, deccal delirtti yani. Şeytanın etkisiyle delirdi insanlar. Makul insan bulmak çok zor oluyor.

AYŞE YASEMİN KİRİŞ: Adnan Bey siz şey söylemiştiniz, “insan ancak Kuran’a tam uyarsa dengeli makul bir akla ve ruha sahip olur” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Onun dışında manyak gibi oluyorlar. Birçoğu öyle yani. Tabii istisnalar olur.

Fatma Zehra, Zalim Zehra ismi. Bayağı tehlikeli bir üslup. “Kedilerinize de, size de maşaAllah vallahi Hocam. Dünyada cenneti yaşıyorsunuz” diyor. MaşaAllah elhamdülillah.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin olduğunuz her ortam gerçekten cennete dönüşüyor.

ADNAN OKTAR: Mustafa Gür, İŞID’in, İŞID’le ilgili hadislerin anlatımından rahatsız olmuş. Kardeşim, bak diyor ki bu gelen insanlar özetle iyi insanlar olacak diyor. Yani o siyah bayraklı adamlar. Bak Peygamber (s.a.v.) diyor ki “bunlar kan dökecek” diyor, “camileri yıkacak” diyor. Neresi iyi yani? “Mehdi (a.s) bunları doğru yola kavuşturacak” diyor. Anlaşılmayacak gibi değil.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hristiyan yazarlar da Adnan Bey son dönemde yazmaya başladılar. Teker teker. İŞID’in kendi dinlerini görür diye ahir zaman alameti olduğunu söyleyenler var.

ADNAN OKTAR: Kardeşim tabiî ki büyük bir olay. Alelade bir olay değil. Ve senelerce süren bir olay. Bölgeye hakim olmuş bir olay. Böyle bir olayı Peygamber (s.a.v.)’in bildirmemesi mümkün değil. Dev bir olay.

Sevgi dili kullansınlar, sevgi dili. Merhamet dili, sevgi dili. Dünya çapında Tayyip Hocam’a bir saldırı var, bir acayiplik var.

CEYLAN ÖZBUDAK: Türkiye’ye karşı çok fazla var. Özellikle PKK’ya destek çok fazla arttı. O yüzden de Türkiye’yi genelde bölmeye çalışan bir üslup çok kullanılıyor.

ADNAN OKTAR: PKK’ya destek artı ama PKK öldükten sonra destek arttı. Yani şöyle iyiydi, böyle iyiydi falan PKK tarih oldu. Bundan sonra tarih kitaplarında okuyacaklar.

“ABD’ye yönelik çıkışlar olabilir.” Ne yapsın? Alttan mı alsın, yağcılık mı yapsın? Ne yapsın? Delikanlıca gereğini yapıyor. ABD halkına bir şey demiyor ki Tayyip Hocam. Devletine de bir şey demiyor. Çakallık yapanlara diyor. Ne desin? İyi yapıyorsunuz elinize sağlık mı desin?

CEYLAN ÖZBUDAK: Yaptığı eleştiriler Amerika’ya karşı genelde sizinle parelel oluyor. O konuları eleştiriyor o da haklı olarak.

ADNAN OKTAR: Haklı. Mesela Başkan Yardımcısı’na özür diletti. Adam münasebetsizlik yaptı ne desin? Alttan mı alsın? Bunlar pısırık başbakan arıyorlar, böyle alttan alan Amerika’nın karşısında hazır ola geçen falan.

CEYLAN ÖZBUDAK: Onlar iftira atacaklar o hiç bir şey demeyecek.

ADNAN OKTAR: Evet bir şey demeyecek falan öyle şey olmaz. Yani dürüst bir insana zulüm haram olur. Ortada fol yok, yumurta yokken bir şey yok. Çılgınlığa gerek yok.

CEYLAN ÖZBUDAK: Özellikle Amerika’nın kendi halkından bu ilk 2003 Irak Savaşı’ndan beri çok büyük tepki alıyor. Yaptıkları yüzünden. Onlar da başarısız oldukları için Ortadoğu’da suç yükleyecek bir yer arıyorlar. Türkiye böyle yaptığı için biz başarılı olamadık gibi genelde üslupları. Aslında yapardık da Türkiye elimizi tuttu tarzında hep açıklamalar oluyor.

ADNAN OKTAR: Türkiye elini tutmuş. Daha büyük katliam olacakmış demek ki, hayır olmuş. Özetle eleştirirken vicdanlı olmak lazım. O hanımefendiyi koruma altına almış mı emniyet? Onu bir soruşturalım. AK Partili bir hanımefendi vardı. Kim?

AYŞE YASEMİN KİRİŞ: Gülseren Topuz.

ADNAN OKTAR: Gülseren Topuz Hanımefendi. Emniyet gizli ve açık korumaya alsın dedim. Onu bir öğrenelim. Yarın öğrensinler. Zor bir şey değil. Gayet kolay. Adım adım.

Allah ne güzel insanlar nasip ediyor arkadaş ediyor hayret. Mesela bak bu sevimliyi ben hiç görmedim, kardeşleriyle konuşuyor. Akıl almaz seviyor beni. Baksana bakışları falan acayip sevgi dolu. MaşaAllah bu Allah’ın ilhamı, çok güzel.

AYŞE YASEMİN KİRİŞ: Allah Adnan Bey Kitap’ımızda şeytandan Allah’a sığınırım “İman edip Salih amallerde bulunanlar için Yaratan onların kalbinde bir sevgi kılacaktır” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Nakşibendi şeyhlerinden Şeyh Es Seyit Ahmet Yasin El Buhari El Bursevi ne mübarek insan maşaAllah, çok değerli bir insan. Hocamız’ın talebeleri Hocamız’a çok sahip çıksınlar. Sadakat göstersinler. Çok çok candan bir insan. Şeyhimiz ne güzel yetiştirdi. Hepsi çok efendi. Oğulları bal şeker. İkisi de. Manevi evladı Ahmet Yasin Hocam da, o da bal şeker çok efendiler. O Almanya’daki o Şeyh Efendi de o Eşref Efendi.

AYŞE YASEMİN KİRİŞ: Şeyh Hasan.

OKTAR BABUNA: Ayberk Efendi.

ADNAN OKTAR: Şeyh Hasan, Ayberk Efendi çok efendiler. Neşeleri, sevinçleri, sevgileri çok güzel. Talebeleri de çok güzel insanlar kendileri de çok güzel insanlar. O mühim bir ekol, o ekolun orijinallerinin hiç bozulmaması lazım. Oraya mensup talebeler de o ocağı hiç bırakmamaları lazım. Yani gönlü başka bir yere meyletse bile orada kalbi ve bedeni kalması lazım. Yine orada ol sen. Şeyh Efendiyi bütün gücünle sev, bağlan, ne gerekiyorsa yap. Başka bir cemaate de sevgin varsa onlara da hizmet et. Faydalı ol ama orayı bırakma yani. Çünkü o bir burukluk meydana getirir. Eğlendirici zevk verici bir yönü yok onun. Yani bereketi gider konunun, güzel değil yani.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İŞID’e Türkiye’den katılımlarla ilgili haberde Erdoğan ve Davutoğlu’nun da fotoğrafını kullanarak büyük tepki toplayan The New York Times, bu sefer de Erdoğan’ın Atatürk’ün özel mülkiyeti olan alana üç yüz elli milyon dolar maliyetle saray yaptırdığını yazdı. Kendisi için büyük paralar harcayarak yaptırdığı binalar, araçlar ve jetler aldığı, daha önce İslam dünyası tarafından örnek gösterildiği ifade edilen haberde bugünlerde bu duruşun değişmeye başladığı iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Tamam da yani bin odalı, bir odasında oturuyor nihayet bu insan. Devletin şerefi için yapıyor bunu, milletin şerefi için yapıyor. Kendi ne alaka? O diyor “iki metre mezar benim yerim” diyor. Öyle bir dünya hırsı yok ki. Altmış küsur yaşına gelmiş insan, bütün ömrü çileyle geçti.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir anda kendi ekonomileri çöktüğü için herhalde yapmış olabilirler.

ADNAN OKTAR: Aslan gibi delikanlıydı acayip yaşlandı ıstırap çileden. Bütün ömrü çileyle geçti. Müsaade etsinler de koca binanın bir odasında otursun. Onu da çok görüyorlar. Burası benim mülküm demiyor ki yani. Cumhurbaşkanlığı bitince gidecek nedir yani? Hayır ne yapsın ayrıca binayı o kadar büyütmenin alemi ne? Devletin şerefi mevzu bahistir orada. Değil mi? Ne güzel işte tamam böyle yeşillik alan güzel bir yer yani.

SERKAN AK: Yabancı devlet başkanları da orada karşılanacak.

ADNAN OKTAR: Yani acayip olan bir şey yok ki. Hakikaten eski Çankaya o kadar büyük bir yer değil. Küçük bir yer.

“Devletimiz derhal acilen ordumuzu güçlendirsin” diyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız. Doğru söylüyor tabii. Ordunun her zaman güçlü olması lazım. Caydırıcı güç açısından daha güçlü olması lazım. Şu anki ordumuzun silah gücünü de bilmiyoruz o kadar. Ama caydırıcı olmasında fayda var. Ne kadar caydırıcı olursa o kadar iyi olur.

“Ordumuz dünyada ilk onda, Ortadoğu’da birinci sayılıyor.” Daha da güçlü olsun.

CEYLAN ÖZBUDAK: Asker sayısı bakımından.

ADNAN OKTAR: Asker sayısı değil de yani asker tamam da. Silah gücü açısından daha da güçlü olması lazım. Caydırıcı olur. Yani Allah kullandırtmasın ama silah gücü önemli.

CEYLAN ÖZBUDAK: Silah gücü açısından Ortadoğu’da İsrail bir.

ADNAN OKTAR: Ortadoğu’da İsrail bir. “En teknolojik silahları Amerika Birleşik Devletleri sadece İsrail’le veriyormuş. Örneğin F22 jetlerini Türkiye ve İngiltere almak istiyor ABD on yıl sonra satacağını söyledi. Türkiye, Çin’den silah ve füze almak istedi NATO karşı çıktı. Kendi silahlarını üretiyor ama teknoloji yeterli olmuyor.”

Evet dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Arabistan’da kadınlara hiç değer verilmediğine ait bir haber vardı. Bir pano yayınlamışlar. Kadınlar için kötü şeylerin panosu. Gösterebilirsek. Burada kadınların yapmaması gereken konuları belirtmişler. Bunları yaptıkları.

ADNAN OKTAR: Nerede oluyor bu olay?

BÜLENT SEZGİN: Arabistan’da.

ADNAN OKTAR: Evet neler diyor?

BÜLENT SEZGİN: Şekillerle göstermişler. Mesela Allahualem televizyon izlememesi, müzik dinlememesi, alışveriş yapmaması, araba kullanmaması ve uçağa binmemesi gibi sonunda da kadının öleceğini gösteren bir.

ADNAN OKTAR: Öleceğini mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yaparsa öleceğini.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama bu çok önemli. Bunu biz Arabistan’a birini gönderip bunların fotoğraf çektirsek. Panoya asıyorlar bunları öyle mi? Evet bir anlat.

BÜLENT SEZGİN: Allahualem televizyon izlemesi, telefonla konuşması.

ADNAN OKTAR: Bunlar yasak.

BÜLENT SEZGİN: Bunları yaparsa en sonunda bunu koymuşlar ölür kadın diyorlar.

ADNAN OKTAR: Arabaya binmeyecek, uçağa binmeyecek.

 BÜLENT SEZGİN: Alışveriş yapmayacak.

AYŞE YASEMİN KİRİŞ: Makyaj yapmayacak.

TARIK KOLUKISAOĞLU: Araba kullanmayacak.

GÜLGÜN GÖKTAN: Parfüm kullanmayacak.

ADNAN OKTAR: Parfüm kullanmayacak.

BÜLENT SEZGİN: Allahualem çalışmayacak bir de.

EBRU ALTAN: Bir de galiba okuryazarlık olabilir.

ADNAN OKTAR: Bakım yapmayacak 

GÖRKEM ERDOĞAN: Süslenmeyecek.

ADNAN OKTAR: Bu çok önemli, bunu çok iyi gündeme getirelim. 

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten şu anda kadınların niçin araba kullanmadığına dair sorulduklarında dini bir karşılığını söylemiyorlar sadece araba kullanan kadınların doğurganlık oranının azaldığını söylüyorlar. 

ADNAN OKTAR: Arabistan.

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet.

ADNAN OKTAR: Allah akıl fikir versin.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey kadın haklarını ele alan bir konferans vardı onun fotoğrafı vardı. Hiçbir kadın olmaması.

ADNAN OKTAR: Kadın hakları diye konferans. Yaklaştırsana, kadın haklarıyla ilgili konferans haydi hayırlı uğurlu olsun hepsi. Allah akıl fikir versin. IŞİD bir yandan, bunlar bir yandan ortalık bayağı şenlenmiş vaziyette. Bir acayiplik bir bozukluktur gidiyor, yanlışlıktır gidiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: IŞİD diyor ki “biz araba kullandırıyoruz kadınlara, biz daha iyiyiz Suudi Arabistan’dan” diyorlar şu anda.

ADNAN OKTAR: Araba kullandırdığı için. Allah akıl fikir versin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bahsettiğiniz bir konu vardı Adnan Bey. Suudi Arabistan’da müzik aletlerinin kırılması toplu halde. Onunla ilgili video var demiştik.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Darbukayı kıramadı ne yapacağız?  Allah’ın hikmeti vahşiliğin şiddetine bak. Allah akıl fikir versin. Allah rahmetli Atatürk’ten razı olsun. Bak böyle bir ortamı engelledi. Yoksa Allahualem Türkiye de bu ayarda olurdu. Baksana tekbir getiriyor. Akla bak sonra da evde göbeğini hoplata hoplata oynuyor bunlar. Müzik açıp oynuyorlar evde hepsinin teybi var. Her şeyi dinliyorlar müziğin her türlüsü var evlerinde, müzik dinlemeyen yok bunlarda. Şu ud kıran var ya acayip oynuyordur o.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Ankara’da bir genç, kız arkadaşının kendisini aldattığını iddia ederek arkadaşlarıyla birlikte kız arkadaşını ve onun ablasını dövdü. Ve bunu kameraya çekip sosyal medya hesabında paylaştı. Videoda genç “kızlara vurulmaz, şiddet diye bir şey olmaz diyorlar ama var, aldatırsa vurulur” diyor.

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyum?

BÜLENT SEZGİN: Video yoktu. Videonun yaygınlaşması üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olaya müdahil olup polisi durumdan haberdar etti ve emniyet de o genci ve iki arkadaşını göz altına aldı.

ADNAN OKTAR: Ama bırakırlar. Halbuki öyle tipleri daha önce de söylemiştim bezdirme takibi yapılması lazım. Polis daha önce böyle şeyler yapıyordu sonra bıraktılar bunu. Bu önemlidir bezdirme. İki de bir gidip evine arama yapmak değil mi? Silah var mı? Takip etmek. Yani pislik yapmasını engellemiş olursun. Genel olarak söylüyorum kimse böyle tipler.

“Güneydoğu’da beş sene öğretmenlik yaptım. Yetişen tüm yeni nesil PKK hayranı yetişiyor. Ve alternatif siyasi görüş yok. Fistan esprisi yapıldığında en ılımlı gençler bile deliriyorlar” diyor. Espri değil ki gerçek o, fistanla geziyor adamlar.

“Belki orada radikalleşmeyi önlemek amaçlanıyordur korkunç bir gençlik yapısı var. Barut gibi. Konu çok hassas.” Etyen Mahçupyan “kamu düzenini PKK sağlıyor diyor.” Aklı başında insanlar bir araya gelsinler de, hükümet de bir araya gelsin bu nedir bu Güneydoğu’daki olay? Bunlar çok anormal bir durum. Hükümete devlet tam destek versin bunların böyle şımarmasına bir son verilmesi lazım. Daha önce böyle bir olay yoktu. Bunları şımartmanın ne faydası var? Niçin yapıyor ben anlayabilmiş değilim. Hayır ne olduğu da belli değil. Adamları bu kadar şımartmak. “Belki de orada radikalleşmeyi önlemek amaçlanıyordur.” Ne tür radikalleşme? Müslümanlığı mı kastediyorlar acaba? Olur mu öyle rezalet? Müslüman Müslüman güzel, eksiği gediği varsa eğitirsin. Ama adam bunlar cellat gibi adamlar komünistler, PKK’lılar. Adam öldürüyor, asıyor, kesiyor. “Alternatif siyasi görüş yok” diyor. PKK’ya daha yüklenen bir politika izlemek lazım o zaman. PKK tehlikesine dikkat çeken ben birkaç kitap daha hazırlayayım. Bol belgeselli, belgeli. Televizyonda filmlerin sayısını artıralım PKK tehlikesine karşı. Bu yaptıkları yeni azgınlığı belgeleyelim. Tehlikeye dikkat çekelim.

Tamam, peki bugün bu kadar olsun. Yarın devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü