Harun Yahya

Sohbetler (18 Kasım 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet hoş bulduk. Buyurun dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bugün Kudüs’te sinagog saldırısı oldu. Dört Musevi öldü. Ama saldırıyı yapan Müslüman örgütler değil FHKPC-Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi. Komünist bir örgüt. Geçtiğimiz hafta Musevi girişimciler bir Filistinli otobüs şoförünü döverek ve yakarak öldürmüş ve otobüsün içine asmıştı.

ADNAN OKTAR: Yerleşimciler, Filistinli’yi?

BÜLENT SEZGİN: Evet Filistinli otobüs şoförünü.

ADNAN OKTAR: Vahşet üzerine vahşet.

BÜLENT SEZGİN: Filistinli şoförü öldürenler Musevi yerleşimciler Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Vahşet üstüne vahşet. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu saldırıya ilişkin, “ibadet etmeye gelen Yahudi vatandaşlarımızın acımasızca öldürülmesine sert şekilde cevap vereceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir kere sinagoglara elini kolunu sallayarak herkesin girmesi nasıl oluyor ben bunu anlamadım. Orada güvenlik görevlisi olsun. Mesela Türkiye’de bayağı iyi korunuyorlar. Her sinagog, ibadethanenin korunması lazım. Bir-iki kişi en az koruması gerekiyor. Herkese açık tamam güzel de koruma denen bir olay var. Orada görevli görünümünde korumalar olabilir. İki, üç, dört duruma göre. Böyle olmaz. Otobüs şoförünü asmaları, yakmaları o da çok acayip. Museviler’den beklenmeyecek bir şey. Pek öyle bir şey yapmıyordu bunlar, sivil halktan böyle bir şey görmüyorduk. Demek ki karşılıklı çok kin ve nefret artmış. Karşılıklı sevgi olacağına karşılıklı kin ve nefret, çok korkunç. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca Netanyahu, sinagog saldırılarının zanlılarının evlerinin yıkılması için de talimat verdi.

ADNAN OKTAR: Ev yıkmayla olmaz ki. Sevgiyle olur. Karşılıklı sevginin oluşturulması gerekiyor. İsrail bir çalışma yapmayı düşünmesi lazım. Netice alamasa dahi sevgi, kardeşlik, barış için bir Moşiyah ruhuyla, Mehdi ruhuyla yaklaşıp güzel bir ön açılım meydana getirmesinde fayda var. Netice alması şart değil.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Finlandiya Dışişleri Bakanı’yla düzenlediği ortak basın toplantısında Kudüs’teki sinagog saldırısını kınadı.

ADNAN OKTAR: Çok çok berbat bir şey, müthiş bir zulüm, zalimlik. Otobüste bir Filistinli’nin yakılıp asılması mesela, Museviler’in bunu yapmış olması inanılır gibi değil. Bu nasıl bir nefret, nasıl oluyor bu olaylar? Ben hayret ediyorum. Gece gündüz sevginin gündemde tutulması gerekirken dünyada, vahşeti ve dehşeti gündemde tutuyorlar sonucu da böyle oluyor. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri de yazılı bir açıklama yaptı; “Kudüs’te düzenlenen saldırı başta Gazze ablukası olmak üzere İsrail’in sürekli olarak işlediği suçlara doğal bir tepkidir.”

ADNAN OKTAR: Tepkini sözlü olarak ifade et, asarak keserek bombalayarak, sinagogdaki insanlar Allah’a ibadet için gidiyor. En savunmasız insanlara en acımasız ve en kalleşçe yöntemler kullanıyorlar. Mesela otobüs şoförü kendi halinde bir adam yolunda gidiyor. Museviler’in orada yaptığı da çok büyük bir zulüm, zalimlik hem yakıyor, hem asıyor dehşet verici. Sinagog; ibadet ediyor, Allah’a yakın olmak istiyor, Allah için oraya gidiyor kendi halinde insanlar. Gidip onları vurmak kahpelik ve kalleşliktir başka bir şey değil zalimliktir. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Şoförün ölü bulunmasının ardından Hamas da direnişi artırma çağrısı yaptı.

ADNAN OKTAR: Canım, direniş direniş karşılıklı acımasızlık, karşılıklı kan dökülmesi, bunlar sonuç getirmez. İlimle, irfanla, sevgiyle olacak. Çok boş kör açmaza girdiler. Filistin’in yerleşim birimleri gittikçe daha küçülüyor, eski yerleşim birimleri çok genişti. Orada Filistinli kalmadı artık herkes gidiyor. Bu kadar gerilime, bu kadar acıya kimse dayanmaz, dayanamıyorlar yani. Dayanır insanlar ama tabii iman gücü gerekiyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu uzun bir kınama konuşması yaptı Adnan Bey. “İbadet yerlerine böyle saldırılar kesinlikle olmamalı. Bu asla kabul edilemez” mantığında bir konuşmaydı.

ADNAN OKTAR: Zulüm, zalimlik, acımasızlık, merhametsizlik, gaddarlık.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Netanyahu da şöyle bir açıklama yaptı; “Dünya saldırıları seyrediyor ama Filistinliler’e durmaları için hiçbir çağrıda bulunmuyor.”

ADNAN OKTAR: İki tarafı da barıştırmak, birbirlerine sevgiyle yaklaşmalarını sağlamak lazım. İki taraf da Allah’tan korkuyor. İki taraf da Allah’ı seviyor, iki taraf da “Allah birdir” diyor ne güzel. Arazi güzel, yaşadıkları yer güzel sarılıp bu kan davasını bitirsinler. Güneydoğu’da mesela sarılıyor kan davası bitiyor. Burada da bir kan davası var, bu kan davasının bitmesi lazım.

Tam delikanlı türküsü. Ali Haydar adı üstünde. Alevi kardeşlerimiz hep çocuklarına Ali Haydar, Ali Haydar maşaAllah. Vazgeçilecek gibi bir isim değil, şahane bir isim. Bir delikanlının isimi Ali Haydar’sa önünü ilikliyor adam gördü mü, maşaAllah. Eski Oğuz Türkleri’nde kabadayılık gelenekti, gelenek. Hatta Araplar da ona çok dikkat etmişler, ayırmışlar böyle kabadayı kalsınlar bozulmasınlar diye onları ayrı bir bölgede tutmuşlar. Ankara’da devam ediyordu mesela Çubuk’ta, Bala’da o delikanlılık kabadayılık ruhu ama en çok Ankara’nın Karaçay kasabasında hepsi kabadayıydı ben görüyordum, maşaAllah. O, işte memleket savunmasında, vatan savunmasında daha bir üstünlük sağlıyor. Hani böyle içine kapalı çekingen değil de, yiğit delikanlı ruhta kalmak. Ama tabii bir anormallik de yapmıyorlardı, nezaketli davranıyorlardı. Fakat müthiş bir istekleri olduğu anlaşılıyordu kabadayılığı konusunda. Ceketin oturuş şekli omuzlarına, yürüyüş, üslup.

Ali, hiç şaşmaz. Hasan, Hüseyin, Ali. Bizim kapıcı vardı çocukları hep Hasan, Hüseyin ve Ali’ydi, inşaAllah. Çok güzel yapıyorlar maşaAllah. O geleneği o sevgiyi hiçbir şekilde bırakmıyorlar ne güzel, ne güzel maşaAllah. Ehli Beyt sevgisi müthiş, mesela Sünni kardeşlerimizde ben çok nadir görüyorum Ehli Beyt sevgisini, çok nadir ağızlarına alırlar. Ben o kadar duymuyorum mesela. Hasan (r.a)’dan, Hüseyin (r.a)’den o kadar bahsetmezler ama bak Alevi kardeşlerimiz hüngür hüngür ağlar Hasan (r.a)’dan, Hüseyin (r.a)’den bahsedince acayip severler. Mehdi (a.s) dedin mi cezbeye gelirler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bugün boyu konuşulan bir konu vardı. Fransa’da sıva ustası olarak çalışan evli üç çocuk babası Ali Dal Eskişehir’de bulunan evini, Diyarbakır’daki silahlı saldırıda şehit olan astsubay Necdet Aydoğdu’nun ailesine bağışladı. Dal, gazetecilere açıklama yaptığı sırada gözyaşlarına hâkim olamadı bir süre konuşmakta güçlük çeken Dal, şehidin evinin durumunu gördüğünde “Çok etkilendiğini” söyledi. “Şehidimizin cenazesinde evini gördüm. Gerçekten çok duygulandım. Durulacak gibi değildi. Ailemle konuştum ve Eskişehir’deki evimizi bağışlamaya karar verdik. Zaten senede birkaç günlüğüne gelip, kullanıyorduk. Şehit bizim şehidimiz Allah bize yine verir önemli olan böyle zor günlerde birlik ve beraberlik sergilemek” dedi. Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Bağışta bulunan işte Ali Dal. Şehidimizin de evi buydu Hocam. Bunu görünce bağışlama kararı aldı.

ADNAN OKTAR: Şimdi ona Cenab-ı Allah cennette onun binlerce misli birbirinden güzel köşkler nasip etsin. İnşaAllah. Delikanlılığını, efendiliğini, yüksek vicdanını göstermiş. Olabilecek en güzel şereflerden birine nail olmuş. Tebrik ediyorum, ellerinden öpüyorum helal olsun. MaşaAllah güzel bir adet.  Hakikaten olur kullanmıyorsun mesela, hayır kullandığın evi de verirsin feda olsun Allah rızası için iftiharla da ama kullanmıyor mesela atıl duruyor ev, ver. Kiracı bekliyor bilmem ne. Ver onların olsun Allah bereketini kat kat getirir inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Allah “ihtiyaçtan arta kalanı infak ederler” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Nezaket göstermiş, güzellik göstermiş.  Böyle mübarek insanları gündemde tutmak lazım. Muhterem, müberra bir insanmış helal süt emmiş helal olsun. Yedi ceddine rahmet olsun. MaşaAllah.

“KCK’dan Mustafa Karasu, PKK’nın silah bırakacağı iddialarını yalanladı. Karasu bu söylemin AKP’nin seçim öncesi bir taktik olduğunu iddia etti.  Hüseyin Ali mahlasıyla Özgür Gündem’de yazan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu gündeme bomba gibi düşecek açıklamalar yaptılar. “AKP iktidarının şefi olan Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları ortadadır. Bu zihniyette olan AKP iktidarında sorun çözülmez. Böyle bir iktidar ortamında savaş bir otuz yıl daha sürer” diyen Mustafa Karasu, “silah bırakacaklarına dair iddiaları ise seçim propagandası olarak niteledi” diyor. Doğru. Asla bırakmazlar, ben ne diyorsam o.

AYLİN KOCAMAN: Siz dün söylemiştiniz Adnan Bey, ideoloji duruyor, katil de duruyor fakat buna rağmen sadece silahla ilgileniyorlar sanki sorun oymuş gibi.

ADNAN OKTAR: Silahın suçu olmaz ki silahı tutup koyarsın, silah metaldir.  Demir metal kenarda durur. Silahı kullanana katil deniyor. Silah katil olmaz. Silah metal yani. Katil duruyor sen kafayı silaha takarsan olmaz. Katile kafayı takacaksın. Katilin inancı bozuk. Darwinist, materyalist ve komünist. Ve şiddet yanlısı, terör yanlısı.

“Selam Adnan Hoca Allah’a ulaşmayı dilediniz mi?” Aliye. Bu şey herhalde, neydi bir adam var ya sakallı bir Mehdi adayı vardı dede var? İskender Evrenesoğlu.

Ruslar çok güzel ahlaklı oluyorlar, çok mazlum, mütevaziler. Fransızlar, İtalyanlar falan İtalyanlar yine biraz daha şey de Fransızlar biraz havalı oluyorlar. İki günlük dünya kardeşim herkes mezarda paramparça oluyor. Değil mi? Tevazu güzel. Ne gerek var öyle hareketlere, ne faydası olacak? Öldüğünde karizma yapamıyorsun. Değil mi? Musalla taşında karizma yapamazsın. Toprağın altında da karizma yapamazsın.

Çok sporcu oluyor Ruslar değil mi? MaşaAllah. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bir videomuz vardı. Mescit-i Aksa’da Musevi çocuklara Araplar’ın sözlü saldırısıyla ilgili uygun görürseniz gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Evet, bunlara ne gerek var? Kutsal mekâna çocuklarla gelmişler. Ne güzel gelsinler, görsünler. Allah’ı sevsin çocuklarımız. Biri tükürüyor biri bağırıyor. Böyle Allah sevgisi olur mu? Böyle din mi olur? Böyle din mi olur derken yani dinle alakası yok bu hareketin. İslam dininde bu yok. Allah affetsin o yanlış anlaşabilir. Onun için düzeltim. İslam da sevgi vardır, merhamet vardır, muhabbet vardır. Dostluk vardır, kardeşlik vardır. Böyle bir şey olmaz. İnsanları dine çekme vardır. Oraya hatta ateistler de gelsin. Dini sevdir. Allah için adam oraya geliyor. Allah’ın kutsal gösterdiği mekanları geziyorlar. Yüzüne tükürüyor, bağırıyor çağırıyor. El kadar çocuk üç yaşında beş yaşında çocuk neresine bağırıyorsun onun? Niye tükürüyorsun çocukların yüzüne? Niye bağırıyorsun? Niye rahatsız ediyorsun?

AYLİN KOCAMAN: Ağlıyor orada.

ADNAN OKTAR: Çocuklar da ürküyor anlamıyorlar, ne olduğunu da anlamıyorlar. “Hocam hem çözüm sürecini eleştiriyorsunuz” diyor Alaman oğlu Mehmet CCC Karamanoğlu. “Hocam hem çözüm sürecini eleştiriyorsunuz, hem AKP’ye övgüler yağdırıyorsunuz. Çelişkide değil misiniz?” Tayyip Hocam ne diyor? “Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan” diyor. “Kesinlikle taviz vermeyiz” diyor. Bunu diyen insanı sen desteklemez misin?

“Televizyondan altı senedir siz değerli Hocamı takip ediyorum. 43 yaşındayım. Gençliğimden beri sizi bilirim” diyor. Ömer Yılmaz Kasımpaşa İstanbul. Kasımpaşa delikanlı yatağıdır.

Sevgi Sönmez “Canım Hocam evet, sizi oynarken görmek bizi çok mutlu eder” diyor. Tamamdır. Karşılıklı oynayacağız. Pilavdan dönmek yok gerekeni yapacağız.

“Mükemmel bir tesbih Hocam” diyor. Tamam tesbihi gösterelim.

KARTAL GÖKTAN: İçişleri Bakanı Efkan Ala güvenlik bakanlığı kurulmasına yönelik bir çalışmanın bulunmadığını belirtti.

ADNAN OKTAR: Güvenlik bakanlığı ile ilgili bir çalışma yok. Tabii o biraz garip görünür. Herkes oraya bağlı falan. Merkezi sistemden, ayrı ayrı sistemde olması lazım.  Jandarma ayrı, polis ayrı değil mi?  Özel hareket ayrı şu ayrı bu ayrı. Başbakan ayrı, cumhurbaşkanı ayrı. Yani bütün güç tek merkezde olması lazım. Başkanlık sistemi, emniyetle ilgili bütün çalışmalar tek bir yerde toplanmış Allah esirgesin hadi Tayyip Hocam iyi bir insan, o gittikten sonra garip bir insanın iktidara geldiği düşün. Al sana diktatörlük. Çok tehlikeli olur. Çok tehlikeli olur. Ondan sonra çık iç işin içinden çıkabilirsen.

CEYLAN ÖZBUDAK: Eğer çekinilen zaten paralel devlet derin devletse başkanlık sistemine daha da fazla oluyor.

ADNAN OKTAR: Değil mi? Tabii eğer derin devletten çekiniyorsa başkanlık sisteminde derin devletler daha güzel hareket edebilir. Daha rahat hareket edebiliyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP heyeti ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan yaptıkları görüşmede “çözüm sürecini yönetecek 16 kişilik bir izleme heyeti oluşturulması kararı aldı. Ayrıca HDP’nin İmralı’yla acilen görüşme talebi de kabul edildi. 16 kişinin 8’i HDP’den, diğer 8’i hükümet tarafından belirlenecek kişiler olacak.

ADNAN OKTAR: Türkiye’yi böldürtmeyiz, Abdullah Öcalan da çıkamaz. Onun dışında ne yapıyorlarsa yapsınlar. Biz oradan rahatsız olmayız.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP’li Altan Tan güvenlik birimleri için tek bakanlık projesini eleştirdi. Türkiye’de MİT’in kuruluş kanunu vardır, kime bağlı bellidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumu ortadadır, tartışmalıdır. Gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gerektiği söylenmektedir. Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün statüsü ortadadır. Peki, siz bütün bunları tek bir kişiye bağlamakla ne yapmak istiyorsunuz?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: Evet, hükümet zaten reddediyor canım “öyle bir şey yok” dedi. Daha ne desin? Belki birisi öyle bir fikir olarak ortaya atmış olabilir. Yok diyorsa yoktur ısrar etmenin âlemi yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cem Küçük bir hafta önce 2015’te paralel devletin medyadaki bağlantılarının üzerine gidileceğine dair Doğan Medyası’nı hedefleyen bir yazı yazmıştı. Bugün de Ahmet Hakan’ın Pensilvanya’nın elinde bulunan kendisiyle ilgili kasetler nedeniyle paralel yapı kuklası olduğunu iddia etmiş. Taha Akyol’un da kendi programında paralel örgüt propagandası yaptırdığını iddia etmiş yazısında. Aydın Doğan Medyası’nda paralel örgüt noktasındaki bu girift ilişkiler aydınlatılmalı” diyor.

ADNAN OKTAR: “Paralel örgüt var mı, yok mu?” daha belli değil daha netleşmesi lazım. Ama kim suç işlediyse devlet onun yakasına yapışsın. Hayali suç olmaz ama gerçekten olması lazım. İte kaka çeke sündüre suç olmaz. Somut açık delillere dayalı olması lazım, doyurucu delillere dayalı olması lazım o zaman olur.

Buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MHP Milletvekili Mehmet Günal “Türkiye topraklarında Kürdistan var mı? Yüce divana çıkacak yargılanacak olan Bakan’a soruyorum” deyince. Araya giren HDP’li Hasip Kaplan “evet var, bal gibi var. Güneşin var olduğu gibi” yanıtını verdi.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de Lazistan, Kürdistan, Türkistan diye bir bölüm yok. Bir bütün Türkiye var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Vatan Gazetesi yazarı Okay Gönen’se bugünkü yazısında şöyle diyor; Türkiye’nin barış süreci çok şeffaf şekilde kamuoyunun gözü önünde yürümüş. Bu sürece ayrı bir kuvvet kazandırmıştır. Saat konuşma merakları, şuursuz beyanlar, aşırı suçlamalar, barış sürecinin en büyük zehirlerinden biri olmuştur. Bunların üstesinden gelecek olan da toplumun tümünün barış iradesidir.”

ADNAN OKTAR: Barışa kimsenin bir şey dediği yok. Ama Türkiye’yi bölmeye kalkarlarsa bu olmaz, buna müsaade etmeyiz. Kafasında bölüyor olabilir, hayal görüyor olabilir rüya görmek serbest. Rüya görebilir, hayallenebilir bu da serbest ama fiiliyatta müsaade etmeyiz, bunu unutacaklar .

Evet, dinliyorum.

ADNAN OKTAR: Yalnız burada “Barış süreci çok şeffaf yürümüştür” diyor kimsenin aslında süreçle ilgili bir bilgisi yok.

ADNAN OKTAR: Benim anladığım herhalde kavga yapmayalım kafası anladığım kadarıyla. Tamam, onu yapıyorlarsa yapsınlar. Ama en ufak bir kıpırtıda dünya başlarına geçer söyleyeyim en ufak bir kıpırtıda bak çok dikkatlice izliyoruz. Bölünme olayını bir kere unutacaklar. Özerklik falan böyle bir şey yok. Hiç kimse hapishaneden bırakılmaz bunu da düşünecekler. Cinayet işleyecek adam, affedilecek sokakta gezecek, böyle bir konu olmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz Amerika da böyle bir projeyi bıraksın dediniz. Allah ona bela verir hiç beklemedekileri yerden diye söylediniz. Hatta çok detay vermiştiniz. Orada bir zenci ayaklanması olur. Ondan sonra tamamen huzur ortadan kalkar durduramazlar demiştiniz. Gerçekten de öyle oldu. Normalde çok uzun yıllardır 1960’tan beri hiç olmadığı şekilde şu anda sürekli zenci ayaklanmaları oluyor. İlk bu Ferguson’la başlamıştı hala ara ara olmaya devam ediyor ve bayağı huzursuz duruma geldiler şu anda.

ADNAN OKTAR: Tabii fakirlik bir yandan, ekonomik çöküntü bir yandan, siyasi iktidarsızlık bir yandan eski Amerika bitti. Ama tabii yeniden eski güzel günlerine dönmelerini istiyoruz.

CEYLAN ÖZBUDAK: İki gün arayla üst üste iki roketleri düştü.

ADNAN OKTAR: O da mucize Hindistan atıyor hiç şey olmuyor. Başka ülkeler atıyor hiçbir şey olmuyor. Bunlar atıyor infilak ediyor. Hiçbir neden de bulamıyorlar teknik olarak bir gerekçe bulamıyorlar bir şekilde infilak ediyor.

OKTAR BABUNA: Bir de kasırgalar, fırtınalar büyük çapta oluyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, bunları düşünmeleri lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek “Kılıçdaroğlu’na buradan çağrı yapıyorum  “Sayın Kılıçdaroğlu altı okta, cumhuriyetçilikte, milliyetçilikte, halkçılıkta, devletçilikte, laiklikte ve devrimcilikte birleşelim” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam birleşsin önünde ne engel var? Ama antikomünist olmakta, Allah’a dine inanmakta, mukeddesatçılıkta, maneviyatçılıkta, büyük Türkiyecilikte, İttihad-ı İslam’da, Türk İslam Birliği’nde bunlarda da birleşelim demen lazım. Bunu dersen tamam. Sırf altı okla kalmayacaksın. Atatürk’ün onun değeri altı okla bitmiyor. Atatürk Türk İslam Birliği’ni savunuyordu. İttihad-ı İslam’ı savunuyordu.  Cebinde Kuran taşıyordu sen de cebinde Kuran taşı.  İlahiyat fakülteleri açtırdı, imam hatipler açtırdı. Gece gündüz hafızları çağırtıp Kuran okutuyordu. Sen de bunları yap. Ve özellikle İttihad-ı İslam’ın üzerinde dur. Atatürk onu söylüyordu. O zaman tamam. O zaman sorun kalmaz. Atatürk’ün altı oku yoktu. 21 tane oku vardı. Bir tanesi İttihad-ı İslam’dı. Biri Türk İslam Birliğiydi. Biri antikomünist olmaktı. Sayarım da sayarım. Altı ok siyasi simge olarak söyledi onu. Onunla bitmiyor. Cebinde Kuran taşıyordu Atatürk.

KARTAL GÖKTAN: CHP’den kalabalık bir grup umreye gitmeye hazırlanıyor.

ADNAN OKTAR: CHP modern, kaliteli, Kuran İslamlığını savunan ruha sahip. Nereden öğrendiler? Atatürk’ten öğreniyorlar. Atatürk gibi dindar olacaklar ve Atatürk’ün aynısını olacak CHP’liler. O zaman iktidarın baş tacı olacaklar.

AYLİN KOCAMAN: En son 10 Kasım’da Atatürk için mevlid okuttular.

ADNAN OKTAR: Ucu bucağı gelmez onun devam edecek. İnşaAllah.  CHP iktidar oluncaya kadar desteğe devam. CHP dindarlıkla olacak iktidar. 

Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde bir melek onunla yanında olacak deniyor. Bu Hz. Mehdi (a.s) diye hitap edecek. İnsanlara bunu nasıl açıklarsınız inşaAllah?” Melek ona Hz. Mehdi (a.s) diye söylediğinde melek insanların kalbine o bilgiyi verecek. Ama insanlar vicdan sahibi olanlar, imanın nuruyla bakanlar Bediüzzaman’ın dediği gibi imanın nuruyla bakmak ne demektir biliyor musunuz? Vicdanın nuruyla bakmak. Vicdanın nuru nedir? Vahiydir. Allah insanların kalbine vahyeder. Her an vahyeder. Hakkı doğruyu vahyeder, münker yanlış olanı da uyarır. Ayette söylüyor Cenab-ı Allah diyor ki; “Biz size yanlış olanı vahyettik. Doğru olanı da vahyettik. Siz doğruya uyun” diyor. Allah Hz. Mehdi (a.s) ile insanların vahyedecek kalbine. Meleği vesilesiyle. İsteyen uyacak isteyen uymayacak. Yani vicdanının sesini dinleyecek.

CHP güzel insanların oluştuğu bir parti. Sayın Kılıçtaroğlu da seyittir. Çok efendi bir insan. Ama üstünde çok baskı var. Onun liderliği güçlendirilirse konu biter.

Bu arada bütün güzellik de Allah’a aittir onu söyleyelim. Bir varlığa biz güzel diyorsak Allah’ın tecellisine güzel diyoruz.  Müstakil bir şahıs, müstakil bir varlık yoktur.

AYLİN KOCAMAN: Siz söyledikten sonra Sayın Kılıçtaroğlu bayağı o konuda atılım yaptı Adnan Bey. En son bütün partilere gittiğiniz yerde mutlaka imamlarla görüşün diye tembih etti.

ADNAN OKTAR: Ne yapsın işte? En iyisini yapmaya çalışıyor. Ama anlamıyorlar.

OKTAR BABUNA: Aslında siz daha önce de söylemiştiniz Hocam Doğu Perinçek de nasıl iktidar olunacağını çok iyi biliyor. AK Parti iktidar olduğunda diyor ki; “AK Parti’nin iktidar olmasını sebebi köylerde bile Harun Yahya okunuyor” diyor “onun için iktidar oldular”  demişti inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Bir daha.

OKTAR BABUNA: Doğu Perinçek aslında nasıl iktidar olunması gerektiğini yani inançlı olarak Türk İslam Birliği’ni savunarak iktidar olması gerektiğini biliyor. Çünkü demişti “köylerde bile Harun Yahya okunuyor” yani o felsefi zeminde o fikri zeminde AK Parti’nin iktidar olduğunu söylemişti kendisi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

CHP karıştırıla karıştırıla gücü hep zayıflatıldı. Hep öyle hiziplere çekildi. Güçlü bir CHP merkezi sisteme bağlı bir CHP alır başını gider. Modern kaliteli insanlar. Bizim çocuklar gitmişti geçenlerde hanım kız kardeşlerimiz gitmişti CHP toplantısına. “Çok kaliteli insanlar” diyorlar “bayağı seçkin, klas insanlar” diyorlar. Dindarlıkları güzel, nezaketleri güzel, efendilikleri güzel. Atatürk’ün dindarlığının, Atatürk’ün karakterinin, Atatürk’ün uygulamasının aynısını yapacak CHP. Bunu yapsın söz bir Allah bir iktidar yapacağız.  Atatürk’e birebir benzesinler iktidar yapacağız. Ama Doğu Perinçek altı ok diyor. Atatürk altı oktan mı ibaret? Değil mi? Altı ok demiyor ki İttihad-ı İslam’dan bahsediyor Türk İslam Birliği’nden bahsediyor. Antikomünist olmaktan bahsediyor. Atatürk’ün bir sofra adabı var mükemmel. Bir kıyafet adabı var mükemmel. Nezaketi var, bir hitabeti var İran Devlet Başkanı’yla konuşması var. Acayip delikanlı Atatürk. Çok efendi, çok kibar. Hem İngiliz centilmenliği var hem Osmanlı efendiliği var. Hem İngiliz terbiyesi var, hem Osmanlı terbiyesi var. İkisinin karışımı mükemmel bir durum var. Çok kibar, üslup, nezaket. Birçok kişiyi de kendi çizgisine çekti.  O dönemde ortalık bayağı karışıktı. CHP’de Sayın Kılıçdaroğlu’nun etrafında  CHP kilitlensin, muhalif sesler artık bıraksınlar. Atatürk’ün aynısı olacak CHP, gürül gürül iktidar olur,  konu biter. Mesela bak Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu konuşuyor, millet “köprü yaptım, yol yaptım” dese hiç dinlemezler. Ne diyor? “Hacı Bektaşi Veli’nin huzuruna gittim, ondan destur aldım” diyor. Bu insanları eğitir, mükemmel, ne kadar güzel. Manevi destur.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Atatürk’ün videosu vardı, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım şimdi göreyim.  Şu kibarlığa bak, şu nezakete bak yani. Saçlar jilet gibi, kravatlar mükemmel. Daha hala bu elbisenin tipini tutturan adam yok, bu kıyafetlerin. Kumaşın en mükemmelinden seçmiş, hakiki İngiliz kumaşı. Sofranın mükemmelliği, üslubun mükemmelliği. CHP Atatürk’ü kendine örnek almada çok isabet etti. Çok çok isabet etti. CHP her zaman önemli nitelikte bir partidir. Yani muhalefette kaldığında da çok önemlidir. Çünkü aydınlanma, modernlik, bağnazlığa karşı olma CHP’nin temel özellikleridir. Modern İslam anlayışını, sahabe İslam anlayışını savunuyor şu an, mükemmel. Sonuna kadar destek.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın Dergahı’nın kedisinin küçüklük hali vardı, resmini gösterebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: İsmi Şazument.

ADNAN OKTAR: Şazument.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bu ne şekerlik böyle. Şeyhimiz yanında olunca böyle mutlu oluyor, kedi de olsa böyle mutlu oluyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız çok değerli bir insan, çok efendi, enaniyeti yok, kibri yok, hasedi yok, kıskançlığı yok. Kendini Allah’a teslim etmiş gerçek bir mürşit. Hem seyit, hem şeriftir. İmam Buhari’nin soyundan gelir. Asildir, soyludur, nezihtir, içlidir, güvenilirdir, Allah’a aşıktır, nezihtir, naiftir, mükemmel bir insandır. Aman gençler etrafında pervane olsun. Şeyhimiz’e çok titiz davransınlar, çok sevsinler. Saygıda, edepte, adapta hiç kimse kusur etmesin. Kalp ehlidir. Altın silsilenin devamı. Oradan Şeyh Nazım Hocamız,  Şeyh Nazım Hocamız’dan Şeyh Nazım Hocamız’ın şeyhine ondan ona, ondan ona, ondan ona, gidiyor, gidiyor, gidiyor Hz. Ebubekir (r.a)’e kadar dayanıyor. Hz. Ebubekir (r.a)’den Peygamberimiz (s.a.v.)’e altın silsile. Dünyanın en büyük tarikatıdır, Nakşibendi tarikatı, gelmiş geçmiş en büyük tarikat. Dolayısıyla ahir zamanda çok mühim görev icra ediyorlar. Tabii ki tarikatlar şu an Mehdiyet’e bağlandığı için, Hz. Mehdi (a.s)’a bağlandığı için gerçek anlamda tarikat yönü değil de, iman eğitimi yönünde faaliyet gösteriyorlar şu an. Yani ilmi bir faaliyete dönüşmüştür. Yoksa bütün şeyh efendiler ittifakla “Mehdi çıktı tarikatlar kalktı” diyorlar. Menzil şeyhi Muhammet Raşit Erol ne diyor? “Bizim görevimiz bitti” diyor. “Artık görev Mehdi (a.s)’de” diyor. Mahmut Hocamız’ın Hocası, değerli büyüğümüz ne diyor? “Tarikat devri bitti” diyor. Mahmut Hocamız’a icazet vermedi. Niye? Çünkü görev Mehdi (a.s)’de de onun Şeyh için. Nazım Hocam da aynı şeyi söyledi; “artık görev Mehdi(a.s)’de” diyordu. Hepsi ittifakla aynı şeyi söylüyor.

Deniliyor ki bu gün üzerimde daha da heybet var.

BEYZA BAYRAKTAR: Bir de Adnan Bey Atatürk’ün kıyafetlerinden bahsederken sizin kıyafetleriniz asıl kumaşları mükemmel. Atatürk de görse çok hoşuna giderdi.

ADNAN OKTAR: Biz Atatürk’ün zamanında olsaydık, ben Atatürk’ü acayip desteklerdim. Dolmabahçe’ye götürme öyle bir olay olmazdı bir kere.

BEYZA BAYRAKTAR: O da sizi Adnan Bey desteklerdi.

ADNAN OKTAR: Tabi ki, aydın olmak, ilerici olmak değil mi? Kaliteli olmak Atatürk’ün temel uhdelerindendi.

OKTAR BABUNA: O da Türk İslam Birliği’ni savunuyor.

ADNAN OKTAR: İttihat-ı İslam’ı savunuyor.

AYLİN KOCAMAN: Bağnazlığa karşısınız.

ADNAN OKTAR: Bağnazlığa karşı.

AYLİN KOCAMAN: Aslında onun idealindeki isim sizsiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Rahmetli ünlü bir yazar vardı. Atatürkçü. Bizim toplantımıza gelmişti. Ne demişti kelimesi kelimesine olması için bize göndersinler ben de bir okuyayım. Ünlü Atatürk’ün çok sevdiği bir yazar. Şimdi ismini söylemeyeceğim. Dedi ki “Atatürk’ün kastettiği gençlik sizsiniz” dedi. Daha da güzel şeyler söyledi de ben detaylara girmiyorum.

Şimdi bu günlük bu kadar yeter. Yarın devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü