Harun Yahya

Sohbetler (13 Kasım 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim sizler de hoş geldiniz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Abdulkadir Selvi yazısında: “Suriye’de PYD devam edecek ama Türkiye’deki PKK’nın kendini lağvedip silahlı mücadeleyi bıraktığını ilan etmesinin üzerinde çalışılıyor. Çözüm süreci 6-8 Ekim olaylarından güçlenerek çıktı diyemeyeceğim. Çünkü şu aşamada öyle bir şey yok. Ama 90’lı yıllara mı dönülüyor derken silah bırakmanın konuşulduğu bir konjonktürü yakaladık” dedi.

ADNAN OKTAR: Otuz kere söyledim, en başında söyledim. PKK hiçbir şekilde silah bırakmaz. Silah bıraktığında buhar olur, yok olur. O silahla yaşayan bir güç. Silah olmadan kimse onları kâle almaz, adam yerine de koymaz. Birçok kişi saygı görüyor ya, gösteriyor ya, hürmet gösteriyor ya. Mesela Abdullah Öcalan’a hürmet gösterilmesinin nedeni silahtır. Silah gittiğinde Abdullah Öcalan’ı kimse adam yerine koymaz. Hatta gidip adama yerinde hakaret ederler, aşağılarlar. Kimse kâle almaz. PKK’nın gördüğü saygının nedeni silahıdır ve şiddetidir. Abdullah Öcalan’ın gördüğü saygının nedeni elindeki mevcut mafya yapılanmasının silah gücü ve tehdit gücüdür, o yüzden hürmet ediyorlar. O yüzden hiç ummadığımız adamlar baş eğiyorlar. Abdullah Öcalan’ı evliya gibi gösteriyorlar. Hürmet ediyor adam, odasına yanına giderken ceketinin önünü ilikliyor böyle, şapkasını çıkarıyor göğsünün üstüne koyuyor, hürmet ediyor adam. Hakaret edilsin istemiyorum tabii de. Bak her zaman söylüyorum; mahkum adama hakaret ettirmem, kendim de hakaret etmem. Çünkü cezasını almış adam ona ben daha niye hakaret edeyim? Bir ceza daha veremez. Olabilecek en yüksek ceza verilmiş artık, ondan sonrası yakışmaz. Mahkum bir adam, hareket edemiyor o da olmaz. Hürse aşağılarım, ahlaksızsa ama ben mahkuma bir şey demem.

GÖKALP BARLAN: PKK silah bırakırız demiyor, aksine “kendi kolluk kuvvetlerimizi kuracağız” diyor ve “o şekilde devam edeceğiz” diyor, inşaAllah özerklikle birlikte.

ADNAN OKTAR: Leyla Zana geçen aylarda ne diyor; “PKK elde ettiği her kazanımı silahla elde etmiştir” diyor, “Neden silah bıraksın?” diyor. Doğru. PKK’nın gördüğü saygının nedeni silah. Güneydoğu’da BDP’nin başarısının nedeni PKK’nın silahıdır. PKK’nın silahı olmasa BDP sıfır virgül sıfırlı oy alır. İnsanlar devlete de silahından dolayı saygı duyar bazı yerlerde, bazı ülkelerde. Mesela Rusya’da öyle, halk devletin silahından dolayı saygı duyuyor devlete. Devlete isyan eder birçok insan, laf söz dinlemezler. Polise saygı duymalarının nedeni de yine polisin silahıdır. Polisin silahı olmadı mı sille tokat dövüyorlar.

BİLAL ÇELİK: BDP’nin oylarına baktığımız zaman doğu bölgelerinde daha fazla görünüyor zaten Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tek nedeni silahtır. Silah gücü, vuruş gücü, cinayet gücü. Cinayet gücü yüksekse; BDP tabii “gidip cinayet işleyin” demiyor ama o otomatik devreye giriyor onların oyunu artırıyor. Bunu herkes biliyor kendileri de bilirler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Önder Aytaç bu akşam Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın Kandil’deki liderlerinden ve KCK Eş Başkanı Cemil Bayık; “Paris’te üç PKK’lı kadının nasıl öldürüldüğünün aydınlatılamayacağını belirterek, 12 Eylül öncesi Ülkü Ocakları nasıl MHP’nin vurucu gücüydüyse bugün Alperen Ocakları da derin devletin ve cemaatin vurucu gücüdür” dedi.

ADNAN OKTAR: Öyle mantıksız olmuş ki. Alperenler bir kere çok efendi çocuklar, bayağı terbiyeliler. Ben birçoğunu tanıyorum gelip görüşüyor, konuşuyoruz. Bir kere çok dindar bu çocuklar, Allah’tan çok korkan çocuklar. Hemen hemen tamamı namaz kılıyor, secdede gözyaşı döken çocuklar. Öyle kabadayı falan kırıp-yıkan falan onların öyle bir yönü yok. Hayır, çıkar her toplulukta çıkar, her yerde çıkar öyle bir insan, az sayıda çıkar ama topluluk olarak onlar çok efendi insanlar, çok saygılı insanlar ve tasavvuf ehli insanlar. Dolayısıyla işte şunları kullanıyor, bunları kullanıyor, şunu yapıyor, bunu yapıyor ne yapmışlar? O kadını onların vurduğunu mu söylemek istiyor?

KARTAL GÖKTAN: Onu ima ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Yakalanamaz diyorlarsa tabii ki derin devlet işidir. Ama Fransız derin devleti de işin içindeyse onu biraz düşünmeleri lazım. Fransa Abdullah Öcalan’ın güçlenmesini istiyor. Avrupa da Abdullah Öcalan’ın güçlenmesini istiyor, tek lider olmasını istiyor. Yani orada, komünist Kürdistan devletinin tek bir diktatörü olsun istiyorlar bütün dünyaca tanınan. Onun için diktatöre zarar vereceğini düşündükleri kişileri Avrupa derin devleti ortadan kaldırıyor, Rus derin devleti de ortadan kaldırıyor. Fransız gizli polisi, Fransız istihbaratı işin içinde. O zaman Alperenler’le bağlantı ne alaka? O hanım kızı vurdukları yerde polis mevcut, binada mevcut, binanın önünde mevcut. Polisin en yoğun güvenlik önlemi aldığı yer orası, meşhur bir cadde orası. Ve hem Fransız gizli servisinin de, Fransız polisinin de en güçlü koruma yaptığı yerlerden birisi. Kapıyı sonuna kadar açıyorlar herkesin gözü önünde o kızcağızın suratına kurşunu sıkıyorlar, adam da göğsünü gere gere geliyor. Bu tamamen Avrupa derin devletinin, Amerikan derin devletinin organize ettiği bir olay. Abdullah Öcalan’ı güçlü tutmak için yaptılar. Aynı anda aynı günlerde Rusya’da da yine Abdullah Öcalan’ın bir muhalifi mafya babasını vurdular. Adam çıkarken kapıda kurşunladılar, konu bitti. O da yine Avrupa derin devletinin çirkin marifetiydi, marifet demeyelim de çirkin tavrıydı. Dolayısıyla bunları Türkiye’ye mal etmesinler. Türkiye böyle işlerin içine girmez. Türkiye vicdanlıdır. Alperenler çok çok çok vicdanlıdır, merhametlidir. Bir Alperen’in eli bir kadına kalkmaz bir kere. Biz Osmanlı ahlakından, İslam ahlakından gelen insanlarız. Peygamberimiz (s.a.v.) kadınları savaşta öldürmeyi menetmiştir. Savaşta dahi öldürülmez kadın. Kadın ve çocuk. Esir edersin, öldürülmez. Mesela düşmanını öldürüyor ama kadını özellikle ayırıyorlar, kadın ve çocuk yasak, İslam’da öyle bir şey yok. Alperenler de çok dindar çocuklar, çok efendi çocuklar. Dolayısıyla böyle çirkin bir şey yapmazlar. Orada elini kolunu sallayarak o kızcağızı vuracaklar, Fransız polisi de sırıtarak seyredecek bu ne? Demek ki bütün polis tembihlenmiş, oradaki bütün yapılanma ona göre ayarlanmış “burada bu kızı vuracaklar” diye. O kızcağızın suçu ne? “Abdullah Öcalan hapiste” dedi, “hapiste olan biri lider olamaz” dedi bu kız, “hapiste olan bir kişi lider olamaz.” Hakikaten de hitabeti de güçlü bir kız, kültürlü bir hanım, çekti vurdular bu çocuğu. Savunmasız bir kadın, ne büyük bir kahpelik ve kalleşliktir. Orada oturuyor kendi halinde bir insan, sana fikirle karşılık veriyor, fikir başka bir şey yok fikri var. Abdullah Öcalan daha önce bunu dağda kafalamaya çalışıyor bu kızcağızı. “Sen tanrıça da olabilirsin” diyor çocuğa. Bak onun enaniyetini okşuyor. Ama öldürülebileceğini de söylüyor, bak, “normalde öldürülürsün” diyor “ama tanrıça da olabilirsin” diyor. Ta o zamanlar öldürüleceğini ima ediyor, söylüyor. Açık açık söylüyor “öldürülebilirsin” diyor, “ama tanrıça da olabilirsin” diyor. Gözü tutmamış. Çünkü kızcağız o zaman da muhalif, o zaman da karşıt. Orada da yine muhalif kız, o konuda korkusu yok kabul etmiyor. O da onu öyle ikna etmeye çalışıyor “sen tanrıça olabilirsin” şöyle böyle, onun gururunu okşamaya çalışıyor. Bak sonunda o konuşmada geçtiği gibi çocuğu vurdular. Ta o zamanlar yerini yapmıştı o konuşmada. Varsa onun bandını bana bir gönderin, dağdaki konuşması. Kıza orada açık açık söylüyor vurulabileceğini, öldürülebileceğini. Kadın vurmak çok büyük bir kahpeliktir, müthiş bir acımasızlık. Masada oturuyor kızcağız nasıl çekip vurursun? Bu ne demek? Bir de bir kadın fikrini söylüyor diyor ki, “lider olamaz.” Desin sana ne? Niye çekip vuruyorsun? İşte PKK kahpeliği, derin devlet kahpeliği. PKK alçak derken, kahpe ve kalleştir derken bunu demek istiyoruz. Güya kendi taraftarı olan ama muhalif olan 15 bin kişiyi katletti PKK, Kürt 15 bin kişi. Bu ne demek? 15 bin kişi, 15 bin tane Kürt kardeşimizi katletti PKK. O çocuk da işte o katledilen ekibin içinde. Her kafalarına uygun görmedikleri kişiyi vuruyorlar. YPG de öyle, kafasına uygun değilse kısa bir konuşuyorlar, önce bir uyarıyorlar güya sonra tak çekip vuruyorlar. Mesela geçenlerde bir kızcağızı, hanım kızı ağaca bağlamışlar. Nasıl bir kahpeliktir bu? Kız bu, kız çocuğu sana ne yapacak? Ağaca bağlıyor ondan sonra kurşunluyor. Korkaklığa bak, kahpeliğe bak, alçaklığa bak. Kız çocuğu sana ne yapsın? Elinde de senin silah var. Çocuğu ağaca bağladılar ondan sonra vurdular. Orada da bıraktılar. Bunlar kız çocuğu çocuk, delikanlı kız bunlara fark etmiyor önüne geleni vuruyor. Merhamet, sevgi, şefkat, Allah korkusu, Allah sevgisi bunlarda yok. Domuz sürüsü gibi bunlar. Domuz bile bunlardan üstün. Domuz çünkü yavrusunu sever bir şeyler yapar, bunlarda o da yok. Onun için pislik, kahpe ve kalleş diyoruz, PKK.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, geçtiğimiz günlerde de Yüksekova’da yaşayan altmış yaşındaki Hacı İrfan Adsız evinin bahçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu vefat etti. Adsız’ın PKK tarafından katledildiği ve sırf Müslüman olmasından dolayı defalarca tehdit edildiği, inançlarından taviz vermeyince de hedef alınarak katledildiği belirtildi.

ADNAN OKTAR: Müslüman katliamı başladı Güneydoğu’da.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster. Hay maşaAllah bak nur gibi Müslüman. Normal nur gibi tertemiz Müslüman. Sırf Müslüman olduğu için, iman ehli olduğu için kahpeler tarafından şehit edilmiş. Devlet, hükümet çok yoğun tedbir alsın. Güneydoğu’da bir Müslüman katliamı var. Eğer devlet onları korumazsa onlar kendilerini korumaya kalkarlar, o zaman olayın boyutu bambaşka olur. Devlet bir an önce korusun. Baksana nur gibi Müslüman, şehit etmişler. Sırf suçu sakallı, namazında niyazında, takkesi olan bir Müslüman olması, suçu bu. PKK için bu yeterli oluyor. Devlet bunların yanına bunu koymasın, kanı yerde kalmasın. Bunun intikamını alsın devlet. İlgili kalleş, kahpe olan kim varsa bunları yakalasın hapse koysunlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mardin Valiliği yaptığı açıklamada, PKK Gençlik Hareketi’nin sokaklarda hendek kazıp özerklik ilan ettikleri olayda belediyenin inşaat makinelerinin kullanıldığını açıkladı.

ADNAN OKTAR: Savcılık harekete geçsin, devletin kolluğu harekete geçsin. Orada hendek açılması suçsa; ki suçtur, belediye başkanı görevden alınsın, gereken tedbir de alınsın. Devletin polisi var askeri var. Bu konuda böyle bir acz varmış gibi görüntü vermek yakışmıyor, sıkıldık bundan bu güzel olmuyor. Bitsin bunlar, nedir böyle bu? Devletin bin kere gücünün yeteceği bir durum bu, bin kere gücü yeter. Bir avuç çapulcu ordusu her gün bir rezalet çıkarıyor. Bunun gereğinin yapılması son derece kolay. Bilmiyorum neyi bekliyorlar?

BÜLENT SEZGİN: Bir de hala “yerel yönetimler güçlendirilsin” diyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte yerel yönetim güçlenince bu oluyor. Belediyeleri BDP’ye verdiler, PKK da BDP’yi kullanmaya kalkıyor. Onlar da onlardan çekiniyorlar. Bela adamlar, pislik adamlar PKK’lılar. Bak nur gibi Müslümanı şehit etmişler. Tertemiz insan.

BÜLENT SEZGİN: Siz Kürt kardeşlerimizin genelde Müslüman olduğunu fakat PKK’nın etki altına aldıkları bunları, zor ve baskıyla.

ADNAN OKTAR: İşte Müslüman olması ıstırap veriyor bunlara. Tek suçu o onların gözünde. Devlet intikamını alsın yüreğimiz rahatlasın. Aksi halde bak halk kendini korur, dindar Kürt kardeşlerimiz kendini korur, bu da bir karmaşaya neden olur. Devletin kolluğu buna güç yetirecek durumda. Gereğini yapsın devlet.

ORKUN BEY: Dediğiniz gibi oradaki Kürt Müslüman Partisi “kendimizi savunacağız” diye açıklamaları olmuştu geçen hafta. Böyle bir tam çatışmaya yönelik izahları oldu.

ADNAN OKTAR: Bunlar kahpe, yalnız yakalıyorlar o insanları. Ya namaz kılıyordur, ya yemeğini yiyordur gidip sırtından vurmuşlardır. Bunlar alçak, bunlar kahpe. Bir de bizi kızdırıp daha sert karşılık vermemizi de istiyorlar benim gördüğüm. Biz hep akıl, fikir, iman yolunda hareket ederiz. Bizi öyle provoke edemezler onu bıraksınlar. Ama oradaki kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimiz birbirlerini çok iyi korusunlar, birbirlerine destek olsunlar, yalnız gezmesinler. Değil mi? Yalnızlık Allah’a mahsus. Yalnız gezmesinler. Her yerde birbirlerine sahip çıksınlar. Bu alçaklar deccal ordusu. Bunların şakası olmaz.

OKTAR BABUNA: Çözüm önerdiniz Hocam, inşaAllah. Her yerde sivil polis olması, korucuların da caydırıcı olarak silahların arttırılması.

ADNAN OKTAR: Bir kere korucular çok mübarek muhterem insanlar. Şehre inerken silahın alınması ne demek? Olur mu? Silah olacak yanında. Ne mahsuru var? Jandarma şehir içinde geziyor. Silahıyla geziyor. Polis de silahıyla. O da polis hükmünde. Değil mi? Adam çatışmaya giriyor orada. Sonra silahını alıyorsun. Şehre silahsız indiriyorsun. Ben bunun mantığını anlamıyorum. Silah yanında olacak. Hiçbir mahsuru yok.

Evet dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer Türköne, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir milyar üç yüz elli milyon liraya mal olan Ak Saray’ı yaptırdığı için pişman olduğunu yazdı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam mı?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Olabilir. Olabilir. Çünkü bu kadar reaksiyon olacağını bilmemiştir o. İyi bir netice alacağını, “ne güzel oldu, eline sağlık” diyeceklerini zannetmiştir. Bu kadar her yerden reaksiyon gelince o da pişman olmuş. Çünkü ne yapsın o binayı? Bina meraklısı değil ki, ne yapacak binayı? Bir odasında duruyor zaten. Herkes bunu dillendiriyor. Bülent Arınç başta olmak üzere.

Temizlik ne güzel bir şey maşaAllah. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımları için zevce-i tahirat. Tahir olan zevceler deniyor. Onlar nur gibiler Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımları. Mümin hanımlar öyle. Çok temiz oluyorlar. “Müşrikler, ancak bir pisliktir” diyor Cenab-ı Allah. Hakikaten de leş gibi oluyor. Şu PKK’lılara bakıyoruz. Domuz bile bunlardan daha temiz. Acayip pisler. Acayip bir zillet var üstlerinde.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’nın hava saldırısından sonra öldüğü söylentileri çıkan IŞİD lideri Ebu Bekir El-Badadi’ye ait olan iddia edilen on yedi dakikalık bir ses kaydı yayınlandı. Badadi ses kaydında, “koalisyon saldırılarının başarısızlığa” uğradığını savunuyor. Ve destekçilerine “ yılanın başı olarak nitelendirdiği Suudi Arabistan yöneticilerine ve bu ülkedeki Şiiler’e” saldırma çağrısı yapıyor.

ADNAN OKTAR: Biz dinleyebiliyor muyuz onu? Yasak. Şiiler mi? Şiilere niye saldırılsın?

OKTAR BABUNA: İran tehdidinden dolayı mı acaba?

ADNAN OKTAR: Şiiler çok dindardır. Mehdi (a.s)’ye aşıktır onlar. Gece gündüz Mehdi (a.s)’den bahsederler. Acayip severler. Şiiler’le, Sünniler’in arasını açmaya çalışan üsluptan şiddetle kaçınmak lazım. Dostluk yemekleri vermek lazım. Dostluk toplantıları yapmak lazım. Bu fitneyi ortadan kaldırmak lazım. Ama bunu yapacak yine Mehdi (a.s). Yine İmam Mehdi (a.s).

Nedir bu? İnternet sitesi mi bu? Büyük bir sitemi bu? “Kediciklerden Obama, IŞİD ve Adnan Oktar Hoca bombası. Bunlar bizim Avrupa’daki, İsrail’deki etkimizden haberleri yok. Bunlar kendi alemlerinde. Onların kendi bir herhalde büroları falan oluyor. Çay içip, simit yiyip üçgen peynirler vardı. Ne diyorlar ona? Karper onlardan yiyip böyle dünyadan bir haberler. Biz CFR’cılarla da görüşüyoruz. Obama’nın yakın adamlarıyla da görüşüyoruz. Buraya da çağırıyoruz. Yani sözümüzün geçtiğini ve etkili olduğunu Allah gösteriyor. Obama daha önce “direkt bombalayalım” diyordu. Fikirle olması, fikirle mücadele edilmesini biz telkin ettik. Onlar da “tamam kabul ediyoruz” dediler. Bunda şaşılacak bir şey yok. Çayla, simitle, peynirle orada yemek yerken haberi okuyor. Şaşırıp kalıyor hayretler içinde kalıyor. Ufkunu aç. O bürodan kafayı bir çıkart. Pencereden dışarıya bir bak. O zaman daha iyi anlayacaksın olayları.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Almanya’da başörtüsüyle derse alınmayan iki kız çocuğunun ailesinin yaptığı itirazı değerlendiren mahkeme, özel okulların başörtüsünü yasaklayabileceğine hükmetti.

ADNAN OKTAR: Özel okulların.

BÜLENT SEZGİN:  Evet. Kız çocuğu 13 yaşında bu arada.

ADNAN OKTAR: Ne olur? O bir renk, öyle kendini rahat hissediyorsa bırak başörtüsüyle gitsin ne olur yani? Gereksiz hareketler bunlar. Üç beş tane kız başörtülü ne mahsuru var? Rahatsız edici bir yönü de yok. Birçok inancın insanı oluyor mesela boğazına hac takıyor veyahut başına kibbe takıyor. Onun inancı sen ne karışıyorsun? Ne yapıyorsa yapsın yani.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey radikalizmin yaygınlaşmasından çekiniyor genelde Almanya. Halbuki siz yıllardır söylüyorsunuz bu yasaklamayla olmuyor eğitime hiç yanaşmıyorlar. Bu yönde eğitime.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

AYLİN KOCAMAN: Almanya genel olarak radikalizmin yaygınlaşmasından korkuyor biraz. Çünkü Müslüman nüfusu çok fazla. Ama siz yıllardır söylüyorsunuz bu yasaklamayla olmaz, eğitimle olur diye. Ona hiç yanaşmıyorlar genel olarak.

ADNAN OKTAR: Evet.

Facebook’ta başka yerlerde Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözleri güzel olur. Bedüzzaman’ın sözleri güzel olur. Adam zil zurna içiyor bir laf ediyor. İşte muhabbet rakıysa rakı da muhabbettir diyor. Bilmem ne abuk sabuk ifadeler yani bozuk ifadeler. Onu alıp Facebook’ta sanki marifetmiş gibi koymak olmaz. Yani böyle alkoliklerin yahut kafası dumanlı adamların sözlerini Facebook’ta kullanmak akıllı bir hareket olmaz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözleri mesela Hacı Bektaş’ın sözleri Bediüzzaman’ın sözleri özellikle Atatürk’ün sözleri. Bunlar güzel olur bağnazlığa karşı ama hepsinin üstünde Peygamberimiz (s.a.v.)’in, Kuran ayetleri bunlar eğitici olur. Güzel olur. Benim kendi tavsiyem. Şayan-ı tavsiye.

TARIK KOLUKISAOĞLU: Sizin sözlerinizde bir o kadar etkili oluyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Benim sözlerimden de olabilir ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözü kalbe ferahlık getirir. Ayet kalbe ferahlık getirir. Ama mesela Necmi Hürsavunur şunu demiş. Kardeşim bırak yani. Tanınmaz bilinmez adam. Öyle şeylere prim vermemek lazım. Peygamber (s.a.v.) sözü varken Allah’ın sözü varken ne gerek var? Onun sözüne itibar edildi mi onu peygamber gibi görmüş oluyorsun. Peygamber (s.a.v.)’in sözünü destekleyen bir ifadesi olabilir. Ama kendi kendine felsefe koymuş ortaya, olmaz. Kuran’a zıt felsefem koymuş olmaz. Yani benim tavsiyem tabii.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce söylemiştiniz Adnan Bey, en ufak bir PKK’nın çizgisinin dışına çıkan bile anında infaz ediliyor. Çok ciddi boyutlarda infazlar PKK’nın içinde.

ADNAN OKTAR: Pislik adamlar kardeşim. Baş belası oldular Türkiye’nin başına. Bölgenin de başına bela oldular. Bütün Kürt kardeşlerimin başına bela oldular. Çekip gidin diyoruz kardeşim daha hala uzatıyorlar. Bunlara aslında böyle hani asılıp kesilmeyecekleri bir yer ayarlayıp bunların hepsini göndermek lazım. Tabii öldürülmelerini istemem PKK’lı da olsa. Her ne olursa olsun insandır yani öldürülmelerini istemem.  Ama bir yere göç etmelerini sağlamak lazım yani. Silah bırakıp göç etsinler orada ne yapıyorlarsa yapsınlar.

OKTAR BABUNA: İki sene önce söylemiştiniz televizyonda da yayınlandı. Bunların İttihad-ı İslam’ı savunması, İslam’a dönmeleri, tövbe etmeleri yoksa dediniz geldiğiniz mağaralarda sizi tek tek toplarlar bunlar Türk askeri gibi de merhametli olmazlar demiştiniz iki sene önce.

ADNAN OKTAR: Şimdi bak katliam yapacaklar diyorum sözümü dinlemiyorlar. Kandil’de de katliam olacak öbür tarafta da katliam olacak. Kaçın diyorum dinlemiyorlar sözümü, daha hala bekliyorlar. Güvenli bir yer ayarlasınlar oraya geçsinler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:  Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki Eminönü’ndeki bir Amerikan askerinin başına çuval geçirilmesi ile ilgili “bu olay barışçıl protesto çizgisini aşarak şiddete ve tehdide dönüşmüştür” dedi.

ADNAN OKTAR: Çocuklar nasıl korkuyorlar filmini gördüm. El kadar çocuk onlar yirmi yaşında. Bilmez etmez tedirginler de yazık, anlamıyorlar. Ne istediklerini de anlamadılar. Bas bas bağırıyorlar eline torbayı alıyor kafasına geçiriyor. “Öldürecek mi, ne yapacak?” çocuk bilmez ki belki bıçaklayacak bir şey yapacak. Yani ödleri koptu çocukların bunları o kadar korkutmanın alemi ne? Kafasına torba geçireceğim diye. Bu nasıl bir mantıktır? Misafir gelmiş. Sana güvenmiş gelmiş. Ne oldu yani kafasına torba geçirdin de?

BÜLENT SEZGİN: İstanbul’da bu eylemden sonra eylemin ardından polis tarafından gözaltına alınan on iki kişi sağlık kontrollerinin ardından sevk edildiği adliyede savcılık sorgusuna gerek görülmeden serbest bırakıldı.

ADNAN OKTAR: Tamam da yani serbest bırakılmaları tamam. Biz kimseyi tutuklanmasını istemeyiz de. O çocuklar ömrü boyunca o korkuyu yaşayacaklar, onu unutmazlar. Bir daha Türkiye’ye de gelmek istemezler. Önüne gelene anlatacaklar “bunlar böyle insanlar. Kafamıza işte torba geçiriyorlar. Dövmeye kalktılar, sövmeye kalktılar.” Her yerde anlatırlar. Ve Amerika bunun altında kalmaz. Yani Amerika kincidir söyleyeyim. Böyle şeyleri unutmaz. Burada da mesela Amerikalı’lara karşı çok muazzam şiddet uyguluyorlardı o zamanlar. Amerika hiç birinin altında kalmadı söyleyeyim. Hepsinin intikamını aldı. Mesela böyle bir şeyin de altında kalmaz. Amerikalı’ların sevgiye ihtiyacı var. Şefkate ihtiyacı var. Dostluğa ihtiyacı var. Sen onu nefrete çeviriyorsun. Öfkeye çeviriyorsun. Türkiye’nin başını belaya sokuyorsun. Sen çekip gideceksin onu Türkiye’ye mal edecekler şimdi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Myanmar’ı ziyaret eden Obama Arakan eyaletindeki insani durum, ayrımcılık ve kötü muameleye katlanmayı sürdüren Rohingyalılar ve diğer Müslümanlar’a yönelik tutum konusunda derinden endişe duyduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Endişeyle olmaz, İttihad-ı İslam’la olur. “Korkuyorum, endişeleniyorum, ürperiyorum.” Bunlar aciz ifadeler. Desene İttihad-ı İslam. Müslümanlar birleşsin desene. Allah bize Mehdi (a.s)’yi nasip etsin desene. Ya Rabbi İsa Mesih’i zahir et desene. Sürekli acizlik ağlama sızlama, şikayet, olmaz.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey normalde bu konu hakkında hiç konuşmuyordu Amerika. Siz birkaç hafta önce bir mektup gönderdiniz Myanmar’daki kardeşlerimizle ilgili. Onun arkasından hemen buraya bir seyahat düzenledi Obama aniden. Aynı zamanda Ban Ki-mun da aynı şekilde bir açıklama yapmış. Hükümetin bu yaptığı Müslümanlar’a karşı kabul edilemez şeklinde. Normalde seslerini çıkarmıyorlardı. Siz ona da mektup göndermiştiniz aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: Evet Ban Kimun’a da mektup gönderdim. Uyarılar çok önemlidir. “Benim mektubumla ne olacak?” dememek lazım. Çok büyük etki yapıyor. O adamlara mektup gelmiyor zaten. İnsanlar umursuz. Onlara en fazla bir veya iki mektup gelir günde. Hep şirket mektupları şunlar bunlar oluyor. Böyle el yazısıyla samimi bir insanın ifadesi olan mektup gelmiyor bu insanlara. Onu da okuyunca çok derin etki yapıyor. Islak imzayla delillerle anlatıyorsun. Hakikaten her ikisine de mektup gönderdim. Hemen neticesi görüldü. İnsanları derinden etkiler. Yani mektup, özellikle el yazıyla yazılmış samimi bir mektup çok çok etkilidir.

AYLİN KOCAMAN: Obama özellikle söylemiş bu bir uyarı ziyaretidir diye.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, gayet güzel olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey sizin belirttiğiniz gibi şu anda Amerika’da bazı basında bu çuval olayını hükümet yaptırmış gibi haber yapıyorlarmış. Bazı yazarlar da “Türkiye müttefik olmadığını bir kez daha gösterdi” diye yorum yapıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Amerikan askeri karaya çıkıyorsa sivil polis çok güçlü önlem alması lazım. Belli ki bir şey olacak. Ya PKK saldırısı olur, ya komünist saldırısı olur falan. Çocukların yaşadığı dehşeti gördünüz. Filmini gösterebiliyor muyuz onun? Bakayım aç sesini.

VTR: ABD Askerlerine Çuvallı Eylem

ADNAN OKTAR: Bu çocukların ne alakası var? Onlar mı dedi gidip kafasına çuval geçirin Türk askerin diye? İlgili adamlar elini kolunu sallayarak geziyorlar. Protesto ettik, konuştuk, pişmanlıklarını dile getirdiler. Olmuş artık yani. Adam, PKK geliyor Türk askerini vuruyor. O çok daha vahim. Asıl onu protesto et sen. Kahpece kalleşçe çekip vuruyorlar Türk askerini. PKK’ya karşı mücadele et. PKK aleyhine faaliyet yap. Torba geçirdi falan, torba geçirmek nerde çekip sırtından vurup şehit etmek nerde yani. Türkiye ismini kullanamaz aslında. Türkiye Gençlik Birliği diyemez. Resmi isimleri Tüm Gençlik Birliği ama Türkiye Gençlik Birliği olarak tanıtıyorlar. Gerçek isimlerini kullansınlar Tüm Gençlik Birliği.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yurt dışında yazılarınız yayınlanmaya devam ediyor. Endonezya’nın en önde gelen gazetelerinden Jakarta Post’ta Papa Francis ve Vatikan “Evrim propagandasına bir an önce son vermelidir” başlıklı yazınız yayınlandı. İngiltere’de yayınlanan El Arabi Gazetesi’nde “Bireysel özgürlükler ve kılık kıyafet yönetmeliği” adlı makaleniz Arapça olarak yer aldı. Amerika merkezli haber sitesi News Rescue’da PKK ateist ve komünist örgüttür” başlıklı yazınız çıktı. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca olarak yayın yapan MBC Times haber sitesinde “Allah’ın ayetlerini görebilme yeteneği” isimli makaleniz yer aldı. Son olarak National Yemen sitesinde “Kadınlara uygulanan şiddetin çözümü Allah sevgisidir” başlıklı yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İlimle irfanla.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Büyük Birlik Partisi lideri Mustafa Destici Mahmut Efendi’yi ziyaret etti. Ziyaret sırasında Cübbeli Hoca da orada bulunuyordu.

ADNAN OKTAR: Mahmut Hocamız maşaAllah bayağı iyi. Sağlığı sıhhati yerinde maşaAllah. İyi Allah ömrünü uzun etsin. Mustafa Destici Hocam da çok güzel bir jest yapmış. Nezaketi, efendiliği mükemmel. Hani  tarikatlar yanlıştı? Demek ki doğru yolda. O laflar dedikodu. Mahmut Hocamız çok mübarek insandır.

ORKUN BEY: Alperenler’in Müslümanlığını söylüyorsunuz hep.

ADNAN OKTAR: Dindarlar, çok efendidirler onlar. Allah hepsinin ömrünü uzun etsin. Ehli imana muhabbetleri güçlüdür. Onlar hiçbir zaman anarşi, terör, silah öyle bir şeyleri yok nereden çıkıyor o?

“Ben Antalya’dan Mutlu, Karaçay Türkleri ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?” Karaçay başka yerde de var, her yerde var Türkler. Her yerde Araplar var, hepsi insan. Hepsine sevgimiz büyük, şefkatimiz büyük.

Mahir, o da Ahıska Türkleri’nden bahsetmiş. Her yerde Türkler var. Niye Ahıska kutsal da, Türkistan kutsal değil? Her yer kutsal, hepsi değerli.

Yarın Ahıska Türkleri’nin sürgün yıl dönümü. Ama işte bir an önce İttihad-ı İslam için gayret etmek lazım.

Bu saatte maşaAllah ümmeti Muhammed ayakta. Diyarbakır, Mardin, Siirt, Urfa hepsine Selam. En çok Güneydoğu yoğun şu an maşaAllah. Niye öyle acaba?

OKTAR BABUNA: Net anlatımlarınızla maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu PKK’ya falan ondan olabilir.

OKTAR BABUNA: Siz deşifre ettiniz zaten inşaAllah. Amerika’nın planlarını, PKK.

EMRE ACAR: Siz Kürt kardeşlerimize sahip çıkan bir üslup gösteriyorsunuz Hocam, hoşlarına gidiyor.

ADNAN OKTAR: Kürtler candır, mübarek, muhteremdir onlar.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi Risale-i Nurlar için “Eser piyasada bulunuyor. Hak sahipleri “biz bu eseri basmayacağız” demiyor. Hiçbir sorun yok. Ama devlet diyor ki, ‘ben istediğim eseri kamuya mal edeceğim, devletleştireceğim’ bu düşünce özgürlüğüne aykırıdır. Avrupa insan hakları sözleşmesiyle güvence altına alınmış olan düşünce ve ifade özgürlüğü hükümlerine açıkça aykırıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Risale-i Nur şu an bulunuyor değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Mesele yok, sorun yok. Piyasada bulunmazsa o zaman vahim bir durum var demektir. Ama rahat rahat bulunuyorsa sorun yok anlamına geliyor. Herhalde bir suiistimal önlenmiş de olabilir, bir şey olmuş olabilir. Risale-i Nurlar çok ferahlatıcı, güzel eserlerdir. Risale-i Nur’u baştan sona okuyan insan hakikaten çok olgun oluyor. Çok bakış açısı güzel oluyor dünyaya, olaylara, insanlara güzel bir gözle bakıyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bir fotoğraf vardı. Suriyeli çocuklar bombardıman yüzünden uyuyamıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Kulaklarına pamuk tıkayıp gürültüden uzak kalıyorlar. Şekerliğe bak. Yazık çocuklara bunların çektiği eziyet kuzu gibiler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milli Görüş’ün gençlik teşkilatı Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Üniversitesi’nde bir bildiri dağıtarak “Erginlik çağına geçmiş bir erkek ve kızın aynı çatı altında nikâhsız bir şekilde birlikte kalması dinimizce açık bir şekilde yasaktır.”

AYLİN KOCAMAN: Yurtlara yönelik.

ADNAN OKTAR: Yurtlar; kız, erkek bir arada kalmasın diyorlar. Onu anlatacağına Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatsın. Ne alakası var? O tip bir şey yöntem olarak etki olacak bir yöntem değil. Bir de kalabalık bir yer yurt. Bir kadının bir erkekle bir yerde kalması ehlisünnet inancında halvet olduğu için kabul edilemiyor. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) kalıyor mesela. Güvenle ilgili bir şey bu güvenilirse kalır. Hatta Peygamberimiz (s.a.v.) o hanımın evinden çıktığında sahabelere diyor “benim çıkan” diyor “Ya Resulullah biz sana zaten güveniyoruz” diyorlar “Olsun” diyor “bir şaibe, şüphe olmasın” diyor “o yüzden söylüyorum” diyor.

Muhammed Aydın “Amerikalılar çuvalı hak etti mi?” Gariban çocuklar 20 yaşında ne gerek onları burada tedirgin etmenin âlemi ne?

Deniz Seçkin “Bulgaristan’dan şu an kalabalık bir grup olarak izliyoruz Hocam” diyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Taha Akyol; “Çözüm sürecindeki tıkanmaların önemli sebeplerinden biri zaten söz verildiği halde sınır dışına çıkmamak ve sürekli kamu düzenini sabote eden eylemlerle bölgede paralel devlet kurma girişimleridir. Samimiyetle kansız çözüm isteyen HDP’liler bu gerçeği görmelidir” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: Canım HDP’liler ne yapsın? PKK heyula gibi tepelerinde duruyor. Silahlı bir mafya yapılanması var ne yapsınlar?

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Başbakan’ın üzerinde durduğu kamu düzeninin korunması hususunda “Devlet Bahçeli ilkeli ve dirayetli çizgisinden hiç sapmadığını, Bahçeli kararlı tutumuyla ülkücüleri sokaktan çekmiştir” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: Ülkücüler zaten aklı başında delikanlılar, onlar nerede, ne yapacağını iyi bilirler.

KARTAL GÖKTAN: HDP; bir kızını Hakkâri’de diğerini ise Kobani’de kaybeden anneye “Bir yakınınızı getirin belediyeye temizlikçi olarak alalım” şeklinde teklifte bulunmuş.

BÜLENT SEZGİN: PKK safına geçen kızlar bunlar. Birisini kaçırmışlar öteki de kendi isteğiyle Allahualem geçmiş. İkisi de vefat etmiş. Anneye de HDP teklifte bulunmuş “bir yakınınızı getirin iş verelim” diye.

ADNAN OKTAR: Öyle değil de direkt maaş bağlasınlar anneleri mağdur olmasın. Nereden bulsun akraba bilmem ne? Öyle olmaz, doğrudan maaş.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Independent Gazetesi Hz. Muhammed (s.a.v.)’in doğduğu evin yıkılacağına ve yerine Kral Abdullah için saray yapılacağını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Doğru mu bu haber?

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçtiğimiz yıllarda buna benzer bazı söylentiler olmuştu. Türkiye de araya girmişti başka Müslüman ülkeler de araya girmişti yapmamışlardı. Ama çok fazla siz zaten biliyorsunuz hem sahabe mezarı, hem Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanından kalan bazı şeyler yıkıldı gerçekten.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğduğu evin olduğu yer ne güzel bir hatıradır kalması lazım. Bina yaparlarsa gökdelen de olsa yıkarız bak söyleyeyim. Sonunda İmam Mehdi (a.s) geldiğinde oraları yerle bir ettirir. Boşa emek vermiş olurlar, iş çıkartmasınlar. Onlar güzel hatıralar, güzel mekanlar biz oralarda gezeceğiz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, siz okullarda anti Darwinist, anti materyalist eğitim verilmesi gerektiğini sürekli gündemde tutuyorsunuz. Gençlerin ülküsü, ideallerinin olması gerektiğini anlatıyorsunuz. Adana’da geçtiğimiz günlerde bir ilkokulda Türk Bayrağı yakılmıştı. Bayrağı yakanların yaşları 12-14 yaşları arasında değişen iki çocuk olduğu tespit edilmiş.

ADNAN OKTAR: Bunları teşvik ediyorlar, tahrik ediyorlar çocuk aklı onlar. Kahramanlık gibi gösteriyorlar, maceraya çocukları sürüklüyorlar onlar da böyle yanlış, çirkin tavırlar içerisine giriyorlar. Tabii ki eğitmek lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler parti ilkeleri ve parti içi demokrasinin askıya alındığını savunarak “Genel Başkan ve MYK üyeleri istifa etmelidir. Partinin önünü açmalıdır. Parti en kısa zamanda kurultay yapmalıdır. Seçimlerden önce doğru yönetim şart” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok yok yönetim iyi, Başkan da iyi, bir şey yok. Sadece parti bütünlüğünü koruyup tam Atatürk’ün yaşadığı tarzda İslam’ı yaşamak, Atatürk’ün dindarlık anlayışını CHP’ye hâkim etmek yeterli. Birgülizim olmaz. Atatürkçü düşünce doğru olur. CHP için ideali o olur. Atatürk’ün dindarlığını birebir yaşayacaklar başka bir şeye gerek yok. Bunu yaptıklarında CHP iktidar olur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da ve Avrupa ülkelerinde IŞİD lideri El Bağdadi’nin ölümünden sonra IŞİD saldırı düzenleyebilir diye yoğun bir teyakkuz var. Almanya’da düzenlenen operasyonda terör örgütü IŞİD’e yardım ettiği belirtilen sekiz kişi yakalandı. Beş şehirde eş zamanlı olarak düzenlenen baskınlarda yüzlerce polis görev aldı.

ADNAN OKTAR: Onlardan netice çıkmaz. Bir kişi bile çok büyük bir eylem yapabilir. Eğitimle olur. Polisle, jandarmayla olmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz söyledikten sonra bunun mutlaka eğitimle olacağını yazan yabancı yazarların sayısı arttı sadece aralarında şöyle bir ifade çok sık oluyor. “Eğitimle olacağı doğru ideolojiyi ortadan kaldırmada. Fakat bu çok uzun iş nasıl yapacağız?” gibi.

ADNAN OKTAR: Niye uzun olsun? En fazla birkaç aylarını alır. En fazla birkaç ay. Ne alakası var?  Yani şirk sistemi, adama diyorsun ki; “bu yanlış, doğrusu bu.” Söyler söylemez anlar. En fazla bir ay alır. Ama bütün radyolar, televizyonlar görevde olsun.

AYLİN KOCAMAN: Aslında Adnan Bey, IŞİD de kendine taraftarlarını hep eğitim yoluyla seçti. Yani bu şekilde oldu. Bütün sosyal medyayı kullandı. Aynı şekilde PKK da öyle. Onlar yanlış bir bilgiyle kendi taraflarına çektiler. Doğru bilgi daha çok teşvik eder insanları.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

AYLİN KOCAMAN: IŞİD de kendisi taraftarları hep bir eğitim propagandasıyla kendi tarafına çekti şimdiye kadar.

ADNAN OKTAR: Halen de öyle. IŞİD’in ana özelliği eğitim, bilgi, ikna, telkin. Yani IŞİD bu şekilde oluşuyor. Adam durduk yere “ben IŞİD’çi oluyorum” demiyor. Sen de ona karşı eğitim, bilgi, sevecenlik, muhabbetle yaklaşırsan konu hallolur. Yani IŞİD’in bir insanı ikna etmesi bir hafta sürmüyor. Sen de bir ayda onu çözersin. Ne var yani?

CEYLAN ÖZBUDAK: Kanada’daki siz göstermiştiniz zaten, Parlamento saldırısını yapan genç klasik bir Kanadalı. İnternetten tanıştığı kişilerden eğitim almış IŞİD konusunda. IŞİD’li olmuş.

ADNAN OKTAR: Bu kadar. Bak, internetteki eğitim bile yetiyor. Karşı eğitimle hemen netice alınır. Amerika bunu kabul ediyorsa biz karşı eğitim vermeye hazırız. Doğru eğitim vermeye hazırız. Gazetelerini, radyolarını, televizyonlarını emrimize verecekler. O kadar. “Bekleriz” diyorlarsa, bela onları sarıncaya kadar beklerlerse ne radyoları kalır, ne televizyonları kalır. Sözümü dinlesinler. Erkence tedbir alalım. Mesela bak, bir devlet yetkilisiyle konuştuk. Diyor ki hükümet yetkilisi; ““komünizmin modası geçti” diyorlar. Bir şey yapılmasına gerek yok.” O zaman PKK alır başını gider. Gücü yetmiyor ya. Gücü yetmeyince ne diyor? “Modası geçti” Modası geçtiyse bütün Güneydoğu’yu komünizm kaplar mı? Sor bakalım PKK’ya modası geçmiş mi? “Asıl yeni başlıyor modası onların” diyor. Ve bütün Güneydoğu’da muazzam bir komünist hareket var. Modayla alakası yok. Bu bir gerçek. Ve devleti sallıyor adeta. Hükümeti çok zor durumda bırakıyor.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey yine siz söylemiştiniz. PKK taktik yapıyor. Amerikan yanlısı görünümü veriyor. Komünizmden bahsetmemeye çalışıyor kendince. Ona da Amerikalılar da inanıyor. Bizim kendi ülkemizde bazı kişiler de inanıyorlar.

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil. “Modası geçti” diyor. “Öyle mi?” diyor. “O zaman iyi. Rahat olalım” diyor. Adam orada bomba patlatıyor. Adam vuruyor. Komünizm propagandası yapıyor. Adam gidiyor; “modası geçti, sen rahat ol. Böyle bir şey yok” diyor. Böyle bir uyutma taktiği olur mu?

CEYLAN ÖZBUDAK: “O otuz yıl önceydi PKK’da” diyorlar. Şimdi “yeni jenerasyon komünal liberalist” diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Yani kibar komünist. Bu yutturmacalara inanıyorlarsa çok ayıp. Bu insana yakışmaz.

Bülent Bey siz bir şeyler söyleyin. Ben devam edeyim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Vatan Gazetesi Yazarı Güngör Mengi, sizin hep söylediğiniz bir gerçeği dile getirmiş. Kürt vatandaşlarımızın baskı ve korkuyla, kendi istekleri dışında oy vermeye zorlandığını yazmış. Şöyle diyor yazısında; “Bu işlerle uğraşanların hepsi şunu biliyor. Terör örgütü Güneydoğu’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşları tehditle Kürtçü partilere oy vermeye zorluyor. Beklenen sonucu vermeyen sandıkların seçmenlere ağır hakarete ve hatta kurşuna hedef oluyor. Korku yaratamadıkları bölgelerde aynı sonucu elde edemiyorlar. Sebebi budur” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: Bak, Güngör Mengi, senelerce anlattık. Sonunda benim dediklerimi milimi milimine aynısıyla anlatıyor. Daha önceki yazılarına bakın, bambaşka bir üslubu var. Ama eğitimin faydası işte bu. Eğite eğite, anlata anlata adamın bütün fikriyatı değişmiş.

EBRU ALTAN: Aslında eskiden yabancı basın kuruluşları da Marksist olduğundan hiç bahsetmezdi PKK’nın. Şimdi çok net yazmaya başladılar sizin eğitiminiz vesilesiyle.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

 “İyi akşamlar. Adnan Oktar Bey’e iletin. Kürtler onu çok severler, selamları var.” Aleyküm Selam. Ben de onları canım gibi seviyorum maşaAllah.

Melem Hemet, Mardin; “Türk yokken Anadolu’da Kürtler vardı, ya da Türkler Malazgirt Savaşı’nı Kürtler için mi yaptı, biz mi yanlış okuyoruz yoksa tarihi?” Ne fark eder, Kürt-Türk. İşte zamanı gelmiş. Tarihi eğer detaylandırırsak, Hititler var, Urartular var, var oğlu var yani. Hepimiz Hz. Adem (a.s)’da birleşiyoruz mühim olan bu, ne fark eder, Kürt-Türk. Burada birçok kardeşimiz Kürt. Hanımlardan da birçoğu Kürt, kardeşlerimizin çoğu da Kürt. Bunu, şöyle oldu, böyle oldu, şuradan geldi, buradan gitti, hiç fark etmez. Hepsi can.

Timur Koç; “Orada olsam şemmame oynamak isterdim. Çok neşeli ortamınız var Rabbim muhabbetinizi artırsın” diyor.

Kürt kardeşlerimiz eğer çatışmada vefat ederse şehittir. Eğer dinsizler saldırıyorlar da Kürt kardeşimi şehit ediyorsa şehittir. Mesela bak gördünüz sakallı, takkeli, mübarek, muhterem bir kardeşim, Kürt. Kürt asıllı benim canım çekip vurup şehit ettiler. Türk askerini de çekip vuruyor o da şehit olmuş oluyor. Biz canız, aynı Türkiye’nin vatandaşlarıyız.

Fearles Ahmet Korkusuz Diyarbakır; “Darwin yaşıyor, komünizm savaşıyor” diyor. Fearles Ahmet Korkusuz Diyarbakır. “Darwin yaşıyor.” İşte sorun orada. Dedeleri ölmüş. Bu bir travma. “Dedem yaşıyor” diyor sokakta bağırıyor “dedem ölmedi” diyor. “Yavrum deden öldü” diyorlar “yok” diyor “Yaşıyor. Ben demin gördüm buradaydı” diyor. Şiddetli travmada olur böyle şeyler. Darwin deden öldü, bitti. “Komünizm savaşıyor.” Tabii ki dehşet saçıyorlar, doğru. Savaşmıyor, kan döküyor. Şiddet, acımasızlık, psikopatlık komünizmin temel uygulamaları. Ama Allah bu beladan, bu deccal vahşetinden ümmeti Muhammedi önümüzdeki yıllarda kurtaracak. Hep beraber göreceğiz.

Muhammed Aydın; “IŞİD’i İngiltere kurmuş doğru mu?” Ne bileyim ben. Allah oluşturuyor.

“Ceylan Hanım’ın diksiyonu, tarzı ve güzelliği muhteşem” diyor bir hanım kardeşimiz.

“İzmir’den bir imam hatibim. İlgiyle takip ediyorum sizi ve haddim olmayarak, her kesimi kucaklayan, vatansever, milliyetçi, tavrınızı takdire şayan buluyorum. Size ve arkadaşlarınıza hürmetler” diyor “can Hocam” diyor. “İzmir’den bir imam hatibim.” MaşaAllah, ne güzel.

“Hocam” diyor “ben IŞİD mücahidiyim. Bizim hakkımızda güzel görüşleriniz var. Güzel görüşleriniz için Allah razı olsun. Ama bazı sözleriniz mücahitleri üzüyor. “Şirk içindeler, zulüm yapıyorlar ama Müslümanlar” deyişiniz yanlıştır. Şirk içinde değiliz” diyor. “Eğer benim suçum sokak ortasında müşrik, mürtet, kafirler tarafından tecavüze uğrayan bacımın, öldürülen küçük kardeşimin, annelerimin, babalarımın öcünü alıp onları öldürüp Allah’ın dinini yüceltmekse suçum, evet suçluyum” diyor. Talha yazmış. Şimdi IŞİD’in biz doğru yönlerini tabii ki takdir ederiz. Hadislerde belirtilmiş bir topluluk. Yanlış yönlerini de eleştiririm. Ben eleştirmesem Hz. Mehdi (a.s) eleştirecek. Hz. Mehdi (a.s) IŞİD’in kanını durduracak mı? Durduracak. IŞİD uyuyanı uyandırıyor. Hz. Mehdi (a.s) uyuyanı uyandırmayacak. Kan akıtmayacak. Ne kadar? Damla kan akıtmayacak. “Burun dahi kanamayacak” diyor. Hz. Mehdi (a.s) IŞİD’i eleştireceğine göre önden benim eleştirmemde bir mahsur yok.

AYLİN KOCAMAN: Onlar Hz. Mehdi (a.s)’ı dinleyecekler.

ADNAN OKTAR: Onlar Hz. Mehdi (a.s)tabi olacaklar ve dinleyecekler. Hz. Mehdi (a.s) onların doğru yönünü takdir edecek. Yanlış yönlerini eleştirecek. Biz de Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüz. Doğru yönünü takdir ederim, yanlış yönünü de eleştiririm. Hz. Mehdi (a.s) onları kandan alacak, kan denizinden alacak. Onları barış denizine yaklaştıracak.

BİLAL ÇELİK: Siz demiştiniz “Mehdiyyül-dem” demiştiniz, “kan durduran Mehdi” diye.

ADNAN OKTAR: IŞİD’e diyecek ki “ben kanı durdurmaya geldim.” IŞİD ne diyecek? “Biz de kanı durduralım o zaman” diyecek. “Burun dahi kanatmayacaksınız” diyecek. “O zaman” diyecekler “biz burun dahi kanatmayalım.” “Damla kan akıtmayacaksınız” diyecek, damla dahi kan akıtmayacaklar. Hz. Mehdi (a.s)’ın sözünü dinleyeceğinize göre, müsaade edin de önden de benim sözümü dinleyin. Ben Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüm. Önden ben bunları söylüyorum. Ama Hz. Mehdi (a.s) çıktığında sözünü birebir dinleyeceksiniz.

OKTAR BABUNA: Bazı sözlerinizi dinlediler Hocam inşaAllah. “İstanbul’u alacağız” diyorlardı. Siz “İstanbul’un fethi manevi olacak, askeri değil, kan dökerek değil” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Biz İstanbul’a gireceğiz” diyordu IŞİD. Ben dedim ki “yanlış” dedim. “İstanbul’a girmeyeceksiniz. İstanbul manen fethedilecek” dedim. Ve “Siz Türk’e ilişmeyin, Türk size ilişmedikçe” Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisini söyledim, “evet doğru” dediniz “biz Türk’e adam göndermeyeceğiz” dediniz ve “savaşmayacağız” dediniz.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olarak benim anlattıklarım doğru olduğuna göre yanlış olan bir şey yok. Hz. Mehdi (a.s) da sizi eleştirecek. Niye eleştirecek? Kuran’a uymuyorsunuz diye eleştirecek. Mezhepleri kaldıracak. Şu an siz mezhebe uyuyorsunuz. Hz. Mehdi (a.s) ne diyecek? “Mezhep yok” diyecek. “Mezhebe uymayın” diyecek. “Allah’ın bir tane dini var, ona uyun” diyecek. Ne zaman? Daha üç-dört sene daha var. Üç-beş sene daha var. Bak IŞİD’in bütün varlığını anlattım ben hadislerle. Çıkacağı kesin, doğru bu oldu. Ama Hz. Mehdi (a.s) da çıkacak Hz. Mehdi (a.s)’a uyacaksınız. Ve kan bitecek. Şiddet bitecek. Benim eleştirilerimden alınmanıza gerek yok. Beni konuşturan Allah. Yanlış bir şey konuşmuyorum. Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak konuşuyorum. Şu an uyacak mısınız Hz. Mehdi (a.s)’a? Uymazsınız şu an. Ne zaman? Üç-beş sene sonra uyacaksınız. Kaderinizde o yok şu an uymak. İsteseniz de uyamazsınız. Kader böyle. Ama beş yıl sonra, üç yıl sonra uyacaksınız. İmam Hz. Mehdi (a.s)’a.

BİLAL ÇELİK: Bir ayet söyleyeyim Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz her şeyi bir kader üzerine yarattık” diyor Allah ayette.

ADNAN OKTAR: Tabii maşaAllah aferin. Mesela bak konsolosluk personelini bırakmıyorlardı konuşma yaptım dedim ki “onlar Sünni, onları o şekilde tutamazsınız, bırakın” dedim ertesi gün bıraktılar. Televizyon konuşmam açık. Konuşmamın ertesi günü bıraktılar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Aylardır tutuyorlardı hemen ertesi günü bıraktılar.

AYLİN KOCAMAN: “Dinen doğru olmaz” dediniz.

ADNAN OKTAR: “Dinen doğru değil” dedim. Kaderde IŞİD bunu yapacak, kaderde bu. Hz. Mehdi (a.s) çıkınca da Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Doğru İsrail sınırına kadar varacaklar. Bütün bölgeyi alacaklar. Horasan’dan siyah sancaklılar çıkacak. Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle Kudüs’e giriliyor. Siyah sancaklılar giremez. Şu an giremezler. Hz. Mehdi (a.s) girecek. Hz. Mehdi (a.s)’la siyah sancak da girer, beyaz sancak da girer. Ama Hristiyan, Musevi, Müslüman hepsi orada olacak. Kan yok, Hz. Mehdi (a.s)’ın İsrail’e girmesinde. Hz. Mehdi (a.s) barış için girecek İsrail’e. Güzellik için girecek. Tapınak Tepesi’ne çıkacaklar. Hep birlikte aşağı. Çanlar yeri göğü inletecek, sabah daha yeni böyle tan yeri ağarırken. Kudüs hafif aydınlanmış. Daha güneşe var. Ne kadar var? Yaklaşık kırk beş dakika veyahut bir saat var. Boru sesleri bütün göğü alacak. Bir tane, iki tane, on tane boru değil. Binlerce boru öttürecekler. Yüzlerce çan aynı anda çalacak. Müezzinler de yanık yanık ezan okuyacaklar peş peşe. Bir kere değil bir daha, bir daha, bir daha, bir daha. Hz. Mehdi (a.s) ve etrafındaki talebeleri Tapınak Tepesi’nden aşağı iniyorlar, o tarihi kapı açılacak. Paslı kapı. Oradan geçip mescide gelecek. İşte orada İsa Mesih’i getirecek talebeleri. Hz. Mehdi (a.s) diyecek ki “artık gelsin İsa Mesih” diyecek. “Artık gelsin güvende” diyecek. O zaman da talebeleri alıp getirecekler. Yoksa çıkmaz İs Mesih. Sürekli gizlenecek. Hz. Mehdi (a.s) gizlenmez, İsa Mesih gizlenir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz IŞİD’le ilgili okuduğunuz hadiste hem karada hem denizde savaşacaklar diye söylemiştiniz. Demek ki bu da olacak diye çok yakın zamanda daha anlattınız. Dün çok uzun bir süre sonra ilk defa Mısır ordusuna denizde bir saldırı yapıldı. Saldırı yapan Ensar Beytel Makdis grubu çok yakın zamanda IŞİD’e katılmıştı. Kaderde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hepsini anlatmış.

ADNAN OKTAR: Evet. Aynısı siyah bayraklılar, saçı sakalı, şekli şemaili, başarılı olacaklar. Yani yenecekler, önüne geleni yenecekler. Önünde duramazlar diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

CEYLAN ÖZBUDAK: Onu da kaderde olduğu için siz yeneceklerini söylüyorsunuz. Şu anda yenilmedikleri için hep arkalarında farklı bir güç arıyorlar. “Acaba İngiltere’mi var İsrail mi var?” diye.

ADNAN OKTAR: Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın da talebesiyim dikkat edin Hz. Hızır (a.s)’ın da talebesiyim. Biz de talebelik çok. İsa Mesih’in de talebesiyim.

TARIK KOLUKISAOĞLU: Siz, “Ne yaparlarsa yapsınlar IŞİD’i Hz. Mehdi (a.s) dışında hiç kimse durduramaz” demiştiniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Durduramazlar, istediklerini yapsınlar. Daha da gelişir. Ve üç yıl, beş yıl devam edecek. Hz. Mehdi (a.s)’la durdurulacak.

OKTAR BABUNA:  Amerikalı generallerin açıklaması vardı Hocam. “Kanada’da savaşsak galip gelemeyiz” diyor “onları durduramayız” diye.

ADNAN OKTAR: Yenemezler. Niye biliyor musun? CIA’in binasının bir katı sırf hadis, ayet araştırmasına açılmıştır. Sırf Kuran’la ilgili, Kuran ve hadis. Onlar Kuran uzmanları, hadis uzmanları IŞİD’i yenemeyeceklerini orada öğreniyorlar, görüyorlar. Ona göre hareket ediyorlar. Tarihin perspektifine bakıyorlar onun için oradan söylüyor. Amerikan Genelkurmayının açıklaması oradan. “Biz” diyor “karada yenemeyiz onları.” Niye? Hadisler öyle çünkü. Yenemez, kaderin akışını görüyor orada. Amerika kaderin akışına direnmez. Kaderin akışına uyar onlar. Onların özelliği odur. Kaderi hissetti mi onlar uyar kadere. İşaret alırlar Katolikler’in de özelliğidir. Protestanlar’ın özelliği de vardır.  Bakın askerlikle ilgili film vardı orada da Katolikler’in lideri olan kişi diyor ki “bak burada işaret var” diyor. Altın buluyorlar diyor ki “burada kalmamız gerekiyor. Bu bir işaret Allah’tan” diyor. İşarete çok önem verirler.

“Adnan Hocam bize çok iyi bir şey öğrettiniz” diyor. “Biz de bunu çok iyi öğrendik” diyor. PKK pislik, kahpe, kalleş, komünist, ateist, Allahsız, Kitapsız, şerefsiz, namussuz” diyor.  “Ve bölgede komünist dinsiz bir devlet kurmak istediklerini de çok iyi öğrendik Hocam” diyor. MaşaAllah ezberlemişler.

“Hocam maşaAllah fikirleriniz sohbetlerinizle genişliyor. Her geçen gün sohbetlerinizle ufkum görüşüm genişliyor, artıyor” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü